Tüm alıştırma soruları

8734 soru

Soru 7841Soru

İslam'da ibadetlerin geçerli sayılması için fıkhi şartlara uygun şekilde ifa edilmesi gerekir. Ancak bir ibadetin sadece şekilsel kurallara uygun olarak yapılması, onun ahlaki ve manevi gayesine ulaştığı anlamına gelmez. İbadetlerin asıl değeri, kulun niyetindeki samimiyet (ihlas) ve eylemin sadece Allah rızası için yapılmasıyla ortaya çıkar. Bu bilinçten yoksun olarak, ibadetleri dünyevi bir menfaat veya gösteriş aracı haline getirmek, yapılan ibadeti manevi açıdan geçersiz kılar.

Bu durum, aşağıdaki ayetlerden hangisi ile doğrudan ilişkilendirilebilir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: "Yazıklar olsun o namaz kılanlara ki, onlar namazlarını ciddiye almazlar ve ibadetlerinde gösteriş yaparlar." (Ma'ûn Suresi, 4-6. ayetler)

Cevap

İbadetin şeklen yerine getirilmesine rağmen samimiyet ve ihlastan uzak olması durumunda kınandığını bildiren Ma'ûn Suresi 4-6. ayetleridir.
Parçada ibadetlerin geçerli olabilmesi için fıkhi kurallara uygunluğun yanında ihlas ve samimiyetin de bulunması gerektiği, gösteriş için yapılan ibadetlerin manevi değerini kaybedeceği vurgulanmıştır. Yazıklar olsun o namaz kılanlara ki, onlar namazlarını ciddiye almazlar ve ibadetlerinde gösteriş yaparlar mealindeki ayetler, şekilsel şartın yerine getirildiğini ancak samimiyetten uzak olunduğunu göstererek bu ibadetin değersizleştiğini doğrudan ifade etmektedir.

Adım Adım Çözüm

1
Paragrafta verilen ibadet tanımı, şekilsel uygunluk ve ihlas ilişkisini analiz etmek.
İbadetlerin kabulü için sadece fıkhi şartların yeterli olmadığı, niyet ve samimiyetin (ihlasın) şart olduğu, gösteriş amaçlı eylemlerin değersiz olduğu belirlenmiştir.
Paragrafın ana düşüncesini saptayarak ayet seçenekleriyle karşılaştırmak.
2
Seçeneklerdeki ayet meallerini, şeklen ibadet yapıldığı halde samimiyetsizlikten ötürü ibadetin değersizleşmesi bağlamında incelemek.
Ma'ûn Suresi 4-6. ayetlerinde namaz kılanların şeklen ibadet etmelerine rağmen gösteriş yapmaları sebebiyle kınandıkları görülmüştür.
Metindeki ana fikri doğrudan örnekleyen ayeti tespit etmek.

Anahtar Kavram

İbadetlerin kabul şartlarında niyet ve ihlasın önemi
Soru 7842Soru

Aşağıdaki parçada boş bırakılan yerleri, şiir türlerinin Türk edebiyatındaki karşılıklarını ve kavramsal özelliklerini dikkate alarak uygun terimlerle doldurunuz.

Aşağıdaki boşlukları doldurun

Türk edebiyatında şiir türlerinin geleneksel formlarla ilişkisi incelendiğinde dikkat çekici paralellikler görülür. Halk edebiyatındaki 'koçaklama' türü ile divan edebiyatındaki 'gazavatname'ler, genel olarak şiir türünün yansımalarıdır. Buna karşın; aşk, ayrılık ve ölüm gibi temaların coşkulu bir dille işlendi��i halk edebiyatındaki 'güzelleme'ler ile divan edebiyatındaki 'gazel'ler ise özü itibarıyla şiirin dünyasına aittir.
Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap

İlk boşluğa 'epik', ikinci boşluğa 'lirik' gelmelidir.
Halk edebiyatındaki koçaklamalar ve divan edebiyatındaki askeri/savaş konulu gazavatnameler kahramanlığı esas aldığı için epik şiir türüne girer. Bireysel duyguları, aşkı ve heyecanı coşkulu bir şekilde işleyen güzelleme ve gazeller ise lirik şiir türünü temsil eder.

Adım Adım Çözüm

1
Koçaklama ve gazavatname türlerinin içerik analizi yapılır.
Koçaklamalar yiğitlik, savaş ve kahramanlık konularını işler; gazavatnameler ise din uğruna yapılan savaşları anlatır. Bu temalar epik şiirin temel özellikleridir.
İlk boşluğa gelecek şiir türünü belirlemek.
2
Güzelleme ve gazel türlerinin içerik analizi yapılır.
Güzellemeler aşk, tabiat ve sevgiyi coşkulu bir şekilde işler; gazeller ise kadın, aşk ve şarap gibi lirik temaları barındırır. Bu nitelikler lirik şiirin özellikleridir.
İkinci boşluğa gelecek şiir türünü belirlemek.

Anahtar Kavram

Şiir Türleri ve Türk Edebiyatındaki Karşılıkları
Soru 7843Soru

İslamiyet öncesi Türk destanlarında görülen bazı mitolojik ögeler ve bu ögelerin işlevleriyle ilgili olarak;

I. Bozkurt Destanı’nda kurt (Asena) motifi, yok olma tehlikesiyle karşı karşıya kalan Göktürk soyunun koruyucusu ve kurtarıcısı olarak işlev görür.
II. Göç Destanı’nda yurt toprağının bütünlüğünü temsil eden 'kutlu kaya'nın Çinlilere verilmesi, kutsallığın bozulmasıyla gelen felaketleri ve zorunlu göçü sembolize eder.
III. Şu Destanı’nda hükümdarın kızlarının gökten inen mavi bir ışıkla evlenmesi sonucu Uygur soyunun çoğalması ve kutsal neslin doğuşu anlatılır.

yargılarından hangileri doğrudur?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: I ve II

Cevap

Bozkurt ve Göç destanlarındaki motiflerin ve işlevlerinin doğru açıklandığı 'I ve II' öncülleri doğrudur.
Bozkurt Destanı'nda soyun kurtarıcısı ve atası olarak dişi kurt motifi yer alır. Göç Destanı'nda ise Uygur ülkesine bereket getiren kutlu kayanın Çinlilere verilmesi üzerine yaşanan felaketler ve göç süreci anlatılır. Bu nedenle birinci ve ikinci öncüller doğrudur.

Adım Adım Çözüm

1
Birinci öncüldeki Bozkurt Destanı ve kurt motifi ilişkisini değerlendirme
Göktürklerin yok olmaktan kurtularak dişi bir kurt sayesinde yeniden çoğalması anlatıldığı için bu ifade doğrudur.
Kurt motifinin Türk destanlarındaki soyu koruma ve türeme işlevini belirlemek.
2
İkinci öncüldeki Göç Destanı ve kutlu kaya ilişkisini değerlendirme
Uygur hakanının Çinlilere verdiği kutsal taşın ardından ülkede kıtlık çıkması ve göç edilmesi anlatıldığı için bu ifade doğrudur.
Yurt toprağının bütünlüğü ile mitolojik taş motifi arasındaki ilişkiyi doğrulamak.
3
Üçüncü öncüldeki Şu Destanı ve türeme motifi ilişkisini değerlendirme
Gökten inen ışıkla evlenerek Uygur soyunun türemesi konusu Şu Destanı'nda değil, Türeyiş Destanı'nda anlatıldığı için bu ifade yanlıştır.
Şu Destanı'nın Saka Türklerine ait olduğunu ve Büyük İskender ile mücadeleleri konu edindiğini doğrulamak.

Anahtar Kavram

İslamiyet öncesi Türk destanlarının ait olduğu boylar, temel konuları ve mitolojik motifleri
Tahmini Süre:2m 0s
Soru 7844Soru

Sembolik mantıkta çözümleyici çizelge (semantik tablo) yöntemi; önermelerin tutarlılığını, geçerliliğini ve eşdeğerliğini denetlemede kullanılan sistemli bir yöntemdir. Bu yöntemde denetleme türüne göre önermelerin kendileri ya da değillemeleri sisteme girilerek kurallar uygulanır.

Buna göre, çözümleyici çizelge ile yapılan denetleme işlemleri hakkında aşağıdakilerden hangisi doğrudur?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Bir argümanın geçerliliğini denetlemek için öncüller aynen, sonucun ise değillemesi alınarak birlikte çözümlenir; tüm yollar kapandığında argümanın geçerli olduğu sonucuna varılır.

Cevap

Bir argümanın geçerliliğini denetlemek için öncüller aynen, sonucun ise değillemesi alınarak birlikte çözümlenir; tüm yollar kapandığında argümanın geçerli olduğu sonucuna varılır.
Çözümleyici çizelgede bir argümanın geçerliliğini denetlemek için argümanın öncülleri aynen alınırken, sonucun değillemesi sisteme eklenir. Eğer bu kümenin çözümlenmesi sonucunda tüm yollar kapanırsa, öncüller ile sonucun değillemesinin birlikte tutarsız olduğu görülür. Bir argümanın öncülleriyle sonucun değillemesinin birlikte tutarsız olması, o argümanın geçerli olduğunu gösterir.

Adım Adım Çözüm

1
Argümanın geçerliliğini çözümleyici çizelgeyle denetlemek için izlenecek yöntemi belirleme.
Öncüller aynen yazılır (P1,P2,...P_1, P_2, ...), sonucun ise değillemesi (Q\sim Q) alınarak çizelgeye eklenir.
Geçerlilik, öncüller doğruyken sonucun yanlış olamayacağı durumudur. Sonucun değillenmesiyle elde edilen küme tutarsız çıkarsa (tüm yollar kapanırsa), öncüller doğruyken sonucun yanlış olması imkansız demektir.
2
Elde edilen bu önerme kümesinin çözümleyici çizelge kurallarına göre çözümlenmesi.
Öncelikle alt alta yazma kuralları, ardından çatal açma kuralları uygulanarak tüm önermeler basit bileşenlerine ayrıştırılır.
Çizelgedeki tüm yolların açık veya kapalı olma durumunu netleştirmek.
3
Çözümleme sonucundaki yolların kontrol edilmesi.
Eğer tüm kollar çelişik önermeler içerdiği için kapanırsa (× \times ), değillenen sonuç öncüllerle çelişmiş olur.
Tüm kolların kapanması durumunda değillenen durumun imkansız (tutarsız) olduğu, dolayısıyla orijinal argümanın geçerli olduğu sonucuna ulaşılır.

Anahtar Kavram

Çözümleyici çizelge ile argüman geçerliliği denetleme kuralı
Soru 7845Soru

İslam dininde mükellefin sorumlulukları belirlenirken ibadetlerin toplumsal boyutu ile bireysel yükümlülükleri arasında bir denge gözetilmiştir. Bazı ibadetler her bir bireyin doğrudan kendisinin yerine getirmesini zorunlu kılarken (farz-ı ayn), bazıları ise toplumsal bir ödev olarak nitelendirilmiş ve yeterli sayıda Müslüman tarafından ifa edildiğinde diğerlerinin üzerinden sorumluluğu kaldırmıştır (farz-ı kifaye).

Buna göre;

I. Beş vakit namaz kılmak ve ramazan orucu tutmak, bireysel sorumluluk kapsamında her mükellefin bizzat yapması gereken farz-ı ayn ibadetlerindendir.
II. Cenaze namazı kılmak ve Kur'an-ı Kerim'i ezberlemek (hafızlık yapmak), toplumsal ödev niteliğinde olup farz-ı kifaye kapsamına girer.
III. Farz-ı kifaye olan bir ibadeti toplumdan hiç kimse yerine getirmezse, o toplumdaki tüm mükellefler bundan dolayı günahkar sayılır.

yargılarından hangileri doğrudur?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: I, II ve III

Cevap

Her üç öncülün de doğru olduğunu belirten seçenek
Her üç öncül de doğrudur. İslam fıkhında bireysel olarak her mükellefin bizzat yerine getirmesi gereken yükümlülüklere farz-ı ayn denir; beş vakit namaz ve ramazan orucu bunun en temel örneklerindendir. Toplumsal bir ödev olarak görülen, Müslümanlardan bir kısmının yapmasıyla diğerlerinin üzerinden borcun düştüğü yükümlülüklere ise farz-ı kifaye denir; cenaze namazı ve hafızlık yapmak bu kapsamdadır. Eğer farz-ı kifaye olan bir eylem toplumda hiç kimse tarafından yapılmazsa, o toplumdaki tüm yükümlüler günahkar sayılır.

Adım Adım Çözüm

1
Öncüllerde verilen ibadetlerin mükellef açısından niteliğini (bireysel veya toplumsal sorumluluk) belirleyin.
Beş vakit namaz ve ramazan orucu her mükellefin bizzat yapması gereken farz-ı ayn; cenaze namazı ve hafızlık ise toplumun genelinin yapması gereken farz-ı kifaye ibadetlerdendir. I ve II numaralı yargılar doğrudur.
Ef'al-i mükellefin kapsamında farzın türlerini doğru ayırt etmek ve örnekleriyle eşleştirmek amacıyla bu adım uygulanır.
2
Farz-ı kifaye olan ibadetlerin toplumda hiç kimse tarafından yerine getirilmemesi durumundaki hükmü analiz edin.
Farz-ı kifaye ibadetler toplumda hiç kimse tarafından ifa edilmezse, tüm toplumun sorumlu ve günahkar olacağı kuralı doğrulanır. III numaralı yargı doğrudur.
Toplumsal ibadetlerin yerine getirilmemesi halinde doğacak şer'i hükmü belirlemek amacıyla bu analiz yapılır.
3
Doğruluğu kanıtlanan öncülleri bir araya getirerek doğru seçeneği işaretleyin.
Her üç öncülün de doğru olduğu sonucuna ulaşılarak ilgili seçenek seçilir.
Soru kökündeki 'hangileri doğrudur' sorusuna eksiksiz yanıt verebilmek için adımlar birleştirilir.

Anahtar Kavram

Farz-ı Ayn ve Farz-ı Kifaye Ayrımı
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 7846Soru

Bir yazarın kaleme aldığı popüler bilim kitabında yer alan bazı kavram tanımları şu şekildedir:

I. Bilim: Bilimsel yöntemlerle elde edilen sistemli bilgiler bütünüdür.
II. Öfke: İnsanın sakin ve huzurlu olmadığı anlarda hissettiği duygusal durumdur.
III. Gözlük: Görme bozukluklarını gidermek amacıyla sadece camdan üretilen bir araçtır.

Klasik mantık kuralları dikkate alındığında, bu tanımlarda sırasıyla hangi tanım koşullarının ihlal edildiği söylenebilir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Tanımın dairesel olmaması - Tanımın olumlu olması - Tanımın câmi ve mânî olması

Cevap

Tanımın dairesel olmaması - Tanımın olumlu olması - Tanımın câmi ve mânî olması
Öncüllerde verilen tanımlar klasik mantığın tanım koşulları açısından incelendiğinde; birinci tanımda 'bilimsel' ifadesinin geçmesi dairesellik yasağını, ikinci tanımda 'olmadığı' ifadesinin geçmesi olumlu olması kuralını, üçüncü tanımda 'sadece camdan üretilen' ifadesinin bulunması ise tanımın câmi ve mânî olması kuralını ihlal etmektedir. Dolayısıyla sırasıyla 'Tanımın dairesel olmaması', 'Tanımın olumlu olması' ve 'Tanımın câmi ve mânî olması' koşullarının ihlal edildiği söylenebilir.

Adım Adım Çözüm

1
Birinci öncülde yer alan 'Bilim: Bilimsel yöntemlerle...' tanımı incelenir.
Tanımlanan kavramın kendisinin ('bilim') tanım içinde başka bir biçimde ('bilimsel') geçerek dairesellik (kısır döngü) oluşturduğu tespit edilir.
Klasik mantık kurallarına göre bir tanım dairesel olmamalı, yani tanımlanan kavram tanımın içinde yer almamalıdır.
2
İkinci öncülde yer alan 'Öfke: İnsanın sakin ve huzurlu olmadığı...' tanımı incelenir.
Tanımda 'olmadığı' ifadesi kullanılarak kavramın ne olduğunun değil ne olmadığının açıklandığı belirlenir.
Tanımın olumlu olması gerekir; zorunlu olmadıkça olumsuz terimlerle tanım yapılmamalıdır.
3
Üçüncü öncülde yer alan 'Gözlük: Görme bozukluklarını gidermek amacıyla sadece camdan üretilen...' tanımı incelenir.
Gözlüğün sadece camdan üretildiği belirtilerek plastik mercekli gözlüklerin dışarıda bırakıldığı ve güneş gözlüğü gibi diğer gözlüklerin sınırlandırılamadığı saptanır.
Tanım, tanımlananın tüm bireylerini içine almalı (câmi) ve dışındakileri dışarıda bırakmalıdır (mânî).

Anahtar Kavram

Klasik Mantıkta Tanım Koşulları
Soru 7847Soru

Hristiyanlık, tarihsel olarak Yahudi geleneği içerisinden doğmuş olmakla birlikte, inanç esasları ve teolojik kabulleriyle ondan kesin hatlarla ayrılmıştır. Bu ayrışmanın en belirgin noktalarından biri 'Ahit' ve 'Yasa' kavramlarına yüklenen anlamlarda görülür. Yahudilikte kurtuluş ve Tanrı'nın rızası, O'nun seçilmiş halkla yaptığı ahde sadık kalınmasına ve Şeriat'ın (Tora) emirlerinin harfiyen uygulanmasına bağlıyken; Hristiyanlıkta bu anlayış köklü bir değişime uğramıştır. Yeni teolojik kurguda kurtuluş, yasanın zahiri kurallarını yerine getirmekle değil, Tanrı'nın insanlığı asli günahtan kurtarmak için sunduğu karşılıksız lütfa (inayete) ve Hz. İsa'nın çarmıhtaki kefaretine inanmakla mümkündür.

Buna göre Hristiyanlığın kurtuluş ve inanç anlayışının Yahudilikten ayrılan yönleriyle ilgili aşağıdakilerden hangisi söylenemez?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Yahudilikteki ahit ilişkisi sadece belirli bir toplulukla sınırlı kalırken, Hristiyanlıkta Yahudi Şeriatı'nın tüm ameli ve hukuki kurallarının aynen korunması yoluyla evrenselleştirilmiştir.

Cevap

Yahudilikteki ahit ilişkisinin sadece belirli bir toplulukla sınırlı kalıp, Hristiyanlıkta Yahudi Şeriatı'nın tüm ameli ve hukuki kurallarının aynen korunması yoluyla evrenselleştirildiğini iddia eden seçenek yanlıştır ve sorunun doğru cevabıdır.
Yahudi Şeriatı'nın tüm ameli ve hukuki kurallarının Hristiyanlıkta aynen korunduğunu iddia eden seçenek yanlıştır. Hristiyan teolojisinde, özellikle Pavlus'un yorumları doğrultusunda, Eski Ahit yasalarının (şeriatın) ameli ve şekli yükümlülüklerinin (örneğin sünnet olma, gıda kuralları, temizlik kuralları) İsa Mesih'in gelişiyle ve çarmıhtaki kurbanıyla hükmünü yitirdiği kabul edilir. Hristiyanlık bu kuralları kaldırmak veya manevi düzeyde yorumlamak suretiyle, Yahudi olmayan ulusların da dine girmesini kolaylaştırmış ve evrensel bir din haline gelmiştir. Bu nedenle bu önerme tarihsel ve teolojik olarak yanlıştır.

Adım Adım Çözüm

1
Paragrafın analiz edilmesi ve Yahudilik ile Hristiyanlık arasındaki temel teolojik farkların belirlenmesi.
Yahudilikte yasa (şeriat) ve ahit ilişkisinin ulusal/hukuki yapısı, Hristiyanlıkta ise lütuf, asli günah, tecessüd ve kefaret eksenli bir kurtuluş öğretisinin varlığı tespit edilir.
Hristiyanlığın kurtuluş ve inanç anlayışının Yahudilikten ayrılan yönlerini ayırt edebilmek için metindeki kavramsal ipuçlarını değerlendirmek gerekir.
2
Seçeneklerin teolojik ve tarihsel gerçekler açısından tek tek değerlendirilmesi.
Hristiyanlığın, erken döneminde (özellikle Pavlus'un etkisiyle) Yahudi Şeriatı'nın ameli kurallarını (sünnet, gıda yasakları, sebt günü kuralları vb.) yeni inananlar için bağlayıcı olmaktan çıkardığı gerçeği hatırlanır.
Hristiyanlığın evrenselleşme sürecinde Yahudi yasasının aynen korunmadığını, aksine bu yasanın İsa Mesih ile tamamlanarak geçerliliğini yitirdiğinin kabul edildiğini doğrulamak için.
3
Yanlış olan önermenin tespit edilmesi.
Yahudi Şeriatı'nın tüm kurallarının aynen korunarak evrenselleştirildiğini savunan ifadenin Hristiyan teolojisi ve tarihiyle çeliştiği belirlenir.
Hristiyanlıkta inancın evrensel boyuta taşınması, yasa kurallarının sıkı sıkıya korunmasıyla değil, bu kuralların aşılması ve kurtuluşun iman ile lütfa dayandırılmasıyla gerçekleşmiştir.

Anahtar Kavram

Hristiyanlığın İnanç Esasları ve Kurtuluş Doktrini
Tahmini Süre:2m 0s
Soru 7848Soru

Aşağıda sol sütunda Divan edebiyatı nazım şekillerinden alınan beyitler, sağ sütunda ise bu beyitlerin yapısal ve biçimsel özellikleri verilmiştir. Sol sütundaki beyitleri, sağ sütundaki uygun kavramlarla doğru bir şekilde eşleştiriniz.

Soldaki öğeye tıklayın, sonra eşleşen sağdaki öğeye tıklayın

Öğeler

Süzme çeşmün gelmesün müjgânı müjgân üstüne
Urma peykânın dökülsün kanı kan üstüne
Bâkî yine bu lehçe-i rengîn ile yâra
Eş'âr-ı ter ü tâze vü bî-kîne düşürdük
Hâb-ı gafletten olan bîdâr olanda rûz-ı haşr
Eşk-i hasretle Fuzûlî eylesin bârânı su
Bir eşek var idi zaîf ü nizâr
Yük elinden anınla kaht u tımâr

Eşleşmeler

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap

Süzme çeşmün ile başlayan beyit Matla beytiyle; Bâkî yine ile başlayan beyit Makta beytiyle; Hâb-ı gafletten ile başlayan beyit Taç beyit ile; Bir eşek var idi ile başlayan beyit ise Mesnevi beytiyle eşleşir.
Verilen beyitlerden birincisi kendi arasında kafiyeli olduğu için matladır. İkincisi Bâkî mahlasını barındıran bir gazel maktasıdır. Üçüncüsü Fuzûlî'nin ünlü kasidesindeki taç beyittir. Dördüncüsü ise Harname mesnevisinden alınan ve kendi içinde kafiyeli olan klasik bir mesnevi beytidir.

Adım Adım Çözüm

1
Beyitlerin kafiye şemasını belirleme
Birinci beytin kendi arasında kafiyeli (aa), dördüncü beytin ise bağımsız bir mesnevi beyti (aa / bb) özelliği taşıdığı saptanır.
Matla ve mesnevi beyitlerinin ayırt edilmesi kafiye şeması analiziyle mümkündür.
2
Mahlas (şair ismi) içeren beyitleri inceleme
İkinci beyitte 'Bâkî', üçüncü beyitte ise 'Fuzûlî' mahlaslarının kullanıldığı belirlenir.
Mahlas beyitleri gazelde makta, kasidede ise taç beyit olarak adlandırılır.
3
Nazım biçimlerine göre terimleri eşleştirme
Bâkî'nin beyti bir gazel maktasıyken, Fuzûlî'nin Su Kasidesi'ndeki mahlas beyti bir kaside taç beytidir. Şeyhî'nin beyti ise mesnevi nazım şeklinin yapısal özelliğini yansıtır.
Kavramsal tanımlarla beyitlerin tür özelliklerini eşleştirmek sorunun çözümünü tamamlar.

Anahtar Kavram

Divan edebiyatında beyitlerle kurulan nazım şekillerinin yapısal birimleri, kafiye düzenleri ve beyit adlandırmaları
Tahmini Süre:2m 0s
Soru 7849Soru

Ömrümün bağı bozuldu, hazan erdi bağıma
Gençliğim uçup gitti, kondu dert ortağıma

Bu dizelerde yer alan edebî sanatlar ve bunların dizelerdeki görünümleriyle ilgili aşağıdaki değerlendirmelerden hangisi doğrudur?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: "Ömrümün bağı" ifadesinde benzetmenin iki temel ögesi bir arada kullanılarak teşbih-i beliğ yapılmış; "gençliğim uçup gitti" dizesinde ise gençlik bir kuşa benzetilip kendisine benzetilen söylenmeyerek kapalı istiareye başvurulmuştur.

Cevap

"Ömrümün bağı" ifadesinde benzetmenin iki temel ögesi (benzeyen ve kendisine benzetilen) bir arada kullanılarak teşbih-i beliğ yapılmış; "gençliğim uçup gitti" dizesinde ise benzeyen olan gençlik, uçma özelliği yönüyle bir kuşa benzetilip kendisine benzetilen söylenmeyerek kapalı istiareye başvurulmuştur.
"Ömrümün bağı" ifadesinde benzeyen "ömür" ile kendisine benzetilen "bağ" unsurları bir arada kullanıldığı için teşbih-i beliğ yapılmıştır. "Gençliğim uçup gitti" dizesinde ise benzeyen olan "gençlik" söylenmiş ancak kendisine benzetilen "kuş" söylenmeyerek kuşa ait olan "uçmak" özelliği verilmiştir, bu durum kapalı istiareyi oluşturur. Bu iki tespiti doğru şekilde bir araya getiren değerlendirme doğrudur.

Adım Adım Çözüm

1
Dizelerdeki benzetme ilişkisi kuran ifadelerin belirlenmesi.
"Ömrümün bağı", "hazan" ve "gençliğim uçup gitti" ifadelerinde benzetme ilgisinin kurulduğu tespit edilir.
Edebî sanatları doğru analiz edebilmek için benzetme temelli aktarmaların yapısını incelemek gerekir.
2
"Ömrümün bağı" ifadesinin benzetme ögeleri yönünden incelenmesi.
Benzeyen "ömür", kendisine benzetilen ise "bağ"dır. Benzetmenin iki temel ögesi de kullanıldığı için teşbih-i beliğ oluşmuştur.
Teşbih ile istiare arasındaki farkı belirlemek için kaç adet benzetme ögesinin kullanıldığını saptamak gerekir.
3
"Gençliğim uçup gitti" dizesinin benzetme ögeleri yönünden incelenmesi.
Benzeyen "gençlik" söylenmiş, kendisine benzetilen "kuş" söylenmeyerek sadece kuşa ait "uçmak" özelliği verilmiştir. Bu durum kapalı istiaredir.
Sadece benzeyen ögenin yer aldığı benzetme temelli edebî sanatı belirlemek.

Anahtar Kavram

Edebi Sanatlar (Söz Sanatları) - Teşbih ve İstiare Ayrımı
Soru 7850Soru

İslam'ın ilk dönemlerinde fetihler vasıtasıyla Arap Yarımadası dışındaki coğrafyalara ulaşılması, Müslümanların farklı inanç, örf ve hukuki sistemlerle etkileşime girmesini beraberinde getirmiştir. Bu süreçte hukukçular (fukaha), karşılaşılan yeni meselelerin çözümünde dinî metinlerin lafzından ziyade genel amaç ve maslahatlarını göz önünde bulundurarak farklı yöntemler geliştirmiştir. Örneğin, Irak bölgesindeki fıkıh bilginleri, bölgenin çok kültürlü ve dinamik sosyal yapısı sebebiyle kıyas ve istihsana ağırlık verirken; Medine'deki fıkıh bilginleri ise Hz. Peygamber ve sahabenin doğrudan uygulamalarını barındıran yerel sünneti esas almışlardır.

Buna göre, parçada anlatılan tarihsel süreç ve dinî yorum farkları ile ilgili;

I. Toplumsal ve coğrafi çevre, dinî metinlerin yorumlanma metodolojisinde farklılaşmaya yol açmıştır.
II. Kelami/itikadi ekollerin oluşumunda, bölge insanlarının bilgi kaynağı olarak selim akıl yerine tamamen rasyonel felsefeyi benimsemeleri etkili olmuştur.
III. Fıkhi yorum farklarının temelinde, Müslümanların örfi uygulamalar ile şeri kuralları birbirine karıştırarak dini tahrif etmeleri yatmaktadır.

yargılarından hangileri doğrudur?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Yalnız I

Cevap

Yalnız I öncülünün yer aldığı seçenek doğrudur. İslam'ın farklı coğrafyalara yayılmasıyla birlikte ortaya çıkan sosyo-kültürel değişimler, fıkhi yorumların metodolojisini doğrudan etkilemiş; Irak'ta re'y, Medine'de ise hadis/eser odaklı yaklaşımları ortaya çıkarmıştır.
Doğru seçenek, toplumsal ve coğrafi çevrenin dinî yorumlama metodolojisinde farklılaşmaya yol açtığını belirten ifadedir. Parçada Irak ve Medine bölgelerinin farklı sosyo-kültürel dinamiklerinin, hukukçuları farklı metodolojilere yönlendirdiği açıkça belirtilmiştir.

Adım Adım Çözüm

1
Metni inceleyerek temel iddiayı belirlemek.
Parçada İslam coğrafyasının genişlemesiyle birlikte Irak ve Medine'deki fıkıh bilginlerinin farklı metotlar (kıyas/istihsan veya yerel sünnet) geliştirdiği anlaşılmaktadır.
Bu durum doğrudan coğrafi ve toplumsal çevrenin dinî yorumlar üzerindeki etkisini gösterir. Dolayısıyla birinci öncül doğrudur.
2
İkinci öncülü incelemek.
Metinde kelami/itikadi ekollerden değil, fıkhi (ameli) ekollerden bahsedilmektedir. Ayrıca re'y yönteminin kullanılması, selim aklı dışlamak anlamına gelmez.
Bu öncül yanlıştır ve itikadi/ameli ayrımının karıştırılmasına dayanır.
3
Üçüncü öncülü incelemek.
Fıkhi yorum farklılıkları örfün şeriatla karıştırılarak dinin tahrif edilmesi değil, fıkıh usulü ilkeleri çerçevesinde toplumsal maslahatların gözetilmesidir.
Bu öncül de yanlıştır ve din ile örfün ilişkisinin yanlış yorumlanmasına dayanır.

Anahtar Kavram

Dinî yorum farklılıklarının ortaya çıkmasında toplumsal, coğrafi ve kültürel faktörlerin fıkhi metodoloji üzerindeki etkisi
Tahmini Süre:2m 0s
Soru 7851Soru

Divan şiirinden etkilenerek hem hece hem de aruz ölçüsüyle şiirler yazan, klasik âşık tarzının en önemli ve en üretken (1717. yüzyıl) temsilcilerindendir. Yeniçeri ocağında yetişmiş bir asker-şair olması hasebiyle sınır boylarındaki seferlere katılmış ve buralardaki gözlemlerini şiirlerine yansıtmıştır. Kendisinden önceki ve kendi dönemindeki şairleri değerlendirdiği ünlü eseri *Şairname*, Türk edebiyatında bu türün ilk ve en önemli örneklerindendir.

Bu parçada söz edilen âşık edebiyatı şairi aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Âşık Ömer

Cevap

Âşık Ömer
Parçada bahsedilen 1717. yüzyılın en üretken saz şairi olması, yeniçeri ocağında yetişmesi, hem hece hem aruzla yazması ve Türk edebiyatındaki en meşhur saz şairleri antolojisi niteliğindeki Şairname'yi yazmış olması, doğru cevabın Âşık Ömer olduğunu göstermektedir.

Adım Adım Çözüm

1
Metinde verilen edebi nitelikleri ve ipuçlarını (aruz ve heceyi birlikte kullanma, 1717. yüzyılda yaşama, yeniçeri olma ve Şairname eseri) analiz etmek.
Aranan sanatçının 1717. yüzyıl âşık edebiyatının hem aruz hem hece yazan ve Şairname sahibi temsilcisi olduğu belirlenir.
Soruda tanıtılan şairin kimliğini belirleyecek ayırt edici anahtar kavramları bulmak için.
2
Seçeneklerde yer alan şairlerin yüzyıl, biçim (aruz/hece) ve eser bilgilerini karşılaştırarak eleme yapmak.
Karacaoğlan ve Dadaloğlu aruz kullanmadığı için; Bayburtlu Zihni farklı bir yüzyılda (1919. yüzyıl) yaşadığı ve eseri Sergüzeştname olduğu için; Gevherî ise Şairname yazmadığı için elenir. Tüm özellikleri karşılayan tek isim Âşık Ömer olarak bulunur.
Yanlış seçenekleri yapısal ve içeriksel farklarına göre eleyerek doğru sonuca ulaşmak için.

Anahtar Kavram

Âşık Edebiyatı Temsilcileri ve Eserleri
Tahmini Süre:2m 0s
Soru 7852Soru

Klasik mantıkta kıyasın geçerliliğini denetlemek amacıyla kullanılan bazı kurallar ve bu kuralların mantıksal gerekçeleri bulunmaktadır. Aşağıdaki sol sütunda kıyas kuralları, sağ sütunda ise bu kuralların mantıksal işlevleri ve gerekçeleri karışık olarak verilmiştir. Buna göre, sol sütundaki kuralları sağ sütundaki doğru mantıksal gerekçeleriyle eşleştiriniz.

Soldaki öğeye tıklayın, sonra eşleşen sağdaki öğeye tıklayın

Öğeler

Orta terimin sonuç önermesinde yer almaması kuralı
Öncüllerde dağıtılmamış olan bir terimin sonuçta dağıtılamaması kuralı
İki olumsuz öncülden sonuç çıkarılamaması kuralı
Orta terimin öncüllerin en az birinde tümel (dağıtılmış) olması kuralı

Eşleşmeler

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap

Sol sütundaki orta terimin sonuçta yer almaması kuralı, sağ sütundaki köprü kurma işlevinin sonlanıp elenmesi gerekçesiyle eşleşir; öncüllerde dağıtılmamış terimin sonuçta dağıtılamaması kuralı, tikel kavramın haksız şekilde tüm sınıfı kapsayacak şekilde genişletilmesini önleme gerekçesiyle eşleşir; iki olumsuz öncülden sonuç çıkmaması kuralı, dışlama/ilişkisizlik durumunda geçerli sentez üretilemeyeceği gerekçesiyle eşleşir; orta terimin en az bir öncülde tümel olması kuralı ise aracı terimin büyük ve küçük terimler arasında ortak bir payda kurabilmesi için en az bir kez ilgili sınıfın tamamını temsil etmesi gerekçesiyle eşleşir.
Eşleştirmede her kural kendi mantıksal tanımı ve işlevsel gerekçesiyle bire bir eşleşmektedir. Orta terimin sonuçta yer almaması aracı terimin elenmesiyle (köprü kurma işlevinin sonlanması), öncüllerde tikel olan terimin sonuçta tümel olamaması bilgi aşımının önlenmesiyle, iki olumsuz öncülden sonuç çıkmaması ilişkisizliğin sentez üretememesiyle, orta terimin en az bir kere tümel olması ise ortak payda kurulabilmesiyle açıklanır.

Adım Adım Çözüm

1
Kıyas kurallarından ilki olan 'orta terimin sonuçta yer almaması' kuralının amacını analiz etmek.
Orta terim, öncülleri birbirine bağlayan köprüdür. Sonuç önermesine geçildiğinde bu köprü vazifesi biter. Dolayısıyla sonuç önermesinde orta terimin bulunması mantıksal döngüye sebep olur; bu da sağ sütundaki köprü kurma işlevinin sonlanmasını belirten açıklama ile eşleşir.
Kıyasın terim yapısı kurallarını işlevsel olarak kavramak.
2
Terimlerin dağıtılması (kaplamı) kuralını incelemek.
Öncüllerde tikel (dağıtılmamış) olarak geçen bir terim sonuçta tümel (dağıtılmış) olamaz. Çünkü öncüllerden elde edilmeyen bir geniş bilgi sonuçta iddia edilemez. Bu durum sağ sütundaki tikel kavramın haksız şekilde tüm sınıfı kapsayacak biçimde genişletilmesini önleyen açıklama ile eşleşir.
Kıyasta terimlerin kaplam kurallarının sınırlarını belirlemek.
3
İki olumsuz öncülden sonuç çıkmama kuralını değerlendirmek.
Olumsuz önermeler sınıflar arasında ayrılık/ilişkisizlik ifade eder. İki olumsuz öncül olması, her iki terimin de orta terimle hiçbir ortaklığının olmadığını belirtir. Ortaklık yoksa bağ kurulamaz ve sonuç çıkmaz. Bu da ilişkisizlik ve kopukluk belirten açıklama ile eşleşir.
Nitelik yönünden kıyas kurallarının mantığını açıklamak.
4
Orta terimin en az bir öncülde tümel olarak alınması kuralını incelemek.
Orta terim her iki öncülde de tikel kalırsa, büyük ve küçük terimin orta terimin hangi farklı parçalarıyla ilişkilendiği bilinemez. İkisinin ortak bir paydada buluşması için orta terimin en az bir kez bütün sınıfı temsil edecek şekilde tümel olması gerekir. Bu da ortak payda ve kapsayıcılık belirten açıklama ile eşleşir.
Geçerli bir çıkarım için ortak payda oluşturma koşulunu doğrulamak.

Anahtar Kavram

Kıyas Kurallarının Mantıksal İşlevleri ve Gerekçeleri
Tahmini Süre:2m 30s
Soru 7853Soru

İslam inancının temelini oluşturan tevhit ilkesi; Allah'ın zatı, sıfatları, fiilleri ve ibadete layık olması yönüyle birlenmesini ifade eder. Buna göre, sol sütunda verilen ayet meallerini sa�� sütunda verilen tevhit boyutlarıyla doğru şekilde eşleştiriniz.

Soldaki öğeye tıklayın, sonra eşleşen sağdaki öğeye tıklayın

Öğeler

"O’nun benzeri hiçbir şey yoktur. O, hakkıyla işitendir, hakkıyla görendir." (Şûrâ Suresi, 11. ayet)
"Allah’a ibadet edin ve O’na hiçbir şeyi ortak koşmayın..." (Nisâ Suresi, 36. ayet)
"Andolsun ki onlara, 'Gökleri ve yeri yaratan, güneşi ve ayı buyruğu altında tutan kimdir?' diye sorsan, mutlaka 'Allah' derler..." (Ankebût Suresi, 61. ayet)

Eşleşmeler

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap

Şûrâ Suresi 11. ayet zât ve sıfatlarda tevhit ile; Nisâ Suresi 36. ayet uluhiyyette (ibadette) tevhit ile; Ankebût Suresi 61. ayet ise rububiyyette (yaratma ve yönetimde) tevhit ile eşleşmelidir.
Şûrâ Suresi 11. ayetteki benzersizlik vurgusu zât ve sıfatlarda tevhidi; Nisâ Suresi 36. ayetteki ibadet vurgusu uluhiyyette tevhidi; Ankebût Suresi 61. ayetteki yaratma vurgusu ise rububiyyette tevhidi açıklar.

Adım Adım Çözüm

1
Ayetlerin içeriklerini ve vurguladıkları temel konuları analiz edin.
Birinci ayet Allah'ın benzerinin olmamasını, ikinci ayet ibadette ortak koşmamayı, üçüncü ayet ise yaratma ve kozmik düzeni yönetmeyi konu edinmektedir.
Tevhidin farklı boyutlarının hangi kavramsal çerçevelere girdiğini belirlemek için ayetlerin ana temalarını saptamak gerekir.
2
Her bir ayetin konusunu tevhidin Rububiyyet, Uluhiyyet ve Zât-Sıfat boyutlarıyla eşleştirin.
Allah'ın eşsizliği zât ve sıfat boyutuna, ibadetin tekliği uluhiyyet boyutuna, yaratma ve evreni idare etme ise rububiyyet boyutuna karşılık gelir.
Tevhit terimlerinin MEB müfredatındaki tanımları ile ayet meallerindeki anahtar kelimelerin anlamsal ilişkisini kurmak doğru eşleştirmeyi sağlar.

Anahtar Kavram

Tevhit inancının boyutları (Rububiyyet, Uluhiyyet, Zât ve Sıfat)
Soru 7854Soru

İslam ahlak dü��üncesinde erdemler, insan davranışlarının ahlaki açıdan olgunlaşmasını sağlayan temel niteliklerdir. Klasik dönem İslam ahlakçılarının üzerinde uzlaştığı dört temel erdem (ümmehâtü'l-fazâil) bulunmaktadır.

Buna göre, sol sütunda yer alan ahlaki durum açıklamalarını sağ sütundaki ilgili temel erdemlerle doğru şekilde eşleştiriniz.

Soldaki öğeye tıklayın, sonra eşleşen sağdaki öğeye tıklayın

Öğeler

Kişinin, menfaat beklentisi veya zarar görme korkusu olmaksızın, her hak sahibine hakkını vermesi ve ahlaki ilişkilerde dengeyi korumayı ilke edinmesidir.
Bilgi ile ahlaki eylemi sentezleyerek, hayatın değişken durumlarında en doğru kararı verebilme ve varlığın mahiyetini kavrama kabiliyetidir.
Korkaklık ile körü körüne atılganlık arasında dengeli bir duruş sergileyip, inançları ve kutsal değerleri korumak için gerektiğinde cesaret göstermektir.
Maddi hazların ve bedensel isteklerin esiri olmaktan kurtulup, nefsin aşırı arzularını aklın ve dinin kontrolünde tutarak nezih bir hayat sürmektir.

Eşleşmeler

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap

Menfaat gözetmeden hakkı teslim etme açıklaması Adalet ile; bilgi ve ahlaki eylemi birleştirip doğru karar verme açıklaması Hikmet ile; korkaklık ile aşırı atılganlık arasındaki cesaret açıklaması Şecaat ile; bedensel arzuları kontrol altına alıp nezih yaşama açıklaması ise ��ffet erdemi ile eşleşmektedir.
Doğru eşleştirmede; denge ve hakkı teslim etme durumunun adalet erdemiyle; doğru karar verme ve varlığın mahiyetini kavrama durumunun hikmet erdemiyle; korkaklık ile aşırılık arasındaki cesaretin şecaat erdemiyle; nefsin arzularını kontrol altında tutmanın ise iffet erdemiyle eşleştirilmesi gerekir.

Adım Adım Çözüm

1
İlk açıklama incelenir: Hak sahibine hakkını vermek ve ilişkilerde dengeyi korumak vurgulanmıştır.
Bu açıklama İslam ahlakındaki adalet kavramına karşılık gelir.
Adalet, her şeyi yerli yerine koymak ve hak edene hakkını tam olarak teslim etmektir.
2
İkinci açıklama analiz edilir: Bilgi-eylem sentezi, doğru karar verme ve varlığın mahiyetini anlama ifadeleri değerlendirilir.
Bu nitelikler doğrudan hikmet erdemini tanımlar.
Hikmet, eşyanın hakikatini bilmek ve bu bilgi doğrultusunda ahlaklı ve doğru kararlar üretebilmektir.
3
Üçüncü açıklama incelenir: Korkaklık ve tehevvür (aşırı atılganlık) arasındaki denge ile değerleri korumak için gösterilen cesaret aranır.
Bu tanım şecaat erdemini işaret etmektedir.
Şecaat, öfke ve korku karşısında yılgınlığa veya gereksiz çılgınlığa kapılmadan dengeli bir cesaret göstermektir.
4
Dördüncü açıklama ele alınır: Maddi hazların kontrolü ve nefsin aşırı arzularının sınırlandırılması incelenir.
Bu durum iffet erdeminin temelini oluşturur.
İffet, şehvet ve bedensel arzuların akıl ve din süzgecinden geçirilerek ölçülü tutulmasıdır.

Anahtar Kavram

İslam Ahlakında Başlıca Erdemler
Tahmini Süre:2m 0s
Soru 7855Soru

İslam medeniyetinin bilgi kaynakları ve di��er medeniyet havzalarıyla olan etkileşimi göz önünde bulundurulduğunda, ilim ve düşünce tarihindeki gelişim aşamalarının kronolojik olarak ilkten sona doğru sıralaması aşağ��dakilerin hangisinde doğru verilmiştir?

Öğeleri doğru sıraya koymak için sürükleyin

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap

İslam medeniyetinin gelişim aşamaları; önce öz kaynaklar olan Kur'an ve Sünnet'e dayalı kurucu İslami ilimlerin tespiti, ardından Emeviler dönemindeki ilk münferit tercüme faaliyetleri, sonrasında Abbasiler döneminde Beytülhikme ile tercümenin kurumsallaşması ve nihayetinde bu birikimden hareketle özgün felsefi ve bilimsel sentezlerin üretilmesi sırasını takip eder.
Doğru sıralama; İslam medeniyetinin öncelikle kendi kurucu metinleri (Kur'an ve Sünnet) etrafında dini ilimleri inşa etmesi, ardından dış havzalarla ilk temasları (Emeviler dönemi tercümeleri) kurması, sonrasında bu süreci Beytülhikme ile kurumsallaştırması ve en nihayetinde bu birikimi özümseyerek özgün telif ve sentez aşamasına geçmesi esasına dayanır.

Adım Adım Çözüm

1
İslam medeniyetinin kendi iç kaynaklarına (vahiy ve sünnet) yönelerek kurucu dini disiplinleri oluşturduğu ilk aşamayı belirlemek
İlk sırada Kur'an ve Sünnet çerçevesinde şekillenen tefsir, hadis, fıkıh gibi disiplinlerin kurulması yer alır.
Medeniyetin fikri temeli öncelikle kendi öz değerleri üzerinden inşa edilmiştir.
2
Dış dünyadaki medeniyetlerin birikimiyle kurulan ilk temasları ve erken dönem tercüme girişimlerini tespit etmek
İkinci sırada Emeviler döneminde Halid b. Yezid öncülüğünde yapılan ilk tıp ve kimya tercümeleri yer alır.
Tercüme faaliyetleri kurumsal hale gelmeden önce bireysel ve sınırlı düzeyde başlamıştır.
3
Tercüme faaliyetlerinin kurumsallaştığı ve devlet eliyle sistemli hale getirildiği dönemi belirlemek
Üçüncü sırada Abbasi halifesi el-Memun döneminde Beytülhikme'nin kurulması yer alır.
Beytülhikme, bilimsel tercümelerin kurumsal ve sistematik bir yapıya kavuşmasını sağlamıştır.
4
Tercümeler sonrasında ulaşılan olgunluk ve özgün telif aşamasını belirlemek
Son sırada dışarıdan aktarılan birikimin özümsenerek özgün felsefi sistemlerin ve buluşların ortaya konması yer alır.
Tercüme dönemi, Müslüman bilim insanlarının taklit seviyesinden özgün sentez ve üretim seviyesine geçmesine zemin hazırlamıştır.

Anahtar Kavram

İslam medeniyetinin kaynaklarının (öz kaynaklar ve dış medeniyetlerden tercümeler) tarihsel gelişim ve kurumsallaşma aşamaları.
Tahmini Süre:2m 0s
Soru 7856Soru

Aşağıda dinî-tasavvuf�� Türk edebiyatı temsilcileri ile bu şairlerin edebî şahsiyetlerine dair belirleyici özellikleri ve eserleri verilmiştir. Sol sütundaki şairleri sağ sütundaki uygun açıklamalarla doğru şekilde eşleştiriniz.

Soldaki öğeye tıklayın, sonra eşleşen sağdaki öğeye tıklayın

Öğeler

Âşık Paşa
Süleyman Çelebi
Üftade
Sinan-ı Ümmi

Eşleşmeler

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap

Eşleştirme şu şekildedir: Âşık Paşa ile Garibnâme'yi ele alan açıklama (14. yüzyıl), Süleyman Çelebi ile Vesîletü'n-Necât'ı ele alan açıklama (15. yüzyıl), Üftade ile Celvetiyye tarikatının temellerini atan ve Aziz Mahmud Hüdâyî'yi yetiştiren açıklama (16. yüzyıl), Sinan-ı Ümmi ile Kutbü'l-Maânî adlı eseri yazan açıklama (17. yüzyıl) eşleşmelidir.
Şairlerin yüzyıl, tarikat ekolü ve eser bazında yapılan doğru eşleştirmesi şu şekildedir: Âşık Paşa - Garibnâme, Süleyman Çelebi - Vesîletü'n-Necât, Üftade - Hüdâyî'nin hocası ve Celvetiyye, Sinan-ı Ümmi - Kutbü'l-Maânî. Bu eşleştirmeler şairlerin biyografileri ve edebî miraslarıyla tam olarak örtüşmektedir.

Adım Adım Çözüm

1
Eser-şair ve yüzyıl ilişkilerini incelemek.
Âşık Paşa'nın 14. yüzyılda Türkçe yazdığı didaktik mesnevi Garibnâme belirlenir ve birinci açıklama ile eşleştirilir.
Türkçenin edebiyat dili olmasındaki rolü ve 14. yüzyıl bağlamı Âşık Paşa'ya aittir.
2
Vesîletü'n-Necât eserinin yazarını belirlemek.
15. yüzyılda mevlid türünün en önemli örneği olan Vesîletü'n-Necât'ı yazan Süleyman Çelebi ikinci açıklama ile eşleştirilir.
Mevlid türünün kurucu şahsiyeti ve 15. yüzyıl bilgisi Süleyman Çelebi ile doğrudan uyuşmaktadır.
3
Aziz Mahmud Hüdâyî'nin mürşidi ve Celvetiyye kurucusu olan ismi bulmak.
16. yüzyılda Bursa'da yaşayan Üftade üçüncü açıklama ile eşleştirilir.
Hüdâyî'nin mürşidi olması ve Celvetiyye tarikatının temellerini atması Üftade'nin en ayırt edici özelliğidir.
4
Kutbü'l-Maânî eserinin yazarını saptamak.
17. yüzyılda Elmalı'da yaşayan, Niyâzî-i Mısrî'yi yetiştiren Sinan-ı Ümmi dördüncü açıklama ile eşleştirilir.
Halvetiyye mürşidi olması ve Kutbü'l-Maânî mesnevisi Sinan-ı Ümmi'yi belirler.

Anahtar Kavram

Tekke (Dinî-Tasavvufî) Türk edebiyatı temsilcilerinin yaşadıkları yüzyıllar, bağlı oldukları ekoller ve kaleme aldıkları temel eserlerin doğru eşleştirilmesi.
Tahmini Süre:2m 0s
Soru 7857Soru

Hristiyanlık ilahiyatında, Hz. Adem ile Havva'nın cennette Tanrı'nın emrine karşı gelerek işledikleri ve tüm insanlı��a kalıtsal olarak geçtiği kabul edilen ilk günah, insanın Tanrı ile olan bağını koparmıştır. Hristiyan inancına göre insan, kendi çabasıyla bu durumdan kurtulamaz; bu nedenle kilisede icra edilen ve kişiyi bu manevi kirlilikten temizleyerek Hristiyan cemaatine kabul eden özel bir sakrament uygulanır.

Bu parçada bahsedilen inanç esası ve bu esastan arınmayı sağlayan sakrament aşağıdakilerin hangisinde sırasıyla doğru olarak verilmiştir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Asli günah - Vaftiz

Cevap

Asli günah - Vaftiz
Hristiyan ilahiyatında, insanın doğuştan getirdiği kabul edilen manevi kirliliğe 'asli günah' adı verilir. Bu günahtan temizlenmek, Tanrı ile yeniden barışmak ve Hristiyan cemaatine kabul edilmek amacıyla suya batırma veya su serpme şeklinde icra edilen ilk sakrament ise 'vaftiz'dir. Bu nedenle asli günah ve vaftiz eşleştirmesi doğrudur.

Adım Adım Çözüm

1
Parçadaki temel teolojik problemi ve insanın doğuştan taşıdığı kabul edilen günah durumunu tanımlamak.
İlk insanların cennette işlediği günahın kalıtsal olarak tüm insanlığa geçtiği inancı olan 'asli günah' kavramına ulaşılmıştır.
Hristiyanlıktaki kurtuluş teolojisinin temelini oluşturan ilk günah kavramını belirlemek gerekmektedir.
2
Asli günahtan arınmak ve Hristiyan cemaatine kabul edilmek amacıyla icra edilen ilk sakramenti tespit etmek.
Kişiyi asli günahtan temizleyen ve kiliseye giriş töreni olan 'vaftiz' sakramentine ulaşılmıştır.
Parçada belirtilen manevi kirlilikten temizlenme ritüelinin vaftiz olduğunu bilmek sorunun doğru çözümünü sağlar.

Anahtar Kavram

Asli günah ve vaftiz sakramenti arasındaki teolojik ilişki
Soru 7858Soru

İlkbahara yaz derler
Şirin söze naz derler
Kime derdim söylesem
Bu derdine az derler
Kendin devasız sanma
Beterin beteri var

Bu dizelerle ilgili olarak aşağıdakilerden hangisi söylenemez?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Dizelerde cinaslı kafiyeden yararlanıldığı için bu şiir kesik mani olarak adlandırılmalıdır.

Cevap

Dizelerde cinaslı kafiyeden yararlanıldığı için bu şiir kesik mani olarak adlandırılmalıdır ifadesi söylenemez.
Dizelerde cinaslı kafiye bulunmamaktadır. Cinaslı kafiye, yazılışları aynı anlamları farklı olan sesteş kelimelerle yapılır; oysa dizelerdeki 'yaz', 'naz' ve 'az' kelimeleri sesteş değildir, aralarında yarım kafiye vardır. Ayrıca ilk dizesi 7 heceli olan ve toplamda altı dizeden oluşan bu şiir kesik mani değil, yedekli (artık) manidir. Dolayısıyla dizeler hakkında kesik mani olduğu yönündeki iddia söylenemez.

Adım Adım Çözüm

1
Dizelerin hece sayılarını sayarak şiirin ölçüsünü ve hece kalıbını belirlemek.
Şiirdeki tüm dizeler 7 hecelidir. Bu durum anonim halk edebiyatı nazım biçimlerinden maninin hece ölçüsüyle örtüşmektedir.
Nazım biçimini belirlemede hece ölçüsü temel bir kriterdir.
2
Şiirin dize sayısını ve kafiye düzenini inceleyerek alt türünü saptamak.
Şiir 6 dizeden oluşmaktadır. Standart maninin (4 dize) sonuna iki dize daha eklenerek 'yedekli (artık) mani' yapısı kurulmuştur. İlk dize kesik değildir.
Mani türünün yapısal özelliklerini belirlemek ve kesik mani iddiasını sınamak için dize sayısı ve ilk dizenin yapısı incelenmelidir.
3
Dize sonlarındaki ses benzerliklerini analiz ederek kafiye türünü bulmak.
'yaz / naz / az' kelimelerindeki '-z' sesleri yarım kafiyedir. 'derler' sözcükleri ise rediftir. Sesteş sözcük kullanılmadığı için cinaslı kafiye yoktur.
Cinaslı kafiye iddiasının doğruluğunu kontrol etmek amacıyla ses benzerlikleri incelenmelidir.

Anahtar Kavram

Anonim Halk Edebiyatı Nazım Biçimleri ve Türleri
Soru 7859Soru

Göktürk ve Uygur dönemlerine ait yazılı metinlerin türsel ve içeriksel özellikleri dikkate alındığında, aşağıda listelenen eserleri karşılarındaki doğru tanımlayıcı yargılarla eşleştiriniz.

Soldaki öğeye tıklayın, sonra eşleşen sağdaki öğeye tıklayın

Öğeler

Tonyukuk Yazıt��
Kül Tigin Yazıtı
Irk Bitig
Kalyanamkara ve Papamkara

Eşleşmeler

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap

Tonyukuk Yazıtı - Kendi adına dikilen anıt; Kül Tigin Yazıtı - Yolluğ Tigin'in kaleme aldığı söylev anıtı; Irk Bitig - Göktürk harfli fal kitabı; Kalyanamkara ve Papamkara - Budist içerikli Uygur hikâyesi
Doğru eşleştirmede Tonyukuk Yazıtı bizzat kendisi tarafından diktirilen ve anı türünün ilk örneği kabul edilen metinle, Kül Tigin Yazıtı Yolluğ Tigin'in kaleme aldığı söylev üsluplu anıtla, Irk Bitig Göktürk alfabesiyle yazılan Uygur fal kitabıyla, Kalyanamkara ve Papamkara ise Budist Uygur hikâyesiyle tam olarak örtüşmektedir.

Adım Adım Çözüm

1
Göktürk Yazıtları'nın bireysel özelliklerini ve yazarlarını ayırt etmek
Tonyukuk Yazıtı'nın Vezir Tonyukuk'un kendi ağzından ve sade bir dille yazıldığını, Kül Tigin Yazıtı'nın ise Yolluğ Tigin tarafından yazılıp söylev niteliği taşıdığını saptamak.
Orhun abidelerinin içerik, yazar ve üslup farklarını belirlemek için gereklidir.
2
Uygur dönemi metinlerinin dil, alfabe ve içerik özelliklerini belirlemek
Irk Bitig'in Uygur dönemine ait olmasına karşın Göktürk alfabesiyle yazılan din dışı bir fal kitabı olduğunu, Kalyanamkara ve Papamkara'nın ise Budist öğretileri içeren Uygur harfli bir hikâye olduğunu belirlemek.
Dönemin dil ve alfabe istisnalarını tespit edip eser-içerik bağı kurmak için gereklidir.
3
Eserler ile özellikleri eşleştirerek doğruluğunu kontrol etmek
Dört eserin de doğru tanımlarla eşleştiğini doğrulamak.
Eşleştirmenin hatasız tamamlanması için son kontroldür.

Anahtar Kavram

İslamiyet Öncesi Türk Edebiyatı Yazılı Metinlerinin Özellikleri (Orhun Yazıtları ve Uygur Dönemi Eserleri)
Tahmini Süre:2m 0s
Soru 7860Soru

Sünnet ve üsve-i hasene kavramlarının Müslüman hayatındaki yansımalarını gösteren davranış örnekleri ile bu örneklerin temsil ettiği kavramsal boyutları eşleştiriniz.

Soldaki öğeye tıklayın, sonra eşleşen sağdaki öğeye tıklayın

Öğeler

Hz. Peygamber'in 'Namazı benden gördüğünüz gibi kılın.' uyarısı uyarınca Müslümanların ibadetlerin yerine getirilmesinde onun uygulamalarını esas alması.
Hz. Peygamber'in adalet, emanete sadakat ve merhamet gibi erdemlerini kuşanarak onun karakterini ve ahlakını kendi yaşamına yansıtması.
Hz. Peygamber'in bir insan olarak günlük hayattaki yeme-içme, giyinme tarzı ve beşerî tercihlerini ona duyulan sevgiyle takip etme eğilimi.

Eşleşmeler

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap

İbadetlerin Peygamber'in gösterdiği gibi yapılması sünnetin dini ve teşriî boyutuyla, ahlaki erdemlerin benimsenmesi üsve-i hasene kavramının ahlaki boyutuyla, beşerî alışkanlıkların izlenmesi ise sünnetin cibillî ve beşerî boyutuyla eşleşir.
İbadetlerin Hz. Peygamber'in gösterdiği gibi tatbik edilmesi sünnetin dini ve teşriî boyutuyla; adalet, emanet ve hoşgörü gibi erdemlerin benimsenmesi üsve-i hasene kavramının ahlaki boyutuyla; yeme-içme gibi insani yönlerin sevgiyle takip edilmesi ise sünnetin cibillî ve beşerî boyutuyla doğru şekilde örtüşmektedir.

Adım Adım Çözüm

1
İlk ifadedeki 'ibadetlerin kılınış şekli' vurgusunu analiz etmek.
İbadetlerin şekil ve esaslarının belirlenmesi, sünnetin dini ve teşriî (yasa koyucu) boyutuyla ilgilidir.
İbadet alanındaki uygulamalar dinin özünü oluşturur ve bağlayıcıdır.
2
İkinci ifadedeki 'adalet, emanete sadakat ve merhamet' gibi erdemlerin hangi kavrama karşılık geldiğini belirlemek.
Bu erdemler Hz. Peygamber'in ahlaki şahsiyetini ve 'üsve-i hasene' (en güzel örnek) oluşunun ahlaki boyutunu temsil eder.
Üsve-i hasene, peygamberin ahlaki ve insani erdemlerinin Müslümanlar tarafından içselleştirilmesini hedefler.
3
Üçüncü ifadedeki 'yeme-içme, giyinme tarzı' gibi beşerî alışkanlıkların kategorisini bulmak.
Peygamber'in insani kimliğinden kaynaklanan bu tür davranışlar sünnetin cibillî veya beşerî boyutu olarak adlandırılır.
Bu eylemler dini bir zorunluluk taşımayıp insani ve kültürel tercihlerdir.

Anahtar Kavram

Üsve-i Hasene ve Sünnet Boyutları
ÖncekiSayfa 393 / 437Sonraki
Tüm alıştırma soruları — YKS AYT (Alan Yeterlilik Testi) | Examkin