Tüm alıştırma soruları

6755 soru

Soru 2121Soru

Mudanya Mütarekesi ile İstanbul, Boğazlar ve Doğu Trakya savaşılmadan kurtarılmış; ancak bu bölgelerin nihai teslimi barış antlaşmasının imzalanmasına bırakılmıştır. İtilaf Devletleri, Lozan'da toplanacak barış konferansına TBMM Hükümeti'nin yanı sıra Osmanlı Hükümeti'ni de davet etmiştir. Bu gelişme üzerine TBMM Hükümeti, 1 Kasım 1922'de saltanatı kaldırarak konferansta Türk milletini tek başına temsil etme hakkını elde etmiştir.

Bu bilgilere ve dönemin tarihi koşullarına göre, Millî Mücadele'nin diplomatik süreci ile ilgili aşağıdakilerden hangisi savunulamaz?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Doğu Trakya ve İstanbul'un nihai tesliminin barış antlaşması sonrasına bırakılması, İtilaf Devletleri'nin bu bölgelerdeki askeri varlıklarını kalıcı hale getirmeyi başardıklarını kanıtlamaktadır.

Cevap

Doğu Trakya ve İstanbul'un tesliminin barış antlaşmasına bırakılmasının, İtilaf Devletleri'nin bu bölgelerde fiilî askeri varlıklarını kalıcı hale getirdiğini gösterdiği iddiası
Doğu Trakya, İstanbul ve Boğazlar'ın nihai tesliminin barış antlaşması sonrasına bırakılması geçici bir güvenlik ve bürokrasi durumudur. Lozan Antlaşması'nın imzalanması ve onaylanmasının ardından İtilaf Devletleri bu bölgeleri tamamen boşaltmışlardır. Dolayısıyla İtilaf Devletleri'nin buralardaki askeri varlıklarını kalıcı hale getirdiklerini söylemek mümkün değildir ve bu yargı savunulamaz.

Adım Adım Çözüm

1
Mudanya Ateşkesi'nin ve Lozan Barış Antlaşması'nın maddeleri ile tarihi gelişim süreci analiz edilir.
İstanbul, Boğazlar ve Doğu Trakya'nın savaşılmadan kurtarıldığı ancak teslim sürecinin Lozan sonrasına kaldığı görülür.
Diplomatik sürecin detaylarını doğru tespit etmek için.
2
İtilaf Devletleri'nin Lozan Konferansı öncesindeki davet stratejileri ve TBMM'nin saltanatı kaldırma kararı arasındaki neden-sonuç ilişkisi incelenir.
İtilaf Devletleri'nin iki başlılık yaratarak Türk tarafını bölmek istediği, TBMM'nin ise saltanatı kaldırarak bunu engellediği anlaşılır.
Dış politikanın iç politikadaki kararları nasıl yönlendirdiğini anlamak için.
3
Seçeneklerde yer alan ifadeler tarihi olgularla karşılaştırılır.
Doğu Trakya ve İstanbul'un barış antlaşması sonrasında İtilaf Devletleri tarafından tamamen boşaltıldığı bilgisiyle, İtilaf Devletleri'nin bu bölgelerdeki askeri varlıklarını kalıcı hale getirdiğini savunan tezin uyuşmadığı tespit edilir.
Savunulamaz olan seçeneği bulmak için.

Anahtar Kavram

Mudanya Ateşkesi ve Lozan Barış Antlaşması sürecindeki diplomatik ve siyasi gelişmeler
Tahmini Süre:2m 0s
Soru 2122Soru

Herakleitos’a göre evrende durağan hiçbir şey yoktur. Her şey sürekli bir değişim, akış ve oluş halindedir. Evrendeki bu dinamik s��reci yönlendiren temel ilke karşıtların savaşıdır. Ona göre varlık, sürekli yanan ve sönen bir ateş gibidir ve durağan bir tözden bahsetmek imkansızdır. Bu durum evrendeki her şeyin sürekli dönüştüğünü gösterir.

Buna göre, Herakleitos'un varlık görüşünü en iyi özetleyen yargı aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Varlık, sürekli bir değişim ve oluş sürecinden ibarettir.

Cevap

Varlık, sürekli bir değişim ve oluş sürecinden ibarettir.
Doğru cevap, varlığın sürekli bir değişim ve oluş sürecinden ibaret olduğunu belirten seçenektir. Metinde Herakleitos'un evrende durağan hiçbir şeyin olmadığını, her şeyin sürekli bir akış ve oluş halinde bulunduğunu savunduğu açıkça ifade edilmektedir. Bu durum, oluş felsefesinin en temel savıdır.

Adım Adım Çözüm

1
Metinde verilen ipuçlarını analiz etme
Metinde 'evrende durağan hiçbir şeyin olmadığı', 'sürekli bir değişim, akış ve oluş halinde' olunduğu ve 'durağan bir tözden bahsetmenin imkânsız' olduğu belirlenmiştir.
Herakleitos'un varlık anlayışının temel karakteristiğini saptamak için parçadaki anahtar ifadeler analiz edilir.
2
Seçeneklerdeki kavramsal yaklaşımları metinle karşılaştırma
Seçenekler incelendiğinde 'varlığın sürekli bir değişim ve oluş süreci' olduğunu belirten seçeneğin, metindeki dinamik akış ve oluş vurgusuyla doğrudan örtüştüğü saptanmıştır.
Doğru varlık anlayışını diğer felsefi akımlardan (idealizm, nihilizm vb.) ayırt etmek amacıyla karşılaştırma gerçekleştirilir.

Anahtar Kavram

Oluş Olarak Varlık
Soru 2123Soru

Gökyüzünde parıldayan Güneş, insan zihninden bağımsız olarak dış dünyada var olan somut bir varlıktır. Buna karşılık, 'Güneş ısı ve ışık kaynağıdır.' ifadesi, bu varlık hakkında ortaya konan ve gerçeklikle uyuşan bir yargıdır.

Bu parçada sırasıyla bilgi felsefesinin hangi iki temel kavramı örneklendirilmiştir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Gerçeklik - Doğruluk

Cevap

Gerçeklik ve doğruluk kavramlarının sırasıyla örneklendiği seçenektir.
Dış dünyada insan zihninden bağımsız olarak var olan Güneş nesnesi 'gerçeklik' kavramını; bu gerçekliğe dair kurulan ve onunla örtüşen 'Güneş ısı ve ışık kaynağıdır.' yargısı ise 'doğruluk' kavramını ifade eder. Dolayısıyla doğru sıralama gerçeklik ve doğruluk şeklindedir.

Adım Adım Çözüm

1
Parçadaki ilk örneği incelemek
Güneş'in insan zihninden bağımsız olarak dış dünyada var olan somut bir varlık olduğu belirtilmiştir. Bu durum zihinden bağımsız varoluşu ifade eden 'gerçeklik' kavramına karşılık gelir.
Gerçeklik, zihinden bağımsız olarak dış dünyada nesnel olarak var olan her şeydir.
2
Parçadaki ikinci örneği incelemek
'Güneş ısı ve ışık kaynağıdır.' ifadesinin, dış dünyadaki nesneyle uyuşan bir yargı olduğu belirtilmiştir. Bu durum ise 'doğruluk' kavramına karşılık gelir.
Doğruluk, zihnimizdeki yargıların dış dünyadaki gerçekliğe uygunluğudur.
3
Elde edilen kavramları sırasıyla birleştirmek
Sırasıyla 'Gerçeklik' ve 'Doğruluk' kavramlarının örneklendiği tespit edilir.
Soruda bizden parçada geçen kavramların sırasıyla hangileri olduğu istenmiştir.

Anahtar Kavram

Gerçeklik ve Doğruluk Kavramlarının Farkı
Soru 2124Soru

Aşağıdaki tabloda, aynı yarım kürede yer alan üç farklı merkezin enlem, yükselti ve yıllık ortalama sıcaklık değerleri verilmiştir:

MerkezEnlemYükselti (m)Yıllık Ortalama Sıcaklık (°C)
K37 Kuzey37^\circ\text{ Kuzey}1001001818
L41 Kuzey41^\circ\text{ Kuzey}1001001414
M37 Kuzey37^\circ\text{ Kuzey}1100110077

Tablodaki bilgilere göre, bu merkezlerin sıcaklık özellikleri ile ilgili aşağıdaki yargılardan hangisi doğrudur?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: K ve M merkezleri arasındaki sıcaklık farkının yükselti farkından dolayı beklenen değerden (5C5^\circ\text{C}) fazla olması, denizellik ve karasallık etkisiyle açıklanır.

Cevap

K ve M merkezleri arasındaki sıcaklık farkının yükselti farkından dolayı beklenen değerden (5C5^\circ\text{C}) fazla olması, denizellik ve karasallık etkisiyle açıklanır.
K ve M merkezleri aynı enlemde (37 Kuzey37^\circ\text{ Kuzey}) yer aldıkları için güneş ışınlarını benzer açılarla alırlar. İki merkez arasındaki yükselti farkı 1100100=1000 metre1100 - 100 = 1000\text{ metre} olup, sadece yükselti farkından dolayı M merkezinin K merkezinden 1000/200=5C1000 / 200 = 5^\circ\text{C} daha soğuk olması beklenir. Ancak iki merkez arasındaki gerçek sıcaklık farkı 187=11C18 - 7 = 11^\circ\text{C}'dir. Beklenenden daha fazla olan bu 6C6^\circ\text{C}'lik sıcaklık farkı, K merkezinin deniz kenarında nemli (denizel) bir konumda bulunması ve M merkezinin ise iç kesimlerde nemsiz (karasal) bir alanda yer alması ile açıklanır. Bu nedenle, iki merkez arasındaki sıcaklık farkının yükselti farkından dolayı beklenen değerden fazla olması, denizellik ve karasallık etkisiyle açıklanmaktadır.

Adım Adım Çözüm

1
K ve L merkezleri arasındaki sıcaklık ilişkisini enlem bazında analiz etmek.
K (37 Kuzey37^\circ\text{ Kuzey}, 18C18^\circ\text{C}) ve L (41 Kuzey41^\circ\text{ Kuzey}, 14C14^\circ\text{C}) merkezlerinin yükseltileri aynıdır (100 m100\text{ m}). Ekvator'a yakın olan K'nin sıcaklığının daha fazla olması enlem-sıcaklık ilişkisine uygundur.
Enlem-sıcaklık ilişkisinin doğruluğunu test etmek.
2
L merkezinin deniz seviyesine indirgenmiş sıcaklığını hesaplamak.
L merkezinin indirgenmiş sıcaklığı: 14C+(100 m/200 m)=14.5C14^\circ\text{C} + (100\text{ m} / 200\text{ m}) = 14.5^\circ\text{C}'dir.
İndirgenmiş sıcaklık değerinin aritmetik doğruluğunu kontrol etmek.
3
K ve M merkezleri arasındaki sıcaklık farkını yükselti ve karasallık-denizellik açısından karşılaştırmak.
K ve M aynı enlemdedir (37 Kuzey37^\circ\text{ Kuzey}). Yükselti fark�� 1100100=1000 m1100 - 100 = 1000\text{ m}'dir. Yükseltiden dolayı beklenen sıcaklık farkı 1000/200=5C1000 / 200 = 5^\circ\text{C}'dir. Ancak gerçek sıcaklık farkı 187=11C18 - 7 = 11^\circ\text{C}'dir. Bu durum, aradaki farkın sadece yükseltiyle değil, aynı zamanda denizel ve karasal konum farkıyla da (nem farkıyla) ilişkili olduğunu gösterir.
Sıcaklık dağılışında enlem, yükselti ve karasallık-denizellik etkilerini ayırt etmek.

Anahtar Kavram

İklim Elemanları: Sıcaklık
Tahmini Süre:2m 0s
Soru 2125Soru

Aşağıda sol sütunda verilen kıyı tiplerini, sağ sütunda verilen ve bu kıyı tiplerinin oluşum süreçlerini açıklayan tanımlarla doğru şekilde eşleştiriniz.

Soldaki öğeye tıklayın, sonra eşleşen sağdaki öğeye tıklayın

Öğeler

Dalmaçya kıyı tipi
Fiyort kıyı tipi
Rias kıyı tipi
Haliçli kıyı tipi

Eşleşmeler

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap

Dalmaçya kıyı tipi dağların kıyıya paralel uzandığı alanlardaki vadilerin sular altında kalmasıyla oluşan adalar zinciriyle; fiyort kıyı tipi buzul vadilerinin sular altında kalmasıyla; rias kıyı tipi akarsu vadilerinin sular altında kalmasıyla; haliçli kıyı tipi ise gelgit etkisiyle nehir ağızlarının aşınmasıyla oluşan huni biçimli yapıyla eşleşir.
Eşleştirmede her kıyı tipi, kendi oluşum sürecine uygun jeolojik ve jeomorfolojik etmenle doğru bir şekilde eşleştirilmiştir. Dalmaçya tipi kıyılar kıyıya paralel uzanan dağların sular altında kalmasıyla, fiyort tipi kıyılar buzul vadilerinin sular altında kalmasıyla, rias tipi kıyılar akarsu vadilerinin sular altında kalmasıyla ve haliçli kıyılar gelgit genliğinin yüksek olduğu okyanus kıyılarında akarsu ağızlarının aşındırılmasıyla oluşur.

Adım Adım Çözüm

1
Dalmaçya kıyı tipinin tanımını belirleme.
Dalmaçya kıyı tipi, kıyıya paralel uzanan dağ sıralarının arasındaki vadilerin sular altında kalmasıyla oluşan adalı kıyılardır. Bu durum birinci tanım ile örtüşmektedir.
Kıyı tiplerinin jeomorfolojik ve topoğrafik özelliklerine göre eşleştirilmesini sağlamak.
2
Fiyort kıyı tipinin tanımını belirleme.
Fiyort kıyı tipi, buzul vadilerinin sular altında kalmasıyla oluşan kıyılardır. Bu durum ikinci tanım ile örtüşmektedir.
Buzul aşındırmasının etkili olduğu kıyı tiplerini ayırt etmek.
3
Rias kıyı tipinin tanımını belirleme.
Rias kıyı tipi, akarsu vadilerinin deniz suları altında kalmasıyla oluşan kıyılardır. Bu durum üçüncü tanım ile örtüşmektedir.
Eski akarsu vadilerinin deniz ilerlemesiyle sular altında kalması durumunu analiz etmek.
4
Haliçli kıyı tipinin tanımını belirleme.
Haliçli kıyı tipi, gelgit genliğinin yüksek olduğu okyanus kıyılarında nehir ağızlarının aşınmasıyla oluşan huni biçimli kıyılardır. Bu durum dördüncü tanım ile örtüşmektedir.
Gelgit olayının kıyı şekillenmesine etkisini ve okyanus kıyısı özelliklerini kavramak.

Anahtar Kavram

Kıyı tiplerinin oluşum mekanizmaları ve coğrafi özellikleri
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 2126Soru

Platon’a göre duyularımızla algıladığımız fiziksel dünya, sürekli bir değişim ve oluş içindedir; burada hiçbir şey kendi kendisiyle aynı kalmaz. Gerçek ve mükemmel olan varlık ise zamanın ve değişimin yıpratamadığı, yalnızca akılla kavranabilen idealardır. Duyusal dünyadaki her varlık, ait olduğu ideanın pay almasıyla varlık kazanmış kusurlu bir kopyadır. Dolayısıyla gerçeklik, maddesel olan nesnelerde değil, bu nesnelerin arkasında yatan soyut özlerde aranmalıdır.

Bu parçadan hareketle idealist felsefenin varlığa yaklaşımı hakkında aşağıdakilerden hangisi söylenebilir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Varlığın gerçek ve nihai kaynağını zihinsel ve düşünsel tözlerde aradığı

Cevap

Varlığın gerçek ve nihai kaynağını zihinsel ve dü��ünsel tözlerde aradığı
Doğru cevap, idealist felsefenin ve özellikle Platon'un idealar kuramının temel iddiasını doğrudan yansıtmaktadır. Parçada belirtildiği üzere, duyusal dünyadaki fiziksel nesneler sürekli değişmekte ve asıl varlığı temsil etmemektedir. Asıl varlık alanı ise ancak akılla kavranabilen, değişmeyen ve soyut olan idealardır. Bu durum, idealizmin varlığın özünü zihinsel/düşünsel ilkelere dayandırdığını doğrulamaktadır.

Adım Adım Çözüm

1
Paragrafın ana düşüncesini analiz edin.
Paragrafta Platon'un duyusal dünyanın geçici olduğu ve asıl gerçekliğin değişmeyen, sadece akılla kavranabilen soyut 'idealar' olduğu savı belirlendi.
Soruda istenen çıkarımın temel dayanağını tespit etmek.
2
İdealizm kavramı ile paragraftaki idealar kuramını ilişkilendiren temel ilkeyi kurun.
İdealizmin varlığın özünü madde dışı, zihinsel veya düşünsel tözlere (ideaya) dayandıran bir akım olduğu bilgisiyle paragraf uyuşmaktadır.
Felsefi akımın temel niteliğini belirlemek.
3
Çeldirici seçenekleri eleyerek doğru sonuca ulaşın.
Maddesel varlık (materyalizm), varlığın reddi (nihilizm), doğrudan fiziksel gerçeklik (realizm) ve olgusal sınırlılık (bilimsel yaklaşım) içeren seçenekler elendi ve gerçek varlığın zihinsel/düşünsel tözlerde arandığını belirten seçenek tespit edildi.
Yanlış kavramsal yönelimleri ayırt edip doğru cevabı kesinleştirmek.

Anahtar Kavram

İdealizm (İdea Olarak Varlık) ve Platon'un İdealar Kuramı
Tahmini Süre:2m 0s
Soru 2127Soru

Ahlak felsefesinde evrensel bir ahlak yasasının varlığını reddeden görüşlere ait aşağıdaki açıklamaları, ilişkili oldukları felsefi akımlarla eşleştiriniz.

Soldaki öğeye tıklayın, sonra eşleşen sağdaki öğeye tıklayın

Öğeler

Ahlakın kaynağı bireysel hazlardır. Bireye keyif veren şeyler kişiden kişiye değiştiği için herkes için geçerli genelgeçer bir ahlak yasasından söz etmek imkansızdır.
İnsan doğası gereği bencil bir yapıya sahiptir ve eylemlerinde sadece kendi çıkarını düşünür. Bu bencillik durumu, ortak bir ahlaki paydada buluşmayı engeller.
Bireyin biricikliğini ve özgürlüğünü kısıtlayan devlet, din ve hukuk gibi tüm kurumsal yapılar ortadan kaldırılmalıdır. Bu kurumların dayattığı ahlak kuralları da geçersizdir.
İnsanın önceden belirlenmiş bir özü yoktur; insan eylemleri ve tercihleriyle kendi özünü kendisi kurar. Bu mutlak özgürlük, dışarıdan dayatılan ahlak yasalarını dışlar.

Eşleşmeler

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap

Hazcılık ile hazların bireyselliği; Bencillik ile çıkarcılık; Anarşizm ile otoritelerin reddi; Varoluşçuluk ile insanın kendi özünü yaratması eşleşmelidir.
Verilen akımların ahlaki eylemin temelini dayandırdığı ilkeler (haz, benlik, sınırsız özgürlük, otoritesizlik) evrensel ahlak yasasını reddederken kullanılan temel argümanları yansıtmaktadır.

Adım Adım Çözüm

1
Birinci ifadedeki 'bireysel haz' vurgusu analiz edilir.
Bunun hazzın değişken ve göreceli yapısını savunan Hazcılık (Hedonizm) ile ilişkili olduğu belirlenir.
Hazcılık, ahlaki eylemin ölçütünün haz olduğunu ve hazzın öznelliği nedeniyle evrensel ahlak yasasının kurulamayacağını savunur.
2
İkinci ifadedeki 'bencillik' ve 'kendi çıkarı' kavramları incelenir.
Bu kavramların ahlaki eylemde bireyin kendi benliğini merkeze alan Bencillik (Egoizm) akımına ait olduğu görülür.
Egoizm, insanın doğası gereği bencil olduğunu ve bu nedenle ortak bir ahlaki yasanın mümkün olamayacağını ileri sürer.
3
Üçüncü ifadedeki 'devlet, din, hukuk gibi otoritelerin ve kuralların reddi' tahlil edilir.
Bu yaklaşımın her türlü otoriteyi ve dolayısıyla ahlak yasalarını reddeden Anarşizm olduğu anlaşılır.
Anarşizm, bireysel özgürlüğün önündeki en büyük engeller olarak gördüğü otoriteleri ve onların dayattığı kuralları geçersiz sayar.
4
Dördüncü ifadedeki 'insanın özünü kendisinin kurması ve mutlak özgürlük' teması değerlendirilir.
Bu düşüncenin insanı kendi değerlerini yaratmakla yükümlü kılan Varoluşçuluk (Egzistansiyalizm) ile eşleştiği saptanır.
Varoluşçuluk, insanın varoluşunun özünden önce geldiğini, dolayısıyla onu bağlayacak önceden hazır bir ahlak yasasının bulunamayacağını iddia eder.

Anahtar Kavram

Evrensel Ahlak Yasasını Reddeden Görüşler ve Argümanları
Tahmini Süre:2m 0s
Soru 2128Soru

Bir Türkiye fiziki haritasında, 1:2.000.0001:2.000.000 ölçekli bir haritada Ankara ile Kırıkkale il merkezleri arasındaki harita uzaklığı 4 cm4\text{ cm} olarak ölçülmüştür. Buna göre, bu iki il merkezi arasındaki gerçek uzaklık kaç kilometredir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: 80

Cevap

İki il merkezi arasındaki gerçek uzaklık 80 kilometredir.
Gerçek uzaklık, harita üzerindeki uzunluk ile ölçek paydasının çarpılmasıyla bulunur: 4 cm×2.000.000=8.000.000 cm4\text{ cm} \times 2.000.000 = 8.000.000\text{ cm}. Santimetreyi kilometreye çevirmek için 100.000100.000'e böldüğümüzde (beş sıfır sildiğimizde) sonuç 80 km80\text{ km} olur.

Adım Adım Çözüm

1
Harita üzerindeki uzunluk ile ölçeğin paydası çarpılarak gerçek uzaklık santimetre cinsinden hesaplanır.
4 cm×2.000.000=8.000.000 cm4 \text{ cm} \times 2.000.000 = 8.000.000 \text{ cm}
Gerçek uzaklık formülü Gerc¸ek Uzaklık=Harita Uzaklıg˘ı×O¨lc¸ek Paydası\text{Gerçek Uzaklık} = \text{Harita Uzaklığı} \times \text{Ölçek Paydası} şeklindedir.
2
Bulunan santimetre cinsinden değer, kilometre cinsine dönüştürülür.
8.000.000 cm=80 km8.000.000 \text{ cm} = 80 \text{ km}
1 km=100.000 cm1 \text{ km} = 100.000 \text{ cm} olduğundan, santimetreyi kilometreye çevirmek için değer 100.000100.000'e bölünür (beş sıfır silinir).

Anahtar Kavram

Ölçeği verilen bir haritada iki nokta arasındaki harita uzunluğu kullanılarak gerçek uzaklığın hesaplanması ve birim dönüştürme işlemi.
Tahmini Süre:45s
Soru 2129Soru

Türkiye'de güneyden kuzeye gidildikçe enlem etkisine bağlı olarak sıcaklıkların genel olarak azalması beklenir. Ancak kış mevsiminde Karadeniz kıyısındaki Samsun'un ortalama sıcaklığının, İç Anadolu'da yer alan ve daha güneyde bulunan Ankara'dan daha yüksek olduğu görülür.

Samsun'un Ankara'ya göre daha kuzeyde yer almasına rağmen kışın daha sıcak olması, aşağıdakilerden hangisiyle açıklanır?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Samsun'un deniz kıyısında yer alması ve nemliliğin sıcaklığı dengelemesi

Cevap

Samsun'un deniz kıyısında yer alması ve nemliliğin sıcaklığı dengelemesi
Samsun'un deniz kıyısında yer alması ve nemliliğin sıcaklığı dengelemesi ifadesi doğrudur. Samsun, deniz kıyısında yer aldığı için nem oranı yüksektir. Nemlilik havanın aşırı soğumasını önler. Ankara ise deniz etkisinden uzak, karasal ve yüksek bir konumda yer aldığı için kışın çok daha fazla soğur. Bu sebeple Samsun, enlem olarak daha kuzeyde yer almasına rağmen kış mevsiminde Ankara'dan daha sıcaktır.

Adım Adım Çözüm

1
Enlem ve sıcaklık ilişkisini değerlendirmek
Normalde enlem etkisine göre daha güneydeki Ankara'nın kışın Samsun'dan daha sıcak olması beklenir.
Güneyden kuzeye gidildikçe güneş ışınlarının düşme açısı daralır.
2
Göreceli konum faktörlerini analiz etmek
Samsun'un deniz kıyısında olması (0 m0\text{ m}) ve Ankara'nın karasal ve yüksekte (900 m900\text{ m}) bulunması sıcaklık farkını oluşturur.
Denizler nem oranı nedeniyle kışın yavaş soğur, karalar ise hızlı soğur.
3
Doğru seçeneği belirlemek
Samsun'un Ankara'dan sıcak olmasının temel sebebi denizelliktir.
Denizellik ve nemlilik, kışın sıcaklığın çok fazla düşmesini engeller.

Anahtar Kavram

Türkiye'de Sıcaklık Dağılışı Üzerinde Mutlak ve Göreceli Konumun Etkileri
Soru 2130Soru

Bir toplumun kendi varlığını koruma içgüdüsüyle bireye dayattığı kurallar, alışkanlıklardan ve toplumsal baskıdan beslenir. Bu ahlak yapısı, insanı belli bir gruba veya ulusa bağlarken, onun dışındakileri ötekileştirir ve değişime kapalıdır. Oysa gerçek ahlaki eylem, insanı toplumsal sınırların ötesine taşıyarak tüm insanlıkla birleştiren, kaynağını dışsal kurallarda değil, bireyin kendi içsel yaratıcı coşkusunda ve sezgisinde bulan dinamik bir atılımdır. Bu içsel yöneliş, dışarıdan dikte edilemeyen ama her insanda potansiyel olarak mevcut olan bir sevgi ve özgürlük duygusuna dayanır. Dolayısıyla evrensel bir ahlak yasası mümkündür; fakat bu yasa aklın soğuk kategorileriyle değil, insanın kendi iç sesine kulak vermesiyle kavranır.

Bu parçada savunulan görüş, ahlak felsefesinin aşağıdaki temel iddialarından hangisini desteklemek amacıyla kullanılabilir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Evrensel ahlak yasasının, insanın içsel ve sezgisel dünyasından yola çıkılarak kurulabileceğini

Cevap

Evrensel ahlak yasas��nın, insanın içsel ve sezgisel dünyasından yola çıkılarak kurulabileceğini
Parçada savunulan ahlak görüşü, Henri Bergson'un sezgicilik (entüisyonizm) temelli açık ahlak anlayışıdır. Bergson'a göre evrensel ahlak yasası, aklın soğuk kategorileri ya da toplumsal baskı ile değil; bireyin kendi iç sesini, yaratıcı coşkusunu ve sezgisini temel alarak tüm insanlığı kucaklayan bir yapıda kurulur. Bu durum, evrensel ahlak yasasının öznel (sezgisel) bir temelde mümkün olduğunu gösterir.

Adım Adım Çözüm

1
Parçayı okuyup yazarın ahlak anlayışındaki temel vurguları belirlemek.
Yazar, toplumsal baskıya dayalı statik kuralları reddetmekte; gerçek ahlakı kaynağını içsel sezgide ve yaratıcı coşkuda bulan, tüm insanlığı birleştiren dinamik bir yapı olarak tanımlamaktadır.
Yazarın evrensel ahlak yasasını nasıl temellendirdiğini anlamak için parçadaki anahtar kavramları (sezgi, içsel coşku, evrensel yasa) analiz etmek gerekir.
2
Belirlenen vurguları felsefe tarihindeki akımlarla ve evrensel ahlak yasasını kabul eden yaklaşımlarla ilişkilendirmek.
Bu görüş, Henri Bergson'un 'açık ahlak' ve 'sezgicilik' (entüisyonizm) felsefesiyle örtüşmektedir. Bergson, evrensel ahlakı sezgi gibi öznel bir yetiye dayandırır.
Soruda geçen ahlak görüşünün felsefedeki karşılığını bularak doğru seçeneğe yönelmek.
3
Seçenekleri analiz ederek parçadaki düşünceyi en doğru yansıtan yargıyı seçmek.
Sezgiye ve içsel dünyaya dayalı evrensel ahlak yasasının kurulabileceğini savunan seçeneğin doğru olduğu belirlenir.
Seçenekler arasında nesnel temelli görüşler (Kant) ve faydacı hesaplamalar (Bentham) elenerek sezgisel öznel temellendirmeye ulaşılır.

Anahtar Kavram

Evrensel ahlak yasasını sezgiye (öznel temele) dayandırarak kabul eden Bergsoncu sezgicilik ve açık ahlak anlayışı.
Soru 2131Soru

Aşağıda sol sütunda bazı beşerî şekilsel bölge özellikleri ve örnekleri, sağ sütunda ise bu özelliklere karşılık gelen bölge türleri verilmiştir. Sol sütundaki bölge özelliklerini sağ sütundaki doğru bölge türleriyle eşleştiriniz.

Soldaki öğeye tıklayın, sonra eşleşen sağdaki öğeye tıklayın

Öğeler

NATO ve Avrupa Birliği gibi, sınırları üye ülkelerin idari sınırlarıyla çakışan ve yeni üye katılımlarıyla kısa sürede değişebilen bölgeler.
Konya Ovası ve Çukurova gibi, belirli kültür bitkilerinin yoğun olarak yetiştirildiği ve beşerî faaliyetlerle sınırları şekillenen bölgeler.
Zonguldak ve Batman gibi, yer altı kaynaklarının işletilmesine bağlı olarak ortaya çıkan ve rezerv durumuna göre sınırları değişebilen bölgeler.
Kocaeli ve Bursa gibi, sanayi tesisleri ile iş gücünün yoğunla��tığı ve ekonomik faaliyetlerin dağılışına göre sınırlandırılan bölgeler.

Eşleşmeler

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap

NATO ve Avrupa Birliği gibi siyasi yapılar Siyasi Bölge ile; Konya Ovası ve Çukurova gibi tarımsal alanlar Tarım Bölgesi ile; Zonguldak ve Batman gibi maden sahaları Maden Bölgesi ile; Kocaeli ve Bursa gibi üretim merkezleri ise Sanayi Bölgesi ile eşleşmektedir.
Beşerî şekilsel bölgeler, insan faaliyetleri temel alınarak sınırları belirlenen bölgelerdir. NATO ve Avrupa Birliği gibi siyasi yapılar üye ülkelerin sınırlarını esas aldığından idari sınırlarla tam çakışır ve sınırları yeni katılımlarla hızlı değişir. Çukurova ve Konya Ovası tarımsal faaliyetlere göre belirlenir. Zonguldak ve Batman madencilik faaliyetleriyle ön plana çıkar. Kocaeli ve Bursa ise sanayi tesisleri ve iş gücü yoğunluğuna göre sınırlandırılır.

Adım Adım Çözüm

1
NATO ve Avrupa Birliği gibi örgütlerin kuruluşu ve sınır özellikleri incelenir.
Bu örgütlerin üye ülkelerin sınırlarına göre kurulduğu ve siyasi nitelikte olduğu saptanarak Siyasi Bölge ile eşleştirilir.
Siyasi örgütlerin sınırlarının idari sınırlarla çakışma özelliğini doğrulamak amacıyla.
2
Konya Ovası ve Çukurova'daki ekonomik faaliyetlerin türü incelenir.
Bu alanların tarımsal üretimle ön plana çıktığı saptanarak Tarım Bölgesi ile eşleştirilir.
Tarım faaliyetlerinin yapıldığı beşerî alanları sınıflandırmak amacıyla.
3
Zonguldak ve Batman'ın gelişimini sağlayan temel faktör incelenir.
Bu merkezlerin sırasıyla taş kömürü ve petrol çıkarımıyla bilindiği saptanarak Maden Bölgesi ile eşleştirilir.
Doğal kaynak çıkarımına dayalı beşerî bölge türünü belirlemek amacıyla.
4
Kocaeli ve Bursa şehirlerindeki baskın ekonomik faaliyet incelenir.
Bu şehirlerin fabrika ve üretim odaklı sanayi merkezleri olduğu saptanarak Sanayi Bölgesi ile eşleştirilir.
Sanayi ve iş gücü yoğunluğuna dayalı beşerî bölge sınırlarını belirlemek amacıyla.

Anahtar Kavram

Beşerî Şekilsel Bölgelerin sınıflandırılması, sınırlarının belirlenmesindeki beşerî kriterler ve sınırlarının fiziki bölgelere göre daha hızlı değişebilirliği.
Soru 2132Soru

Pelin: "Karşılaştığım her ahlaki yol ayr��mında, geçmiş yaşantılarımın ve çevresel faktörlerin beni belirli bir seçeneğe zorladığını hissediyorum. Sanki kararlarım bana ait değil, önceden belirlenmiş birer sonuç."

Kaan: "Çevrenin ve geçmişin üzerimizdeki etkisini inkâr edemeyiz. Fakat insan, aklını ve iradesini eğitebilen bir varlıktır. Kendimizi ne kadar tanır, ahlaki değerler üzerine ne kadar düşünürsek, eylemlerimizi dış etkenlerin baskısından o derece kurtarıp kendi irademizle yönlendirebiliriz. Yani özgürlük, dışarıdan bize hazır sunulan bir durum değil, kendi kişiliğimizi geliştirerek kazandığımız bir özerkliktir."

Bu diyalogda Kaan’ın Pelin’e karşı savunduğu, ahlaki özgürlüğü bireyin kendi aklıyla kazandığı özerkliğe dayandıran görüş aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Otodeterminizm

Cevap

Otodeterminizm (Ahlaki Özerklik)
Otodeterminizm (ahlaki özerklik), bireyin ahlaki eylemlerinde tamamen özgür olmadığını kabul etmekle birlikte, aklını ve iradesini kullanarak bu sınırları aşabileceğini ve kendi özerkliğini inşa edebileceğini savunur. Kaan'ın insanı aklını eğitebilen bir varlık olarak görmesi ve özgürlüğü kişinin kendi kişiliğini geliştirerek kazandığı bir özerklik olarak tanımlaması bu yaklaşımla doğrudan uyuşmaktadır.

Adım Adım Çözüm

1
Diyalogdaki Pelin ve Kaan'ın görüşlerini ahlaki özgürlük çerçevesinde analiz etmek.
Pelin'in eylemlerin önceden belirlendiği yönündeki determinist görüşüne karşılık, Kaan'ın çevresel etkileri kabul etmekle birlikte ahlaki özerkliği öne çıkardığı belirlenmiştir.
Karakterlerin savunduğu temel iddiaları saptamak ahlak felsefesindeki doğru akımı bulmanın ilk adımıdır.
2
Kaan'ın 'özgürlük, kendi irademizle yönlendirdiğimiz ve kendi kişiliğimizi geliştirerek kazandığımız bir özerkliktir' ifadesini seçeneklerdeki kavramlarla karşılaştırmak.
Bu ifadenin, bireyin kendi ahlaki kurallarını koyabilme gücünü savunan otodeterminizm (ahlaki özerklik) kavramıyla eşleştiği görülmüştür.
Kavramsal tanım ile metindeki argümanı ilişkilendirerek doğru sonuca ulaşmak hedeflenmiştir.

Anahtar Kavram

Otodeterminizm ve Ahlaki Özerklik
Tahmini Süre:2m 0s
Soru 2133Soru

İnsan etkinliklerinin doğa üzerindeki yıkıcı etkilerini sorgulayan, doğal dengenin korunması ve gelecek nesillere aktarılması amacıyla geliştirilen, insan dışındaki canlıların ve ekosistemin de ahlaki bir değer taşıdığını savunan uygulamalı etik alanı aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Çevre etiği

Cevap

Çevre etiği
Çevre etiği; doğa, ekosistem ve insan dışı canlıların ahlaki statüsünü ele alan, çevre sorunlarına çözümler arayan uygulamalı etik dalıdır. Paragrafta da doğanın korunması ve gelecek nesillere aktarılmasından bahsedildiği için doğru cevap bu seçenektir.

Adım Adım Çözüm

1
Metinde verilen ahlaki sorunun kapsamını ve odak noktasını belirleme.
Sorunun insan faaliyetlerinin doğaya, ekosisteme ve gelecek nesillere olan etkisiyle ilgili olduğu belirlenmiştir.
Uygulamalı etik alanları, ilgilendikleri özel konulara göre sınıflandırılır.
2
Belirlenen bu odak noktasını uygulamalı etik alt dallarıyla karşılaştırma.
Doğa, çevre sorunları ve ekosistemi ele alan alanın çevre etiği olduğu tespit edilmiştir.
Tıp biyoetikle, teknoloji bilgi etiğiyle ilgilenirken; doğa ve çevre sorunları doğrudan çevre etiğinin konusudur.

Anahtar Kavram

Uygulamalı Etik ve Çevre Etiği
Soru 2134Soru

Dünya'nın Güneş etrafındaki yörüngesinin elips şeklinde olmasının çeşitli coğrafi sonuçları vardır. Aşağıda verilen durumları, bu durumların ortaya çıkmasında doğrudan etkili olan yörünge özellikleri veya konumlarıyla eşleştiriniz.

Soldaki öğeye tıklayın, sonra eşleşen sağdaki öğeye tıklayın

Öğeler

Şubat ayının 28 gün sürmesi
Eylül ekinoksunun 23 Eylül'de gerçekleşmesi
Kuzey Yarım Küre'de yaz mevsiminin kış mevsiminden daha uzun sürmesi
Dünya'nın Güneş'e olan uzaklığının yıl boyunca değişmesi

Eşleşmeler

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap

Şubat ayının 28 gün sürmesi -> Dünya'nın Ocak ayında (günberi dönemi) Güneş'e yaklaşması ve yörünge hızının artması; Eylül ekinoksunun 23 Eylül'de gerçekleşmesi -> Dünya'nın yörüngedeki hızının Temmuz ayında (günöte dönemi) azalması; Kuzey Yarım Küre'de yaz mevsiminin kış mevsiminden daha uzun sürmesi -> Dünya'nın Güneş'e en uzak olduğu dönemde Kuzey Yarım Küre'de yaz mevsiminin yaşanması ve yörünge hızının düşmesi; Dünya'nın Güneş'e olan uzaklığının yıl boyunca değişmesi -> Dünya'nın Güneş etrafındaki y��rüngesinin elips biçiminde olması
Dünya'nın yörüngesi elips şeklinde olduğu için Güneş'e olan uzaklığı yıl boyunca değişir. Bu durum yörünge hızının değişmesine neden olur. Ocak ayında (günberi) yörünge hızı arttığı için Şubat ayı 28 gün sürer. Temmuz ayında (günöte) yörünge hızı azaldığı için Eylül ekinoksu 2 gün gecikir (23 Eylül olur) ve Kuzey Yarım Küre'de yaz mevsimi daha uzun sürer.

Adım Adım Çözüm

1
Dünya'nın Güneş'e olan uzaklığının değişmesinin temel nedenini belirlemek.
Güneş etrafındaki yörüngenin elips şeklinde olması, Dünya'nın Güneş'e yaklaşıp uzaklaşmasına neden olur. Bu durum 'Dünya'nın Güneş'e olan uzaklığının yıl boyunca de��işmesi' ile eşleşir.
Yörünge elips şeklinde olduğundan Güneş ile Dünya arasındaki mesafe sabit kalmaz.
2
Güneş'e en yakın olunan dönemin (Ocak ayı) yörünge hızına ve takvime etkisini analiz etmek.
Güneş'e en yakın olunan 3 Ocak (günberi) döneminde çekim kuvveti arttığı için Dünya'nın yörüngedeki hızı artar. Bu hızlı hareket nedeniyle Şubat ayı normalden kısa sürerek 28 gün çeker. Bu durum 'Şubat ayının 28 gün sürmesi' ile eşleşir.
Yörünge hızının artması, Dünya'nın bu yörünge kesitini daha hızlı geçmesini sağlar.
3
Güneş'e en uzak olunan dönemin (Temmuz ayı) hız ve ekinoks takvimi üzerindeki etkisini incelemek.
Güneş'e en uzak olunan 4 Temmuz (günöte) döneminde çekim kuvveti azaldığı için yörünge hızı yavaşlar. Dünya ekinoks noktasına ulaşmakta gecikir ve Eylül ekinoksu 21 Eylül yerine 23 Eylül'de gerçekleşir. Bu durum 'Eylül ekinoksunun 23 Eylül'de gerçekleşmesi' ile eşleşir.
Yörünge hızının azalması, Eylül ekinoks konumuna ulaşmayı 2 gün geciktirir.
4
Yarım kürelerdeki mevsim sürelerinin farklılığını yörünge hızıyla ilişkilendirmek.
Temmuz ayında yörünge hızının yavaş olması, Kuzey Yarım Küre'de yaz mevsiminin (Güney Yarım Küre'de kış) daha uzun sürmesine neden olur. Bu durum 'Kuzey Yarım Küre'de yaz mevsiminin kış mevsiminden daha uzun sürmesi' ile eşleşir.
Mevsimlerin başlangıç ve bitiş tarihleri arasındaki süreyi yörüngedeki hareket hızı belirler.

Anahtar Kavram

Dünya'nın yörüngesinin elips olmasının sonuçları ve yörünge hızının mevsim/takvim süreleri üzerindeki etkileri.
Tahmini Süre:2m 0s
Soru 2135Soru

Bir nörolog veya biyolog, insan beynindeki elektrokimyasal tepkimeleri ve sinir ağlarını inceleyerek bilincin fiziksel ve organik temellerini ortaya koymaya çalışır. Bilinçli olmayı beynin bir işlevi olarak ele alır, onu parçalara ayırır, laboratuvarda gözlemlenebilir ve ölçülebilir verilere indirger. Oysa bir felsefeci "Bilinç nedir?", "Bilinç ile beden arasındaki ilişki nasıl kurulur?" veya "Bilinçli bir varlık olmak ne anlama gelir?" diye sorarak bilinci tüm boyutlarıyla, insanın varoluşsal bütünlüğü i��inde kavramaya çalışır.

Bu parçadan hareketle bilim ve felsefenin varlığa yaklaşımıyla ilgili aşağıdaki yargılardan hangisine ulaşılabilir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Bilim, varlığı parçalara ayırıp olgusal sınırlar içinde ele alırken; felsefe, varlığı bir bütün olarak sorgulayıcı bir tavırla anlamlandırmaya çalışır.

Cevap

Bilim, varlığı parçalara ayırıp olgusal sınırlar içinde ele alırken; felsefe, varlığı bir bütün olarak sorgulayıcı bir tavırla anlamlandırmaya çalışır.
Doğru seçenek, parçadaki örnek olay üzerinden bilim ile felsefenin varlığa yaklaşım farklarını eksiksiz ortaya koymaktadır. Parçada nörolog ve biyologların bilinci fiziksel temellere indirgeyip parçalaması bilimin olgusal ve bölerek inceleme niteliğini; felsefecinin bilincin ne olduğunu sorgulaması ise bütüncül ve sorgulayıcı felsefi tavrı gösterir.

Adım Adım Çözüm

1
Parçadaki karşılaştırmayı analiz etme
Nörolog ve biyologların bilinci elektrokimyasal tepkimelere indirgeyerek parçalaması 'bilimin varlığı parçalara ayırarak ve olgusal düzeyde incelemesi'ni; felsefecinin bilinci tüm boyutlarıyla, insanın varoluşsal bütünlüğü içinde sorgulaması ise 'felsefenin varlığı bütünsel ve sorgulayıcı ele alışı'nı örneklemektedir.
Metindeki bilim insanı ve felsefeci örneklerinin varlığa (bilince) yaklaşım farklarını tespit etmek.
2
Tespit edilen farkları seçeneklerle karşılaştırma
Bilimin varlığı bölerek olgusal sınırlar içinde ele aldığını, felsefenin ise bütün olarak sorgulayıcı tavırla anlamlandırdığını belirten yargının parça ile birebir uyuştuğu görülür.
Hatalı çıkarımları ve kavram karışıklığı içeren seçenekleri eleyerek doğru sonuca ulaşmak.

Anahtar Kavram

Bilim ve felsefenin varlığı ele alış yöntemleri ve bakış açısı farkı
Soru 2136Soru

Bir bölgede yer alan üç farklı istasyona ait yükselti ve aynı dönemde ölçülen gerçek sıcaklık değerleri tespit edilmiştir. Buna göre; aşağıda özellikleri verilen merkezleri, deniz seviyesine indirgenmiş sıcaklık değerlerine göre en yüksekten en düşüğe doğru sıralayınız.

Öğeleri doğru sıraya koymak için sürükleyin

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap

Merkezlerin deniz seviyesine indirgenmiş sıcaklıklarına göre en yüksekten en düşüğe doğru doğru s��ralaması Y İstasyonu (16C16^\circ\text{C}), X İstasyonu (15C15^\circ\text{C}) ve Z İstasyonu (13C13^\circ\text{C}) şeklindedir.
Merkezlerin yükseltileri sırasıyla hesaba katıldığında deniz seviyesine indirgenmiş sıcaklıkları Y istasyonu için 16C16^\circ\text{C}, X istasyonu için 15C15^\circ\text{C} ve Z istasyonu için 13C13^\circ\text{C} olarak bulunur. En yüksekten en düşüğe yapılan sıralama Y, X, Z şeklinde olmalıdır.

Adım Adım Çözüm

1
Yükselti ve sıcaklık arasındaki matematiksel ilişkinin kurulması.
Troposferde yükseldikçe her 200 metre200\text{ metre} yükseltide sıcaklık 1C1^\circ\text{C} azalır. Bir merkezin indirgenmiş sıcaklığını bulmak için gerçek sıcaklığına, yükseltisinden kaynaklanan sıcaklık kaybı eklenmelidir. Formül: I˙ndirgenmis¸ Sıcaklık=Gerc¸ek Sıcaklık+Yu¨kselti200\text{İndirgenmiş Sıcaklık} = \text{Gerçek Sıcaklık} + \frac{\text{Yükselti}}{200}
Gerçek sıcaklık ile indirgenmiş sıcaklık arasındaki geçişi doğru hesaplamak için coğrafi kuralı uygulamak gerekir.
2
Her bir merkez için indirgenmiş sıcaklık değerlerinin hesaplanması.
X Merkezi: 7C+(1600/200)=15C7^\circ\text{C} + (1600 / 200) = 15^\circ\text{C}
Y Merkezi: 12C+(800/200)=16C12^\circ\text{C} + (800 / 200) = 16^\circ\text{C}
Z Merkezi: 1C+(2400/200)=13C1^\circ\text{C} + (2400 / 200) = 13^\circ\text{C}
Her merkezin yükselti farkı ortadan kaldırılarak sıcaklık değerlerini karşılaştırılabilir kılmak için.
3
Elde edilen indirgenmiş sıcaklık değerlerinin en yüksekten en düşüğe sıralanması.
16C>15C>13C16^\circ\text{C} > 15^\circ\text{C} > 13^\circ\text{C} olduğundan sıralama Y İstasyonu, X İstasyonu ve Z İstasyonu olarak gerçekleşir.
Soru kökündeki sıralama yönlendiricisine göre sıralamayı tamamlamak için.

Anahtar Kavram

İndirgenmiş sıcaklık, yeryüzündeki yükseltilerin sıcaklık üzerindeki etkisini ortadan kaldırarak sıcaklık dağılışını enlem ve karasallık gibi diğer faktörlerle analiz etmeyi sağlayan bir yöntemdir.
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 2137Soru

"Hakkında bilgin olmayan şeyin ardına düşme; çünkü kulak, göz ve kalp, bunların hepsi ondan sorumludur." (İsrâ Suresi, 36. ayet)

İslam dininde bilgi edinme süreci ve bu bilginin sorumluluğu ahlaki bir temele oturtulmuştur. Ayette geçen organlar ve yetiler, İslam düşüncesinde bilginin güvenilir kaynaklarının işlevlerine işaret eder. Bu kaynakların her biri, insanın doğru bilgiye ulaşmasında ve bu bilgiyi ahlaki eyleme dönüştürmesinde birbiriyle eş güdümlü çalışır.

Buna göre;
I. Sağlıklı işleyen duyu organları, çevreden gelen verileri toplayarak aklın değerlendirmesi için hammadde sağlar.
II. Akıl (kalp), duyulardan gelen verileri işleyip anlamlandırarak doğru bilgi ve inanca ulaşmada hakem rolü üstlenir.
III. Vahiy (sadık haber), akıl ve duyuların tek başına kavrayamayacağı gayb âlemine dair alanlarda yol göstererek bilgi bütünlüğünü sağlar.

yargılarından hangileri İslam'da bilginin kaynaklarının işleyişini ve birbiriyle olan ilişkisini doğru şekilde açıklamaktadır?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: I, II ve III

Cevap

İslam'da bilginin kaynakları olan duyular, akıl ve vahyin (sadık haber) üçünün de işlev ve ilişkilerini doğru açıklayan öncüllerin tümünün yer aldığı ifadedir.
Öncüllerin tamamı İslam düşüncesinde bilginin kaynaklarının (salim duyular, selim akıl ve sadık haber) işlevlerini ve birbirleriyle olan uyumlu ilişkisini doğru şekilde ifade etmektedir. Sağlıklı duyular dış dünyadan veri toplar, akıl bu verileri süzgeçten geçirip değerlendirir, vahiy ise aklın ve duyuların sınırlarını aşan gaybî konularda nihai ve güvenilir bilgiyi sunarak sistemi tamamlar. Bu nedenle her üç öncülün de yer aldığı seçenek doğrudur.

Adım Adım Çözüm

1
Ayette geçen kulak, göz ve kalp kavramlarının İslam bilgi teorisindeki karşılıklarını belirlemek.
Kulak ve göz salim duyulara, kalp ise selim akla karşılık gelmektedir.
Soruda verilen öncüllerin bu bilgi kaynaklarının işlevleriyle uyumunu test etmek için kavramsal eşleştirme yapılması gerekir.
2
Öncüllerde verilen açıklamaların bilgi kaynaklarının işlevleriyle örtüşüp örtüşmediğini incelemek.
Duyuların veri toplaması (I), aklın bu verileri değerlendirmesi (II) ve vahyin gaybî bilgileri tamamlaması (III) ilkelerinin üçünün de doğru olduğu tespit edilir.
İslam bilgi teorisinde bu üç kaynağın rollerini ve birbirini nasıl desteklediğini ortaya koymak gerekmektedir.
3
Bilgi kaynaklarının birbirleriyle olan ilişkisini sentezleyerek doğru seçeneğe ulaşmak.
Üç öncülün de doğru ve birbirini tamamlayıcı nitelikte olduğu sonucuna varılır.
İslam'da doğru bilgiye ulaşmada akıl, duyular ve vahyin koordineli çalışmasının zorunlu olduğunu göstermek amaçlanır.

Anahtar Kavram

İslam'da Bilgi Kaynaklarının İşlevleri ve Birbirleriyle İlişkisi
Tahmini Süre:2m 0s
Soru 2138Soru

Sofist filozof Protagoras, 'İnsan her şeyin ölçüsüdür.' diyerek rüzgârın üşüyen bir kişi için soğuk, üşümeyen bir kişi için ise sıcak olduğunu belirtmiştir. Ona göre herkes için geçerli, mutlak ve değişmez bir doğru bilgi mevcut değildir; bilgi yalnızca algılayan özneye göre şekillenir.

Protagoras’ın bu parçada açıklanan yaklaşımı, bilgi felsefesinde aşağ��daki kavramlardan hangisiyle tanımlanır?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Rölativizm (Görecelik)

Cevap

Rölativizm (Görecelik)
Rölativizm (görecelik), bilginin kişiden kişiye, algılayan özneye göre değiştiğini savunur. Parçada Protagoras'ın 'İnsan her şeyin ölçüsüdür' sözüyle ve rüzgâr örneğiyle açıkladığı üzere, mutlak ve nesnel bir doğrunun olmadığı, bilginin kişiye göre farklılaştığı belirtilmiştir. Bu durum doğrudan görecelik (rölativizm) kavramıyla tanımlanır.

Adım Adım Çözüm

1
Paragraftaki temel iddiayı analiz etme
Protagoras, rüzgâr örneğiyle bilginin kişiden kişiye (özneye göre) değiştiğini ve mutlak, herkes için geçerli bir doğrunun olmadığını savunmaktadır.
Soruda sorulan felsefi kavramı bulabilmek için metindeki ana fikri tespit etmek gerekir.
2
Felsefi terimlerle eşleştirme yapma
Bilginin kişiye göre değiştiğini, yani göreceli olduğunu savunan yaklaşım 'rölativizm'dir. Protagoras da Sofistlerin temsilcisi olarak bu rölativist görüşü temsil eder.
Metindeki 'kişiye göre şekillenme' ve 'herkes için geçerli doğrunun olmaması' ifadeleri doğrudan rölativizm kavramına götürür.

Anahtar Kavram

Sofist rölativizmi ve doğru bilginin imkansızlığı
Tahmini Süre:50s
Soru 2139Soru

Bir eylemin ahlaki niteliğini belirleyen şey, onun soyut bir ödev bilincine veya aşkın bir otoriteye uygunluğu değildir. Ahlak, insan yaşamının somut gerçekliğinden kopuk olamaz; insanın acıdan kaçma ve hazza yönelme şeklindeki doğal eğilimleri ahlakın çıkış noktasıdır. Ancak bu durum, her bireyin yalnızca kendi bencil çıkarlarını araması gerektiği anlamına gelmez. Gerçek ahlaki eylem, bireysel hazzı aşarak olabildiğince çok insanın olabildiğince büyük mutluluğunu hedefleyen eylemdir. Dolayısıyla yasa, kaynağını insanın öznel dünyasında bulur fakat yönelimi itibarıyla tüm insanlığı kucaklayan evrensel bir ilkeye dönüşür.

Bu parçada dile getirilen görüşler, evrensel ahlak yasasını savunan yaklaşımlardan hangisinin temel tezini örneklendirmektedir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Ahlaki eylemin değerini, eylemin sonucunda ortaya çıkan toplumsal fayda ve mutluluk oranına dayandıran yaklaşım

Cevap

Ahlaki eylemin değerini, eylemin sonucunda ortaya çıkan toplumsal fayda ve mutluluk oranına dayandıran yaklaşım
Ahlaki eylemin değerini toplumsal fayda ve mutluluk oranına dayandıran yaklaşım doğrudur. Çünkü parçada ahlakın kaynağının acıdan kaçma ve hazza yönelme gibi insanın öznel eğilimleri olduğu belirtilmiş, ancak bencil çıkarlar reddedilerek eylemin ahlaki değerinin olabildiğince çok insanın mutluluğunu (genel faydayı) hedeflemesi gerektiği ve bu şekilde evrensel bir ilkeye dönüştüğü vurgulanmıştır.

Adım Adım Çözüm

1
Parçadaki ana fikri ve ahlaki eylemin ölçütünü belirlemek.
Parçada ahlakın kaynağının acıdan kaçma ve hazza yönelme gibi insani/öznel duygular olduğu, ancak eylemin ahlaki değerinin 'olabildiğince çok insanın olabildiğince büyük mutluluğu' (toplumsal fayda) ile ölçüldüğü ve bunun evrensel bir ilkeye dönüştüğü saptanmıştır.
Sorunun hangi ahlak teorisini ve ahlaki yasa anlayışını ele aldığını doğru analiz etmek için parçanın çözümlenmesi gerekir.
2
Parçada betimlenen yaklaşımı felsefe tarihindeki karşılığıyla ilişkilendirmek.
Bireysel hazdan yola çıkıp bunu tüm insanlığın faydasına/mutluluğuna genişleterek evrenselleştiren bu görüş Bentham ve Mill'in 'utilitarizm' (faydacılık) yaklaşımıdır. Bu yaklaşım, evrensel ahlak yasasını öznel temelde (insani fayda ve haz) kabul eder.
Parçadaki kavramsal örüntünün hangi felsefi teoriye ait olduğunu belirlemek için felsefi bilgi birikimini kullanmak gerekir.
3
Seçenekleri analiz ederek parçayla örtüşen doğru yargıyı ve çeldiricilerin yanlışlığını belirlemek.
Ahlaki eylemin değerini toplumsal fayda ve mutluluk oranına dayandıran ifadenin doğru olduğu; ödev ahlakı, entüisyonizm, egoizm ve rölativizm açıklamalarının ise parçadaki faydacı/utilitarist vurguyla çeliştiği belirlenmiştir.
Doğru seçeneğe ulaşmak ve çeldiricileri elemek için seçeneklerin felsefi içeriklerini karşılaştırmak gerekir.

Anahtar Kavram

Evrensel Ahlak Yasasını Öznel Temelde Kabul Edenler (Utilitarizm)
Soru 2140Soru

Türkiye'nin en kuzey noktası olan Sinop'ta (42 K42^\circ\text{ K}) ve Güney Afrika Cumhuriyeti'nin başkenti Pretoria'da (25 G25^\circ\text{ G}) yıllık hava hareketleri ile gece-gündüz süreleri takip edilmektedir.

Buna göre, bu iki merkezde gerçekleşen yıllık değişimlerle ilgili aşağıdaki ifadelerden hangisi doğrudur?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: 2121 Haziran'da Sinop'ta yaşanan gündüz süresi, 2121 Aralık'ta Pretoria'da yaşanan gündüz süresinden daha uzundur.

Cevap

2121 Haziran'da Sinop'ta yaşanan gündüz süresinin, 2121 Aralık'ta Pretoria'da yaşanan gündüz süresinden daha uzun olması
Enlem derecesi arttıkça (kutuplara gidildikçe) yaz mevsiminde yaşanan gündüz süresi uzar. Sinop'un enlem derecesi (42 K42^\circ\text{ K}) Pretoria'nın enlem derecesinden (25 G25^\circ\text{ G}) büyük olduğu için Sinop kendi yaz mevsiminin başlangıcı olan 2121 Haziran'da, Pretoria'nın kendi yaz başlangıcı olan 2121 Aralık'ta yaşadığı gündüz süresinden daha uzun bir gündüz yaşar.

Adım Adım Çözüm

1
Merkezlerin coğrafi konumlarını ve enlem derecelerini analiz edin.
Sinop 4242^\circ Kuzey enleminde, Pretoria ise 2525^\circ Güney enleminde yer almaktadır.
Yıllık gece-gündüz süresi değişimlerini karşılaştırmak için merkezlerin hangi yarım kürede ve Ekvator'dan ne kadar uzaklıkta olduğunu bilmemiz gerekir.
2
Eksen eğikliğine bağlı olarak yaz solstislerindeki gündüz süresi kuralını uygulayın.
Yaz mevsiminin yaşandığı gün d��nümlerinde Ekvator'dan kutuplara doğru gidildikçe gündüz süresi artar. Ekvator'da her zaman 1212 saat gündüz yaşanırken, kutup dairelerinde (66  3366^\circ\;33') bu süre 2424 saate ulaşır.
Eksen eğikliği nedeniyle aydınlanma çemberi kutup noktaları ile kutup daireleri arasında yer değiştirir ve yüksek enlemlerde yazın gündüz süresi daha uzun olur.
3
İki merkezdeki maksimum gündüz sürelerini enlem derecelerine göre karşılaştırın.
42 K42^\circ\text{ K} enlemindeki Sinop'un 2121 Haziran'daki gündüz süresi (yaklaşık 1515 saat), 25 G25^\circ\text{ G} enlemindeki Pretoria'nın 2121 Aralık'taki gündüz süresinden (yaklaşık 13.513.5 saat) daha uzundur.
Sinop'un enlem derecesi Pretoria'ya göre daha büyük (kutuplara daha yakın) olduğu için kendi yaz gün dönümünde daha uzun gündüz yaşar.

Anahtar Kavram

Eksen Eğikliği ve Enlem Derecesinin Gece-Gündüz Süre Değişimine Etkisi
Tahmini Süre:2m 0s
ÖncekiSayfa 107 / 338Sonraki
Tüm alıştırma soruları — YKS TYT (Temel Yeterlilik Testi) | Examkin