Tüm alıştırma soruları

1052 soru

Soru 21Soru

Aşağıda verilen coğrafi durumlar ile bu durumların ortaya çıkmasındaki temel nedenleri eşleştiriniz.

Soldaki öğeye tıklayın, sonra eşleşen sağdaki öğeye tıklayın

Öğeler

Ekvator'dan kutuplara doğru gidildikçe yer çekimi ivmesinin artış göstermesi
Ekvator çevresinin uzunluğunun, iki meridyen yayının birleşimiyle oluşan daire uzunluğundan fazla olması
Güneş ışınlarının düşme açısının Ekvator'dan kutuplara doğru gidildikçe küçülmesi
Paralel dairelerinin boylarının Ekvator'dan kutuplara doğru gidildikçe kısalması

Eşleşmeler

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap

Ekvator'dan kutuplara gidildikçe yer çekiminin artması kutupların yerin merkezine yakın olmasıyla; Ekvator çevresinin meridyen dairesinden uzun olması Ekvator yarıçapının kutuplar yarıçapından uzun olmasıyla; güneş ışınlarının açısının daralması yüzeyin kavis almasıyla; paralel boylarının kısalması ise küre üzerindeki yatay kesitlerin daralmasıyla eşleşir.
Eşleştirmelerin tamamı coğrafi durumların Dünya'nın şekline bağlı fiziksel ve geometrik nedenleriyle doğru bir şekilde ilişkilendirilmiştir. Yer çekimi ve Ekvator-kutuplar çevre farkı Dünya'nın geoit (basık) şeklinden kaynaklanırken, güneş ışınlarının geliş açısı ve paralel boylarının değişimi Dünya'nın küresel (kavisli) yapısının sonuçlarıdır.

Adım Adım Çözüm

1
Dünya'nın geoit şeklinin yer çekimi üzerindeki etkisini belirlemek.
Dünya kutuplardan basık olduğu için kutup noktaları yerin merkezine daha yakındır, bu da kutuplarda yer çekiminin daha fazla olmasına yol açar.
Yer çekimi kuvveti yerin merkezine olan uzaklıkla ters orantılıdır.
2
Ekvator çevresi ile meridyen dairesinin uzunluk farkını analiz etmek.
Ekvator'un şişkin olması (Ekvator yarıçapının daha büyük olması), Ekvator çevresini meridyen dairesinden daha uzun yapar.
Bu durum geoit şeklin özgün bir geometrik sonucudur.
3
Güneş ışınlarının düşme açısındaki değişimi incelemek.
Dünya'nın küresel şeklinden dolayı yüzey eğrilir ve Ekvator'dan uzaklaştıkça ışınların geliş açısı daralır.
Kavisli yüzeyler üzerindeki her noktanın teğet düzlemi Güneş'e göre farklı açılar yapar.
4
Paralel boylarının kısalma nedenini tespit etmek.
Küresel bir cismin yatay kesitleri merkezden (Ekvator) kutuplara doğru gidildikçe küçülür.
Kürenin geometrik yapısı gereği paralel çevreleri kutuplarda sıfıra ulaşır (nokta halini alır).

Anahtar Kavram

Dünya'nın şeklinin sonuçları (küresel ve geoit şekil ayrımı)
Soru 22Soru

Rasyonalist filozoflar, bilginin kaynağı olarak aklı görseler de bu temel kabulün içini doldururken farklı kavramsal araçlar ve açıklamalar geliştirmişlerdir. Aşağıda rasyonalist filozofların epistemolojik görüşlerine dair yapılan açıklamaları, ilişkili oldukları temel kavramlarla eşleştiriniz.

Soldaki öğeye tıklayın, sonra eşleşen sağdaki öğeye tıklayın

Öğeler

Platon'un, duyusal dünyanın değişkenliğine karşı değişmez ve genelgeçer bilginin ruhun geçmiş yaşantılarından getirdiği ideaların hatırlanmasıyla mümkün olduğunu savunduğu kuramdır.
Descartes'ın şüphe yöntemini sonuna kadar götürdükten sonra, zihnin hiçbir dışsal veriye ve duyuma ihtiyaç duymadan, kendi üzerine düşünerek ulaştığı ilk kesin ve şüphe götürmez apaçıklığı sağlayan zihinsel yetidir.
Spinoza'nın, evrenin rasyonel ve zorunlu düzenini (tözün doğasını) parçalı ve dolaylı akıl yürütmelerin ötesine geçerek bir bütün olarak tek bir bakışta kavramayı sağlayan en üst düzey bilgi türüdür.
Leibniz'in, karşıtları mantıksal çelişki yaratacağı için doğruluğu zorunlu olan ve doğrulanması için hiçbir deneysel gözleme ihtiyaç duyulmayan apriori önerme kategorisidir.

Eşleşmeler

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap

Platon'un hatırlama kuramı ile Anamnesis; Descartes'ın şüphe sonrası apaçıklığı sağlayan yetisi ile Aklın Doğal Işığı; Spinoza'nın dolaysız en üst düzey bilgisi ile Sezgisel Akıl; Leibniz'in karşıtı çelişki yaratan önermeleri ile Akıl Doğruları eşleşmektedir.
Verilen eşleştirmelerde Platon'un ideaları hatırlama kuramı anamnesis ile, Descartes'ın şüphe sonrası apaçıklığa ulaştıran zihinsel yetisi aklın doğal ışığı ile, Spinoza'nın dolaysız en üst düzey bilgisi sezgisel akıl ile ve Leibniz'in karşıtı çelişki yaratan zorunlu önermeleri akıl doğruları ile eşleşmektedir. Bu eşleştirme rasyonalizmin farklı filozoflardaki kavramsal yansımalarını tam ve doğru olarak ortaya koymaktadır.

Adım Adım Çözüm

1
Platon'un bilgi görüşü analiz edilir.
Platon'un duyulardan bağımsız, ideaların hatırlanmasına dayalı kuramının 'Anamnesis' olduğu belirlenir ve birinci ifade bu kavramla eşleştirilir.
Platon rasyonalizmini ruhun ölümsüzlüğü ve ideaları önceden görmüş olması üzerinden açıklar.
2
Descartes'ın metodolojisi ve doğuştan gelen fikirleri kavrama biçimi incelenir.
Descartes'ın şüpheyi aşarak kesin bilgiye ulaştıran zihinsel yetiyi 'Aklın Doğal Işığı' (lumen naturale) olarak adlandırdığı tespit edilir ve ikinci ifade bu kavramla eşleştirilir.
Metodik şüphe sonucunda ulaşılan 'düşünüyorum o halde varım' önermesi aklın kendi kendini doğrudan kavramasının ürünüdür.
3
Spinoza'nın bilgi sınıflaması incelenir.
Spinoza'da üçüncü ve en yüksek bilgi türünün dolaysız kavrayış olan 'Sezgisel Akıl' olduğu saptanır ve üçüncü ifade bu kavramla eşleştirilir.
Sezgisel akıl, tümdengelimsel çıkarımların ötesinde, tözün özünü doğrudan kavramamızı sağlar.
4
Leibniz'in bilgi ayrımı değerlendirilir.
Karşıtı çelişki yaratan, zorunlu ve apriori doğruların 'Akıl Doğruları' olduğu görülür ve dördüncü ifade bu kavramla eşleştirilir.
Leibniz mantıksal ilkelerle temellendirilen doğruları akıl doğruları olarak adlandırır.

Anahtar Kavram

Rasyonalist filozofların bilgiye ulaşmada akla biçtikleri roller ve geliştirdikleri özgün epistemolojik kavramlar.
Soru 23Soru

Felsefe dersinde öğretmen, tahtaya felsefi sorgulamalara ve filozofların tavırlarına dair bazı örnek durumlar yazmıştır.

Buna göre, sol sütunda verilen filozof tavırları ile sağ sütunda yer alan felsefi düşüncenin ayırt edici özelliklerini doğru şekilde eşleştiriniz.

Soldaki öğeye tıklayın, sonra eşleşen sağdaki öğeye tıklayın

Öğeler

Filozofun, bilginin kaynağı ve imkânı üzerine geliştirdiği kendi kuramını yeniden ele alarak, bu kuramı oluşturan zihinsel süreçlerin sınırlılıklarını ve geçerliliğini ikinci bir düşünmeyle sorgulaması.
Ahlak felsefesinde 'insanın eylemlerinde tamamen özgür olduğunu' savunan bir düşünürün, yapıtının ilerleyen bölümlerinde kaderci ya da önceden belirlenmiş bir nedensellik modeline yer vermeyerek önermeleri arasında mantıksal uyum araması.
Bilim felsefesi çalışan bir araştırmacının, kendisinden önceki yüzyıllarda ortaya konmuş bilim kuramlarını dışlamadan, bu kuramların üzerine yeni sorular ve bakış açıları ekleyerek ortak düşünce mirasını zenginleştirmesi.
Bir düşünürün, içinde yaşadığı toplumun sarsılmaz doğrular olarak kabul ettiği geleneksel yargıları doğrudan benimsemek yerine, 'Bu kuralların kaynağı nedir?' ve 'Hangi ölçüte göre doğrudur?' gibi sorularla temellerini irdelemesi.

Eşleşmeler

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap

Birinci durum Refleksiflik, ikinci durum Tutarlılık, üçüncü durum Kümülatiflik ve dördüncü durum Sorgulayıcılık özellikleri ile eşleşir.
Verilen filozof tavırları analiz edildiğinde; kendi zihinsel süreçlerini ve kuramını sorgulayan filozofun refleksif davrandığı, önermeleri arasındaki uyumu gözeterek çelişkilerden kaçınanın tutarlılığı benimsediği, ortak mirasa katkıda bulunarak yığılımlı ilerleme sağlayanın kümülatif yapıyı yansıttığı ve genel geçer doğruların temellerini irdeleyen kişinin sorgulayıcılık özelliğini sergilediği görülür.

Adım Adım Çözüm

1
Birinci örnek durumdaki filozof tavrı incelenir. Düşünürün kendi epistemolojik kuramını bir düşünme nesnesi hâline getirerek zihnin süreçlerini incelediği görülür.
Bu durum, düşüncenin kendi üzerine dönerek kendini sorgulaması olan 'Refleksiflik' özelliği ile eşleşir.
Refleksif düşünce, zihnin kendi ürettiği bilgi ve fikirler üzerine yeniden yönelmesidir.
2
İkinci durum analiz edilir. Filozofun aynı yapıt içinde kaderciliği dışlayıp özgürlüğü savunarak önermeleri arasındaki uyumu koruduğu tespit edilir.
Bu durum, argümanların birbiriyle çelişmemesini ifade eden 'Tutarlılık' özelliğiyle eşleşir.
Felsefede tutarlılık, düşüncelerin kendi içinde akla uygun ve çelişkisiz bir bütün oluşturmasıdır.
3
Üçüncü durum incelenir. Bilim felsefecisinin geçmişteki kuramları yok saymadan, onların üstüne yeni sorular ekleyerek düşünce mirasını zenginleştirdiği belirlenir.
Bu durum, felsefi bilginin tarihsel süreçte üst üste eklenerek yığılmasını anlatan 'Kümülatiflik' özelliğiyle eşleşir.
Felsefe, bilim gibi doğrusal ilerlemez; fikirlerin yığılımlı olarak (kümülatif) birikmesiyle gelişir.
4
Dördüncü durum incelenir. Düşünürün toplumsal doğruları doğrudan kabul etmeyip bunların kaynağını ve doğruluğunu sorgulayan sorular sorduğu görülür.
Bu durum, verili olanı olduğu gibi benimsememe ve temellerini irdeleme anlamına gelen 'Sorgulayıcılık' özelliğiyle eşleşir.
Sorgulayıcılık, felsefenin dogmatik kabullere karşı çıkarak her konuyu soru konusu yapma tavrıdır.

Anahtar Kavram

Felsefi Düşüncenin Ayırt Edici Özellikleri
Tahmini Süre:2m 0s
Soru 24Soru

Pozitivizm ve analitik felsefe, felsefe tarihinde metafiziksel kabullere karşı çıkışlarıyla ve bilimsel/olgusal yöntemi benimsemeleriyle öne çıkarlar. Aşağıda verilen filozof ve akımları, felsefe tarihindeki temel yaklaşımları veya savlarıyla doğru bir şekilde eşleştiriniz.

Soldaki öğeye tıklayın, sonra eşleşen sağdaki öğeye tıklayın

Öğeler

Auguste Comte
Ludwig Wittgenstein
Mantıksal Pozitivizm (Viyana Çevresi)

Eşleşmeler

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap

Auguste Comte, Üç Hal Yasası ve pozitif aşama görüşüyle; Ludwig Wittgenstein, dil çözümlemeleri ve dilin sınırları teziyle; Mantıksal Pozitivizm ise deney ve mantıksal doğrulama yoluyla metafiziğin reddedilmesiyle eşleşmektedir.
Eşleştirme, felsefe tarihindeki temel teorik kabullere dayanmaktadır: Auguste Comte Üç Hal Yasası ile, Ludwig Wittgenstein dil felsefesi ve dil çözümlemeleri ile, Mantıksal Pozitivizm ise deney ve doğrulama odaklı metafizik karşıtlığı ile tanımlanır.

Adım Adım Çözüm

1
İlk olarak Auguste Comte'un temel felsefi görüşünü belirleyin.
Comte, insan düşüncesinin gelişimini teolojik, metafizik ve pozitif (olgusal) olarak ayıran Üç Hal Yasası'nı savunur. Bu durum onu üçüncü açıklamayla eşleştirir.
Comte'un pozitivizminin ayırt edici özelliği olgusal aşama ve Üç Hal Yasası'dır.
2
İkinci olarak Ludwig Wittgenstein'ın yaklaşımını analiz edin.
Wittgenstein felsefeyi dil çözümlemelerine dayandırır ve dilin sınırlarını vurgular. Bu durum onu birinci açıklamayla eşleştirir.
Wittgenstein'ın dil analizi ve dilin sınırlarına dair görüşleri analitik felsefenin temelini oluşturur.
3
Son olarak Mantıksal Pozitivizm (Viyana Çevresi) akımının görüşlerini değerlendirin.
Viyana Çevresi düşünürleri metafiziksel önermeleri tamamen anlamsız bularak deney ve mantıksal doğrulama ilkelerini savunurlar. Bu durum onları ikinci açıklamayla eşleştirir.
Doğrulanabilirlik ilkesi ve metafiziğin kesin reddi mantıksal pozitivizmin ayırt edici özelliğidir.

Anahtar Kavram

Pozitivizm, mantıksal pozitivizm ve analitik felsefenin temel iddiaları ve temsilcileri arasındaki ayrım.
Soru 25Soru

Matematik iklim kuşakları ile sıcaklık kuşaklarının sınırları ve bu sınırların yarım kürelerdeki dağılış özellikleri düşünüldüğünde, sol sütunda verilen durumlar ile sağ sütunda verilen etkenleri doğru olacak şekilde eşleştiriniz.

Soldaki öğeye tıklayın, sonra eşleşen sağdaki öğeye tıklayın

Öğeler

Matematik iklim kuşaklarının sınırlarını belirleyen temel etken
Sıcaklık kuşaklarının sınırlarının yarım kürelerde farklılık göstermesinin temel nedeni
Matematik iklim kuşakları sınırlarının her iki yarım kürede de simetrik olmasının nedeni

Eşleşmeler

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap

Matematik iklim kuşaklarının sınırlarını belirleyen temel etken eksen eğikliği (232723^\circ 27'); sıcaklık kuşaklarının yarım kürelerdeki sınır farklılığının temel nedeni kara ve denizlerin dağılışı ile okyanus akıntıları; matematik iklim kuşaklarının simetrik olmasının nedeni ise eksen eğikliği derecesinin her iki yarım kürede de aynı olmasıdır.
Matematik iklim kuşaklarının sınırlarının belirlenmesindeki temel etken yer ekseninin yörünge düzlemine eğik olması ve buna bağlı olarak Güneş ışınlarının en son dik geldiği yerlerin dönenceleri oluşturmasıdır. Sıcaklık kuşaklarının sınırlarının her iki yarım kürede farklılık göstermesinin nedeni ise okyanus akıntıları, kara ve denizlerin dağılışı ile genel hava dolaşımı gibi özel konum şartlarıdır. Matematik iklim kuşaklarının simetrik olmasının sebebi ise eksen eğikliği derecesinin her iki yarım küre için de 232723^\circ 27' şeklinde aynı olmasıdır.

Adım Adım Çözüm

1
Matematik iklim kuşaklarının sınırlarının nasıl belirlendiğini incelemek.
Matematik iklim kuşaklarının sınırlarının dönenceler (232723^\circ 27') ve kutup daireleri (663366^\circ 33') enlemlerinden geçtiği görülür. Bu sınırlar doğrudan eksen eğikliğine bağlıdır.
Eksen eğikliği açısı değiştikçe bu enlemlerin derecesi de değişeceğinden, sınırları belirleyen temel etken eksen eğikliğidir.
2
Sıcaklık kuşaklarının sınırlarının neden yarım küreler arasında farklılık gösterdiğini analiz etmek.
Sıcaklık kuşaklarının sınırlarının Kuzey ve Güney Yarım Küre'de aynı enlemlerden geçmediği tespit edilir. Örneğin sıcak kuşak Kuzey Yarım Küre'de daha geniş yer kaplar.
Bu durumun nedeni enlem dışındaki özel konum şartlarıdır. Karaların oranı Kuzey Yarım Küre'de daha fazla olduğundan ısınma ve sıcaklık değerleri farklılık gösterir, okyanus akıntıları da bu sınırı dalgalandırır.
3
Matematik iklim kuşaklarının her iki yarım kürede de neden simetrik olduğunu değerlendirmek.
Dönencelerin her iki yarım kürede de 232723^\circ 27' enleminde, kutup dairelerinin de 663366^\circ 33' enleminde olduğu belirlenir.
Bunun sebebi eksen eğikliğinin her iki yarım küre için de aynı değere (232723^\circ 27') sahip olmasıdır. Eksen eğikliği sabit bir açı olduğu için kuşaklar simetrik uzanır.

Anahtar Kavram

Matematik iklim kuşakları eksen eğikliğine bağlı olarak her iki yarım kürede simetrik sınırlarla belirlenirken; sıcaklık kuşakları, kara ve denizlerin dağılışı ile okyanus akıntıları gibi özel konum faktörleri nedeniyle asimetriktir.
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 26Soru

Varlık felsefesinde (ontoloji) 'varlığın var olup olmadığı' sorusuna verilen yanıtlar nihilizm (hiçcilik) ve realizm (gerçekçilik) ana eksenlerinde şekillenmiş, bu akımlar kendi içlerinde farklı alt yaklaşımlara ayrılmıştır.

Buna göre, sol sütundaki felsefi yaklaşımlarla sağ sütundaki tanımları kavramsal sınırlarını dikkate alarak doğru şekilde eşleştiriniz.

Soldaki öğeye tıklayın, sonra eşleşen sağdaki öğeye tıklayın

Öğeler

Gorgiasçı Ontolojik Nihilizm
Naif (Doğal) Realizm
Eleştirel (Kritik) Realizm
Taoist Metafizik Nihilizm (Hiçlik / Wu)

Eşleşmeler

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap

Gorgiasçı Ontolojik Nihilizm varlığın dil ve bilgi sınırlarına indirgenerek reddedildiği tanım ile; Naif Realizm dış dünyadaki nesnel gerçekliğin doğrudan duyu organlarıyla algılandığı gibi var olduğunu savunan tanım ile; Eleştirel Realizm dış gerçekliğin zihinsel süzgeçler ve bilimsel yöntemle dolaylı kavrandığı tanım ile; Taoist Metafizik Nihilizm ise nesnelerin sabit bir özden yoksun dinamik bir boşluk esasına dayandığı tanım ile eşleşir.
Doğru eşleştirmede; Gorgiasçı Ontolojik Nihilizm, varlığı dil ve bilgi sınırlarıyla reddeden tanıma; Naif Realizm, dış dünyayı duyuların doğrudan sunduğu gibi kabul eden tanıma; Eleştirel Realizm, duyuların yanıltıcılığını vurgulayıp gerçekliği zihinsel süzgeçlerle açıklayan tanıma; Taoist Metafizik Nihilizm ise nesnelerin sabit bir özden yoksun dinamik bir boşluk (Wu) esasına dayandığını belirten tanıma karşılık gelir.

Adım Adım Çözüm

1
Gorgiasçı Ontolojik Nihilizm kavramını analiz etme
Gorgias'ın varlığın yokluğunu bilgi ve dil sınırlarıyla temellendiren ünlü üçlü argümanına ('yoktur', 'bilinemez', 'anlatılamaz') odaklanılır. Bu durum, varlığın mevcudiyetini epistemolojik imkansızlıklar üzerinden reddeden tanım ile örtüşür.
Radikal nihilizmin epistemolojik temellerini belirlemek için.
2
Naif (Doğal) Realizm ile Eleştirel (Kritik) Realizm arasındaki ayrımı saptama
Naif realizm dış dünyayı doğrudan duyu verileriyle olduğu gibi kabul ederken; eleştirel realizm duyuların yanıltıcılığını gözetip zihnin kurucu kategorilerini ve dolaylı bilme sürecini öne çıkarır. Bu doğrultuda doğrudan algı tanımı naif realizmle, zihinsel dolayım ve yöntem süzgeci vurgusu ise eleştirel realizmle eşleşir.
Realizmin iki farklı bilgi kuramsal düzeyini ayırt etmek için.
3
Taoist Metafizik Nihilizm (Wu/Hiçlik) kavramını yorumlama
Taoizm'deki hiçliğin mutlak bir yok oluş (nihilizm) değil, nesnelerin sabit bir özden yoksun olarak sürekli akış ve boşluk içinde var olması anlamına geldiği belirlenir. Bu, dinamik boşluk ve özsüzlük ilkesini içeren tanım ile eşleşir.
Doğu felsefesindeki hiçlik algısının Batı nihilizminden farkını ortaya koymak için.

Anahtar Kavram

Nihilizm ve realizm alt yaklaşımlarının ontolojik ve epistemolojik temellendirmeleri
Tahmini Süre:3m 0s
Soru 27Soru

İnsanın ahlaki kararlar alırken ve eylemlerde bulunurken ne ölçüde hür olduğunu açıklayan felsefi görüşleri, bu görüşlerin temel tezleriyle eşleştiriniz.

Soldaki öğeye tıklayın, sonra eşleşen sağdaki öğeye tıklayın

Öğeler

Determinizm
İndeterminizm
Otodeterminizm
Fatalizm

Eşleşmeler

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap

Eşleştirme sonucunda; Determinizm yaklaşımı insanın eylemlerinde özgür olmadığını savunan görüşle, İndeterminizm tamamen özgür olduğunu savunan görüşle, Otodeterminizm bireyin kendini geliştirdiği ölçüde özgürleşebileceğini savunan görüşle, Fatalizm ise eylemlerin üstün bir güç tarafından önceden belirlendiğini savunan görüşle eşleşmektedir.
Doğru eşleştirmede her felsefi yaklaşım kendi temel iddiasıyla eşleşmektedir. Determinizm neden-sonuç zincirine, indeterminizm sınırsız özgürlüğe, otodeterminizm ahlaki özerkliğe, fatalizm ise kaderciliğe dayanır.

Adım Adım Çözüm

1
Belirlenimcilik anlamına gelen determinizmin insanın kararlarında özgür olmadığını savunduğu bilinmelidir.
Determinizm, eylemlerin içsel ve dışsal nedenlerle belirlendiğini belirten görüşle eşleşir.
Kavramın temel tanımından hareketle belirlenmişlik vurgusunu yakalamak için.
2
Belirlenmezcilik anlamına gelen indeterminizmin determinizmin aksine sınırsız özgürlüğü savunduğu tespit edilmelidir.
İndeterminizm, eylemleri sınırlayan bir neden olmadığını ve bireyin tamamen özgür olduğunu belirten görüşle eşleşir.
Özgürlüğün önündeki engellerin reddedildiğini görmek için.
3
Ahlaki özerklik olan otodeterminizmin özgürlüğü insanın kendisini geliştirmesine ve ahlaki olgunluğuna bağladığı belirlenmelidir.
Otodeterminizm, bireyin kendi kararlarını kendi bilgisiyle belirleyebileceğini savunan görüşle eşleşir.
Özgürlüğün dereceli ve kişiye bağlı bir süreç olarak ele alındığını anlamak için.
4
Kadercilik anlamına gelen fatalizmin, insan iradesini aşan yazgı vurgusu incelenmelidir.
Fatalizm, eylemlerin doğaüstü bir güç tarafından önceden belirlendiğini belirten görüşle eşleşir.
İnsan iradesinin evrensel/ilahi bir senaryoya tabi tutulduğunu ayırt etmek için.

Anahtar Kavram

Ahlaki Eylemde Özgürlük Problemi
Soru 28Soru

Rasyonalist (akılcı) filozoflar, bilginin kaynağının akıl olduğu konusunda uzlaşsalar da bu akli bilginin yapısını, kökenini ve açığa çıkarılma biçimini farklı kuramsal çerçevelerle açıklamışlardır. Aşağıda verilen rasyonalist filozofların epistemolojik yaklaşımlarını, bu yaklaşımlara temel oluşturan açıklamalarla doğru şekilde eşleştiriniz.

Soldaki öğeye tıklayın, sonra eşleşen sağdaki öğeye tıklayın

Öğeler

Sokrates'in epistemolojik yaklaşımı
Platon'un bilgi kuramı
Descartes'ın metodik şüphesi
Leibniz'in rasyonalist bilgi teorisi

Eşleşmeler

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap

Sokrates'in yaklaşımı zihindeki doğruların diyalektik sorgulamayla açığa çıkarılması açıklamasıyla; Platon'un kuramı bilginin anamnesis (hatırlama) süreci olması ve İdealar dünyasıyla ilişkisi açıklamasıyla; Descartes'ın metodik şüphesi duyulardan ve kabullerden kötü cin varsayımı gibi yöntemlerle arınarak sarsılmaz öznelliğe ulaşılması açıklamasıyla; Leibniz'in bilgi teorisi ise akıl hakikatleri ve olgu hakikatleri ayrımı açıklamasıyla eşleşir.
Doğru eşleştirmeler rasyonalist felsefedeki temel metodolojik ayrımları yansıtmaktadır. Sokrates diyalektik diyaloglar vasıtasıyla zihindeki bilgilerin dışarıdan bilgi eklenmeden açığa çıkarılmasını savunur. Platon epistemolojisini idealar kuramına ve anamnesis (hatırlama) fikrine dayandırır. Descartes metodik şüphe sürecinde rüya ve kötü cin gibi uç senaryoları kullanarak kesin bilince (cogito) ulaşır. Leibniz ise bilginin ezelî doğasını açıklarken akıl hakikatleri (apriori zorunluluklar) ve olgu hakikatleri (deneyimsel olumsallıklar) ayrımını yapar.

Adım Adım Çözüm

1
Sokrates'in maieutik (doğurtma) y��ntemini inceleme
Sokrates'in sorgulama yöntemi, kişide zaten var olan ancak farkında olunmayan bilgileri gün ışığına çıkarmayı hedefler. Bu durum, zihne yeni bilgi eklenmeksizin doğruların bilince çıkarılması açıklamasıyla örtüşür.
Sokrates'in 'kimseye yeni bir şey öğretemem, sadece düşünmelerini sağlayabilirim' felsefesini epistemolojik düzeyde tespit etmek.
2
Platon'un İdealar ve Anamnesis kuramını analiz etme
Platon'da bilginin kaynağı ezelî ruhun idealarla kurduğu temastır ve fenomenler dünyasındaki nesneler bu ezelî formların kopyalarıdır. Bu nedenle bilmek, anamnesis yani hatırlamadır.
Platon'un epistemolojisinde akılsal formların (ideaların) ve hatırlama kavramının rolünü belirlemek.
3
Descartes'ın metodik şüphesinin işleyişini inceleme
Descartes, kesin bilgiye ulaşmak için şüpheyi yöntem olarak kullanır. Duyuların yanıltıcılığı, rüya hali ve zihni yanıltan kötü cin varsayımı gibi aşamalardan geçerek nihai olarak düşünen benliğe (cogito) ulaşır.
Descartes'ın şüpheyi septikler gibi amaç değil, dogmatik kesinliğe ulaşmak için araç olarak nasıl kullandığını anlamak.
4
Leibniz'in akıl ve olgu hakikatleri ayrımını belirleme
Leibniz, akıl hakikatlerinin mantıksal, zorunlu ve çelişmezlik ilkesine dayandığını (apriori), olgu hakikatlerinin ise olumsal olduğunu savunarak rasyonalist rasyonaliteyi temellendirir.
Leibniz'in rasyonalizm içindeki kendine has bilgi ayrımını çözümlemek.

Anahtar Kavram

Rasyonalist filozofların bilginin kaynağı, yapısı ve yöntemine ilişkin geliştirdikleri farklı rasyonel argümanlar (Sokrates'in maieutik yöntemi, Platon'un anamnesis kuramı, Descartes'ın metodik şüphesi ve Leibniz'in akıl hakikatleri ayrımı).
Tahmini Süre:3m 0s
Soru 29Soru

Felsefe disiplinini diğer bilgi alanlarından ayıran birtakım zihinsel nitelikler bulunmaktadır. Sol tarafta verilen bu kavramlar ile sağ taraftaki açıklamaları doğru biçimde eşleştiriniz.

Soldaki öğeye tıklayın, sonra eşleşen sağdaki öğeye tıklayın

Öğeler

Rasyonellik
Refleksiflik
Tutarlılık
Kümülatiflik

Eşleşmeler

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap

Rasyonellik ile 'Ortaya atılan felsefi görüşlerin akıl yürütme kurallarına ve mantığa uygun olarak gerekçelendirilmesi', Refleksiflik ile 'Zihnin kendi üzerine yönelerek, bilme eyleminin ve mevcut bilgilerin yeniden sorgulanması', Tutarlılık ile 'Felsefi bir sistem içindeki savların birbiriyle çelişmemesi ve uyumlu bir bütün oluşturması', Kümülatiflik ile 'Felsefi sorulara verilen yanıtların tarih boyunca birikmesi ve farklı görüşlerin bir arada varlığını sürdürmesi' eşleşmektedir.
Yapılan eşleştirmelerle rasyonellik akla dayanma, refleksiflik düşünce üzerine düşünme, tutarlılık içsel çelişmezlik ve kümülatiflik ise bilgilerin birikme özelliğiyle doğru bir şekilde eşleştirilmiştir.

Adım Adım Çözüm

1
Rasyonellik kavramının tanımını belirleme.
Rasyonellik akla dayalı olmayı gerektirir. Akıl yürütme ve mantığa uygun gerekçelendirmeyi içeren açıklama ile eşleşir.
Rasyonellik ilkesinin temel mantıksal ve akılsal gerekçelendirme yapısını ortaya koymak.
2
Refleksiflik kavramının tanımını belirleme.
Refleksiflik zihnin kendi üzerine yönelmesidir. Düşünmenin kendi bilme eylemini sorgulaması ile eşleşir.
Refleksif düşüncenin kendi içine dönük yapısını saptamak.
3
Tutarlılık kavramının tanımını belirleme.
Tutarlılık çelişmezlik ilkesine dayanır. Savların çelişmemesi ve uyumlu bütün oluşturması ile eşleşir.
Felsefedeki tutarlılık kavramının çelişmeme ilkesiyle ilişkisini kurmak.
4
Kümülatiflik kavramının tanımını belirleme.
Kümülatiflik yığılımlı olmayı ifade eder. Soruların ve yanıtların tarih boyunca birikmesiyle eşleşir.
Kümülatif felsefi bilginin tarihsel süreçteki birikim özelliğini belirlemek.

Anahtar Kavram

Felsefi Düşüncenin Ayırt Edici Özellikleri
Soru 30Soru

Aşağıdaki c��mlelerde kalın harflerle belirtilen sözleri, bu cümlelerde kazandıkları anlamları en iyi karşılayan yakın anlamlı karşılıklarıyla eşleştiriniz.

Soldaki öğeye tıklayın, sonra eşleşen sağdaki öğeye tıklayın

Öğeler

Yazarın bu eserinde kullandığı durup dinlenmeden akan üslup okuyucuyu sürüklüyor.
Bu kararı alırken gelecekteki sonuçlarını da hesaba katmak zorundayız.
Toplantıda dile getirilen önerilerin hepsi oldukça makul görünüyordu.

Eşleşmeler

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap

Cümlelerde geçen 'durup dinlenmeden' ifadesi 'aralıksız olarak' sözüyle, 'hesaba katmak' deyimi 'dikkate almak' ifadesiyle, 'makul' sözcüğü ise 'akla yatkın' sözüyle eşleşmektedir.
Verilen cümlelerde geçen 'durup dinlenmeden' ifadesi aralıksız, sürekli yapılan bir eylemi anlattığı için 'aralıksız olarak' ile; 'hesaba katmak' deyimi bir durumu karar aşamasında göz önünde bulundurmayı ifade ettiği için 'dikkate almak' ile; 'makul' sözcüğü ise mantıklı, kabul edilebilir durumları belirttiği için 'akla yatkın' ifadesiyle tam olarak örtüşmektedir.

Adım Adım Çözüm

1
Cümlelerdeki kalın yazılı ifadelerin bağlam içindeki anlamlarını belirlemek.
'durup dinlenmeden' ifadesinin 'aralıksız/kesintisiz', 'hesaba katmak' ifadesinin 'göz önünde bulundurmak/dikkate almak', 'makul' kelimesinin ise 'mantıklı/akla yatkın' anlamlarına geldiği tespit edilir.
Doğru eşleştirmeyi yapabilmek için öncelikle kelimelerin bağlamsal anlamlarının anlaşılması gerekir.
2
Belirlenen anlamları karşı sütundaki seçeneklerle karşılaştırarak eşleştirmek.
İlk cümledeki 'durup dinlenmeden' ifadesi 'aralıksız olarak' ile, ikinci cümledeki 'hesaba katmak' ifadesi 'dikkate almak' ile, üçüncü cümledeki 'makul' ifadesi 'akla yatkın' ile eşleşir.
Cümlelerin bağlamına en uygun yakın anlamlı karşılıklar bu seçeneklerde yer almaktadır.

Anahtar Kavram

Cümledeki Sözcüklerin Yakın ve Eş Anlamlı Karşılıklarını Bulma
Soru 31Soru

Osmanlı Devleti'nin klasik dönem merkez teşkilatında yer alan divan üyelerinin görev alanları; askeri-idari (seyfiye), hukuki-ilmi (ilmiye) ve bürokratik-mali (kalemiye) olmak üzere üç temel sınıfa ayrılmıştır. Bu görevlilerin üstlendikleri sorumluluklar, devletin merkezi otoritesinin sürdürülmesinde kritik rol oynamıştır.

Buna göre, sol sütunda verilen Divan-ı Hümayun üyelerini, sağ sütundaki kendilerine ait görev tanımlarıyla doğru şekilde eşleştiriniz.

Soldaki öğeye tıklayın, sonra eşleşen sağdaki öğeye tıklayın

Öğeler

Defterdar
Kazasker
Nişancı
Sadrazam

Eşleşmeler

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap

Defterdar'ın bütçe ve maliye yönetimiyle; Kazasker'in yargı ve eğitim atamalarıyla; Nişancı'nın tuğra ve tahrir kayıtlarıyla; Sadrazam'ın ise padişahın mutlak vekilliği ve askeri komuta yetkisiyle eşleştiği düzenleme doğru cevaptır.
Sadrazam padişahın mutlak vekili ve Serdar-ı Ekrem'dir; Kazasker kadı ve müderris atamalarından sorumludur; Nişancı tuğra çeker ve tahrir defterlerini tutar; Defterdar ise bütçe ve mali işleri yürütür.

Adım Adım Çözüm

1
Sadrazam görevini belirleme
Sadrazam, padişahın mutlak vekili olarak yürütme gücünün zirvesindedir ve sefere Serdar-ı Ekrem olarak komuta eder.
Yürütme ve askeri liderlik rollerinin doğrudan sadrazam makamına ait olması.
2
Kazasker görevini belirleme
Kazasker, yargı (kadı) ve eğitim (müderris) sisteminin en üst düzey atama merciidir.
İlmiye sınıfının hukuk ve din-eğitim işlerindeki yetkisinin kazaskerlik makamında toplanması.
3
Nişancı görevini belirleme
Nişancı, belgelere padişahın tuğrasını çeker ve dirlik sisteminin temeli olan tahrir defterlerini tutar.
Kalemiye bürokrasisinin yazışma, arazi tescili ve kanun yorumlama işlevinin nişancıda birleşmesi.
4
Defterdar görevini belirleme
Defterdar, devletin maliyesinden, bütçe planlamasından ve hazineden sorumludur.
Mali kayıtların ve devlet hazinesinin doğrudan defterdarlık makamı tarafından yönetilmesi.

Anahtar Kavram

Osmanlı Merkez Teşkilatı ve Divan-ı Hümayun Üyelerinin Görevleri
Soru 32Soru

İdealist filozoflar, varlığın nihai niteliğini düşünce, ruh veya akıl (idea) üzerinden temellendirirken görüşlerini somutlaştırmak adına çeşitli benzetmelerden yararlanmışlardır.

Aşağıda verilen idealist felsefi yaklaşımları, bu yaklaşımları açıklamakta kullanılan uygun örnek veya benzetmelerle eşleştiriniz.

Soldaki öğeye tıklayın, sonra eşleşen sağdaki öğeye tıklayın

Öğeler

Platon'un idealar dünyası ile duyular dünyası arasındaki ilişkiyi açıklayan benzetmesi
Aristoteles'in maddenin bir biçim kazanarak gerçek bir varlığa dönüşmesini açıklayan örneği
Hegel'in evrensel ruhun (Geist) diyalektik gelişimini açıklayan doğa benzetmesi
Farabi'nin zorunlu varlıktan (Vacib-ül Vücud) diğer varlıkların meydana gelişini açıklayan benzetmesi

Eşleşmeler

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap

Platon'un idealar kuramı mağara benzetmesiyle, Aristoteles'in madde-form kuramı mermer heykeltıraş örneğiyle, Hegel'in Geist'ın diyalektik süreci tohum-çiçek-meyve analojisiyle, Farabi'nin Vacib-ül Vücud anlayışı ise güneşten taşan ışık benzetmesiyle eşleşmektedir.
Doğru eşleştirmede Platon'un dualist ontolojisi mağara benzetmesiyle, Aristoteles'in madde-form kuramı mermer heykeltıraş tasarımıyla, Hegel'in diyalektik Geist gelişimi tohum-çiçek-meyve dönüşümüyle, Farabi'nin zorunlu varlığından taşma ise güneş ışığı benzetmesiyle ilişkilendirilmiştir.

Adım Adım Çözüm

1
Platon'un varlık anlayışına ait analojiyi bulma
Platon'un mağara benzetmesi (Sol 1) ile mağara duvarındaki gölgeler (Sağ 3) eşleşir.
Mağara benzetmesi Platon'un idealar kuramının en bilinen anlatımıdır.
2
Aristoteles'in varlık anlayışına ait analojiyi bulma
Aristoteles'in madde-form teorisi (Sol 2) ile mermer heykel örneği (Sağ 4) eşleşir.
Maddenin form kazanarak varlığa dönüşmesi Aristoteles'in ontolojisinin temelidir.
3
Hegel'in varlık anlayışına ait analojiyi bulma
Hegel'in diyalektik oluş süreci (Sol 3) ile tohum-çiçek-meyve döngüsü (Sağ 1) eşleşir.
Tohumun kendi zıddına dönüşerek yeni bir senteze ulaşması diyalektik gelişimi (Geist) temsil eder.
4
Farabi'nin varlık anlayışına ait analojiyi bulma
Farabi'nin zorunlu varlık ve sudûr teorisi (Sol 4) ile güneşten taşan ışınlar (Sağ 2) eşleşir.
Birden çokluğun türemesini açıklayan sudûr (taşma) kavramı güneş ışığı ile sembolize edilir.

Anahtar Kavram

İdealist filozofların (Platon, Aristoteles, Farabi, Hegel) varlığın niteliğini açıklarken kullandıkları temel benzetmeler ve kavramsal karşılıkları.
Soru 33Soru

Aşağıda verilen soru örneklerini, taşıdıkları nitelikler ve yöneldikleri hedefler doğrultusunda en uygun sorgulama türü ve özelliği ile eşleştiriniz.

Soldaki öğeye tıklayın, sonra eşleşen sağdaki öğeye tıklayın

Öğeler

Bir fizik kuramının öngördüğü parçacıkların varlığını deneysel olarak kanıtlamak için hangi gözlem araçlarını tasarlamalıyız?
İnsanın evrendeki yerini ve varoluşsal anlamını sorgularken ulaştığımız ilkeler ne ölçüde evrensel bir geçerliliğe sahiptir?
Zihnimizin dış dünyaya dair ürettiği bilgilerin doğruluğunu sorgularken, bu şüphe etme eyleminin kendisinden nasıl emin olabiliriz?
Yasal haklarımı koruyarak mülk edinme sürecimi en az maliyet ve risk ile nasıl tamamlayabilirim?

Eşleşmeler

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap

Eşleştirmede; deneysel araçları sorgulayan birinci ifade bilimsel sorgulamayla, varoluşsal ilkeleri sorgulayan ikinci ifade felsefi sorgulamayla, şüphe etme eyleminin kendisini sorgulayan üçüncü ifade refleksif sorgulamayla, pratik mülk edinme sürecini sorgulayan dördüncü ifade ise gündelik sorgulamayla eşleşmelidir.
Doğru eşleştirmede her soru türü kendi amacına uygun kavramsal kategoriyle eşleşmiştir. Deneysel kanıt arayan fizik sorusu olgusal olduğundan bilimsel sorgulamadır. Varoluşsal ve tümel ilkeleri arayan soru felsefi sorgulamadır. Şüphe etme eylemini sorgulayan zihinsel süreç refleksif sorgulamadır. Son olarak mülk edinme gibi somut eylemsel çözümler arayan soru ise gündelik sorgulamadır.

Adım Adım Çözüm

1
Sol sütundaki ilk ifadeyi analiz etmek.
Fiziksel kuram ve deneysel kanıt arayışı olgusal dünyaya yönelik olduğundan bilimsel sorgulama ile eşleştirilir.
Bilim olgularla ve deneysel kanıtlarla ilgilenir.
2
Sol sütundaki ikinci ifadeyi incelemek.
İnsanın evrendeki yerini ve genel ahlaki ilkeleri sorgulayan bu ifade, felsefi sorgulamanın tümel ve değer alanına yönelik yapısına uyar.
Felsefi sorular genelleyici ve değer odaklıdır.
3
Sol sütundaki üçüncü ifadeyi değerlendirmek.
Şüphe etme eyleminin kendisini sorgulayan bu ifade, düşünmenin kendi üzerine yönelmesi yani refleksif düşünme anlamına gelir.
Kendi zihinsel süreçlerini incelemek refleksif düşüncenin en temel özelliğidir.
4
Sol sütundaki son ifadeyi incelemek.
Mali riskleri azaltmaya ve somut bir kazanç elde etmeye yönelik soru, pratik faydayı gözeten gündelik sorgulamadır.
Gündelik sorular yaşamda karşılaşılan somut durumlar için pratik çözümler arar.

Anahtar Kavram

Felsefi soruların refleksif, kavramsal ve tümel olma özellikleri ile bilimsel ve gündelik sorulardan ayrılan yönleri.
Tahmini Süre:2m 0s
Soru 34Soru

İslam dininde ibadetlerin geçerli olması, bireysel ve toplumsal faydalarını gösterebilmesi için riayet edilmesi gereken birtakım temel ilkeler bulunmaktadır. Bu ilkeler ibadetlerin hem niyet boyutunu hem de uygulama biçimini şekillendirir.

Aşağıda sol sütunda verilen temel ibadet ilkeleri ile sağ sütunda verilen bu ilkelerin pratik hayattaki yansımalarını veya dini dayanaklarını gösteren açıklamaları doğru şekilde eşleştiriniz.

Soldaki öğeye tıklayın, sonra eşleşen sağdaki öğeye tıklayın

Öğeler

İhlas
Sünnete Uygunluk
Kolaylık

Eşleşmeler

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap

Sol sütundaki 'İhlas' ilkesi sağ sütundaki 'İbadetleri yalnızca Allah'ın rızasını kazanmak amacıyla yapmak...' ifadesiyle; 'Sünnete Uygunluk' ilkesi 'İbadetlerin geçerli olabilmesi için Hz. Peygamber'in gösterdiği ve öğrettiği biçimde uygulanması...' ifadesiyle; 'Kolaylık' ilkesi ise 'Seferilik, hastalık gibi meşakkatli durumlarda teyemmüm abdesti alınması...' ifadesiyle eşleşir.
Doğru eşleştirmede: İhlas ilkesi, ibadeti her türlü dünyevi çıkar ve riyadan arındırıp sadece Allah rızası için yapma açıklamasıyla; Sünnete Uygunluk ilkesi, ibadetin biçimsel olarak Hz. Peygamber'in uygulamalarına dayanması ve bid'atlerden sakınılması açıklamasıyla; Kolaylık ilkesi ise hastalık veya yolculuk gibi durumlarda teyemmüm veya namazların kısaltılması gibi ruhsatlarla ibadetin kolaylaştırılması açıklamasıyla örtüşür.

Adım Adım Çözüm

1
Sol sütundaki 'İhlas' kavramının tanımını ve amacını analiz etmek.
İhlasın, ibadetlerde samimiyeti ve sadece Allah'ın rızasını hedeflemeyi ifade ettiği belirlenir. Bu tanım, sağ sütundaki gösterişten (riya) ve dünyevi çıkarlardan uzak durmayı açıklayan ifadeyle doğrudan uyuşur.
İbadetlerin niyet boyutundaki en temel şartı olan ihlasın tanımını doğru kavramlarla ilişkilendirmek gerekir.
2
Sol sütundaki 'Sünnete Uygunluk' kavramının ibadetlerdeki rolünü ve sınırlarını değerlendirmek.
Bu ilkenin, ibadetlerin şekilsel yönünün Hz. Peygamber'in sünnetine göre icra edilmesini ve uydurma ibadet biçimlerinden (bid'at) uzak durulmasını şart koştuğu tespit edilir. Bu durum, sağ sütundaki Hz. Peygamber'in öğrettiği biçim ve bid'atten kaçınma açıklamasıyla örtüşür.
İbadetlerin kabul şartlarından biri olan biçimsel uygunluğun kime ve neye göre belirlendiğini tespit etmek gerekir.
3
Sol sütundaki 'Kolaylık' kavramını şer'i uygulamalar üzerinden incelemek.
Kolaylığın, insan doğasına uygun olarak zorlayıcı durumlarda getirilen kolaylaştırıcı hükümleri (ruhsatları) kapsadığı görülür. Bu durum, sağ sütundaki teyemmüm ve namazların kısaltılması gibi örneklerle doğrudan eşleşir.
Dinin genel karakteri olan kolaylaştırma ilkesinin fıkhi ruhsatlarla olan bağını kurmak gerekir.

Anahtar Kavram

İbadetlerde Temel İlkeler (İhlas, Sünnete Uygunluk, Kolaylık)
Tahmini Süre:2m 0s
Soru 35Soru

İslam'da doğru bilgiye ulaşmanın ve sahih bir inanç geliştirmenin önünde çeşitli zihinsel, psikolojik ve ahlaki engeller bulunmaktadır. Din Kültürü ve Ahlak Bilgisi dersinde bu engelleri inceleyen bir grup öğrenci, gerçek yaşamdan çeşitli tutum örnekleri derlemiştir. Buna göre, sol sütunda verilen bireysel tutum örneklerini, sağ sütunda verilen doğru inancın ve bilgi edinmenin önündeki engellerle eşleştiriniz.

Soldaki öğeye tıklayın, sonra eşleşen sağdaki öğeye tıklayın

Öğeler

Atalarından ve yetiştiği çevreden gördüğü inanç ve ibadet biçimlerini, hiçbir delil arama veya aklî süzgeçten geçirme ihtiyacı hissetmeden aynen kopyalayarak sürdüren ve dini sadece kültürel bir miras olarak yaşayan bireyin durumu.
Kendi mezhebinin veya dini cemaatinin yorumlarını mutlak ve değişmez tek doğru kabul edip, ayet ve hadislerin açık delilleri kendisine sunulmasına rağmen bu delilleri kendi grubunun görüşüne uymadığı gerekçesiyle peşinen reddeden bireyin tavrı.
Kişisel çıkarları, dünyevi rahatı ve nefsi arzularıyla çatıştığı için, kesin dinî hükümlerin varlığını ve doğruluğunu bildiği halde bunları kendi isteklerine uydurarak yorumlayan veya bilerek görmezden gelen bireyin tutumu.
Farklı bir inanç veya düşünce grubunun mensupları hakkında hiçbir sahih bilgi edinmeden, sadece kulaktan dolma olumsuz iddialara dayanarak onlarla ilgili kesin kararlar veren ve gerçeği araştırma gereği duymayan bireyin yaklaşımı.

Eşleşmeler

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap

Birinci durum Taklit ile, ikinci durum Taassup ile, üçüncü durum Heva ve Heves ile, dördüncü durum ise Ön Yargı ile eşleşmektedir.
Verilen örnek olaylar İslam dinî düşüncesindeki bilgi engelleriyle şu şekilde örtüşmektedir: Bilgi aramaksızın kopyalama davranışı taklit ile; kendi grubunu mutlaklaştırıp delilleri dışlama tavrı taassup ile; nefsi arzulara göre dini çarpıtma durumu heva ve heves ile; ve bilgi sahibi olmadan peşin hüküm verme yaklaşımı ön yargı ile tam olarak eşleşmektedir.

Adım Adım Çözüm

1
Birinci durumdaki 'araştırmadan ve delil aramadan kopyalama' ifadesini analiz edin.
Bu durum, kişinin aklını kullanmayarak inancını taklide dayandırması olan taklit engeline karşılık gelir.
Dinin mirasen sürdürülmesi ve delilsiz kabulü İslam'da yerilen taklitçiliktir.
2
İkinci durumdaki 'kendi grubunu mutlaklaştırıp açık delilleri reddetme ve dışlama' tavrını inceleyin.
Bu tavır, aşırı tarafgirlik ve körü körüne bağlanma olan taassup (bağnazlık) engelini gösterir.
Taassup, hakikate karşı gözü kapatmak ve kendi grubunu delilsizce üstün görmektir.
3
Üçüncü durumdaki 'dünyevi arzu ve menfaatler doğrultusunda bilgiyi çarpıtma' eylemini değerlendirin.
Bu durum, nefsin isteklerini rehber edinme anlamına gelen heva ve heves engeliyle eşleşir.
Kuran'da heva ve hevese uymak, doğru inanç ve bilginin önündeki en büyük engellerden biri olarak gösterilir.
4
Dördüncü durumdaki 'yeterli bilgi edinmeden peşin hüküm verme' yaklaşımını analiz edin.
Bu yaklaşım, nesnel değerlendirmeyi engelleyen ön yargı kavramına denk gelir.
Ön yargı, sahih bilgi kaynaklarını kullanmadan zihinsel peşin kabullerle gerçeği perdelemektir.

Anahtar Kavram

İslam'da bilgi edinmenin ve doğru inancın önündeki engeller: taassup, taklit, heva ve heves, ön yargı.
Tahmini Süre:2m 30s
Soru 36Soru

Hz. Muhammed'in hayatından alınan aşağıdaki olaylar ile bu olayların onun doğruluğu ve güvenilirliğini yansıtan ahlaki boyutlarını en uygun şekilde eşleştiriniz.

Soldaki öğeye tıklayın, sonra eşleşen sağdaki öğeye tıklayın

Öğeler

Hudeybiye Antlaşması sonrasında Mekke'den kaçıp Medine'ye sığınan Ebû Cendel'i, antlaşmada yer alan iade maddesine sadık kalarak Mekkeli müşriklere geri vermesi
Gençlik yıllarında Mekke'de haksızlığa uğrayan, malları gasp edilen yabancı tüccarların haklarını savunmak amacıyla kurulan Hilfü'l-Fudûl (Erdemliler Birliği) hareketine katılması
İslam davetini açıkça yapmaya başladığı dönemde Mekkeli müşriklerin, tebliğ ettiği inanç esasların�� inkâr etmelerine rağmen onun karakterine hiçbir zaman yalancılık isnat edememeleri

Eşleşmeler

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap

Hudeybiye Antlaşması'ndaki iade olayı 'bireysel/toplumsal ilişkilerde sözünde durmanın (ahde vefa) mutlak bir ilke olması' ile; Hilfü'l-Fudûl'a katılım 'güvenilirliğin evrensel/toplumsal adalet zemininde aranması' ile; müşriklerin yalancılık isnat edememesi ise 'muhaliflerin dahi doğruluğu (sıdk) zımnen kabul etmesi' ile eşleşir.
Doğru eşleştirmede; Hudeybiye Antlaşması'ndaki iade kararı sözünde durmanın ve ahde vefanın diplomatik kazançlardan üstün tutulduğunu göstererek ilgili ifadeyle; Hilfü'l-Fudûl'a katılım güvenilirliğin inanç/kabile sınırı olmaksızın evrensel adalet zemininde tesis edilmesini göstererek ilgili ifadeyle; müşriklerin yalancılık suçlamasında bulunamaması ise muhaliflerin dahi onun doğruluğunu (sıdk) zımnen kabul ettiğini göstererek ilgili ifadeyle birebir örtüşür.

Adım Adım Çözüm

1
Ebû Cendel olayının ahlaki arka planını çözümleme
Ebû Cendel'in, antlaşma maddesi gereği Mekkelilere geri verilmesi zor bir karar olmasına rağmen Hz. Muhammed'in verdiği söze bağlı kalması, ahde vefa ilkesinin ve emanet bilincinin her türlü siyasi/askeri kazancın üstünde tutulduğunu gösterir. Bu durum, sözünde durmanın mutlak ahlaki ilke olması tanımıyla eşleşir.
Olayın doğrudan ahde vefa ve güvenilirlik ilkeleriyle ilişkisini kurabilmek.
2
Hilfü'l-Fudûl hareketinin kuruluş amacını ve işlevini değerlendirme
Hilfü'l-Fudûl toplumsal güvenliği ve yabancı tüccarların haklarını korumayı hedefler. Hz. Muhammed'in bu birliğe katılması, güvenilirliğin sadece kabile içi veya din içi değil, evrensel hak ve adalet arayışıyla doğrudan ilişkili olduğunu gösterir. Bu durum, güvenilirliğin evrensel adalet zemininde aranması tanımıyla eşleşir.
Toplumsal dayanışma ve hak arama hareketlerinin emanet kavramıyla bağını kurabilmek.
3
Mekkelilerin peygamberlik öncesi ve sonrası tutumlarını karşılaştırma
Mekkeli müşrikler tevhit inancına düşmanlık etmelerine rağmen Hz. Muhammed'e hiçbir zaman 'yalancı' diyememiş, aksine onun doğruluğunu bildikleri için başka suçlamalara (sihirbaz, şair vb.) sığınmışlardır. Bu da muhaliflerin dahi onun sıdk (doğruluk) özelliğini kabul ettiğini gösterir. Bu durum, doğruluğun muhaliflerce zımnen kabul edilmesi tanımıyla eşleşir.
Düşmanların dahi kabul etmek zorunda kaldığı dürüstlük ve doğruluk boyutunu kavramak.

Anahtar Kavram

Hz. Muhammed'in Doğruluğu (Sıdk) ve Güvenilirliği (Emanet)
Tahmini Süre:2m 30s
Soru 37Soru

Felsefe tarihi boyunca idealist filozoflar, varlığın temelinde maddi olmayan, düşünsel bir ilkenin yer aldığını savunmuş fakat bu ilkeyi farklı kavramsal temellerle açıklamışlardır. Aşağıda sol sütunda bu filozoflar, sağ sütunda ise onların varlık anlayışlarını özetleyen açıklamalar karışık olarak verilmiştir. Filozofları kendilerine ait olan açıklamalarla doğru şekilde eşleştiriniz.

Soldaki öğeye tıklayın, sonra eşleşen sağdaki öğeye tıklayın

Öğeler

Platon
Aristoteles
Farabi
Hegel

Eşleşmeler

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap

Platon - Duyular dünyasındaki varlıkların aşkın formların gölgeleri olduğunu savunan açıklama; Aristoteles - Varlığı madde ve formun birliği olarak açıklayan görüş; Farabi - Varlığı Zorunlu Varlık ve O'ndan sudur eden mümkün varlıklar olarak açıklayan görüş; Hegel - Varlığı Geist'ın diyalektik gelişimi olarak açıklayan görüş.
Filozofların ontolojik görüşleri ve temel kavramları (Platon'un aşkın ideaları ve gölge benzetmesi, Aristoteles'in madde-form kuramı, Farabi'nin Zorunlu Varlık ve sudur kuramı, Hegel'in diyalektik Geist anlayışı) incelendiğinde, her filozof kendisi için karakteristik olan anahtar ontolojik argümanlarla eşleşmektedir.

Adım Adım Çözüm

1
Platon'un idealist ontolojisini belirleme.
Platon'un aşkın idealar kuramı ve duyular dünyasını 'gölgeler' olarak gören yaklaşımı, duyular dünyasının aşkın formların gölgelerinden ibaret olduğunu belirten açıklama ile eşleştirilir.
Platon, felsefe tarihinde nesnel idealizmin kurucusu olup gerçekliği duyular dünyasından tamamen ayırır.
2
Aristoteles'in madde-form kuramını analiz etme.
Aristoteles'in idealizmi nesnelerin içine taşıyan, varlığı form ve edilgen madde birliği olarak tanımlayan görüşü, madde-form açıklaması ile eşleştirilir.
Aristoteles, Platon'un aşkın idealar dünyasına karşı çıkarak ideaların nesnelerin özünde (formunda) bulunduğunu savunur.
3
Farabi'nin sudur teorisini ve zorunlu varlık kavramını tespit etme.
Farabi'nin ontolojik sistemi olan 'Zorunlu Varlık' ve varoluşun O'ndan taşma (sudur) yoluyla gerçekleştiğini belirten açıklama ile eşleştirilir.
Farabi, İslam felsefesinde Aristotelesçiliği Yeni Platoncu sudur (taşma) kuramıyla birleştirerek idealist bir ontoloji geliştirmiştir.
4
Hegel'in diyalektik idealizmini ve Geist kavramını belirleme.
Hegel'in rasyonel/diyalektik gelişim içindeki Geist (mutlak ruh) kavramı ve 'Düşünsel olan gerçek, gerçek olan ise düşünseldir' ilkesi son açıklama ile eşleştirilir.
Hegel, tüm varlığın mutlak zihnin (Geist) kendini açması ve gerçekleştirmesi süreci olduğunu savunur.

Anahtar Kavram

İdealist filozofların (Platon, Aristoteles, Farabi, Hegel) varlık görüşleri ve temel kavramları.
Tahmini Süre:2m 0s
Soru 38Soru

Ahzâb Suresi 21. ayetinde müminler için en güzel örnek (üsve-i hasene) olduğu belirtilen Hz. Muhammed'in hayatı, insanlığa her alanda rehberlik edecek niteliktedir.

Aşağıda sol sütunda Hz. Muhammed'in hayatından örnek olaylar, sağ sütunda ise bu olayların temsil ettiği üsve-i hasene boyutları verilmiştir. Bu olaylar ile temsil ettikleri boyutları en uygun şekilde eşleştiriniz.

Soldaki öğeye tıklayın, sonra eşleşen sağdaki öğeye tıklayın

Öğeler

Uhud Savaşı öncesinde savunma savaşı yapılması yönündeki çoğunluk kararını, kendi şahsi görüşüne aykırı olmasına rağmen kabul edip uygulaması
Kâbe hakemliği olayında Hacerü'l-Esved'i bir örtünün üzerine koyup tüm kabile liderlerine birlikte taşıtarak muhtemel bir çatışmayı önlemesi
Kızı Hz. Fâtıma yanına geldiğinde ayağa kalkarak onu şefkatle karşılaması, alnından öpmesi ve kendi oturduğu yere oturtması
Geceleri ayakları şişene kadar ibadet etmesi ve kendisine neden bu kadar çok ibadet ettiği sorulduğunda şükreden bir kul olmak istediğini belirtmesi

Eşleşmeler

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap

Hz. Muhammed'in Uhud Savaşı'ndaki kararı istişareye önem veren liderliğini, Kâbe hakemliği toplumsal uzlaşıyı, kızına gösterdiği nezaket aile içi şefkatini, gece ibadeti ise şükür ve kulluk bilincini temsil eder. Bu eşleştirmeler sırasıyla birebir karşılık gelmektedir.
Verilen örnek olaylar Hz. Muhammed'in hayatındaki farklı rollerine (lider, hakem, baba ve kul) işaret etmektedir. Bunlar sırasıyla yönetimde istişareye, toplumsal uzlaşmaya, aile içi şefkate ve kullukta ihlasa denk düşerek birbirini doğrudan tamamlar.

Adım Adım Çözüm

1
Birinci olay olan Uhud Savaşı kararının analiz edilmesi
Peygamber'in kendi fikrine uymasa da ashabın çoğunluğunun kararına riayet etmesi, ortak karara saygı duymayı ve danışarak iş yapmayı (istişare) gösterir.
Yönetimde ortak aklı devreye sokmanın önemini vurgulamak.
2
İkinci olay olan Kâbe hakemliğinin analiz edilmesi
Hacerü'l-Esved'in taşınmasında kabile liderlerinin hepsine sorumluluk verilmesi, adil ve birleştirici bir hakemlik anlayışını yansıtır.
Toplumsal çatışmaları önlemede adalet ve uzlaşma ahlakını göstermek.
3
Üçüncü olay olan Hz. Fâtıma ile ilişkisinin analiz edilmesi
Kızını hürmet ve sevgiyle karşılayarak ona kendi yerini vermesi, aile üyelerine karşı şefkatli ve nazik yaklaşımı ifade eder.
Aile hayatında örnek anne-baba ve çocuk ilişkilerinin ahlaki zeminini kurmak.
4
Dördüncü olay olan gece ibadetinin analiz edilmesi
Çokça ibadet edip bunu şükretmenin bir gereği olarak görmesi, samimi bir inanç ve kulluk şuurunu ortaya koyar.
İbadetlerdeki samimiyet ve şükür boyutunun rehberliğini anlamak.

Anahtar Kavram

Üsve-i Hasene kavramının bireysel, ailevi, toplumsal ve yönetsel boyutlardaki bütüncül ahlaki yansımaları.
Soru 39Soru

İslam ahlakı, bireyin hem kendi iç dünyasında hem de toplumsal ilişkilerinde huzur ve adaleti sağlamasını hedefler. Bu doğrultuda toplumsal bağları zedeleyen bazı davranışlar dinen yasaklanmış ve yerilmiştir.

Aşağıdaki sol sütunda bu yasaklanan davranışlara dair örnek senaryolar, sağ sütunda ise bu senaryolarda öne çıkan ahlaki kavramlar verilmiştir. Sol sütundaki durumları sağ sütundaki uygun kavramlarla eşleştiriniz.

Soldaki öğeye tıklayın, sonra eşleşen sağdaki öğeye tıklayın

Öğeler

Kadir, iş arkadaşının aldığı terfiyi bir türlü kabullenememekte, onun başarısından derin bir rahatsızlık duyarak elindeki bu konumu ve imkanları kaybetmesini içten içe arzulamaktadır.
Zeynep, komşularının evde olmadığı saatleri takip ederek onların kargo paketlerini incelemekte, eve kimlerin girip çıktığını kapı deliğinden gözetleyerek özel hayatlarına dair gizli bilgileri edinmeye çalışmaktadır.
Murat, o sırada yanlarında bulunmayan bir sınıf arkadaşının bazı kişisel kusurlarını ve hoşlanmayacağı davranışlarını, diğer arkadaşlarıyla bir araya geldiğinde gıyab��nda konuşarak dile getirmektedir.
Ayşe, sokakta karşılaştığı bir dostunun telaşla yanından geçip selam vermemesini, onun kendisini bilerek umursamadığı ve küçümsediği şeklinde yorumlayarak zihninde olumsuz yargılar oluşturmaktadır.

Eşleşmeler

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap

Kadir'in durumu Haset, Zeynep'in durumu Tecessüs, Murat'ın durumu Gıybet, Ayşe'nin durumu ise Suizan kavramıyla eşleşmektedir.
Doğru eşleştirmeler yapıldığında Kadir'in durumu kıskançlık ve nimetin elden çıkmasını isteme anlamına gelen haset ile; Zeynep'in durumu insanların mahremiyetini ve gizli hallerini araştırma anlamına gelen tecessüs ile; Murat'ın durumu birinin gıyabında hoşnut olmayacağı şekilde konuşma anlamına gelen gıybet ile; Ayşe'nin durumu ise delilsiz ve olumsuz fikir yürütme olan suizan ile eşleşmektedir.

Adım Adım Çözüm

1
Kadir'in arkadaşının terfisine ve başarısına karşı gösterdiği tutumu değerlendirmek.
Kadir, arkadaşının elindeki imkanların kaybolmasını dilemektedir. Bu tanım İslam ahlakında haset (kıskançlık) kavramına karşılık gelir.
Haset, başkasındaki nimetin gitmesini istemek olarak tanımlanır.
2
Zeynep'in komşularını gözetlemesini ve özel bilgilerini edinmeye çalışmasını incelemek.
Zeynep başkalarının gizli hallerini, mahremiyetini araştırmaktadır. Bu eylem İslam'da tecessüs olarak adlandırılır.
Tecessüs, insanların gizli durumlarını ve kusurlarını araştırma eylemidir.
3
Murat'ın arkadaşı hakkında gıyabında konuşmasını analiz etmek.
Murat, bir kimsenin arkasından duyduğunda hoşlanmayacağı şeyleri konuşmaktadır. Bu durum gıybet tanımıyla eşleşir.
Gıybet, bir insanın arkasından hoşlanmayacağı şekilde konuşmaktır.
4
Ayşe'nin arkadaşının selam vermemesi üzerine geliştirdiği olumsuz düşünceyi yorumlamak.
Ayşe, arkadaşının niyeti hakkında kanıtsız biçimde kötü ve olumsuz yargılarda bulunmaktadır. Bu durum suizandır.
Suizan, bir kimse hakkında kesin bilgiye dayanmadan kötü ve olumsuz düşünceler beslemektir.

Anahtar Kavram

İslam ahlakında yerilen kötü davranışlar ve bunların günlük hayattaki karşılıkları.
Tahmini Süre:2m 0s
Soru 40Soru

Aşağıda verilen büyük iklim tiplerini, karşılarında yer alan yağış, sıcaklık, toprak ve bitki örtüsü gibi belirleyici özellikleri içeren tanımlarla doğru şekilde eşleştiriniz.

Soldaki öğeye tıklayın, sonra eşleşen sağdaki öğeye tıklayın

Öğeler

Akdeniz İklimi
Muson İklimi
Savan İklimi
Tundra İklimi

Eşleşmeler

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap

Akdeniz İklimi ile yazları kurak, kışları cephe yağışlı ve terra rossa topraklı tanım; Muson İklimi ile mevsimlik rüzgarlarla yazın yağış alan ve geniş yapraklı ormanları barındıran tanım; Savan İklimi ile yıl boyu sıcaklığın yüksek olduğu, yazın konveksiyonel yağış alan ve yüksek boylu otsu tanım; Tundra İklimi ile donmuş toprakların çözülmesiyle oluşan bataklık ve liken topluluklarını içeren tanım eşleşmektedir.
Doğru eşleştirmede: Akdeniz İklimi kış cephe yağışları ve kırmızı kalker topraklarıyla (terra rossa); Muson İklimi mevsimlik rüzgarlar (musonlar) ve kışın yaprak döken ormanlarla; Savan İklimi yıl boyu 20C20^\circ\text{C} üstü sıcaklık, yaz konveksiyonel yağışları ve yüksek otsu savanlarla; Tundra İklimi ise donmuş toprakların yazın bataklığa dönüşmesi ve likenlerle eşleşmektedir.

Adım Adım Çözüm

1
Akdeniz ikliminin temel özelliklerini analiz etmek.
Akdeniz iklimi, kış yağışlarının cephesel olması, yazın dinamik yüksek basınç etkisiyle kurak geçmesi ve kalkerli arazide terra rossa topraklarının yaygın olmasıyla tanınır. Bu özellikler üçüncü tanımdaki unsurlarla eşleşir.
İlk iklim tipinin doğru karşılığını belirlemek.
2
Muson ikliminin rüzgar ve yağış rejimini incelemek.
Muson iklimi, mevsimlik rüzgarların (yaz ve kış musonları) yön değiştirmesiyle şekillenir. Yazın denizden gelen nemli hava yamaç boyunca yükselerek bol yağış bırakırken kışın karadan esen rüzgar kuraklık yaratır. Bu durum birinci tanımdaki ifadelerle eşleşir.
İkinci iklim tipinin mevsimlik rüzgarlarla ilişkisini kurmak.
3
Savan ikliminin sıcaklık ve ot toplulukları ilişkisini incelemek.
Savan iklimi subtropikal kuşakta yer alır ve yıl boyu sıcaklık 20C20^\circ\text{C} üzerindedir. Yazın konveksiyonel yağışlar alırken kışın kuraktır; bitki örtüsü sararan uzun boylu otlar (savan) ve akarsu boylarındaki galeri ormanlarıdır. Bu özellikler ikinci tanımdaki ifadelerle örtüşür.
Üçüncü iklim tipinin sıcaklık ve bitki örtüsü özelliklerini doğrulamak.
4
Tundra ikliminin toprak ve bitki sınırını değerlendirmek.
Tundra ikliminde sıcaklıklar yılın en fazla 2-3 ayı 0C0^\circ\text{C} üzerine çıkar. Toprak yazın çözülüp bataklık halini alır ve ağaç yetişmesine izin vermeyerek liken ve yosunlardan oluşan bitki örtüsünü barındırır. Bu durum dördüncü tanımdaki ifadelerle tam olarak eşleşir.
Son iklim tipinin zemin ve vejetasyon özelliklerini doğrulamak.

Anahtar Kavram

Büyük iklim tiplerinin sıcaklık, yağış, rüzgar sistemleri, toprak özellikleri ve bitki örtüsü dağılışlarıyla olan ilişkileri.
Tahmini Süre:1m 30s
ÖncekiSayfa 2 / 53Sonraki
Tüm alıştırma soruları — YKS TYT (Temel Yeterlilik Testi) | Examkin