Endokrin Sistem Farmakolojisi

222 soru

Soru 1Soru

4545 yaşında erkek hasta, belirgin flushing (yüzde kızarma) ve şiddetli sulu diyare şikayetleriyle polikliniğe başvuruyor. Yapılan incelemeler sonucunda karsinoid sendrom tanısı konulan bu hastada, hormon salınımını inhibe ederek semptomları kontrol altına almak amacıyla kullanılan somatostatin analoğu aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Oktreotid

Cevap

Oktreotid
Oktreotid, doğal somatostatinin farmakolojik bir analoğudur. SSTR2SSTR_2 ve SSTR5SSTR_5 reseptörlerine yüksek afinite ile bağlanarak büyüme hormonu, glukagon, insülin, gastrin ve serotonin gibi birçok hormonun salınımını güçlü bir şekilde inhibe eder. Bu özelliği nedeniyle karsinoid sendromdaki flushing ve diyare gibi semptomların tedavisinde ilk tercihtir.

Adım Adım Çözüm

1
Klinik bulguları analiz et.
Hastadaki flushing ve diyare semptomları karsinoid sendromu işaret etmektedir.
Karsinoid sendrom, aşırı hormon (serotonin vb.) salınımıyla karakterizedir.
2
Tedavi stratejisini belirle.
Bu semptomları kontrol etmek için hormon salınımını durduracak bir somatostatin analoğu gereklidir.
Somatostatin, vücuttaki birçok endokrin ve ekzokrin salgıyı inhibe eden 'evrensel fren' hormonudur.
3
Doğru ilacı seç.
Oktreotid, somatostatin reseptörlerine bağlanarak bu inhibisyonu sağlar.
Oktreotid, somatostatinin daha uzun yarı ömürlü ve klinik kullanımda tercih edilen analoğudur.

Anahtar Kavram

Somatostatin analoglarının (Oktreotid) endokrin salgıları inhibe edici etkisi.
Tahmini Süre:45s
Soru 2Soru

Hipertiroidi tanısıyla propiltiourasil veya metimazol tedavisi başlanan bir hastada, bu ilaçların en nadir fakat en ciddi yan etkilerinden biri olan agranülositozun erken fark edilebilmesi kritik önem taşır. Buna göre, hastanın aşağıdaki semptomlardan hangisinin varlığında ilacı keserek derhal bir sağlık kuruluşuna başvurması önerilmelidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Boğaz ağrısı ve yüksek ateş

Cevap

Boğaz ağrısı ve yüksek ateş, agranülositozun erken belirtileridir.
Doğru yanıt olan boğaz ağrısı ve ateş kombinasyonu, agranülositozun (mutlak nötrofil sayısının < 500/mm3500/mm^3 olması) en tipik klinik başlangıç formudur. Tiyoamid tedavisi alan hastalara, bu semptomlar geliştiğinde ilacı hemen kesmeleri ve tam kan sayımı yaptırmaları konusunda mutlaka eğitim verilmelidir.

Adım Adım Çözüm

1
Antitiroid ilaçların (tiyoamidler) en riskli yan etkisini hatırla.
Agranülositoz (nötrofil sayısının ileri derecede azalması).
Hayati risk taşıyan bu yan etki, tedavinin her anında gelişebilir.
2
Agranülositozun klinik yansımasını analiz et.
Bağışıklık sisteminin çökmesi sonucu gelişen fırsatçı enfeksiyon belirtileri.
Nötrofil eksikliği en hızlı şekilde boğaz enfeksiyonları ve sistemik ateş ile sinyal verir.
3
Hasta eğitimi için en pratik izleme yöntemini belirle.
Ateş ve boğaz ağrısı varlığında tam kan sayımı yapılması ve ilacın kesilmesi.
Erken müdahale mortaliteyi belirgin şekilde azaltır.

Anahtar Kavram

Tiyoamid grubu ilaçların (propiltiourasil ve metimazol) ortak yan etkisi olan agranülositozun klinik takibi.
Soru 3Soru

Adrenokortikosteroidlerin karbonhidrat metabolizması üzerindeki etkileri; karaciğerde glukoneogenezi artırırken, periferik dokularda glukoz kullanımını azaltmaları ile karakterizedir. Bu metabolik değişimler, uzun süreli tedavi alan hastalarda "steroid diyabeti" olarak adlandırılan klinik tablonun temelini oluşturur. Buna göre, glukokortikoidlerin iskelet kası düzeyinde insülin direncine ve hiperglisemiye yol açan temel hücresel mekanizması aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: İnsülin aracılı GLUT4 translokasyonunun ve glukoz alımının inhibisyonu

Cevap

İnsülin aracılı GLUT4 translokasyonunun ve glukoz alımının inhibisyonu
Doğru seçenek olan glukoz alımının baskılanması, glukokortikoidlerin iskelet kası ve yağ dokusundaki temel etkisidir. Bu hormonlar, insülinin GLUT4 taşıyıcılarını hücre membranına taşıma kapasitesini doğrudan ve dolaylı yollarla baskılayarak, kandaki glukozun kas hücreleri tarafından kullanılmasını engeller ve post-prandiyal hiperglisemiye neden olurlar.

Adım Adım Çözüm

1
Kortizolün metabolik etkilerinin organ spesifikliğinin analiz edilmesi
Glukokortikoidler karaciğerde anabolik (glukoneogenez artışı), kas ve yağ dokusunda katabolik (glukoz alımı azalması) etki gösterir.
Hiperglisemi hem üretim artışı hem de kullanım azalmasının bir sonucudur.
2
Kas dokusundaki moleküler mekanizmanın belirlenmesi
İskelet kasında insülin sinyali sonrası GLUT4 taşıyıcılarının membrana çıkışı engellenir.
Bu durum post-reseptör düzeyde bir insülin direnci mekanizmasıdır.
3
Çeldirici olan karaciğer mekanizması ile ayrım yapılması
PEPCK enzimi indüksiyonu sadece glukoneogenetik dokularda (karaciğer/böbrek) hiperglisemiye katkı sağlar.
Soru kökünde özellikle 'iskelet kası' vurgulandığı için bu seçenek elenir.

Anahtar Kavram

Glukokortikoidlerin periferik insülin direnci mekanizması (GLUT4 inhibisyonu)

Alternatif Yöntem

Organ bazlı tablo oluşturma: Karaciğer (PEPCK ↑, Glikojen Sentaz ↑, Glukoneogenez ↑) vs Kas (GLUT4 ↓, Protein Katabolizması ↑, Glukoz Alımı ↓).
Tahmini Süre:2m 0s
Soru 4Soru

28 yaşında, 9 haftalık gebe ve eşlik eden bronşiyal astım öyküsü olan bir hasta, çarpıntı, terleme ve sinirlilik şikayetleri ile başvuruyor. Laboratuvar tetkiklerinde hipertiroidi (Graves hastalığı) ile uyumlu bulgular saptanıyor. Bu hastada semptomatik kontrol ve antitiroid tedavi için başlanması en uygun ilaç çifti ve seçilen antitiroid ilacın etki mekanizması aşağıdakilerin hangisinde doğru verilmiştir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Metoprolol – Propiltiourasil; Tiroid peroksidaz inhibisyonu ve periferik T4'ün T3'e dönüşümünün engellenmesi

Cevap

Metoprolol – Propiltiourasil; Tiroid peroksidaz inhibisyonu ve periferik T4'ün T3'e dönüşümünün engellenmesi
Bu hastada iki temel kısıtlılık vardır: Astım ve Gebelik (1. trimester). Astım nedeniyle non-selektif beta blokörlerden (Propranolol) kaçınılmalı ve Beta-1 selektif olan Metoprolol tercih edilmelidir. Gebeliğin ilk trimesterinde ise Metimazol'ün teratojenik etkileri (aplasia cutis) nedeniyle Propiltiourasil (PTU) ilk seçenektir. Ayrıca PTU, Metimazol'den farklı olarak tiroid hormon sentezini inhibe etmesinin yanı sıra periferik dokularda Tip 1 5'-deiyodinaz enzimini inhibe ederek T4'ün aktif T3'e dönüşümünü de engeller.

Adım Adım Çözüm

1
Hastanın ek hastalıklarını ve durumunu analiz et
Hasta 1. trimester gebe (teratojenite riski) ve astım hastası (bronkokonstrüksiyon riski).
İlaç seçiminde kontrendikasyonları belirlemek için.
2
Semptomatik tedavi için uygun beta blokörü seç
Propranolol non-selektif olduğu için astımda kontrendikedir; Metoprolol veya Atenolol gibi Beta-1 selektif ajanlar tercih edilmelidir.
Astım atağını tetiklememek için Beta-2 blokajından kaçınılmalıdır.
3
Antitiroid ilacı ve mekanizmasını belirle
Gebeliğin ilk 3 ayında Metimazol (aplasia cutis riski) yerine Propiltiourasil (PTU) tercih edilir. PTU, hem sentezi hem de periferik dönüşümü engeller.
Gebelik güvenliği ve PTU'nun farmakodinamik profilinin doğru tanımlanması.

Anahtar Kavram

Hipertiroidi tedavisinde komorbiditeye göre ilaç seçimi

İpuçları

1
Hastanın astım öyküsü, beta blokör seçiminde seçiciliğin (selektivite) önemli olduğunu gösterir.
2
Gebeliğin ilk 3 ayında (1. trimester) plasenta geçişi ve teratojenite riski nedeniyle Metimazol yerine başka bir ilaç tercih edilir.

Daha Fazla Pratik

Tiroid fırtınası tedavisinde kullanılan ilaçların uygulama sırasını ve nedenlerini gözden geçirin.
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 5Soru

5050 yaşında, meme koruyucu cerrahi ve radyoterapi sonrası östrojen reseptörü pozitif (ER+ER+) meme kanseri tanısıyla yardımcı (adjuvan) olarak tamoksifen tedavisine başlanan bir kadın hasta, tedavinin yan etkisi olarak gelişen şiddetli sıcak basmaları (vazomotor semptomlar) ve eşlik eden depresif belirtiler nedeniyle polikliniğe başvurmuştur. Bu hastada semptomların kontrolü amacıyla aşağıdaki ilaçlardan hangisinin kullanılması, CYP2D6 enzimini güçlü bir şekilde inhibe ederek tamoksifenin en aktif metaboliti olan endoksifen oluşumunu engeller ve antitümöral tedavinin başarısız olmasına yol açabilir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Paroksetin

Cevap

Paroksetin kullanımı, CYP2D6 enzimini güçlü bir şekilde inhibe ederek tamoksifenin biyotransformasyonunu bozar.
Paroksetin, güçlü bir CYP2D6 inhibitörüdür. Tamoksifenin meme kanseri tedavisindeki başarısı, CYP2D6 enzimi tarafından aktif metaboliti olan endoksifene dönüştürülmesine bağlıdır. Paroksetin bu dönüşümü engelleyerek ilacın terapötik etkisini ortadan kaldırabilir. Bu nedenle meme kanseri hastalarında vazomotor semptomlar (sıcak basması) için venlafaksin, desvenlafaksin veya gabapentin gibi CYP2D6'yı etkilemeyen seçenekler tercih edilmelidir.

Adım Adım Çözüm

1
Tamoksifenin farmakokinetik profilini değerlendir
Tamoksifenin kendisi zayıf bir östrojen reseptör antagonistidir; asıl etkinliğini sağlayan aktif metabolitleri olan 44-hidroksitamoksifen ve endoksifendir.
Tamoksifen bir ön-ilaç (prodrug) gibi davranır.
2
Aktivasyondan sorumlu spesifik enzimi tanımla
Tamoksifenin en güçlü antitümöral etkiye sahip metaboliti olan endoksifene dönüşümü birincil olarak CYP2D6 enzimi aracılığıyla gerçekleşir.
CYP2D6 polimorfizmleri veya inhibisyonu tedavinin başarısını doğrudan etkiler.
3
İlaç etkileşimini analiz et
Paroksetin ve fluoksetin gibi güçlü CYP2D6 inhibitörleri, bu aktivasyon yolunu bloke ederek endoksifen plazma düzeylerini belirgin şekilde düşürür.
Onkoloji pratiğinde bu ilaçların tamoksifen ile birlikte kullanımı kontrendike kabul edilir veya kaçınılmalıdır.

Anahtar Kavram

Tamoksifen bir ön-ilaçtır ve antitümöral etkinliği için CYP2D6 enzimi aracılığıyla endoksifene dönüşmesi şarttır.

Daha Fazla Pratik

Tamoksifenin kemik dokusundaki agonist (koruyucu), endometriumdaki agonist (hiperplazi riski) ve meme dokusundaki antagonist etkilerini karşılaştırınız.
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 6Soru

Postmenopozal osteoporoz tedavisinde kullanılan azotlu bisfosfonatların (örneğin alendronat, zoledronat), mevalonat yolunda yer alan farnesil pirofosfat sentaz enzimini inhibe ettikleri bilinmektedir. Bu enzimatik inhibisyonun, osteoklast hücrelerinde apoptozu indükleyen ve kemik rezorpsiyonunu durduran asıl moleküler mekanizması aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Düzenleyici küçük GTP bağlayan proteinlerin (Ras, Rho, Rac) izoprenilasyonunun (prenilasyon) engellenmesi

Cevap

Düzenleyici küçük GTP bağlayan proteinlerin (Ras, Rho, Rac) izoprenilasyonunun (prenilasyon) engellenmesi
Azotlu bisfosfonatlar (Alendronat, Risedronat, Zoledronat), mevalonat yolunda anahtar bir enzim olan farnesil pirofosfat sentazı (FPPS) inhibe ederler. Bu inhibisyon, hücre içi sinyal iletimi ve hücre iskeleti (sitoskeleton) organizasyonu için kritik olan küçük GTPaz proteinlerinin (Ras, Rho, Rac, Cdc42) lipid modifikasyonunu (farnesilasyon veya geranilgeranilasyon = genel adıyla prenilasyon) engeller. Prenile olamayan bu proteinler hücre zarına lokalize olamaz ve işlev göremez; sonuçta osteoklastların kemik yüzeyine tutunması bozulur, fırçamsı kenar (ruffled border) kaybolur ve hücre apoptoza sürüklenir.

Adım Adım Çözüm

1
İlacın sınıfını ve hedef enzimini belirle
Azotlu bisfosfonatlar → Farnesil Pirofosfat Sentaz (FPPS) inhibitörleri.
Soru kökünde verilen bilgi.
2
Bu enzimin biyokimyasal yoldaki rolünü analiz et
FPPS, mevalonat yolunda farnesil pirofosfat ve geranilgeranil pirofosfat üretiminden sorumludur.
Biyokimyasal yolak bilgisi.
3
Üretilemeyen moleküllerin hücresel sonuçlarını değerlendir
Farnesil ve geranilgeranil grupları, Ras, Rho, Rac gibi küçük G proteinlerine eklenerek (prenilasyon) onların hücre zarına tutunmasını sağlar. Bu süreç engellenince osteoklastların 'ruffled border' (fırçamsı kenar) yapısı bozulur ve hücre apoptoza gider.
Mekanizma-sonuç ilişkisi.

Anahtar Kavram

Azotlu Bisfosfonatların Moleküler Mekanizması (Prenilasyon İnhibisyonu)

İpuçları

1
Bu ilaçlar kolesterol sentez yoluna (mevalonat yolu) ait bir enzimi bloke eder.
2
Enzim inhibisyonu sonucunda, hücre iskeletini düzenleyen proteinlerin hücre zarına 'çapalanması' (lipid kuyruk eklenmesi) engellenir.

Daha Fazla Pratik

Denosumab'ın etki mekanizması ve OPG ile ilişkisi üzerine çalışılması önerilir.
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 7Soru

Polikistik over sendromu (PKOS) tanısı alan bir kadın hastada hirsutizm tedavisi için reçete edilen; androjen reseptörlerini kompetitif olarak bloke etmesinin yanı sıra 17α17\alpha-hidroksilaz ve 17,2017,20-liyaz enzimlerini inhibe ederek testosteron sentezini de baskılayan ilaç aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Spironolakton

Cevap

Spironolakton
Doğru cevap olan ilaç, mineralokortikoid reseptör antagonisti olarak bilinmesine rağmen, farmakolojide önemli bir antiandrojenik profile sahiptir. Hem androjen reseptörlerini kompetitif olarak bloke eder hem de steroid sentez yolunda kritik rol oynayan 17α17\alpha-hidroksilaz ve 17,2017,20-liyaz enzimlerini inhibe ederek testosteron ve dihidrotestosteron düzeylerini düşürür. Bu özellikleri sayesinde PKOS gibi durumlarda hirsutizm tedavisinde yaygın olarak kullanılır.

Adım Adım Çözüm

1
Klinik bağlamı ve ilaç mekanizmasını analiz etmek
Hirsutizm tedavisinde hem reseptör blokajı hem de sentez inhibisyonu (17α17\alpha-hidroksilaz ve 17,2017,20-liyaz) yapan ilaç aranmaktadır.
Soruda belirtilen çift mekanizma Spironolakton'u diğer antiandrojenlerden ayıran temel özelliktir.
2
Seçeneklerdeki diğer ilaçların mekanizmalarını elemek
Finasterid enzim inhibitörüdür ancak farklı bir basamağı (5α5\alpha-redüktaz) etkiler. Flutamid ve Bikalutamid ise sadece reseptör blokajı yapar.
Mekanizma farklılıkları ilacın doğru tanımlanmasını sağlar.

Anahtar Kavram

Spironolakton'un dual antiandrojenik etkisi
Tahmini Süre:1m 0s
Soru 8Soru

Adrenokortikal karsinom tanısı alan ve cerrahi sonrası nüksü önlemek amacıyla sitotoksik etkili bir adrenokortikal süpresan olan mitotan (o,p'-DDD) tedavisine başlanan bir hastada, bu ilacın farmakolojik özellikleri ve klinik yönetimi ile ilgili aşağıdaki ifadelerden hangisi doğrudur?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Güçlü bir CYP3A4CYP3A4 indükleyicisi olduğu için beraberinde uygulanan glukokortikoid replasman tedavisinde normalden daha yüksek dozlara ihtiyaç duyulur.

Cevap

Mitotan kullanımı sırasında replasman amacıyla verilen glukokortikoidlerin dozunun artırılması gerekliliği doğrudur çünkü ilaç güçlü bir CYP3A4CYP3A4 indükleyicisidir.
Doğru olan ifade, mitotanın güçlü bir CYP3A4CYP3A4 indükleyicisi olması nedeniyle replasman steroid dozunun artırılması gerektiğidir. Mitotan kullanımı, adrenal korteksin sitotoksik yıkımı sonucu mutlak adrenal yetmezliğe yol açar. Ancak bu yetmezliği gidermek için verilen glukokortikoidler, mitotanın karaciğerde steroid metabolize eden enzimleri (CYP3A4CYP3A4) aşırı indüklemesi nedeniyle çok hızlı yıkılır. Bu yüzden, standart Addison hastalığı dozlarından çok daha yüksek dozlarda (genellikle 2-3 kat) replasman yapılması gerekir.

Adım Adım Çözüm

1
İlacın temel etki mekanizmasını ve kullanım amacını belirle.
Mitotan, adrenal korteks üzerinde sitotoksik/adrenolitik etki gösteren, mitokondriyal fonksiyonları bozan bir ajandır; adrenokortikal karsinomda kullanılır.
Tedavi protokolünü anlamak için ilacın primer etkisini bilmek gerekir.
2
İlacın adrenal korteks üzerindeki yayılımını analiz et.
Zona faskülata, retikülaris ve glomerüloza tabakalarının tamamında yıkıma neden olur.
Replasman ihtiyacının (glukokortikoid + mineralokortikoid) kapsamını belirlemek için gereklidir.
3
İlacın farmakokinetik etkileşimlerini (enzim indüksiyonu) değerlendir.
Mitotan, karaciğerde CYP3A4CYP3A4 enzimini indükleyerek steroidlerin metabolik yıkımını hızlandırır.
Ekzojen glukokortikoid dozunun neden normalden yüksek (genellikle 2-3 kat) olması gerektiğini açıklar.
4
Plazma proteinlerine bağlanma etkisini gözden geçir.
Mitotan karaciğerde CBG sentezini artırır.
Laboratuvar testlerinin (total kortizol) neden klinik durumu tam yansıtmadığını anlamayı sağlar.

Anahtar Kavram

Mitotan'ın adrenolitik etkisi ile beraber seyreden güçlü enzim indüksiyonu ve CBG artırıcı özellikleri.
Tahmini Süre:2m 0s
Soru 9Soru

39 yaşındaki multipar bir hasta, ikiz gebelik nedeniyle gerçekleşen vajinal doğumun ardından uterus atonisine bağlı şiddetli postpartum kanama tablosuyla değerlendirilmektedir. Hastanın tıbbi özgeçmişinde preeklampsi (hipertansiyon ve proteinüri) ve bronşiyal astım tanıları mevcuttur. Oksitosin infüzyonuna rağmen uterus tonusu yetersiz kalan bu hastada uygulanacak ek farmakolojik tedaviler ile ilgili aşağıdaki ifadelerden hangisi doğrudur?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Metilergonovin, vasküler düz kaslardaki α1\alpha_1 ve 5HT2A5-HT_{2A} reseptörleri üzerinden vazokonstrüksiyona neden olabileceğinden, preeklamptik olan bu hastada kan basıncı kontrolünü bozma riski nedeniyle kaçınılmalıdır.

Cevap

Metilergonovin, vasküler düz kaslardaki reseptörler üzerinden vazokonstrüksiyona neden olabileceği için preeklamptik hastalarda kaçınılmalıdır.
Metilergonovin, uterus düz kasında tetanik ve güçlü bir kasılma oluşturarak atoni kanamasında etkili olsa da, vasküler düz kaslardaki α1\alpha_1 ve 5HT2A5-HT_{2A} reseptörlerini de uyardığı için sistemik kan basıncını yükseltir. Preeklamptik bir hastada bu durum serebrovasküler olay veya kriz riskini artırdığı için kesin bir kontrendikasyondur.

Adım Adım Çözüm

1
Hastanın klinik durumunu ve ek hastalıklarını analiz et.
Hastada postpartum atoni kanaması var; eşlik eden durumlar ise preeklampsi ve astım.
Uterotonik ilaçların yan etki profilleri bu hastalıklarla doğrudan etkileşime girer.
2
Ergot alkaloidlerinin (Metilergonovin) etkisini değerlendir.
Metilergonovin α1\alpha_1 ve serotonerjik reseptörler üzerinden hem uterusta tetanik kasılma hem de sistemik vazokonstrüksiyon yapar.
Vazokonstrüktör etkisi preeklamptik/hipertansif hastalarda tehlikelidir.
3
Prostaglandin analoğu Karboprost'un etkisini değerlendir.
PGF2αPGF_{2\alpha} analoğu olan karboprost, GqG_q yolunu kullanarak hem uterusu hem de bronşları kasar.
Bronkokonstrüktör etkisi nedeniyle astımlı hastalarda kontrendikedir.
4
Tokolitik ajanların (Atosiban, Nifedipin) uygunluğunu kontrol et.
Bu ilaçlar uterus kontraksiyonlarını baskılar.
Atoni kanaması olan bir hastada kontraksiyonları baskılayan ilaç kullanılması kanamayı şiddetlendirir.

Anahtar Kavram

Uterotonik ilaçların (Ergotlar, Prostaglandinler) sistemik yan etkileri ve spesifik kontrendikasyonları (Hipertansiyon, Astım).

Daha Fazla Pratik

Uterotonik ilaçların maternal yan etkileri ile birlikte, tokolitik ilaçların (özellikle ritodrin ve magnezyum) fetal ve maternal metabolik etkilerini (hipokalemi, hiperglisemi) karşılaştıran tabloları inceleyiniz.
Tahmini Süre:2m 30s
Soru 10Soru

Meme kanseri tanısı alan postmenopozal bir kadında, periferik yağ dokusunda androjenlerin östrojene dönüşümünü sağlayan enzim sistemini inhibe ederek östrojen düzeylerini azaltan ilaç aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Anastrozol

Cevap

Androjenlerin östrojene dönüşümünü katalize eden aromataz enzimini inhibe eden ilaç anastrozoldür.
Doğru yanıt olan seçenek, aromataz enzimini inhibe ederek periferik dokularda androjenlerin (androstenedion ve testosteron) östrojenlere (östron ve östradiol) dönüşümünü engeller. Bu durum, özellikle postmenopozal dönemdeki meme kanseri hastalarında temel östrojen kaynağını kuruttuğu için tercih edilir.

Adım Adım Çözüm

1
Postmenopozal dönemdeki östrojen kaynağının belirlenmesi
Bu dönemde östrojen, overlerden ziyade periferik dokularda (yağ dokusu gibi) androjenlerin dönüşümüyle oluşur.
Tedavi stratejisini belirlemek için östrojenin sentez yolunu anlamak gerekir.
2
Sentez basamağındaki ana enzimin tanımlanması
Androstenedion ve testosteronun sırasıyla östron ve östradiola dönüşümünü 'aromataz' enzimi sağlar.
İlacın hedef aldığı moleküler yapıyı belirlemek için gereklidir.
3
Enzimi inhibe eden ilacın seçilmesi
Anastrozol, letrozol ve eksemestan gibi ilaçlar aromataz inhibitörleridir.
Sentezi durdurarak östrojen bağımlı tümör gelişimini engellemek hedeflenir.

Anahtar Kavram

Aromataz İnhibisyonu

Daha Fazla Pratik

SERM'lerin doku spesifik agonist/antagonist etkilerini ve endometriyum kanseri riski açısından farklarını karşılaştıran bir tablo hazırlayınız.
Tahmini Süre:45s
Soru 11Soru

5252 yaşında tip 22 diyabetes mellitus tanılı erkek hastanın tedavisine glisemik kontrolü sağlamak amacıyla bir sodyum-glukoz ko-transporter 22 (SGLT-22) inhibitörü olan dapagliflozin eklenmiştir. Bu ilacın proksimal tübülde glukoz geri emilimini inhibe etmesine bağlı olarak hastada gelişme riski en yüksek olan yan etki aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Genital mikotik (fungal) enfeksiyonlar

Cevap

SGLT-22 inhibitörlerinin kullanımına bağlı olarak en sık görülen ve beklenen yan etki genital mikotik enfeksiyonlardır.
SGLT-22 inhibitörleri (dapagliflozin, empagliflozin, kanagliflozin), böbrek proksimal tübülünde glukozun geri emilimini sağlayan sodyum-glukoz ko-transporter 22 proteinini inhibe ederler. Bu durum, glukozun idrarla atılmasına (glukozüri) yol açar. İdrardaki glukoz miktarının artması, genital bölgede Candida gibi fungal mikroorganizmaların çoğalması için ideal bir ortam oluşturur. Bu nedenle genital mikotik enfeksiyonlar (vulvovajinit, balanit vb.) bu ilaç grubunun en karakteristik ve sık görülen yan etkisidir.

Adım Adım Çözüm

1
İlacın sınıfını ve temel etki mekanizmasını belirlemek.
Dapagliflozin bir SGLT-22 inhibitörüdür ve böbrek proksimal tübüllerinden glukozun geri emilimini engeller.
SGLT-22 proteinleri, böbrekten süzülen glukozun yaklaşık %90\%90'ının geri emilmesinden sorumludur.
2
Mekanizmanın idrar içeriği üzerindeki etkisini saptamak.
Geri emilemeyen glukoz idrarla atılır (glukozüri).
İlaç glukozun kan dolaşımına dönmesini engelleyerek idrarda şeker konsantrasyonunu artırır.
3
İdrardaki glukoz artışının klinik sonucunu yorumlamak.
İdrar yollarında ve genital bölgede mikroorganizma (özellikle Candida) üremesi kolaylaşır.
Glukoz mantarlar için temel bir besin kaynağıdır ve yüksek konsantrasyonlu glukoz içeren idrar, enfeksiyon riskini doğrudan artırır.

Anahtar Kavram

SGLT-22 inhibitörleri glukozüriye neden olarak genital ve üriner sistem enfeksiyon riskini artırır.
Soru 12Soru

Hirsutizm ve prostatik hipertrofi patofizyolojisinde kritik rol oynayan dihidrotestosteron (DHTDHT) sentezini baskılamak amacıyla kullanılan bir ilaç; serum DHTDHT düzeylerini %95\%95 gibi yüksek bir oranda azaltırken, serum testosteron seviyelerinde telafi edici hafif bir artışa neden olmuştur. Yapılan biyokimyasal analizler, bu ilacın hem karaciğerdeki tip 11 hem de genitouriner sistemdeki tip 22 5α5\alpha-redüktaz enzimlerini inhibe ettiğini göstermiştir.

Bu ilaç ve farmakolojik profiliyle ilgili aşağıdaki ifadelerden hangisi doğrudur?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Bu ilaç dutasteriddir; hem tip 11 hem de tip 22 5α5\alpha-redüktaz enzimlerini dual olarak inhibe eder.

Cevap

Dutasterid; hem tip 1 hem de tip 2 5-alfa redüktaz enzimlerini dual olarak inhibe eden ve serum DHT düzeylerini %95'in üzerinde baskılayan ajandır.
Dutasterid, 5-alfa redüktaz enziminin hem tip 1 (özellikle deri ve karaciğerde bulunur) hem de tip 2 (özellikle prostat ve genital dokularda bulunur) izoformlarını güçlü ve geri dönüşümsüz olarak inhibe eder. Bu 'dual' etkisi sayesinde serum DHT düzeylerini finasteride göre çok daha etkili bir şekilde (%95'in üzerinde) düşürür. DHT sentezi azaldığı için prekürsör olan testosteron düzeyi, hem dönüşümün durması hem de zayıf feedback nedeniyle hafifçe artabilir.

Adım Adım Çözüm

1
Hormonal profil analizi
Serum DHT düzeyinde belirgin azalma (%95) ve testosteron düzeyinde hafif artış saptandı.
Testosteronun DHT'ye dönüşümünün (5-alfa redüktaz) bloke edildiğini ve dönüşemeyen testosteronun birikerek hafif artış yaptığını gösterir.
2
Enzim izoformu ve doku dağılımı değerlendirmesi
İlacın hem tip 1 (deri/karaciğer) hem de tip 2 (prostat) izoenzimlerini inhibe ettiği belirlendi.
Finasterid sadece tip 2'yi inhibe ederken, dutasterid her iki tipi de inhibe eden 'dual' bir inhibitördür.
3
İlacın tanımlanması
Bu özelliklere uyan en olası ilaç dutasteriddir.
Dutasteridin serum DHT süpresyon gücü (%95-99), finasteride (%70) göre çok daha fazladır.

Anahtar Kavram

5-alfa redüktaz izoenzimleri ve selektif/dual inhibisyon farkı
Tahmini Süre:2m 0s
Soru 13Soru

Antenatal dönemde erken doğum riski (preterm eylem) bulunan 28 haftalık bir gebede, fetal akciğer maturasyonunu ve sürfaktan üretimini indüklemek amacıyla glukokortikoid tedavisi başlanacaktır. Bu klinik durumda, plasentada bulunan 11β11\beta-hidroksisteroid dehidrogenaz tip 2 (11β11\beta-HSD2) enzimi tarafından inaktive edilmeden fetüse yüksek oranda geçebilen ve güçlü glukokortikoid etki gösteren farmakolojik ajan aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Betametazon

Cevap

Fetal akciğer maturasyonu için plasental enzim bariyerini (11β-HSD2) aşabilen Betametazon tercih edilmelidir.
Doğru seçenek olan ilaç (Betametazon), plasentada bulunan ve glukokortikoidleri inaktive eden enzim bariyerine (11β11\beta-HSD2) dirençli olması sayesinde fetüse geçebilir. Ayrıca yüksek glukokortikoid/mineralokortikoid oranına sahip olması fetal sürfaktan üretimini indüklemede onu altın standart yapar.

Adım Adım Çözüm

1
Klinik ihtiyacın (fetal akciğer matürasyonu) belirlenmesi.
Fetüse plasenta üzerinden geçebilecek aktif bir glukokortikoid gereklidir.
Sürfaktan üretimini uyarmak için tip 2 pnömositlerin glukokortikoid reseptörlerinin uyarılması gerekir.
2
Plasental enzim engelinin (11β11\beta-HSD2) değerlendirilmesi.
Kortizol, hidrokortizon ve prednizolon gibi steroidlerin bu enzimle inaktive olduğu tespit edilir.
Enzim, anne kanındaki steroidleri fetüsü korumak için inaktif formlara (örneğin kortizon) dönüştürür.
3
Enzime dirençli uygun ajanın seçilmesi.
Betametazon veya deksametazonun enzime afinitesinin düşük olduğu belirlenir.
Bu ajanlar inaktive olmadan plasentayı geçer ve fetüste terapötik konsantrasyona ulaşır.

Anahtar Kavram

Plasental 11β11\beta-HSD2 enzim bariyeri ve steroid selektivitesi

Daha Fazla Pratik

Glukokortikoidlerin karaciğer enzim indükleyici ilaçlarla (örneğin rifampin) etkileşimini ve bu durumun doz ayarlamasındaki önemini inceleyiniz.
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 14Soru

Graves hastalığı nedeniyle total tiroidektomi planlanan bir hastada, tiroid bezinin vaskülaritesini azaltmak ve bezin kıvamını sertleştirerek cerrahi işlemi kolaylaştırmak amacıyla operasyondan 10-14 gün önce tedaviye eklenen farmakolojik ajan aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Lugol solüsyonu

Cevap

Tiroid bezinin vaskülaritesini ve boyutunu azaltarak cerrahiyi kolaylaştıran ajan Lugol solüsyonudur (yüksek doz iyot).
Lugol solüsyonu gibi yüksek doz inorganik iyot preparatları, tiroglobulin proteolizini inhibe ederek (hormon salınımının engellenmesi) ve tiroid bezinin vasküler desteğini azaltarak etki gösterirler. Bu özellikleri sayesinde hipertiroidi hastalarında cerrahi öncesi kanama riskini azaltmak ve bezi sertleştirmek için standart olarak kullanılırlar.

Adım Adım Çözüm

1
Klinik hedefin belirlenmesi
Tiroidektomi öncesi bezin vaskülaritesinin azaltılması gerekliliği saptandı.
Ameliyat sırasında kanama riskini düşürmek ve bezin kıvamını cerrahiye uygun hale getirmek kritiktir.
2
İlaç mekanizmalarının karşılaştırılması
Tiyonamidlerin (PTU, Metimazol) sentezi bozduğu, ancak yüksek doz iyodun salınımı ve vaskülariteyi etkilediği hatırlandı.
İyot, tiroid folikülünde vasküler yapıyı daraltıcı ve proteolizi engelleyici etki gösterir.
3
Uygun ajanın seçilmesi
Lugol solüsyonu (potasyum iyodür ve iyot karışımı) doğru seçenek olarak belirlendi.
Operasyondan 10-14 gün önce kullanıldığında en yüksek etkinliğe ulaşır.

Anahtar Kavram

Yüksek doz iyot (Lugol solüsyonu), tiroid hormonlarının salınımını (proteolizi) inhibe eder ve bezin vaskülaritesini azaltarak cerrahi hazırlıkta kullanılır.
Tahmini Süre:45s
Soru 15Soru

Uterus motilitesini modüle eden ilaçların farmakolojik özellikleri, moleküler etki düzenekleri ve klinik güvenlilik profilleri hakkında aşağıdaki ifadelerden hangisi yanlıştır?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Karboprost, PGE2PGE_2 analoğu bir ajan olup miyometriumdaki GsG_s proteinine kenetli EP2EP_2 reseptörlerini aktive ederek güçlü uterotonik etki gösterir ve bronşiyal düz kaslarda gevşemeye neden olur.

Cevap

Karboprostun PGE2PGE_2 analoğu olduğu ve EP2EP_2 reseptörleri üzerinden gevşeme yaptığı ifadesi yanlıştır; çünkü karboprost bir PGF2αPGF_{2\alpha} analoğudur, FPFP reseptörleri üzerinden kontraksiyon sağlar ve bronşiyal daralmaya yol açar.
Doğru yanıt olan seçenek hatalıdır; çünkü karboprost bir PGF2αPGF_{2\alpha} analoğudur ve miyometriumdaki FPFP reseptörlerini aktive ederek GqG_q proteini üzerinden intrasellüler kalsiyumu artırır. Ayrıca bronşiyal düz kaslarda gevşeme değil, bronkokonstriksiyona (daralma) neden olduğu için astımlı hastalarda kontrendikedir. Seçenekte bahsedilen EP2EP_2 reseptörü ise GsG_s proteinine kenetlidir ve aktivasyonu uterusun gevşemesine yol açar.

Adım Adım Çözüm

1
Tokolitik ilaç etkileşimlerini değerlendir.
Magnezyum ve nifedipinin kalsiyum antagonizması üzerinden sinerjik etkisi hipotansiyon ve nöromusküler blokaj riskini doğrular.
Her iki ilaç da hücre içine kalsiyum girişini farklı yollarla azaltır.
2
Atosibanın moleküler profilini analiz et.
Atosibanın hem oksitosin hem de vazopressin V1aV_{1a} reseptörlerini bloke ettiği bilgisi doğrudur.
Bu peptid antagonist, GqG_q aracılı sinyal iletimini (IP3/DAG artışını) engeller.
3
Ergot alkaloidlerinin metabolizmasını kontrol et.
Metilergonovinin CYP3A4CYP3A4 ile metabolize edildiği ve inhibitörlerle etkileşime girdiği bilgisi klinik olarak doğrudur.
Makrolid kullanımı metilergonovin düzeylerini toksik seviyelere çıkarabilir.
4
Oksitosinin yan etki profilini incele.
Yüksek dozlarda antidiüretik etki (su zehirlenmesi) riski, yapısal homoloji nedeniyle doğrudur.
Oksitosin, renal V2V_2 reseptörlerine zayıf afinite gösterir.
5
Prostaglandin analoğu ve reseptör eşleşmesini doğrula.
Karboprostun PGF2αPGF_{2\alpha} analoğu olduğu, FPFP reseptörüne (GqG_q) bağlandığı ve bronşiyal daralma yaptığı saptanır.
Seçenekteki PGE2/EP2/GsPGE_2/EP_2/G_s eşleşmesi gevşeme yapıcı bir yolağı tarif eder ve karboprost ile uyumsuzdur.

Anahtar Kavram

Uterus motilitesini etkileyen ilaçların spesifik reseptör-G proteini kenetlenmeleri ve klinik kontrendikasyonları.
Tahmini Süre:3m 0s
Soru 16Soru

Osteoporoz tedavisinde kullanılan ilaçların büyük bir kısmı osteoklastik aktiviteyi baskılayarak kemik yıkımını (rezorpsiyon) önler. Buna karşın, kemik yapımını (formasyonunu) doğrudan uyaran anabolik etkili ilaç aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Teriparatid

Cevap

Kemik yapımını (formasyonunu) doğrudan uyaran anabolik etkili ilaç Teriparatid'dir.
Teriparatid, paratiroid hormonunun (PTH) rekombinant bir analoğudur. PTH normalde yüksek seviyelerde kemik yıkımına (kemikten kana kalsiyum geçişine) neden olsa da, düşük dozlarda ve intermitan (aralıklı) olarak uygulandığında osteoblastik aktiviteyi baskın hale getirerek kemik formasyonunu (yapımını) doğrudan uyarır. Bu nedenle 'anabolik' etkili bir ilaç olarak sınıflandırılır.

Adım Adım Çözüm

1
Osteoporoz ilaçlarını etki mekanizmalarına göre (antirezorptif vs. anabolik) kategorize edin.
Alendronat, İbandronat, Denosumab ve Raloksifen antirezorptif gruptadır; Teriparatid ise anabolik gruptadır.
Soru kökünde doğrudan kemik yapımını uyaran (anabolik) ilaç sorulmaktadır.
2
Seçeneklerdeki ilaçların osteoblast ve osteoklastlar üzerindeki etkilerini doğrulayın.
Teriparatid'in düşük dozda aralıklı kullanımıyla osteoblastik aktiviteyi artırdığı sonucuna varılır.
Diğer tüm seçenekler osteoklastlar üzerinden yıkımı önleyerek etki gösterir.

Anahtar Kavram

Kemik mineral homeostazında antirezorptif (yıkım önleyici) ve anabolik (yapımcı) ilaçların ayrımı.
Tahmini Süre:45s
Soru 17Soru

Meme kanseri riski taşıyan veya progestin kullanımına bağlı yan etkileri (meme hassasiyeti, duygudurum değişiklikleri) tolere edemeyen postmenopozal bir hastada; vazomotor semptomların ve osteoporozun tedavisi amacıyla 'Dokuya Özgü Östrojen Kompleksi' (TSEC) olarak adlandırılan konjuge östrojenler ile bazedoksifen kombinasyonu tercih edilmiştir. Bu tedavi yaklaşımında, bazedoksifenin östrojen reseptörleri üzerindeki hangi etkisi, ek bir progestin kullanımına gerek kalmadan uterus güvenliğini sağlar?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Endometrium dokusunda antagonist etki göstererek östrojen kaynaklı proliferasyonu baskılaması

Cevap

Bazedoksifenin endometrium dokusunda antagonist etki göstererek proliferasyonu baskılaması
Bazedoksifen, üçüncü kuşak bir Selektif Östrojen Reseptör Modülatörüdür (SERM). Meme ve endometrium dokularında saf antagonist etki gösterirken, kemik dokusunda agonist etki gösterir. Konjuge östrojenlerle birlikte kullanıldığında (TSEC), bazedoksifen östrojenin endometrium üzerindeki proliferatif (hiperplazi yapıcı) etkisini reseptör düzeyinde bloke eder. Bu sayede, rahmi olan kadınlarda progestin kullanımına gerek kalmadan güvenli bir hormon replasman tedavisi sağlar.

Adım Adım Çözüm

1
Hastanın klinik ihtiyacını ve TSEC kavramını analiz et
Hasta postmenopozal semptomlar için östrojen desteğine ihtiyaç duyuyor ancak progestinleri tolere edemiyor. TSEC (Dokuya Özgü Östrojen Kompleksi) bu amaçla geliştirilmiştir.
Geleneksel tedavide östrojenin endometrium üzerindeki kanser riskini önlemek için mutlaka progestin eklenmelidir.
2
Bazedoksifenin doku selektivitesini değerlendir
Bazedoksifen bir SERM'dir; kemik dokusunda agonist, meme ve endometriumda ise antagonist etki gösterir.
SERM'lerin etkisi, ligand bağlandıktan sonra reseptörün aldığı konformasyon ve bağlanan ko-regülatör proteinlere bağlıdır.
3
TSEC kombinasyonunun uterus üzerindeki net etkisini belirle
Bazedoksifen, östrojenin endometriumdaki proliferatif etkisini tam olarak bloke eder.
Bu antagonist etki, progestin kullanımına gerek kalmadan uterus güvenliğini (hiperplazi ve kanser önleme) sağlar.

Anahtar Kavram

Selektif Östrojen Reseptör Modülatörlerinin (SERM) dokuya özgü antagonist etkileri ve TSEC kombinasyonu

Alternatif Yöntem

Hücresel düzeyde SERM mekanizmasını hatırlamak: Ligand bağlandığında 'Helix 12' pozisyonu değişir; bazedoksifen gibi antagonistler Helix 12'yi ko-aktivatörlerin bağlanmasını engelleyecek şekilde konumlandırır.
Tahmini Süre:1m 35s
Soru 18Soru

Otuz iki yaşındaki bir kadın hasta, doğum sonrası gelişen uterus atonisine bağlı masif vajinal kanama nedeniyle acil müdahale altına alınıyor. Hastanın tıbbi geçmişinde kronik hipertansiyon ve bronşiyal astım tanıları mevcuttur. Bu hastanın klinik tablosu ve uterus motilitesini etkileyen ilaçların farmakolojik özellikleri düşünüldüğünde, aşağıdaki ifadelerden hangisi yanlıştır?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Karboprost (PGF2αPGF_{2\alpha}), vasküler düz kaslarda FPFP reseptörleri aracılığıyla vazodilatasyon yaptığı için sistemik hipertansiyonu olan hastalarda metilergonovine güvenli bir alternatif oluşturur.

Cevap

Karboprostun (PGF2αPGF_{2\alpha}) vasküler düz kaslarda vazodilatasyon yaptığına dair ifade yanlıştır; bu ajan aslında vazokonstriktör etkilidir ve hipertansif hastalarda dikkatli kullanılmalıdır.
Karboprost (PGF2αPGF_{2\alpha}), vasküler düz kaslarda vazodilatasyon yapmaz; tam tersine FPFP reseptörleri üzerinden vazokonstriksiyon yapar. Bu nedenle sistemik hipertansiyonu olan hastalarda kan basıncını daha da yükseltebilir ve özellikle pulmoner hipertansiyonu tetikleyebilir. Metilergonovine göre daha güvenli bir vazodilatör alternatif olduğu ifadesi farmakolojik olarak hatalıdır.

Adım Adım Çözüm

1
Hastanın ek hastalıklarını analiz et.
Hastada hipertansiyon ve bronşiyal astım mevcuttur.
Uterotonik ilaç seçiminde kontrendikasyonları belirlemek için bu bilgiler kritiktir.
2
Prostaglandin F2αF_{2\alpha} (PGF2αPGF_{2\alpha}) farmakolojisini değerlendir.
PGF2αPGF_{2\alpha} (Karboprost), FPFP reseptörlerini uyarır; hem miyometriyumu kasar hem de bronşiyal/vasküler düz kasları kasar (bronkospazm ve vazokonstriksiyon).
Astımlı hastalarda bronkospazm riski nedeniyle kontrendikedir.
3
Ergot alkaloidlerinin (Metilergonovin) etkisini değerlendir.
α1\alpha_1 ve 5HT5-HT reseptörleri üzerinden vazokonstriksiyon yapar.
Hipertansif hastalarda kan basıncını artıracağı için kontrendikedir.
4
Atosiban ve Oksitosin gibi diğer ajanların mekanizmalarını kontrol et.
Oksitosin yüksek dozda V2V_2 uyarısıyla su retansiyonu yapar; Atosiban ise oksitosin ve V1aV_{1a} antagonisti olarak tokoliz sağlar.
İlaçların ikincil reseptör etkilerini doğrulamak için gereklidir.

Anahtar Kavram

Uterotonik ve tokolitik ajanların reseptör spesifisitesi ve sistemik yan etki profilleri (vazomotor ve bronkomotor etkiler).
Tahmini Süre:2m 0s
Soru 19Soru

Erken doğum eyleminin farmakolojik yönetiminde (tokoliz) kullanılan ve uterus düz kas hücreleri üzerindeki oksitosin reseptörlerini yarışmalı olarak bloke ederek etki gösteren ilaç aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Atosiban

Cevap

Atosiban, uterus düz kasındaki oksitosin reseptörlerini selektif olarak bloke eden spesifik bir antagonisttir.
Atosiban, spesifik bir oksitosin ve V1aV_{1a} vazopressin reseptör antagonistidir. Uterus düz kasındaki oksitosin reseptörlerini selektif ve yarışmalı olarak bloke ederek hücre içi kalsiyum artışını engeller ve miyometriyum kontraksiyonlarını inhibe eder.

Adım Adım Çözüm

1
Tokolitik ilaçların etki mekanizmalarını değerlendir.
Atosiban dışındaki ilaçlar (Ritodrin, Nifedipin, İndometazin) farklı yolaklar üzerinden etki eder.
Oksitosin reseptör antagonizması Atosiban'a özgü bir mekanizmadır.
2
Oksitosin reseptör antagonistini belirle.
Atosiban, oksitosin reseptörlerini yarışmalı olarak bloke ederek uterus kontraksiyonlarını durdurur.
Bu mekanizma erken doğum eyleminin (tokoliz) yönetiminde kullanılır.

Anahtar Kavram

Atosiban, bir oksitosin analoğu olup oksitosin reseptörlerini kompetitif (yarışmalı) olarak bloke ederek uterus motilitesini azaltan bir tokolitik ajandır.
Soru 20Soru

Glukokortikoid ilaçların antiinflamatuvar potansiyelleri değerlendirildiğinde, hidrokortizona kıyasla yaklaşık 25-30 kat daha güçlü antiinflamatuvar etkiye sahip olan uzun etkili ilaç aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Betametazon

Cevap

En yüksek antiinflamatuvar potense sahip olan ilaç Betametazon'dur.
Doğru yanıt olan ilaç, antiinflamatuvar gücü en yüksek (25-30 kat) olan ve aynı zamanda mineralokortikoid (tuz tutucu) etkisi en düşük olan uzun etkili grupta yer alır.

Adım Adım Çözüm

1
Kortikosteroidlerin antiinflamatuvar (glukokortikoid) güçlerini hidrokortizon referans (1 birim) değerine göre sınıflandırın.
Hidrokortizon: 1, Prednizolon: 4, Metilprednizolon: 5, Deksametazon/Betametazon: 25-30 birim güce sahiptir.
İlaçların terapötik dozlarını ve yan etki profillerini belirlemek için potens değerlerinin bilinmesi gerekir.
2
Seçenekler arasından en yüksek değere sahip olanı ve etki süresini kontrol edin.
Betametazon 25-30 kat daha güçlüdür ve uzun etkili (yarı ömrü >36 saat) gruptadır.
En güçlü glukokortikoid etki deksametazon ve betametazon ile elde edilir.

Anahtar Kavram

Glukokortikoidlerin Karşılaştırmalı Potansiyelleri
Tahmini Süre:30s
Sayfa 1 / 12Sonraki
Endokrin Sistem Farmakolojisi Alıştırma Soruları — TUS - Tıpta Uzmanlık Sınavı | Examkin