Tüm alıştırma soruları

6755 soru

Soru 2281Soru

Gelişmiş ülkelerde ya da bir ülkenin sanayileşmiş bölgelerinde iş imkânlar��nın fazlalığı, hızlı nüfus artışına ve yoğun göç dalgalarına yol açmaktadır. Bu göç hareketleri, göç alan yerleşim merkezlerinde hem olumlu hem de olumsuz çeşitli sonuçların ortaya çıkmasına zemin hazırlar.

Buna göre, sanayi faaliyetlerinin yoğun olduğu ve dışarıdan yoğun göç alan bir şehirde;

I. Üretimde ihtiyaç duyulan iş gücünün kolayca temin edilmesi ve yeni iş kollarının gelişmesi,
II. Planlı kentleşme sayesinde yeşil alanların korunması ve konut fiyatlarının düşmesi,
III. Demografik yatırımların payının artması ve altyapı hizmetlerinde aksamaların yaşanması

durumlarından hangilerinin gerçekleşmesi beklenir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: I ve III

Cevap

Üretimde ihtiyaç duyulan iş gücünün kolayca temin edilmesi ve yeni iş kollarının gelişmesi ile demografik yatırımların payının artması ve altyapı hizmetlerinde aksamaların yaşanması durumlarının gerçekleşmesi beklenir.
Göç alan gelişmiş sanayi bölgelerinde iş gücü açığının kapanması ve piyasada hareketlilik sağlanması olumlu bir gelişmeyken, hızlı nüfus artışından dolayı altyapı hizmetlerinin yetersiz kalması ve demografik yatırımlara ayrılan payın artması kaçınılmaz olumsuz sonuçlardır. Dolayısıyla birinci ve üçüncü öncüller gerçekleşmesi beklenen durumlardır.

Adım Adım Çözüm

1
Birinci öncülü değerlendirme
Sanayi faaliyetlerinin yoğun olduğu bölgelere yapılan göçler, ucuz ve bol iş gücü sağlayarak sanayicinin iş gücü ihtiyacını karşılar ve piyasayı canlandırarak yeni iş kolları ortaya çıkarır. Bu durum olumlu bir sonuç olarak gerçekleşir.
Göçlerin ekonomik sonuçlarının iş gücü piyasasına etkisini analiz etmek için.
2
İkinci öncülü değerlendirme
Hızlı ve kontrolsüz göç alan şehirlerde genellikle plansız kentleşme (gecekondulaşma) görülür, yeşil alanlar betonlaşır ve konut talebi arttığı için konut fiyatları ile kiralar düşmek yerine hızla yükselir. Bu nedenle bu öncülün gerçekleşmesi beklenmez.
Göçün mekânsal ve çevresel etkilerini saptamak için.
3
Üçüncü öncülü değerlendirme
Hızlı nüfus artışı yaşanan yerlerde okul, yol, su, kanalizasyon ve hastane gibi doğrudan üretime katkısı olmayan nüfusa yönelik yatırımların (demografik yatırımlar) bütçedeki payı artar. Bu durum devlet ve belediye bütçelerine yük getirirken, hizmetlerin nüfus artış hızına yetişememesi nedeniyle altyapıda ciddi aksamalara yol açar. Bu durum olumsuz bir sonuç olarak gerçekleşir.
Demografik yatırım kavramının ve göçün altyapı üzerindeki etkilerini anlamak için.

Anahtar Kavram

Göçlerin Nedenleri, Türleri ve Sonuçları kapsamında, göç alan merkezlerde ortaya çıkan sosyo-ekonomik ve mekânsal (altyapı, kentleşme, demografik yatırımlar) sonuçlar.
Soru 2282Soru

Aşağıda John Locke ve David Hume'un empirist (deneyci) bilgi felsefelerine ait epistemolojik açıklamalar ile bu açıklamaların karşılık geldiği kavramsal tanımları eşleştiriniz.

Soldaki öğeye tıklayın, sonra eşleşen sağdaki öğeye tıklayın

Öğeler

Dışsal nesnelerin duyu organlarımıza çarpmasıyla zihinde ilk kez oluşan, sıcaklık, soğukluk, acılık veya tatlılık gibi doğrudan duyusal verilerin kaynağı olan deneyim alanı.
Zihnin kendi içsel işlemlerini (düşünme, isteme, şüphe etme) gözlemleyerek ve bu işlemler üzerinde odaklanarak elde ettiği ikinci türden deneyim kaynağı.
Zihnimize en canlı, en güçlü ve doğrudan doğruya gelen, dış dünyayla kurduğumuz anlık temasın ürünü olan ilk elden algı durumları.
Duyusal tecrübenin doğrudan sunmadığı, zihnin eldeki canlı verileri imgelem gücüyle birleştirip dönüştürerek ürettiği zihinsel tasarımlar.

Eşleşmeler

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap

Sol sütundaki empirist kavramsal açıklamaların sağ sütundaki doğru tanımlarıyla eşleşmesi sırasıyla: Duyum (Locke), Düşünüm (Locke), İzlenimler (Hume) ve Fikirler (Hume) şeklindedir.
Dışsal duyusal verilerin Locke'un duyum kavramıyla, içsel zihinsel işlemlerin Locke'un düşünüm kavramıyla, anlık canlı algıların Hume'un izlenim kavramıyla ve bu izlenimlerin zihindeki kopyalarının Hume'un fikir kavramıyla eşleştirilmesi doğrudur.

Adım Adım Çözüm

1
John Locke'un dış dünyadan gelen duyusal verileri tanımlayan kavramını analiz etmek.
Dışsal nesnelerin sıcaklık, tat gibi etkilerinin zihne gelmesi Locke'un duyum (sensation) olarak tanımladığı dış deneyimle açıklanır.
Duyum, Locke'a göre zihnimize dış dünyadan gelen basit fikirlerin temel kaynağıdır.
2
John Locke'un zihnin kendi eylemlerine dayalı iç deneyimini tanımlayan kavramını analiz etmek.
Zihnin düşünme ve şüphe etme gibi kendi işlemlerini gözlemlemesi Locke'un düşünüm (reflection) olarak tanımladığı iç deneyimle örtüşür.
Düşünüm, duyum yoluyla edinilen malzemeler üzerinde zihnin kendi işlemlerini gerçekleştirmesidir.
3
David Hume'un anlık, canlı algılara yönelik tanımını incelemek.
Zihnimize en canlı ve doğrudan gelen algılar Hume'un izlenimler (impressions) olarak adlandırdığı yapılardır.
İzlenimler, Hume'un epistemolojisinde hissetme anındaki en yüksek canlılığa sahip ilk elden verilerdir.
4
David Hume'un izlenimlerin zihindeki kopyalarını tanımlayan kavramını incelemek.
Duyusal tecrübenin doğrudan sunmadığı ve zihnin imgelem yoluyla dönüştürdüğü tasarımlar Hume'un fikirler (ideas) tanımıyla uyuşmaktadır.
Fikirler, canlılığını yitirmiş izlenimlerin zihinde kalan kopyaları veya kurgusal tasarımlarıdır.

Anahtar Kavram

Locke ve Hume'un empirist bilgi kuramlarındaki duyum, düşünüm, izlenim ve fikir ayrımları
Soru 2283Soru

İslam epistemolojisinde doğru bilgiye ulaşılmasını sağlayan bilgi kaynakları ile bu kaynakların temel işlevlerini ve kapsamlarını belirten açıklamalar aşağıda verilmiştir.

Buna göre, sol sütundaki bilgi kaynaklarını sağ sütundaki doğru açıklamalarıyla eşleştiriniz.

Soldaki öğeye tıklayın, sonra eşleşen sağdaki öğeye tıklayın

Öğeler

Selim Akıl
Sadık Haber
Salim Duyular

Eşleşmeler

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap

Selim Akıl ön yargılardan arınmış zihinsel yetiyle, Sadık Haber vahiy ve mütevatir aktarımla, Salim Duyular ise sağlıklı duyu organlarıyla yapılan doğrudan algılamayla eşleşmektedir.
Doğru eşleştirmede; insanın yaratılışındaki temizliğini koruyan ve doğru karar vermesini sağlayan yeti 'selim akıl' ile, vahiyleri ve yalan üzere birleşmesi imkansız toplulukların aktardığı haberleri kapsayan güvenilir kaynak 'sadık haber' ile, sağlıklı beş duyu organıyla elde edilen algılar ise 'salim duyular' ile eşleşmektedir.

Adım Adım Çözüm

1
Selim Akıl kavramının tanımının belirlenmesi
Selim akıl, öfke ve ön yargı gibi olumsuz etkenlerden arınmış temiz aklı ifade ettiği için birinci açıklama ile eşleşir.
Kelime anlamı olarak 'selim' (sağlıklı, kusursuz) aklın ön yargısız muhakeme işlevini doğrudan tanımlar.
2
Sadık Haber kavramının tanımının belirlenmesi
Sadık haber, vahiy ve mütevatir haberleri içerdiğinden gayb alemine ait bilgileri de sunan ikinci açıklama ile eşleşir.
İslam bilgi teorisinde sadık haber, kendi içinde vahiy ve mütevatir haber olarak ikiye ayrılır.
3
Salim Duyular kavramının tanımının belirlenmesi
Salim duyular, sağlıklı işleyen beş duyu organını ifade ettiği için üçüncü açıklama ile eşleşir.
Duyuların 'salim' olması, onların herhangi bir hastalık veya kusur taşımadan doğrudan fiziksel veri aktarması demektir.

Anahtar Kavram

İslam'da bilginin üç temel kaynağı olan selim akıl, sadık haber ve salim duyuların tanımları ve epistemolojik sınırları.
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 2284Soru

Aşağıda sol sütunda İslam ahlak felsefesindeki temel erdemler, sağ sütunda ise bu erdemlerin nefsin kuvveleriyle ilişkisini ve dengelenme (itidal) durumlarını açıklayan tanımlar verilmiştir. Bu erdemleri ilgili tanımlarla doğru şekilde eşleştiriniz.

Soldaki öğeye tıklayın, sonra eşleşen sağdaki öğeye tıklayın

Öğeler

Hikmet
Şecaat
İffet
Adalet

Eşleşmeler

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap

Hikmet ile 'zihni kuvvelerin dengeli kullanımı...'; Şecaat ile 'insanın öfke duygusunu kontrol altında tutarak...'; İffet ile 'insandaki yeme, içme ve bedensel arzuların...'; Adalet ile 'akıl, öfke ve arzu kuvvelerinin...' açıklamaları eşleşmelidir.
İslam ahlak felsefesinde ahlaki yetkinlik nefsin üç temel gücünün (akıl, öfke ve şehvet) dengelenmesiyle oluşur. Aklın dengeli hali hikmet, öfkenin dengeli hali şecaat, arzuların dengeli hali iffettir. Bunların tümünün ahenk içinde bulunması ise adalet erdemini doğurur. Doğru eşleşme bu felsefi esasa uygun olarak yapılmıştır.

Adım Adım Çözüm

1
Aklın dengeli (itidal) kullanımıyla oluşan ahlaki erdemi tespit etmek.
Zihni kuvvelerin (akıl) dengeli kullanımı hikmet erdemini oluşturur. Bu erdem, kurnazlık (cerbeze) ile ahmaklık/cehalet uçlarının tam ortasındadır.
Klasik İslam ahlak teorisinde akıl kuvvesinin dengeli haline hikmet adı verilir.
2
Öfke duygusunun akıl ve din sınırlarında dengelenmesiyle oluşan ahlaki erdemi tespit etmek.
Öfke (gadab) kuvvesinin dengeli kullanımı şecaat erdemini oluşturur. Bu erdem, korkaklık ile tehevvür (aşırı saldırganlık) arasındaki dengeyi kurar.
Öfke kuvvesinin itidal hali şecaat (cesaret) olarak tanımlanır.
3
Bedensel arzu ve isteklerin akıl ve din kontrolünde dengelenmesiyle oluşan ahlaki erdemi tespit etmek.
Bedensel arzuların (şehvet) dengeli kullanımı iffet erdemini oluşturur. Bu erdem, fücur (aşırı şehvet) ile humud (hislere karşı isteksizlik) arasındaki dengeyi sağlar.
Şehvet/arzu kuvvesinin itidal hali iffet erdemidir.
4
Nefsin tüm bu kuvvelerinin uyumunu ve hakka riayeti sağlayan üst erdemi tespit etmek.
Hikmet, şecaat ve iffet erdemlerinin bir arada uyum içinde bulunmasıyla adalet erdemi ortaya çıkar. Adalet, hak sahibine hakkını teslim etmeyi ifade eder.
Adalet, nefsin tüm kuvvelerinin dengeli ve uyumlu çalışmasının bir sonucudur.

Anahtar Kavram

İslam ahlakında nefsin kuvveleri (akıl, öfke, arzu) ve bunların itidal (orta yol) halleri olan temel erdemlerin (hikmet, şecaat, iffet, adalet) tanınması.
Soru 2285Soru

İslam epistemolojisinde bilginin sıhhati, bilgi kaynaklarının kendilerine ait alanlarda doğru ve birbiriyle uyumlu şekilde kullanılmasına bağlıdır. Örneğin, dış dünyadaki nesneleri algılayan gözün (salim duyu) ulaştırdığı verileri değerlendirip düzenleyen akıldır. Ancak akıl da tek başına duyular ötesi (metafizik) alana dair kesin hükümler veremez; bu noktada vahyin kılavuzluğuna (sadık haber) ihtiyaç duyar. Buna karşılık, vahyin getirdiği mesajların doğruluğunu ve tutarlılığını kavrayıp onu tasdik eden yine selim akıldır. Bu durum, İslam düşüncesinde bilgi kaynaklarının bağımsız değil, birbirini tamamlayan bir bütünlük içinde çalıştığını gösterir.

Bu parçadan hareketle İslam'da bilginin kaynakları ile ilgili;

I. Salim duyuların sağladığı veriler, selim aklın denetimi ve işlemesiyle doğru bilgiye dönüşür.
II. Sadık haber, selim aklın ve salim duyuların hiçbir şekilde bilgi üretemediği fiziksel dünyaya dair boşlukları doldurur.
III. Selim akıl ile sadık haber arasında çatışmacı bir hiyerarşi değil, birbirini anlama ve doğrulama ilişkisi vardır.

yargılarından hangilerine ulaşılabilir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: I ve III

Cevap

Birinci ve üçüncü öncüllerin yer aldığı 'I ve III' ifadesi doğru cevaptır.
Doğru olan seçenekte belirtildiği gibi, paragrafta salim duyulardan gelen verilerin akıl vasıtasıyla düzenlendiği aktarılarak birinci öncül doğrulanmış; akıl ile vahiy (sadık haber) ilişkisinin birbirini tamamlayan bütüncül bir yapıda olduğu belirtilerek de üçüncü öncül doğrulanmıştır.

Adım Adım Çözüm

1
Paragraftaki bilgi kaynakları arası ilişkileri analiz etme.
Paragrafta salim duyuların verilerini aklın düzenlediği belirtilmektedir. Bu durum, salim duyuların verilerinin selim akıl tarafından işlenerek doğru bilgiye dönüştürüldüğünü gösteren birinci öncülü doğrular.
Birinci öncülün doğruluğunu belirlemek için duyu ve akıl ilişkisini paragraftan tespit etmek gerekir.
2
İkinci öncülün bilgi alanını kontrol etme.
İkinci öncülde sadık haberin 'fiziksel dünyaya' dair boşlukları doldurduğu iddia edilmektedir. Oysa paragrafta vahyin (sadık haberin) 'duyular ötesi (metafizik) alana' dair bilgi sağladığı açıkça vurgulanmaktadır. Bu nedenle ikinci öncül yanlıştır.
Sadık haberin doğru bilgi alanı ile fiziksel dünya arasındaki kavramsal ayrımı yapmak gerekir.
3
Üçüncü öncülü paragraftaki akıl-vahiy ilişkisi üzerinden değerlendirme.
Paragrafta akıl ile sadık haberin (vahyin) birbirini tamamlayan bir bütünlük içinde çalıştığı, aklın vahyi kavrayıp tasdik ettiği belirtilmektedir. Bu da akıl ve vahiy arasında bir çatışma olmadığını, birbirini anlama ve doğrulama ilişkisi bulunduğunu söyleyen üçüncü öncülü doğrular.
Üçüncü öncülün doğruluğunu belirlemek için akıl ile sadık haberin uyumunu değerlendirmek gerekir.

Anahtar Kavram

İslam epistemolojisinde doğru bilgi kaynaklarının (selim akıl, sadık haber, salim duyular) işlevleri, sınırları ve birbirleriyle olan bütüncül ilişkisi.
Soru 2286Soru

Bir araştırmacı İslam düşüncesindeki bilgi kaynaklarını incelerken şu satırları kaleme almıştır:

"İnsan, dış dünyayı duyo organlarıyla algılar; sıcak-soğuk, sert-yumuşak gibi fiziksel özellikleri bu yolla fark eder. Ancak duyuların yanılma payını veya sınırlılığını ortadan kaldıracak, toplanan verileri işleyip anlamlı bir sonuca ulaştıracak olan akıldır. Bununla birlikte ne akıl ne de duyular, insanın yaratılış amacı veya ölüm ötesi hayat gibi metafizik konularda tek başına kesin bilgi üretebilir. İşte bu noktada, aklın da doğruluğunu onayladığı güvenilir bir elçinin getirdiği ilahi bildirim devreye girer."

Buna göre, metindeki açıklamalardan hareketle İslam epistemolojisindeki bilgi kaynakları hakkında;

I. Salim duyular, selim aklın denetimi ve rehberliği altında doğru bilgi üretir.
II. Sadık haber, selim aklın ve salim duyuların yetersiz kaldığı metafizik alanda insanı bilgilendirir.
III. Selim akıl, hiçbir dış etkiye veya kaynağa ihtiyaç duymadan dini ve ahlaki tüm doğrulara tek başına ulaşabilir.

yargılarından hangilerine ulaşılabilir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: I ve II

Cevap

İslam epistemolojisinde salim duyuların selim akıl rehberliğinde doğru bilgi ürettiği ve sadık haberin (ilahi bildirim) akıl ile duyuların yetersiz kaldığı metafizik konularda devreye girdiği yargılarına ulaşılabilir, dolayısıyla doğru cevap 'I ve II' seçeneğidir.
Metne göre duyuların yanılmasını önleyen akıldır, bu da salim duyuların selim aklın rehberliğinde doğru bilgiye ulaştığını gösterir. Ayrıca insanın akıl ve duyularla ulaşamayacağı metafizik alanda ilahi bildirim yani sadık haber devreye girmektedir. Bu nedenle 'I ve II' yargılarına ulaşılabilir.

Adım Adım Çözüm

1
Metindeki anahtar ifadeleri tespit etme
Duyuların akıl tarafından anlamlandırıldığı ve akıl ile duyuların metafizik konularda yetersiz kalıp vahye (ilahi bildirime) ihtiyaç duyduğu belirlenir.
Öncüllerin doğruluğunu metindeki argümanlarla karşılaştırmak için temel önermelerin ortaya çıkarılması gerekir.
2
Öncülleri metinle karşılaştırma ve değerlendirme
I. öncülün metindeki 'duyuların yanılmasını aklın önleyeceği' ifadesiyle, II. öncülün ise 'metafizik konularda ilahi bildirimin devreye gireceği' ifadesiyle uyuştuğu görülür. III. öncüldeki aklın tek başına her şeye yeteceği iddiasının ise metindeki aklın metafizik alanda tek başına yetersiz olduğu tespitiyle çeliştiği saptanır.
Hangi yargıların kesin olarak metinden çıkarılabileceğini belirlemek amacıyla her bir öncülün metinle doğrulanması sağlanır.

Anahtar Kavram

İslam'da Bilginin Kaynakları ve Sınırları
Soru 2287Soru

Rüzgarlar estikleri bölgelerin sıcaklık özelliklerini etkilerler. Türkiye'de etkili olan rüzgarlardan bazıları mutlak (matematik) konumlarının (enlem) gereği sıcaklığı düşürür ya da yükseltirken; bazıları ise göreceli (özel) konum koşullarının etkisiyle sıcaklık üzerinde belirgin bir değişim yapar. Buna göre, aşağıdaki rüzgarlardan hangisinin sıcaklık üzerindeki etkisi enlem etkisi ile açıklanamaz?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Fön rüzgarının Doğu Karadeniz kıyılarında s��caklığı artırarak turunçgil tarımına olanak sağlaması

Cevap

Fön rüzgarının Doğu Karadeniz kıyılarında sıcaklığı artırarak turunçgil tarımına olanak sağlaması
Doğru cevap, fön rüzgarının Doğu Karadeniz kıyılarında sıcaklığı artırmasıdır. Fön rüzgarları, nemli hava kütlelerinin bir dağ yamacı boyunca yükselip yağış bıraktıktan sonra diğer yamaçtan aşağıya doğru hızlıca alçalmasıyla oluşur. Alçalan hava sürtünmenin etkisiyle her 100 m100\text{ m}'de 1C1^\circ\text{C} ısınır. Bu durum tamamen yer şekillerine (yükselti ve dağların uzanışı) yani göreceli (özel) konuma bağlıdır. Enlem etkisiyle açıklanamaz.

Adım Adım Çözüm

1
Türkiye'de etkili olan yerel rüzgarların esiş yönleri ve sıcaklığa etkileri belirlenir.
Karayel ve Poyraz kuzey sektörlü olup sıcaklığı düşürürken; Samyeli ve Lodos güney sektörlü olup sıcaklığı artırır.
Türkiye Kuzey Yarım Küre'de yer aldığı için kuzeyden (kutup yönünden) esen rüzgarlar sıcaklığı düşür��r, güneyden (ekvator yönünden) esenler ise sıcaklığı artırır. Bu durum mutlak konum (enlem) etkisidir.
2
Fön rüzgarının olu��um mekanizması analiz edilir.
Fön rüzgarı, bir dağ yamacını aşarak alçalan hava kütlesinin sürtünmeyle her 100 m100\text{ m}'de 1C1^\circ\text{C} ısınmasıyla oluşur.
Fön rüzgarının sıcaklığı artırmasının nedeni enlem derecesi (mutlak konum) değil, yer şekilleri ve dağların uzanış doğrultusu gibi göreceli (özel) konum özellikleridir.
3
Enlem etkisiyle açıklanamayan seçenek tespit edilir.
Fön rüzgarı göreceli konuma bağlı bir durumdur, enlem etkisiyle açıklanamaz.
Soruda enlem etkisiyle açıklanamayacak olan rüzgar etkisi sorulduğu için doğru cevap fön rüzgarıyla ilgili olan seçenektir.

Anahtar Kavram

Türkiye'deki yerel rüzgarların sıcaklık üzerindeki etkilerinin mutlak (enlem) ve göreceli konum ilişkisi
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 2288Soru

İnsanlık tarihi boyunca doğal, ekonomik, sosyal ve siyasi nedenlerle birçok büyük göç dalgası yaşanmıştır.

Aşağıda verilen göç hareketlerini kronolojik olarak en eskiden en yeniye doğru sıralayınız.

Öğeleri doğru sıraya koymak için sürükleyin

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap

Bering Boğaz�� göçü, Orta Asya Türk göçleri, Afrika'dan Amerika'ya köle göçleri ve Türkiye-Yunanistan nüfus mübadelesi
Verilen göç hareketlerinin kronolojik sıralaması en eskiden en yeniye doğru: ilk insan topluluklarının Bering Boğazı'nı geçmesi (Buzul Çağı), Orta Asya Türk göçleri (İlk ve Orta Çağ), Afrika'dan Amerika'ya yapılan köle göçleri (Yeni Çağ) ve Türkiye-Yunanistan nüfus mübadelesidir (20. yüzyıl / Yakın Çağ).

Adım Adım Çözüm

1
Tarih öncesi dönemde doğa koşullarının etkisiyle gerçekleşen en eski göç hareketini belirlemek.
Bering Boğazı'nın buzullaşmasıyla (Buzul Çağı'nda) gerçekleşen ilk insan göçleri, MÖ bin yıllarına dayandığı için ilk sıradadır.
Buzul Çağı'nın sona ermesinden önce gerçekleşen bu doğa kaynaklı göç, diğer tarihi dönem göçlerinden çok daha eskidir.
2
İlk Çağ ve Orta Çağ'ı kapsayan kitlesel nüfus hareketini tespit etmek.
Orta Asya'daki kuraklık ve otlak darlığı gibi iklimsel nedenlerle Türk boylarının yayılması kronolojik olarak ikinci sırada yer alır.
Bu göçler tarih öncesi dönemden başlayıp MS ilk yüzyıllarda yoğunlaşmış, kavimlerin yer değiştirmesine yol açmıştır.
3
Yeni Çağ'da denizcilik faaliyetleri ve Coğrafi Keşifler sonrasında yaşanan küresel göçü belirlemek.
Coğrafi Keşifler (15. ve 16. yüzyıl) sonrası Afrika'dan Amerika'ya köle taşınması kronolojik olarak üçüncü sıradadır.
Keşfedilen yeni topraklardaki iş gücü ihtiyacını karşılamak amacıyla yapılan bu zorunlu göç, Yeni Çağ ve Yakın Çağ başlarında gerçekleşmiştir.
4
Yakın Çağ'da, özellikle 20. yüzyılda uluslararası hukuk çerçevesinde gerçekleşen göçü belirlemek.
1923 Lozan Antlaşması çerçevesinde yapılan Türkiye-Yunanistan nüfus mübadelesi en son sırada yer alır.
Mübadele, modern devletler hukukunun uygulandığı 20. yüzyıla ait zorunlu siyasi bir dış göçtür.

Anahtar Kavram

Tarihsel süreçte göçlerin nedenleri (doğal, ekonomik, siyasi) ve bu göçlerin kronolojik gelişimi.
Soru 2289Soru

İslam epistemolojisinde bilginin güvenilirliği, kaynağı ve bağlayıcılığı açısından farklı kavramlar ve bunlara yüklenen değerler mevcuttur. Aşağıda verilen dini bilgi kaynakları ile bu kaynakların epistemolojik niteliklerini belirten açıklamaları doğru şekilde eşleştiriniz.

Soldaki öğeye tıklayın, sonra eşleşen sağdaki öğeye tıklayın

Öğeler

Vahiy
İlham
Keşif
Rüya

Eşleşmeler

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap

Vahiy ilahi kaynaklı kesin ve nesnel bilgi kaynağı; ilham kalbe doğan vasıtasız ve öznel bilgi; keşif manevi arınmayla gaybın kalbe açılması; rüya ise uyku halinde görülen ve dini delil değeri taşımayan algılardır.
Eşleştirme, İslam epistemolojisindeki objektif (vahiy) ve subjektif (rüya, ilham, keşif) bilgi kaynaklarının sınırlarını ve tanımlarını doğru yansıtmaktadır. Vahiy genel bağlayıcılığa sahipken, diğer üç kaynak yalnızca deneyimleyen kişiyi ilgilendirir ve bağlayıcı değildir.

Adım Adım Çözüm

1
Vahiy kavramının bağlayıcı ve objektif niteliği belirlenir.
Vahiy, Allah'ın peygamberlerine gönderdiği ve herkes için bağlayıcı olan tek kesin bilgi kaynağı tanımıyla eşleştirilir.
Vahiy dışında kalan rüya, ilham ve keşif gibi yollar nesnel bir kesinlik taşımaz ve genel bir bağlayıcılığa sahip değildir.
2
İlham kavramının kalbe doğan vasıtasız bilgi niteliği analiz edilir.
İlham, akıl yürütme olmaksızın kalbe gelen öznel bilgi tanımıyla eşleştirilir.
İlham kişiye özeldir, başkalarını bağlamaz ve İslam hukukunda genel geçer bir delil kabul edilmez.
3
Keşif kavramının manevi perdeyi kaldırma boyutu incelenir.
Keşif, manevi arınma yoluyla duyu ötesi hakikatlerin kalbe açılması tanımıyla eşleştirilir.
Keşif tasavvufi bir tecrübe olup sadece keşfi yaşayan kimseyi ilgilendirir, epistemolojik olarak objektif bilgi değeri yoktur.
4
Rüya kavramının uyku halindeki değeri değerlendirilir.
Rüya, uyku durumundaki sembolik görüntüler ve dini delil olmama özelliğiyle eşleştirilir.
Rüyalar subjektif yorumlara açık olup bağlayıcı bir şer'i hüküm kaynağı olamazlar.

Anahtar Kavram

Vahiy, rüya, ilham ve keşif kavramlarının epistemolojik değerleri ve bağlayıcılık düzeyleri.
Soru 2290Soru

Hz. Muhammed'in hayatındaki bazı tarihî olaylar ile bu olayların onun doğruluğunu ve güvenilirliğini nasıl yansıttığ��na dair ahlaki göstergeler aşağıda verilmiştir. Buna göre, olaylar ile bu olayların yansıttığı ahlaki göstergeleri doğru şekilde eşleştiriniz.

Soldaki öğeye tıklayın, sonra eşleşen sağdaki öğeye tıklayın

Öğeler

Hz. Hatice'nin, Mekke'de dürüstlüğü ile tanınan Hz. Muhammed'e güvenerek Şam'a gidecek olan ticaret kervanının yönetimini ona teslim etmesi
Kâbe'nin yeniden inşası sırasında Hacerü'l-Esved'in yerine yerleştirilmesi konusunda çıkan anlaşmazlıkta Mekkelilerin onun hakemliğine tereddütsüz razı olması
Hz. Muhammed'in İslam'a açık davet için Safa Tepesi'nde topladığı Mekkelilere yönelttiği 'Şu dağın arkasında size saldırmak üzere olan bir ordu var desem bana inanır mısınız?' sorusuna, henüz İslam'ı kabul etmeyenlerin bile 'Evet, çünkü biz senin hiçbir yalanına şahit olmadık.' yanıtını vermesi

Eşleşmeler

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap

Hz. Hatice'nin ticaret kervanını yönetmesi ticari faaliyetlerde dürüstlüğün önemini; Hacerü'l-Esved hakemliği toplumsal uzlaşmada dürüstlük ve adalete güveni; Safa Tepesi'ndeki hitap ise tebliğe karşı olanların bile onun şahsi doğruluğunu kabul ettiğini gösteren ifadelerle eşleşir.
Hz. Hatice'nin kervan yönetimi dürüstlük ve emanetin ticari ilişkilerdeki önemini yansıtan ifadeyle; Hacerü'l-Esved anlaşmazlığı toplumsal krizlerde tarafsızlığa ve dürüstlüğe duyulan güveni gösteren ifadeyle; Safa Tepesi'ndeki olay ise tebliğe inanmayanların bile onun şahsi doğruluğunu kabul ettiğini gösteren ifadeyle doğru olarak eşleşmektedir.

Adım Adım Çözüm

1
Birinci olayın (ticaret kervanının teslim edilmesi) anlamını analiz etme
Bu durum ticari ilişkiler ve iş ortaklığı bağlamında güvenin bir referans olduğunu gösterdiğinden ilgili kavramla eşleşir.
Hz. Hatice'nin ticari ortaklık kararı doğrudan Hz. Muhammed'in güvenirliğine dayanmaktadır.
2
İkinci olayın (Kâbe Hakemliği) toplumsal etkisini değerlendirme
Mekkelilerin anlaşmazlığı çözmesi için onu hakem seçmesi, toplumsal uzlaşıdaki tarafsızlık ve güvenilirlik göstergesiyle eşleşir.
Toplumun farklı kesimlerinin ortak bir hakemde birleşmesi, o kişinin herkes tarafından kabul edilen adaletini ve güvenilirliğini kanıtlar.
3
Üçüncü olayın (Safa Tepesi hitabı) muhataplar üzerindeki etkisini inceleme
Henüz İslam'ı kabul etmeyen muhatapların bile onun dürüstlüğünü onaylaması, tebliğe karşı çıksalar da şahsi doğruluğunu itiraf ettiklerini gösteren ifadeyle eşleşir.
İnanmayanların bile 'hiç yalan duymadık' şeklindeki beyanı, doğruluğun (sıdk) düşmanları tarafından dahi tescil edildiğini gösterir.

Anahtar Kavram

Hz. Muhammed'in sıdk (doğruluk) ve emanet (güvenilirlik) sıfatlarının toplumsal, ticari ve peygamberlik boyutuyla yansımaları.
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 2291Soru

Felsefe tarihinde varlığın niceliği (sayısı) sorunu, varlığın temelinde kaç tane töz (cevher) bulunduğu tartışması etrafında şekillenmiştir. Kimi filozoflar evrenin açıklanmasında tek bir ilkeye y��nelirken, kimileri ikili bir yapıyı, kimileri ise çoklu ögeleri temel almıştır.

Buna göre, sol sütunda verilen ontolojik yaklaşımları sağ sütundaki tarihsel açıklamalarla doğru şekilde eşleştiriniz.

Soldaki öğeye tıklayın, sonra eşleşen sağdaki öğeye tıklayın

Öğeler

Monizm (Tekçilik)
Düalizm (İkicilik)
Plüralizm (Çokçuluk)

Eşleşmeler

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap

Monizm kavramı, evrendeki her şeyin tek bir töz olan 'Tanrı veya Doğa' altında birleştiğini savunan açıklamayla eşleşir. Düalizm kavramı, madde ve zihin şeklinde iki bağımsız tözü savunan açıklamayla eşleşir. Plüralizm kavramı ise toprak, ateş, hava ve su olmak üzere dört ayrı tözün etkileşimini savunan açıklamayla eşleşir.
Eşleştirme, varlığın niceliğiyle ilgili kavramların felsefe tarihindeki en bilinen temsilcileri ve onların töz kuramlarıyla tam olarak uyuşmasını sağlar. Monizm Spinoza'nın tek tözüyle, düalizm Descartes'ın iki tözüyle, plüralizm ise Empedokles'in dört element esasıyla örtüşür.

Adım Adım Çözüm

1
Monizm kavramının niceliksel tanımını incelemek ve uygun açıklamayı belirlemek.
Monizm tekçiliktir. Açıklamalar arasında Spinoza'nın tek bir töz (Tanrı veya Doğa) kabulü bu kavramla örtüşür.
Varlığın temelinde tek bir tözün var olduğunu savunan görüş monizmdir.
2
Düalizm kavramının niceliksel tanımını incelemek ve uygun açıklamayı belirlemek.
Düalizm ikiciliktir. Descartes'ın ruh (zihin) ve madde şeklinde iki bağımsız töz kabulü bu kavramla örtüşür.
Varlığın birbirine indirgenemeyen iki farklı cevherden oluştuğunu savunan görüş düalizmdir.
3
Plüralizm kavramının niceliksel tanımını incelemek ve uygun açıklamayı belirlemek.
Plüralizm çokçuluktur. Empedokles'in doğayı dört element (ateş, su, toprak, hava) ile açıklaması bu kavramla örtüşür.
Varlığın temelinde ikiden fazla tözün/ögenin bulunduğunu savunan görüş plüralizmdir.

Anahtar Kavram

Varlığın niceliği açısından sınıflandırılması (Monizm, Düalizm, Plüralizm)
Tahmini Süre:2m 0s
Soru 2292Soru

Aşağıda verilen soru örneklerini, taşıdıkları nitelikler ve yöneldikleri hedefler doğrultusunda en uygun soru kategorisi ve özelliği ile eşleştiriniz.

Soldaki öğeye tıklayın, sonra eşleşen sağdaki öğeye tıklayın

Öğeler

Maddenin en küçük yapı taşı olan atomun çekirdeğindeki proton ve nötronları bir arada tutan güçlü nükleer kuvvetin büyüklüğü nasıl ölçülür?
Bireyin eylemlerinde tamamen özgür olduğunu savunmak, ahlaki sorumluluğu hangi rasyonel temellere dayandırmayı gerektirir?
Kandaki hemoglobin seviyesini hızla yükseltmek için hangi besin gruplarının tüketilmesi daha etkilidir?
İnsanın kendi varoluşunun bilincine vararak 'Ben kimim?' ve 'Hayatın anlamı nedir?' gibi soruları kendi öznesine yöneltmesi neyi gösterir?

Eşleşmeler

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap

Maddenin yapısına ve nükleer kuvvete dair olgusal soru bilimsel soruyla; ahlaki özgürlük ve sorumluluk sorusu kavramsal/rasyonel felsefi soruyla; hemoglobin seviyesine yönelik pratik soru gündelik soruyla; insanın varoluşsal bilincine dair soru ise refleksif felsefi soruyla eşleşir.
Doğru eşleştirmede güçlü nükleer kuvvet sorusu bilimsel soruyla; ahlaki özgürlük ve sorumluluk sorusu rasyonel felsefi soruyla; beslenme ve sağlık sorusu gündelik soruyla; insanın kendi öznesine yönelttiği varoluşsal soru ise refleksif felsefi soruyla eşleşmektedir.

Adım Adım Çözüm

1
İlk soruyu analiz etmek
Proton ve nötronları bir arada tutan kuvvetin ölçülmesi sorusu fiziksel dünyaya yöneliktir, gözlem ve deneysel yöntemlerle yanıtlanır. Bu nedenle olgusal ve bilimsel bir sorudur.
Bilimsel soruların temel niteliği olgusal, deneysel ve nesnel gerçekliğe odaklanmalarıdır.
2
İkinci soruyu analiz etmek
Özgürlük ve ahlaki sorumluluk ilişkisi rasyonel gerekçelendirme, kavramsal analiz ve mantıksal tutarlılık gerektiren bir sorgulamadır. Bu nedenle felsefi bir sorudur.
Felsefi sorular doğrudan kavramsal çözümlemeye, rasyonel argümantasyona ve temellendirmeye yöneliktir.
3
Üçüncü soruyu analiz etmek
Hemoglobin düzeyini artırmak için besin tüketimi sorusu, günlük yaşamda karşılaşılan eylemsel ve pratik fayda odaklı bir sorundur.
Gündelik sorular anlık fayda sağlamaya, pratik problemleri çözmeye ve yaşamı kolaylaştırmaya yöneliktir.
4
Dördüncü soruyu analiz etmek
'Ben kimim?' gibi insanın kendi bilincine ve öznesine yönelik sorduğu sorular felsefi düşüncenin refleksif yapısıyla örtüşür.
Refleksif olma, düşüncenin kendi üzerine dönerek kendisini ve insan varoluşunu sorgulama konusu yapmasıdır.

Anahtar Kavram

Felsefi soruların kavramsal, rasyonel ve refleksif yapısı ile olgusal/deneysel bilimsel sorulardan ve pratik odaklı gündelik sorulardan farkı.
Tahmini Süre:2m 0s
Soru 2293Soru

Hac ibadeti, Müslümanların hem iç dünyalarını imar eden hem de toplumsal dayanışmayı küresel ölçekte gerçekleştiren çok boyutlu bir ibadettir. Bu ibadet esnasında her türlü sosyal ve ekonomik statünün simgesi olan elbiselerin çıkarılarak tek tip ihrama girilmesi, insana yaratılışındaki yalınlığı ve Allah katındaki eşitliği hatırlatır. Aynı zamanda Arafat vakfesinde yaşanan mahşer provası, bireyi kendi hatalarıyla yüzleştirerek içsel bir arınmaya yönlendirir. Farklı coğrafya, dil ve ırklardan gelen milyonlarca Müslümanın aynı mekanda, aynı amaç doğrultusunda bir araya gelmesi ise ümmet bilincini pekiştirerek Müslümanlar arasında küresel bir kardeşlik köprüsü kurar.

Bu parçadan hareketle hac ibadetinin bireysel ve toplumsal boyutlarıyla ilgili aşağıdakilerden hangisi söylenebilir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Eşitlik hissi veren sembollerin ve ortak ibadet mekanlarının kullanımı, bireyin ahlaki gelişimini desteklerken aynı zamanda evrensel düzeyde bir sosyal bütünleşmeye katkı sağlar.

Cevap

Eşitlik hissi veren sembollerin ve ortak ibadet mekanlarının kullanımı, bireyin ahlaki gelişimini desteklerken aynı zamanda evrensel düzeyde bir sosyal bütünleşmeye katkı sağlar.
Doğru seçenek parçadaki ana düşünceyi eksiksiz yansıtmaktadır. Parçada ihramın dünyevi ayrıcalıklardan sıyrılma ve eşitlik hissi verme yönü (bireysel/ahlaki boyut) ile farklı milletlerin bir araya gelerek ümmet bilinci oluşturması (evrensel/toplumsal boyut) bir arada değerlendirilmiştir. Dolayısıyla eşitlik hissi veren sembollerin ve ortak ibadet mekanlarının kullanımı, bireyin ahlaki gelişimini desteklerken küresel düzeyde sosyal bütünleşmeyi sağlar ifadesi parçadan çıkarılabilecek en kapsamlı ve doğru yargıdır.

Adım Adım Çözüm

1
Parçada hac ibadetinin bireysel ve toplumsal boyutlarına dair verilen bilgileri analiz etmek.
Parçada ihramın ve Arafat vakfesinin bireysel arınma ve eşitlik sağladığı, farklı milletlerin bir araya gelmesinin ise küresel kardeşliği (toplumsal fayda) pekiştirdiği belirlenir.
Soruyu doğru yanıtlamak için parçadaki temel yargıların tespit edilmesi gerekir.
2
Seçenekleri paragrafta verilen bilgiler doğrultusunda değerlendirmek ve doğru yargıyı saptamak.
Eşitlik hissi veren sembollerin (ihram) ve ortak mekanların (Arafat, Mekke) hem bireysel ahlakı hem de toplumsal bütünleşmeyi desteklediği yargısına ulaşılır.
Parçadaki bireysel ve toplumsal faydaların sentezi bu yargıda verilmiştir.

Anahtar Kavram

İbadetlerin Bireysel ve Toplumsal Faydaları
Tahmini Süre:2m 0s
Soru 2294Soru

Kınalızade Ali Efendi, ahlak anlayışında erdemlerin tek başına mutlak bir iyilik üretemeyeceğini belirtir. Ona göre, bir insanın ölçülü (iffetli) olması değerlidir; ancak bu iffet, adaletin ve toplumsal yararın gerektirdi��i durumlarda hak aramaktan geri durma boyutuna ulaşırsa uyuşukluğa dönüşür. Benzer şekilde, haksızlığa karşı çıkma iradesi olan şecaat, eğer aklın kılavuzluğundan (hikmet) ve hakkaniyet ölçüsünden (adalet) yoksun kalırsa, körü körüne bir tehevvüre (saldırganlığa) evrilir. Dolayısıyla İslam ahlakında erdemler, ancak birbirlerinin sınırlarını çizdiklerinde ve birbirlerine zemin hazırladıklarında ahlaki bir olgunluk (itidal) meydana getirebilirler.

Bu parçadan hareketle İslam ahlak felsefesindeki 'erdem' kavramıyla ilgili aşağıdaki yargılardan hangisine ulaşılabilir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Erdemler, tek başlarına mutlak birer ahlaki gaye olmayıp ancak birbirlerini tamamlayan ve dengeleyen dinamik bir bütünlük içinde değer kazanırlar.

Cevap

Erdemler, tek başlarına mutlak birer ahlaki gaye olmayıp ancak birbirlerini tamamlayan ve dengeleyen dinamik bir bütünlük içinde değer kazanırlar.
Parçada ahlaki erdemlerin izole edilmiş bağımsız yapılar olmadığı, aksine birbirlerini sınırlayıp tamamladıkları sürece ahlaki olgunluğu sağlayabildikleri açıklanmıştır. Örneğin, hikmet ve adaletle dengelenmeyen bir şecaatin (cesaretin) saldırganlığa (tehevvüre) dönüşeceği belirtilmiştir. Bu durum, erdemlerin tek başlarına birer gaye olmaktan ziyade birbirleriyle kurdukları dengeli ilişki sayesinde değer kazandıklarını doğrulamaktadır.

Adım Adım Çözüm

1
Paragraftaki temel savı belirlemek amacıyla metni analiz etmek.
Metinde iffet ve şecaat gibi erdemlerin tek başlarına kaldıklarında uyuşukluğa veya tehevvüre (saldırganlığa) dönüşebileceği belirtilmiştir.
Yazarın erdemlerin yalnız başlarına mutlak bir iyilik üretemeyeceğine dair iddiasını temellendirmek.
2
Erdemler arasındaki ilişkiyi tasvir eden ifadeleri incelemek.
Erdemlerin ancak birbirlerinin sınırlarını çizdiklerinde ve birbirlerine zemin hazırladıklarında ahlaki olgunluk (itidal) meydana getirebildikleri görülmüştür.
Erdemlerin ilişkisel ve dinamik yapısını kavramak.
3
Seçenekleri analiz ederek parçanın ana düşüncesiyle eşleşen yargıyı saptamak.
Erdemlerin tek başlarına mutlak birer gaye olmayıp birbirlerini dengeleyen bir bütünlük içinde değer kazanacağını ifade eden yargının parçayla tam olarak örtüştüğü belirlenmiştir.
Doğru seçeneğe ulaşmak.

Anahtar Kavram

İslam ahlak felsefesinde ahlaki erdemlerin (hikmet, iffet, şecaat, adalet) ilişkisel bütünlüğü ve dengelenmesi (itidal).
Tahmini Süre:2m 0s
Soru 2295Soru

İslam dininde imanın asıl rüknü, kişinin kalbiyle kesin bir kabul ve onaylama gerçekleştirmesi olan 'tasdik'tir. Dille 'ikrar' (kalpteki inancın sözle söylenmesi) ise kişinin dünyada Müslüman olarak tanınması ve cenaze namazı, evlilik gibi dini hükümlerden yararlanması için gereklidir. Buna göre; dilsizlik veya can güvenliğinin tehlikede olması (ikrah) gibi zorunlu bir mazeret nedeniyle inancını diliyle ifade edemeyen bir kişinin iman durumuyla ilgili aşağıdaki değerlendirmelerden hangisi doğrudur?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Kalpten tasdiki olduğu sürece, diliyle ikrar edemese bile Allah katında mümin sayılır.

Cevap

Kalpten tasdiki olduğu sürece, diliyle ikrar edemese bile Allah katında mümin sayılır.
İslam kelamında imanın asıl ve kurucu unsuru kalp ile tasdiktir. Dil ile ikrar ise, kalpte gizli olan bu inancın başkaları tarafından bilinmesini ve dünyevi hükümlerin (evlilik, miras, cenaze namazı vb.) uygulanmasını sağlar. Dilsizlik veya ölüm tehdidi altında bulunmak (ikrah) gibi haklı ve zorunlu bir mazereti olan kimselerin diliyle inançlarını açıklayamamaları, onların imanına zarar vermez; kalben tasdik ettikleri müddetçe Allah katında mümin kabul edilirler.

Adım Adım Çözüm

1
İman tanımında tasdik ve ikrarın işlevlerini belirlemek.
Kalp ile tasdik imanın kurucu ve asıl unsurudur; dil ile ikrar ise bu inancın dünyada dışa vurulmasıdır.
Kavramların rollerini doğru tespit etmek mazeret durumunu yorumlamak için gereklidir.
2
Dilsizlik veya can güvenliği gibi haklı mazeretlerin ikrar üzerindeki etkisini incelemek.
Mazeret durumlarında dil ile ikrar şartı düşer, çünkü iman özünde kalbi bir onaylamadır.
Dini mükellefiyetlerde mazeretlerin sınırını anlamak gerekir.
3
Mazereti olan kişinin iman durumunu tayin etmek.
Kişinin kalbinde tasdik olduğu sürece Allah katında mümin sayıldığı sonucuna ulaşılır.
İmanın asıl rüknünün kalp ile tasdik olması bu sonuca ulaşmayı sağlar.

Anahtar Kavram

İmanın geçerli olmasında kalp ile tasdikin asıl rükün olması ve mazeret hallerinde dil ile ikrarın aranmaması.
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 2296Soru

Türkiye’de enlemin etkisine bağlı olarak Ekvator’dan kutuplara doğru (güneyden kuzeye) gidildikçe sıcaklık değerlerinin genel olarak azalması beklenir. Ancak yükselti, karasallık ve denizellik gibi göreceli konum özellikleri bu durum üzerinde sapmalara neden olabilir.

Aşağıda, Türkiye’deki üç farklı merkezin enlem dereceleri ve yıllık ortalama sıcaklık değerleri verilmiştir:

* Antalya: 36 5336^\circ\ 53' K \rightarrow 187 C18{}7\ ^\circ\text{C}
* Ankara: 39 5639^\circ\ 56' K \rightarrow 120 C12{}0\ ^\circ\text{C}
* Trabzon: 41 0041^\circ\ 00' K \rightarrow 145 C14{}5\ ^\circ\text{C}

Bu bilgilere göre, söz konusu merkezlerin sıcaklık özellikleri ile ilgili aşağıdaki yargılardan hangisi doğrudur?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Ankara ile Trabzon arasındaki sıcaklık farkı enlem-sıcaklık ilişkisiyle çelişir ve bu durum göreceli konum özellikleri ile açıklanır.

Cevap

Ankara ile Trabzon arasındaki sıcaklık farkı enlem-sıcaklık ilişkisiyle çelişir ve bu durum göreceli konum özellikleri ile açıklanır.
Trabzon'un Ankara'dan daha kuzeyde yer almasına karşın daha sıcak olması, enlem-sıcaklık ilişkisine tamamen ters düşer. Bu durum, Trabzon'un deniz kıyısında (denizellik etkisiyle nemli ve ılıman) bulunması ve yükseltisinin Ankara'ya göre çok daha az olması gibi göreceli konum etkenleriyle açıklanır. Dolayısıyla, Ankara ve Trabzon arasındaki bu sıcaklık ilişkisinin enlemle çeliştiğini ve göreceli konumla açıklandığını belirten yargı doğrudur.

Adım Adım Çözüm

1
Merkezlerin enlem derecelerini karşılaştırarak Ekvator'a olan konumlarını sıralamak.
Antalya (36 5336^\circ\ 53' K) en güneyde, Ankara (39 5639^\circ\ 56' K) ortada, Trabzon (41 0041^\circ\ 00' K) ise en kuzeyde yer almaktadır.
Enlem-sıcaklık ilişkisini test etmek için öncelikle merkezlerin güneyden kuzeye doğru olan konumlarını netleştirmek gerekir.
2
Merkezlerin sıcaklık değerlerini enlem sıralamasıyla kıyaslamak.
Enlem kuralına göre güneyden kuzeye gidildikçe sıcaklığın düzenli azalması beklenirken, Trabzon'un (145 C14{}5\ ^\circ\text{C}) kendisinden daha güneyde bulunan Ankara'dan (120 C12{}0\ ^\circ\text{C}) daha sıcak olduğu görülür.
Enlem etkisinin hangi merkezler arasında saptığını veya çeliştiğini belirlemek.
3
Çelişkinin nedenini coğrafi konum faktörleriyle ilişkilendirmek.
Trabzon'un deniz kıyısında yer alması (denizellik) ve yükseltisinin Ankara'ya göre az olması gibi göreceli konum özellikleri, enlem etkisinin sıcaklık üzerindeki kuralını bozmuştur.
Sıcaklık farkının enlemle mi yoksa göreceli konumla mı açıklandığını kesinleştirmek.

Anahtar Kavram

Enlem-Sıcaklık İlişkisi ve Göreceli Konum Sapmaları
Tahmini Süre:2m 0s
Soru 2297Soru

Augustinus, "Anlamak için inanıyorum" derken inancın akıldan önce geldiğini belirtir. Ancak o, burada kalmaz; "İnanmak için anlıyorum" sözüyle de aklın inancı beslediğini, inancın da aklı aydınlattığını savunur. Ona göre akıl, insanı imanın eşiğine kadar getirir; iman ise aklın ufkunu genişleterek onun hakikati kavramasını sağlar.

Augustinus'un bu yaklaşımına göre akıl ve inanç ilişkisiyle ilgili aşağıdakilerden hangisi savunulamaz?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: İnanç ve akıl, birinin varlığının diğerini tamamen hükümsüz kıldığı çatışmacı ve uzlaşmaz iki ayrı alandır.

Cevap

İnanç ve akıl, birinin varlığının diğerini tamamen hükümsüz kıldığı çatışmacı ve uzlaşmaz iki ayrı alandır.
Verilen parçada Augustinus, akıl ile inancın karşılıklı olarak birbirini aydınlattığını ve beslediğini savunmaktadır. Dolayısıyla, bu iki kavramın birinin varlığının diğerini geçersiz kıldığı çatışmacı ve uzlaşmaz iki ayrı alan olduğunu öne süren yargı, parçada anlatılan uyum ve döngüsellik düşüncesiyle çelişir ve savunulamaz.

Adım Adım Çözüm

1
Paragraftaki temel felsefi tezin analiz edilmesi
Augustinus'un akıl ve inanç arasında dışlayıcı bir zıtlık kurmadığı, aksine birbirini tamamlayan rasyonel ve felsefi bir döngü oluşturduğu belirlenir.
Soru kökündeki olumsuz ifadeyi çözebilmek için metnin akıl-inanç uzlaşısı üzerine kurulu ana fikrini netleştirmek gerekir.
2
Çıkarılabilir nitelikteki seçeneklerin elenmesi
İnancın aklı aydınlatması, aklın imana hazırlık yapması, karşılıklı döngüsellik ve aklın inançla nihayete ermesi tezlerinin tamamının parçada karşılığı bulunur.
Parçadan mantıksal olarak türetilebilen tüm doğru önermeleri belirleyip seçenek dışı bırakmak gerekir.
3
Parçayla taban tabana zıt olan ifadenin tespit edilmesi
Akıl ve inancın birbirini hükümsüz kılan iki düşman veya uzlaşmaz alan olduğunu iddia eden tezin, metinde sunulan harmonik ve iş birliğine dayalı yapıya tamamen aykırı olduğu görülür.
Savunulamayacak olan hatalı yargı doğrudan bu zıtlık üzerinden ortaya çıkar.

Anahtar Kavram

Akıl ve inanç ilişkisinde uzlaştırıcı (sentezci) yaklaşım
Tahmini Süre:2m 0s
Soru 2298Soru

Evrensel ahlak yasasını öznel temelde kabul eden filozofların temel görüşleri ile bu görüşleri savunan filozofları doğru bir şekilde eşleştiriniz.

Soldaki öğeye tıklayın, sonra eşleşen sağdaki öğeye tıklayın

Öğeler

Olabildiğince çok sayıda insana en yüksek düzeyde fayda sağlamayı amaçlayan, hazzı niceliksel olarak hesaplamaya çalışan 'ahlak aritmetiği' yaklaşımı.
Faydayı ahlakın temeli olarak kabul ederken hazlar arasında niteliksel bir ayrım yapan; entelektüel hazları bedensel hazlardan üstün tutan yaklaşım.
Ahlakın kaynağını toplumsal baskıda değil, dinamik bir süreç olan 'yaşam atılımı'nda ve insanın doğrudan kavrayış gücü olan 'içsel sezgi'de bulan yaklaşım.

Eşleşmeler

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap

Niceliksel faydacılık ve ahlak aritmetiği Jeremy Bentham ile; niteliksel faydacılık ve entelektüel hazların üstünlüğü John Stuart Mill ile; sezgicilik ve yaşam atılımı ise Henri Bergson ile eşleşmelidir.
Evrensel ahlak yasasının öznel temelde kabul edilmesinde Jeremy Bentham niceliksel faydayı, John Stuart Mill niteliksel faydayı, Henri Bergson ise içsel sezgiyi ve yaşam atılımını ahlakın kaynağı olarak görür.

Adım Adım Çözüm

1
Jeremy Bentham'ın kuramını belirleme
Bentham'ın faydacılığında hazzın ve faydanın niceliksel hesabı ön plandadır; bu durum 'ahlak aritmetiği' ifadesiyle doğrudan uyuşur.
Evrensel ahlak yasasının öznel temeldeki ilk temsilcilerinden olan Bentham'ın özgün yaklaşımını ayırt etmek.
2
John Stuart Mill'in kuramını belirleme
Mill, faydayı temel alsa da hazların niteliksel olarak ayrıldığını (örneğin zihinsel hazların fiziksel hazlardan üstün olduğunu) belirtir.
Bentham ile Mill arasındaki nitelik/nicelik farkını çözümlemek.
3
Henri Bergson'un kuramını belirleme
Bergson, evrensel ahlak yasasının kaynağının dışsal kurallar değil, insanın içindeki yaşam gücü (yaşam atılımı) ve sezgi olduğunu savunur.
Sezgiciliğin (entüisyonizm) öznel temelde ahlak yasasını açıklama biçimini saptamak.

Anahtar Kavram

Evrensel Ahlak Yasasını Öznel Temelde Kabul Eden Filozoflar ve Temel Kavramları
Tahmini Süre:2m 0s
Soru 2299Soru

Aşağıda verilen ahlak felsefesi kavramlarını en uygun tanımlarıyla eşleştiriniz.

Soldaki öğeye tıklayın, sonra eşleşen sağdaki öğeye tıklayın

Öğeler

Ahlak
Etik
Meslek Etiği

Eşleşmeler

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap

Ahlak kavramı toplumsal ve kültürel kurallarla, etik kavramı felsefi sorgulamayla, meslek etiği ise belirli iş alanlarındaki evrensel ilkelerle eşleşir.
Ahlak kavramı pratik hayatı ve kültürel değerleri kapsarken, etik felsefi sorgulamayı; meslek etiği ise tıp, hukuk gibi özel alanlardaki kuralları düzenler.

Adım Adım Çözüm

1
Toplumda pratik olarak uygulanan ve kültüre göre değişen kurallar bütününü belirlemek.
Bu tanım ahlak kavramına karşılık gelir.
Ahlak, toplumsal yaşamın pratik boyutuna ve kültürel kurallara dayanır.
2
Ahlak üzerine yapılan felsefi ve akılsal sorgulamayı tanımlayan kavramı bulmak.
Bu tanım etik kavramına karşılık gelir.
Etik, ahlaki kuralları konu edinen felsefi incelemedir.
3
Belirli bir çalışma ya da meslek alanına özgü davranış ilkelerini ifade eden tanımı eşleştirmek.
Bu tanım meslek etiği kavramına karşılık gelir.
Belirli meslek alanlarındaki yazılı ve evrensel ilkeler meslek etiği altındadır.

Anahtar Kavram

Ahlak ve etik kavramlarının pratik uygulama ile felsefi sorgulama boyutundaki ayrımı.
Tahmini Süre:1m 0s
Soru 2300Soru

Bir araştırma grubunun yürüttüğü ekolojik çalışmada, elde edilen verilerin bir kısmının araştırmacıların baştan öne sürdüğü çevre kirliliği hipotezini desteklemediği görülmüştür. Araştırma ekibi lideri, projenin prestijini korumak ve fonların devamlılığını sağlamak amacıyla hipoteze uymayan verileri analiz dışı bırakmış ve raporu sadece beklentileri doğrulayan veriler üzerinden kaleme almıştır. Bu parçada eleştirilen durum, bilimsel çalışmaların yürütülmesinde aşağıdakilerden hangisinin ihlal edildiğini doğrudan göstermektedir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Bilimsel verilerin tarafsız ve dürüst bir şekilde raporlanması

Cevap

Bilimsel verilerin tarafsız ve dürüst bir şekilde raporlanması
Doğru yanıt, bilimsel verilerin tarafsız ve dürüst bir şekilde raporlanması gerektiğini savunan ifadedir. Parçada araştırmacının kendi beklentilerine uymayan verileri rapordan çıkarması, bilimin tarafsızlık ve nesnellik ilkesine doğrudan aykırıdır ve bilimsel dürüstlüğü ihlal eder.

Adım Adım Çözüm

1
Parçadaki durumu analiz etme
Araştırmacının kendi hipotezini korumak ve maddi kaynakları kaybetmemek amacıyla olumsuz sonuçlar veren verileri rapordan çıkardığı tespit edilir.
Sorunun odağındaki bilimsel etik dışı eylemi belirlemek.
2
Etik ihlalin niteliğini değerlendirme
Verilerin kasıtlı olarak ayıklanması veya değiştirilmesi, bilimsel araştırmalarda nesnellik, dürüstlük ve olgulara sadakat ilkelerinin ihlali anlamına gelir.
Olayın hangi bilimsel etik kavramıyla uyuştuğunu saptamak.
3
Çeldiricileri eleme ve doğru seçeneğe ulaşma
Bilim dışı ahlak tanımlarını, felsefe-bilim ayrımını veya bilimin pratik faydalarını vurgulayan seçenekler elenerek bilimsel dürüstlük ilkesini içeren seçenek doğru cevap olarak belirlenir.
Kavramsal kafa karışıklıklarını gidererek soruyu netleştirmek.

Anahtar Kavram

Bilimsel araştırma etiğinde nesnellik ve veri bütünlüğü
Tahmini Süre:2m 0s
ÖncekiSayfa 115 / 338Sonraki
Tüm alıştırma soruları — YKS TYT (Temel Yeterlilik Testi) | Examkin