Osmanlı Devleti Modernleşme ve Denge Dönemi

92 soru

Soru 1Soru

Kanun-i Esasi'nin 1876 yılındaki ilk hâli ile 1909 yılındaki anayasa değişiklikleri karşılaştırıldığında, Osmanlı siyasi yapısında yaşanan değişimlerle ilgili;

I. Yürütme organının yasama organı üzerindeki mutlak denetimi zayıflatılarak meclis üstünlüğü ilkesine yaklaşılmıştır.
II. Hükûmetin (Heyet-i Vükela) padişah yerine meclise karşı sorumlu hâle getirilmesiyle parlamenter sistemin temel esasları güçlendirilmiştir.
III. Padişahın meclisi feshetme yetkisinin tamamen ortadan kaldırılmasıyla egemenliğin kayıtsız şartsız millete geçmesi sağlanmıştır.

yargılarından hangileri doğrudur?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: I ve II

Cevap

1876 Kanun-i Esasi'nin ilk hâli ile 1909 değişiklikleri karşılaştırıldığında; padişahın yasama üzerindeki mutlak yetkilerinin kısıtlanması ve hükûmetin meclise karşı sorumlu olması doğru gelişmelerdir. Ancak padişahın fesih yetkisi tamamen kaldırılmamış, sınırlandırılmı��tır; ayrıca ulusal egemenliğin kayıtsız şartsız millete geçmesi cumhuriyet dönemi kavramı olup meşrutiyet dönemi için anakronik bir ifadedir. Bu nedenle doğru yargılar I ve II'dir.
Kanun-i Esasi'de 1909 yılında yapılan değişiklikler, yürütme gücünü elinde bulunduran padişahın yasama (meclis) üzerindeki mutlak yetkilerini sınırlandırmıştır. Sürgün yetkisinin kaldırılması, fesih yetkisinin zorlaştırılması meclisin konumunu güçlendirmiştir. Hükûmetin padişah yerine meclise karşı sorumlu tutulması ise parlamenter sistemin doğasına uygun bir şekilde yürütmenin yasama tarafından denetlenmesini sağlamıştır. Bu nedenle birinci ve ikinci öncülleri içeren yargılar doğrudur.

Adım Adım Çözüm

1
Kanun-i Esasi'nin 1876 yılındaki ilk metni ile 1909 yılındaki anayasa değişikliklerini padişahın yetkileri ve meclisin konumu açısından analiz edin.
1876'da padişahın sürgün yetkisi, meclisi feshetme hakkı ve kanun tekliflerinde mutlak izni bulunurken; 1909'da sürgün yetkisi kaldırılmış, fesih yetkisi sınırlandırılmış ve kanun teklif etme kolaylaştırılmıştır.
Birinci öncüldeki 'yürütmenin yasama üzerindeki denetiminin zayıflatılarak meclis üstünlüğüne yaklaşılması' ifadesinin doğruluğunu teyit etmek için bu analiz gereklidir.
2
Hükûmetin (Heyet-i Vükela) kime karşı sorumlu olduğunu her iki dönem için karşılaştırın.
1876'da hükûmet padişaha karşı sorumluyken, 1909 anayasa değişikliği ile hükûmetin meclise (yasama organına) karşı sorumlu olması esası getirilmiştir.
İkinci öncüldeki 'parlamenter sistemin temel esaslarının güçlenmesi' ifadesinin doğruluğunu saptamak için bu sorumluluk ilişkisinin belirlenmesi gerekir.
3
Meşrutiyet rejimi ile egemenliğin kime ait olduğunu ve anayasal sınırları değerlendirin.
Meşrutiyet rejiminde egemenliğin kaynağı padişahtır, rejim monarşiktir. Egemenliğin kayıtsız şartsız millete geçmesi cumhuriyet rejimiyle (1921 Teşkilat-ı Esasiye Kanunu) hayat bulmuştur. Ayrıca padişahın meclisi feshetme yetkisi tamamen kaldırılmamış, sadece zorlaştırılmıştır.
Üçüncü öncüldeki egemenlik kavramının ve padişahın fesih yetkisinin sınırlarının tarihsel doğruluğunu kontrol ederek anakronizme düşmeyi engellemek için bu değerlendirme yapılır.
4
Elde edilen analiz sonuçlarını birleştirerek doğru öncülleri belirleyin.
I ve II numaralı öncüllerin tarihsel gerçeklerle uyuştuğu, III numaralı öncülün ise anayasal monarşi gerçeğiyle çelişip anakronizm barındırdığı görülür.
Doğru seçeneğe ulaşmak için öncüllerin mantıksal ve tarihsel sağlamasını tamamlamak gerekir.

Anahtar Kavram

1876 Kanun-i Esasi ve 1909 Anayasa Değişikliklerinin Karşılaştırılması
Tahmini Süre:3m 0s
Soru 2Soru

Osmanlı Devleti’nde 1839’da ilan edilen Tanzimat Fermanı ile 1856’da ilan edilen Islahat Fermanı’nın içerik ve kapsam bakımından taşıdığı farklar, imparatorluğun iç ve dış dinamikleriyle yakından ilişkilidir.

Buna göre, Tanzimat ve Islahat fermanlarının hitap ettiği tebaa grupları ve hakların kapsamı değerlendirildiğinde aşağıdakilerden hangisi doğrudur?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Tanzimat Fermanı tüm Osmanlı tebaasına eşit haklar tanımayı hedeflerken, Islahat Fermanı öncelikle gayrimüslimlerin haklarını genişletmeye ve yasal güvence altına almaya odaklanmıştır.

Cevap

Tanzimat Fermanı tüm Osmanlı tebaasına eşit haklar tanımayı hedeflerken, Islahat Fermanı ��ncelikle gayrimüslimlerin haklarını genişletmeye ve yasal güvence altına almaya odaklanmıştır.
Tanzimat Fermanı tüm Osmanlı tebaasını (Müslüman ve gayrimüslim) kapsayarak kanun önünde eşitlik ilkesini getirmiştir. Islahat Fermanı ise Paris Antlaşması öncesinde Avrupalı devletlerin iç işlerine karışmasını önlemek amacıyla doğrudan gayrimüslim tebaanın haklarını genişletmeye ve yasal güvence altına almaya odaklanmıştır. Dolayısıyla, Tanzimat Fermanı'nın genel kapsamlılığına karşın Islahat Fermanı'nın gayrimüslim odaklı olması doğru bir değerlendirmedir.

Adım Adım Çözüm

1
Tanzimat Fermanı'nın tebaa kapsamını incelemek.
Tanzimat Fermanı'nın din farkı gözetmeksizin Müslüman ve gayrimüslim tüm tebaanın can, mal ve namus güvenliği ile kanun önünde eşitliğini esas aldığı görülür.
Fermanın getirdiği hakların hitap ettiği kitleyi belirlemek.
2
Islahat Fermanı'nın hedefini ve odağını analiz etmek.
Islahat Fermanı'nın ise Kırım Savaşı sonrasındaki diplomatik süreçte, Avrupalı devletlerin gayrimüslim haklarını bahane ederek iç işlerine karışmasını önlemek üzere doğrudan gayrimüslim tebaaya yeni haklar ve ayrıcalıklar vermeyi hedeflediği anlaşılır.
İki ferman arasındaki odak farkını netleştirmek.
3
Kapsamları karşılaştırarak doğru seçeneği belirlemek.
Tanzimat'ın genel ve eşitlikçi kapsamına karşılık, Islahat'ın gayrimüslimlerin haklarını genişletmeye odaklandığı yargısına varılır.
Sorunun doğru çözümüne ulaşmak.

Anahtar Kavram

Tanzimat ve Islahat Fermanlarının haklar ve tebaa kapsamı yönünden karşılaştırılması
Soru 3Soru

Aşağıda verilen Osmanlı Devleti'ni kurtarma çabaları çerçevesinde ortaya çıkan fikir akımlarını, bu akımların temel amaçlarıyla doğru bir şekilde eşleştiriniz.

Soldaki öğeye tıklayın, sonra eşleşen sağdaki öğeye tıklayın

Öğeler

Osmanlıcılık
İslamcılık
Türkçülük
Batıcılık

Eşleşmeler

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap

Osmanlıcılık ile din ve ırk ayrımı yapmaksızın herkesi eşit kabul eden amaç; İslamcılık ile tüm Müslümanları halifenin etrafında toplamayı savunan amaç; Türkçülük ile tüm Türk topluluklarını kültürel ve siyasi birlik altında toplamayı hedefleyen amaç; Batıcılık ile Batı'nın gelişmelerini örnek alarak modernleşmeyi hedefleyen amaç eşleşmektedir.
Verilen tanımlardan yola çıkıldığında; Osmanlıcılık, eşitlikçi vatandaşlık politikasıyla; İslamcılık, halifelik etrafında Müslüman birliğiyle; Türkçülük, Türk topluluklarının birliğiyle; Batıcılık ise Batı'nın gelişmelerini benimseyerek modernleşmeyle doğru şekilde eşleşir.

Adım Adım Çözüm

1
Osmanlıcılık tanımı belirlenmelidir.
Bu akım, din ve ırk farkı gözetmeksizin tüm tebaayı eşit kabul eden ortak vatandaşlık hedefine dayanır.
Osmanlıcılık, Fransız İhtilali'nin milliyetçilik etkisine karşı tüm toplulukları bir arada tutmayı amaçlar.
2
İslamcılık tanımı belirlenmelidir.
Tüm Müslümanların halife etrafında toplanması hedeflenir.
İslamcılık, Müslüman toplulukların bağlılığını artırarak imparatorluğu korumaya çalışır.
3
Türkçülük tanımı belirlenmelidir.
Türk topluluklarının kültürel ve siyasi birliğini kurma amacına yöneliktir.
Türkçülük, kaybedilen topraklardan sonra geriye kalan ana unsuru milli bilinçle birleştirmeyi esas alır.
4
Batıcılık tanımı belirlenmelidir.
Batı'nın bilim, teknik ve kurumlarının örnek alınmasını içerir.
Batıcılık, çağdaşlaşma yoluyla devletin geri kalmışlığını aşmayı hedefler.

Anahtar Kavram

Osmanlı Devleti'ni Kurtarma Çabaları ve Fikir Akımları
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 4Soru

Kırım Savaşı'nı sonlandıran Paris Antlaşması'nda yer alan 'Karadeniz tarafsız olacak; bütün devletlerin ticaret gemilerine açık, savaş gemilerine kapalı tutulacak; kıyılarında hiçbir tersane ve donanma bulundurulmayacakt��r.' kararı hem savaşı kaybeden Rusya hem de savaşı kazanan Osmanlı Devleti için geçerli kılınmıştır.

Bu karara göre, savaştan galip çıkmasına rağmen Osmanlı Devleti ile ilgili ulaşılabilecek en doğru yargı aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Savaşın kazanan tarafında yer almasına rağmen Karadeniz'deki egemenlik haklarının kısıtlandığı ve yenik bir devlet gibi muamele gördüğü

Cevap

Savaşın kazanan tarafında yer almasına rağmen Karadeniz'deki egemenlik haklarının kısıtlandığı ve yenik bir devlet gibi muamele gördüğü
Savaşın kazanan tarafında yer almasına rağmen Karadeniz'deki egemenlik haklarının kısıtlandığı ve yenik bir devlet gibi muamele gördüğü yargısı doğrudur. Paris Antlaşması'nda yer alan Karadeniz'in tarafsızlığı ve burada donanma ile tersane bulundurma yasağının hem Rusya hem de Osmanlı Devleti için ortak olarak uygulanması, Osmanlı Devleti'nin galip bir güç olmasına rağmen egemenlik sınırları içinde askeri haklarının kısıtlandığını ve yenik Rusya ile aynı statüye konulduğunu göstermektedir.

Adım Adım Çözüm

1
Paris Antlaşması'nın Karadeniz ile ilgili tarafsızlık maddesi incelenir.
Maddede hem Rusya hem de Osmanlı Devleti'nin Karadeniz kıyılarında tersane ve donanma bulundurmasının yasaklandığı görülür.
Antlaşmanın iki devlet üzerindeki kısıtlayıcı etkilerini karşılaştırmak için gereklidir.
2
Osmanlı Devleti'nin Kırım Savaşı'ndaki askeri ve siyasi durumu değerlendirilir.
Osmanlı Devleti, İngiltere ve Fransa ile müttefik olarak savaştan galip çıkmıştır.
Savaşın sonucu ile antlaşma hükümlerinin çelişip çelişmediğini saptamak için gereklidir.
3
Kazanan bir devlet olmasına rağmen egemenlik haklarının kısıtlanması yorumlanır.
Osmanlı Devleti'nin galip gelmesine rağmen yenilen Rusya ile aynı sınırlamalara tabi tutulmasının, kendi egemenlik haklarını zedelediği ve ona yenik devlet muamelesi yapıldığını gösterdiği anlaşılır.
Geopolitik ve hukuki sonucun doğru analiz edilmesi için gereklidir.

Anahtar Kavram

Paris Antlaşması'nda Karadeniz'in tarafsızlığı ilkesi ve bunun Osmanlı egemenliğine etkileri
Tahmini Süre:2m 0s
Soru 5Soru

1856 Paris Antlaşması'nın bazı hükümleri şunlardır:
- Osmanlı Devleti, Avrupa devletler topluluğunun bir üyesi sayılacak ve toprak bütünlüğü antlaşmayı imzalayan Avrupalı devletlerin garantisi altında olacaktır.
- Karadeniz tarafsız hale getirilecek; tüm devletlerin ticaret gemilerine açık, fakat savaş gemilerine kapalı tutulacak, kıyılarında hiçbir tersane kurulmayacaktır.
- Osmanlı padişahının tebaasının haklarını iyileştirmek amacıyla ilan ettiği ferman (Islahat Fermanı) antlaşmayı imzalayan devletlere bildirilecek, ancak bu bildirim hiçbir devlete Osmanlı Devleti'nin i�� işlerine karışma hakkı vermeyecektir.

Buna göre, Paris Antlaşması’nın hükümleri ve sonuçları birlikte değerlendirildiğinde, Osmanlı Devleti’nin durumu hakkında aşağıdakilerden hangisi söylenebilir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Avrupa devletler hukukundan yararlanma hakkı elde etmesine karşın, Karadeniz'in tarafsızlığı h��kmüyle kendi karasularındaki egemenlik hakları kısıtlanmış ve galip bir devletken mağlup muamelesi görmüştür.

Cevap

Avrupa devletler hukukundan yararlanma hakkı elde etmesine karşın, Karadeniz'in tarafsızlığı hükmüyle kendi karasularındaki egemenlik hakları kısıtlanmış ve galip bir devletken mağlup muamelesi görmüştür
Avrupa devletler hukukundan yararlanma hakkı elde etmesine karşın, Karadeniz'in tarafsızlığı hükmüyle kendi karasularındaki egemenlik hakları kısıtlanmış ve galip bir devletken mağlup muamelesi görmüştür ifadesi antlaşmanın en belirgin çelişkisini ve sonucunu açıklar. Osmanlı Devleti, İngiltere ve Fransa ile müttefik olarak Rusya'ya karşı savaşı kazanmış olmasına rağmen antlaşmaya eklenen Karadeniz maddesi ile kendi sularında donanma bulundurma hakkını kaybetmiştir. Bu durum, galip gelmiş bir devletin egemenliğinin sınırlandırılması anlamına gelmektedir.

Adım Adım Çözüm

1
Paris Antlaşması'nın Karadeniz ile ilgili maddesini incelemek.
Karadeniz'in tarafsız ilan edilmesi ve burada Osmanlı Devleti'nin savaş gemisi ve tersane bulundurmasının yasaklanması belirlenmiştir.
Osmanlı Devleti savaşı kazanan tarafta olmasına rağmen, bu hükümle kendi deniz sınırlarında egemenlik haklarının kısıtlandığını ve yenik bir devlet muamelesi gördüğünü saptamak gerekir.
2
Osmanlı Devleti'nin toprak bütünlüğünün garantörlük altına alınmasını yorumlamak.
Toprak bütünlüğünün Avrupalı devletlerin garantörlüğüne bırakılması, devletin kendi sınırlarını koruma gücünden yoksun olduğunu gösterir.
Bu durum, Osmanlıcılık fikir akımının veya devletin askeri gücünün başarılı olduğunu değil, aksine siyasi bir zafiyet içinde bulunulduğunu doğrulamaktadır.
3
Seçeneklerdeki kronolojik ve kavramsal hataları belirleyip doğru yargıya ulaşmak.
Avrupa hukukundan yararlanma hakkına rağmen Karadeniz hükmünün egemenliği kısıtladığı sonucuna ulaşılır.
Diğer seçeneklerde geçen Tanzimat Fermanı karıştırılması, Kanun-i Esasi kronolojik hatası ve Uşi Antlaşması'na ait özelliklerin elenmesiyle doğru seçeneğe kesin olarak ulaşılır.

Anahtar Kavram

Paris Antlaşması'nın Osmanlı Devleti'nin egemenlik hakları ve uluslararası hukuktaki statüsü üzerindeki çelişkili etkileri
Soru 6Soru

Osmanlı Devleti'nde 1876 Kanun-i Esasi'sinde yasama organının yasa teklifinde bulunabilmesi için padişahın ön iznini alması şart koşulmuşken, 1909 yılında yapılan anayasa değişiklikleriyle bu ön izin şartı kaldırılmış ve meclise doğrudan yasa teklif etme yetkisi tanınmıştır.

Bu anayasal düzenlemenin Osmanlı devlet yapısında meydana getirdiği değişimle ilgili aşağıdakilerden hangisi söylenebilir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Yasama organının, yürütmenin başı olan padişahın vesayetinden uzaklaşarak bağımsızlığının arttığı

Cevap

Yasama organının, yürütmenin başı olan padişahın vesayetinden uzaklaşarak bağımsızlığının arttığı
Yasama organının yasa teklif etme sürecinde padişahın iznine tabi olmaktan çıkarılması, parlamentonun yürütme gücü karşısında daha bağımsız ve özerk bir yapıya kavuşmasını sağlamıştır. Bu durum yasama organının bağımsızlığının artması anlamına gelir.

Adım Adım Çözüm

1
Kanun-i Esasi'nin 1876'daki ilk hali ile 1909 değişikliklerindeki yasama usulünü karşılaştırma
1876'da yasa teklif etmek padişahın iznine bağlıyken, 1909'da bu şart kaldırılmış ve meclise doğrudan teklif yetkisi verilmiştir.
Değişikliğin yasama organının (parlamentonun) yetki ve bağımsızlık derecesi üzerindeki etkisini belirlemek.
2
Bu değişikliğin devlet teşkilatındaki güçler dengesi açısından analiz edilmesi
Meclisin padişahtan (yürütmeden) izin alma zorunluluğunun bitmesi, yasama gücünün üzerindeki yürütme baskısını/vesayetini kaldırmış ve meclisi bağımsızlaştırmıştır.
Yasama ve yürütme ilişkisindeki anayasal değişimin yönünü tespit etmek.
3
Seçeneklerdeki kavramların (egemenlik hakkı, yürütme sorumluluğu vb.) anayasal statüsünü değerlendirme
Egemenlik hakkı yine hanedana aittir (milli egemenlik cumhuriyet dönemine aittir); hükümetin sorumluluğu meclise kaymıştır; çok partili hayat ise sona ermemiş, aksine başlamıştır.
Çeldiricilerdeki kavramsal ve tarihsel hataları (anakronizm, yetki devri yanılgısı) eleyerek doğru sonuca ulaşmak.

Anahtar Kavram

1909 Kanun-i Esasi değişiklikleriyle yasama organının padişah (yürütme) karşısında güçlendirilmesi ve bağımsızlığının artırılması.
Tahmini Süre:2m 0s
Soru 7Soru

Osmanlı Devleti’nin son döneminde Prens Sabahattin tarafından savunulan adem-i merkeziyetçilik fikri; devletin idari yapısının yerelleştirilmesini ve bireysel girişimciliğin (teşebbüs-i şahsi) desteklenmesini öngörmüştür. Ancak bu akım, özellikle İttihat ve Terakki Cemiyeti başta olmak üzere pek çok çevre tarafından imparatorluğun ömrünü uzatmak bir yana, çöküşünü hızlandıracağı gerekçesiyle şiddetle reddedilmiştir.

Buna göre, adem-i merkeziyetçilik fikrine karşı çıkanların temel kaygısı aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: İmparatorluğun çok uluslu yapısı nedeniyle yerel yönetimlere verilecek özerkliğin bağımsızlık hareketlerini kolaylaştırması

Cevap

İmparatorluğun çok uluslu yapısı nedeniyle yerel yönetimlere verilecek özerkliğin bağımsızlık hareketlerini kolaylaştırması
İmparatorluğun çok uluslu yapısı nedeniyle yerel yönetimlere verilecek özerkliğin bağımsızlık hareketlerini kolaylaştırması yönündeki kaygı, adem-i merkeziyetçiliğe karşı olanların temel dayanağıdır. Nitekim dönemin koşullarında milliyetçilik akımlarının etkisiyle Balkanlar'da ve diğer bölgelerde ayrılıkçı isyanlar sürerken, eyaletlerin yetkilerini artırmak devlet otoritesinin zayıflaması ve toprak kayıplarının hızlanması olarak görülmüştür.

Adım Adım Çözüm

1
Adem-i merkeziyetçilik kavramının neyi savunduğunu belirleme
Bu akım, devlet yönetiminde yetkilerin yerel idarelere devredilmesini (yerinden yönetim) ve federalizme benzer bir yapıyı savunur.
Sorunun çözümünde bu fikir akımının yönetimsel yapısını doğru analiz etmek gerekir.
2
Osmanlı Devleti'nin dönemsel yapısını ve çok uluslu demografisini göz önünde bulundurma
Osmanlı Devleti, içinde pek çok farklı millet barındıran kozmopolit bir imparatorluktur ve bu dönemde milliyetçilik akımları nedeniyle ayrılıkçı isyanlar yaşanmaktadır.
Fikir akımına neden karşı çıkıldığını anlamak için dönemin tarihsel koşullarını değerlendirmek şarttır.
3
Eleştirilerin temel gerekçesi ile seçenekleri karşılaştırma
Eğer yerel yönetimlere geniş yetkiler verilirse, ayrılıkçı milletlerin bu hakları bağımsızlık yolunda bir basamak olarak kullanacağı ve devletin parçalanacağı tezi ortaya çıkar. Bu durum en net şekilde imparatorluğun çok uluslu yapısı ve bağımsızlık hareketleri arasındaki ilişkiyle açıklanır.
Karşı çıkanların üniter devlet yapısını koruma isteğini en doğru şekilde yansıtan yargıya ulaşmak amaçlanır.

Anahtar Kavram

Adem-i Merkeziyetçilik fikir akımı ve imparatorluğun çok uluslu yapısıyla olan çatışması
Tahmini Süre:2m 0s
Soru 8Soru

1856 Paris Antlaşması'nda Osmanlı Devleti'nin ilan ettiği Islahat Fermanı'na atıfta bulunulmuş, ancak bu durumun Avrupalı devletlere Osmanlı Devleti'nin iç işlerine müdahale hakkı vermeyeceği özellikle belirtilmiştir.

Buna rağmen, Islahat Fermanı'nın uluslararası bir antlaşma metninde yer almasının Osmanlı Devleti açısından doğurduğu temel sonuç aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Avrupalı devletlerin gayrimüslim haklarını gerekçe göstererek Osmanlı iç işlerine karışmasına zemin hazırlaması

Cevap

Avrupalı devletlerin gayrimüslim haklarını gerekçe göstererek Osmanlı iç işlerine karışmasına zemin hazırlaması
Doğru yanıt, fermanın uluslararası bir antlaşmada yer almasının getirdiği hukuki ve siyasi sonuçla ilgilidir. Islahat Fermanı her ne kadar iç işlere müdahaleyi engellemek amacıyla Paris Antlaşması'na eklenmiş olsa da fermanın uluslararası bir metinde zikredilmesi, Avrupalı devletlerin gayrimüslim haklarını koruma gerekçesiyle Osmanlı iç işlerine müdahale etmesinin önünü açmıştır.

Adım Adım Çözüm

1
Antlaşma maddesi ile fermanın ilişkisini analiz etme
Paris Antlaşması'nda Islahat Fermanı'na yer verilmesi, fermanın uluslararası bir taahhüt haline gelmesine neden olmuştur.
Fermanın uluslararası bir belgede geçmesi, Avrupalı devletlere denetim hakkı vermese bile diplomatik müdahale kozu sağlamıştır.
2
Osmanlı Devleti üzerindeki uzun vadeli siyasi sonucu belirleme
Avrupalı devletlerin gayrimüslimlerin durumunu bahane ederek Osmanlı iç işlerine sürekli müdahale etmesi gerçekleşmiştir.
Kağıt üzerinde müdahale edilmeyeceği yazılsa da fermanın varlığı, Osmanlı egemenliğini kısıtlayan bir denetim mekanizmasına dönüşmüştür.

Anahtar Kavram

Islahat Fermanı'nın Paris Antlaşması'na yansıması ve Osmanlı egemenlik hakları üzerindeki etkisi
Tahmini Süre:2m 0s
Soru 9Soru

1838 yılında İngiltere ile imzalanan Balta Limanı Ticaret Antlaşması'yla iç gümrük vergilerinin kaldırılması ve yabancı malların Osmanlı pazarına düşük gümrük vergileriyle serbestçe girmesi, yerli üreticileri derinden etkilemiştir.

Bu durumun, Osmanlı Devleti'nin geleneksel esnaf teşkilatı (loncalar) üzerindeki etkisiyle ilgili aşağıdakilerden hangisi doğrudur?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Geleneksel üretim yapısının çökmesiyle birlikte loncaların hammadde kontrolü ve dükkan açma izni (gedik) üzerindeki denetim gücünü kaybetmesi

Cevap

Geleneksel üretim yapısının çökmesiyle birlikte loncaların hammadde kontrolü ve dükkan açma izni (gedik) üzerindeki denetim gücünü kaybetmesi
Geleneksel üretim yapısının çökmesiyle birlikte loncaların hammadde kontrolü ve dükkan açma izni (gedik) üzerindeki denetim gücünü kaybetmesi yönündeki ifade doğrudur. Çünkü Balta Limanı Ticaret Antlaşması ile iç gümrüklerin kaldırılması ve yabancı tüccarların serbestçe hammadde satın alabilmesi, yerli esnafın hammadde bulmasını zorlaştırmış ve Avrupa'dan gelen ucuz fabrikasyon ürünler karşısında lonca sistemi rekabet gücünü yitirerek çözülmüştür.

Adım Adım Çözüm

1
Balta Limanı Ticaret Antlaşması'nın (1838) getirdiği serbest ticaret koşullarını ve iç gümrüklerin kaldırılmasını analiz etmek.
Yabancı tüccarların iç ticarette yerli tüccarlardan daha avantajlı konuma gelmesi ve hammaddeyi doğrudan ihraç edebilmesi sağlanmıştır.
Osmanlı pazarındaki geleneksel dengelerin ve hammadde akışının yabancılar lehine nasıl değiştiğini belirlemek.
2
Avrupa'dan gelen ucuz fabrikasyon malların Osmanlı iç pazarındaki etkisini değerlendirmek.
El tezgahlarında üretim yapan yerli esnafın, endüstriyel ucuz mallarla rekabet edemeyerek üretimini durdurmak zorunda kalması gerçekleşmiştir.
Geleneksel esnaf örgütlenmesi olan loncaların iktisadi temelinin neden sarsıldığını açıklamak.
3
Lonca teşkilatına bağlı gedik (dükkan açma ruhsatı) sisteminin bu süreçteki durumunu saptamak.
Üretim dengesinin bozulması ve lonca tekellerinin kırılması sonucu, dükkan açma ruhsatı (gedik) üzerindeki lonca denetiminin fiilen işlevsizleştiği görülmüştür.
Antlaşmanın lonca yapısı üzerindeki doğrudan ve kalıcı etkisini ortaya koymak.

Anahtar Kavram

Balta Limanı Ticaret Antlaşması'nın Osmanlı yerli sanayisi ve lonca teşkilatı üzerindeki yıkıcı etkileri
Soru 10Soru

II. Mahmud Dönemi’nde İstanbul’a yönelik kontrolsüz göçleri engellemek, asayişi sağlamak ve taşrada merkezî otoriteyi güçlendirmek amacıyla yurt içi seyahatlerde 'mürur tezkeresi' (geçiş belgesi) alma zorunluluğu getirilmiş ve mahallelerde muhtarlık teşkilatı kurulmuştur.

Bu düzenlemelerin doğrudan aşağıdakilerden hangisini gerçekleştirmeye yönelik olduğu savunulabilir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Merkezî idarenin denetim ve kontrol mekanizmasını en küçük yerleşim birimlerine kadar yaymak

Cevap

Merkezî idarenin denetim ve kontrol mekanizmasını en küçük yerleşim birimlerine kadar yaymak
Merkezî idarenin denetim ve kontrol mekanizmasını en küçük yerleşim birimlerine kadar yaymak ifadesinin yer aldığı seçenek doğrudur. Çünkü II. Mahmud Dönemi'nde taşrada güvenliği tesis etmek, kontrolsüz göç hareketlerini önlemek ve vergi mükelleflerini tespit etmek amacıyla mahalle ve köylerde muhtarlıklar kurulmuş, mürur tezkeresiyle de iç göç denetim altına alınmıştır. Bu durum merkezî otoritenin gücünü doğrudan yerel birimlere ulaştırmasını sağlamıştır.

Adım Adım Çözüm

1
Metinde verilen II. Mahmud dönemi reformlarını (mürur tezkeresi ve muhtarlık teşkilatı) analiz etmek.
Mürur tezkeresinin yurt içi seyahatleri denetlemek, muhtarlık teşkilatının ise mahalle ve köylerde asayiş ile nüfus hareketlerini kontrol etmek için kurulduğunu belirlemek.
Reformların hangi idari ve sosyal amaca hizmet ettiğini anlamak.
2
Bu düzenlemelerin ortak amacını ve Osmanlı devlet yapısına etkisini değerlendirmek.
Bu uygulamaların taşradaki yerel güçleri (ayanları) zayıflatıp devletin en küçük idari birimlere kadar nüfuz etmesini sağladığını görmek.
II. Mahmud Dönemi'nin genel karakteri olan merkezî otoritenin güçlendirilmesi ilkesiyle bağlantı kurmak.
3
Seçenekleri analiz ederek doğru yargıya ulaşmak ve çeldiricileri elemek.
Muhtarlık teşkilatı ve seyahat belgesi zorunluluğunun merkezî denetimi tabana (en küçük yerleşim birimlerine) yaymayı amaçladığı sonucuna ulaşmak.
Doğru seçeneği belirleyip yanlış seçeneklerin neden yanlış olduğunu kavramsal, zamansal ve kronolojik açılardan doğrulamak.

Anahtar Kavram

II. Mahmud Dönemi Merkezîleşme Reformları (Muhtarlık Teşkilatı ve Mürur Tezkeresi)
Tahmini Süre:2m 0s
Soru 11Soru

1877-1878 Osmanlı-Rus Savaşı'nın (93 Harbi) ardından toplanan Berlin Kongresi sürecinde İngiltere, Rusya karşısında Osmanlı Devleti'nin toprak bütünlüğünü savunma vaadiyle Kıbrıs adasının yönetiminin geçici olarak kendisine bırakılmasını talep etmiş ve Osmanlı Hükûmeti bu talebi kabul etmiştir.

Buna göre, Osmanlı Devleti'nin izlediği dış politika hakkında aşağıdaki değerlendirmelerden hangisi yapılabilir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Denge siyasetini yürütürken stratejik öneme sahip topraklardan taviz verilmiştir.

Cevap

Denge siyasetini yürütürken stratejik öneme sahip topraklardan taviz verilmiştir.
Denge siyasetini yürütürken stratejik öneme sahip topraklardan taviz verildiğini belirten ifade doğrudur. Osmanlı Devleti, kendi topraklarını tek başına koruyamadığı için büyük devletler arasındaki çıkar çatışmalarından yararlanarak varlığını sürdürmeye (denge siyaseti) çalışmış; bu süreçte İngiltere'nin desteğini kazanmak için Kıbrıs'ı geçici olarak devrederek önemli bir taviz vermiştir.

Adım Adım Çözüm

1
Berlin Kongresi öncesindeki diplomatik gelişmeler analiz edilir.
İngiltere'nin Osmanlı Devleti'nin toprak bütünlüğünü Rusya'ya karşı savunma sözü verdiği, buna karşılık Kıbrıs'ın yönetiminin geçici olarak İngiltere'ye bırakıldığı tespit edilir.
Savaş sonrasındaki diplomatik pazarlıkları anlamak için bu askeri ve siyasi pazarlığın arka planını bilmek gerekir.
2
Kıbrıs'ın üs olarak verilmesinin Osmanlı egemenlik hakları ve toprak bütünlüğü açısından ne anlama geldiği değerlendirilir.
Kıbrıs gibi son derece stratejik bir adanın başka bir devlete bırakılması, Osmanlı Devleti'nin toprak kayıpları yaşadığını ve egemenlik haklarından taviz verdiğini gösterir.
Toprak ve yönetim devrinin hukuki ve jeopolitik sonuçlarını doğru yorumlamak gerekir.
3
Bu gelişmenin Osmanlı dış politikası genelindeki yeri ve önemi yorumlanır.
Osmanlı Devleti'nin kendi topraklarını tek başına koruyamadığı için başka bir büyük devletin (İngiltere) desteğine ihtiyaç duyduğu ve bu desteği almak için toprak tavizi vererek denge siyasetini sürdürdüğü sonucuna ulaşılır.
Osmanlı Devleti'nin 19. yüzyıldaki temel hayatta kalma stratejisi olan denge politikasının nasıl uygulandığını kavramak gerekir.

Anahtar Kavram

Osmanlı Devleti'nin 19. y��zyılda uyguladığı denge siyaseti ve bu siyaset doğrultusunda verdiği toprak tavizleri.
Tahmini Süre:2m 0s
Soru 12Soru

XIX. yüzyılın ikinci yarısından itibaren Osmanlı Devleti'de demiryolu ağının genişlemesi, Şirket-i Hayriye vapurlarının faaliyete geçmesi ve atlı tramvayların kullanılmaya başlanması gibi ulaşım alanındaki modernleşme adımları, sadece iktisadi hayatı değil sosyal ve kültürel yapıyı da derinden etkilemiştir.

Buna göre, söz konusu ulaşım yatırımlarının Osmanlı toplumsal ve kentsel yapısında meydana getirdiği değişimlerle ilgili olarak aşağıdakilerden hangisi savunulamaz?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Lonca teşkilatına bağlı gedik usulünün yaygınlaştırılarak geleneksel yerli üretimin yabancı rekabetine karşı korunması

Cevap

Lonca teşkilatına bağlı gedik usulünün yaygınlaştırılarak geleneksel yerli üretimin yabancı rekabetine karşı korunması
Geleneksel gedik usulü (dükkan açma ruhsatı) ve lonca teşkilatı, 19. yüzyılda Osmanlı ekonomisinin dışa açılması, liberal iktisat politikaları ve Balta Limanı Ticaret Antlaşması gibi etkenlerle zayıflamış ve nihayetinde kaldırılmıştır. Dolayısıyla ulaşım alanındaki modernleşme adımlarının gedik usulünü yaygınlaştırarak yerli üretimi koruduğu iddiası tarihsel gerçeklerle uyuşmaz. Aksine, demiryolu ve deniz ulaşımının gelişmesi Avrupalıların sanayi ürünlerinin Osmanlı iç pazarlarına daha kolay girmesine yol açmıştır.

Adım Adım Çözüm

1
Soru k��künün ve öncüllerin analiz edilmesi
19. yüzyıl Osmanlı ulaşım altyapısındaki modernleşme adımlarının toplumsal, kentsel ve kültürel sonuçlarının sorgulandığı anlaşılır.
Soru kökünün bizden ulaşım alanındaki değişimlerin sosyal yansımaları arasında 'savunulamaz' olanı bulmamızı istediği netleştirilir.
2
Seçeneklerdeki sosyal ve kentsel değişimlerin tarihsel gerçeklerle karşılaştırılması
Kentlerin genişlemesi (banliyöleşme), zaman algısının değişmesi (tarifeli seferler), kentsel nüfus artışı (iç göç) ve tebaanın kamusal etkileşimi gibi olguların ulaşım modernleşmesinin doğrudan sonuçları olduğu tespit edilir.
Doğru olan sosyal yansımaları eleyerek yanlış olan seçeneğe ulaşmak hedeflenir.
3
Gedik usulü ve lonca teşkilatının 19. yüzyıldaki durumunun değerlendirilmesi
Gedik ve lonca sisteminin 19. yüzyılda yaygınlaşmadığı, aksine serbest ticaret ve Balta Limanı Antlaşması gibi süreçlerle tamamen çözüldüğü; ayrıca yeni ulaşım imkanlarının yerli üretimi korumak yerine yabancı malların ülkeye girişini hızlandırdığı belirlenir.
Tarihsel gerçeklikle çelişen seçeneğin tespit edilerek nihai cevabın doğrulanması sağlanır.

Anahtar Kavram

19. Yüzyıl Osmanlı Toplumsal, Kentsel ve Ekonomik Yapısındaki Dönüşüm
Tahmini Süre:2m 0s
Soru 13Soru

Tanzimat Fermanı (1839), dış baskılardan ziyade Osmanlı devlet adamlarının imparatorluğu kurtarma ve tebaayı devlete bağlama arayışının bir ürünü olarak ilan edilmişken; Islahat Fermanı’nın (1856) hazırlanmasında Avrupalı devletlerin diplomatik baskıları ve doğrudan müdahaleleri belirleyici olmuştur. Hatta Islahat Fermanı, ilan edilmesinin hemen ardından Kırım Savaşı'nı sonlandıran Paris Antlaşması'nın metnine de dahil edilmiştir.

Bu durumun, Osmanlı Devleti açısından doğurduğu en önemli olumsuz sonuç aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Azınlık haklarının korunması gerekçesiyle Avrupalı devletlerin Osmanlı Devleti'nin iç işlerine müdahale etmesine ortam hazırlaması

Cevap

Azınlık haklarının korunması gerekçesiyle Avrupalı devletlerin Osmanlı Devleti'nin iç işlerine müdahale etmesine ortam hazırlamas��
Islahat Fermanı'nın Paris Antlaşması metnine dahil edilmesi, Osmanlı Devleti'nin iç işlerinde yapacağı reformları uluslararası bir yükümlülük haline getirmiştir. Bu durum, Avrupalı devletlerin azınlık haklarını koruma bahanesiyle Osmanlı Devleti'nin iç işlerine sürekli müdahale etmesine yasal ve diplomatik bir zemin hazırlamış, devletin bağımsızlığına ve egemenlik haklarına doğrudan zarar vermiştir.

Adım Adım Çözüm

1
Tanzimat ve Islahat Fermanları arasındaki hazırlanma süreçleri ve dış etkenlerin farkını incelemek.
Tanzimat Fermanı'nın daha çok iç dinamiklerle, Islahat Fermanı'nın ise doğrudan Avrupalı devletlerin baskısıyla hazırlandığı tespit edilir.
Soruda vurgulanan dış baskı farkını ve bunun siyasi yansımasını doğru temellendirmek gerekir.
2
Islahat Fermanı'nın Paris Antlaşması metnine dahil edilmesinin uluslararası hukuk ve siyasi sonuçlarını değerlendirmek.
Fermanın bir uluslararası antlaşma metninde yer almasının, Osmanlı Devleti'nin iç işlerini yabancı devletlerin denetimine açık hale getirdiği anlaşılır.
Paris Antlaşması'na eklenen ferman maddesinin, Avrupalı devletlerin müdahale iddialarına yasal dayanak oluşturduğunu belirlemek.
3
Elde edilen sonuç doğrultusunda seçenekler arasında egemenlik haklarının ihlaline ve iç işlerine müdahaleye vurgu yapan doğru seçeneği belirlemek.
Avrupalı devletlerin azınlık haklarını bahane ederek Osmanlı iç işlerine karışmasının en önemli olumsuz sonuç olduğu sonucuna ulaşılır.
Soruda istenen en önemli olumsuz sonucun egemenlik haklarının zedelenmesi olduğunu saptamak.

Anahtar Kavram

Tanzimat ve Islahat Fermanlarının ilan süreçleri, amaçları ve dış müdahale ilişkisi
Soru 14Soru

Osmanlı Devleti'nin son döneminde devleti çöküşten kurtarmak amacıyla ortaya atılan fikir akımları ile bu akımların fiili uygulamaları ve temsil ettikleri tarihsel gelişmeleri eşleştiriniz.

Soldaki öğeye tıklayın, sonra eşleşen sağdaki öğeye tıklayın

Öğeler

Osmanlıcılık
İslamcılık
Türkçülük
Adem-i Merkeziyetçilik

Eşleşmeler

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap

Osmanlıcılık akımı Kanun-i Esasi'nin ilanıyla, İslamcılık akımı II. Abdülhamid'in hilafet ve demiryolu siyasetiyle, Türkçülük akımı Balkan Savaşları sonrası kültürel dernekleşmeyle, Adem-i Merkeziyetçilik akımı ise Prens Sabahattin'in yerinden yönetim ve özel teşebbüs fikirleriyle doğru şekilde eşleşmektedir.
Doğru eşleştirmede; tüm tebaayı eşit sayıp mecliste temsil etmeyi hedefleyen Osmanlıcılık Kanun-i Esasi uygulamasıyla, ümmet birliğini ve halifeliğin gücünü savunan İslamcılık II. Abdülhamid'in politikalarıyla, gayrimüslimlerin ayrılmasından sonra kültürel ve milli kimliğe yönelen Türkçülük Balkan Savaşları sonrası cemiyetleşmeyle, merkeziyetçilik karşıtı liberal adem-i merkeziyetçilik ise Prens Sabahattin'in görüşleriyle örtüşmektedir.

Adım Adım Çözüm

1
Osmanlıcılık akımının temel amacını ve siyasi uygulamasını tespit etmek.
Bu akımın Kanun-i Esasi'nin ilanı ve Mebusan Meclisi'nin açılmasıyla eşleştiği belirlenir.
Tüm tebaayı eşit kabul etme ve mecliste temsil etme gayreti Osmanlıcılık ilkesine dayanır.
2
İslamcılık akımının uygulandığı dönemi ve devlet politikalarını incelemek.
II. Abdülhamid dönemindeki hilafet siyaseti ve Hicaz Demiryolu projesiyle eşleştiği görülür.
Müslümanların birliğini korumak için halifeliğin nüfuzu ve ulaşım ağı kullanılmıştır.
3
Türkçülük akımının gelişim sürecini ve kültürel yansımalarını belirlemek.
Balkan Savaşları sonrasındaki gelişmeler ve Türk Ocağı gibi derneklerle eşleştiği saptanır.
Gayrimüslimlerin ayrılması sonrası Türk nüfusa ve milli kültüre odaklanılmıştır.
4
Adem-i Merkeziyetçilik fikrinin kuramsal çerçevesini ve temsilcisini bulmak.
Prens Sabahattin'in yerinden yönetim ve özel teşebbüs fikriyle eşleştiği anlaşılır.
Federal yönetim anlayışı ve liberal ekonomi bu akımın temelidir.

Anahtar Kavram

Osmanlı Devleti'ni Kurtarma Çabaları ve Fikir Akımları
Tahmini Süre:2m 0s
Soru 15Soru

93 Harbi (1877-1878 Osmanlı-Rus Savaşı) sonrasında imzalanan Ayastefanos Antlaşması'nda yer alıp Berlin Antlaşması'nda da (61. madde) korunan; Osmanlı Devleti'nin Ermenilerin yaşadığı vilayetlerde ıslahat yapması ve bunların güvenliğini sağlamasına yönelik madde, Türk diplomasi tarihi açısından önemli bir dönüm noktası kabul edilir.

Buna göre, söz konusu ıslahat hükmünün Berlin Antlaşması ile uluslararası bir antlaşma metninde yer almasının Osmanlı Devleti açısından doğurduğu temel diplomatik sonuç aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Ermeni Meselesi'nin Osmanlı Devleti'nin iç sorunu olmaktan çıkıp uluslararası bir boyut kazanarak büyük devletlerin müdahalesine açık hale gelmesi

Cevap

Ermeni Meselesi'nin Osmanlı Devleti'nin iç sorunu olmaktan çıkıp uluslararası bir boyut kazanarak büyük devletlerin müdahalesine açık hale gelmesi
Doğu Anadolu'daki Ermenilerin yaşadığı vilayetlerde ıslahat yapılmasını öngören maddenin Berlin Antlaşması'nda yer alması, Ermeni Meselesi'ni Osmanlı Devleti'nin bir iç sorunu olmaktan çıkarıp büyük devletlerin müdahalesine açık uluslararası bir sorun haline getirmiştir.

Adım Adım Çözüm

1
Berlin Antlaşması'nın 61. maddesinin içeriğini ve uluslararası niteliğini incelemek.
Maddenin, Osmanlı Devleti'nin Ermenilerin yaşadığı vilayetlerde ıslahat yapmasını ve bunu Avrupalı devletlere rapor etmesini öngördüğü tespit edilir.
Antlaşmanın getirdiği yükümlülüklerin kapsamını netleştirmek amacıyla.
2
Söz konusu ıslahat hükmünün Osmanlı egemenlik hakları ve dış ilişkileri üzerindeki etkisini analiz etmek.
Daha önce Osmanlı Devleti'nin kendi iç işi olan bir konunun, yabancı devletlerin denetim yetkisiyle uluslararası bir boyut kazandığı anlaşılır.
Maddenin doğurduğu temel diplomatik sonucu belirlemek amacıyla.

Anahtar Kavram

93 Harbi sonrasında imzalanan Berlin Antlaşması'nın diplomatik sonuçları ve Ermeni Meselesi'nin uluslararası alana taşınması
Soru 16Soru

1856 Paris Antlaşması'nın bazı maddeleri şunlardır:

I. Osmanlı Devleti, Avrupa devletler hukukundan yararlanacak; toprak bütünlüğü ve bağımsızlığı Avrupalı devletlerin garantisi altında olacaktır.
II. Karadeniz tarafsız hale getirilecek; tüm devletlerin ticaret gemilerine açık, savaş gemilerine kapalı tutulacak, kıyılarında hiçbir tersane ve donanma bulundurulmayacaktır.
III. Padişahın gayrimüslim tebaanın haklarını güvence altına almak için ilan ettiği Islahat Fermanı, antlaşmayı imzalayan devletlere tebliğ edilecek; ancak bu durum hiçbir şekilde Osmanlı Devleti'nin iç işlerine karışma hakkı vermeyecektir.

Bu maddeler birlikte değerlendirildiğinde, Osmanlı Devleti’nin diplomatik ve askerî durumu hakkında aşağıdaki çıkarımlardan hangisi yapılabilir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Avrupa devletler hukukuna dahil edilip toprak bütünlüğü güvence altına alınmasına rağmen, galip taraf olduğu savaşın sonunda egemenlik hakları ve iç bağımsızlığı kısıtlanmıştır.

Cevap

Avrupa devletler hukukuna dahil edilip toprak bütünlüğü güvence altına alınmasına rağmen, galip taraf olduğu savaşın sonunda egemenlik hakları ve iç bağımsızlığı kısıtlanmıştır.
Osmanlı Devleti'nin Avrupa hukukundan yararlanması ve topraklarının garantiye alınması olumlu bir gelişme gibi görünse de galip geldiği savaşın sonunda Karadeniz'de donanma bulundurmasının yasaklanması ve Islahat Fermanı'nın antlaşma metninde yer alması egemenlik haklarının kısıtlandığını gösterir. Bu durum, antlaşmanın Osmanlı Devleti açısından en belirgin çelişkisidir.

Adım Adım Çözüm

1
Paris Antlaşması'nın birinci öncülde yer alan maddesini incelemek.
Osmanlı Devleti'nin Avrupa devletler hukukundan yararlanacağı ve toprak bütünlüğünün garanti altına alınacağı belirtilmiştir. Bu durum kâğıt üzerinde olumlu görünse de kendi topraklarını korumaktan aciz olduğunu gösterir.
Osmanlı Devleti'nin diplomatik konumunu belirlemek.
2
İkinci öncülde yer alan Karadeniz'in tarafsızlığı maddesini analiz etmek.
Osmanlı Devleti galip devlet olmasına rağmen, kendi kıyılarında tersane ve donanma bulundurması yasaklanmıştır. Bu durum egemenlik haklarının askerî açıdan kısıtlandığını ve yenik devlet muamelesi gördüğünü kanıtlar.
Osmanlı'nın askerî gücünün ve egemenliğinin nasıl sınırlandırıldığını anlamak.
3
Üçüncü öncülde yer alan Islahat Fermanı maddesini değerlendirmek.
Islahat Fermanı'nın antlaşma metninde yer alması, Avrupalı devletlerin iç işlerine müdahale etmesini engelleyeceğine dair bir hük��m barındırsa da fermanın uluslararası bir antlaşmaya girmesi fiilen müdahaleye açık kapı bırakmıştır.
İç işlerinin ba��ımsızlığının diplomatik boyuttaki sınırlarını tespit etmek.
4
Tüm öncülleri birleştirerek genel çıkarımı yapmak.
Osmanlı Devleti'nin kâğıt üzerinde Avrupa korumasına alınmasına rağmen, hem askerî (Karadeniz) hem de siyasi (Islahat Fermanı) açıdan egemenlik haklarının kısıtlandığı çelişkili bir durum ortaya çıkmıştır.
Doğru seçeneğe ulaşmak.

Anahtar Kavram

Kırım Savaşı sonrası imzalanan Paris Antlaşması'nın Osmanlı Devleti üzerindeki çelişkili etkileri, Karadeniz'in tarafsızlığı ilkesinin egemenliği kısıtlaması ve Islahat Fermanı'nın iç işlerine m��dahaleye zemin hazırlaması.
Soru 17Soru

93 Harbi (1877-1878 Osmanlı-Rus Savaşı) ve sonrasında imzalanan Berlin Antlaşması, Osmanlı Devleti'nin dış politikasında ve toprak bütünlüğünde köklü değişimlere yol açmıştır. Aşağıda verilen diplomatik kararları ve antlaşma maddelerini, bu kararların doğurduğu jeopolitik ve stratejik sonuçlarla doğru bir şekilde eşleştiriniz.

Soldaki öğeye tıklayın, sonra eşleşen sağdaki öğeye tıklayın

Öğeler

Ayastefanos Antlaşması ile kurulan büyük Bulgaristan Prensliği'nin Berlin Antlaşması ile üç bölgeye ayrılarak asıl Bulgaristan'ın Osmanlı Devleti'ne vergi veren özerk bir prenslik haline getirilmesi
93 Harbi sonrasındaki diplomatik süreçte, Osmanlı Devleti'nin Kıbrıs adasının yönetimini geçici olarak İngiltere'ye devretmesi
Berlin Antlaşması'nın 61. maddesi ile Ermenilerin yaşadığı vilayetlerde (Vilayet-i Sitte) ıslahat yapılması ve bu ıslahatların Avrupalı devletlerin denetimine sunulması kararı
Kars, Ardahan ve Batum'un (Elviye-i Selâse) Rusya'ya bırakılmasına karşılık, Ayastefanos'ta Rusya'ya verilen Doğubayazıt'ın Berlin Antlaşması ile Osmanlı Devleti'ne iade edilmesi

Eşleşmeler

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap

Bulgaristan Prensliği'nin bölünmesi ile Rusya'nın Ege'ye inmesinin engellenmesi; Kıbrıs'ın devri ile İngiltere'nin toprak bütünlüğünü koruma politikasından vazgeçmesi; Ermeni ıslahat maddesi ile konunun uluslararasılaşması ve dış müdahaleye zemin hazırlanması; Doğubayazıt'ın iadesi ile Doğu Anadolu'daki Osmanlı savunma hattının korunması eşleşmektedir.
Yapılan eşleştirmede: Bulgaristan'ın bölünmesi Rusya'nın sıcak denizlere inmesini önlemek için Avrupalıların uyguladığı denge politikasının sonucudur. Kıbrıs'ın İngiltere'ye bırakılması İngiltere'nin geleneksel Osmanlı politikasını terk edip kendi çıkarlarına odaklandığını gösterir. Ermenilerle ilgili madde iç işlerinin uluslararasılaşmasına yol açmıştır. Doğubayazıt'ın iadesi ise Osmanlı'nın Doğu Anadolu'daki Erzurum savunma hattını muhafaza etmesine imkân tanımıştır.

Adım Adım Çözüm

1
Bulgaristan Prensliği'ne dair Ayastefanos ve Berlin antlaşmaları arasındaki farkları analiz edin.
Ayastefanos ile kurulan büyük Bulgaristan'ın Rusya'nın Akdeniz'e inmesine hizmet edeceği düşünülerek Berlin'de üçe bölündüğü ve Rus nüfuzunun sınırlandırıldığı belirlenir.
Balkanlar'da Rus nüfuzunun ve sıcak denizlere inme politikasının engellenmesi hedeflenmiştir.
2
Kıbrıs'ın İngiltere'ye geçici olarak devredilmesinin diplomatik amacını değerlendirin.
İngiltere'nin Berlin Konferansı'nda Osmanlı lehine tavır alması karşılığında bu üssü elde ettiği ve Osmanlı toprak bütünlüğünü koruma politikasını sonlandırarak kendi Doğu Akdeniz çıkarlarını önceliklendirdiği görülür.
İngiliz dış politikasındaki köklü makas değişimini ve Akdeniz egemenliğini kavramak için gereklidir.
3
Berlin Antlaşması'nın Ermeni ıslahatlarına dair maddesini (61. madde) yorumlayın.
Bu kararla Ermeni meselesinin ilk kez uluslararası hukuk düzeyinde tanındığı, Osmanlı'nın iç meselesinin dış devletlerin denetimine bırakılarak uluslararasılaştığı anlaşılır.
Osmanlı egemenlik haklarının zedelenmesi ve Ermeni sorununun başlangıç noktasını tespit etmek amacıyla yapılır.
4
Doğu Anadolu sınırındaki değişiklikleri (Elviye-i Selâse ve Doğubayazıt) inceleyin.
Kars, Ardahan ve Batum Rusya'ya bırakılırken Doğubayazıt'ın iade edilmesi, Osmanlı'nın Doğu Anadolu'daki güvenlik sınırlarını korumasını ve Erzurum hattının savunulmasını kolaylaştırmıştır.
Jeopolitik sınır değişikliklerinin askeri ve savunma açısından etkilerini değerlendirmek için gereklidir.

Anahtar Kavram

93 Harbi sonrasında imzalanan Ayastefanos ve Berlin antlaşmaları çerçevesinde değişen sınırların, dış politikadaki denge arayışlarının ve uluslararası güç dengelerinin analizi.

Alternatif Yöntem

Ayastefanos Antlaşması'nın Berlin Antlaşması'na dönüşürken hangi maddelerin Avrupalı devletlerin çıkarları doğrultusunda revize edildiğini karşılaştırarak eşleştirme daha hızlı yapılabilir.
Tahmini Süre:3m 0s
Soru 18Soru

Osmanlı Devleti'nin anayasal düzene geçiş süreci ve meşrutiyet deneyimleriyle ilgili aşağıdaki gelişmelerin kronolojik olarak geçmişten günümüze doğru sıralanışı nasıl olmalıdır?

Öğeleri doğru sıraya koymak için sürükleyin

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap

Sıralama şu şekilde olmalıdır: Tersane Konferansı'nın toplandığı gün Kanun-i Esasi'nin ilan edilerek I. Meşrutiyet Dönemi'nin başlatılması, Osmanlı tebaasının ilk kez genel seçimlere katılarak temsilcilerini seçmesi ve Meclis-i Mebusan'ın açılması, Sultan II. Abdülhamid'in 93 Harbi'nin getirdiği olağanüstü koşulları gerekçe göstererek Meclis-i Mebusan'ı süresiz tatil etmesi, Meşrutiyet karşıtı 31 Mart Vakası'nın bastırılmasının ardından II. Abdülhamid'in tahttan indirilip yerine V. Mehmed Reşad'ın getirilmesi, Kanun-i Esasi'de padişahın veto, sürgün ve meclisi feshetme yetkilerini sınırlandıran köklü değişikliklerin yapılması.
Sıralama tamamen kronolojik ve sebep-sonuç ilişkisine dayalıdır. İlk olarak anayasa Tersane Konferansı günü ilan edilmiş, ardından seçimler yapılarak meclis açılmıştır. 93 Harbi bahane edilerek meclis kapatılmış, daha sonra II. Meşrutiyet döneminde 31 Mart Vakası sonrası padişah değişikliği yapılmış ve en nihayetinde padişahın yetkilerini kısıtlayan 1909 anayasa değişiklikleri yürürlüğe girmiştir.

Adım Adım Çözüm

1
I. Meşrutiyet'in ilanı sürecinin belirlenmesi
Tersane Konferansı'nın toplandığı 23 Aralık 1876 tarihinde anayasa ilan edilmiştir. Bu, kronolojinin en eski tarihli olayıdır.
Meşrutiyet'in ilanı, meclisin açılmasından ve seçimlerden önce gerçekleşen kurucu adımdır.
2
Seçimlerin yapılması ve meclisin açılış tarihinin saptanması
Seçimler 1877 yılı başında yapılmış ve meclis Mart 1877'de çalışmaya başlamıştır.
Anayasanın yürürlüğe girmesiyle meclisin teşekkül etmesi kronolojide ikinci sıradadır.
3
I. Meşrutiyet'in sona erme anının tespit edilmesi
1877-1878 Osmanlı-Rus Savaşı'nın (93 Harbi) yarattığı bunalım gerekçe gösterilerek Şubat 1878'de meclis tatil edilmiştir.
Bu olay I. Meşrutiyet Dönemi'ni fiilen sonlandırmış ve İstibdat Dönemi'ne geçişi sağlamıştır.
4
II. Meşrutiyet dönemi taht değişikliğinin incelenmesi
1908'deki ilandan sonra Nisan 1909'da çıkan 31 Mart Vakası bastırılmış, 27 Nisan 1909'da padişah değişikliği yapılmıştır.
Padişah değişikliği meclis kararıyla gerçekleşmiş ve anayasa değişikliklerinin önünü açmıştır.
5
1909 Anayasa Değişikliklerinin tarihlendirilmesi
Yeni padişah V. Mehmed Reşad'ın tahta geçmesinden sonra, Ağustos 1909'da meclis üstünlüğünü getiren anayasa değişiklikleri onaylanmıştır.
Anayasa revizyonu, taht değişikliğinin hemen ardından gelen nihai hukuki aşamadır.

Anahtar Kavram

Osmanlı Devleti'nde anayasal süreçlerin kronolojisi ve padişah ile meclis arasındaki güç dengesinin değişimi.
Soru 19Soru

II. Meşrutiyet Dönemi’nde Osmanlı aydınları arasında yaşanan fikir tartışmalarını ele alan bir tarihçi şu değerlendirmeyi yapmaktadır:

"İmparatorluğun kurtuluşunu tebaanın eşitliğinde arayanlar, gayrimüslim unsurların ayrılıkçı isyanları karşısında hayal kırıklığına uğramış; İslam birliği siyasetini savunanlar ise Müslüman Arap coğrafyasındaki milliyetçi hareketler ve büyük güçlerin vaatleriyle sarsılmıştır. Bu durum, devletin kurucu unsuru olan Türklerin kendi kimliklerine yönelmesini ve millî bir iktisat ile kültür politikası oluşturma fikrini kaçınılmaz hale getirmiştir."

Buna göre, metinde bahsedilen fikir akımlarının tarihsel süreç içerisindeki dönüşümü ve etkileriyle ilgili olarak aşağıdakilerden hangisi söylenebilir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Osmanlıcılık ve İslamcılık akımlarının imparatorluğun çok uluslu yapısını koruma hedeflerinin pratik alanda karşılık bulmaması, Türkçülük akımının kültürel boyuttan siyasi ve ekonomik bir programa evrilmesine zemin hazırlamıştır.

Cevap

Osmanlıcılık ve İslamcılık akımlarının imparatorluğun çok uluslu yapısını koruma hedeflerinin pratik alanda karşılık bulmaması, Türkçülük akımının kültürel boyuttan siyasi ve ekonomik bir programa evrilmesine zemin hazırlamıştır.
Osmanlıcılık ve İslamcılık gibi kapsayıcı ve imparatorluk bütünlüğünü korumayı amaçlayan fikir akımlarının, milliyetçilik isyanları ve I. Dünya Savaşı gibi tarihi gelişmeler neticesinde başarısız olması, aydınları Türkçülük fikrine yöneltmiştir. Türkçülük, başlangıçta dil ve tarih gibi kültürel alanlarda yoğunlaşırken, II. Meşrutiyet dönemi ve İttihat ve Terakki iktidarıyla birlikte siyasi bir boyut kazanmış ve 'Millî İktisat' politikalarında olduğu gibi ekonomik bir program haline gelmiştir. Dolayısıyla bu durum, Türkçülük akımının kültürel boyuttan siyasi ve ekonomik bir programa evrildiğini gösterir.

Adım Adım Çözüm

1
Metinde geçen fikir akımlarının (Osmanlıcılık ve İslamcılık) neden başarısız olduğunu ve hangi tarihsel gelişmelerle ilişkilendirildiğini analiz edin.
Eşitlik temelinde herkesi kucaklayan Osmanlıcılık gayrimüslim isyanlarıyla, İslam birliği (İslamcılık) ise Arap coğrafyasındaki milliyetçi hareketlerle zayıflamıştır.
Soruda verilen tarihçi yorumunun ana fikrini ve ele aldığı tarihsel süreçleri belirlemek.
2
Metindeki 'Türklerin kendi kimliklerine yönelmesi ve millî bir iktisat ile kültür politikası oluşturma fikri' ifadesini değerlendirin.
Türkçülük akımının sadece kültürel bir uyanış olarak kalmayıp, devlet politikalarını yönlendiren siyasi ve ekonomik (millî iktisat) bir programa dönüştüğü sonucuna ulaşılır.
Metindeki çıkarımın fikir akımlarının evrime olan etkisini saptamak.
3
Seçenekleri analiz ederek tarihi gerçeklerle ve metinle örtüşen doğru yargıyı belirleyin.
Osmanlıcılık ve İslamcılık akımlarının çok uluslu yapıyı korumada başarısız olmasıyla Türkçülüğün siyasi ve ekonomik bir programa evrildiğini belirten yargı doğrudur.
Metindeki çıkarım ile seçenekler arasındaki mantıksal uyumu doğrulamak.

Anahtar Kavram

Osmanlı Devleti'nde Fikir Akımları ve Evrimleri
Soru 20Soru

II. Mahmud Dönemi’nde, klasik Osmanlı idari ve askerî sisteminin temelini oluşturan tımar sistemi işlevini yitirdiği gerekçesiyle kaldırılmış; tımar gelirleri doğrudan merkezî hazineye aktarılırken, taşra güvenliği için "Redif" birlikleri kurulmuş ve eyalet yöneticilerine merkezden maaş bağlanmıştır.

Buna göre, tımar sisteminin kaldırılması ve yerine yapılan yeni düzenlemelerle doğrudan ulaşılmak istenen amaç aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Taşradaki askerî ve idari gücü doğrudan merkezî bürokrasiye bağlayarak devletin yerel otoriteler üzerindeki denetimini pekiştirmek

Cevap

Taşradaki askerî ve idari gücü doğrudan merkezî bürokrasiye bağlayarak devletin yerel otoriteler üzerindeki denetimini pekiştirmek
II. Mahmud Dönemi'nde tımar sisteminin kaldırılarak dirlik gelirlerinin doğrudan hazineye aktarılması, taşra güvenliği için merkeze bağlı Redif birliklerinin kurulması ve yöneticilere merkezden maaş bağlanması; taşradaki askeri ve idari gücü tamamen merkezden kontrol edilen bürokratik yapıya entegre etmeyi ve yerel otoritelerin (ayanlar veya nüfuzlu aileler) gücünü kırarak merkezi otoriteyi pekiştirmeyi amaçlamaktadır.

Adım Adım Çözüm

1
Tımar sisteminin klasik dönemdeki temel askeri ve idari işlevini belirleme.
Tımar sistemi, taşrada hem güvenliği sağlayan eyalet askerlerini yetiştirir hem de vergi denetimini yerinden yürütürdü.
Reformun kaldırılma gerekçesini ve yeni kurulan yapıların amacını anlamak için eski sistemin işlevini analiz etmek gerekir.
2
Yerine getirilen kurumları (Redif birlikleri ve merkezden bağlanan maaş) analiz etme.
Taşra güvenliğinin doğrudan merkeze bağlı Redif birliklerine verilmesi ve yöneticilerin hazineden maaş alması, yerel güçlerin ekonomik ve askeri bağımsızlığını ortadan kaldırır.
Yapılan reformların doğrudan hangi idari sonucu doğurduğunu saptamak gerekir.
3
Çeldirici seçeneklerde yer alan kavramsal yanılgıları ve kronolojik hataları eleme.
Feodal toprak mülkiyeti ve serflik (A seçeneği), henüz gerçekleşmemiş anayasal süreçler (B seçeneği), esnaf teşkilatına ait gedik usulü (C seçeneği) ve dönem dışı olan Tanzimat Fermanı (E seçeneği) elenir.
Öğrencilerin sıkça düştüğü tımar-feodalizm, anakronizm ve gedik-narh karmaşası gibi yanılgıları doğru analizden ayırmak gerekir.
4
Nihai amaç ve sonucu ilişkilendirme.
Tüm bu merkezileştirme adımlarının temel gayesi, devletin taşradaki denetimini mutlak hale getirmektir.
II. Mahmud Dönemi reformlarının genel karakteristiği olan merkeziyetçilik ilkesine ulaşılır.

Anahtar Kavram

II. Mahmud Dönemi merkezileşme reformları ve tımar sisteminin kaldırılmasının idari-askeri sonuçları.
Tahmini Süre:2m 0s
Sayfa 1 / 5Sonraki
Osmanlı Devleti Modernleşme ve Denge Dönemi Alıştırma Soruları — YKS AYT (Alan Yeterlilik Testi) | Examkin