Tüm alıştırma soruları

6755 soru

Soru 2141Soru

Haritacılıkta yeryüzü şekillerini göstermek amacıyla kullanılan yöntemler ile bu yöntemlerin temel özellikleri aşağıda verilmiştir. Sol sütundaki yöntemleri, sağ sütundaki en uygun açıklamalarıyla eşleştiriniz.

Soldaki öğeye tıklayın, sonra eşleşen sağdaki öğeye tıklayın

Öğeler

Renklendirme Yöntemi
Gölgelendirme Yöntemi
Kabartma Yöntemi
İzohips Yöntemi

Eşleşmeler

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap

Renklendirme yöntemi yükselti basamaklarının renk tonlarıyla eşleşir; gölgelendirme yöntemi ışık ve gölge ilişkisiyle eşleşir; kabartma yöntemi üç boyutlu maket modeliyle eşleşir; izohips yöntemi ise eş yükselti eğrileriyle eşleşir.
Renklendirme yöntemi yükselti basamaklarını renk tonlarıyla belirtir. Gölgelendirme yöntemi yamaçların ışık alma durumuna göre gölgelendirilmesidir. Kabartma yöntemi yeryüzü şekillerinin üç boyutlu kabartılmış maketidir. İzohips yöntemi ise eş yükselti eğrileriyle yer şekillerini gösterir.

Adım Adım Çözüm

1
Yöntemlerin temel tanımlarını incelemek
Dört yöntemin de kendine has görselleştirme teknikleri olduğunu belirlemek.
Yöntemlerin ayırt edici özelliklerini kavramak doğru eşleştirmeyi kolaylaştırır.
2
Anahtar kelimeler üzerinden eşleştirme yapmak
Renklendirme için 'renk tonları', gölgelendirme için 'ışık ve karanlık', kabartma için 'üç boyutlu model', izohips için 'kapalı eğriler' ifadelerini eşleştirmek.
Bu kelimeler yöntemlerin temel çalışma prensipleridir.

Anahtar Kavram

Yeryüzü Şekillerini Gösterme Yöntemlerinin Tanımları ve Özellikleri
Soru 2142Soru

Dünya'nın eksen eğikliği ve Güneş etrafındaki yıllık hareketine bağlı olarak, bir yerde yaşanan gece ile gündüz süreleri arasındaki fark enlem derecesine göre değişiklik gösterir. Buna göre, aşağıda coğrafi enlemleri belirtilen merkezleri, yıl içinde yaşanan en uzun gündüz ile en uzun gece süreleri arasındaki farkın en az olandan en fazla olana doğru sıralayınız.

Öğeleri doğru sıraya koymak için sürükleyin

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap

Quito, Muskat, Paris, Rovaniemi
Dünya'nın eksen eğikliği ve yıllık hareketi nedeniyle aydınlanma çemberi kutup daireleri ile kutup noktaları arasında yıl boyunca hareket eder. Bu durum enlem derecesine bağlı olarak gece ile gündüz süreleri arasındaki farkın Ekvator'dan kutuplara doğru artmasına neden olur. Ekvator üzerindeki Quito'da fark 00 saat iken, en yüksek enlemli Rovaniemi'de fark 2424 saattir. Bu nedenle sıralama enlem derecelerinin küçükten büyüğe sıralanışı ile paraleldir.

Adım Adım Çözüm

1
Enlem derecelerinin belirlenmesi ve Ekvator'a olan uzaklıklarının karşılaştırılması.
Quito (00^\circ) en yakındır; sırasıyla Muskat (2327 K23^\circ 27'\text{ K}), Paris (48 K48^\circ\text{ K}) ve Rovaniemi (6633 K66^\circ 33'\text{ K}) kutuplara doğru uzaklaşmaktadır.
Eksen eğikliği nedeniyle gece ve gündüz süre farkı Ekvator'dan kutuplara doğru gidildikçe artış gösterir.
2
Her bir merkez için yıl içindeki maksimum gece-gündüz süre farkının belirlenmesi.
Quito'da 00 saat, Muskat'ta yaklaşık 33 saat, Paris'te yaklaşık 88 saat, Rovaniemi'de ise 2424 saattir.
Kutup dairelerine yaklaşıldıkça aydınlanma çemberinin yer değiştirme genliği arttığından gün uzunluğu değişimi de daha belirgin hale gelir.
3
Süre farkının en az olandan en fazla olana doğru sıralanması.
Sıralama Quito, Muskat, Paris ve Rovaniemi şeklinde gerçekleşir.
Gece-gündüz süre farkının en az olduğu yer Ekvator (Quito), en fazla olduğu yer ise Kutup Dairesi'dir (Rovaniemi).

Anahtar Kavram

Gece ve gündüz sürelerinin yıl boyunca değişmesi ve bu değişimin enleme bağlı olarak Ekvator'dan kutuplara doğru artması.
Soru 2143Soru

Aşağıda verilen felsefe tarihinin ��nemli idealist düşünürlerini, varlık anlayışlarını yansıtan temel açıklamalarla eşleştiriniz.

Soldaki öğeye tıklayın, sonra eşleşen sağdaki öğeye tıklayın

Öğeler

Platon
Aristoteles
Farâbî
Hegel

Eşleşmeler

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap

Platon idealar kuramıyla; Aristoteles madde-form teorisiyle; Farâbî Vacib-ül Vücud ve sudûr teorisiyle; Hegel ise Geist ve diyalektik oluş süreciyle eşleşmektedir.
Filozofların felsefe tarihindeki en temel ontolojik kavramları açıklamalarla birebir örtüşmektedir: Platon idealarla, Aristoteles madde-form ile, Farâbî Vacib-ül Vücud ile, Hegel ise Geist ile eşleşir.

Adım Adım Çözüm

1
Verilen filozofların (Platon, Aristoteles, Farâbî, Hegel) idealist sistemlerinde öne çıkan temel kavramları belirlemek.
Platon için 'idealar dünyası', Aristoteles için 'madde ve form', Farâbî için 'Vacib-ül Vücud ve sudûr', Hegel için ise 'Geist ve diyalektik süreç' kavramları öne çıkmaktadır.
Eşleştirilecek olan düşünsel sistemlerin kavramsal çerçevesini netleştirmek.
2
Belirlenen anahtar kavramları sağ sütundaki tanımlarla karşılaştırarak eşleştirmeyi gerçekleştirmek.
Tüm filozoflar kendilerine ait olan özgün ontolojik açıklamalarla hatasız olarak eşleşmiştir.
Tanımların doğru düşünüre atfedildiğini teyit ederek nihai cevaba ulaşmak.

Anahtar Kavram

İdealist Varlık Görüşleri (Platon, Aristoteles, Farâbî, Hegel)
Tahmini Süre:2m 0s
Soru 2144Soru

Aşağıda felsefi tavır veya durumları içeren örnek senaryolar ile felsefi düşüncenin ayırt edici bazı özellikleri verilmiştir. Bu örnek senaryoları ilgili oldukları felsefi düşünce özelliğiyle eşleştiriniz.

Soldaki öğeye tıklayın, sonra eşleşen sağdaki öğeye tıklayın

Öğeler

Bir filozofun, bilgi üzerine geliştirdiği kendi kuramının hangi mantıksal sınırlılıklara sahip olduğunu incelemek amacıyla zihinsel yönelimini kendi düşünceleri ve iddiaları üzerine çevirmesi.
Sokrates'in, Atina sokaklarında dolaşarak insanların doğru kabul ettiği yargıların gerekçelerini sorması ve onları sorgulanmamış bir yaşamın yaşanmaya değer olmadığı fikriyle yüzleştirmesi.
Doğa felsefesinden günümüze kadar varlık hakkındaki açıklamaların birbirini dışlamadan, farklı perspektifler sunarak ortak bir düşünce mirası oluşturacak şekilde üst üste yığılması.
Spinoza'nın ahlak felsefesindeki önermelerinin, geometrik bir yöntemle birbirini izleyen mantıksal adımlarla inşa edilmesi ve sistem içinde hiçbir iç çelişki barındırmaması.

Eşleşmeler

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap

Birinci senaryo refleksiflik ile, ikinci senaryo eleştirellik ile, üçüncü senaryo kümülatiflik ile, dördüncü senaryo ise tutarlılık özelliğiyle eşleşmelidir.
Eşleştirmelerin doğru olmasının nedeni, her bir senaryonun felsefi düşüncenin ilgili ayırt edici özelliğine ait temel tanım ve işlevleri doğrudan yansıtmasıdır. Kendi üzerine düşünme refleksifliği, sorgulama eleştirelliği, birikme kümülatifliği, çelişmezlik ise tutarlılığı gösterir.

Adım Adım Çözüm

1
İlk senaryodaki 'kendi düşünceleri üzerine düşünme' eylemini analiz edin.
Bu durum, düşüncenin kendisine yönelmesini ifade eden 'refleksiflik' kavramı ile eşleşir.
Refleksiflik, felsefi düşüncenin kendi kendini konu edinmesi, kendi üzerine dönmesi anlamına gelir.
2
İkinci senaryodaki Sokrates'in sorgulama ve gerekçe arama tutumunu inceleyin.
Kabul görmüş yargıları sorgulama ve körü körüne inanmama 'eleştirellik' özelliği ile eşleşir.
Eleştirel tavır, felsefede ön kabullerin sorgulanmasını ve temellendirilmesini gerektirir.
3
Üçüncü senaryodaki düşüncelerin üst üste yığılması ve ortak miras oluşturması ifadesini değerlendirin.
Görüşlerin tarihsel süreçte birikerek ilerlemesi 'kümülatiflik' kavramı ile eşleşir.
Felsefede kümülatiflik, bilgilerin bilimlerdeki gibi doğrulanarak değil, farklı bakış açılarının üst üste yığılmasıyla birikmesini ifade eder.
4
Dördüncü senaryodaki Spinoza'nın sisteminin mantıksal bütünlüğünü ve çelişmezliğini analiz edin.
Argümanlar arasındaki mantıksal uyum ve çelişki barındırmama durumu 'tutarlılık' özelliği ile eşleşir.
Tutarlılık, felsefi bir sistemin kendi içinde çelişkili önermeler barındırmaması ve akla uygun olmasıdır.

Anahtar Kavram

Felsefi düşüncenin refleksiflik, kümülatiflik, tutarlılık ve eleştirellik gibi ayırt edici özelliklerinin senaryolar üzerinden ayırt edilmesi.
Soru 2145Soru

Bir yörede zengin kömür yataklarının keşfedilmesi ve ardından demir-çelik fabrikasının kurulmasıyla birlikte, geçmişte tarım bölgesi özelliği gösteren bu alan kısa sürede maden ve sanayi bölgesine dönüşmüştür.

Bu durum, ekonomik şekilsel bölgelerin aşağıdaki özelliklerinden hangisini doğrudan kanıtlar?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Beşerî ve ekonomik faaliyetlerin etkisiyle sınırlarının kısa sürede değişebildiğini

Cevap

Beşerî ve ekonomik faaliyetlerin etkisiyle sınırlarının kısa sürede değişebildiğini
Beşerî ve ekonomik faaliyetlerin etkisiyle sınırların kısa sürede değişebildiğini belirten ifade doğrudur. Çünkü ekonomik şekilsel bölgeler doğrudan insan faaliyetlerine (tarım, sanayi, madencilik, turizm vb.) dayanır. İnsanların o alandaki ekonomik tercihlerini ve yatırımlarını değiştirmesi (örneğin tarım alanında fabrika veya maden açılması), bölgenin karakterini ve sınırlarını fiziki bölgelere kıyasla çok hızlı bir şekilde değiştirir.

Adım Adım Çözüm

1
Paragraftaki değişimi analiz etme
Bir alanda tarım faaliyetinden madencilik ve sanayi faaliyetine hızlı bir geçiş yaşandığı belirlenir.
Bölge türünün değişim hızı ve nedeni hakkında çıkarım yapmak.
2
Değişimin niteliğini değerlendirme
Tarım, sanayi ve maden bölgeleri gibi ekonomik şekilsel bölgelerin insan müdahalesiyle hızlıca değiştiği görülür.
Ekonomik bölgelerin fiziki bölgelerden en temel farkı olan 'hızlı değişebilirlik' özelliğini uygulamak.

Anahtar Kavram

Ekonomik Şekilsel Bölgelerin Değişim Hızı
Tahmini Süre:45s
Soru 2146Soru

Aşağıdaki din felsefesi kavramlarını, bu kavramların temel iddialarını içeren açıklamalarla eşleştiriniz.

Soldaki öğeye tıklayın, sonra eşleşen sağdaki öğeye tıklayın

Öğeler

Teizm (Tanrıcılık)
Deizm (Yaradancılık)
Panteizm (Tümtanrıcılık)
Agnostisizm (Bilinemezcilik)

Eşleşmeler

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap

Teizm kavramı evreni yaratan ve ona müdahale eden Tanrı inancıyla; Deizm kavramı evreni yarattıktan sonra müdahale etmeyen Tanrı inancıyla; Panteizm kavramı Tanrı ile evreni bir tutan yaklaşımla; Agnostisizm kavramı ise Tanrı'nın varlığının bilinemeyeceği iddiasıyla eşleşmelidir.
Teizm, evreni yaratan ve müdahale eden Tanrı inancını; Deizm, yaratan ama müdahale etmeyen Tanrı anlayışını; Panteizm, Tanrı ile evrenin bir ve aynı olduğunu; Agnostisizm ise Tanrı'nın varlığının bilinemeyeceğini savunur.

Adım Adım Çözüm

1
Teizm kavramının tanımını incelemek.
Teizm, evreni yaratan ve vahiy yoluyla insanlığa müdahale eden etkin Tanrı inancıdır. Bu nedenle evrene müdahale eden Tanrı açıklamasıyla eşleşir.
Teizm kelime kökeni olarak Tanrıcılık anlamına gelir ve dinlerin aktif Tanrı tasavvurunu temel alır.
2
Deizm kavramının tanımını incelemek.
Deizm, Tanrı'nın evreni mükemmel bir makine gibi yarattığını fakat sonrasında ona müdahale etmediğini savunur. Dolayısıyla yaratıp müdahale etmeyen Tanrı açıklamasıyla eşleşir.
Deizm dinlerin peygamber ve vahiy gibi unsurlarını kabul etmez, aklı ve doğayı temel alır.
3
Panteizm ve Agnostisizm kavramlarının tanımlarını incelemek.
Panteizm Tanrı ve doğayı bir ve özdeş tutarken, Agnostisizm Tanrı'nın varlığının insan zihniyle bilinemeyeceğini ifade eder. Bu doğrultuda ilgili tanımlarla eşleştirilir.
Her iki kavram da din felsefesinde Tanrı-evren ilişkisini ve Tanrı'nın bilinebilirliği problemini ele alan temel kavramlardandır.

Anahtar Kavram

Din Felsefesinin Temel Kavramları
Soru 2147Soru

Aşağıda yerin iç yapısını oluşturan katmanlar ve bu katmanlara ait bazı temel özellikler verilmiştir. Katmanları doğru özellikleri ile eşleştiriniz.

Soldaki öğeye tıklayın, sonra eşleşen sağdaki öğeye tıklayın

Öğeler

Yer Kabuğu
Manto
Çekirdek

Eşleşmeler

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap

Yer kabuğu, üzerinde yaşadığımız ve yoğunluğu en az olan katmanla; Manto, konveksiyonel akımların gerçekleştiği magma tabakasıyla; Çekirdek ise sıcaklık ve yoğunluğun en fazla olduğu en iç katmanla eşleşir.
Yerin iç yapısı dıştan içe doğru yer kabuğu, manto ve çekirdek olarak sıralanır. Yer kabuğu en dışta bulunan, yoğunluğu en az olan katmandır. Manto, magma akışkanlığına sahip olup konveksiyonel akımlarla levha hareketlerini yönlendirir. Çekirdek ise en içte yer alan, demir ve nikelden oluşan en yoğun ve sıcak katmandır.

Adım Adım Çözüm

1
Yer kabuğunun temel özelliğini belirlemek
Yer kabuğu, üzerinde yaşadığımız ve yoğunluğu en az olan en dış katmandır. Bu nedenle ilk kavram birinci özellikle eşleşir.
Yerkürenin katmanlarının dıştan içe doğru yoğunluk sırasını bilmek doğru eşleştirmeyi yapmayı sağlar.
2
Mantonun temel özelliğini belirlemek
Manto, yer kabuğunun altındaki akışkan magma katmanıdır ve konveksiyonel akımlara ev sahipliği yapar. Bu nedenle ikinci kavram üçüncü özellikle eşleşir.
Mantonun akışkan yapısı ve konveksiyonel akımların levha tektoniğindeki rolünü anlamak.
3
Çekirdeğin temel özelliğini belirlemek
Çekirdek, yerin en içteki, en sıcak ve en yoğun katmanıdır. Demir ve nikelden oluşur. Bu nedenle üçüncü kavram ikinci özellikle eşleşir.
Çekirdeğin yüksek sıcaklık, basınç ve yoğunluk özelliklerini ayırt etmek.

Anahtar Kavram

Yerin katmanlarının (Yer kabuğu, Manto, Çekirdek) temel fiziksel ve kimyasal özellikleri
Soru 2148Soru

Fârâbî’ye göre, var olan her şeyin kayna��ı olan İlk Varlık (el-Evvel), kendi özü gereği zorunludur ve var olmak için kendisi dışında hiçbir nedene ihtiyaç duymaz. O, saf akıldır ve kendi kendini düşünür. O'ndan taşan (sudur eden) ilk şey de bir akıldır. Evrendeki diğer tüm varlıklar, bu ilk kaynaktan derece derece yayılan akılsal ilkelerin ve formların somutlaşmasından ibarettir. Bu nedenle duyusal dünyadaki çokluk ve maddesellik, özü itibarıyla bu aklî düzenin birer gölgesi ve türevidir.

Bu parçadan hareketle Fârâbî'nin varlığa yaklaşımı hakkında aşağıdakilerden hangisi söylenebilir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Gerçek varlık, maddesel olana indirgenemeyen, kaynağını saf akıldan alan düşünsel ve tinsel ilkelere dayanır.

Cevap

Gerçek varlık, maddesel olana indirgenemeyen, kaynağını saf akıldan alan düşünsel ve tinsel ilkelere dayanır.
Parçada İlk Varlık'ın saf akıl olduğu ve evrendeki diğer tüm varlıkların bu ilk akılsal kaynaktan türediği belirtilmiştir. Bu durum, gerçek varlığın maddesel olana indirgenemeyeceğini, aksine düşünsel ve tinsel ilkelere dayandığını gösterir.

Adım Adım Çözüm

1
Parçadaki temel kavramları ve iddiaları analiz etmek.
Parçada Fârâbî'nin varlığın kaynağını 'saf akıl' olan 'İlk Varlık' (el-Evvel) olarak gördüğü ve evrendeki diğer varlıkların da bu akılsal kaynaktan taşarak (sudur) oluştuğunu savunduğu tespit edilir.
Düşünürün varlığın kökenine (arkhe) yönelik yaklaşımını belirlemek.
2
Düşünürün varlık anlayışını ontolojik akımlarla ilişkilendirmek.
Varlığın temelinde 'akıl' ve 'düşünce' (idea) gibi tinsel unsurları gören bu yaklaşımın 'idea olarak varlık' yani idealizm (idealist ontoloji) akımına ait olduğu belirlenir.
Metindeki felsefi yaklaşımın kavramsal yerini saptamak.
3
Seçenekleri analiz ederek parçayla tutarlı olan idealist yargıyı bulmak.
Gerçek varlığın maddesel olana indirgenemeyeceğini, aksine saf aklın tinsel ilkelerine dayandığını belirten ifadenin doğru yanıt olduğu ortaya çıkar.
Hatalı çeldiricileri (materyalizm, nihilizm, bilimsel olguculuk) eleyerek doğru seçeneğe ulaşmak.

Anahtar Kavram

İdealist varlık felsefesinde (İdealizm) varlığın temelinde madde değil; düşünce, idea, ruh veya akıl gibi soyut/tinsel tözlerin yer alması.
Tahmini Süre:2m 0s
Soru 2149Soru

Doğa, sürekli bir biçimde ilerleyen, durmaksızın yenilenen dinamik bir yapıya sahiptir. Evrende durağan, katı ve kendi içine kapalı nesneler yoktur; yalnızca olaylar, süreçler ve ilişkiler vardır. Varlık, olmuş bitmiş bir yapı değil, her an yeniden kurulan ve değişen bir akıştır. Bu nedenle gerçekliği anlamak, onun içindeki bu sürekli yaratıcı eylemi ve dönüşümü kavramayı gerektirir.

Bu parçada dile getirilen görüşler, varlığı aşağıdakilerden hangisi olarak kabul eden felsefi yaklaşımın temel iddialarıyla örtüşmektedir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Sürekli dönüşen ve yenilenen bir oluş

Cevap

Sürekli dönüşen ve yenilenen bir oluş
Parçada evrende sabit, durağan nesnelerin olmadığı, her şeyin sürekli bir akış, yenilenme ve süreçten ibaret olduğu savunulmaktadır. Felsefe tarihinde bu dinamik süreci ve değişimi varlığın temeli yapan görüş 'oluş olarak varlık' (oluşçuluk) yaklaşımıdır. Dolayısıyla doğru yanıt varlığın sürekli dönüşen ve yenilenen bir oluş olarak kabul edilmesidir.

Adım Adım Çözüm

1
Parçadaki ana kavramları ve felsefi savı belirleme.
Parçada 'dinamik yapı', 'durağan nesnelerin yokluğu', 'süreçler' ve 'değişen akış' ifadeleri kullanılarak varlığın durağan olmayan yapısı öne çıkarılmıştır.
Sorunun odağındaki varlık anlayışını saptamak.
2
Vurgulanan bu kavramları ontolojik yaklaşımlarla eşleştirme.
Değişimi, hareketi ve süreci varlığın özü olarak kabul eden yaklaşım felsefede 'oluşçuluk' (oluş olarak varlık) olarak tanımlanır. Bu nedenle doğru yanıt sürekli dönüşen ve yenilenen bir oluş seçeneğidir.
Varlığın niteliğine dair doğru akımı tespit etmek.

Anahtar Kavram

Varlığın Oluş Olarak Ele Alınması
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 2150Soru

Aşağıda sol sütunda verilen büyük iklim tiplerini, sağ sütundaki oluşum kökenleri ile sıcaklık, yağış ve toprak özellikleri dikkate alındığında doğru olan açıklamalarıyla eşleştiriniz.

Soldaki öğeye tıklayın, sonra eşleşen sağdaki öğeye tıklayın

Öğeler

Savan İklimi
Muson İklimi
Akdeniz İklimi
Tundra İklimi

Eşleşmeler

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap

Savan İklimi - Konveksiyonel yağış ve kış kuraklığı; Muson İklimi - Mevsimlik rüzgarlar ve teak ormanları; Akdeniz İklimi - Cephesel yağışlar ve terra rossa toprağı; Tundra İklimi - Permafrost topraklar ve likenler.
Büyük iklim tiplerinin her birinin yağış oluşum mekanizmaları (cephesel, konveksiyonel, yamaç), yıllık sıcaklık rejimleri ve zonal toprak türleri (lateritleşmiş savan toprakları, terra rossa, permafrost vb.) farklılık gösterir. Bu farklılıklar doğrultusunda Savan iklimi konveksiyonel köken ve kış kuraklığıyla; Muson iklimi mevsimlik rüzgarlar ve teak ormanlarıyla; Akdeniz iklimi cephesel yağışlar ve terra rossa toprağıyla; Tundra iklimi ise permafrost topraklar ve liken örtüsüyle birebir örtüşmektedir.

Adım Adım Çözüm

1
Savan ikliminin yaz aylarındaki konveksiyonel yağış mekanizmasını ve kış aylarında dinamik yüksek basıncın alçalıcı hava hareketlerine bağlı olarak yaşanan kuraklığı belirlemek.
Savan İklimi ile birinci açıklama eşleşir.
Savan iklimi 10°-20° enlemleri arasında yer alır ve tropikal sirkülasyona bağlı olarak yağış alır.
2
Muson ikliminin oluşumunda temel etken olan kara ve denizlerin farklı ısınmasına bağlı mevsimlik muson rüzgarlarını ve buna bağlı yamaç yağışları ile tipik teak ağaçlarını analiz etmek.
Muson İklimi ile ikinci açıklama eşleşir.
Asya muson bölgesinin karakteristik rüzgar yön değişimi ve bitki örtüsü bu eşleşmeyi doğrular.
3
Akdeniz ikliminin kışın polar cephe sistemlerinin etkisiyle cephesel yağışlar almasını, yazın ise subtropikal yüksek basınç nedeniyle kurak geçmesini ve terra rossa toprağını saptamak.
Akdeniz İklimi ile üçüncü açıklama eşleşir.
Akdeniz havzası ve benzer enlemlerdeki bu karakteristik özellikler Akdeniz iklimine özgüdür.
4
Tundra ikliminde düşük sıcaklıklar nedeniyle yılın en az 9 ayı donmuş halde bulunan permafrost toprakları ve çok kısa yaz aylarında çözünen bataklık alanlar ile likenleri tespit etmek.
Tundra İklimi ile dördüncü açıklama eşleşir.
Kutup altı kuşağının bu ekstrem toprak ve bitki koşulları tundraya özgüdür.

Anahtar Kavram

Büyük İklim Tipleri ve Özellikleri
Tahmini Süre:2m 0s
Soru 2151Soru

Bölgelerin sınırlarının değişebilme hızı ve yeni koşullara uyum süreci, bölgeyi belirleyen kriterlerin fiziki ya da beşerî olmasına göre farklılık gösterir. Ayrıca bazı doğal unsurların coğrafi dağılışları birbirini doğrudan etkilediği için bazı bölge sınırları büyük oranda benzerlik taşır ve çakışır.

Buna göre, sol tarafta verilen bölge örneklerini, sağ tarafta verilen bölge sınırlarının özellikleriyle doğru olacak şekilde eşleştiriniz.

Soldaki öğeye tıklayın, sonra eşleşen sağdaki öğeye tıklayın

Öğeler

Himalaya Dağlık Bölgesi
Avrupa Birliği (AB) Bölgesi
Akdeniz İklim Bölgesi ile Maki Bitki Örtüsü Bölgesi

Eşleşmeler

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap

Himalaya Dağlık Bölgesi, sınırları son derece yavaş değişen fiziki bölge özelliğiyle; Avrupa Birliği Bölgesi, sınırları siyasi kararlarla aniden değişebilen beşerî bölge özelliğiyle; Akdeniz İklim Bölgesi ile Maki Bitki Örtüsü Bölgesi ise coğrafi dağılış alanları çakışan bölgeler özelliğiyle eşleşmektedir.
Himalaya Dağlık Bölgesi fiziki bir bölge olduğu için sınırları insan ömrüyle kıyaslandığında değişmez kabul edilecek kadar yavaş değişir. Avrupa Birliği siyasi/beşerî bir bölge olup sınırları idari kararlarla aniden değişebilir. Akdeniz iklimi ile maki bitki örtüsü bölgeleri ise iklim ve bitki ilişkisi nedeniyle sınırları coğrafi olarak çakışan bölgelerdir.

Adım Adım Çözüm

1
Himalaya Dağlık Bölgesi'nin özelliklerini analiz etmek.
Himalaya Dağlık Bölgesi yeryüzü şekillerini esas alan fiziki bir bölgedir. Dağ gibi fiziki coğrafya unsurlarının sınırlarının değişmesi jeolojik zaman dilimlerinde (milyonlarca yılda) gerçekleştiği için bu bölgenin sınırları insan ömrü ölçeğinde neredeyse hiç değişmeyen fiziki bölge özelliğiyle eşleşir.
Doğal/fiziki sınırların değişim hızını tespit etmek.
2
Avrupa Birliği (AB) Bölgesi'nin özelliklerini analiz etmek.
Avrupa Birliği beşerî, siyasi ve ekonomik amaçlarla oluşturulmuş bir bölgedir. Bu tür bölgelerin sınırları üye ülkelerin katılımı veya ayrılması gibi siyasi kararlarla çok kısa sürede değişebilir. Dolayısıyla sınırları siyasi kararlarla aniden değişebilen beşerî bölge özelliğiyle eşleşir.
Beşerî ve siyasi sınırların değişim özelliğini tespit etmek.
3
Akdeniz İklim Bölgesi ile Maki Bitki Örtüsü Bölgesi arasındaki ilişkiyi analiz etmek.
Maki, Akdeniz ikliminin karakteristik bitki örtüsüdür. Bir yerde Akdeniz iklimi görülüyorsa orada maki bitki örtüsünün de yayılış göstermesi beklenir. Bu durum, sınırları birbiriyle çakışan doğal bölgeler özelliğiyle eşleşir.
Farklı kriterlere göre oluşturulmuş bölge sınırlarının çakışma durumunu tespit etmek.

Anahtar Kavram

Bölge sınırlarının değişim hızı, bölge sınırlarının belirlenmesinde kullanılan kriterlerin fiziki (doğal) ya da beşerî/ekonomik olmasına göre belirlenir. Fiziki bölgelerin sınırları çok yavaş değişirken, beşerî bölgelerin sınırları çok hızlı değişebilir. Ayrıca iklim ve bitki örtüsü gibi doğal unsurlar arasında yüksek çakışma ilişkisi bulunur.
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 2152Soru

Varlık felsefesinde ontoloji ile metafizik alanlarının konu ve sınır farkı göz önüne alındığında, sol sütunda verilen açıklama ve araştırma sorularını sağ sütunda yer alan kavramsal çerçevelerle doğru şekilde eşleştiriniz.

Soldaki öğeye tıklayın, sonra eşleşen sağdaki öğeye tıklayın

Öğeler

Duyular üstü olan, deneyle doğrulanamayan ruh, Tanrı, ölüm sonrası hayat gibi aşkın (transandantal) konuların bilgisine ulaşma çabası.
Var olanı, var olması bakımından (somut ve soyut yönleriyle) rasyonel ve mantıksal bir bütünlük içinde açıklama çabası.
Varlığın nihai nedeni ve ilk ilkeleri (arkhe) nelerdir? Evrenin amacı var mıdır?
Zihinden bağımsız bir dış dünya var mıdır? Varlık tek bir tözden mi yoksa birden fazla tözden mi oluşur?

Eşleşmeler

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap

Duyular üstü aşkın konular metafiziğin alanıyla; varlığın bir bütün olarak incelenmesi ontolojinin alanıyla; ilk neden ve arkhe soruları metafiziğin sorularıyla; dış dünya ve tözün niceliği soruları ise ontolojinin sorularıyla eşleşir.
Duyular üstü aşkın konular metafiziğin araştırma alanı ve ilk neden soruları metafiziğin soruları ile; varlığın rasyonel bütünlüğü ontolojinin araştırma alanı ve gerçeklik/töz soruları ontolojinin soruları ile doğru biçimde eşleşmektedir.

Adım Adım Çözüm

1
Aşkın ve duyular üstü alanın incelenmesini ifade eden belirlemeyi incelemek.
Duyular üstü olan ruh, Tanrı ve ölüm sonrası gibi konuların metafiziğin araştırma alanı olduğu belirlenir.
Metafizik, kelime anlamı olarak 'fizik ötesi' demektir ve doğayı aşan konuları konu edinir.
2
Varlığı 'var olması bakımından' inceleyen tanımı incelemek.
Bu tanımın ontolojinin (varlık bilimi) temel yönelimi olduğu belirlenir.
Ontoloji, var olanı varlık olarak ele alır ve rasyonel çerçevede bütünüyle inceler.
3
Arkhe ve ilk neden sorularını analiz etmek.
Evrenin nihai amacı ve ilk nedenleri metafiziksel sorgulamaya aittir.
Metafizik, kurucusu Aristoteles'ten bu yana varlığın ilk ilkelerini ve nedenlerini araştırır.
4
Dış dünya gerçekliği ve töz niceliği sorularını analiz etmek.
Bu soruların ontolojinin temel soruları olduğu belirlenir.
Varlığın nicel ve nitel özellikleri ile realizm-nihilizm tartışması ontolojinin kapsamındadır.

Anahtar Kavram

Ontoloji ve Metafizik Ayrımı
Tahmini Süre:2m 0s
Soru 2153Soru

Epiktetos’a göre, hayatta kontrol edebileceğimiz şeyler ile kontrol edemeyeceğimiz şeyler arasında kesin bir ayrım yapmalıyız. Düşüncelerimiz, arzularımız ve eylemlerimiz bizim elimizdedir; ancak bedenimiz, mülkümüz ve başkalarının hakkımızdaki düşünceleri bizim dışımızdadır. Ahlaki eylem, dışsal koşulların tutsağı olmadan, yalnızca kendi irademiz dahilindeki erdemli tutumları seçerek ruhsal bir dinginliğe ulaşmayı amaçlar. Buna göre insan, dış dünyaya karşı kayıtsız kalıp kendi aklıyla uyumlu davrandığında ahlaki eylemin nihai amacını gerçekleştirmiş olur.

Buna göre, Stoacı felsefede ahlaki eylemin temel amacı aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: İradenin dışındaki olayları kabullenip akla uygun yaşayarak iç huzura ulaşmak

Cevap

İradenin dışındaki olayları kabullenip akla uygun yaşayarak iç huzura ulaşmak
Parçada Stoacı filozof Epiktetos'un görüşlerine yer verilmiş ve ahlaki eylemin amacının dışsal koşullardan etkilenmeyen bir ruhsal dinginliğe ulaşmak olduğu belirtilmiştir. Bu durum, insanın iradesi dışındaki olayları kabullenmesi ve kendi aklıyla uyumlu bir yaşam sürmesiyle mümkündür. Dolayısıyla, iradenin dışındaki olayları kabullenip akla uygun yaşayarak iç huzura ulaşmak seçeneği parçadaki iddiayı tam olarak yansıtmaktadır.

Adım Adım Çözüm

1
Parçada sunulan Stoacı ahlak görüşünün temel iddialarını analiz etmek.
Epiktetos'un insanın kontrolü altındaki içsel süreçler ile kontrolü dışındaki dışsal dünyayı birbirinden ayırdığı ve ahlaki eylemin amacını ruhsal bir dinginliğe ulaşmak olarak tanımladığı görülür.
Parçanın ana düşüncesini saptamak ve soruyu doğru yönlendirmek amacıyla.
2
Seçeneklerde yer alan ahlaki eylemin amacı yaklaşımlarını değerlendirmek.
Diğer seçeneklerin faydacılık, ödev ahlakı, pragmatizm ve hazcılık gibi farklı felsefi sistemlerin ahlaki amaçlarını yansıttığı tespit edilir.
Doğru seçeneğe ulaşmak ve çeldiricileri elemek amacıyla.
3
Stoacı felsefenin ahlak anlayışı ile parçadaki çıkarımları eşleştirmek.
Epiktetos'un vurguladığı ruhsal dinginliğe ulaşma amacının, Stoacılıkta irade dışı olayları kabullenip akılla uyumlu yaşayarak iç huzura (ataraxia) ulaşma hedefiyle birebir örtüştüğü belirlenir.
Ahlaki eylemin amacının Stoacı felsefedeki tam karşılığını doğrulamak amacıyla.

Anahtar Kavram

Stoacı ahlak felsefesinde ahlaki eylemin amacı (ataraxia ve doğaya uygun yaşama)
Tahmini Süre:2m 0s
Soru 2154Soru

Dünya nüfusunun tarihsel gelişimi incelendiğinde, nüfus artış hızında ve toplam nüfus miktarında olağanüstü artışların yaşandığı üç büyük sıçrama dönemi tespit edilmiştir. Bu sıçrama dönemleri, insanlığın yaşam koşullarını kökten değiştiren önemli teknolojik ve kültürel gelişmelerle doğrudan ilişkilidir.

Buna göre, tarihsel süreçte yaşanan nüfus sıçramaları ve bu sıçramalara zemin hazırlayan gelişmelerle ilgili aşağıdakilerden hangisi yanlıştır?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Birinci sıçrama dönemi, Pleistosen (Buzul Çağı) sonlarında iklim koşullarının ısınmasıyla birlikte insanların yerleşik köy hayatına geçmesi ve sulu tarıma başlamasıyla tetiklenmiştir.

Cevap

Birinci sıçrama döneminin Pleistosen sonlarında yerleşik köy hayatı ve sulu tarımla başladığını iddia eden açıklama yanlıştır.
Birinci sıçrama dönemi, Paleolitik Çağ'da insanların taşlardan ilkel aletler yapmayı öğrenmesiyle gerçekleşmiştir. Yerleşik hayata geçiş ve tarımsal üretime başlanması ise ikinci sıçrama döneminin (Neolitik Çağ) temel özelliğidir. Bu nedenle birinci sıçrama dönemiyle ilgili verilen bu açıklama yanlıştır.

Adım Adım Çözüm

1
Nüfusun tarihsel süreçteki üç büyük sıçrama dönemini ve bu dönemleri başlatan temel gelişmeleri belirlemek.
Birinci sıçrama alet yapımıyla (Paleolitik Çağ), ikinci sıçrama tarım ve yerleşik hayata geçişle (Neolitik Çağ), üçüncü sıçrama ise Sanayi Devrimi ile (Modern Çağ) ilişkilidir.
Seçeneklerdeki eşleştirmelerin doğruluğunu teorik bilgiye dayanarak kontrol etmek.
2
Seçenekleri analiz ederek yanlış eşleştirmeyi tespit etmek.
Birinci sıçrama döneminin yerleşik yaşam ve sulu tarımla ilişkilendirildiği ifadenin yanlış olduğu görülür; çünkü tarım ve yerleşik yaşam ikinci sıçrama döneminin özelliğidir.
Soruda bizden istenen yanlış açıklamayı içeren seçeneğe ulaşmak.

Anahtar Kavram

Nüfus Sıçrama Dönemleri ve Nüfusun Tarihsel Gelişimi
Tahmini Süre:2m 0s
Soru 2155Soru

Bir sanat tarihçisi, müzede sergilenen bir tablonun Rembrandt’a ait olduğunu iddia ettiğinde bu iddiasını tablonun tuval yapısı, kullanılan boyanın kimyasal analizi ve Rembrandt’ın diğer eserlerindeki fırça teknikleriyle olan uyumu üzerinden gerekçelendirir. Eğer tarihçi sadece "Bu tablo Rembrandt’a ait çünkü içimden öyle geçiyor" deseydi, iddiası bir kişisel kanı olmaktan öteye geçemezdi. Felsefi açıdan bir iddianın salt bir iddia ya da inan�� olmaktan çıkıp bilgi statüsü kazanması, onun mantıksal, deneysel ya da rasyonel dayanaklarla desteklenmesini gerektirir.

Bu parçada anlatılan durum, bilgi felsefesinin aşağıdaki temel kavramlarından hangisinin işlevini ve önemini örneklendirmektedir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Temellendirme

Cevap

Temellendirme
Temellendirme, bir düşüncenin, iddianın ya da yargının doğruluğunu rasyonel, deneysel veya mantıksal kanıtlar ve gerekçeler sunarak ortaya koyma sürecidir. Parçada bir sanat tarihçisinin tablonun Rembrandt'a ait olduğu iddiasını fiziksel ve teknik gerekçelerle desteklemesi, felsefi anlamda bir iddianın bilgiye dönüşmesi için gereken temellendirme sürecini doğrudan örneklendirmektedir.

Adım Adım Çözüm

1
Parçadaki temel argümanı ve verilen örneği analiz etmek
Sanat tarihçisinin bir tablonun Rembrandt'a ait olduğu iddiasını kanıtlamak için tuval yapısı, boya analizi ve fırça teknikleri gibi gerekçeler ve kanıtlar sunduğu görülmektedir.
Örnek olay üzerinden felsefi kavramların nasıl somutlaştırıldığını anlamak.
2
Kişisel kanı (doxa) ile bilgi (episteme) arasındaki ayrımın nasıl yapıldığını incelemek
Sadece sezgi veya kişisel inanca dayalı ifadelerin bilgi sayılamayacağı, felsefi anlamda bir iddianın bilgi değeri kazanması için akla uygun dayanaklarla desteklenmesi gerektiği belirtilmiştir.
Bilginin yapısındaki temel felsefi gereksinimleri saptamak.
3
Elde edilen bulguları seçeneklerdeki bilgi felsefesi kavramlarıyla eşleştirmek
Bir iddianın rasyonel, mantıksal veya deneysel dayanaklarla gerekçelendirilmesi süreci bilgi felsefesinde 'temellendirme' kavramına karşılık gelir.
Doğru kavrama ulaşarak soruyu çözümlemek.

Anahtar Kavram

Temellendirme
Tahmini Süre:2m 0s
Soru 2156Soru

Pyrrhon (Piron) ve öğrencisi Timon'a göre duyularımız ve aklımız bize nesnelerin gerçek yapısını bildiremez. Aynı nesne farklı insanlara, hatta aynı insana farklı zamanlarda farklı görünebilir. Bu nedenle, kesin bir bilgiye ulaşmak mümkün değildir ve insan her türlü yargıdan kaçınmalıdır.

Bu parçaya göre septiklerin bilgi konusundaki temel tavrı aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Kesin ve genelgeçer bir doğru bilgiye ulaşmak imkânsızdır.

Cevap

Kesin ve genelgeçer bir doğru bilgiye ulaşmak imkânsızdır.
Septik filozoflar (Pyrrhon ve Timon), duyuların ve aklın bizi yanıltabileceğini, nesnelerin gerçek yapısının bilinemeyeceğini ve dolayısıyla kesin, genelgeçer bir doğru bilgiye ulaşmanın imkânsız olduğunu savunurlar. Bu doğrultuda insan her türlü yargıyı askıya almalıdır. Kesin ve genelgeçer bir doğru bilgiye ulaşmanın imkânsız olduğunu savunan ifade bu görüşle tam olarak örtüşmektedir.

Adım Adım Çözüm

1
Parçadaki temel argümanı analiz etmek.
Pyrrhon ve öğrencisi Timon'un, duyuların ve aklın nesnelerin gerçek yapısını bildiremeyeceğini ve bu nedenle kesin bir bilgiye ulaşmanın mümkün olmadığını savundukları belirlenmiştir.
Septisizmin bilgiye yönelik temel şüpheci yaklaşımını saptamak için.
2
Seçenekleri septiklerin bu temel görüşüyle karşılaştırmak.
Kesin ve genelgeçer bir doğru bilgiye ulaşmanın imkânsız olduğunu belirten ifadenin septik filozofların görüşüyle tam uyuştuğu, diğer seçeneklerin ise bilgiye ulaşmanın mümkün olduğunu savunan veya felsefeye dogmatik yaklaşan görüşler olduğu saptanmıştır.
Doğru seçeneği belirlemek ve yanlış seçeneklerin hangi felsefi yanılgılara dayandığını doğrulamak için.

Anahtar Kavram

Septisizm ve doğru bilginin imkânsızlığı
Tahmini Süre:1m 0s
Soru 2157Soru

Bir coğrafi araştırma grubu, yapacakları saha çalışmas�� için farklı genişlikteki bölgeleri gösteren şu haritaları hazırlamıştır:

* Ihlara Vadisi'nin yürüyüş rotalarını gösteren topoğrafya haritası
* Konya Ovası'nın tarım alanlarını gösteren arazi kullanımı haritası
* Türkiye'nin aktif fay hatlarını gösteren deprem haritası
* Avrupa Kıtası'nın iklim tiplerini gösteren fiziki haritası

Bu haritaların her biri, gösterdikleri bölgelerin sınırları kağıdın kenarlarına sıfır olacak biçimde, eşit boyutlardaki A3 kağıtlarına basılmıştır.

Buna göre; hazırlanan haritaları, yerkürenin küreselliğinden ve ölçekten kaynaklanan hata (bozulma) oranları en az olandan en çok olana doğru sıralayınız.

Öğeleri doğru sıraya koymak için sürükleyin

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap

Haritaların hata (bozulma) oranlarının en az olandan en çok olana doğru sıralanışı: Ihlara Vadisi'nin topoğrafya haritası, Konya Ovası'nın arazi kullanımı haritası, Türkiye'nin deprem haritası ve Avrupa Kıtası'nın fiziki haritası şeklindedir.
Doğru sıralama, haritası çizilen bölgelerin gerçek alanlarının küçükten büyüğe doğru sıralanmasıyla elde edilir. Çünkü eşit boyuttaki kağıtlara çizim yapıldığında, gerçek alanı küçük olan bölge en az küçültme oranıyla (büyük ölçekle) çizilir ve hata oranı en düşük olur. Gerçek alanı en büyük olan bölge ise en fazla küçültme oranıyla (küçük ölçekle) çizilir ve hata oranı en yüksek olur. Bu doğrultuda Ihlara Vadisi, Konya Ovası, Türkiye ve Avrupa Kıtası sıralaması elde edilir.

Adım Adım Çözüm

1
Haritaları çizilen bölgelerin gerçek alan büyüklüklerini karşılaştırma
Bölgelerin gerçek alanları küçükten büyüğe: Ihlara Vadisi < Konya Ovası < Türkiye < Avrupa Kıtası şeklindedir.
Aynı boyutlardaki kağıtlara çizilecek bölgelerin gerçek alanları, haritanın ölçeğini ve hata oranını belirleyen temel faktördür.
2
Ölçek ve küçültme oranları arasındaki ilişkiyi kurma
Gerçek alanı en küçük olan Ihlara Vadisi en az küçültülecek (büyük ölçek), gerçek alanı en büyük olan Avrupa Kıtası ise en fazla küçültülecektir (küçük ölçek).
Eşit boyutlardaki kağıtların tamamı kullanılacağı için geniş alanları sığdırmak daha fazla küçültme gerektirir.
3
Küçültme oranı ile hata (bozulma) oranı arasındaki ilişkiyi belirleme ve sıralama
Küçültme oranı arttıkça hata oranı artacağından, hata oranları en az olandan en çok olana doğru sıralama: Ihlara Vadisi - Konya Ovası - Türkiye - Avrupa Kıtası şeklindedir.
Projeksiyon yöntemi kullanılsa dahi, küçük ölçekli (küçültme oranı fazla olan) haritalarda küresellikten ve detay kaybından kaynaklanan bozulma oranı her zaman daha fazladır.

Anahtar Kavram

Eşit boyutlardaki kağıtlara çizilen haritalarda gerçek alan büyüdükçe küçültme oranı (ölçek paydası) artar, ölçek küçülür ve hata oranı artar.
Soru 2158Soru

Bir planlama uzmanı, Türkiye'de kamu hizmetlerinin daha etkin sunulması amacıyla yeni kurulacak bir devlet kurumunun taşra teşkilatını 'işlevsel (fonksiyonel) yönetim ve hizmet bölgelerine' göre yapılandırmak istemektedir. Bu doğrultuda hazırlanan taslak raporda şu maddelere yer verilmiştir:

I. Kurulacak hizmet bölgelerinin sınırları belirlenirken yalnızca il ve ilçe gibi mevcut mülki idari sınırlar esas alınmalı, bu sınırların dışına kesinlikle çıkılmamalıdır.
II. Her bir hizmet bölgesinin merkezinde, çevre yerleşmelerle etkileşimi, ulaşım ağı ve hizmet kapasitesi güçlü olan bir odak merkez (nodal nokta) seçilmelidir.
III. Hizmet bölgelerinin etki alanları, bölgedeki sanayi faaliyetleri, tarım ürünleri veya iklim tipleri gibi homojen özellik gösteren şekilsel unsurların dağılışı ile birebir örtüşmelidir.
IV. Kurumun sunacağı hizmetin niteliğine göre (DSİ, Karayolları veya Orman Genel Müdürlüğü örneklerinde olduğu gibi) oluşturulacak bölgelerin sayısı ve coğrafi kapsama alanı değişiklik gösterebilir.

Buna göre, planlama uzmanının hazırladığı raporda yer alan maddelerden hangileri, coğrafyadaki 'işlevsel (fonksiyonel) yönetim ve hizmet bölgeleri' kavramının tanımı ve oluşturulma ilkeleriyle çelişmektedir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: I ve III

Cevap

I ve III
Doğru yanıt, birinci ve üçüncü maddelerin işlevsel bölge ilkeleriyle çeliştiğini belirten seçenektir. Birinci madde çelişir çünkü işlevsel hizmet bölgeleri (örneğin karayolları bölge sınırları) mülki idari sınırlar olan il/ilçe sınırlarıyla her zaman çakışmak zorunda değildir. Üçüncü madde çelişir çünkü tarım, sanayi veya iklim gibi homojen unsurlara göre belirlenen bölgeler işlevsel değil, şekilsel (homojen) bölgelerdir.

Adım Adım Çözüm

1
Birinci maddeyi idari sınırlar ve hizmet bölgeleri ilişkisi açısından analiz etmek.
Birinci maddenin işlevsel yönetim ve hizmet bölgeleri ilkeleriyle çeliştiği belirlenir.
Devlet Su İşleri (DSİ) veya Karayolları Genel Müdürlüğü gibi hizmet kurumlarının bölgeleri belirlenirken il sınırları yerine akarsu havzaları, yol ağları gibi unsurlar esas alınır ve bu sınırlar mülki idari sınırları aşabilir.
2
İkinci maddeyi odak nokta (nodal) kavramı açısından incelemek.
İkinci maddenin doğru olduğu ve ilkelerle çelişmediği tespit edilir.
İşlevsel bölgeler doğası gereği bir merkez (odak) ve bu merkezin çevresiyle olan işlevsel, ekonomik veya idari bağları (akışları) üzerine kurulur.
3
Üçüncü maddeyi şekilsel (homojen) ve işlevsel bölge ayrımı çerçevesinde değerlendirmek.
Üçüncü maddenin işlevsel bölge ilkeleriyle çeliştiği belirlenir.
Sanayi, tarım veya iklim gibi homojen özelliklerin dağılışı şekilsel (homojen) bölgelerin sınırlandırılmasında kullanılır. İşlevsel bölgelerde ise homojenlik değil, etkileşim ve hizmet akışı temel alınır.
4
Dördüncü maddeyi kurumların bölgesel yapılanma esnekliği açısından değerlendirmek.
Dördüncü maddenin doğru olduğu ve ilkelerle çelişmediği tespit edilir.
Her kurumun sunduğu hizmetin coğrafi gereksinimleri farklıdır. Örneğin, Meteoroloji Genel Müdürlüğü ile Orman Genel Müdürlüğü'nün hizmet bölgesi sayıları ve sınırları aynı olmak zorunda değildir.

Anahtar Kavram

İşlevsel (Fonksiyonel) Yönetim ve Hizmet Bölgelerinin Yapısal Özellikleri
Tahmini Süre:2m 0s
Soru 2159Soru

Bir eylemin ahlaki değeri, onun arkasındaki niyet ve ödev duygusunda yatar; eylemin sonuçlarında ya da getireceği faydada değil. Eğer bir esnaf, müşterilerini kaybetmemek ve dürüst bir imaj çizmek için onlara hile yapmıyorsa, bu eylem dış görünüşü bakımından ödeve uygun olsa da ahlaki bir değer taşımaz. Çünkü burada eylemin amacı ödevin kendisi değil, kişisel menfaattir. Ahlaki bir eylem, yalnızca ve yalnızca ödev ahlakına duyulan saf saygıdan ötürü, hiçbir koşula bağlanmaksızın gerçekleştirilmelidir.

Bu parçaya göre, Kant’ın ahlak anlayışında ahlaki eylemin temel amacı aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Eylemin sonuçlarından bağımsız olarak, yalnızca ödev bilinciyle ve iyi niyetle hareket etmek

Cevap

Eylemin sonuçlarından bağımsız olarak, yalnızca ödev bilinciyle ve iyi niyetle hareket etmek
Parçada belirtildiği üzere, Kant'ın ahlak felsefesinde bir eylemin ahlaki değeri sonuçlarından ya da getireceği çıkardan bağımsızdır. Eylem, yalnızca ödeve duyulan saygıdan ötürü ve iyi niyetle yapıldığında ahlaki bir nitelik kazanır. Bu durum, ahlaki eylemin temel amacının yalnızca ödev bilinciyle ve iyi niyetle hareket etmek olduğunu gösterir.

Adım Adım Çözüm

1
Parçada verilen esnaf örneğini ve ahlaki değer tanımını çözümlemek
Ahlaki eylemin sonuçlara veya faydaya bağlanamayacağı, asıl belirleyicinin niyet olduğu görülür.
Kant'ın ahlak anlayışının temel hareket noktasını belirlemek.
2
Seçeneklerde sunulan diğer ahlak kuramlarını elenmek üzere incelemek
Fayda, haz, toplumsal uyum ve bilgiye dayalı mutluluk gibi amaçlar Kant'ın ödev etiğiyle çeliştiği için elenir.
Farklı ahlaki eylem amaçlarını ayırt etmek.
3
Ödev duygusu ve iyi niyet vurgusunu doğrudan yansıtan seçeneği belirlemek
Yalnızca ödev bilinciyle ve iyi niyetle hareket etmeyi savunan ifadenin doğru yanıt olduğu tespit edilir.
Kant'ın deontolojik ahlak görüşünün özünü ortaya koymak.

Anahtar Kavram

Kant'ın Ödev Ahlakı ve Ahlaki Eylemin Amacı
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 2160Soru

Aşağıda, yeryüzünde farklı nüfus özelliklerine sahip bazı bölgeler ile bu bölgelerin nüfus yoğunluğunu belirleyen temel faktörler verilmiştir. Sol sütunda yer alan bölgeleri, sağ sütundaki nüfus özellikleri ve bunların gerekçeleriyle doğru şekilde eşleştiriniz.

Soldaki öğeye tıklayın, sonra eşleşen sağdaki öğeye tıklayın

Öğeler

Batı Avrupa ve Kuzey Amerika'nın doğu kıyıları
Ganj ve Gökırmak (Yangtze) nehir havzaları
Amazon ve Kongo havzalarının alçak kesimleri
Kuzey Sibirya ve Grönland kıyıları

Eşleşmeler

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap

Sol sütundaki b��lgeler sırasıyla sağ sütundaki şu açıklamalarla eşleşir: Batı Avrupa ve Kuzey Amerika'nın doğu kıyıları -> Sanayileşme, gelişmiş ulaşım ağları ve yoğun ticaret faaliyetleri; Ganj ve Gökırmak (Yangtze) nehir havzaları -> Verimli alüvyal topraklar, elverişli iklim şartları ve köklü tarımsal faaliyetler; Amazon ve Kongo havzalarının alçak kesimleri -> Yüksek sıcaklık, aşırı nem ve gür orman örtüsü; Kuzey Sibirya ve Grönland kıyıları -> Düşük sıcaklıklar, uzun süren kış şartları ve donmuş topraklar.
Eşleştirme, bölgelerin fiziki (iklim, toprak yapısı, nem) ve beşerî (sanayi, tarım, ulaşım) özelliklerinin nüfus dağılışı üzerindeki belirleyici etkilerine dayanmaktadır. Batı Avrupa ve Kuzey Amerika'nın doğusu gelişmiş sanayi ve ticaret faaliyetleriyle; Ganj ve Yangtze havzaları verimli tarım toprakları ve muson yağışlarıyla; Amazon ve Kongo havzaları ekvatoral iklimin getirdiği aşırı nem ve gür bitki örtüsüyle; Kuzey Sibirya ve Grönland ise kutup altı soğuk şartlar ve donmuş topraklar nedeniyle kendilerine uygun nüfus özellikleriyle eşleşir.

Adım Adım Çözüm

1
Bölgelerin coğrafi konumlarını ve fiziki/beşerî şartlarını belirleme.
Batı Avrupa ve Kuzey Amerika sanayi bölgesi, Ganj ve Yangtze tarım havzası, Amazon ve Kongo ekvatoral nemli bölge, Sibirya ve Grönland ise soğuk kutup kuşağıdır.
Doğru eşleştirme için öncelikle bölgelerin genel özellikleri analiz edilmelidir.
2
Her bölgenin nüfus yoğunluğunu etkileyen temel faktörü analiz etme.
Ekonomik faaliyetlerin yoğun olduğu alanlar sık nüfuslu, ekstrem iklim koşullarına sahip alanlar seyrek nüfusludur.
Bölgelerin fiziki ve beşerî sınırlandırıcı/kolaylaştırıcı etkenlerini tespit etmek doğru eşleşmeyi sağlar.
3
Eşleştirmeyi gerçekleştirme.
Batı Avrupa sanayi ile, Ganj tarım ile, Amazon nem ve bitki örtüsü ile, Sibirya soğuk iklim ile eşleşir.
Bölge adı ile bu bölgedeki nüfuslanma sebebini eşleştirmek hedeflenir.

Anahtar Kavram

Dünya Nüfusunun Dağılışı ve Yoğunluğu
Tahmini Süre:2m 0s
ÖncekiSayfa 108 / 338Sonraki
Tüm alıştırma soruları — YKS TYT (Temel Yeterlilik Testi) | Examkin