Endokrin Sistem Farmakolojisi

222 questions

Question 121Question

Glukokortikoidlerin farmakolojik etkileri ve klinik kullanımları göz önüne alındığında, hipotalamus-hipofiz-adrenal (HPA) aksının baskılanması tedavinin yönetilmesi gereken önemli bir yan etkisidir. Bu baskılanma riskinin derecesi, kullanılan ilacın glukokortikoid potensine ve biyolojik yarı ömrüne doğrudan bağlıdır. Buna göre, aşağıdaki kortikosteroidlerden hangisinin biyolojik yarı ömrünün en uzun (3636-5454 saat) olması nedeniyle HPA aksını en fazla baskılaması beklenir?

Show answer & explanation

Answer: Deksametazon

Answer

Deksametazon, biyolojik yarı ömrünün en uzun olması ve yüksek glukokortikoid potansi nedeniyle HPA aksını en fazla baskılayan ilaçtır.
Deksametazon, yaklaşık 3636-5454 saatlik biyolojik yarı ömrü ile uzun etkili kortikosteroidler grubunda yer alır. Hem bu uzun etki süresi hem de mineralokortikoid etkisinin olmayıp saf glukokortikoid etkisinin (potensinin) çok yüksek olması, onu hipotalamus-hipofiz-adrenal (HPA) aksını en güçlü şekilde baskılayan ajan yapar.

Step-by-Step Solution

1
Kortikosteroidlerin etki sürelerine göre sınıflandırılması
İlaçlar kısa (8-12 saat), orta (12-36 saat) ve uzun (36-72 saat) etkili olarak ayrılır.
HPA aksı baskılanması ilacın dokudaki kalış süresiyle orantılıdır.
2
Seçeneklerdeki ilaçların yarı ömürlerinin karşılaştırılması
Hidrokortizon ve Kortizon (Kısa); Prednizolon ve Metilprednizolon (Orta); Deksametazon (Uzun) etkilidir.
En uzun yarı ömürlü olanın en yüksek baskılama potansiyeline sahip olduğu belirlenir.

Key Concept

Kortikosteroidlerin biyolojik yarı ömrü ile HPA aksı supresyonu arasındaki doğru orantı.

Practice More

Kortikosteroidlerin antiinflamatuvar potensleri ile mineralokortikoid (tuz tutucu) potensleri arasındaki tabloyu tekrar gözden geçirin.
Estimated Time:45s
Question 122Question

Tip 22 diyabetes mellitus takibinde olan 5454 yaşındaki erkek hastanın açlık kan glukozu düzeyi normal sınırlarda iken, tokluk kan glukozu değerlerinin belirgin olarak yüksek seyrettiği saptanıyor. Hastanın tedavisine, pankreas β\beta-hücre membranında bulunan ATP'ye duyarlı potasyum (KATPK_{ATP}) kanallarını sülfonilürelerden farklı bir bölge üzerinden bloke eden ve etki süresinin kısa olması nedeniyle yalnızca ana öğünlerden hemen önce kullanılması gereken bir ajan ekleniyor.

Buna göre, hastanın tedavisine eklenen bu antidiyabetik ilaç aşağıdakilerden hangisidir?

Show answer & explanation

Answer: Repaglinid

Answer

Doğru ajan repagliniddir; meglitinid grubu bir ilaç olup sülfonilürelerden farklı bir bölgeye bağlanarak kısa süreli insülin salınımı sağlar.
Repaglinid (ve nateglinid), meglitinid (glinid) sınıfı oral antidiyabetik ilaçlardır. Sülfonilüreler gibi pankreas β\beta-hücre membranında yer alan ATP'ye duyarlı potasyum (KATPK_{ATP}) kanallarını kapatarak insülin salınımını uyarırlar. Ancak bu kanallardaki sülfonilüre reseptör (SUR1) kompleksinde farklı bir alana bağlanırlar. Çok hızlı emilir ve kısa yarı ömre sahiptirler. Bu özellikleri sayesinde bazal insülin seviyelerini sürekli yüksek tutmadan, spesifik olarak yemeğe bağlı gelişen postprandiyal (tokluk) hiperglisemiyi kontrol etmek amacıyla öğünlerden hemen önce kullanılırlar.

Step-by-Step Solution

1
Hastanın glisemik profilini analiz etme
Hastanın açlık kan şekeri normal, tokluk kan şekeri ise yüksektir. Bu durum postprandiyal (yemek sonrası) glukoz artışını hedefleyen kısa etkili bir tedaviye ihtiyaç olduğunu gösterir.
Uzun etkili bir sekretagog kullanılması, açlık hipoglisemisine neden olabileceğinden klinik duruma uygun değildir.
2
İlacın etki mekanizmasını eşleştirme
İlaç, pankreas β\beta-hücre membranındaki KATPK_{ATP} kanallarını sülfonilürelerden farklı bir bölgeden bloke etmektedir.
Soru kökünde tarif edilen mekanizma, spesifik olarak meglitinid grubu ilaçlara (repaglinid, nateglinid) aittir.
3
Klinik kullanım şeklini doğrulama
Öğünlerden hemen önce kullanılan, kısa yarı ömürlü ve spesifik olarak tokluk şekerini regüle eden oral ajan repagliniddir.
Seçenekler arasındaki diğer ilaçların etki mekanizmaları ve kullanım şekilleri bu farmakolojik profile uymaz.

Key Concept

Meglitinid grubu oral antidiyabetiklerin (Repaglinid) sülfonilürelerden farkı ve klinik endikasyonları

Hints

1
Hastanın özellikle tokluk kan şekeri yüksekliği ön plandadır ve etki süresi çok kısa olan bir ajana ihtiyaç duyulmaktadır.
2
İlacın etki mekanizması sülfonilüreler ile aynı kanalı (potasyum kanalı) hedefler ancak farklı bir bölgeye bağlanır.
3
'Glinid' sınıfına ait olan ve ana öğünlerden hemen önce alınarak ('yemekte al, yemek yoksa alma') postprandiyal insülin artışını taklit eden ilaç repagliniddir.

Practice More

Sülfonilürelerin (örneğin gliburid) ile meglitinidlerin farmakokinetik özelliklerini ve hipoglisemi profillerini karşılaştıran klinik tabloları inceleyin.

Alternative Method

Oral antidiyabetiklerin yan etki ve kullanım zamanlarına göre de (sadece öğün öncesi alınan sekretagog = meglitinid) kolayca ayırıcı tanıya gidilebilir.
Estimated Time:1m 0s
Question 123Question

2424 yaşında, tüberküloz tanısı ile rifampin içeren bir tedavi protokolüne başlanan kadın hasta, aynı zamanda gebelikten korunmak için kombine oral kontraseptif (KOK) kullanmaktadır. Tedavi sürecinde KOK etkinliğinin azalmasına ve istenmeyen gebelik riskine yol açan temel farmakolojik mekanizma aşağıdakilerden hangisidir?

Show answer & explanation

Answer: Karaciğerde mikrozomal enzimlerin (CYP3A4CYP3A4 gibi) indüklenmesi sonucu steroid metabolizmasının hızlanması

Answer

Karaciğerde mikrozomal enzimlerin indüklenmesi sonucu steroid metabolizmasının hızlanması
Doğru yanıt olan seçenek, rifampinin en temel farmakolojik özelliklerinden biri olan mikrozomal enzim indüksiyonuna (CYP3A4CYP3A4) odaklanmaktadır. Rifampin kullanımıyla birlikte bu enzimlerin aktivitesi artar, bu da aynı enzimlerle metabolize olan östrojen ve progestinlerin kandan temizlenme hızını dramatik şekilde artırarak kontraseptif etkinin kaybolmasına neden olur.

Step-by-Step Solution

1
İlaçlar arasındaki etkileşim türünü belirle.
Rifampin ve kombine oral kontraseptif (KOK) arasında farmakokinetik bir etkileşim vardır.
Rifampin, birçok ilacın metabolizmasından sorumlu olan sitokrom P450P450 enzim sisteminin güçlü bir uyarıcısıdır.
2
Enzim indüksiyonunun sonuçlarını analiz et.
Artan enzim aktivitesi (CYP3A4CYP3A4), östrojen ve progestinlerin karaciğerdeki yıkımını hızlandırır.
KOK bileşenleri bu enzimler tarafından metabolize edilerek vücuttan uzaklaştırılır.
3
Klinik sonucu değerlendir.
Hormonların plazma konsantrasyonları düşer ve ovülasyon baskılanamaz hale gelir.
Terapötik düzeyin altına düşen hormon seviyeleri kontraseptif başarısızlığa yol açar.

Key Concept

Enzim indüksiyonuna bağlı ilaç etkileşimleri
Estimated Time:45s
Question 124Question

2929 yaşında kadın hasta, bir süredir devam eden adet düzensizliği ve memelerinden süt gelmesi (galaktore) şikayetleriyle başvuruyor. Yapılan laboratuvar incelemesinde serum prolaktin düzeyi 150150 ng/mL (Normal: <25<25 ng/mL) saptanıyor ve hipofiz MR görüntülemesinde 66 mm çapında bir adenom (mikroadenom) izleniyor. Bu hastada prolaktin salgısını inhibe etmek ve adenom boyutunu küçültmek amacıyla kullanılması en uygun olan, D2D_2 reseptör agonisti ilaç aşağıdakilerden hangisidir?

Show answer & explanation

Answer: Kabergolin

Answer

Kabergolin, yüksek afiniteli ve uzun etkili bir D2 reseptör agonisti olarak prolaktinoma tedavisinde ilk tercihtir.
Kabergolin, dopamin reseptörleri (özellikle D2 alt tipi) üzerinde güçlü ve uzun süreli agonist etki gösteren bir ergot türevidir. Prolaktinomaların medikal tedavisinde, hem prolaktin seviyelerini normale döndürmedeki başarısı hem de haftada bir veya iki kez kullanım kolaylığı nedeniyle bromokriptine tercih edilen ilk basamak ajandır.

Step-by-Step Solution

1
Klinik tanıyı belirle
Hastada hiperprolaktinemi ve buna bağlı galaktore/amenore tablosu (Prolaktinoma) mevcuttur.
Serum prolaktin düzeyinin çok yüksek olması ve MR'da mikroadenom görülmesi tanıyı doğrular.
2
Fizyolojik regülasyonu hatırla
Hipotalamustan salınan dopamin, ön hipofizdeki laktotrof hücreler üzerindeki D2 reseptörlerine bağlanarak prolaktin salgısını tonik olarak inhibe eder.
Tedavide dopaminin bu inhibitör etkisini taklit edecek bir ilaç gereklidir.
3
Uygun farmakolojik ajanı seç
Kabergolin veya bromokriptin gibi D2 agonistleri tercih edilmelidir.
D2 agonistleri hem prolaktin salgısını düşürür hem de tümör boyutunda küçülme sağlar.

Key Concept

Prolaktin salgısı hipotalamik dopamin tarafından D2 reseptörleri aracılığıyla sürekli (tonik) olarak baskılanır; bu nedenle prolaktinomaların tedavisinde D2 agonistleri kullanılır.
Estimated Time:45s
Question 125Question

Tip 22 diyabetes mellitus tanılı bir hastanın rutin kontrollerinde glomerüler filtrasyon hızının (GFRGFR) 2525 ml/dak/1,73ml/dak/1,73 m2m^2 seviyesine gerilediği saptanmıştır. Bu hastada glisemik kontrolü devam ettirmek için kullanılabilecek aşağıdaki DPP4DPP-4 inhibitörlerinden hangisinin farmakokinetik profili, böbrek fonksiyonlarından bağımsız olarak doz değişikliği yapılmadan kullanımına olanak sağlar?

Show answer & explanation

Answer: Linagliptin

Answer

Linagliptin, böbrek fonksiyonlarından bağımsız olarak doz ayarlaması gerektirmeyen tek DPP-4 inhibitörüdür.
Linagliptin, dipeptidil peptidaz-44 (DPP4DPP-4) inhibitörleri arasında farmakokinetik profili en özgün olan moleküldür. Diğer grup üyelerinden farklı olarak böbrekler yoluyla atılımı çok düşüktür (%5\%5 civarı). Büyük oranda safra ve feçes yoluyla değişmeden atıldığı için, böbrek fonksiyonu ne kadar bozulmuş olursa olsun (diyaliz hastaları dahil) doz ayarlaması yapmadan standart dozda kullanılabilen tek gliptindir.

Step-by-Step Solution

1
Hastanın klinik durumunun analiz edilmesi.
Hastanın GFR değeri 2525 ml/dakml/dak olup, evre 44 kronik böbrek yetmezliği mevcuttur.
Bu durum, böbrekle atılan ilaçların birikmesine ve toksisite riskine yol açar.
2
DPP-4 inhibitörlerinin eliminasyon yollarının karşılaştırılması.
Linagliptin dışındaki gliptinlerin (Sitagliptin, Vildagliptin vb.) %70-80 oranında renal yolla atıldığı, Linagliptin'in ise %95 oranında safra/feçes yoluyla atıldığı belirlenir.
Hepatobiliyer eliminasyon, böbrek yetmezliği olan hastalarda doz güvenliği sağlar.
3
En uygun seçeneğin belirlenmesi.
Linagliptin seçilir.
Doz ayarlaması gerektirmemesi, tedavi uyumunu ve güvenliğini artırır.

Key Concept

DPP-4 İnhibitörlerinde Böbrek Dostu Seçim: Linagliptin
Estimated Time:50s
Question 126Question

Tip 22 diyabetes mellitus tanısıyla metformin (10001000 mgmg 2×12 \times 1) kullanmakta olan 6262 yaşındaki kadın hastanın yapılan tetkiklerinde HbA1cHbA1c: %8,2\%8,2, serum kreatinin: 0,90,9 mg/dLmg/dL ve GFRGFR: 8585 ml/dak/1,73ml/dak/1,73 m2m^2 saptanmıştır. Özgeçmişinde postmenopozal osteoporoz nedeniyle tedavi gördüğü bilinen bu hastada, glisemik kontrolü sağlamak amacıyla tedaviye eklenmesi planlanan aşağıdaki ilaçlardan hangisinin kemik kırığı riskini artırma potansiyeli nedeniyle tercih edilmesi en az uygundur?

Show answer & explanation

Answer: Pioglitazon

Answer

Tiyazolidindion grubu bir oral antidiyabetik olan pioglitazon, osteoblast farklılaşmasını baskılayıp kırık riskini artırdığı için bu hastada en az uygun seçenektir.
Tiyazolidindionlar (Pioglitazon, Rosiglitazon), hücre çekirdeğinde bulunan PPAR-gama reseptörlerine bağlanarak etki gösterirler. Bu reseptörlerin aktivasyonu, kemik iliğindeki mezenşimal kök hücrelerin osteoblast (kemik hücresi) yerine adiposit (yağ hücresi) yönünde farklılaşmasına neden olur. Sonuç olarak kemik oluşumu azalır ve özellikle postmenopozal kadınlarda kemik kırığı riski belirgin şekilde artar. Bu nedenle osteoporozu olan bir hastada pioglitazon kullanımı uygun değildir.

Step-by-Step Solution

1
Hastanın klinik profilini analiz et.
Hasta Tip 2 DM hastası, metformin ile kontrol sağlanamamış ve ek olarak postmenopozal osteoporozu mevcut.
İlaç seçimi yapılırken hastanın komorbid durumları (osteoporoz) göz önünde bulundurulmalıdır.
2
Seçeneklerdeki ilaçların kemik metabolizması üzerindeki etkilerini değerlendir.
Tiyazolidindionlar (Pioglitazon) kemik kırığı riskini artırırken, diğer seçeneklerin (DPP-4 inhibitörleri, SGLT-2 inhibitörleri, Glinidler, GLP-1 agonistleri) bu yönde belirgin bir yan etkisi yoktur.
Tiyazolidindionlar, PPAR-gama aktivasyonu aracılığıyla kemik iliğindeki kök hücrelerin kaderini değiştirirler.
3
Mekanizmayı klinik bulguyla ilişkilendir.
PPAR-gama aktivasyonu, mezenşimal kök hücrelerin adipositlere dönüşümünü artırırken osteoblastlara dönüşümünü azaltır.
Bu durum kemik mineral yoğunluğunda azalmaya ve özellikle postmenopozal kadınlarda distal ekstremite kırıklarında artışa yol açar.

Key Concept

Tiyazolidindionların (Glitazonlar) kemik metabolizması üzerindeki olumsuz etkileri ve PPAR-γ aracılı mekanizması.
Question 127Question

Uterus motilitesini etkileyen uterotonik ve tokolitik ajanların farmakodinamik özellikleri, reseptör selektiviteleri ve sistemik yan etki profilleri arasındaki klinik nüanslar düşünüldüğünde, aşağıdaki ifadelerden hangisi doğrudur?

Show answer & explanation

Answer: Atosiban, hem oksitosin hem de V1aV_{1a} vazopressin reseptörlerini yarışmalı olarak inhibe ederek tokolitik etki gösterir; metilergonovin ise α1\alpha_1 adrenerjik ve 5-HT2HT_2 serotonerjik reseptörler üzerinden güçlü vazokonstriksiyon yaptığı için preeklampsi hastalarında kullanımı kontrendikedir.

Answer

Atosiban'ın çift reseptör antagonizması (oksitosin ve V1aV_{1a}) göstermesi ve metilergonovinin reseptör profili nedeniyle preeklampsideki kontrendikasyonu doğrudur.
Atosiban, klinik olarak erken doğumun durdurulmasında oksitosin reseptörlerini ve ek olarak vazopressin V1aV_{1a} reseptörlerini bloke ederek etki gösterir. Ergot alkaloidlerinden biri olan metilergonovin ise uterus düz kasını kasmakla kalmaz, damarlardaki α1\alpha_1 ve 5-HT2HT_2 reseptörlerini de uyararak tansiyonu yükseltir. Bu nedenle şiddetli hipertansiyonu veya preeklampsisi olan gebelerde postpartum kanama yönetiminde tercih edilmez.

Step-by-Step Solution

1
Atosiban'ın etki mekanizmasını değerlendir.
Atosiban, oksitosin reseptörlerinin yanı sıra vazopressin V1aV_{1a} reseptörlerini de yarışmalı olarak bloke eden bir peptiddir.
Tokolitik olarak kullanılırken bu çift blokajın bilinmesi mekanistik bir nüanstır.
2
Metilergonovinin (Ergot alkaloidi) yan etki ve kontrendikasyon profilini incele.
Ergot alkaloidleri α1\alpha_1 adrenerjik ve 5-HT2HT_2 reseptörleri üzerinden damarlarda vazokonstriksiyon yapar.
Bu etki nedeniyle preeklampsi gibi hipertansif hastalıklarda uterus kanamasını durdurmak için kullanılamazlar.
3
Prostaglandinlerin (PGE2PGE_2 ve PGF2αPGF_{2\alpha}) bronşiyal etkilerini karşılaştır.
PGE2PGE_2 (dinoproston) bronşlarda dilatasyon yaparken, PGF2αPGF_{2\alpha} (karboprost) bronkokonstriksiyon yapar.
Karboprost astımlılarda kontrendikeyken, dinoprostonun böyle bir kısıtlılığı yoktur.

Key Concept

Uterotonik ve tokolitik ilaçların reseptör alt tipleri ve sistemik hastalıklarla olan etkileşimleri.

Alternative Method

İlaçların kontrendikasyonlarını sistemik hastalıklarla (Astım -> PGF2αPGF_{2\alpha} kontrendike; Preeklampsi -> Ergot kontrendike; Diyabet -> β2\beta_2 agonist riskli) eşleştirmek çözümü kolaylaştırabilir.
Estimated Time:2m 30s
Question 128Question

Tiroid fırtınası (tirotoksik kriz) tanısıyla acil servise getirilen ve tıbbi özgeçmişinde bronşiyal astım öyküsü bulunan bir hastada uygulanacak farmakolojik tedavi yönetimi ile ilgili aşağıdaki ifadelerden hangisi yanlıştır?

Show answer & explanation

Answer: Taşikardiyi kontrol etmek amacıyla bu hastada tercih edilebilecek olan kardiyoselektif beta blokörler (örn. atenolol), propranolol ile benzer şekilde periferal dokularda aktif T3T_3 oluşumunu da baskılarlar.

Answer

Kardiyoselektif beta blokörlerin (atenolol gibi) propranolol ile benzer şekilde periferal T4T3T_4 \rightarrow T_3 dönüşümünü baskıladığını ifade eden seçenek yanlıştır.
Kardiyoselektif beta-1 blokörler (atenolol, metoprolol, esmolol), tiroid fırtınasında kalp hızını kontrol etmek için astımlı hastalarda propranolol'den daha güvenli olsalar da, propranolol'ün sahip olduğu periferal T4T3T_4 \rightarrow T_3 dönüşümünü inhibe etme etkisine sahip değillerdir. Bu nedenle atenololün bu dönüşümü baskıladığı ifadesi yanlıştır.

Step-by-Step Solution

1
Tiroid fırtınasında beta blokör kullanım amacını değerlendir.
Beta blokörler hem taşikardi gibi sempatik belirtileri kontrol etmek hem de (propranolol durumunda) T3T_3 düzeyini düşürmek için kullanılır.
Hipertiroidizmde beta reseptör duyarlılığı artmıştır ve T3T_3 en aktif tiroid hormonudur.
2
Astım öyküsü olan hastada ilaç seçimini analiz et.
Non-selektif olan propranolol kontrendikedir, kardiyoselektif (β1\beta_1) ajanlar tercih edilmelidir.
Non-selektif blokörler β2\beta_2 reseptörlerini de kapatarak bronkospazmı tetikler.
3
Kardiyoselektif ajanlar ile propranolol arasındaki farmakodinamik farkı belirle.
Atenolol, metoprolol veya esmolol gibi ajanların periferal deiyodinaz (Tip 1 5'-deiyodinaz) enzimini inhibe etme özelliği yoktur.
Bu özellik sadece yüksek doz propranolol kullanımına özgü ek bir farmakolojik avantajdır.

Key Concept

Beta blokörlerin periferal deiyodinaz üzerindeki seçici etkisi
Estimated Time:2m 0s
Question 129Question

3232 yaşında kadın hasta, primer infertilite nedeniyle yardımcı üreme teknikleri kapsamında kontrollü overyan hiperstimülasyon programına alınmıştır. Tedavi sürecinde prematür lüteinizan hormon (LHLH) deşarjını önlemek amacıyla, hipofizdeki GnRHGnRH reseptörlerini kompetitif olarak bloke eden ve tedavinin başlangıcında gonadotropin düzeylerinde geçici bir artışa ("flare" etkisi) yol açmayan bir ajan reçete edilmiştir. Bu hastada tercih edilen ilaç aşağıdakilerden hangisidir?

Show answer & explanation

Answer: Setroreliks

Answer

Yardımcı üreme tekniklerinde flare etkisi oluşturmadan hızlı LHLH baskılanması sağlayan ilaç bir GnRHGnRH antagonisti olan Setroreliks'tir.
Setroreliks, bir GnRH reseptör antagonistidir. Hipofizdeki GnRH reseptörlerine kompetitif olarak bağlanarak gonadotropin (LHLH ve FSHFSH) salınımını hemen ve doğrudan inhibe eder. GnRH agonistlerinden farklı olarak, tedavinin başında reseptörü aktive etmediği için 'flare' etkisi olarak bilinen geçici hormon artışına neden olmaz. Bu özelliği, IVF tedavilerinde süreci kısaltması ve premature LH artışını daha güvenli kontrol etmesi açısından avantajlıdır.

Step-by-Step Solution

1
Klinik senaryoyu analiz etme
Hastanın kontrollü overyan hiperstimülasyon sürecinde olduğu ve prematür LH deşarjının önlenmesi gerektiği saptandı.
IVF protokollerinde yumurtaların erken çatlamasını önlemek için GnRH aksının baskılanması şarttır.
2
Farmakolojik mekanizmayı belirleme
İlacın 'kompetitif blokaj' yaptığı ve 'flare etkisi' göstermediği bilgisiyle bunun bir GnRH antagonisti olduğu anlaşıldı.
GnRH agonistleri başlangıçta stimülasyon (flare) yaparken, antagonistler reseptörü doğrudan bloke eder.
3
Doğru ajanı seçeneklerden bulma
Seçenekler arasında GnRH antagonisti olan Setroreliks (veya Ganireliks) doğru cevaptır.
Löprolid ve Goselerin agonisttir; Bromokriptin ve Oktreotid ise farklı hormon sistemlerine etki eder.

Key Concept

GnRH Agonistleri vs Antagonistleri
Estimated Time:1m 15s
Question 130Question

6262 yaşında Tip 22 diyabetes mellitus tanılı hastanın tedavi rejimine yeni bir ajan eklenmiştir. Üçüncü ay kontrolünde hastanın vücut ağırlığında 3 kg3\ kg azalma ve sistolik kan basıncında 5 mmHg5\ mmHg düşüş saptanmıştır. Laboratuvar incelemesinde ise açlık plazma glukagon düzeyinde artış ve hematokrit değerinde başlangıca göre %2,5\%2,5 oranında yükselme saptanmıştır.

Bu klinik ve laboratuvar tabloya neden olan ilaç aşağıdakilerden hangisidir?

Show answer & explanation

Answer: Empagliflozin

Answer

SGLT-2 inhibitörü olan Empagliflozin, tarif edilen tüm klinik ve laboratuvar değişiklikleri (kilo kaybı, kan basıncı düşüşü, glukagon artışı ve hematokrit yükselmesi) açıklayan tek ajandır.
Empagliflozin bir SGLT-2 inhibitörüdür. Bu ilaç grubu proksimal tübülde glukoz ve sodyum geri emilimini engelleyerek kalori kaybı (kilo kaybı) ve natriürez (kan basıncı düşüşü) sağlar. Ek olarak, pankreatik alfa hücrelerinden glukagon salınımını doğrudan stimüle ederler. Ayrıca, ozmotik diüreze bağlı hemokonsantrasyon ve renal interstisyel hücrelerden eritropoetin salınımını artırmaları nedeniyle hematokrit düzeylerinde belirgin bir yükselmeye yol açarlar.

Step-by-Step Solution

1
Kilo kaybı ve kan basıncı düşüşü yapan ilaçları belirleyin.
SGLT-2 inhibitörleri ve GLP-1 reseptör agonistleri her iki etkiyi de gösterir.
Bu iki grup negatif enerji dengesi ve ozmotik diürez/natriürez yoluyla bu etkileri sağlar.
2
Glukagon düzeyleri üzerindeki etkiyi analiz edin.
GLP-1 agonistleri glukagonu azaltırken, SGLT-2 inhibitörleri pankreatik alfa hücreleri üzerindeki etkileriyle glukagon salınımını artırır.
SGLT-2 inhibitörleri insülin/glukagon oranını glukagon lehine değiştirir; bu durum öglisemik diyabetik ketoasidoz riskini de açıklar.
3
Hematokrit üzerindeki etkiyi değerlendirin.
SGLT-2 inhibitörleri hem plazma hacmini daraltarak (hemokonsantrasyon) hem de renal eritropoetin (EPO) sentezini uyararak hematokriti artırır.
Bu etki diğer yaygın kullanılan antidiyabetik gruplarında görülmeyen, SGLT-2 inhibitörlerine özgü bir bulgudur.

Key Concept

SGLT-2 inhibitörlerinin glukagon ve hematokrit üzerindeki spesifik metabolik etkileri.
Estimated Time:1m 30s
Question 131Question

Uzun süredir Graves hastalığı nedeniyle farmakolojik tedavi gören bir kadın hasta, gebelik planladığı için endokrinoloji polikliniğine başvuruyor. Hastanın mevcut tedavisinde kullandığı ajanın, gebeliğin ilk trimesterinde embriyogenez sürecinde konjenital malformasyonlara (aplasia cutis konjenita, koanal atrezi vb.) neden olma riskinin yüksek olduğu belirtiliyor. Bu nedenle, hastanın tedavisi birinci trimesterde kullanımı daha güvenli olan başka bir tiyoüre türevi ajan ile değiştiriliyor.

Buna göre, gebeliğin ilk trimesterinde tercih edilen bu yeni ilacın, tiroid peroksidaz (TPO) enzimini inhibe etme etkisine ek olarak sahip olduğu diğer farmakodinamik özellik aşağıdakilerden hangisidir?

Show answer & explanation

Answer: Periferik dokularda Tip 1 55'-deiyodinaz enzimini inhibe ederek T4T_4'ün aktif T3T_3'e dönüşümünü azaltması

Answer

Periferik dokularda Tip 1 5'-deiyodinaz enzimini inhibe ederek T4'ün aktif T3'e dönüşümünü azaltması
Vakada tanımlanan ve gebeliğin ilk trimesterinde konjenital malformasyonlara (aplasia cutis konjenita vb.) yol açan ilaç metimazoldür. Bu dönemde proteinlere yüksek oranda bağlanan ve plasentadan daha az geçen propiltiourasil (PTU) tercih edilir. Propiltiourasilin metimazolden en önemli farmakodinamik farkı; tiroid bezinde tiroid peroksidaz (TPO) enzimini inhibe etmesinin yanı sıra, periferik dokularda Tip 1 55'-deiyodinaz enzimini bloke ederek inaktif T4T_4'ün daha aktif olan T3T_3'e dönüşümünü engellemesidir. Bu özellik aynı zamanda tiroid fırtınası tedavisinde de PTU'yu öne çıkaran faktörlerden biridir.

Step-by-Step Solution

1
Vakadaki klinik geçişin (ilaç değişiminin) nedenini ve değiştirilen ajanları belirle.
İlk trimesterde aplasia cutis konjenita ve koanal atrezi gibi teratojenik riskleri olan ilaç Metimazol'dür. İlk trimesterde plasentadan geçişi daha az olduğu için tercih edilen ajan Propiltiourasil (PTU)'dir.
Gebelikte antitiroid tedavi seçimi, ilacın teratojenik profiline ve plasental geçiş özelliklerine (proteinlere bağlanma oranına) dayanır.
2
Tercih edilen yeni ilacın (PTU) farmakolojik özelliklerini analiz et.
Her iki tiyoüre türevi de (Metimazol ve PTU) tiroid peroksidaz (TPO) enzimini inhibe ederek hormon sentezini bozar. Ancak PTU, ekstra bir özellik olarak periferik dokularda Tip 1 55'-deiyodinaz enzimini de inhibe eder.
Soru kökünde, yeni başlanan ajanın TPO inhibisyonu dışındaki diğer temel farmakodinamik özelliği sorulmaktadır.

Key Concept

Tiyoüre Türevlerinin (Propiltiourasil ve Metimazol) Etki Mekanizmaları ve Farkları

Hints

1
Gebelikte ilk trimesterde aplasia cutis riski taşıyan antitiroid ajan metimazoldür. Yerine geçilen ajan ise propiltiourasildir (PTU).
2
Propiltiourasil, metimazolden farklı olarak tiroid bezi dışında (periferik dokularda) da hormon metabolizmasına müdahale eder.
3
PTU, sadece hormon sentezini engellemekle kalmaz; aynı zamanda dolaşımdaki pro-hormonun (T4) asıl etkili forma (T3) dönüşümünü sağlayan enzimi de inhibe eder.

Practice More

Antitiroid ilaçların (PTU ve Metimazol) makülopapüler döküntü, agranülositoz ve hepatotoksisite gibi yan etki profillerindeki farklılıkları mutlaka tekrar ediniz.

Alternative Method

Tiroid fırtınası tedavisinde de kullanılan ajanları düşünerek hatırlayabilirsiniz: PTU, Propranolol ve Yüksek doz glukokortikoidlerin ortak özelliği periferik T4 -> T3 dönüşümünü bloke etmeleridir.
Estimated Time:1m 15s
Question 132Question

Sporcularda kas kütlesini ve performansı artırmak amacıyla suistimal edilen anabolik steroidlerin (ör. nandrolon, oksandrolon) farmakolojik etkileri ve yan etki profili ile ilgili aşağıdaki ifadelerden hangisi yanlıştır?

Show answer & explanation

Answer: Plazma HDLHDL kolesterol düzeylerinde belirgin artış sağlayarak koroner arter hastalığı riskine karşı koruyucu etki oluştururlar.

Answer

Anabolik steroidlerin plazma HDLHDL düzeylerini artırarak koruyucu etki yaptığı ifadesi yanlıştır; aksine HDLHDL düzeylerini düşürerek kardiyovasküler riski artırırlar.
Anabolik steroidlerin kullanımı, lipid profilinde bozulmaya (özellikle plazma HDLHDL düzeylerinde %40-70 oranında azalma ve LDLLDL artışı) yol açar. Bu durum, aterosklerotik kalp hastalığı ve koroner arter hastalığı riskini belirgin şekilde artırır; dolayısıyla koruyucu bir etkiden söz edilemez.

Step-by-Step Solution

1
Anabolik steroidlerin lipid metabolizması üzerindeki etkisini analiz et.
Bu ilaçlar HDLHDL (iyi kolesterol) düzeylerini düşürür, LDLLDL düzeylerini ise artırır.
Androjenlerin karaciğerdeki hepatik lipaz enzimini indüklemesi HDLHDL katabolizmasını hızlandırır.
2
Endokrin geri bildirim (feedback) mekanizmasını değerlendir.
Gonadotropin salınımı baskılanır ve endojen testosteron üretimi durur.
Yüksek plazma steroid düzeyleri hipotalamus ve hipofizi negatif geri bildirimle inhibe eder.
3
Sistemik yan etkileri (karaciğer ve kemik) gözden geçir.
Peliozis hepatis ve erken epifiz kapanması gibi ciddi tablolar gelişebilir.
Sentetik türevlerin metabolik yükü ve hormonların büyüme kıkırdakları üzerindeki maturasyon etkisi buna sebep olur.

Key Concept

Anabolik steroidlerin aterojenik lipid profili ve multisistemik yan etkileri.
Estimated Time:1m 30s
Question 133Question

Bir hastanenin kadın hastalıkları ve doğum kliniğinde yatan üç farklı hastanın klinik durumları şöyledir:

1. Hasta: 29 haftalık gebe, düzenli uterus kontraksiyonları başlamış (erken doğum eylemi).
2. Hasta: Doğum sonrası uterus atonisi gelişen preeklamptik hasta.
3. Hasta: Doğum sonrası uterus atonisi gelişen bronşiyal astımlı hasta.

Bu hastaların klinik yönetiminde kullanılabilecek ilaçlarla ilgili aşağıdaki ifadelerden hangisi doğrudur?

Show answer & explanation

Answer: 1. hastada uterus düz kas hücrelerindeki LL-tipi kalsiyum kanallarını bloke eden nifedipin, tokolitik amaçla kullanılabilir.

Answer

1. hastada uterus düz kas hücrelerindeki L-tipi kalsiyum kanallarını bloke eden nifedipin, tokolitik amaçla kullanılabilir.
Nifedipin, uterus düz kasındaki LL-tipi kalsiyum kanallarını bloke ederek intrasellüler kalsiyum girişini azaltır ve gevşeme (tokoliz) sağlar. Erken doğum eylemi yönetiminde etkin ve yaygın kullanılan bir seçenektir.

Step-by-Step Solution

1
Hastaların klinik ihtiyaçlarını belirle.
1. hasta için tokolitik (gevşetici), 2. ve 3. hastalar için uterotonik (kasıcı) ilaç gereklidir.
Erken doğumda uterusun gevşetilmesi, doğum sonrası atoni kanamasında ise kasılması hedeflenir.
2
İlaçların etki mekanizmalarını değerlendir.
Nifedipin kalsiyum kanal blokörüdür (tokolitik), Atosiban oksitosin reseptör antagonistidir (tokolitik), Metilergonovin ve Karboprost uterotoniktir.
Doğru farmakolojik sınıflandırma hatalı seçenekleri elememizi sağlar.
3
İlaçların kontrendikasyonlarını ve yan etkilerini hastaların özgeçmişiyle eşleştir.
Preeklampside ergot alkaloidleri (Metilergonovin), astımda ise PGF2αPGF_{2\alpha} analogları (Karboprost) kaçınılması gereken ilaçlardır.
Vazokonstrüksiyon ve bronkokonstrüksiyon riskleri bu klinik tablolarda hayati önem taşır.

Key Concept

Uterus motilitesini etkileyen ilaçların (tokolitikler ve uterotonikler) mekanizmaları ve sistemik yan etki profilleri.
Estimated Time:1m 30s
Question 134Question

Hipertiroidi nedeniyle radyoaktif iyot (131I^{131}I) ablasyonu planlanan bir hastada, şiddetli semptomları kontrol altına almak amacıyla işlemden birkaç hafta önce tiyoamid grubu bir ilaç olan metimazol tedavisine başlanmıştır. Radyoaktif iyot uygulamasının yapılacağı tarihten 353-5 gün önce bu antitiroid ilacın kesilmesi gerektiği hastaya bildirilmiştir.

Metimazolün radyoaktif iyot uygulamasından önce kesilmesinin temel farmakolojik gerekçesi aşağıdakilerden hangisidir?

Show answer & explanation

Answer: Tiroid peroksidaz enzimini inhibe ederek radyoaktif iyodun tiroglobuline organifikasyonunu bozması ve bezde tutulumunu azaltması

Answer

Doğru seçenek, ilacın tiroid peroksidaz enzimini inhibe ederek radyoaktif iyodun tiroglobuline organifikasyonunu bozduğunu ve bezde tutulumunu azalttığını belirten ifadedir.
Radyoaktif iyot (131I^{131}I) tedavisinin başarılı olması için, alınan izotopun tiroid folikülü lümenindeki tiroglobuline kovalent olarak bağlanması (organifikasyon) gerekir. Metimazol ve propiltiourasil gibi tiyoamidler, tiroid peroksidaz (TPO) enzimini inhibe ederek iyodun oksidasyonunu ve organifikasyonunu engeller. Bu durum, radyoaktif iyodun beze NIS pompası aracılığıyla girmesine rağmen organifiye olamadığı için bezden hızla difüze olarak uzaklaşmasına (yıkanmasına) neden olur. Bu radyokoruyucu etki yüzünden radyoaktif iyodun dokuda yeterli hasarı oluşturabilmesi için tiyoamid grubu ilaçlar işlemden 3-5 gün önce kesilmelidir.

Step-by-Step Solution

1
Radyoaktif iyodun (131I^{131}I) doku hasarı oluşturma prensibini belirle.
Radyoaktif iyodun tiroid dokusunu beta ışımasıyla tahrip edebilmesi için kolloid içindeki tiroglobuline kovalent olarak bağlanması (organifikasyon) ve bezde yeterli süre kalması gerekir.
Tedavinin başarısı, izotopun bez içinde tutulmasına (retansiyon) bağlıdır.
2
Metimazolün farmakolojik hedefini tanımla.
Metimazol bir tiyoamiddir ve tiroid folikül hücrelerinin apikal membranında bulunan tiroid peroksidaz (TPO) enzimini inhibe eder.
Etki mekanizmasını bilmek, oluşacak ilaç etkileşimini öngörmeyi sağlar.
3
İki bilginin klinik sonucunu (etkileşimini) birleştir.
Metimazol TPO'yu inhibe ettiği için, hücreye NIS aracılığıyla giren radyoaktif iyot oksitlenip tiroglobuline bağlanamaz. Organifiye olamayan izotop bezden hızla difüze olup yıkanır (radyoprotektif etki). Bu nedenle tedavi öncesi ilaç kesilmelidir.
Antitiroid ilacın varlığı, radyoaktif iyodun hedeflenen yıkıcı etkisini boşa çıkarır.

Key Concept

Tiyoamidlerin (Metimazol) TPO İnhibisyonu ve Radyoaktif İyot ile Farmakodinamik Antagonizması

Hints

1
Metimazolün tiroid hormon sentezindeki hücresel hedefini (hangi enzimi bloke ettiğini) hatırlayın.
2
Radyoaktif iyodun bezde kalıcı olabilmesi ve etki gösterebilmesi için 'organifikasyon' aşamasından geçerek proteinlere (tiroglobulin) bağlanması şarttır.
3
Eğer metimazol tiroid peroksidazı (TPO) bloke etmeye devam ederse, radyoaktif iyot beze girer ancak tiroglobuline kovalent bağlanamaz ve kısa sürede bezden uzaklaşır.

Practice More

Propiltiourasilin (PTU), metimazolden farklı olarak periferik dokularda sahip olduğu ekstra deiyodinaz inhibisyonu mekanizmasını gözden geçirin.
Estimated Time:1m 30s
Question 135Question

Tip 22 diyabetes mellitus ve obezite tanısıyla takip edilen, HbA1cHbA1c düzeyi %8,2\%8,2 saptanan bir hastanın tedavisine, GFRGFR değerinin 7070 ml/dak/1,73ml/dak/1,73 m2m^2 olduğu göz önünde bulundurularak proksimal tübüllerdeki sodyum-glukoz kotransportör-2 (SGLT2SGLT-2) pompasını inhibe eden bir ajan eklenmiştir. Bu ilacın etki mekanizmasına bağlı olarak hastada gelişmesi en muhtemel yan etki aşağıdakilerden hangisidir?

Show answer & explanation

Answer: Genital mikotik enfeksiyonlar

Answer

Genital mikotik enfeksiyonlar
SGLT-2 inhibitörleri, böbrek proksimal tübüllerinden glukozun geri emilimini engelleyerek idrarla glukoz atılımını (glukozüri) artırırlar. İdrardaki glukoz miktarının artması, ürogenital sistemde mikroorganizmaların (özellikle Candida türlerinin) çoğalması için uygun bir ortam sağlar. Bu nedenle, vulvovajinal kandidiyazis ve balanit gibi genital mikotik enfeksiyonlar bu ilaç grubunun en sık görülen ve karakteristik yan etkilerinden biridir.

Step-by-Step Solution

1
SGLT-2 inhibitörlerinin (dapagliflozin, empagliflozin vb.) temel etki mekanizmasını tanımla.
Proksimal tübülde glukozun geri emilimi inhibe edilir.
Bu ilaçlar böbrek eşiğini düşürerek glukozun idrarla atılmasını sağlar.
2
Artan idrar glukoz düzeyinin (glukozüri) klinik sonuçlarını değerlendir.
Genital bölge ve idrar yollarında mikroorganizma üremesi kolaylaşır.
Yüksek şeker konsantrasyonu, Candida gibi mantarlar ve bakteriler için uygun bir besi yeri oluşturur.

Key Concept

SGLT-2 inhibitörlerinin glukozürik etkisine bağlı olarak gelişen genital enfeksiyon riski.

Practice More

SGLT-2 inhibitörlerinin öglisemik diyabetik ketoasidoz riskini ve bunun klinik yönetimini gözden geçirebilirsiniz.
Estimated Time:45s
Question 136Question

Erken doğum eylemi (preterm eylem) riskiyle hastaneye yatırılan, ancak tıbbi özgeçmişinde kontrolsüz hipertansiyon ve şiddetli aort darlığı bulunan bir gebede; miyometriyumdaki oksitosin reseptörlerine ek olarak vazopressin V1aV_{1a} reseptörlerini de kompetitif olarak antagonize ederek uterus kontraksiyonlarını inhibe eden ve maternal hemodinami üzerinde anlamlı bir değişikliğe yol açmadığı için tercih edilen farmakolojik ajan aşağıdakilerden hangisidir?

Show answer & explanation

Answer: Atosiban

Answer

Atosiban
Atosiban, miyometriyumdaki oksitosin reseptörlerini ve yapısal benzerlik nedeniyle vazopressin V1aV_{1a} reseptörlerini bloke ederek hücre içi kalsiyum artışını engeller ve uterus gevşemesini sağlar. Diğer tokolitiklere göre maternal kardiyovasküler yan etkilerinin (taşikardi, göğüs ağrısı, hipotansiyon) çok daha az olması, kalp hastalığı olan gebelerde onu tercih sebebi yapar.

Step-by-Step Solution

1
Klinik endikasyon ve kısıtlamaları belirle
Hasta preterm eylemde ve tokoliz gerekiyor; ancak aort darlığı ve hipertansiyon nedeniyle kardiyovasküler yükü artıracak (taşikardi, hipotansiyon) ilaçlardan kaçınılmalı.
Tokolitik seçiminde maternal komorbiditeler belirleyicidir.
2
İlacın moleküler mekanizmasını eşleştir
Oksitosin ve vazopressin V1aV_{1a} reseptörlerinin dual antagonizması sorgulanıyor.
Atosiban, oksitosine yapısal olarak benzeyen bir peptid analoğudur ve bu iki reseptörü kompetitif olarak bloke eder.
3
Yan etki profiliyle doğrula
Atosiban'ın vasküler düz kaslar üzerinde minimal etkisi vardır, bu da onu kalp hastalarında en güvenli seçenek yapar.
Diğer ajanlar (Nifedipin, Ritodrin) belirgin hemodinamik değişikliklere yol açar.

Key Concept

Atosiban'ın dual reseptör (Oksitosin ve Vazopressin V1aV_{1a}) antagonizması ve maternal kardiyovasküler güvenliği.
Question 137Question

Androjen reseptörlerini kompetitif olarak bloke etmesinin yanı sıra, sahip olduğu progestasyonel aktivite aracılığıyla hipofizden gonadotropin salınımını süprese ederek plazma androjen düzeylerini de düşüren ilaç aşağıdakilerden hangisidir?

Show answer & explanation

Answer: Siproteron asetat

Answer

Siproteron asetat, hem androjen reseptör blokajı hem de antigonadotropik etkisiyle plazma androjen düzeylerini azaltan ilaçtır.
Siproteron asetat, steroid yapılı bir antiandrojendir. Androjen reseptörlerini kompetitif olarak bloke etmesinin yanı sıra, güçlü progestasyonel etkisi sayesinde hipotalamo-hipofizer aks üzerinden negatif feedback yaparak gonadotropin (LHLH ve FSHFSH) salınımını inhibe eder. Bu durum plazma testosteron düzeylerinin anlamlı ölçüde azalmasıyla sonuçlanır.

Step-by-Step Solution

1
İlacın periferik etkisini belirlemek.
Androjen reseptörlerinin kompetitif blokajı.
Antiandrojenik etkinin temel basamağıdır.
2
İlacın santral/hormonal etkisini değerlendirmek.
Progestasyonel aktivite ile LH ve FSH salınımının baskılanması.
Bu etki, gonad kaynaklı androjen üretiminin azalmasına (antigonadotropik etki) yol açar.
3
Diğer antiandrojenlerden ayırt etmek.
Flutamid gibi saf antagonistlerin testosteronu artırmasının aksine, bu ilacın testosteronu düşürdüğünü saptamak.
Klinik kullanımda hirşutizm gibi durumlarda tercih edilme nedenidir.

Key Concept

Siproteron asetatın dual etki mekanizması (reseptör antagonizması + antigonadotropik etki).
Estimated Time:1m 15s
Question 138Question

Selektif östrojen reseptör modülatörlerinin (SERM) doku bazlı agonist veya antagonist etkinlik göstermesinde; östrojen reseptörü (ER) üzerindeki transaktivasyon bölgeleri olan AF-1 (Aktivasyon Fonksiyonu-1) ve AF-2'nin kullanımı, reseptör konformasyonu ve dokuya özgü ko-regülatör proteinlerin dağılımı belirleyici rol oynar. Tamoksifen, meme dokusunda antagonist etki gösterirken kemik ve endometrium dokularında agonist/parsiyel agonist etki sergilemektedir.

Tamoksifenin bu doku seçiciliği ile ilgili aşağıdaki ifadelerden hangisi, ilacın meme dokusundaki antagonist etkisinin temel moleküler mekanizmasını en iyi açıklar?

Show answer & explanation

Answer: Tamoksifenin ER reseptörüne bağlandığında AF-2 bölgesini inhibe etmesi; meme dokusunun transaktivasyon için hem AF-1 hem de AF-2 bölgelerine tam bağımlı olması

Answer

Tamoksifenin östrojen reseptöründeki AF-2 bölgesini inhibe etmesi ve meme dokusunun fonksiyonel transaktivasyon için hem AF-1 hem de AF-2 bölgelerine ihtiyaç duyması.
Tamoksifen, östrojen reseptörünün AF-2 (Aktivasyon Fonksiyonu-2) bölgesini inhibe eder. Meme dokusu, gen transkripsiyonunu gerçekleştirmek için hem AF-1 hem de AF-2 bölgelerinin eş zamanlı aktivitesine tam bağımlıdır. Bu nedenle AF-2'nin tamoksifen tarafından bloke edilmesi, meme dokusunda östrojenik etkinin tamamen ortadan kalkmasına (antagonizma) neden olur. Endometriumda ise AF-1 bölgesi AF-2'den bağımsız olarak transaktivasyonu başlatabildiği için tamoksifen orada agonist etki gösterir.

Step-by-Step Solution

1
Östrojen reseptörünün fonksiyonel bölgelerini analiz et.
Reseptörde liganddan bağımsız çalışan AF-1 ve liganda bağımlı çalışan AF-2 bölgeleri bulunur.
SERM'lerin doku seçiciliğini anlamak için bu bölgelerin nasıl çalıştığını bilmek gerekir.
2
Tamoksifenin reseptöre bağlanma etkisini değerlendir.
Tamoksifen ligand bağlama cebine girer ve AF-2 bölgesinin konformasyonunu bozarak ko-aktivatörlerin bağlanmasını engeller (AF-2 inhibisyonu).
Bu durum tüm dokularda AF-2 kaynaklı aktiviteyi durdurur.
3
Doku bazlı transaktivasyon gereksinimlerini karşılaştır.
Meme dokusu her iki bölgenin (AF-1 ve AF-2) aktivitesine ihtiyaç duyar; ancak endometriumda AF-1 aktivitesi tek başına gen transkripsiyonunu başlatabilir.
Meme dokusunda AF-2 blokajı tam antagonizma ile sonuçlanırken, endometriumda AF-1 sayesinde parsiyel agonizma görülür.

Key Concept

SERM'lerin doku seçiciliği; reseptör konformasyonu (AF-1/AF-2 kullanımı) ve ko-regülatör proteinlerin (ko-aktivatör/ko-repressör) dokusal dağılımı arasındaki etkileşime bağlıdır.
Question 139Question

Adrenal korteks yetmezliği (Addison hastalığı) tanısı konulan bir hastada, mineralokortikoid eksikliğini gidermek amacıyla replasman tedavisinde tercih edilen ve tuz tutucu etkisi en belirgin olan sentetik kortikosteroid aşağıdakilerden hangisidir?

Show answer & explanation

Answer: Fludrokortizon

Answer

Fludrokortizon, Addison hastalığında mineralokortikoid replasmanı için kullanılan en güçlü tuz tutucu ajandır.
Fludrokortizon, Addison hastalığı gibi primer adrenal yetmezlik durumlarında mineralokortikoid açığını kapatmak için kullanılan, mineralokortikoid reseptörlerine (MR) afinitesi ve tuz tutucu potansı en yüksek olan sentetik ajandır.

Step-by-Step Solution

1
Klinik tabloyu analiz et.
Addison hastalığında hem glukokortikoid hem de mineralokortikoid (aldosteron) eksikliği vardır.
Tedavinin her iki eksikliği de kapatması gerekir.
2
İlaçların reseptör affinitelerini karşılaştır.
Deksametazon, betametazon ve triamsinolonun mineralokortikoid etkisi yoktur; fludrokortizonun ise mineralokortikoid potansı glukokortikoid potansından çok daha yüksektir.
Mineralokortikoid replasmanı için MR (mineralokortikoid reseptörü) üzerinden güçlü etki gösteren bir ajan gereklidir.
3
Doğru ajanı seç.
Fludrokortizon seçilir.
Yüksek tuz tutucu özelliği sayesinde aldosteronun yerini en iyi tutan sentetik türevdir.

Key Concept

Kortikosteroidlerin mineralokortikoid ve glukokortikoid potansları arasındaki farklar.

Practice More

Glukokortikoidlerin antiinflamatuvar potansiyellerine göre kısa, orta ve uzun etkili olarak sınıflandırılmasını tekrar ediniz.
Estimated Time:45s
Question 140Question

Yüksek doz bisfosfonat tedavisi (örneğin zoledronik asit) alan hastalarda, diş çekimi gibi invaziv ağız içi cerrahi girişimler sonrasında görülebilen, iyileşmenin gecikmesi ve ağrılı açık kemik dokusu ile karakterize olan karakteristik yan etki aşağıdakilerden hangisidir?

Show answer & explanation

Answer: Çene osteonekrozu

Answer

Bisfosfonat tedavisi altındaki hastalarda invaziv girişimler sonrası gelişen tablo çene osteonekrozudur.
Çene osteonekrozu, bisfosfonatların kemik döngüsünü (turnover) aşırı baskılaması nedeniyle, özellikle yüksek doz IV uygulamalarda ve invaziv dental girişimlerden sonra ortaya çıkan karakteristik bir komplikasyondur.

Step-by-Step Solution

1
İlacın etki mekanizması ve yan etki profili değerlendirilir.
Bisfosfonatlar kemik yıkımını (osteoklastları) güçlü bir şekilde inhibe eder.
Yüksek doz kullanımda kemik döngüsünün aşırı baskılanması iyileşme süreçlerini bozar.
2
Cerrahi girişim ile yan etki arasındaki ilişki kurulur.
Diş çekimi sonrası kemik iyileşmesinin gerçekleşememesi nekroza yol açar.
Bu tablo farmakolojide 'çene osteonekrozu' (ONJ) olarak tanımlanır.

Key Concept

Bisfosfonatların kemik döngüsünü baskılaması sonucu oluşan çene osteonekrozu riski.
Estimated Time:45s
PreviousPage 7 / 12Next
Endokrin Sistem Farmakolojisi — TUS - Tıpta Uzmanlık Sınavı — Page 7 | Examkin