Nefroloji

349 soru

Soru 221Soru

99 yaşında bir erkek çocuk, boğaz ağrısı ve ateş şikayetinin başladığı gün idrar renginde çay rengi koyulaşma (brüt hematüri) fark edilmesi üzerine polikliniğe getiriliyor. Fizik muayenesinde kan basıncı 110/70110/70 mmHg (normal), hafif pretibial ödem saptanıyor. Laboratuvar incelemesinde idrar sedimentinde her sahada bol eritrosit ve eritrosit silindirleri görülüyor. Serum C3C3 ve C4C4 düzeyleri normal sınırlarda saptanıyor. Hastanın özgeçmişinde benzer bir hematüri atağının 66 ay önce de yaşandığı öğreniliyor. Bu hasta için en olası tanı aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: IgA nefropatisi

Cevap

IgA nefropatisi (Berger hastalığı)
IgA nefropatisi (Berger hastalığı), tipik olarak üst solunum yolu enfeksiyonu ile eş zamanlı (genellikle ilk 48 saat içinde - senfarenjitik) gelişen makroskobik hematüri atakları ile başvurur. Laboratuvarda nefritik sediment (eritrosit silindirleri) görülürken, kompleman düzeylerinin (C3 ve C4) normal olması ve hastanın geçmişinde benzer atakların bulunması tanıyı doğrular.

Adım Adım Çözüm

1
Klinik zamanlamayı değerlendir
Hematürinin enfeksiyonla aynı gün (senfarenjitik) başlaması, post-enfeksiyöz süreci (APSGN) dışlar.
APSGN'de latent dönem varken, IgA nefropatisinde hematüri enfeksiyonla eş zamanlıdır.
2
Kompleman düzeylerini analiz et
C3C3 ve C4C4 düzeylerinin normal olması; APSGN ve MPGN gibi hipokomplemanemik glomerülonefritleri eler.
IgA nefropatisinde kompleman düzeyleri karakteristiktir ve normaldir.
3
Özgeçmiş ve nüks durumuna bak
66 ay önceki benzer atak öyküsü, tablonun tekrarlayıcı (rekürren) nitelikte olduğunu gösterir.
Tekrarlayan makroskobik hematüri atakları IgA nefropatisinin en belirgin klinik özelliğidir.

Anahtar Kavram

IgA nefropatisi, senfarenjitik (eş zamanlı) hematüri atakları ve normal kompleman düzeyleri ile karakterize, çocuklarda en sık görülen primer glomerülonefrittir.

Alternatif Yöntem

Ayırıcı tanıda kompleman düzeylerine göre sınıflandırma yapmak: C3 düşükse APSGN veya MPGN; C3 normalse IgA Nefropatisi veya HSP (cilt bulgusu varsa) düşünülür.
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 222Soru

10 yaşındaki bir erkek çocuk, göz kapaklarında şişlik ve idrarda çay rengi görünümü nedeniyle başvuruyor. Fizik muayenede kan basıncı 135/90135/90 mmHg (yüksek) ve hafif pretibial ödem saptanıyor. Laboratuvar tetkiklerinde; idrar mikroskopisinde bol dismorfik eritrosit ve eritrosit silindirleri görülüyor. Serum C3C3 düzeyi 2525 mg/dL (Düşük), C4C4 düzeyi 2020 mg/dL (Normal) ve ASO titresi normal sınırlarda bulunuyor. Hastanın klinik bulguları takipte gerilemesine rağmen, 10.10. haftadaki kontrolünde serum C3C3 düzeyi 3030 mg/dL olarak düşük saptanmaya devam ediyor. Bu hasta için en olası tanı aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Membranoproliferatif glomerülonefrit

Cevap

Membranoproliferatif glomerülonefrit
Çocukluk çağında nefritik sendromla başvuran ve kompleman (C3C3) düzeyi düşük olan bir hastada, bu düşüklüğün 88 haftadan (bazı kaynaklarda 1212 hafta) daha uzun sürmesi Membranoproliferatif Glomerülonefrit (MPGN) tanısını akla getirmelidir. APSGN'de kompleman seviyeleri tipik olarak 686-8 hafta içinde normale döner.

Adım Adım Çözüm

1
Klinik tablonun tanımlanması
Nefritik Sendrom
Hipertansiyon, ödem, hematüri ve eritrosit silindirlerinin varlığı glomerüler bir hasarı (nefritik tablo) gösterir.
2
Kompleman profilinin değerlendirilmesi
Hipokomplementemi
C3C3 düzeyinin belirgin düşük, C4C4 düzeyinin normal olması alternatif yolak aktivasyonunu düşündürür.
3
Zaman çizelgesinin analizi
Persistan (kalıcı) C3C3 düşüklüğü
APSGN'de C3C3 en geç 88 haftada normale döner. 10.10. haftada hala düşük olması MPGN için en güçlü kanıttır.

Anahtar Kavram

Persistan Hipokomplementemi (>8 hafta)

Alternatif Yöntem

Laboratuvar bulgularına dayalı eleme yöntemi: ASO normal -> APSGN olasılığı düşer; C3C3 düşük -> IgA nefropatisi elenir; C4C4 normal -> SLE olasılığı azalır; Zaman > 88 hafta -> MPGN doğrulanır.
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 223Soru

22 yaşında bir erkek çocuk, 33 gündür devam eden şiddetli ishal ve hafif kusma şikayetleri ile acil servise getiriliyor. Yapılan fizik muayenesinde dehidratasyon bulguları saptanan hastanın laboratuvar sonuçları aşağıda verilmiştir:

ParametreDeğer
pHpH7.267.26
HCO3HCO_313 mEq/L13 \text{ mEq/L}
pCO2pCO_230 mmHg30 \text{ mmHg}
Na+Na^+139 mEq/L139 \text{ mEq/L}
K+K^+3.5 mEq/L3.5 \text{ mEq/L}
ClCl^-106 mEq/L106 \text{ mEq/L}

Bu hastada saptanan en olası asit-baz bozukluğu aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Metabolik asidoz

Cevap

Metabolik asidoz
Hastanın kan gazında pHpH değerinin 7.267.26 olması asidozu, HCO3HCO_3 değerinin 13 mEq/L13 \text{ mEq/L} olması ise bu asidozun metabolik kökenli olduğunu kanıtlar. Çocukluk çağında şiddetli ishal, dışkı ile doğrudan bikarbonat kaybına yol açarak metabolik asidoza neden olan en yaygın klinik tablodur.

Adım Adım Çözüm

1
pH değerinin değerlendirilmesi
pH:7.26pH: 7.26 (Asidoz)
Normal arteriyel pHpH aralığı 7.357.457.35-7.45'dir; 7.357.35'in altındaki değerler asidozu gösterir.
2
Primer bozukluğun belirlenmesi
HCO3:13 mEq/LHCO_3: 13 \text{ mEq/L} (Düşük)
Bikarbonatın (HCO3HCO_3) normalden (2226 mEq/L22-26 \text{ mEq/L}) düşük olması, asidozun metabolik kaynaklı olduğunu gösterir.
3
Solunumsal kompanzasyonun kontrol edilmesi
pCO2:30 mmHgpCO_2: 30 \text{ mmHg} (Düşük)
Metabolik asidozda vücut, asidi atmak için solunumu hızlandırır ve pCO2pCO_2 değerini düşürür (solunumsal kompanzasyon).

Anahtar Kavram

İshale bağlı bikarbonat kaybı, çocuklarda normal anyon açıklıklı metabolik asidozun en sık nedenidir.
Tahmini Süre:45s
Soru 224Soru

44 yaşında nefrotik sendrom tanılı bir çocuk, vücutta yaygın ödem ve karın ağrısı yakınmasıyla polikliniğe getiriliyor. Fizik muayenesinde; kan basıncı 75/4575/45 mmHg, nabız 145/dak145/\text{dak}, kapiller geri dolum süresi 44 saniye ve ekstremiteleri soğuk saptanıyor. Laboratuvar tetkiklerinde; serum albümin 1.41.4 g/dL, BUNBUN 5252 mg/dL, kreatinin 0.90.9 mg/dL ve idrar sodyumu 88 mEq/L bulunuyor. Bu hastadaki akut böbrek hasarı tablosunun en olası nedeni ve yönetimiyle ilgili aşağıdakilerden hangisi doğrudur?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Tablo prerenal azotemidir; intravasküler hacmi artırmak için intravenöz %20'lik albümin infüzyonu ve ardından loop diüretik verilmelidir.

Cevap

Hastadaki tablo prerenal azotemidir ve yönetimi %20'lik albümin infüzyonunu takiben diüretik verilmesidir.
Hipotansiyon, taşikardi ve düşük idrar sodyumu ile karakterize klinik tablo, intravasküler volüm azlığına bağlı gelişen prerenal azotemidir. Bu durumun tedavisinde temel amaç damar içi onkotik basıncı artırarak sıvıyı tekrar damar içine çekmek ve perfüzyonu düzeltmektir; bu nedenle albümin infüzyonu ilk basamak tedavide kritiktir.

Adım Adım Çözüm

1
Klinik değerlendirme
Hipotansiyon (75/4575/45 mmHg), taşikardi (145/dak145/\text{dak}) ve uzamış kapiller geri dolum süresi hastanın intravasküler olarak hipovolemik (dehidrate) olduğunu gösterir.
Nefrotik sendromda düşük onkotik basınç nedeniyle sıvı damar dışına (asit ve ödem) kaçar, bu da damar içi hacmin azalmasına (underfill) neden olur.
2
Laboratuvar analizi
BUN/KreatininBUN/Kreatinin oranında belirgin artış (52/0.952/0.9) ve idrar sodyumunun düşük olması (88 mEq/L) azoteminin 'prerenal' karakterde olduğunu kanıtlar.
Böbrek perfüzyonu azaldığında sodyum ve su geri emilimi maksimuma çıkar, bu da idrar sodyumunu düşürür.
3
Tedavi planlama
Öncelikle damar içi hacmi doldurmak için onkotik basıncı yüksek bir solüsyon (%20 albümin) verilmeli, damar içi hacim sağlandıktan sonra interstisyel sıvıyı atmak için diüretik eklenmelidir.
Sadece diüretik verilmesi intravasküler hacmi daha da azaltarak şok ve iskemi riskini artırır.

Anahtar Kavram

Nefrotik sendromda 'Underfill' teorisine bağlı hipovolemi ve prerenal akut böbrek hasarı yönetimi.

Daha Fazla Pratik

Nefrotik sendromlu hastalarda gelişen karın ağrısının ayırıcı tanısında spontan bakteriyel peritoniti ve renal ven trombozunu da mutlaka değerlendirin.
Tahmini Süre:2m 0s
Soru 225Soru

2,52,5 yaşındaki kız çocuk, bilateral Evre IVIV vezikoüreteral reflü (VURVUR) tanısıyla 11 yıldır trimetoprim-sülfametoksazol profilaksisi almaktadır. Son 66 ay içinde profilaksi altında iken iki kez ateşli idrar yolu enfeksiyonu (I˙YEİYE) geçiren hastanın, son atağında kateterizasyon ile alınan idrar kültüründe 8×1048 \times 10^4 KOB/mLKOB/mL E.coliE. coli üremiştir. Yapılan kontrol dimerkaptosüksinik asit (DMSADMSA) sintigrafisinde, tanı anındaki ilk sintigrafide bulunmayan sol böbrek üst polde yeni bir skar alanı saptanmıştır. Fizik muayenesinde dışkılama alışkanlığının haftada iki kez, sert ve ağrılı olduğu öğrenilmiştir.

Bu hastanın klinik yönetimi ile ilgili en uygun yaklaşım aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Mesane ve bağırsak disfonksiyonu (BBDBBD) yönünden tedaviye başlanması ve cerrahi düzeltme planlanması

Cevap

Mesane ve bağırsak disfonksiyonu (BBD) yönünden tedaviye başlanması ve cerrahi düzeltme planlanması en uygun yaklaşımdır.
Vezikoüreteral reflü izleminde cerrahi müdahale kararı; reflünün evresi, hastanın yaşı, profilaksiye uyum ve en önemlisi profilaksi altında febril İYE (breakthrough) geçirilmesi ile yeni skar oluşumuna dayanır. Evre IVIV gibi yüksek dereceli reflüsü olan ve yeni parankimal hasar (skar) gelişen bu hastada cerrahi düzeltme gereklidir. Ancak fizik muayenede saptanan kabızlık bulguları, hastada mesane ve bağırsak disfonksiyonu (BBD) olduğunu gösterir. BBD, reflünün kendiliğinden düzelmesini engellediği gibi cerrahi başarıyı da olumsuz etkileyen en önemli faktördür. Bu nedenle tedavi planına BBD yönetimi mutlaka dahil edilmelidir.

Adım Adım Çözüm

1
Enfeksiyon tanısının doğrulanması
Kateterizasyon ile 8×1048 \times 10^4 KOB/mLKOB/mL üreme saptanması (>5×104>5 \times 10^4), semptomatik bir çocukta İYE tanısı için yeterlidir.
İleri yönetim kararı için önce mevcut atağın gerçek bir 'breakthrough' (kırılma) enfeksiyonu olduğu kanıtlanmalıdır.
2
Böbrek parankim hasarının değerlendirilmesi
DMSADMSA sintigrafisinde yeni skar saptanması, tıbbi tedavinin (profilaksi) böbreği korumada yetersiz kaldığını gösterir.
VUR cerrahi endikasyonlarının en önemlilerinden biri profilaksi altında yeni skar oluşumudur.
3
Eşlik eden faktörlerin analizi
Hastada haftada iki kez sert dışkılama olması, mesane ve bağırsak disfonksiyonunun (BBD) bir parçası olan kabızlığa işaret eder.
BBD tedavi edilmezse VUR cerrahisinin başarısı düşer ve enfeksiyonlar cerrahi sonrası da devam edebilir.
4
Nihai yönetim planı
BBD tedavisi (laksatifler, diyet, işeme eğitimi) ile birlikte cerrahi (reimplantasyon veya endoskopik enjeksiyon) planlanır.
Evre IVIV VUR, yeni skar ve breakthrough enfeksiyon varlığı cerrahi gerektirir.

Anahtar Kavram

Vezikoüreteral reflüde cerrahi endikasyonlar ve eşlik eden mesane-bağırsak disfonksiyonunun yönetimi.

Daha Fazla Pratik

VUR evrelemesi ve hangi evrede cerrahi başarının daha yüksek olduğunu tekrar ediniz.
Tahmini Süre:2m 30s
Soru 226Soru

18 aylık kız hasta, 39°C'ye ulaşan yüksek ateş ve huzursuzluk şikayetleriyle getiriliyor. Fizik muayenede batın rahat, kostovertebral açı hassasiyeti net değerlendirilemiyor. Tam idrar analizinde lökosit esteraz pozitif saptanıyor ve idrar kültüründe >100.000 CFU/mL *E. coli* üremesi oluyor. Hastanın özgeçmişinden, 9 aylıkken geçirdiği ilk febril idrar yolu enfeksiyonu (İYE) sonrası yapılan renal ultrasonografinin (USG) tamamen normal olduğu öğreniliyor. Hastanın vital bulguları stabil seyrediyor.

Güncel kılavuzlar eşliğinde, bu hastanın takibi ve görüntülemesi için en uygun yaklaşım aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: İşeme sistoüretrografisi (VCUG/İSÜG) çekilmelidir

Cevap

İşeme sistoüretrografisi (VCUG/İSÜG) çekilmelidir
Vaka, 2-24 ay arası bir çocukta 'tekrarlayan' febril idrar yolu enfeksiyonu tablosudur. AAP (Amerikan Pediatri Akademisi) ve güncel nefroloji kılavuzlarına göre, ilk febril İYE sonrası renal USG önerilirken; tekrarlayan febril İYE durumunda renal USG bulgusu ne olursa olsun (normal olsa bile) Vezikoüreteral Reflü (VUR) varlığını araştırmak için İşeme Sistoüretrografisi (VCUG/İSÜG) endikedir. Bu tetkik, reflünün varlığını ve derecesini göstererek tedavi planını (izlem vs. cerrahi/profilaksi) belirler.

Adım Adım Çözüm

1
Hastanın klinik durumunu ve risk faktörlerini belirle
18 aylık, ikinci febril İYE atağı (tekrarlayan enfeksiyon) geçiren hasta.
Vaka analizinde en kritik nokta enfeksiyonun 'ilk' mi yoksa 'tekrar' mı olduğudur.
2
Mevcut görüntüleme geçmişini değerlendir
İlk ataktan sonra çekilen renal USG normal.
İlk USG'nin normal olması, VUR olmadığını garanti etmez ancak ilk atakta ileri tetkik gerekliliğini (bazı kılavuzlara göre) azaltır.
3
Tekrarlayan İYE için görüntüleme kılavuzlarını uygula
Tekrarlayan febril İYE, vezikoüreteral reflü (VUR) açısından en güçlü belirteçlerden biridir ve USG bulgusuna bakılmaksızın VCUG endikasyonu oluşturur.
AAP ve diğer majör kılavuzlar, 2-24 ay arası çocuklarda tekrarlayan febril İYE durumunda reflü varlığını ve derecesini saptamak için VCUG önerir.

Anahtar Kavram

Tekrarlayan febril idrar yolu enfeksiyonlarında görüntüleme algoritması
Soru 227Soru

4 yaşında bir kız çocuk, doğumdan itibaren olan poliüri, polidipsi ve belirgin büyüme geriliği şikayetleriyle getirilmiştir. Fizik muayenesinde boyu 3. persentilin altında, vücut ağırlığı 5. persentilde saptanmış; kan basıncı 85/5585/55 mmHg (normalin alt sınırı) olarak ölçülmüştür. Laboratuvar incelemelerinde elde edilen değerler aşağıda verilmiştir:

TetkikSonuç
Serum Sodyum132132 mEq/L
Serum Potasyum2,52,5 mEq/L
Serum Klor8686 mEq/L
Kan Gazı pHpH7,497,49
Kan Gazı HCO3HCO_33232 mmol/L
Kan Gazı pCO2pCO_24444 mmHg
İdrar Kloru4545 mEq/L (Yüksek)
İdrar Kalsiyum / Kreatinin0,380,38 (Yüksek)

Bu klinik ve laboratuvar bulgularına göre en olası tanı aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Bartter sendromu

Cevap

Bartter sendromu
Vakada saptanan hipokalemik metabolik alkaloz tablosu ile birlikte kan basıncının normal/düşük olması, idrarla klor kaybının devam etmesi (idrar kloru >20>20 mEq/L) ve idrar kalsiyum atılımının artmış olması (hiperkalsiüri), Henle kulpu fonksiyon bozukluğu ile karakterize Bartter sendromuna özgüdür.

Adım Adım Çözüm

1
Asit-baz durumunu değerlendir
pHpH 7,497,49 ve HCO3HCO_3 3232 mmol/L değerleri metabolik alkalozu gösterir.
Hastanın temel asit-baz bozukluğunu tanımlamak için gereklidir.
2
Elektrolitleri ve kan basıncını analiz et
Serum potasyumu düşük (2,52,5 mEq/L) ve kan basıncı düşüktür (85/5585/55 mmHg).
Metabolik alkalozun ayırıcı tanısında kan basıncı yüksekliği (Liddle gibi) veya düşüklüğünü saptamak kritiktir.
3
İdrar klorunu kontrol et
İdrar kloru 4545 mEq/L (yüksek) bulunmuştur.
Klor kaçağının renal (Bartter, Gitelman) mı yoksa ekstrarenal (kusma, pilor stenozu) mı olduğunu ayırt eder.
4
İdrar kalsiyum atılımını değerlendir
İdrar kalsiyum/kreatinin oranı 0,380,38 (yüksek) olarak saptanmıştır.
Bartter (hiperkalsiüri) ve Gitelman (hipokalsiüri) sendromlarını birbirinden ayıran en önemli laboratuvar bulgusudur.

Anahtar Kavram

Bartter sendromu; Henle kulpunun çıkan kalın kolundaki sodyum-potasyum-2-klor (NKCC2NKCC2) taşıyıcısı veya ilgili kanallardaki defekt sonucu oluşan, hiperkalsiürinin eşlik ettiği bir renal tuz kaybı tablosudur.
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 228Soru

33 yaşında bir erkek çocuk, ani başlayan yüksek ateş (39.5C39.5^{\circ}C), huzursuzluk ve kusma şikayetleriyle acil servise getiriliyor. Fizik muayenede kostovertebral açı hassasiyeti saptanıyor. İdrar kültüründe 10510^5 cfu/mlcfu/ml *Klebsiella pneumoniae* üremesi saptanıyor. Uygun parenteral antibiyotik tedavisi başlanmasına rağmen hastanın ateşinin 72.72. saatte halen devam ettiği gözleniyor. Bu klinik tabloya göre, görüntüleme tetkikleriyle ilgili en uygun yaklaşım aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Akut dönemde renal ultrasonografi yapılmalı, enfeksiyon kontrol altına alındıktan sonra işeme sistoüretrografisi (VCUGVCUG) planlanmalıdır.

Cevap

Akut dönemde ultrasonografi çekilerek olası bir apse veya obstrüksiyon dışlanmalı, atipik özellikler nedeniyle enfeksiyon sonrası VCUG ile reflü araştırılmalıdır.
Bu hastada idrar yolu enfeksiyonunun 'atipik' seyrettiği görülmektedir. Atipik İYE kriterleri arasında *E. coli* dışı etkenlerin saptanması, tedaviye 4848 saatten uzun süren yetersiz yanıt, ciddi sepsis tablosu, böbrek fonksiyon bozukluğu veya ultrasonda obstrüksiyon bulgusu yer alır. Atipik seyir varlığında, ilk atak olsa bile vezikoüreteral reflüyü dışlamak amacıyla enfeksiyon sonrası dönemde işeme sistoüretrografisi (VCUGVCUG) çekilmesi zorunludur. Akut dönemde ise apse veya hidronefroz gibi cerrahi aciliyetleri dışlamak için renal ultrasonografi ilk basamaktır.

Adım Adım Çözüm

1
Klinik tablonun sınıflandırılması
Atipik İdrar Yolu Enfeksiyonu
Etkenin *E. coli* dışı olması (*Klebsiella*) ve 487248-72 saatlik tedaviye rağmen ateşin düşmemesi atipik kriteridir.
2
Görüntüleme endikasyonunun belirlenmesi
USG + VCUG gerekliliği
Atipik veya tekrarlayan ateşli İYE geçiren çocuklarda ilk atakta dahi VCUG çekilmelidir.
3
Tetkik zamanlamasının planlanması
USG hemen, VCUG enfeksiyon sonrası
USG akut komplikasyonları (apse, obstrüksiyon) görmek için hemen, VCUG ise yanlış pozitiflikleri önlemek için enfeksiyon düzeldikten sonra istenir.

Anahtar Kavram

Atipik İYE kriterleri ve görüntüleme protokolü

Daha Fazla Pratik

Vezikoüreteral reflü evrelerine göre profilaksi ve cerrahi endikasyonlarını gözden geçirebilirsiniz.
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 229Soru

66 aylık bir erkek bebek, son iki haftadır belirginleşen halsizlik, emme güçlüğü ve yetersiz tartı alımı şikayetleriyle getirilmiştir. Öyküsünden, özellikle sıcak havalarda terlemesinin aşırı olduğu ve bebeklik döneminden itibaren tekrarlayan bronşiolit atakları geçirdiği öğrenilmiştir. Fizik muayenesinde dehidratasyon bulguları mevcuttur.

Laboratuvar incelemelerinde şu sonuçlar saptanmıştır:

TetkikSonuç
pHpH7.527.52
pCO2pCO_248 mmHg48 \text{ mmHg}
HCO3HCO_3^-39 mEq/L39 \text{ mEq/L}
Na+Na^+130 mEq/L130 \text{ mEq/L}
K+K^+2.8 mEq/L2.8 \text{ mEq/L}
ClCl^-82 mEq/L82 \text{ mEq/L}

Bu hastada görülen klinik ve laboratuvar tablosu için en olası tanı aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Kistik fibrozis (Pseudo-Bartter sendromu)

Cevap

Kistik fibrozis (Pseudo-Bartter sendromu)
Kistik fibrozisli hastalarda ter bezlerinde klor kanallarındaki bozukluk nedeniyle terle aşırı miktarda sodyum ve klor kaybedilir. Özellikle sıcak havalarda artan bu kayıp, intravasküler volümün azalmasına ve buna sekonder olarak Renin-Anjiyotensin-Aldosteron Sisteminin (RAAS) aşırı aktivasyonuna neden olur. Aldosteron etkisiyle böbreklerde sodyum geri emilirken potasyum ve hidrojen iyonları idrarla atılır. Sonuç olarak kistik fibrozis seyrinde 'Pseudo-Bartter sendromu' olarak tanımlanan hiponatremi, hipokalemi, hipokloremi ve metabolik alkaloz tablosu ortaya çıkar. Tekrarlayan akciğer enfeksiyonu öyküsü bu tanıyı pekiştirir.

Adım Adım Çözüm

1
Asit-baz durumunu analiz et
pH: 7.527.52 (Alkalemi), HCO3HCO_3: 3939 (Metabolik alkaloz)
pH ve bikarbonat değerlerinin her ikisinin de yüksek olması birincil bozukluğun metabolik alkaloz olduğunu gösterir.
2
Elektrolitleri ve klinik öyküyü değerlendir
Hiponatremi, hipokalemi, hipokloremi ve tekrarlayan akciğer enfeksiyonu öyküsü
Kistik fibrozisli bebeklerde ter bezlerinden klor emilememesi sonucu gelişen tuz kaybı volüm deplesyonuna yol açar.
3
Patofizyolojik mekanizmayı belirle
Pseudo-Bartter sendromu
Volüm deplesyonu RAAS sistemini aktive ederek distal tübülde sodyum tutulumu karşılığında potasyum ve hidrojen atılımını artırır (ikincil hiperaldosteronizm).

Anahtar Kavram

Kistik fibroziste terle tuz kaybına bağlı gelişen hipokalemik hipokloremik metabolik alkaloz (Pseudo-Bartter).
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 230Soru

Prenatal takiplerinde sol böbrek üst polünde hafif dilatasyon saptanan ancak postnatal dönemde takipleri aksayan 44 yaşındaki kız çocuk; tuvalet eğitimini başarıyla tamamlamış olmasına ve gün içinde normal aralıklarla idrarını yapabilmesine rağmen, iç çamaşırının sürekli ıslak olması ve damlama tarzında idrar kaçırma şikayetiyle getiriliyor. Fizik muayenede mesanenin palpe edilemediği saptanıyor; ancak perine muayenesinde üretra dış ağzı komşuluğunda sürekli idrar sızıntısı olduğu gözleniyor. Bu klinik tabloya göre, hastada en olası tanı aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Ektopik üreter

Cevap

Hastanın hem normal işeme eylemini gerçekleştirebilmesi hem de sürekli damlama tarzında idrar kaçırması, idrarın sfinkter mekanizmasının distaline açılan bir ektopik üreterden kaynaklandığını gösterir.
Ektopik üreter, üreterin mesane trigonu dışında bir noktaya açılmasıdır. Kız çocuklarında bu açılım sıklıkla üretra, vestibül veya vajinaya, yani eksternal üretral sfinkterin distaline gerçekleşir. Bu durum, mesanede biriken idrarın normal yolla boşaltılmasına engel olmazken (normal işeme), ektopik üreterden gelen idrarın sürekli olarak dışarı sızmasına (sürekli damlama) neden olur.

Adım Adım Çözüm

1
Klinik öyküdeki işeme paternini analiz etme
Normal miksiyon (mesane depolama fonksiyonu korunmuş) + Sürekli damlama (sfinkter baypas edilmiş)
Bu çelişkili durum, idrarın bir kısmının mesane dışında bir yere açıldığını kanıtlar.
2
Anatomik yerleşimi cinsiyete göre değerlendirme
Kız çocuklarında ektopik üreterin en sık vestibül, vajina veya üretraya (sfinkter altına) açılması
Kızlarda ektopik üreter sfinkter altına açıldığı için sürekli ıslaklık yapar; erkeklerde ise daima sfinkter üstüne (prostatik üretra, seminal vezikül) açıldığı için damlama görülmez.
3
Prenatal bulgularla korelasyon kurma
Üst pol dilatasyonu dupleks sistem lehinedir
Weigert-Meyer kuralına göre, dupleks sistemlerde üst polü drene eden üreter daha distal ve medialde (ektopik) sonlanır.

Anahtar Kavram

Kız çocuklarında normal işeme ile birlikte görülen sürekli idrar kaçırma, aksi ispatlanana kadar ektopik üreterdir.
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 231Soru

1414 aylık bir erkek bebek; büyüme geriliği, aşırı su içme ve günde 101210-12 kez bez değiştirme (poliüri) şikayetleriyle polikliniğe getiriliyor. Fizik muayenesinde vücut ağırlığı ve boyu 3.3. persentilin altındadır. Laboratuvar incelemesinde; kan pHpH: 7.227.22, pCO2pCO_2: 2828 mmHgmmHg, HCO3HCO_3: 1111 mEq/LmEq/L, NaNa: 137137 mEq/LmEq/L, KK: 2.62.6 mEq/LmEq/L, ClCl: 116116 mEq/LmEq/L, serum CaCa: 9.69.6 mg/dLmg/dL, MgMg: 2.02.0 mg/dLmg/dL saptanıyor. İdrar analizinde pHpH: 6.86.8, glukoz ()(-), protein ()(-) ve idrar kalsiyum/kreatinin oranı artmış (0.450.45) olarak bulunuyor. Renal ultrasonografide bilateral medüller nefrokalsinozis saptanıyor.

Bu hasta için en olası tanı aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Tip 1 (distal) renal tübüler asidoz

Cevap

Tip 1 (distal) renal tübüler asidoz
Hastada normal anyon açıklı metabolik asidoz, hipokalemi, asidoz sırasında idrar pH'ının 5.5'in altına indirilememesi ve radyolojik olarak nefrokalsinozis saptanması, Tip 1 (distal) renal tübüler asidoz tanısı için karakteristiktir. Bu hastalıkta distal tübüldeki alfa-interkale hücrelerden H+H^+ salınımı bozuktur.

Adım Adım Çözüm

1
Metabolik tablonun analiz edilmesi
Kan pHpH: 7.227.22 ve HCO3HCO_3: 1111 mEq/LmEq/L olması metabolik asidozu gösterir. Anyon açığı (Na[Cl+HCO3]Na - [Cl + HCO_3]) =137(116+11)=10= 137 - (116 + 11) = 10 mEq/LmEq/L (normal) saptanmıştır. Bu tablo hiperklorik, normal anyon açıklı metabolik asidozdur.
Ayırıcı tanıya normal anyon açıklı metabolik asidoz nedenlerinden başlanmalıdır.
2
İdrar asidifikasyon kapasitesinin değerlendirilmesi
Sistemik asidoza rağmen idrar pHpH'ının 6.86.8 (yani >5.5>5.5) olması, böbreğin distal tübülünde H+H^+ iyonu salgılama yeteneğinin bozuk olduğunu gösterir.
Distal RTA (Tip 1) ile proksimal RTA (Tip 2) arasındaki en temel fark idrarın asidifiye edilip edilememesidir.
3
Eşlik eden klinik ve radyolojik bulguların birleştirilmesi
Hastada hipokalemi (2.62.6 mEq/LmEq/L), hiperkalsiüri ve buna sekonder gelişmiş bilateral medüller nefrokalsinozis mevcuttur.
Nefrokalsinozis, Tip 1 RTA'nın klasik bir bulgusudur ve Tip 2'den ayrımında çok değerlidir.

Anahtar Kavram

Tip 1 (Distal) RTA'da temel kusur distal tübülden hidrojen iyonu salınamamasıdır; bu durum idrar pH'ının 5.5'in altına düşürülememesine ve kalsiyum fosfat taşları ile nefrokalsinozise yol açar.
Soru 232Soru

7 yaşındaki bir kız hasta, vücudunda yaygın ödem ve laboratuvar incelemesinde masif proteinüri (120 mg/m2/saat120\ mg/m^2/saat) saptanması üzerine Nefrotik Sendrom tanısı alıyor. Hastaya 2 mg/kg/gu¨n2\ mg/kg/gün (maksimum 60 mg/gu¨n60\ mg/gün) dozunda oral prednizolon tedavisi başlanıyor. Tedavinin 8. haftası tamamlanmasına rağmen hastanın klinik tablosunda ve proteinüri miktarında herhangi bir düzelme saptanmıyor.

Bu klinik tabloya göre en olası tanı ve bundan sonraki en uygun yönetim adımı aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Fokal Segmental Glomeruloskleroz (FSGS) - Böbrek biyopsisi yapılması

Cevap

Steroid dirençli nefrotik sendromda en olası tanı Fokal Segmental Glomeruloskleroz (FSGS) olup, bir sonraki adım böbrek biyopsisi yapılmasıdır.
Çocukluk çağı nefrotik sendromunda, standart doz steroid tedavisine 8 hafta içinde yanıt alınamaması Steroid Dirençli Nefrotik Sendrom (SDNS) olarak tanımlanır. Bu durumda en sık saptanan histopatolojik tanı Fokal Segmental Glomeruloskleroz (FSGS)'dur ve bir sonraki adım mutlaka böbrek biyopsisi yapılarak kesin tanının konulmasıdır.

Adım Adım Çözüm

1
Hastanın klinik ve laboratuvar bulgularının değerlendirilmesi
Yaygın ödem ve 120 mg/m2/saat120\ mg/m^2/saat proteinüri ile Nefrotik Sendrom tanısı doğrulanmıştır.
Tanı kriterlerini belirlemek için proteinüri miktarı ve klinik tablo kritiktir.
2
Steroid tedavisine yanıtın süresine göre değerlendirilmesi
8 haftalık standart doz steroid tedavisine rağmen remisyon sağlanamaması 'Steroid Dirençli Nefrotik Sendrom' (SDNS) olarak tanımlanır.
Tedavi protokollerine göre 4-8 hafta yanıtsızlık SDNS tanısı koydurur.
3
SDNS vakalarında yönetim algoritmasının uygulanması
SDNS gelişen çocuklarda Minimal Değişiklik Hastalığı dışındaki patolojiler (başta FSGS) ön plana çıktığı için biyopsi endikasyonu doğar.
Histopatolojik tanı, immünsupresif tedavi seçimini ve prognozu belirlemek için zorunludur.

Anahtar Kavram

Steroid Dirençli Nefrotik Sendrom (SDNS) Tanımı ve Yönetimi
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 233Soru

Üç gündür devam eden şiddetli ishal ve kusma şikayetiyle getirilen 22 yaşındaki bir çocukta, fizik muayenede dehidratasyon bulguları saptanıyor. Laboratuvar incelemesinde serum kreatinin düzeyi yaşa göre yüksek ve idrar çıkışı düşük (<0.5< 0.5 mL/kg/saat) bulunuyor. Bu hastada prerenal akut böbrek yetmezliğini, intrinsik (parenkimal) böbrek yetmezliğinden ayırt etmede aşağıdakilerden hangisinin saptanması en olasıdır?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Fraksiyone sodyum ekskresyonunun (FENa) %1'den küçük olması

Cevap

Fraksiyone sodyum ekskresyonunun (FENa) %1'den küçük olması
Doğru seçenek olan fraksiyone sodyum ekskresyonunun (FENa) %1'in altında olması, böbrek perfüzyonunun azaldığı ancak tübüllerin sodyumu geri emme yeteneğinin sağlam kaldığı prerenal durumları gösteren en spesifik laboratuvar bulgusudur.

Adım Adım Çözüm

1
Klinik senaryoyu değerlendir
İshal ve kusma sonucu gelişen dehidratasyon, böbrek perfüzyonunu azaltarak prerenal akut böbrek yetmezliğine yol açar.
Tanı basamağının ilk adımı etiyolojiyi belirlemektir.
2
Böbreğin fizyolojik yanıtını analiz et
Prerenal yetmezlikte tübüller sağlamdır ve vücut sıvısını korumak için sodyumu geri emer.
Prerenal ve renal ayrımı tübüler fonksiyonların sağlamlığına dayanır.
3
Uriner indeksleri karşılaştır
FENa'nın %1'in altında olması, sodyumun etkin bir şekilde geri emildiğini kanıtlar.
FENa, prerenal azotemi için en duyarlı parametredir.

Anahtar Kavram

Prerenal akut böbrek yetmezliğinde tübüler fonksiyonlar korunduğu için böbrek sodyum ve suyu geri emer (FENa < %1, İdrar Na < 20 mEq/L).

Daha Fazla Pratik

Prerenal ve intrinsik AKY arasındaki farkları pekiştirmek için 'Renal Yetmezlik İndeksi' formülünü inceleyebilirsiniz.
Tahmini Süre:45s
Soru 234Soru

1010 aylık bir erkek bebek, yaklaşık 33 aydır devam eden büyüme geriliği, iştahsızlık ve zaman zaman tekrarlayan kusma şikayetleri ile polikliniğe getiriliyor. Fizik muayenesinde vücut ağırlığı ve boyu 3.3. persentilin altında saptanıyor. Hastadan alınan kan gazı ve biyokimya sonuçları aşağıdaki tabloda verilmiştir:

ParametreDeğer
Kan pHpH7.287.28
Plazma HCO3HCO_3^-14 mEq/L14 \text{ mEq/L}
pCO2pCO_228 mmHg28 \text{ mmHg}
Serum Sodyum (Na+Na^+)138 mEq/L138 \text{ mEq/L}
Serum Potasyum (K+K^+)2.9 mEq/L2.9 \text{ mEq/L}
Serum Klor (ClCl^-)114 mEq/L114 \text{ mEq/L}
İdrar pHpH6.56.5

Bu klinik tablo ve laboratuvar bulgularına göre en olası tanı aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Distal renal tübüler asidoz (Tip 1)

Cevap

Distal renal tübüler asidoz (Tip 1) tanısı, sistemik asidoza rağmen idrarın pH değerinin 5.55.5'in altına düşürülememesi ve eşlik eden hipokalemik hiperkloremik tablo ile konur.
Hastada saptanan normal anyon açıklıklı hiperkloremik metabolik asidoz ve hipokalemi tablosuna, sistemik asidoza rağmen idrar pH'ının 5.55.5'in altına düşürülememesi (6.56.5) eşlik etmektedir. Bu bulgular distal tübülde H+H^+ salınım bozukluğu olan Distal (Tip 1) RTA için klasiktir. Büyüme geriliği bu hastalarda sık görülen bir klinik bulgudur.

Adım Adım Çözüm

1
Asit-baz durumunu değerlendir
pHpH 7.287.28 ve HCO3HCO_3^- 14 mEq/L14 \text{ mEq/L} ile metabolik asidoz mevcuttur.
Sistemik tablonun asidoz mu alkaloz mu olduğunu anlamak için.
2
Serum anyon açığını hesapla
AnyonAc\cıg˘ı=Na(Cl+HCO3)=138(114+14)=10 mEq/LAnyon Açığı = Na - (Cl + HCO_3) = 138 - (114 + 14) = 10 \text{ mEq/L}.
Normal anyon açıklıklı (88-1212) asidoz nedenlerini (RTA, ishal vb.) ayırt etmek için.
3
İdrar pH ve potasyum düzeyini kontrol et
İdrar pHpH 6.56.5 (beklenen <5.5< 5.5) ve potasyum 2.92.9 (düşük).
Böbreğin asit atma yeteneğini ve elektrolit kaybını değerlendirerek RTA tipini belirlemek için.

Anahtar Kavram

Distal RTA (Tip 1), toplayıcı kanallarda hidrojen iyonu salınımındaki kusur nedeniyle idrarın asidifiye edilememesi ile karakterizedir.

Daha Fazla Pratik

Renal tübüler asidozlarda idrar anyon açığının (Urine Anion Gap) kullanımını tekrar ediniz.
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 235Soru

1010 yaşında kistik fibrozis tanılı bir kız çocuk, Psödomonas pnömonisi nedeniyle intravenöz seftazidim ve gentamisin tedavisi almaktadır. Tedavinin 1212. gününde serum kreatinin düzeyinin 0.6 mg/dL0.6 \text{ mg/dL}'den 2.1 mg/dL2.1 \text{ mg/dL}'ye yükseldiği görülüyor. Hastanın idrar miktarı 2.5 mL/kg/saat2.5 \text{ mL/kg/saat} (normal) olarak devam etmektedir. Laboratuvar incelemesinde idrar sodyumu 58 mEq/L58 \text{ mEq/L}, fraksiyonel sodyum ekskresyonu (FENaFENa) %2.6\%2.6 ve idrar ozmolalitesi 290 mOsm/kg290 \text{ mOsm/kg} olarak saptanıyor. Bu klinik tablo için en olası tanı aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Akut tübüler nekroz

Cevap

Sunulan klinik ve laboratuvar bulguları ışığında en olası tanı Akut Tübüler Nekroz'dur.
Bu hastada kreatinin artışına rağmen idrar miktarının normal olması 'non-oligürik akut böbrek yetmezliği' tablosunu gösterir. Gentamisin (bir aminoglikozid) bu tablonun en yaygın nedenlerinden biridir. İdrar sodyumunun 40 mEq/L40 \text{ mEq/L}'den büyük olması, fraksiyonel sodyum ekskresyonunun (FENaFENa) %2\%2'den büyük olması ve idrar ozmolalitesinin plazmaya yakın (izostenürik) olması, böbreğin sodyum tutma ve konsantrasyon yeteneğini kaybettiğini, dolayısıyla hasarın intrinsik (tübüler) olduğunu kanıtlar.

Adım Adım Çözüm

1
Klinik öyküyü ve ilaç kullanımını değerlendir.
Hastanın aminoglikozid (gentamisin) alıyor olması böbrek tübülleri için toksik bir risk oluşturmaktadır.
Aminoglikozidler proksimal tübül hücrelerinde birikerek tübüler hasara yol açar.
2
İdrar sodyum endekslerini analiz et.
FENa>%2FENa > \%2 ve idrar sodyumu >40 mEq/L> 40 \text{ mEq/L} bulunmuştur.
Tübül hasarı nedeniyle böbrekler sodyumu geri emme yeteneğini kaybetmiştir; bu intrinsik (renal) hasarı gösterir.
3
İdrar konsantrasyon yeteneğini kontrol et.
İdrar ozmolalitesi 290 mOsm/kg290 \text{ mOsm/kg} (plazmaya yakın/izostenüri) bulunmuştur.
Hasarlı tübüller idrarı konsantre edemezler, bu durum prerenal durumlardaki yüksek ozmolalitenin (>500> 500) aksine ATN'de görülür.

Anahtar Kavram

Prerenal azotemi ile Akut Tübüler Nekroz (ATN) ayrımında idrar endekslerinin (FENaFENa, idrar sodyumu, idrar ozmolalitesi) kullanımı ve aminoglikozidlerin non-oligürik ATN yapma özelliği.

Daha Fazla Pratik

Böbrek yetmezliği olan çocuklarda ilaç doz ayarlanması ve nefrotoksik ajanlardan kaçınma prensiplerini gözden geçirebilirsiniz.
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 236Soru

5 yaşında bir kız çocuğu, son günlerde göz kapaklarında ve bacaklarında giderek artan şişlik şikayetiyle polikliniğe getiriliyor. Fizik muayenesinde kan basıncı 90/60 mmHg90/60\ mmHg (yaşına göre normal persentilde) olarak ölçülüyor ve pretibial 3+3+ ödem saptanıyor. Laboratuvar tetkiklerinde serum albümini 1.8 g/dL1.8\ g/dL, total kolesterolü 350 mg/dL350\ mg/dL ve tam idrar tetkikinde 4+4+ proteinüri saptanıyor.

Klinik ve laboratuvar bulgularıyla çocukluk çağının en sık görülen idiyopatik nefrotik sendromu (minimal değişiklik hastalığı) düşünülen bu hastada, hastalığın patogenezi ve beklenen klinik/laboratuvar özellikleri ile ilgili aşağıdakilerden hangisi doğrudur?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Podosit disfonksiyonuna bağlı selektif (albümin ağırlıklı) proteinüri saptanır ve genellikle ampirik kortikosteroid tedavisine iyi yanıt alınır.

Cevap

Podosit disfonksiyonuna bağlı selektif (albümin ağırlıklı) proteinüri saptanır ve genellikle ampirik kortikosteroid tedavisine iyi yanıt alınır.
Minimal değişiklik hastalığı, çocukluk çağı nefrotik sendromunun en sık nedenidir. Karakteristik olarak immünolojik mekanizmalarla podosit ayakçıklarında silinme meydana gelir, bu da glomerüler bazal membranın negatif yükünü kaybetmesine ve özellikle albümin atılımına (selektif proteinüri) yol açar. Tipik yaş aralığındaki (1-10 yaş) ve atipik bulguları olmayan çocuklarda renal biyopsi yapılmadan doğrudan ampirik kortikosteroid tedavisi başlanır ve hastaların büyük kısmı bu tedaviye dramatik şekilde iyi yanıt verir.

Adım Adım Çözüm

1
Hastanın başvuru bulgularını sendromik olarak sınıflandırmak.
Masif proteinüri (4+4+), hipoalbüminemi (1.8 g/dL1.8\ g/dL), ödem ve hiperlipidemi tablosu kesin olarak nefrotik sendromu gösterir.
Nefrotik sendromun klasik 4'lü laboratuvar ve klinik tanı kriterlerini doğrulamak.
2
Hastanın yaşını ve eşlik eden bulgularını (kan basıncı, vs.) yorumlamak.
5 yaşında olması ve tansiyonunun normal olması, çocukluk çağının en sık nedeni olan minimal değişiklik hastalığını (MDH) düşündürür.
Atipik bulguların (hipertansiyon, hematüri, böbrek yetmezliği) yokluğu nefritik sendromdan uzaklaştırır.
3
Minimal değişiklik hastalığının patofizyolojik, laboratuvar ve tedavi özelliklerini belirlemek.
T lenfosit disfonksiyonuna bağlı podosit ayakçık silinmesi, selektif proteinüri ve steroide yüksek yanıt oranları saptanır.
MDH'nin diğer glomerülopatilerden ayrımını sağlayan temel özellikleri bilmek.

Anahtar Kavram

Nefrotik sendrom (özellikle minimal değişiklik hastalığı) ile nefritik sendromun klinik, laboratuvar ve tedavi yaklaşımı açısından ayırt edilmesi
Soru 237Soru

Yeni doğan bir erkek bebeğin fizik muayenesinde karın duvarının aşırı gevşek ve buruşuk olduğu, her iki testisin de skrotumda olmadığı saptanıyor. Üriner sistem ultrasonografisinde mesanenin ileri derecede geniş, üreterlerin ise tüm trase boyunca belirgin derecede dilate ve tortuöz olduğu görülüyor. Bu klinik tabloya (Prune-Belly sendromu) sahip bir hastada üriner sistemde gözlenen yaygın dilatasyonun temel patogenezi aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Mezenkimal gelişim kusuruna bağlı üriner sistem düz kas displazisi

Cevap

Üriner sistem düz kas displazisi (Mezenkimal gelişim kusuru)
Prune-Belly sendromu, karın duvarı kaslarının yokluğu/hipoplazisi, bilateral kriptorşidizm ve üreter-mesane-üretra dilatasyonu ile karakterizedir. Buradaki yaygın dilatasyonun temel sebebi, üriner sistem duvarındaki düz kasların displastik gelişimidir (mezenkimal defekt).

Adım Adım Çözüm

1
Klinik triadın tanımlanması
Karın kası eksikliği, kriptorşidizm ve üriner sistem dilatasyonu.
Bu üç bulgu Prune-Belly (Eagle-Barrett) sendromunun karakteristik triadıdır.
2
Dilatasyonun niteliğinin analizi
Dilatasyon yaygındır ve üreterler belirgin şekilde kıvrımlıdır (tortuöz).
Mekanik bir obstrüksiyondan ziyade, doku yapısındaki bir defekt bu yaygın görünümü açıklar.
3
Patogenetik mekanizmanın belirlenmesi
Üreter ve mesane duvarındaki düz kas liflerinin yerini fibröz dokunun alması.
Embriyolojik dönemdeki mezenkimal gelişim kusuru, düz kas displazisine ve sonuç olarak duvar gerginliğinin kaybına yol açar.

Anahtar Kavram

Prune-Belly sendromunda (Eagle-Barrett) üriner sistem anomalilerinin temelinde düz kas displazisi yatar.

Daha Fazla Pratik

Prune-Belly sendromlu bir hastada erken neonatal dönemdeki en önemli mortalite nedeninin pulmoner hipoplazi olduğunu unutmayın.
Tahmini Süre:2m 0s
Soru 238Soru

77 yaşında bir erkek çocuk, vücut yüzey alanının %30\%30'unu etkileyen derin yanıklar nedeniyle yoğun bakım ünitesinde izlenmektedir. Yatışının 48.48. saatinde idrar miktarının 0.30.3 mL/kg/saat'e gerilediği, serum kreatinin düzeyinin 0.40.4 mg/dL'den 1.81.8 mg/dL'ye yükseldiği ve kan üre azotunun (BUNBUN) 6464 mg/dL olduğu saptanıyor. Yapılan idrar analizinde; idrar sodyumu 1212 mEq/L, idrar osmolalitesi 540540 mOsm/kg H2OH_2O, fraksiyone sodyum ekskresyonu (FENaFE_{Na}) %0.6\%0.6 ve idrar/plazma kreatinin oranı 4545 olarak hesaplanıyor.

Bu hasta için en olası tanı ve idrar sedimentinde saptanması beklenen bulgu aşağıdakilerin hangisinde birlikte verilmiştir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Prerenal azotemi - Hyalen silendirler

Cevap

En olası tanı prerenal azotemi olup, idrar sedimentinde hyalen silendirlerin görülmesi beklenir.
Hastadaki yanık öyküsü ciddi sıvı kaybına ve renal perfüzyon azalmasına işaret eder. Verilen laboratuvar değerleri (FENa<%1FE_{Na} < \%1, idrar sodyumu <20< 20 mEq/L, yüksek idrar osmolalitesi ve yüksek U/PU/P kreatinin oranı) prerenal azotemi için klasiktir. Prerenal tablolarda idrar sedimenti genellikle 'bland' (sakin) olup sadece hyalen silendirler görülebilir.

Adım Adım Çözüm

1
Klinik bağlamı ve laboratuvar bulgularını analiz et.
Yanık sonrası gelişen oligüri ve kreatinin artışı akut böbrek hasarını (ABH) gösterir. BUN/KreatininBUN/Kreatinin oranının >20> 20 olması (64/1.83564/1.8 \approx 35) prerenal bir tabloyu düşündürür.
Patofizyolojik ayrımı yapmak için ilk adım klinik ipuçlarını değerlendirmektir.
2
İdrar indekslerini yorumla.
FENa<%1FE_{Na} < \%1, idrar sodyumu <20< 20 mEq/L, idrar osmolalitesi >500> 500 mOsm/kg H2OH_2O ve U/PU/P kreatinin >40> 40 olması tübüler fonksiyonların korunduğunu kanıtlar.
Bu indeksler böbreğin sodyum ve suyu geri emme yeteneğinin devam ettiğini, yani hasarın parankimal değil fonksiyonel (perfüzyon eksikliği) olduğunu gösterir.
3
Tanıyı idrar sedimenti bulgusuyla eşleştir.
Prerenal azotemide böbrek parankimi sağlam olduğu için sedimentte hücresel döküntü beklenmez; konsantre idrarda hyalen silendirler görülebilir.
Ayırıcı tanıda idrar sedimenti altın standarttır; intrensek hasarlarda (ATN, AIN) spesifik hücresel silendirler görülür.

Anahtar Kavram

Prerenal Azotemi ve Akut Tübüler Nekroz Ayrımında İdrar İndeksleri
Tahmini Süre:2m 0s
Soru 239Soru

7 yaşında bir kız çocuk, bebekliğinden itibaren belirgin olan poliüri, polidipsi ve son aylarda artan bacak ağrıları ile halsizlik şikayetleri nedeniyle çocuk nefroloji polikliniğine getiriliyor. Fizik muayenesinde boy ve vücut ağırlığı 3. persentilin altında saptanıyor. Hastanın yapılan laboratuvar tetkikleri ve görüntüleme bulguları aşağıda verilmiştir:

ParametreDeğer
Serum Na+Na^+138138 mEq/L
Serum K+K^+2,42,4 mEq/L
Serum ClCl^-114114 mEq/L
Serum Ca2+Ca^{2+}9,29,2 mg/dL
Serum Mg2+Mg^{2+}2,02,0 mg/dL
Kan pHpH7,247,24
Kan HCO3HCO_3^-1313 mEq/L
Kan pCO2pCO_22828 mmHg
İdrar pHpH6,56,5
Spot idrar Ca/KreatininCa/Kreatinin0,450,45

İdrar incelemesinde glukoz ve aminoasit saptanmayan hastanın böbrek ultrasonografisinde bilateral medüller nefrokalsinozis izleniyor. Bu klinik ve laboratuvar bulgularına göre en olası tanı aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Tip 1 (Distal) Renal Tübüler Asidoz

Cevap

Tip 1 (Distal) Renal Tübüler Asidoz
Hastada normal anyon açıklı (hiperkloremik) metabolik asidoz mevcuttur. Bu tabloda potasyumun düşük olması Tip 1 veya Tip 2 RTA'yı düşündürür. Ancak idrar pH'sının asidoza rağmen 5,5'in altına düşürülememesi, distal tübüldeki hidrojen sekresyon kusurunu (Tip 1 RTA) kesinleştirir. Ayrıca medüller nefrokalsinozis ve hiperkalsiüri Tip 1 RTA için ayırt edici temel bulgulardır.

Adım Adım Çözüm

1
Kan gazı ve elektrolit analizi yapılması
pHpH 7,24 ve HCO3HCO_3^- 13 mmol/L metabolik asidozu gösterir. Anyon açığı (138(114+13)=11138 - (114+13) = 11) normaldir.
Asit-baz dengesizliğinin tipini belirlemek için gereklidir.
2
Potasyum düzeyinin değerlendirilmesi
Serum K+K^+ düzeyi 2,4 mEq/L (Hipokalemi).
Normal anyon açıklı asidozlarda hipokalemi Tip 1 ve Tip 2 RTA'yı düşündürür, Tip 4'ü dışlar.
3
İdrar pH'sının incelenmesi
Sistemik asidoza rağmen idrar pH'sı 6,5 (5,5'in üzerinde).
Distal tübülde H+H^+ sekresyon kusurunu (Tip 1 RTA) doğrular.
4
Ek bulguların (Kalsiyum ve USG) değerlendirilmesi
Hiperkalsiüri ve nefrokalsinozis varlığı.
Tip 1 RTA'da kemik rezorpsiyonu ve distal kalsiyum geri emilim kusuru sonucu hiperkalsiüri ve nefrokalsinozis gelişir.

Anahtar Kavram

Tip 1 RTA, distal tübülde hidrojen iyonu salınımının bozulması sonucu idrarın asitlenememesi, hipokalemi, hiperkalsiüri ve nefrokalsinozis ile karakterizedir.
Tahmini Süre:3m 0s
Soru 240Soru

Antenatal 22.22. gebelik haftasında yapılan ultrasonografide bilateral hidronefroz ve masif mesane distansiyonu saptanan erkek bebek, miadında sezaryen ile doğurtuluyor. Doğum sonrası fizik muayenesinde batında belirgin distansiyon ve glob vesicale saptanıyor. Yapılan işeme sistoüretrografisinde (VCUG) posterior üretral valv (PUV) ile uyumlu görünüm ve sağ tarafta evre VV vezikoüreteral reflü (VUR) izleniyor. Renal kortikal sintigrafide (DMSA) sağ böbrek fonksiyonu %7\%7, sol böbrek fonksiyonu ise %93\%93 olarak raporlanıyor. Bu klinik tabloda sağ taraftaki yüksek evreli reflünün varlığı ile ilgili yapılabilecek en olası yorum aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Sağ böbreğin "pop-off" (basınç tahliye) mekanizması görerek sol böbrek parankimini yüksek basınçtan koruduğu düşünülür.

Cevap

Sağ taraftaki yüksek evreli reflü, bir "pop-off" mekanizması görevi görerek sol böbrek parankimini korumaktadır.
Posterior üretral valv (PUV) vakalarında mesane içi basınç çok yüksektir. Eğer hastada tek taraflı yüksek evreli reflü varsa, bu idrarın geri kaçışı bir 'basınç tahliye (pop-off)' vanası görevi görür. Bu durum, reflü olan böbreğin (sağ) displaziye uğramasına neden olurken, mesane içi basıncı düşürerek karşı taraf böbreğin (sol) parankim hasarından korunmasını sağlar. Bu tabloya literatürde VURD sendromu denir.

Adım Adım Çözüm

1
Klinik bulguları sentezleyin.
Erkek bebek, PUV (posterior üretral valv), kalın mesane duvarı ve tek taraflı (sağ) evre VV VUR.
Primer patolojinin üretral obstrüksiyon olduğu ve mesane içinde yüksek basınç oluştuğu anlaşılır.
2
Böbrek fonksiyon farkını değerlendirin.
Sağ böbrek %7\%7 (displazik), sol böbrek %93\%93 (korunmuş).
Yüksek basıncın neden tek taraflı hasar yarattığını ve diğer tarafın nasıl korunduğunu sorgulamak gerekir.
3
VURD (Vesicoureteral Reflux Dysplasia) sendromu kavramını uygulayın.
Reflü olan tarafın bir basınç tahliye vanası gibi çalışarak sol tarafı koruduğu sonucuna varılır.
Bu mekanizma, PUV'lu hastalarda tek tarafın displazik kalıp diğer tarafın fonksiyonunu korumasını açıklayan spesifik bir fenomendir.

Anahtar Kavram

VURD (Vesicoureteral Reflux Dysplasia) Sendromu ve Pop-off Mekanizması
ÖncekiSayfa 12 / 18Sonraki
Nefroloji — TUS - Tıpta Uzmanlık Sınavı — Sayfa 12 | Examkin