Nefroloji

349 soru

Soru 201Soru

1010 yaşında, kronik böbrek yetmezliği (Evre 44, GFH:22GFH: 22 ml/dk/1.73m2ml/dk/1.73m^2) tanısıyla izlenen bir çocuk hastanın poliklinik izlemindeki yaklaşım ve komplikasyonların yönetimi ile ilgili aşağıdakilerden hangisi doğrudur?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Uygun beslenme desteği ve metabolik kontrol sağlandığı halde büyüme hızı düşük seyreden çocuklarda rekombinant büyüme hormonu tedavisi endikedir.

Cevap

Büyüme geriliği olan çocuklarda beslenme ve metabolik kontrol sağlandıktan sonra büyüme hızı artmıyorsa rekombinant büyüme hormonu tedavisi kullanılabilir.
Çocukluk çağındaki kronik böbrek yetmezliğinde büyüme geriliği multifaktöriyeldir. Tedavide ilk adım beslenmenin optimizasyonu ve metabolik asidoz ile mineral bozukluklarının düzeltilmesidir. Tüm bu önlemlere rağmen çocuk hala büyüme geriliği gösteriyorsa (boyun 2-2 standart sapmanın altında olması veya büyüme hızının düşüklüğü), rekombinant büyüme hormonu tedavisi büyüme hızını artırmak için kullanılan standart bir yöntemdir.

Adım Adım Çözüm

1
Hastanın böbrek yetmezliği evresini ve eşlik eden komplikasyonları değerlendir.
Hasta Evre 44 KBY (GFH:15GFH: 15-2929 ml/dk/1.73m2ml/dk/1.73m^2) olup büyüme geriliği, anemi ve asidoz riski altındadır.
Yönetim stratejisini belirlemek için evreleme kritiktir.
2
Büyüme geriliği yönetimi basamaklarını incele.
Önce kalori alımı optimize edilir, ardından metabolik asidoz ve renal osteodistrofi (kalsiyum/fosfor dengesi) düzeltilir.
Büyüme hormonundan önce geri döndürülebilir nedenlerin düzeltilmesi gerekir.
3
Diğer sistemik etkileri (aşı, anemi tipi, elektrolit) kontrol et.
Canlı aşılar kontrendikedir, anemi normositerdir ve asidoz/hiperpotasemi beklenir.
CKD yönetimindeki yanlış uygulamaları ayırt etmek için gereklidir.

Anahtar Kavram

Pediatrik KBY'de büyüme geriliğine yaklaşım ve eşlik eden komplikasyonların (anemi, asidoz, aşılama) yönetimi.
Tahmini Süre:1m 15s
Soru 202Soru

55 yaşında bir erkek çocuk, son 66 ay içinde üç kez tekrarlayan, ağrısız, parlak kırmızı renkli idrar yapma yakınması ile polikliniğe getiriliyor. Fizik muayenesinde kan basıncı 90/6090/60 mmHg (yaşa göre normal), ödem veya döküntü saptanmıyor. Yapılan idrar tetkikinde; dansite 10181018, pH 6.06.0, protein negatif, dipstick ile 3+3+ kan saptanıyor. Mikroskobik incelemede; her sahada bol eritrosit görülüyor, eritrositlerin tamamı izomorfik yapıda olup silendir saptanmıyor. Bu hastada öncelikle yapılması gereken tetkik aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Spot idrarda kalsiyum/kreatinin oranı

Cevap

Spot idrarda kalsiyum/kreatinin oranı değerlendirilmelidir.
Hastada saptanan eritrositlerin tamamının izomorfik olması ve proteinürinin bulunmaması, kanamanın glomerüler olmadığını kanıtlar. Çocukluk çağında ağrısız, tekrarlayan makroskopik hematürinin en yaygın nedenlerinden biri olan idiopatik hiperkalsiürinin taranmasında ilk basamak spot idrarda kalsiyum/kreatinin oranıdır.

Adım Adım Çözüm

1
Eritrosit morfolojisini değerlendir.
İzomorfik eritrositler saptanmıştır.
Eritrositlerin izomorfik olması ve silendir yokluğu, kanamanın glomerül dışı (post-glomerüler) kaynaklı olduğunu gösterir.
2
Eşlik eden bulguları (proteinüri, kan basıncı) kontrol et.
Protein negatif, kan basıncı normal.
Proteinürinin olmaması ve normal tansiyon, nefritik veya nefrotik bir tabloyu dışlar.
3
Çocukluk çağında ağrısız, izomorfik makroskopik hematürinin en sık nedenini belirle.
İdiopatik hiperkalsiüri en olası tanıdır.
Çocuklarda asemptomatik izole hematürinin en sık nedenlerinden biri hiperkalsiüridir.
4
Tanısal tarama tetkiğini seç.
Spot idrarda kalsiyum/kreatinin oranı.
Bu oran 0.20.2'den (bebeklerde 0.80.8) büyükse hiperkalsiüri düşünülür ve 2424 saatlik idrar ile teyit edilir.

Anahtar Kavram

İzomorfik hematüri ve proteinüri yokluğunda çocukluk çağında öncelikle idiopatik hiperkalsiüri düşünülmelidir.
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 203Soru

1010 yaşında bir erkek çocuk, yaklaşık 1010 hafta önce geçirdiği bir cilt enfeksiyonu sonrası gelişen makroskopik hematüri, periorbital ödem ve hipertansiyon öyküsü ile izlenmektedir. İlk değerlendirmesinde C3C3 düzeyi belirgin düşük, C4C4 düzeyi normal ve ASOASO titresi yüksek saptanan hastanın takibinde ödemi ve hipertansiyonu düzelmiştir. Ancak 1010. haftada yapılan kontrolde mikroskopik hematürisinin sürdüğü ve C3C3 düşüklüğünün halen devam ettiği saptanmıştır.

Bu klinik tabloya göre, hasta için en olası tanı aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Membranoproliferatif glomerulonefrit

Cevap

Kompleman düşüklüğünün 8 haftadan uzun sürmesi nedeniyle en olası tanı Membranoproliferatif glomerulonefrit seçeneğidir.
Membranoproliferatif glomerulonefrit (MPGN), çocuklarda nefritik veya nefrotik sendromla başvurabilen ve kompleman (C3C3) düşüklüğünün tipik olarak 88 haftadan uzun sürdüğü (genellikle kalıcı olduğu) bir hastalıktır. Sorudaki vakada başlangıçta APSGN'yi düşündüren bulgular olsa da, C3C3 düşüklüğünün 1010. haftada devam etmesi biyopsi gerektiren ve en olası tanıyı MPGN'ye kaydıran en önemli klinik ipucudur.

Adım Adım Çözüm

1
İlk klinik ve laboratuvar bulgularını değerlendir
Post-enfeksiyöz nefritik sendrom (hematüri, ödem, hipertansiyon, düşük C3C3, yüksek ASOASO)
Hastanın başlangıç tablosu tipik bir Akut Poststreptokok Glomerulonefrit (APSGN) ile uyumludur.
2
Kompleman düzeyinin zaman içindeki değişimini analiz et
1010. haftada halen devam eden C3C3 düşüklüğü
APSGN'de C3C3 düzeyi 686-8 hafta içinde normale dönmelidir. Bu süreyi aşan düşüklükler 'persistan hipokomplementemi' olarak adlandırılır.
3
Persistan hipokomplementemi nedenleri arasında ayırıcı tanı yap
En olası tanı Membranoproliferatif Glomerulonefrit (MPGN)
Çocukluk çağında persistan düşük C3C3 ile seyreden en yaygın primer glomerulonefrit MPGN'dir (özellikle Tip 1 ve Tip 2).

Anahtar Kavram

Glomerulonefritlerde hipokomplementemi süresi ayırıcı tanıda kritiktir; 88 haftayı geçen düşüklüklerde APSGN dışlanmalı ve biyopsi endikasyonu (MPGN şüphesi) doğmalıdır.
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 204Soru

Nefrotik sendrom ön tanısı ile değerlendirilen bir pediatrik hastada, aşağıdaki klinik veya laboratuvar bulgularından hangisinin varlığı steroid tedavisi öncesinde veya sırasında böbrek biyopsisi yapılmasını gerektiren bir durum değildir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Mikroskobik hematüri saptanması

Cevap

Mikroskobik hematüri saptanması
Çocukluk çağındaki nefrotik sendrom vakalarının büyük çoğunluğu Minimal Değişiklik Hastalığıdır (MDH). MDH tanısında mikroskobik hematüri hastaların yaklaşık üçte birinde görülebilir ve bu durum tek başına steroid tedavisi öncesi biyopsi yapılmasını gerektirmez. Ancak makroskobik hematüri, düşük kompleman düzeyi, persistan hipertansiyon ve steroid direnci gibi durumlar biyopsi için kesin endikasyonlardır.

Adım Adım Çözüm

1
Nefrotik sendromda 'Minimal Değişiklik Hastalığı' (MDH) için tipik olan ve olmayan bulguları karşılaştırın.
MDH genellikle 1121-12 yaş arası, normal kompleman düzeyli ve steroid yanıtı iyi olan bir tablodur.
Biyopsi kararı, hastanın MDH tablosundan ne kadar saptığına göre verilir.
2
Seçeneklerdeki bulguların biyopsi endikasyonu oluşturup oluşturmadığını analiz edin.
Düşük C3C3, yaşın çok küçük olması (<1<1 yaş) veya çok büyük olması (>12>12 yaş), HT varlığı ve steroid direnci biyopsi gerektirir.
Bu bulgular MDH dışı sekonder veya dirençli glomerülopatilere işaret eder.
3
Hematüri tipini değerlendirin.
Mikroskobik hematüri MDH'da beklenen bir bulgu iken, makroskobik hematüri biyopsi gerektiren atipik bir bulgudur.
MCD'li hastaların %20-30'unda mikroskobik hematüri görülebildiği literatürde sabittir.

Anahtar Kavram

Pediatrik nefrotik sendromda böbrek biyopsisi endikasyonları (atipik yaş, düşük kompleman, steroid direnci, persistan hipertansiyon).
Soru 205Soru

Annesinde polihidramniyos öyküsü olan, 22 aylık bir kız bebek; doğumdan itibaren devam eden, ebeveynleri tarafından idrar ile karıştırılan bol miktarda sulu dışkılama ve kilo alamama şikayetleriyle getirilmiştir. Fizik muayenesinde dehidratasyon bulguları, letarji ve belirgin batın distansiyonu saptanmıştır. Laboratuvar tetkiklerinde şu sonuçlar elde edilmiştir:

Kan Gazı ve Elektrolitler:
- pH: 7.557.55
- pCO2pCO_2: 4848 mmHg
- HCO3HCO_3: 4040 mEq/L
- Sodyum (Na): 130130 mEq/L
- Potasyum (K): 2.42.4 mEq/L
- Klor (Cl): 8080 mEq/L

İdrar Tetkiki:
- İdrar Kloru: 55 mEq/L
- İdrar pH: 5.55.5

Bu bebekte kesin tanı için aşağıdakilerden hangisinin saptanması beklenir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Dışkı klor konsantrasyonunun 9090 mEq/L üzerinde olması

Cevap

Dışkı klor konsantrasyonunun 9090 mEq/L üzerinde olması
Hastada saptanan doğumdan itibaren bol sulu dışkılama, maternal polihidramniyos öyküsü ve laboratuvardaki hipokloremik metabolik alkaloz ile düşük idrar kloru (<10< 10 mEq/L), konjenital klor diyaresi (CCD) için klasiktir. Bu hastalıkta kolondaki Cl/HCO3Cl^-/HCO_3^- değiştirici proteindeki (SLC26A3SLC26A3) mutasyon nedeniyle bağırsaktan klor emilemez ve dışkıyla atılır. Tanı, dışkı klorunun 9090 mEq/L'den yüksek bulunmasıyla kesinleşir.

Adım Adım Çözüm

1
Asit-baz dengesini değerlendir
pH: 7.557.55 ve HCO3HCO_3: 4040 mEq/L -> Primer metabolik alkaloz.
Yüksek pH ve yüksek bikarbonat seviyeleri metabolik alkalozu doğrular.
2
Elektrolitleri ve solunumsal yanıtı analiz et
Hiponatremi, hipokalemi, hipokloremi ve pCO2pCO_2 yükselmesi (4848 mmHg).
Vücut alkalozu dengelemek için hipoventilasyon yaparak pCO2pCO_2 düzeyini artırmıştır.
3
Klor kaybının yerini belirlemek için idrar kloruna bak
İdrar kloru 55 mEq/L (<10< 10 mEq/L).
Düşük idrar kloru, klor kaybının böbrek dışı (mide veya bağırsak) yolla olduğunu gösterir.
4
Klinik öykü ile tanısal birleştirme yap
Doğumdan itibaren sulu dışkılama + polihidramniyos + hipokloremik metabolik alkaloz = Konjenital Klor Diyaresi (CCD).
Bartter sendromunda idrar kloru yüksektir; pilor stenozunda ise ishal değil kusma öyküsü vardır.
5
Altın standart tanı testini belirle
Dışkı klor konsantrasyonu > 9090 mEq/L.
CCD'de ileum ve kolondaki Cl/HCO3Cl^-/HCO_3^- değiştiricisindeki defekt nedeniyle dışkıda klor miktarı sodyum ve potasyum toplamından fazladır.

Anahtar Kavram

Böbrek dışı klor kaybına bağlı hipokloremik metabolik alkalozda idrar kloru düşüktür; sulu ishal varlığında konjenital klor diyaresi düşünülmelidir.
Soru 206Soru

22 yaşında bir erkek çocuk, 33 gündür devam eden şiddetli ishal ve kusma sonrası gelişen idrar miktarında azalma şikayetiyle acil servise getiriliyor. Fizik muayenesinde dehidratasyon bulguları saptanan hastanın laboratuvar incelemesinde kan üre azotu (BUN) ve kreatinin düzeyleri yaş grubuna göre yüksek bulunuyor. Bu hastada akut böbrek yetmezliği tablosunun prerenal nedenlere bağlı olduğunu aşağıdakilerden hangisi en güçlü destekler?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Fraksiyonel sodyum ekskresyonunun (FENa) %1\%1’in altında olması

Cevap

Fraksiyonel sodyum ekskresyonunun (FENa) %1’in altında olması
Prerenal azotemide böbrek parankimi ve tübüler fonksiyonlar başlangıçta normaldir. Vücut, sıvı kaybına (dehidratasyon) yanıt olarak böbreklerden sodyum ve suyu maksimum düzeyde geri emmeye çalışır. Bu durum idrar sodyumunun düşük (<20<20 mEq/L) ve fraksiyonel sodyum ekskresyonunun (FENa) %1\%1’in altında olmasına neden olur. Bu bulgu, böbreğin perfüzyon yetersizliğine verdiği fizyolojik bir yanıttır.

Adım Adım Çözüm

1
Klinik tablonun değerlendirilmesi
Gastroenterit ve dehidratasyon öyküsü olan çocukta gelişen oligüri ve azotemi, öncelikle prerenal bir süreci düşündürür.
Prerenal azotemi, böbrek perfüzyonunun azaldığı durumlarda (hipovolemi gibi) ortaya çıkan en yaygın pediatrik akut böbrek hasarı nedenidir.
2
Böbrek tübüler fonksiyonlarının kontrolü
Prerenal tabloda böbrek parankimi sağlamdır ve tübüller sodyumu geri emerek volümü korumaya çalışır.
Böbreğin yanıt verme kapasitesini ölçmek için idrar indeksleri (FENa, idrar sodyumu) kullanılır.
3
Seçeneklerin prerenal kriterlerle karşılaştırılması
FENa < %1 olması prerenal azotemi için en güvenilir laboratuvar göstergesidir.
Böbrek tübülleri sağlam olduğu için sodyumu etkin bir şekilde geri emer ve idrarda sodyum atılımı minimuma iner.

Anahtar Kavram

Prerenal azotemi ile Akut Tübüler Nekroz (ATN) ayırıcı tanısında idrar indekslerinin (özellikle FENa) kullanımı.
Tahmini Süre:45s
Soru 207Soru

55 yaşında bir erkek çocuk, yaklaşık bir haftadır sabahları göz kapaklarında fark edilen ve gün içinde azalan şişlik şikayetiyle polikliniğe getiriliyor. Annesi, çocuğun idrarının son günlerde oldukça köpüklü olduğunu ancak renginde bir koyulaşma fark etmediklerini belirtiyor. Fizik muayenesinde her iki alt ekstremitede pretibial 2+2+ ödem ve batında asit saptanıyor. Kan basıncı 90/60 mmHg90/60\ mmHg (normal) olarak ölçülüyor. Laboratuvar tetkiklerinde serum albümini 1.9 g/dL1.9\ g/dL, total kolesterol 310 mg/dL310\ mg/dL, serum C3C3 ve C4C4 düzeyleri normal bulunuyor. Tam idrar tetkikinde protein 4+4+, mikroskobik incelemede eritrosit negatif olarak saptanıyor. Bu hasta için en uygun yaklaşım aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: 2 mg/kg/gu¨n2\ mg/kg/gün (maksimum 60 mg60\ mg) dozunda oral prednizolon tedavisi başlanmalıdır.

Cevap

Standart dozda (2 mg/kg/gu¨n2\ mg/kg/gün) oral prednizolon tedavisi başlanması en uygun yaklaşımdır.
Doğru seçenek, hastanın klinik tablosunun (yaş, normal tansiyon, normal kompleman, hematüri yokluğu) Minimal Değişiklik Hastalığı (MCD) ile tam uyumlu olması nedeniyle, tanısal bir girişim olan biyopsiye gerek duyulmadan standart steroid tedavisinin (2 mg/kg/gu¨n2\ mg/kg/gün prednizolon) başlanması gerektiğini ifade etmektedir.

Adım Adım Çözüm

1
Klinik ve laboratuvar verilerini sentezlemek.
Ödem, masif proteinüri (4+4+), hipoalbüminemi (1.9 g/dL1.9\ g/dL) ve hiperlipidemi bulguları ile hastaya 'Nefrotik Sendrom' tanısı konulur.
Nefrotik sendromun klasik tanı kriterleri mevcuttur.
2
Hastanın 'Tipik' veya 'Atipik' özelliklerini değerlendirmek.
Hasta 55 yaşında (ideal yaş aralığı), kan basıncı normal, hematürisi yok ve kompleman düzeyleri (C3,C4C3, C4) normaldir.
Bu bulgular çocukluk çağının en sık nefrotik sendrom nedeni olan Minimal Değişiklik Hastalığını (MCD) düşündürür.
3
İlk basamak tedaviyi belirlemek.
Tipik bulguları olan çocuklarda biyopsi yapılmadan doğrudan oral prednizolon tedavisi (2 mg/kg/gu¨n2\ mg/kg/gün) başlanır.
Minimal Değişiklik Hastalığı steroid tedavisine %9090 üzerinde yanıt verdiği için invaziv girişimler steroid direncine saklanır.

Anahtar Kavram

Çocukluk çağı nefrotik sendromunda tedavi yönetimi ve biyopsi endikasyonları.

Daha Fazla Pratik

Steroid dirençli nefrotik sendromda bir sonraki adımın ne olması gerektiğini ve biyopsi endikasyonlarını tekrar gözden geçirin.
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 208Soru

Kronik ishal ve malabsorbsiyon tanısıyla izlenen 33 yaşında bir kız çocuk; ellerde kasılma (tetani) ve yaygın kas güçsüzlüğü şikayetleriyle acil servise getiriliyor. Laboratuvar incelemesinde saptanan değerler aşağıdadır:

ParametreSonuç
Serum Kalsiyum (CaCa)6.16.1 mg/dL
Serum Potasyum (KK)2.52.5 mEq/L
Serum Fosfor (PP)3.43.4 mg/dL
Serum Albumin4.14.1 g/dL

Hastaya uygun dozlarda intravenöz kalsiyum glukonat ve potasyum klorür replasmanı yapılmasına rağmen, 2424 saat sonra yapılan kontrolde serum kalsiyum ve potasyum düzeylerinin anlamlı bir yükselme göstermediği saptanıyor.

Bu hastada elektrolit bozukluklarının tedaviye dirençli olmasının en olası nedeni aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Magnezyum eksikliği

Cevap

Dirençli hipokalsemi ve hipokaleminin en olası nedeni magnezyum eksikliğidir.
Magnezyum eksikliği, pediatrik pratikte malabsorbsiyon sendromlarında sık görülür ve 'refrakter' elektrolit bozukluklarının en önemli nedenidir. Hipomagnezemi, paratiroid hormonunun (PTH) hem sentezini ve salınımını bozar hem de kemiklerdeki etkisine karşı direnç oluşturur; bu durum kalsiyum replasmanına yanıtsız hipokalsemiye yol açar. Aynı zamanda magnezyum, böbrek distal tübüllerindeki ROMK kanallarını kapatan bir tıkaç görevi görür; magnezyum eksikliğinde bu tıkaç kalkar ve idrarla kontrolsüz potasyum kaybı (renal potasyum kaçağı) nedeniyle potasyum replasmanına yanıtsız hipokalemi gelişir.

Adım Adım Çözüm

1
Klinik tabloyu analiz et
Hastada kronik ishal öyküsü, tetani (hipokalsemi bulgusu) ve kas güçsüzlüğü (hipokalemi bulgusu) mevcut.
Sıvı ve elektrolit kayıplarının kaynağını ve klinik yansımasını belirlemek için.
2
Laboratuvar değerlerini değerlendir
Serum CaCa ve KK belirgin düşük, fosfor normal. Albumin normal olduğu için iyonize kalsiyumun da düşük olduğu söylenebilir.
Elektrolit bozukluklarının derinliğini saptamak için.
3
Tedaviye yanıtı değerlendir
Standart replasmana rağmen elektrolitlerin düzelmemesi 'dirençli' bir durum olduğunu gösterir.
Basit eksiklik ile altta yatan metabolik engeli ayırt etmek için.
4
Dirençli hipokalsemi mekanizmasını hatırla
Hipomagnezemi, hem PTH salınımını inhibe eder hem de hedef organlarda PTH direncine yol açarak hipokalsemiyi tedaviye dirençli hale getirir.
Kalsiyum-magnezyum etkileşimini kurmak için.
5
Dirençli hipokalemi mekanizmasını hatırla
Magnezyum eksikliği, böbrek distal tübüllerindeki ROMK kanallarını inhibe edemez ve aşırı potasyum kaybına yol açarak hipokalemiyi dirençli kılar.
Potasyum-magnezyum etkileşimini kurmak için.
6
Tanıyı birleştir
Kronik ishal hem kalsiyum ve potasyum hem de magnezyum kaybına neden olur; magnezyum düzeltilmeden diğerleri düzelmez.
Hastanın temel patolojisini sonuçlandırmak için.

Anahtar Kavram

Magnezyum, PTH regülasyonu ve böbrek ROMK kanal inhibisyonu yoluyla kalsiyum ve potasyum dengesi için anahtar roldedir.
Soru 209Soru

1212 yaşında bir erkek çocuk, belirgin halsizlik, kas güçsüzlüğü ve uzun süredir devam eden çok su içme ile sık idrara çıkma yakınmaları ile getirilmiştir. Fizik muayenesinde boy ve vücut ağırlığı 15.15. persentilde olup, kan basıncı 155/105155/105 mmHgmmHg (yaş ve boya göre yüksek) ölçülmüştür. Laboratuvar tetkiklerinde; serum Na:145Na: 145 mEq/LmEq/L, K:2.3K: 2.3 mEq/LmEq/L, Cl:97Cl: 97 mEq/LmEq/L, Ca:9.4Ca: 9.4 mg/dLmg/dL, Mg:1.9Mg: 1.9 mg/dLmg/dL; venöz kan gazında pH:7.49pH: 7.49, HCO3:33HCO_3: 33 mEq/LmEq/L, pCO2:45pCO_2: 45 mmHgmmHg saptanmıştır. Hastanın plazma renin aktivitesi ve serum aldosteron düzeylerinin her ikisi de düşük bulunmuştur. Bu hasta için en olası tanı aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Liddle sendromu

Cevap

Liddle sendromu
Vakada sunulan hipertansiyon, hipokalemik metabolik alkaloz ve baskılanmış renin-aldosteron düzeyleri üçlüsü Liddle sendromunun klasik triadıdır. Bu durum, distal tübüldeki epitelyal sodyum kanallarının (ENaCENaC) aşırı çalışması sonucu gelişen bir 'psödohiperaldosteronizm' tablosudur.

Adım Adım Çözüm

1
Asit-baz ve elektrolit tablosunu değerlendir
pH:7.49pH: 7.49 ve HCO3:33HCO_3: 33 mEq/LmEq/L ile metabolik alkaloz; K:2.3K: 2.3 mEq/LmEq/L ile hipokalemi mevcuttur.
Ayırıcı tanıya hipokalemik metabolik alkaloz nedenleri ile başlanır.
2
Kan basıncı ve renin-aldosteron sistemini analiz et
Kan basıncı yüksek (155/105155/105 mmHgmmHg), renin ve aldosteron düzeyleri ise düşüktür.
Bu bulgular, tabloyu Bartter/Gitelman gibi düşük kan basınçlı durumlardan ayırır ve psödohiperaldosteronizm yönüne çeker.
3
Tanıyı netleştir
Distal tübülde ENaCENaC kanallarının aşırı aktivitesi sonucu oluşan Liddle sendromu tablosu ile bulgular örtüşmektedir.
ENaCENaC aktivasyonu NaNa geri emilimini artırarak hipertansiyona ve negatif feedback ile renin/aldosteron baskılanmasına yol açar.

Anahtar Kavram

Liddle sendromu, distal tübüldeki ENaCENaC sodyum kanallarının mutasyonu sonucu 'kazanılmış fonksiyon' ile karakterize, hipertansiyon ve hipokalemik metabolik alkalozla seyreden bir tübülopatidir.
Soru 210Soru

Kronik böbrek yetmezliği (KBYKBY) tanısı ile izlenen çocuklarda gelişen aneminin en temel patofizyolojik mekanizması aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Böbreklerden eritropoetin sentezinin azalması

Cevap

Kronik böbrek yetmezliğinde aneminin temel nedeni böbreklerden eritropoetin sentezinin azalmasıdır.
Böbrekler, vücuttaki eritropoetin üretiminin yaklaşık %90'ından sorumludur. Böbrek fonksiyonları azaldıkça ve parankim hasarı arttıkça, bu hormonun sentezi azalır ve bu da kemik iliğinde yetersiz eritrosit üretimine (anemiye) yol açar. Bu mekanizma KBY'deki aneminin en temel ve ilk basamağıdır.

Adım Adım Çözüm

1
Böbreğin endokrin fonksiyonlarını hatırla.
Böbrekler, kemik iliğinde eritrosit üretimini uyaran eritropoetin (EPO) hormonunun ana üretim yeridir.
Aneminin kökenini anlamak için böbreğin hematopoetik sistem üzerindeki etkisini bilmek gerekir.
2
Böbrek yetmezliğinin hormon sentezi üzerindeki etkisini değerlendir.
Böbrek dokusunun kaybı ve fonksiyonel bozulma, peritübüler interstisiyel hücrelerden EPO salınımının azalmasına neden olur.
Hormon eksikliği kemik iliğindeki eritroid serinin uyarılmasını engeller.
3
Temel mekanizmayı belirle.
Normokrom normositer karakterde bir anemi gelişir ve bu durumun birincil sorumlusu EPO eksikliğidir.
TUS sınavında 'en temel neden' sorulduğunda doğrudan EPO sentez kusuruna odaklanılmalıdır.

Anahtar Kavram

Kronik böbrek yetmezliğinde gelişen anemi tipik olarak normokrom normositerdir ve temelinde eritropoetin eksikliği yatar.
Tahmini Süre:45s
Soru 211Soru

Tekrarlayan idrar yolu enfeksiyonu nedeniyle değerlendirilen 6 aylık bir kız bebeğin ultrasonografik incelemesinde; sol böbreğin üst polünde dilatasyon, mesane lümeni içinde ise 'üreterosel' ile uyumlu kistik bir yapı saptanmıştır. Bu hastadaki anatomik anomali ve beklenen klinik özellikler ile ilgili aşağıdaki ifadelerden hangisi doğrudur?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Bu anomalide, alt polü drene eden üreterde vezikoureteral reflü görülme riski artmıştır.

Cevap

Çift toplayıcı sistemlerde, alt polü drene eden üreterde vezikoureteral reflü (VUR) görülme riski artmıştır.
Çift toplayıcı sistemlerde Weigert-Meyer kanunu geçerlidir. Bu kanuna göre, üst polü drene eden üreter mesaneye daha kaudal ve medialde (ektopik) açılır ve sıklıkla üreterosel nedeniyle obstrüksiyona uğrar. Alt polü drene eden üreter ise mesaneye daha kranyal ve lateralde (ortotopik) açılır; bu bölgedeki submukozal tünel kısalığı nedeniyle alt pol üreterinde vezikoureteral reflü (VUR) görülme olasılığı belirgin şekilde artar.

Adım Adım Çözüm

1
Klinik bulguları ve ultrasonografi verilerini değerlendir.
Hastada çift toplayıcı sistem ve üst pol üreteriyle ilişkili üreterosel saptandı.
Üreterosel varlığı ve üst pol dilatasyonu, dupleks sistemlerin tipik bir sunumudur.
2
Weigert-Meyer kanununu anatomik yapıya uygula.
Üst pol üreteri ektopik (daha aşağı ve iç), alt pol üreteri ise ortotopik (daha yukarı ve dış) yerleşimlidir.
Bu kanun, üreterlerin mesaneye açılım noktaları ile drene ettikleri poller arasındaki ilişkiyi tanımlar.
3
Anatomik yerleşimin klinik sonuçlarını belirle.
Üst polde obstrüksiyon (üreterosel nedeniyle), alt polde ise reflü (kısa submukozal tünel nedeniyle) beklenir.
Alt pol üreterinin daha lateral ve kranyal açılımı, mesane içindeki seyir mesafesini kısaltarak reflüye yol açar.

Anahtar Kavram

Weigert-Meyer Kanunu ve Çift Toplayıcı Sistem Komplikasyonları
Soru 212Soru

55 yaşında bir kız çocuk, tekrarlayan ateşli idrar yolu enfeksiyonları (I˙YEİYE) nedeniyle incelenmektedir. Çekilen işeme sistoüretrografisinde (VCUGVCUG) bilateral evre IVIV vezikoüreteral reflü (VURVUR) saptanmıştır. Altı aydır trimetoprim-sulfametoksazol profilaksisi alan hastanın, bu süreçte iki kez kanıtlanmış ateşli I˙YEİYE atağı geçirdiği ve son DMSADMSA sintigrafisinde sol böbrekte yeni parankimal skarlar geliştiği saptanmıştır. Bu hasta için en uygun yaklaşım aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Cerrahi veya endoskopik anti-reflü girişimi

Cevap

Profilaksi altında tekrarlayan enfeksiyon ve parankimal skar gelişimi olan yüksek evreli vezikoüreteral reflü vakalarında cerrahi veya endoskopik müdahale gereklidir.
Vezikoüreteral reflü (VURVUR) yönetiminde temel amaç böbrek parankimini korumaktır. Evre IVIV gibi yüksek dereceli reflülerde spontan iyileşme oranı düşüktür. Eğer hasta uygun dozda antibiyotik profilaksisi almasına rağmen ateşli I˙YEİYE geçirmeye devam ediyorsa (atılım enfeksiyonu) ve özellikle DMSADMSA sintigrafisinde yeni skarlar ortaya çıkmışsa, bu durum medikal tedavinin başarısız olduğunu gösterir. Bu klinik tabloda cerrahi veya endoskopik (subüreterik enjeksiyon) yöntemlerle reflünün düzeltilmesi en uygun yaklaşımdır.

Adım Adım Çözüm

1
Vezikoüreteral reflünün evresini ve mevcut tedaviyi değerlendir.
Hasta evre IVIV (yüksek evre) VURVUR tanılı ve antibiyotik profilaksisi almaktadır.
Tedavi kararını belirlemek için başlangıç durumunun tespiti gerekir.
2
Tedavi etkinliğini ve komplikasyon gelişimini kontrol et.
Profilaksiye rağmen 'atılım enfeksiyonları' (breakthrough infections) görülmüş ve DMSADMSA'da yeni skarlar oluşmuştur.
Yeni skar oluşumu, mevcut medikal tedavinin böbreği korumada yetersiz kaldığını gösterir.
3
Cerrahi endikasyonları gözden geçir ve karar ver.
Cerrahi veya endoskopik düzeltme kararı alınır.
Yüksek evreli reflüde medikal tedavi başarısızlığı ve progresif böbrek hasarı varlığı cerrahi girişimi zorunlu kılar.

Anahtar Kavram

Vezikoüreteral reflüde cerrahi tedavi endikasyonları (profilaksi başarısızlığı ve progresif skarlaşma).

İpuçları

1
Hastanın medikal tedavi (profilaksi) alırken enfeksiyon geçirmeye devam ettiğine dikkat edin.
2
DMSADMSA sintigrafisinde yeni skar görülmesi, böbreğin mevcut yöntemle korunamadığını simgeler.
3
Yüksek evreli reflü ve medikal tedavi başarısızlığı durumunda bir sonraki basamak invaziv müdahaledir.

Daha Fazla Pratik

VUR evrelemesinde VCUG bulgularını (üreter dilatasyonu, kalikslerin durumu) tekrar gözden geçirin.
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 213Soru

88 yaşında bir erkek çocuk, idrar renginde koyulaşma ve göz kapaklarında hafif şişlik şikayetiyle getiriliyor. Yaklaşık 22 hafta önce geçirilmiş boğaz ağrısı öyküsü olan hastanın yapılan idrar dipstick incelemesinde kan 3+3+ ve protein 1+1+ saptanıyor. Bu hastada hematürinin kaynağının glomerüler olduğunu en güçlü şekilde destekleyen mikroskobik bulgu aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Eritrosit silindirleri

Cevap

Eritrosit silindirleri
Eritrosit silindirleri, eritrositlerin böbrek tübüllerinden geçişi sırasında Tamm-Horsfall mukoproteini ile birleşmesiyle oluşur. Bu yapıların idrar sedimentinde görülmesi, kanamanın kesin olarak böbrek parankimi (genellikle glomerül) kaynaklı olduğunu kanıtlar.

Adım Adım Çözüm

1
Klinik tabloyu değerlendir
Enfeksiyon sonrası (post-streptokokal şüphesi) gelişen hematüri ve hafif ödem, bir nefritik tabloyu düşündürür.
Hastanın öyküsü ve dipstick bulguları renal bir tutuluma işaret etmektedir.
2
Hematüri ayırıcı tanısı yap
Glomerüler ve non-glomerüler hematüri arasındaki farkları belirleyen laboratuvar kriterlerini analiz et.
Doğru tanı ve yaklaşım için kanamanın kaynağının belirlenmesi kritiktir.
3
Spesifik belirteci tanımla
Eritrositlerin tübüler lümende Tamm-Horsfall proteini ile birleşerek oluşturduğu 'eritrosit silindirleri'nin varlığını doğrula.
Eritrosit silindirleri sadece böbrek parankiminden (glomerüler veya tübüler) kaynaklanan kanamalarda oluşabilir.

Anahtar Kavram

Hematürinin glomerüler orijinini gösteren en spesifik mikroskobik bulgu eritrosit silindirleridir.

Alternatif Yöntem

İdrar sedimentinde faz-kontrast mikroskobisi ile %2020 ve üzerinde dismorfik eritrosit (özellikle akantositler) görülmesi de glomerüler hematüri tanısında çok değerlidir.
Tahmini Süre:45s
Soru 214Soru

Kronik böbrek yetmezliği (Evre 5) tanısıyla hemodiyaliz programında izlenen 13 yaşındaki kız hasta, halsizlik ve çabuk yorulma şikayetleriyle değerlendiriliyor. Hasta düzenli olarak eritropoietin uyarıcı ajan (ESA) tedavisi almaktadır. Fizik muayenede solukluk dışında özellik saptanmıyor. Hastanın laboratuvar tetkikleri aşağıda verilmiştir:

ParametreSonuçReferans Aralığı
Hemoglobin8.4 g/dL11.5-15.5
MCV82 fL78-95
Ferritin580 ng/mL30-300
Transferrin Saturasyonu (TSAT)%16%20-50
C-Reaktif Protein (CRP)4.8 mg/dL0-0.5
PTH320 pg/mL10-65
Retikülosit%1.5%0.5-2.5

Buna göre, bu hastada anemenin derinleşmesi ve tedaviye yanıtsızlığın en olası nedeni aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Kronik enflamasyon zemininde hepsidin artışına bağlı fonksiyonel demir eksikliği

Cevap

Kronik enflamasyon zemininde hepsidin artışına bağlı fonksiyonel demir eksikliği
Kronik böbrek yetmezliği hastalarında anemi ve ESA direncinin sık bir nedeni 'Fonksiyonel Demir Eksikliği'dir. Bu tabloda, kronik enflamasyon (Yüksek CRP) nedeniyle karaciğerden hepsidin salınımı artar. Hepsidin, demir çıkış kapısı olan ferroportini yıkarak demirin makrofajlarda hapsedilmesine (sekestrasyon) neden olur. Sonuçta laboratuvar bulgusu olarak Ferritin Yüksek (depolar dolu/enflamasyon reaktanı), ancak Transferrin Saturasyonu Düşük (kullanılabilir demir az) saptanır. Bu hasta tipik olarak bu tabloyu yansıtmaktadır.

Adım Adım Çözüm

1
Hastanın anemi tablosunu ve demir parametrelerini analiz et.
Hemoglobin düşük (8.4 g/dL), Ferritin yüksek (580 ng/mL), Transferrin Saturasyonu düşük (%16).
Bu tablo (Yüksek Ferritin + Düşük TSAT), vücutta demir deposunun dolu olduğunu ancak demirin kullanılamadığını gösterir.
2
CRP ve enflamasyon durumunu değerlendir.
CRP yüksek (4.8 mg/dL).
Kronik böbrek yetmezliğinde üremik ortam ve diyaliz süreci kronik bir enflamasyon yaratır. Enflamasyon, karaciğerden 'hepsidin' sentezini artırır.
3
Hepsidin'in patofizyolojik etkisini belirle.
Hepsidin, ferroportin'i yıkarak demirin makrofajlardan ve enterositlerden kana geçişini engeller.
Bu durum 'Fonksiyonel Demir Eksikliği' (Reticuloendothelial Blockade) olarak adlandırılır. Depo demiri (Ferritin) yüksek olsa da, eritropoiez için gerekli demir (TSAT) düşüktür ve ESA tedavisine direnç gelişir.

Anahtar Kavram

Fonksiyonel Demir Eksikliği ve Hepsidin
Soru 215Soru

Çocuk nefroloji kliniğine sevk edilen 7 yaşındaki kız hastanın, son 20 gündür giderek artan göz kapağı ve bacak şişliği şikayeti olduğu öğreniliyor. Özgeçmişinde yakın zamanda geçirilmiş ateşli bir hastalık, boğaz ağrısı veya döküntü öyküsü tanımlanmıyor. Fizik muayenesinde kan basıncı yaş ve boya göre 95. persentilin üzerinde ölçülüyor ve pretibial +2 ödem saptanıyor. Laboratuvar testlerinde; serum albümini 2.4 g/dL, BUN 38 mg/dL, kreatinin 1.1 mg/dL olarak bulunuyor. Tam idrar tetkikinde makroskobik kanama olmamasına rağmen mikroskobik olarak her büyük büyütme sahasında 40-50 eritrosit, eritrosit silendirleri ve +3 proteinüri görülüyor. ASO titresi normal sınırlarda saptanırken, immünolojik incelemede hem serum C3 hem de C4 düzeylerinin referans aralığın belirgin altında olduğu tespit ediliyor.

Bu klinik ve laboratuvar bulgularına göre, hastaya yapılacak böbrek biyopsisinde aşağıdaki patolojik değişikliklerden hangisinin saptanması en olasıdır?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Işık mikroskobisinde kapiller duvarda çift kontur (tramvay yolu) görünümü ve elektron mikroskobisinde subendotelyal immün kompleks birikimleri

Cevap

Işık mikroskobisinde kapiller duvarda çift kontur (tramvay yolu) görünümü ve elektron mikroskobisinde subendotelyal immün kompleks birikimleri
Bu hastada hem nefritik hem de nefrotik sendrom bulgularının bir arada olması ve özellikle laboratuvar testlerinde hem C3 hem de C4 düzeylerinin düşük olması klasik kompleman yolağının aktive olduğunu gösterir. Pediatrik yaş grubunda bu tablo Membranoproliferatif Glomerulonefrit (MPGN) Tip 1 için oldukça tipiktir. MPGN Tip 1'in histopatolojik temel özelliği, subendotelyal bölgede immün komplekslerin birikmesi ve mezangial hücrelerin kapiller duvara doğru uzanması (interpozisyon) sonucu bazal membranın ikiye ayrılmış gibi, yani 'çift kontur' (tramvay yolu) görünümü almasıdır.

Adım Adım Çözüm

1
Hastanın klinik ve idrar bulgularını (ödem, hipertansiyon, hematüri, eritrosit silendirleri, +3 proteinüri, hipoalbüminemi) değerlendirerek sendrom tipini belirle.
Hastada hem nefritik (hematüri, hipertansiyon, böbrek fonksiyonlarında bozulma) hem de nefrotik (ciddi proteinüri, hipoalbüminemi, ödem) sendrom bulguları bir aradadır.
Glomerüler hastalıkların başlangıç ayrımı klinik sendromlar üzerinden yapılır.
2
Laboratuvar bulgularından serum kompleman düzeylerini (C3 ve C4) ve enfeksiyon belirteçlerini (ASO) analiz et.
Hastada hem C3 hem de C4 düzeyleri düşük bulunmuş, ASO titresi ise normal saptanmıştır.
Kompleman profili, hipokomplementemik glomerulonefritlerin alt tiplerini ayırt etmede en kritik laboratuvar bulgusudur.
3
Düşük C3 ve C4 profiline sahip hastalıkları ayırıcı tanıya koy.
Hem C3 hem de C4 düşüklüğü, klasik kompleman yolağının aktive olduğunu gösterir. Bu durum pediatrik yaş grubunda en sık MPGN Tip 1 ve Lupus Nefritinde görülür. APSGN ve MPGN Tip 2'de tipik olarak sadece C3 düşüktür.
Klasik ve alternatif yolak aktivasyonlarının ayrımı doğru tanıya götürür.
4
En olası tanı olan MPGN Tip 1'in tipik böbrek biyopsisi bulgularını hatırla.
MPGN Tip 1'de subendotelyal immün kompleks birikimleri ve buna sekonder gelişen bazal membranda çift kontur (tramvay yolu) görünümü saptanır.
Tanının kesinleştirilmesi biyopsi bulgularının patofizyoloji ve klinik ile eşleştirilmesini gerektirir.

Anahtar Kavram

Membranoproliferatif Glomerulonefrit (MPGN) tiplerinin klinik özellikleri, kompleman profilleri ve biyopsi bulguları
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 216Soru

1010 yaşında Burkitt lenfoma tanılı bir çocuk, kemoterapi başlanmasından 2424 saat sonra idrar miktarında azalma, bulantı ve halsizlik şikayetleriyle değerlendiriliyor. Fizik muayenesinde hafif dehidratasyon bulguları saptanıyor ancak yeterli hidrasyona rağmen oligürisi devam ediyor. Laboratuvar incelemesinde serum kreatinin düzeyinin 0.60.6 mg/dL'den 2.22.2 mg/dL'ye yükseldiği saptanıyor.

Hastanın idrar tetkik sonuçları aşağıdaki gibidir:

ParametreDeğer
İdrar Sodyumu4545 mEq/L
İdrar Kreatinini8080 mg/dL
İdrar Ürik Asidi160160 mg/dL
İdrar Osmolalitesi340340 mOsm/kg
FENa%2.1\% 2.1

Bu hastadaki akut böbrek yetmezliğinin en olası patogenezini (akut ürik asit nefropatisi) aşağıdakilerden hangisi en güçlü destekler?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: İdrar ürik asit / kreatinin oranının 22 olması

Cevap

İdrar ürik asit / kreatinin oranının 22 olması
Doğru seçenek olan 'İdrar ürik asit / kreatinin oranının 2 olması', Tümör Lizis Sendromu'nda (TLS) böbrek yetmezliğinin mekanizması olan tübüler lümenlerdeki ürik asit kristal çökelmesini (obstrüksiyonu) doğrudan yansıtır. TLS vakalarında bu oranın 1.01.0'ın üzerinde olması, böbrek hasarının primer olarak ürik asit yüksekliğine bağlı olduğunu kanıtlar.

Adım Adım Çözüm

1
Klinik tabloyu analiz etme
Hızlı hücre yıkımı olan bir malignite (Burkitt lenfoma) ve kemoterapi sonrası gelişen oligürik böbrek yetmezliği, Tümör Lizis Sendromu'nu (TLS) düşündürür.
TLS, intrasellüler içeriklerin (potasyum, fosfor, ürik asit) kana salınmasıyla karakterizedir.
2
Üriner indeksleri hesaplama
İdrar ürik asit (160160) / idrar kreatinin (8080) = 2.02.0.
Bu oran, TLS'ye bağlı akut ürik asit nefropatisini diğer AKI nedenlerinden ayıran spesifik bir göstergedir.
3
Genel indekslerle karşılaştırma
FENa'nın >%1> \% 1 ve idrar Na'nın >40> 40 olması intrinsik hasarı doğrular ancak TLS'ye özgü değildir.
Ayırıcı tanıda spesifik biyobelirteçler genel fonksiyonel testlerin önüne geçer.

Anahtar Kavram

Akut Ürik Asit Nefropatisi Tanısal İndeksi
Tahmini Süre:2m 0s
Soru 217Soru

55 yaşında bir kız çocuk, bilateral Evre IV vezikoüreteral reflü (VURVUR) nedeniyle düşük doz trimetoprim-sülfametoksazol profilaksisi altında izlenmektedir. Son 66 ayda profilaksiye rağmen iki kez ateşli idrar yolu enfeksiyonu (atılım/breakthrough enfeksiyon) geçiren ve yapılan son 99mTcDMSA^{99m}Tc-DMSA sintigrafisinde yeni renal skar gelişimi saptanan bu hasta için bir sonraki aşamada en uygun yaklaşım aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Cerrahi veya endoskopik antireflü tedavi seçeneklerini değerlendirmek

Cevap

Cerrahi veya endoskopik antireflü tedavi seçeneklerini değerlendirmek
Vezikoüreteral reflü (VURVUR) yönetiminde temel amaç böbrek parankimini korumaktır. Yüksek evreli reflüsü olan hastalarda tıbbi profilaksi altında ateşli idrar yolu enfeksiyonu (breakthrough enfeksiyon) gelişmesi veya takiplerde yeni renal skar saptanması, tıbbi tedavinin başarısız olduğunu gösteren mutlak cerrahi endikasyonlardır.

Adım Adım Çözüm

1
Hastanın mevcut durumunu analiz etme
Hasta yüksek evreli (Evre IV) VURVUR hastasıdır ve profilaksi almaktadır.
Yüksek evreli reflülerde spontan düzelme olasılığı düşüktür.
2
Tıbbi tedavi başarısını değerlendirme
Profilaksiye rağmen tekrarlayan ateşli enfeksiyonlar (atılım enfeksiyonları) mevcuttur.
Tıbbi profilaksinin temel amacı enfeksiyonu önleyerek böbreği korumaktır.
3
Böbrek parankim hasarını değerlendirme
DMSA sintigrafisinde yeni renal skar gelişimi saptanmıştır.
Yeni skar oluşumu, mevcut tedavinin böbreği korumada yetersiz kaldığının kanıtıdır.
4
Yönetim planını belirleme
Cerrahi veya endoskopik düzeltme planlanmalıdır.
Breakthrough enfeksiyon ve ilerleyici skar varlığı cerrahi düzeltme endikasyonudur.

Anahtar Kavram

Vezikoüreteral Reflü (VURVUR) Cerrahi Endikasyonları

Alternatif Yöntem

Cerrahi kararı verilirken hastanın uyumu ve ailenin tercihi de göz önünde bulundurulmalıdır, ancak klinik bulgular cerrahiye öncelik verir.
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 218Soru

Pnömokok pnömonisi nedeniyle serviste izlenen 55 yaşında bir kız hastanın tedavisinin 33. gününde huzursuzluk ve hafif derecede konfüzyon geliştiği fark ediliyor. Fizik muayenesinde kan basıncı yaşına göre normal sınırlarda (95/6095/60 mmHg), kalp tepe atımı 9090/dakika ve normovolemik saptanıyor; ödem veya dehidratasyon bulgusuna rastlanmıyor. Laboratuvar incelemelerinde şu sonuçlar elde ediliyor:

TetkikSonuç
Serum Sodyum (Na+Na^+)124124 mEq/L
Serum Potasyum (K+K^+)4.04.0 mEq/L
Serum Klor (ClCl^-)9292 mEq/L
Serum Osmolalitesi258258 mOsm/kg
İdrar Sodyumu5555 mEq/L
İdrar Osmolalitesi480480 mOsm/kg
Kan Gazı pH7.397.39
Bikarbonat (HCO3HCO_3^-)2424 mEq/L

Bu verilere göre, hastadaki elektrolit dengesizliğinin en olası nedeni aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Uygunsuz antidiüretik hormon (ADH) salınımı sendromu

Cevap

Uygunsuz antidiüretik hormon (ADH) salınımı sendromu (SIADH), normovolemik hipotonik hiponatremi ve idrarın uygunsuz konsantre olmasıyla karakterize en olası tanıdır.
Doğru seçenek olan uygunsuz ADH salınımı sendromu, hastadaki normovolemi bulgusu ve idrarın serum osmolalitesine göre uygunsuz şekilde konsantre olması (480>258480 > 258) ile tam uyumludur. Ayrıca pnömoni, çocuklarda bu sendromu tetikleyen en yaygın akciğer patolojilerinden biridir.

Adım Adım Çözüm

1
Serum sodyum ve osmolalite değerlerini analiz et.
Serum Na+Na^+ 124124 mEq/L ve osmolalite 258258 mOsm/kg saptanarak 'hipotonik hiponatremi' tanısı doğrulandı.
Hiponatreminin gerçek bir osmolalite düşüklüğü ile seyredip seyretmediğini belirlemek için.
2
Hastanın klinik volüm durumunu değerlendir.
Fizik muayenede ödem veya dehidratasyon bulgusu yok, hasta 'normovolemik' olarak kabul edildi.
Hiponatremi ayırıcı tanısında volüm durumu (hipovolemik, normovolemik, hipervolemik) en kritik basamaktır.
3
İdrar osmolalitesini ve idrar sodyumunu incele.
İdrar osmolalitesinin (480480 mOsm/kg) serumdan yüksek olması ve idrar sodyumunun (5555 mEq/L) yüksek olması, serbest su atılımının kısıtlandığını gösterir.
ADH etkisinin uygunsuz şekilde devam edip etmediğini anlamak için.
4
Tüm bulguları birleştirerek ayırıcı tanı yap.
Normovolemi + Hipotonik Hiponatremi + Yüksek İdrar Osmolalitesi + Yüksek İdrar Sodyumu = SIADH.
Pnömoni gibi akciğer hastalıkları pediatrik vakalarda SIADH için sık bir tetikleyicidir.

Anahtar Kavram

Uygunsuz ADH Salınımı Sendromu (SIADH) tanısı için hastanın normovolemik olması, idrar osmolalitesinin plazmadan yüksek olması ve idrar sodyumunun genellikle >2030>20-30 mEq/L olması gerekir.
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 219Soru

Yedi yaşında bir erkek çocuk, vezikoüreteral reflüye bağlı bilateral renal skar ve kronik böbrek yetmezliği nedeniyle izlenmektedir. Hastanın poliklinik kontrolünde boyu 110110 cmcm (<3<3 persentil) ve ağırlığı 1818 kgkg (<3<3 persentil) olarak ölçülmüştür. Laboratuvar incelemesinde serum kreatinin düzeyi 1.21.2 mg/dLmg/dL saptandığına göre, Schwartz formülü (k=0.413k=0.413) kullanıldığında bu hastanın tahmini glomerüler filtrasyon hızı (eGFHeGFH) ve KDIGO sınıflamasına göre evresi aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: 3838 ml/dk/1.73m2ml/dk/1.73m^2, Evre 3b3b

Cevap

Tahmini GFH değeri 3838 ml/dk/1.73m2ml/dk/1.73m^2 ve evresi 3b3b olan seçenek doğrudur.
Schwartz formülü kullanılarak yapılan hesaplamada (0.413×110/1.20.413 \times 110 / 1.2) sonuç yaklaşık 3838 ml/dk/1.73m2ml/dk/1.73m^2 çıkmaktadır. KDIGO sınıflamasına göre 304430-44 ml/dk/1.73m2ml/dk/1.73m^2 arası Evre 3b3b olarak tanımlandığı için bu seçenek doğrudur.

Adım Adım Çözüm

1
Schwartz formülünü (eGFH=k×Boy/Serum KreatinineGFH = k \times \text{Boy} / \text{Serum Kreatinin}) uygulayınız.
0.413×110/1.2=37.860.413 \times 110 / 1.2 = 37.86 ml/dk/1.73m2ml/dk/1.73m^2
Pediatrik hastalarda tahmini GFH hesaplamasında güncel Schwartz formülü standarttır.
2
Hesaplanan değeri KDIGO sınıflama tablosuna göre evreleyiniz.
37.8637.86 değeri 3030 ile 4444 arasındadır, bu da Evre 3b3b demektir.
KBY evrelemesi prognoz ve komplikasyon yönetimi için gereklidir.

Anahtar Kavram

Pediatrik KBY'de Schwartz Formülü ile eGFH Hesaplama ve KDIGO Evrelemesi

Daha Fazla Pratik

Evre 3b3b ve 44 arasındaki klinik yönetim farklarını (örneğin anemi ve kemik mineral bozukluğu tarama sıklığı) gözden geçirebilirsiniz.
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 220Soru

Kronik böbrek yetmezliği tanısıyla izlenen 88 yaşındaki bir erkek çocuğun yapılan rutin kontrollerinde laboratuvar bulguları aşağıdaki gibi saptanmıştır:

ParametreSonuç
Sodyum (Na)138 mEq/L138\text{ mEq/L}
Potasyum (K)7,2 mEq/L7,2\text{ mEq/L}
Klor (Cl)105 mEq/L105\text{ mEq/L}
Kan Üre Azotu (BUN)60 mg/dL60\text{ mg/dL}
Kreatinin2,8 mg/dL2,8\text{ mg/dL}

Bu hastada elektrolit bozukluğuna bağlı olarak elektrokardiyografide (EKG) görülmesi beklenen en erken değişiklik aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Dar tabanlı ve sivri T dalgaları

Cevap

Hiperkaleminin en erken EKG bulgusu olan dar tabanlı ve sivri T dalgalarıdır.
Serum potasyum düzeyi 7,2 mEq/L7,2\text{ mEq/L} olan bir hastada hiperkalemi mevcuttur. Hiperkaleminin miyokard üzerindeki en erken etkisi repolarizasyon fazının kısalmasıdır ve bu durum EKG'de T dalgalarının dar tabanlı, sivri ve yüksek (peaked T) hale gelmesine neden olur.

Adım Adım Çözüm

1
Laboratuvar verilerinin analiz edilmesi
Hastanın potasyum değeri 7,2 mEq/L7,2\text{ mEq/L} olarak saptanmıştır.
Serum potasyum değerinin 5,5 mEq/L5,5\text{ mEq/L} üzerinde olması hiperkalemi olarak tanımlanır.
2
Hiperkaleminin EKG üzerindeki progresyonunun hatırlanması
Sivri T \rightarrow PR uzaması \rightarrow P kaybı \rightarrow Geniş QRS \rightarrow Sine dalga.
Potasyum yükseldikçe kardiyak ileti sistemi üzerindeki toksik etkiler belirli bir sırayla ortaya çıkar.
3
En erken bulgunun belirlenmesi
Dar tabanlı, yüksek ve sivri T dalgaları.
Ventriküler repolarizasyonun hızlanması nedeniyle ilk değişiklik T dalgasında görülür.

Anahtar Kavram

Hiperkalemide EKG Değişiklikleri

İpuçları

1
Hastanın potasyum düzeyi normalin oldukça üzerindedir (>5,5 mEq/L>5,5\text{ mEq/L}).

Daha Fazla Pratik

Hiperkalemide kalsiyum glukonatın miyokard üzerindeki stabilize edici etkisini gözden geçirin.
Tahmini Süre:45s
ÖncekiSayfa 11 / 18Sonraki
Nefroloji — TUS - Tıpta Uzmanlık Sınavı — Sayfa 11 | Examkin