Türkiye'nin Yer Şekilleri

848 soru

Soru 141Soru

Akarsular, geçtikleri arazinin jeolojik yapısına, tabakaların direnç durumuna ve yatak eğimine bağlı olarak çeşitli vadi tipleri oluştururlar. Buna göre, aşağıdaki vadi tipi ve bu vadinin oluştuğu araziye dair verilen eşleştirmelerden hangisi yanlıştır?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Asimetrik Vadi: Vadinin her iki yamacındaki kayaç direncinin aynı olduğu ve homojen aşınmanın görüldüğü alanlar.

Cevap

Asimetrik vadinin oluşabilmesi için vadinin her iki yamacındaki kayaçların aşınmaya karşı dirençlerinin birbirinden farklı olması gerekir.
Asimetrik vadi, akarsu yatağının iki yamacında dirençleri birbirinden farklı kayaçların bulunması durumunda oluşur. Dirençsiz kayaçların bulunduğu yamaç daha fazla aşınarak daha yatık bir hal alırken, dirençli kayaçların bulunduğu yamaç daha dik kalır. Dolayısıyla 'kayaç direncinin aynı olması' ifadesi bu vadi tipinin oluşum mantığına terstir.

Adım Adım Çözüm

1
Vadi tiplerinin oluşum şartlarını değerlendir.
Çentik, Boğaz, Kanyon ve Geniş Tabanlı vadilerin tanımları genel coğrafya prensipleriyle uyumludur.
Her vadi tipi, geçtiği arazinin eğim ve kayaç yapısına göre karakteristik bir profil sergiler.
2
Asimetrik vadi tanımını analiz et.
Bir vadi yamacının diğerinden daha az veya çok eğimli olması (asimetri), aşınma hızının farklılığını gerektirir.
Eğer kayaç direnci her iki yamaçta aynı (homojen) olsaydı, akarsu her iki tarafı eşit aşındırır ve simetrik bir vadi oluşurdu.

Anahtar Kavram

Akarsu Vadi Tiplerinin Jeolojik ve Topografik Kontrolü

İpuçları

1
Vadilerin simetrik veya asimetrik olması, yamacı oluşturan malzemelerin aşınmaya karşı ne kadar 'inatçı' olduğuyla ilgilidir.
2
Bir yamacın çok, diğerinin az eğimli olması için taraflardan birinin daha kolay aşınması gerekir.

Daha Fazla Pratik

Akarsuların menderes çizmesi ile vadi tabanının genişlemesi arasındaki ilişkiyi inceleyen sorulara göz atabilirsiniz.
Tahmini Süre:1m 15s
Soru 142Soru

Türkiye'de platoların oluşum süreçleri; dış kuvvetlerin aşındırma faaliyetleri, volkanizma, karstlaşma ve tabaka yapısı gibi unsurlara bağlı olarak çeşitlilik gösterir. Aşağıdaki tabloda bazı platolar, oluşum türleri ve bu sahalardaki baskın ekonomik faaliyetler eşleştirilmiştir:

Plato AdıOluşum TürüTemel Ekonomik Faaliyet
Çatalca-KocaeliAşınım (Peneplen)Sanayi, Ulaşım ve Ticaret
TekeKarstikKıl Keçisi Yetiştiriciliği
Erzurum-KarsLav (Volkanik)Büyükbaş Hayvancılık
XAşınım (Peneplen)Mera Hayvancılığı ve Turizm

Buna göre, tabloda X ile gösterilen yere getirilmesi gereken plato aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Perşembe Platosu

Cevap

Tabloda X ile gösterilen yere getirilmesi gereken plato Perşembe Platosu'dur.
Türkiye'de akarsular tarafından deniz seviyesine kadar aşındırılmış sahaların (peneplenlerin) epirojenik yükselmesiyle oluşan 'Aşınım Platoları'na en iyi iki örnek Marmara'da Çatalca-Kocaeli ve Karadeniz'de Perşembe (Ordu) platolarıdır. Perşembe Platosu, iklim özelliklerine bağlı olarak Çatalca-Kocaeli'nden farklı olarak mera hayvancılığı ve turizm fonksiyonuyla öne çıkar.

Adım Adım Çözüm

1
Oluşum türünün analizi
Tabloda X için 'Aşınım (Peneplen)' oluşumu istenmektedir.
Türkiye'de aşınım platosu denildiğinde akla ilk gelen Çatalca-Kocaeli olsa da, Karadeniz Bölgesi'nde (Ordu) bulunan Perşembe Platosu da aynı mekanizmayla oluşmuştur.
2
Ekonomik faaliyetlerin değerlendirilmesi
X platosunda temel faaliyetin mera hayvancılığı ve turizm olduğu belirtilmiştir.
Çatalca-Kocaeli'nde sanayi baskınken, Perşembe Platosu'nda nemli Karadeniz iklimi ve gür otlaklar nedeniyle hayvancılık ve son yıllarda yayla turizmi gelişmiştir.

Anahtar Kavram

Türkiye'nin Aşınım (Peneplen) Platoları

Alternatif Yöntem

Platoların bölgelere göre dağılımını hatırlayarak, Karadeniz'deki tek belirgin aşınım platosunun Perşembe olduğunu bilmek soruyu hızla çözdürür.
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 143Soru

Türkiye'nin kıyı morfolojisinin gelişiminde epirojenik hareketler, deniz seviyesindeki değişimler ve dağ kuşaklarının kıyı çizgisine göre konumlanışı temel belirleyicidir. Bu faktörlerin farklı bölgesel kombinasyonları, kıyılarımızda yapısal ve görsel bakımdan farklı karakterlere sahip kıyı tiplerinin oluşmasına zemin hazırlamıştır.

Türkiye'deki kıyı tiplerinin dağılımı ve oluşum şartları dikkate alındığında, aşağıdakilerden hangisi yanlıştır?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Samsun ve çevresinde, dağların kıyı çizgisine dik uzanması ve kıta sahanlığının geniş olması sebebiyle 'Enine' kıyı tipi özellikleri görülmektedir.

Cevap

Samsun ve çevresinde dağların kıyıya dik uzandığı ve 'Enine' kıyı tipinin görüldüğü ifadesi yanlıştır; bu bölge halen 'Boyuna' kıyı kuşağındadır.
Samsun ve çevresindeki Canik Dağları, Karadeniz sisteminin genel özelliğine uygun olarak kıyı çizgisine paralel uzanmaktadır. Bu bölgede dağların kıyıya dik uzandığına dair bir bilgi yanlıştır. Samsun'da kıta sahanlığının geniş olması ve Bafra-Çarşamba gibi büyük deltaların bulunması, dağların uzanış yönünden değil, yükseltilerinin azlığından ve kıyıdan daha uzak (içeride) konumlanmalarından kaynaklanır. Dolayısıyla bölge 'Enine' değil, 'Boyuna' kıyı tipi içerisinde değerlendirilir.

Adım Adım Çözüm

1
Kıyı tiplerinin temel tanımlarını hatırla.
Enine kıyılar dağların denize dik, Boyuna kıyılar ise paralel uzandığı yerlerde oluşur.
Sorudaki seçeneklerin doğruluğunu kontrol etmek için temel jeomorfolojik kriterleri belirlemek gerekir.
2
Samsun ve Orta Karadeniz'in jeomorfolojik yapısını analiz et.
Canik Dağları, tıpkı Doğu ve Batı Karadeniz'deki gibi kıyıya paralel uzanır, ancak daha alçaktır ve kıyıdan daha içeride başlar.
Delta varlığının dağların uzanış doğrultusuyla (enine/boyuna) karıştırılıp karıştırılmadığını tespit etmek gerekir.
3
Kıta sahanlığı ve kıyı tipi arasındaki ilişkiyi kur.
Samsun'da kıta sahanlığının geniş olması delta oluşumuna izin verir, fakat bu durum dağların uzanış yönünü değiştirmez.
Orta Karadeniz'in 'Enine' değil, 'Boyuna' kıyıların bir varyasyonu (geniş şelfli boyuna kıyı) olduğunu teyit etmek için.

Anahtar Kavram

Türkiye'de dağların uzanış doğrultusu ve kıyı tipleri ilişkisi

Daha Fazla Pratik

Ege kıyılarındaki Enine kıyı yapısı ile Orta Karadeniz'deki biriktirme odaklı Boyuna kıyı yapısı arasındaki farkları, dağların uzanış doğrultusu (doğu-batı) üzerinden karşılaştırınız.
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 144Soru

Türkiye'nin dağlık ve engebeli arazi yapısı nedeniyle akarsuların yatak eğimleri fazladır. Bu durum, akarsuların bazı kesimlerde yüksekten düşerek şelaleler (çağlayan) oluşturmasına neden olur. Akarsuyun yüksekten döküldüğü bu alanlarda, suyun çarptığı zemini aşındırmasıyla oluşan çukurluk aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Dev kazanı

Cevap

Şelalelerin döküldüğü yerlerde oluşan aşınım çukurluğuna 'dev kazanı' adı verilir.
Akarsuların şelale (çağlayan) yaparak döküldükleri yerlerde, suyun düştüğü noktaya uyguladığı şiddetli çarpma ve girdaplar sonucu zeminin oyulmasıyla oluşan dairesel çukurluklara dev kazanı denir. Türkiye'de Tortum, Muradiye ve Düden şelalelerinde bu şeklin belirgin örnekleri görülür.

Adım Adım Çözüm

1
Akarsuyun akış özelliğini analiz et.
Soruda akarsuyun yüksekten döküldüğü (şelale oluşturduğu) bir durum tanımlanmıştır.
Yer şeklinin oluşumu için gerekli olan temel dış kuvvet ve mekanizma budur.
2
Aşındırma türünü ve yerini belirle.
Dökülen suyun çarptığı zemin (taban) mekanik olarak aşınmaktadır.
Hızla düşen suyun kinetik enerjisi tabanda oyulmalara yol açar.
3
Oluşan şekli isimlendir.
Şelale altındaki bu geniş aşınım çukuruna coğrafya terminolojisinde 'dev kazanı' denir.
Tanım ve şekil eşleşmesi bu kavramı doğrular.

Anahtar Kavram

Akarsu Aşınım Şekilleri

İpuçları

1
Soruda bahsedilen şekil, suyun yüksekten düştüğü yerlerde (şelalelerde) oluşur.
2
Bu şekil bir 'biriktirme' değil, suyun zemini oymasıyla oluşan bir 'aşındırma' şeklidir.

Daha Fazla Pratik

Dev kazanı ile benzer şekilde akarsu aşındırmasıyla oluşan Peri Bacaları ve Kırgıbayır (Badlands) gibi şekilleri de inceleyiniz.
Tahmini Süre:45s
Soru 145Soru

Türkiye'de karstik aşınım süreçleri; çözünebilen kayaçların bulunduğu sahalarda dolin, uvala ve polye gibi iç bükey yer şekillerinin oluşmasını sağlar. Karstlaşmanın çok ilerlediği bazı polye tabanlarında, çevredeki kalkerli yapının tamamen çözünmesine rağmen bazı kısımların dirençli kalarak ada şeklinde yükseltiler oluşturduğu görülür. Jeomorfolojide 'hum' (karstik şahit tepe) olarak adlandırılan bu yer şekillerinin bir polye tabanında yaygın olarak görülmesi, söz konusu sahanın jeomorfik gelişimi hakkında aşağıdakilerden hangisini doğrular?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Karstik aşınım döngüsünde yaşlılık (son) evresine ulaştığını

Cevap

Karstik aşınım döngüsünde yaşlılık (son) evresine ulaştığını belirten ifade doğrudur.
Karstik aşınım süreci zamanla dolinlerin birleşerek uvalaları, uvalaların birleşerek polyeleri oluşturmasıyla ilerler. Karstik aşınım döngüsünün en ileri safhasında (yaşlılık evresi), polye tabanı oldukça genişler ve arazinin geri kalanından ayrılan, henüz çözünmemiş dirençli kireç taşı kütleleri 'hum' adı verilen tepeleri oluşturur. Bu nedenle humların varlığı, bölgedeki karstik gelişimin son evrelerinde olduğunu kanıtlar.

Adım Adım Çözüm

1
Hum kavramını tanımlama
Hum, polye tabanlarında görülen karstik şahit tepelerdir.
Soruda bahsedilen şeklin ne anlama geldiğini netleştirmek gerekir.
2
Oluşum sürecini analiz etme
Dolin ve uvalalar birleşerek polyeyi oluşturur, polye tabanı genişledikçe dirençli kısımlar tepe olarak kalır.
Karstik şekillerin birbirini izleyen aşamalar olduğunu anlamak önemlidir.
3
Aşınım döngüsüyle ilişkilendirme
Arazinin neredeyse tamamının taban seviyesine kadar aşındığı bu aşama 'yaşlılık' safhasıdır.
Hum tepeleri, jeomorfolojik bir döngünün sonuna gelindiğinin en önemli kanıtıdır.

Anahtar Kavram

Karstik Aşınım Döngüsü ve Hum Oluşumu
Soru 146Soru

Türkiye'de dış kuvvetler içerisinde en geniş etki alanına sahip olan akarsular, yatak eğiminin azaldığı ve taşıma gücünün düştüğü yerlerde biriktirme faaliyetleri gerçekleştirirler. Buna göre, aşağıdakilerden hangisi akarsu biriktirme faaliyetleri sonucunda oluşan yer şekillerinden biridir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Irmak adası

Cevap

Akarsu biriktirme faaliyeti sonucunda oluşan yer şekli Irmak adasıdır.
Irmak adası (kum adası), akarsuyun taşıma gücünün azaldığı, yatağın genişlediği ve eğimin düştüğü yerlerde alüvyonların yatak içinde birikmesiyle oluşur. Bu, doğrudan bir akarsu biriktirme şeklidir.

Adım Adım Çözüm

1
Dış kuvvet ve süreç eşleştirmesi yapılması
Soruda akarsuların 'biriktirme' faaliyeti sorulmaktadır.
Yer şekillerini doğru sınıflandırmak için hem oluşum mekanizmasını (aşınım/birikim) hem de dış kuvveti (akarsu, rüzgar vb.) bilmek gerekir.
2
Seçeneklerdeki yer şekillerinin analiz edilmesi
Irmak adası (birikim), Kırgıbayır (aşınım), Peri bacası (aşınım), Hörgüç kaya (buzul aşınımı), Mantar kaya (rüzgar aşınımı).
Irmak adası, akarsu yatağı içinde hızı azalan suyun taşıdığı malzemeyi bırakmasıyla oluşur.

Anahtar Kavram

Akarsu Biriktirme Şekilleri

İpuçları

1
Biriktirme olması için akarsuyun taşıma hızının ve gücünün azalmış olması gerekir.

Daha Fazla Pratik

Akarsuların biriktirme yaptığı diğer yerler olan Delta ovaları (Bafra, Çarşamba) ve Birikinti konilerini inceleyebilirsiniz.
Tahmini Süre:45s
Soru 147Soru

Türkiye'de platoların oluşum süreçleri ile bu alanlardaki doğal çevre şartları, ekonomik faaliyetlerin şekillenmesinde belirleyici bir rol oynamaktadır. Buna göre, aşağıdaki platoların hangisinde oluşum kökeni ile üzerinde yaygın olarak yürütülen hayvancılık faaliyeti doğru eşleştirilmiştir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Haymana Platosu - Tabaka düzlüğü - Küçükbaş hayvancılık

Cevap

Haymana Platosu'nun tabaka düzlüğü oluşumuna sahip olması ve üzerinde küçükbaş hayvancılığın yapılması doğru bir eşleştirmedir.
Doğru seçenek olan Haymana Platosu, jeolojik olarak tabaka düzlüğü (yatay duruşlu) özelliğindedir. İç Anadolu'nun yarı kurak iklimi ve buna bağlı gelişen bozkır (step) bitki örtüsü, küçükbaş hayvancılığın bu alanda temel ekonomik faaliyet olmasını sağlamıştır.

Adım Adım Çözüm

1
Platoların oluşum kökenlerini ve bulundukları bölgelerin iklim/bitki örtüsü özelliklerini değerlendirmek.
Haymana Platosu'nun İç Anadolu'da, tabaka düzlüğü (yatay duruşlu) yapısında olduğu ve bozkır bitki örtüsüne sahip olduğu belirlenir.
Oluşum türü ile ekonomik faaliyet arasındaki bağlantıyı kurmak için hem jeolojik hem de klimatolojik özelliklerin bilinmesi gerekir.
2
Seçeneklerdeki diğer plato eşleştirmelerini bilimsel verilerle karşılaştırarak eleme yapmak.
Teke ve Taşeli'nin karstik, Erzurum'un lav, Çatalca-Kocaeli'nin ise aşınım platosu olduğu saptanarak yanlış eşleştirmeler ayıklanır.
Türkiye coğrafyasında her platonun kendine has oluşum süreci ve buna bağlı gelişen bir ekonomik uzmanlaşma alanı vardır.

Anahtar Kavram

Türkiye'deki platoların oluşum türleri (karstik, lav, aşınım, tabaka düzlüğü) ile ekonomik faaliyetler arasındaki ilişki.

Daha Fazla Pratik

İç Anadolu ve Doğu Anadolu platolarının yükselti ile tarım ürünü çeşitliliği arasındaki ilişkisini inceleyen sorulara göz atabilirsiniz.
Tahmini Süre:1m 15s
Soru 148Soru

Türkiye'de yer şekillerinin engebeli ve eğimli olması, özellikle tarım alanlarında toprak erozyonunu hızlandıran doğal bir faktördür. Ancak insanların araziyi yanlış kullanması ve bitki örtüsüne müdahale etmesi bu süreci daha da şiddetlendirebilmektedir.

Buna göre, eğimli bir arazide yapılan aşağıdaki çalışmalardan hangisinin erozyon riskini artırması beklenir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Toprağın eğim yönünde (yukarıdan aşağıya) paralel sürülmesi

Cevap

Toprağın eğim yönünde (yukarıdan aşağıya) paralel sürülmesi, suyun akışını hızlandırarak erozyon riskini artıran hatalı bir uygulamadır.
Toprağın eğim doğrultusunda, yani yukarıdan aşağıya doğru sürülmesi, yağış sularının saban izlerinden hızla akmasına zemin hazırlar. Bu durum, suyun aşındırma gücünü en üst seviyeye çıkararak verimli tarım toprağının (humus tabakası) süpürülmesine ve ciddi erozyona neden olur. Bu nedenle bu uygulama erozyonu azaltmaz, aksine artırır.

Adım Adım Çözüm

1
Eğim ve su akışı arasındaki ilişkiyi analiz etme
Su, yer çekimi etkisiyle eğim boyunca yukarıdan aşağıya doğru akma eğilimindedir.
Erozyonun temel nedeni olan suyun aşındırma gücü, akış hızıyla doğru orantılıdır.
2
Sürme yöntemlerinin suyun yoluna etkisini değerlendirme
Eğim yönünde sürülen tarlada oluşan saban izleri, suyun hızla akması için uygun bir 'oluk' görevi görür.
Su, önüne engel çıkmadığında hız kazanarak toprağı süpürür.
3
Alternatif önlemleri karşılaştırma
Eğime dik sürme, taraçalama ve bitki örtüsünü koruma gibi yöntemlerin tamamı suyun akışını yavaşlatır.
Erozyonla mücadelenin temel prensibi, suyun hızını kesmek ve toprağın yerinde kalmasını sağlamaktır.

Anahtar Kavram

Erozyonu önlemek için tarım arazilerinin eğime dik (enine) sürülmesi ve basamaklandırılması gerekir.

İpuçları

1
Erozyonun şiddetini suyun akış hızı belirler; suyun önünü kesmek mi yoksa ona kanal açmak mı erozyonu artırır?
2
Eğime dik sürmek bir engel oluştururken, eğim yönünde sürmek su için hız yolu oluşturur.

Daha Fazla Pratik

Erozyon ile heyelan arasındaki farkları, özellikle bitki örtüsünün etkisini karşılaştırarak tekrar edebilirsiniz.
Tahmini Süre:45s
Soru 149Soru

Ege Bölgesi'nde dağların denize uzanış doğrultusu genellikle kıyı ile iç kesimler arasındaki ulaşımı kolaylaştırıp yağış miktarının az olmasına neden olurken; Menteşe Yöresi'nde yer alan dağların kıyı çizgisine göre konumu bu durumun bir istisnasını oluşturur.

Bu durumun doğal ve ekonomik sonuçları dikkate alındığında, Menteşe Dağları'nın uzanış biçimi yörede aşağıdakilerden hangisine yol açmıştır?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Yamaç (orografik) yağışlarının artmasına ve buna bağlı olarak gür orman varlığının oluşmasına

Cevap

Yamaç (orografik) yağışlarının artmasına ve buna bağlı olarak gür orman varlığının oluşmasına neden olmuştur.
Menteşe Dağları, Ege Bölgesi'nin genelindeki 'dik uzanış' kuralına bir istisna teşkil ederek kıyı çizgisine paralel bir konumdadır. Bu durum, denizden gelen nemli hava kütlelerinin dağ yamaçlarına çarparak yükselmesine ve bol orografik yağış bırakmasına neden olur. Bu iklimsel avantaj, yörenin Türkiye'nin en gür ormanlık alanlarından biri olmasını sağlamıştır.

Adım Adım Çözüm

1
Ege Bölgesi'ndeki genel dağ uzanışını hatırla.
Dağlar denize dik (dikine) uzanır.
Bu durum denizel etkinin içe girmesini ve ulaşımın kolay olmasını sağlar.
2
Menteşe Yöresi'ndeki özel durumu analiz et.
Menteşe Dağları kıyıya paralel/çapraz bir uzanış sergiler.
Yörenin güneybatı kıyısındaki topografik yapı bölgenin geri kalanından farklıdır.
3
Nemli hava kütleleri (Lodos) ile dağ uzanışının etkileşimini değerlendir.
Denizden gelen nemli hava dağ yamacı boyunca yükselir.
Bu yükselme sonucunda yoğuşma gerçekleşir ve bol yağış (orografik) bırakır.

Anahtar Kavram

Dağların uzanış doğrultusunun iklim ve ulaşım üzerindeki etkisi.

İpuçları

1
Ege Bölgesi'nde dağların uzanışının istisna olduğu tek yer olan Muğla çevresini düşünün.
2
Menteşe Yöresi'nin neden Ege'nin en çok yağış alan ama en az nüfuslu yerlerinden biri olduğunu sorgulayın.
3
Dağların kıyıya paralel uzandığı Karadeniz kıyıları ile Menteşe kıyıları arasındaki benzerliği düşünün; her ikisinde de yamaç yağışları görülür.

Daha Fazla Pratik

Menteşe Dağları'nın bu uzanışının bitki örtüsü ve arıcılık faaliyetleri üzerindeki etkilerini araştırabilirsiniz.
Tahmini Süre:1m 15s
Soru 150Soru

Türkiye'nin yer şekilleri üzerinde en etkili dış kuvvet olan akarsular, arazinin yapısına ve epirojenik hareketlere bağlı olarak çeşitli aşındırma ve biriktirme şekilleri meydana getirir. Bazı yer şekilleri, akarsuyun yatağını derine doğru aşındırması ve epirojeneze bağlı olarak yükselen arazide eski vadi tabanlarının yüksekte kalmasıyla oluşur. Bu süreçte akarsu yatağı basamaklı bir görünüm kazanır. Bu özellikleri taşıyan ve Türkiye'de epirojenik yükselmenin en önemli kanıtlarından biri olarak kabul edilen 'hem aşınım hem birikim' şekli aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Seki (Taraça)

Cevap

Seki (Taraça) yer şekli, akarsuyun hem aşındırma hem de biriktirme süreçlerini içeren, epirojenik yükselmenin kanıtı olan basamaklı bir yapıdır.
Seki (Taraça), akarsuyun daha önce biriktirme yaparak oluşturduğu vadi tabanını, arazinin epirojenik olarak yükselmesi veya iklim değişikliği nedeniyle debisinin artması sonucu yeniden derine doğru aşındırmasıyla oluşur. Bu durum, eski tabanın yeni tabana göre yüksekte ve basamak şeklinde kalmasına neden olur. Hem biriktirme (eski taban alüvyonları) hem de aşındırma (yeni kanalın açılması) süreçlerini barındırdığı için 'karma yapılı' bir yer şeklidir.

Adım Adım Çözüm

1
Yer şeklinin oluşum sürecini analiz etme
Akarsu önce biriktirme yaparak bir taban oluşturur, ardından epirojenezle arazi yükselince yatağını tekrar derine aşındırır.
Soruda belirtilen 'hem aşınım hem birikim' özelliği ve 'basamaklı görünüm' ifadeleri bu süreci tanımlar.
2
Epirojenik hareketle ilişkisini kurma
Türkiye'nin 3. zaman sonu ve 4. zaman başında toptan yükselmesi (epirojenez), akarsuların yataklarını tazeleyerek sekiler oluşturmasına neden olmuştur.
Sekiler, eski vadi tabanlarının yüksekte kalmasıyla oluştuğu için yükselmenin doğrudan kanıtıdır.

Anahtar Kavram

Hem Aşınım Hem Birikim Şekilleri (Seki ve Menderes)
Tahmini Süre:50s
Soru 151Soru

Bir akarsuyun kolunun, geriye doğru aşındırma yaparak komşu bir havzadaki başka bir akarsuyun yatağını kesmesi ve onun sularını kendi havzasına dahil etmesi olayına "akarsu kapması" (stream piracy) denir. Türkiye'de özellikle Kuzey Anadolu Dağları ve Toroslar gibi engebeli alanlarda bu duruma rastlanmaktadır.

Buna göre, kapma olayına maruz kalan (suları başka bir havzaya aktarılan) bir akarsu üzerinde aşağıdakilerden hangisinin gerçekleşmesi beklenmez?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Akarsu havzasının genişleyerek yeni drenaj alanları ve kollar kazanması

Cevap

Kapma olayına maruz kalan akarsuyun havzası genişlemez, aksine daralır ve bazı kollarını kaybeder.
Akarsu kapması olayında iki taraf vardır: Kapan akarsu ve kapılan (maruz kalan) akarsu. Kapılan akarsu, sularını ve kollarını diğer akarsuya kaptırdığı için havzası daralır, drenaj alanı küçülür. Akarsu havzasının genişlemesi ve yeni kollar kazanması durumu sadece 'kapan' (suyu çalan) akarsu için geçerlidir.

Adım Adım Çözüm

1
Akarsu kapması (stream piracy) kavramını analiz etme
Bir akarsuyun diğerinin suyunu 'çalması' süreci anlaşılır.
Soruda istenen 'kapmaya maruz kalan' akarsuyun akıbetini belirlemek için sürecin yönünü anlamak gerekir.
2
Kapmaya uğrayan akarsudaki su miktarı değişimini değerlendirme
Suyu başka bir havzaya giden akarsuyun debisi ve aşındırma gücü azalır.
Akışın kesilmesi veya azalması mekanik enerjiyi doğrudan etkiler.
3
Havza sınırları ve drenaj alanı üzerindeki etkileri yorumlama
Kapan tarafın havzası büyürken, kapılan tarafın havzası küçülür.
Su bölümü çizgisinin değişmesi havza alanlarının yeniden dağılımı demektir.

Anahtar Kavram

Akarsu Kapması ve Havza Gelişimi

İpuçları

1
Hangi akarsuyun kazançlı, hangisinin kayıplı çıktığını düşünün.
2
Akarsu havzası, bir akarsuyun tüm kollarıyla birlikte su topladığı alandır. Suyu çalınan tarafın alanı nasıl değişir?
3
Kapan akarsu geriye doğru aşındırma yaparak komşusunun kolunu koparır. Bu durumda kolu koparılan tarafın drenaj alanı eksilir.

Daha Fazla Pratik

Akarsu kapması sonucunda oluşan 'kuru vadiler' veya 'asılı vadiler' konusunu inceleyebilirsiniz.
Tahmini Süre:2m 0s
Soru 152Soru

Türkiye’nin jeolojik geçmişi incelendiğinde; Alp-Himalaya kıvrım sisteminin oluşması, linyit, bor, tuz ve petrol yataklarının meydana gelmesi gibi olayların büyük bir kısmının aynı dönemde gerçekleştiği görülmektedir.

Bu olayların yaşandığı jeolojik zaman aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: III.III. Jeolojik Zaman (Tersiyer)

Cevap

Türkiye'de linyit, bor, tuz ve petrol yataklarının oluşumu ile Alp-Himalaya kıvrım kuşağının ana hatlarının belirlenmesi III.III. Jeolojik Zaman'da (Tersiyer) gerçekleşmiştir.
Türkiye’de Alp-Himalaya kıvrım sisteminin etkili olması ve linyit, bor, tuz, petrol gibi zengin enerji/maden yataklarının oluşumu III.III. Jeolojik Zaman olan Tersiyer dönemine aittir. Bu dönem Türkiye'nin jeolojik karakterinin büyük ölçüde şekillendiği süreçtir.

Adım Adım Çözüm

1
Soruda verilen jeolojik olayları ve yeraltı kaynaklarını analiz et.
Alp-Himalaya kıvrımı, linyit, bor, tuz ve petrol Türkiye'nin yakın jeolojik geçmişine aittir.
Türkiye arazisinin büyük bir kısmı genç oluşumlu olduğu için bu olaylar karakteristiktir.
2
Madenlerin ve kıvrımların oluştuğu zaman dilimini belirle.
III.III. Jeolojik Zaman (Tersiyer) bu olayların merkezidir.
Tersiyer, Türkiye'nin ana yer şekillerinin ve önemli yeraltı kaynaklarının (taş kömürü hariç) oluştuğu dönemdir.

Anahtar Kavram

Türkiye'nin Jeolojik Zamanlardaki Değişimi

İpuçları

1
Türkiye arazisinin büyük bir kısmının 'genç oluşumlu' olduğunu hatırlayın.
2
Taş kömürü dışındaki önemli enerji kaynaklarımızın (linyit, petrol) hangi dönemde oluştuğunu düşünün.
3
Anadolu'nun bugünkü ana yer şekillerinin çoğunun Tersiyer ve Kuvaterner dönemlerinde şekillendiğini göz önünde bulundurun.

Daha Fazla Pratik

Farklı jeolojik zamanlarda oluşan diğer önemli olayları (örneğin boğazların oluşumu veya masif araziler) listeleyerek konuyu pekiştirebilirsiniz.
Tahmini Süre:45s
Soru 153Soru

Türkiye'de kıyıların şekillenmesinde epirojenik hareketler, deniz seviyesi değişimleri ve dağların kıyı çizgisine göre konumu etkili olmuştur. Bu faktörlerin etkileşimi sonucunda farklı bölgelerde Ria, Dalmaçya, Enine ve Boyuna gibi çeşitli kıyı tipleri gelişim göstermiştir.

Bu bilgiler ışığında, Türkiye'nin kıyı tipleri ve özellikleri ile ilgili aşağıdaki ifadelerden hangisi yanlıştır?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Orta Karadeniz kıyılarında dağların kıyıdan uzaklaşması kıta sahanlığını daraltmış, bu durum Ria tipi kıyıların ve yüksek falez kuşaklarının oluşumuna zemin hazırlamıştır.

Cevap

Orta Karadeniz kıyıları ile ilgili verilen kıta sahanlığının dar olması ve Ria tipi kıyıların görülmesi ifadesi yanlıştır.
Orta Karadeniz bölümünde (Samsun çevresi) dağlar kıyı çizgisinin oldukça gerisinden başlar. Bu durum kıta sahanlığının (şelf alanı) daralmasına değil, aksine genişlemesine yol açar. Kıta sahanlığının geniş olduğu bu alanlarda dalga aşındırması (falez) zayıftır; bunun yerine akarsu biriktirmesi sonucu oluşan delta ovaları (Bafra ve Çarşamba) hakimdir. Ayrıca Ria tipi kıyılar Orta Karadeniz'de değil; İstanbul, Çanakkale boğazları ve Menteşe kıyılarında görülür.

Adım Adım Çözüm

1
Kıyı tiplerinin tanımlarını kontrol et.
Ria (vadilerin su altında kalması), Dalmaçya (paralel dağların su altında kalması), Enine (dik uzanış) ve Boyuna (paralel uzanış) tanımları Türkiye gerçekleriyle örtüşmektedir.
Genel bilgilerin doğruluğunu teyit etmek.
2
Dağların konumu ile kıta sahanlığı (şelf) arasındaki ilişkiyi analiz et.
Dağların kıyıdan uzaklaştığı yerlerde (Orta Karadeniz, Ege) kıta sahanlığı genişler; dağların kıyıya çok yakın ve paralel olduğu yerlerde (Doğu ve Batı Karadeniz, Antalya çevresi) kıta sahanlığı dardır.
Yanlış seçeneği bilimsel gerekçeyle tespit etmek.
3
Orta Karadeniz'in yer şekillerini değerlendir.
Samsun ve çevresinde dağlar geride olduğu için kıta sahanlığı geniştir; bu da Bafra ve Çarşamba gibi geniş deltaların oluşmasını sağlarken falez oluşumunu zorlaştırır.
Hatalı bilginin kaynağını açıklamak.

Anahtar Kavram

Kıyı Tiplerinin Dağılışı ve Kıta Sahanlığı İlişkisi

Daha Fazla Pratik

Türkiye'de görülmeyen kıyı tiplerini (Fiyort, Skayer vb.) ve nedenlerini (Matematik Konum) gözden geçirmek konuyu pekiştirecektir.
Tahmini Süre:1m 15s
Soru 154Soru

Türkiye'nin jeomorfolojik gelişim sürecinde dış kuvvetlerin etkisi incelendiğinde; buzulların, ülkenin orta kuşaktaki mutlak konumu nedeniyle diğer dış kuvvetlere oranla daha dar alanlarda şekillendirici olduğu görülür. Ancak Kuvaterner (44. Jeolojik Zaman) boyunca yaşanan iklim soğumalarıyla birlikte kalıcı kar sınırı günümüzdeki seviyesinden yaklaşık 800800-10001000 metre daha aşağıya inerek 22002200 metre civarına kadar gerilemiştir. Bu durum, yükseltisi bu sınırın üzerinde kalan pek çok dağ kütlesinde buzul aşınım ve birikim şekillerinin oluşmasına zemin hazırlamıştır.

Buna göre, Türkiye'nin genel yer şekilleri özellikleri ve dağların yükselti değerleri dikkate alındığında, aşağıdaki dağların hangisinde geçmiş jeolojik dönemlere ait sirk gölleri, hörgüç kayalar veya moren setleri gibi buzul izlerine rastlanması beklenmez?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Canik Dağları

Cevap

Canik Dağları, yükseltisinin Kuvaterner dönemindeki kalıcı kar sınırının (22002200 m) altında kalması nedeniyle buzul şekillerine sahip değildir.
Canik Dağları, Orta Karadeniz bölümünde yer alan ve ortalama yükseltisi diğer seçeneklere göre oldukça az olan bir dağ sırasıdır. En yüksek noktası yaklaşık 20012001 metredir. Kuvaterner (44. Jeolojik Zaman) boyunca Türkiye'de kalıcı kar sınırı en fazla 22002200 metreye kadar inmiştir. Canik Dağları'nın zirvesi bu sınırın altında kaldığı için geçmiş jeolojik dönemlerde bu dağ üzerinde buzul oluşumu gerçekleşmemiş, dolayısıyla buzul şekilleri meydana gelmemiştir.

Adım Adım Çözüm

1
Kuvaterner dönemindeki buzul sınırını belirle.
Kuvaterner (44. Jeolojik Zaman) boyunca Türkiye'de kalıcı kar sınırı (buzullaşma alt sınırı) yaklaşık 22002200 metreye kadar inmiştir.
Buzul şekillerinin oluşabilmesi için bir dağın yükseltisinin o dönemdeki kar sınırından fazla olması gerekir.
2
Seçeneklerdeki dağların yükselti değerlerini karşılaştır.
Aladağlar, Bolkar, Munzur ve Yalnızçam dağları 30003000 metrenin üzerindeki yükseltileriyle bu sınırın çok üstündedir. Canik Dağları ise yaklaşık 20002000 metre yükseltisiyle bu sınırın altında kalmaktadır.
Yükseltisi 22002200 metreyi aşmayan dağlarda, buzullar kalıcı olamadığı için aşınım veya birikim şekli oluşturamamıştır.

Anahtar Kavram

Buzul Şekillerinin Dağılımında Yükselti Eşiği

Daha Fazla Pratik

Buzul şekillerinin görüldüğü dağları harita üzerinde çalışırken, Orta Karadeniz (Canik) ve Marmara'nın çoğu (Uludağ hariç) gibi alçak kesimlerin neden kapsam dışı kaldığını yükselti değerleriyle analiz edin.
Tahmini Süre:50s
Soru 155Soru

Türkiye arazisinin büyük bir kısmı genç oluşumlu (III. ve IV. Jeolojik Zaman) olsa da, bu arazinin temellerinde I. Jeolojik Zaman'da (Paleozoik) oluşmuş sert, yaşlı kütleler bulunur. "Masif" adı verilen bu kütlelere Bitlis, Kırşehir ve Mardin-Eşik masifleri örnek gösterilebilir. Bu sert kütlelerin, III. Jeolojik Zaman'da (Tersiyer) meydana gelen Alp Orojenezi (Alp-Himalaya kıvrım hareketleri) sırasındaki davranışıyla ilgili aşağıdakilerden hangisi doğrudur?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Sert ve dirençli yapıları nedeniyle esnemeyip kırılarak veya blok halinde yükselip alçalarak sürece katılmışlardır.

Cevap

Masifler, sert ve dirençli yapıları nedeniyle yan basınçlara karşı kıvrılma yerine kırılma veya dikey yönde yükselme-alçalma şeklinde tepki vermişlerdir.
Masif araziler, I. Jeolojik Zaman'da (Paleozoik) oluşmuş ve yüksek basınç ile sıcaklık altında başkalaşıma uğrayarak sertleşmiş kütlelerdir. III. Jeolojik Zaman'da (Tersiyer) meydana gelen Alp Orojenezi sırasında çevrelerindeki genç tortul tabakalar (esnek oldukları için) kıvrılarak Kuzey Anadolu ve Toros Dağlarını oluştururken; masifler, bu yan basınçlara sert yapıları nedeniyle kırılarak veya dikey yönde (epirojenik benzeri) yükselip alçalarak yanıt vermişlerdir.

Adım Adım Çözüm

1
Masiflerin jeolojik özelliklerini analiz etme
Masifler, I. Jeolojik Zaman'da oluşmuş, metamorfizma geçirerek sertleşmiş temel arazilerdir.
Bu kütlelerin esneklik kapasiteleri, sonraki dönemlerde biriken tortul tabakalardan çok daha düşüktür.
2
Orojenez (dağ oluşumu) etkisini değerlendirme
III. Jeolojik Zaman'da levha hareketleriyle gelen yan basınçlar, esnek tabakaları kıvrırken sert kütleleri kırılmaya zorlar.
Alp-Himalaya orojenezi Türkiye'yi kuzey ve güneyden sıkıştırdığında, aradaki sert masifler direnç gösterir.
3
Doğru sonucu belirleme
Sert kütleler kıvrılamadığı için kırılma yoluyla yükselip alçalarak orojenez sürecine katılmış olurlar.
Jeolojik olarak 'rijit' (sert) kütlelerin deformasyon biçimi kırılmadır.

Anahtar Kavram

Masif arazilerin jeolojik karakteri ve tektonik hareketlere tepkisi

İpuçları

1
Masif kelimesi, jeolojide 'sertleşmiş kütle' anlamına gelir.
2
Bir maddenin esnekliği azaldıkça, basınç karşısında kıvrılması zorlaşır ve kırılması kolaylaşır.
3
Alp Orojenezi, Türkiye'yi sıkıştıran ana kuvvettir. Bu sıkıştırma sırasında sert kütlelerin (masiflerin) nasıl davranacağını düşünün.

Daha Fazla Pratik

Farklı masif alanların (Örn: Yıldız Dağları Masifi) harita üzerindeki yerlerini ve buraların deprem riskiyle ilişkisini inceleyebilirsiniz.
Tahmini Süre:1m 15s
Soru 156Soru

Türkiye’nin dağ kuşakları üzerine araştırma yapan bir coğrafyacının incelediği dağ sırasının şu özelliklere sahip olduğu saptanmıştır:

I. Paleozoyik (I. Jeolojik Zaman) yaşlı metamorfik kayaçlardan oluşan masif bir temel üzerinde yer alması,
II. Kuzeybatı-güneydoğu uzanışıyla Anadolu’daki hakim dağ uzanış doğrultusundan belirgin şekilde sapması,
III. Karadeniz üzerinden gelen nemli hava kütlelerine açık bir konumda bulunmasına rağmen, ortalama yükseltisinin az olması nedeniyle Kuvaterner buzullaşmasından etkilenmemesi,
IV. Ergene Havzası ile Karadeniz kıyı kuşağı arasında hem iklim hem de ulaşım açısından bir bariyer görevi görmesi.

Bu özellikler dikkate alındığında, sözü edilen dağ sırası aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Yıldız Dağları

Cevap

Sözü edilen tüm özellikler Marmara Bölgesi'nde yer alan Yıldız Dağları'na (Istranca) aittir.
Yıldız Dağları, Türkiye'nin en eski kütlelerinden biri olan Istranca Masifi üzerinde yer alır. Türkiye'deki dağların çoğunluğu batı-doğu yönlü uzanırken bu dağlar kuzeybatı-güneydoğu yönünde uzanarak ana doğrultudan sapar. Mahya Dağı (1031 m) gibi düşük yükseltili zirvelere sahip olduğu için Kuvaterner'deki soğuk dönemlerde buzullaşmaya maruz kalmamıştır. Ayrıca Trakya'nın iç kesimindeki Ergene Havzası ile Karadeniz kıyısı arasında belirgin bir doğal engel teşkil eder.

Adım Adım Çözüm

1
Masif yapı özelliğini analiz etme.
I. Jeolojik Zaman'da (Paleozoyik) oluşmuş sert kütleler (masifler) belirlenir. Yıldız Dağları (Istranca Masifi) bu tanıma tam uyar.
Soruda verilen ilk kriter, jeolojik yaş ve kayaç yapısını sınırlayarak seçenekleri daraltır.
2
Uzanış doğrultusunu kontrol etme.
Türkiye'de dağlar genel olarak batı-doğu yönünde uzanırken, Yıldız Dağları kuzeybatı-güneydoğu yönünde uzanır.
Anatomi dışı uzanış (NW-SE), Yıldız ve Menteşe gibi sınırlı sayıdaki dağ grubuna özgüdür.
3
Buzullaşma ve yükselti ilişkisini değerlendirme.
Yıldız Dağları'nın en yüksek noktası 1031 metredir. Türkiye'de buzul izleri genellikle 2200 metre ve üzeri yükseltilerde görülür.
Düşük yükselti, Karadeniz iklimine rağmen neden buzul şekillerinin (sirk, moren vb.) olmadığını açıklar.
4
Coğrafi konum ve bariyer etkisini teyit etme.
Yıldız Dağları, Ergene Havzası'nın kuzeyinde set oluşturarak Karadeniz'in nemli etkisinin iç kesimlere girmesini zorlaştırır.
Bu bariyer etkisi hem iklimsel farklılığa hem de ulaşımın sınırlı geçitlerden yapılmasına neden olur.

Anahtar Kavram

Türkiye'deki Dağların Jeolojik Yapısı ve Morfometrik Karakteristikleri

İpuçları

1
Sözü edilen dağ sırası Trakya yarımadasında yer almaktadır.
2
En yüksek noktası 1031 metre olan Mahya Dağı'dır; bu düşük yükselti buzullaşmanın neden görülmediğini açıklar.
3
Bu dağlar diğer adıyla 'Istranca Dağları' olarak bilinir ve Türkiye'deki ana masif alanlarından biridir.

Daha Fazla Pratik

Türkiye'deki masif alanların (Menderes, Bitlis, Kırşehir vb.) yerlerini harita üzerinde çalışarak bu alanların deprem riski ve jeolojik yaş ilişkisini inceleyiniz.
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 157Soru

Türkiye'de dış kuvvetler içerisinde etki alanı en dar olan kuvvet buzullardır. Ancak Kuvaterner (44. Jeolojik Zaman) boyunca yaşanan iklim değişimleri sonucunda yüksek dağlık alanlarda buzul aşındırma ve biriktirme şekilleri oluşmuştur. Buna göre, aşağıdaki dağların hangisinin zirve kısımlarında sirk (buzul yalağı) adı verilen yer şekillerine rastlanması beklenir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Aladağlar

Cevap

Toros Dağları sistemi içerisinde yer alan Aladağlar, yüksekliği nedeniyle buzul aşındırma şekilleri olan sirk göllerinin görüldüğü alanlardan biridir.
Aladağlar, Toros sıradağlarının en yüksek bölümlerinden biri olup, Kuvaterner döneminde buzullaşmaya uğramış ve günümüzde de sirk gölleri, morenler gibi şekilleri bünyesinde barındırmaktadır.

Adım Adım Çözüm

1
Türkiye'deki buzul etkisinin sınırlarını belirlemek.
Türkiye'de buzul izleri genellikle 22002200 metre ve üzerindeki dağlarda görülür.
Matematik konum gereği orta kuşakta yer aldığımız için buzullar sadece yüksek kesimlerde etkili olmuştur.
2
Seçeneklerdeki dağların yükseltilerini karşılaştırmak.
Yıldız, Canik ve Aydın Dağları oldukça alçaktır; Nur Dağları ise yeterli yüksekliğe rağmen konumu nedeniyle buzul etkisinden uzaktır.
Buzul şekilleri için dağın yükseltisinin kalıcı kar sınırı (toktağan kar) seviyesine ulaşması gerekir.
3
En yüksek ve buzul geçmişi olan dağı seçmek.
Aladağlar, Türkiye'nin en karakteristik buzul şekillerine sahip dağlarından biridir.
Kuvaterner buzullaşmasında 30003000 metrenin üzerindeki alanlar yoğun buzul aşındırmasına maruz kalmıştır.

Anahtar Kavram

Buzul Şekillerinin Yükselti ile İlişkisi
Tahmini Süre:45s
Soru 158Soru

Türkiye'de rüzgarların yer şekillerini oluşturma gücü; yağışın az, bitki örtüsünün cılız ve arazinin kurak olduğu bölgelerde daha fazladır. Özellikle Konya-Karapınar çevresi, rüzgarın şekillendirici etkisinin en belirgin olduğu sahalardan biridir.

Buna göre, aşağıdakilerden hangisi rüzgarın doğrudan aşındırma veya biriktirme faaliyetleri sonucunda oluşan yer şekillerinden biri değildir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Peri bacaları

Cevap

Peri bacaları, oluşumunda temel etkenin akarsu ve sel suları olması nedeniyle rüzgarın doğrudan oluşturduğu bir şekil değildir.
Peri bacalarının oluşumunda temel dış kuvvet akarsu ve sel sularıdır. Volkanik tüflerin sel suları tarafından aşındırılmasıyla oluşurlar. Rüzgarlar bu süreçte sadece aşınan yüzeyi parlatarak veya şekillendirerek ikincil bir etkiye sahip olur.

Adım Adım Çözüm

1
Rüzgarın etkili olduğu bölgelerin temel özelliklerini hatırla.
Rüzgarlar bitki örtüsünün cılız ve iklimin kurak olduğu Konya-Karapınar gibi yerlerde etkilidir.
Dış kuvvetlerin etkinlik alanları iklim ve bitki örtüsü şartlarına bağlıdır.
2
Seçeneklerdeki yer şekillerini dış kuvvetlere göre sınıflandır.
Mantar kaya, tafoni ve barkan/lös gibi şekiller rüzgarın doğrudan etkisiyledir.
Rüzgar aşınım ve birikim şekillerinin ayırt edilmesi gerekir.
3
Peri bacalarının oluşum mekanizmasını analiz et.
Peri bacalarının oluşumunda birincil etken sel sularıdır; rüzgar ise dolaylı/ikincil bir etkendir.
KPSS sınavlarında sıkça sorulan 'dış kuvvet-yer şekli' eşleştirmesi bilgisini doğrulamak.

Anahtar Kavram

Rüzgarın şekillendirici etkisinin kurak bölgelerde (İç ve Güneydoğu Anadolu) fazla olması ve rüzgar şekillerinin (Mantar kaya, Barkan vb.) akarsu şekillerinden (Peri bacası vb.) ayırt edilmesi.
Soru 159Soru

Türkiye'de dağların kıyıya paralel uzandığı alanlarda, akarsuların sıradağları enine yararak oluşturduğu derin vadiler ulaşımda büyük kolaylık sağlar. Bu vadiler, kıyı ile iç kesimler arasında doğal birer geçit görevi gördüğü için kara yolu ve demir yolu güzergâhı olarak tercih edilir. Bu özelliklere sahip olan akarsu aşındırma şekli aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Boğaz vadi

Cevap

Boğaz vadi (Yarma vadi)
Boğaz vadiler, akarsuyun yüksek bir dağ sırasını enine yararak geçtiği, yamaçları dik ve profili 'U' şekline benzeyen vadilerdir. Türkiye'de özellikle Karadeniz ve Akdeniz gibi sıradağların kıyıya paralel uzandığı yerlerde, bu vadiler iç kesimlerle bağlantıyı sağlayan en önemli doğal geçitlerdir. Bu özellikleri nedeniyle kara yolu ve demir yolu mühendisliğinde hazır güzergâh olarak kullanılırlar.

Adım Adım Çözüm

1
Türkiye'de dağların uzanış yönü ile ulaşım arasındaki ilişkiyi analiz etme.
Dağların kıyıya paralel uzandığı Karadeniz ve Akdeniz'de ulaşımın zor olduğu ve geçitlere ihtiyaç duyulduğu belirlenir.
Soru kökündeki 'kıyı ile iç kesimler arasında doğal geçit' ifadesi vadi tipini belirlemek için anahtar ipucudur.
2
Akarsuların sıradağları enine yardığı vadi tipini tanımlama.
Bu vadi tipinin 'Boğaz Vadi' veya 'Yarma Vadi' olduğu tespit edilir.
Akarsuyun bir dağı enine kesmesiyle oluşan dik yamaçlı vadilere coğrafi literatürde boğaz vadi denir.
3
Ulaşım güzergâhları ile vadi tiplerini eşleştirme.
Gülek Boğazı veya Geyve Boğazı gibi örneklerin bu vadi tipinde yer aldığı ve ulaşım için kullanıldığı doğrulanır.
Boğaz vadilerin tabanları, dağlık kütleyi aşmak için en az eğimli ve doğal yolu sunduğu için ulaşım hatları buraya kurulur.

Anahtar Kavram

Boğaz Vadilerin (Yarma Vadiler) Ulaşımdaki Rolü

İpuçları

1
Bu vadi tipi, bir sıradağın akarsu tarafından bıçakla kesilmiş gibi enine yarılmasıyla oluşur.
2
Akdeniz'deki Gülek Geçiti veya Marmara'daki Geyve Boğazı bu yer şeklinin en tipik örnekleridir.
3
Bu vadilere 'yarma vadi' ismi de verilmektedir.

Daha Fazla Pratik

Boğaz vadilerin Türkiye'deki başlıca örneklerini (Geyve, Sakarya; Gülek, Toroslar) harita üzerinde incelemek konuyu pekiştirecektir.
Tahmini Süre:45s
Soru 160Soru

Türkiye'de toprak erozyonu ve heyelan (kütle hareketleri), oluşum mekanizmaları ve alınacak önlemler bakımından birbirinden farklılık gösteren dış kuvvet olaylarıdır. Buna göre, heyelan riskinin yüksek olduğu dik bir yamaçta, heyelanı önlemek amacıyla yapılan aşağıdaki çalışmalardan hangisinin kalıcı ve etkili bir çözüm sunması beklenemez?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Heyelan riski taşıyan çıplak yamaçların yoğun bir şekilde ağaçlandırılması

Cevap

Heyelan riski taşıyan yamaçların ağaçlandırılması, heyelanı durdurmada kalıcı ve etkili bir çözüm değildir.
Heyelan; eğim, yağış ve killi yapının etkisiyle toprağın kütle halinde kaymasıdır. Ağaçlandırma, toprak erozyonunu (yüzeydeki verimli toprağın rüzgar veya sularla taşınması) önlemede temel çözümdür. Ancak heyelanda kütle çok derinden hareket ettiği için ağaç kökleri bu hareketi durduramaz. Aksine, Karadeniz gibi bölgelerde dik yamaçlara dikilen ağaçlar, yağışla birlikte ağırlaşarak yamaca ek bir yük bindirebilir ve heyelanı tetikleyebilir.

Adım Adım Çözüm

1
Erozyon ve heyelan arasındaki mekanizma farkını ayırt etme
Erozyon toprağın yüzeyinin (ince tabaka) aşınmasıdır; heyelan ise ana kaya üzerindeki kütlenin bütünüyle kaymasıdır.
Alınacak önlemlerin hangi soruna çözüm sunduğunu belirlemek gerekir.
2
Bitki örtüsünün etkisini değerlendirme
Ağaç kökleri yüzeydeki toprağı tutarak erozyonu önler ancak killi ve derin tabakalardaki kütle kaymasını (heyelanı) engelleyecek derinliğe veya güce sahip değildir.
Toplumda sıkça karşılaşılan 'ağaç heyelanı önler' yanılgısını test etmek ve doğru bilimsel bilgiyi uygulamak gerekir.

Anahtar Kavram

Heyelan ve Erozyon Arasındaki Farklar

Daha Fazla Pratik

Erozyonun İç Anadolu ve Güneydoğu Anadolu'da, heyelanın ise Karadeniz'de neden daha yaygın olduğunu karşılaştıran soruları inceleyebilirsiniz.
Tahmini Süre:45s
ÖncekiSayfa 8 / 43Sonraki
Türkiye'nin Yer Şekilleri — KPSS Genel Yetenek - Genel Kültür — Sayfa 8 | Examkin