Endokrin Sistem Farmakolojisi

222 questions

Question 101Question

5858 yaşında Tip 22 diyabetes mellitus tanılı hastanın HbA1cHbA1c düzeyi %7,8\%7,8 ve GFRGFR değeri 7575 ml/dak/1,73ml/dak/1,73 m2m^2 olarak saptanmıştır. Postprandiyal glisemi kontrolü amacıyla repaglinid kullanan hastanın, eş zamanlı saptanan ciddi hipertrigliseridemisi (>500>500 mg/dLmg/dL) için tedaviye gemfibrozil eklenmiştir. Bu değişikliği takip eden bir hafta içerisinde hastada soğuk terleme, çarpıntı ve konfüzyon şikayetleri gelişmiş; acil serviste kan glukozu 3838 mg/dLmg/dL olarak ölçülmüştür. Bu hastada gözlenen klinik tablonun gelişiminden sorumlu olan temel mekanizma aşağıdakilerden hangisidir?

Show answer & explanation

Answer: Gemfibrozil'in CYP2C8CYP2C8 izoenzimini inhibe ederek repaglinid metabolizmasını yavaşlatması ve plazma düzeyini artırması

Answer

Bu klinik tablonun nedeni, gemfibrozil'in CYP2C8CYP2C8 enzimini inhibe ederek repaglinid plazma düzeylerini belirgin şekilde artırmasıdır.
Gemfibrozil, repaglinid metabolizmasında kritik rol oynayan CYP2C8CYP2C8 izoenzimini inhibe eder. Bu durum repaglinid'in yıkımını engelleyerek plazma konsantrasyonunu normalin çok üzerine çıkarır ve şiddetli hipoglisemiye neden olur. Bu iki ilacın birlikte kullanımı kontrendikedir.

Step-by-Step Solution

1
Hastanın mevcut ilaçlarını ve semptomlarını değerlendir
Hasta repaglinid kullanırken gemfibrozil eklenmiş ve ardından ağır hipoglisemi gelişmiştir.
İki ilaç arasındaki potansiyel bir farmakokinetik etkileşimi saptamak gerekir.
2
Repaglinid'in metabolizma yolunu hatırla
Repaglinid esas olarak karaciğerde CYP2C8CYP2C8 (majör) ve CYP3A4CYP3A4 (minör) üzerinden metabolize edilir.
Metabolizmayı etkileyen ilaçların saptanması için bu bilgi kritiktir.
3
Gemfibrozil'in enzimler üzerindeki etkisini analiz et
Gemfibrozil ve glukuronid metaboliti, CYP2C8CYP2C8 enziminin en güçlü inhibitörlerinden biridir.
İnhibisyon sonucunda substrat ilacın (repaglinid) AUCAUC değeri ve yarı ömrü artar.
4
Klinik sonucu doğrula
Repaglinid düzeyindeki aşırı artış, hastada derin ve uzamış hipoglisemiye yol açar.
Gözlenen semptomlar (konfüzyon, düşük glukoz) bu mekanizma ile tam uyumludur.

Key Concept

İlaç-ilaç etkileşimlerinde enzim inhibisyonu (Gemfibrozil - Repaglinid etkileşimi)
Question 102Question

31 haftalık gebe, düzenli uterus kontraksiyonları ve servikal değişiklikler nedeniyle preterm eylem tanısıyla hastaneye yatırılmıştır. Tokolitik tedavi amacıyla seçilen ilacın, uterus düz kasındaki oksitosin reseptörlerine ek olarak vazopressin V1aV_{1a} reseptörlerini de yarışmalı (kompetitif) olarak bloke ettiği bilinmektedir. Bu özelliklere sahip tokolitik ilaç aşağıdakilerden hangisidir?

Show answer & explanation

Answer: Atosiban

Answer

Atosiban, uterus düz kasında bulunan oksitosin ve vazopressin V1aV_{1a} reseptörlerini kompetitif olarak bloke eden bir peptid analoğudur.
Atosiban, bir oksitosin analoğudur ve uterus düz kas hücrelerindeki oksitosin reseptörlerini kompetitif olarak inhibe eder. Bu blokaj, Gq proteini aracılı intrasellüler kalsiyum artışını ve kontraksiyonları durdurur. Ayrıca vazopressin V1aV_{1a} reseptörlerini de bloke etme özelliğine sahiptir.

Step-by-Step Solution

1
Hastanın klinik tablosunu ve soruda verilen spesifik mekanizmayı tanımlayın.
Hasta preterm eylemde ve tedavi için hem oksitosin hem de vazopressin V1aV_{1a} reseptörlerini bloke eden bir ilaç aranıyor.
Tokolitik ilaçların her birinin farklı bir birincil etki mekanizması vardır.
2
Seçeneklerdeki ilaçların reseptör etkileşimlerini karşılaştırın.
Atosiban oksitosin/vazopressin antagonisti, ritodrin β2\beta_2 agonisti, nifedipin kalsiyum kanal blokörü, indometazin ise COX inhibitörüdür.
Atosiban, yapısal olarak oksitosine benzeyen ve her iki reseptör tipini de yarışmalı olarak engelleyen tek ajandır.

Key Concept

Atosibanın oksitosin ve vazopressin V1aV_{1a} reseptörleri üzerindeki kompetitif antagonist etkisi.
Estimated Time:1m 0s
Question 103Question

Cerrahi tedaviye yanıt vermeyen veya cerrahi adayı olmayan Cushing hastalığı tanılı bir hastada medikal tedavi planlanmaktadır. Kortikotrop hipofiz adenomlarında, klasik somatostatin analoglarının (oktreotid, lanreotid) birincil hedefi olan sst2 reseptörlerinin ekspresyonu düşükken, sst5 reseptörlerinin ekspresyonu yüksektir. Bu nedenle, sst5 reseptörüne yüksek afinitesi olması sayesinde ACTH sekresyonunu baskılayan ve en önemli yan etkisi insülin ve inkretin sekresyonunu inhibe etmesine bağlı gelişen hiperglisemi olan ilaç aşağıdakilerden hangisidir?

Show answer & explanation

Answer: Pasireotid

Answer

Sst5 reseptörüne yüksek afinitesi olan ve hiperglisemi yapan ilaç Pasireotid'dir.
Soruda tarif edilen ilaç Pasireotid'dir. Pasireotid, klasik somatostatin analoglarından (Oktreotid, Lanreotid) farklı olarak somatostatin reseptör alt tipi 5'e (sst5) 40 kat daha yüksek afinite gösterir. Kortikotrop adenomlar (Cushing hastalığı) sst2'den ziyade sst5 eksprese ettikleri için, Oktreotid bu hastalarda genellikle etkisizdir ancak Pasireotid etkilidir. Sst5 aktivasyonu insülin ve GLP-1 salgısını güçlü şekilde inhibe ettiğinden, Pasireotid kullanan hastalarda en sık görülen ve tedavi gerektiren yan etki hiperglisemidir.

Step-by-Step Solution

1
Vaka analizini yap
Hasta Cushing hastalığına (ACTH salgılayan adenom) sahip ve medikal tedavi gerekiyor.
Soruda verilen klinik tablo ve endikasyonun belirlenmesi.
2
Reseptör profilini değerlendir
İlacın sst5 reseptörüne yüksek afinitesi olduğu belirtilmiş. Klasik analoglar (Oktreotid) sst2'ye bağlanır.
İlaç mekanizmasının ayrıştırılması.
3
Yan etki profilini eşleştir
Belirgin yan etki olarak 'hiperglisemi' tanımlanmış. Pasireotid, insülin sekresyonunu baskılayarak %70'e varan oranda hiperglisemi yapar.
Doğru ilacın yan etki profiliyle teyit edilmesi.

Key Concept

Pasireotid'in sst5 reseptör afinitesi ve Cushing hastalığındaki kullanımı

Hints

1
Cushing hastalığı (ACTH fazlalığı) tedavisinde kullanılan yeni nesil bir ajanı düşünün.
2
Klasik analoglar sst2'ye bağlanırken, bu ilaç sst5'e bağlanır ve diyabet benzeri yan etki yapar.
3
İsmi '-reotid' ile biter ancak Oktreotid değildir.
Estimated Time:1m 30s
Question 104Question

Postpartum kanama profilaksisi ve tedavisinde kullanılan uterotonik ilaçların etki mekanizmaları ve sistemik yan etki profilleri ile ilgili aşağıdaki ifadelerden hangisi yanlıştır?

Show answer & explanation

Answer: Uterotonik etkili prostaglandinler (PGF2αPGF_{2\alpha}) ve oksitosin; etkilerini GsG_s proteinine kenetli reseptörler üzerinden cAMPcAMP artışı ve buna bağlı miyozin hafif zincir kinaz (MLCK) aktivasyonu ile gerçekleştirir.

Answer

Uterotonik etkili prostaglandinler (PGF2αPGF_{2\alpha}) ve oksitosinin GsG_s yoluyla cAMPcAMP artışı üzerinden kasılma yaptığı ifadesi yanlıştır.
Uterotonik ajanlar olan oksitosin ve PGF2αPGF_{2\alpha} (Karboprost), etkilerini GqG_q proteinine kenetli reseptörler üzerinden IP3IP_3 ve kalsiyum artışı sağlayarak gösterirler. Hücre içi cAMPcAMP düzeyinin artması (PKA aktivasyonu üzerinden MLCK inhibisyonu yaparak) uterusun kasılmasına değil, aksine gevşemesine (tokoliz) yol açar. Bu nedenle Gs/cAMPG_s/cAMP yolu uterotoniklerin değil, ritodrin ve terbutalin gibi tokolitiklerin yoludur.

Step-by-Step Solution

1
Uterotonik ve tokolitik sinyal yolaklarını ayırt et.
Uterotonikler (oksitosin, PGF2αPGF_{2\alpha}, α1\alpha_1 agonistleri) GqG_q proteinine kenetli reseptörler üzerinden PLCPLC aktivasyonu ve kalsiyum artışı sağlar.
Kasılma için kalsiyum-kalmodulin kompleksi ve miyozin hafif zincir kinaz (MLCK) aktivasyonu gereklidir.
2
GsG_s ve cAMPcAMP yolunun uterus üzerindeki etkisini değerlendir.
GsG_s aktivasyonu cAMPcAMP artışına, o da Protein Kinaz A (PKA) aktivasyonuna yol açar. PKA, MLCK'yı fosforilleyerek *inhibe* eder.
Bu mekanizma uterusun gevşemesine (tokoliz) neden olur; β2\beta_2 agonistlerinin (Ritodrin) temel etki mekanizmasıdır.
3
Prostaglandin reseptör alt tiplerini analiz et.
PGF2αPGF_{2\alpha} (FPFP reseptörü) ve PGE2PGE_2 (EP1EP_1 ve EP3EP_3 reseptörleri) kasılma yönünde etki ederken; PGE2PGE_2 (EP2EP_2 ve EP4EP_4 reseptörleri) GsG_s üzerinden gevşeme yapabilir.
Uterotonik amaçlı kullanılanların birincil etkisi kalsiyum mobilizasyonudur, cAMPcAMP artışı değildir.

Key Concept

Uterus düz kasında kasılma Gq/IP3/Ca2+G_q/IP_3/Ca^{2+} yoluyla, gevşeme ise Gs/cAMP/PKAG_s/cAMP/PKA yoluyla (MLCK inhibisyonu) gerçekleşir.
Estimated Time:2m 30s
Question 105Question

Polikistik over sendromu (PKOS) tanılı ve çocuk istemi olan bir kadın hastada, ovülasyonu uyarmak amacıyla selektif östrojen reseptör modülatörü (SERM) olan klomifen sitrat tedavisi planlanmaktadır.

Klomifenin etki mekanizması ve vücuttaki hormonal yansımaları göz önüne alındığında, bu hastada tedavinin bir sonucu olarak aşağıdakilerden hangisinin gerçekleşmesi beklenir?

Show answer & explanation

Answer: Hipotalamustaki östrojen reseptörlerinin blokajı sonucu pulsatil GnRH salınımının artması

Answer

Klomifen tedavisi sonucunda hipotalamustaki östrojen reseptörlerinin blokajına bağlı olarak pulsatil GnRH salınımının artması beklenir.
Klomifen sitratın temel etkisi, hipotalamik östrojen reseptörlerine bağlanarak onları bloke etmektir. Bu blokaj, östrojenin normalde uyguladığı baskılayıcı (negatif feedback) etkiyi ortadan kaldırır. Sonuç olarak hipotalamus daha fazla GnRH salgılar, bu da hipofizden FSH ve LH çıkışını artırarak overlerde foliküler büyümeyi ve ovülasyonu başlatır.

Step-by-Step Solution

1
Klomifenin etki bölgesini belirleme
Klomifen sitrat temel olarak hipotalamus ve hipofizdeki östrojen reseptörlerini (ER) hedef alır.
Ovülasyon indüksiyonu için feedback mekanizmasının modüle edilmesi gerekir.
2
Reseptör üzerindeki etkinin niteliğini analiz etme
Hipotalamustaki östrojen reseptörlerini bloke ederek östrojenin negatif feedback (geri bildirim) etkisini ortadan kaldırır.
Beyin, sistemik östrojen düzeylerini olduğundan düşük algılar (fonksiyonel hipoöstrojenizm).
3
Hormonal yanıtı değerlendirme
Negatif feedback'in kalkmasıyla GnRH pulsatilitesi artar, bu da hipofizden FSH ve LH salınımını tetikler.
Artan FSH, overlerde folikül gelişimini ve sonuç olarak ovülasyonu sağlar.

Key Concept

Klomifen sitrat, bir SERM olup hipotalamusta östrojen reseptör antagonisti gibi davranarak negatif feedback'i bloke eder ve gonadotropin (FSH/LH) salınımını artırarak ovülasyonu indükler.
Estimated Time:50s
Question 106Question

Tip 2 diyabetes mellitus tanısıyla metformin ve akarboz kullanan 5555 yaşındaki bir hastanın yapılan kontrolünde HbA1cHbA1c düzeyi %8,2\%8,2 saptanması üzerine tedaviye bir sülfonilüre türevi olan glimepirid eklenmiştir. Tedavinin ilk haftasında hastada terleme, titreme ve konfüzyonla seyreden ağır bir hipoglisemi tablosu gelişmiştir. Hastaya yakınları tarafından ağız yoluyla yoğun şekerli su (sakkaroz/çay şekeri) verilmesine rağmen klinik tablosunda bir düzelme saptanmamıştır. Bu hastada oral yolla verilen sakkarozun kan glukoz düzeyini yükseltmede yetersiz kalmasının temel nedeni aşağıdakilerden hangisidir?

Show answer & explanation

Answer: Akarbozun alfa-glukozidaz enzimini inhibe ederek disakkaritlerin monosakkaritlere parçalanmasını engellemesi

Answer

Akarbozun alfa-glukozidaz enzimini inhibe ederek sakkarozun emilimi için gerekli olan monosakkaritlere parçalanmasını engellemesi
Akarboz, bağırsaktaki alfa-glukozidaz enzimini inhibe ederek sakkarozun (disakkarit) glukoz ve fruktoza (monosakkaritler) parçalanmasını engeller. Bağırsaktan sadece monosakkaritler emilebildiği için, parçalanamayan sakkaroz emilemez ve kan şekerini yükseltemez.

Step-by-Step Solution

1
Kullanılan ilaçların ve gelişen klinik tablonun analizi
Akarboz ve Metformin kullanan hastaya glimepirid (sülfonilüre) eklenmesi hipoglisemiye yol açmıştır.
Sülfonilüreler insülin salgılatıcı oldukları için diğer antidiyabetiklerle kombine edildiklerinde hipoglisemi riski taşırlar.
2
Akarbozun etki mekanizmasının hatırlanması
Akarboz, ince bağırsakta disakkaritlerin (sakkaroz, maltoz vb.) monosakkaritlere (glukoz, fruktoz vb.) dönüşümünü sağlayan alfa-glukozidaz enzimini inhibe eder.
İnce bağırsaktan sadece monosakkaritler emilebilir; disakkaritlerin emilmesi için parçalanmaları şarttır.
3
Hipoglisemi tedavisi ile ilaç etkileşiminin ilişkilendirilmesi
Oral yolla verilen sakkaroz (çay şekeri), akarbozun etkisiyle glukoza parçalanamaz ve emilemez.
Akarboz kullanan bir hastada hipoglisemi gelişirse, tedavi için doğrudan glukoz (dekstroz) gibi bir monosakkarit verilmelidir.

Key Concept

Alfa-glukozidaz inhibitörleri (akarboz, miglitol) kullanan hastalarda gelişen hipogliseminin tedavisinde sakkaroz (çay şekeri) etkisizdir; mutlaka doğrudan glukoz verilmelidir.

Practice More

Sülfonilürelerin (özellikle klorpropamid) disülfiram benzeri reaksiyon yapma özelliğini ve SGLT-2 inhibitörlerinin öglisemik ketoasidoz riskini gözden geçirebilirsiniz.
Estimated Time:1m 30s
Question 107Question

Glukokortikoidlerin uzun süreli kullanımına bağlı olarak gelişen osteoporozun patogenezinde rol oynayan temel moleküler mekanizma aşağıdakilerden hangisidir?

Show answer & explanation

Answer: RANK-ligand (RANKL) ekspresyonunu artırarak osteoklastogenezi uyarmaları

Answer

Glukokortikoidler, kemik dokusunda RANK-ligand (RANKL) ekspresyonunu artırıp osteoprotegerin (OPG) düzeylerini azaltarak osteoklastların aktivasyonunu sağlar ve kemik yıkımına yol açar.
Glukokortikoidler, osteoblastlar ve osteositlerden RANK-ligand (RANKL) ekspresyonunu artırırlar. RANKL, osteoklast öncülleri üzerindeki RANK reseptörlerine bağlanarak osteoklastların olgunlaşmasını ve aktivasyonunu uyarır. Aynı zamanda RANKL'ın etkisini nötralize eden 'tuzak reseptör' osteoprotegerin (OPG) sentezini de baskılayarak kemik rezorpsiyonunu (yıkımını) net bir şekilde artırırlar.

Step-by-Step Solution

1
Glukokortikoidlerin kemik hücreleri (osteoblast ve osteoklast) üzerindeki etkilerini analiz etmek.
İlaçların osteoblast fonksiyonlarını baskıladığı ve osteoklast aktivitesini dolaylı yoldan artırdığı belirlendi.
Osteoporozun hücresel düzeydeki temelini anlamak için bu ayrım gereklidir.
2
Kemik yıkımını kontrol eden RANKL/OPG sinyal yolunu değerlendirmek.
Glukokortikoidlerin RANKL sentezini artırırken, koruyucu bir tuzak reseptör olan OPG'yi azalttığı saptandı.
Osteoklastogenezin temel moleküler tetikleyicisi bu dengenin RANKL lehine bozulmasıdır.
3
Kalsiyum homeostazı üzerindeki sistemik etkileri gözden geçirmek.
Bağırsak emiliminin azalması ve renal atılımın artmasıyla sekonder hiperparatiroidizmin geliştiği anlaşıldı.
Hücresel etkilerin yanı sıra hormonal dengenin nasıl bozulduğunu açıklamak sonucu kesinleştirir.

Key Concept

Glukokortikoid kaynaklı osteoporozda RANK-ligand (RANKL) artışı ve Osteoprotegerin (OPG) azalması temel mekanizmadır.
Estimated Time:50s
Question 108Question

Osteoporoz tedavisi amacıyla oral alendronat reçete edilen bir hastada, ilacın özofageal irritasyon ve ülserasyon riskini en aza indirmek ve biyoyararlanımı korumak için önerilen en uygun uygulama şekli aşağıdakilerden hangisidir?

Show answer & explanation

Answer: Sabah aç karnına, tam bir bardak su ile dik pozisyonda alınmalı ve sonrasında en az 3030 dakika yatılmamalıdır.

Answer

İlaç sabah aç karnına, tam bir bardak su ile dik pozisyonda alınmalı ve sonrasında en az 30 dakika boyunca yatılmamalıdır.
Bisfosfonatlar özofagus mukozası için son derece irritandır. İlacın bir bardak suyla alınması, yer çekiminden faydalanmak için dik pozisyonda durulması ve 30 dakika boyunca yatılmaması, ilacın özofagusta takılıp irritasyona veya ülsere yol açmasını önler. Ayrıca biyoyararlanımı korumak için aç karnına alınması zorunludur.

Step-by-Step Solution

1
İlacın (bisfosfonat) mukoza üzerindeki etkisini değerlendir.
Alendronat gibi bisfosfonatların kimyasal yapısı gereği mide ve özofagus mukozası için doğrudan irritan (tahriş edici) olduğu saptanır.
Özofajiti önlemek için ilacın özofagusta takılmadan hızlıca mideye geçmesi gerekir.
2
İlacın farmakokinetik özelliklerini (emilim) analiz et.
Oral bisfosfonatların biyoyararlanımı oldukça düşüktür (%1\%1’den az) ve gıdalarla (özellikle kalsiyum içeren süt ürünleri) alındığında emilim tamamen bozulur.
Maksimum terapötik etki için ilacın boş bir mideye girmesi şarttır.
3
Klinik uygulama protokolünü belirle.
Yer çekiminden yararlanmak için dik durulması, temizleme için bol su içilmesi ve emilim için aç kalınması gerektiği sonucuna varılır.
Bu önlemler hem toksisiteyi azaltır hem de etkinliği artırır.

Key Concept

Bisfosfonatların (Alendronat) Özofageal Yan Etkileri ve Oral Uygulama Kuralları

Practice More

İntravenöz bisfosfonatların (örneğin zoledronik asit) bu gastrointestinal yan etkileri bypass ettiğini ancak grip benzeri reaksiyonlara neden olabileceğini hatırlayın.
Estimated Time:45s
Question 109Question

Osteoporoz tedavisinde kullanılan; paratiroid hormon reseptör tip 1'in (PTH1RPTH1R) aktif/sinyal ileten 'RG' konformasyonuna, dinlenim halindeki 'R0' konformasyonuna kıyasla çok daha selektif bağlanan ve bu sayede teriparatide göre daha kısa süreli bir cAMPcAMP cevabı oluşturarak kemik yapımını (anabolik etki) kemik yıkımından (rezorpsiyon) daha belirgin şekilde ayıran PTHrPPTHrP analoğu ilaç aşağıdakilerden hangisidir?

Show answer & explanation

Answer: Abaloparatid

Answer

Abaloparatid, PTH1RPTH1R reseptörünün aktif (RG) konformasyonuna daha selektif bağlanarak anabolik etkiyi ön plana çıkaran PTHrPPTHrP analoğudur.
Abaloparatid, bir PTHrP(134)PTHrP(1-34) analoğu olup, PTH1RPTH1R reseptörünün sinyal ileten 'RG' konformasyonuna çok yüksek afiniteyle bağlanır. Bu özellik, hücre içinde geçici ve kısa süreli bir cAMPcAMP artışına yol açarak kemik yapımını (anabolik) yıkıma (rezorpsiyon) göre daha güçlü bir şekilde uyarır ve klinik olarak daha düşük hiperkalsemi riski ile daha yüksek kemik mineral yoğunluğu artışı sağlar.

Step-by-Step Solution

1
İlacın sınıfını ve hedefini belirle.
İlaç bir PTHrPPTHrP analoğudur ve PTH1RPTH1R reseptörünü hedefler.
Soruda verilen mekanizma paratiroid hormon yolaklarıyla ilişkilidir.
2
Reseptör konformasyon selektivitesini analiz et.
RG konformasyonu sinyal iletiminden sorumludur; R0 ise daha stabil formdur. Abaloparatid RG'ye selektiftir.
RG selektivitesi, hücre içi cAMPcAMP sinyalinin daha kısa süreli (pulsatil) olmasını sağlar.
3
Farmakodinamik sonucu yorumla.
Kısa süreli sinyal, osteoblastik aktiviteyi (yapım) uyarırken, osteoklastik aktiviteyi (yıkım) tetikleyen mediyatörlerin (RANKL gibi) salınımını minimize eder.
Bu durum 'genişlemiş anabolik pencere' olarak adlandırılır ve kemik kütlesini teriparatide göre daha etkili artırabilir.

Key Concept

PTH reseptör konformasyonel selektivitesi ve anabolik pencere kavramı.

Practice More

Teriparatid ve Abaloparatid'in osteosarkom riski nedeniyle kullanım süresi kısıtlamalarını gözden geçirin.
Estimated Time:1m 40s
Question 110Question

Metastatik kastrasyona dirençli prostat kanseri tanısı alan bir hastanın tedavisine, hem testis hem de adrenal bezlerde androjen sentezini katalize eden CYP17 (17α17\alpha-hidroksilaz/C17,20-liyaz) enzimini selektif ve irreversibl olarak inhibe eden bir ilaç eklenmiştir. Bu ilacın kullanımı sırasında, ACTH artışına bağlı mineralokortikoid fazlalığını (hipertansiyon, hipokalemi) önlemek amacıyla tedaviye düşük doz prednizon da eklenmiştir.

Etki mekanizması ve klinik özellikleri tanımlanan bu ilaç aşağıdakilerden hangisidir?

Show answer & explanation

Answer: Abirateron

Answer

Abirateron
Söz konusu ilaç Abirateron'dur. Abirateron, pregnenolon ve progesteronun 17-OH türevlerine dönüşümünü sağlayan CYP17 (17α17\alpha-hidroksilaz ve C17,20-liyaz) enzim kompleksini selektif ve irreversibl olarak inhibe eder. Bu inhibisyon testis, böbrek üstü bezi ve prostat tümör dokusunda androjen sentezini durdurur. Ancak kortizol sentezi de baskılandığı için ACTH refleks olarak artar ve biriken öncül maddeler mineralokortikoid (aldosteron) yoluna sapar. Bu da hipertansiyon, hipokalemi ve sıvı retansiyonuna yol açar. Bu tabloyu önlemek için tedaviye düşük doz prednizon eklenir.

Step-by-Step Solution

1
İlaç mekanizmasını analiz et
İlaç, CYP17 (17α17\alpha-hidroksilaz/C17,20-liyaz) enzimini inhibe ederek androjen sentezini durdurmaktadır.
Soruda verilen 'testis ve adrenal bezlerde androjen sentezini katalize eden enzimi inhibe etme' bilgisi sentez inhibitörlerine işaret eder.
2
Yan etki ve önlem ilişkisini değerlendir
Mineralokortikoid fazlalığını önlemek için prednizon ile kombine edilmesi gereken ilaç Abirateron'dur.
CYP17 inhibisyonu kortizol sentezini azaltır; bu durum ACTH'yı artırarak mineralokortikoid yolunu (aldosteron sentezini) aşırı uyarır. Bunu kırmak için dışarıdan steroid verilir.
3
Seçenekleri ele
Enzalutamid ve Bikalutamid reseptör antagonistidir; Finasterid farklı bir enzimi (5-alfa redüktaz) tutar. Ketokonazol non-selektiftir.
Tanıma en uygun spesifik ajan Abirateron'dur.

Key Concept

Prostat kanseri tedavisinde androjen sentez inhibitörleri ve CYP17 inhibisyonunun fizyolojik sonuçları.
Question 111Question

Otuz sekiz yaşında erkek hasta, ellerinde ve ayaklarında büyüme, alt çenede belirginleşme ve görme bozukluğu şikayetleriyle başvuruyor. Yapılan tetkikler sonucunda akromegali tanısı konuluyor. Cerrahi müdahale ve somatostatin analog tedavisine rağmen serum IGF1IGF-1 düzeyleri yüksek seyretmeye devam eden bu hastada, büyüme hormonu (GHGH) reseptör antagonisti olarak etki gösteren ilaç aşağıdakilerden hangisidir?

Show answer & explanation

Answer: Pegvisomant

Answer

Akromegali tedavisinde kullanılan ve büyüme hormonu reseptör antagonisti olarak etki gösteren ilaç Pegvisomant'tır.
Pegvisomant, genetik olarak modifiye edilmiş bir büyüme hormonu türevidir. Büyüme hormonu reseptörlerine bağlanır ancak reseptörlerin birbirine yaklaşmasını (dimerizasyonunu) engeller. Bu durum, hücre içi sinyal yolağının (JAK/STATJAK/STAT) aktivasyonunu durdurur ve sonuç olarak karaciğerden IGF1IGF-1 salınımını azaltır. Diğer tedavilere dirençli akromegali vakalarında oldukça etkilidir.

Step-by-Step Solution

1
Klinik tabloyu değerlendir
Hasta akromegali (ellerde büyüme, çene belirginleşmesi, yüksek IGF1IGF-1) hastasıdır.
Tedavi seçeneğini belirlemek için önce patofizyolojinin ve mevcut tedavilere direncin anlaşılması gerekir.
2
İstenen mekanizmayı tanımla
Somatostatin analoglarına dirençli vakada kullanılan 'GHGH reseptör antagonisti' aranmaktadır.
Soruda spesifik olarak reseptör antagonizması mekanizması sorulmuştur.
3
İlaçları karşılaştır
Pegvisomant, mutasyona uğramış bir GHGH analoğudur ve reseptör dimerizasyonunu engelleyerek antagonist etki gösterir.
Diğer seçenekler ya somatostatin analoğu (agonist) ya da farklı bir hormon yolağının (dopamin, GnRHGnRH) elemanıdır.

Key Concept

Pegvisomant, büyüme hormonu (GHGH) reseptör antagonisti olup, reseptörün dimerizasyonunu engelleyerek IGF1IGF-1 sentezini baskılar.

Practice More

Pegvisomant kullanımı sırasında karaciğer fonksiyon testlerinin (LFTLFT) takibi gerektiğini ve ilacın hipofiz tümör boyutunda küçülme sağlamadığını (hatta bazen negatif geri bildirim kaybı nedeniyle büyüme olabileceğini) unutmayın.
Estimated Time:1m 15s
Question 112Question

Kronik atriyal fibrilasyon nedeniyle uzun süredir amiodaron kullanmakta olan 65 yaşındaki erkek hasta; çarpıntı, kilo kaybı ve aşırı sinirlilik şikayetleriyle başvuruyor. Laboratuvar incelemesinde serum serbest T4T_4 ve T3T_3 düzeyleri yüksek, TSHTSH ise baskılı bulunuyor. Tiroid Doppler ultrasonografisinde gland vaskülaritesinin belirgin derecede azaldığı, radyoaktif iyot tutulumunun (RAIURAIU) %1'in altında olduğu ve serum interlökin-6 (IL6IL-6) düzeyinin normalin çok üzerinde olduğu saptanıyor. Bu hastada gelişen tablonun patogenezi ve en uygun farmakolojik tedavi yaklaşımı aşağıdakilerden hangisidir?

Show answer & explanation

Answer: Doğrudan ilaca bağlı foliküler destrüksiyon ve sızıntı; tedavide prednizolon gibi glukokortikoidler

Answer

Tip 2 Amiodarona bağlı tirotoksikoz, doğrudan toksik etkiyle oluşan bir destrüktif tiroidit tablosudur; Doppler ultrasonografide vaskülarite azalmış bulunur ve tedavide glukokortikoidler tercih edilir.
Tip 2 Amiodarona Bağlı Tirotoksikoz (AIT), ilacın tiroid folikülleri üzerindeki doğrudan sitotoksik etkisine bağlı olarak gelişen destrüktif bir süreçtir. Bu tabloda tiroid Doppler ultrasonografisinde vaskülaritenin izlenmemesi ve inflamatuar bir belirteç olan IL-6 düzeyinin çok yüksek olması karakteristiktir. Tedavide amaç yeni sentezi engellemek değil, mevcut inflamasyonu ve yıkımı durdurmaktır; bu nedenle glukokortikoidler (prednizolon) ilk seçenektir.

Step-by-Step Solution

1
Klinik bulguların (amiodaron kullanımı, tirotoksikoz) değerlendirilmesi
Hastada Amiodarona Bağlı Tirotoksikoz (AIT) ön tanısı konur.
Amiodaron %37 oranında iyot içerir ve hem iyot yükü hem de doğrudan toksisite ile tiroid disfonksiyonuna yol açabilir.
2
Doppler ultrasonografi ve IL-6 düzeylerinin analizi
Azalmış vaskülarite ve yüksek IL-6, sürecin sentez artışı değil 'destrüksiyon' (Tip 2) olduğunu kanıtlar.
Tip 1 AIT'de vaskülarite artarken, Tip 2 AIT'de inflamasyon ve doku yıkımı nedeniyle vaskülarite azalır/kaybolur.
3
Patogeneze yönelik farmakolojik ajanın seçilmesi
İnflamatuar yıkımı durdurmak için glukokortikoid (prednizolon) tedavisine başlanır.
Thionamidler (Metimazol/PTU) sadece aktif hormon sentezi olan durumlarda etkilidir, yıkım kaynaklı sızıntıda etkisizdir.

Key Concept

Amiodarona Bağlı Tirotoksikoz (AIT) Tiplerinin Diferansiyel Tanısı
Estimated Time:2m 0s
Question 113Question

Yetmiş iki yaşındaki postmenopozal kadın hasta, aniden başlayan şiddetli sırt ağrısı şikayetiyle başvuruyor. Çekilen grafilerde yeni gelişmiş akut torakal vertebral kompresyon fraktürü saptanıyor.

Hem osteoklastik aktiviteyi doğrudan inhibe etmek hem de sahip olduğu spesifik santral mekanizmalar sayesinde akut kırık ağrısını belirgin şekilde hafifletmek amacıyla bu hastada öncelikle tercih edilebilecek kemik mineral homeostazına etkili ajan aşağıdakilerden hangisidir?

Show answer & explanation

Answer: Kalsitonin

Answer

Doğru ajan Kalsitonin'dir.
Kalsitonin, tiroid bezinin parafoliküler C hücrelerinden salgılanan bir peptit hormondur. Farmakolojik preparat olarak daha potent olan somon kalsitonini sıklıkla nazal sprey formunda kullanılır. Osteoklastik kemik rezorpsiyonunu inhibe etmesinin yanı sıra, diğer osteoporoz ilaçlarından farklı olarak santral sinir sisteminde endorfin salınımını artırmak suretiyle spesifik ve güçlü bir analjezik etkiye sahiptir. Bu nedenle osteoporoza bağlı akut vertebral kompresyon kırıklarının hem kemik koruyucu tedavisinde hem de semptomatik ağrı yönetiminde klinik olarak çok değerli bir ajandır.

Step-by-Step Solution

1
Hastanın klinik tablosunu analiz etme
Hasta osteoporotik vertebral kompresyon kırığı geçirmiş ve şiddetli akut ağrısı var.
Osteoporoz tedavisinde kullanılacak ilacın aynı zamanda semptomatik (analjezik) fayda sağlaması istenmektedir.
2
Seçeneklerdeki ilaçların ek farmakolojik özelliklerini değerlendirme
Alendronat, Raloksifen, Denosumab ve Zoledronik asit antirezoptif ilaçlardır ancak doğrudan ağrı kesici özellikleri yoktur.
Kemik yıkımını durdurmak kırık iyileşmesine uzun vadede yardımcı olsa da, akut ağrıyı hemen dindirmez.
3
Kalsitonin'in spesifik etkisini belirleme
Kalsitonin, antirezoptif etkisine ek olarak, santral sinir sisteminde beta-endorfin seviyelerini artırarak güçlü bir analjezik etki gösterir.
Bu farmakolojik özelliği onu akut vertebral kırık ağrılarında diğer ajanlardan ayırır ve öncelikli tercih sebebi yapar.

Key Concept

Kalsitonin'in osteoporotik akut kompresyon fraktürlerindeki spesifik analjezik etkisi

Hints

1
Soruda, antirezoptif (kemik yıkımını önleyici) etkisinin yanında spesifik olarak 'ağrı kesici' (analjezik) özelliği olan tek osteoporoz ilacı sorulmaktadır.
2
Bu ajan bir peptit hormondur ve klinikte sıklıkla somon balığından elde edilen formu nazal sprey olarak reçete edilir.

Practice More

Bisfosfonatların yan etkileri (çene osteonekrozu, atipik femur kırığı, özofajit) ile teriparatidin etki mekanizmasını (anabolik etki) gözden geçiriniz.
Estimated Time:1m 0s
Question 114Question

Östrojenler, progestinler ve bu sistem üzerinde etkili modülatörlerin farmakolojik özellikleri ile ilgili aşağıdaki ifadelerden hangisi yanlıştır?

Show answer & explanation

Answer: Drospirenon; dördüncü kuşak bir progestin olup, yapısal olarak spironolaktona benzediği için mineralokortikoid reseptörleri üzerinde agonist etki gösterir.

Answer

Dördüncü kuşak bir progestin olan drospirenon, mineralokortikoid reseptörleri üzerinde agonist değil, antagonist etki gösterir.
Drospirenon, yapısal olarak bir diüretik olan spironolaktonun türevidir. Bu nedenle mineralokortikoid reseptörleri üzerinde antagonist etki gösterir. Bu özellik, kombine oral kontraseptiflerde östrojenin neden olduğu su ve tuz tutulumunu (ödem) dengelemek için avantaj sağlar. Ancak, potasyum tutucu etkisi nedeniyle özellikle böbrek yetmezliği olan veya potasyum tutucu diğer ilaçları kullanan hastalarda hiperkalemi riski oluşturur.

Step-by-Step Solution

1
Seçeneklerdeki ilaçların (Tamoksifen, Raloksifen, Klomifen, Drospirenon, Fulvestrant) farmakolojik sınıflarını ve temel etki mekanizmalarını gözden geçir.
SERM'ler (Tamoksifen, Raloksifen, Klomifen), Progestinler (Drospirenon) ve SERD'ler (Fulvestrant) tanımlandı.
Soruda geniş bir spektrumda östrojenik ve progestojenik ilaçların karşılaştırılması istenmektedir.
2
Drospirenonun kimyasal yapısını ve spironolakton ile olan ilişkisini analiz et.
Drospirenon, 17α17-\alpha-spironolakton türevidir ve spironolakton gibi mineralokortikoid reseptörlerini bloke eder.
İlacın 'agonist' mi yoksa 'antagonist' mi olduğu, mineralokortikoid etkisinin (su tutulumu vs. diürez) yönünü belirler.
3
Mineralokortikoid antagonizmasının klinik sonucunu değerlendir.
Antagonist etki, sodyum atılımı ve potasyum tutulumuna (hiperkalemi riski) neden olur.
Seçenekteki 'agonist' ifadesinin neden biyolojik olarak yanlış olduğunu doğrulamak için gereklidir.

Key Concept

Drospirenon, anti-mineralokortikoid ve anti-androjenik etkileri olan 4. kuşak bir progestindir.

Practice More

Progestin kuşakları (1. kuşak noretindron, 2. kuşak levonorgestrel, 3. kuşak desogestrel) arasındaki androjenik aktivite ve venöz tromboemboli riski farklarını tekrar edin.
Estimated Time:1m 15s
Question 115Question

Hipertiroidi tanısı alan hastaların farmakolojik yönetimi; hastanın klinik durumu (gebelik, tiroid fırtınası, eşlik eden hastalıklar) ve ilaçların moleküler etki mekanizmaları göz önüne alınarak bireyselleştirilmelidir. Bu bağlamda, tiroid ve antitiroid ilaçların kullanımıyla ilgili aşağıdaki ifadelerden hangisi yanlıştır?

Show answer & explanation

Answer: Methimazolün gebeliğin ilk trimesterinde tercih edilmemesinin temel nedeni, maternal hepatotoksisite riskinin propiltiourasile göre belirgin düzeyde daha yüksek olması ve fulminan hepatit tablosuna yol açmasıdır.

Answer

Methimazolün gebeliğin ilk trimesterinde tercih edilmemesinin temel nedeni, maternal hepatotoksisite riskinin propiltiourasile göre belirgin düzeyde daha yüksek olması ifadesi yanlıştır.
Methimazolün ilk trimesterde tercih edilmemesinin ana nedeni hepatotoksisite değil, teratojenitedir (aplasia cutis, choanal atresia, özofagus atrezisi gibi 'methimazol embriyopatisi'). Aksine, propiltiourasil (PTU), ciddi karaciğer yetmezliğine ve hepatosellüler nekroza yol açma riski anlamlı düzeyde daha yüksek olan ilaçtır. Bu nedenle, teratojenite riskinin kritik olduğu 1. trimesterden sonra, maternal hepatotoksisite riskini minimize etmek amacıyla hastaların genellikle methimazole geçirilmesi önerilir.

Step-by-Step Solution

1
Antitiroid ilaçların gebelikteki kullanım önceliklerini değerlendir.
Methimazol teratojenik etkileri (aplasia cutis, choanal atresia gibi embriyopatiler) nedeniyle 1. trimesterde tercih edilmez.
Fetotoksisite riskini en aza indirmek için 1. trimesterde propiltiourasil (PTU) önceliklidir.
2
İlaçların hepatotoksisite profillerini ve türlerini karşılaştır.
Propiltiourasil ciddi hepatosellüler nekroz ve fulminan hepatit riski taşırken (Black box uyarısı), methimazol daha çok kolestatik sarılık ile ilişkilidir.
Karaciğer yetmezliği riski PTU kullanımında daha belirgindir.
3
Tiroid fırtınası tedavisindeki beta blokör farklarını analiz et.
Propranolol sempatik blokaj + deiyodinaz inhibisyonu yaparken, selektif blokörlerin deiyodinaz etkisi yoktur.
T3 düzeylerini hızla düşürmek için propranololün periferik etkisi kritik bir avantajdır.

Key Concept

Antitiroid ilaçların yan etki profilleri (hepatotoksisite türleri, agranülositoz çapraz reaksiyonu) ve klinik durumlara (gebelik, astım) göre seçim kriterleri.
Question 116Question

Tip 22 diyabetes mellitus tanısıyla izlenen bir hastada, postprandiyal glisemi kontrolünü sağlamak amacıyla kullanılan, ince bağırsak mukoza yüzeyindeki fırçamsı kenarda yer alan α\alpha-glukozidaz enzimi ile yarışmalı olarak etkileşime girerek oligosakkaritlerin parçalanmasını ve glukoz emilimini geciktiren ilaç aşağıdakilerden hangisidir?

Show answer & explanation

Answer: Akarboz

Answer

İnce bağırsaktaki α\alpha-glukozidaz enzimini inhibe ederek karbonhidrat emilimini geciktiren ilaç Akarboz'dur.
Doğru cevap olan ilaç, kompleks karbonhidratların (nişasta, oligosakkarit) emilebilir hale gelmesi için gereken enzimi reversibl olarak bloke ederek yemek sonrası kan şekerinin hızla yükselmesini önler.

Step-by-Step Solution

1
İlacın etki yerini belirleyin.
Etki yeri ince bağırsak fırçamsı kenarıdır.
Soruda karbonhidrat emiliminin geciktirildiği ve fırçamsı kenar enzimlerinden bahsedildiği için odağımız bu bölge olmalıdır.
2
Hedef enzimi tanımlayın.
Hedef enzim α\alpha-glukozidaz'dır.
Kompleks karbonhidratları (disakkaritler, oligosakkaritler) emilebilir monosakkaritlere parçalayan temel enzim budur.
3
Enzim inhibisyonu yapan ilacı seçeneklerden bulun.
Akarboz (veya miglitol) bu mekanizmayla çalışan temel ilaçtır.
Alfa-glukozidaz inhibitörleri grubunda yer alan akarboz, postprandiyal glukoz yükselişini baskılar.

Key Concept

Alfa-glukozidaz İnhibisyonu Mekanizması
Estimated Time:45s
Question 117Question

Tip 2 diyabetes mellitus tanısı ile metformin kullanan 6868 yaşındaki erkek hastanın rutin kontrolünde HbA1cHbA1c %8,4\%8,4 ve GFRGFR 2525 ml/dak/1,73ml/dak/1,73 m2m^2 olarak saptanmıştır. Hastanın özgeçmişinde 33 yıl önce hipertrigliseridemiye bağlı hastanede yatış gerektiren bir akut pankreatit öyküsü mevcuttur. Bu hastanın tedavisine eklenmesi en uygun olan, ksantin bazlı yapıda olup büyük oranda safra yoluyla atıldığı için doz modifikasyonu gerektirmeyen ilaç aşağıdakilerden hangisidir?

Show answer & explanation

Answer: Linagliptin

Answer

Linagliptin, ksantin bazlı yapısı ve baskın olarak safra yoluyla atılması nedeniyle ileri evre böbrek yetmezliğinde doz ayarı gerektirmeyen en uygun seçenektir.
Linagliptin, DPP-4 inhibitörleri arasında ksantin çekirdeğine sahip tek ajandır. Farmakokinetik olarak en önemli farkı, renal eliminasyonunun çok düşük olması (%1-5) ve büyük oranda safra yoluyla atılmasıdır. Bu özelliği sayesinde, GFR değerinden bağımsız olarak doz modifikasyonu yapılmadan kullanılabilen tek DPP-4 inhibitörüdür.

Step-by-Step Solution

1
Hastanın böbrek fonksiyonlarını değerlendir.
GFR 2525 ml/dak/1,73ml/dak/1,73 m2m^2 (Evre 4 Kronik Böbrek Yetmezliği).
Birçok oral antidiyabetiğin dozajı veya kullanımı GFR sınırlarına bağlıdır.
2
Eşlik eden hastalıkları ve kontrendikasyonları analiz et.
Geçirilmiş pankreatit öyküsü ve Metformin kullanımının (GFR < 30 nedeniyle) kesilmesi gerekliliği.
İnkretyn bazlı tedaviler (GLP-1 agonistleri ve DPP-4 inhibitörleri) pankreatit riski açısından dikkatli kullanılmalıdır; ancak GLP-1 agonistleri (Eksanatid) bu GFR düzeyinde doğrudan kontrendikedir.
3
DPP-4 inhibitörlerini farmakokinetik özelliklerine göre karşılaştır.
Linagliptin hariç diğerleri (Sitagliptin, Sakagliptin, Alogliptin, Vildagliptin) renal yolla atılır ve doz ayarı gerektirir.
Linagliptin %90'dan fazla safra/feçes yoluyla değişmeden atılır.
4
İlacın kimyasal yapısını doğrula.
Linagliptin, ksantin türevi bir moleküldür.
TUS sınavında ilaçların yapısal özellikleri ayırt edici bilgi olarak sorgulanabilmektedir.

Key Concept

İleri evre böbrek yetmezliğinde (GFR < 30) doz ayarı gerektirmeyen tek DPP-4 inhibitörü Linagliptin'dir; safra yoluyla atılır ve ksantin türevidir.

Practice More

Diğer DPP-4 inhibitörlerinin (özellikle Sakagliptin) kalp yetmezliği riskini ve vildagliptinin karaciğer enzim takibi gerekliliğini gözden geçirebilirsiniz.
Estimated Time:2m 0s
Question 118Question

2828 yaşında, 1010 haftalık gebe olan ve geçmişte Graves hastalığı tedavisi sırasında metimazol kullanımına bağlı şiddetli kolestatik sarılık ve kaşıntı öyküsü bulunan bir hastada, tirotoksik kriz (tiroid fırtınası) tablosu gelişmiştir. Bu hastanın yönetimi ve kullanılacak ilaçların farmakolojik özellikleri ile ilgili aşağıdaki ifadelerden hangisi doğrudur?

Show answer & explanation

Answer: Propiltiourasil (PTUPTU), periferik T4T3T_4 \rightarrow T_3 dönüşümünü inhibe etmesi nedeniyle bu hastada öncelikle tercih edilir; ancak metimazole göre daha yüksek olan hepatosellüler nekroz riski açısından dikkatle izlenmelidir.

Answer

Propiltiourasil, hem periferik dönüşümü inhibe etmesi hem de ilk trimesterdeki tercih edilebilirliği nedeniyle uygundur; ancak hepatosellüler nekroz riski metimazole (kolestatik sarılık) göre daha belirgindir.
Propiltiourasil, gebeliğin ilk trimesterinde metimazolün neden olabileceği embriyopatilerden (koanal atrezi, aplasia cutis) kaçınmak için tercih edilen ajandır. Ayrıca tiroid fırtınasında periferal T4T_4'ten T3T_3'e dönüşümü inhibe etme avantajına sahiptir. Ancak, Amerikan İlaç Dairesi (FDAFDA) tarafından belirtilen ciddi karaciğer yetmezliği ve hepatosellüler nekroz riski nedeniyle kullanımı sırasında karaciğer fonksiyonları yakından takip edilmelidir.

Step-by-Step Solution

1
Hastanın klinik durumunu ve gebelik haftasını değerlendirin.
Hasta 1010 haftalık (ilk trimester) gebedir ve tiroid fırtınasındadır.
İlk trimesterde metimazolün teratojenik riskinden kaçınmak için propiltiourasil (PTUPTU) seçilir.
2
Metimazol ve PTUPTU arasındaki yan etki profilini karşılaştırın.
Metimazol kolestatik sarılık yaparken, PTUPTU ciddi hepatosellüler nekroz yapabilir.
Hastanın geçmişinde metimazole bağlı kolestatik sarılık öyküsü olması, alternatif olarak PTUPTU kullanımını zorunlu kılar ancak karaciğer riskini artırır.
3
İlaçların etki mekanizmalarını analiz edin.
PTUPTU hem sentezi (TPOTPO) hem de periferik T4T3T_4 \rightarrow T_3 dönüşümünü (Tip 11 deiyodinaz) inhibe eder.
Tiroid fırtınasında periferik dönüşümü engellemek, aktif hormon düzeyini hızla düşürmek için kritiktir.
4
Yardımcı tedavilerin (Propranolol, İyodür) rollerini doğrulayın.
Propranolol periferik dönüşümü engeller, iyodür ise salınımı engeller (ancak thioamid sonrası verilmelidir).
Doğru tedavi sıralaması ve mekanizma bilgisi komplikasyonları önlemek için gereklidir.

Key Concept

Tirotoksik krizde ilaç seçimini etkileyen farmakokinetik (protein bağlama, plasental geçiş) ve farmakodinamik (periferik deiyodinasyon, hepatotoksisite türleri) farklar.

Practice More

Thioamidlerin neden olduğu agranülositozun izleminde rutin lökosit sayımının yeri ve hastaya verilmesi gereken uyarıları çalışınız.
Estimated Time:2m 30s
Question 119Question

6060 yaşında, bilinen toksik multinodüler guatrı olan bir hastaya, şüpheli pulmoner emboli nedeniyle iyotlu kontrast madde kullanılarak bilgisayarlı tomografi anjiyografi çekiliyor. İşlemden birkaç gün sonra hastada taşikardi, aşırı terleme ve sinirlilik gelişiyor. Laboratuvarda serbest T4T_4 düzeyi yüksek, TSHTSH ise baskılanmış saptanıyor. Jod-Basedow fenomeni olarak tanımlanan bu iyotla tetiklenen hipertiroidi tablosunun farmakolojik yönetiminde, iyodürün tiroid folikül hücresine giriş aşamasını (Na+/INa^+/I^- semporterini) kompetitif olarak baskılamak için kullanılabilecek en uygun ajan aşağıdakilerden hangisidir?

Show answer & explanation

Answer: Potasyum perklorat

Answer

İyodürün tiroid folikül hücresine girişini sodyum-iyodür semporterini (NIS) bloke ederek engelleyen potasyum perklorat, iyotla tetiklenen hipertiroidi (Jod-Basedow) tedavisinde tercih edilen ajandır.
Potasyum perklorat, tiroid folikül hücresinin bazolateral membranında bulunan sodyum-iyodür semporterini (NIS) kompetitif olarak inhibe eder. Bu mekanizma, iyotlu kontrast maddeler veya ilaçlarla (örneğin Amiodaron Tip 1) tetiklenen hipertiroidi durumlarında (Jod-Basedow) bezin daha fazla iyot almasını ve hormon sentezlemesini durdurmak için spesifik olarak kullanılır.

Step-by-Step Solution

1
Klinik tablonun tanımlanması
Jod-Basedow Fenomeni
Toksik multinodüler guatrı olan bir hastada dışarıdan alınan aşırı iyot (kontrast madde), kontrolsüz hormon sentezine neden olmuştur.
2
Farmakolojik hedefin belirlenmesi
NIS (Sodium-Iodide Symporter) İnhibisyonu
Tablo aşırı iyot girişine bağlı olduğu için, iyodun hücreye giriş aşamasının bloke edilmesi patofizyolojik olarak en mantıklı yaklaşımdır.
3
Uygun ilacın seçilmesi
Potasyum Perklorat
Anyon inhibitörleri (perklorat, tiyosiyanat, perknetat) NIS pompasını kompetitif olarak inhibe ederek iyot tutulumunu azaltır.

Key Concept

İyodür transportunun (NIS) kompetitif inhibisyonu Jod-Basedow ve Amiodaron tip 1 hipertiroidisinde anahtar tedavi stratejisidir.
Question 120Question

Kombine oral kontraseptiflerin (KOK) gebeliği önlemedeki temel mekanizması olan ovülasyon inhibisyonu, aşağıdakilerden hangisinin sonucunda gerçekleşir?

Show answer & explanation

Answer: Hipofizden LHLH salınımının baskılanması

Answer

Hipofizden LHLH salınımının baskılanması
Kombine oral kontraseptiflerin temel etkisi, içerdikleri östrojen ve progestin bileşenleri aracılığıyla hipotalamo-hipofizer aksı baskılamaktır. Östrojen bileşeni esas olarak FSHFSH salınımını baskılayarak folikül gelişimini engellerken, progestin bileşeni LHLH salınımını baskılayarak ovülasyon için zorunlu olan LHLH dalgalanmasını (piki) önler. Bu merkezi etki, gebeliği önlemedeki en temel mekanizmadır.

Step-by-Step Solution

1
KOK bileşenlerini analiz et
KOK'lar sentetik östrojen ve progestin içerir.
Mekanizmanın hangi hormonlar üzerinden işlediğini belirlemek için.
2
Geri bildirim (feedback) mekanizmasını değerlendir
Ekzojen verilen bu hormonlar hipotalamus ve hipofiz üzerinde negatif feedback oluşturur.
Hormonların merkezi sinir sistemi üzerindeki etkisini anlamak için.
3
Gonadotropin salınımı üzerindeki sonucu belirle
FSHFSH ve özellikle LHLH salınımı baskılanır, LHLH piki oluşamaz.
Ovülasyonun gerçekleşmesi için gerekli olan kritik basamağı saptamak için.

Key Concept

Negatif Feedback ve Ovülasyon İnhibisyonu
Estimated Time:45s
PreviousPage 6 / 12Next
Endokrin Sistem Farmakolojisi — TUS - Tıpta Uzmanlık Sınavı — Page 6 | Examkin