Travma ve Yanıklar

308 soru

Soru 1Soru

Majör bir termal yanık hasarını takip eden süreçte görülen lokal doku yanıtları ve sistemik patofizyolojik değişiklikler ile ilgili aşağıdaki ifadelerden hangisi doğrudur?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Koagülasyon zonunda hücresel membran potansiyelinin kaybı ve sodyum-potasyum pompa yetmezliği irreversibl nekrozu belirlerken; staz zonunda tromboksan A2A_2 / prostasiklin dengesinin bozulması mikrovasküler tromboz ve progresif doku kaybından sorumludur.

Cevap

Koagülasyon zonunda hücresel membran potansiyelinin kaybı irreversibl nekrozu, staz zonunda ise prostanoid dengesinin bozulması progresif doku kaybını (konversiyon) açıklar.
Koagülasyon zonu, termal enerjinin en yüksek olduğu merkez bölgedir ve burada hücresel membran bütünlüğü ile iyon pompalarının kaybı sonucu irreversibl nekroz gelişir. Onu çevreleyen staz zonu ise perfüzyonun azaldığı dinamik bir bölgedir; burada tromboksan A2A_2 (vazokonstriktör/agregan) artışı ve prostasiklin (PGI2PGI_2) azalması sonucu gelişen mikrovasküler tromboz, yanık yarası konversiyonuna (derinleşmesine) neden olan temel mekanizmadır.

Adım Adım Çözüm

1
Jackson'ın yanık zonlarını hücresel düzeyde analiz et.
Koagülasyon zonu (merkez): Protein denatürasyonu ve Na+K+Na^+-K^+ pompa yetmezliği sonucu irreversibl hücre ölümü. Staz zonu (orta): Azalmış perfüzyon, TXA2TXA_2 artışıyla mikrotrombüs riski.
Yanık derinliğinin progresyonunu anlamak için lokal zonların patofizyolojisini bilmek gerekir.
2
Yanık şokunun hemodinamik fazlarını (Ebb ve Flow) değerlendir.
Ebb Fazı (0480-48 saat): Hipovolemi, azalmış kardiyak debi, artmış SVRSVR. Flow Fazı (>48>48 saat): Hipermetabolizma, artmış kardiyak debi, negatif nitrojen dengesi.
Sistemik yanıtın zamanlaması ve parametreleri tedavi yönetimi için kritiktir.
3
Yanık derinliği sınıflamasını klinik bulgularla eşleştir.
2.2. derece yüzeyel: Islak, pembe, büllü, çok ağrılı. 2.2. derece derin: Kuru, soluk, daha az ağrılı.
Tanısal doğruluğu sağlamak için fizik muayene bulguları patofizyoloji ile ilişkilendirilmelidir.

Anahtar Kavram

Yanık yarası konversiyonu ve Jackson zonları patofizyolojisi
Tahmini Süre:2m 0s
Soru 2Soru

3232 yaşında erkek hasta, sol böğür (flank) bölgesinden delici-kesici aletle yaralanma sonrası acil servise getiriliyor. Hastanın yapılan ilk muayenesinde kan basıncı 125/80 mmHg125/80 \text{ mmHg}, nabzı 82/dk82 \text{/dk} ve solunum sayısı 16/dk16 \text{/dk} olarak saptanıyor. Batın muayenesinde defans veya rebound saptanmayan hastanın yara yerinden yapılan eksplorasyonunda kesicinin fasyayı geçtiği gözleniyor. Bu hasta için bir sonraki aşamada en uygun yaklaşım hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Üçlü kontrastlı (oral, intravenöz, rektal) abdominal bilgisayarlı tomografi

Cevap

Hemodinamik olarak stabil olan böğür yaralanmalı hastada, retroperitoneal organları değerlendirmek için üçlü kontrastlı bilgisayarlı tomografi çekilmelidir.
Sol böğür (flank) yaralanmalarında yaralanma hattı retroperitoneal organlar (inen kolon, sol böbrek, üreter) üzerinden geçebilir. Hemodinamik olarak stabil olan hastalarda bu yapıları en yüksek duyarlılıkla değerlendiren yöntem üçlü kontrastlı (oral, intravenöz ve rektal) bilgisayarlı tomografidir. Oral ve rektal kontrast, kolondaki küçük yaralanmaları ve perforasyonları saptamada kritiktir.

Adım Adım Çözüm

1
Hastanın hemodinamik stabilitesini ve peritonit bulgularını değerlendir.
Hasta stabil (125/80 mmHg125/80 \text{ mmHg}) ve peritonit bulgusu yok.
Stabilite tetkik seçimini, peritonit varlığı ise doğrudan ameliyat kararını belirler.
2
Yaralanmanın anatomik bölgesini ve fasyal penetrasyonu analiz et.
Sol böğür (flank) yaralanması ve fasya penetrasyonu mevcut.
Böğür ve sırt yaralanmaları, anterior batın yaralanmalarından farklı olarak retroperitoneal organ yaralanması (kolon, böbrek vb.) riski taşır.
3
Retroperitoneal organları en iyi gösteren tetkiki seç.
Üçlü kontrastlı (oral, IV, rektal) bilgisayarlı tomografi.
Fizik muayene ve FAST retroperitoneal alanı değerlendirmede yetersizdir; üçlü kontrast ise duyarlılığı artırır.

Anahtar Kavram

Böğür (flank) ve sırt bölgesine olan delici yaralanmalarda, stabil hastalarda gizli retroperitoneal organ hasarını dışlamak için üçlü kontrastlı BT gereklidir.
Soru 3Soru

4545 yaşında erkek hasta, araç dışı trafik kazası sonrası gelişen dirençli hipotansiyon (80/40 mmHg80/40 \text{ mmHg}) ve pozitif FAST bulguları nedeniyle acil laparotomiye alınıyor. Eksplorasyonda splenik hiler yaralanma saptanarak splenektomi yapılıyor ve hemostaz sağlanıyor. Batın içi diğer organların incelenmesi sırasında supramezokolik alanda, duodenum ve pankreas arkasında yerleşimli, pulzasyon göstermeyen ve genişlemeyen (non-ekspandabl) bir retroperitoneal hematom saptanıyor. Bu aşamada yapılması gereken en uygun yaklaşım hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Hematomun cerrahi olarak eksplore edilmesi

Cevap

Künt travma sonrası saptanan santral yerleşimli (Zon 1) retroperitoneal hematomlar, genişlemese bile cerrahi olarak eksplore edilmelidir.
Retroperitonda Zon 1 bölgesi; büyük damarlar (aorta, çölyak aks, SMA, proksimal renal arterler, VCI) ile pankreas ve duodenumu içerir. Künt travmalarda bu bölgede saptanan hematomlar, vasküler yapıların veya pankreatikoduodenal organların ciddi yaralanmasını maskeleyebilir. ATLS ve cerrahi prensipler gereği, künt travma sonrası saptanan tüm Zon 1 hematomlar (genişlemese veya pulzasyon göstermese dahi) mutlaka cerrahi olarak eksplore edilmelidir.

Adım Adım Çözüm

1
Travma mekanizmasının ve hematomun yerinin belirlenmesi
Mekanizma künt travmadır ve hematom supramezokolik santral bölgededir (Zon 1).
Yönetim stratejisi travmanın tipine (künt/penetran) ve hematomun anatomik zonuna göre değişir.
2
Retroperitoneal zon yönetimi kurallarının uygulanması
Zon 1 hematomlar hem künt hem de penetran travmalarda eksplore edilir.
Bu bölge aorta, vena cava inferior, pankreas ve duodenumu içerir; yaralanmaları hayati önem taşır.
3
Cerrahi kararın verilmesi
Hematomun cerrahi eksplorasyonuna (Cattell-Braasch veya Mattox manevraları ile) karar verilir.
Genişlemeyen bir hematom olsa dahi, künt travmadaki santral yerleşim gizli bir majör vasküler veya duodenum/pankreas hasarını işaret edebilir.

Anahtar Kavram

Retroperitoneal Hematom Yönetimi

Daha Fazla Pratik

Retroperitoneal hematom eksplorasyonunda kullanılan manevraları (Cattell-Braasch ve Mattox) tekrar gözden geçirin.
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 4Soru

4242 yaşında erkek hasta, araç dışı trafik kazası sonrası acil servise getiriliyor. Kan basıncı 75/4575/45 mmHg, nabız 130130/dakika ve solunum sayısı 3030/dakika olan hastanın ciddi solunum sıkıntısı olduğu gözleniyor. Fizik muayenesinde sol hemitoraksta solunum sesleri alınamıyor, perküsyonla bu bölgede matite saptanıyor ve boyun venlerinin çökük (flat) olduğu görülüyor. Bu hasta için en uygun yaklaşım hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Sol hemitoraksa tüp torakostomi uygulanması

Cevap

Masif hemotoraks tanısı alan instabil hastada en uygun yaklaşım tüp torakostomi uygulanmasıdır.
Vakada sunulan hipotansiyon, solunum seslerinin alınamaması, perküsyonda matite (donukluk) ve çökük boyun venleri masif hemotoraks için klasiktir. Masif hemotoraks yönetiminde ilk adım büyük kalibreli göğüs tüpü takılarak hemorajik şokun yönetilmesi ve drenajın sağlanmasıdır. İlk drenajın >1500>1500 ml olması veya saatlik >200>200 ml kanama devam etmesi durumunda ise acil torakotomi endikasyonu doğar.

Adım Adım Çözüm

1
Hemodinamik durumun ve fizik muayene bulgularının değerlendirilmesi
Hipotansiyon (75/4575/45 mmHg), taşikardi (130130/dakika), solunum seslerinin kaybı, matite ve çökük boyun venleri saptanmıştır.
Bu bulgular hipovolemik şok tablosuyla birlikte masif hemotoraksı işaret eder.
2
Tansiyonlu pnömotoraks ve kardiyak tamponad ile ayırıcı tanı yapılması
Boyun venlerinin çökük olması ve perküsyonda matite saptanması, tansiyonlu pnömotoraksı (dolgun ven, hipersonorite) ve tamponadı (doğal akciğer sesleri) dışlar.
Doğru müdahale için hayatı tehdit eden toraks yaralanmalarının ayırt edilmesi kritiktir.
3
Acil tüp torakostomi uygulanması
Sol hemitorakstan büyük miktarda kan drenajı başlar ve akciğer ekspansiyonu hedeflenir.
Masif hemotoraksta hem tanı hem de başlangıç tedavisi göğüs tüpü takılmasıdır.

Anahtar Kavram

Masif Hemotoraks ve Tansiyonlu Pnömotoraks Ayırıcı Tanısı

İpuçları

1
Boyun venlerinin çökük (flat) olması hastanın hipovolemik durumda olduğunu gösterir.
2
Perküsyonda 'matite' duyulması plevral boşlukta hava yerine sıvı (kan) toplandığına işaret eder.
3
Tansiyonlu pnömotoraks ile masif hemotoraks arasındaki en belirgin fark perküsyon bulgusu ve boyun venlerinin dolgunluğudur.

Daha Fazla Pratik

Masif hemotoraksta acil torakotomi endikasyonlarını (ilk drenaj >1500>1500 ml veya >200>200 ml/saat takip eden kanama) tekrar edin.
Tahmini Süre:1m 0s
Soru 5Soru

Termal yanık yaralanmasını takip eden ilk 2424-4848 saatlik süreçte, yanık şoku ve hipermetabolik yanıt gibi sistemik etkiler gelişirken, yerel doku düzeyinde de dinamik değişimler devam eder. Başlangıçta canlı ve ağrılı (yüzeyel kısmi kalınlıkta) olan bazı alanların, doku perfüzyonunun bozulması sonucu soluk ve ağrısız (tam kat) bir görünüme ilerlemesi "yanık progresyonu" olarak adlandırılır. Jackson’ın tanımladığı staz zonunun koagülasyon zonuna dönüşmesiyle karakterize olan bu süreçte, mikrovasküler trombozu ve lokal iskemiyi tetikleyerek yanık derinliğinin artmasına neden olan temel vazokonstrüktör mediyatör aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Tromboksan A2A_2

Cevap

Yanık progresyonunda staz zonunun koagülasyon zonuna dönüşmesinden sorumlu olan temel vazokonstrüktör mediyatör Tromboksan A2A_2'dir.
Doğru seçenek olan mediyatör, güçlü vazokonstrüktör ve trombosit agregasyonu yapıcı özellikleri nedeniyle staz zonundaki damarlarda tromboza yol açar. Bu durum, doku perfüzyonunu tamamen keserek başlangıçta canlı olan staz zonunun nekrotik koagülasyon zonuna dahil olmasına ve yanığın derinleşmesine neden olur.

Adım Adım Çözüm

1
Jackson'ın yanık zonlarını tanımla.
Koagülasyon zonu (merkez, nekrotik), Staz zonu (ara bölge, riskli), Hiperemi zonu (dış bölge, iyileşen).
Yanık derinliğinin dinamik doğasını anlamak için anatomik bölgelerin bilinmesi gerekir.
2
Yanık progresyonu (conversion) mekanizmasını analiz et.
Staz zonundaki doku perfüzyonunun mikrovasküler tromboz, ödem ve vazokonstrüksiyon nedeniyle bozulmasıdır.
Bu süreç, başlangıçtaki derinliğin zamanla artmasına (yüzeyelden tam kata geçiş) neden olur.
3
Sorumlu mediyatörü belirle.
Tromboksan A2A_2 (TXA2TXA_2), güçlü vazokonstrüktör ve trombosit agregasyonunu tetikleyen etkisiyle mikrovasküler oklüzyona yol açar.
Doku iskemisini derinleştirerek staz zonunu koagülasyon (ölü) zonuna dönüştürür.

Anahtar Kavram

Yanık progresyonu ve Tromboksan A2A_2 ilişkisi
Soru 6Soru

3434 yaşında kadın hasta, araç içi trafik kazası sonrası gelişen künt batın travması nedeniyle acil laparotomiye alınıyor. İntraoperatif değerlendirmede karaciğer sağ lobda derin laserasyon (Evre IV), çok sayıda ince bağırsak perforasyonu ve stabil olmayan retroperitoneal hematom saptanıyor. Operasyon sırasında hastanın vücut sıcaklığı 34.2C34.2^\circ C, arteriyel kan gazında pH=7.18pH = 7.18 ve cerrahi sahalarda yaygın sızıntı şeklinde kanama (non-cerrahi koagülopati) gözleniyor. Bu klinik tablo ve intraoperatif bulgular ışığında, hasar kontrol cerrahisinin birinci aşamasında (Phase 1) uygulanması en uygun yaklaşım aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Kanama kontrolü için perihepatik paketleme yapılması, bağırsak perforasyonlarının stapler ile kapatılması ve batının geçici kapatılarak operasyonun sonlandırılması

Cevap

Kanama kontrolü için perihepatik paketleme yapılması, bağırsak perforasyonlarının stapler ile kapatılması ve batının geçici kapatılarak operasyonun sonlandırılması
Doğru yaklaşım, 'Öldürücü Triad' belirtileri gösteren hastada operasyonu hızla sonlandırmayı amaçlayan Hasar Kontrol Cerrahisi Aşama 1 prensiplerini uygulamaktır. Bu prensipler; masif kanama için paketleme (packing) veya şantlama, bağırsak perforasyonları için basit sütür veya stapler ile kapatma (anastomozsuz) ve batının geçici yöntemlerle (Bogota bag, vakum destekli kapatma vb.) kapatılmasını içerir.

Adım Adım Çözüm

1
Hastanın intraoperatif fizyolojik durumunu değerlendir
Hipotermi (34.2C34.2^\circ C), asidoz (pH=7.18pH = 7.18) ve koagülopati (yaygın sızıntı) mevcuttur; bu durum 'Öldürücü Triad' (Lethal Triad) olarak tanımlanır.
Öldürücü triad varlığı, definitif cerrahinin sonlandırılıp 'Hasar Kontrol Cerrahisi' (Damage Control Surgery - DCS) protokolüne geçilmesi gerektiğini gösterir.
2
DCS Aşama 1 (Phase 1) müdahalelerini uygula
Kanama için paketleme (perihepatik) ve kontaminasyon kontrolü için bağırsakların stapler ile kapatılması (anastomozsuz) gerçekleştirilir.
Bu aşamanın amacı hastayı hayatta tutacak en minimal cerrahi girişimi yaparak operasyon süresini kısaltmaktır.
3
Batın kapatma stratejisini belirle
Abdominal kompartman sendromunu önlemek için batın geçici (temporary closure) yöntemlerle kapatılır.
Primer fasya kapatılması, ödemli organlar nedeniyle batın içi basıncı artırarak perfüzyonu bozabilir.

Anahtar Kavram

Öldürücü triad (hipotermi, asidoz, koagülopati) varlığında hasar kontrol cerrahisinin ilk amacı sadece yaşamı tehdit eden kanama ve kontaminasyonu kontrol etmektir.
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 7Soru

4242 yaşında erkek hasta, yüksekten düşme sonrası acil servise getiriliyor. Yapılan ilk muayenesinde kan basıncı 85/5585/55 mmHg, nabzı 125/dk125/dk ve solunum sayısı 26/dk26/dk olarak saptanıyor. FAST incelemesinde batın içi yoğun serbest sıvı saptanması üzerine hastaya acil laparotomi yapılıyor. Karaciğerdeki kanayan laserasyon onarıldıktan sonra yapılan eksplorasyonda, pelvis bölgesinde (Zon 33) genişlemeyen ve pulsatil olmayan retroperitoneal bir hematom saptanıyor. Pelvis grafisinde stabil olmayan "open-book" tipi kırık saptanan bu hastada, pelvik hematoma yönelik en uygun yaklaşım hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Hematomun eksplore edilmeden bırakılması

Cevap

Hematomun eksplore edilmeden bırakılması
Künt travma sonucu oluşan Zon 33 (pelvik) hematomlarda temel kural, hematom genişlemiyorsa veya pulsatil değilse eksplore edilmemesidir. Pelvik kırıklarındaki kanamaların yaklaşık %90\%90'ı venöz pleksuslardan kaynaklanır ve retroperitonun sağladığı doğal tamponad etkisi bu kanamayı sınırlar. Hematomun cerrahi olarak açılması bu baskıyı ortadan kaldırarak kontrol edilmesi neredeyse imkansız olan yaygın venöz kanamalara neden olur.

Adım Adım Çözüm

1
Yaralanma mekanizmasını ve anatomik bölgeyi tanımla.
Künt travma sonucu oluşmuş Zon 33 (Pelvik) retroperitoneal hematom.
Retroperitoneal hematomların yönetimi yaralanma mekanizmasına (künt/penetran) ve lokalizasyona göre değişir.
2
Hematomun karakterini (genişleme/pulsasyon) değerlendir.
Hematom genişlemiyor ve pulsatil değil.
Stabil hematomlarda peritonun sağladığı tamponad etkisinin korunması esastır.
3
Pelvis kırıklarında kanama kaynağını ve müdahale riskini analiz et.
Kanamanın %90\%90'ı venöz pleksus kaynaklıdır ve açıldığında durdurulması zordur.
Zon 33 hematomlarının açılması, kontrol edilemeyen venöz kanamalara ve yüksek mortaliteye neden olur.

Anahtar Kavram

Künt travmalarda Zon 33 (pelvik) retroperitoneal hematomlara, stabil oldukları sürece cerrahi olarak müdahale edilmez.

Alternatif Yöntem

Eğer hematom genişliyorsa veya hastanın hemodinamisi pelvik kuşak ve resüsitasyona rağmen düzelmiyorsa, laparotomi kesisinden bağımsız olarak 'preperitoneal pelvik packing' veya anjiyo-embolizasyon düşünülmelidir.
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 8Soru

2828 yaşında erkek hasta, iş kazası sonrası göğüs kafesine aldığı künt darbe nedeniyle acil servise getiriliyor. Hastanın belirgin solunum sıkıntısı olduğu ve boyun venöz dolgunluğunun belirginleştiği gözleniyor. Fizik muayenede sol hemitoraksta solunum sesleri alınamıyor ve perküsyonda hipersonorite saptanıyor. Kan basıncı 75/4575/45 mmHg, nabız 130130/dakika ve solunum sayısı 3434/dakika olan hastada bu aşamada yapılması gereken en uygun ilk müdahale aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: İğne torakostomi (dekompresyon)

Cevap

Tansiyonel pnömotoraks tanısı klinik olarak konulmalı ve radyolojik tetkik beklenmeden iğne torakostomi ile acil dekompresyon sağlanmalıdır.
Vakadaki hipotansiyon, venöz dolgunluk, tek taraflı solunum sesi kaybı ve hipersonorite bulguları tansiyonel pnömotoraks için klasiktir. ATLS protokollerine göre bu durum klinik bir tanıdır ve hasta stabil hale getirilene kadar (dekompresyon sağlanana kadar) radyolojik tetkik beklenmemelidir. İğne torakostomi, tansiyonel pnömotoraksı basit pnömotoraksa çevirerek hemodinamik düzelme sağlar.

Adım Adım Çözüm

1
Hastanın vital bulgularını ve fizik muayene bulgularını değerlendir.
Hipotansiyon (75/4575/45 mmHg), taşikardi (130130/dak), tek taraflı solunum sesi kaybı, hipersonorite ve venöz dolgunluk saptandı.
Bu klinik tablo tıkayıcı şok (obstrüktif şok) nedenlerinden biri olan tansiyonel pnömotoraksı işaret eder.
2
Ayırıcı tanı yap.
Hipersonorite pnömotoraksı desteklerken, boyun venöz dolgunluğu masif hemotoraksı dışlar.
Kardiyak tamponadda solunum sesleri alınırken, pnömotoraksta alınmaz.
3
Acil müdahaleyi uygula.
İğne torakostomi (dekompresyon) yapılır.
Tanı kesinleştiğinde akciğer grafisi beklemek hastanın kaybedilmesine neden olabilir.

Anahtar Kavram

Tansiyonel pnömotoraks klinik tanısı ve acil yönetimi

Daha Fazla Pratik

Tansiyonel pnömotoraksın iğne dekompresyonu sonrası kesin tedavisi tüp torakostomidir.
Tahmini Süre:45s
Soru 9Soru

4444 yaşında erkek hasta, 22 hafta önce geçirdiği trafik kazası sonrası saptanan evre IVIV karaciğer yaralanması nedeniyle konservatif izlenerek taburcu edilmiştir. Yaralanmadan sonraki 1919. günde ani başlayan hematemez, melena ve sağ üst kadranda kolik tarzda ağrı ile acil servise başvuruyor. Fizik muayenesinde hafif ikterik saptanan hastanın yapılan üst GI˙SGİS endoskopisinde mide ve duodenumda taze kan saptanıyor, ancak aktif bir odak bulunamıyor. Papilla Vateri'den kan sızıntısı olduğu şüpheleniliyor. Bu hastada kesin tanı ve tedavi için yapılması gereken en uygun girişim hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Selektif çölyak/mezenterik anjiyografi ve embolizasyon

Cevap

Selektif çölyak/mezenterik anjiyografi ve embolizasyon uygulaması, karaciğer travması sonrası gelişen hemobilide hem kesin tanı koydurucu hem de tedavi edicidir.
Karaciğer travması sonrası non-operatif izlem sırasında gelişen Quincke triadı (üst GI˙SGİS kanaması, ikter ve sağ üst kadran ağrısı) tipik olarak hemobiliye işaret eder. Bu durum genellikle karaciğer içindeki bir arteriyel psödoanevrizmanın safra kanallarına açılmasıyla oluşur. Selektif anjiyografi, hem bu psödoanevrizmayı görüntülemek hem de embolizasyon yoluyla kanamayı durdurmak için en uygun ve etkili yöntemdir.

Adım Adım Çözüm

1
Klinik tabloyu analiz et
Quincke triadı (sağ üst kadran ağrısı, sarılık ve GI˙SGİS kanaması) saptandı.
Karaciğer travması sonrası geç dönemde gelişen hematemez ve kolik ağrı hemobiliyi düşündürür.
2
En olası mekanizmayı belirle
Karaciğer içi psödoanevrizmanın safra yollarına rüptürü.
Evre IVIV karaciğer yaralanması gibi yüksek dereceli yaralanmaların konservatif izleminde vasküler komplikasyon riski yüksektir.
3
Tanısal ve terapötik girişimi seç
Selektif anjiyografi ve embolizasyon.
Arteriyel kaynaklı kanamalarda minimal invaziv yolla odak tespiti ve koil/partikül ile embolizasyon altın standarttır.

Anahtar Kavram

Karaciğer travması sonrası geç dönem komplikasyonu olan hemobili (Quincke Triadı) ve tedavisi.
Soru 10Soru

30 yaşında erkek hasta, boyun sağ Zon II bölgesinden delici-kesici alet yaralanması ile acil servise getiriliyor. İlk değerlendirmede kan basıncı 115/75 mmHg115/75 \ mmHg, nabız 88/dk88/dk ve solunum sayısı 16/dk16/dk olarak ölçülüyor. Fizik muayenede yara yerinden aktif bir kanama izlenmiyor; ancak palpasyonda yaralanma trasesi üzerinde trill (titreşim) hissediliyor. Bu hasta için en uygun yönetim aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Acil cerrahi eksplorasyon

Cevap

Vasküler yaralanmaya ait bir kesin bulgu (hard sign) olan trill mevcudiyeti nedeniyle acil cerrahi eksplorasyon yapılmalıdır.
Boyun travmalarında cerrahi yönetimi belirleyen en kritik faktör fizik muayene bulgularıdır. Vasküler yaralanmanın 'kesin bulguları' (hard signs) arasında fışkırır tarzda kanama, genişleyen/pulsatil hematom, üfürüm (bruit) ve trill yer alır. Bu bulgulardan herhangi birinin varlığı, hastanın kan basıncı ve nabzı normal olsa dahi doğrudan cerrahi eksplorasyon gerektirir.

Adım Adım Çözüm

1
Hastanın hemodinamik stabilitesini ve yaralanma bölgesini (Zon II) değerlendirin.
Hasta hemodinamik olarak stabil görünmektedir ancak yaralanma platizmayı geçmiş ve kritik yapılarla komşu bir bölgededir.
Yönetim algoritmasını belirlemek için stabilite ve anatomik bölge eş zamanlı değerlendirilmelidir.
2
Fizik muayenede 'Hard Signs' (Kesin Bulgular) ve 'Soft Signs' (Şüpheli Bulgular) varlığını araştırın.
Trill (titreşim) saptanmıştır; bu bulgu vasküler bir kesin bulgudur.
Kesin bulguların varlığı, ileri tetkik aşamasını atlayarak doğrudan cerrahiye geçilmesini gerektirir.
3
Kesin bulgu varlığında cerrahi kararı verin.
Acil cerrahi eksplorasyon planlanır.
Hard sign varlığında hemodinamik stabilite cerrahi müdahaleyi ertelemez.

Anahtar Kavram

Penetran boyun travmalarında 'Hard Signs' (Kesin Bulgular) varlığı, hemodinamik stabiliteye bakılmaksızın doğrudan cerrahi eksplorasyon endikasyonudur.
Tahmini Süre:2m 0s
Soru 11Soru

3838 yaşında erkek hasta, araç içi trafik kazası sonrası acil servise getiriliyor. İlk değerlendirmede kan basıncı 90/6090/60 mmHg, nabız 120/dk120/dk ve solunum sayısı 22/dk22/dk olarak saptanıyor. Batın muayenesinde hassasiyet ve serbest sıvı şüphesi olan hasta acil laparotomiye alınıyor. Laparotomi sırasında santral-midline bölgede, pankreas arkasında (Zon 11) genişlemeyen ve pulsatil olmayan bir retroperitoneal hematom saptanıyor. Bu hastada söz konusu hematoma yönelik en uygun yaklaşım aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Hematomu cerrahi olarak eksplore etmek

Cevap

Santral-midline (Zon 1) yerleşimli retroperitoneal hematomlar, künt travmalarda dahi stabil olsalar bile mutlaka cerrahi olarak eksplore edilmelidir.
Doğru yaklaşım hematomu cerrahi olarak eksplore etmektir. Retroperitoneal hematomlar üç zona ayrılır: Zon 11 (santral-midline), Zon 22 (perinefrik) ve Zon 33 (pelvik). Zon 11 hematomları, künt veya penetran ayrımı yapılmaksızın ve stabil olup olmadığına bakılmaksızın majör vasküler (aorta, vena kava vb.) yaralanma şüphesiyle mutlaka açılmalıdır.

Adım Adım Çözüm

1
Retroperitoneal hematomun anatomik bölgesini (zonunu) belirle.
Hematom Zon 11 (santral-midline) bölgesindedir.
Zonlar arası yönetim farklarını belirlemek için lokasyon kritiktir.
2
Travma mekanizmasını (künt/penetran) ve hematomun karakterini (stabil/genişleyen) değerlendir.
Künt travma sonrası stabil (genişlemeyen) hematom.
Zon 22 ve 33 için bu karakter gözlemi desteklerken, Zon 11 için cerrahiyi gerektirir.
3
Zon 11 için geçerli olan yönetim protokolünü uygula.
Cerrahi eksplorasyon kararı verilir.
Zon 11'de aorta, vena kava, çölyak ve mezenterik damarlar gibi hayati yapılar bulunur; yaralanma atlanmamalıdır.

Anahtar Kavram

Zon 1 (Santral-midline) retroperitoneal hematomlar, künt travmalarda genişlemeyen karakterde olsalar bile majör vasküler yaralanma riski nedeniyle mutlaka eksplore edilir.

Daha Fazla Pratik

Penetran travmada tüm zonların (Zon 1,2,31, 2, 3) eksplore edilmesi gerektiğini unutmayın.
Tahmini Süre:45s
Soru 12Soru

3030 yaşında erkek hasta, ateşli silah yaralanması sonrası gelişen masif hemoperitoneum nedeniyle acil operasyona alınıyor. Ameliyatta yaygın karaciğer yaralanması ve multipl bağırsak perforasyonu saptanan hastada, intraoperatif dönemde hipotermi (34.2C34.2^\circ C) ve ağır asidoz (pH 7.127.12) gelişmesi üzerine hasar kontrol cerrahisi kararı verilerek batın paketleniyor ve geçici kapatma uygulanıyor. Hasta yoğun bakım ünitesine (Aşama 22) transfer ediliyor.

Bu hastanın yoğun bakımdaki fizyolojik restorasyon sürecinde (Aşama 22) aşağıdakilerden hangisinin yapılması uygun değildir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Bağırsak perforasyonlarının rezeksiyonu ve uç uca anastomoz ile kalıcı onarımının yapılması

Cevap

Bağırsak perforasyonlarının rezeksiyonu ve uç uca anastomoz ile kalıcı onarımının yapılması
Hasar kontrol cerrahisinin ikinci aşaması (Aşama 22) tamamen yoğun bakım ünitesinde gerçekleştirilen fizyolojik restorasyon sürecidir. Bu aşamada ana hedefler hipoterminin düzeltilmesi, koagülopatinin tedavisi ve asidozun (perfüzyonun düzeltilmesi ile) giderilmesidir. Bağırsak perforasyonlarının kalıcı onarımı, anastomozlar ve paketlerin çıkarılması gibi işlemler ise hastanın fizyolojik durumu stabilize olduktan (2424-4848 saat sonra) genellikle Aşama 33 olarak adlandırılan planlı re-operasyon evresinde gerçekleştirilir.

Adım Adım Çözüm

1
Klinik durumun evresini belirle
Hasta Hasar Kontrol Cerrahisinin (HKC) 2. aşamasındadır (Yoğun Bakım).
Ameliyathanede kanama ve kontaminasyon kontrolü yapılmış, hasta resüsitasyon için YBÜ'ye alınmıştır.
2
Aşama 2 hedeflerini gözden geçir
Hedefler: Isıtma (hipotermi tedavisi), koagülopatiyi düzeltme ve asidozu gidermedir (Öldürücü triadın restorasyonu).
Hastanın fizyolojik rezervi bitmiş olduğundan, bu parametreler düzelmeden kalıcı cerrahi yapılamaz.
3
Seçeneklerdeki girişimleri evrelerle eşleştir
Kalıcı onarım ve anastomoz Aşama 3 girişimleridir.
Aşama 2'de yapılan cerrahi bir işlem ancak hayat kurtarıcı bir komplikasyon (kanama vb.) gelişirse söz konusu olabilir, rutin kalıcı onarım bu evrede yapılmaz.

Anahtar Kavram

Hasar Kontrol Cerrahisi (Damage Control) Aşamaları
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 13Soru

3232 yaşında erkek hasta, araç dışı trafik kazası sonrası karın travması nedeniyle acil laparotomiye alınıyor. Operasyon sırasında yaygın karaciğer yaralanması ve masif kanama saptanıyor. Hastanın vücut sıcaklığı 34.2C34.2^\circ C, kan pHpH değeri 7.187.18 olarak ölçülüyor ve yaygın sızıntı şeklinde kanamaları (koagülopati) mevcut. Bu "öldürücü triad" tablosundaki hastada, hasar kontrol cerrahisinin birinci aşamasında (Ameliyathane) yapılması gereken en uygun işlem aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Kanamayı kontrol etmek için perihepatik paketleme (packing) yapılması

Cevap

Hasar kontrol cerrahisinin birinci aşamasında (ameliyathane), öldürücü triad gelişmiş hastada perihepatik paketleme (packing) ile hızlı kanama kontrolü sağlanmalıdır.
Doğru seçenek olan perihepatik paketleme, hasar kontrol cerrahisinin birinci aşamasının (Phase 1) temel taşlarındandır. Bu aşamada amaç, asidoz, hipotermi ve koagülopatiden oluşan 'öldürücü triad' tablosunu derinleştirmeden kanamayı hızlıca kontrol altına almaktır.

Adım Adım Çözüm

1
Hastanın fizyolojik durumunu değerlendir (Öldürücü triad kontrolü).
Hipotermi (34.2C34.2^\circ C), asidoz (pHpH 7.187.18) ve koagülopati varlığı saptandı.
Bu tablo hastanın fizyolojik rezervinin tükendiğini ve cerrahi süresinin kısıtlanması gerektiğini gösterir.
2
Hasar kontrol cerrahisi Faz 1 prensiplerini uygula.
Perihepatik paketleme (packing) ile kanama kontrolü yapıldı.
Faz 1'de amaç hızlı kanama ve kontaminasyon kontrolüdür, definitif onarım yapılmaz.

Anahtar Kavram

Hasar Kontrol Cerrahisi Faz 1: Kanamayı durdur, kontaminasyonu engelle ve cerrahiyi kısa keserek hastayı yoğun bakıma gönder.

Daha Fazla Pratik

Hasar kontrol cerrahisinin 2. aşamasındaki (Yoğun Bakım) temel hedefleri tekrar edin.
Tahmini Süre:50s
Soru 14Soru

Yanık yaralanmalarında doku hasarı statik olmayıp, özellikle ilk 48 saat içinde ilerleme gösterebilir. Jackson'ın yanık bölgeleri sınıflandırmasında "staz zonu" olarak tanımlanan ve kurtarılabilir nitelikteki dokunun, ilerleyen saatlerde nekroza dönüşerek yanık derinliğinin artmasına (yanık konversiyonu) neden olan temel patofizyolojik mekanizma ve sorumlu mediatör aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Tromboksan A2 artışına bağlı mikrovasküler tromboz ve vazokonstriksiyon

Cevap

Yanık derinliğinin artmasından (staz zonu konversiyonu) sorumlu temel mediatör Tromboksan A2'dir.
Jackson'ın yanık sınıflamasında ortada yer alan Staz Zonu, başlangıçta canlı olan ancak perfüzyonu bozulmuş dokudur. Bu bölgede araşidonik asit metabolizması bozulur; vazodilatör olan Prostasiklin (PGI2) azalırken, güçlü bir vazokonstriktör ve trombosit agregatörü olan Tromboksan A2 (TxA2) artar. Bu dengesizlik, mikrovasküler tromboza ve iskeminin derinleşmesine yol açarak staz zonunun nekroza dönüşmesine (yanık derinliğinin artması) neden olur.

Adım Adım Çözüm

1
Yanık patofizyolojisindeki Jackson zonlarını hatırla.
Merkezde koagülasyon (ölü), dışta hiperemi (iyileşen) ve ortada staz zonu (kurtarılabilir ama riskli) bulunur.
Sorunun temeli, staz zonunun kaderini belirleyen faktörleri anlamaktır.
2
Staz zonunun nekroza dönüşme (konversiyon) mekanizmasını analiz et.
Bu bölgede kan akımı azalmıştır. İskemiyi derinleştiren faktörler dokuyu öldürür.
Doku kaybını önlemek için bu mekanizmanın tersine çevrilmesi hedeflenir.
3
Şıklardaki mediatörlerin vasküler etkilerini değerlendir.
Tromboksan A2 (TxA2), güçlü vazokonstriksiyon ve trombosit kümelenmesi yaparak damarları tıkar ve dokuyu oksijensiz bırakır.
Histamin ödem yapar, Prostasiklin damarı açar; ancak TxA2 damarı tıkayarak nekroza götürür.

Anahtar Kavram

Jackson'ın Staz Zonu ve Yanık Konversiyonu

İpuçları

1
Cevap, kan damarlarını daraltan (vazokonstriksiyon) ve pıhtılaşmayı artıran bir madde olmalıdır.
2
Bu madde araşidonik asit yolağında üretilir ve aspirin kullanımıyla sentezi engellenebilir.
3
Prostasiklinin (PGI2) tam zıttı etki gösteren ve trombositlerden salınan mediatör Tromboksan'dır.

Daha Fazla Pratik

Yanık şokunda sıvı resüsitasyonu için kullanılan Parkland formülünü ve idrar çıkışı hedeflerini gözden geçirin.
Tahmini Süre:1m 0s
Soru 15Soru

3232 yaşında erkek hasta, boyun sol orta kesiminden (Zon II) bıçaklanma sonrası acil servise getiriliyor. İlk değerlendirmede vital bulguları; kan basıncı 135/85135/85 mmHg, nabız 7676/dakika, solunum sayısı 1818/dakika ve SpO2SpO_2 %\% 9898 olarak saptanıyor. Fizik muayenede platizmayı geçmiş penetran yaralanma mevcut olup aktif dış kanama, fışkırır tarzda kanama, pulsatile hematom veya üfürüm saptanmıyor. Ancak hastanın boyun palpasyonunda krepitasyon (cilt altı amfizem) hissediliyor. Bu hastada vasküler yaralanma dışlandıktan sonra, olası bir özofagus yaralanmasını saptamak için izlenmesi gereken en uygun tanısal yaklaşım hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Suda eriyen kontrastlı özofagografi, ardından baryumlu çalışma ve gerekirse özofagoskopi

Cevap

Suda eriyen kontrastlı özofagografi, ardından baryumlu çalışma ve gerekirse özofagoskopi yapılması en uygun yaklaşımdır.
Boyun penetran yaralanmalarında hemodinamisi stabil olan hastalarda, özofagus yaralanmasından şüpheleniliyorsa (cilt altı amfizem, hemoptizi, hematemez vb.), en güvenilir tanısal yaklaşım kombine yöntemdir. Suda eriyen kontrastlı grafiler perforasyonu göstermede yüksek özgüllüğe sahiptir ancak duyarlılıkları sınırlı olabilir. Bu nedenle negatif gelirse baryumlu çalışma eklenir. Her ikisi de negatif olsa bile klinik şüphe yüksekse altın standart olarak özofagoskopi (mümkünse rijit ve esnek kombine) uygulanır.

Adım Adım Çözüm

1
Hemodinamik stabiliteyi ve 'hard sign' varlığını değerlendir.
Hasta stabil ve kesin cerrahi endikasyon (fışkırır kanama, şok, havayolu obstrüksiyonu vb.) yok.
Stabil hastalarda gereksiz cerrahiden kaçınmak için selektif yönetim uygulanır.
2
Fizik muayenedeki 'yumuşak bulguları' (soft signs) tanımla.
Cilt altı amfizem saptandı.
Bu bulgu laringotrakeal veya özofageal bir yaralanmanın işareti olabilir.
3
Özofagus yaralanması için tanısal algoritmayı başlat.
Önce Gastrografin, sonra Baryum, gerekirse Endoskopi.
Suda eriyen kontrast (Gastrografin) mediastinit riskini azaltır; baryum ise küçük sızıntılara karşı daha duyarlıdır.

Anahtar Kavram

Boyun penetran travmalarında selektif yönetim ve özofagus yaralanması tanısal algoritması.
Soru 16Soru

Vücut yüzey alanının %30'unu kapsayan alev yanığı ile acil servise getirilen bir hastada gelişen sistemik patofizyolojik değişiklikler ve yanık yarası özellikleri ile ilgili aşağıdakilerden hangisi yanlıştır?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Plazma proteinlerinin damar dışına kaçışına yol açan mikrovasküler geçirgenlik artışı, bu hastada yalnızca ısıya doğrudan maruz kalan dokularla sınırlı kalır.

Cevap

Mikrovasküler geçirgenlik artışının yalnızca yanık sahası ile sınırlı kaldığını belirten seçenek yanlıştır; majör yanıklarda bu durum sistemiktir.
Vücut yüzey alanının %20'sinden fazlasını kapsayan majör yanıklarda, salınan mediyatörler (histamin, serbest oksijen radikalleri, eikozanoidler) tüm vücutta mikrovasküler geçirgenliği artırır. Bu durum, sadece yanık sahasında değil, sağlam dokularda da protein ve sıvı sızıntısına, dolayısıyla yaygın ödeme ve hipovolemiye yol açar. Bu nedenle geçirgenlik artışının 'sadece yanık sahası ile sınırlı' olduğu iddiası yanlıştır.

Adım Adım Çözüm

1
Yanık genişliğini değerlendir.
Hasta %30 TBSA (majör yanık) kapsamındadır.
Yanık genişliği %20'nin üzerinde olduğunda lokal yanıttan sistemik yanıta geçiş olur.
2
Mikrovasküler geçirgenlik mekanizmasını analiz et.
Majör yanıklarda inflamatuar mediyatörler (histamin, bradikinin, serbest radikaller) sistemik dolaşıma katılır.
Sistemik inflamatuar yanıt, yanmamış uzak organlarda (akciğer, bağırsak, sağlam deri) bile kapiller sızıntıya ve ödeme yol açar.
3
Yanık dokusundaki Starling kuvvetlerini incele.
Doku hasarı sonucu interstisyel basınç negatif değerlere (vakum etkisi) düşer.
Bu durum Starling dengesini bozarak sıvının damar dışına çıkışını dramatik şekilde hızlandırır.
4
Yanık derinliği ve iyileşme potansiyelini doğrula.
2. derece derin yanıklarda dermis ekleri (adneksiyel yapılar) korunmuştur.
Tam kat (3. derece) yanıklardan farkı, bu eklerin sağladığı epitelyal adacıklar sayesinde kendiliğinden iyileşebilmesidir.

Anahtar Kavram

Majör yanıklarda (>%20 TBSA) mikrovasküler geçirgenlik artışı ve ödem gelişimi sistemiktir.

Daha Fazla Pratik

Yanık şokunun hipermetabolik (Flow) fazındaki kardiyovasküler değişiklikleri ve oksijen tüketimindeki artışı gözden geçirin.
Tahmini Süre:2m 0s
Soru 17Soru

Bir darp vakası sonrası boyun ön-yan kısmından kesici aletle yaralanan 3838 yaşında erkek hasta acil servise getiriliyor. Yapılan muayenede, sol m.sternocleidomastoideusm. sternocleidomastoideus kasının orta kesimi düzeyinde platisma tabakasını geçen 33 cmcm’lik bir kesi saptanıyor. Hastanın vital bulguları stabil olup (Kan basıncı: 120/75120/75 mmHgmmHg, Nabız: 82/dak82/dak), muayenede aktif bir kanama veya genişleyen hematom izlenmiyor. Ancak palpasyonda yara çevresinde belirgin cilt altı amfizem (krepitasyon) tespit ediliyor. Bu klinik tabloda hastaya yaklaşımda bir sonraki en uygun adım hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Çok kesitli bilgisayarlı tomografik anjiyografi

Cevap

Hemodinamik olarak stabil olan ve sert bulgusu bulunmayan penetran boyun travmalarında tercih edilecek bir sonraki adım çok kesitli bilgisayarlı tomografik anjiyografidir.
Modern cerrahi yaklaşımda, penetran boyun travması olan ve hemodinamik olarak stabil olan hastalarda (Zon fark etmeksizin), 'sert bulgular' (şok, aktif kanama, genişleyen/pulsatil hematom, üfürüm/trill, hava yolu obstrüksiyonu, yara yerinden hava çıkışı, fokal nörolojik defisit) yoksa BT anjiyografi ile değerlendirme yapılması standarttır. Bu vaka örneğinde hastanın stabil olması ve sadece 'yumuşak bulgu' kategorisindeki cilt altı amfizeme sahip olması, onu BT anjiyografi için uygun aday yapar.

Adım Adım Çözüm

1
Hastanın hemodinamik stabilitesini ve platisma perforasyonunu değerlendir.
Hasta stabil ve platisma tabakası geçilmiş; bu durum ileri tetkik gerektirir.
Platisma tabakasını geçmeyen yaralanmalar yüzeysel kabul edilir, ancak geçenlerde hayati organ yaralanması riski vardır.
2
'Sert bulguların' (Hard signs) varlığını kontrol et.
Aktif kanama, üfürüm, fışkırır tarzda kanama veya hava yolu tıkanıklığı gibi sert bulgular saptanmadı.
Sert bulguların varlığı tanısal tetkik aşamasını atlayıp doğrudan ameliyata gidilmesini gerektirir.
3
'Yumuşak bulguların' (Soft signs) varlığını kontrol et.
Cilt altı amfizem (krepitasyon) saptandı.
Cilt altı amfizem, aerodigestif (trakea/özofagus) yaralanma için bir yumuşak bulgudur ve ileri görüntüleme gerektirir.
4
Modern 'Seçici Yönetim' (Selective Management) protokolüne göre tanısal tetkik seç.
Çok kesitli BT anjiyografi (MDCTA) planlanır.
MDCTA, stabil hastalarda hem vasküler yapıları hem de aerodigestif yolu değerlendirmede yüksek sensitiviteye sahip ilk basamak tetkiktir.

Anahtar Kavram

Penetran boyun travmalarında 'Seçici Yönetim' (Selective Management) ve çok kesitli BT anjiyografinin rolü.
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 18Soru

3838 yaşında erkek hasta, araç dışı trafik kazası sonrası acil servise getiriliyor. İlk değerlendirmede kan basıncı 80/5080/50 mmHg, nabız 135/dk135/dk ve solunum sayısı 26/dk26/dk olarak ölçülüyor. Pelvis grafisinde simfizis pubiste 55 cm ayrılma (açık kitap yaralanması) saptanan bu hastada, resüsitasyonun bir parçası olarak uygulanan pelvik kuşağın (binder) temel amacı aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Pelvik hacmi daraltarak venöz pleksus kanaması üzerinde tamponat etkisi sağlamak

Cevap

Pelvik kuşağın (binder) temel amacı pelvik hacmi daraltarak venöz pleksus kanaması üzerinde tamponat etkisi sağlamaktır.
Pelvis kırıklarında kanama genellikle retroperitoneal alanda biriken venöz kan karakterindedir. 'Açık kitap' kırıklarında pelvik hacim arttığı için kanama tamponat etkisiyle duramaz. Pelvik kuşak uygulaması, bu hacmi daraltarak venöz pleksus üzerindeki basıncı artırır ve kanamayı sınırlar.

Adım Adım Çözüm

1
Hastanın klinik tablosunu ve yaralanma mekanizmasını analiz edin.
Hasta hemodinamik olarak anstabl (hipovolemik şok) ve 'açık kitap' tarzı pelvik kırığı mevcut.
Kanamayı kontrol altına almak için öncelikle mekanik stabilizasyon gereklidir.
2
Pelvis kırıklarında kanama kaynağını belirleyin.
Pelvis kırıklarındaki kanamaların %8090\%80-90'ı venöz pleksus ve kırık kemik yüzeylerinden kaynaklanır.
Venöz kanamalar, düşük basınçlı oldukları için dışarıdan uygulanacak tamponat ile durdurulabilir.
3
Pelvik kuşağın (binder) etkisini değerlendirin.
Kuşak simfizis pubisteki ayrışmayı kapatır, pelvik hacmi küçültür ve tamponat etkisi sağlar.
Artan pelvik hacim, tamponat oluşumunu engelleyerek kanamanın sürmesine neden olur.

Anahtar Kavram

Pelvik kuşak (binder), 'açık kitap' kırıklarında pelvik hacmi azaltarak venöz kanamayı tamponat etkisiyle durdurmaya çalışan geçici ve hayat kurtarıcı bir mekanik müdahaledir.

İpuçları

1
Pelvis kırıklarında kanamanın büyük çoğunluğu venöz kaynaklıdır.
2
'Açık kitap' kırıklarında pelvis bir kova gibi genişler; hacim artışı kanamayı kolaylaştırır.
3
Pelvik kuşak simfizi birbirine yaklaştırarak içerideki boşluğu daraltır ve tamponat oluşturur.

Daha Fazla Pratik

Pelvik kuşak sonrası hemodinamisi düzelmeyen hastada bir sonraki adımın ne olması gerektiğini (Anjiyografi vs. Preperitoneal Paketleme) çalışabilirsiniz.

Alternatif Yöntem

Pelvik kuşak (binder) yoksa, hastanın pelvisi bir çarşaf yardımıyla trokanter majörler seviyesinden sıkıca sarılarak aynı etki elde edilebilir.
Tahmini Süre:45s
Soru 19Soru

Motosiklet kazası geçiren 2222 yaşında erkek hasta acil servise getiriliyor. Yapılan birincil bakıda; havayolu endotrakeal entübasyon ile sağlanmış olup her iki akciğer solunuma eşit katılmaktadır. Nabız: 142142/dakika (zayıf), kan basıncı: 70/4570/45 mmHg, GCS:6GCS: 6 (E1,M4,V1E1, M4, V1) olarak saptanıyor. Fizik muayenesinde sağ pupili dilate ve ışık refleksine yanıtsızdır. Batın hafif distandü, pelvis stabildir. Bu hastanın yönetiminde bir sonraki en uygun adım aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Hızlı sıvı resüsitasyonu ve kan transfüzyonu başlanması ile eş zamanlı olarak FAST (Odaklanmış Travma Sonografisi) yapılması

Cevap

Hızlı sıvı resüsitasyonu ve kan transfüzyonu başlanması ile eş zamanlı olarak FAST (Odaklanmış Travma Sonografisi) yapılması en uygun yaklaşımdır.
ATLS (Advanced Trauma Life Support) protokolünde temel kural, hayatı tehdit eden durumların ABCDE sırasına göre saptanması ve tedavi edilmesidir. Vakada havayolu (A) ve solunum (B) sağlanmıştır. Hasta hipotansif (70/4570/45 mmHg) ve taşikardiktir (142142/dakika), bu durum Evre IV hemorajik şoku düşündürür. Dolaşım (C) basamağında öncelik, damar yolu açılıp resüsitasyona başlanması ve kanama odağının belirlenmesidir. FAST (Odaklanmış Travma Sonografisi), dolaşım basamağında kanama odağını saptamak için kullanılan bir yardımcıdır. Nörolojik bulgular (D) ancak dolaşım stabilize edildikten veya eş zamanlı resüsitasyon sürerken yönetilir. Şoktaki bir hasta asla BT ünitesine gönderilmemelidir.

Adım Adım Çözüm

1
Hastanın mevcut hayati bulgularını ve ATLS önceliklerini değerlendir.
Hava yolu (A) ve solunum (B) sağlanmış; ancak ciddi hipotansiyon ve taşikardi ile dolaşım (C) yetersizliği (şok) mevcut.
ATLS protokolünde A ve B basamaklarından sonraki öncelik her zaman dolaşımdır.
2
Nörolojik bulguların (D) dolaşım (C) basamağı üzerindeki etkisini ve tedavi sırasını belirle.
Pupil dilatasyonu ve düşük GCS önemli olsa da, hipotansiyon beyin perfüzyonunu bozar. Şok düzeltilmeden nörolojik müdahale yapılamaz.
Hipotansiyon, travmatik beyin hasarında sekonder yaralanmanın en önemli nedenidir ve transportu engeller.
3
Dolaşım basamağında yapılacak acil müdahaleleri planla.
Sıvı ve kan resüsitasyonu başlanmalı, eş zamanlı olarak şokun nedeni (muhtemel batın içi kanama) FAST ile araştırılmalıdır.
Hemodinamik stabilite sağlanmadan tanısal BT çekilmesi ATLS protokolüne göre kontrendikedir.

Anahtar Kavram

Travmalı hastada ATLS protokolüne göre birincil bakı öncelikleri (ABCDE) ve şoktaki hastada 'D' (Nörolojik) sorunlardan önce 'C' (Dolaşım) kontrolünün sağlanması.
Tahmini Süre:2m 0s
Soru 20Soru

2929 yaşında erkek hasta, sol 66. interkostal aralık ön aksiller çizgiden delici kesici aletle yaralanma nedeniyle acil servise getiriliyor. Fizik muayenesinde kan basıncı 125/80125/80 mmHg, nabız 8888/dk, solunum sayısı 1818/dk olarak saptanıyor. Batın muayenesi doğal olan hastanın akciğer grafisinde solda minimal plevral efüzyon saptanıyor ve tüp torakostomi uygulanıyor. Hemodinamisi stabil seyreden bu hastada diyafram yaralanmasını ekarte etmek için yapılması gereken en uygun işlem hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Diagnostik laparoskopi

Cevap

Sol torakoabdominal bölge delici yaralanmalarında diyaframı ekarte etmek için diagnostik laparoskopi yapılmalıdır.
Torakoabdominal bölge (üstte 4. interkostal aralık, altta kostal marjin) yaralanmalarında, diyafram yaralanması riski çok yüksektir. Bu bölgedeki delici kesici alet yaralanmalarında hemodinami stabilse, görüntüleme yöntemlerinin (BT gibi) düşük duyarlılığı nedeniyle diyaframın doğrudan görselleştirilmesi gerekir. Diagnostik laparoskopi, bu amaçla kullanılan en güvenilir ve standart yaklaşımdır.

Adım Adım Çözüm

1
Anatomik lokalizasyonu değerlendir.
Yaralanma sol 6. interkostal aralıktadır (Torakoabdominal bölge: meme başı/4. İKA ile kostal marjin arası).
Bu bölgedeki penetran yaralanmalar hem göğüs hem de karın boşluğunu etkileyebilir.
2
Hemodinamik stabiliteyi kontrol et.
Hasta stabil (125/80125/80 mmHg, 8888/dk).
Stabilite, tanısal algoritmada cerrahi dışı veya minimal invaziv seçeneklere izin verir.
3
Spesifik organ riskini belirle.
Sol taraflı penetran torakoabdominal travmada gizli diyafram yaralanması riski yüksektir.
Diyafram yaralanmaları BT ve fizik muayene ile sıklıkla atlanır.
4
En uygun tanısal yöntemi seç.
Diagnostik laparoskopi en uygun adımdır.
Laparoskopi, diyaframı doğrudan görselleştirmeye olanak tanır ve gerekirse primer onarım imkanı sağlar.

Anahtar Kavram

Penetran torakoabdominal travmalarda (özellikle sol taraf), stabil hastalarda okült (gizli) diyafram yaralanması laparoskopi ile dışlanmalıdır.

Daha Fazla Pratik

Diyafram yaralanması saptanan hastalarda cerrahi onarım tekniklerini (absorbe olmayan sütürler) gözden geçirin.
Tahmini Süre:2m 0s
Sayfa 1 / 16Sonraki
Travma ve Yanıklar Alıştırma Soruları — TUS - Tıpta Uzmanlık Sınavı | Examkin