Tüm alıştırma soruları

8734 soru

Soru 7821Soru

İslam'da ibadetlerin gerek bireysel gerekse toplumsal hayatı şekillendiren, aynı zamanda insanın yaratıcısıyla olan ilişkisini düzenleyen çeşitli boyutları ve amaçları vardır. Aşağıda verilen ibadet boyutlarını, bu boyutların İslam dinindeki karşılığı olan temel amaçlarıyla doğru şekilde eşleştiriniz.

Soldaki öğeye tıklayın, sonra eşleşen sağdaki öğeye tıklayın

Öğeler

İbadetin bireysel boyutu
İbadetin toplumsal boyutu
İbadetin ilahî/uhrevi boyutu

Eşleşmeler

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap

İbadetin bireysel boyutu 'Kişiyi kötü alışkanlıklardan uzaklaştırmak, ahlaki olarak olgunlaştırmak ve ruhsal açıdan iç huzura kavuşturmak' ifadesiyle; ibadetin toplumsal boyutu 'Birlik, beraberlik, yardımlaşma ve paylaşma gibi değerleri pekiştirerek sosyal adaleti ve dayanışmayı güçlendirmek' ifadesiyle; ibadetin ilahî/uhrevi boyutu ise 'İnsanın yaratılış gayesine uygun olarak yalnızca Allah'ın rızasını araması ve O'na olan kulluğunu (ubudiyyet) gerçekleştirmesi' ifadesiyle eşleşmektedir.
İbadetlerin bireysel boyutu kişinin iç dünyasını ve ahlakını; toplumsal boyutu sosyal dayanışma ve adaleti; ilahî boyutu ise yaratıcı ile kul arasındaki ubudiyyet bağını ve Allah'ın hoşnutluğunu hedefler. Bu eşleştirme ibadetin tüm bu boyutlarını doğru kavramsal tanımlarla bir araya getirmektedir.

Adım Adım Çözüm

1
İbadetin bireysel boyutu ve amacı analiz edilir.
Kişinin kötülüklerden uzak durması, iç huzuru yakalaması ve ahlaki olgunluğa erişmesi ibadetin birey üzerindeki etkisidir. Bu nedenle ibadetin bireysel boyutu bu ifadeyle eşleşir.
İbadetler bireyin iç dünyasını imar etmeyi ve onu ahlaken eğitmeyi amaçlar.
2
İbadetin toplumsal boyutu ve amacı analiz edilir.
Paylaşma, yardımlaşma, cemaat bilinci ve birliktelik gibi topluma yansıyan olumlu etkiler ibadetin toplumsal boyutu ile eşleşir.
Zekat, hac ve cemaatle kılınan namaz gibi ibadetler toplumsal kaynaşmayı ve adaleti sağlar.
3
İbadetin ilahî/uhrevi boyutu ve amacı analiz edilir.
Yalnızca Allah'ın hoşnutluğunu gözetmek ve kulluk (ubudiyyet) bilinciyle hareket etmek ibadetin ilahî boyutu ile eşleşir.
İslam'da ibadetin temel ve nihai gayesi, yaratıcıya olan şükrü ifade etmek ve O'nun rızasını kazanmaktır.

Anahtar Kavram

İslam'da ibadetin bireysel, toplumsal ve ilahî amaçlarının kavranması.
Soru 7822Soru

Aşağıda verilen İslamiyet öncesi Türk destanlarını, içerdikleri temel konularla doğru olacak şekilde eşleştiriniz.

Soldaki öğeye tıklayın, sonra eşleşen sağdaki öğeye tıklayın

Öğeler

Alp Er Tunga Destanı
Attila Destanı
Ergenekon Destanı
Göç Destanı

Eşleşmeler

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap

Alp Er Tunga Destanı ile Saka-İran savaşları; Attila Destanı ile Avrupa Hun Devleti hükümdarının fetihleri; Ergenekon Destanı ile Göktürklerin demir dağı eriterek bağımsızlıklarını kazanması; Göç Destanı ile Uygurların mukaddes kayayı Çinlilere vermesi üzerine başlayan göç eşleşmesi doğrudur.
Eşleştirmelerin tamamı doğrudur: Alp Er Tunga destanı Saka hükümdarının İranlılarla (Şehname'de Afrasyab adıyla geçer) mücadelesini; Attila destanı Hun hükümdarı Attila'nın fetihlerini; Ergenekon destanı Göktürklerin demir dağı eriterek çıkışını; Göç destanı ise Uygurların kutlu taşı Çinlilere vermesiyle başlayan laneti ve mecburi göçü doğru bir şekilde açıklamaktadır.

Adım Adım Çözüm

1
Destanların ait olduğu Türk boylarını ve temel konularını belirlemek.
Alp Er Tunga Destanı'nın Saka Türklerine ait olduğu ve İran savaşlarını işlediği; Attila Destanı'nın Hun hükümdarının fetihlerini anlattığı; Ergenekon Destanı'nın Göktürklerin demir dağı eriterek kurtulmasını konu aldığı; Göç Destanı'nın ise Uygurların kutsal kayayı vermeleriyle başlayan göçü işlediği tespit edilir.
Soruda verilen destan adlarını doğru tanımlarla eşleştirmek için destanların içerikleri ve tarihi arka planları bilinmelidir.
2
Elde edilen bilgiler doğrultusunda sol sütundaki destanları sağ sütundaki uygun açıklamalarla eşleştirmek.
Alp Er Tunga ile Saka mücadeleleri, Attila ile Avrupa Hun fetihleri, Ergenekon ile Göktürklerin demir dağı eritmesi ve Göç ile Uygurların kutlu taşın verilmesi sonucu yurtlarını terk etmesi eşleşmesi kurulur.
Destanların tarihi kahramanları ve olay örgüsü, doğrudan bu eserlerin içerikleriyle uyumludur.

Anahtar Kavram

İslamiyet öncesi Türk destanlarının ait olduğu topluluklar ve bu destanların temel konuları ile mitolojik motifleri.
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 7823Soru

Aşağıdaki sol sütunda verilen şiir dizelerini, sağ sütunda yer alan en belirgin edebî sanatlarla doğru şekilde eşleştiriniz.

Soldaki öğeye tıklayın, sonra eşleşen sağdaki öğeye tıklayın

Öğeler

Şakaklarıma kar mı yağdı ne var?
Benim mi Allahım bu çizgili yüz?
Ağlarım hâtıra geldikçe gülüştüklerimiz
Sen gideli ey gonca-i ranâ, bağ ü bostanda
Gülün rengi sarardı, ağladı bülbül kanı
Bir hilal uğruna ya Rab, ne güneşler batıyor!

Eşleşmeler

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap

Şakaklarıma kar mı yağdı dizesi Tecahülüarif; Ağlarım hatıra geldikçe dizesi Tezat; Sen gideli ey gonca-i rana dizesi Hüsnütalil; Bir hilal uğruna dizesi ise İstiare sanatı ile eşleşmelidir.
Şiir dizeleri anlam özellikleri ve sözcük kullanımları yönünden incelendiğinde; yaşlılığı bilmezden gelme tecahülüarif, ağlamak ile gülüşmek arasındaki zıtlık tezat, güllerin sararmasını sevgilinin gidişine bağlama hüsnütalil, askerlerin güneş olarak nitelenmesi ise istiare ile örtüşmektedir.

Adım Adım Çözüm

1
İlk dize incelenir.
Şair saçlarındaki beyazlığı kara benzeterek 'kar mı yağdı ne var' sorusuyla bilmezlikten gelmiştir, bu durum tecahülüarif sanatıdır.
Tecahülüarif, bilinen bir gerçeği nükte yapmak amacıyla bilmiyormuş gibi sunma sanatıdır.
2
İkinci dize incelenir.
'Ağlamak' ve 'gülüşmek' kavramları birbirinin zıttı olduğundan tezat sanatı tespit edilir.
Tezat, anlamca birbirine zıt kavram veya durumların bir arada kullanılmasıdır.
3
Üçüncü dize incelenir.
Gülün sararması ve bülbülün ötmesi doğa olaylarıyken, bu durumların sevgilinin gidişine bağlanması hüsnütalil sanatıdır.
Hüsnütalil, bir olayı gerçek nedeninin dışında, güzel ve hayali bir nedene bağlamaktır.
4
Dördüncü dize incelenir.
'Güneşler' kelimesiyle kastedilen kahraman askerlerdir; benzeyen söylenmeyip kendisine benzetilen söylendiği için açık istiare yapılmıştır.
İstiare, benzetmenin temel unsurlarından sadece biriyle yapılan benzetme sanatıdır.

Anahtar Kavram

Edebi sanatları şiir dizeleri üzerinde tespit edebilme ve doğru kavramla ilişkilendirme.
Soru 7824Soru

İslam düşünce tarihinde karşılaşılan dinî yorum farklılıklarının arka planında çeşitli tarihsel, toplumsal ve metinsel etkenler rol oynamıştır. Sol sütunda verilen somut tarihsel örneklerin, sağ sütunda yer alan dinî yorum farklılıklarının genel sebepleriyle doğru eşleşmesi nasıl olmalıdır?

Soldaki öğeye tıklayın, sonra eşleşen sağdaki öğeye tıklayın

Öğeler

Kur'an-ı Kerim'de yer alan bazı ayetlerin lafız yönünden yoruma ve tevile açık olması, kesin hüküm bildiren muhkem ifadelerin yanında mecazi anlatımlara da yer verilmesi.
Yeni fethedilen coğrafyalardaki farklı sosyo-kültürel yapılara mensup toplumların kendi örf, adet ve geleneklerini İslam dairesi içinde sürdürme eğilimleri.
Hz. Muhammed'in vefatının ardından Müslüman toplumun liderliği (imamet) konusunda yaşanan ihtilafların ve mücadelelerin zamanla kelami mezheplerin oluşumuna etki etmesi.
İklim şartları, ekonomik faaliyet türleri ve yaşam tarzlarının Hicaz ile Irak gibi farklı bölgelerde yaşayan müçtehitlerin fıkhî çözümlerine doğrudan yansıması.

Eşleşmeler

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap

Kur'an'daki yoruma açık ve mecazi ayetler 'Dinî Metinlerden Kaynaklanan Sebepler' ile; yeni coğrafyalardaki örf ve adetler 'Kültürel Sebepler' ile; imamet ve liderlik mücadeleleri 'Siyasi Sebepler' ile; iklim ve yaşam tarzı farklılıkları ise 'Coğrafi Sebepler' ile eşleşmelidir.
Doğru eşleştirmede: Kur'an'ın dilsel ve anlamsal özellikleri dinî metinlerden kaynaklanan sebeplere; toplumların örf ve adetleri kültürel sebeplere; imamet ve hilafet tartışmaları siyasi sebeplere; iklim ve coğrafi koşulların getirdiği hayat tarzı farklılıkları ise coğrafi sebeplere karşılık gelir.

Adım Adım Çözüm

1
Sol sütundaki birinci madde incelenir.
Lafız yönünden yoruma açık olma ve mecaz (müteşabih) kavramları tespit edilir. Bu durum doğrudan dinî metnin (nassların) dilsel özellikleri ile ilgilidir.
Metnin dilsel özellikleri ve delaleti, dinî metinlerden kaynaklanan sebepleri gösterir.
2
Sol sütundaki ikinci madde incelenir.
Yeni coğrafyalardaki toplumların örf, adet ve geleneklerinin yorumlara yansıması tespit edilir. Örf ve adetler kültürün kurucu unsurlarıdır.
Toplumların yaşam pratikleri ve gelenekleri kültürel sebeplerle doğrudan ilişkilidir.
3
Sol sütundaki üçüncü madde incelenir.
İmamet (liderlik) tartışmaları ve siyasî mücadelelerin itikadi mezheplere zemin hazırladığı belirlenir. İktidar ve devlet yönetimi sorunları siyasi sebepleri temsil eder.
Liderlik ve yönetim mücadeleleri siyasi sebepler sınıfına girmektedir.
4
Sol sütundaki dördüncü madde incelenir.
İklim, tarım, ticaret ve genel yaşam koşullarının Hicaz ve Irak gibi bölgelerde farklı fıkhî yorumlar doğurduğu tespit edilir. Bu unsurlar fiziksel çevre şartlarıdır.
Fiziksel çevre, iklim ve yerleşim koşulları coğrafi sebepler kapsamındadır.

Anahtar Kavram

Dinî Yorum Farklılıklarının Sebepleri (Siyasi, Coğrafi, Kültürel ve Dinî Metinlerden Kaynaklanan Amiller)
Tahmini Süre:2m 0s
Soru 7825Soru

Hristiyanlık teolojisinde Tanrı’nın, insanlığı asli günahtan kurtarmak amacıyla Hz. İsa’nın şahsında bedenleşerek dünyaya gelmesi ve böylece onda hem ilahi hem de insani tabiatın bir arada bulunması inancını ifade eden kavram aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Enkarnasyon

Cevap

Enkarnasyon
Hristiyanlık teolojisinde Tanrı’nın insan bedenine bürünerek dünyaya gelmesi doktrinine 'Enkarnasyon' (bedenleşme) denir. Soruda Hz. İsa'nın şahsında hem ilahi hem insani tabiatın birleştiği bedenleşme inancı sorulduğundan, doğru cevap bu kavramı içeren seçenektir.

Adım Adım Çözüm

1
Soruda tanımlanan inanç esasının temel özelliklerini belirlemek.
Tanrı'nın insan bedenine bürünerek dünyaya gelmesi ve Hz. İsa şahsında ilahi/insani tabiatın birleşmesi özellikleri verilmiştir.
Sorudaki kavramsal tanımı doğru Hristiyanlık terimiyle eşleştirmek.
2
Tanımlanan özelliklerin hangi kavrama ait olduğunu tespit etmek.
Bu bedenleşme öğretisi Hristiyanlıkta 'Enkarnasyon' (Tecessüd) olarak adlandırılır.
Doğru cevaba doğrudan teolojik tanım analiziyle ulaşmak.

Anahtar Kavram

Hristiyanlıkta Enkarnasyon (Bedenleşme) İnancı
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 7826Soru

Bir mantık araştırmacısı, yeni yayımlanan bir sözlükteki bazı maddelerin tanımlarını klasik mantığın tanım koşulları açısından incelemiş ve şu notları almıştır:

* Yasallık: Yasalara uygun davranma durumudur.
* Canlı: Taş, demir veya toprak olmayan varlıktır.
* Hafıza: Zihnin karanlık odalarında geçmişin izlerini saklayan gizemli bir sandıktır.
* Kare: Dört kenarı birbirine eşit ve açıları dik olan düzlemsel şekildir.

Araştırmacının aldığı bu notlara göre, sözlükteki tanımlarla ilgili aşağıdaki yargılardan hangisi doğrudur?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Yasallık tanımı, tanımlanan kavramın kendisiyle açıklandığı dairesel (kısır döngü) bir tanım örneğidir; Kare tanımı ise mantıksal açıdan tam ve doğru bir tanımdır.

Cevap

Yasallık tanımının dairesel (kısır döngü) olduğunu, Kare tanımının ise mantıksal açıdan tam ve doğru olduğunu belirten seçenek doğrudur.
Doğru yargı, yasallık tanımında kavramın kendisiyle açıklandığını (dairesellik/kısır döngü) ve kare tanımının mantıksal olarak tam olduğunu belirten ifadedir. Çünkü klasik mantık kurallarına göre bir kavram kendisiyle tanımlanamaz, aksi halde dairesellik oluşur; kare tanımı ise tüm gerekli özellikleri barındırdığı için doğrudur.

Adım Adım Çözüm

1
Verilen tanımlardan 'Yasallık: Yasalara uygun davranma durumudur.' ifadesini tanım kuralları açısından incelemek.
Tanımlanan kavram (yasallık) kendi kökünden gelen başka bir terimle (yasa) tanımlandığı için dairesel tanım (kısır döngü) hatası yapılmıştır.
Klasik mantıkta bir kavram kendisiyle veya kendisinden daha az bilinen bir kavramla tanımlanamaz.
2
Verilen tanımlardan 'Kare: Dört kenarı birbirine eşit ve açıları dik olan düzlemsel şekildir.' ifadesini incelemek.
Bu tanım karenin tüm ayırt edici özelliklerini barındırır (tamdır / câmi ve mânîdir) ve herhangi bir mantıksal kuralı ihlal etmez.
Geçerli bir tanım tanımlanan kavrama ait tüm fertleri içine almalı (câmi) ve ait olmayanları dışarıda bırakmalıdır (mâni).
3
Diğer tanımları (Canlı ve Hafıza) inceleyerek yapılan hataları belirlemek ve seçenekleri değerlendirmek.
Canlı tanımında olumsuzluk hatası yapılmış, hafıza tanımında ise mecazi/kapalı anlatım hatası yapılmıştır. Bu durumları doğru analiz eden seçeneğin ilk seçenekte (Yasallık tanımının dairesel, Kare tanımının ise tam olduğunu belirten seçenekte) verildiği görülür.
Yanlış seçenekleri eleyerek doğru yargıya ulaşmak.

Anahtar Kavram

Tanım ve Tanım Koşulları
Soru 7827Soru

"O, yeri sizin için bir döşek, göğü de bir bina yapan, gökten su indirip onunla size rızık olarak çeşitli ürünler çıkarandır. Öyleyse siz de bile bile Allah'a ortaklar koşmayın." (Bakara suresi, 22. ayet)

Bu ayette yer alan tevhit vurgularıyla ilgili,

I. Evrendeki yaratma ve rızık verme gibi fiiller üzerinden Allah'ın rububiyyetine dikkat çekilmiştir.
II. Allah'tan başka varlıklara kulluk edilmemesi istenerek uluhiyyette tevhit vurgulanmıştır.
III. İbadetlerde gösterişten uzak durulması gerektiği belirtilerek gizli şirke (riya) karşı doğrudan bir uyarı yapılmıştır.

yargılarından hangileri doğrudur?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: I ve II

Cevap

I ve II yargılarını içeren seçenek doğrudur.
Ayette yer alan 'yeri sizin için bir döşek, göğü bir bina yapan, gökten su indirip rızık çıkaran' ifadeleri Allah'ın yaratma, yaşatma ve yönetme fiillerine işaret ettiği için O'nun rububiyyetini doğrular. Ayetin devamındaki 'Allah'a ortaklar koşmayın' uyarısı ise ibadetin yalnızca O'na yapılmasını emrettiği için uluhiyyette tevhidi vurgular. Bu yüzden I ve II numaralı öncülleri içeren seçenek doğrudur.

Adım Adım Çözüm

1
Ayetin ilk kısmında yer alan yaratılış ve rızık eylemlerini kavramsal olarak analiz etmek
Yeri döşek, göğü bina yapma ve gökten yağmur indirip rızık çıkarma fiillerinin, Allah'ın yaratma ve evreni idare etme sıfatı olan 'rububiyyet' ile ilişkili olduğu belirlenir.
Birinci öncülün doğruluğunu test etmek için ilahi fiillerin rububiyyet kapsamına girdiğini saptamak gerekir.
2
Ayetin son bölümünde yer alan ortak koşmama uyarısını incelemek
Allah'a ortak koşulmaması yönündeki uyarının, ibadetin yalnızca O'na yapılması gerektiğini savunan 'uluhiyyet' tevhidi ile örtüştüğü tespit edilir.
İkinci öncülün doğruluğunu test etmek ve tevhidin ibadet boyutunu doğrulamak için.
3
Üçüncü öncülde sunulan gizli şirk/gösteriş kavramının ayette doğrudan geçip geçmediğini kontrol etmek
Ayette genel manada Allah'a eş ve ortak (endâd) koşmaktan sakınılması emredilmektedir. Amellerdeki gösteriş (riya) veya gizli şirk konusunda doğrudan bir vurgu bulunmadığı anlaşılır.
Üçüncü öncülün elenmesi gerektiğini belirleyip seçenekleri sadeleştirmek için.
4
Elde edilen verileri birleştirerek nihai yargıya varmak
I ve II numaralı yargıların doğru, III numaralı yargının ise yanlış olduğu kesinleşir.
Doğru yargı kombinasyonunu içeren seçeneğe ulaşmak için.

Anahtar Kavram

Tevhidin uluhiyyet ve rububiyyet boyutlarının tespiti ile şirk uyarısının yorumlanması
Soru 7828Soru

Nâm u nişâne kalmadı fasl-ı bahârdan
Düşdü çemende berg-i dıraht i’tibârdan

Bâkî'ye ait bu beyitle ilgili aşağıdakilerden hangisi söylenemez?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Şairin mahlasının yer almasından ötürü ait olduğu şiirin son beytidir.

Cevap

Şairin mahlasının yer almasından ötürü ait olduğu şiirin son beytidir ifadesi söylenemez çünkü beyitte mahlas bulunmamaktadır ve beyit kendi arasında kafiyeli (aa) olduğundan matla beytidir.
Şairin mahlasının yer almasından ötürü son beyti olduğunu savunan yargı yanlıştır. Bâkî'ye ait bu beyit kendi arasında kafiyeli (aa) olduğu için ait olduğu şiirin ilk beytidir yani matla beytidir. Ayrıca beyitte şairin mahlası geçmemektedir.

Adım Adım Çözüm

1
Beytin kafiye düzenini analiz etme
bahârdan (a) / i'tibârdan (a) şeklinde 'aa' kafiye şemasına sahip olduğu belirlenir.
Beytin şiir içindeki konumunu (matla/makta) belirlemek için kafiye örgüsünü tespit etmek gerekir.
2
Dize sonlarındaki ses benzerliklerini inceleme
'-dan' eklerinin redif, '-ar' seslerinin ise tam kafiye olduğu saptanır.
Kafiye ve redif unsurlarının doğruluğunu denetlemek için.
3
Beytin içeriğini ve anlamını yorumlama
'Fasl-ı bahar' (bahar mevsimi) ve 'berg-i dıraht' (ağaç yaprağı) kelimelerinden hareketle sonbahar mevsiminin tasvir edildiği anlaşılır.
Seçeneklerdeki içerik analizinin doğruluğunu kontrol etmek için.
4
Mahlas ve son beyit (makta) kontrolü yapma
Beyitte şairin mahlası geçmemektedir ve beyit aa kafiyeli olduğundan matladır.
Şairin mahlasının geçtiği ve son beyit olduğu yönündeki seçeneğin yanlışlığını kesinleştirmek için.

Anahtar Kavram

Divan edebiyatında beyitlerle kurulan nazım şekillerinde matla/makta beyitlerinin yapısal ve içeriksel özellikleri
Soru 7829Soru

Hz. Muhammed'in peygamberlik görevleri ile bu görevlerin İslam dininin anlaşılması ve yaşanmasındaki pratik uygulamalarını g��steren durumları doğru bir şekilde eşleştiriniz.

Soldaki öğeye tıklayın, sonra eşleşen sağdaki öğeye tıklayın

Öğeler

Teşri
Temsil
Tebyin
Tebliğ

Eşleşmeler

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap

Teşri görevi Kur'an'da bulunmayan konularda hüküm koyma durumuyla (yırtıcı hayvan etinin yasaklanması); Temsil görevi dürüstlük ve adalet gibi ilkelerin bizzat yaşayarak örnek olunmasıyla (ideal model olma); Tebyin görevi ibadetlerin nasıl yapılacağının açıklanmasıyla; Tebliğ görevi ise ilahi mesajların aynen ulaştırmasıyla eşleşir.
Hz. Muhammed'in peygamberlik görevlerinin tanımları ve uygulama örnekleri doğru bir şekilde eşleştirilmiştir. Teşri hüküm koymayı, temsil bizzat yaşayarak örnek olmayı, tebyin açıklamayı, tebliğ ise ulaştırmayı ifade eder.

Adım Adım Çözüm

1
Teşri kavramını tanımlamak ve uygun örnekle eşleştirmek.
Teşri, dinî bir hüküm koyma ve yasama yetkisidir. Bu doğrultuda, Kur'an'da doğrudan geçmeyen yırtıcı hayvan etlerinin yenmesinin yasaklanması örneği Teşri görevi ile eşleşir.
Teşri kavramının doğrudan yasama ve hüküm koyma fonksiyonunu anlamak sorunun ilk aşamasıdır.
2
Temsil kavramını tanımlamak ve uygun örnekle eşleştirmek.
Temsil, Hz. Peygamber'in dinî ve ahlaki ilkeleri bizzat yaşayarak insanlara örnek olmasıdır. İbadet ve ahlak alanında ideal bir model olarak yaşantısıyla örnek teşkil etmesi Temsil görevi ile eşleşir.
Temsil kavramının 'üsve-i hasene' (en güzel örnek) boyutuyla eşleştiğinin kavranması gerekir.
3
Tebyin kavramını tanımlamak ve uygun örnekle eşleştirmek.
Tebyin, Kur'an ayetlerinin açıklanması ve kapalılıkların giderilmesidir. Namazın kılınışı ve zekatın miktarı gibi ibadetlerin detaylarının açıklanması Tebyin görevi ile eşleşir.
Tebyin kavramının tebliğden farkını (açıklama boyutu) anlamak önemlidir.
4
Tebliğ kavramını tanımlamak ve uygun örnekle eşleştirmek.
Tebliğ, vahiylerin insanlara aynen ulaştırmasıdır. İlahi mesajların değiştirilmeden insanlara duyurulması Tebliğ görevi ile eşleşir.
Tebliğ kavramının mesajı ulaştırma işlevini belirlemek gerekir.

Anahtar Kavram

Hz. Muhammed'in Peygamberlik Görevleri (Tebliğ, Tebyin, Teşri, Temsil)
Soru 7830Soru

Bir mantık dersinde öğretmen tahtaya şu dört önermeyi yazmıştır:

I. Her filozof sorgulayıcıdır.
II. Hiçbir dogmatik düşünce bilimsel değildir.
III. Bazı sanatçılar duyarlıdır.
IV. Bazı insanlar bencil değildir.

Öğretmen, öğrencilerinden bu önermelerin karşısındaki kurallara göre döndürmelerini yapmalarını istemiştir. Öğrencilerin yaptığı döndürme işlemleri şu şekildedir:

* Can, I. önermenin düz döndürmesini "Bazı sorgulayıcılar filozoftur." olarak yapmıştır.
* Derya, II. önermenin ters döndürmesini "Hiçbir bilimsel olmayan, dogmatik düşünce olmayan değildir." olarak yapmıştır.
* Elif, III. önermenin ters döndürmesini "Bazı duyarlı olmayanlar sanatçı olmayan değildir." olarak yapmıştır.
* Kerem, IV. önermenin ters döndürmesini "Bazı bencil olmayanlar insan olmayan değildir." olarak yapmıştır.

Buna göre, öğrencilerden hangilerinin yaptığı döndürme işlemleri klasik mantık kuralları açısından doğrudur?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Can ve Kerem

Cevap

Can'ın Tümel Olumlu önermeyi Tikel Olumlu olarak düz döndürmesi ve Kerem'in Tikel Olumsuz önermeyi Tikel Olumsuz olarak ters döndürmesi kurallara uygun olduğundan doğru yanıt Can ve Kerem seçeneğidir.
Can'türündeki Tümel Olumlu (A) önermeyi Tikel Olumlu (I) olarak kurallara uygun şekilde düz döndürmesi ve Kerem'in Tikel Olumsuz (O) önermeyi Tikel Olumsuz (O) olarak kurallara uygun şekilde ters döndürmesi mantıksal açıdan geçerlidir.

Adım Adım Çözüm

1
Verilen önermelerin nitelik (olumlu/olumsuz) ve nicelik (tümel/tikel) yönünden standart formlarını (A, E, I, O) belirleme.
I. önerme Tümel Olumlu (A), II. önerme Tümel Olumsuz (E), III. önerme Tikel Olumlu (I), IV. önerme Tikel Olumsuz (O) olarak tespit edilir.
Döndürme kurallarının hangi ��nermeye nasıl uygulanacağını belirlemek için önermelerin tiplerinin bilinmesi zorunludur.
2
Can'ın I. önerme için yaptığı düz döndürme işlemini denetleme.
Düz döndürme kurallarına göre (E-C-İ-B formülü), Tümel Olumlu (A) bir önermenin düz döndürmesi Tikel Olumlu (I) olur. 'Her filozof sorgulayıcıdır' önermesinin düz döndürmesi 'Bazı sorgulayıcılar filozoftur' olur. Can'ın işlemi doğrudur.
Düz döndürmede önermenin niteliği (olumlu/olumsuz) ve doğruluk değeri değiştirilmeden özne ile yüklemin yerleri değiştirilir.
3
Derya'nın II. önerme için yaptığı ters döndürme işlemini denetleme.
Ters döndürme kurallarına göre (A-B-O-G formülü), Tümel Olumsuz (E) bir önermenin ters döndürmesi Tikel Olumsuz (O) olur. 'Hiçbir dogmatik düşünce bilimsel değildir' önermesinin ters döndürmesi 'Bazı bilimsel olmayanlar, dogmatik düşünce olmayan değildir' olmalıdır. Derya ise bunu 'Hiçbir bilimsel olmayan...' şeklinde tümel yaptığı için işlemi yanlıştır.
Ters döndürmede önermenin niteliği ve doğruluk değeri korunarak öznenin çelişiği yüklem, yüklemin çelişiği özne yapılır.
4
Elif'in III. önerme için yaptığı ters döndürme işlemini denetleme.
Ters döndürme kurallarına göre, Tikel Olumlu (I) önermenin ters döndürmesi yapılamaz (yoktur). Dolayısıyla Elif'in yaptığı işlem doğrudan yanlıştır.
Klasik mantık kuralları gereği tikel olumlu önermeler ters döndürülemez.
5
Kerem'in IV. önerme için yaptığı ters döndürme işlemini denetleme.
Ters döndürme kurallarına göre, Tikel Olumsuz (O) bir önermenin ters döndürmesi yine Tikel Olumsuz (O) olur. 'Bazı insanlar bencil değildir' önermesinin ters döndürmesi 'Bazı bencil olmayanlar insan olmayan değildir' şeklindedir. Kerem'in işlemi doğrudur.
Tikel olumsuz önermenin ters döndürmesi kurallara tam olarak uymaktadır.

Anahtar Kavram

Önermelerde Düz ve Ters Döndürme Kuralları
Soru 7831Soru

Gönül gurbet ele varma
Açılır sineye yara
Yârin cemâlini sorma
Düşürür dertten diyara

Bu dörtlükle ilgili olarak aşağıdakilerden hangisi söylenemez?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: II ve IV. dizelerdeki 'yara' ve 'diyara' sözcüklerinde yer alan '-a' sesleri yönelme durum eki olduğundan redif oluşturmuştur.

Cevap

II ve IV. dizelerdeki 'yara' ve 'diyara' sözcüklerinde yer alan '-a' seslerinin yönelme durum eki olarak redif oluşturduğu söylenemez.
Dizelerdeki 'yara' ve 'diyara' kelimelerinde yer alan '-a' seslerinin yönelme durum eki olarak redif oluşturduğu söylenemez. Çünkü 'yara' kelimesindeki '-a' sesi yapım eki veya kök/gövdenin parçasıyken, 'diyara' kelimesindeki '-a' yönelme durum ekidir. Farklı görevdeki ekler redif oluşturamayacağı için buradaki sesler doğrudan kafiyeye katılır ve 'ara' sesleri zengin kafiyeyi oluşturur.

Adım Adım Çözüm

1
Dizelerin hece sayıları ve durak yapısı incelenir.
Tüm dizelerin 8 heceli olduğu ve 4+4 durak düzenine sahip olduğu görülür. Lirik konusu da dikkate alındığında bunun bir semai olduğu anlaşılır.
Nazım biçimini ve ölçü ahengini belirlemek için hece sayımı ve durak analizi gereklidir.
2
Şiirin kafiye şeması çıkarılır.
varma (a), yara (b), sorma (a), diyara (b) şeklinde abab çapraz kafiye şeması elde edilir.
Kafiye dizilişini ve eşleşen dizeleri tespit etmek için şema çıkarılmalıdır.
3
I ve III. dizelerdeki ses benzerlikleri ve eklerin işlevleri çözümlenir.
'var-ma' ve 'sor-ma' kelimelerindeki '-ma' ekleri olumsuzluk eki (görevdaş) olduğundan rediftir. Köklerde kalan 'r' sesi yarım kafiyedir.
Kafiye ve redifi doğru ayırmak için eklerin görevdaş olup olmadığı kontrol edilir.
4
II ve IV. dizelerdeki ses benzerlikleri ve eklerin işlevleri çözümlenir.
'yara' kelimesi kök/gövde durumundadır ve sonundaki '-a' yapım ekidir (veya kelimenin aslındadır). 'diyara' kelimesindeki '-a' ise yönelme durum ekidir. Farklı görevdeki sesler redif oluşturamaz, kafiyeye dâhil edilerek 'ara' zengin kafiyesi bulunur. Redif yoktur.
Yönelme eki olan '-a' ile kelime kökü/gövdesindeki '-a' sesinin görevdaş olmadığını ve redif oluşturamayacağını belirlemek gerekir.

Anahtar Kavram

Şiirde Ahenk Unsurları (Ölçü, Kafiye, Redif)
Tahmini Süre:2m 0s
Soru 7832Soru

Aşağıdaki sol sütunda verilen âşık edebiyatı temsilcilerini, sağ sütundaki kendilerine ��zgü belirleyici edebî nitelik ve eser bilgileriyle doğru bir şekilde eşleştiriniz.

Soldaki öğeye tıklayın, sonra eşleşen sağdaki öğeye tıklayın

Öğeler

Âşık Şenlik
Sümmanî
Bayburtlu Zihni
Gevherî

Eşleşmeler

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap

Eşleşmeler şu şekildedir: Âşık Şenlik - Rus işgaline karşı direniş koçaklamaları söylemesi ve Latif Şah gibi halk hikâyeleri tasnif etmesi; Sümmanî - Badeli âşık olması, Gülperi'yi araması ve kendi adıyla anılan bir ezgi makamına sahip olması; Bayburtlu Zihni - Bayburt'un işgali üzerine koşma yazması ve Sergüzeştname adlı esere sahip olması; Gevherî - 17. yüzyılda hem hece hem aruzla yazması, müzik makamına sahip olması ve şiirlerinde yabancı kelimelere yer vermesi.
Verilen şairlerin her biri âşık edebiyatında kendilerine özgü biyografik unsurlar, yaşadıkları dönemler (Rus işgalleri) ve eserleriyle öne çıkar. Âşık Şenlik'in halk hikâyesi tasnifçiliği ve işgale karşı koçaklamaları; Sümmanî'nin bade içmesi ve Gülperi'yi araması; Bayburtlu Zihni'nin vatan konulu koşması ve Sergüzeştname'si; Gevherî'nin ise 1717. yüzyıl divan etkisi taşıyan dili ve makam sahipliği doğru eşleşmelerin temelini oluşturur.

Adım Adım Çözüm

1
Âşık Şenlik'in ayıart edici niteliklerini belirleme
Âşık Şenlik'in Kars/Çıldır yöresinde yaşamış olması, Rus işgaline karşı koçaklamalar yazması ve halk hikâyesi tasnif etmesi özellikleri tespit edilir.
Âşık Şenlik'in halk edebiyatındaki yerini ve hikâye tasnifçiliği rolünü saptamak için bu adım gereklidir.
2
Sümmanî'nin biyografik ve sanatsal özelliklerini inceleme
Sümmanî'nin badeli âşık olması, rüyasında gördüğü Gülperi'yi bulmak için seyahat etmesi ve kendine özgü bir ezgi makamı (Sümmanî ağzı) kullanması özellikleri eşleştirilir.
Şairin rüya motifi ve badeli âşıklık geleneğiyle olan doğrudan ilişkisini kurmak için bu adım yapılır.
3
Bayburtlu Zihni'nin edebî kişiliğini ve eserlerini değerlendirme
Bayburtlu Zihni'nin Bayburt'un Rus işgali sonrasındaki harap hâlini anlatan meşhur koşması ile "Sergüzeştname" adlı mesnevisinin varlığı tespit edilir.
Şairin hem aruz-hece dengesini hem de en önemli eseri olan Sergüzeştname'yi belirlemek için bu adım gereklidir.
4
Gevherî'nin dönemsel ve üslup özelliklerini analiz etme
1717. yüzyılda yaşaması, divan edebiyatından etkilenmesi, müzik makamına sahip olması ve dilinin diğer âşıklara göre daha ağır olması bilgileri Gevherî ile eşleştirilir.
Gevherî'nin müzikal kimliğini ve diğer şairlerden (özellikle sadece heceyle yazanlardan) ayrılan divan etkisi gösteren yönlerini netleştirmek için bu adım uygulanır.

Anahtar Kavram

Âşık Edebiyatı şairlerinin yüzyılları, belirleyici edebî özellikleri ve eserleri
Tahmini Süre:2m 0s
Soru 7833Soru

Havada uçan kuşa
Mektup yazdım kurşuna
Genç ömrüm telef oldu
Gitti hepsi boşuna

Bu dizelerin nazım biçimi ve özellikleri ile ilgili aşağıdakilerden hangisi söylenemez?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Hece ölçüsünün 8'li kalıbıyla yazılmış olup aşık edebiyatının semai nazım biçimiyle benzer bir hece yapısına sahiptir.

Cevap

Şiirin 8'li hece ölçüsüyle yazıldığını ve semai nazım biçimiyle benzer olduğunu iddia eden seçenek söylenemez.
Dizeler incelendiğinde her dizede 7 hece bulunduğu görülür. Dolayısıyla bu şiir 7'li hece ölçüsüyle söylenmiştir. Şiirin 8'li hece ölçüsüyle yazıldığını ve semai nazım biçimiyle benzer olduğunu belirten ifade yanlıştır ve söylenemez.

Adım Adım Çözüm

1
Dizelerin hece sayılarını kontrol etmek.
Ha-va-da u-çan ku-şa (7), Mek-tup yaz-dım kur-şu-na (7), Genç öm-rüm te-lef ol-du (7), Git-ti hep-si bo-şu-na (7) heceden oluşmaktadır.
Nazım biçimini saptamak için hece ölçüsünün kalıbını doğru saymak gerekir.
2
Dizelerin kafiye şemasını ve uyuşma biçimini incelemek.
kuşa (a) - kurşuna (a) - oldu (b) - boşuna (a) yani 'aaba' kafiye düzenindedir.
Mani nazım biçiminin ayırt edici özelliği aaba kafiye düzenidir.
3
Edebi tür ve nazım biçimi eşleştirmesini yapmak.
7'li hece ölçüsü ve aaba düzeni bu şiirin anonim halk edebiyatı ürünü olan 'düz mani' olduğunu kanıtlar. Semai ise 8'li hece ölçüsüyle yazılır.
Seçeneklerdeki ifadelerin doğruluğunu test etmek için şiirin gerçek nazım biçimini belirlemek gereklidir.

Anahtar Kavram

Anonim Halk Edebiyatı Nazım Biçimleri (Mani)
Tahmini Süre:2m 0s
Soru 7834Soru

Bir öğrenci, (pq)\sim(p \lor q) ve pqp \leftrightarrow q önermelerinden oluşan bir kümenin birlikte tutarlı olup olmadığını çözümleyici çizelge (semantik tablo) yöntemiyle denetlemektedir. Öğrenci kuralları doğru bir şekilde uygulayarak çözümleme işlemini tamamlamıştır.

Buna göre, bu çözümleme işleminin sonucu ve gerekçesi aşağıdakilerden hangisinde doğru verilmiştir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Önermeler birlikte tutarlıdır çünkü çözümleme sonunda açık kalan en az bir yol bulunmaktadır.

Cevap

Önermelerin birlikte tutarlı olduğu ve bunun gerekçesinin çözümleme sonunda açık kalan en az bir yolun bulunması olduğu seçenektir.
Çözümleyici çizelge yönteminde bir önerme kümesinin birlikte tutarlı olması için, tüm önermeler çözümlendikten sonra çizelgede en az bir açık yolun (çelişki barındırmayan dalın) bulunması gerekir. (pq)\sim(p \lor q) önermesi alt alta yazma kuralıyla p\sim p ve q\sim q olarak çözümlenir. Ardından pqp \leftrightarrow q önermesi için çatal açıldığında, sağ çatalda p\sim p ve q\sim q bileşenleri yer alır ve bu kolda çelişki oluşmadığı için yol açık kalır. Dolayısıyla önermeler birlikte tutarlıdır.

Adım Adım Çözüm

1
Önermeler çözümleyici çizelgeye başlangıç adımları olarak alt alta yazılır.
1. (pq)\sim(p \lor q) ve 2. pqp \leftrightarrow q önermeleri çizelgeye yazılır.
Birlikte tutarlılık denetlemesinde önermeler doğrudan (değillenmeden) çizelgeye aktarılır.
2
Öncelikli olan alt alta yazma kuralı (pq)\sim(p \lor q) önermesine uygulanır.
3. p\sim p ve 4. q\sim q önermeleri çizelgede alt alta yazılır.
Değillenmiş tikel evetleme önermesi tümel evetleme gibi işlem görür ve alt alta yazma kuralıyla çözümlenir.
3
Karşıl��klı koşul önermesi olan pqp \leftrightarrow q çözümlenir.
Yol ikiye ayrılır (çatal açılır). Sol çatala pp ve qq alt alta; sağ çatala p\sim p ve q\sim q alt alta yazılır.
Karşılıklı koşul ekleminin çözümleme kuralı çatal açmayı gerektirir.
4
Yolların açık ve kapalı olma durumları kontrol edilir.
Sol çatalda pp ve p\sim p çeliştiği için yol kapanır (x). Sağ çatalda ise p\sim p ve q\sim q önermeleri yer alır ve üst basamaklardaki önermelerle çelişki oluşturmadığı için yol açık kalır.
Bir yol üzerinde bir önerme ve onun değillemesi bir arada bulunuyorsa o yol kapanır; çelişki yoksa açık kalır.
5
Birlikte tutarlılık sonucu belirlenir.
En az bir yol açık kaldığı için önermeler birlikte tutarlıdır.
Çözümleyici çizelgede tüm yolların kapanmaması, kümenin tutarlı olduğunu gösterir.

Anahtar Kavram

Çözümleyici çizelge ile bir önerme kümesinin birlikte tutarlılığının denetlenmesi.
Soru 7835Soru

Hristiyanlık tarihinin erken dönemlerinden Orta Çağ'a kadar uzanan süreçte, inanç esaslarının (doktrin) şekillenmesinde ve kilise teşkilatının kurumsallaşmas��nda dönüm noktası olan aşağıdaki gelişmeleri kronolojik olarak en eskiden en yeniye doğru sıralayınız.

Öğeleri doğru sıraya koymak için sürükleyin

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap

Hristiyanlık tarihindeki kurumsallaşma ve teolojik şekillenme süreci sıras��yla; Havari Pavlus'un evrenselleştirme çalışmaları, Milano Fermanı ile gelen yasal serbestlik, İznik Konsili'ndeki Teslis tanımı, Kadıköy Konsili'ndeki tabiat tartışması ve nihayetinde Büyük Şizma ile gerçekleşen mezhepsel bölünme şeklindedir.
Doğru kronolojik sıralama, dinin ilk yayılma dönemi olan Pavlus'un faaliyetleri ile başlar. Ardından devlet düzeyindeki hukuki serbestlik (Milano Fermanı) gelir. Serbest kalan kilisenin teolojik dogmalarını netleştirdiği ilk büyük konsil (İznik) üçüncü sıradadır. Daha sonra mezhepsel bölünmelere zemin hazırlayan Kadıköy Konsili gelir. Son aşama ise Katolik ve Ortodoks ayrışmasının resmileştiği Büyük Şizma'dır.

Adım Adım Çözüm

1
Havari Pavlus'un faaliyetlerinin zaman aralığını belirleme
Pavlus'un faaliyetleri MS 1.1. yüzyılın ortalarında (yaklaşık MS 406040-60) gerçekleşmiş ve Hristiyanlığı bir Yahudi mezhebi olmaktan çıkarıp evrenselleştirmiştir.
Bu gelişme, Hristiyanlığın Yahudilik dışındaki topluluklara yayılmasını başlatan en erken tarihsel adımdır.
2
Milano Fermanı'nın tarihini tespit etme
Milano Fermanı, MS 313313 yılında ilan edilerek Hristiyanlara inanç hürriyeti tanımıştır.
Hristiyanlığın yeraltından çıkıp açıkça ibadet edebilmesi ve kurumsallaşabilmesi bu ferman sayesinde mümkün olmuştur.
3
İznik Konsili'nin kronolojideki yerini bulma
İznik Konsili MS 325325 yılında toplanmış ve Hristiyanlığın temel inanç amentüsünü kararlaştırmıştır.
Milano Fermanı ile serbest kalan kilisenin teolojik tartışmaları çözmek amacıyla devlet desteğiyle topladığı ilk genel konsildir.
4
Kadıköy Konsili'nin tarihini ve etkisini inceleme
Kadıköy Konsili MS 451451 yılında toplanarak İsa'nın çift tabiatlı olduğunu ilan etmiş ve monofizit kiliselerin ayrılmasına yol açmıştır.
İznik Konsili'nden sonra ortaya çıkan kristolojik (İsa'nın kimliği) tartışmaları çözmek üzere toplanan daha geç dönem bir konsildir.
5
Büyük Şizma olayının zamanını belirleme
Doğu ve Batı kiliselerinin resmi olarak ayrılması (Büyük Şizma) MS 10541054 yılında gerçekleşmiştir.
Bu olay, ilk dört maddedeki teolojik ve siyasi gerilimlerin yüzyıllar sonra ulaştığı en son kurumsal bölünme noktasıdır.

Anahtar Kavram

Hristiyanlığın tarihsel gelişim evreleri, kurumsallaşma süreçleri ve temel teolojik ayrışmalarının kronolojik sırası.
Tahmini Süre:2m 0s
Soru 7836Soru

Erken dönem Hristiyanlık tarihi ve bu süreçte yaşanan teolojik tartışmalar, dinin kurumsallaşması ve yayılmasında belirleyici olmuştur.

Buna göre, Hristiyanlık tarihine yön veren aşağıdaki gelişmelerin kronolojik olarak eskiden yeniye doğru sıralanışı nasıl olmalıdır?

Öğeleri doğru sıraya koymak için sürükleyin

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap

Kronolojik sıralama sırasıyla; Pavlus'un mektupları ve tebliğ faaliyetleriyle Hristiyanlığın evrenselleşmeye başlaması, Milano Fermanı ile dinin serbest bırakılması, İznik Konsili'nde teslis esaslarının belirlenmesi, Kadıköy Konsili'nde İsa'nın tabiatının karara bağlanması ve son olarak Katolik-Ortodoks kiliselerinin Büyük Şizma ile ayrılması şeklindedir.
Hristiyanlık tarihinin kronolojisinde öncelikle MS 1. yüzyılda Pavlus'un tebliğ faaliyetleriyle dinin evrenselleşmesi başlar. Ardından MS 313'te Milano Fermanı ile serbestiyet sağlanır. Bunu takiben MS 325'te İznik Konsili ve MS 451'te Kadıköy Konsili toplanarak inanç esasları şekillendirilir. En son ise MS 1054'te Doğu-Batı bölünmesi (Büyük Şizma) yaşanır.

Adım Adım Çözüm

1
Pavlus'un tebliğ faaliyetlerinin dönemini belirlemek.
Pavlus'un faaliyetleri MS 1. yüzyıla (havariler dönemine) denk gelir.
Bu gelişme, Hristiyanlığın Yahudilik dışındaki toplumlara yayılmaya başladığı ilk aşamayı temsil eder.
2
Milano Fermanı'nın tarihini tespit etmek.
Milano Fermanı MS 313 yılında ilan edilmiştir.
Hristiyanlığın Roma İmparatorluğu'nda yasal statü kazanarak baskı döneminin sona ermesini sağlamıştır.
3
İznik Konsili'nin tarihini ve amacını belirlemek.
İznik Konsili MS 325 yılında toplanmıştır.
Milano Fermanı'ndan sonra kurumsallaşan kilisede ortaya çıkan teolojik tartışmaları (özellikle İsa'nın tanrılığı) çözmek amacıyla toplanan ilk genel konsildir.
4
Kadıköy Konsili'nin tarihini belirlemek.
Kadıköy Konsili MS 451 yılında toplanmıştır.
İsa'nın tabiatı (doğası) konusundaki tartışmaları nihayete erdirmek ve monofizit ayrılıkları belirlemek için İznik Konsili'nden sonra gerçekleştirilmiştir.
5
Büyük Şizma'nın tarihini belirlemek.
Doğu ve Batı kiliselerinin resmi olarak ayrılması MS 1054 yılında gerçekleşmiştir.
Yüzyıllar boyunca biriken kültürel, siyasi ve teolojik ayrılıkların sonucunda kilise resmi olarak iki büyük mezhebe (Katolik ve Ortodoks) bölünmüştür.

Anahtar Kavram

Hristiyanlık Tarihsel Gelişimi ve İnanç Konsilleri
Soru 7837Soru

Bir felsefe sözlüğü taslağında yer alan şu tanımlar klasik mantığın tanım kuralları açısından değerlendirilmiştir:

I. Özgürlük: Bireyin esir olmama durumudur.
II. Zaman: Ruhun sonsuzluk denizinde aldığı yoldur.
III. Devlet: Siyasi otoritenin devlet olma gücünü yansıtan teşkilattır.

Buna göre, söz konusu tanımlarda sırasıyla hangi tanım koşullar��nın ihlal edildiği söylenebilir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Tanımın olumlu olması - Tanımın açık ve net olması - Tanımda kısır döngü (devir) bulunmaması

Cevap

Özgürlük tanımında olumsuz ifade kullanıldığı için 'tanımın olumlu olması', zaman tanımında mecazi dil kullanıldığı için 'tanımın açık ve net olması', devlet tanımında ise terimin kendisiyle tanımlanması nedeniyle 'tanımda kısır döngü (devir) bulunmaması' kuralları ihlal edilmiştir.
Doğru seçenekte verilen sıralama, öncüllerdeki ihlalleri sırasıyla yansıtmaktadır. İlk öncüldeki özgürlük tanımı olumsuz bir ifadeyle yapıldığından 'tanımın olumlu olması' kuralına; ikinci öncüldeki zaman tanımı mecaz içerdiğinden 'tanımın açık ve net olması' kuralına; üçüncü öncüldeki devlet tanımı ise kavramı kendisiyle tanımladığından 'tanımda kısır döngü bulunmaması' kuralına aykırıdır.

Adım Adım Çözüm

1
İlk öncülün değerlendirilmesi
Özgürlük kavramı 'esir olmama' şeklinde tanımlanmıştır. Bir kavramın tanımı mümkün mertebe olumlu olmalıdır; kavramın ne olmadığı değil, ne olduğu belirtilmelidir. Dolayısıyla 'tanımın olumlu olması' kuralı ihlal edilmiştir.
İlk tanımın mantıksal yapısını ve olumsuzluk eklerini incelemek için.
2
İkinci öncülün değerlendirilmesi
Zaman kavramı 'ruhun sonsuzluk denizi' gibi edebi ve kapalı bir metaforla tanımlanmıştır. Tanım, tanımlanan kavramdan daha açık ve net olmalıdır, mecaz barındırmamalıdır. Bu nedenle 'tanımın açık ve net olması' kuralı ihlal edilmiştir.
İkinci tanımda kullanılan dilin açıklık kriterine uygunluğunu belirlemek için.
3
Üçüncü öncülün değerlendirilmesi
Devlet kavramı tanımlanırken tanım cümlesinde yine aynı kavram ('devlet olma gücü') kullanılmıştır. Bu durum, bilinmeyeni kendisiyle tanımlamak anlamına gelen dairesel tanıma (kısır döngü / devir) yol açar. Dolayısıyla 'tanımda kısır döngü bulunmaması' kuralı ihlal edilmiştir.
Üçüncü tanımda dairesellik olup olmadığını tespit etmek için.

Anahtar Kavram

Klasik mantıkta tanım kuralları: Tanımın olumlu olması, tanımlanandan daha açık olması ve kısır döngü (devir) içermemesi.
Soru 7838Soru

İslam ahlak felsefesinde insan ruhundaki temel güçlerin (kuvvelerin) dengelenmesiyle erdemlerin ortaya çıktığı kabul edilir. Bu bağlamda, doğruyu yanlıştan ayırt etme yetisi olan 'kuvve-i akliyye'nin (düşünme gücü) itidal (denge) noktası 'hikmet' erdemini oluşturur. Ancak bu gücün dengesini kaybederek ifrat (aşırılık) boyutuna ulaşması; zekanın kötüye kullanılmasına, hilekarlığa ve demagojiye yol açar.

Buna göre, bir kimsenin zihinsel kapasitesini ve hitabet becerilerini, hakikati bulmak yerine insanları yanıltmak, haksız olduğu durumlarda haklı görünmek ve kelime oyunlarıyla muhataplarını aldatmak için kullanması İslam ahlakında aşağıdaki kavramlardan hangisiyle ifade edilir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Cerbeze

Cevap

Cerbeze
Cerbeze, düşünme gücü olan kuvve-i akliyyenin ifrat (aşırılık) sapmasıdır. Zekayı kötüye kullanmayı, hakkı batıl, batılı da hak göstermek amacıyla yapılan demagojiyi ve hilekarlığı ifade eder. Parçada betimlenen, hitabet ve zihinsel kapasiteyi aldatma amacıyla kullanma eylemi bu tanıma tam olarak uymaktadır.

Adım Adım Çözüm

1
Parçada verilen davranışın hangi insani güç (kuvve) ile ilişkili olduğunu belirlemek.
Zihinsel kapasite ve hitabet gibi unsurlar doğrudan düşünme gücü olan 'kuvve-i akliyye' ile ilgilidir.
Sorunun çözümünde doğru ahlaki kuvve üzerinden hareket etmek gerekir.
2
Kuvve-i akliyyenin sapma (aşırılık/yetersizlik) durumlarını incelemek.
Kuvve-i akliyyenin dengeli haline 'hikmet' denirken, bunun aşırılığına (ifrat) 'cerbeze', yetersizliğine (tefrit) 'gabâvet' adı verilir.
Parçada zekanın yokluğundan değil, kötüye kullanımından (aşırılığından) bahsedildiği için ifrat durumunu bulmak gerekir.
3
Parçadaki aldatma, kelime oyunları yapma ve hilekarlık eylemlerini bu kavramlarla eşleştirmek.
Zekanın aldatma ve demagoji amacıyla kötüye kullanılması 'cerbeze' kavramıyla örtüşmektedir.
Davranışın terimsel karşılığını saptayarak doğru seçeneğe ulaşmak hedeflenir.

Anahtar Kavram

İslam ahlakında kuvvelerin dengelenmesi ve kuvve-i akliyyenin ifrat boyutu olan cerbeze kavramı.
Tahmini Süre:2m 0s
Soru 7839Soru

Kur'an-ı Kerim'de yer alan 'Sizden, hayra çağıran, iyiliği emreden (ma'ruf) ve kötülükten meneden (münker) bir topluluk bulunsun...' (Âl-i İmrân, 104) ayeti, İslam'ın toplumsal ahlak dinamiklerinin temelini oluşturur. Bu ilke çerçevesinde Müslümanların hem bireysel hem de toplumsal düzeyde iyiliği yayma ve kötülükle mücadele etme sorumluluğu bulunmaktadır. Ancak bu görev icra edilirken, kavramların doğru anlaşılması ve diğer ahlaki/dini ilkelerle karıştırılmaması önem arz eder.

Buna göre, 'emr-i bi'l-ma'rûf ve nehy-i ani'l-münker' ilkesinin uygulanması ve mahiyetiyle ilgili olarak aşağıdakilerden hangisi söylenemez?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Toplumda münkerin engellenmesi çabası, bireyin içsel dünyasına ait olan ihlas ve takva gibi samimiyet odaklı değerlerin dışsal bir baskı ve zorlamayla bireylere dayatılması şeklinde yürütülmelidir.

Cevap

Toplumda münkerin engellenmesi çabasının, ihlas ve takva gibi içsel değerlerin dışsal bir baskıyla dayatılması şeklinde yürütülmesi gerektiği ifadesi söylenemez.
Doğru cevap, münkerin engellenmesi sürecinin ihlas ve takva gibi içsel değerlerin dışsal baskıyla dayatılması şeklinde yürütülmesi gerektiğini savunan ifadedir. İhlas (samimiyet) ve takva (Allah saygısı) tamamen bireyin iç dünyasına ve hür iradesine bağlı ahlaki erdemlerdir. İslam ahlak sisteminde bu niteliklerin dışsal bir baskı, zorlama ve dayatma ile topluma benimsetilmeye çalışılması ibadetlerin özünü zedeler ve samimiyetsizliğe yol açar. Dolayısıyla bu yöndeki iddia söylenemez.

Adım Adım Çözüm

1
Metinde ve İslam ahlakında geçen 'ma'ruf' ve 'münker' tanımlarını kavramsal düzeyde analiz etmek.
Ma'ruf; akl-ı selim ve vahyin onayladığı iyi şeylerdir. Münker ise her iki kaynak tarafından reddedilen kötülüklerdir.
Sorunun kavramsal çerçevesini belirlemek.
2
'Emr-i bi'l-ma'rûf ve nehy-i ani'l-münker' sorumluluğunun toplumsal sınırlarını ve uygulanış biçimini değerlendirmek.
Bu ilke, kötülükleri engellemeye yönelik toplumsal bir ödevdir ancak tecessüs ve mahremiyet ihlali gibi haram yöntemlerle gerçekleştirilemez.
Toplumsal işlevin yasal ve ahlaki sınırlarını netleştirmek.
3
İhlas ve takva kavramlarının doğasını inceleyerek bunların dışsal dayatmayla olan ilişkisini sorgulamak.
İhlas (samimiyet) ve takva (Allah korkusu/sevgisiyle sakınma), bireyin hür iradesine ve kalbi rızasına bağlı içsel durumlardır. Dışsal baskı ve zorlama ihlası yok eder, riyaya yol açar.
Seçeneklerdeki ahlaki çelişkiyi yakalamak.
4
Seçenekleri karşılaştırarak yanlış bilgi içeren yargıyı tespit etmek.
Münkeri önleme görevinin, ihlas ve takva gibi kalbi durumların dışsal bir dayatmayla topluma dayatılması şeklinde yürütülmesi gerektiğini savunan ifade hatalıdır.
Doğru seçeneğe karar vermek.

Anahtar Kavram

Ma'ruf ve Münker kavramlarının tanımı, kapsamı ve toplumsal uygulanma ilkeleri
Soru 7840Soru

Hz. Muhammed'in peygamberlik sorumlulukları sadece kendisine vahyedilen ayetleri insanlara ulaştırmaktan ibaret değildir. O, bir yandan ipek ve altın kullanımının erkeklere haram kılınması gibi Kur'an-ı Kerim'de doğrudan yer almayan konularda dinî hükümler belirlemiş; diğer yandan ise ibadetlerin ifasından toplumsal ilişkilerin yürütülmesine kadar her alanda inananlara mükemmel bir rol model olmuştur.

Bu parçada Hz. Muhammed'in öne çıkan peygamberlik görevleri aşağıdakilerin hangisinde sırasıyla verilmiştir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Teşri - Temsil

Cevap

Teşri - Temsil
Parçada geçen 'Kur'an-ı Kerim'de doğrudan yer almayan konularda dinî hükümler belirlemiş' ifadesi Hz. Peygamber'in hüküm koyma/yasama anlamına gelen teşri görevini temsil eder. 'Her alanda inananlara mükemmel bir rol model olmuştur' ifadesi ise dini bizzat yaşayarak örnek olma anlamına gelen temsil görevini açıklar.

Adım Adım Çözüm

1
Parçadaki ilk cümlede yer alan 'Kur'an-ı Kerim'de doğrudan yer almayan konularda dinî hükümler belirleme' ifadesi analiz edilir.
Bu ifadenin dinî hüküm koyma, yasama anlamına gelen teşri göreviyle ilgili olduğu belirlenir.
Teşri, kelime anlamı olarak şeriat koyma, kanun yapma ve hüküm belirleme yetkisini ifade eder.
2
Parçadaki ikinci cümlede yer alan 'ibadetlerin ifasından toplumsal ilişkilerin yürütülmesine kadar her alanda inananlara mükemmel bir rol model olması' ifadesi analiz edilir.
Bu ifadenin Peygamber'in dini yaşayarak temsil etmesi anlamına gelen temsil göreviyle ilgili olduğu belirlenir.
Temsil, İslam'ın inanç, ibadet ve ahlak esaslarını bizzat yaşayarak insanlara örnek (üsve-i hasene) olma görevidir.

Anahtar Kavram

Hz. Muhammed'in dinî hüküm koyma (teşri) ve İslam'ı yaşayarak örnek olma (temsil) görevleri.
ÖncekiSayfa 392 / 437Sonraki
Tüm alıştırma soruları — YKS AYT (Alan Yeterlilik Testi) | Examkin