Tüm alıştırma soruları
6755 soru
Nemli bir hava kütlesinin bir dağ yamacı boyunca yükselerek yağış bırakması ve ardından diğer yamaçtan aşağıya doğru hareket ederek fön rüzgârı karakteri kazanması sürecinde yaşanan coğrafi değişimler göz önüne alındığında, fön rüzgârlarıyla ilgili aşağıdaki yargılardan hangisine ulaşılamaz?
İslam epistemolojisinde bilginin güvenilir kaynakları kabul edilen selim akıl, sadık haber ve salim duyular birbirini dışlayan değil, aksine tamamlayan bir yapıya sahiptir. Duyu organları çevreden gelen uyarıları alırken, akıl bu verileri analiz eder ve anlamlı bilgilere dönüştürür. Sadık haber ise aklın ve duyuların doğrudan deneyimleyemediği gayb âlemine dair gerçekleri insana bildirerek onun bilgi dünyasını zenginleştirir.
Buna göre İslam bilgi felsefesinde kaynakların ilişkisine dair;
I. Salim duyuların sağladığı somut veriler, selim aklın çıkarım ve değerlendirmeleriyle bilgiye dönüşür.
II. Sadık haber, aklın sınırlarını aşan metafizik konularda insana rehberlik ederek aklın bilgi alanını tamamlar.
III. Selim akıl, sadık haberle gelen ilahi bildirimlerin anlamlandırılması ve kabul edilmesinde doğrulayıcı bir rol üstlenir.
yargılarından hangileri doğrudur?
İslam ahlakında insanın ruhsal güçlerinin dengeli olmasıyla ortaya çıkan temel erdemler tanımlanmıştır. Buna göre; insanın yeme, içme, barınma ve bedensel hazlar gibi arzu ve isteklerini aklın ve dinin kılavuzluğunda yöneterek aşırılıktan kaçınmasını sağlayan temel ahlaki erdem aşağıdakilerden hangisidir?
Bir kişinin ailesinden ve çevresinden gördüğü dini uygulamaları ve inanç esaslarını sorgulamaksızın benimsemesi taklidî imandır. Ancak bu kişinin zamanla inandığı değerleri araştırmaya, aklî ve naklî delillerle temellendirerek kavramaya başlaması imanında önemli bir niteliksel değişim meydana getirir.
Buna göre, bahsedilen bu değişim aşağıdakilerden hangisinin gerçekleştiğini gösterir?
Türkiye'de iç göçler; sürelerine göre sürekli ve geçici (mevsimlik) göçler olmak üzere iki gruba ayrılır. Sürekli göçlerde ekonomik ve sosyal nedenlerle kalıcı bir yer değiştirme söz konusuyken, geçici göçlerde tarım, turizm, hayvancılık veya inşaat gibi faaliyetlere bağlı olarak yılın belirli dönemlerinde nüfus hareketliliği yaşanır.
Aşağıdaki Türkiye haritasında bazı alanlar numaralandırılarak koyu renkle gösterilmiştir.
Buna göre, haritada numaralandırılan alanlarda gerçekleşen göç hareketleri ile ilgili aşağıdakilerden hangisi doğrudur?
Modern insan, durmaksızın akan bir bilgi selinin ve hazır sunulan yaşam formüllerinin ortasında yaşamaktadır. Ancak bu karmaşada durup kendine 'Ben gerçekten neyi arzuluyorum?' ya da 'Bu inancım bana mı ait, yoksa bana aşılanan bir dış etki mi?' diye sorabildiğinde, yaşamının yönünü kendisi belirlemeye başlar. Felsefe, bireye bu içsel sorgulama mesafesini kazandırarak onun rüzgarda savrulan bir yaprak gibi değil, rotasını çizen bir kaptan gibi hareket etmesine olanak tanır.
Bu parçaya göre felsefenin bireye sağladığı temel katkı aşağıdakilerden hangisidir?
İslam ahlak düşüncesinde erdemler, insan ruhunda bulunan temel kuvvelerin (akıl, öfke ve arzu) dengelenmesiyle (itidal) ilişkilendirilir. Bu yaklaşıma göre:
* Bilme ve anlama yetisi olan aklın (kuvve-i akliyye) dengeli kullanımı hikmet erdemini;
* Kendini savunma ve direnme yetisi olan öfkenin (kuvve-i gadabiyye) dengelenmesi şecaat (cesaret) erdemini;
* Bedensel hazlara karşı duyulan arzunun (kuvve-i şeheviyye) kontrol edilmesi ise iffet erdemini doğurur.
Bu üç gücün birbirine boyun eğerek kendi sınırlarında kalması ve ahenk içinde çalışması ise adalet erdemini oluşturur. Bu dengenin bozulması ise aşırılık (ifrat) veya yetersizlik (tefrit) durumlarını ortaya çıkararak ahlaki kusurlara yol açar.
Buna göre, İslam ahlakındaki değerlerin mahiyeti ile ilgili aşağıdakilerden hangisine ulaşılabilir?
Bedir Savaşı öncesinde ordunun saflarını düzenleyen Hz. Muhammed, elindeki okla hizayı bozan Sevâde b. Gaziyye’ye hafifçe dokunarak sıraya girmesini söyler. Sevâde, "Ey Allah’ın Resulü, canımı yaktın! Allah seni hak ve adaletle gönderdi, bana kısas yapmama izin ver." diyerek hakkını talep eder. Bunun üzerine Hz. Muhammed, üzerindeki elbiseyi kaldırarak karnını açar ve "Haydi, kısas yap!" buyurur. Sahabenin şaşkın bakışları arasında Sevâde, kısas yapmak yerine Hz. Muhammed'e sarılır ve onu öper; amacının peygamberle son anında teninin temas etmesi olduğunu belirtir.
Buna göre, Hz. Muhammed’in bu olaydaki tutumu aşağıdakilerden hangisinin doğrudan bir göstergesidir?
Aşağıda sanat eserinin bazı temel özellikleri ile bu özelliklerin tanımları verilmiştir. Buna göre, sol sütundaki özellikleri sağ sütundaki doğru tanımlarıyla eşleştiriniz.
Soldaki öğeye tıklayın, sonra eşleşen sağdaki öğeye tıklayın
Öğeler
Eşleşmeler
Dünya üzerindeki farklı merkezlerin yerel saatleri, bulundukları boylam derecelerine ve saat dilimlerine göre değişiklik gösterir.
Buna göre, aşağıda konum özellikleri belirtilen merkezleri yerel saati en ileri olandan en geri olana doğru sıralayınız.
Öğeleri doğru sıraya koymak için sürükleyin
Hucurât Suresi 12. ayetinde şöyle buyrulmaktadır:
"Ey iman edenler! Zannın çoğundan kaçının. Çünkü zannın bir kısmı günahtır. Birbirinizin kusurlarını araştırmayın. Biriniz diğerinizi arkasından çekiştirmesin..."
İslam ahlak felsefesinde bu ayette zikredilen yerilen kötü davranışlar (suizan, tecessüs ve gıybet) arasındaki psikolojik ve toplumsal nedensellik ilişkisiyle ilgili;
I. Zihinsel düzeydeki olumsuz bir ön yargı olan suizan, bireyi eylemsel boyutta bir mahremiyet ihlali olan tecessüse yönlendiren temel motivasyon kaynağıdır.
II. Tecessüs yoluyla başkalarının gizli hallerini ve kusurlarını araştırmak, elde edilen eksik veya çarp��tılmış bilgilerin gıybet ve iftira gibi dilsel günahlara malzeme yapılmasına zemin hazırlar.
III. Ayetteki sıralama, ahlaki yozlaşmanın bireyin zihnindeki niyet ve düşünce sapmasıyla başlayıp eyleme döküldüğünü ve en nihayetinde toplumsal ilişkileri tahrip eden bir dilsel iletişime dönüştüğünü gösterir.
yargılarından hangileri doğrudur?
John Locke'a göre doğa durumunda insanlar tamamen özgür ve eşittir; aklın yasası olan doğa yasası herkes için geçerlidir. Ancak doğa durumunda, bu yasayı uygulayacak, tarafs��z kararlar verecek ve ihlalleri cezalandıracak kurumsallaşmış ortak bir otorite yoktur. Her birey kendi davasının yargıcı ve infazcısı konumundadır. Bu durum, adaletsizliğe, çatışmaya ve mülkiyetin korunamamasına yol açar. İnsanlar bu olumsuzluklardan kurtulmak ve haklarını güvence altına almak için bir araya gelerek belirli yetkilerini ortak bir güce devrederler.
Buna göre, John Locke'un devletin ortaya çıkışına dair bu görüşlerinden hareketle aşağıdaki yargılardan hangisine ulaşılabilir?
İnsan zihni, çocukluktan itibaren çevresinden topladığı inançlar, kabuller ve yargılarla dolu bir depo gibidir. Çoğu insan bu depodaki malzemeleri hiç tasnif etmeden, hangisinin kendine ait hangisinin ödünç alınmış olduğunu sorgulamadan bir ömür tüketir. Felsefe yapmak ise bu depodaki her bir eşyayı gün ışığına çıkarıp incelemek, işe yaramayanları, temelsiz olanları ayıklamak ve kişisel bir düzen oluşturmaktır. Bu süreç acı verici olsa da bireyin kendi zihinsel dünyasının mimarı olmasını sağlar. Buna göre, parçada felsefenin aşağıdaki bireysel işlevlerinden hangisi vurgulanmaktadır?
Aşağıda iman kavramı ile tasdik ve ikrar ilişkisine dair verilen durumları, bu durumların kelami ve hukuki karşılıklarıyla eşleştiriniz.
Soldaki öğeye tıklayın, sonra eşleşen sağdaki öğeye tıklayın
Öğeler
Eşleşmeler
Aşağıda evrensel ahlak yasasının varlığını öznel temelde temellendiren düşünürler ve bu düşünürlerin ahlaki yaklaşımlarının temel açıklamaları verilmiştir. Bu düşünürleri, savundukları ahlaki yaklaşımlarla doğru bir şekilde eşleştiriniz.
Soldaki öğeye tıklayın, sonra eşleşen sağdaki öğeye tıklayın
Öğeler
Eşleşmeler
Medine döneminde Müslümanlardan biri, çaldığı bir zırhı bir Yahudinin bahçesine saklayarak suçu onun üzerine atmaya çalışmış, kendi kabilesi de suçsuz olduğunu iddia ederek bu Müslümanı hararetle savunmuştur. Durum Hz. Muhammed’e iletildiğinde, dış görünüş ve ilk deliller doğrultusunda Müslüman lehine karar vermek üzereyken, inen ayetler (Nisâ suresi, 105-107. ayetler) hainleri savunmamayı ve adaletten sapmamayı emretmiştir. Bunun üzerine Hz. Muhammed, toplumsal baskılara ve kabile bağlarına bakmaksızın adaleti tesis etmiş ve Yahudi vatandaşın suçsuz olduğunu ilan etmiştir.
Bu parçadan hareketle Hz. Muhammed'in adalet ve hak g��zetme ilkesiyle ilgili aşağıdaki yargılardan hangisine ulaşılabilir?
Geleneksel felsefe, değişimin ardında değişmeden kalan ve kendi başına var olan durağan tözler arama eğilimindedir. Oysa gerçeklik, nihai olarak bitmiş nesnelerin bir toplamı değil; durmaksızın birbirini etkileyen, dönüşen ve akıp giden olaylar ağından ibarettir. Varlık, durağan bir özden ziyade, dinamik ilişkilerin oluşturduğu yaratıcı bir süreçtir. Dolayısıyla bir şeyi anlamak, onun değişmeyen yapısını değil, bu oluş sürecindeki yönelimini kavramaktır.
Bu parçada savunulan görüşe göre, varlığın yapısıyla ilgili aşağıdaki yargılardan hangisine ulaşılabilir?
İslam epistemolojisinde doğru bilgiye ulaşmada aracı olan kaynaklar ile bu kaynakların temel tanımları aşağıda verilmiştir.
Buna göre, sol sütundaki bilgi kaynakları ile sağ sütundaki tanımları doğru şekilde eşleştiriniz.
Soldaki öğeye tıklayın, sonra eşleşen sağdaki öğeye tıklayın
Öğeler
Eşleşmeler
Türkiye'de kırsal yerleşmelerin dokusal özellikleri ve tipleri üzerinde fiziki ve beşerî coğrafya faktörleri doğrudan etkilidir. Aşağıda belirtilen kırsal alan coğrafi özelliklerini, bu alanlarda gelişen en uygun yerleşme dokusu veya tipiyle eşleştiriniz.
Soldaki öğeye tıklayın, sonra eşleşen sağdaki öğeye tıklayın
Öğeler
Eşleşmeler
Hz. Muhammed, alacaklısı olan bir bedevinin borcunu kaba ve sert bir üslupla talep etmesi üzerine araya girmek ve bedeviyi cezalandırmak isteyen sahabileri engellemiştir. O, sahabilerine: "Hak sahibinin konuşma hakkı vardır." diyerek bedeviyi haklı bulmuş ve borcun geciktirilmeden, hatta daha iyi bir kalitede ödenmesini emretmiştir.
Bu olaydan hareketle Hz. Muhammed'in adalet ve hak gözetme anlayışı hakkında;
I. Hak sahibinin kim olduğuna bakılmaksızın hakkın sahibine iade edilmesi esastır.
II. Toplumsal statü farkları, hukuki eşitli��in ve adaletin uygulanmasına engel teşkil etmez.
III. Alacaklıların haklarını tahsil ederken her türlü yöntemi ve üslubu kullanması meşru kabul edilir.
yargılarından hangilerine ulaşılabilir?