Tüm alıştırma soruları

8734 soru

Soru 7861Soru

I. Öncül: Bütün felsefe okurları sorgulayıcıdır.
II. Öncül: Bazı akademisyenler felsefe okuru değildir.
Sonuç: O hâlde bazı akademisyenler sorgulayıcı değildir.

Yukarıda verilen kıyasın mantıksal açıdan geçersiz olmasının temel nedeni aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Öncülde dağıtılmamış (tikel) olan büyük terimin ('sorgulayıcı'), sonuç önermesinde dağıtılmış (tümel) hâle gelerek kaplamını aşması

Cevap

Öncülde dağıtılmamış (tikel) olan büyük terimin ('sorgulayıcı'), sonuç önermesinde dağıtılmış (tümel) hâle gelerek kaplamını aşması nedeniyle kıyas geçersizdir.
Bu kıyasta büyük terim olan 'sorgulayıcı', birinci öncülde tümel olumlu bir önermenin yüklemi konumunda olduğundan dağıtılmamış (tikel) durumdadır. Ancak sonuç önermesi tikel olumsuz bir önermedir ve olumsuz önermelerin yüklemleri her zaman dağıtılmış (tümel) kabul edilir. Kıyas kurallarına göre, öncüllerde dağıtılmamış olan bir terim sonuçta dağıtılmış olamaz. Bu nedenle kıyas geçersizdir.

Adım Adım Çözüm

1
Kıyastaki terimleri (büyük, küçük ve orta terim) ve bunların konumlarını belirleme.
Büyük terim 'sorgulayıcı', küçük terim 'akademisyen', orta terim ise 'felsefe okuru'dur.
Kıyas kurallarını denetleyebilmek için terimlerin doğru teşhis edilmesi gerekir.
2
Öncüllerin ve sonucun nicelik ile nitelik durumlarını analiz ederek terimlerin dağıtılmışlık (tümel/tikel) durumunu inceleme.
Birinci öncül tümel olumlu olduğundan yüklemi olan 'sorgulayıcı' terimi dağıtılmamıştır (tikeldir). Sonuç önermesi tikel olumsuz olduğundan yüklemi olan 'sorgulayıcı' terimi dağıtılmıştır (tümeldir).
Geçerlilik kurallarından biri olan terimlerin kaplamının korunması kuralını denetlemek için öncül ve sonuçtaki dağıtılmışlık durumları karşılaştırılmalıdır.
3
Dağıtılmışlık durumunu kıyas kuralları çerçevesinde değerlendirme.
Sonuçtaki büyük terim ('sorgulayıcı') dağıtılmış olduğu hâlde öncülde dağıtılmamıştır. Bu durum 'Sonuçtaki hiçbir terimin kaplamı öncülleri aşamaz' kuralının ihlal edildiğini gösterir.
Öncüllerde bütün sınıfı temsil etmeyen bir terim, sonuçta o sınıfın tamamını temsil edecek şekilde kullanılamaz; bu durum mantıksal bir hatadır.

Anahtar Kavram

Kıyas Kuralları ve Terimlerin Dağıtılmışlığı (Kaplamı)
Tahmini Süre:2m 0s
Soru 7862Soru

Aşağıda verilen âşık edebiyatı sanatçılarını, sağ sütundaki belirleyici edebî özellikleri ve tarihî arka planlarıyla doğru şekilde eşleştiriniz.

Soldaki öğeye tıklayın, sonra eşleşen sağdaki öğeye tıklayın

Öğeler

Dadaloğlu
Âşık Veysel
Seyrani
Köroğlu

Eşleşmeler

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap

Dadaloğlu - Avşar Türkmenlerinin iskanı; Âşık Veysel - Sivas Sivrialan köyü; Seyrani - Kayseri Develi taşlama ustas��; Köroğlu - Bolu Beyi mücadelesi.
Köroğlu, 16. yüzyılda Bolu Beyi ile olan mücadelesi ve koçaklamalarıyla bilinir. Dadaloğlu, 19. yüzyılda Avşar Türkmenlerinin iskan politikasına karşı şiirler söylemiştir. Âşık Veysel, Cumhuriyet Dönemi'nde yaşamış Sivas Sivrialanlı gözlerini kaybetmiş lirik bir şairdir. Seyrani ise 19. yüzyılda Kayseri Develi'de yaşamış taşlama ustasıdır. Bu eşleşmeler tam ve doğrudur.

Adım Adım Çözüm

1
Köroğlu'nun tarihî kişiliği ve yüzyılını eşleştirme
Köroğlu, Bolu Beyi ile olan mücadelesiyle efsaneleşen 16. yüzyıl şairidir.
Tarihsel referans ve yüzyıl bilgisi eşleştirmeyi doğrudan sağlar.
2
Dadaloğlu'nun iskan politikasıyla olan ilişkisini değerlendirme
Dadaloğlu, Avşar Türkmenlerinin göçebelikten yerleşik hayata geçirilme (iskan) sürecine karşı gelmiş ve koçaklamalar yazmıştır.
Toplumsal olaylar ve Avşar boyu ismi şairin kimliğiyle birebir örtüşür.
3
Âşık Veysel'in biyografik özelliklerini kontrol etme
Âşık Veysel, Sivas Sivrialan köyünde gözlerini kaybetmiş ve toprağı/doğayı şiirlerinde ana tema yapmış lirik halk ozanıdır.
Köyü ve hayat hikayesi şairi ayırt etmeye yeterlidir.
4
Seyrani'nin üslup ve memleket özelliklerini eşleştirme
Seyrani, Kayseri Develi doğumlu olup toplumsal aksaklıkları sert bir dille eleştiren taşlama şairidir.
Kayseri Develi kökeni ve taşlama türü şairin en bariz özelliğidir.

Anahtar Kavram

Âşık Edebiyatı Temsilcileri ve Edebî Özellikleri
Tahmini Süre:2m 0s
Soru 7863Soru

Aşağıda sol sütunda verilen şiir dizelerini, sağ sütunda yer alan en belirgin edebî sanatlarla doğru şekilde eşleştiriniz.

Soldaki öğeye tıklayın, sonra eşleşen sağdaki öğeye tıklayın

Öğeler

Bir hilâl uğruna yâ Rab, ne güneşler batıyor!
Sular mı yandı? Neden tunca benziyor mermer?
Neden böyle düşman görünürsünüz
Yıllar yılı dost bildiğim aynalar?
Senin o eşsiz cemâlini görmek için
Gökyüzünde güneş her sabah yeniden doğar

Eşleşmeler

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap

Dizeler ile edebi sanatların doğru eşleştirmesi şu şekildedir: 'Bir hilâl uğruna yâ Rab, ne güneşler batıyor!' dizesi istiare sanatı ile; 'Sular mı yandı? Neden tunca benziyor mermer?' dizesi tecahül-i arif sanatı ile; 'Neden böyle düşman görünürsünüz / Yıllar yılı dost bildiğim aynalar?' dizeleri tezat sanatı ile; 'Senin o eşsiz cemâlini görmek için / Gökyüzünde güneş her sabah yeniden doğar' dizeleri ise hüsn-i talil sanatı ile eşleşmelidir.
Dizelerdeki edebi sanatların belirlenmesi ve doğru eşleştirilmesi, söz sanatlarının tanımlarına dayanmaktadır. 'Güneşler' ifadesiyle açık istiare, 'Sular mı yandı' sorusuyla tecahül-i arif, 'dost' ve 'düşman' tezatlığı ile tezat, güneşin doğuşunun sevgiliyi görme amacına bağlanmasıyla da hüsn-i talil sanatı yapılmıştır.

Adım Adım Çözüm

1
Birinci dizedeki edebi sanatın belirlenmesi
Güneşler sözcüğüyle şehit askerler kastedilmiş ve istiare sanatı bulunmuştur.
Yalnızca kendisine benzetilen öge kullanılarak açık istiare yapılmıştır.
2
İkinci dizedeki edebi sanatın belirlenmesi
Soru sorularak bilinen bir durumun bilmezlikten gelindiği tecahül-i arif sanatı tespit edilmiştir.
Şair bilinen gerçeği sanatsal amaçla bilmezlikten gelmiştir.
3
Üçüncü dizedeki edebi sanatın belirlenmesi
Dost ve düşman kelimelerinin bir arada kullanılmasıyla tezat sanatı bulunmuştur.
Anlamca birbirine zıt kavramlar bir arada kullanılmıştır.
4
Dördüncü dizedeki edebi sanatın belirlenmesi
Güneşin doğmasının sevgilinin yüzünü görme amacına bağlanmasıyla hüsn-i talil sanatı tespit edilmiştir.
Doğal bir olay, hayali ve güzel bir nedene bağlanmıştır.

Anahtar Kavram

Şiirlerdeki edebi sanatların (söz sanatlarının) işlevlerine göre belirlenmesi.
Tahmini Süre:2m 0s
Soru 7864Soru

Meyl idüp ağlamaya dîde-i giryânım yine
Bir belâ buldu yine
Cûş idüp aktı yine yaş yerine kanım yine
Çok belâ buldu yine

Biçimsel ve yapısal özellikleri dikkate alındığında bu dizelerin aşağıdaki nazım şekillerinden hangisine ait olduğu söylenebilir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Müstezat

Cevap

Dizelerin biçimsel özellikleri incelendiğinde uzun dizelerin ardına eklenen kısa dizelerin (ziyade) varlığı, bu şiirin müstezat nazım şekliyle yazıldığını göstermektedir.
Doğru cevap müstezat seçeneğidir. Müstezat nazım şekli, bir uzun bir kısa dizeden oluşacak şekilde düzenlenir. Uzun dizelere eklenen bu kısa dizelere 'ziyade' adı verilir. Verilen örnekte de uzun dizelerin ardından gelen 'Bir belâ buldu yine' ve 'Çok belâ buldu yine' dizeleri bu nazım şeklinin belirleyici özelliğini yansıtmaktadır.

Adım Adım Çözüm

1
Verilen şiir parçasının mısra yapısı ve uzunlukları incelenir.
Dizelerin bir uzun, bir kısa mısra şeklinde sıralandığı görülür.
Mısra uzunluklarındaki bu düzenli asimetri, nazım şeklinin tespitinde en önemli biçimsel ipucudur.
2
Uzun ve kısa mısraların divan edebiyatı nazım şekillerindeki karşılığı belirlenir.
Gazelin her mısrasına bir kısa mısra eklenmesiyle oluşan bu nazım şeklinin müstezat, eklenen kısa dizelerin ise ziyade olduğu saptanır.
Divan şiirinde bu şekilde asimetrik mısra boylarıyla kurulan tek beyit tabanlı nazım biçimi müstezattır.

Anahtar Kavram

Divan Edebiyatı Nazım Şekilleri - Beyitlerle Kurulanlar
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 7865Soru

En'âm suresi 102. ayetinde şöyle buyrulmaktadır:

'İşte Rabbiniz Allah budur. O'ndan başka ilah yoktur. O, her şeyin yaratıcısıdır. Öyleyse O'na kulluk edin. O, her şeye vekildir.'

Bu ayetten hareketle;

I. O'ndan başka ilah olmaması
II. Her şeyin yaratıcısı olması
III. Yalnızca O'na kulluk edilmesi

durumlar��ndan hangileri doğrudan tevhidin uluhiyyet boyutu ile ilgilidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: I ve III

Cevap

İlahlık ve ibadet edilmeye layık tek varlık olma durumlarını içeren uluhiyyet boyutu ile ilgili olan ifadeler 'I ve III' seçeneğinde doğru verilmiştir.
Uluhiyyet, Allah'ın ilah olmasını, ibadet edilmeye layık tek varlık olmasını ifade eder. Ayette geçen 'O'ndan başka ilah yoktur' ifadesi ilahlığı, 'Öyleyse O'na kulluk edin' ifadesi ise ibadeti belirttiği için doğrudan uluhiyyet boyutu ile ilgilidir. 'O, her şeyin yaratıcısıdır' ifadesi ise yaratma fiiliyle ilgili olduğundan rububiyyet kapsamına girer. Dolayısıyla doğru yanıt uluhiyyet boyutunu eksiksiz gösteren 'I ve III' olmalıdır.

Adım Adım Çözüm

1
Ayet metnindeki ifadeleri teolojik açıdan tasnif etmek.
Ayette geçen 'O'ndan başka ilah yoktur' ve 'O'na kulluk edin' ifadeleri ilahlık ve ibadet ile ilişkiliyken; 'O, her şeyin yaratıcısıdır' ve 'O, her şeye vekildir' ifadeleri yaratma ve idare etme ile ilgilidir.
Tevhidin boyutlarını doğru belirlemek için ayetteki kavramsal vurguların ayırt edilmesi gerekir.
2
Uluhiyyet kavramının tanımı ve kapsamı ile öncülleri eşleştirmek.
Uluhiyyet, Allah'ın ilah olması, ibadete layık tek varlık olması demektir. Bu doğrultuda 'O'ndan başka ilah olmaması' (I) ve 'Yalnızca O'na kulluk edilmesi' (III) doğrudan uluhiyyet kapsamındadır.
Uluhiyyet boyutuna giren durumları doğru belirlemek hedeflenir.
3
Rububiyyet kapsamındaki öncülü eleyerek sonuca ulaşmak.
'Her şeyin yaratıcısı olması' (II) Allah'ın yaratma, besleme, evreni idare etme (Rab) sıfatıyla ilgili olduğundan rububiyyet boyutundadır ve uluhiyyet sorulduğu için elenir. Böylece uluhiyyet ile ilgili olanların I ve III olduğu kesinleşir.
Rububiyyet ile uluhiyyet kavramları arasındaki farkı netleştirerek çeldiriciyi elemek amaçlanır.

Anahtar Kavram

Tevhidin Boyutları (Uluhiyyet ve Rububiyyet)
Tahmini Süre:2m 0s
Soru 7866Soru

Salih, mahallelerine yeni taşınan bir kişinin evine kimlerin girip çıktığını gözetlemiş, bu kişinin mahremiyetini ve gizli durumlarını araştırmıştır (I). Ardından, elinde hiçbir somut kanıt olmamasına rağmen bu kişinin yasa dışı işler peşinde olduğuna dair olumsuz bir yargıya varmıştır (II). Son olarak, bu asılsız iddiasını mahalle sakinleriyle paylaşarak komşusunun hırsızlık yaptığını yaymıştır (III).

Buna göre, Salih'in gerçekleştirdiği bu eylemler İslam ahlakında yerilen aşağıdaki davranışlardan sırasıyla hangileriyle ilişkilendirilmelidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Tecessüs - Suizan - İftira

Cevap

Tecessüs - Suizan - İftira
Doğru sıralama 'Tecessüs - Suizan - İftira' şeklindedir. Çünkü gizlice gözetleme ve mahremiyet araştırma eylemi tecessüs; delilsiz olarak kötü niyet yargısına varma suizan; ve komşuya asılsız olarak hırsızlık suçu isnat etme iftiradır.

Adım Adım Çözüm

1
Birinci eylemin analizi
Tecessüs
Bir kişinin mahremiyetini ve gizli durumlarını araştırmak İslam ahlakında tecessüs olarak tanımlanır.
2
İkinci eylemin analizi
Suizan
Herhangi bir kesin delil olmadan bir insan hakkında kötü ve olumsuz düşünce veya yargıda bulunmak suizandır.
3
Üçüncü eylemin analizi
İftira
Bir kimseye onda olmayan, asılsız bir suçu isnat etmek ve bunu yaymak iftiradır.
4
Eylemlerin sırasıyla birleştirilmesi
Tecessüs - Suizan - İftira
Sıralama I, II ve III numaralı eylemlere tam olarak uymalıdır.

Anahtar Kavram

İslam Ahlakında Yerilen Davranışlar ve Tanımları
Tahmini Süre:2m 0s
Soru 7867Soru

14. yüzyılın ikinci yarısı ile 15. yüzyılın ilk yarısında yaşamış, tasavvuf düşüncesini Anadolu coğrafyasında yayarak kendi adıyla anılan Bayramiye tarikatını kurmuştur. Şiirlerinde sade ve samimi bir Türkçe kullanan şair, hece ve aruz ölçülerini birlikte denemiş; özellikle tasavvufi neşeyle söylediği ilahi ve şathiyeleriyle tanınmıştır:

*Çalabım bir şar yaratmış iki cihan arasında*
*Bakıcak didar görünür ol şarın kenarında*

beytinin de yer aldığı az sayıdaki şiiriyle derin bir tasavvufi birikimi yalın bir dille aktarmıştır. Dönemin Osmanlı padişahı II. Murad tarafından Edirne'ye davet edilmesi ve burada vaazlar vermesi tarihi bir vakadır. Eşrefoğlu Rûmî ve Akşemseddin gibi Türk kültür tarihinin önemli simalar��nı yetiştiren bu mutasavvıf, Ankara'da yaşamını yitirmiştir.

Bu parçada özellikleri belirtilen ve şiirinden bir bölüm verilen dinî-tasavvufî Türk edebiyatı temsilcisi aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Hacı Bayram-ı Veli

Cevap

Hacı Bayram-ı Veli
Parçada verilen 14-15. yüzyıl zaman dilimi, Ankara'da yaşayıp vefat etmesi, II. Murad ile görüşmesi, Akşemseddin ile Eşrefoğlu Rûmî'nin hocası olması ve kendi adıyla kurulan Bayramiye tarikatı gibi ayırt edici bilgiler Hacı Bayram-ı Veli'yi tanımlamaktadır. Ayrıca alıntılanan ünlü şar beyti de Hacı Bayram-ı Veli'nin bilinen en önemli şiirlerindendir.

Adım Adım Çözüm

1
Metindeki tarihsel ve coğrafi ipuçlarını belirleme
Sanatçının 14. ve 15. yüzyıllar arasında yaşadığı, Ankara'da vefat ettiği ve Osmanlı padişahı II. Murad döneminde Edirne'ye davet edildiği tespit edilir.
Bu tarihsel sınırlandırma, 13. yüzyılda yaşayan şairleri elemeyi sağlar.
2
Eser, yetiştirdiği kişiler ve tarikat ilişkisini kurma
Bayramiye tarikatını kuran, Akşemseddin ve Eşrefoğlu Rûmî gibi isimleri yetiştiren mutasavvıfın kim olduğu aranır.
Bu bilgiler doğrudan Bayramiye ekolü ve kurucusuna işaret eder.
3
Şiir örneği ve isim eşleştirmesini tamamlama
Ünlü 'Çalabım bir şar yaratmış...' beytinin Hacı Bayram-ı Veli'ye ait olduğu bilgisiyle birleştirilerek doğru yanıta ulaşılır.
Alıntılanan beyit ve metindeki tüm bilgiler Hacı Bayram-ı Veli kimliğiyle tam olarak örtüşmektedir.

Anahtar Kavram

Tekke (Dinî-Tasavvufî) Edebiyatı Temsilcileri ve Eserleri
Soru 7868Soru

"Üstte mavi gök, altta yağ��z yer kılındıkta, ikisi arasında insanoğlu kılınmış. İnsanoğlunun üzerine ecdadım Bumin Kağan, İstemi Kağan oturmuş. Oturarak Türk milletinin ilini, töresini tutuvermiş, düzene sokuvermiş. Dört taraf hep düşman imiş. Ordu sevk ederek dört taraftaki milleti hep almış, hep tabi kılmış..."

Modern Türkçe çevirisi verilen bu parçadan hareketle, ait olduğu yazıtlar ve yazılı dönemin bu ilk evresi hakkında aşağıdakilerden hangisi söylenemez?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Uygur metinlerinde sıklıkla rastlanan Budizm ve Manihaizm dinlerine ait felsefi ve dini terimlerin ilk olgun örneklerini barındırdığı

Cevap

Uygur metinlerinde sıklıkla rastlanan Budizm ve Manihaizm dinlerine ait felsefi ve dini terimlerin ilk olgun örneklerini barındırdığı ifadesi söylenemez.
Verilen metin, Göktürk Dönemi'ne ait olan Kül Tigin veya Bilge Kağan Yazıtları'ndan (Orhun Abideleri) alınmıştır. Göktürk Yazıtları'nda Gök Tanrı inancının ve millî unsurların hâkim olduğu bir dil kullanılır. Budizm ve Manihaizm dinlerine ait felsefi ve dini terimler ise yazılı dönemin ikinci evresi olan Uygur Dönemi metinlerinde yer alır. Bu nedenle, parçanın ait olduğu döneme ait metinlerin Budizm ve Manihaizm terimlerini içerdiği söylenemez.

Adım Adım Çözüm

1
Alıntılanan metni okuyarak hangi döneme ait olduğunu tespit edin.
Metinde geçen 'Bumin Kağan, İstemi Kağan, Türk milletinin ili, töresi' gibi ifadeler, bu metnin Göktürk Dönemi'ne ait Orhun Yazıtları'ndan alındığını gösterir.
Metnin ait olduğu dönemi doğru belirlemek, o dönemin edebi ve dilsel özellikleri çerçevesinde doğru yorumlama yapabilmek için gereklidir.
2
Seçeneklerde verilen özellikleri Göktürk Dönemi eserlerinin nitelikleriyle karşılaştırın.
Devlet yönetimi, kozmolojik görüş (gök/yer yaratılışı), söylev üslubu ve millî dil özellikleri Göktürk Yazıtları'nın temel nitelikleriyle uyuşmaktadır.
Doğru ve yanlış yargıları ayırt etmek için metnin edebi değerini ve tarihi önemini analiz etmek gerekir.
3
Göktürk Dönemi ile Uygur Dönemi metinleri arasındaki dinsel ve içeriksel farkı inceleyin.
Budizm ve Manihaizm etkisiyle yazılan felsefi ve dini metinler Uygur Dönemi'ne (Altun Yaruk vb.) aittir; Göktürk Yazıtları'nda bu dinlerin etkisi bulunmaz.
İki dönemin temel ayrım noktalarından biri din değişimi ve bunun dile/içeriğe yansımasıdır.

Anahtar Kavram

Göktürk ve Uygur Metinlerinin Ayırıcı Özellikleri
Soru 7869Soru

I. Tekerlekler yollara bir şeyler anlatıyor
II. Uzun yollar bir deniz gibi uzayıp gidiyor

Bu dizelerde yer alan en belirgin edebî sanatlar aşağıdakilerin hangisinde sırasıyla doğru olarak verilmiştir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: İstiare - Teşbih

Cevap

İstiare - Teşbih
Doğru seçenek olan eşleştirmede ilk dizenin istiare, ikinci dizenin teşbih olduğu belirtilmiştir. İlk dizede 'insan' ögesi kullanılmadan tekerleklere insani özellikler yüklenerek kapalı istiare; ikinci dizede ise yollar denize benzetilerek tam bir teşbih kurulmuştur.

Adım Adım Çözüm

1
Birinci dizedeki söz sanatını belirlemek.
İstiare (Kişileştirme / Kapalı İstiare)
Tekerlekler yollara bir şeyler anlatıyor ifadesinde tekerlekler, konuşma (anlatma) özelliği yönüyle insana benzetilmiştir. Kendisine benzetilen öge olan 'insan' dizede yer almayıp sadece benzetilenin bir özelliği (anlatmak) ve benzeyen (tekerlekler) verildiği için burada kapalı istiare yapılmıştır.
2
İkinci dizedeki söz sanatını belirlemek.
Teşbih
Uzun yollar bir deniz gibi uzayıp gidiyor ifadesinde benzeyen 'uzun yollar', kendisine benzetilen 'deniz', benzetme yönü 'uzayıp gitmek' ve benzetme edatı 'gibi'dir. Benzetmenin unsurları bir arada kullanıldığı için teşbih sanatı yapılmıştır.

Anahtar Kavram

Teşbih (benzetme) ve istiare (eğretileme) sanatlarının özellikleri ve bu iki sanatın birbirlerinden ayırt edilmesi.
Soru 7870Soru

Tarih boyunca ticaret yolları üzerinde yer alan liman kentlerindeki yerel halklar, limana gelen yabancı tüccarlarla kurdukları uzun süreli temaslar neticesinde onlardan yeni teknik bilgiler ve mutfak pratikleri edinmiş; benzer şekilde yabancı tüccarlar da yerel halkın dokuma tekniklerini ve geleneksel giyim unsurlarını benimseyerek kendi ülkelerine taşımışlardır. Zamanla her iki tarafın kültürel yapısında da bu etkileşime bağlı olarak yapısal dönüşümler meydana gelmiştir.

Buna göre, parçada tasvir edilen kültürel süreç aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Kültürleşme

Cevap

Kültürleşme
Parçada liman kentindeki yerel halk ile yabancı tüccarların uzun süreli teması sonucunda karşılıklı olarak birbirlerinden kültürel ögeler aldıkları ve bu doğrultuda her iki tarafın da kültürel yapısında değişimler gerçekleştiği vurgulanmaktadır. Sosyolojide farklı kültürlerin etkileşimi sonucu ortaya çıkan bu karşılıklı değişim süreci 'kültürleşme' kavramıyla ifade edilir.

Adım Adım Çözüm

1
Soru kökündeki metni analiz ederek kültürel etkileşimin niteliğini belirlemek.
Metinde iki farklı grubun (yerel halk ve yabancı tüccarlar) uzun süreli teması sonucunda karşılıklı bir etkileşim içine girdiği ve her iki tarafın da birbirinden kültürel ögeler alarak değiştiği görülmektedir.
Kavramsal ayrım yapabilmek için etkileşimin tek yönlü mü yoksa karşılıklı mı olduğunu saptamak gerekir.
2
Tespit edilen karşılıklı etkileşim durumunu sosyolojideki kültürel süreçlerle eşleştirmek.
Karşılıklı etkileşimle gerçekleşen bu çift yönlü kültürel değişim süreci 'kültürleşme' kavramıyla tanımlanır.
Soruda istenen sosyolojik terimi doğru belirlemek.

Anahtar Kavram

Farklı kültürlerin teması sonucu ortaya çıkan karşılıklı etkileşim ve değişim süreci (kültürleşme).
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 7871Soru

Aşağıda Hristiyanlık inanç esasları ve kutsal uygulamalarına ait bazı temel kavramlar ile bu kavramların açıklamaları karışık olarak verilmiştir. Bu kavramları doğru açıklamalarıyla eşleştiriniz.

Soldaki öğeye tıklayın, sonra eşleşen sağdaki öğeye tıklayın

Öğeler

Teslis
Enkarnasyon
Asli Günah
Sakrament

Eşleşmeler

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap

Teslis kavramı Tanrı'nın üç şahsiyette tek bir öz olarak bulunması açıklamasıyla; Enkarnasyon kavramı Tanrı'nın Hz. İsa şahsında bedenleşmesi aç��klamasıyla; Asli Günah kavramı ilk insan çiftinin işlediği ve nesilden nesle aktarılan günah açıklamasıyla; Sakrament kavramı ise kilisede uygulanan lütuf aracı kutsal törenler açıklamasıyla doğru şekilde eşleşmektedir.
Doğru eşleştirmede; 'Teslis' kavramı Baba, Oğul ve Kutsal Ruh birliğini ifade eden ikinci açıklamayla; 'Enkarnasyon' kavramı Tanrı'nın bedenleşerek dünyaya gelmesini ifade eden dördüncü açıklamayla; 'Asli Günah' kavramı ilk insanların günahının kalıtsal olarak aktarılmasını ifade eden birinci açıklamayla; 'Sakrament' kavramı ise kutsal kabul edilen ayin ve törenleri ifade eden üçüncü açıklamayla eşleşir.

Adım Adım Çözüm

1
Kavramların tanımlarını gözden geçirme ve ilk kavram olan 'Teslis'i tanımlama.
Teslis, Hristiyanlıkta Baba, Oğul ve Kutsal Ruh'tan oluşan üçlü Tanrı inancıdır. Bu tanım ikinci açıklama ile eşleşmektedir.
Teslis kelime anlamı olarak 'üçleme' demektir ve Hristiyanlığın temel inanç esaslarındandır.
2
İkinci kavram olan 'Enkarnasyon'u tanımlama.
Enkarnasyon, Hristiyanlıkta Tanrı'nın kelamının insan bedenine bürünerek Hz. İsa şahsında dünyaya gelmesi (tecessüm/bedenleşme) inancıdır. Bu tanım dördüncü açıklama ile eşleşmektedir.
Enkarnasyon doktrini Hristiyan teolojisinde İsa Mesih'in hem tam ilahi hem de tam insani doğaya sahip olduğu inancını temellendirir.
3
Üçüncü kavram olan 'Asli Günah'ı tanımlama.
Asli Günah, Hz. Adem ve Havva'nın cennetten kovulmalarına sebep olan itaatsizliklerinin tüm insanlığa kalıtsal olarak geçtiği inancıdır. Bu tanım birinci açıklama ile eşleşmektedir.
Hristiyanlıkta insanın bu günahtan arınması için vaftiz edilmesi gerektiğine inanılır.
4
Dördüncü kavram olan 'Sakrament'i tanımlama.
Sakrament, Hristiyanlıkta Tanrı'nın lütfunun inananlara ulaştırılmasına vesile olan ve kutsal kabul edilen törenlerdir (vaftiz, ekmek-şarap vb.). Bu tanım üçüncü açıklama ile eşleşmektedir.
Sakramentler, Hristiyan ibadet hayatının ve mezhepsel uygulamaların kurumsal temelini oluşturur.

Anahtar Kavram

Hristiyanlık İnanç Esasları ve Ritüelleri
Soru 7872Soru

İslam medeniyetinde eğitim, bilim ve düşünce kurumları zamanla ihtisas alanlarına göre ayrışarak kurumsallaşmıştır. Abbasiler döneminde Bağdat'ta kurulan ve yabancı dillerdeki felsefi ve bilimsel eserlerin tercüme edildiği, kütüphanesiyle ünlü araştırma merkezi olan Beytülhikme'nin yanı sıra dini ilimlerin öğretiminde de uzmanlaşmış yapılar ortaya çıkmıştır.

Bir tarih araştırmacısının seyahatnamesinden alınan şu notları inceleyelim:

* "Uğradığım ilk kurumda, sadece Hz. Peygamber'in hadislerinin incelendiği, ravi zincirlerinin tetkik edildiği ve bu alanda uzmanların yetiştirildiği ders halkalarına katıldım."
* "Ziyaret ettiğim ikinci kurumda ise Kur'an-ı Kerim'in usulüne uygun okunması, ezberlenmesi ve yedi kıraat imamının okuyuş tarzlarının (kıraat ilminin) öğretildiği tilavet seslerini dinledim."

Buna göre araştırmacının seyahatnamesinde sırasıyla bahsettiği bu iki ihtisas kurumu aşağıdakilerin hangisinde doğru verilmiştir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Darülhadis - Darülkurra

Cevap

Seyyahın seyahatnamesinde sırasıyla bahsettiği kurumlar Darülhadis ve Darülkurra'dır.
Araştırmacının ilk ziyaret ettiği ve hadislerin ravi zincirleriyle incelendiğini belirttiği yer 'Darülhadis'tir. İkinci olarak ziyaret ettiği ve kıraat eğitiminin verildiğini belirttiği kurum ise 'Darülkurra'dır. Dolayısıyla sırasıyla 'Darülhadis - Darülkurra' seçeneği doğru cevaptır.

Adım Adım Çözüm

1
Parçadaki ilk tanımı analiz etme.
Hz. Peygamber'in hadislerinin incelendiği ve ravi zincirlerinin tetkik edildiği kurumun Darülhadis olduğunu belirleme.
Hadis ilmiyle doğrudan ilgili ihtisas kurumlarının adlandırılmasını kavramsal olarak ayırt etmek gerekir.
2
Parçadaki ikinci tanımı analiz etme.
Kur'an-ı Kerim'in usulüne uygun okunması, ezberlenmesi ve kıraat ilminin öğretildiği kurumun Darülkurra olduğunu belirleme.
Kıraat ve Kur'an eğitimi veren ihtisas kurumunun ismini doğru tespit etmek gerekir.
3
Elde edilen kurumları sırasıyla birleştirerek doğru seçeneği bulma.
Sırasıyla 'Darülhadis - Darülkurra' ikilisinin doğru cevap olduğunu tespit etme.
Soru kökündeki 'sırasıyla' ifadesine dikkat ederek kavramların doğru sıralamasını eşleştirmek gerekir.

Anahtar Kavram

İslam medeniyetinde eğitim ve ilim kurumlarının işlevleri doğrultusunda çeşitlenmesi ve ihtisaslaşması.
Tahmini Süre:2m 0s
Soru 7873Soru

Bir öğrenci, pqp \rightarrow q ve pqp \lor q öncüllerinden qq sonucunun geçerli bir şekilde çıkarılıp çıkarılamayacağını çözümleyici çizelge (semantik tablo) yöntemiyle denetlemek istemektedir. Öğrenci, bu amaçla öncülleri aynen yazıp sonucun değillemesini de ekleyerek denetleme kümesini oluşturur ve çözümleme kurallarını uygulamaya başlar.

Buna göre, bu denetleme işleminin adımları doğru şekilde tamamlandığında elde edilecek çizelge ve ulaşılan sonuçla ilgili aşağıdakilerden hangisi doğrudur?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Çözümleme sonunda oluşan tüm yollar kapandığı için argüman geçerlidir.

Cevap

Çözümleme sonunda oluşan tüm yollar kapandığı için argümanın geçerli olduğu sonucuna varılır.
Çözümleme sonunda oluşan tüm yollar kapandığı için argümanın geçerli olduğu seçeneği doğrudur. Çünkü çözümleyici çizelgede bir argümanın geçerliliğini denetlemek için öncüller aynen yazılırken sonucun değillemesi alınır. Eğer elde edilen tüm yollar kapalıysa (yani küme tutarsızsa) argüman geçerlidir.

Adım Adım Çözüm

1
Argümanın geçerliliğini denetlemek için öncüller (pqp \rightarrow q ve pqp \lor q) aynen yazılır, sonucun ise değillemesi (q\sim q) alınarak denetleme kümesi oluşturulur.
Çözümleme sırasına {pq,pq,q}\{p \rightarrow q, p \lor q, \sim q\} önermeleri eklenir.
Bir argümanın geçerliliği, öncülleri ile sonucunun değillemesinin birlikte tutarsız (tüm yolların kapalı) olmasına bağlıdır.
2
İlk olarak tikel evetleme önermesi olan pqp \lor q önermesine çatal açma (dallanma) kuralı uygulanır.
Çizelge sol tarafta pp, sağ tarafta qq olacak şekilde ikiye ayrılır. Sağ taraftaki qq yolu, kümedeki q\sim q ile çeliştiği için hemen kapanır (q,qKapalıq, \sim q \rightarrow \text{Kapalı}).
Çözümleme işleminde çelişkileri erken tespit edip yolları kapatmak işlem kolaylığı sağlar.
3
Açık kalan sol yoldaki (pp) önerme üzerinden koşul önermesi olan pqp \rightarrow q çözümlenir. Koşul önermesine çatal açma kuralı uygulanarak sol dalına p\sim p, sağ dalına qq yazılır.
Sol alt dalda pp ve p\sim p çeliştiği için bu yol kapanır. Sağ alt dalda ise qq ile kümedeki q\sim q çeliştiği için bu yol da kapanır.
Tüm dallardaki önermeler çözümlendikten sonra açık yol kalıp kalmadığı kontrol edilmelidir.
4
Oluşan tüm yolların kapalı olup olmadığını kontrol ederek nihai karar verilir.
Tüm yollar kapandığı için öncüller ile sonucun değillemesi birlikte tutarsızdır, dolayısıyla argüman geçerlidir.
Çözümleyici çizelgede tüm yolların kapanması, denetlenen kümenin tutarsız olduğunu ve buna bağlı olarak argümanın geçerli olduğunu kanıtlar.

Anahtar Kavram

Çözümleyici çizelge ile argüman geçerliliği denetleme kuralları
Tahmini Süre:2m 0s
Soru 7874Soru

Kışlalar doldu bugün
Doldu boşaldı bugün
Gel kardaş helalleşek
Belki ölüm var bugün

Geceler yârim oldu
Ağlamak kârım oldu

Bu dizelerin nazım biçimi ve özellikleri dikkate alındığında aşağıdakilerden hangisi söylenemez?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Bu şiirin ait olduğu nazım biçimi, İslamiyet öncesi Türk edebiyatındaki 'sagu' türünün halk edebiyatındaki doğrudan karşılığıdır.

Cevap

Şiirin ait olduğu nazım biçiminin İslamiyet öncesi Türk edebiyatındaki sagu türünün karşılığı olduğunu belirten ifade yanlıştır.
Verilen dizeler yapısal olarak bent ve kavuştaklardan oluşan bir türkü örneğidir. İslamiyet öncesi Türk edebiyatındaki 'sagu' türünün halk edebiyatındaki doğrudan karşılığı ise türkü değil, ağıttır. Bu nedenle şiirin ait olduğu nazım biçiminin sagunun karşılığı olduğunu savunan yargı söylenemez.

Adım Adım Çözüm

1
Şiirin nazım biçimini belirleme
Verilen şiir, bent ve kavuştak (nakarat) bölümlerinden oluşması ve ezgiyle söylenmesi sebebiyle bir türkü örneğidir.
Seçeneklerdeki yapısal ve türsel özellikleri doğru değerlendirebilmek için öncelikle şiirin türkü olduğunu saptamak gerekir.
2
Şiirin biçimsel ve içeriksel özelliklerini inceleme
Dizeler 77'li hece ölçüsüyle söylenmiştir. Dize sonlarında 'bugün' ve 'oldu' kelimeleri kelime redifi, '-du/-dı' ekleri ise ek redifidir. Şiir ölüm temalı olup lirik bir nitelik taşır. Bent ve kavuştak yapıları mevcuttur. Bu durum, diğer seçeneklerde belirtilen yapısal, biçimsel ve tematik özelliklerin doğru olduğunu göstermektedir.
Seçeneklerin doğruluğunu metin üzerinden teyit etmek için kafiye, redif, ölçü ve tema analizi yapılır.
3
İslamiyet öncesi dönemle karşılaştırma yapma ve yanlış seçeneği bulma
İslamiyet öncesi Türk edebiyatındaki 'sagu' (yuğ törenlerinde söylenen ölüm şiirleri), halk edebiyatında 'ağıt' türünün karşılığıdır; türkü nazım biçiminin karşılığı değildir. Dolayısıyla sagu türünün doğrudan halk edebiyatındaki karşılığının türkü olduğunu söyleyen seçenek yanlıştır.
Edebi türlerin tarihi dönemlerdeki karşılıklarını (sagu - ağıt - mersiye) doğru ilişkilendirmek sorunun doğru cevabına ulaşmayı sağlar.

Anahtar Kavram

Türkü nazım biçiminin yapısal (bent, kavuştak), biçimsel (hece ölçüsü, redif) ve tematik özelliklerinin belirlenmesi ile diğer dönemlerdeki tür karşılıklarının ayırt edilmesi.
Tahmini Süre:2m 0s
Soru 7875Soru

Felsefe öğretmeni mantık dersinde tahtaya şu cümleyi yazar:

'Sınıfta sadece Ahmet ödevini tamamlamıştır.'

Öğretmen, öğrencilerinden bu önermenin mantıksal yapısını çözümlemelerini ister.

Buna göre, tahtaya yazılan önermenin yapısal ve niteliksel özellikleri ile ilgili aşağıdaki değerlendirmelerden hangisi doğrudur?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Yapısı bakımından gizli bileşik (özgülü) bir önermedir; çünkü 'sadece' sözcüğü yargıyı tek bir özneye has kılarak birden fazla yargıyı bünyesinde barındırır.

Cevap

Yapısı bakımından gizli bileşik (özgülü) bir önermedir; çünkü 'sadece' sözcüğü yargıyı tek bir özneye has kılarak birden fazla yargıyı bünyesinde barındırır.
Doğru değerlendirme, tahtadaki cümlenin gizli bileşik (özgülü) bir önerme olduğunu belirten ifadedir. 'Sadece' kelimesi, yüklemin bildirdiği işi yalnızca belirtilen özneye has kılar. Bu durum mantıksal olarak hem 'Ahmet ödevini tamamlamıştır' yargısını hem de 'Ahmet dışındakiler tamamlamamıştır' yargısını içerdiği için önerme yapısı bakımından bileşiktir.

Adım Adım Çözüm

1
Önermenin dil bilgisel yapısı ile mantıksal yapısı arasındaki ayrımı belirleyin.
Cümle tek bir yükleme sahip görünse de anlamca birden fazla yargı içerip içermediği incelenmelidir.
Klasik mantıkta önermelerin basit mi bileşik mi olduğu dil bilgisi kurallarına göre değil, bildirdikleri yargı sayısına göre belirlenir.
2
Cümledeki 'sadece' edatının mantıksal işlevini analiz edin.
'Sadece Ahmet ödevini tamamlamıştır' ifadesi, 'Ahmet ödevini tamamlamıştır' ve 'Ahmet dışındaki öğrenciler ödevini tamamlamamıştır' şeklinde iki farklı yargı ortaya koymaktadır.
İçinde 'sadece', 'yalnız', 'ancak' gibi sözcükler barındıran önermeler, yargıyı tek bir özneye özgüledikleri için gizli bileşik (özgülü) önerme grubuna girer.
3
Doğru seçeneği belirleyin ve diğer seçeneklerin mantıksal hatalarını saptayın.
Önermenin yapısı gizli bileşiktir. Yüklem olumlu bittiği için niteliği olumludur. Özne tek bir kişiyi belirttiği için niceliği tekildir.
Bu analiz, önermenin özgülü bir gizli bileşik önerme olduğunu kesinleştirir.

Anahtar Kavram

Gizli Bileşik (Özgülü) Önerme
Soru 7876Soru

Dinî terimlerin doğru ve yerinde kullanımı, dinin inanç ve ahlak esaslarının doğru anlaşılması açısından büyük önem taşır. Bu bağlamda, kulun ilahi iradeye uygun olarak hak ve hakikat yolunu seçmesi ile bu yolda sergilediği samimi ve ihlaslı duruş, ahlaki olgunlaşma sürecinin iki temel halkasıdır.

Buna göre, aşağıda verilen cümledeki boşlukları İslam düşüncesindeki temel kavramlara uygun olarak nasıl tamamlamalısınız?

Aşağıdaki boşlukları doldurun

Yüce Allah'ın insanlara doğru yolu göstermesi ve kulun bu yolu benimseyip hayatına tatbik etmesi kavramıyla ifade edilirken; kulun her an Allah'ın huzurundaymış gibi hissetmesi ve O'nu görüyor gibi ibadet etmesi esası olarak tanımlanır.
Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap

Birinci boşluğa 'hidayet', ikinci boşluğa ise 'ihsan' kavramları getirilmelidir.
Doğru yola yönelmek ve doğru yolu bulmak 'hidayet' kavramıyla ifade edilir. Kulun her an Allah'ın denetiminde olduğu bilinciyle, O'nu görüyormuşçasına samimi bir şekilde kulluk etmesi ve işlerini en güzel şekilde yapması ise 'ihsan' kavramıyla açıklanır. Bu nedenle boşluklara sırasıyla hidayet ve ihsan kavramları getirilmelidir.

Adım Adım Çözüm

1
Metindeki ilk boşluğa ait tanımı analiz etmek
Tanımda Allah'ın doğru yolu göstermesi ve kulun bu yolu seçmesi kastedildiği için bu tanımın dinî karşılığının 'hidayet' olduğu belirlenir.
Hidayet, kelime ve terim anlamı olarak doğru yolu bulmak, rehberlik etmek ve hakka yönelmek anlamlarına gelir.
2
Metindeki ikinci boşluğa ait tanımı analiz etmek
Tanımda kulun Allah'ı görüyor gibi samimiyetle ibadet etmesi kastedildiği için bu tanımın karşılığının 'ihsan' olduğu belirlenir.
İhsan, Cibril Hadisi'nde de belirtildiği üzere, kulun Allah'ı görüyormuş gibi ibadet etmesidir; kul O'nu görmese de O kulunu her an görmektedir.

Anahtar Kavram

Hidayet ve İhsan kavramlarının tanımları ve dinî hayat üzerindeki etkileri
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 7877Soru

19. yüzyıl âşık edebiyatının en önemli hiciv şairlerindendir. Kayseri’nin Develi ilçesinde doğmuş, bir süre İstanbul’da yaşamış ancak yönetime ve toplumsal aksaklıklara yönelik sert eleştirileri nedeniyle buradan ayrılmak zorunda kalmıştır. Şiirlerinde hem hece hem de aruz ölçüsünü kullanmakla birlikte asıl başarısını heceyle yazdığı koşma, semai ve özellikle toplumsal yergi içeren taşlamalarında göstermiştir.

Bu parçada söz edilen âşık edebiyatı temsilcisi aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Seyrani

Cevap

Seyrani
Parçada ipuçları verilen sanatçı Seyrani'dir. Kayseri'nin Develi ilçesinde doğmuş olması, İstanbul'da yaşayıp hicivleri yüzünden oradan ayrılmak zorunda kalması, hem aruz hem de heceyi kullanıp asıl ününü taşlamalarıyla (yergi) kazanması doğrudan Seyrani'yi göstermektedir.

Adım Adım Çözüm

1
Parçadaki biyografik ipuçlarını incelemek.
Sanatçının Kayseri'nin Develi ilçesinde doğduğu ve İstanbul'da yaşayıp buradaki aksaklıkları eleştirmesi sebebiyle memleketine dönmek zorunda kaldığı belirlenir.
Sanatçının coğrafi kökeni ve hayat hikayesi, onu diğer 19. yüzyıl şairlerinden ayırmak için en somut veridir.
2
Sanatçının edebi tarzını ve kullandığı ölçüleri değerlendirmek.
Sanatçının hem hece hem aruz ölçüsünü kullandığı ancak asıl başarısını hece ölçüsüyle yazdığı taşlamalarında (hiciv/yergi) gösterdiği anlaşılır.
Hem aruz-hece ortaklığı hem de taşlama alanındaki öncülüğü, adayın doğru temsilciyi kesin olarak teşhis etmesini sağlar.

Anahtar Kavram

Âşık Edebiyatı Temsilcileri ve Edebi Özellikleri
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 7878Soru

Şiirlerin temaları, üslupları ve şairin takındığı edebi tutum; onların ait oldukları şiir türlerini belirleyen temel ölçütlerdir.

Aşağıda bazı şiir parçaları ve bu parçalar için belirlenen şiir türleri verilmiştir:

I.
*Düşman geldi tabur tabur dizildi*
*Alnımıza kara yazı yazıldı*
*Tüfek icat oldu mertlik bozuldu*
*Eğri kılıç kında paslanmalıdır*
(Tür: Epik)

II.
*Gümüş bir dumanla kapandı her yer;*
*Yer ve gök bu akşam yayla dumanı.*
*Sürüler indi mi, eve döndü mü?*
*Dere boylarında yanan o ışık?*
(Tür: Pastoral)

III.
*Müftü Efendi bize kafir demiş*
*Tutalım ben ona diyem Müslüman*
*Lakin varıld��kta ruz-ı mahşere*
*İkimiz de çıkarız orada yalan*
(Tür: Satirik)

IV.
*İSTEMİ HAN: Kimdir o, tahtımın önünde diz çöken?*
*BİLGE: Sana sadık bir kul, uzak yollardan gelen.*
*İSTEMİ HAN: Söyle hele bilge, ne söyler budun bize?*
*BİLGE: Barış isterler hakanım, diz çökmüşler önümüze.*
(Tür: Dramatik)

V.
*Ne hasta bekler sabahı,*
*Ne taze ölüyü mezar.*
*Ne de şeytan, bir günahı,*
*Seni beklediğim kadar.*
(Tür: Didaktik)

Buna göre, numaralanmış şiir parçalarından hangisinin karşısında verilen şiir türü yanlıştır?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: V

Cevap

Beşinci parça (V) lirik şiir türünün özelliklerini taşımaktadır, didaktik şiir türünün özelliklerini taşımamaktadır.
Beşinci parçada (V) yer alan dizeler Necip Fazıl Kısakürek'in 'Bekleyen' adlı şiirinden alınmıştır. Bu dizelerde yoğun bir kişisel duygu, aşk ve bekleyişin getirdiği coşku (lirik) işlenmektedir. Bilgi verme, öğüt verme veya ahlaki bir ders sunma amacı güden 'Didaktik' şiir özelliklerini taşımadığı için bu eşleştirme yanlıştır.

Adım Adım Çözüm

1
Verilen şiir parçalarının temalarını ve üsluplarını analiz etmek.
I. parçanın kahramanlık (epik), II. parçanın kır hayatı (pastoral), III. parçanın yergi (satirik), IV. parçanın tiyatro diyaloğu (dramatik) ve V. parçanın ise yoğun duygu ve özlem (lirik) içerdiği belirlenir.
Şiir türlerini doğru belirlemek için metindeki baskın duyguyu ve sunum biçimini saptamak gerekir.
2
Tespit edilen şiir türlerini, parçaların yanlarında verilen türlerle karşılaştırmak.
V. parçanın karşısında yazan 'Didaktik' türünün, parçanın lirik yapısıyla uyuşmadığı görülür.
Yanlış eşleştirilmiş seçeneği tespit etmek.

Anahtar Kavram

Şiir Türleri ve Tematik Özellikleri
Tahmini Süre:2m 0s
Soru 7879Soru

İslam fıkhında, dinen yükümlü olan her bireyin (mükellef) yapması, kaçınması veya serbest bırakılması yönüyle dinî bir hükme bağlanan eylemlerine "ef'al-i mükellefin" adı verilir. Bu eylemler, taşıdıkları bağlayıcılık derecesi ve delil niteliğine göre sınıflandırılır.

Buna göre, aşağıdaki mükellef eylemleri ve dinî hüküm eşleştirmelerinden hangisi yanlıştır?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: İhtiyaç sahibi birine yardım etmek amacıyla sadaka verilmesi - Mübah

Cevap

İhtiyaç sahibi birine yardım etmek amacıyla sadaka verilmesi - Mübah
Sadaka vermek, yapılması dinen tavsiye edilen ve yapıldığında mükellefe sevap kazandıran, yapılmadığında ise herhangi bir günahı veya kınamayı gerektirmeyen mendup (müstehap) bir davranıştır. Mübah ise mükellefin yapıp yapmamakta tamamen serbest bırakıldığı, kendi başına sevap veya günah kazandırmayan yeme, içme ve uyuma gibi nötr davranışlardır. Dolayısıyla 'İhtiyaç sahibi birine yardım etmek amacıyla sadaka verilmesi - Mübah' eşleştirmesi yanlıştır.

Adım Adım Çözüm

1
Ef'al-i mükellefin terimlerinin (farz, vacip, sünnet, mendup, mübah, haram, mekruh, müfsid) fıkhi tanımlarını ve kapsamlarını gözden geçirin.
Mübah, mükellefin yapıp yapmamakta özgür olduğu eylemlerdir (yemek, içmek, uyumak); Mendup (müstehap) ise yapılması tavsiye edilen ve sevap kazandıran eylemlerdir (sadaka vermek, nafile namaz kılmak).
Soruda verilen eylem-kavram eşleştirmelerinden hatalı olanı bulabilmek için her bir kavramın tanımını bilmek gerekir.
2
Seçeneklerdeki eylemleri ve karşılarındaki terimleri eşleştirerek doğruluklarını analiz edin.
Sadaka vermek eylemi doğrudan sevap kazandıran, yapılması teşvik edilen bir davranış olduğu için 'mübah' değil, 'mendup' (müstehap) kapsamında yer almalıdır. Mübah eylemler ise doğrudan sevap veya günah içermez.
Hatalı eşleştirmenin yapıldığı seçeneği belirlemek ve doğru fıkhi hükmü ortaya koymak için analiz yapılır.

Anahtar Kavram

Ef'al-i mükellefin kavramlarından mübah ve mendup (müstehap) arasındaki farklar
Soru 7880Soru

Hz. Peygamber’in sünneti; onun sözleri, uygulamaları ve sahabilerin yaptığı olumlu davranışları onaylaması olarak üç kısma ayrılır. Üsve-i hasene ise Müslümanın, onun ahlaki şahsiyetini ve ilkelerini hayatın her alanında kendine örnek edinmesidir.

Buna göre;

I. Bir Müslümanın, Hz. Peygamber’in "Müslüman, diğer Müslümanların elinden ve dilinden güvende olduğu kimsedir." hadisini esas alarak insanlara zarar vermekten kaçınması (Kavli sünnet)
II. Bir sahabinin Hz. Peygamber’in huzurunda yaptığı bir eylemin onun tarafından tebessümle karşılanmasını örnek alarak o eylemi yapmaya devam etmesi (Takriri sünnet)
III. Hz. Peygamber’in namaz kılma şeklini görerek namazı onun kıldığı gibi kılmaya özen göstermek (Fiili sünnet)
IV. Hz. Peygamber’in giyim tarzı gibi dönemsel alışkanlıklarını taklit edip onun adalet, merhamet ve dürüstlük gibi ahlaki erdemlerini önemsememek (Üsve-i hasene)

durumlarından hangileri, yanlarında belirtilen sünnet veya kavram türünün kapsamına uygun doğru örneklerdir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: I, II ve III

Cevap

I, II ve III ifadelerinin yer aldığı seçenektir. Bu örneklerde hadislere uymak kavli, onaylanan davranışı sürdürmek takriri, namaz kılma şeklini örnek almak ise fiili sünnet kapsamına girer. Ahlaki boyutu ihmal eden şekilsel taklit ise üsve-i hasene ile bağdaşmaz.
I, II ve III ifadelerini içeren seçenek doğrudur. Çünkü kavli sünnet peygamberin sözlerini, takriri sünnet onaylarını, fiili sünnet ise eylemlerini kapsar. Üsve-i hasene ise peygamberin ahlakını örnek almayı gerektirir; ahlakı dışlayan kuru bir şekilsel taklit üsve-i hasene olamaz. Bu nedenle dördüncü öncül yanlıştır.

Adım Adım Çözüm

1
Kavli sünnet kavramının analiz edilmesi.
Hadisler sözlü beyanlar olduğundan birinci öncüldeki örnek kavli sünnet ile doğru eşleştirilmiştir.
Kavli sünnet, Hz. Peygamber'in sözlü açıklamalarını ve beyanlarını ifade eder.
2
Takriri sünnet kavramının analiz edilmesi.
Tebessüm veya sessiz kalma birer onay (takrir) olduğundan ikinci öncüldeki örnek takriri sünnet ile doğru eşleştirilmiştir.
Takriri sünnet, Hz. Peygamber'in sahabilerin söz ve davranışlarını onaylaması veya sessiz kalarak karşı çıkmamasıdır.
3
Fiili sünnet kavramının analiz edilmesi.
Namaz kılmak pratik bir uygulama olduğundan üçüncü öncüldeki örnek fiili sünnet ile doğru eşleştirilmiştir.
Fiili sünnet, Hz. Peygamber'in doğrudan uygulamalarını ve davranışlarını içerir.
4
Üsve-i hasene kavramının analiz edilmesi.
Ahlakı dışlayan şekilsel taklit üsve-i hasene ile bağdaşmadığı için dördüncü öncül yanlış bir örneklendirmedir.
Üsve-i hasene, peygamberin sadece dış görünüşünün değil, ahlaki şahsiyetinin ve evrensel ilkelerinin örnek alınmasını temel alır.
5
Doğru sonuca ulaşılması.
I, II ve III. öncüllerin doğru olduğu görülür.
Soruda doğru eşleştirmeler istendiği için bu üç öncülün bir arada bulunduğu seçenek doğru cevaptır.

Anahtar Kavram

Hz. Muhammed'in sünnet türleri (kavli, fiili, takriri) ve üsve-i hasene kavramının ahlaki boyutu.
Tahmini Süre:2m 0s
ÖncekiSayfa 394 / 437Sonraki
Tüm alıştırma soruları — YKS AYT (Alan Yeterlilik Testi) | Examkin