Hematoloji

406 soru

Soru 341Soru

24 yaşında erkek hasta, üriner sistem enfeksiyonu nedeniyle başlanan trimetoprim-sulfametoksazol tedavisinin 3. gününde halsizlik, skleralarda ikter ve idrar renginde koyulaşma şikayeti ile başvuruyor. Laboratuvar tetkiklerinde hemoglobin 8.8 g/dL8.8\text{ g/dL}, retikülosit %6\%6, indirekt bilirubin 3.2 mg/dL3.2\text{ mg/dL} ve LDH 850 U/L850\text{ U/L} saptanıyor. Periferik yaymada "ısırılmış hücreler" (bite cells) ve özel boyalarla yapılan incelemede Heinz cisimcikleri izleniyor. Bu hasta için en olası tanı aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Glikoz-6-fosfat dehidrogenaz eksikliği

Cevap

Glikoz-6-fosfat dehidrogenaz eksikliği
Glikoz-6-fosfat dehidrogenaz (G6PD) eksikliği, eritrositleri oksidatif hasardan koruyan NADPH üretiminde yetersizliğe yol açar. Sülfonamidler gibi oksidan ilaçlar, hemoglobini denatüre ederek Heinz cisimciklerinin oluşmasına neden olur. Dalağın bu hücreleri temizleme girişimi sonucunda periferik yaymada 'ısırılmış hücreler' (bite cells) izlenir.

Adım Adım Çözüm

1
Klinik öykü ve tetikleyici faktörü değerlendir.
Sülfonamid kullanımı sonrası başlayan akut hemolitik süreç saptandı.
G6PD eksikliğinde oksidatif stres (ilaçlar, enfeksiyonlar, fava fasulyesi) hemolizi başlatır.
2
Laboratuvar bulgularını analiz et.
İndirekt hiperbilirubinemi ve yüksek LDH hemolizi gösterirken, bite cell ve Heinz cisimcikleri tanısal ipucudur.
Heinz cisimcikleri çökmüş hemoglobin agregatlarıdır; dalak tarafından bu agregatların temizlenmesi "ısırılmış hücre" görüntüsüne yol açar.
3
Ayırıcı tanıyı yap.
En olası tanı G6PD eksikliğidir.
Kalıtsal enzim eksiklikleri arasında oksidatif hemolizle karakterize en sık görülen tablodur.

Anahtar Kavram

G6PD eksikliğinde oksidatif stres sonrası oluşan Heinz cisimcikleri ve bite cell görünümü.

İpuçları

1
Hastanın kullandığı ilacın oksidatif stres yaratma potansiyelini düşünün.
2
Periferik yaymadaki 'bite cells' (ısırılmış hücreler) dalağın temizleme mekanizmasıyla ilişkilidir.

Daha Fazla Pratik

G6PD eksikliğinde hemoliz atağı sırasında enzim düzeylerinin ölçülmesinin neden yanıltıcı olabileceğini (psödonormalite) gözden geçirin.
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 342Soru

64 yaşında kadın hasta, son 3 aydır giderek artan halsizlik ve nefes darlığı şikayetleri ile başvuruyor. Fizik muayenesinde belirgin konjonktival solukluk ve kot kavsini 33 cm geçen splenomegali saptanıyor; lenfadenopati, peteşi veya purpura izlenmiyor. Laboratuvar tetkiklerinde Hemoglobin 6.46.4 g/dL, MCV 9090 fL, Retikülosit %0.1\%0.1, Lökosit 4.200/mm34.200/mm^3 ve Trombosit 185.000/mm3185.000/mm^3 olarak saptanıyor. Kemik iliği aspirasyonunda miyeloid ve megakaryositik seriler normal sınırlarda iken, eritroid seri öncüllerinin tama yakın yokluğu (eritroblastopeni) izleniyor. Bu hastada altta yatan etiyolojiyi aydınlatmak için en uygun tanısal yaklaşım aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Periferik kan akış sitometrisi ile CD3, CD8 ve CD57 ekspresyonunun değerlendirilmesi

Cevap

Periferik kan akış sitometrisi ile CD3, CD8 ve CD57 ekspresyonunun değerlendirilmesi
Hastada saptanan normositik anemi, belirgin retikülositopeni ve kemik iliğinde eritroid öncüllerin seçilememesi 'Saf Eritroid Aplazi' (SEA) tablosudur. SEA'nın edinsel formları sıklıkla timoma veya büyük granüler lenfosit (LGL) lösemisi ile birliktelik gösterir. Fizik muayenede saptanan splenomegali, hastada altta yatan bir lenfoproliferatif hastalık olan T-LGL lösemisini işaret eder. T-LGL lösemisi tanısı için altın standart, periferik kan akış sitometrisinde klonal T hücrelerinin (CD3+, CD8+, CD57+) gösterilmesidir.

Adım Adım Çözüm

1
Laboratuvar verilerini yorumla
Belirgin anemi, retikülositopeni ve kemik iliğinde sadece eritroid serinin yokluğu (eritroblastopeni) saptandı.
Bu bulgular 'Saf Eritroid Aplazi' (SEA - Pure Red Cell Aplasia) tanısını kesinleştirir.
2
Fizik muayene bulgusunu etiyoloji ile ilişkilendir
SEA tablosuna eşlik eden splenomegali belirlendi.
Edinsel SEA nedenleri arasında timoma (genellikle splenomegali yapmaz) ve T-LGL lösemisi (splenomegali sık görülür) en önemli iki tanıdır.
3
En olası tanı için spesifik testi seç
T-hücreli büyük granüler lenfosit (T-LGL) lösemisi için akış sitometrisi planlandı.
T-LGL hücreleri klonal olarak CD3, CD8 ve CD57 yüzey belirteçlerini eksprese ederler.

Anahtar Kavram

Saf Eritroid Aplazi (SEA) ve T-Büyük Granüler Lenfosit (T-LGL) Lösemisi Birlikteliği
Tahmini Süre:2m 0s
Soru 343Soru

68 yaşında kadın hasta, son 6 aydır giderek artan halsizlik, dengesizlik ve ayaklarında uyuşma şikayetleriyle başvuruyor. Yapılan fizik muayenesinde belirgin solukluk ve alt ekstremitelerde vibrasyon duyusunda azalma saptanıyor. Laboratuvar bulguları aşağıda verilmiştir:

Laboratuvar ParametresiSonuçReferans Değer
Hemoglobin7.57.5 g/dL12.016.012.0 - 16.0
MCV116116 fL8010080 - 100
RDW%19\%19%11.514.5\%11.5 - 14.5
Retikülosit%0.4\%0.4%0.51.5\%0.5 - 1.5
LDH18501850 U/L100250100 - 250
İndirekt Bilirubin2.82.8 mg/dL0.20.80.2 - 0.8
HaptoglobinBelirgin düşük3020030 - 200 mg/dL

Periferik yaymasında hipersegmente nötrofiller ve makro-ovalisitler izlenen bu hastada, saptanan indirekt hiperbilirubinemi ve belirgin LDH yüksekliğinin en olası patofizyolojik mekanizması aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: İnefektif eritropoez sonucu gelişen intramedüller hemoliz

Cevap

İnefektif eritropoez sonucu gelişen intramedüller hemoliz
Hastada saptanan makrositik anemi, nörolojik bulgular ve hipersegmente nötrofiller Vitamin B12B_{12} eksikliğine bağlı megaloblastik anemiyi göstermektedir. Bu tabloda DNA sentezi kusurlu olduğu için eritrosit öncülleri kemik iliğinde ölür. Bu olaya inefektif eritropoez (veya intramedüller hemoliz) denir. Hücre içi bir enzim olan LDH'nın ve hemoglobin yıkım ürünü olan indirekt bilirubinin belirgin artışı, ancak retikülosit sayısının düşük kalması bu mekanizmanın en tipik göstergesidir.

Adım Adım Çözüm

1
Anemi tipini belirleme
MCV 116116 fL (Makrositik) ve nörolojik bulgular (B12 eksikliği lehine)
Vibrasyon duyusu kaybı ve makrositoz birlikteliği tipik olarak megaloblastik anemiyi işaret eder.
2
Hemoliz ve üretim parametrelerini karşılaştırma
Yüksek LDH/Bilirubin (Hemoliz bulgusu) + Düşük Retikülosit (Üretim azlığı)
Normal şartlarda hemolizde retikülosit artışı beklenir; düşüklüğü üretimin kırılamadığını gösterir.
3
Patofizyolojik mekanizmayı sentezleme
İnefektif eritropoez (İntramedüller hemoliz)
Kemik iliğinde hatalı DNA sentezi sonucu hücrelerin kan dolaşımına çıkamadan ölmesi bu tabloyu açıklar.

Anahtar Kavram

Megaloblastik anemide yüksek LDH ve indirekt bilirubin düzeyleri, inefektif eritropoez nedeniyle kemik iliğinde meydana gelen intramedüller hemolizi yansıtır.
Tahmini Süre:2m 0s
Soru 344Soru

Yaygın lenfadenopati, ateş, gece terlemesi ve vücutta kaşıntılı makülopapüler döküntü şikayetleriyle başvuran 60 yaşındaki erkek hastanın laboratuvar tetkiklerinde; Coombs pozitif hemolitik anemi, trombositopeni ve poliklonal hipergamaglobulinemi saptanmıştır. Periferik yaymada eozinofili mevcuttur. Lenf nodu biyopsisinde; lenf nodu yapısının bozulduğu, belirgin arborize vasküler proliferasyon (HEV artışı) ve berrak sitoplazmalı atipik lenfoid hücre infiltrasyonu izlenmiştir. İmmünohistokimyasal boyamada neoplastik hücrelerin CD4, CD10 ve CXCL13 pozitif olduğu görülmüştür.

Bu hasta için en olası tanı aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Anjiyoimmünoblastik T-hücreli lenfoma

Cevap

Anjiyoimmünoblastik T-hücreli lenfoma
Soruda tarif edilen vaka; klinik olarak otoimmün bulgular (Coombs pozitif hemolitik anemi), poliklonal hipergamaglobulinemi, deri döküntüsü ve sistemik semptomlarla karakterizedir. Histopatolojik olarak 'arborize (dallanan) vasküler proliferasyon' ve immünofenotipik olarak T-foliküler helper hücre belirteçleri (CD10, CXCL13) taşıması, Anjiyoimmünoblastik T-hücreli lenfoma (AITL) için patognomoniktir.

Adım Adım Çözüm

1
Klinik bulguları analiz et
Yaşlı hasta, B semptomları (ateş, terleme), yaygın lenfadenopati, deri döküntüsü ve otoimmün fenomenler (Coombs+ anemi, poliklonal hipergamaglobulinemi).
Bu kombinasyon sistemik immün disregülasyonu işaret eder ve spesifik lenfoma türlerini düşündürür.
2
Histopatolojik bulguları değerlendir
Arborize vasküler proliferasyon (HEV artışı), berrak sitoplazmalı hücreler.
Arborize damar yapısı, bu tanı için en ayırt edici morfolojik özelliktir.
3
İmmünofenotipi eşleştir
CD4+, CD10+, CXCL13+.
Bu profil, foliküler helper T (Tfh) hücre kökenini gösterir ve Anjiyoimmünoblastik T-hücreli lenfoma (AITL) tanısını doğrular.

Anahtar Kavram

Anjiyoimmünoblastik T-hücreli lenfoma (AITL) Tanı Kriterleri
Soru 345Soru

5252 yaşında erkek hasta, son 33 aydır giderek artan halsizlik, çabuk yorulma ve eforla gelen nefes darlığı şikayetleriyle iç hastalıkları polikliniğine başvuruyor. Özgeçmişinde herhangi bir kronik hastalık öyküsü bulunmayan hastanın fizik muayenesinde konjonktivalar soluk saptanıyor, ancak organomegali veya lenfadenopati saptanmıyor. Laboratuvar bulguları aşağıda sunulmuştur:

TetkikSonuçReferans Aralığı
Hemoglobin9.89.8 g/dL13.517.513.5 - 17.5
Hematokrit%29\%29%4052\%40 - 52
MCV7575 fL8010080 - 100
RDW%19.2\%19.2%11.514.5\%11.5 - 14.5
Ferritin77 ng/mL2030020 - 300
Serum Demiri2525 μ\mug/dL6017060 - 170
TDBK440440 μ\mug/dL240450240 - 450

Bu hastada aneminin etiyolojisini aydınlatmak için yapılması gereken en uygun yaklaşım aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Üst ve alt gastrointestinal sistem endoskopisi planlanması

Cevap

Aneminin etiyolojisini aydınlatmak için üst ve alt gastrointestinal sistem endoskopisi planlanmalıdır.
Laboratuvar bulguları mikrositer anemi, yüksek RDW ve düşük ferritin ile demir eksikliği anemisini (DEA) kesin olarak ortaya koymaktadır. Erişkin erkeklerde DEA saptandığında, tıbbi yaklaşımın en kritik basamağı kan kaybının kaynağını bulmaktır. Bu yaş grubunda gizli gastrointestinal sistem kanamaları (örneğin kolon kanseri, gastrit, peptik ülser) en olası neden olduğundan, üst ve alt GİS endoskopisi öncelikli olarak yapılmalıdır.

Adım Adım Çözüm

1
Hemogram verilerini yorumla
Düşük Hb (9.89.8 g/dL) ve düşük MCV (7575 fL) mikrositer anemi olduğunu gösterir.
Anemi tipini belirlemek için morfolojik sınıflandırma (MCV) ilk adımdır.
2
Demir parametrelerini ve RDW'yi değerlendir
Düşük Ferritin (77 ng/mL), düşük serum demiri, yüksek TDBK ve yüksek RDW (%19.2) demir eksikliği anemisini (DEA) kesinleştirir.
DEA'da demir depoları boşalırken eritrosit boyut dağılım genişliği (RDW) artar.
3
Hastanın demografik özelliklerine göre etiyolojik yaklaşım belirle
52 yaşında bir erkekte DEA saptandığında, primer odak olarak gastrointestinal sistem kanamaları (özellikle kolorektal kanserler) taranmalıdır.
Erişkin erkeklerde ve postmenopozal kadınlarda demir eksikliğinin en sık nedeni fizyolojik olmayan kan kayıplarıdır.

Anahtar Kavram

Demir eksikliği anemisi saptanan erişkin erkeklerde ve postmenopozal kadınlarda, altta yatan neden aksi kanıtlanana kadar gastrointestinal sistemden kaynaklanan kan kaybıdır.

Daha Fazla Pratik

Demir eksikliği anemisi ile kronik hastalık anemisini ayırt etmek için soluble transferrin reseptör (sTfR) düzeylerinin kullanımını gözden geçirebilirsiniz.
Tahmini Süre:1m 15s
Soru 346Soru

1919 yaşında erkek hasta, son 11 aydır giderek artan halsizlik, çabuk yorulma ve bacaklarında kendiliğinden oluşan morluklar şikayetleriyle başvuruyor. Yapılan fizik muayenesinde belirgin solukluk ve alt ekstremitelerde yaygın purpurik lezyonlar saptanıyor; lenfadenopati veya splenomegali saptanmıyor. Hastanın laboratuvar tetkik sonuçları aşağıdadır:

ParametreSonuç
Hemoglobin6,2 g/dL6,2 \text{ g/dL}
MCVMCV96 fL96 \text{ fL}
Lökosit1.600/μL1.600/\mu L
Mutlak Nötrofil Sayısı450/μL450/\mu L
Trombosit12.000/μL12.000/\mu L
Retikülosit%0,3\%0,3

Kemik iliği biyopsisinde selülarite %15\%15 olarak raporlanıyor ve malign infiltrasyon saptanmıyor. Bu hasta için en uygun küratif tedavi yaklaşımı aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: HLA uygun donörü varsa küratif amaçlı Allojenik Hematopoetik Kök Hücre Nakli

Cevap

HLA uygun donörü varsa küratif amaçlı Allojenik Hematopoetik Kök Hücre Nakli uygulanması en uygun yaklaşımdır.
Hastada saptanan mutlak nötrofil sayısının 450/μL450/\mu L (eşik 500500), trombosit sayısının 12.000/μL12.000/\mu L (eşik 20.00020.000) ve retikülosit oranının %0,3\%0,3 (eşik %1\%1) olması, kemik iliği selülaritesinin de %25\%25 altında olması nedeniyle hastaya 'Ağır Aplastik Anemi' tanısı konur. 1919 yaşındaki bu hastada, HLA uygun kardeş donör bulunması durumunda ilk seçenek ve tek küratif tedavi Allojenik Hematopoetik Kök Hücre Nakli'dir.

Adım Adım Çözüm

1
Klinik ve laboratuvar bulgularının analizi
Pansitopeni (Anemi, lökopeni, trombositopeni) ve düşük retikülosit oranı saptandı.
Kemik iliği üretim kapasitesini değerlendirmek için retikülosit ve periferik yayma kritiktir.
2
Kemik iliği biyopsisinin yorumlanması
Hiposelüler kemik iliği (%15) ve malignite yokluğu ile Aplastik Anemi tanısı konuldu.
Kesin tanı kemik iliği biyopsisi ile hiposelülaritenin gösterilmesine dayanır.
3
Hastalık şiddetinin belirlenmesi (Camitta Kriterleri)
Nötrofil < 500, Trombosit < 20.000 ve Retikülosit < %1 kriterlerini karşıladığı için 'Ağır Aplastik Anemi' tanısı kesinleşti.
Tedavi seçimi hastalığın şiddetine göre yapılır.
4
Yaş ve donör durumuna göre tedavi seçimi
19 yaşında (genç) ve ağır aplastik anemili hastada, HLA uygun kardeş donör varsa ilk seçenek nakildir.
Genç yaş grubunda nakil sonrası sağkalım ve kür oranları immünsupresif tedaviye göre daha yüksektir.

Anahtar Kavram

Ağır Aplastik Anemi tanısı konulan genç hastalarda (<20-40 yaş), HLA uygun kardeş donör varlığında öncelikli tedavi seçeneği allojenik hematopoetik kök hücre naklidir.
Tahmini Süre:2m 30s
Soru 347Soru

65 yaşında erkek hasta, son zamanlarda artan halsizlik ve sık tekrarlayan burun kanaması şikayetleriyle hematoloji polikliniğine başvuruyor. Fizik muayenede konjonktivalar soluk izleniyor, organomegali veya lenfadenopati saptanmıyor.

Laboratuvar tetkiklerinde:
- Hemoglobin: 8.4 g/dL
- Lökosit: 3.100/mm³
- Trombosit: 42.000/mm³
- MCV: 102 fL

Periferik yaymada eritrositlerde anizopoikilositoz ve %3 oranında blastik hücre görülüyor. Yapılan kemik iliği aspirasyon ve biyopsisinde hiperselülarite, üç seride belirgin displazi ve %8 oranında miyeloblast artışı raporlanıyor. İmmünfenotipleme ve mikroskobik incelemede blastlarda Auer çubuklarının (Auer rods) varlığı tespit ediliyor.

Dünya Sağlık Örgütü (WHO) güncel sınıflamasına göre, bu hasta için en olası tanı aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Miyelodisplastik sendrom - artmış blastlı tip 2 (MDS-EB-2)

Cevap

Miyelodisplastik sendrom - artmış blastlı tip 2 (MDS-EB-2)
DSÖ (WHO) sınıflandırmasına göre, Miyelodisplastik Sendrom - Artmış Blastlı Tip 2 (MDS-EB-2) tanısı için şu kriterlerden BİRİNİN olması yeterlidir: 1) Kemik iliği blast oranı %10-19, 2) Periferik kan blast oranı %5-19, veya 3) Auer çubuklarının varlığı (blast oranından bağımsız olarak, blast <%20 ise). Bu hastada kemik iliği blastı %8 (normalde EB-1 aralığı) olsa da, Auer çubuklarının varlığı tanıyı otomatik olarak MDS-EB-2'ye yükseltir.

Adım Adım Çözüm

1
Hastanın klinik ve laboratuvar bulgularını analiz et.
Pansitopeni (anemi, lökopeni, trombositopeni), makrositoz ve displazi bulguları Miyelodisplastik Sendrom (MDS) ile uyumludur.
MDS tanısı için sitopeni ve displazi temel kriterlerdir.
2
Blast oranlarını ve ek bulguları WHO kriterlerine göre değerlendir.
Periferik kanda %3 blast, kemik iliğinde %8 blast var. Ancak kritik bulgu: Auer çubuklarının görülmesi.
MDS sınıflandırmasında blast yüzdeleri ve Auer çubuklarının varlığı belirleyicidir.
3
MDS-EB-1 ve MDS-EB-2 kriterlerini Auer çubukları açısından karşılaştır.
Normalde %5-9 kemik iliği blastı MDS-EB-1'dir. Ancak Auer çubuğu pozitifliği, blast oranına bakılmaksızın (blast < %20 olduğu sürece) tanıyı MDS-EB-2 yapar.
WHO sınıflandırma kuralı: Auer çubuğu (+) ise tanı MDS-EB-2'dir.

Anahtar Kavram

MDS Sınıflandırmasında Auer Çubuklarının Önemi
Soru 348Soru

45 yaşında erkek hasta, her iki ayak tabanında ani gelişen yanma, kızarıklık ve zonklayıcı ağrı şikayetiyle polikliniğe başvuruyor. Fizik muayenesinde ayaklarda lokalize hiperemi ve ısı artışı saptanıyor; ancak hepatosplenomegali veya lenfadenopati saptanmıyor. Laboratuvar tetkiklerinde aşağıdaki sonuçlar elde ediliyor:

ParametreSonuç
Hemoglobin14.2g/dL14.2 \, g/dL
Lökosit9.800/μL9.800/\mu L
Trombosit1.050.000/μL1.050.000/\mu L
Serum Ferritin45ng/mL45 \, ng/mL (Normal: 2025020-250)
CRPCRP2mg/L2 \, mg/L (Normal: <5<5)

Bu klinik ve laboratuvar bulgularına göre, hastada öncelikle düşünülmesi gereken tanı aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Esansiyel trombositemi

Cevap

Klinik semptomlar (eritromelalji) ve laboratuvar bulguları (izole trombositoz, normal ferritin ve CRPCRP) ışığında en olası tanı Esansiyel trombositemi (ET) olarak belirlenir.
Doğru yanıt olan 'Esansiyel trombositemi', hastanın sunduğu eritromelalji (ayaklarda yanma ve kızarıklık) tablosu ve 1.000.000/μL1.000.000/\mu L üzerindeki izole trombositoz ile tam uyumludur. Reaktif nedenlerin (CRPCRP, ferritin) normal olması ve diğer miyeloproliferatif hastalıkların (normal Hb ve organomegali yokluğu) klinik olarak dışlanması tanıyı kesinleştirir.

Adım Adım Çözüm

1
Klinik semptomu analiz et.
Ayaklardaki yanma ve kızarıklık 'eritromelalji' tablosudur.
Eritromelalji, miyeloproliferatif neoplazilerde (özellikle ET ve PV) görülen karakteristik bir mikrovasküler komplikasyondur.
2
Kan sayımı parametrelerini değerlendir.
Trombosit sayısı >1.000.000/μL> 1.000.000/\mu L, Hb ve lökosit normal.
Esansiyel trombositemide tipik olarak izole trombositoz izlenir.
3
Sekonder (reaktif) nedenleri ekarte et.
Normal ferritin ve CRPCRP değerleri.
Demir eksikliği ve inflamatuar süreçler trombositozun en sık reaktif nedenleridir; bunların dışlanması klonal bir süreci (MPN) destekler.
4
Diğer MPN'leri ekarte et.
Hb normal (PV değil), organomegali yok ve lökosit normal (KML/PMF değil).
Tanı kriterlerine göre diğer miyeloid neoplazilerin dışlanması ET tanısı için majör bir kriterdir.

Anahtar Kavram

Esansiyel trombositemide eritromelalji varlığı ve reaktif nedenlerin dışlanması ile tanıya yaklaşım.

Alternatif Yöntem

Eritromelalji saptanan bir hastada hemoglobin düzeyi normal ise ilk olarak Esansiyel Trombositemi, hemoglobin yüksek ise Polisitemia Vera düşünülmelidir.
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 349Soru

Lenfomaların klinik evrelemesinde kullanılan Ann Arbor sistemine göre, karaciğer veya kemik iliği gibi bir veya daha fazla ekstralenfatik organın yaygın (dissemine) tutulumu aşağıdakilerden hangisi ile tanımlanır?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Evre IV

Cevap

Ann Arbor evreleme sistemine göre ekstralenfatik organların (karaciğer, kemik iliği vb.) yaygın tutulumu Evre IV olarak tanımlanır.
Ann Arbor evreleme sisteminde; karaciğer, kemik iliği veya akciğer parankimi gibi bir veya daha fazla ekstralenfatik organın yaygın (dissemine) tutulumu Evre IV olarak sınıflandırılır. Bu durum hastalığın sistemik ve en ileri evrede olduğunu gösterir.

Adım Adım Çözüm

1
Tutulumun anatomik yerleşimini belirle.
Odak noktası karaciğer ve kemik iliği gibi lenfatik olmayan organlardır.
Ann Arbor evrelemesi, tutulan dokunun lenfatik (lenf nodu, dalak, timus, Waldeyer halkası) veya ekstralenfatik olup olmamasına dayanır.
2
Tutulumun yaygınlık derecesini değerlendir.
Söz konusu organlarda yaygın (dissemine) bir tutulum mevcuttur.
Sınırlı ekstralenfatik tutulumlar (E harfi ile gösterilenler) ile yaygın tutulumlar (Evre IV) arasındaki fark evreyi belirler.
3
Ann Arbor kriterlerine göre sınıflandırmayı yap.
Evre IV tanısı konur.
Kural gereği, karaciğer veya kemik iliği tutulumu doğrudan Evre IV kabul edilir.

Anahtar Kavram

Ann Arbor Evreleme Sistemi (Evre IV kriterleri)
Tahmini Süre:45s
Soru 350Soru

6868 yaşında kadın hasta, son iki haftadır halsizlik ve bacaklarında yeni gelişen morluklar şikayetiyle başvuruyor. Fizik muayenesinde konjonktivalar soluk saptanıyor ve alt ekstremitelerde yaygın peteşiler izleniyor; lenfadenopati veya organomegali saptanmıyor. Laboratuvar incelemesinde hemoglobin 7.47.4 g/dL, lökosit 56.000/μL56.000/\mu L, trombosit 18.000/μL18.000/\mu L olarak bulunuyor. Periferik yayma incelemesinde %75\%75 oranında blastik hücreler izleniyor. Bu hücrelerin sitokimyasal boyamasında Miyeloperoksidaz (MPO) pozitif, Terminal Deoksinükleotidil Transferaz (TdT) ise negatif saptanıyor. Bu hasta için en olası tanı aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Akut miyeloid lösemi

Cevap

Akut miyeloid lösemi
Hastada saptanan %75 blast oranı akut lösemi tanısını doğrular. Miyeloperoksidaz (MPO) pozitifliği bu blastların miyeloid kökenli olduğunu kesinleştirirken, TdT negatifliği lenfoblastik bir süreci dışlar. Bu bulgular eşliğinde en olası tanı akut miyeloid lösemidir.

Adım Adım Çözüm

1
Klinik ve laboratuvar bulgularının değerlendirilmesi
Hastada anemi (7.47.4 g/dL), trombositopeni (18.000/μL18.000/\mu L) ve lökositoz (56.000/μL56.000/\mu L) ile seyreden bir pansitopeni/lösemi tablosu mevcuttur.
Halsizlik ve peteşiler, kemik iliğinin blastlar tarafından istila edilmesi sonucu gelişen sitopenilerin klinik yansımasıdır.
2
Blast oranının yorumlanması
Periferik yaymada saptanan %75\%75 blast oranı, akut lösemi tanısı için gerekli olan %20\%20 sınırının üzerindedir.
Dünya Sağlık Örgütü (WHO) kriterlerine göre %20 ve üzeri blast varlığı akut lösemi tanısı koydurur.
3
Sitokimyasal belirteçlerin analizi
MPO pozitifliği miyeloid seriyi, TdT negatifliği ise lenfoid serinin dışlandığını gösterir.
Miyeloperoksidaz (MPO) miyeloid farklılaşmanın en spesifik göstergelerinden biridir.

Anahtar Kavram

Akut lösemilerin ayrımında periferik yayma blast oranı ve sitokimyasal/immünofenotipik belirteçlerin kullanımı.

Alternatif Yöntem

Akut lösemi ayrımında akım sitometrisi (flow cytometry) kullanılarak CD13, CD33 (miyeloid) veya CD10, CD19 (lenfoid) gibi yüzey belirteçlerine bakılması tanıyı kesinleştirir.
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 351Soru

26 yaşında erkek hasta, son bir yıldır tekrarlayan pnömoni ve her iki bacakta belirgin lenfödem şikayetiyle hematoloji polikliniğine başvuruyor. Fizik muayenesinde ellerinde ve ayaklarında yaygın verruka vulgaris (siğil) lezyonları saptanıyor. Laboratuvar incelemesinde Hb: 9.49.4 g/dL, MCV: 102102 fL, lökosit: 1.900/μ1.900/\mu L, mutlak nötrofil sayısı: 700/μ700/\mu L ve trombosit: 105.000/μ105.000/\mu L tespit ediliyor. Periferik yaymada nötrofillerde hiposegmentasyon izleniyor. Kemik iliği aspirasyonunda %3\%3 blast saptanırken, küçük ve hipolobüle megakaryositler dikkat çekiyor. Sitogenetik incelemede hastada monozomi 7 saptanıyor.

Bu klinik tablo ve laboratuvar bulguları ışığında, hastada aşağıdaki genetik predispozisyonlardan hangisinin bulunma olasılığı en yüksektir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: GATA2GATA2 mutasyonu

Cevap

GATA2 mutasyonu
Sunulan vakada genç yaşta saptanan pansitopeni ve hipolobüle megakaryositler ile karakterize MDS tablosuna eşlik eden lenfödem (Emberger sendromu) ve immün yetmezlik bulguları (tekrarlayan enfeksiyonlar, verruka vulgaris - MonoMAC sendromu), GATA2 mutasyonuna bağlı germline predispozisyonu işaret eder. Monozomi 7 bu sendromda en sık görülen sitogenetik anomalidir.

Adım Adım Çözüm

1
Hastanın yaş ve hematolojik bulgularının analizi
Genç yaşta pansitopeni, makrositoz ve MDS (displazi, %3 blast) tanısı.
Miyelodisplastik sendromun (MDS) etiyolojisini belirlemek için hastanın yaşı ve eşlik eden bulguları kritiktir.
2
Ekstra-hematolojik bulguların değerlendirilmesi
Lenfödem ve verruka vulgaris (immün yetmezlik göstergesi) mevcudiyeti.
Genç yaşta görülen MDS tablolarında germline predispozisyon sendromları (Emberger ve MonoMAC) dışlanmalıdır.
3
Sitogenetik bulgularla korelasyon
Monozomi 7 saptanması.
Monozomi 7, GATA2 eksikliğinde görülen en tipik ve prognostik önemi olan sitogenetik anomalidir.
4
Tanısal sentez
MDS + Monozomi 7 + Lenfödem + İmmün yetmezlik = GATA2 Mutasyonu.
Bu tetrad, GATA2 eksikliğine bağlı germline myeloid predispozisyonun klasik sunumudur.

Anahtar Kavram

GATA2 Eksikliği (Emberger ve MonoMAC Sendromları)

Daha Fazla Pratik

WHO 2022 myeloid malignite sınıflamasında yer alan 'Germline Predispozisyon' kategorisindeki diğer genleri (örneğin TERT/TERC ve GATA2 farkları) gözden geçirin.
Tahmini Süre:2m 30s
Soru 352Soru

2222 yaşında erkek hasta, spor yaparken yaşıtlarına göre daha az yorulduğunu ancak zaman zaman göz aklarında sararma olduğunu belirterek başvuruyor. Öyküsünden çocukluk çağında "kansızlık" tanısı aldığı ve 1616 yaşında pigment safra taşları nedeniyle kolesistektomi operasyonu geçirdiği öğreniliyor. Fizik muayenede hafif ikterik görünümde olan hastanın dalağı kot kavisini 44 cm geçecek şekilde palpabl saptanıyor. Böbrek ve karaciğer fonksiyon testleri normal sınırlarda saptanıyor. Laboratuvar incelemesinde; Hemoglobin 8.68.6 g/dL, Retikülosit %\% 14, İndirekt Bilirubin 3.53.5 mg/dL, Direkt Coombs testi negatif sonuçlanıyor. Periferik yaymada eritrositlerde belirgin dikensi çıkıntılar (ekinositler/burr-cell) izleniyor. Bu hastada, benzer hemoglobin düzeyine sahip demir eksikliği anemisi olan bir vakaya göre egzersiz toleransının daha iyi olmasını sağlayan temel patofizyolojik mekanizma aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Eritrosit içi 2,32,3-bifosfogliserat (2,32,3-BPG) artışına bağlı olarak hemoglobinin oksijen afinitesinin azalması

Cevap

Pirüvat kinaz eksikliğinde distal glikolitik blok sonucu biriken ara ürünlerin 2,3-BPG düzeyini artırması ve bu sayede dokulara oksijen salınımının kolaylaşması (sağa kayma), hastanın anemiye toleransını artıran temel mekanizmadır.
Doğru seçenek olan 2,3-BPG artışı, pirüvat kinaz eksikliğinin en önemli fizyolojik özelliğidir. Bu enzim eksikliğinde glikoliz yolundaki blok nedeniyle 2,3-BPG miktarı artar, bu da hemoglobinin oksijene ilgisini azaltarak dokulara sunumu kolaylaştırır ve hastanın klinik semptomlarının Hb düzeyi ile orantısız şekilde hafif olmasını sağlar.

Adım Adım Çözüm

1
Klinik verileri analiz etme
Genç hasta, kronik hemoliz bulguları (taş, splenomegali, indirekt bilirubin artışı), Coombs negatifliği ve periferik yaymadaki ekinositler (burr-cell) Pirüvat Kinaz (PK) eksikliğini işaret eder.
Ekinositler, PK eksikliğinde ATP yetersizliğine bağlı eritrosit membran hasarının karakteristik bulgusudur.
2
Biyokimyasal bloğu değerlendirme
Pirüvat kinaz enzim eksikliği, fosfoenolpirüvatın pirüvata dönüşümünü engeller ve bu basamağın proksimalindeki ara ürünlerin (1,3-bifosfogliserat gibi) birikmesine neden olur.
PK eksikliğinde glikoliz yolağının son basamağı bozulur.
3
Luebering-Rapoport şantını bağlama
Biriken 1,3-bifosfogliserat, Luebering-Rapoport şantı üzerinden 2,3-bifosfogliserata (2,3-BPG) dönüşür.
Vücut, biriken ara ürünleri bu ikincil yolak üzerinden metabolize ederek 2,3-BPG miktarını artırır.
4
Fizyolojik sonucu belirleme
Artan 2,3-BPG düzeyi, hemoglobinin oksijene olan afinitesini azaltarak oksijen disosiasyon eğrisini sağa kaydırır.
Düşük afinite, oksijenin dokulara daha kolay bırakılmasını sağlayarak hastanın egzersiz toleransını artırır.

Anahtar Kavram

Pirüvat kinaz eksikliğinde 2,3-BPG artışına bağlı olarak hemoglobin-oksijen afinitesinin azalması ve doku oksijenasyonunun artması.
Soru 353Soru

2828 yaşında bir kadın hasta, son bir aydır devam eden halsizlik, efor dispnesi ve diş etlerinde fırçalama sonrası uzun süren kanamalar nedeniyle polikliniğe başvuruyor. Özgeçmişinde herhangi bir özellik saptanmayan hastanın fizik muayenesinde konjonktivalar soluk, alt ekstremitelerde yaygın peteşiler izleniyor; ancak hepatosplenomegali veya lenfadenopati saptanmıyor. Laboratuvar incelemesinde elde edilen bulgular aşağıdaki tabloda verilmiştir:

ParametreDeğerReferans Aralığı
Hemoglobin7.27.2 g/dL121612 - 16 g/dL
MCV9292 fL8010080 - 100 fL
Lökosit2.100/μL2.100 / \mu L4.00010.000/μL4.000 - 10.000 / \mu L
Mutlak Nötrofil Sayısı700/μL700 / \mu L1.5007.000/μL1.500 - 7.000 / \mu L
Trombosit18.000/μL18.000 / \mu L150.000450.000/μL150.000 - 450.000 / \mu L
Düzeltilmiş Retikülosit%0.3\%0.3%0.51.5\%0.5 - 1.5

Periferik yaymada blast saptanmayan bu hasta için en olası tanı aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Aplastik anemi

Cevap

Aplastik anemi
Aplastik anemi, kemik iliğinin hematopoetik kök hücre kaybı sonucu gelişen, periferik kanda pansitopeni ve kemik iliğinde hiposellülarite ile karakterize bir hastalıktır. Olgudaki pansitopeni, düşük retikülosit yüzdesi ve fizik muayenede organomegali/lenfadenopati saptanmaması bu tanıyı en olası seçenek haline getirir.

Adım Adım Çözüm

1
Hemogram ve periferik yayma bulgularını analiz et.
Hastada pansitopeni (anemi, lökopeni, trombositopeni) ve buna eşlik eden düşük retikülosit oranı (kemik iliği üretim yetersizliği) saptanmıştır.
Kemik iliği yetmezliğini diğer pansitopeni nedenlerinden (periferik yıkım gibi) ayırt etmek için üretim hızı kritiktir.
2
Fizik muayene bulgularını değerlendir.
Organomegali (splenomegali) ve lenfadenopatinin olmaması, tanı listesinden lösemi, lenfoma ve depo hastalıklarını uzaklaştırır.
Aplastik anemide kemik iliği boşaldığı için ekstramedüller hematopoez veya infiltrasyon beklenmez.
3
Tanısal kriterleri birleştir.
Normal MCV ile seyreden hipoproliferatif pansitopeni ve organomegali yokluğu, aplastik anemi tanısını destekler.
Bu klinik tablo aplastik aneminin klasik sunumudur.

Anahtar Kavram

Aplastik Anemi Tanı Kriterleri

İpuçları

1
Fizik muayenede dalak büyüklüğünün (splenomegali) olmaması hematolojik malignitelerden uzaklaşmanızı sağlar.

Daha Fazla Pratik

Aplastik anemide kesin tanı için altın standart olan kemik iliği biyopsisi bulgularını (hiposellülarite, yağ dokusu artışı) gözden geçirin.
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 354Soru

4242 yaşında erkek hasta, son 22 aydır giderek artan halsizlik, eforla gelen nefes darlığı ve diş etlerinde fırçalama sonrası durmayan kanamalar şikayetiyle başvuruyor. Fizik muayenesinde konjonktivalar soluk saptanıyor ve alt ekstremitelerde yaygın peteşiler izleniyor; lenfadenopati veya splenomegali saptanmıyor. Laboratuvar tetkikleri aşağıda verilmiştir:

ParametreSonuç
Hemoglobin7.2 g/dL7.2\text{ g/dL}
MCV94 fL94\text{ fL}
Lökosit2.300/mm32.300\text{/mm}^3
Nötrofil800/mm3800\text{/mm}^3
Trombosit15.000/mm315.000\text{/mm}^3
Retikülosit%0.3\%0.3

Kemik iliği biyopsisinde sellülarite %15\%15 (hiposellüler) saptanıyor ve hematopoetik hücrelerin yerini büyük oranda yağ dokusunun aldığı görülüyor. Bu hastada "Aplastik Anemi" tanısını, benzer kemik iliği bulgularıyla seyreden "Hipoplastik Miyelodisplastik Sendrom"dan ayırmak için en değerli olan bulgu aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Kemik iliğinde belirgin displastik değişiklikler ve sitogenetik anomalilerin varlığı

Cevap

Kemik iliğinde belirgin displastik değişiklikler ve sitogenetik anomalilerin varlığı, hipoplastik MDS lehinedir.
Hipoplastik miyelodisplastik sendrom (hMDS) ile aplastik anemi (AA) klinik ve standart laboratuvar bulguları açısından birbirine çok benzer. Her ikisinde de pansitopeni ve hiposellüler kemik iliği görülür. Ancak hMDS'de, AA'nın aksine, hematopoetik hücrelerde belirgin displastik değişiklikler (halka sideroblastlar, mikromegakaryositler, hipolobüle nötrofiller gibi) ve karakteristik sitogenetik anomaliler (trizomi 8, monosomi 7 veya del 5q gibi) saptanır. Bu bulguların varlığı tanıyı MDS'ye yönlendirir.

Adım Adım Çözüm

1
Klinik ve laboratuvar bulgularını analiz et
Pansitopeni, retikülositopeni ve hiposellüler kemik iliği saptanmıştır.
Bu bulgular genel bir kemik iliği yetmezliğini gösterir.
2
Aplastik anemi ve hipoplastik MDS arasındaki farkları hatırla
Aplastik anemide kemik iliği 'boştur' ve displazi beklenmez; MDS'de ise hücre az olsa da kalanlarda displastik özellikler ve sitogenetik bozukluklar görülür.
Ayırıcı tanı klonallik ve morfoloji üzerine kuruludur.

Anahtar Kavram

Aplastik anemi tanısı koyarken, morfolojik displazi ve sitogenetik anomali içeren hipoplastik MDS dışlanmalıdır.

İpuçları

1
Her iki hastalık da kemik iliğinde hücre azlığı ile seyreder; farkı hücrelerin kalitesinde ve genetiğinde arayın.

Daha Fazla Pratik

Aplastik anemide Camitta kriterlerine göre ağır ve çok ağır sınıflamasını tekrar gözden geçirin.
Tahmini Süre:1m 15s
Soru 355Soru

67 yaşında kadın hasta, son 3 aydır giderek artan halsizlik, eforla gelen nefes darlığı ve diş eti kanamaları şikayetleriyle başvuruyor. Yapılan laboratuvar incelemelerinde şu bulgular saptanıyor:

ParametreDeğer
Hemoglobin8.1g/dL8.1 \, g/dL
MCV105fL105 \, fL
Lökosit1.900/μL1.900 / \mu L
Mutlak Nötrofil Sayısı550/μL550 / \mu L
Trombosit18.000/μL18.000 / \mu L

Kemik iliği aspirasyonunda %12 oranında blast ve her üç seride belirgin displazi izleniyor. Sitogenetik analizde 5-5, 7-7 ve +8+8 anomalilerinden oluşan kompleks karyotip; moleküler analizde ise TP53TP53 geninde iki farklı mutasyon (multi-hit) tespit ediliyor.

Bu hasta için Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ/WHO) 2022 sınıflaması ve prognostik özellikler göz önüne alındığında, aşağıdakilerden hangisi doğrudur?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: DSÖ 2022 sınıflamasına göre "Çoklu isabetli (multi-hit) TP53 mutasyonlu MDS" tanısı alır ve blast oranından bağımsız olarak en kötü prognoza sahip gruptadır.

Cevap

Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ) 2022 sınıflamasına göre, hastada saptanan çoklu isabetli (multi-hit) TP53 mutasyonu tanıyı belirleyen temel özelliktir ve bu durum blast oranından bağımsız olarak en kötü prognozu işaret eder.
Dünya Sağlık Örgütü'nün 2022 yılındaki güncel sınıflamasında, TP53 mutasyonları 'multi-hit' (çoklu isabetli) formda olduğunda bu durum blast sayısından bağımsız olarak çok agresif bir klinik seyir ve tedavi direnci ile karakterize olan ayrı bir hastalık alt tipi olarak kabul edilir. Bu hastalar IPSS-R skorundan bağımsız olarak en kötü sağkalım verilerine sahiptir.

Adım Adım Çözüm

1
Hemogram ve kemik iliği bulgularının değerlendirilmesi
Pansitopeni, makrositoz ve %12 blast oranı ile MDS tablosu (eski adıyla MDS-EB2, yeni adıyla MDS-IB2) ön plandadır.
Hastanın klinik ve laboratuvar bulguları miyelodisplazi ile uyumludur.
2
Sitogenetik ve moleküler bulguların entegrasyonu
Kompleks karyotip (5,7,+8-5, -7, +8) ve TP53TP53 multi-hit mutasyonu saptanmıştır.
Modern MDS tanısında genetik ve moleküler veriler sınıflamayı ve prognozu belirler.
3
DSÖ 2022 sınıflama kriterlerinin uygulanması
Hastanın tanısı "MDS with multi-hit TP53" (Çoklu isabetli TP53 mutasyonlu MDS) olarak kesinleşir.
DSÖ 2022 sınıflamasında multi-hit TP53 mutasyonu (iki farklı mutasyon veya bir mutasyon + 17p delesyonu/kaybı) spesifik bir antite olarak tanımlanmıştır.

Anahtar Kavram

DSÖ 2022 MDS Sınıflaması ve TP53 Mutasyonunun Prognostik Önemi

Daha Fazla Pratik

IPSS-R skorlama sistemindeki sitogenetik risk gruplarını (Very Good, Good, Intermediate, Poor, Very Poor) tekrar gözden geçirin.
Tahmini Süre:2m 0s
Soru 356Soru

38 yaşında erkek hasta, son günlerde vücudunda artan morluklar ve diş fırçalarken durmayan kanama şikayetleriyle acil servise başvuruyor. Fizik muayenede gövdede ve ekstremitelerde yaygın ekimozlar ve peteşiler izleniyor. Tam kan sayımında Hemoglobin: 8.2 g/dL, Lökosit: 2.100/mm³, Trombosit: 22.000/mm³ saptanıyor. Periferik yaymada yoğun granüllü atipik hücreler görülüyor. Kemik iliği biyopsisinde miyeloperoksidaz (MPO) pozitifliği saptanırken, akım sitometrik incelemede CD13 ve CD33 pozitif; CD34 ve HLA-DR negatif bulunuyor.

Bu hasta için en olası sitogenetik anomali ve ilişkili füzyon geni aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: t(15;17) – PML-RARA

Cevap

t(15;17) – PML-RARA
Hastanın klinik tablosu (kanama diyatezi), laboratuvar bulguları (pansitopeni, yoğun granüllü hücreler) ve özellikle immünfenotipik profili (CD34 ve HLA-DR negatifliği ile birlikte CD13/CD33 pozitifliği) Akut Promiyelositik Lösemi (APL) ile tam uyumludur. APL'nin karakteristik genetik bozukluğu, 15. ve 17. kromozomlar arasındaki translokasyon sonucu oluşan PML-RARA füzyon genidir.

Adım Adım Çözüm

1
Klinik tabloyu değerlendir
Genç hasta, pansitopeni (düşük lökosit, anemi, trombositopeni) ve belirgin kanama diyatezi (koagülopati/DIC bulguları) mevcut.
Kanama bulguları ve düşük fibrinojen şüphesi Akut Promiyelositik Lösemiyi (APL) düşündürmelidir.
2
İmmünfenotipik özellikleri analiz et
Hücreler miyeloid kökenli (MPO+, CD13+, CD33+) ancak CD34 ve HLA-DR negatiftir.
Miyeloid belirteçlerin varlığına rağmen CD34 ve HLA-DR negatifliği, APL (FAB M3) için patognomonik bir bulgudur. Diğer AML tiplerinde bu belirteçler genellikle pozitiftir.
3
Genetik korelasyonu kur
APL tanısı ile uyumlu sitogenetik anomali t(15;17)'dir.
t(15;17) translokasyonu PML-RARA füzyon genini oluşturur ve bu hastalığın moleküler temelidir.

Anahtar Kavram

Akut Promiyelositik Lösemi (APL) Tanısal Özellikleri

İpuçları

1
Hastada kanama eğilimi ön plandadır ve hücreler tipik kök hücre belirteçlerini (CD34, HLA-DR) taşımamaktadır.
2
Bu lösemi tipi 'tıbbi acil' olarak kabul edilir ve ATRA (All-trans retinoik asit) tedavisine yanıt verir.
3
Promiyelositik löseminin genetik karşılığı 15 ve 17 numaralı kromozomlar arasındadır.

Daha Fazla Pratik

APL tedavisinde kullanılan ajanların etki mekanizmaları ve Retinoik Asit Sendromu (Diferansiyasyon Sendromu) yönetimi çalışılabilir.
Tahmini Süre:1m 0s
Soru 357Soru

64 yaşında kadın hasta, rutin kontrollerinde saptanan trombosit yüksekliği nedeniyle hematoloji polikliniğine yönlendiriliyor. Fizik muayenede 3 cm splenomegali saptanıyor. Tam kan sayımında Hemoglobin: 12.5 g/dL, Lökosit: 14.200/mm³, Trombosit: 1.150.000/mm³ olarak bulunuyor. JAK2 V617F mutasyonu pozitif saptanıyor. Periferik yaymada lökoeritroblastik tablo veya gözyaşı hücresi (dakriyosit) izlenmiyor. Bu hastada Esansiyel Trombositemi (ET) ile Prefibrotik Primer Miyelofibrozis (Pre-PMF) ayırıcı tanısında, tanıyı kesin olarak Prefibrotik Primer Miyelofibrozis lehine koyduran kemik iliği biyopsi bulgusu aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Atipik, bulutsu (cloud-like) çekirdekli megakaryositlerin kümeleşmesi ve granülositik proliferasyon

Cevap

Atipik, bulutsu (cloud-like) çekirdekli megakaryositlerin kümeleşmesi ve granülositik proliferasyon
DSÖ (WHO) 2022 sınıflandırmasına göre, Prefibrotik Primer Miyelofibrozis (Pre-PMF) ile Esansiyel Trombositemi (ET) arasındaki en önemli ayrım kemik iliği morfolojisidir. Pre-PMF'de megakaryositler atipik, çekirdek/sitoplazma oranı bozulmuş, hipolobüle veya bulutsu (cloud-like) çekirdek yapısına sahiptir ve sıklıkla kümeler oluşturur (clustering). Ayrıca Pre-PMF'de granülositik proliferasyon ve sola kayma daha belirgindir. Buna karşın ET'de megakaryositler dev boyutlu ve hiperlobüle (staghorn/geyik boynuzu) çekirdeklidir.

Adım Adım Çözüm

1
Vakayı analiz et
Hasta trombositoz, hafif lökositoz ve splenomegali ile başvuruyor. JAK2 pozitif. Bu tablo MPN (ET, PV veya PMF) düşündürür.
Klinik ve laboratuvar bulguları miyeloproliferatif neoplaziyi işaret ediyor.
2
Ayırıcı tanı sorununu belirle
Soru, ET ile 'Prefibrotik' PMF arasındaki ayrımı sormaktadır. Her ikisinde de fibrozis yoktur veya azdır (MF 0-1) ve trombositoz görülebilir.
DSÖ (WHO) 2022 kriterlerine göre bu iki hastalığın ayrımı temel olarak kemik iliği morfolojisine dayanır.
3
Kemik iliği morfolojilerini karşılaştır
ET'de megakaryositler dev, hiperlobüle (staghorn) ve dağılmış haldedir. Pre-PMF'de ise megakaryositler atipik, hipolobüle, bulutsu (cloud-like) çekirdekli ve kümeler halindedir; ayrıca granülositik artış eşlik eder.
Megakaryosit morfolojisi ve yerleşimi ayırıcı tanıdaki en kritik patolojik bulgudur.

Anahtar Kavram

WHO 2022 kriterlerine göre ET ve Pre-PMF ayrımı kemik iliği morfolojisi (megakaryosit yapısı) ile yapılır; fibrozis derecesi bu aşamada ayırt edici değildir.

İpuçları

1
ET ve Pre-PMF klinik olarak benzer (yüksek trombosit) olabilir, ancak biyopsi görüntüleri farklıdır.
2
ET'de megakaryositler 'geyik boynuzu' gibi çok lobluyken, Pre-PMF'de daha 'bulutsu' ve atipiktir.
3
Prefibrotik (Pre-PMF) denmesinin sebebi henüz belirgin fibrozisin gelişmemiş olmasıdır, bu yüzden fibrozis ayırt edici değildir.

Daha Fazla Pratik

Primer Miyelofibrozis (PMF) prognostik skorlama sistemleri (DIPSS) hakkında bir soru çözülmesi önerilir.
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 358Soru

19 yaşında erkek hasta, son 2 aydır artan halsizlik ve diş eti kanamaları şikayetiyle başvuruyor. Özgeçmişinde sık akciğer enfeksiyonları geçirdiği öğreniliyor. Fizik muayenede solukluk, boyun ve gövdenin üst kısmında ağsı (retiküler) hiperpigmentasyon, el ve ayak tırnaklarında distrofik değişiklikler ve dilde lökoplaki plakları saptanıyor. Tam kan sayımında Hemoglobin: 7.2 g/dL7.2\text{ g/dL}, Lökosit: 2,100/mm32,100/\text{mm}^3, Trombosit: 18,000/mm318,000/\text{mm}^3 olarak bulunuyor. Kemik iliği biyopsisi hiposellüler olarak değerlendiriliyor. DEB (diepoksibütan) testi ile kromozom kırılma artışı saptanmayan bu hasta için en olası tanı aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Diskeratozis Konjenita

Cevap

Diskeratozis Konjenita
Soru kökünde tarif edilen retiküler hiperpigmentasyon, tırnak distrofisi ve oral lökoplaki bulguları Diskeratozis Konjenita'nın klasik 'mukokutanöz triadını' oluşturur. Bu hastalık telomer kısalığı ile giden bir kemik iliği yetmezliği sendromudur. Fanconi Anemisi gibi diğer kalıtsal sendromlar, özellikle DEB testi negatifliği ile ekarte edilmiştir.

Adım Adım Çözüm

1
Hastanın klinik tablosunu analiz et
Genç erkek hasta, pansitopeni (kemik iliği yetmezliği) ve spesifik fizik muayene bulguları (cilt, tırnak, mukoza) mevcut.
Kemik iliği yetmezliğinin edinsel mi yoksa kalıtsal mı olduğunu ayırt etmek için somatik bulgular önemlidir.
2
Mukokutanöz triadı tanı
Retiküler hiperpigmentasyon, tırnak distrofisi ve oral lökoplaki üçlüsü Diskeratozis Konjenita için patognomoniktir.
Bu üç bulgu %80-90 oranında görülür ve diğer kemik iliği yetmezliği sendromlarından ayırır.
3
Ayırıcı tanıları dışla
DEB testinin negatif olması Fanconi Anemisini dışlar. Somatik bulguların varlığı Edinsel Aplastik Anemiyi dışlar.
Fanconi anemisi klinik olarak benzerlik gösterebilse de kromozom kırılma testleri ile ayrılır.

Anahtar Kavram

Diskeratozis Konjenita, telomer idame mekanizmasındaki bozukluklar sonucu gelişen, mukokutanöz triad ve kemik iliği yetmezliği ile karakterize kalıtsal bir hastalıktır.
Soru 359Soru

Diş eti kanaması, halsizlik ve inatçı ateş şikayetleriyle başvuran 34 yaşındaki erkek hastanın fizik muayenesinde belirgin gingival hipertrofi, hepatosplenomegali ve gövdede lösemid ile uyumlu papüler lezyonlar saptanıyor. Tam kan sayımında lökosit 145.000/mm³, hemoglobin 8.5 g/dL ve trombosit 32.000/mm³ olarak bulunuyor. Kemik iliği biyopsisinde %80 oranında geniş sitoplazmalı blastik hücre infiltrasyonu izleniyor. Sitokimyasal incelemede blastlar Non-Spesifik Esteraz (NSE) ile pozitif boyanırken, florür ile inhibisyon gösteriyor. Bu hastada saptanması en muhtemel sitogenetik anomali aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: 11q23 (KMT2A) anomalileri

Cevap

11q23 (KMT2A) anomalileri
Soruda tarif edilen klinik tablo (gingival hipertrofi, leukemia cutis) ve laboratuvar bulguları (NSE pozitifliği, florür inhibisyonu), Akut Monositer Lösemi (AML-M5) tanısını koydurur. Monositik lösemilerde ekstramedüller tutulum (diş eti, cilt, santral sinir sistemi) diğer AML tiplerine göre çok daha sıktır. Sitogenetik olarak AML-M5 vakaları, 11q23 kromozom bölgesindeki KMT2A (MLL) genini içeren düzenlenmelerle (en sık t(9;11)) güçlü bir ilişki gösterir.

Adım Adım Çözüm

1
Klinik ve laboratuvar bulgularını analiz et.
Gingival hipertrofi (diş eti büyümesi), lösemid (cilt tutulumu) ve yüksek lökosit sayısı doku infiltrasyonunun belirgin olduğu bir lösemi tipini işaret eder.
Bu bulgular özellikle monositik seriden köken alan lösemilerde (AML-M4 veya M5) görülür.
2
Sitokimyasal boyama sonuçlarını yorumla.
Non-Spesifik Esteraz (NSE) pozitifliği ve florür inhibisyonu, hücrelerin monosit kökenli olduğunu doğrular.
Miyeloblastlar genellikle MPO pozitiftir; monoblastlar ise NSE pozitiftir. Bu durum tanıyı Akut Monositer Lösemi (AML-M5) olarak netleştirir.
3
Tanımlanan alt tiple ilişkili genetik anomaliyi belirle.
Akut Monositer Lösemi (AML-M5) sıklıkla 11q23 bölgesindeki KMT2A (eski adıyla MLL) geni anomalileri (özellikle t(9;11)) ile ilişkilidir.
Diğer şıklardaki translokasyonlar farklı AML alt tiplerine (M2, M3, M4Eo) özgüdür.

Anahtar Kavram

Akut Monositer Lösemi (AML-M5) kliniği (gingival hipertrofi, doku infiltrasyonu) ve genetik ilişkisi (11q23/MLL anomalileri).

İpuçları

1
Hastadaki en belirgin fizik muayene bulgusu olan diş eti büyümesi (gingival hipertrofi), lösemik hücrelerin dokulara sızma kapasitesinin yüksek olduğunu gösterir.
2
Sitokimyada Non-Spesifik Esteraz (NSE) pozitifliği, hücrelerin miyeloid değil monositik kökenli olduğunu kanıtlar.
3
Monositik seriden köken alan bu lösemi tipi (AML-M5), sıklıkla MLL (KMT2A) genini içeren 11. kromozom anomalileri ile birliktelik gösterir.

Daha Fazla Pratik

AML prognoz sınıflandırmasında KMT2A anomalilerinin hangi risk grubunda (genellikle orta veya kötü) yer aldığını inceleyiniz.
Tahmini Süre:2m 0s
Soru 360Soru

5858 yaşında erkek hasta, son birkaç aydır belirginleşen baş ağrısı, halsizlik, banyo sonrası ortaya çıkan yaygın kaşıntı ve karın sol üst kadranda dolgunluk hissi ile başvuruyor. Fizik muayenesinde pletora ve trazesi kot kavisini 33 cm geçen splenomegali saptanıyor. Laboratuvar incelemesinde; Hemoglobin: 16.716.7 g/dL, Hematokrit: %50\%50, Lökosit: 12.80012.800/mm³, Trombosit: 490.000490.000/mm³, Serum eritropoetin (EPO): 33 mU/mL (N:525N: 5-25) ve periferik kanda JAK2JAK2 V617F mutasyonu pozitif olarak saptanıyor. Bu hasta için WHO 2022 kriterlerine göre Polisitemia Vera (PV) tanısı koyabilmek için aşağıdakilerden hangisinin gösterilmesi zorunludur?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Kemik iliği biyopsisinde eritroid, granülositik ve megakaryositik serilerde belirgin proliferasyon (panmiyelozis) saptanması

Cevap

Kemik iliği biyopsisinde panmiyelozis (üç seride artış) gösterilmesi, hastanın klinik ve laboratuvar bulguları ışığında WHO 2022 kriterlerine göre tanı için zorunlu olan majör kriterdir.
WHO 2022 kriterlerine göre Polisitemia Vera tanısı koymak için üç majör kriterin (Yüksek Hb/Hct, Kemik iliği panmiyelozisi, JAK2 mutasyonu) tamamı veya ilk iki majör kriter ile birlikte minör kriterin (Düşük EPO) bulunması şarttır. Bu hastada Hb/Hct (Majör 1), JAK2 (Majör 3) ve düşük EPO (Minör) bulunmasına rağmen, tanıyı kesinleştirmek için Majör 2 kriteri olan kemik iliği biyopsisi zorunludur. Kemik iliğinde eritroid, granülositik ve megakaryositik serilerin hepsinde artış (panmiyelozis) görülmesi PV için patognomoniktir.

Adım Adım Çözüm

1
Klinik bulguların değerlendirilmesi
Akuajenik kaşıntı (banyo sonrası kaşıntı), pletora ve splenomegali miyeloproliferatif neoplazi, özellikle Polisitemia Vera (PV) için tipiktir.
Hastalığın klinik ön tanısını belirlemek.
2
WHO 2022 Majör 1 Kriterinin kontrolü
Erkek hasta için Hb >16.5>16.5 g/dL veya Hct >%49>\%49 eşik değerleridir. Hastanın değerleri (16.716.7 g/dL ve %50\%50) bu kriteri karşılamaktadır.
Primer eritrositoz varlığını doğrulamak.
3
Mevcut mutasyon ve minör kriterlerin kontrolü
JAK2 V617F pozitifliği (Majör 3) ve serum EPO düşüklüğü (Minör kriter) mevcuttur.
Kriter setindeki eksik parçayı belirlemek.
4
Tanı kombinasyonunun tamamlanması
WHO 2022'ye göre tanı için ya 3 majör kriterin tamamı ya da ilk 2 majör + 1 minör kriter gereklidir. Her iki durumda da 'Majör 2' olan kemik iliği biyopsisi (panmiyelozis) zorunludur.
Kesin tanıya ulaşmak.

Anahtar Kavram

Polisitemia Vera WHO 2022 Tanı Kriterleri

Daha Fazla Pratik

Primer Miyelofibrozis (PMF) ile Pre-fibrotik evre arasındaki ayrımda kemik iliği biyopsisinin rolünü inceleyiniz.
Tahmini Süre:2m 0s
ÖncekiSayfa 18 / 21Sonraki
Hematoloji — TUS - Tıpta Uzmanlık Sınavı — Sayfa 18 | Examkin