Endokrinoloji

539 soru

Soru 321Soru

2626 yaşında erkek hasta, evliliğinin 22. yılında çocuk sahibi olamama ve cinsel isteksizlik şikayetleriyle başvuruyor. Hastanın öyküsünden 1818 yaşında geçirdiği ateşli bir hastalık sırasında her iki testisinde ağrılı şişlik ve kızarıklık olduğu öğreniliyor. Fizik muayenesinde; her iki testis yaklaşık 44 mLmL hacminde (normal: >15>15 mLmL), yumuşak kıvamda saptanıyor. Hastada jinekomasti saptanmıyor.

Laboratuvar incelemeleri şu şekildedir:

TetkikSonuçReferans
Total Testosteron180180 ng/dLng/dL3001000300-1000
FSHFSH2828 mIU/mLmIU/mL1,512,41,5-12,4
LHLH1818 mIU/mLmIU/mL1,78,61,7-8,6

Bu hasta için en olası tanı aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Kabakulak orşiti

Cevap

Kabakulak orşiti sonrası gelişen primer hipogonadizm
Hastanın öyküsünde post-pubertal dönemde geçirilmiş bilateral orşit tablosu mevcuttur. Fizik muayenede saptanan yumuşak kıvamlı testiküler atrofi ve laboratuvardaki hipergonadotropik hipogonadizm (düşük testosteron, yüksek FSH ve LH) tablosu, kabakulak orşitine bağlı gelişen primer testiküler yetmezlik tanısını doğrular.

Adım Adım Çözüm

1
Klinik öykünün değerlendirilmesi
Post-pubertal dönemde geçirilmiş ağrılı testiküler şişlik (orşit) öyküsü.
Kabakulak orşiti, post-pubertal erkeklerin yaklaşık %2030\%20-30'unda görülür ve ciddi germ hücre hasarı ile Leydig hücre yetmezliğine yol açabilir.
2
Laboratuvar tetkiklerinin analizi
Düşük total testosteron (180180 ng/dLng/dL) ile birlikte yüksek FSHFSH (2828 mIU/mLmIU/mL) ve LHLH (1818 mIU/mLmIU/mL).
Düşük testosterona yanıt olarak hipofizden gonadotropin salınımının artması, sorunun testis düzeyinde olduğunu (primer hipogonadizm) gösterir.
3
Fizik muayene bulgularıyla ayırıcı tanı yapılması
Küçük ve yumuşak kıvamlı testisler.
Primer hipogonadizm nedenlerinden Klinefelter sendromunda testisler serttir; yumuşak kıvamlı atrofi ise genellikle orşit gibi edinsel hasarlarda görülür.

Anahtar Kavram

Kabakulak orşiti sonrası gelişen hipergonadotropik (primer) hipogonadizm ve testiküler atrofi.

Alternatif Yöntem

Sadece laboratuvar bulgularına bakarak primer (hipergonadotropik) ve sekonder (hipogonadotropik) ayrımı yapıldıktan sonra, fizik muayenedeki testis kıvamı üzerinden 'yumuşak=edinsel/orşit' ve 'sert=konjenital/Klinefelter' ayrımıyla sonuca gidilebilir.
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 322Soru

38 yaşında kadın hasta, son bir haftadır boynun ön tarafında şiddetli ağrı, çarpıntı ve terleme şikayetleriyle başvuruyor. Ağrının çenesine ve kulaklarına yayıldığını belirtiyor. Hastanın yaklaşık üç hafta önce ateşli bir üst solunum yolu enfeksiyonu geçirdiği öğreniliyor. Fizik muayenede tiroid bezi palpasyonla ileri derecede hassas ve hafif büyümüş olarak saptanıyor. Laboratuvar bulguları; TSH: 0,020,02 mIU/L, serbest T4: 2,92,9 ng/dL ve eritrosit sedimentasyon hızı: 9090 mm/saat olarak saptanıyor. Bu hastanın klinik tablosu için en olası tanısal özellik aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Tiroid sintigrafisinde radyoaktif iyot tutulumunun ileri derecede azalmış olması

Cevap

Tiroid sintigrafisinde radyoaktif iyot tutulumunun ileri derecede azalmış olması
Klinik tablo (ağrılı tiroid, yüksek ESH, geçirilmiş viral enfeksiyon) subakut granülomatöz tiroidit (De Quervain) ile tam uyumludur. Bu hastalıkta tiroid folikülleri hasar gördüğü için iyot yakalama mekanizması bozulur ve radyoaktif iyot tutulumu (RAIU) karakteristik olarak ileri derecede düşük veya saptanamayacak seviyededir.

Adım Adım Çözüm

1
Klinik ipuçlarını değerlendir.
Viral enfeksiyon sonrası gelişen ağrılı tiroid bezi ve yüksek ESH, subakut (De Quervain) tiroiditi düşündürür.
Karakteristik klinik tabloyu tanımak tanının ilk adımıdır.
2
Tiroid fonksiyon testlerini (TFT) yorumla.
TSH düşük, sT4 yüksek olması hipertiroidi/tirotoksikoz tablosunu doğrular.
Laboratuvar bulguları klinik tabloyla uyumludur.
3
Tirotoksikozun mekanizmasını belirle.
İnflamasyona bağlı foliküler yıkım (destrüksiyon) sonucu depo hormonların sızması söz konusudur.
Destrüksiyona bağlı tablolarda yeni hormon sentezi olmadığı için radyoaktif iyot tutulumu (RAIU) çok düşük bulunur.

Anahtar Kavram

Subakut Granülomatöz Tiroidit (De Quervain)

Daha Fazla Pratik

Subakut tiroiditin tedavisinde ilk seçenek olarak hangi ilaç grubunun tercih edildiğini gözden geçirebilirsiniz.
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 323Soru

3232 yaşında kadın hasta, son 11 yıldır sistemik lupus eritematozus (SLESLE) nedeniyle günlük 1515 mgmg prednizolon tedavisi almaktadır. Kemik mineral yoğunluğu (KMYKMY) takibi amacıyla çekilen DEXADEXA ölçümünde, lomber vertebra ZskoruZ-skoru 2.4-2.4 olarak saptanmıştır.

Uluslararası Kemik Dansitometri Cemiyeti (ISCDISCD) kriterlerine göre, bu hastanın kemik yoğunluğu sonucu aşağıdakilerden hangisi ile tanımlanmalıdır?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Yaşına göre beklenenden düşük kemik kütlesi

Cevap

Yaşına göre beklenenden düşük kemik kütlesi
DEXA ölçümlerinde premenopozal kadınlar ve 50 yaş altı erkekler için standart raporlama parametresi Z-skorudur. ISCD (International Society for Clinical Dansitometry) kriterlerine göre, Z-skoru -2.0 ve altında olan sonuçlar 'yaşına göre beklenenden düşük kemik kütlesi' (below expected range for age) olarak adlandırılır. Bu hastada Z-skoru -2.4 olduğu için doğru tanımlama budur.

Adım Adım Çözüm

1
Hastanın demografik profilini değerlendir.
Hasta 32 yaşında (premenopozal).
DEXA sonuçlarının yorumlanmasında yaş ve menopoz durumu hangi skorun (T veya Z) kullanılacağını belirler.
2
Kullanılması gereken parametreyi seç.
Z-skoru kullanılmalıdır.
Premenopozal kadınlarda, 50 yaş altı erkeklerde ve çocuklarda T-skoru yerine Z-skoru (yaş, cinsiyet ve etnik köken uyumlu kontrol grubuna göre sapma) baz alınır.
3
Eşik değeri uygula ve sonucu tanımla.
Z-skoru -2.0 veya daha düşük olduğu için 'yaşına göre beklenenden düşük kemik kütlesi' (below expected range for age) tanımı yapılır.
ISCD kılavuzlarına göre bu grupta tanısal terminoloji Z-skoru üzerinden yürütülür.

Anahtar Kavram

Premenopozal kadınlarda DEXA yorumlanırken T-skoru yerine Z-skoru kullanılır ve -2.0 eşik değerdir.
Soru 324Soru

4242 yaşında tip 11 diyabet ve kronik böbrek yetmezliği (eGFR:18eGFR: 18 mL/dk/1.731.73 m2m^2) tanılarıyla izlenen erkek hastanın rutin incelemelerinde laboratuvar bulguları aşağıda verilmiştir:

- Serum kalsiyum: 8.28.2 mg/dL (8.510.58.5-10.5)
- Serum fosfor: 6.26.2 mg/dL (2.54.52.5-4.5)
- Paratiroid hormon (PTH): 520520 pg/mL (156515-65)
- Alkali fosfataz (ALP): 210210 U/L (3012030-120)

Hastanın kemik mineral yoğunluğu ölçümünde (DEXA) L1L4L1-L4 ZZ-skoru 2.8-2.8 saptanmış; direkt el grafilerinde ise orta falanksların radial yüzlerinde subperiosteal rezorpsiyon görülmüştür.

Bu klinik ve laboratuvar bulgularına göre en olası tanı aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Osteitis fibrosa cystica

Cevap

Osteitis fibrosa cystica
Kronik böbrek yetmezliği olan hastalarda hiperfosfatemi ve düşük kalsiyum düzeyleri paratiroid bezini uyararak sekonder hiperparatiroidizme neden olur. Yüksek PTH düzeyleri kemikte osteoklastik aktiviteyi artırarak kemik döngüsünü hızlandırır. Bu tablonun sonucunda gelişen kemik hastalığına 'osteitis fibrosa cystica' denir. Laboratuvarda yüksek PTH ve ALP, radyolojide ise el grafilerinde subperiosteal rezorpsiyon bu hastalık için karakteristiktir.

Adım Adım Çözüm

1
Laboratuvar bulgularının analizi
Hipokalsemi, hiperfosfatazemi, belirgin PTH yüksekliği ve ALP yüksekliği saptandı.
Kronik böbrek yetmezliğinde fosfor atılımının azalması ve Vitamin D aktivasyonunun bozulması sekonder hiperparatiroidizme (yüksek PTH) yol açar.
2
DEXA ve radyolojik bulguların değerlendirilmesi
Z-skoru düşüklüğü kemik kütlesi kaybını, subperiosteal rezorpsiyon ise yüksek kemik yıkımını doğrulamaktadır.
Subperiosteal rezorpsiyon (özellikle falankslarda), yüksek kemik döngüsünün ve PTH etkisinin patognomonik bir radyolojik bulgusudur.
3
Tanının netleştirilmesi
Bulgular renal osteodistrofi spektrumundaki 'Osteitis Fibrosa Cystica' ile uyumludur.
Yüksek kemik döngüsü parametreleri (yüksek PTH ve ALP) düşük döngülü hastalıklardan (adinamik kemik hastalığı) ayırıcı tanıyı sağlar.

Anahtar Kavram

Renal Osteodistrofi: Osteitis Fibrosa Cystica
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 325Soru

6464 yaşında erkek hasta, rutin kontrolleri sırasında değerlendiriliyor. Özgeçmişinde 1212 yıldır tip 2 diabetes mellitus ve 33 yıl önce geçirilmiş miyokard enfarktüsü sonrası gelişen kalp yetersizliği (sol ventrikül ejeksiyon fraksiyonu %35\%35) öyküsü bulunuyor. Mevcut tedavisinde metformin 2000 mg/gu¨n2000 \text{ mg/gün}, ramipril, bisoprolol ve spironolakton bulunuyor. Fizik muayenede bilateral pretibial ödem (++) saptanıyor. Laboratuvar tetkiklerinde HbA1c %8.4\%8.4, eGFR 58 mL/dk/1.73m258 \text{ mL/dk}/1.73\text{m}^2 olarak bulunuyor.

Güncel kılavuzlara göre, bu hastanın tedavisinde glisemik kontrolü sağlamak ve kardiyovasküler mortalite ile kalp yetersizliği nedenli hospitalizasyon riskini azaltmak için en uygun yaklaşım aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Tedaviye empagliflozin eklenmesi

Cevap

Kalp yetersizliği (HFrEF) olan tip 2 diyabetli hastalarda SGLT-2 inhibitörü (empagliflozin) eklenmesi en uygun yaklaşımdır.
Hastada düşük ejeksiyon fraksiyonlu kalp yetersizliği (HFrEF) mevcuttur. Güncel ADA/EASD diyabet kılavuzları, kalp yetersizliği olan hastalarda HbA1c hedefinden bağımsız olarak, kardiyovasküler mortaliteyi ve kalp yetersizliği nedeniyle hastaneye yatışları azalttığı kanıtlanmış olan SGLT-2 inhibitörlerinin (bu seçenekte empagliflozin) tedaviye eklenmesini en güçlü düzeyde önermektedir. Ayrıca SGLT-2 inhibitörlerinin diüretik etkisi, hastadaki ödem kontrolüne de katkı sağlayabilir.

Adım Adım Çözüm

1
Hastanın komorbiditelerini belirle
Tip 2 DM, Kalp Yetersizliği (HFrEF, EF %35), pretibial ödem.
Diyabet tedavisinde ilaç seçimi, eşlik eden aterosklerotik kalp hastalığı (ASCVD) veya kalp yetersizliği (KY) varlığına göre yapılmalıdır.
2
Güncel kılavuzlara göre KY varlığında tercih edilen ilaç sınıfını belirle
SGLT-2 inhibitörleri.
ADA ve EASD kılavuzları, KY veya yüksek KY riski olan hastalarda, glisemik kontrolden bağımsız olarak SGLT-2 inhibitörlerinin (empagliflozin, dapagliflozin, kanagliflozin) kullanılmasını önermektedir.
3
Kontrendike veya riskli ilaçları ekarte et
Pioglitazon ve Saksagliptin risklidir.
Pioglitazon sıvı tutulumu yaparak KY'yi kötüleştirir. Saksagliptin KY yatışlarını artırabilir.

Anahtar Kavram

Kalp Yetersizliği ve Diyabet Tedavisi

İpuçları

1
Hastanın en önemli komorbiditesi kalp yetersizliğidir; diyabet ilacı seçerken bu duruma fayda sağlayan bir ajan düşünülmelidir.
2
Bazı diyabet ilaçları (örneğin glitazonlar) ödem ve sıvı yükünü artırabilirken, bazıları (yeni nesil ajanlar) hem şekeri düşürür hem de diüretik etkiyle kalbi rahatlatır.
3
Sodyum-Glikoz Kotransporter-2 (SGLT-2) inhibitörleri, kalp yetersizliğinde mortaliteyi azalttığı kanıtlanmış tek oral antidiyabetik grubudur.

Daha Fazla Pratik

Kalp yetersizliği olmayan ancak aterosklerotik kalp hastalığı (ASCVD) ön planda olan bir diyabet hastasında GLP-1 analoglarının yerini sorgulayan bir soru.
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 326Soru

38 yaşında kadın hasta, yaygın kemik ağrıları ve son aylarda artan halsizlik şikayeti ile başvuruyor. Hastanın özgeçmişinde 22 yıl önce obezite nedeniyle gastrik bypass operasyonu geçirdiği öğreniliyor. Yapılan tetkiklerinde laboratuvar bulguları aşağıda verilmiştir:

ParametreDeğerReferans Aralığı
Serum Kalsiyum8,48,4 mg/dL8,510,58,5 - 10,5
Serum Fosfor2,42,4 mg/dL2,54,52,5 - 4,5
PTH120120 pg/mL156515 - 65
25(OH)25(OH) Vit D1414 ng/mL>30> 30
2424 sa. İdrar Ca4545 mg/gün100300100 - 300
Serum Kreatinin0,80,8 mg/dL0,61,20,6 - 1,2

Bu hastadaki klinik ve biyokimyasal tabloyu en iyi açıklayan tanı aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Sekonder hiperparatiroidizm

Cevap

Düşük kalsiyum ve D vitamini düzeylerine eşlik eden yüksek PTH ve düşük idrar kalsiyumu sekonder hiperparatiroidizm tanısını koydurur.
Sekonder hiperparatiroidizm, kalsiyum veya vitamin D eksikliği gibi paratiroid dışı nedenlerle kalsiyum düzeyinin düşmesi ve buna yanıt olarak paratiroid hormonunun (PTH) artmasıdır. Hastanın geçirdiği gastrik bypass operasyonu hem kalsiyum hem de D vitamini malabsorpsiyonuna neden olarak bu tabloyu tetiklemiştir. Düşük kalsiyum, düşük fosfor (PTH'nın fosfatürik etkisi nedeniyle) ve düşük idrar kalsiyumu (vücudun kalsiyumu koruma çabası) bu tanıyı kesinleştirir.

Adım Adım Çözüm

1
Kalsiyum ve PTH düzeylerini analiz et.
Serum kalsiyumu düşük-normal (8,48,4 mg/dL), PTH ise belirgin şekilde yüksek (120120 pg/mL).
Yüksek PTH'nın kalsiyumu yükseltmeye mi çalıştığını yoksa kalsiyum yüksekliğinin mi PTH'yı baskılayamadığını anlamak gerekir.
2
D vitamini ve fosfor düzeylerini değerlendir.
25(OH)25(OH) Vit D düşük (1414 ng/mL), fosfor düşük (2,42,4 mg/dL).
D vitamini eksikliği kalsiyum emilimini azaltır; artan PTH ise böbrekten fosfor atılımını artırarak hipofosfatemiye yol açar.
3
Hastanın öyküsü ve idrar bulguları ile tanıyı netleştir.
Gastrik bypass öyküsü (malabsorpsiyon) ve düşük idrar kalsiyumu (4545 mg/gün).
Vücut, kalsiyum açığı nedeniyle idrarla kalsiyum atılımını minimize etmeye çalışmaktadır. Bu profil sekonder hiperparatiroidizm ile uyumludur.

Anahtar Kavram

Sekonder hiperparatiroidizm; kalsiyum düşüklüğüne (D vitamini eksikliği, malabsorpsiyon, KBY) paratiroid bezlerinin verdiği fizyolojik bir yanıttır.
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 327Soru

2525 yaşında erkek hasta, son bir yıldır giderek belirginleşen cinsel isteksizlik ve sakal tıraşı olma sıklığında azalma şikayetleriyle polikliniğe başvuruyor. Fizik muayenesinde bilateral testis volümleri 44 mL (N>15N > 15 mL) olarak ölçülüyor ve testislerin yumuşak kıvamda olduğu saptanıyor. Laboratuvar tetkiklerinde saptanan bulgular aşağıda verilmiştir:

TetkikSonuçReferans Aralık
Total Testosteron130130 ng/dL3001000300 - 1000
FSH3232 mIU/mL1,5121,5 - 12
LH2626 mIU/mL1,78,61,7 - 8,6
Prolaktin1212 ng/mL4234 - 23

Bu klinik ve laboratuvar tablo aşağıdaki durumlardan hangisi ile en uyumludur?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Primer (hipergonadotropik) hipogonadizm

Cevap

Düşük testosteron düzeyi ile birlikte yüksek seyreden FSH ve LH seviyeleri primer (hipergonadotropik) hipogonadizm tanısını koydurur.
Hastada saptanan düşük testosteron düzeyine, hipofizden salınan FSH ve LH'ın yüksek seviyelerde eşlik etmesi (negatif feedback mekanizmasının gonadal yetmezlik nedeniyle uyarılması), tablonun primer (hipergonadotropik) hipogonadizm olduğunu kanıtlar.

Adım Adım Çözüm

1
Hastanın hormonal durumunu değerlendirin.
Düşük total testosteron (130130 ng/dL) düzeyi hipogonadizm olduğunu doğrular.
Klinik semptomların (cinsel isteksizlik, sakal gelişiminde azalma) kaynağını belirlemek.
2
Gonadotropin (FSH ve LH) düzeylerini analiz edin.
FSH (3232 mIU/mL) ve LH (2626 mIU/mL) düzeyleri referans aralığın belirgin üzerindedir.
Hipogonadizmin primer mi yoksa sekonder mi olduğunu ayırt etmek.
3
Geri bildirim (feedback) mekanizmasını yorumlayın.
Testosteron düşük olmasına rağmen FSH ve LH'ın yüksek olması, hipofizin normal çalıştığını ancak testislerin bu uyarıya yanıt veremediğini gösterir.
Primer gonadal yetmezlik (hipergonadotropik tablo) sonucuna ulaşmak.

Anahtar Kavram

Primer hipogonadizmde gonadal hasara bağlı olarak negatif feedback ortadan kalkar ve hipofizden FSH/LH salınımı artar.
Soru 328Soru

6868 yaşında kadın hasta, 55 yıldır postmenopozal osteoporoz tanısıyla oral alendronat tedavisi almaktadır. Son bir yıl içerisinde, biri ev içinde hafif bir düşme sonrası olmak üzere iki kez vertebra kompresyon fraktürü geçirdiği belirtiliyor. Yapılan tetkiklerde kemik mineral yoğunluğu (KMY) L1-L4 T-skoru 3.8-3.8 saptanıyor. Laboratuvar bulguları aşağıdadır:

* Serum kalsiyum: 9.49.4 mg/dLmg/dL (N: 8.510.58.5-10.5)
* Fosfor: 3.23.2 mg/dLmg/dL (N: 2.54.52.5-4.5)
* Alkalen fosfataz (ALP): 8282 U/LU/L (N: 3012030-120)
* Paratiroid hormon (PTH): 3838 pg/mLpg/mL (N: 106510-65)

Hastanın özgeçmişinde 1010 yıl önce sol meme kanseri nedeniyle cerrahi ve torakal bölgeye radyoterapi öyküsü mevcuttur. Bu hastada kemik kalitesini ve yapımını artırmak amacıyla planlanan aşağıdaki tedavilerden hangisinin kullanımı, radyoterapi öyküsü nedeniyle kontrendikedir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Teriparatid

Cevap

Teriparatid
Teriparatid, rekombinant insan paratiroid hormonu (1341-34) fragmentidir ve kemik formasyonunu (anabolizma) uyarır. Ancak preklinik çalışmalarda yüksek dozlarda osteosarkom riskini artırdığı saptandığı için; iskelete radyoterapi uygulanmış olması, Paget hastalığı, nedeni açıklanamayan ALP yüksekliği ve çocukluk/ergenlik dönemi gibi osteosarkom riskinin bazal olarak yüksek olduğu durumlarda kullanımı kesinlikle kontrendikedir.

Adım Adım Çözüm

1
Klinik durumun ve tedavi yanıtının değerlendirilmesi
Hasta alendronat (antiresorptif) tedavisi altında yeni fraktürler geçirmiş ve T-skoru oldukça düşük (3.8-3.8) kalmıştır. Bu durum tedavi başarısızlığına işaret eder.
Şiddetli osteoporoz ve tedavi başarısızlığı durumunda kemik yapımını artıran (anabolik) ajanlara geçiş düşünülmelidir.
2
Özgeçmişteki risk faktörlerinin incelenmesi
Hastanın geçmişinde meme kanseri nedeniyle torakal bölgeye radyoterapi öyküsü mevcuttur.
Anabolik ajanların, özellikle paratiroid hormon analoglarının, kemik tümörü riski taşıyan durumlarda kontrendikasyonları mevcuttur.
3
Teriparatid kontrendikasyonlarının hatırlanması
Teriparatid; iskelete yönelik radyoterapi öyküsü, Paget hastalığı, nedeni bilinmeyen ALP yüksekliği ve epifizleri açık olanlarda osteosarkom riski nedeniyle kontrendikedir.
Kemik hücre döngüsünü şiddetli şekilde artıran PTH analogları, radyasyon hasarı görmüş kemikte malignite gelişimini tetikleyebilir.

Anahtar Kavram

Teriparatid Kontrendikasyonları

Daha Fazla Pratik

Teriparatid tedavisinin süresinin (maksimum 2 yıl) ve sonrasında neden antiresorptif bir ajanla devam edilmesi gerektiğinin gözden geçirilmesi önerilir.
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 329Soru

6868 yaşında erkek hasta, son 11 yıldır giderek artan işitme kaybı ve baş ağrısı şikayetleri ile başvuruyor. Hasta, son zamanlarda kasketinin başına dar gelmeye başladığını ve bu nedenle yeni bir kasket almak zorunda kaldığını ifade ediyor. Yapılan laboratuvar incelemelerinde; serum kalsiyumu 9.49.4 mg/dLmg/dL (8.510.58.5-10.5), fosfor 3.23.2 mg/dLmg/dL (2.54.52.5-4.5), alkalen fosfataz (ALPALP) 780780 U/LU/L (3012030-120) olarak saptanıyor. Tam kan sayımı ve karaciğer fonksiyon testleri normal sınırlardadır. Bu hasta için en olası tanı aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Paget hastalığı

Cevap

Paget hastalığı
Hastanın progresif işitme kaybı ve baş çevresinde genişleme (şapka belirtisi) gibi klinik bulguları, laboratuvarda saptanan izole ALPALP yüksekliği ile birleştiğinde Paget hastalığı (osteitis deformans) için oldukça spesifiktir. Paget hastalığında kemik döngüsü çok hızlanmıştır, ancak bu süreç genellikle serum kalsiyum ve fosfor düzeylerini etkilemez.

Adım Adım Çözüm

1
Klinik semptomların değerlendirilmesi
İşitme kaybı ve baş çevresinde genişleme (şapka belirtisi)
Paget hastalığında kafa kemiklerinin tutulumu kraniyal sinir basılarına ve kemik deformitelerine yol açar.
2
Laboratuvar bulgularının analizi
İzole yüksek ALP düzeyi, normal kalsiyum ve fosfor
Paget hastalığı tipik olarak normal kalsiyum ve fosfor düzeylerine eşlik eden yüksek kemik döngüsü belirteçleri ile seyreder.
3
Ayırıcı tanının yapılması
Paget hastalığı tanısının konulması
Klinik ve laboratuvar bulguları birleştirildiğinde diğer metabolik kemik hastalıkları dışlanır.

Anahtar Kavram

Paget hastalığı (osteitis deformans), kemikte fokal ve aşırı yeniden yapılanma (remodeling) ile karakterize, sıklıkla izole ALP yüksekliği ve kemik deformiteleri ile kendini gösteren bir hastalıktır.
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 330Soru

Homozigot Ailesel Hiperkolesterolemi (HoFH) tanısıyla takip edilen ve genetik analizde her iki allelde de fonksiyonel LDL reseptörü bulunmadığı (resesif null mutasyon) saptanan bir hastada, statin ve ezetimib tedavisine yanıt alınamamıştır. Bu hastada LDL reseptör aktivitesine ihtiyaç duymadan etki gösteren ve 'Anjiyopoietin benzeri protein 3'ü (ANGPTL3)' inhibe ederek lipoprotein metabolizmasını düzenleyen ilaç aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Evinakumab

Cevap

Evinakumab
Doğru cevap, ANGPTL3 proteinini hedef alan Evinakumab'dır. HoFH hastalarında, özellikle LDL reseptör aktivitesinin hiç olmadığı 'null' mutasyonlarda, statinler ve PCSK9 inhibitörleri (Evolokumab, Alirokumab) etkisiz kalır çünkü bu ilaçlar çalışmak için fonksiyonel bir LDL reseptörüne ihtiyaç duyar. Evinakumab, ANGPTL3'ü inhibe ederek Lipoprotein Lipaz (LPL) ve Endotelyal Lipaz üzerindeki frenleyici etkiyi kaldırır. Bu sayede VLDL ve LDL partiküllerinin dolaşımdan temizlenmesi, LDL reseptöründen bağımsız bir yolakla gerçekleşir.

Adım Adım Çözüm

1
Hastanın patofizyolojisini analiz et
Hasta Homozigot Ailesel Hiperkolesterolemi (HoFH) tanılı ve LDL reseptör fonksiyonu yok (null mutasyon).
Bu durum, etki mekanizması LDL reseptörünün up-regülasyonuna veya geri dönüşümüne dayalı olan ilaçların (statinler, ezetimib, PCSK9 inhibitörleri) etkisiz kalacağını gösterir.
2
İlacın hedef molekülünü belirle
Soru kökünde hedefin 'Anjiyopoietin benzeri protein 3 (ANGPTL3)' olduğu belirtilmiştir.
ANGPTL3, normalde Lipoprotein Lipaz (LPL) ve Endotelyal Lipaz (EL) aktivitelerini inhibe eden bir proteindir.
3
İlaç seçeneklerini mekanizmalarıyla eşleştir
Evinakumab, ANGPTL3'ü inhibe eden monoklonal antikordur. Bu inhibisyon LPL ve EL aktivitesini artırarak VLDL ve LDL temizlenmesini sağlar; bu süreç LDL reseptöründen bağımsızdır.
Diğer seçeneklerden Evolokumab ve İnkilisiran reseptör bağımlıdır. Lomitapid ve Mipomersen reseptör bağımsızdır ancak hedefleri farklıdır (sırasıyla MTP ve ApoB).

Anahtar Kavram

Homozigot Ailesel Hiperkolesterolemi Tedavisi ve ANGPTL3 İnhibisyonu

İpuçları

1
Bu ilaç, LDL reseptörüne ihtiyaç duymadan çalışabilen nadir ajanlardan biridir.
2
İlacın hedefi olan protein (ANGPTL3), normalde lipidleri yıkan enzimleri (LPL gibi) baskılar.
3
Seçenekler arasında sonu '-mab' ile biten ancak PCSK9 inhibitörü olmayan ajanı arayın.

Daha Fazla Pratik

Lomitapid ve Mipomersen'in etki mekanizmaları ve başlıca yan etkileri (hepatosteatoz) üzerine çalışılması önerilir.
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 331Soru

5555 yaşında erkek hasta; son 66 aydır tekrarlayan, özellikle alkol alımı ve stres sonrası tetiklenen yüz ve boyun bölgesinde kızarıklık (flushing) ve günde 454-5 kez olan sulu diyare şikayetleriyle başvuruyor. Fizik muayenesinde sol sternal kenar alt uçta pansistolik üfürüm saptanıyor. Bu hastada tanıyı doğrulamak için istenmesi gereken ilk laboratuvar testi aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: 2424 saatlik idrarda 55-hidroksiindolasetik asit (5HIAA5-HIAA)

Cevap

Hastanın klinik bulguları doğrultusunda tanıyı doğrulamak için istenmesi gereken ilk test 2424 saatlik idrarda 55-hidroksiindolasetik asittir (5HIAA5-HIAA).
Hastadaki flushing, diyare ve sağ kalp kapak tutulumu bulguları karsinoid sendrom triadını oluşturur. Bu tablo genellikle metastatik ince bağırsak karsinoid tümörlerinde görülür. Serotonin düzeyi dalgalı olabildiği için tanıda serotoninin ana idrar metaboliti olan 2424 saatlik idrar 5HIAA5-HIAA ölçümü en güvenilir ilk adımdır.

Adım Adım Çözüm

1
Klinik bulguları analiz et.
Epizodik flushing, sulu diyare ve sağ kalp kapak tutulumu (triküspit yetmezliği üfürümü) karsinoid sendromu işaret etmektedir.
Karsinoid tümörlerin salgıladığı serotonin ve diğer vazoaktif maddeler bu triada neden olur.
2
Tanısal biyobelirteçleri değerlendir.
Serotonin metabolizması sonucu oluşan 5HIAA5-HIAA, idrarla atılır.
Sendromun biyokimyasal kanıtı için en duyarlı ve özgül ilk basamak testidir.
3
Ayırıcı tanıdaki testleri ele.
Gastrin, VIP ve metanefrinler farklı klinik tablolarla ilişkilidir.
Hastadaki sağ kalp tutulumu bulgusu sadece karsinoid sendrom için karakteristiktir.

Anahtar Kavram

Karsinoid sendrom tanısında ilk basamak tarama testi 2424 saatlik idrarda 5HIAA5-HIAA ölçümüdür.

Alternatif Yöntem

Eğer idrar toplama zorluğu varsa veya hasta test öncesi serotonin içeren gıdalar (muz, ceviz vb.) tükettiyse, plazma 5HIAA5-HIAA düzeyi de alternatif bir ölçüm yöntemi olarak kullanılabilir.
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 332Soru

45 yaşında, 15 yıldır kronik böbrek yetmezliği (KBY) nedeniyle hemodiyaliz programındayken bir yıl önce başarılı bir böbrek nakli gerçekleştirilen erkek hastanın rutin kontrollerinde saptanan laboratuvar bulguları aşağıdadır:

ParametreDeğerReferans Aralığı
Serum Kalsiyum11.6 mg/dL11.6\text{ mg/dL}8.510.5 mg/dL8.5-10.5\text{ mg/dL}
Serum Fosfor2.2 mg/dL2.2\text{ mg/dL}2.54.5 mg/dL2.5-4.5\text{ mg/dL}
İntakt PTH420 pg/mL420\text{ pg/mL}1565 pg/mL15-65\text{ pg/mL}
Serum Kreatinin1.0 mg/dL1.0\text{ mg/dL}0.71.3 mg/dL0.7-1.3\text{ mg/dL}
24 Saatlik İdrar Kalsiyumu320 mg/gu¨n320\text{ mg/gün}100300 mg/gu¨n100-300\text{ mg/gün}

Bu klinik ve laboratuvar bulgularına göre, hastadaki mevcut tabloyu en iyi açıklayan tanı aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Tersiyer hiperparatiroidizm

Cevap

Tersiyer hiperparatiroidizm
Tersiyer hiperparatiroidizm, genellikle uzun süreli kronik böbrek yetmezliğine bağlı gelişen sekonder hiperparatiroidizm zemininde, paratiroid bezlerinin hiperplastik hale gelerek otonomi kazanması durumudur. Başarılı bir böbrek nakli ile renal fonksiyonlar ve kalsitriol üretimi düzelse dahi, bu otonom bezler aşırı PTH salgılamaya devam eder. Sonuç olarak laboratuvarda hiperkalsemi, hipofosfatemi ve belirgin PTH yüksekliği gözlenir. İdrar kalsiyumunun da normal veya yüksek olması, böbreğin düzelen kalsiyum filtrasyon kapasitesini yansıtır.

Adım Adım Çözüm

1
Klinik öykü ve böbrek fonksiyonlarının değerlendirilmesi
Hastanın 15 yıllık KBY ve başarılı bir böbrek nakli öyküsü olduğu, mevcut kreatinin düzeyinin (1.0 mg/dL1.0\text{ mg/dL}) normal olduğu saptanmıştır.
Tanısal ayrımda renal fonksiyonun durumu ve geçmişteki kronik uyaranın varlığı kritiktir.
2
Kalsiyum, fosfor ve PTH dengesinin analizi
Hiperkalsemi (11.611.6), hipofosfatemi (2.22.2) ve referans aralığının çok üzerinde bir PTH (420420) düzeyi belirlenmiştir.
Bu triad (yüksek Ca, düşük P, yüksek PTH) paratiroid aşırı aktivitesini doğrular.
3
Ayırıcı tanı kriterlerinin uygulanması
Düzeltilmiş renal fonksiyonlara rağmen devam eden otonom PTH salgısı 'Tersiyer Hiperparatiroidizm' tanısını koydurur.
Sekonder formdan hiperkalsemi ile, primer formdan ise altta yatan kronik böbrek hastalığı öyküsü ile ayrılır.

Anahtar Kavram

Tersiyer Hiperparatiroidizm
Tahmini Süre:2m 0s
Soru 333Soru

3838 yaşında, kalıtsal sferositoz nedeniyle splenektomi planlanan bir erkek hasta, preoperatif değerlendirme sırasında bakılan açlık plazma glukozunun 118118 mg/dLmg/dL gelmesi üzerine endokrinoloji polikliniğine yönlendiriliyor. Hastanın vücut kitle indeksi 2828 kg/m2kg/m^2 olup, tıbbi öyküsünde belirgin bir şikayeti saptanmıyor. Bu hastada glukoz metabolizmasının değerlendirilmesi ve diyabet tanısının kesinleştirilmesi sürecinde, aşağıdaki parametrelerden hangisinin kullanılması en az güvenilirdir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Glikozillenmiş hemoglobin (HbA1cHbA1c)

Cevap

Glikozillenmiş hemoglobin (HbA1cHbA1c), alyuvar ömrünün kısaldığı hemolitik durumlarda en az güvenilir parametredir.
Glikozillenmiş hemoglobin (HbA1cHbA1c), alyuvar ömrüne bağlı bir parametredir. Kalıtsal sferositoz gibi hemolizle seyreden durumlarda alyuvarların dolaşımda kalma süresi kısaldığı için hemoglobinin glikozillenme süresi de azalır. Bu durum, hastanın gerçek kan şekeri ortalaması yüksek olsa bile HbA1cHbA1c değerinin yapay olarak düşük ölçülmesine yol açar. Bu tür durumlarda tanı koymak için açlık plazma glukozu veya oral glukoz tolerans testi (OGTTOGTT) tercih edilmelidir.

Adım Adım Çözüm

1
Hastanın altta yatan hematolojik durumunu tanımlama
Hastada kalıtsal sferositoz (hemolizle seyreden bir hastalık) mevcuttur.
Hemolitik hastalıklarda alyuvarların yarı ömrü kısalır.
2
Tanı testlerinin mekanizmasını analiz etme
Glikozillenmiş hemoglobin (HbA1cHbA1c), alyuvarların yaklaşık 120120 günlük ömrü boyunca glukoza maruz kalma düzeyini yansıtır.
Testin doğruluğu alyuvarların normal bir yaşam süresine sahip olmasına bağlıdır.
3
Hastalığın test üzerindeki etkisini belirleme
Alyuvar ömrü kısaldığında glukozun hemoglobine bağlanma süresi azalır, bu da HbA1cHbA1c değerinin yapay olarak düşük çıkmasına neden olur.
Plazma glukozuna dayalı testler (APGAPG, OGTTOGTT) bu durumdan etkilenmezken hemoglobin temelli testler güvenilirliğini yitirir.

Anahtar Kavram

HbA1cHbA1c ölçümünün güvenilirliği normal alyuvar ömrüne bağlıdır; hemoliz gibi alyuvar yıkımının arttığı durumlarda HbA1cHbA1c düzeyi yalancı düşük bulunur.
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 334Soru

3232 yaşında erkek hasta, son 66 aydır tekrarlayan terleme, titreme ve bayılma hissi şikayetleriyle başvuruyor. Açlık sırasında yapılan tetkiklerinde plazma glukoz düzeyi 4242 mg/dL saptanırken, eş zamanlı bakılan insülin ve C-peptid düzeyleri yüksek bulunuyor. Hastanın anamnezinde ayrıca tekrarlayan böbrek taşı öyküsü olduğu öğreniliyor. Laboratuvar incelemesinde serum kalsiyum düzeyi 11.411.4 mg/dL ve PTHPTH düzeyi 135135 pg/mL (N:1065N: 10-65) saptanıyor. Bu klinik tabloya göre, hastada saptanması beklenen ek endokrinopatiler arasında aşağıdakilerden hangisi yer alır?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Hipofiz adenomu

Cevap

Hipofiz adenomu
Vakadaki hipoglisemi atakları (insülinoma) ve hiperkalsemi ile birlikte yüksek PTH düzeyleri (primer hiperparatiroidizm), hastanın MEN1 sendromuna sahip olduğunu göstermektedir. MEN1 sendromu karakteristik olarak '3P' kuralı ile hatırlanır: Paratiroid hiperplazisi/adenomu (%95'ten fazla), Pankreas/GİS nöroendokrin tümörleri (Gastrinoma, İnsülinoma vb.) ve Pitüiter (Hipofiz) adenomları. Dolayısıyla, bu hastada saptanması beklenen ek ana bileşen hipofiz adenomudur.

Adım Adım Çözüm

1
Klinik bulguları analiz et.
Hipoglisemi semptomları (Whipple triadı) + yüksek insülin/C-peptid = İnsülinoma. Böbrek taşı + yüksek kalsiyum/PTH = Primer hiperparatiroidizm.
Hastanın klinik tablosu iki farklı endokrin sistemi (pankreas ve paratiroid) tutan tümörlere işaret etmektedir.
2
Multibl Endokrin Neoplazi (MEN) sendromunu tanımla.
Primer hiperparatiroidizm ve pankreatik nöroendokrin tümörlerin (NET) bir arada bulunması MEN1 (Wermer Sendromu) tanısını koydurur.
MEN sendromları, birden fazla endokrin bezin eş zamanlı tutulumuyla karakterize kalıtsal hastalıklardır.
3
MEN1 sendromunun eksik bileşenini belirle.
MEN1'in klasik '3P' kuralı (Paratiroid, Pankreas, Pitüiter/Hipofiz) gereği, eksik olan bileşen hipofiz adenomudur.
MEN1 sendromunda en sık görülen üçleme bu bileşenlerden oluşur.

Anahtar Kavram

MEN1 sendromu klasik olarak '3P' (Paratiroid, Pankreas/GİS nöroendokrin tümörler, Pitüiter/Hipofiz adenomu) bileşenlerinden oluşur.

Daha Fazla Pratik

MEN1 sendromunda görülen pankreatik tümörlerden en sık görülen fonksiyonel tümörün Gastrinoma (Zollinger-Ellison Sendromu) olduğunu, ancak en sık genel pankreatik bulgunun non-fonksiyonel tümörler olduğunu hatırlayınız.
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 335Soru

2222 yaşında erkek hasta, tedaviye dirençli hipertansiyon ve halsizlik şikayetleriyle başvuruyor. Kan basıncı 170/110170/110 mmHg ölçülen hastada ödem veya cushingoid bulgu saptanmıyor. Laboratuvar tetkiklerinde; serum potasyumu 2.62.6 mEq/L, plazma renin aktivitesi ve plazma aldosteron düzeyleri ise baskılanmış (saptanabilirlik sınırının altında) bulunuyor. Anamnezinde meyan kökü tüketimi saptanmayan hastanın idrar steroid profilinde üriner serbest kortizol / üriner serbest kortizon (UFF/UFEU_{FF} / U_{FE}) oranı belirgin derecede yüksek saptanıyor.

Bu hastada hipertansiyon ve hipokalemiden sorumlu olan temel patofizyolojik mekanizma aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: 11β11\beta-hidroksisteroid dehidrogenaz tip 2 (11β11\beta-HSD2) enzim eksikliği

Cevap

Temel mekanizma 11β11\beta-hidroksisteroid dehidrogenaz tip 2 (11β11\beta-HSD2) enziminin eksikliğine bağlı olarak kortizolün inaktif kortizona dönüştürülememesi ve mineralokortikoid reseptörlerini aşırı uyarmasıdır.
Doğru yanıt olan seçenek, Görünür Mineralokortikoid Fazlalığı (AME) sendromunun temel patofizyolojisini açıklar. 11β11\beta-HSD2 enzimi, hedef dokularda kortizolü inaktif olan kortizona dönüştürerek mineralokortikoid reseptörlerinin (MR) kortizol tarafından işgal edilmesini önler. Bu enzimin eksikliğinde kortizol (aldosteron ile benzer afiniteye sahiptir) MR'ye bağlanarak aldosteron etkisini taklit eder, sodyum geri emilimini artırır ve potasyum atılımına neden olur. UFF/UFEU_{FF}/U_{FE} oranının artması bu spesifik biyokimyasal blokajın kanıtıdır.

Adım Adım Çözüm

1
Klinik ve laboratuvar bulgularını analiz et.
Dirençli hipertansiyon, hipokalemi, düşük renin ve düşük aldosteron saptandı.
Bu kombinasyon 'düşük reninli hipertansiyon' ayırıcı tanısını (Liddle, AME, ekzojen mineralokortikoid, enzim eksiklikleri) gerektirir.
2
UFF/UFEU_{FF} / U_{FE} oranını yorumla.
Oranın yüksek olması, kortizolün kortizona dönüşümünün (shunting) bozulduğunu gösterir.
Normalde böbrekteki 11β11\beta-HSD2 enzimi kortizolü kortizona çevirerek mineralokortikoid reseptörünü kortizolden korur; bu mekanizma bozulduğunda AME gelişir.
3
Etyolojik faktörleri (meyan kökü vb.) dışla.
Anamnezde meyan kökü kullanımı yoksa tablo genetiktir.
Meyan kökündeki glisirizik asit de bu enzimi inhibe ederek aynı klinik tabloyu taklit edebilir.

Anahtar Kavram

Görünür Mineralokortikoid Fazlalığı (Apparent Mineralocorticoid Excess - AME) Sendromu

Alternatif Yöntem

Laboratuvar değerlerinde Renin (-) ve Aldosteron (-) kombinasyonu görüldüğünde, meyan kökü kullanımı dışlanmışsa ve idrar steroid analizi verilmişse doğrudan 11β11\beta-HSD2 eksikliğine (AME) odaklanılabilir.
Tahmini Süre:2m 0s
Soru 336Soru

4242 yaşında erkek hasta, son bir yıl içerisinde iki kez kalsiyum oksalat taşı düşürme öyküsü ve son zamanlarda artan halsizlik şikayeti ile başvuruyor. Fizik muayenesinde patolojik bulgu saptanmayan hastanın laboratuvar sonuçları aşağıda verilmiştir:

TetkikSonuçReferans Aralık
Serum Kalsiyum11.4 mg/dL11.4\ mg/dL8.510.58.5 - 10.5
Serum Fosfor2.2 mg/dL2.2\ mg/dL2.54.52.5 - 4.5
Serum Albumin4.2 g/dL4.2\ g/dL3.55.03.5 - 5.0
Serum PTH142 pg/mL142\ pg/mL106510 - 65
2424 Saatlik İdrar Kalsiyumu360 mg/gu¨n360\ mg/gün100250100 - 250
Serum Kreatinin0.9 mg/dL0.9\ mg/dL0.61.10.6 - 1.1

Bu hasta için en olası tanı aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Primer hiperparatiroidizm

Cevap

Primer hiperparatiroidizm
Primer hiperparatiroidizm tanısı, hiperkalsemi varlığında uygunsuz şekilde normal veya yüksek PTH düzeyi ile konur. Hastada saptanan düşük fosfor düzeyi ve hiperkalsiüri (>250300 mg/gu¨n>250-300\ mg/gün) bu tanıyı kesinleştirir. Tekrarlayan kalsiyum oksalat taşları ise hastalığın renal tutulumunu gösteren tipik bir klinik bulgudur.

Adım Adım Çözüm

1
Kalsiyum ve albumin düzeylerini değerlendir
Serum kalsiyumu 11.4 mg/dL11.4\ mg/dL (yüksek), albumin normal olduğu için düzeltilmiş kalsiyuma gerek yoktur.
Tanısal sürecin ilk adımı hiperkalsemiyi doğrulamaktır.
2
Serum PTH ve fosfor düzeylerini kontrol et
PTH 142 pg/mL142\ pg/mL (yüksek), fosfor 2.2 mg/dL2.2\ mg/dL (düşük).
Hiperkalsemiye eşlik eden yüksek PTH, paratiroid kaynaklı bir bozukluğu (primer veya tersiyer) gösterir.
3
İdrar kalsiyum ekskresyonunu analiz et
2424 saatlik idrar kalsiyumu 360 mg/gu¨n360\ mg/gün (yüksek).
Primer hiperparatiroidizmi, idrar kalsiyumunun düşük olduğu Ailesel Hipokalsiürik Hiperkalsemi'den (FHH) ayırmak için kritiktir.
4
Klinik bulgularla birleştirerek tanıyı koy
Tekrarlayan böbrek taşları ve hiperkalsiürik hiperkalsemi varlığında tanı primer hiperparatiroidizmdir.
Nefrolitiazis, primer hiperparatiroidizmin en yaygın klasik semptomatik sunumlarından biridir.

Anahtar Kavram

Primer hiperparatiroidizmde tipik biyokimyasal profil; hiperkalsemi, hipofosfatemi, yüksek PTH ve hiperkalsiüridir.

Alternatif Yöntem

İdrar kalsiyumunun yüksekliği (hiperkalsiüri), paratiroid adenomuna bağlı gelişen hiperkalsemiyi, kalsiyum duyarlı reseptör (CaSR) mutasyonuna bağlı gelişen FHH'den ayırmada en pratik yoldur.
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 337Soru

Metabolik sendrom tanısı, kardiyovasküler riskin belirlenmesinde önemli bir basamaktır. NCEP-ATP III (National Cholesterol Education Program - Adult Treatment Panel III) kriterlerine göre, aşağıdaki klinik tablolardan hangisine sahip olan hasta metabolik sendrom olarak sınıflandırılır?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Bel çevresi 106 cm, trigliserid 160 mg/dL ve kan basıncı 135/85 mmHg ölçülen 50 yaşında erkek hasta

Cevap

Bel çevresi 106 cm, trigliserid 160 mg/dL ve kan basıncı 135/85 mmHg ölçülen 50 yaşında erkek hasta
NCEP-ATP III kılavuzuna göre metabolik sendrom tanısı için şu 5 kriterden en az 3'ünün bulunması gerekir: (1) Bel çevresi erkeklerde >102 cm, kadınlarda >88 cm; (2) Trigliserid ≥150 mg/dL; (3) HDL kolesterol erkeklerde <40 mg/dL, kadınlarda <50 mg/dL; (4) Kan basıncı ≥130/85 mmHg; (5) Açlık kan şekeri ≥100 mg/dL. Doğru seçenekteki hasta, bel çevresi (106 cm), trigliserid (160 mg/dL) ve kan basıncı (135/85 mmHg) kriterlerini karşıladığı için tanı alır.

Adım Adım Çözüm

1
NCEP-ATP III tanı kriterlerini hatırla
Tanı için 5 kriterden en az 3'ü gereklidir: 1) Bel çevresi (Erkek >102 cm, Kadın >88 cm), 2) Trigliserid ≥150 mg/dL, 3) HDL (Erkek <40 mg/dL, Kadın <50 mg/dL), 4) Kan basıncı ≥130/85 mmHg, 5) Açlık glukozu ≥100 mg/dL.
Soruyu çözmek için güncel tanı kriterlerinin bilinmesi gerekmektedir.
2
Seçeneklerdeki hastaların kriter sayısını değerlendir
Seçenek A'daki hasta: Bel çevresi (106 > 102), Trigliserid (160 ≥ 150) ve Kan basıncı (135/85 ≥ 130/85) olmak üzere 3 kriteri karşılamaktadır.
Metabolik sendrom tanısı için gereken asgari kriter sayısı 3'tür.
3
Diğer seçeneklerdeki yanıltıcı kriterleri (BMI, LDL, Ürik asit) ele
Diğer seçeneklerde kriter sayısı yetersizdir veya kriter dışı parametreler (BMI, LDL, İnsülin) verilmiştir.
Metabolik sendrom tanısı sadece belirtilen 5 parametre üzerinden konulur.

Anahtar Kavram

Metabolik sendrom tanısı için NCEP-ATP III kriterlerine göre 5 parametreden (abdominal obezite, trigliserid yüksekliği, HDL düşüklüğü, kan basıncı yüksekliği, açlık glukoz yüksekliği) en az üçünün varlığı gereklidir.

Daha Fazla Pratik

NCEP-ATP III ile IDF (International Diabetes Federation) kriterleri arasındaki temel farkı (bel çevresi zorunluluğu) sorgulayan bir soru çalışılabilir.
Tahmini Süre:1m 0s
Soru 338Soru

4545 yaşında bipolar bozukluk tanısıyla lityum kullanan erkek hasta, günde yaklaşık 88 litre idrar çıkarma ve aşırı su içme şikayetiyle başvuruyor. Laboratuvar tetkiklerinde plazma osmolalitesi 305305 mOsm/kg, idrar osmolalitesi 180180 mOsm/kg olarak saptanıyor. Su kısıtlama testi sonrası yapılan desmopressin (dDAVPdDAVP) enjeksiyonuna rağmen idrar osmolalitesinde anlamlı bir artış izlenmiyor. Bu hastada gelişen tablonun temel mekanizması aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Böbrek toplama kanallarının vazopressine karşı direncidir

Cevap

Böbrek toplama kanallarının vazopressine karşı direnci (Nefrojenik Diyabetes İnsipidus)
Lityum, böbrek toplama kanallarındaki asıl (principal) hücrelere girerek GSGS-protein kenetli V2V2 reseptörlerinin cAMPcAMP üretimini engeller ve akuaporin-22 su kanallarının sentezini/dağılımını bozar. Bu durum, plazmada vazopressin seviyeleri normal veya yüksek olsa bile böbreğin suya yanıt verememesine (direnç) yol açar. Su kısıtlama testinde idrarın konsantre edilememesi ve desmopressin uygulamasına yanıt alınamaması nefrojenik diyabetes insipidusun karakteristik bulgusudur.

Adım Adım Çözüm

1
Klinik verilerin ve ilaç öyküsünün değerlendirilmesi
Lityum kullanan hastada poliüri ve polidipsi varlığı, lityumun en sık neden olduğu yan etkilerden biri olan nefrojenik diyabetes insipidusu akla getirir.
Lityum, böbrekte vazopressin sinyal yolağını bozarak su geri emilimini engeller.
2
Laboratuvar bulgularının yorumlanması
Yüksek plazma osmolalitesi (305305 mOsm/kg) ve düşük idrar osmolalitesi (180180 mOsm/kg) diyabetes insipidus tanısını doğrular.
Plazma hiperozmolalitesine rağmen idrarın dilüe kalması vazopressin etkisinin eksikliğini gösterir.
3
Desmopressin test yanıtının analizi
Eksojen vazopressin (dDAVPdDAVP) sonrası idrar osmolalitesinde artış olmaması, sorunun vazopressin eksikliği değil, böbrek yanıtında direnç olduğunu kanıtlar.
Santral diyabetes insipidus desmopressine yanıt verirken, nefrojenik tip yanıt vermez.

Anahtar Kavram

Nefrojenik Diyabetes İnsipidus Mekanizması

Daha Fazla Pratik

Lityum kullanan hastalarda amilorid kullanımının nefrojenik diyabetes insipidus üzerindeki etkisini inceleyebilirsiniz.
Tahmini Süre:45s
Soru 339Soru

48 yaşında erkek hasta, son 1 yıldır giderek artan cinsel isteksizlik ve sertleşme sorunu nedeniyle polikliniğe başvuruyor. Özgeçmişinde 2 yıl önce Tip 2 Diabetes Mellitus tanısı aldığı ve diyetle regüle olduğu, ayrıca son dönemde el eklemlerinde ağrı hissettiği öğreniliyor.

Fizik muayenede kan basıncı 130/80 mmHg, vücut kitle indeksi 26 kg/m² saptanıyor. Cilt renginde yaygın hiperpigmentasyon (bronzlaşma) ve karın muayenesinde 3 cm hepatomegali tespit ediliyor. Genitoüriner muayenede testisler bilateral yumuşak kıvamda ve atrofik (volüm < 10 ml) olarak değerlendiriliyor.

Hastanın sabah açlık kanında bakılan hormon profili aşağıdaki gibidir:

ParametreSonuçReferans Aralığı
Total Testosteron180 ng/dL270-1070
FSH1.8 mIU/mL1.5-12.4
LH1.5 mIU/mL1.7-8.6
Prolaktin12 ng/mL4-15

Buna göre, bu hasta için en olası tanı aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Hemokromatozis

Cevap

Hemokromatozis
Sorudaki vaka, klasik 'Bronz Diyabet' (Hemokromatozis) tablosunu sergilemektedir. Hemokromatoziste vücutta biriken demir; pankreasta hasar yaparak diyabete, karaciğerde birikerek hepatomegali/siroza, ciltte birikerek hiperpigmentasyona ve eklemlerde birikerek artropatiye neden olur. Endokrin tutulum açısından en sık görülen bozukluklardan biri, demirin hipofiz ön lobunda gonadotrop hücrelerde birikmesidir. Bu durum, FSH ve LH salınımını bozarak 'Sekonder (Hipogonadotropik) Hipogonadizm'e (Düşük T, Düşük/Normal LH-FSH) ve testis atrofisine yol açar. Doğru tanı Hemokromatozis'tir.

Adım Adım Çözüm

1
Hormon profilini yorumla
Düşük Testosteron ile birlikte Düşük/Normal alt sınırda FSH ve LH mevcuttur. Bu tablo 'Sekonder (Hipogonadotropik) Hipogonadizm' ile uyumludur.
Primer gonad yetmezliğinde negatif feedback kalkacağı için FSH ve LH'nın yüksek olması gerekirdi.
2
Klinik bulguları birleştir
Yeni tanı diyabet, eklem ağrıları (artropati), ciltte koyulaşma (bronzlaşma), hepatomegali ve sekonder hipogonadizm.
Bu bulgular 'Bronz Diyabet' olarak da bilinen sistemik demir birikimi hastalığına işaret eder.
3
Tanıyı belirle
Demir birikiminin hipofiz gonadotrop hücrelerinde hasar yapması sonucu gelişen hipogonadizm ve diğer sistemik bulgular Hemokromatozis tanısını koydurur.
Hemokromatozis hipofizer demir infiltrasyonu yoluyla gonadotropin eksikliğine neden olan nadir ancak klasik bir nedendir.

Anahtar Kavram

Hemokromatozis, hipofiz bezinde demir birikimine yol açarak gonadotropin salgısını bozar ve 'Hipogonadotropik Hipogonadizm'e neden olur. Diyabet, hiperpigmentasyon ve hepatomegali klasik eşlik eden bulgulardır.
Soru 340Soru

6262 yaşında kadın hasta, menopoz sonrası dönemde kemik sağlığı değerlendirmesi için başvuruyor. Yapılan kemik mineral yoğunluğu (DEXA) ölçümünde lomber omurga (L1L4L1-L4) TT skoru 2,1-2,1 olarak saptanıyor. Hastanın tıbbi öyküsünde annesinde kalça kırığı olduğu ve kendisinin son 1010 yıldır günde 11 paket sigara içtiği öğreniliyor.

Laboratuvar inceleme sonuçları şu şekildedir:

ParametreSonuçReferans Aralığı
Kalsiyum9,4mg/dL9,4 \, mg/dL8,510,58,5 - 10,5
Fosfor3,2mg/dL3,2 \, mg/dL2,54,52,5 - 4,5
Alkalen Fosfataz85U/L85 \, U/L3012030 - 120
PTH42pg/mL42 \, pg/mL106510 - 65

Dünya Sağlık Örgütü tarafından önerilen FRAXFRAX (Kırık Riski Değerlendirme Aracı) algoritması ile yapılan değerlendirmede 1010 yıllık majör osteoporotik kırık olasılığı %22\%22 olarak hesaplanıyor.

Bu hasta için en uygun klinik yaklaşım aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Kırık riski yüksek (FRAX%20FRAX \geq \%20) olduğu için bifosfonat grubu bir ilaçla tedaviye başlanmalıdır.

Cevap

Kırık riski yüksek (FRAX%20FRAX \geq \%20) olduğu için bifosfonat grubu bir ilaçla tedaviye başlanmalıdır.
Dünya Sağlık Örgütü ve ilgili endokrinoloji kılavuzlarına göre, osteopeni (TT skoru 1,0-1,0 ile 2,5-2,5 arası) saptanan postmenopozal kadınlarda, FRAXFRAX algoritması ile hesaplanan 1010 yıllık majör osteoporotik kırık riskinin %20\%20 ve üzerinde olması veya kalça kırığı riskinin %3\%3 ve üzerinde olması durumunda farmakolojik tedavi (genellikle ilk seçenek olarak bifosfonatlar) başlanması önerilir. Bu hastada risk %22\%22 olduğu için tedavi endikasyonu mevcuttur.

Adım Adım Çözüm

1
Kemik mineral yoğunluğu (DEXA) sonucunu yorumla.
TT skoru 2,1-2,1 olduğu için hasta 'osteopeni' kategorisindedir.
1,0-1,0 ile 2,5-2,5 arasındaki TT skorları osteopeni olarak tanımlanır.
2
FRAXFRAX risk skorunu ve diğer klinik verileri değerlendir.
1010 yıllık majör osteoporotik kırık riski %22\%22 olarak bulunmuştur.
Osteopenik hastalarda tedavi kararı, eşlik eden risk faktörleri ve FRAXFRAX skoruna göre verilir.
3
Tedavi endikasyonlarını kontrol et.
Farmakolojik tedavi gereklidir.
Güncel kılavuzlara göre osteopenik bir hastada FRAXFRAX majör kırık riskinin %20\%20 ve üzeri veya kalça kırığı riskinin %3\%3 ve üzeri olması tedavi başlama kriteridir.

Anahtar Kavram

Osteoporoz Tedavi Endikasyonları ve FRAX Kullanımı
ÖncekiSayfa 17 / 27Sonraki
Endokrinoloji — TUS - Tıpta Uzmanlık Sınavı — Sayfa 17 | Examkin