Gastroenteroloji ve Hepatoloji

311 questions

Question 1Question

1818 aylık, 12 kg12\text{ kg} ağırlığında bir erkek çocuk; son 2424 saattir günde 454-5 kez bol sulu dışkılama şikayetiyle polikliniğe getiriliyor. Kusması olmayan hastanın fizik muayenesinde; bilinci açık, aktif, susuzluk hissi normal, göz küreleri doğal, deri turgoru normal ve mukozaları nemli saptanıyor. Bu hasta için Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ) önerilerine göre en uygun yaklaşım aşağıdakilerden hangisidir?

Show answer & explanation

Answer: Plan A: Evde sıvı alımının artırılması ve beslenmenin devamı

Answer

Dehidratasyon bulgusu olmayan bu hasta için en uygun yaklaşım Plan A çerçevesinde evde takip, sıvı alımının artırılması ve beslenmenin sürdürülmesidir.
Hastanın fizik muayenesinde bilincinin açık olması, deri turgorunun normal saptanması, mukozalarının nemli olması ve susuzluk hissinin normal olması 'dehidratasyon yok' kategorisine girdiğini gösterir. DSÖ protokollerine göre bu gruptaki hastalara Plan A uygulanır; bu plan evde daha fazla sıvı verilmesini, beslenmeye devam edilmesini ve tehlike işaretleri açısından ailenin bilgilendirilmesini içerir.

Step-by-Step Solution

1
Hastanın dehidratasyon derecesini fizik muayene bulgularına göre sınıflandırın.
Bilinç açık, turgor doğal, mukozalar nemli ve susuzluk hissi normal olduğu için 'dehidratasyon yok' olarak sınıflandırılır.
Tedavi planı dehidratasyonun derecesine göre belirlenir.
2
DSÖ tedavi protokollerinden uygun olanı seçin.
Dehidratasyonu olmayan hastalar için Plan A seçilir.
Gereksiz hastane yatışını ve invaziv girişimleri önlemek için en az invaziv ve etkili yöntem tercih edilir.

Key Concept

Akut gastroenteritli çocuklarda dehidratasyon derecesine göre tedavi yönetimi (Plan A, B, C).

Practice More

Plan B rehidratasyon sıvısı miktarının (75 ml/kg75\text{ ml/kg}) hesaplanması üzerine pratik yapabilirsiniz.
Estimated Time:45s
Question 2Question

77 yaşındaki bir erkek çocuk, ani başlayan masif hematokezya (parlak kırmızı kanama) ve hipovolemik şok bulguları ile acil servise getiriliyor. Uygun sıvı resüsitasyonu ile hemodinamisi stabilize edilen hastanın fizik muayenesinde anal fissür saptanmıyor ve batında kitle palpe edilmiyor. Nazogastrik (NGNG) sonda uygulaması sonucunda bol miktarda safra içeren berrak bir mide içeriği aspire ediliyor. Bu hastada tanıya yönelik bir sonraki en uygun adım aşağıdakilerden hangisidir?

Show answer & explanation

Answer: Teknesyum-99m99m perteknetat sintigrafisi

Answer

Teknesyum-99m99m perteknetat sintigrafisi (Meckel taraması)
Çocuklarda ağrısız, masif rektal kanama (hematokezya) görüldüğünde akla ilk gelmesi gereken tanı Meckel divertikülüdür. Hastada yapılan nazogastrik aspirasyonda safra görülmesi, pilorun açık olduğunu ve Treitz ligamanı proksimalinde (mide ve duodenum) aktif bir kanama olmadığını kanıtlar. Bu durum odağın alt GİS olduğunu netleştirir. Meckel divertikülü tanısında ektopik mide mukozasını gösteren Teknesyum-99m99m perteknetat sintigrafisi en uygun ilk tetkiktir.

Step-by-Step Solution

1
Hastanın hemodinamik stabilitesini sağla.
Hipovolemik şok tablosundaki hastada sıvı resüsitasyonu ile stabilizasyon sağlandı.
Tanısal işlemlere geçmeden önce vital bulguların güvenli aralığa alınması önceliklidir (ABCABC).
2
Nazogastrik (NGNG) sonda ile kanama odağını lokalize et.
Aspiratta safra içeren berrak sıvı görüldü.
Hematokezyası olan ve şok tablosunda gelen hastada hızlı geçişli masif üst GİS kanamasını dışlamak için NGNG aspirasyonu kritiktir.
3
NGNG aspirat bulgularını yorumla.
Safranın varlığı, pilorun açık olduğunu ve Treitz ligamanına kadar olan bölgede aktif kanama olmadığını gösterir.
Berrak aspirat tek başına yeterli olmayabilir; ancak safra varlığı gastroduodenal kaynaklı aktif kanama olasılığını büyük oranda dışlar.
4
Yaş grubuna ve klinik tabloya göre en olası tanıyı belirle.
Okul çağı çocuğunda ağrısız masif hematokezyanın en sık nedeni Meckel divertikülüdür.
Ektopik mide mukozası içeren Meckel divertikülü, komşu mukozada ülserasyona neden olarak masif kanama yapar.

Key Concept

Pediatrik GİS kanama yaklaşımında NGNG aspiratında safra görülmesi, kanama odağının üst GİS olma olasılığını dışlar.
Estimated Time:1m 30s
Question 3Question

22 yaşında bir erkek çocuk, aniden başlayan ve ağrısız olan bol miktarda parlak kırmızı renkli rektal kanama (hematokezya) şikayetiyle acil servise getiriliyor. Özgeçmişinde daha önce benzer bir yakınması olmayan hastanın fizik muayenesinde batın rahat, defans ve rebound saptanmıyor; ancak hastanın kalp hızı 140/dk140/dk, kan basıncı 85/5585/55 mmHgmmHg ve kapiller dolum zamanı 33 saniye olarak ölçülüyor. Bu hasta için en olası tanı aşağıdakilerden hangisidir?

Show answer & explanation

Answer: Meckel divertikülü

Answer

Meckel divertikülü
Meckel divertikülü, omfalomezenterik kanalın kapanmaması sonucu oluşan bir kalıntıdır. İçerdiği ektopik mide mukozasından salgılanan asit, komşu ileum mukozasında ülserasyona yol açarak ağrısız, masif ve parlak kırmızı renkli hematokezyaya neden olur. Hastanın 22 yaşında olması ve hemodinamik bozulmaya (taşikardi, hipotansiyon) rağmen batın bulgularının olmaması bu tanıyı destekleyen en güçlü verilerdir.

Step-by-Step Solution

1
Klinik ipuçlarını analiz et
Hasta 22 yaşında, kanama ağrısız ve masif (hemodinamiyi bozacak düzeyde).
Yaş grubu ve kanamanın karakteri ayırıcı tanıda en kritik faktörlerdir.
2
Fizik muayene bulgularını değerlendir
Batının rahat olması ve defans/rebound bulunmaması cerrahi/obstrüktif nedenleri (invajinasyon, volvulus) ikinci plana iter.
Meckel divertikülünde ektopik mide mukozasından salgılanan asit ile oluşan ülserasyon ağrısız kanama yapar.
3
Tanıyı doğrula
Ağrısız masif hematokezya tablosu Meckel divertikülü ile tam uyumludur.
Bu tablo pediatrik cerrahi ve gastroenterolojide acil yaklaşım gerektiren klasik bir prezentasyondur.

Key Concept

Pediatrik yaş grubunda ağrısız masif alt gastrointestinal kanama vakalarında Meckel divertikülü ilk sırada düşünülmelidir.
Estimated Time:1m 0s
Question 4Question

2222 aylık bir erkek çocuk, 55 gündür devam eden günde 1010 kez bol sulu dışkılama şikayetiyle acil servise getiriliyor. Fizik muayenesinde letarjik olduğu, göz kürelerinin çok çökük olduğu, deri turgorunun 33 saniyeden uzun sürede geri döndüğü ve ekstremitelerin soğuk, nabızların filiform olduğu saptanıyor. Batın muayenesinde yaygın distansiyon ve bağırsak seslerinde sessizlik mevcuttur. Bu hastada saptanan klinik tabloya göre en olası tanı ve yapılması gereken ilk müdahale aşağıdakilerden hangisidir?

Show answer & explanation

Answer: Ağır dehidratasyon ve hipokalemik paralitik ileus; 20 ml/kg20\text{ ml/kg} \%0,9 NaCl bolusu uygulanmalı, idrar çıkışı görüldükten sonra potasyum eklenmiş mayi ile tedavi sürdürülmelidir.

Answer

Hastanın ağır dehidratasyon ve hipokalemik paralitik ileus tablosunda olduğu, bu nedenle önce 20 ml/kg20\text{ ml/kg} \%0,9 NaCl ile şok tedavisinin yapılması ve ardından potasyumlu idameye geçilmesi gerektiği seçenektir.
Hastanın fizik muayene bulguları (letarji, filiform nabız, çok geç dönen turgor) Nelson ve WHO kriterlerine göre 'Ağır Dehidratasyon' (Şok) olarak sınıflandırılır. Bu durumda ilk müdahale damar yolu veya intraosseöz yol ile 20 ml/kg20\text{ ml/kg} izotonik kristaloid (%0,9 NaCl) bolusu vermektir. Ayrıca ishal öyküsüyle birlikte görülen sessiz batın ve distansiyon, ishalde kaybedilen potasyuma bağlı gelişen paralitik ileusun klasik göstergesidir. Potasyum replasmanı hayati önem taşır ancak güvenli bir replasman için hastanın idrar çıkışının görülmesi beklenmelidir.

Step-by-Step Solution

1
Klinik değerlendirme ve dehidratasyon derecesinin belirlenmesi
Ağır Dehidratasyon / Şok (Plan C)
Letarji, çok çökük gözler, filiform nabız ve >3>3 saniye turgor kaybı ağır dehidratasyonu gösterir.
2
Ekstrapiramidal/Metabolik bulguların yorumlanması
Hipokalemik Paralitik İleus
İshalde potasyum kaybına bağlı olarak karın distansiyonu ve bağırsak seslerinin azalması (sessiz batın) karakteristiktir.
3
Acil sıvı resüsitasyonu planlanması
20 ml/kg20\text{ ml/kg} \%0,9 NaCl (İzotonik) bolus
Şok tablosunda olan çocukta ilk adım doku perfüzyonunu düzeltmek için hızlı kristaloid bolusudur.
4
Elektrolit replasman zamanlamasının ayarlanması
İdrar çıkışı sonrası potasyum eklenmesi
Anürik hastada potasyum verilmesi hiperkalemi ve ani kardiyak arrest riskine neden olur; bu yüzden böbrek fonksiyonu teyit edilmelidir.

Key Concept

Ağır dehidratasyon yönetimi ve hipokalemik paralitik ileus tanınması
Question 5Question

1414 aylık, 10 kg10\text{ kg} ağırlığında bir kız bebek; 44 gündür devam eden günde 1010'dan fazla sulu dışkılama ve son gün başlayan iştahsızlık ile beslenememe şikayetleriyle acil servise getiriliyor. Yapılan fizik muayenesinde; genel durumu kötü, uykuya meyilli (letarjik), periferal nabızları zayıf ve filiform, kapiller dolum zamanı 44 saniye, cilt turgor ve tonusu belirgin azalmış olarak saptanıyor. Vücut ısısı 38.2C38.2^{\circ}\text{C}, kan basıncı 65/40 mmHg65/40\text{ mm\,Hg}, kalp hızı 185 atım/dakika185\text{ atım/dakika} ölçülüyor.

Bu hastanın ilk yönetimi ve beklenen metabolik tablosu ile ilgili aşağıdakilerden hangisi doğrudur?

Show answer & explanation

Answer: \%0.9 NaCl solüsyonu ile 20 ml/kg20\text{ ml/kg} IV bolus yapılmalıdır; hastada normal anyon açıklı metabolik asidoz beklenir.

Answer

Hipotansif şok tablosundaki hastada öncelikle %0.9 NaCl ile 20 ml/kg intravenöz bolus uygulanmalı ve diyareye bağlı bikarbonat kaybı nedeniyle normal anyon açıklı metabolik asidoz tablosu beklenmelidir.
Hastada saptanan hipotansiyon, filiform nabız ve kapiller dolum zamanı uzaması dekompanse şok bulgularıdır. Bu durumda WHO ve pediatrik acil kılavuzları, Plan C uyarınca 20 ml/kg izotonik kristaloid (Serum Fizyolojik veya Ringer Laktat) bolus yapılmasını önerir. Akut gastroenteritlerde dışkı ile baz (HCO3) kaybedildiğinden asit-baz tablosu normal anyon açıklı metabolik asidoz yönündedir.

Step-by-Step Solution

1
Klinik durumun değerlendirilmesi
Hipotansiyon, taşikardi, letarji ve uzamış kapiller dolum zamanı hastanın 'ağır dehidratasyon' ve 'hipovolemik şok' tablosunda olduğunu gösterir.
Yönetim stratejisini (Plan A, B veya C) belirlemek için dehidratasyon derecesinin tespiti kritiktir.
2
Acil sıvı resüsitasyonu (Plan C)
Damar yolu açılarak %0.9 NaCl (İzotonik Salin) veya Ringer Laktat gibi izotonik bir kristaloidden 20 ml/kg dozunda (bu hasta için 200 ml) 10-20 dakika içinde hızlı bolus verilir.
Şok durumunda doku perfüzyonunu düzeltmek için intravasküler hacmin hızla genişletilmesi gerekir.
3
Asit-baz dengesinin yorumlanması
Alt gastrointestinal sistem kayıplarında (ishal) bol miktarda bikarbonat kaybedildiği için 'Normal Anyon Açıklı (Hiperkloremik) Metabolik Asidoz' gelişir.
Kaybedilen bikarbonatın yerine klorür iyonlarının geçmesi anyon açığının normal kalmasını sağlar.

Key Concept

Pediatrik dehidratasyonda şok yönetimi ve asit-baz bozuklukları ayrımı

Practice More

Hipernatremi eşlik eden dehidratasyon vakalarında sıvı verme hızının neden yavaş tutulması gerektiğini (beyin ödemi riski) gözden geçirin.
Estimated Time:2m 0s
Question 6Question

44 yaşında bir çocuk, yaklaşık bir aydır devam eden, ağrısız, dışkılama sonunda damla damla görülen parlak kırmızı rektal kanama şikayetiyle polikliniğe getiriliyor. Fizik muayenesinde karın rahat, anal bölge muayenesi normaldir. Yapılan rektal tuşede anal sfinkterin yaklaşık 44 cm üzerinde, mobil ve saplı bir kitle palpe ediliyor. Bu çocuk için en olası tanı aşağıdakilerden hangisidir?

Show answer & explanation

Answer: Jüvenil polip

Answer

Çocukluk çağında ağrısız, parlak kırmızı renkli ve dışkılama sonunda görülen kanamanın en olası nedeni jüvenil poliptir.
Jüvenil polipler, pediatrik yaş grubunda görülen poliplerin en sık tipidir. Genellikle 2102-10 yaş arasında görülürler. En tipik klinik bulgusu, ağrısız ve defekasyon sonunda damla damla gelen parlak kırmızı rektal kanamadır. Poliplerin büyük çoğunluğu rektosigmoid yerleşimli olduğu için rektal tuşede palpe edilebilirler.

Step-by-Step Solution

1
Hastanın yaşını ve kanama karakterini değerlendir
2102-10 yaş arası çocuklarda ağrısız, taze kanama jüvenil polip için tipiktir.
Yaş ve klinik sunum ayırıcı tanıda en önemli kriterlerdir.
2
Fizik muayene ve rektal tuşe bulgularını yorumla
Rektal tuşede sfinkter üzerinde kitle saptanması polip tanısını destekler.
Jüvenil poliplerin %809080-90'ı rektosigmoid bölgede yerleşir.
3
Diğer ağrısız kanama nedenlerini dışla
Meckel divertikülü genellikle masif kanama yapar; anal fissür ise ağrılıdır.
Klinik ipuçlarını kullanarak kesin tanıya ulaşılır.

Key Concept

Pediatrik jüvenil poliplerin klinik prezentasyonu ve tanısı
Estimated Time:1m 30s
Question 7Question

Otuz beş günlük erkek bebek, son iki haftadır giderek artan, her beslenme sonrası olan, fışkırır tarzda ve safrasız kusma şikayetiyle getiriliyor. Fizik muayenede dehidratasyon bulguları ve epigastriumda sağ üst kadranda palpasyonla zeytin tanesi büyüklüğünde kitle saptanıyor. Kan gazı analizinde pH:7.54pH: 7.54, HCO3:32 mmol/LHCO_3^-: 32 \text{ mmol/L} ve serum elektrolitlerinde hipokloremi ile hipokalemi saptanıyor. Bu hastada beklenen laboratuvar bulguları ve fizyopatolojik mekanizmalarla ilgili aşağıdaki ifadelerden hangisi doğrudur?

Show answer & explanation

Answer: Paradoksal asidüri gelişmesi; hipovolemi ve hipokalemi nedeniyle distal tübülde sodyum geri emilimi sırasında potasyum yerine hidrojen sekresyonunun tercih edilmesi.

Answer

Doğru seçenek, paradoksal asidürinin hipovolemi ve hipokalemiye bağlı olarak distal tübülde sodyum-hidrojen değişimi yoluyla gerçekleştiğini belirten ifadedir.
Hipertrofik pilor stenozunda tekrarlayan kusmalar ile H+H^+ ve ClCl^- kaybı olur. Bu durum hipokloremik metabolik alkaloza yol açar. Dehidratasyon (hipovolemi) geliştikçe böbrekler sodyum geri emilimini artırmak için aldosteron salgılar. Distal tübülde sodyum geri emilirken karşılığında potasyum veya hidrojen atılması gerekir. Ancak kusmalar ve alkaloz nedeniyle potasyum depoları tükendiği için (hipokalemi), vücut sodyum geri emilimini sürdürebilmek adına idrara hidrojen salgılar. Sonuçta sistemik bir alkaloz olmasına rağmen idrar asidik olur ki buna 'paradoksal asidüri' denir.

Step-by-Step Solution

1
Klinik tablonun tanımlanması
5 haftalık bebekte fışkırır tarzda safrasız kusma ve 'zeytin tanesi' kitlesi Hipertrofik Pilor Stenozu (HPS) tanısını koydurur.
HPS tipik olarak 3-6 haftalık bebeklerde görülür ve karakteristik fizik muayene bulgusu hipertrofik pilor kasının palpe edilmesidir.
2
Metabolik durumun analizi
Mide asidi (HClHCl) kaybı sonucu hipokloremik, hipokalemik metabolik alkaloz gelişir.
Kusma ile hidrojen ve klor iyonları kaybedilir; alkaloz geliştikçe böbreklerden potasyum atılımı artar.
3
Renal mekanizmanın değerlendirilmesi (Paradoksal Asidüri)
Hipovolemi (dehidratasyon) nedeniyle aldosteron artar, sodyum geri emilir. Ancak hipokalemi nedeniyle Na+/K+ değişimi yapılamaz, Na+/H+ değişimi yapılarak idrara hidrojen atılır.
Vücut homeostazisi, volüm korumayı pH korumaya tercih eder; bu da alkaloz varlığına rağmen idrarın asidik olmasına yol açar.

Key Concept

Hipertrofik pilor stenozunda görülen metabolik alkalozun en spesifik renal bulgusu paradoksal asidüridir.
Question 8Question

44 aylık bir erkek bebek; ağız ve anüs çevresi ile ekstremite uçlarında yerleşen simetrik, eritemli, vezikülobüllöz ve yer yer krutlu döküntüler, dirençli ishal ve saç dökülmesi şikayetleriyle polikliniğe getirilmiştir. Hastanın özgeçmişinde son iki haftaya kadar sadece anne sütü aldığı, iki hafta önce inek sütü bazlı formül mamaya geçildiği ve şikayetlerinin bu dönemde başladığı öğrenilmiştir. Laboratuvar incelemesinde serum alkalen fosfataz düzeyi yaş grubuna göre düşük saptanmıştır. Bu hasta için en olası tanı aşağıdakilerden hangisidir?

Show answer & explanation

Answer: Akrodermatitis enteropatika

Answer

Dermatit, ishal ve saç dökülmesi triadı ile karakterize olan ve çinko malabsorbsiyonuna bağlı gelişen akrodermatitis enteropatika en olası tanıdır.
Vakada tarif edilen periorifisyal ve akral dermatit, alopesi ve ishal bulguları 'Akrodermatitis Enteropatika' triadı olarak bilinir. Anne sütünün çinko emilimini kolaylaştırıcı etkisi nedeniyle belirtiler genellikle anne sütü kesildikten sonra ortaya çıkar. Çinkoya bağımlı bir enzim olan alkalen fosfatazın düşük olması tanıyı güçlü bir şekilde destekler.

Step-by-Step Solution

1
Klinik triadı analiz et
Dermatit (periorifisyal/akral), diyare (ishal) ve alopesi (saç dökülmesi) saptanmıştır.
Bu üçlü bulgu çinko eksikliğinin klasik göstergesidir.
2
Beslenme öyküsü ve semptom başlangıcını değerlendir
Şikayetler anne sütünden kesilip formül mamaya geçişle başlamıştır.
Anne sütündeki çinko bağlayıcı ligandlar (sitrat vb.) çinkonun emilimini kolaylaştırır; bu koruyucu etki kalkınca belirtiler ortaya çıkar.
3
Laboratuvar bulgusunu yorumla
Düşük serum alkalen fosfataz düzeyi saptanmıştır.
Alkalen fosfataz çinkoya bağımlı bir enzimdir; çinko eksikliğinde düzeyi düşer.

Key Concept

Akrodermatitis enteropatika, SLC39A4SLC39A4 (ZIP4) geni mutasyonu sonucu gelişen otozomal resesif bir çinko malabsorbsiyon sendromudur.
Estimated Time:1m 0s
Question 9Question

1414 yaşında bir erkek çocuk, yaklaşık 11 saattir devam eden masif parlak kırmızı rektal kanama (hematokezya) ve baş dönmesi şikayetiyle acil servise getiriliyor. Fizik muayenesinde; kalp hızı 142142/dakika, kan basıncı 85/5085/50 mmHg, solunum sayısı 2828/dakika ve kapiller geri dolum süresi 44 saniye olarak saptanıyor. Hastaya hızlıca damar yolu açılarak 2020 mL/kg izotonik sodyum klorür resüsitasyonu başlanıyor. Laboratuvar tetkiklerinde kan üre azotu (BUN) 5252 mg/dL, kreatinin 0.70.7 mg/dL bulunuyor. Takılan nazogastrik tüpten gelen aspiratın berrak olduğu ve safra içermediği gözleniyor. Bu hasta için en olası tanı ve bir sonraki en uygun tanısal adım aşağıdakilerden hangisidir?

Show answer & explanation

Answer: Duodenal ülser - Üst gastrointestinal sistem endoskopisi

Answer

Duodenal ülser - Üst gastrointestinal sistem endoskopisi
Hastanın klinik tablosunda masif kanama bulguları ve belirgin bir BUN/kreatinin oranı yüksekliği (>30>30) mevcuttur. Bu laboratuvar bulgusu, alt GİS kanamalarından ziyade üst GİS kanamaları için karakteristiktir. Nazogastrik aspiratın safra içermemesi, tüpün duodenum içeriğini örnekleyemediğini gösterir ve duodenal ülser gibi proksimal kaynakları dışlamaz. Masif üst GİS kanamaları hızlı transit nedeniyle hematokezya ile başvurabilir; bu nedenle bir sonraki en uygun adım üst GİS endoskopisidir.

Step-by-Step Solution

1
Hemodinamik durumun değerlendirilmesi ve stabilizasyon
Hastada taşikardi, hipotansiyon ve uzamış kapiller geri dolum süresi (şok tablosu) mevcuttur. İlk öncelik sıvı resüsitasyonudur.
Gastrointestinal kanamalarda tanısal işlemlerden önce vital bulguların stabilizasyonu (ABC) zorunludur.
2
BUN/Kreatinin oranının hesaplanması ve yorumlanması
52/0.77452 / 0.7 \approx 74. Oran 3030'un üzerindedir.
Üst GİS kanamalarında kan proteinlerinin bağırsakta yıkımı ve emilimi sonucu BUN düzeyi kreatinine oranla belirgin artar (>30>30). Bu durum kanamanın ligamentum Treitz proksimalinden olduğunu güçlü şekilde destekler.
3
Nazogastrik aspirat bulgusunun analizi
Aspirat berrak ancak safra içermiyor.
Safra içermeyen berrak aspirat, sadece midenin kanamadığını gösterir; duodenumdaki (pilor distalindeki) bir kanamayı dışlamaz. Eğer aspirat safralı ve berrak olsaydı, duodenumdan mideye geri akış olduğu varsayılarak üst GİS kanaması olasılığı azalırdı.
4
Tanısal yöntemin belirlenmesi
Üst gastrointestinal sistem endoskopisi planlanır.
BUN/kreatinin oranı ve klinik şüphe üst GİS'i işaret ettiğinden, hematokezyaya rağmen ilk yapılması gereken işlem üst endoskopidir.

Key Concept

Üst GİS kanamalarında BUN/Kreatinin oranının tanısal değeri ve nazogastrik aspiratın kısıtlılığı.
Question 10Question

66 haftalık erkek bebek, son bir haftadır her beslenme sonrası ortaya çıkan fışkırır tarzda safrasız kusma şikayetiyle getiriliyor. Fizik muayenesinde dehidratasyon bulguları ve solunumun yüzeyel, yavaş (hipoventilasyon) olduğu gözleniyor. Kan gazı analizinde pH:7.56pH: 7.56, HCO3:36 mEq/LHCO_3: 36\text{ mEq/L} ve pCO2:48 mmHgpCO_2: 48\text{ mmHg} saptanıyor. Bu hastadaki solunum bulgularının ve kan gazı tablosunun temel nedeni aşağıdakilerden hangisidir?

Show answer & explanation

Answer: Kusma ile gastrik asit kaybı sonucu gelişen metabolik alkalozun solunumsal kompanzasyonu

Answer

Kusma ile gastrik asit (HCl) kaybı sonucu gelişen metabolik alkalozun, vücut tarafından pCO2 artırılarak (hipoventilasyon) solunumsal yolla kompanse edilmesidir.
Doğru yanıt olan seçenek, HPS patofizyolojisini tam olarak açıklar. Mide çıkışındaki tıkanıklık nedeniyle bebek mide asidini (HClHCl) kusar. Bu durum kanda klor düşüklüğüne ve bikarbonat yükselmesine (metabolik alkaloz) neden olur. Vücut, alkalemiyi düzeltmek için solunum merkezini baskılayarak solunum sayısını ve derinliğini azaltır (hipoventilasyon). Bu sayede CO2CO_2 tutulur ve kan gazında pCO2pCO_2 yükselmesi gözlenir.

Step-by-Step Solution

1
Kusma içeriğinin analiz edilmesi
Hidrojen (H+H^+) ve Klor (ClCl^-) kaybı saptandı.
Hipertrofik pilor stenozunda tıkanıklık pilor düzeyinde olduğu için mide asidi kaybedilir ama safra kaybedilmez.
2
Asit-baz dengesinin değerlendirilmesi
Hipokloremik metabolik alkaloz tablosu (pH>7.45pH > 7.45, HCO3>26 mEq/LHCO_3 > 26\text{ mEq/L}) oluştu.
Mide asit kaybı plazma bikarbonat düzeyini yükseltir.
3
Solunumsal yanıtın incelenmesi
Alveoler ventilasyon azaldı, pCO2pCO_2 düzeyi yükseldi.
Vücut, yükselen pH'ı normale yaklaştırmak için asidik bir gaz olan CO2CO_2'yi tutmaya çalışır (solunumsal kompanzasyon).

Key Concept

Hipertrofik pilor stenozunda (HPS) gastrik asit kaybına sekonder gelişen metabolik alkalozun solunumsal kompanzasyonu (hipoventilasyon).
Estimated Time:1m 30s
Question 11Question

36 günlük erkek bebek, son bir haftadır her beslenme sonrası ortaya çıkan ve giderek şiddetlenen fışkırır tarzda safrasız kusma şikayeti ile getiriliyor. Fizik muayenesinde tartı alamadığı, dehidratasyon bulgularının mevcut olduğu ve epigastrik bölgede 'zeytin tanesi' benzeri sert, hareketli kitle palpe edildiği saptanıyor. Bu bebekte beklenen kan gazı ve idrar analizi değerleri aşağıdakilerin hangisinde bir arada verilmiştir?

Show answer & explanation

Answer: pH: 7.55, Serum Klor: 84 mEq/L, I˙drar pH: 5.0\text{pH: } 7.55, \text{ Serum Klor: } 84 \text{ mEq/L}, \text{ İdrar pH: } 5.0

Answer

Pilor stenozunda beklenen tablo hipokloremik hipokalemik metabolik alkaloz ve paradoksal asidüridir (pH: 7.55, Klor: 84 mEq/L, İdrar pH: 5.0).
Doğru seçenek olan kan gazı ve idrar bulguları, hipertrofik pilor stenozunun patofizyolojisini tam olarak yansıtır. Sürekli kusma ile mide lümeninden hidrojen (H+H^+) ve klor (ClCl^-) kaybı olur, bu da metabolik alkaloz ve hipokloremiye yol açar. Dehidratasyon geliştikçe sodyumun geri emilmesi için böbreklerde aldosteron etkisiyle hidrojen iyonları atılmaya başlanır, bu durum sistemik alkaloz olmasına rağmen idrarın asidik (pH < 7) olmasına yani paradoksal asidüriye neden olur.

Step-by-Step Solution

1
Klinik bulguları değerlendir
3-6 haftalık bebek, safrasız fışkırır tarzda kusma ve palpabl kitle varlığı Hipertrofik Pilor Stenozu'nu (HPS) işaret eder.
HPS'nin klasik başlangıç yaşı ve fizik muayene bulguları tanı için karakteristiktir.
2
Metabolik süreci analiz et
Mide içeriğindeki HClHCl kaybı nedeniyle serumda hidrojen ve klor azalır, bu da hipokloremik metabolik alkaloza yol açar.
Mide asidinin kusma yoluyla kaybı sistemik bikarbonat artışına neden olur.
3
Böbrek kompansasyonunu belirle
Dehidratasyon sonucu aktive olan aldosteron, sodyumu geri emmek için potasyum ve hidrojen salgılar. Potasyum azaldığında hidrojen salgısı artar ve idrar asidik hale gelir (paradoksal asidüri).
Sistemik alkaloz olmasına rağmen idrarın asidik olması, hacim kaybına bağlı sodyum koruma çabasının bir sonucudur.

Key Concept

Hipertrofik Pilor Stenozu'nda görülen hipokloremik hipokalemik metabolik alkaloz ve paradoksal asidüri tablosu.
Estimated Time:1m 30s
Question 12Question

33 yaşında, 15 kg15\text{ kg} ağırlığında bir kız çocuk, 22 gündür devam eden günde 8108-10 kez bol sulu dışkılama ve 33 kez kusma şikayetiyle polikliniğe getiriliyor. Yapılan fizik muayenesinde; çocuğun irritabl ve huzursuz olduğu, göz kürelerinin belirgin şekilde çökük olduğu, ağız mukozasının kuru olduğu ve kendisine sunulan suyu istekle/hırsla içtiği saptanıyor. Cilt turgoru değerlendirildiğinde deri kıvrımının yavaş (22 saniyenin altında) düzeldiği gözleniyor. Bu klinik tabloya göre, hasta için en uygun izlem ve tedavi planı aşağıdakilerden hangisidir?

Show answer & explanation

Answer: Hastanede gözlem altında 44 saatlik sürede toplam 1125 ml1125\text{ ml} oral rehidrasyon sıvısı (ORS) verilmesi

Answer

Hastanede gözlem altında 4 saatlik sürede toplam 1125 ml oral rehidrasyon sıvısı (ORS) verilmesi en uygun yaklaşımdır.
Hastada saptanan irritabilite, göz çöküklüğü, susuzluk hissi ve deri turgorunda yavaşlama bulguları DSÖ (Dünya Sağlık Örgütü) kriterlerine göre 'Orta/Belirgin Dehidratasyon' tablosuna işaret eder. Bu durumdaki hastalar için önerilen tedavi Plan B'dir. Plan B uyarınca hastaya ilk 44 saatlik sürede 75 ml/kg75\text{ ml/kg} oral rehidrasyon sıvısı (ORS) verilmelidir. 15 kg15\text{ kg} olan bu çocuk için 15×75=1125 ml15 \times 75 = 1125\text{ ml} sıvı hesaplanır.

Step-by-Step Solution

1
Klinik bulguların değerlendirilmesi ve dehidratasyon derecesinin belirlenmesi.
İrritabilite, çökmüş gözler, susuzluk hissi (hırsla içme) ve yavaş düzelen deri turgoru 'Orta (Belirgin) Dehidratasyon' (WHO Plan B) olarak sınıflandırılır.
Tedavi protokolü (Plan A, B veya C) dehidratasyonun ağırlığına göre seçilir.
2
Plan B uyarınca gerekli sıvı miktarının hesaplanması.
75 ml/kg75\text{ ml/kg} dozunda ORS verilmelidir. 75 ml/kg×15 kg=1125 ml75\text{ ml/kg} \times 15\text{ kg} = 1125\text{ ml} sonucuna ulaşılır.
Orta dehidratasyonda ilk 44 saatlik rehidrasyon hacmi bu formülle belirlenir.
3
Uygulama yönteminin seçilmesi.
Hasta içebildiği ve şok bulgusu olmadığı için oral yol (ORS) tercih edilir.
Oral rehidrasyon, IV tedaviye göre daha güvenli ve fizyolojiktir.

Key Concept

Orta Derece Dehidratasyon Yönetimi (Plan B)

Alternative Method

Eğer çocuk kaşıkla ORS'yi almayı reddederse veya kusma çok şiddetliyse, ORS nazogastrik tüp aracılığıyla aynı hızda (20 ml/kg/saat20\text{ ml/kg/saat}) verilebilir.
Estimated Time:1m 30s
Question 13Question

1111 aylık, 8,5 kg8,5\text{ kg} ağırlığında bir kız bebek; 22 gündür devam eden günde 8108-10 kez bol sulu dışkılama ve son 1212 saattir eşlik eden kusma şikayetleriyle acil servise getiriliyor. Fizik muayenesinde genel durumunun huzursuz olduğu, göz kürelerinin hafif çökük olduğu, ağız mukozasının ve dilinin kuru olduğu gözleniyor. Cilt turgoru 22 saniyede geri dönüyor ve çocuk bardağa saldırır tarzda istekle su içiyor. Kapiller geri dolum zamanı 22 saniye olarak ölçülüyor. Bu hasta için en uygun yaklaşım aşağıdakilerden hangisidir?

Show answer & explanation

Answer: Oral rehidratasyon sıvısının (ORS) 75 ml/kg75\text{ ml/kg} dozunda 44 saatlik sürede verilmesi

Answer

Oral rehidratasyon sıvısının (ORS) 75 ml/kg75\text{ ml/kg} dozunda 44 saatlik sürede verilmesi
Vakadaki çocukta huzursuzluk, göz kürelerinde çökme, mukoza kuruluğu ve en önemlisi belirgin bir susuzluk hissi (bardağa saldırırcasına içme) mevcuttur. Bu bulgular WHO kriterlerine göre orta derece dehidratasyonu işaret eder. Orta derece dehidratasyonu olan ve bilinci yerinde olup ağızdan alabilen çocuklarda ilk tercih edilen yöntem 75 ml/kg75\text{ ml/kg} dozunda ORS'nin 44 saatte verilmesini içeren Plan B protokolüdür.

Step-by-Step Solution

1
Klinik bulguları değerlendirerek dehidratasyon derecesini belirleyin.
Huzursuzluk, çökmüş gözler, belirgin susuzluk ve hafif turgor bozukluğu 'Orta Derece Dehidratasyon' (vücut ağırlığının %696-9 kaybı) ile uyumludur.
WHO ve UNICEF sınıflamasına göre dehidratasyon derecesi tedavi planını belirler.
2
Orta derece dehidratasyon için uygun tedavi protokolünü (Plan B) seçin.
Plan B: 75 ml/kg75\text{ ml/kg} ORS, 44 saatlik süre içinde sık aralıklarla verilir.
Oral rehidratasyon tedavisi, IV tedaviye göre daha güvenli, ucuz ve komplikasyon riski daha düşüktür.
3
Hastanın klinik yanıtını izleyin.
Dört saatin sonunda hasta tekrar değerlendirilir; bulgular gerilerse Plan A'ya, düzelmezse Plan B tekrarına veya ağırlaşırsa Plan C'ye geçilir.
Tedaviye yanıt dinamik bir süreçtir ve sürekli izlem gerektirir.

Key Concept

Dehidratasyon Derecelendirmesi ve Yönetimi

Practice More

Dehidratasyon tedavisinde ORS verilmesine rağmen durdurulamayan kusma veya karın şişkinliği gelişmesi durumunda bir sonraki adımın ne olması gerektiğini araştırınız.
Estimated Time:1m 30s
Question 14Question

55 haftalık erkek bebek, son 11 haftadır giderek şiddeti artan, her beslenme sonrası ortaya çıkan fışkırır tarzda safrasız kusma şikayeti ile getiriliyor. Fizik muayenesinde dehidratasyon bulguları ve epigastrik bölgede palpasyonla 22 cm boyutlarında, sert, hareketli "zeytin tanesi" kitlesi saptanıyor. Laboratuvar tetkiklerinde; pH:7.54pH: 7.54, HCO3:34HCO_3^-: 34 mEq/L, Na+:131Na^+: 131 mEq/L, K+:2.9K^+: 2.9 mEq/L ve Cl:81Cl^-: 81 mEq/L ölçülüyor. Bu hastanın idrar tetkikinde saptanması beklenen bulgu ve bu durumdan sorumlu olan temel renal mekanizma aşağıdakilerden hangisidir?

Show answer & explanation

Answer: İdrar pH'sının asidik olması; hipovolemi ve klor eksikliği varlığında distal tübülde sodyumun hidrojen ile değişilerek geri emilmesi

Answer

İdrar pH'sının asidik olması; hipovolemi ve klor eksikliği varlığında distal tübülde sodyumun hidrojen ile değişilerek geri emilmesi
Doğru seçenek, HPS'nin ileri evrelerinde gelişen paradoksal asidüri mekanizmasını açıklar. Mide asit kaybı sonucu gelişen hipokloremik metabolik alkalozda, böbrekler başlangıçta bikarbonat atarak durumu dengelemeye çalışsa da; dehidratasyonun derinleşmesiyle sodyum geri emilimi öncelik kazanır. Klorun yetersiz olduğu bu ortamda sodyum, hidrojen iyonu ile takas edilerek geri emilir, bu da alkali kan tablosuna rağmen asidik idrar çıkışına (paradoksal asidüri) neden olur.

Step-by-Step Solution

1
Klinik ve laboratuvar bulgularının analizi
5 haftalık bebekte fışkırır tarzda safrasız kusma ve 'zeytin tanesi' kitlesi Hipertrofik Pilor Stenozu (HPS) tanısını koydurur. Laboratuvardaki hipokloremik hipokalemik metabolik alkaloz bu tanıyı destekler.
HPS'de mide asidinin (HClHCl) kaybı direkt olarak alkaloz ve klor düşüklüğüne yol açar.
2
Renal kompanzasyon mekanizmasının değerlendirilmesi
Vücut hipovolemiyi düzeltmek için aldosteron salgılar. Aldosteron distal tübülde Na+Na^+ geri emilimini artırır.
Sıvı hacmini korumak vücut için pH dengesinden daha önceliklidir.
3
Paradoksal asidüri oluşumunun açıklanması
Normalde Na+Na^+ geri emilirken klor da onu takip eder. Ancak klor eksik olduğu için Na+Na^+ geri emilimi H+H^+ veya K+K^+ sekresyonu ile eşleşmek zorundadır. K+K^+ zaten düşük olduğundan H+H^+ atılır ve idrar asidikleşir.
Kan alkali olmasına rağmen idrarın asidik olması 'paradoksal asidüri' olarak tanımlanır.

Key Concept

Hipertrofik Pilor Stenozunda Paradoksal Asidüri Mekanizması
Question 15Question

1414 aylık, 10 kg10\text{ kg} ağırlığında bir erkek çocuk; günde 8108-10 kez sulu dışkılama ve 33 kez kusma şikayetiyle acil servise getiriliyor. Fizik muayenesinde huzursuzluk, göz kürelerinde çöküklük ve mukozalarda kuruluk saptanıyor; kapiller dolum zamanı 22 saniyenin altındadır. Hastaya %7\%7 dehidratasyon tanısıyla oral rehidratasyon sıvısı (ORS) ile tedavi (Plan B) başlanıyor. Tedavinin ilk yarım saatinde çocuk bir kez kusuyor. Bu aşamada uygulanması gereken en uygun yaklaşım aşağıdakilerden hangisidir?

Show answer & explanation

Answer: Tedaviye 1010 dakika ara verip, sonrasında ORS'yi daha yavaş (kaşık kaşık) vermeye devam etmek

Answer

Tedaviye 1010 dakika ara verilip, sonrasında ORS'nin daha yavaş ve küçük miktarlarda (kaşık kaşık) verilmeye devam edilmesi en uygun yaklaşımdır.
Dünya Sağlık Örgütü (WHO) ve pediatri kılavuzlarına göre, Plan B (orta dehidratasyon) tedavisi alan bir çocuk kusarsa, tedaviye 1010 dakika ara verilmeli ve ardından ORS daha yavaş (örneğin her 232-3 dakikada bir çay kaşığı) verilmeye devam edilmelidir. Bu yaklaşım genellikle başarılı olur ve hastanın hastaneye yatış veya IV tedavi ihtiyacını azaltır.

Step-by-Step Solution

1
Klinik bulgulara göre dehidratasyon derecesini belirle.
Huzursuzluk, göz kürelerinde çöküklük ve mukoza kuruluğu %510\%5-10 (orta) dehidratasyonu (Plan B) işaret eder.
Tedavi protokolü dehidratasyonun derecesine göre seçilir.
2
Plan B sırasında gelişen kusmanın yönetimine karar ver.
Kusma sonrası 1010 dakika bekleme ve ardından daha yavaş uygulama protokolü seçilir.
Çoğu çocuk yavaşlatılmış oral rehidratasyonu tolere edebilir ve bu sayede gereksiz invaziv işlemlerden kaçınılır.

Key Concept

Plan B (Orta Dehidratasyon) Tedavisinde Kusma Yönetimi

Practice More

Dehidratasyon derecelerini (hafif, orta, ağır) klinik bulgulara göre ayırt eden bir tabloyu incelemek konuyu pekiştirecektir.
Estimated Time:1m 30s
Question 16Question

1818 aylık bir kız çocuk, 33 gündür devam eden günde 1010'un üzerinde bol sulu dışkılama ve belirgin huzursuzluk şikayetiyle acil servise getiriliyor. Fizik muayenesinde göz kürelerinin çökük, mukozalarının kuru olduğu ve çocuğun sunulan suyu hırsla içtiği gözleniyor. Tartısında 10,810,8 kgkg saptanan hastanın dehidratasyon öncesi tartısının 1212 kgkg olduğu öğreniliyor. Hastanın nabız hızı 130130/dakika, kapiller dolum zamanı 22 saniye ve kan basıncı normal sınırlardadır. Bu hasta için en uygun tedavi yaklaşımı aşağıdakilerden hangisidir?

Show answer & explanation

Answer: Oral rehidratasyon sıvısının (ORS) 7575 mL/kgmL/kg dozunda 44 saat içinde verilmesi

Answer

Şok bulgusu olmayan orta derece dehidratasyon vakalarında en uygun yaklaşım oral rehidratasyon sıvısının (ORS) 7575 mL/kgmL/kg dozunda 44 saat içinde verilmesidir.
Hastanın klinik bulguları (çökük gözler, hırsla su içme) ve hesaplanan %10\%10'luk kilo kaybı orta derece dehidratasyon kriterlerini karşılamaktadır. Kapiller dolum zamanı ve kan basıncı normal olduğu için hasta şokta değildir. Bu tablo, Dünya Sağlık Örgütü'nün Plan B protokolüne uymakta olup, tedavisinde 44 saatlik süre zarfında 7575 mL/kgmL/kg dozunda ORS verilmesi esastır.

Step-by-Step Solution

1
Vücut ağırlığı kaybı oranının hesaplanması
Dehidratasyon yüzdesi = (1210,8)/12=%10(12 - 10,8) / 12 = \%10
Ağırlık kaybı dehidratasyon derecesini belirlemede en objektif kriterdir.
2
Klinik bulgularla dehidratasyon derecesinin sınıflandırılması
Orta derece dehidratasyon (Plan B)
Göz kürelerinde çöküklük, belirgin susuzluk (hırsla içme) ve %10\%10 ağırlık kaybı orta derece dehidratasyon tanısı koydurur. Şok bulgusu yoktur.
3
Tedavi protokolünün belirlenmesi
Plan B: 7575 mL/kgmL/kg ORS / 44 saat
DSÖ ve pediatri kılavuzlarına göre orta derece dehidratasyonda ilk seçenek oral rehidratasyondur.

Key Concept

Pediatrik hastalarda dehidratasyonun derecelendirilmesi ve orta derece dehidratasyonda Plan B (Oral Rehidratasyon) tedavisi.
Estimated Time:1m 30s
Question 17Question

1515 aylık, 10 kg10\text{ kg} ağırlığında bir erkek çocuk; 44 gündür devam eden günde 101210-12 kez bol sulu dışkılama ve son 2424 saattir eşlik eden kusma şikayetiyle acil servise getiriliyor. Ailesinden alınan anamnezde, ishal başladığından beri çocuğun susadıkça sadece kaynatılmış su ve açık çay ile beslendiği öğreniliyor. Fizik muayenesinde; letarjik görünümde, göz küreleri ve fontaneli belirgin çökmüş, mukozaları kuru, deri turgoru belirgin azalmış ve kapiller dolum zamanı 44 saniye olarak saptanıyor. Acil serviste değerlendirme devam ederken hastada jeneralize tonik-klonik nöbet gelişiyor. Laboratuvar incelemesinde serum sodyum düzeyi 115 mEq/L115\text{ mEq/L} olarak ölçülüyor.

Bu hasta için en uygun acil yaklaşım aşağıdakilerden hangisidir?

Show answer & explanation

Answer: %3’lük NaCl çözeltisinden 3-5 ml/kg miktarının 10-15 dakikada IV infüzyonu

Answer

Semptomatik (nöbet geçiren) hiponatremi durumunda en uygun yaklaşım %3’lük hipertonik NaCl infüzyonudur.
Vakada ağır dehidratasyon bulguları ile birlikte hiponatremiye bağlı jeneralize nöbet tablosu mevcuttur. Sodyum düzeyinin 120 mEq/L120\text{ mEq/L} altında olduğu ve nörolojik semptomların eşlik ettiği durumlarda, beyin ödemini geri çevirmek için acil olarak %3\%3'lük hipertonik salin uygulanmalıdır. Bu uygulama ile sodyum düzeyinin kısa sürede 35 mEq/L3-5\text{ mEq/L} yükseltilmesi hedeflenir.

Step-by-Step Solution

1
Hastanın klinik durumunu ve dehidratasyon derecesini değerlendir
Ağır dehidratasyon bulguları ve nörolojik semptom (nöbet) mevcudiyeti saptandı.
Dehidratasyonun şiddeti ve eşlik eden komplikasyonlar acil müdahalenin yönünü belirler.
2
Elektrolit değerlerini ve nöbetin olası nedenini analiz et
Serum sodyumunun 115 mEq/L olması, nöbetin hiponatremik ensefalopatiye bağlı olduğunu gösterir.
Sodyumun 120 mEq/L'nin altına düşmesi, beyin ödemi ve nöbet riskini ciddi şekilde artırır.
3
Semptomatik hiponatremi için acil tedavi uygula
%3 NaCl (3-5 ml/kg) verilerek nöbetin durdurulması ve serum sodyumunun güvenli sınıra çekilmesi sağlandı.
Hipertonik salin, hücre dışı ozmolariteyi hızla artırarak beyindeki şişmeyi azaltır ve nöbeti sonlandırır.

Key Concept

Semptomatik Hiponatremik Dehidratasyon Yönetimi
Estimated Time:3m 0s
Question 18Question

Otuz aylık kız çocuğu, son dört aydır süregelen aralıklı ishal, karın bölgesinde belirginleşen şişlik ve ayak sırtında ödem yakınmalarıyla çocuk gastroenteroloji polikliniğine başvuruyor.

Fizik muayenesinde pretibial bölgede gode bırakan ödem ve batında asit saptanıyor. Laboratuvar testlerinde serum albümini 1.71.7 g/dL, total protein 3.43.4 g/dL, mutlak lenfosit sayısı 650/mm3650/\text{mm}^3 olarak bulunuyor. Tam idrar tetkikinde protein saptanmıyor ve karaciğer transaminazları normal olarak değerlendiriliyor. Hastanın dışkı incelemesinde α1\alpha_1-antitripsin klirensinin belirgin olarak arttığı tespit ediliyor.

Buna göre, bu hastanın uzun dönem diyet yönetiminde aşağıdaki yaklaşımlardan hangisinin temel alınması en uygundur?

Show answer & explanation

Answer: Uzun zincirli trigliseritlerin kısıtlanarak diyetin orta zincirli trigliseritlerle (MCT) desteklenmesi

Answer

Doğru yaklaşım, uzun zincirli trigliseritlerin kısıtlanarak diyetin orta zincirli trigliseritlerle desteklenmesini ifade eden seçenektir.
Hastadaki klinik tablo; hipoalbüminemi, masif proteinürinin olmaması, mutlak lenfopeni ve dışkıda artmış α1\alpha_1-antitripsin klirensi bulguları ile protein kaybettiren bir enteropati olan Primer İntestinal Lenfanjiektazi (Waldmann Hastalığı) ile tam uyumludur. Bu hastalıkta bağırsak lenfatikleri doğumsal olarak anormal genişlemiştir ve sızdırmaktadır. Uzun zincirli trigliseritler bağırsak lenfatikleri (şilomikronlar) aracılığıyla emildiği için lenfatik basıncı ve dolayısıyla sızıntıyı şiddetlendirir. Orta zincirli trigliseritler (MCT) ise lenfatik sisteme uğramadan doğrudan portal vene emilir. Bu nedenle tedavide lenfatik akımı azaltmak amacıyla uzun zincirli trigliseritler kısıtlanır ve hastanın yağ/kalori ihtiyacı MCT ile karşılanır.

Step-by-Step Solution

1
Hastanın klinik ve temel laboratuvar bulgularının değerlendirilmesi.
Ödem, asit, ağır hipoalbüminemi varlığına rağmen idrarda protein kaybı (nefrotik sendrom) veya karaciğer yetmezliği bulgusu olmadığı saptanır.
Hipoalbümineminin renal veya hepatik kaynaklı olmadığını doğrulamak için.
2
Spesifik tanısal belirteçlerin yorumlanması.
Dışkıda α1\alpha_1-antitripsin klirensinin artması proteinin gastrointestinal yoldan kaybedildiğini gösterir. Eşlik eden lenfopeni, Primer İntestinal Lenfanjiektazi tanısını doğrular.
Bağırsaktaki lenfatik sızıntı sonucu hem lenfositlerin hem de proteinin lümene döküldüğünü anlamak için.
3
Hastalığın patofizyolojisine uygun diyet tedavisinin planlanması.
Lenfatik akımı artıran uzun zincirli trigliseritlerin kesilerek, lenfatiklere uğramadan doğrudan portal dolaşıma katılan orta zincirli trigliseritlerin (MCT) başlanması kararlaştırılır.
Lenf kanallarındaki basıncı düşürüp lümene olan lenf ve protein sızıntısını durdurmak için.

Key Concept

Primer İntestinal Lenfanjiektazi (Waldmann Hastalığı) Kliniği ve Diyet Yönetimi
Question 19Question

2828 saatlik bir yenidoğan, beslenme sonrası başlayan safralı kusma ve huzursuzluk şikayetiyle değerlendiriliyor. Fizik muayenesinde batın distansiyonu saptanmıyor, ancak epigastrik bölgede hafif dolgunluk ve hassasiyet mevcut. Ayakta direkt batın grafisinde mide ve duodenumda hava (double bubble görünümü) izlenirken, distal intestinal anslarda da az miktarda gaz dağılımı olduğu görülüyor. Bu hasta için en olası tanı aşağıdakilerden hangisidir?

Show answer & explanation

Answer: Malrotasyon ve Ladd bantları

Answer

Malrotasyon ve Ladd bantları, yenidoğanda 'double bubble' görünümüyle birlikte distalde gaz olması durumunda düşünülmesi gereken en olası tanıdır.
Malrotasyon ve Ladd bantları varlığında, duodenumun dıştan basıya maruz kalması genellikle parsiyel bir tıkanıklığa yol açar. Bu durum radyolojik olarak proksimalde dilatasyon ('double bubble') oluştursa da, distal bağırsaklara hava geçişine izin verir. Duodenal atrezide ise tıkanıklık tamdır ve distalde gaz görülmez.

Step-by-Step Solution

1
Klinik semptomları analiz et.
Safralı kusma, tıkanıklığın ampulla vateri seviyesinden daha distalde olduğunu gösterir.
Yenidoğanda safralı kusma her zaman acil bir cerrahi patolojiyi akla getirmelidir.
2
Radyolojik bulguları yorumla.
'Double bubble' (mide ve duodenum genişlemesi) mevcuttur, ancak distalde gaz olması tıkanıklığın kısmi olduğunu kanıtlar.
Tam atrezilerde distal intestinal anslarda hava görülmesi beklenmez.
3
Ayırıcı tanı yap ve kararı ver.
Ladd bantları duodenuma dıştan bası yaparak kısmi tıkanıklık (malrotasyon) oluşturur.
En olası ve en acil tanı olan malrotasyon/volvulus, bu klinik tabloyu tam olarak açıklar.

Key Concept

Yenidoğanda 'double bubble' görünümü her zaman tam atrezi anlamına gelmez; distalde gaz varlığı kısmi obstrüksiyon yapan malrotasyon veya duodenal stenozu düşündürmelidir.

Practice More

Malrotasyon şüphesinde altın standart tanı yönteminin Üst GİS pasaj grafisi (Treitz ligamanı yerleşimi) olduğunu hatırlayınız.
Estimated Time:1m 30s
Question 20Question

5050 günlük bir erkek bebek, doğum sonrası 33. haftada başlayan ve giderek artan sarılık şikayetiyle polikliniğe getirilmiştir. Özgeçmişinde dikkati çeken bir özellik olmayan hastanın fizik muayenesinde; tartı alımının sınırda olduğu, karaciğerin kosta altında 22 cm ele geldiği saptanmıştır. Annesi, bebeğin dışkı renginin zaman zaman sarı-kahverengi olduğunu ancak çoğunlukla açık renkli (soluk) olduğunu ifade etmektedir.

Hastanın laboratuvar tetkikleri aşağıdadır:

ParametreSonuç
Total Bilirubin10.210.2 mg/dL
Direkt Bilirubin6.86.8 mg/dL
ALT / AST110110 / 125125 U/L
GGT160160 U/L (N: 158015-80)

Fenobarbital hazırlığı sonrası yapılan hepatobiliyer sintigrafide (HIDA), radyoizotopun 2424. saatte bağırsak segmentlerine geçtiği izlendiğine göre, bu hasta için en olası tanı aşağıdakilerden hangisidir?

Show answer & explanation

Answer: İdiyopatik neonatal hepatit

Answer

İdiyopatik neonatal hepatit
İdiyopatik neonatal hepatit, yenidoğan döneminde intrahepatik kolestazın sık bir nedenidir. Klinik olarak dışkı rengi zaman zaman pigmente olabilir (intermitan akolik dışkı). En önemli ayırıcı özelliği, safra yollarının anatomik olarak açık olmasıdır. Bu durum hepatobiliyer sintigrafide (HIDA) radyoizotopun bağırsağa geçişinin izlenmesiyle (geçiş bazen fenobarbital ile uyarılsa da) doğrulanır. Vakada GGT'nin yüksek olması PFIC tip 1/2 gibi düşük GGT'li tabloları dışlarken, sintigrafideki geçiş biliyer atreziyi dışlamaktadır.

Step-by-Step Solution

1
Laboratuvar verilerini değerlendir.
Direkt bilirubin artışı (>2>2 mg/dL veya totalin %20\%20'sinden fazla) hastada kolestaz olduğunu doğrular.
Yenidoğan döneminde uzamış sarılığın patolojik olup olmadığını belirlemek için ilk adım direkt/indirekt ayrımı yapmaktır.
2
GGT düzeyini kontrol et.
GGT yüksekliği (160160 U/L), düşük GGT ile seyreden PFIC Tip 1/2 ve safra asidi sentez kusurlarını dışlar.
GGT, neonatal kolestazın ayırıcı tanısında en kritik biyokimyasal belirteçlerden biridir.
3
Hepatobiliyer sintigrafi (HIDA) sonucunu yorumla.
Radyoizotopun bağırsaklara geçtiğinin görülmesi, ekstrahepatik safra yollarının patent (açık) olduğunu kanıtlar.
HIDA sintigrafisinde bağırsaklara geçiş olmaması biliyer atrezi lehineyken, geçiş olması neonatal hepatiti destekler.

Key Concept

Neonatal kolestazda biliyer atrezi ve neonatal hepatit ayırıcı tanısında sintigrafi ve dışkı rengi takibinin önemi.

Practice More

Biliyer atrezi şüphesinde altın standart tanı yönteminin karaciğer biyopsisi ve gerekirse intraoperatif kolanjiyografi olduğunu unutmayın.
Estimated Time:1m 30s
Page 1 / 16Next
Gastroenteroloji ve Hepatoloji Practice Questions — TUS - Tıpta Uzmanlık Sınavı | Examkin