Tüm alıştırma soruları

6755 soru

Soru 2301Soru

İslam kelamında imanın mahiyeti ele alınırken iman ile doğrudan ilişkili bazı kavramlar tanımlanmıştır. Aşağıda sol sütunda verilen imana dair kavramları, sağ sütunda verilen doğru açıklamalarıyla eşleştiriniz.

Soldaki öğeye tıklayın, sonra eşleşen sağdaki öğeye tıklayın

Öğeler

Kalp ile tasdik
Dil ile ikrar
Amel

Eşleşmeler

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap

Kalp ile tasdik kavramı 'İmanın asıl rüknü ve temeli olup, dinin bildirdiği esasların kalpten onaylanıp samimiyetle kabul edilmesidir' açıklamasıyla; Dil ile ikrar kavramı 'Kalpte bulunan inancın başkaları tarafından bilinmesi ve dünyada Müslüman muamelesi görülmesi amacıyla sözlü olarak beyan edilmesidir' açıklamasıyla; Amel kavramı ise 'İnancın ibadetler, ahlaki tutum ve davranışlar yoluyla hayata yansıtılarak imanın olgunlaşmasını sağlayan eylemlerdir' açıklamasıyla eşleşir.
Doğru eşleştirmede kalp ile tasdik imanın kalbi kabul boyutunu, dil ile ikrar bu kabulün dünyevi ilişkiler için dil ile söylenmesini, amel ise inancın eylemlere ve ahlaka yansımasını temsil etmektedir.

Adım Adım Çözüm

1
Kalp ile tasdik kavramının tanımını belirleme
Bu kavram imanın içsel boyutunu ve temel rüknünü oluşturur. Dinin esaslarını gönülden kabul etmeyi ifade eden açıklama ile eşleştirilir.
Kelam ilminde tasdik kalbe ait bir fiildir ve imanın varlığı için zorunludur.
2
Dil ile ikrar kavramının tanımını belirleme
Bu kavram kalpteki inancın sözle ilan edilmesidir. Dünyevi alanda Müslüman olarak kabul edilmek için yapılan sözlü beyan açıklaması ile eşleştirilir.
İkrar kelime anlamı olarak açıklamak, dil ile söylemek anlamına gelir.
3
Amel kavramının tanımını belirleme
İnancın ibadet ve davranışlara dönüşmesini, imanın güçlenmesini ve olgunlaşmasını sağlayan eylemler açıklaması ile eşleştirilir.
Amel, kalpteki inancın pratik hayattaki yansımasıdır.

Anahtar Kavram

İman kavramının kalp ile tasdik, dil ile ikrar ve amel unsurlarıyla ilişkisi
Tahmini Süre:1m 0s
Soru 2302Soru

Âl-i İmrân suresi 159. ayetinde yer alan ilahi yönlendirmeler dikkate alındığında, bir müminin karar alma ve uygulama sürecinde takip etmesi gereken aşağıdaki adımları ilk aşamadan son aşamaya doğru sıralayınız.

Öğeleri doğru sıraya koymak için sürükleyin

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap

Doğru sıralama: İstişare (Hakkında kesin vahiysel bir hüküm bulunmayan konularda ehil kimselerin görüşlerine başvurulması) -> Azim (Farklı fikirler süzgecinden geçen konularda net bir karara varılması) -> Tevekkül (Alınan kararın uygulanması sürecinde Allah'a sığınılıp güvenilmesi) şeklindedir.
Ayetin akış sırasına göre önce istişare edilmesi (İşlerinde onlara danış), ardından karar verilip azmedilmesi (Karar verip azmettiğin zaman) ve en son olarak Allah'a tevekkül edilmesi (Allah'a dayanıp güven) emredilmiştir.

Adım Adım Çözüm

1
İlk adımın tespiti
İstişare (danışma) süreci karar alma mekanizmasının ilk adımı olarak belirlenir.
İslam ahlakında karar vermeden önce ortak akla danışılması ilk şarttır.
2
İkinci adımın tespiti
Azim (karar verme) süreci istişarenin hemen ardındaki adım olarak konumlandırılır.
Fikirler alındıktan sonra eyleme geçebilmek için kararlılık gösterilmelidir.
3
Üçüncü adımın tespiti
Tevekkül (Allah'a güvenme) süreci tüm aşamaların sonundaki nihai tamamlayıcı adım olarak belirlenir.
Karar verildikten sonra sonucun Allah'a bırakılması sürecin son halkasıdır.

Anahtar Kavram

İstişare sürecinin aşamaları ve tevekkül ile ilişkisi
Tahmini Süre:1m 0s
Soru 2303Soru

İslam ahlakının temel kaynakları ve ahlaki değerlerin oluşumundaki unsurlarla ilgili aşağıdaki kavramları, açıklamaları ile eşleştiriniz.

Soldaki öğeye tıklayın, sonra eşleşen sağdaki öğeye tıklayın

Öğeler

Kur'an-ı Kerim
Sünnet
Örf ve Âdetler

Eşleşmeler

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap

Kur'an-ı Kerim birinci kaynak, Sünnet peygamberi örnek modeli, Örf ve âdetler ise ikincil toplumsal kaynaktır.
İslam ahlakının kaynağı vahye dayanır; Kur'an-ı Kerim bu ahlakın teorik ve ilahi esaslarını bildirirken, Sünnet ise Hz. Peygamber'in yaşantısı üzerinden ahlaki değerlerin pratik uygulamasını gösterir. Örf ve âdetler ise vahyin çizdiği sınırlar içinde ahlakı besleyen toplumsal uygulamalardır.

Adım Adım Çözüm

1
Kavramların İslam ahlakındaki niteliğini belirleyin.
Kur'an-ı Kerim'in vahiyle bildirilen ilahi kelam, Sünnet'in peygamberin pratik ahlakı ve Örf-âdetlerin ise vahye aykırı olmayan toplumsal gelenekler olduğu belirlenir.
Doğru eşleştirme yapabilmek için kaynakların hiyerarşik ve niteliksel farklarını anlamak gerekir.
2
Sol sütundaki kavramları sağ sütundaki en uygun açıklamalar ile eşleştirin.
Kur'an-ı Kerim birinci açıklamayla, Sünnet ikinci açıklamayla ve Örf-âdetler üçüncü açıklamayla eşleşir.
Her bir kavramın tanımı, sağlanan açıklamalardaki anahtar ifadelerle (vahiy, kutsal kitap; söz, fiil ve takrir; kültürel uygulamalar) doğrudan örtüşmektedir.

Anahtar Kavram

İslam Ahlakının Kaynakları
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 2304Soru

Aşağıdaki tabloda ahlak ve değer alanına ait bazı temel kavramlar ile bu kavramların tanımları verilmiştir. Verilen kavramları doğru tanımlarıyla eşleştiriniz.

Soldaki öğeye tıklayın, sonra eşleşen sağdaki öğeye tıklayın

Öğeler

Ahlak
Değer
Norm

Eşleşmeler

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap

Ahlak kavramı huyları ve iradeli davranışları tanımlayan üçüncü açıklamayla; değer kavramı ortak toplumsal ilkeleri tanımlayan birinci açıklamayla; norm kavramı ise kuralları tanımlayan ikinci açıklamayla eşleşmektedir.
Ahlak bireysel huyları ve iradeli davranışları, değer toplumsal ortak ilkeleri, norm ise toplumsal standart ve kuralları ifade ettiğinden yapılan eşleştirme doğrudur.

Adım Adım Çözüm

1
Kavramların sözlük ve terim anlamlarını incelemek.
Ahlakın bireysel manevi nitelik ve davranışlarla, değerlerin toplumsal ortak ilkelerle, normların ise toplumsal kurallarla ilişkili olduğu tespit edilir.
Kavramlar arasındaki farkı ortaya koyarak doğru eşleştirmeyi gerçekleştirmek.
2
Belirlenen anlamları verilen tanımlarla eşleştirmek.
Ahlak kavramı huyları ve iradeli davranışları tanımlayan üçüncü açıklamayla; değer kavramı ortak toplumsal ilkeleri tanımlayan birinci açıklamayla; norm kavramı ise standart ve kuralları tanımlayan ikinci açıklamayla eşleşir.
Kavram-tanım eşleşmesini tamamlamak.

Anahtar Kavram

Ahlak, değer ve norm kavramlarının tanımları ve kapsamları.
Soru 2305Soru

İbadetler; mükelleflerin fiziki katılımı, mali harcamaları veya her ikisini birden gerektirmesi (yapılış biçimleri) bakımından bedenî, malî, hem bedenî hem malî olarak üç gruba ayrılır. Hükmî dereceleri (ef'âl-i mükellefîn) yönüyle de farz, vacip, sünnet gibi kategorilere tabi tutulurlar. Bu fıkhi sınıflandırmalar, ibadetlerin bizzat yerine getirilme zorunluluğu veya vekalet (bedel) kabul edip etmeme durumlarını doğrudan belirler.

Aşağıda üç farklı kişinin ifa ettiği ibadetlere dair bilgiler verilmiştir:

* Selim: Ergenlik çağına ulaştıktan sonra her gün düzenli olarak yerine getirdiği beş vakit namazın yanı sıra, nisap miktarı mala sahip olduğu için Kurban Bayramı'nda kurban kesmiştir.
* Leyla: Ömründe bir kez yapması farz olan hac ibadetini bizzat Mekke'ye giderek yerine getirmiş, ayrıca ramazan ayında farz olan orucunu tutmuştur.
* Tarık: Kendisi iyileşme ümidi olmayan kronik bir hastalıkla mücadele ettiği için, üzerine farz olan hac ibadetini kendi adına yerine getirmesi amac��yla masraflarını karşılayarak bir vekil (bedel) göndermiştir.

Buna göre, bu kişilerin gerçekleştirdiği ibadetlerin sınıflandırılması ve fıkhi özellikleri ile ilgili aşağıdakilerden hangisi kesinlikle doğrudur?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Tarık'ın sağlık mazereti nedeniyle vekil aracılığıyla ifa ettirdiği hac ibadeti, yapılış yönüyle aslen hem bedenî hem malî karakterde olmasına karşın, bizzat yerine getirilememe durumunda vekaleti kabul etmesi yönüyle yalnızca bedenî olan ibadetlerden ayrılmaktadır.

Cevap

Tarık'ın sağlık mazereti nedeniyle vekil aracılığıyla ifa ettirdiği hac ibadeti, yapılış yönüyle aslen hem bedenî hem malî karakterde olmasına karşın, bizzat yerine getirilememe durumunda vekaleti kabul etmesi yönüyle yalnızca bedenî olan ibadetlerden ayrılmaktadır.
Doğru yargı, Tarık'ın sağlık mazereti sebebiyle vekil aracılığıyla hac ibadeti yaptırmasının, haccın hem bedenî hem malî yapısından ötürü vekaleti kabul etmesine dayanır. Sadece bedenî çaba gerektiren namaz ve oruç gibi ibadetlerde vekalet hiçbir şekilde caiz olmadığından, bu özellik haccı yalnızca bedenî olan ibadetlerden ayırır.

Adım Adım Çözüm

1
Metinde geçen ibadetleri yapılış biçimleri yönünden sınıflandırın.
Namaz ve oruç yalnızca bedenî; kurban yalnızca malî; hac ise hem bedenî hem malî bir ibadettir.
Soruda geçen ibadetlerin fıkhi altyapısını belirlemek ve seçenekleri analiz edebilmek için ilk adımdır.
2
İbadetleri fıkhi hükümleri (yükümlülük dereceleri) yönünden değerlendirin.
Namaz, oruç ve hac farz-ı ayn (bireysel olarak yapılması zorunlu farz); kurban ise vacip hükmündedir.
Seçeneklerdeki hükmi derecelendirme iddialarının doğruluğunu test etmek.
3
İbadetlerde vekalet (bedel) prensibini uygulayın.
Yalnızca bedenî olan ibadetlerde (namaz, oruç) vekalet hiçbir şekilde caiz değildir. Hem bedenî hem malî olan hac ibadetinde ise bizzat yerine getirmeye engel kronik hastalık veya yaşlılık gibi durumlarda vekalet caizdir.
Tarık'ın vekil göndererek gerçekleştirdiği hac ibadetinin fıkhi geçerliliğini ve bu durumun yalnızca bedenî ibadetlerden farkını ortaya koymak.
4
Elde edilen analizlerle seçenekleri karşılaştırıp kesin doğru yargıyı tespit edin.
Haccın vekalet kabul etmesi, onun yalnızca bedenî olan ve asla vekalet kabul etmeyen oruç ve namaz gibi ibadetlerden ayrılan en temel farkıdır.
Doğru seçeneğe mantıksal ve fıkhi gerekçelerle ulaşmak.

Anahtar Kavram

İbadetlerin bedenî, malî ve hem bedenî hem malî olarak sınıflandırılması ve bu durumun vekalet (bedel) kabul edip etmeme üzerindeki fıkhi etkileri.
Tahmini Süre:3m 0s
Soru 2306Soru

Yahudilik, temelde Tanrı ile İsrailoğulları arasında yapılan karşılıklı bir sözleşmeye ve bu sözleşmenin gereklerinin yerine getirilmesine dayanır. Bu inanca g��re İsrailoğulları, Tanrı'nın emirlerine uydukları sürece O'nun koruması altında olacak ve vaat edilen topraklara kavuşacaklardır.

Bu parçada bahsedilen ve Yahudiliğin en temel inanç esaslarından biri kabul edilen kavram aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Ahid

Cevap

Ahid
Yahudilik, Tanrı ile İsrailoğulları arasındaki özel sözleşmeye dayalı bir din yapısına sahiptir ve bu kurucu ilişkiyi ifade eden temel kavram 'Ahid'dir.

Adım Adım Çözüm

1
Soru kökündeki anahtar ifadeleri belirleme
Parçada 'Tanrı ile İsrailoğulları arasında yapılan karşılıklı sözleşme' ifadesi yer almaktadır.
Parçadaki temel tanımlamayı belirlemek.
2
Kavramsal eşleştirme yapma
Dinler tarihi bilgilerine göre Tanrı ile yapılan bu karşılıklı sözleşmeye 'Ahid' adı verilir.
Tanımlanan olguyu doğru kavram ile eşleştirmek.
3
Diğer seçenekleri inceleyip doğru cevabı onaylama
Karma ve Nirvana Hint dinlerine, Teslis ve Vaftiz ise Hristiyanlığa aittir. Geriye kalan Ahid seçeneği Yahudilikteki karşılığıdır.
Yanlış seçenekleri eleyerek doğru yanıtı netleştirmek.

Anahtar Kavram

Yahudilikteki Ahid (Sözleşme) kavramı
Soru 2307Soru

İslam düşünce tarihi ve Kur'an-ı Kerim ilkeleri çerçevesinde, din ile ahlak arasındaki ilişkiyi ele alan aşağıdaki felsefi/kelami yaklaşımlar ve ilkeler ile bunların kavramsal açıklamalarını doğru şekilde eşleştiriniz.

Soldaki öğeye tıklayın, sonra eşleşen sağdaki öğeye tıklayın

Öğeler

Ahlaki değerlerin (hüsün ve kubuh) akıl yoluyla nesnel olarak kavranabileceğini, dinin ise bu hükümleri teyit edip ahiret sorumluluğuyla pekiştirdiğini savunan rasyonalist kelam yaklaşımı.
Ahlaki iyi ve kötünün kendi başına bir varlığı olmadığını, bir fiilin değerinin yalnızca ilahi iradenin emir veya yasağıyla belirlendiğini öne süren yaklaşım.
Dini ritüellerin şekli yönünün, sosyal sorumluluk ve ahlaki erdemlerle bütünleşmediğinde inancın samimiyetini zedeleyeceğini bildiren ilke.
Ahlakın pratik hayatta süreklilik kazanması için vicdani yapt��rımların ötesinde, aşkın bir otorite olan Allah'ın gözetimi ve sorumluluk bilinciyle desteklenmesi gerekliliği.

Eşleşmeler

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap

Ahlaki değerlerin akıl tarafından nesnel olarak bilinebildiğini ve dinin bunu pekiştirdiğini savunan görüş Mu'tezile kelam okuluna; değerlerin kaynağını tamamen ilahi iradeye bağlayan yaklaşım Eş'arî kelam okuluna; şekilsel dindarlığın ahlaki duyarlılıkla birleşmesi gerektiği ilkesi ibadet-ahlak bütünlüğüne; ahlakın aşkın yaptırımla desteklenmesi ise dinin ahlaka kazandırdığı yaptırım gücüne karşılık gelir.
Doğru eşleştirmede; akılla ahlaki değerlerin bilinebileceği görüşü Mu'tezile ahlak teorisine, değerlerin tamamen vahiy kaynaklı olduğu görüşü Eş'arî ahlak teorisine, ibadetlerin toplumsal sorumlulukla bütünleşmesi gerektiği fikri Maun Suresi eksenli ibadet-ahlak ilişkisine, ilahi gözetim ve sorumluluk bilinci ise dinin ahlaka kazandırdığı yaptırım gücüne karşılık gelmektedir.

Adım Adım Çözüm

1
Ahlaki değerlerin akıl yoluyla bilinebilirlik durumunu çözümlemek.
Bu durum, ahlakın otonomisini savunan Mu'tezile kelam ekolüyle eşleşir.
Mu'tezile, vahiy gelmeden önce de aklın iyiyi ve kötüyü ayırt edebileceğini kabul eder.
2
İyi ve kötünün kaynağını sadece ilahi iradede gören yaklaşımı değerlendirmek.
Bu görüş, ahlaki değerlerin vahiyle belirlendiğini savunan Eş'arî kelam okuluna aittir.
Eş'arîlikte bir şeyin iyi olması Allah'ın emriyle, kötü olması ise yasaklamasıyla gerçekleşir.
3
Dini ritüeller ile ahlaki sorumlulukların ilişkisini incelemek.
İbadetlerin sosyal ahlakla ayrılmaz bir bütün oluşturduğunu savunan ibadet-ahlak bütünlüğü ilkesiyle eşleşir.
Maun Suresi'nde ibadetlerini gösteriş için yapıp yoksulu dışlayanların kınanması bu bütünlüğü gösterir.
4
Ahlaki eylemlerin takva ve ihsan gibi kavramlarla desteklenmesinin rolünü belirlemek.
Dinin ahlaka aşkın bir motivasyon ve yaptırım gücü kazandırmasıyla eşleşir.
İlahi gözetim bilinci, ahlaki davranışların sürekliliğini ve içselleştirilmesini sağlar.

Anahtar Kavram

Din ile ahlak arasındaki teorik (kelami) ve pratik (ibadet/sosyal yaşam) ilişkiler.
Tahmini Süre:3m 0s
Soru 2308Soru

Gündüz vakti güneş ışınlarını doğrudan alan dağ yamaçları, güneş ışınlarının doğrudan ulaşamadığı vadi tabanlarına göre daha hızlı ve fazla ısınır. Bu durum yamaçlar ile vadi tabanı arasında yerel basınç farklarına yol açarak vadi meltemi adı verilen rüzgarların oluşmasını sağlar.

Buna göre, vadi meltemlerinin oluşum süreci ve özellikleri ile ilgili;

I. Gündüz vadi tabanında yüksek basınç alanı, dağ yamaçlarında ise alçak basınç alanı konumlanır.
II. Gece saatlerinde sıcaklık farkının yön değiştirmesiyle rüzgarın esiş yönü dağ yamaçlarından vadi tabanına doğru döner.
III. Bu rüzgarlar, nemli deniz havasını dağ yamaçlarına taşıdığı için estikleri bölgeye bol orografik (yamaç) yağış bırakırlar.

yargılarından hangileri doğrudur?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: I ve II

Cevap

Gündüz vadi tabanında yüksek basınç alanı, dağ yamaçlarında ise alçak basınç alanı konumlanır ve gece saatlerinde sıcaklık farkının yön değiştirmesiyle rüzgarın esiş yönü dağ yamaçlarından vadi tabanına doğru döner öncüllerini içeren 'I ve II' seçeneğidir.
Gündüz vadi tabanının yüksek basınç, yamaçların alçak basınç olmasıyla oluşan vadi meltemi ile gece yamaçların yüksek basınç, vadi tabanının alçak basınç olmasıyla yön değiştiren dağ meltemi doğru bilgilerdir. Meltemler yerel rüzgar olduklarından yağış oluşturmazlar. Bu nedenle birinci ve ikinci öncüller doğrudur.

Adım Adım Çözüm

1
Gündüz saatlerindeki basınç dağılımını analiz etme.
Gündüz ısınan dağ yamaçları alçak basınç (AB), gölgede kalan veya daha yavaş ısınan vadi tabanı ise yüksek basınç (YB) merkezi olur. Rüzgar yüksek basınçtan alçak basınca doğru, yani vadiden dağ yamacına doğru eser (vadi meltemi). Bu durum birinci öncülün doğru olduğunu gösterir.
Rüzgarın yönünün yüksek basınçtan alçak basınca doğru esme prensibini uygulamak gerekir.
2
Gece saatlerindeki durum ve rüzgar yönünün değişimini analiz etme.
Gece yamaçlar ışıma nedeniyle vadi tabanına göre daha hızlı soğur ve yüksek basınç (YB) alanına dönüşür. Vadi tabanında ise hava daha sıcaktır ve alçak basınç (AB) alanı oluşur. Rüzgar dağ yamacından vadiye doğru eser (dağ meltemi). Bu durum ikinci öncülün doğru olduğunu gösterir.
Günlük sıcaklık ve basınç değişiminin rüzgar yönünü nasıl etkilediğini belirlemek gerekir.
3
Meltem rüzgarlarının genel özelliklerini ve yağış bırakma durumunu değerlendirme.
Meltem rüzgarları günlük sıcaklık farklarıyla oluşan, etki alanı dar olan yerel rüzgarlardır. Nem taşıma kapasiteleri düşük olduğundan ve kısa süreli estiklerinden yağış bırakmazlar. Orografik (yamaç) yağışları denizden gelen nemli hava kütlelerinin dağ sırasına çarpıp yükselmesiyle oluşur, yerel meltemlerle oluşmaz. Bu durum üçüncü öncülün yanlış olduğunu gösterir.
Meltem rüzgarlarının iklim ve yağış üzerindeki etkilerini tespit etmek gerekir.

Anahtar Kavram

Dağ ve vadi meltemlerinin günlük sıcaklık ve basınç farklarına bağlı olarak oluşumu ve özellikleri.
Soru 2309Soru

İslam fıkhında temizlik; bedeni, elbiseyi ve ibadet edilen yeri gör��nür kirlerden arındırmayı ifade eden 'necasetten taharet' ile abdest ve boy abdesti gibi hükmî kirliliği gidermeyi kapsayan 'hadesten taharet' şeklinde ikiye ayrılır. İbadetlerin fıkhî açıdan geçerliliği bu iki şartın yerine getirilmesine bağlıdır. Öte yandan ahlaki boyutta temizlik; kalbin haset, kibir, riya gibi manevi kirlerden arındırılmasını gerektirir. Kur'an ve sünnette ibadetlerin hem maddi-hükmi arınmayla hem de kalbi samimiyetle bütünleştiğinde gerçek amacına ulaşacağı vurgulanmaktadır.

Bu parçadan hareketle ibadet ve temizlik ilişkisiyle ilgili aşağıdakilerden hangisi söylenebilir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Dış temizlik ibadetin fıkhî geçerliliğinin asgari sınırını oluştururken, manevi temizlik bu ibadetin ahlaki değerini ve amacını tamamlar.

Cevap

Dış temizlik ibadetin fıkhî geçerliliğinin asgari sınırını oluştururken, manevi temizlik bu ibadetin ahlaki değerini ve amacını tamamlar.
İslam'da maddi ve hükmî arınma (dış temizlik) ibadetlerin fıkhî açıdan kabulü için asgari birer ön şarttır. Ancak ibadetin mümin üzerindeki ahlaki ve manevi tesiri, kalbi temizlikle (iç arınma) kemale erer. Bu durum dış temizliğin asgari sınırı oluşturduğunu, iç temizliğin ise ibadetin amacını tamamladığını gösterir.

Adım Adım Çözüm

1
Parçada geçen fıkhî temizlik kavramlarının (necasetten ve hadesten taharet) ve ahlaki temizliğin (manevi arınma) tanımlarını analiz etmek.
Necasetten taharet maddi kirlerin giderilmesidir; hadesten taharet ise abdest/gusül gibi hükmî kirlerin giderilmesidir ve ibadetin geçerlilik şartıdır. Manevi arınma ise ahlaki boyuttur.
Doğru çıkarımda bulunabilmek için öncelikle parçadaki kavramsal ayrımı netleştirmek gerekir.
2
İbadetin geçerliliği (sıhhati) ile ahlaki gayesi arasındaki bütünsel ilişkiyi değerlendirmek.
İbadetlerin geçerli olması için dış temizlik (maddi-hükmi) ön şarttır (asgari sınır), ancak ibadetin ahlaki olgunluğa ulaştırması kalbi arınmayla tamamlanır.
Fıkhî geçerlilik ve ahlaki değer arasındaki ilişkiyi kurarak parçanın ana fikrini sentezlemek gerekir.

Anahtar Kavram

İbadetlerin geçerliliği için gerekli olan maddi ve hükmî temizlik (necasetten ve hadesten taharet) ile ahlaki olgunluğu sağlayan manevi temizlik arasındaki bütünsel ilişki.
Tahmini Süre:2m 0s
Soru 2310Soru

Birey, kendi kararlarını verirken dışsal bir zorlama veya baskı altında kalmadığı sürece ahlaki açıdan anlamlı bir eylemde bulunabilir. Ancak bu seçme özgürlüğü, yapılan eylemin doğuracağı sonuçları üstlenmekten bağımsız düşünülemez. Eylemlerinin sonuçlarını kabul etmeyen bir bireyin seçme özgürlüğünden bahsetmek ahlaki açıdan geçersizdir.

Bu parçada ahlak felsefesinin aşağıdaki hangi iki temel kavramı arasındaki ilişki vurgulanmaktadır?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Özgürlük - Sorumluluk

Cevap

Özgürlük - Sorumluluk
Doğru cevap 'Özgürlük - Sorumluluk' seçeneğidir. Paragrafta bireyin eylemlerinde dışsal bir zorlama olmadan karar vermesi 'özgürlük' kavramıyla; bu kararların doğuracağı sonuçları üstlenmesi gerektiği ise 'sorumluluk' kavramıyla tanımlanmaktadır. Bu iki kavram ahlaki eylemin gerçekleşmesinde birbirini tamamlayan unsurlardır.

Adım Adım Çözüm

1
Parçadaki anahtar kelimeleri tespit etme
'Dışsal bir zorlama altında kalmama' ifadesinin özgürlük kavramına; 'sonuçları üstlenmek' ifadesinin ise sorumluluk kavramına işaret ettiği belirlenmiştir.
Paragrafın ana fikrini oluşturan ahlaki kavramları doğru tanımlamak için.
2
Kavramlar arasındaki ilişkiyi kurma
Özgür eylemde bulunmanın ön koşulunun sorumluluk almak olduğu, sorumluluk olmadan gerçek bir özgürlüğün olamayacağı sonucuna ulaşılmıştır.
Parçada savunulan temel tezi ahlak felsefesi terimleriyle eşleştirmek için.

Anahtar Kavram

Ahlaki Eylemde Özgürlük ve Sorumluluk İlişkisi
Tahmini Süre:50s
Soru 2311Soru

Aşağıdaki sol sütunda verilen coğrafi özellikleri ve durumları, sağ sütunda verilen doğru kavramlar veya matematiksel değerlerle eşleştiriniz.

Soldaki öğeye tıklayın, sonra eşleşen sağdaki öğeye tıklayın

Öğeler

3030^\circ Doğu boylamında yer alan Kocaeli ile 4545^\circ Doğu boylamında yer alan Iğdır arasındaki yerel saat farkı
Başlangıç Meridyeni'nde (00^\circ) yerel saat 10.0010.00 iken, aynı anda yerel saati 12.0012.00 olan boylam derecesi
Yerel saati 13.2013.20 olan bir merkeze göre, yerel saati 13.0013.00 olan başka bir merkezin konum farkı
Meridyenler arası ��izgisel mesafenin kutuplara doğru daralmasına rağmen, ardışık iki meridyen arasındaki yerel saat farkının Dünya'nın her yerinde 44 dakika olmasının temel nedeni

Eşleşmeler

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap

Kocaeli ile Iğdır arasındaki yerel saat farkının 6060 dakika olması; yerel saati 12.0012.00 olan yerin 3030^\circ Doğu boylamı olması; saati 13.0013.00 olan merkezin diğeriyle 55^\circ daha batıda olması ve 44 dakikalık sabit zaman farkının sebebinin çizgisel hızın azalması ve açısal hızın sabit kalması ile eşleşmesi doğru eşleştirmeyi oluşturur.
Doğru eşleştirmeler coğrafi konum ilkeleriyle tam uyumludur: 3030^\circ Doğu ile 4545^\circ Doğu arasında 6060 dakika fark bulunur. Başlangıç meridyeninden 22 saat ileri olan boylam 3030^\circ Doğu boylamıdır. Saat farkı 2020 dakika (55^\circ) daha geri olan merkez, referans noktasına göre 55^\circ daha batıda yer alır. Kutuplara doğru çizgisel hız azaldığı için meridyen mesafesi daralır fakat açısal hız sabit kaldığından ardışık meridyenler arası zaman farkı her enlemde 44 dakika olarak korunur.

Adım Adım Çözüm

1
Boylam farkından yerel saat farkını hesaplama
4530=1545^\circ - 30^\circ = 15^\circ boylam farkı bulunur. 15×4=6015 \times 4 = 60 dakika olarak yerel saat farkı hesaplanır.
Aynı yarım küredeki iki boylam arasındaki farkı bulmak için çıkarma işlemi yapılır ve her meridyen arası 44 dakika ile çarpılır.
2
Verilen saat farkından boylam derecesini ve yönünü bulma
Saat farkı 22 saat (120120 dakika) ve boylam farkı 3030^\circ olarak bulunur. Saat ileri olduğu için yön Doğu olarak belirlenir.
Daha doğudaki yerlerde yerel saat daima daha ileridir.
3
İki merkez arasındaki konum ilişkisini saat farkı cinsinden belirleme
2020 dakikalık zaman farkı 55^\circ boylam farkına eşittir. Saati geri olan merkez batıdadır.
Yerel saatin daha geri olması, merkezin daha batıda yer aldığını gösterir.
4
44 dakikalık sabit zaman farkının fiziksel nedenini yorumlama
Çizgisel hızın kutuplara doğru azalmasıyla meridyenler arası mesafe daralsa da açısal hızın sabit kalmasıyla 44 dakikalık sürenin değişmediği belirlenir.
Dünya'nın kendi ekseni etrafındaki dönüş hızı (açısal hız) her yerde sabittir.

Anahtar Kavram

Meridyenlerin özellikleri, yerel saat farkı hesaplama yöntemleri ve Dünya'nın dönüş hızının yerel saate etkisi.

Alternatif Yöntem

Yerel saat hesaplamalarında formül yerine doğrudan oran-orantı yöntemi (1 derece = 4 dakika ise X derece = Y dakika) kullanılabilir.
Tahmini Süre:2m 0s
Soru 2312Soru

İslam'da ibadetlerin nihai amacı, bireyin Allah'a olan bağlılığını samimiyetle (ihlas) ortaya koyarak ahlaki gelişimini tamamlamasıdır. Ancak bazı insanlar, ibadetlerin toplumsal dayanışmayı artırma, insanları bir araya getirme gibi sosyal faydalarını ibadetin yegane varlık sebebi olarak görerek, ibadet esnasında çevrelerindeki insanların takdirini kazanmayı (riya) ibadetin özünün önüne koyabilmektedir. Diğer yandan, bazıları da ibadetlerin sadece birey ile Allah arasında vicdani bir bağ olduğunu savunarak dinin sosyal adalet, paylaşım ve yardımlaşma gibi toplumsal boyutlarını ihmal etmektedir.

Bu parçadan hareketle, ibadetlerin bireysel ve toplumsal boyutlarının dengeli bir şekilde kavranmasıyla ilgili aşağıdaki değerlendirmelerden hangisi doğrudur?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: İbadetlerin toplumsal ve ahlaki faydalarının gerçekleşmesi, bireyin samimi (ihlaslı) bir niyetle ibadete yönelmesi ve onun sosyal adalet boyutunu gözetmesiyle mümkündür.

Cevap

İbadetlerin toplumsal ve ahlaki faydalarının gerçekleşmesi, bireyin samimi (ihlaslı) bir niyetle ibadete yönelmesi ve onun sosyal adalet boyutunu gözetmesiyle mümkündür.
İbadetlerin hem bireysel (ihlas, ahlaki olgunlaşma) hem de toplumsal (dayanışma, yardımlaşma, adalet) yönü birbirini tamamlar. Doğru cevap olan 'İbadetlerin toplumsal ve ahlaki faydalarının gerçekleşmesi...' ifadesi, bireysel niyetin samimiyeti (ihlas) ile ibadetlerin sosyal adalet işlevini dengeli bir biçimde bütünleştirdiği için doğrudur.

Adım Adım Çözüm

1
Parçadaki temel problemi tespit etmek.
İbadetlerin iki uç sapması ele alınmıştır: Bir yanda ibadetlerin sadece sosyal yönüne odaklanıp samimiyeti (ihlası) yitirmek ve riyaya düşmek, diğer yanda ise ibadetlerin toplumsal adalet ve dayanışma yönünü tamamen ihmal ederek sadece bireysel/vicdani bir eylem olarak görmek.
Soru kökünde ibadetlerin bireysel ve toplumsal dengesiyle ilgili doğru çıkarımı yapabilmek için metindeki temel argümanın çözümlenmesi gerekir.
2
Seçenekleri bu denge çerçevesinde analiz etmek.
Çevredekilerin beğenisini kazanmayı savunan yaklaşım riyayı teşvik ettiği için, sadece vicdani bağ olduğunu iddia eden yaklaşım toplumsal faydaları dışladığı için, örf ve adetlere bağlayan yaklaşım dinin belirleyiciliğini yok saydığı için ve ibadetlerin türlerine göre faydalarını keskin sınırlarla ayıran yaklaşım ise hatalı sınıflandırma yaptığı için elenir.
Dengeli bir ibadet anlayışının hem samimiyeti (ihlas) hem de sosyal faydaları içermesi gerektiği sonucuna ulaşmak için yanlış yaklaşımlar elenmelidir.
3
Doğru ve dengeli yaklaşımı sunan seçeneği belirlemek.
İbadetlerin toplumsal ve ahlaki faydalarının gerçekleşmesinin bireyin samimi (ihlaslı) bir niyetle ibadete yönelmesi ve onun sosyal adalet boyutunu gözetmesiyle mümkün olduğunu belirten seçenek, metinde vurgulanan dengeyi tam olarak yansıtmaktadır.
Metindeki iki olumsuz yaklaşımı da düzelten ve ibadetin hem bireysel hem toplumsal faydasını doğru temele oturtan seçeneği doğrulamak.

Anahtar Kavram

İbadetlerin bireysel (ahlaki olgunlaşma, samimiyet/ihlas) ve toplumsal (sosyal adalet, dayanışma, yardımlaşma) faydaları arasındaki dengeli ilişki.
Soru 2313Soru

Sanat felsefesinde bir sanat eserinin alımlanma sürecinin ve estetik deneyimin gerçekleşebilmesi için belirli temel kavramların bulunması gerekir. Aşağıda verilen sanat felsefesi kavramlarını, bu kavramları örneklendiren durumlarla doğru şekilde eşleştiriniz.

Soldaki öğeye tıklayın, sonra eşleşen sağdaki öğeye tıklayın

Öğeler

Estetik Süje (Alımlayıcı)
Estetik Nesne
Estetik Haz
Estetik Yargı

Eşleşmeler

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap

Estetik Süje sanatsever bireyle, Estetik Nesne müzedeki antik vazoyla, Estetik Haz konser dinleyen kişinin zihinsel doyumuyla, Estetik Yargı ise eleştirmenin roman hakkındaki değer hükmüyle eşleşmelidir.
Doğru eşleştirmede estetik süje alımlayıcı konumundaki sanatsever bireyle; estetik nesne yönelinen antik vazoyla; estetik haz alımlayıcının yaşadığı zihinsel doyumla; estetik yargı ise eleştirmenin dile getirdiği sanatsal değer hükmüyle ilişkilendirilmiştir. Bu eşleştirme sanat felsefesinin kavramsal çerçevesine tam olarak uygundur.

Adım Adım Çözüm

1
Öncelikle 'Estetik Süje' kavramının tanımını analiz ediniz ve seçeneklerde sanat eserini algılayan, yorumlayan bilinçli insan ögesini bulunuz.
Sanat galerisinde tabloları kendi beğeni süzgecinden geçirip anlamlandırmaya çalışan sanatsever bireyin estetik süje olduğu belirlenir.
Süje, yönelen ve algılayan özne anlamına gelir; sanat alanında bu rolü alımlayıcı üstlenir.
2
İkinci olarak 'Estetik Nesne' kavramına odaklanarak, süjenin beğeniyle yöneldiği sanat eserini veya sanatsal değeri olan yapıtı bulunuz.
Müzede sergilenen, gündelik pratik kullanımı aşan antik seramik vazonun estetik nesne olduğu saptanır.
Estetik nesne, alımlayıcının (süjenin) estetik tavırla yöneldiği somut ya da soyut sanat yapıtıdır.
3
Üçüncü adımda 'Estetik Haz' kavramını inceleyerek, bu algılama süreci sonunda süjede oluşan duyusal/duygusal etkiyi arayınız.
Müzikseverin konserde günlük faydacı kaygılardan arınarak duyduğu içsel coşku ve zihinsel doyumun estetik haz olduğu belirlenir.
Estetik haz, bir sanat eseriyle karşılaşan alımlayıcının duyduğu pratik amaç dışı hoşnutluk hissidir.
4
Son adımda 'Estetik Yargı' kavramını ele alarak, sanat eseri üzerinde kurulmuş olan değerlendirmeyi ve hüküm bildiren cümleyi tespit ediniz.
Eleştirmenin bir roman hakkında dilsel olarak kurduğu ve onun sanatsal değerini belirten değer hükmünün estetik yargı olduğu görülür.
Estetik yargı, bir nesnenin estetik değeri (güzel, çirkin vb.) üzerine verilen onaylama ya da reddetme kararıdır.

Anahtar Kavram

Sanat felsefesinin temel kavramlarının (estetik süje, estetik nesne, estetik haz, estetik yargı) felsefi tanımları ve pratik sanat deneyimleri üzerindeki yansımaları.
Soru 2314Soru

Ehl-i Sünnet kelam ekollerine göre, bir kimsenin mümin olarak nitelendirilmesinin ve ahirette kurtuluşa ermesinin yegane ve vazgeçilmez şartı, kalbinin inanılması gereken esasları onaylamasıdır. Dil ile beyan ise bu içsel kabulün dış dünyaya yansıması olup, kişinin Müslüman toplumunda bir mümin muamelesi görmesini sağlayan hukuki bir işlev görür. Bu bağlamda, kalben inandığı hâlde dilsizlik gibi fiziki bir engel veya ölüm tehdidi (ikrah) altında olduğu için inancını diliyle ifade edemeyen kimse Allah katında mümin kabul edilirken; kalbinde inanç olmadığı hâlde toplumsal baskı veya menfaat gereği diliyle inandığını söyleyen kişi ahirette mümin olarak kabul edilmez.

Bu parçadan hareketle iman, tasdik ve ikrar ili��kisiyle ilgili aşağıdaki yargılardan hangisine ulaşılabilir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Dil ile ikrar imanın ahiret hayatındaki geçerliliğinin asıl unsuru değil, inancın toplumsal ve hukuki düzlemde tanınmasının aracıdır.

Cevap

Dil ile ikrar imanın ahiret hayatındaki geçerliliğinin asıl unsuru değil, inancın toplumsal ve hukuki düzlemde tanınmasının aracıdır.
Parçada kalbi tasdikin ahiretteki kurtuluş için asıl ve vazgeçilmez unsur olduğu, dil ile ikrarın ise dünyevi ve hukuki işlemler için bir yansıma ve araç olduğu belirtilmektedir. Dolayısıyla dil ile ikrarın asıl kurtarıcı unsur olmayıp, inancın toplumsal ve hukuki düzlemde tanınmasını sağladığı yargısına doğrudan ulaşılır.

Adım Adım Çözüm

1
Metindeki temel kavramların rollerini ayrıştırma
Kalp ile tasdikin ahiret kurtuluşu için asıl rükün (vazgeçilmez şart) olduğu, dil ile ikrarın ise dünyevi/hukuki alanda tanınma aracı olduğu belirlenir.
İman kavramının tasdik ve ikrar boyutlarının işlevlerini doğru tespit etmek için.
2
Seçenekleri bu işlevsel ayrıma göre değerlendirme
Dil ile ikrarın ahiret kurtuluşunun kurucu unsuru olmadığını, inancın toplumsal/hukuki düzlemde tanınmasını sağladığını ifade eden yargının metinle tam olarak örtüştüğü görülür.
Metindeki tasdik-ikrar ilişkisine uygun olan doğru yargıyı belirlemek için.

Anahtar Kavram

Kalp ile Tasdik ve Dil ile İkrar İlişkisi
Tahmini Süre:2m 0s
Soru 2315Soru

Thomas Hobbes Leviathan adlı eserinde, insan eylemlerini yönlendiren iki kurucu ögeyi karşılaştırırken şu ayrımı yapar: Bunlardan birincisi, bireyin bir eylemi yapma ya da yapmama konusundaki serbestliğini, yani engellenmeden hareket edebilme gücünü ifade eder. İkincisi ise bireye belirli bir ödev yükler ve onu belli bir davranış kalıbına yönlendirip bağlar. Hobbes, bu iki kavramın arasındaki farkın 'özgürlük' ile 'yükümlülük' arasındaki fark kadar belirgin olduğunu savunur.

Bu parçadan hareketle Thomas Hobbes'un karşılaştırdığı ve sırasıyla 'özgürlük' ile 'yükümlülük' ilişkisi üzerinden temellendirdiği siyaset felsefesi kavramları aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Hak - Yasa

Cevap

Hak - Yasa
Hobbes'un felsefesinde 'hak' (right), bireyin bir eylemi yapma ya da yapmama konusundaki doğal serbestliğini ve engellenmeden hareket etme gücünü (özgürlük) temsil eder. Buna karşın 'yasa' (law) ise bireye belirli yükümlülükler dayatarak onu sınırlandırır ve kurallara uymaya mecbur bırakır (yükümlülük). Parçada sırasıyla vurgulanan bu iki kavram 'Hak - Yasa' ikilisidir.

Adım Adım Çözüm

1
Parçadaki ilk tanımı analiz etmek
İlk tanımda bireyin 'bir eylemi yapma ya da yapmama konusundaki serbestliği' ve 'engellenmeden hareket edebilme gücü' vurgulanmaktadır. Bu durum siyaset felsefesinde 'hak' kavramına karşılık gelir.
Siyaset felsefesinde hak, bireyin serbestçe eylemde bulunma yetkisini ifade eder.
2
Parçadaki ikinci tanımı analiz etmek
İkinci tanımda bireye 'belirli bir ödev yükleyen' ve onu 'belli bir doğrultuda davranmaya zorlayıp bağlayan' unsurdan bahsedilmektedir. Bu ise 'yasa' kavramını ifade eder.
Yasa, iktidar tarafından konulan ve bireylere uymaları gereken kuralları ve ödevleri yükleyen bağlayıcı normdur.
3
Hobbes'un özgürlük ve yükümlülük karşılaştırmasını değerlendirmek
Thomas Hobbes'a göre hak özgürlük ile, yasa ise yükümlülük ile ilişkilidir. Dolayısıyla parçadaki ayrım sırasıyla 'Hak - Yasa' kavramlarını göstermektedir.
Hobbes'un 'Right' (Hak) ve 'Law' (Yasa) arasında yaptığı felsefi ayrımı tespit etmek doğru cevaba ulaşmayı sağlar.

Anahtar Kavram

Siyaset felsefesinde hak ve yasa kavramlarının tanımları ile aralarındaki ilişki
Soru 2316Soru

Âl-i İmrân suresi 159. ayette Hz. Peygamber’e hitaben, "...İşlerinde onlarla istişare et. Karar verdiğin zaman da Allah’a güvenip dayan. Şüphesiz Allah, kendisine güvenip dayananları sever." buyrulmaktadır.

Buna göre, Hz. Muhammed'in hayatında da önemli bir yer tutan "istişare" uygulamasının temel amacı aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Ortak aklın ve farklı görüşlerin değerlendirilerek en doğru ve faydalı karara ulaşılması

Cevap

Ortak aklın ve farklı görüşlerin değerlendirilerek en doğru ve faydalı karara ulaşılması
İstişare, danışma ve ortak akıldan faydalanma anlamına gelir. Ayette geçen emir de Hz. Peygamber'in kararlarında çevresindekilerin bilgi ve deneyimlerinden yararlanarak en doğru ve faydalı kararı almasını hedefler. Dolayısıyla ortak aklın ve farklı görüşlerin değerlendirilerek en doğru ve faydalı karara ulaşılması ifadesi doğrudur.

Adım Adım Çözüm

1
İstişare kavramının kelime ve terim anlamını analiz etmek.
İstişare; bir konuda uzman kişilere danışmak, görüş alışverişinde bulunmak ve ortak aklı kullanmaktır.
Soru kökündeki kavramın ne anlama geldiğini netleştirmek için.
2
Âl-i İmrân suresi 159. ayetteki emri ve peygamberin uygulamalarını değerlendirmek.
Ayet, Peygamberimizden kararlarında arkadaşlarına danışmasını (istişare etmesini) istemektedir. Hz. Peygamber de Bedir, Uhud ve Hendek gibi savaşlarda arkadaşlarına danışmıştır.
İstişarenin ayetteki ve sünnetteki pratik amacını belirlemek için.
3
Seçenekleri analiz ederek istişarenin temel amacını tespit etmek.
İstişareyle, bireysel hataların önüne geçilmesi ve ortak akılla en doğru kararın verilmesi amaçlanır.
Doğru seçeneğe ulaşmak için.

Anahtar Kavram

Hz. Muhammed'in Kararlarında İstişareye (Ortak Akla) Önem Vermesi
Tahmini Süre:1m 0s
Soru 2317Soru

Oruç ibadeti, bireyin gün boyu yeme içme gibi bedensel isteklerden uzak durarak iradesini eğitmesini sağlar. Bu yönüyle bireyde sabır, öz denetim ve şükür bilincini geliştirir. Diğer yandan, açlık çeken insanların durumunu bizzat tecrübe eden birey, çevresindeki ihtiyaç sahiplerine karşı duyarlılık kazanır. Bu durum toplumsal dayanışmayı ve yardımlaşmayı artırır.

Buna göre, oruç ibadetinin bireysel ve toplumsal faydalar��yla ilgili;

I. Bireyin ahlaki gelişimine ve öz denetim mekanizmasına katkı sunması,
II. Toplumda sosyal adaletin ve empati duygusunun yaygınlaşmasını sağlaması,
III. İbadetin geçerliliğinin tamamen toplumsal fayda üretmesine bağlı olması

değerlendirmelerinden hangilerine ulaşılabilir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: I ve II

Cevap

I ve II öncüllerini içeren seçenek doğrudur.
Parçada orucun bireye kazandırdığı öz denetim ve sabır gibi özelliklerin ahlaki gelişime katkı sağladığı (birinci öncül) ve aç insanların durumunu tecrübe etmenin empatiye ve toplumsal yardımlaşmaya vesile olduğu (ikinci öncül) açıkça vurgulanmaktadır. Dolayısıyla bu iki değerlendirmeye ulaşılabilir.

Adım Adım Çözüm

1
Paragrafı analiz ederek oruç ibadetinin bireysel etkilerini belirlemek.
Orucun bireyde sabır, öz denetim ve şükür bilincini geliştirerek ahlaki gelişime katkı sağladığı tespit edilir. Bu durum birinci öncüle ulaşılmasını sağlar.
Metindeki bireysel düzeydeki faydaları değerlendirmek.
2
Paragraftaki toplumsal etki vurgularını incelemek.
Açlık çekenlerin durumunu anlamanın empatiyi artırdığı ve toplumsal dayanışmaya katkı sağladığı görülür. Bu durum ikinci öncüle ulaşılmasını sağlar.
Metindeki toplumsal düzeydeki faydaları tespit etmek.
3
İbadetin geçerlilik şartları ile toplumsal fayda ilişkisini değerlendirmek.
İslam'da ibadetin geçerliliği ihlas (Allah rızası) esasına dayanır, doğrudan toplumsal fayda üretme şartına bağlı değildir. Bu nedenle üçüncü öncülün ulaşılamaz olduğu belirlenir.
İbadet ilkelerinde samimiyet ile yan faydalar arasındaki ayrımı netleştirmek.

Anahtar Kavram

İbadetlerin bireysel ahlaki gelişim ve toplumsal dayanışma üzerindeki etkileri ile ihlas ilkesi arasındaki ilişki.
Soru 2318Soru

Yerel saati 14.2014.20 olan 3535^\circ Doğu boylamı üzerindeki X merkezinden, yerel saati 12.4012.40 olan Y merkezine doğru hareket edilmektedir.

Buna göre, Y merkezinin üzerinde yer aldığı coğrafi boylam aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: 1010^\circ Doğu boylamı

Cevap

1010^\circ Doğu boylamı
İki merkez arasındaki yerel saat farkı olan 11 saat 4040 dakika (100100 dakika), boylam farkı olarak 2525^\circ yapar. Yerel saati daha geri olan Y merkezi, X merkezinin batısında yer aldığından, 3535^\circ Doğu boylamından 2525^\circ batıya gidilerek 1010^\circ Doğu boylamına ulaşılır.

Adım Adım Çözüm

1
İki merkez arasındaki yerel saat farkını hesaplamak.
14.2012.40=1 saat 40 dakika=100 dakika14.20 - 12.40 = 1\text{ saat } 40\text{ dakika} = 100\text{ dakika}
İki meridyen arasındaki zaman farkı sabit olduğu için öncelikle toplam zaman farkını bulmamız gerekir.
2
Zaman farkını boylam farkına dönüştürmek.
100 dakika/4 dakika=25100\text{ dakika} / 4\text{ dakika} = 25^\circ boylam farkı
Ardışık iki meridyen arasındaki zaman farkı 44 dakika olduğundan, toplam dakika farkını 44'e bölerek boylam farkını buluruz.
3
Y merkezinin hangi yarım kürede ve boylamda olduğunu yön kurallarına göre belirlemek.
35 Dog˘u25=10 Dog˘u boylamı35^\circ\text{ Doğu} - 25^\circ = 10^\circ\text{ Doğu boylamı}
Y merkezinin yerel saati (12.4012.40), X merkezinin yerel saatinden (14.2014.20) daha geridir. Yerel saatin geri olduğu merkezler daha batıda yer alır. Bu nedenle X merkezinin boylamından (3535^\circ Doğu) batıya doğru 2525^\circ gidilmelidir. Sonuç 00^\circ meridyeninin doğusunda kaldığı için 1010^\circ Doğu boylamı olur.

Anahtar Kavram

Yerel saat hesaplamalarında boylam farkı bulma ve yön kuralları

Alternatif Yöntem

Zaman farkını doğrudan saat birimiyle oranlayarak da bulabiliriz: Her 1515^\circ boylam farkı 11 saate (6060 dakikaya) denk gelir. 11 saat 4040 dakikalık zaman farkı, 11 saat için 1515^\circ ve kalan 4040 dakika için (40/4=1040 / 4 = 10^\circ) olmak üzere toplam 2525^\circ boylam farkı oluşturur.
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 2319Soru

Kur’an-ı Kerim’de salih amel, iman ile neredeyse ayrılmaz bir bütün olarak sunulmuş ve kurtulu��a erenlerin vasıfları sayılırken bu iki kavram ardı ardına zikredilmiştir. Ancak amel, imanın özünü oluşturan kalbi tasdikin bir parçası veya olmazsa olmaz şartı olmaktan ziyade, onun dış dünyaya yansıyan somut tezahürüdür. Benzer şekilde, kişinin iç dünyasındaki Allah’a karşı sorumluluk bilincini ve duyarlılığını ifade eden takva da salih ameller vasıtasıyla ete kemiğe bürünür. Salih amel olmadan takvadan bahsetmek soyut bir iddiadan ibaret kalırken; takva bilinci taşımadan, yalnızca toplumsal onay ya da alışkanlıkla gerçekleştirilen eylemler de dini anlamda salih amel niteliği kazanamaz. Bu yönüyle salih amel, inancın ahlaki bir sorumluluk bilinciyle eyleme dökülerek bireysel ve toplumsal fayda ürettiği dinamik bir köprüdür.

Bu parçadan hareketle iman, takva ve salih amel ilişkisiyle ilgili aşağıdaki yargılardan hangisine ulaşılabilir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Salih amel, takvanın somutlaşmış hali olup imanın kalbi boyutunun dış dünyada ahlaki bir bilinçle görünür kılınmasını sağlar.

Cevap

Salih amel, takvanın somutlaşmış hali olup imanın kalbi boyutunun dış dünyada ahlaki bir bilinçle görünür kılınmasını sağlar.
Doğru yargı, parçada geçen 'takva da salih ameller vasıtasıyla ete kemiğe bürünür' ve 'salih amel, inancın ahlaki bir sorumluluk bilinciyle eyleme dökülerek bireysel ve toplumsal fayda ürettiği dinamik bir köprüdür' ifadeleriyle doğrudan örtüşmektedir. Salih amel, takvanın (sorumluluk bilincinin) somutlaşmış halidir ve imanın kalbi boyutunun dış dünyada görünür olmasını sağlar.

Adım Adım Çözüm

1
Parçadaki iman ve amel ifadelerini incelemek
İmanın amelin bir parçası olmadığı ancak onun dışa yansıyan tezahürü olduğu belirlendi.
Öncüllerdeki iman ve amel ilişkisinin sınırlarını netleştirmek için.
2
Parçadaki takva ve salih amel ifadelerini analiz etmek
Takvanın salih amel yoluyla somutlaştığı ve salih amel olmadan takvanın soyut kalacağı saptandı.
İçsel bir bilinç olan takva ile eylem olan amel arasındaki sebep-sonuç bağını kurmak için.
3
Salih amelin niyet boyutunu değerlendirmek
Niyet ve takva bilinci olmadan yapılan sıradan alışkanlıkların salih amel olamayacağı anlaşıldı.
İhlas ve samimiyetin ameldeki yerini kavramak için.
4
Tüm bulguları sentezleyerek doğru seçeneği belirlemek
Salih amelin takvanın somutlaşmış hali olup imanın kalbi boyutunu ahlaki bir bilinçle görünür kıldığı sonucuna ulaşıldı.
Parçadaki tüm önermeleri kapsayan en doğru ve genel yargıyı bulmak için.

Anahtar Kavram

Salih Amel ile İman ve Takva İlişkisi
Soru 2320Soru

Croce'a göre sanat, sanatçının tininde (zihninde) olup biten özgün bir sezgisel ifadedir. Sanatçı, dış dünyadan edindiği izlenimleri kendi iç dünyasında eritip onlara yeni bir biçim vererek benzersiz bir senteze ulaştırır. Dış dünyada gördüğümüz tablo, heykel ya da duyduğumuz melodi ise bu içsel yaratımın fiziksel araçlarla dışsallaştırılmasından ibarettir. Gerçek sanat eseri, fiziksel nesnenin kendisinde değil, sanatçının zihnindeki o ilk ve tekil sezgisel yaratma anında var olur. Bu nedenle doğayı olduğu gibi yansıtmak sanatsal bir başarı değil, yalnızca teknik bir beceridir.

Bu parçaya göre Croce'nin sanat kuramıyla ilgili aşağıdaki yargılardan hangisine ulaşılabilir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Sanat eseri, sanatçının iç dünyasındaki sezgisel ve biricik tasarım sürecinde tamamlanan zihinsel bir üründür.

Cevap

Sanat eseri, sanatçının iç dünyasındaki sezgisel ve biricik tasarım sürecinde tamamlanan zihinsel bir üründür.
Parçada gerçek sanat eserinin fiziksel nesnede değil, sanatçının zihnindeki sezgisel yaratma anında var olduğu açıkça belirtilmiştir. Bu durum, sanat eserinin sanatçının iç dünyasındaki sezgisel ve biricik tasarım sürecinde tamamlanan zihinsel bir ürün olduğunu gösterir.

Adım Adım Çözüm

1
Parçadaki temel savı belirleme
Yazar, gerçek sanat eserinin dışsal nesnede değil, sanatçının zihnindeki ilk ve tekil sezgisel yaratma anında var olduğunu savunmaktadır.
Croce'nin sanatın kaynağını nereye konumlandırdığını anlamak için.
2
Fiziksel nesnelerin ve tekniğin rolünü değerlendirme
Dış dünyadaki eserlerin (tablo, melodi) ruhsal yaratımın fiziksel kaydı olduğu ve doğayı yansıtmanın sadece teknik beceri olduğu sonucuna ulaşılır.
Mimesis (taklit) kuramının neden dışlandığını kavramak için.
3
Seçenekleri analiz ederek eşleştirme
Sanat eserinin zihindeki sezgisel yaratım sürecinde tamamlandığını belirten seçeneğin, parçadaki ana fikirle doğrudan örtüştüğü belirlenir.
Doğru sonuca ulaşmak ve çeldiricileri elemek için.

Anahtar Kavram

Benedetto Croce'nin Yaratma Olarak Sanat Kuramı
Tahmini Süre:2m 0s
ÖncekiSayfa 116 / 338Sonraki
Tüm alıştırma soruları — YKS TYT (Temel Yeterlilik Testi) | Examkin