Endokrinoloji

539 soru

Soru 341Soru

Bilinen Addison hastalığı tanısı ile hidrokortizon (2020 mg/gu¨nmg/gün) ve fludrokortizon (0.10.1 mg/gu¨nmg/gün) kullanan 4545 yaşında erkek hasta; şiddetli karın ağrısı, kusma ve 39.5C39.5^\circ C ateş şikayetlerini takiben gelişen konfüzyon nedeniyle acil servise getiriliyor. Fizik muayenesinde kan basıncı 75/4575/45 mmHgmmHg, nabız 120/dk120/dk saptanıyor. Bu hastanın acil yönetiminde uygulanması gereken en öncelikli yaklaşım aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Damar içi (IVIV) izotonik sodyum klorür ve 100100 mg hidrokortizon uygulanması

Cevap

Damar içi izotonik sodyum klorür ve 100100 mg hidrokortizon uygulanması
Sürrenal kriz tablosundaki bir hastada ilk yapılması gereken müdahale, damar yoluyla hızlı sıvı resüsitasyonu ve yüksek doz hidrokortizon replasmanıdır. Hidrokortizon, kriz anında hem glukokortikoid hem de yüksek dozlarda mineralokortikoid etki sağladığı için tercih edilir.

Adım Adım Çözüm

1
Hastanın hemodinamik durumu ve öyküsünün değerlendirilmesi
Hipotansiyon, taşikardi ve enfeksiyon bulguları ile bilinen Addison hastasında 'Akut Sürrenal Kriz' tanısı konur.
Klinik tablo sürrenal yetmezliğin dekompanse olduğunu göstermektedir.
2
Sıvı resüsitasyonuna başlanması
Hızlı serum fizyolojik (%0.90.9 NaClNaCl) infüzyonu ile vasküler volüm desteklenir.
Şok tablosunu düzeltmek ve mineralokortikoid eksikliğine bağlı sodyum kaybını yerine koymak gerekir.
3
Glukokortikoid replasmanının yapılması
100100 mg hidrokortizon IVIV bolus olarak uygulanır.
Krizdeki hayati eksiklik olan kortizolün hızla yerine konması vasküler tonusu düzeltir ve inflamatuar yanıtı modüle eder.

Anahtar Kavram

Akut Sürrenal Kriz (Addison Krizi) Yönetimi
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 342Soru

3434 yaşında kadın hasta, polikliniğe halsizlik ve son bir yılda 1010 kgkg alma şikayetiyle başvuruyor. Fizik muayenesinde boyu 160160 cmcm, vücut ağırlığı 9292 kgkg (BKI˙35,9BKİ \approx 35,9 kg/m2kg/m^2), bel çevresi 9494 cmcm ve kan basıncı 135/85135/85 mmHgmmHg saptanıyor. Laboratuvar incelemesinde açlık kan şekeri 108108 mg/dLmg/dL, trigliserid 170170 mg/dLmg/dL ve HDL kolesterol 4444 mg/dLmg/dL bulunuyor. Özgeçmişinde tip 2 diyabet tanısı olan ve metformin kullanan bu hasta için aşağıdakilerden hangisi doğrudur?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: NCEP ATP III kriterlerine göre metabolik sendrom tanısı için belirlenen beş bileşenin tamamına sahiptir.

Cevap

Hastanın NCEP ATP III kriterlerine göre metabolik sendromun beş bileşeninin (abdominal obezite, yüksek kan basıncı, yüksek trigliserid, düşük HDL ve hiperglisemi) tamamına sahip olması doğrudur.
Doğru yanıt olan ifade hastanın tüm klinik ve laboratuvar bulgularının NCEP ATP III kriterlerini tam olarak karşıladığını belirtir. Kadınlarda bel çevresi >88> 88 cmcm (9494 cmcm), Trigliserid 150\geq 150 mg/dLmg/dL (170170 mg/dLmg/dL), HDL Kolesterol <50< 50 mg/dLmg/dL (4444 mg/dLmg/dL), Kan Basıncı 130/85\geq 130/85 mmHgmmHg (135/85135/85 mmHgmmHg) ve Açlık Plazma Glukozu 100\geq 100 mg/dLmg/dL (108108 mg/dLmg/dL veya Diyabet varlığı) kriterlerinin beşi de bu hastada mevcuttur.

Adım Adım Çözüm

1
Vücut kitle indeksini ve bel çevresini değerlendir.
BKI˙=35,9BKİ = 35,9 kg/m2kg/m^2 (Sınıf 2 Obezite) ve bel çevresi 9494 cmcm (>88> 88 cmcm).
Abdominal obezite kriterini belirlemek için kadınlarda 8888 cmcm eşiği kullanılır.
2
Lipid profilini ve kan basıncını analiz et.
Trigliserid 170170 mg/dLmg/dL (150\geq 150 mg/dLmg/dL - kriter +), HDL 4444 mg/dLmg/dL (<50< 50 mg/dLmg/dL - kriter +), Kan Basıncı 135/85135/85 mmHgmmHg (130/85\geq 130/85 mmHgmmHg - kriter +).
Metabolik sendrom bileşenleri için NCEP ATP III eşik değerleri uygulanır.
3
Glisemik durumu ve tıbbi öyküyü değerlendir.
Açlık kan şekeri 108108 mg/dLmg/dL ve Diyabet tanısı/İlaç kullanımı (kriter +).
NCEP ATP III'e göre 100\geq 100 mg/dLmg/dL açlık şekeri veya ilaç kullanımı hiperglisemi kriterini karşılar.
4
Tüm bulguları birleştirerek sonuç cümlesini oluştur.
5/5 kriter karşılanmaktadır.
Hastanın metabolik durumu tüm tanısal bileşenleri içermektedir.

Anahtar Kavram

NCEP ATP III Metabolik Sendrom Tanı Kriterleri ve Obezite Yönetimi

Daha Fazla Pratik

Farklı topluluklar (örneğin Asya kökenliler) için IDF bel çevresi eşik değerlerini ve obezite tedavisinde yeni kuşak ilaçların (GLP-1 agonistleri) kontrendikasyonlarını gözden geçirin.
Tahmini Süre:2m 0s
Soru 343Soru

2626 yaşında erkek hasta, cinsel istekte azalma ve sakal-bıyık çıkmaması şikayetleriyle polikliniğe başvuruyor. Yapılan fizik muayenesinde boy 188188 cm, kulaç açıklığı 194194 cm (öglanoid yapı) ve bilateral testis volümü 1616 mL (normal alt sınır: 1515 mL) olarak ölçülüyor. Koku alma duyusu normal olan hastanın laboratuvar ve semen analizi sonuçları aşağıdadır:

- Total Testosteron: 110110 ng/dL (N: 3001000300-1000)
- LH: 0.70.7 mIU/mL (N: 1.591.5-9)
- FSH: 6.26.2 mIU/mL (N: 1.5121.5-12)
- Semen Analizi: Hacim 1.01.0 mL, Sperm konsantrasyonu 22 milyon/mL

Bu hasta için en olası tanı aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: İzole LH eksikliği (Pasqualini sendromu)

Cevap

Düşük LH ve testosteron seviyelerine rağmen normal FSH seviyesi ve korunmuş testis volümü ile karakterize olan İzole LH eksikliği (Pasqualini sendromu / Fertil Öglan)
Pasqualini sendromunda (Fertil Öglan), hipofizden sadece LH salınımı yetersizdir. FSH normal olduğu için testislerin seminifer tübül gelişimi ve spermatogenez (kısmen de olsa) devam eder, bu nedenle testis volümü Klinefelter veya Kallmann sendromundaki gibi küçük değildir. Hastada testosteron düşüklüğü virilizasyon kusuruna ve öglanoid yapıya yol açar ancak 'fertil' kapasite korunmuştur.

Adım Adım Çözüm

1
Hormon profilini (LH-FSH-Testosteron) analiz et.
Testosteron düşük (110110 ng/dL), LH düşük (0.70.7 mIU/mL) ancak FSH normal (6.26.2 mIU/mL).
Bu tablo, sekonder hipogonadizmin izole bir formuna (sadece LH eksikliği) işaret eder.
2
Fizik muayene bulgularını (Testis volümü ve boy oranları) değerlendir.
Testis volümü 1616 mL ile normal sınıra yakındır ve kulaç açıklığı boydan uzundur (öglanoid yapı).
Testis volümünün büyük oranda korunması, tübüler gelişimi sağlayan FSH'ın normal olduğunu doğrular; öglanoid yapı ise pubertedeki testosteron eksikliğine bağlı epifizlerin geç kapandığını gösterir.
3
Semen analizini yorumla.
Sayıca düşük olsa da spermatozoa varlığı saptanmıştır.
Spermatogenezin varlığı, FSH etkisinin devam ettiğini ve intratestiküler testosteronun minimal düzeyde de olsa (bazal LH veya hCG benzeri aktivite ile) spermatogenezi uyardığını kanıtlar.
4
Ayırıcı tanıda olfaktör fonksiyonu kullan.
Koku alma normaldir.
Anosminin olmaması, Kallmann sendromu olasılığını daha da uzaklaştırır.

Anahtar Kavram

İzole LH eksikliği (Pasqualini Sendromu), normal FSH seviyeleri sayesinde testis volümünün ve spermatogenezin (fertilite potansiyelinin) korunduğu, ancak testosteron eksikliğine bağlı öglanoid yapı ve virilizasyon kusurunun görüldüğü bir tablodur.

Alternatif Yöntem

Testis volümü üzerinden eleme yöntemi: Hipogonadotropik bir tabloda testis volümü normal sınıra yakınsa (>1012>10-12 mL), FSH fonksiyonunun korunduğu düşünülerek ayırıcı tanıda izole LH eksikliği ön plana çıkarılmalıdır.
Tahmini Süre:3m 0s
Soru 344Soru

Graves hastalığı tanısıyla takip edilen 3535 yaşında bir kadın hasta; şiddetli ajitasyon, konfüzyon, bulantı ve durdurulamayan kusma şikayetleriyle acil servise getiriliyor. Fizik muayenesinde vücut ısısı 40.1C40.1^\circ\text{C}, nabız 158158/dakika (atriyal fibrilasyon ile uyumlu) ve belirgin bir ekzoftalmi saptanıyor. Laboratuvar incelemesinde serbest T3T_3 ve serbest T4T_4 düzeyleri ölçüm sınırının üzerinde, TSHTSH ise <0.01<0.01 mIU/LmIU/L olarak bulunuyor. Bu hastanın tedavisinde aşağıdakilerden hangisinin kullanılması, serbest tiroid hormonu düzeylerini taşıyıcı proteinlerden ayırarak klinik tablonun daha da ağırlaşmasına neden olabilir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Asetilsalisilik asit

Cevap

Tiroid fırtınası tablosunda asetilsalisilik asit (aspirin) kullanımı, tiroid hormonlarını proteinlerden ayırarak serbest formlarını artırdığı için kontrendikedir.
Asetilsalisilik asit (Aspirin), tiroid hormonlarını (T4 ve T3) bağlayıcı proteinlerden (TBG ve transtiretin) ayırarak (displasman) dolaşımdaki serbest hormon konsantrasyonunu artırır. Tiroid fırtınası gibi hayatı tehdit eden bir tabloda serbest hormonların artışı semptomların daha da şiddetlenmesine yol açar. Bu nedenle, bu hastalarda antipyretik olarak parasetamol (asetaminofen) kullanılmalıdır.

Adım Adım Çözüm

1
Klinik tabloyu tanımla
Hastada hipertermi, nörolojik bulgular, taşikardi ve GİS semptomları mevcuttur; bu tablo 'Tiroid Fırtınası' ile uyumludur.
Burch-Wartofsky skorlamasına göre yüksek puan alan bu tablo acil müdahale gerektirir.
2
Tedavi prensiplerini ve ilaç etkileşimlerini hatırla
Ateş kontrolü için parasetamol önerilirken, salisilatların kontrendike olduğu saptanır.
Salisilatlar (aspirin), tiroid bağlayıcı globulin (TBG) üzerindeki bağlanma bölgeleri için tiroid hormonları ile yarışır.
3
Serbest hormon düzeyine etkisini değerlendir
Aspirin kullanımı sonrası serbest T4 ve T3 düzeyleri aniden yükselerek krizi derinleştirir.
Proteine bağlı olmayan (serbest) hormonlar biyolojik olarak aktif formlardır.

Anahtar Kavram

Tiroid fırtınasında ateş düşürücü olarak aspirin yerine parasetamol tercih edilmelidir çünkü aspirin serbest tiroid hormonu düzeylerini artırır.
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 345Soru

Metabolik sendrom, tip 2 diyabet ve kardiyovasküler hastalık riskini artıran çeşitli metabolik bileşenlerin bir arada bulunmasıyla karakterize bir tablodur. Günümüzde tanıda en sık kullanılan sistemlerden biri NCEP-ATP III (Ulusal Kolesterol Eğitim Programı-Erişkin Tedavi Paneli III) kriterleridir.

Buna göre, metabolik sendrom tanısı ve patogenezi ile ilgili aşağıdaki ifadelerden hangisi yanlıştır?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: NCEP-ATP III kriterlerine göre metabolik sendrom tanısı konulabilmesi için abdominal obezite (bel çevresi artışı) bulunması zorunludur.

Cevap

NCEP-ATP III kriterlerine göre tanı konulabilmesi için bel çevresi artışının bulunması zorunlu değildir; beş kriterden herhangi üçünün varlığı yeterlidir.
NCEP-ATP III kriterleri, beş temel bileşenden (bel çevresi, trigliserid, HDL, kan basıncı, açlık glukozu) herhangi üçünün mevcudiyetini tanı için yeterli görür. Hiçbir kriter 'olmazsa olmaz' (zorunlu) değildir. Bel çevresi artışını zorunlu kılan ve yanına diğerlerinden ikisinin eklenmesini şart koşan rehber IDF'dir.

Adım Adım Çözüm

1
NCEP-ATP III ve IDF tanı kriterlerini karşılaştır
NCEP-ATP III'te herhangi 3/5 kriter yeterliyken, IDF'de bel çevresi artışı (etnik kökene özgü) zorunlu kriterdir ve yanına +2 kriter gerekir.
Tanı rehberleri arasındaki temel farkı belirlemek.
2
Obezitede salgılanan adipokinlerin özelliklerini hatırla
Leptin ve rezistin obezitede artarken, adiponektin azalır.
Patofizyolojik süreci doğrulamak.
3
Biyokimyasal eşik değerleri kontrol et
Trigliserid 150\geq 150 mg/dLmg/dL, Açlık Glukozu 100\geq 100 mg/dLmg/dL, HDL (E<40, K<50) mg/dLmg/dL değerleri doğrudur.
Sayısal kriterlerin doğruluğunu teyit etmek.

Anahtar Kavram

Metabolik Sendrom Tanı Kriterleri (NCEP vs IDF)

İpuçları

1
Metabolik sendrom tanı kriterlerini belirleyen iki ana kurum olan NCEP-ATP III ve IDF arasındaki en temel yapısal farkı düşünün.
2
NCEP-ATP III 'herhangi üçü' kuralını kullanırken, IDF obeziteyi merkeze alır.

Daha Fazla Pratik

Metabolik sendromda mortaliteyi azaltan en önemli yaşam tarzı değişikliği ve medikal yaklaşımları gözden geçirin.
Tahmini Süre:1m 15s
Soru 346Soru

4848 yaşında kadın hasta; gövdesel obezite, ciltte incelme ve yeni gelişen hipertansiyon nedeniyle değerlendiriliyor. Yapılan tarama testlerinde 2424 saatlik idrar serbest kortizol düzeyi yüksek ve gece yarısı tükürük kortizolü artmış olarak saptanıyor. Plazma ACTH düzeyi 33 pg/mL (N: 106010-60 pg/mL) ölçülen bu hastada, etiyolojiyi aydınlatmak için bir sonraki aşamada yapılması gereken en uygun yaklaşım hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Sürrenal BT

Cevap

Sürrenal BT çekilmesi en uygun yaklaşımdır.
Hastada hiperkortizolemi bulguları (strialar, obezite, HT) ile birlikte plazma ACTH düzeyinin belirgin olarak baskılandığı (33 pg/mL) görülmektedir. Bu tablo ACTH bağımsız Cushing sendromunu tanımlar. ACTH bağımsız Cushing sendromunun en sık nedeni sürrenal adenomlar veya karsinomlar olduğu için bir sonraki aşamada sürrenal bezlerin bilgisayarlı tomografi (BT) ile görüntülenmesi gerekir.

Adım Adım Çözüm

1
Hiperkortizolemi varlığının ve ACTH düzeyinin değerlendirilmesi
Hastada klinik ve laboratuvar olarak hiperkortizolemi mevcut ve ACTH düzeyi 33 pg/mL (belirgin düşük) olarak saptanmıştır.
Cushing sendromu tanısında hiperkortizolemi kanıtlandıktan sonraki adım ACTH düzeyine bakarak odağın sürrenal mi yoksa ACTH bağımlı mı olduğunu belirlemektir.
2
Cushing sendromu sınıflandırmasının yapılması
ACTH <5< 5 pg/mL olması, tablonun 'ACTH bağımsız Cushing sendromu' olduğunu gösterir.
Düşük ACTH düzeyi, sürrenal bezden otonom kortizol salınımının hipofizi baskıladığını gösterir.
3
Odak organa yönelik görüntüleme planlanması
Primer odak sürrenal bez (adenom, karsinom veya hiperplazi) olduğu için sürrenal BT istenmelidir.
ACTH bağımsız vakalarda etiyolojik tanıyı kesinleştirmek için karın bölgesine yönelik görüntüleme ilk adımdır.

Anahtar Kavram

Cushing sendromu ayırıcı tanısında ACTH düzeyi temel belirleyicidir; düşük ACTH (<5<5 pg/mL) sürrenal kaynaklı bir patolojiyi işaret eder.
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 347Soru

6565 yaşında kadın hasta, kronik atriyal fibrilasyon nedeniyle yaklaşık 1818 aydır amiodaron kullanmaktadır. Son 22 haftadır giderek artan çarpıntı, ellerde titreme ve 33 kg kilo kaybı şikayetleri ile başvuruyor. Laboratuvar incelemesinde TSH<0.01TSH < 0.01 mU/LmU/L (N: 0.44.20.4-4.2), serbest T4:4.1T4: 4.1 ng/dLng/dL (N: 0.91.70.9-1.7) ve serbest T3:9.2T3: 9.2 pg/mLpg/mL (N: 2.34.12.3-4.1) saptanıyor. Tiroid ultrasonografisinde bez boyutları normal sınırlarda olup, Doppler incelemede tiroid bezi kanlanmasının belirgin derecede azaldığı saptanıyor. Bu hasta için en uygun ilk basamak tedavi aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Prednizolon

Cevap

En uygun ilk basamak tedavi prednizolondur.
Bu vakada hasta amiodaron kullanmaktadır ve klinik olarak tirotoksikoz tablosundadır. Doppler ultrasonografide tiroid bezi kanlanmasının azalmış olması, tablonun 'Tip 2 AIT' (destrüktif tiroidit) olduğunu kanıtlar. Tip 2 AIT vakalarında tiroid bezinde doğrudan bir hasar ve inflamasyon söz konusu olduğu için, hormon sentezini engelleyen ilaçlar yerine inflamasyonu baskılayan glukokortikoidler (prednizolon gibi) ilk seçenek tedavidir.

Adım Adım Çözüm

1
Klinik ve laboratuvar bulgularının değerlendirilmesi
Düşük TSH ve yüksek serbest hormon düzeyleri ile tirotoksikoz tanısı konulur.
Hastanın semptomları ve laboratuvar sonuçları belirgin bir hipertiroidi tablosuna işaret etmektedir.
2
Etiyolojinin belirlenmesi (Amiodaron ilişkisi)
Hastanın kronik amiodaron kullanımı öyküsü olması nedeniyle Amiodaron İlişkili Tirotoksikoz (AIT) düşünülür.
Amiodaron %37 oranında iyot içerir ve hem sentez artışına (Tip 1) hem de doğrudan hasara (Tip 2) yol açabilir.
3
Doppler ultrasonografi bulgularının yorumlanması
Kanlanmanın azalmış olması destrüktif tiroidit (Tip 2 AIT) lehinedir.
Tip 1 AIT'de (Jod-Basedow etkisi) kanlanma normal veya artmıştır; Tip 2'de ise inflamasyona bağlı hasar sonucu kanlanma azalır.
4
Tedavi planının oluşturulması
Tip 2 AIT tedavisi için glukokortikoid (prednizolon) başlanması kararlaştırılır.
Destrüktif süreçlerde antitiroid ilaçlar etkisizdir, inflamatuar süreci kontrol altına almak için steroidler kullanılır.

Anahtar Kavram

Amiodaron İlişkili Tirotoksikozda (AIT) Tip 1 ve Tip 2 ayrımı ve tedavi yaklaşımı

Daha Fazla Pratik

Amiodarona bağlı hipotiroidi (Wolff-Chaikoff etkisi) mekanizmasını ve yönetimini gözden geçirebilirsiniz.
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 348Soru

26 yaşında kadın hasta; son üç aydır devam eden çarpıntı, ellerde titreme, aşırı terleme ve iştah artışına rağmen kilo kaybı şikayetleriyle polikliniğe başvuruyor. Fizik muayenesinde tiroid bezinin diffüz olarak büyüdüğü (guatr) ve her iki gözde öne doğru belirginleşme (ekzoftalmi) saptanıyor. Bu hastada tanıyı doğrulamak için beklenen tiroid fonksiyon testi profili aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: TSHTSH düzeyinin düşük, serbest T4T_4 ve serbest T3T_3 düzeylerinin yüksek olması

Cevap

TSHTSH düzeyinin düşük, serbest T4T_4 ve serbest T3T_3 düzeylerinin yüksek olması
Hastada saptanan klinik tablo (hipertiroidi semptomları, diffüz guatr ve ekzoftalmi) Graves hastalığı için klasiktir. Bu bir primer hipertiroidi durumudur; tiroid bezinden aşırı salınan serbest T4T_4 ve serbest T3T_3 hormonları, hipofiz üzerindeki negatif feedback etkisini artırarak TSHTSH salgılanmasını baskılar. Dolayısıyla laboratuvar testlerinde baskılanmış (düşük) bir TSHTSH ile birlikte yüksek serbest tiroid hormon düzeyleri görülür.

Adım Adım Çözüm

1
Klinik bulguları değerlendir
Çarpıntı, terleme, kilo kaybı, diffüz guatr ve ekzoftalmi bulguları Graves hastalığını (primer hipertiroidi) işaret eder.
Graves hastalığı, tiroidi uyaran antikorların varlığıyla karakterize en sık hipertiroidi nedenidir.
2
Hormonal eksen mekanizmasını hatırla
Tiroid bezinden kontrolsüz hormon üretimi arttığında, hipofiz bezi negatif geri bildirim (feedback) yoluyla baskılanır.
Primer hastalık tiroid bezinde olduğundan, artan hormonlar TSHTSH salınımını durdurur.
3
Beklenen laboratuvar profilini belirle
Düşük (baskılanmış) TSHTSH ve yüksek serbest T4T_4/T3T_3 profili saptanır.
Bu profil primer hipertiroidinin tipik laboratuvar karşılığıdır.

Anahtar Kavram

Primer Hipertiroidi Laboratuvar Paterni
Tahmini Süre:45s
Soru 349Soru

22 yaşında erkek hasta, tekrarlayan şiddetli karın ağrısı atakları nedeniyle acil servise başvuruyor. Fizik muayenede sırt, kalça ve omuz bölgelerinde ani başlangıçlı, sarı-kırmızı renkli, küçük papüler lezyonlar (erüptif ksantomlar) ve hepatosplenomegali saptanıyor. Göz dibi bakısında retinal damarların soluk ve süt beyazı görünümde olduğu (lipemia retinalis) izleniyor. Laboratuvar incelemesinde açlık trigliserid düzeyi 2400 mg/dL olarak ölçülüyor. Hastadan alınan kan örneği +4°C'de 12 saat bekletildiğinde, tüpün üst kısmında krema benzeri yoğun bir tabaka oluştuğu, alttaki plazmanın ise berrak kaldığı görülüyor.

Buna göre, bu hastadaki klinik tablonun en olası nedeni aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Lipoprotein lipaz (LPL) enzim aktivitesinin eksikliği

Cevap

Lipoprotein lipaz (LPL) enzim aktivitesinin eksikliği
Vaka, klasik bir ailesel şilomikronemi sendromu (Tip 1 Hiperlipidemi) tablosudur. Erüptif ksantomlar, lipemia retinalis, tekrarlayan karın ağrıları (akut pankreatit) ve çok yüksek trigliserid düzeyleri bu sendromun karakteristik özellikleridir. Buzdolabı testinde üstte krema tabakası oluşması şilomikron varlığını, alttaki sıvının berrak olması ise VLDL düzeyinin normal olduğunu gösterir. Bu durumun en sık nedeni, şilomikronları parçalayan Lipoprotein Lipaz (LPL) enziminin eksikliği veya kofaktörü Apo C-II'nin eksikliğidir.

Adım Adım Çözüm

1
Klinik bulguları analiz et
Genç yaş, tekrarlayan karın ağrısı (pankreatit riski), erüptif ksantomlar, lipemia retinalis ve masif trigliserid yüksekliği (>2000 mg/dL).
Bu bulgular Şilomikronemi Sendromunu işaret eder.
2
Buzdolabı testini (Soğukta Bekletme Testi) yorumla
Üstte kaymak tabakası (şilomikronlar), altta berrak plazma (VLDL normal).
Alttaki plazmanın berrak olması, VLDL artışının eşlik etmediği izole şilomikron yüksekliğini (Tip 1 Hiperlipidemi) gösterir. Eğer VLDL de yüksek olsaydı (Tip 5), alttaki sıvı bulanık olurdu.
3
Patofizyolojik mekanizmayı belirle
Şilomikronların dolaşımdan temizlenmesini sağlayan ana enzim Lipoprotein Lipazdır (LPL).
LPL eksikliği veya kofaktörü Apo C-II eksikliği, şilomikronların hidrolizini engelleyerek kanda birikmesine ve bu tabloya yol açar.

Anahtar Kavram

Şilomikronemi Sendromu (Tip 1 Hiperlipidemi) ve LPL Eksikliği

İpuçları

1
Hastanın kan örneğinin üst kısmında yağlı bir tabaka oluşması, kanda yoğun miktarda 'şilomikron' bulunduğunu gösterir.
2
Şilomikronlar, diyetle alınan yağları taşıyan büyük partiküllerdir ve bunları kandan temizleyen ana enzim damar endotelinde bulunur.
3
Bu enzim 'Lipaz' aktivitesine sahiptir ve eksikliğinde Tip 1 hiperlipidemi gelişir.

Daha Fazla Pratik

Şilomikronemi sendromu olan bir hastada akut pankreatit gelişme riskini azaltmak için uygulanması gereken diyet tedavisi (yağ kısıtlaması) ve medikal yaklaşım (fibratlar) arasındaki farkı inceleyiniz.
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 350Soru

4242 yaşında erkek hasta, tekrarlayan böbrek taşı atakları ve baş ağrısı şikayetiyle başvuruyor. Yapılan laboratuvar incelemelerinde hiperkalsemi ve yüksek parathormon (PTHPTH) düzeyi saptanırken, hipofiz MRGMRG incelemesinde makroadenom izleniyor. Multiple Endokrin Neoplazi Tip 11 (MEN1MEN1) sendromu tanısı düşünülen bu hastada, sendromun klasik triadını tamamlayan üçüncü ana bileşen aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Pankreatik nöroendokrin tümörler

Cevap

Pankreatik nöroendokrin tümörler
MEN1 (Wermer) sendromu, otozomal dominant geçişli bir hastalık olup klasik olarak '3P' kuralı ile özetlenen paratiroid adenomu (en sık ve en erken bulgu), hipofiz adenomu ve pankreatik nöroendokrin tümörlerin (gastrinoma, insülinoma vb.) birlikteliğiyle karakterizedir. Soruda hastada paratiroid ve hipofiz tutulumu verildiği için eksik olan bileşen pankreatik nöroendokrin tümörlerdir.

Adım Adım Çözüm

1
Hastanın klinik bulgularını kategorize et.
Hastada primer hiperparatiroidizm (paratiroid adenomu) ve hipofiz adenomu saptanmıştır.
Bu iki bulgu bir arada görüldüğünde akla ilk olarak MEN1 sendromu gelmelidir.
2
MEN1 sendromunun klasik bileşenlerini (3P kuralı) hatırla.
Paratiroid (Parathyroid), Pitüiter/Hipofiz (Pituitary) ve Pankreas (Pancreas).
Wermer sendromu olarak da bilinen MEN1, bu üç ana organın neoplazileri ile karakterizedir.
3
Eksik olan bileşeni seçeneklerden belirle.
Pankreatik nöroendokrin tümörler (Gastrinoma, İnsülinoma vb.).
Hastada paratiroid ve hipofiz bulguları zaten mevcut olduğundan, triadın üçüncü halkası pankreatik tutulumdur.

Anahtar Kavram

MEN1 (Wermer Sendromu) klasik triadı: Paratiroid, Hipofiz ve Pankreatik nöroendokrin tümörler (3P).

Alternatif Yöntem

3P akronimini kullanmak: Parathyroid (Paratiroid), Pituitary (Hipofiz), Pancreas (Pankreas).
Tahmini Süre:45s
Soru 351Soru

5252 yaşında kadın hastada, kolesistit şüphesiyle çekilen batın bilgisayarlı tomografisinde (BT) sağ sürrenal bezde 2,52,5 cm çapında, düzgün sınırlı, 5-5 Hounsfield ünitesi (HU) dansitesinde bir kitle saptanıyor. Hastanın yapılan fizik muayenesinde hipertansiyon, stria veya pletore gibi patolojik bulgular saptanmıyor.

Bu hastanın yönetiminde bir sonraki en uygun adım hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Kitlenin hormonal aktivitesini değerlendirmek için biyokimyasal tarama testlerinin istenmesi

Cevap

Kitlenin hormonal aktivitesini değerlendirmek için biyokimyasal tarama testlerinin istenmesi
Adrenal insidentaloma saptanan her hastada, klinik olarak hormon fazlalığı bulgusu olmasa dahi, hormonal bir aktivite olup olmadığı araştırılmalıdır. Bu tarama kapsamında mutlaka feokromositoma (plazma veya idrar metanefrinleri) ve otonom kortizol salınımı (11 mg deksametazon supresyon testi) değerlendirilmelidir. Bu nedenle en uygun yaklaşım biyokimyasal tarama testlerinin istenmesidir.

Adım Adım Çözüm

1
Hastanın klinik ve radyolojik verilerini değerlendir.
Hasta asemptomatik ve kitle BT'de benign özellikler (düşük dansite, düzgün sınır) gösteriyor.
Yönetim planını belirlemek için başlangıç risk değerlendirmesi gereklidir.
2
Hormonal tarama testlerini planla.
Feokromositoma (metanefrinler) ve subklinik Cushing sendromu (11 mg deksametazon supresyon testi) için testler istenir.
Tüm insidentalomalarda hormonal aktivite dışlanmalıdır.
3
Gerekirse primer hiperaldosteronizm taraması ekle.
Hasta normotansif olduğu için bu aşamada zorunlu değildir ancak hipertansiyonu olsaydı plazma aldosteron/renin oranı bakılırdı.
Primer hiperaldosteronizm taraması genellikle hipertansif veya hipokalemik hastalarla sınırlıdır.

Anahtar Kavram

Adrenal İnsidentaloma Yönetimi
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 352Soru

64 yaşında erkek hasta, son 2 aydır giderek artan halsizlik, iştahsızlık, unutkanlık ve baş ağrısı şikayetleri ile başvuruyor. Fizik muayenede kan basıncı 100/60 mmHg, nabız 82/dk saptanıyor; ödem, asit veya belirgin dehidratasyon bulgusu izlenmiyor. Laboratuvar tetkiklerinde serum sodyumu 122 mEq/L, potasyum 4.0 mEq/L, kan şekeri 75 mg/dL, kreatinin 0.7 mg/dL, TSH 0.8 mIU/L (N: 0.4-4.0) ve sT4 0.7 ng/dL (N: 0.8-1.9) olarak bulunuyor. İdrar sodyumu 48 mEq/L ve idrar ozmolalitesi 520 mOsm/kg ölçülüyor. Uygunsuz ADH Sendromu (SIADH) ön tanısıyla sıvı kısıtlaması uygulanmasına rağmen hastanın sodyum değerinde düzelme olmuyor. Hipofiz MRG incelemesinde sellayı dolduran 28 mm boyutunda makroadenom saptanıyor.

Bu hastada hiponatreminin düzeltilmesi için patofizyolojiye yönelik en uygun yaklaşım aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Glukokortikoid replasman tedavisi başlamak

Cevap

Glukokortikoid replasman tedavisi başlamak
Bu hasta, hipofiz makroadenomuna bağlı gelişen 'Sekonder Adrenal Yetmezlik' tablosundadır. Kortizol eksikliği, fizyolojik olarak ADH (vazopressin) salınımını artırır ve böbrekten serbest su atılımını bozar. Bu durum klinik ve laboratuvar olarak SIADH ile neredeyse aynı bulguları (övolemik hiponatremi, yüksek idrar sodyumu, düşük ürik asit) verir. Sıvı kısıtlamasına yanıt alınamaması ve eşlik eden hipoglisemi eğilimi/düşük tansiyon adrenal yetmezliği destekler. Glukokortikoid replasmanı yapıldığında, ADH üzerindeki frenleyici etki geri gelir ve hasta hızla su atarak (akuarezis) sodyum düzeyini normalleştirir.

Adım Adım Çözüm

1
Klinik tabloyu ve laboratuvar bulgularını analiz et
Övolemik hiponatremi, yüksek idrar sodyumu (>40), yüksek idrar ozmolalitesi ve normal potasyum tablosu SIADH ile uyumlu görünmektedir.
SIADH tanısı için dışlama kriterlerinin (tiroid ve sürrenal fonksiyon bozukluğu) gözden geçirilmesi gerekir.
2
Eşlik eden bulguları ve ayırıcı tanıyı değerlendir
Hipofiz makroadenomu, düşük sT4, düşük normal TSH ve sıvı kısıtlamasına yanıtsızlık mevcuttur. Kan şekeri ve tansiyonun alt sınırda olması da kortizol eksikliğini destekler.
Makroadenom basısı 'panhipopituitarizm' yapabilir. Sekonder adrenal yetmezlik (ACTH/Kortizol eksikliği), klinik ve laboratuvar olarak SIADH'yi taklit eder.
3
Patofizyolojik mekanizmayı belirle
Kortizol eksikliğinde, kortizolün ADH salınımı üzerindeki negatif feedback etkisi ortadan kalkar ve serbest su atılımı bozulur.
Bu durum 'SIADH benzeri' tablo oluşturur ancak asıl neden ADH'nın ektopik üretimi değil, fizyolojik baskılanmanın kaybıdır.
4
Tedavi önceliğini saptama
Kortizol replasmanı, ADH salınımını baskılayarak su atılımını sağlar ve hiponatremiyi düzeltir.
Adrenal yetmezlik dışlanmadan SIADH tedavisi (kısıtlama/tolvaptan) yapmak veya sadece tiroid vermek hatadır.

Anahtar Kavram

Sekonder Adrenal Yetmezlikte Hiponatremi

İpuçları

1
Hastada makroadenom olması, tiroid ve sürrenal akslarında yetersizlik (panhipopituitarizm) olabileceğini düşündürmelidir.
2
Laboratuvar tablosu SIADH ile birebir aynıdır, ancak tansiyonun ve kan şekerinin alt sınırda olması SIADH'den ziyade bir hormon eksikliğini işaret eder.
3
Kortizol hormonu, ADH salınımını baskılayan temel faktörlerden biridir. Eksikliğinde ADH artar ve su tutulumu olur.

Daha Fazla Pratik

Sekonder adrenal yetmezlik ile Primer adrenal yetmezlik (Addison) arasındaki elektrolit farklarını (Potasyum, Aldosteron) inceleyiniz.
Tahmini Süre:2m 30s
Soru 353Soru

6464 yaşında erkek hasta, son 22 aydır devam eden iştahsızlık, kilo kaybı ve kronik öksürük şikayetlerine ek olarak; son 11 haftadır belirginleşen aşırı susama ve günlük yaklaşık 99 litre idrar çıkışı yakınmasıyla iç hastalıkları polikliniğine başvuruyor.

Yapılan laboratuvar incelemelerinde:
- Serum Sodyum: 154154 mEq/L
- Plazma Ozmolalitesi: 318318 mOsm/kg
- İdrar Ozmolalitesi: 110110 mOsm/kg

Hastaya uygulanan vazopressin testinde, idrar ozmolalitesinin 275275 mOsm/kg değerine yükseldiği (yaklaşık %150\%150 artış) saptanıyor. Kraniyal MR görüntülemede hipofiz sapında belirgin kalınlaşma ve hipofiz arka lobundaki normal fizyolojik parlaklığın kaybı izleniyor.

Bu hastada mevcut klinik ve laboratuvar tablosuna yol açan en olası etiyolojik süreç aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Metastatik karsinom

Cevap

Metastatik karsinom
Metastatik karsinom tanısı hastadaki klinik ve laboratuvar verileriyle en uyumlu seçenektir. Hastada plazma ozmolalitesinin yüksekliğine rağmen idrarın düşük ozmolalitede olması DI tanısını koydurur. Vazopressin testi sonrasında idrar ozmolalitesinde saptanan %150\%150 artış, yetmezliğin santral kaynaklı olduğunu doğrular. İleri yaş, akciğer semptomları (öksürük, kilo kaybı) ve MR'da hipofiz sapı kalınlaşması, primer bir adenomdan ziyade metastatik (muhtemelen akciğer kaynaklı) bir kitleyi işaret eder.

Adım Adım Çözüm

1
Laboratuvar verilerinin analizi
Yüksek plazma ozmolalitesi (318318 mOsm/kg) ve düşük idrar ozmolalitesi (110110 mOsm/kg) ile birlikte poliüri, diyabetes insipidus (DI) tanısını doğrular.
Plazma ozmolalitesinin yüksek olmasına rağmen idrarın dilüe kalması ADH eksikliğini veya direncini gösterir.
2
Vazopressin yanıtının değerlendirilmesi
Vazopressin sonrası idrar ozmolalitesinde >%50>\%50 artış (%150\%150) saptanması, tablonun 'Santral Diyabetes İnsipidus' olduğunu kanıtlar.
Nefrojenik DI'da ekzojen vazopressine yanıt alınamazken, santral DI'da idrar belirgin şekilde konsantre olur.
3
Etiyolojik ipuçlarının birleştirilmesi
İleri yaş, kronik öksürük, kilo kaybı ve MR'da hipofiz sapı kalınlaşması, santral DI'nın metastatik bir sürece bağlı olduğunu gösterir.
Primer adenomlar nadiren DI yapar; akciğer kanseri metastazı arka lob ve sapı tutma eğilimindedir.

Anahtar Kavram

İleri yaştaki bir hastada ani gelişen santral diyabetes insipidus, özellikle sistemik kanser bulguları varsa öncelikle metastatik (akciğer, meme vb.) karsinomu düşündürmelidir.
Tahmini Süre:2m 0s
Soru 354Soru

2424 yaşında erkek hasta, polidipsi ve poliüri şikayetleriyle iç hastalıkları polikliniğine başvuruyor. Yapılan tetkiklerinde açlık plazma glukozu 142mg/dL142 mg/dL, HbA1cHbA1c değeri ise %7.27.2 olarak saptanıyor. Hastanın vücut kitle indeksi (VKİ) 22kg/m222 kg/m^2 olup fizik muayenesinde patolojik bulgu saptanmıyor. Hastanın özgeçmişinden doğum ağırlığının 4650gram4650 gram olduğu ve yenidoğan döneminde geçici hipoglisemi nedeniyle takip edildiği öğreniliyor. Soygeçmişinde babasının ve dedesinin de benzer şekilde 2020'li yaşlarda diyabet tanısı aldığı biliniyor. Bu hasta için en olası genetik defekt aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: HNF4A (Hepatocyte nuclear factor 4-alpha) mutasyonu

Cevap

HNF4A (Hepatocyte nuclear factor 4-alpha) mutasyonu
HNF4A mutasyonu (MODY 1), pankreatik beta hücrelerinde transkripsiyon faktörü eksikliğine yol açar. Bu mutasyona sahip bireylerde fetal dönemde insülin aşırı salgılanır, bu da makrozomi ve neonatal hipoglisemiye neden olur. Ancak ergenlik ve genç erişkinlik döneminde beta hücre fonksiyonları progresif olarak azalarak klinik diyabet tablosu gelişir. Sorudaki hastanın doğum kilosu ve yenidoğan öyküsü bu tanı için patognomonik bir ipucudur.

Adım Adım Çözüm

1
Klinik ipuçlarını topla ve temel tanıyı belirle.
Genç yaş (<25<25), düşük VKİ (22kg/m222 kg/m^2) ve en az 3 kuşakta görülen diyabet öyküsü (otozomal dominant geçiş), hastada MODY (Maturity-Onset Diabetes of the Young) olduğunu düşündürür.
Tip 2 DM için yaş ve VKİ uyumsuzdur, aile öyküsü ise monojenik diyabeti işaret eder.
2
Özgeçmişteki spesifik bulguları analiz et.
Doğum ağırlığının 4500gram4500 gram üzerinde olması (makrozomi) ve yenidoğan döneminde hipoglisemi öyküsü mevcuttur.
Bu bulgular, intrauterin dönemde artmış insülin sekresyonuna işaret eder ve MODY tipleri arasında ayırıcı tanıda kritiktir.
3
MODY tipleri arasında ayırıcı tanı yap.
HNF4A (MODY 1) mutasyonu, fetal dönemde insülin salgısını artırarak makrozomiye ve doğum sonrası geçici hipoglisemiye neden olur; ilerleyen yaşlarda ise beta hücre yetmezliği ile diyabet gelişir.
Diğer MODY tipleri (HNF1A, GCK) bu spesifik neonatal fenotipi göstermez.

Anahtar Kavram

HNF4A (MODY 1) mutasyonunun yenidoğan dönemindeki makrozomi ve hipoglisemi ile yetişkinlikteki diyabet birlikteliği.

Daha Fazla Pratik

MODY 1 ve MODY 3 hastalarının tedavisinde sülfonilürelere olan aşırı duyarlılığı ve düşük doz ilaç kullanımının önemini gözden geçirin.
Tahmini Süre:2m 0s
Soru 355Soru

4242 yaşında erkek hasta, başarılı bir böbrek nakli operasyonundan 1414 ay sonra rutin kontrole geliyor. Nakil öncesinde 88 yıl süreyle hemodiyaliz tedavisi gören hastanın fizik muayenesi normaldir. Laboratuvar tetkiklerinde greft fonksiyonlarının stabil olduğu ve hastanın herhangi bir şikayetinin olmadığı saptanıyor.

Yapılan laboratuvar incelemeleri şöyledir:

TetkikSonuçReferans Aralığı
Serum Kalsiyum11.611.6 mg/dL8.510.58.5 - 10.5
Serum Fosfor2.22.2 mg/dL2.54.52.5 - 4.5
Serum PTH380380 pg/mL156515 - 65
Serum Kreatinin1.11.1 mg/dL0.71.30.7 - 1.3

Bu klinik tablo ve laboratuvar bulgularına göre, hastadaki en olası tanı aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Tersiyer hiperparatiroidizm

Cevap

Tersiyer hiperparatiroidizm
Tersiyer hiperparatiroidizm tanısı doğrudur çünkü hasta uzun süreli kronik böbrek yetmezliği (8 yıl diyaliz) geçmişine sahiptir ve başarılı bir böbrek nakli sonrası (kreatinin normal) tetikleyici nedenler ortadan kalkmasına rağmen hiperkalsemi ve yüksek PTH tablosu devam etmektedir. Bu durum, paratiroid bezlerinin otonom hale geldiğini gösteren klasik bir tersiyer hiperparatiroidizm sunumudur.

Adım Adım Çözüm

1
Hastanın mevcut laboratuvar bulgularını değerlendiriniz.
Hastada hiperkalsemi (11.611.6 mg/dL), hipofosfatemi (2.22.2 mg/dL) ve belirgin PTH yüksekliği (380380 pg/mL) mevcuttur.
Tanısal ayrım için hormon ve elektrolit dengesinin belirlenmesi gerekir.
2
Hastanın greft fonksiyonunu ve tıbbi öyküsünü analiz ediniz.
Kreatinin normal (1.11.1 mg/dL) olduğu için böbrek fonksiyonu iyidir. 88 yıllık hemodiyaliz öyküsü uzun süreli paratiroid uyarısını gösterir.
Hiperparatiroidizmin evrimini anlamak için tetikleyici faktörlerin geçmişi kritiktir.
3
Hiperparatiroidizm tipleri arasında ayırıcı tanı yapınız.
Sekonder hiperparatiroidizmde kalsiyum düşüktür. Başarılı nakil sonrası kalsiyumun yüksek seyretmesi, bezlerin otonomlaştığını (Tersiyer) kanıtlar.
Stimulus ortadan kalktığı halde devam eden otonom aşırı salgı 'tersiyer' tanımını karşılar.

Anahtar Kavram

Tersiyer hiperparatiroidizm, genellikle kronik böbrek yetmezliği zemininde gelişen sekonder hiperparatiroidizmin, paratiroid bezlerinin otonomlaşması sonucu hiperkalsemik bir tabloya dönüşmesidir ve sıklıkla başarılı renal transplantasyon sonrası persistsans gösterir.

Daha Fazla Pratik

Böbrek yetmezliği olmayan bir hastada kalsiyum yüksek, PTH yüksek ve 24 saatlik idrar kalsiyumu düşük (<100 mg/gün) ise hangi tanının öncelikli düşünüleceğini inceleyiniz.
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 356Soru

2222 yaşında erkek hasta, günlük 1010 litreye varan bol miktarda idrar çıkarma ve aşırı susama şikayeti ile polikliniğe başvuruyor. Yapılan laboratuvar incelemelerinde plazma ozmolalitesi 304304 mOsm/kg, idrar ozmolalitesi 120120 mOsm/kg saptanıyor. Uygulanan su kısıtlama testi sonucunda idrar ozmolalitesinde anlamlı bir artış izlenmezken, eksojen vazopressin (ADHADH) verilmesi sonrası idrar ozmolalitesinin 400400 mOsm/kg'a yükseldiği görülüyor. Bu hasta için en olası tanı aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Santral diyabetes insipidus

Cevap

Santral diyabetes insipidus tanısı, hastanın su kısıtlama testine yanıt vermemesi ve eksojen vazopressin sonrası idrar ozmolalitesinde belirgin artış göstermesi ile konulur.
Vaka sunumunda hastanın plazma ozmolalitesinin yüksek (304304 mOsm/kg) ve idrarının çok seyreltik (120120 mOsm/kg) olması diyabetes insipidus tablosunu gösterir. Su kısıtlama testinde idrarın konsantre edilememesi, hastada gerçek bir antidiüretik hormon (ADHADH) sorunu olduğunu doğrular. Eksojen vazopressin uygulaması sonrası idrar ozmolalitesinin 120120'den 400400 mOsm/kg'a (yaklaşık %230\%230 artış) çıkması, böbreklerin hormona duyarlı olduğunu ancak vücutta hormonun eksik olduğunu gösterir. Bu durum santral diyabetes insipidus için tipiktir.

Adım Adım Çözüm

1
Başvuru bulgularını değerlendir
Poliüri ve hipotonik idrar (120120 mOsm/kg) ile plazma hiperozmolalitesi (304304 mOsm/kg) saptandı.
Diyabetes insipidus veya primer polidipsi ayırıcı tanısına girmek için bazal değerler gereklidir.
2
Su kısıtlama testi sonucunu yorumla
İdrar ozmolalitesinde artış olmadı.
Bu sonuç primer polidipsiyi dışlar ve diyabetes insipidus (DI) tanısını kesinleştirir.
3
Vazopressin (ADHADH) yanıtını değerlendir
Eksojen ADHADH sonrası idrar ozmolalitesi %50\%50'den fazla artarak 400400 mOsm/kg'a çıktı.
Böbreklerin ADHADH'ye yanıt vermesi, sorunun böbrekte değil hipofiz kaynaklı hormon eksikliğinde (santral tip) olduğunu kanıtlar.

Anahtar Kavram

Santral diyabetes insipidus, hipofiz arka lobundan ADH salınımının yetersizliğidir ve tanı için su kısıtlama testi sonrası eksojen ADH yanıtına bakılır.

Daha Fazla Pratik

Santral diyabetes insipidus tanısı konulan bir hastada etiyolojiyi belirlemek için bir sonraki adımın hipofiz MR görüntüleme olduğunu hatırlayın.
Tahmini Süre:50s
Soru 357Soru

Dirençli hipertansiyon nedeniyle değerlendirilen 58 yaşındaki kadın hastanın laboratuvar incelemesinde potasyum düzeyi 3.1 mEq/L, plazma aldosteron konsantrasyonu yüksek ve plazma renin aktivitesi baskılanmış olarak saptanıyor. Salin infüzyon testi ile primer hiperaldosteronizm tanısı kesinleşiyor. Cerrahi tedaviye istekli olan hastanın çekilen adrenal bilgisayarlı tomografisinde; sağ adrenal bezde 14 mm çapında hipodens bir nodül izlenirken, sol adrenal bez normal görünümde saptanıyor.

Bu aşamada, en uygun tedavi yaklaşımını belirlemek için yapılması gereken bir sonraki işlem aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Adrenal ven örneklemesi

Cevap

Adrenal ven örneklemesi
Primer hiperaldosteronizm tanısı konulan ve cerrahi tedavi adayı olan hastalarda, hastalığın tek taraflı (aldosteronoma) mı yoksa iki taraflı (idiyopatik hiperplazi) mı olduğunu ayırt etmek tedavi seçimi için kritiktir. Genç (<35 yaş), spontan hipokalemisi olan ve BT'de bariz tek taraflı adenomu bulunan hastalar dışında, 40 yaş üzerindeki tüm hastalarda BT bulguları yanıltıcı olabilir (non-fonksiyone insidentaloma olasılığı). Bu nedenle, cerrahi kararı vermeden önce lateralizasyonu kanıtlamak amacıyla 'Adrenal Ven Örneklemesi' (AVS) yapılması en uygun yaklaşımdır.

Adım Adım Çözüm

1
Hastanın klinik ve laboratuvar verilerini analiz et
58 yaşında, dirençli hipertansiyon, hipokalemi ve doğrulanmış Primer Hiperaldosteronizm (PHA) tanısı mevcut.
Tanısal süreç tamamlanmış, tedavi planlama aşamasına geçilmiştir.
2
Görüntüleme bulgularını ve hasta yaşını değerlendir
BT'de sağda nodül var ancak hasta 58 yaşında (>35-40 yaş).
İleri yaş grubunda adrenal insidentaloma (hormonal olarak aktif olmayan tesadüfi nodül) sıklığı artar. BT'deki nodül, aldosteron salgılayan kaynak olmayabilir.
3
Tedavi kararını etkileyen faktörü belirle
Cerrahi (küratif) tedavi düşünen 40 yaş üstü hastalarda, BT bulgusu ne olursa olsun lateralizasyonun kanıtlanması gerekir.
Tek taraflı (adenom) ve iki taraflı (hiperplazi) hastalık ayrımı için altın standart Adrenal Ven Örneklemesi'dir (AVS). AVS yapılmadan sağ adrenalektomi yapılırsa, asıl kaynak soldaki mikronodüller veya bilateral hiperplazi olabilir ve hipertansiyon düzelmez.

Anahtar Kavram

Primer Hiperaldosteronizmde Alt Tip Ayrımı ve Cerrahi Hazırlık
Soru 358Soru

6565 yaşında kadın hasta, son 66 aydır giderek artan yaygın kemik ağrısı ve proksimal kas güçsüzlüğü şikayetleriyle polikliniğe başvuruyor. Hastanın laboratuvar incelemelerinde; serum kalsiyum düzeyi 8.48.4 mg/dL (N: 8.510.58.5-10.5), fosfor 2.22.2 mg/dL (N: 2.54.52.5-4.5), alkalen fosfataz (ALPALP) 320320 U/L (N: 3012030-120) ve parathormon (PTHPTH) 125125 pg/mL (N: 106510-65) olarak saptanıyor. Çekilen çift enerjili X-ışını absorbsiyometrisi (DEXADEXA) ölçümünde femur boynu T-skoru 3.2-3.2 bulunuyor. Bu klinik ve laboratuvar bulgularına göre, hastada en olası tanı aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Osteomalazi

Cevap

Osteomalazi
Hastadaki düşük kalsiyum ve fosfor değerlerine eşlik eden yüksek ALP ve PTH düzeyleri, Vitamin D eksikliğine bağlı gelişen osteomalazi tablosunu yansıtmaktadır. Osteomalazide kemik matriksinin mineralizasyonu bozulduğu için kemik ağrıları ve kas güçsüzlüğü ön plandadır.

Adım Adım Çözüm

1
Kalsiyum ve fosfor düzeylerini değerlendiriniz.
Serum kalsiyum (8.48.4 mg/dL) ve fosfor (2.22.2 mg/dL) düzeyleri düşüktür.
Vitamin D eksikliğine bağlı emilim azalması her iki mineralin de düşmesine neden olur.
2
PTH ve ALP düzeylerini analiz ediniz.
PTH (125125 pg/mL) yüksek (sekonder hiperparatiroidizm) ve ALP (320320 U/L) yüksektir.
Düşük kalsiyuma yanıt olarak artan PTH, kemik döngüsünü artırır ve ALP yükselmesine yol açar.
3
DEXA ve klinik bulguları sentezleyiniz.
Düşük kemik mineral yoğunluğu (T-skoru 3.2-3.2) ve yaygın ağrı/kas güçsüzlüğü mevcuttur.
Osteomalazi, kemik matriksinin yetersiz mineralizasyonu ile karakterizedir ve psödo-osteoporotik bir DEXA görüntüsü verebilir.

Anahtar Kavram

Osteomalazide biyokimyasal profil: Hipokalsemi, hipofosfatemi, yüksek ALP ve yüksek PTH (sekonder).
Soru 359Soru

4646 yaşında erkek hasta, son 22 yıldır giderek artan yaygın kemik ağrısı, belirgin kas güçsüzlüğü ve yürüme zorluğu şikayetleriyle başvuruyor. Laboratuvar incelemelerinde; serum kalsiyumu 9.29.2 mg/dL (N: 8.510.58.5-10.5), fosforu 1.71.7 mg/dL (N: 2.54.52.5-4.5), alkalen fosfatazı (ALPALP) 480480 U/L (N: <120<120), PTHPTH düzeyi 3838 pg/mL (N: 106510-65) ve 25(OH)25(OH) D vitamini düzeyi 3232 ng/mL olarak saptanıyor. Tam idrar analizinde glikozüri veya aminoasidüri saptanmıyor ancak fraksiyone fosfat ekskresyonu yüksek bulunuyor. Kemik mineral yoğunluğu (DEXADEXA) ölçümünde L1L4L1-L4 ZZ-skoru 2.2-2.2 olarak raporlanıyor. Bu klinik tablo ve laboratuvar bulguları ışığında, tanıyı doğrulamak için yapılması gereken en uygun tetkik ve olası tanı aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Serum FGF-23 düzeyi ölçümü - Tümörle indüklenen (onkojenik) osteomalazi

Cevap

Erişkin yaşta izole renal fosfat kaybına bağlı gelişen osteomalazi tablosunda, tümörle indüklenen (onkojenik) osteomalazi tanısı için serum FGF-23 düzeyi ölçülmelidir.
Laboratuvar bulguları (hipofosfatemi, yüksek ALP) ve klinik tablo (kemik ağrısı, kas güçsüzlüğü) osteomalazi ile uyumludur. PTH ve 25(OH) D vitamini düzeylerinin normal olması, bu tablonun bir Vitamin D eksikliği veya hiperparatiroidizm olmadığını; bunun yerine izole bir renal fosfat kaybı olduğunu gösterir. Erişkin yaşta bu durumun en spesifik nedeni, FGF-23 salgılayan tümörlerdir (Onkojenik Osteomalazi). FGF-23, böbrekten fosfat atılımını artırırken aynı zamanda 1-alfa-hidroksilaz enzimini inhibe ederek 1,25(OH)2 D vitamini sentezini de baskılar.

Adım Adım Çözüm

1
Biyokimyasal parametrelerin analizi
Düşük fosfor, yüksek ALP, normal kalsiyum, normal PTH ve normal 25(OH) D vitamini saptandı.
Bu profil, renal fosfat kaybına bağlı gelişen bir osteomalazi tablosunu düşündürür.
2
Renal kayıp mekanizmasının belirlenmesi
İdrarda glikoz ve aminoasit kaybı yok (Fanconi sendromu dışlandı), ancak fraksiyone fosfat ekskresyonu yüksek.
İzole fosfat kaçağının varlığı, proksimal tübülde fosfat reabsorpsiyonunu inhibe eden bir faktörün (FGF-23 gibi) varlığını düşündürür.
3
DEXA ve yaş faktörünün değerlendirilmesi
46 yaşında erkek hastada Z-skorunun -2.0'ın altında olması (yaşa göre düşük kemik kütlesi), sekonder bir kemik hastalığına işaret eder.
Genç erkeklerde ve premenopozal kadınlarda T-skoru yerine Z-skoru kullanımı esastır.
4
Etiyolojik tanıya gidilmesi
Erişkin yaşta yeni gelişen izole hipofosfatemik osteomalazide en olası tanı onkojenik osteomalazidir.
FGF-23 salgılayan küçük mezenkimal tümörler bu tabloya neden olur; tanı için serum FGF-23 düzeyi ölçülmeli ve ardından tümör lokalizasyonu için görüntüleme yapılmalıdır.

Anahtar Kavram

Onkojenik Osteomalazi ve FGF-23 Mekanizması
Soru 360Soru

2424 yaşında erkek hasta, sakal ve bıyık gelişiminin yetersizliği, ses inceliği ve çocuk sahibi olamama yakınmalarıyla endokrinoloji polikliniğine başvuruyor. Fizik muayenesinde boyu 188188 cm, kulaç mesafesi 194194 cm, vücut kitle indeksi 2222 kg/m2kg/m^2 olarak saptanıyor. Sekonder seks karakterleri az gelişmiş (Evre 22) olan hastanın bilateral testis hacmi 1616 mL (N:15N: 15-2525 mL) olarak ölçülüyor. Laboratuvar incelemesinde total testosteron 110110 ng/dL (Düşük), LH 0.60.6 U/L (Düşük) ve FSH 4.84.8 U/L (Normal) bulunuyor. Semen analizinde sperm konsantrasyonu 1.51.5 milyon/mL olarak saptanıyor. Bu klinik tabloya göre en olası tanı aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Pasqualini sendromu

Cevap

Pasqualini sendromu (İzole LH eksikliği)
Pasqualini sendromu, diğer adıyla 'Fertile Eunuch' sendromu, izole LH eksikliği ile karakterizedir. Bu tabloda testosteron üretimi yetersiz olduğu için hastada önikoid yapı ve yetersiz sekonder seks karakterleri (sakal azlığı, ses inceliği) görülür. Ancak FSH salınımı normal olduğu için seminifer tübüller gelişir, testis hacmi normale yakın kalır ve semen analizinde az sayıda da olsa sperm görülebilir. Vakada verilen 1616 mL testis hacmi ve normal FSH düzeyi bu tanı için belirleyicidir.

Adım Adım Çözüm

1
Hormonal aksın değerlendirilmesi
Düşük testosteron ve düşük LH, hipogonadotropik (sekonder) hipogonadizm tablosunu gösterir.
Hastadaki klinik bulguların (sakal-bıyık azlığı, ses inceliği) kökenini belirlemek için primer-sekonder ayrımı yapılmalıdır.
2
FSH ve testis hacmi arasındaki ilişkinin analizi
Normal FSH düzeyi ve buna eşlik eden normal/normale yakın testis hacmi (1616 mL) saptanmıştır.
Testis hacminin büyük kısmını seminifer tübüller oluşturur ve bunların gelişimi FSH kontrolündedir. Hipogonadotropik bir tabloda testislerin küçük olmaması, FSH salınımının korunduğunu gösterir.
3
Spesifik tanının konulması
Düşük LH/Testosteron ile birlikte normal FSH ve normal testis hacmi kombinasyonu 'Pasqualini sendromu' (Fertile Eunuch) tanısı için klasiktir.
Spermatogenezin (kısmen de olsa) varlığı bu hastaları diğer sekonder hipogonadizm nedenlerinden ayırır.

Anahtar Kavram

Pasqualini sendromunda izole LH eksikliği görülür; FSH normal olduğu için testis hacmi korunur ve spermatogenez bir miktar devam edebilir (Fertile Eunuch).

Alternatif Yöntem

Testis hacminin 1515 mL üzerinde olması, hipogonadotropik bir tabloda (düşük LH/T) ayırıcı tanıda doğrudan 'İzole LH eksikliğini' (Pasqualini) akla getirmelidir.
Tahmini Süre:1m 50s
ÖncekiSayfa 18 / 27Sonraki
Endokrinoloji — TUS - Tıpta Uzmanlık Sınavı — Sayfa 18 | Examkin