Tüm alıştırma soruları
6755 soru
Bir teknoloji mağazası, maliyeti TL olan bir kulaklığı kâr ile etiketlendirmiştir. Bu kulaklık etiket fiyatı üzerinden indirimli olarak satıldığında, mağazanın bu kulaklıktan elde ettiği gerçek kâr oranı olmuştur. Buna göre, kulaklığa etiket fiyatı üzerinden uygulanan indirim oranı yüzde kaçtır?
Bir tabletin batarya doluluk oranı iken bu tabletle kesintisiz dakika oyun oynandığında batarya doluluk oranı 'e düşmektedir. Buna göre, bataryası tamamen dolu () olan bu tabletle aynı koşullarda kesintisiz kaç dakika oyun oynanırsa batarya doluluk oranı 'e düşer?
Eski Yunan'da kütüphanelerin girişinde "Ruhun şifa bulduğu yer" yazardı. Bu ifade, edebiyatın insan psikolojisi üzerindeki iyileştirici gücünü simgeleyen "bibliyoterapi" kavramının en eski izlerinden biridir. Günümüzde bibliyoterapi; bireyin yaşadığı uyum sorunlarını, duygusal karmaşaları veya zihinsel sıkıntıları edebi eserler aracılığıyla aşmasını hedefleyen bir yöntemdir. Birey, okuduğu karakterlerle özdeşim kurarak yalnız olmadığını hisseder, kendi sorunlarına dışarıdan bakabilme becerisi kazanır ve bu yolla içsel bir arınma yaşar. Dolayısıyla edebiyat, sadece estetik bir haz kaynağı değil, aynı zamanda insanın ruhsal dünyasını yapılandıran ve iyileştiren işlevsel bir araçtır.
Bu parçada aşağıdakilerin hangisinden söz edilmektedir?
Bir giyim mağazası, yeni sezon ürünlerinden bir montu maliyet fiyatı üzerinden kâr ekleyerek etiket fiyatını belirlemiştir. Bu mont, sezon sonu indirim kampanyasında etiket fiyatı üzerinden belirli bir oranda indirim yapılarak satılmıştır.
Bu satıştan mağazanın elde ettiği net kâr oranı maliyet fiyatı üzerinden olduğuna göre, montun etiket fiyatı üzerinden yapılan indirim oranı yüzde kaçtır?
Bir çiçekçi, tanesini TL'ye satın aldığı güllerin 'ini tanesini TL'den satmış, kalan güller ise solduğu için satılamayarak çöpe atılmıştır. Buna göre, çiçekçinin bu güllerin tamamının satışından elde ettiği kâr oranı yüzde kaçtır?
Sanat, insanlığın varoluşundan bu yana yalnızca dış dünyayı taklit eden pasif bir yans��tma aracı olmamıştır. Aksine o, gerçeği yeniden yorumlayarak ve kendi estetik potansiyeliyle biçimlendirerek insana kendi sınırlarının ötesine geçme imkânı sunar. Bir ressamın tuvale aktardığı do��a manzarası ya da bir yazarın kurguladığı yazınsal hikâye, hayatın sıradan anlarını yaratıcı bir süzgeçten geçirerek onlara yepyeni anlamlar yükler. Alımlayıcı, sanat eseriyle karşı karşıya geldiğinde sadece tanıdık bir dünyayı seyretmez; o dünyanın gizli kalmış yönlerini, gözden kaçan ayrıntılarını keşfeder. Bu süreç, bireyin yerleşik düşünce kalıplarını kırarak d��nyaya daha duyarlı ve geniş bir açıdan bakmasını sağlar. Dolayısıyla sanatın asıl gücü, sunduğu estetik hazdan ziyade, insan bilincinde yarattığı bu köklü değişim ve dönüştürücü etkide yatar. İnsan, sanat sayesinde sıradanlığın dışına çıkarak kendini ve çevresini sorgulama cesaretini bulur.
Bu parçada sanatla ilgili olarak asıl anlatılmak istenen aşağıdakilerden hangidir?
Bilişsel Müzikoloji ve Zihin
(I) Bilişsel müzikoloji; müziğin insan beynindeki işleme süreçlerini, evrimsel kökenlerini ve zihinsel yapılarla olan bağını araştıran çok disiplinli bir alandır. (II) Müziği sadece sanatsal bir ürün olarak değerlendirmek yerine melodinin ve ritmin sinirsel düzeyde nasıl algılandığını deneysel olarak test eder. (III) Son yıllarda yürütülen araştırmalar, müzikal yeteneklerin kazanılması ile dil edinimi süreçleri arasındaki genetik ve nörolojik benzerliklere yoğunlaşmıştır. (IV) Elde edilen bulgular, müzikle uğraşmanın zihinde karmaşık şemalar oluşturarak bireyin yön bulma ve sorun çözme becerilerini desteklediğini kanıtlamaktadır.
Yukarıdaki parçada numaralanmış cümleleri, taşıdıkları anlam bakımından aşağıda verilen yardımcı düşüncelerle eşleştiriniz.
Soldaki öğeye tıklayın, sonra eşleşen sağdaki öğeye tıklayın
Öğeler
Eşleşmeler
Aşağıdaki parçada boş bırakılan yerleri, 'mi' soru ekinin ve fiillerdeki olumsuzluk ekinin yazım kurallarını dikkate alarak uygun biçimleriyle doldurunuz.
Aşağıdaki boşlukları doldurun
Sosyolog Ray Oldenburg’un ortaya attığı "üçüncü mekân" kavramı; ev (birinci mekân) ve iş/okul (ikinci mekân) dışında kalan, bireylerin akranlarıyla gön��llü olarak bir araya geldiği, sosyalleştiği ve toplumsal aidiyet hissi kazandığı kamusal alanları ifade eder. Kafeler, kütüphaneler, mahalle parkları ve meydanlar bu mekânların başlıca örnekleridir. Modern kentleşmenin getirdiği hızlı dönüşüm ve dijitalleşme süreci, bu tür fiziksel paylaşım alanlarının giderek azalmasına ve ticari işletmelere dönüşmesine yol açmaktadır. Bu durum, bireylerin toplumsal yaşamdan izole olmasına ve sadece tüketim odaklı ilişkiler kurmasına neden olmaktadır. Üçüncü mekânların kaybı, sadece bir mekânsal daralma değil, aynı zamanda toplumsal bağların zayıflaması ve bireysel yalnızlaşmanın artması anlamına gelmektedir.
Bu parçanın konusu aşağıdakilerden hangisidir?
Eski dönemlerde bir mektup yazmak; kağıdın seçilmesinden mürekkebin kurumasını beklemeye, zarfın postaya verilişinden günlerce süren yolculuğuna kadar büyük bir sabır ve özen süreci gerektirirdi. Bu yavaşlık, satırlara dökülen duyguların daha derinlemesine düşünülmesini ve kelimelerin özenle seçilmesini sağlardı. Günümüzde ise dijitalleşmenin getirdiği hızla saniyeler içinde gönderilen e-postalar ve anlık iletiler, iletişimi pratikleştirse de onun samimiyetini ve derinliğini büyük ölçüde zedeledi. Artık beklemeye tahammülü olmayan, hızlı tüketim alışkanlığı edinen modern insan, kelimelerin arkasındaki o eski özeni ve hissi aramaktan tamamen uzaklaştı.
Bu parçanın konusu aşağıdakilerden hangidir?
Zeigarnik etkisi, insanların tamamlanmamış veya bölünmüş görevleri, başarıyla tamamlanmış olanlara göre daha kolay ve net bir biçimde hatırlama eğilimini tanımlayan psikolojik bir fenomendir. Adını Rus psikolog Bluma Zeigarnik'ten alan bu durum, ilk kez bir restorandaki garsonların henüz ödenmemiş siparişleri detaylarıyla hatırlarken hesabı kapatılan siparişleri hızla unutmasının gözlemlenmesiyle keşfedilmiştir. Araştırmalara göre tamamlanmamış işler zihinde bilişsel bir gerilim yaratır ve bu gerilim, görev nihayete erene kadar bilincin o işle meşgul kalmasına yol açar. Günümüzde özellikle reklamcılık, oyun tasarımı ve televizyon dizileri gibi alanlarda, hedef kitlenin ilgisini sürekli kılmak amacıyla bu psikolojik etkiden geniş ölçüde yararlanılmaktadır.
Bu parçada Zeigarnik etkisi ile ilgili aşağıdakilerden hangisine değinilmemiştir?
Yıllar önce bu eski limandan ayrılan gemi, geride kalanların kalbinde derin bir sızı bırakmıştı. Sahilde bekleyen ihtiyar adam, ufka diktiği gözleriyle dalgaların sesini dinler ve geçmiş günlerin tatlı hatıralarını birer birer zihninde canlandırırdı. Şimdi ise o günlerin rüzgârı esmiyor buralarda; sadece geçmişin gölgesi dolaşıyor bomboş sokaklarda.
Bu parçada geçen eylemlerle ilgili olarak aşağıdakilerden hangisi söylenemez?
Efemera; gündelik yaşamın önemsiz görünen, bir kez kullanılıp atılmak üzere tasarlanmış geçici belgelerini kapsar. Klasik tarih yazımı uzun süre boyunca yalnızca devlet arşivlerindeki resmi belgelere ve büyük siyasi olaylara odaklanırken efemera, tarihin sessiz tanıkları olarak kenara itilmiştir. Oysa bu geçici belgeler, resmi tarihin boşluklarını dolduran, sıradan insanların gündelik pratiklerini, tüketim alışkanlıklarını ve dönemin zihniyet dünyasını en yalın haliyle yansıtan paha biçilmez kaynaklardır. Bugün araştırmacılar, makro tarihin soğuk sınırlarını aşarak mikro tarihin izini sürmek için efemeranın sunduğu kılcal damarlara yönelmektedir. Çünkü resmi bir belgede asla yer bulamayacak küçük bir ayrıntı, bir dönemin toplumsal hafızasını aydınlatmada anahtar bir rol üstlenebilmektedir.
Bu parçanın konusu aşağıdakilerden hangisidir?
Nörogastronomi; beynin lezzeti nasıl algıladığını, bu algının genetik, kültürel ve çevresel etkenlerle nasıl şekillendiğini inceleyen disiplinler arası bir alandır. Klasik gastronomi anlayışının aksine, yeme içme eylemini sadece dildeki tat alma reseptörleriyle sınırlamaz; kokunun, tabağın renginin, ortamdaki seslerin ve hatta geçmiş deneyimlerin bu algıdaki rolünü araştırır. Nörogastronomi araştırmaları, tabağın şeklinin yemeğin tatlılık algısını değiştirebildiğini, arka planda çalan müziğin ise yemeğin aromasını baskılayıp öne çıkarabildiğini ortaya koymaktadır. Bu alandan elde edilen veriler, yalnızca şeflerin sunum tekniklerini zenginleştirmekle kalmayıp yeme bozukluklarının tedavisinde ve sağlıklı beslenme alışkanlıklarının kazandırılmasında da etkin bir şekilde kullanılmaktadır.
Bu parçadan hareketle "nörogastronomi" ile ilgili aşağıdakilerden hangisine ulaşılamaz?
Aşağıdaki cümlede boş bırakılan yerleri, cümlelerin taşıdığ�� duygu ve durumlara uygun sözcüklerle tamamlayınız.
Aşağıdaki boşlukları doldurun
Dijitalleşme, bilgiye erişimi saniyeler seviyesine indirgerken zihinsel süreçlerimizi de 'hızlı tarama' (skimming) refleksine mahkûm etmiştir. Ekran karşısında sürekli bir uyarıcı bombardımanına maruz kalan modern birey, metinlerin derin sularına dalmak yerine yüzeyinde hızla kaymayı tercih etmektedir. İşte bu noktada doğan 'yavaş okuma' (slow reading) hareketi, yalnızca bir hız kısıtlaması veya nostaljik bir eylem değildir; zihnin metinle kurduğu nitelikli, çözümleyici ve derinlikli bağı yeniden inşa etme çabasıdır. Bu pratik, dikkat ekonomisinin bizi sürekli bölünen bir odaklanmaya zorladığı çağımızda, bireyin kendi entelektüel özerkliğini koruma ve bilgiyi içselleştirme mücadelesidir. Dolayısıyla yavaş okuma, zamana karşı yarışmaktan ziyade, metinle baş başa kalarak düşünme eylemini yeniden sahiplenmektir.
Bu parçada "yavaş okuma" hareketinin üzerinde durulan temel yönü aşağıdakilerden hangisidir?
[I] Proust fenomeni, kokuların geçmi��teki duygusal anıları diğer duyulara kıyasla daha canlı ve hızlı bir biçimde tetiklemesi durumudur. [II] Beyinde koku duyusunun işlendiği koku soğancığı ile bellek ve duygulardan sorumlu olan amigdala ve hipokampüs doğrudan bağlantılıdır; bu da kokunun nörolojik olarak benzersiz bir konumda yer almasını sağlar. [III] Görme ya da işitme duyuları talamus filtresinden geçerek sınıflandırılırken koku uyarısı doğrudan duygusal merkeze ulaşır. [IV] Bu doğrudan erişim, kokuların bizi bir anda çocukluğumuzdaki bir ana götürerek o anın sadece görüntüsünü değil, o an hissettiğimiz saf duygusal atmosferi de yeniden yaşatmasını açıklar. [V] Edebiyatta Marcel Proust’un kayıp zamanı ararken çaya batırdığı madlen kekinin kokusuyla çocukluğuna dönmesiyle kavramsallaşan bu durum, günümüzde pazarlama sektöründen nörolojik rehabilitasyon süreçlerine kadar geniş bir yelpazede kullanılmaktadır.
Yukarıdaki parçada numaralanmış cümleleri, karşılar��nda karışık olarak verilen yardımcı düşüncelerle eşleştiriniz. Hangi cümle hangi yardımcı düşünceyi içermektedir?
Soldaki öğeye tıklayın, sonra eşleşen sağdaki öğeye tıklayın
Öğeler
Eşleşmeler
Teknolojinin hızla ilerlemesi, kültür ve sanat alanında da köklü değişimleri beraberinde getirmiştir. Bu değişimlerin en belirgin örneklerinden biri olan sanal müzeler, internet bağlantısı aracılığıyla dünyanın en önemli sanat eserlerini ve tarihi belgelerini ekranlarımıza taşımaktadır. Bu dijital platformlar, coğrafi engelleri aşarak kültürel mirasa erişimi son derece kolaylaştırır. Ancak ekran başındaki bu izleme deneyimi, gerçek bir müzede eserin önünde dururken hissedilen özgün atmosferi ve tarihi kokuyu tam anlamıyla yansıtamaz. Bu nedenle sanal müzecilik, fiziksel müzelerin yerini tamamen alacak alternatif bir yapı değil, onları destekleyen ve zenginleştiren yardımcı bir imkan olarak değerlendirilmelidir.
Bu parçanın konusu aşağıdakilerden hangisidir?
Mimari yapılar, sadece taşın ve çeliğin üst üste yığılmasıyla oluşturulan, fiziksel barınma gereksinimlerimizi karşılayan cansız sığınaklar değildir. Onlar, insan zihninin dış dünyaya vurduğu somut akisler, yaşantılarımızı ��evreleyen ve onları sessizce biçimlendiren kurucu birer mekânsal dildir. Bir yapının kapısından içeri adım attığımızda hissettiğimiz ferahlık ya da sıkışmışlık duygusu, mimarın estetik kaygılarının çok ötesinde, doğrudan bizim mekânla kurduğumuz bilinç dışı diyalogla ilgilidir. İnsan, kendi kültürel ve psikolojik kodlarıyla mekânı inşa ederken, inşa edilen bu mekân da zamanla o insanın düşünme biçimini, sosyal ilişkilerini ve hatta dünyaya bakış açısını yeniden şekillendirir. Bu yönüyle mimarlık, boşluğu estetik bir biçimde bölme veya süsleme sanatı olmaktan ziyade, insan deneyimini ve zihinsel sınırlarını dönüştüren aktif bir faildir. Mekânı yalnızca işlevsel bir sığınak olarak gören indirgemeci yaklaşım, mimarinin insan psikolojisi ve toplumsal yaşam üzerindeki bu kurucu ve dönüştürücü gücünü göz ardı etmektedir.
Bu parçadan hareketle, 'Mimarlık, sadece fiziksel barınma ihtiyacını karşılayan estetik bir bölme ve süsleme sanatı değil; insan algısını, psikolojisini ve yaşamını şekillendiren kurucu ve dönüştürücü bir unsurdur.' yargısı metnin ana düşüncesidir.
Canlıların hayatta kalabilmek, nesillerini devam ettirebilmek ve çevreyle etkileşim kurabilmek için gerçekleştirdiği yaşamsal olaylar ile canlıların ortak özellikleri arasındaki ilişkiyi kurmak isteyen bir öğrenci aşağıdaki tabloları hazırlamıştır.
Buna göre, sol sütunda verilen yaşamsal olaylar ile sağ sütundaki canlıların ortak özelliklerinin doğru eşleştirmesi nasıl olmalıdır?
Soldaki öğeye tıklayın, sonra eşleşen sağdaki öğeye tıklayın
Öğeler
Eşleşmeler