Tüm alıştırma soruları

8734 soru

Soru 8361Soru

Küreselleşen dünyada devletler; güvenlik, ekonomik kalkınma, siyasi iş birliği ve çevre sorunlarıyla mücadele gibi amaçlarla küresel ya da bölgesel düzeyde teşkilatlanmış uluslararası örgütlere üye olmaktadır. Türkiye de jeopolitik konumu ve çok yönlü dış politika vizyonu doğrultusunda bu örgütlerin pek çoğunun kurulmasında öncülük etmiş ya da üyelik süreçlerini tamamlamıştır.

Buna göre, Türkiye'nin üyelik statüsü ve bu örgütlerin özellikleri ile ilgili;

I. Karadeniz Ekonomik İşbirliği Teşkilatı (KEİ) ve Gelişen Sekiz Ülke (D-8) örgütlerinin her ikisinde de kurucu üye konumundadır.
II. Kuzey Atlantik Antlaşması Örgütü (NATO) ve Birleşmiş Milletler (BM) gibi küresel ölçekli ve farklı alanlarda (askeri, siyasi) faaliyet gösteren örgütlere kurucu üye olarak katılmıştır.
III. Petrol İhraç Eden Ülkeler Örgütü (OPEC) ve Avrupa Birliği (AB) gibi küresel ya da bölgesel düzeydeki ekonomik örgütlere ��ye değildir.

yargılarından hangileri doğrudur?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: I ve III

Cevap

Karadeniz Ekonomik İşbirliği Teşkilatı ve Gelişen Sekiz Ülke örgütlerinin her ikisinde de Türkiye kurucu üye konumundadır. Ayrıca Türkiye Petrol İhraç Eden Ülkeler Örgütü ve Avrupa Birliği üyesi değildir. Kuzey Atlantik Antlaşması Örgütü'ne ise kurucu üye değil, sonradan üye olmuştur. Dolayısıyla birinci ve üçüncü yargılar doğrudur.
Doğru seçenekte belirtilen yargılara göre, Türkiye Karadeniz Ekonomik İşbirliği Teşkilatı ve Gelişen Sekiz Ülke örgütlerinin kurucu üyesidir. Ayrıca Petrol İhraç Eden Ülkeler Örgütü ve Avrupa Birliği üyesi değildir. İkinci öncülde yer alan Kuzey Atlantik Antlaşması Örgütü kurucu üyeliği bilgisi ise yanlıştır çünkü Türkiye örgüte 1952 yılında katılmıştır.

Adım Adım Çözüm

1
Karadeniz Ekonomik İşbirliği Teşkilatı ve Gelişen Sekiz Ülke örgütlerinin kuruluş süreçlerini ve Türkiye'nin konumunu incelemek.
Türkiye her iki örgütün de kurucu üyeleri arasında yer alır.
Türkiye'nin bölgesel ve küresel ekonomik iş birliği teşebbüslerindeki öncü rolünü doğrulamak.
2
Kuzey Atlantik Antlaşması Örgütü ve Birleşmiş Milletler örgütlerine Türkiye'nin katılım süreçlerini incelemek.
Türkiye, Birleşmiş Milletler kurucu üyelerindendir. Ancak Kuzey Atlantik Antlaşması Örgütü'ne 1952 yılında katılmıştır, kurucu üyelerinden biri değildir. Dolayısıyla bu yargı yanlıştır.
Örgütlerin kuruluş tarihleri ile Türkiye'nin üyelik tarihlerini ayırt etmek.
3
Petrol İhraç Eden Ülkeler Örgütü ve Avrupa Birliği ile Türkiye ilişkisini incelemek.
Türkiye, net petrol ihracatçısı olmadığı için Petrol İhraç Eden Ülkeler Örgütü'ne üye değildir; Avrupa Birliği'ne ise aday ülke statüsündedir fakat üye değildir. Dolayısıyla bu yargı doğrudur.
Türkiye'nin üye olmadığı veya üye olamayacağı küresel ve bölgesel örgütleri netleştirmek.

Anahtar Kavram

Uluslararası Örgütlerin Özellikleri ve Türkiye'nin Üyelik Durumları
Tahmini Süre:2m 0s
Soru 8362Soru

Er odur kim erlik ile ün kazana
Düşmenün bağrını tırnakla kazana
Bu cihân bir konuklukdur ey gönül
Konuk gerek konuk gibi dolana

Kadı Burhaneddin'e ait olan bu dörtlük ile ilgili aşağıdakilerden hangisi söylenemez?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Bestelenmek amacıyla yazılmış olup üçüncü dizesi meyan dize, dördüncü dizesi ise aynen tekrarlanan nakarattır.

Cevap

Şiirin bestelenmek amacıyla yazıldığı, meyan ve nakarat dizeleri içerdiği ifadesi söylenemez.
Verilen dörtlük biçim, içerik ve ölçü özellikleriyle bir tuyuğ örneğidir. Tuyuğlar tek dörtlükten ibarettir; bu nazım şeklinde meyan dize veya aynen tekrarlanan nakarat gibi bölümler yer almaz. Meyan ve nakarat, bestelenmek üzere yazılan şarkı nazım şeklinin karakteristik özellikleridir. Bu nedenle şiirin bestelenmek amacıyla yazıldığı, meyan ve nakarat içerdiği yönündeki ifade söylenemez.

Adım Adım Çözüm

1
Şiirin biçimsel özelliklerini (nazım birimi, uyak düzeni) ve şairini incelemek.
Şiir tek dörtlükten oluşmaktadır. Uyak düzeni "kazana (a) - kazana (a) - gönül (b) - dolana (a)" şeklindedir (aaba). Kadı Burhaneddin'e ait olan bu şiir bir tuyuğ örneğidir.
Şiirin nazım şeklini doğru belirlemek, seçeneklerdeki bilgileri doğrulamak için ilk adımdır.
2
Tuyuğ nazım şeklinin özelliklerini seçeneklerle karşılaştırmak.
Tuyuğ; Türklerin Divan edebiyatına kazandırdığı, tek dörtlükten oluşan, aruzun yalnızca "fâilâtün fâilâtün fâilün" kalıbıyla yazılan ve halk edebiyatındaki mâniye benzeyen bir nazım şeklidir. Tuyuğlarda şarkıdaki gibi meyan dize veya nakarat bulunmaz.
Tuyuğ özelliklerini bilerek yanlış olan seçeneği tespit etmek amacıyla bu karşılaştırma yapılır.

Anahtar Kavram

Tuyuğ nazım şekli ve özellikleri
Soru 8363Soru

Bir tarih romancısı, Kanuni Sultan Süleyman Dönemi'ni konu alan eserinde şu satırlara yer vermiştir:

'Sultan Süleyman, Belgrad Seferi hazırlıkları sırasında saray bahçesinde dinlenirken kendisine ikram edilen domatesli ve patatesli yemeğini yemiş; bu sırada veziriazam ise kahvesini yudumlayıp tütününü tüttürerek sefer planlarını incelemiştir.'

Amerika kıtasının keşfinden sonra dünyaya yayılan domates, patates ve tütün gibi ��rünlerin Osmanlı coğrafyasına ancak XVII. yüzyıldan itibaren girdiği göz önüne alındığında, romancının bu kurgusundaki hata tarih bilimi açısından aşağıdakilerden hangisiyle nitelendirilir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Geçmişteki bir olayın, gerçekleştiği dönemin koşulları dışında sonraki bir döneme ait kavram, teknoloji ya da nesnelerle açıklanması olan tarihsel anakronizmle

Cevap

Geçmişteki bir olayın, gerçekleştiği dönemin koşulları dışında sonraki bir döneme ait kavram, teknoloji ya da nesnelerle açıklanması olan tarihsel anakronizmle
Metinde geçen domates, patates ve tütün gibi ürünler Amerika kıtasının keşfinden sonraki süreçte, Osmanlı coğrafyasında ise ancak XVII. yüzyıldan itibaren yaygınlaşmıştır. XVI. yüzyılda yaşamış olan Kanuni Sultan Süleyman Dönemi'nde bu unsurların kullanılması, bir olayın gerçekleştiği dönemin şartları dışında sonraki bir dönemin unsurlarıyla açıklanması anlamına gelir. Bu durum tarih biliminde tarihsel anakronizm olarak tanımlanır.

Adım Adım Çözüm

1
Metinde geçen unsurların kronolojik dönemini belirleme.
Domates, patates ve tütün gibi ürünlerin Osmanlı coğrafyasına girişinin XVII. yüzyıldan itibaren olduğu saptanır.
Verilen kurgunun tarihsel gerçeklikle kronolojik olarak uyuşup uyuşmadığını tespit etmek için bu bilgi gereklidir.
2
Kanuni Sultan Süleyman Dönemi'nin (XVI. yüzyıl) tarihsel sınırlarını dikkate alma.
Metinde tasvir edilen olayların (XVI. yüzyıl) ve kullanılan unsurların (XVII. yüzyıl) farklı dönemlere ait olduğu anlaşılır.
İki farklı zaman dilimine ait unsurların aynı anda kullanılmasından kaynaklanan hatayı ortaya çıkarmak amaçlanır.
3
Bu kronolojik uyumsuzluğun tarih bilimindeki kavramsal karşılığını bulma.
Geçmişteki bir olayın kendi döneminin dışındaki unsurlarla ele alınmasının 'tarihsel anakronizm' olduğu belirlenir.
Tarih metodolojisinde bu tür zaman uyumsuzluklarını tanımlayan doğru kavramsal terimi seçmek gerekir.

Anahtar Kavram

Tarihsel Anakronizm
Tahmini Süre:2m 0s
Soru 8364Soru

Aşağıdaki sol sütunda verilen dizeleri, sağ sütunda yer alan ve bu dizelerde öne çıkan edebî sanatlarla eşleştiriniz.

Soldaki öğeye tıklayın, sonra eşleşen sağdaki öğeye tıklayın

Öğeler

Gökyüzünde Îsâ ile
Tûr dağında Mûsâ ile
Elindeki âsâ ile
Çağırayım Mevlâm seni
Ateşten kızaran bir gül arar da
Gezer bağdan bağa çoban çeşmesi
Ağlarım hâtıra geldikçe gülüştüklerimiz
Geçtiğimiz yollar, dinlediğimiz şarkılar
Sana dar gelmeyecek makberi kimler kazsın?
'Gömelim gel seni tarihe' desem, sığmazsın.

Eşleşmeler

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap

Sol sütundaki dizeler ile sağ sütundaki edebî sanatların doğru eşleştirmesi şu şekildedir: 1. Telmih, 2. Teşhis, 3. Tezat, 4. İstifham.
Dizelerdeki anahtar kavramlar çözümlendiğinde; dinî şahsiyetlerin hatırlatılmasıyla telmih, çoban çeşmesine insani özellik verilmesiyle teşhis, zıt anlamlı kelimelerin kullanılmasıyla tezat ve soru sorma yoluyla istifham sanatları sırasıyla eşleşmektedir.

Adım Adım Çözüm

1
İlk dizede yer alan kavramları inceleme
"Îsâ", "Mûsâ" ve "âsâ" kelimeleri dinî ve tarihî olaylara/kişilere işaret etmektedir. Bu durum, edebiyatta bilinen bir olayı veya kişiyi hatırlatma sanatı olan telmih ile eşleşir.
Şiirde tarihî veya dinî şahsiyetlerin hatırlatılması telmih sanatının temel göstergesidir.
2
İkinci dizede yer alan kavramları inceleme
"Çoban çeşmesi"nin bir gül araması ve bağdan bağa gezmesi gibi insani davranışlar sergilediği görülmektedir. Bu durum teşhis (kişileştirme) sanatı ile eşleşir.
İnsan dışındaki varlıklara insani nitelikler kazandırılması teşhis sanatıdır.
3
Üçüncü dizede yer alan kavramları inceleme
"Ağlarım" ve "gülüştüklerimiz" sözcükleri anlamca birbirine zıt iki durumu ifade eder. Bu durum tezat sanatı ile eşleşir.
Birbirine karşıt kavramların bir arada kullanılması tezat sanatıdır.
4
Dördüncü dizede yer alan kavramları inceleme
"Makberi kimler kazsın?" ifadesiyle şair soru sorma yoluyla anlatımı güçlendirmiştir. Bu durum istifham sanatı ile eşleşir.
Sözü daha etkili kılmak amacıyla soru sorma tekniğine başvurulması istifham sanatıdır.

Anahtar Kavram

Edebî Sanatlar (Söz Sanatları)
Soru 8365Soru

Türkiye, kültürel ve doğal değerlerin korunarak gelecek nesillere aktarılması amacıyla birçok uluslararası sözleşmeye taraf olmuş ve kendi sınırları içindeki önemli varlıkları koruma altına almıştır. Bu koruma statülerinden biri olan UNESCO Dünya Miras Listesi'nde, hem beşerî (kültürel) hem de fiziki (doğal) değerleri bir arada barındıran alanlar 'karma miras alanı' olarak adlandırılmaktadır.

Aşağıdaki haritada Türkiye'de yer alan bazı koruma ve miras alanlarının coğrafi konumları numaralandır��larak gösterilmiştir.

Buna göre, haritada numaralandırılmış alanların hangisinde bulunan varlık, UNESCO Dünya Miras Listesi'nde 'karma miras alanı' statüsüyle korunmaktadır?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: II

Cevap

Haritada II numara ile gösterilen ve hem doğal (travertenler) hem de kültürel (Hierapolis antik kenti) değerleri bünyesinde barındıran alan
Haritada II numara ile gösterilen Denizli'deki Hierapolis-Pamukkale alanı, hem kalsiyum oksit içeren termal suların oluşturduğu benzersiz Pamukkale travertenlerini (doğal miras) hem de bu travertenlerin hemen yanında kurulmuş olan Hierapolis antik kenti kalıntılarını (kültürel miras) bünyesinde barındırır. Bu iki farklı özelliğin bir arada bulunması nedeniyle UNESCO Dünya Miras Listesi'nde 'karma miras alanı' olarak kabul edilmektedir.

Adım Adım Çözüm

1
UNESCO Dünya Miras Listesi'ndeki 'karma miras alanı' tanımı çözümlenir.
Karma miras alanlarının hem insan eliyle yapılmış kültürel/tarihî değerleri hem de doğanın oluşturduğu eşsiz fiziki/jeomorfolojik unsurları bir arada barındırması gerektiği saptanır.
Sorunun bizden istediği koruma statüsünün sınırlarını belirlemek amacıyla bu tanım yapılır.
2
Haritada numaralandırılmış alanların coğrafi konumları ve buralardaki miras varlıkları eşleştirilir.
I numaralı alan Çanakkale (Truva), II numaralı alan Denizli (Hierapolis-Pamukkale), III numaralı alan Çorum (Hattuşa), IV numaralı alan Adıyaman (Nemrut Dağı) ve V numaralı alan Şanlıurfa (Göbeklitepe) olarak belirlenir.
Harita üzerindeki coğrafi dağılışı doğru yorumlayarak hangi alanların hedeflendiğini anlamak için bu eşleştirme gereklidir.
3
Eşleştirilen alanların UNESCO koruma kriterleri değerlendirilir.
Truva, Hattuşa, Nemrut Dağı ve Göbeklitepe'nin yalnızca beşerî ve arkeolojik (kültürel) değerleriyle listede yer aldığı; buna karşın Denizli'deki alanın hem eşsiz traverten oluşumları (doğal) hem de antik kent kalıntıları (kültürel) ile karma kategoride yer aldığı tespit edilir.
Miras alanlarının tek yönlü mü yoksa çok yönlü mü koruma kriterlerine sahip olduğunu ayırt etmek için bu değerlendirme yapılır.

Anahtar Kavram

Doğal ve Kültürel Mirasın Korunması
Tahmini Süre:2m 0s
Soru 8366Soru

Milli Edebiyat Dönemi şiir ortamında farklı eğilimleri temsil eden iki şairin sanat anlayışlarını karşılaştırmak amac��yla bir panel düzenlenmiştir. Panelistlerden biri, birinci şair için:

'Şiirlerinde estetik kaygıyı, musiki ve ahengi her şeyin üstünde tutmuş; Türkçe için "Bu dil, ağzımda annemin sütüdür." diyerek Türkçenin ses güzelliğini vurgulamıştır. Onun için şiir, kelimelerle kurulmuş bir mimari yapıdır ve aruz ölçüsüyle yazmasına rağmen dönemin dil sadeleşmesine paralel olarak yaşayan Türkçeyi başarıyla şiire uygulamıştır.'

tespitinde bulunmuştur. Diğer panelist ise ikinci şair için:

'Şiir, onun gözünde fikirleri halka ulaştırmada, milli ve ahlaki değerleri aşılamada kullanılan didaktik bir araçtan ibarettir. Estetik kaygıdan uzak, hece ölçüsüyle kaleme aldığı manzumelerinde Türk milliyetçiliğinin düşünsel temellerini sistemleştirmiştir.'

değerlendirmesini yapmıştır.

Bu panelde kendilerinden ve şiir anlayışlarından söz edilen birinci ve ikinci şair aşağıdakilerin hangisinde sırasıyla doğru verilmiştir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Yahya Kemal Beyatlı - Ziya Gökalp

Cevap

Yahya Kemal Beyatlı - Ziya Gökalp
Doğru seçenekte yer alan Yahya Kemal Beyatlı saf şiir (öz şiir) anlayışıyla şiirde ahenk ve musikiye önem vermiş, 'Türkçem, ağzımda annemin sütüdür' sözüyle yaşayan Türkçeyi savunmuştur. İkinci şair ise Türkçülük düşüncesini sistemleştiren, şiiri sanat için değil fikirlerini yaymak için didaktik bir araç olarak kullanan Ziya Gökalp'tir.

Adım Adım Çözüm

1
Birinci şairin özelliklerini analiz edin.
Şairin 'Bu dil, ağzımda annemin sütüdür.' ifadesi, yaşayan Türkçeyi şiir dili haline getirmesi ve şiiri 'kelimelerle kurulmuş bir mimari yapı' olarak görmesi doğrudan Yahya Kemal Beyatlı'yı işaret eder.
Paragraftaki ahenk, musiki, mimari yapı ve dil bilinci gibi kavramlar saf şiir anlayışını hece-aruz senteziyle sunan şaire aittir.
2
İkinci şairin özelliklerini analiz edin.
Şiiri fikirlerini halka ulaştırmada bir araç olarak gören, estetikten ziyade didaktik şiirler yazan ve Türk milliyetçiliğinin düşünsel temellerini sistemleştiren kişi Ziya Gökalp'tir.
Milli Edebiyat'ın düşünce babası olan Ziya Gökalp, şiiri fikirlerini (özellikle Türkçülüğü) yaymak için didaktik bir araç olarak kullanmıştır.
3
Elde edilen şairleri sırasıyla eşleştirin.
Birinci şair Yahya Kemal Beyatlı, ikinci şair Ziya Gökalp olarak bulunur.
Sıralamaya uyan seçeneğin doğru cevap olduğunu teyit etmek.

Anahtar Kavram

Milli Edebiyat Dönemi Şiir Eğilimleri ve Temsilcileri
Soru 8367Soru

Emeviler Dönemi'nde Arap milliyetçiliğine dayalı olarak yürütülen ve Arap olmayan Müslümanları 'mevali' adıyla ikinci sınıf vatandaş kabul eden yönetim anlayışının temel sonucu aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: İslamiyet'in farklı milletler arasında yayılmasının yavaşlaması

Cevap

İslamiyet'in farklı milletler arasında yayılmasının yavaşlaması
Emevilerin uyguladığı mevali politikası Arap milliyetçiliğine dayandığı ve Arap olmayan Müslümanları dışladığı için, bu durum Arap dışı toplulukların (örneğin Türkler ve Farslar) İslamiyet'i kabul etmesini geciktirmiş ve yayılma hızını yavaşlatmıştır. Dolayısıyla İslamiyet'in farklı milletler arasında yayılmasının yavaşlaması doğru yargıdır.

Adım Adım Çözüm

1
Mevali politikasının tanımını ve içeriğini analiz etmek.
Mevali politikasının, Emeviler tarafından uygulanan ve Arap olmayan Müslümanları ikinci sınıf vatandaş olarak gören ayrımcı bir yönetim anlayışı olduğu belirlenir.
Politikanın toplumsal ve dini etkilerini öngörebilmek için.
2
Bu politikanın Arap dışı milletler üzerindeki psikolojik ve dini etkisini değerlendirmek.
Ayrımcı ve dışlayıcı uygulamaların, Arap olmayan toplulukların İslamiyet'e geçişini zorlaştırdığı ve dinin yayılmasını geciktirdiği görülür.
Soruda istenen temel sonucu bulmak için.

Anahtar Kavram

Mevali Politikası ve İslamiyet'in Yayılışı
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 8368Soru

Bütünleşik afet yönetimi; zarar azaltma, hazırlık, müdahale ve iyileştirme aşamalarından oluşan bir döngüdür. Afet yönetiminde başarılı sonuçlar elde edebilmek için afetin kökeni (jeolojik/jeomorfolojik ya da meteorolojik/hidrolojik) doğru analiz edilmeli ve bu doğrultuda önlemler alınmalıdır.

Buna göre, aşağıdakilerden hangisi meteorolojik veya hidrolojik kökenli afetlerin zararını azaltmaya yönelik afet öncesi (zarar azaltma ve hazırlık) faaliyetleri arasında gösterilemez?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Aktif fay hatlarının geçtiği bölgelerde bulunan konutların deprem yönetmeliğine uygun olarak güçlendirilmesi

Cevap

Aktif fay hatlarının geçti��i bölgelerde bulunan konutların deprem yönetmeliğine uygun olarak güçlendirilmesini içeren seçenek doğrudur.
Doğru cevap, aktif fay hatlarındaki konutların güçlendirilmesini içeren seçenektir. Deprem, yer kabuğundaki tektonik hareketlere bağlı olarak gelişen tamamen jeolojik kökenli bir afettir. Soru kökünde ise meteorolojik veya hidrolojik kökenli afetlerin zararlarını azaltmaya yönelik faaliyetler sorulmuştur. Depreme yönelik tedbirler jeolojik afet yönetimi kapsamında yer aldığından, bu faaliyet sınıflandırma dışında kalmaktadır.

Adım Adım Çözüm

1
Seçeneklerde sunulan önlemlerin hedeflediği doğal afetlerin kökenlerini (jeolojik/jeomorfolojik ve meteorolojik/hidrolojik) sınıflandırın.
Deprem jeolojik kökenlidir; taşkın, kasırga, kuraklık ve çığ ise meteorolojik/hidrolojik/klimatolojik kökenlidir.
Kökenlerine göre afetlerin ayırt edilmesi, afet yönetim planlamasında uygulanacak yöntemlerin belirlenmesi için gereklidir.
2
Belirtilen önlemlerin bütünleşik afet yönetimi döngüsündeki aşamalarını (afet öncesi zarar azaltma ve hazırlık) analiz edin.
Tüm seçeneklerde yer alan çalışmalar afet öncesi (hazırlık ve zarar azaltma) dönemine aittir.
Önlemlerin zamanlamasını ve yönetim aşamalarındaki rolünü doğrulamak.
3
Seçenekler arasından, afet öncesi aşamada yer alan ancak jeolojik kökenli bir afet olan depreme karşı planlanan faaliyeti tespit edin.
Deprem yönetmeliğine uygun güçlendirme çalışmasının jeolojik kökenli afet yönetimine dahil olduğu belirlenir.
Meteorolojik veya hidrolojik kökenli olmayan önlemin doğru seçeneği temsil ettiğini netleştirmek.

Anahtar Kavram

Doğal Afetler ve Afet Yönetimi
Soru 8369Soru

Fecr-i Âti sanatçılarının edebî kişilikleri ve eserleri dikkate alındığında, soldaki sanatçı isimleri ile sağdaki edebî yönelim ve eser açıklamalarının doğru eşleşmesi nasıl olmalıdır? Soldaki sanatçıları sağdaki uygun açıklamalarla eşleştiriniz.

Soldaki öğeye tıklayın, sonra eşleşen sağdaki öğeye tıklayın

Öğeler

Tahsin Nahit
Cemil Süleyman
Şehabettin Süleyman
Emin Bülent Serdaroğlu

Eşleşmeler

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap

Tahsin Nahit - 'Ruh-ı Sanat' şiir kitabının yazarı; Cemil Süleyman - 'Kadın Ruhu' ve 'İnhizam' romanlarının yazarı; Şehabettin Süleyman - 'Çıkmaz Sokak' piyesinin yazarı; Emin Bülent Serdaroğlu - 'Kin' şiirinin şairidir.
Tahsin Nahit 'Ruh-ı Sanat' şiir kitabıyla, Cemil Süleyman 'Kadın Ruhu' ve 'İnhizam' romanlarıyla, Şehabettin Süleyman 'Çıkmaz Sokak' oyunuyla ve Emin Bülent Serdaroğlu 'Kin' şiiriyle doğrudan ilişkilidir. Bu eşleştirmeler sanatçıların en karakteristik özelliklerini ve eserlerini doğru bir biçimde sunmaktadır.

Adım Adım Çözüm

1
Tahsin Nahit'in edebî kimliği ve eserleri incelenir.
Sanatçının 'Ruh-ı Sanat' adında tek bir şiir kitabı olduğu ve oyun yazarlığı yönüyle bilindiği tespit edilerek birinci açıklamayla eşleştirilir.
Tahsin Nahit 'Adalar Şairi' olarak da anılır ve şiir kitabı ile tiyatro ortaklıkları bu bilginin doğrulanmasını sağlar.
2
Cemil Süleyman'ın eserleri gözden geçirilir.
Roman türünde 'Kadın Ruhu', 'İnhizam' ve hikâyede 'Timsal-i Aşk' eserleri Cemil Süleyman'a aittir, bu nedenle ikinci açıklamayla eşleştirilir.
Cemil Süleyman topluluk içinde şiirden ziyade nesir alanında eser veren az sayıdaki isimden biridir.
3
Şehabettin Süleyman'ın edebî faaliyetleri incelenir.
'Çıkmaz Sokak' piyesi ve edebiyat tarihi/eleştiri çalışmaları Şehabettin Süleyman ile örtüşür, üçüncü açıklamayla eşleştirilir.
Topluluğun tiyatro kuramcısı ve yazarı olan sanatçı, bu eseriyle ahlaki tartışmalara yol açmıştır.
4
Emin Bülent Serdaroğlu'nun şiir anlayışı analiz edilir.
'Kin' ve 'Hisarlara Karşı' şiirleri Emin Bülent Serdaroğlu ile eşleştirilir.
Toplulukta bireysel temalar dışına çıkıp epik-lirik tarzda ses getiren şiirler yazması belirleyici bir özelliğidir.

Anahtar Kavram

Fecr-i Âti Dönemi temsilcileri, şiir dışındaki türlerde verdikleri eserler ve bu eserlerin belirleyici özellikleri.
Soru 8370Soru

Türkiye'de tarım yöntemleri ve yetiştirilen ürünlerin dağılışı; iklim özellikleri, su kaynakları ve yer şekilleri gibi doğal faktörler ile sulama projeleri gibi beşeri faktörlerin etkileşimiyle belirlenir.

Aşağıdaki haritada farklı coğrafi özelliklere sahip beş alan numaraland��rılarak gösterilmiştir.

Buna göre, haritada numaralandırılan alanlarda uygulanan tarım yöntemleri ve ürün dağılışıyla ilgili aşağıdaki ifadelerden hangisi doğrudur?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: III numaralı alanda sulama projelerinin (GAP) hayata geçirilmesi sayesinde nadas alanları belirgin ölçüde daralmış ve sulamaya bağlı olarak entansif tarım faaliyetleri gelişmiştir.

Cevap

III numaralı alanda sulama projelerinin (GAP) hayata geçirilmesi sayesinde nadas alanlarının daralması ve sulamaya bağlı olarak entansif tarım faaliyetlerinin gelişmesi ifadesi doğrudur.
Güneydoğu Anadolu Bölgesi'nde (III numaralı alan) GAP ile birlikte sulama kanalları yaygınlaşmış, bu da nadas ihtiyacını büyük oranda ortadan kaldırarak verimi ve ürün çeşitliliğini artıran entansif (modern) tarım yöntemlerine geçişi sağlamıştır.

Adım Adım Çözüm

1
Haritada gösterilen alanların coğrafi özelliklerini ve tarımsal potansiyellerini belirleme.
I numaralı alan Doğu Karadeniz (nemli/engebeli), II numaralı alan İç Anadolu (kurak/düzlük), III numaralı alan Güneydoğu Anadolu (GAP bölgesi), IV numaralı alan Ege kıyıları (kış ılıklığı), V numaralı alan Kuzeydoğu Anadolu (yüksek/soğuk) olarak tespit edilir.
Bölgesel koşulların tarım üzerindeki etkisini doğru analiz etmek.
2
Tarım yöntemlerini (entansif, ekstansif, nadas) ve sulama projelerinin etkilerini değerlendirme.
Sulama projeleri (GAP gibi) kurak bölgelerde nadası azaltır ve modern (entansif) tarıma geçişi hızlandırır. III numaralı alandaki durum bu tanıma tam olarak uymaktadır.
Doğru seçeneği belirlemek için tarım yöntemleri ve beşeri projelerin etkileşimini kurmak.

Anahtar Kavram

Türkiye'de tarım yöntemleri, nadas alanları ve sulama projelerinin tarımsal faaliyetlere etkisi.
Soru 8371Soru

"Bizler, sokaktaki insanın günlük dertlerini ya da memleketin siyasi mukadderatını anlatmakla mükellef hissetmiyoruz kendimizi. Bizim için kelimelerin musikisi, hayallerimizin sınırları ve doğanın ruhumuzda uyandırdığı melankoli her şeyden önce gelir. Bizden öncekiler gibi tiyatro sahnelerinde halkı eğitmeye çalışmak veya gazete sütunlarında dilde sadeleşme nutukları atmak bizim sanat anlayışımıza tamamen uzaktır."

Bu sözleri söyleyen bir yazarın içinde bulunduğu edebî dönem ve bu dönemin genel özellikleri ile ilgili aşağıdakilerden hangisi yanlıştır?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Edebî dilin sadeleşmesi yönündeki Tanzimat dönemi çalışmalarının sürdürülerek halkın anlayabileceği bir dille geniş kitlelere ulaşılmaya çalışılması.

Cevap

Edebî dilin sadeleşmesi yönündeki Tanzimat dönemi çalışmalarının sürdürülerek halkın anlayabileceği bir dille geniş kitlelere ulaşılmaya çalışılması.
Yazarın konuşmasında belirttiği bireysel melankoli, kelimelerin musikisi, sanatı toplumu eğitme aracı olarak görmeme gibi özellikler Servet-i Fünun edebiyatının temel ilkeleridir. Bu dönem sanatçıları dilde sadeleşme çalışmalarına tamamen karşı çıkmış, aksine Arapça ve Farsçadan yeni, duyulmamış kelime ve tamlamaları edebiyata sokarak oldukça ağır ve süslü bir dil kullanmışlardır. Bu nedenle, edebî dilin sadeleşmesi yönündeki Tanzimat dönemi çalışmalarının sürdürülerek halkın anlayabileceği bir dille geniş kitlelere ulaşılmaya çalışıldığını belirten ifade bu toplulukla bağdaşmaz.

Adım Adım Çözüm

1
Parçadaki edebî anlayışın hangi döneme ait olduğunu tespit etmek.
Yazarın bireysel duygulara, melankoliye, kelime musikisine yönelmesi ve halkı eğitmeyi amaçlayan gazete/tiyatro faaliyetlerinden uzak durması, onun Servet-i Fünun (Edebiyat-ı Cedide) dönemine mensup olduğunu gösterir.
Sorunun doğru çözülebilmesi için metindeki ipuçlarından hareketle edebî topluluğun belirlenmesi gerekir.
2
Seçeneklerde verilen özelliklerin Servet-i Fünun dönemiyle uyumunu denetlemek.
Dönemin şiirinde parnasizm ve sembolizm etkili olmuş, Batılı tarzda romanlar yazılmış ve aydın zümreye hitap eden bir dil kullanılmıştır. Ancak dilde sadeleşmeyi sürdürüp halka ulaşmaya çalışmak bu dönemin değil, Tanzimat I. Dönem veya Millî Edebiyat döneminin bir özelliğidir.
Seçeneklerdeki ifadelerin dönem özellikleriyle karşılaştırılması doğru seçeneğe ulaşmayı sağlar.

Anahtar Kavram

Servet-i Fünun Edebiyatı'nın dil, sanat anlayışı ve genel özellikleri
Tahmini Süre:2m 0s
Soru 8372Soru

Abbasiler Dönemi ve Türklerin İslamiyet’i kabulü sürecinde yaşanan aşağıdaki gelişmeleri kronolojik olarak geçmişten günümüze doğru sıralayınız.

Öğeleri doğru sıraya koymak için sürükleyin

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap

Verilen gelişmeler kronolojik olarak sırasıyla Emevilerin yıkılarak Abbasi Devleti’nin kurulması, Karluk Türklerinin desteğiyle Çinlilere karşı Talas Savaşı’nın kazanılması ve Halife Mutasım döneminde Türk askerlerinin askeri özelliklerini korumak için Samarra şehrinin kurulması şeklinde sıralanmalıdır.
Verilen gelişmelerin tarihsel sıralaması sırasıyla Abbasi Devleti’nin kuruluşu (750750), Talas Savaşı (751751) ve Samarra ordugah kentinin kurulması (836836) şeklindedir.

Adım Adım Çözüm

1
Abbasi Devleti’nin kuruluş tarihini belirleme
750750 yılındaki Abbasi kuruluşu tespit edilir.
Emevi iktidarının sona erip Abbasilerin kurulması kronolojinin ilk halkasıdır.
2
Talas Savaşı’nın tarihini belirleme
751751 yılındaki Talas Savaşı tespit edilir.
Abbasilerin kuruluşundan hemen sonra Çin tehdidine karşı Karluklarla ittifak yapılmıştır.
3
Samarra şehrinin kuruluş tarihini belirleme
836836 yılında Samarra ordugah şehrinin kurulması tespit edilir.
Talas Savaşı sonrası Türklerin Abbasi askeri kadrolarında güçlenmesinin bir sonucu olarak en son bu ordugah şehir inşa edilmiştir.

Anahtar Kavram

Abbasiler döneminde Türk-Arap ilişkilerinin gelişimi ve askeri amaçlı ordugah şehirlerinin kurulması kronolojisi
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 8373Soru

Fecr-i Âti şairlerinin estetik yönelimleri ile topluluğun kuruluş ilkelerine dair aşağıda verilen temel belirleyicileri, edebiyat tarihindeki karşılıklarıyla eşleştiriniz.

Soldaki öğeye tıklayın, sonra eşleşen sağdaki öğeye tıklayın

Öğeler

Şiirde musikiyle örülü bir kapalılık hedeflenmesi
Kamuoyuna beyanname ile seslenilmesi
Servet-i Fünuncuların 'eski' olarak nitelenmesi
Sanatın şahsi ve muhterem görülmesi

Eşleşmeler

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap

Şiirde musikiyle örülü bir kapalılık hedeflenmesi sembolist duyarlılıkla; Kamuoyuna beyanname ile seslenilmesi ilk yazılı deklarasyonla; Servet-i Fünuncuların 'eski' görülmesi yeni neslin öncekilerden ayrışma çabasıyla; Sanatın şahsi ve muhterem görülmesi ise sanatın bireyselliğini ve kutsallığını savunan ilkeyle eşleşir.
Doğru eşleştirmede; şiirde kapalılık ve musiki sembolizmle, beyanname yayımlama edebiyatımızdaki ilk manifesto niteliğiyle, Servet-i Fünun eleştirisi önceki nesille girilen estetik çatışmayla, şahsi ve muhterem ilkesi ise estetik özerklikle doğrudan ilişkilendirilmiştir.

Adım Adım Çözüm

1
Şiirde musikiyle örülü bir kapalılık hedeflenmesi kavramının incelenmesi.
Bu özellik sembolizm akımının en belirgin niteliğidir. Şiirin anlam için değil, duyulmak ve hissedilmek için yazılması (telkin gücü) hedeflenir. Dolayısıyla sembolist duyarlılığı açıklayan ifadeyle eşleşir.
Fecr-i Âti şiir anlayışının (özellikle Ahmet Haşim) temelini sembolist musiki oluşturur.
2
Kamuoyuna beyanname ile seslenilmesi durumunun değerlendirilmesi.
Fecr-i Âti, Türk edebiyatı tarihinde bir manifesto (beyanname) yayımlayarak ortaya çıkan ilk topluluk olma tarihî özelliğine sahiptir.
Topluluğun oluşumunu ve edebiyat tarihindeki yerini belirleyen en önemli kurumsal adımdır.
3
Servet-i Fünuncuların 'eski' olarak nitelenmesinin çözümlenmesi.
Topluluk üyeleri, Servet-i Fünuncuların artık misyonunu tamamladığını ve edebiyatı gerilettiğini savunarak kendilerini onlardan üstün ve yeni görmüşlerdir.
Topluluğun çıkış noktasındaki Servet-i Fünun karşıtlığının temel motivasyonunu açıklar.
4
Sanatın şahsi ve muhterem görülmesi düsturunun anlamlandırılması.
Bu düstur, sanatın kişisel olduğunu ve saygı duyulması gerektiğini savunarak toplumsal fayda amacını tamamen dışlar, estetik özerkliği savunur.
Topluluğun temel estetik manifestosudur.

Anahtar Kavram

Fecr-i Âti Edebiyatı'nın oluşum şartları, beyannamesi ve sembolist şiir estetiği
Tahmini Süre:2m 0s
Soru 8374Soru

İlk Çağ'da Mezopotamya ve Ön Asya çevresinde siyasi gücün yapısında ve yönetim organizasyonlarında önemli değişimler ya��anmıştır.

Aşağıda verilen siyasi ve idari gelişmelerin kronolojik olarak geçmişten günümüze doğru sıralaması nasıl olmalıdır?

Öğeleri doğru sıraya koymak için sürükleyin

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap

Sümerlerde şehir devletlerinin kurulması, Akadların ilk imparatorluğu kurması, Babil'de Hammurabi'nin mutlak krallığı ilan etmesi ve Perslerin satraplık sistemini uygulaması sırasıyla kronolojik olarak dizilmelidir.
Siyasi güç merkezlerinin gelişiminde ilk aşama Sümerlerin şehir devletleri kurmasıdır. Ardından Akadlar bu devletleri birleştirerek ilk imparatorluğu kurmuştur. Sonrasında Babil Kralı Hammurabi gücün meşruiyetini kanunlara dayandırmış ve en son aşamada ise Persler devasa sınırları yönetmek için satraplık sistemini uygulamıştır.

Adım Adım Çözüm

1
Sümer uygarlığının siyasi yapısını belirlemek
Sümer şehir devletleri (site) ve rahip-kral (ensi/lugal) yönetimi MÖ 3000 civarında Mezopotamya'daki ilk belirgin siyasi güç merkezleridir.
Tarihsel sıralamanın en başındaki unsuru saptamak.
2
Akad İmparatorluğu'nun kuruluş zamanını belirlemek
Akadlar MÖ 2350 civarında Sümer şehir devletlerini ele geçirerek tarihin ilk merkezi imparatorluğunu kurmuşlardır.
Sümerlerden sonraki aşamayı belirlemek.
3
Babil Kralı Hammurabi döneminin siyasi özelliklerini incelemek
Babil hanedanının en güçlü kralı Hammurabi MÖ 1792-1750 yılları arasında hüküm sürmüş ve gücü orduya ve kanunlara dayandıran mutlak monarşiyi kurmuştur.
Akad imparatorluğunun yıkılışının ardından gelen Babil egemenliğini sıralamaya eklemek.
4
Pers satraplık sisteminin ortaya çıkışını saptamak
Perslerin imparatorluk topraklarını satraplıklara ayırıp posta teşkilatı kurması MÖ 522-486 yılları arasında I. Darius döneminde gerçekleşmiştir.
Sıralamadaki en son kronolojik gelişmeyi tespit etmek.

Anahtar Kavram

İlk Çağ'da Mezopotamya ve Ön Asya uygarlıklarında şehir devletlerinden imparatorluklara geçiş ve idari teşkilatlanma süreçleri.
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 8375Soru

Türkiye'de turizm potansiyeli oluşturan kültürel ve tarihi varlıklar ile bunların coğrafi özelliklerinin doğru bilinmesi turizm coğrafyasının temel konularındandır. Aşağıdaki sol sütunda verilen UNESCO Dünya Miras Listesi'ndeki turizm varlıklarını, sağ sütunda verilen kendilerine özgü coğrafi ve kültürel özellikleriyle eşleştiriniz.

Soldaki öğeye tıklayın, sonra eşleşen sağdaki öğeye tıklayın

Öğeler

Nemrut Dağı Millî Parkı (Adıyaman)
Çatalhöyük Neolitik Kenti (Konya)
Safranbolu Şehri (Karabük)
Divriği Ulu Camii ve Darüşşifası (Sivas)

Eşleşmeler

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap

Nemrut Dağı Millî Parkı - Kommagene Krallığı devasa heykelleri; Çatalhöyük Neolitik Kenti - ilk yerleşik hayat ve tarım toplumuna ış��k tutan neolitik alan; Safranbolu Şehri - Osmanlı mimarisini yansıtan geleneksel ahşap evler; Divriği Ulu Camii ve Darüşşifası - Anadolu Selçuklu taş bezemeleri ve tıp merkezi.
Doğru eşleştirmede, Adıyaman'daki Nemrut Dağı Kommagene Krallığı heykelleriyle; Konya'daki Çatalhöyük insanlığın ilk neolitik yerleşimlerinden biri olmasıyla; Karabük'teki Safranbolu geleneksel Osmanlı sivil mimarisini yansıtan ahşap evleriyle; Sivas'taki Divriği Ulu Camii ise Selçuklu taş işçiliği ve darüşşifasıyla eşleşmektedir.

Adım Adım Çözüm

1
Nemrut Dağı Millî Parkı'nın ayırt edici özelliklerini belirlemek.
Bu varlık Adıyaman'da bulunur, Kommagene Krallığı heykelleriyle ve dağlık yapısıyla bilinir; bu nedenle üçüncü özellikle eşleşir.
Hellenistik kültür ile yerel kültürlerin sentezi olan Nemrut Dağı kalıntılarını diğer arkeolojik sitlerden ayırt etmek gerekir.
2
Çatalhöyük Neolitik Kenti'nin tarihsel ve coğrafi dönemini saptamak.
Konya'da bulunan Çatalhöyük, ilk yerleşik hayata geçilen neolitik dönem kültürünü yansıtır; bu nedenle dördüncü özellikle eşleşir.
Neolitik dönem ile Demir Çağı veya Helenistik dönem yerleşmelerini birbirinden ayırmak doğru eşleştirme için esastır.
3
Safranbolu Şehri'nin mimari ve kültürel karakteristiğini tespit etmek.
Karabük'teki Safranbolu, Osmanlı sivil mimarisinin simgesi olan ahşap konaklara sahiptir; bu nedenle birinci özellikle eşleşir.
Geleneksel Türk kent dokusunun korunmuş örneklerini tanımak turizm coğrafyasında önemlidir.
4
Divriği Ulu Camii ve Darüşşifası'nın dönemini ve mimari yapısını analiz etmek.
Sivas'taki bu yapı Selçuklu taş işçiliğinin şaheseridir ve darüşşifa (tıp merkezi) içerir; bu nedenle ikinci özellikle eşleşir.
Yapının Selçuklu mimari karakteri ile tıp merkezi işlevini eşleştirmek doğru sonuca ulaşmayı sağlar.

Anahtar Kavram

Türkiye'nin UNESCO Dünya Miras Listesi'ndeki kültürel varlıklarının coğrafi dağılışı, tarihi dönemleri ve turizm potansiyelleri.
Tahmini Süre:2m 0s
Soru 8376Soru

Ülkelerin uyguladıkları nüfus politikaları; kalkınma düzeyleri, nüfus artış hızları ve mevcut demografik yapılarıyla doğrudan ilişkilidir. Gelişmiş ülkeler genellikle doğum oranlarının düşük olması ve nüfusun yaşlanması nedeniyle nüfus artış hızını artırmayı hedeflerken, az gelişmiş ülkeler kaynak yetersizliği ve hızlı büyüme nedeniyle nüfus artış hızını azaltmayı hedefler. Gelişmekte olan bazı ülkeler ise nüfusun niceliğini korurken niteliğini (eğitim, sağlık vb.) iyileştirmeye yönelik politikalar benimser.

Aşağıdaki haritada beş farklı ülke renklendirilerek Roma rakamlarıyla numaralandırılmıştır.

Buna göre, haritada numaralandırılarak gösterilen ülkelerden hangisinin günümüzde uyguladığı nüfus politikası veya bu politikanın amacı aşağıda yanlış eşleştirilmiştir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: III numaralı ülke: Nüfus artış hızını artırmaya yönelik politika - Genç ve dinamik nüfus gücünü koruyarak sanayi üretiminde dünya liderliğini sürdürmek

Cevap

III numaralı ülke olan Hindistan'ın nüfus artış hızını artırmaya yönelik politika uyguladığı bilgisi yanlıştır; Hindistan nüfus artış hızını azaltmayı ve nüfusu kontrol altına almayı hedefleyen bir politika izlemektedir.
III numaralı ülke Hindistan'dır. Hindistan, dünyada nüfusu en fazla olan ülkelerden biridir ve nüfus artış hızının çok yüksek olması nedeniyle kalkınma hedeflerine ulaşmakta zorluk yaşamaktadır. Bu doğrultuda ülke, nüfus artış hızını artırmayı değil, azaltmayı ve kontrol altına almayı hedefleyen nüfus politikaları uygulamaktadır. Dolayısıyla bu eşleştirme yanlıştır.

Adım Adım Çözüm

1
Haritada numaralandırılmış ülkelerin coğrafi konumlarını ve isimlerini belirlemek.
I numaralı ülke Fransa, II numaralı ülke Nijerya, III numaralı ülke Hindistan, IV numaralı ülke Japonya ve V numaralı ülke Meksika'dır.
Soruyu doğru analiz edebilmek için öncelikle haritada işaretli ülkelerin hangileri olduğunu doğru tespit etmek gerekir.
2
Her bir ülkenin gelişmişlik düzeyini ve günümüzdeki demografik yapısını değerlendirmek.
Fransa ve Japonya yaşlı nüfus oranı yüksek gelişmiş ülkelerdir; Nijerya yüksek doğum oranına sahip az gelişmiş bir ülkedir; Hindistan çok büyük bir nüfusa ve yüksek artış hızına sahip gelişmekte olan bir ülkedir; Meksika ise nüfus niteliğini iyileştirmeye odaklanan gelişmekte olan bir ülkedir.
Ülkelerin demografik yapıları, uyguladıkları nüfus politikalarının temel belirleyicisidir.
3
Ülkelerin uyguladığı nüfus politikalarını ve amaçlarını seçeneklerle karşılaştırarak yanlış olanı bulmak.
Hindistan (III) nüfus artış hızını artırmayı değil, azaltmayı/kontrol altında tutmayı amaçlayan politikalar uygulamaktadır. Bu nedenle bu eşleştirme yanlıştır.
Hindistan'ın çok büyük bir nüfus baskısı altında olması nedeniyle nüfus artış hızını artırıcı bir politika izlemesi mantık dışıdır.

Anahtar Kavram

Ülkelerin gelişmişlik düzeyleri ile uyguladıkları nüfus politikaları ve bu politikaların amaçları arasındaki ilişki.
Tahmini Süre:2m 0s
Soru 8377Soru

Divan edebiyatında dörtlük ve bentlerle kurulan nazım şekillerinin yapısal özellikleri, kökenleri ve biçimsel nitelikleri birbirinden farklılık göstermektedir.

Buna göre, sol sütunda verilen nazım şekillerini sağ sütundaki tanımlarla doğru biçimde eşleştiriniz.

Soldaki öğeye tıklayın, sonra eşleşen sağdaki öğeye tıklayın

Öğeler

Murabba
Şarkı
Tuyuğ
Rubai

Eşleşmeler

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap

Sol sütundaki Murabba, Şarkı, Tuyuğ ve Rubai kavramları sırasıyla; Tanzimat Dönemi'ndeki toplumsal kullanımı içeren tanım, meyan ve nakarat bileşenlerini içeren tanım, aruzun tek kalıbıyla yazılan milli form tanımı ve 24 özel aruz kalıbını barındıran İran kökenli tek dörtlük tanımı ile eşleşmelidir.
Sol sütundaki nazım şekilleri ile sağ sütundaki tanımlar doğru şekilde eşleştirildiğinde; murabba Tanzimat Dönemi'ndeki kullanımıyla, şarkı meyan ve nakarat kavramlarıyla, tuyuğ aruzun tek kalıbıyla yazılması ve Türklerin kazandırmasıyla, rubai ise kendine has 24 aruz kalıbıyla yazılmasıyla doğru eşleşir.

Adım Adım Çözüm

1
Tuyuğ nazım şeklinin belirleyici özelliklerini tespit etme.
Tuyuğ nazım şeklinin Türk şairler tarafından edebiyata kazandırıldığı ve aruzun sadece tek bir kalıbıyla yazıldığı bilgisiyle sağ sütundaki birinci tanım eşleşir.
Tuyuğ, Türklerin halk edebiyatındaki mâni etkisinde Divan edebiyatına kazandırdığı milli bir şekildir ve aruzun yalnızca fâilâtün fâilâtün fâilün kalıbıyla yazılması onu ayırt eder.
2
Şarkı nazım şeklinin yapısal bileşenlerini analiz etme.
Bentlerinin üçüncü dizesinin meyan, dördüncü dizesinin nakarat olarak adlandırılması ve bestelenmek amacıyla yazılması şarkı nazım şeklinin tanımıyla eşleşir.
Şarkı, bestelenmek üzere yazılan çok bentli bir nazım şeklidir ve meyan ile nakarat bölümleri bu şeklin temel ayırt edici yapısal özellikleridir.
3
Rubai nazım şeklinin köken ve aruz yapısını inceleme.
İran edebiyatı menşeli olması, kendine özgü 24 aruz kalıbı ve yoğun felsefi/rindane temalar barındırması rubai nazım şeklinin tanımıyla eşleşir.
Rubai, tuyuğ ile benzer uyak düzenine sahip olsa da 24 farklı özel aruz kalıbıyla yazılması ve İran kökenli olması bakımından ayrışır.
4
Murabba nazım şeklinin bent yapısını ve tarihsel değişimini değerlendirme.
Dörder dizelik bentlerden oluşması ve Tanzimat Dönemi'nde Namık Kemal gibi şairlerce yeni sosyal temalarla kullanılması murabba nazım şeklinin tanımıyla eşleşir.
Murabba, kelime anlamı olarak 'dörtlü' demektir ve şarkıdan meyan/nakarat bulundurmaması ile ayrılır. Tanzimat şairlerinin sosyal temalı eserlerinde bu şekli kullandığı bilinmektedir.

Anahtar Kavram

Divan Edebiyatı Nazım Şekilleri - Dörtlük ve Bentlerle Kurulanlar
Tahmini Süre:2m 0s
Soru 8378Soru

İlk Çağ’da Mısır medeniyetinde firavunlar "tanrı-kral" olarak kabul edilmiş, ülkedeki tüm topraklar firavunun mülkü sayılmış ve merkeziyetçi bir yönetim yapısı kurulmuştur. Buna karşın Mezopotamya medeniyetlerinde krallar, tanrının yeryüzündeki temsilcisi veya rahip-kral olarak görülmüş, mülkiyet hakkı halka da tanınmış ve uzun süre siyasi birlik sağlanamayarak şehir devletleri (site) şeklinde örgütlenilmiştir.

Mısır ve Mezopotamya medeniyetleri arasındaki bu yönetsel ve sosyo-ekonomik farklılıkların ortaya çıkmasında;

I. Coğrafi yapının dış istilalara karşı korunaklılık derecesi,
II. Egemenliğin meşruiyet kaynağının dinsel temellere dayandırılması,
III. Nehir taşkınlarının kontrol edilmesi ve sulama kanallarının organizasyon biçimi

durumlarından hangilerinin etkili olduğu savunulabilir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: I ve III

Cevap

Mısır ve Mezopotamya medeniyetleri arasındaki yönetimsel ve sosyo-ekonomik farklılıkların ortaya çıkmasında coğrafi yapının dış istilalara karşı korunaklılık derecesi (I) ile nehir taşkınlarının kontrol edilmesi ve sulama kanallarının organizasyon biçimi (III) etkilidir.
Mısır ve Mezopotamya arasındaki yönetimsel ve mülkiyet yapısı farklılıklarının temel nedenleri coğrafi izolasyon ve tarımsal su yönetimidir. Mısır'ın çöllerle kaplı yapısı dış istilaları zorlaştırarak tek bir merkezi otoriteyi korumuş, Nil'in düzenli taşkınlarının yönetimi ise merkezi bir planlamayı ve tüm toprakların devlete ait olmasını gerektirmiştir. Mezopotamya'nın açık coğrafyası istilalara zemin hazırlayarak siyasi birliği engellemiş, düzensiz nehir taşkınları ise yerel sulama örgütlenmelerini ve özel mülkiyeti güçlendirmiştir. İki bölgede de egemenliğin meşruiyeti dinsel temellere dayandığı için bu durum farklılığın nedeni olamaz.

Adım Adım Çözüm

1
Coğrafi yapının dış istilalara karşı korunaklılık derecesini analiz etme
Mısır'ın etrafının doğal engellerle (çöller ve denizler) çevrili olması onu istilalardan korumuş ve kesintisiz, güçlü bir merkeziyetçi yapının kurulmasını sağlamıştır. Mezopotamya ise açık ovalardan oluştuğu için sık sık istila edilmiş, bu durum merkezi otoritenin kurulmasını zorlaştırarak şehir devletlerinin uzun süre varlığını sürdürmesine neden olmuştur. Dolayısıyla birinci öncül etkilidir.
Coğrafi sınırlar ve dış tehdit unsurları, siyasi gücün merkezileşme veya yerelleşme eğilimini doğrudan etkiler.
2
Egemenlik meşruiyetinin dinsel temellerini karşılaştırma
Hem Mısır'da (firavunların tanrı-kral olması) hem de Mezopotamya'da (kralların rahip-kral veya tanrının yeryüzündeki vekili olması) iktidarın meşruiyeti dinsel temellere dayandırılmıştır. Bu durum iki medeniyet için de ortak bir yönetim aracı olduğundan, aralarındaki yapısal ve yönetimsel farklılıkların temel nedeni olamaz. Dolayısıyla ikinci öncül elenir.
İki toplum arasındaki yapısal farklılıkları açıklamak için ortak özellikler değil, ayrışan faktörler aranmalıdır.
3
Nehirlerin rejimleri ve tarımsal organizasyon biçimini değerlendirme
Nil Nehri'nin düzenli taşması, ekim zamanlarının planlanması ve kanalların yapımı için tüm ülkede büyük ve merkezi bir organizasyonu zorunlu kılmış, bu da toprakların tamamının krala ait olduğu merkeziyetçi bir mülkiyet rejimini doğurmuştur. Fırat ve Dicle nehirlerinin düzensiz taşkınları ise yerel bentler ve kanallarla kontrol edilmeye çalışılmış, bu da Mezopotamya'da yerel otoritelerin (şehir devletlerinin) ve özel mülkiyetin gelişimine zemin hazırlamıştır. Dolayısıyla üçüncü öncül etkilidir.
Su kaynaklarının yönetimi ve tarımsal organizasyonun büyüklüğü, devlet yapısının ve ekonomik mülkiyetin karakterini şekillendirir.

Anahtar Kavram

İlk Çağ medeniyet havzalarındaki siyasi güç merkezlerinin ve sosyo-ekonomik yapıların coğrafi çevre ve tarımsal organizasyon gereksinimlerine göre şekillenmesi
Soru 8379Soru

Türkiye'de uygulanan tarım yöntemleri ile bu yöntemlerin coğrafi özellikleri ve sınırlandırıcı faktörlerini içeren açıklamaları doğru şekilde eşleştiriniz.

Soldaki öğeye tıklayın, sonra eşleşen sağdaki öğeye tıklayın

Öğeler

Nadas Yöntemi
Entansif (Modern) Tarım
Ekstansif (Geleneksel) Tarım
Seracılık (Örtü Altı Tarım)

Eşleşmeler

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap

Eşleştirme şu şekildedir: Nadas Yöntemi - İç ve Güneydoğu Anadolu'da uygulanan nadas açıklaması; Entansif Tarım - birim alandan yüksek verim alan modern yöntem açıklaması; Ekstansif Tarım - doğal koşullara bağımlı geleneksel yöntem açıklaması; Seracılık - kış ılıklığı gerektiren örtü altı tarım açıklaması.
Nadas yöntemi kuraklıkla ve sulama yetersizliğiyle ilgilidir (GAP/KOP ile azalır). Entansif tarım modern yöntemlerle yüksek verim almayı amaçlar. Ekstansif tarım doğal koşullara bağımlı geleneksel tarımdır. Seracılık ise kış ılıklığı olan kıyı bölgelerinde örtü altında yapılan tarımdır. Bu eşleştirmeler coğrafi prensiplerle tam olarak örtüşmektedir.

Adım Adım Çözüm

1
Nadas yönteminin temel sebebini ve Türkiye'deki dağılış alanlarını belirleme.
Nadasın kuraklıkla ilgili olduğu tespit edilerek İç ve Güneydoğu Anadolu'daki sulama yetersizliği açıklamasıyla eşleştirilir.
Nadasın iklimsel ve hidrolojik nedenlerini anlamak doğru eşleştirmeyi sağlar.
2
Entansif ve ekstansif tarım yöntemlerinin girdilerini ve verim özelliklerini karşılaştırma.
Entansif tarım modern ve yüksek verimli olan açıklama ile; ekstansif tarım ise iklime bağımlı ve geleneksel olan açıklama ile eşleştirilir.
İki yöntemin zıt özelliklerini ayırt etmek çeldiricilerden kaçınmayı sağlar.
3
Seracılık faaliyetinin Türkiye'deki coğrafi koşullarını analiz etme.
Seracılık kış sıcaklığı ve güneşlenme gereksinimi nedeniyle Akdeniz kıyı kuşağı açıklamasıyla eşleştirilir.
Tarım faaliyetlerinin fiziki coğrafya koşullarıyla ilişkisini kurmak eşleştirmeyi tamamlar.

Anahtar Kavram

Türkiye'de uygulanan tarım yöntemlerinin coğrafi koşulları ve verim özellikleri.
Tahmini Süre:2m 0s
Soru 8380Soru

Fecr-i Âti Encümeni'nin yayımladığı beyannameyle Türk edebiyatında ilk kez tüzel bir kimlik kazanan topluluk, şiirde sembolizmin ve empresyonizmin izlerini sürerken nesir sahasında da kayda değer eserler ortaya koymuştur. Dönemin edebiyat dergilerindeki tartışmalarda ve yayımlanan eserlerde bu arayış a��ıkça görülür. Örneğin, topluluk içinde tiyatro kuramcısı ve oyun yazarı olarak öne çıkan ----, Türk tiyatrosunda büyük tartışmalar yaratan *Çıkmaz Sokak* adlı oyunuyla bireysel ilişkileri mercek altına almıştır. Realist ve natüralist çizgideki hikâye ve romanlarıyla tanınan ----, *Siyah Gözler* romanında tutkulu bir aşkın yol açtığı yıkımı işlemiştir. Topluluğun şair kimliğiyle de tanınan ismi ---- ise özellikle kadın psikolojisini ele aldığı ve Ruhsan Nevvare ile ortaklaşa kaleme aldığı *Hicranlar* piyesiyle tiyatro alanındaki üretkenliğini göstermiştir.

Bu parçada boş b��rakılan yerlere sırasıyla aşağıdakilerden hangisinde verilen sanatçılar getirilmelidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Şehabettin Süleyman - Cemil Süleyman - Tahsin Nahit

Cevap

Şehabettin Süleyman - Cemil Süleyman - Tahsin Nahit
Parçada özellikleri ve eserleri verilen sanatçılar sırasıyla Fecr-i Âti topluluğunun tiyatro yazarı Şehabettin Süleyman (Çıkmaz Sokak), romancısı Cemil Süleyman (Siyah Gözler) ve şair-tiyatro yazarı Tahsin Nahit'tir (Hicranlar). Bu sebeple doğru sıralama 'Şehabettin Süleyman - Cemil Süleyman - Tahsin Nahit' şeklinde olmalıdır.

Adım Adım Çözüm

1
Parçada sözü edilen ilk eserin yazarını tespit etme.
Çıkmaz Sokak adlı tiyatro oyununun Fecr-i Âti topluluğu kurucularından ve tiyatro kuramcısı Şehabettin Süleyman'a ait olduğu belirlenir.
Parçadaki ilk boşluğa Şehabettin Süleyman getirilmelidir.
2
Parçada sözü edilen ikinci eserin yazarını tespit etme.
Siyah Gözler adlı realist/psikolojik romanın Fecr-i Âti nesir yazarı Cemil Süleyman'a ait olduğu belirlenir.
Parçadaki ikinci boşluğa Cemil Süleyman getirilmelidir.
3
Parçada sözü edilen üçüncü eserin yazarını tespit etme.
Kadın psikolojisini işleyen Hicranlar adlı tiyatro oyununun Fecr-i Âti şairi ve oyun yazarı Tahsin Nahit'e ait olduğu belirlenir.
Parçadaki üçüncü boşluğa Tahsin Nahit getirilmelidir.

Anahtar Kavram

Fecr-i Âti Temsilcileri ve Eserleri
ÖncekiSayfa 419 / 437Sonraki
Tüm alıştırma soruları — YKS AYT (Alan Yeterlilik Testi) | Examkin