Tüm alıştırma soruları

6755 soru

Soru 501Soru

Sözcüklerin temel anlamlarından tamamen sıyrılarak kazandığ�� yeni ve soyut anlamlara mecaz anlam denir. Buna göre, aşağıdaki cümlelerin hangisinde altı çizili sözcük mecaz anlamıyla kullanılmıştır?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Yazarın son romanındaki bu soğuk anlatım, okurun karakterlerle duygusal bir bağ kurmasını engelliyor.

Cevap

Yazarın son romanındaki bu soğuk anlatım ifadesinde geçen 'soğuk' sözcüğü mecaz anlamda kullanılmıştır.
Yazarın son romanındaki bu soğuk anlatım ifadesinde geçen 'soğuk' sözcüğü, gerçek anlamı olan 'ısısı düşük' anlamından tamamen uzaklaşarak 'duygudan ve samimiyetten yoksun, mesafeli' anlamında soyut bir nitelik kazanmıştır. Bir sözcüğün gerçek anlamından tamamen sıyrılarak kazandığı bu yeni soyut anlam mecaz anlamdır.

Adım Adım Çözüm

1
Eylem: Seçeneklerdeki altı çizili sözcüklerin cümle içindeki anlamlarını belirlemek.
Sonuç: Gemi burnu, saatin dişi, dağın eteği ve çantanın gözü ifadeleri somut benzerlik ilişkilerine dayanırken, soğuk anlatım ifadesi tamamen soyut bir anlam taşımaktadır.
Neden: Mecaz anlam ile yan anlam arasındaki farkı netleştirmek için sözcüklerin temel anlamlarıyla olan bağını ve soyutluk durumunu incelemek gerekir.
2
Eylem: Yan anlam taşıyan sözcükleri tespit etmek ve elemek.
Sonuç: Burun, diş, etek ve göz sözcüklerinin şekil veya işlev benzerliğiyle somut varlıklara aktarılarak yan anlam kazandığı belirlenir ve elenir.
Neden: Öğrencilerin en çok düştüğü yanılgı olan, organ isimlerinin cansız varlıklara yakıştırılmasını (yan anlam) mecaz anlam sanma hatasını elenerek doğru cevaba yaklaşılır.
3
Eylem: Mecaz anlamlı sözcüğü belirlemek.
Sonuç: Soğuk anlatım ifadesindeki 'soğuk' kelimesinin ısı anlamından tamamen koparak soyut bir nitelik (duygusuz, mesafeli) kazandığı ve mecazlaştığı doğrulanır.
Neden: Doğru seçeneğe ulaşmak için kelimenin temel anlamından tamamen sıyrılarak yeni bir soyut anlam kazandığını kanıtlamak.

Anahtar Kavram

Mecaz Anlam ve Yan Anlam Ayrımı
Soru 502Soru

Osmanlı Devleti'nde tımar sahipleri, kendilerine tahsis edilen topraklarda yaşayan köylüler (reaya) üzerinde mutlak bir yargı yetkisine sahip değildi. Tımar sahibi, kanunnamelerde belirtilen vergiler dışında reayadan fazladan vergi talep edemez, köylüyü toprağından çıkaramaz ve köylüye keyfi cezalar veremezdi. Taşradaki adli yetki ise doğrudan merkeze bağlı kadıların elindeydi.

Bu bilgiler doğrultusunda, Osmanlı tımar sisteminin Avrupa'daki feodal düzenden ayrılan temel farkı aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Toprak mülkiyeti ile yargı g��cünün devlet denetiminde tutulmasıyla taşrada feodal yapıların oluşmasının engellenmesi

Cevap

Toprak mülkiyeti ile yargı gücünün devlet denetiminde tutulmasıyla taşrada feodal yapıların oluşmasının engellenmesi
Doğru yanıt olan seçenek, Osmanlı Devleti'nin toprak mülkiyetini elinde bulundurması ve adli yetkiyi bağımsız kadılara vermesi sayesinde taşradaki askeri yöneticilerin (tımar sahiplerinin) kendi başlarına siyasi, hukuki ve ekonomik birer güç odağı haline gelmesini engellediğini ifade eder. Bu durum, Avrupa'daki feodal sistemde senyörlerin toprak ve yargı üzerinde sahip olduğu mutlak haklar ile taban tabana zıttır ve doğrudan merkezi otoriteyi güçlendirmeyi amaçlar.

Adım Adım Çözüm

1
Parçadaki temel bilgileri analiz etmek
Tımar sahibinin köylü üzerinde mutlak yargı gücünün olmadığı ve taşradaki adli yetkinin bağımsız kadılara ait olduğu belirlendi.
Sistemin adli ve idari işleyiş sınırlarını netleştirmek için.
2
Osmanlı tımar sistemi ile Avrupa feodalizminin temel farklarını karşılaştırmak
Avrupa'da derebeylerinin kendi topraklarında mutlak yargı ve mülkiyet hakkı varken, Osmanlı'da bu yetkilerin devlette (merkezde) saklı tutulduğu görüldü.
Soruda istenen 'feodal düzenden ayrılan temel farkı' tespit edebilmek için.
3
Elde edilen sonuçları seçeneklerle eşleştirmek
Toprak mülkiyetinin ve yargının devlet denetiminde kalmasının taşrada bağımsız feodal yapıların ortaya çıkmasını engellediği ve merkezi otoriteyi koruduğu sonucuna ulaşıldı.
Doğru seçeneği belirlemek için.

Anahtar Kavram

Tımar sisteminin feodaliteden farkı ve merkezi otoriteyle ilişkisi
Tahmini Süre:2m 0s
Soru 503Soru

Soyut bir kavramın, somut anlamlı bir sözcükle karşılanarak zihinde daha belirgin hale getirilmesine "somutlama" denir.

Buna göre aşağıdaki cümlelerin hangisinde somutlama yapılmıştır?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Zamanla içindeki umutlar da birer birer solup gitti.

Cevap

Zamanla içindeki umutlar da birer birer solup gitti.
Doğru seçenekte yer alan 'umut' sözcüğü soyut bir kavramdır. Bu kavram, bitkilerin canlılığını yitirmesini ifade eden somut anlamlı 'solmak' sözcüğü ile bir arada kullanılarak somutlaştırılmıştır. Bu sayede soyut bir durum, somut bir olay üzerinden zihinde daha belirgin kılınmıştır.

Adım Adım Çözüm

1
Soru kökünü ve somutlama tanımını analiz edin.
Somutlamanın, soyut bir kavramın somut özellikler gösteren bir sözcükle zihinde canlandırılması olduğu belirlendi.
Sorunun bizden ne istediğini netleştirmek ve doğru kavramsal çerçeveyi kurmak için.
2
Seçeneklerdeki anlam ilişkilerini ve sözcüklerin anlam kaymalarını inceleyin.
Umutlar solup gitti cümlesinde soyut olan 'umut' kavramının, bitkilere özgü somut bir eylem olan 'solmak' ile birlikte kullanılarak somutlaştırıldığı belirlendi.
Somutlama tanımına uyan seçeneği tespit etmek için.
3
Diğer seçeneklerdeki mecaz, yan ve gerçek anlamlı kullanımları eleyin.
Diğer seçeneklerdeki 'yıkılmak' (mecaz), 'parmağı olmak' (deyim aktarması), 'yokuşun başı' (yan anlam) ve 'soğuk hava' (gerçek anlam) ifadelerinin somutlama içermediği teyit edildi.
Çeldiricilerin somutlama olmadığını doğrulayarak cevaptan emin olmak için.

Anahtar Kavram

Somut ve Soyut Anlam (Somutlama ve Soyutlama)
Tahmini Süre:1m 0s
Soru 504Soru

"Bu yılki uluslararası kitap fuarına sadece ödüllü yazarlar davet edilmiş olsa da fuar bünyesinde düzenlenen panellere tüm edebiyatseverler ücretsiz olarak katılabilmiştir." cümlesinden yola çıkılarak, fuara davet edilen yazarların tamamının en az bir ödül almış olduğu yargısına kesin olarak ulaşılabilir.

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: True

Cevap

Fuara davet edilen yazarların tamamının en az bir ödül almış olduğu yargısı doğrudur.
Verilen cümlede fuara davet edilen yazarların 'sadece ödüllü yazarlar' olduğu belirtilmiştir. Bu sınırlandırma, davet edilen tüm yazarların en az bir ödül almış olduğunu kesinleştirir.

Adım Adım Çözüm

1
Cümledeki sınırlandırıcı ifadeleri belirleme
Cümlede geçen 'sadece ödüllü yazarlar' ifadesindeki 'sadece' edatı tespit edilir.
Anlam sınırlandırması yapan sözcükler, cümlenin kesin yargı sınırlarını çizer.
2
Davet edilen yazar kümesinin niteliğini analiz etme
Fuara davet edilen tüm yazarların 'ödüllü' olma ortak özelliğine sahip olduğu anlaşılır.
Eğer davetliler yalnızca ödül alanlardan seçildiyse, ödül almamış hiç kimse davet edilmemiştir.
3
Çıkarılan yargıyı cümlenin anlamıyla karşılaştırma
Cümleden çıkarılan 'davetlilerin tamamının ödüllü olduğu' bilgisi ile öncüldeki yargının uyuştuğu doğrulanır.
Cümledeki kesin sınırlarla doğrudan eşleşen yargılar mantıksal olarak doğrudur.

Anahtar Kavram

Cümleden kesin yargı çıkarma sürecinde 'sadece', 'tek', 'yalnız' gibi sınırlandırıcı sözcüklerin cümlenin anlam kapsamını nasıl daralttığını belirlemek.
Soru 505Soru

Aşağıda verilen cümleleri, taşıdıkları anlam özelliklerine göre yanlarındaki kavramlarla doğru bir şekilde eşleştiriniz.

Soldaki öğeye tıklayın, sonra eşleşen sağdaki öğeye tıklayın

Öğeler

Lirik şiir; şairin iç dünyasını, heyecan ve coşkularını duygusal bir dille aktaran şiir türüdür.
Yazarın son romanı, önceki eserlerine kıyasla daha yalın ve anlaşılır bir dille kaleme alınmış.
Tut ki bu yılki üniversite sınavında hedeflediğin bölüme yerleşemedin, nasıl bir yol izlersin?
Havanın aniden soğumasıyla birlikte y��ksek kesimlere bu gece kar yağabilir.

Eşleşmeler

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap

Birinci cümle Tanım, ikinci cümle Karşılaştırma, üçüncü cümle Varsayım ve dördüncü cümle Olasılık kavramıyla eşleşmelidir.
Cümlelerde geçen ipucu ifadeler (nedir sorusunun cevabı, kıyasla/daha, tut ki, -ebilir) sırasıyla tanım, karşılaştırma, varsayım ve olasılık anlamlarını açıkça sağlamaktadır.

Adım Adım Çözüm

1
İlk cümledeki 'nedir?' sorusuna verilen yanıtı ve tanım yapısını incelemek.
Lirik şiirin tanımının yapıldığı belirlenir.
Tanım cümlesini tespit etmek için.
2
İkinci cümledeki kıyaslama bildiren 'kıyasla, daha' gibi ifadeleri incelemek.
İki eserin karşılaştırıldığı belirlenir.
Karşılaştırma cümlesini tespit etmek için.
3
Üçüncü cümledeki 'tut ki' varsayım ifadesini analiz etmek.
Gerçekleşmemiş bir durumun gerçekleşmiş gibi kabul edildiği belirlenir.
Varsayım cümlesini tespit etmek için.
4
Dördüncü cümledeki ihtimal bildiren '-ebilir' ekini değerlendirmek.
Eylemin gerçekleşme ihtimalinin bulunduğu belirlenir.
Olasılık cümlesini tespit etmek için.

Anahtar Kavram

Cümlede Kavramlar (Tanım, Karşılaştırma, Varsayım, Olasılık)
Tahmini Süre:1m 0s
Soru 506Soru

Verilen cümlelerde geçen 'göz' kelimelerinin yüklendiği anlam işlevlerini (gerçek, yan, mecaz) uygun şekilde gruplandırarak eşleştiriniz.

Soldaki öğeye tıklayın, sonra eşleşen sağdaki öğeye tıklayın

Öğeler

Dolabın üst gözündeki dosyaları düzenlemek için bir merdivene ihtiyacımız olacak.
Aşırı tozlu ortamda çalışan ustanın gözleri bir süre sonra kanlanmaya başladı.
Yazarın son kitabındaki analizler, toplumsal sorunlara yepyeni bir gözle bakmamızı sağlıyor.

Eşleşmeler

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap

Dolabın üst gözündeki ifadesi yan anlamla, ustanın gözleri ifadesi gerçek anlamla ve yepyeni bir gözle bakmak ifadesi mecaz anlamla eşleşir.
Verilen cümlelerdeki 'göz' sözcükleri bağlamlarına göre incelendiğinde; ustanın görme organı kastedilerek gerçek anlam, dolabın bölmesi kastedilerek şekil/işlev benzerliğiyle yan anlam ve bakış açısı kastedilerek tamamen soyut bir anlamda mecaz anlam kullanılmıştır. Bu doğrultuda yapılan eşleştirme doğrudur.

Adım Adım Çözüm

1
Cümlelerdeki 'göz' sözcüklerinin cümle içindeki anlamlarını ve gerçek anlamlarıyla olan ilişkilerini incelemek.
İlk cümlede dolabın bölmesi, ikinci cümlede görme organı, üçüncü cümlede ise bakış açısı anlamlarının taşındığı tespit edilir.
Eşleştirmenin doğru yapılabilmesi için öncelikle her sözcüğün cümledeki kullanım amacını belirlemek gerekir.
2
Tespit edilen anlamların gerçek, yan ve mecaz anlam tanımlarıyla karşılaştırılması.
Dolabın gözünün somut bir benzerlikle yan anlam, organ olan gözün gerçek anlam, bakış açısı olan gözün ise soyut bir kullanım olarak mecaz anlam olduğu belirlenir.
Tanımlara göre sözcüklerin anlam özelliklerini doğru kategorize etmek gerekir.
3
Belirlenen kategorilere göre sol sütundaki cümleleri sağ sütundaki anlam özellikleriyle eşleştirmek.
Dolabın gözü cümlesi yan anlamla, ustanın gözleri cümlesi gerçek anlamla ve yepyeni bir gözle cümlesi mecaz anlamla eşleştirilir.
Eşleştirme işlemini tamamlayıp doğru çiftleri oluşturmak.

Anahtar Kavram

Yan Anlam (Sözcüklerin temel anlamlarından tamamen kopmadan şekil veya işlev benzerliğiyle yeni anlamlar kazanması)
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 507Soru

(I) Cumhuriyet Dönemi Türk edebiyatının önemli isimlerinden olan yazar, bu yapıtında büyük kentin gürültüsünden kaçarak Ege kıyılarında huzuru arayan yalnız bir aydının varoluşsal sancılarını işlemektedir. (II) Sanatçı, karakterlerinin psikolojik derinliklerini yansıtırken iç konuşma ve bilinç akışı gibi tekniklerden yararlanarak anlatımına dinamik bir tempo kazandırmıştır. (III) Eser boyunca betimlenen tabiat tasvirlerinde yerel söyleyişlerin ve halk dilinin kıvrak deyişlerinin tercih edilmesi, anlatıcının samimi ve yapaylıktan uzak tavrını pekiştirmiştir. (IV) Yazarın, kuşaklar arası çatışmayı ve değişen değer yargılarını tarihsel bir zemin üzerinde sorguladığı bu romanda, kısa ve kesik cümlelerin yarattığı imgesel anlatım hemen göze çarpar. (V) Edebiyat eleştirmenleri, eserin geniş kitleler tarafından beğenilmesinin arkasında yazarın toplumsal gerçekleri tüm çıplaklığıyla gözler önüne sermesinin yattığını belirtmektedirler.

Yukarıdaki numaralanmış cümlelerin hangisinde hem içerik (konu) hem de üslup (biçem) özelliklerine birlikte yer verilmiştir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: IV. cümlede

Cevap

Dördüncü cümlede hem içerik (kuşaklar arası çatışma ve değişen değer yargılarının sorgulanması) hem de üslup (kısa ve kesik cümlelerin yarattığı imgesel anlatım) özellikleri bir arada verilmiştir.
Dördüncü cümlede, yazarın kuşaklar arası çatışmayı ve değişen değer yargılarını sorgulaması eserin konusunu (içeriğini); kısa ve kesik cümleler ile imgesel bir tarz kullanması ise eserin biçemini (üslubunu) temsil eder. İki öge de aynı cümlede açıkça ifade edilmiştir.

Adım Adım Çözüm

1
Cümlelerin hangilerinde eserde neyin anlatıldığına dair bilgi (içerik/konu) olduğunu belirleme
Birinci cümlede 'yalnız bir aydının varoluşsal sancıları' ve dördüncü cümlede 'kuşaklar arası çatışmayı ve değişen değer yargılarını tarihsel bir zemin üzerinde sorgulaması' ifadeleri içerik bildirmektedir.
İçerik cümleleri, eserin konusunu ve neyi işlediğini açıklar.
2
Cümlelerin hangilerinde yazarın dili ve anlatım tarzına dair bilgi (üslup/biçem) olduğunu belirleme
İkinci cümlede 'iç konuşma ve bilinç akışı gibi teknikler, dinamik tempo', üçüncü cümlede 'yerel söyleyişler, halk dilinin deyişleri, samimi anlatım' ve dördüncü cümlede 'kısa ve kesik cümleler, imgesel anlatım' ifadeleri üslup bildirmektedir.
Üslup cümleleri, eserin nasıl yazıldığını, dil ve anlatım özelliklerini açıklar.
3
İki özelliğin de (içerik ve üslup) aynı cümlede bulunup bulunmadığını kontrol etme
Dördüncü cümlede hem konu ('kuşaklar arası çatışmayı ve değişen değer yargılarını sorguladığı') hem de üslup ('kısa ve kesik cümlelerin yarattığı imgesel anlatım') bir arada kullanılmıştır.
Soru kökünde her iki özelliğin de birlikte yer aldığı cümlenin bulunması istenmektedir.

Anahtar Kavram

İçerik (konu) cümleleri eserin neyi anlattığını, üslup (biçem) cümleleri ise eserin nasıl anlatıldığını (dil, teknik, üslup özellikleri) belirtir. Hem içerik hem üslup bildiren cümlelerde bu iki öge bir arada bulunur.
Tahmini Süre:2m 0s
Soru 508Soru

Aşağıdaki cümlelerde kalın yazılmış sözcükleri, köklerinin veya kullanımlarının anlamsal/dil bilgisel özelliklerine göre sağ sütundaki tanımlarla eşleştiriniz.

Soldaki öğeye tıklayın, sonra eşleşen sağdaki öğeye tıklayın

Öğeler

Girişteki koridorun sol tarafında bulunan kütüphane, günün her saati sessiz ve huzurluydu.
Yıllardır süren bu anlams��z davanın nihayet dostane bir barış ile sonuçlanması herkesi rahatlattı.
Şair, şiirlerinde toplumsal meseleleri ele alırken her zaman estetik bir hâl aramayı da ihmal etmezdi.
Masanın çekmecesindeki eski gözde saklanan mektuplar, geçmişin tüm sırlarını bar��ndırıyordu.

Eşleşmeler

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap

Girişteki koridorun sol tarafında bulunan... cümlesindeki 'sol' sözcüğü gerçek sesteş kök tanımıyla; Yıllardır süren bu anlamsız davanın... cümlesindeki 'barış' sözcüğü ortak kök tanımıyla; Şair, şiirlerinde toplumsal... cümlesindeki 'hâl' sözcüğü düzeltme işaretli sözcük tanımıyla; Masanın çekmecesindeki eski gözde... cümlesindeki 'göz' sözcüğü ise yan anlamlı sözcük tanımıyla eşleşmektedir.
Sol sözcüğü sesteş köktür çünkü 'solmak' fiiliyle hiçbir anlam bağı yoktur. Barış sözcüğü hem isim hem fiil olarak anlam ilişkisi koruduğu için ortak köktür. Hâl sözcüğü düzeltme işareti nedeniyle sesteşlik oluşturamaz. Göz sözcüğü çekmecenin bölmesi anlamında yan anlamlıdır ve sesteş değildir.

Adım Adım Çözüm

1
Cümlelerde kalın yazılan sözcüklerin (sol, barış, hâl, gözde) temel anlamlarını ve cümledeki işlevlerini belirlemek.
sol (yön ismi), barış (isim), hâl (durum ismi), gözde (çekmece gözü, isim) olarak tespit edilmiştir.
Sözcüklerin sesteşlik ve kök özelliklerini doğru analiz edebilmek için cümle içindeki bağlamlarını anlamak gerekir.
2
Her bir sözcüğün kök türünü ve sesteşlik/kökteşlik durumunu kurallara göre sınıflandırmak.
'sol' sözcüğünün 'solmak' fiiliyle anlam ilişkisi yoktur (sesteş). 'barış' sözcüğünün 'barışmak' fiiliyle anlam ilişkisi vardır (ortak kök). 'hâl' düzeltme işaretli olduğu için sesteş olamaz. 'göz' yan anlamdadır.
Kural dışı durumları (düzeltme işareti, yan anlam, ortak kök) ayırt ederek doğru tanımlarla eşleştirmek.
3
Sınıflandırılan sözcükleri sağ sütundaki tanımlarla eşleştirmek.
sol -> sesteş kök, barış -> ortak kök, hâl -> düzeltme işaretli sözcük, gözde -> yan anlamlı sözcük.
Eşleştirmenin doğruluğunu teyit ederek nihai eşleşme tablosunu oluşturmak.

Anahtar Kavram

Eş Sesli (Sesteş) Sözcükler, Ortak Kök ve Yan Anlam Ayırımı
Tahmini Süre:2m 0s
Soru 509Soru

Bir sanatçının, yaratıcılığın önündeki en büyük engelin nesnel gerçekliğe sadakat olduğunu iddia etmesi, aslında kendi zihinsel sınırlarını aşma zahmetinden kaçınmak için sığındığı bir bahaneden ibarettir.

Bu cümleyle anlamca en yakın olan cümle aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Dış dünyayı olduğu gibi yansıtmanın özgünlüğü zedeleyeceğini ileri sürmek, yaratıcının kendi düşünsel kalıplarını kırma noktasındaki isteksizliğini gizleme çabasıdır.

Cevap

Dış dünyayı olduğu gibi yansıtmanın özgünlüğü zedeleyeceğini ileri sürmek, yaratıcının kendi düşünsel kal��plarını kırma noktasındaki isteksizliğini gizleme çabasıdır.
Doğru yanıt olan seçenek, öncül cümledeki tüm anlamsal katmanları eksiksiz karşılamaktadır. Öncüldeki 'nesnel gerçekliğe sadakat' ifadesi 'dış dünyayı olduğu gibi yansıtmak' ile; 'yaratıcılığın önündeki engel' ifadesi 'özgünlüğü zedelemek' ile; 'zihinsel sınırları aşma zahmetinden kaçınmak için sığınan bahanedir' ifadesi de 'düşünsel kalıpları kırma isteksizliğini gizleme çabasıdır' şeklinde karşılanmıştır. Cümleler arasında hiçbir anlam boşluğu kalmamış ve dışarıdan yeni bir yorum eklenmemiştir.

Adım Adım Çözüm

1
Öncül cümleyi anlam ögelerine ve anahtar sözcük gruplarına ayırma.
Öncüldeki temel kavramlar belirlenir: 1. 'Nesnel gerçekliğe sadakat' (yani dış dünyayı olduğu gibi yansıtmak), 2. 'Yaratıcılığın önündeki en büyük engel olduğunu iddia etmek' (özgünlüğe zarar verdiğini savunmak), 3. 'Zihinsel sınırları aşma zahmetinden kaçınmak' (düşünsel kalıpları kırma konusundaki isteksizlik), 4. 'Sığınılan bir bahane olmak' (gizleme çabası).
Cümleler arası anlam eşleştirmesini doğru yapabilmek için öncelikle kaynak cümlenin anlamsal haritasını çıkarmak gerekir.
2
Çıkarılan kavramların alternatif sözcüklerle nasıl ifade edilebileceğini belirleme.
'Nesnel gerçekliğe sadakat' = 'Dış dünyayı olduğu gibi yansıtmak'; 'Yaratıcılığı engellemek' = 'Özgünlüğü zedelemek'; 'Zihinsel sınırları aşma zahmetinden kaçınmak' = 'Düşünsel kalıpları kırma isteksizliği'; 'Sığınılan bir bahane olmak' = 'Gizleme çabası'.
Özdeş anlamlı cümlelerde kavramlar genellikle eş anlamlı veya yakın anlamlı söz gruplarıyla yeniden yapılandırılır.
3
Seçeneklerdeki ifadeleri öncüldeki kavramlarla mantıksal ve anlamsal açıdan karşılaştırma.
Dış dünyayı olduğu gibi yansıtmanın özgünlüğü zedeleyeceğini ileri sürmenin yaratıcının kendi düşünsel kalıplarını kırma isteksizliğini gizleme çabası olduğunu belirten seçenek, öncül ile tam bir anlamsal örtüşme sağlar.
Çeldiricilerdeki anlam sapmalarını, eklenen öznel yorumları veya bozulan mantıksal ilişkileri tespit ederek doğru seçeneğe ulaşmak hedeflenir.

Anahtar Kavram

Yakın ve Özdeş Anlamlı Cümleler
Tahmini Süre:2m 0s
Soru 510Soru

(I) Küreselleşmenin getirdiği kültürel tek tipleşmeye karşı koymak isteyen yerel topluluklar, kendi geleneksel üretim biçimlerini korumak amacıyla çeşitli kooperatifler kuruyorlar. (II) Bu kooperatifler sayesinde unutulmaya yüz tutmuş zanaatlar yeniden canlanırken yerel ekonomi de hatırı sayılır bir ivme kazanıyor. (III) Ancak yerel üreticilerin bu çabaları, devlet ve sivil toplum kuruluşları tarafından finansal olarak desteklendikçe sürdürülebilir bir nitelik kazanacaktır. (IV) Günümüzde birçok genç zanaatkâr, usta-çırak ilişkisinin yok olması yüzünden bu meslekleri devam ettirecek yeterli donanıma sahip olamıyor. (V) Oysa geçmişin birikimini modern tasarımlarla harmanlayan özgün bir dil yakalamak, gelenekseli geleceğe taşımanın en güvenilir yoludur.

Bu parçadaki numaralanmış cümlelerin hangisinde eylemin veya durumun gerçekleşmesi bir koşula bağlanmıştır?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: III. cümlede

Cevap

Yerel üreticilerin çabalarının sürdürülebilir bir nitelik kazanmasının devlet ve sivil toplum kuruluşları tarafından finansal olarak desteklenmesi koşuluna bağlandığı III. cümlede koşul-sonuç ilişkisi bulunmaktadır.
III. cümlede, yerel üreticilerin çabalarının sürdürülebilir bir nitelik kazanması durumu, "desteklendikçe" ifadesiyle devlet ve sivil toplum kuruluşları tarafından finansal olarak desteklenmesi koşuluna bağlanmıştır. Türkçe'de koşul anlamı yalnızca "-se/-sa" ekiyle değil, "-dikçe/-dıkça" gibi zarf-fiil ekleriyle de kurulabilmektedir.

Adım Adım Çözüm

1
Parçadaki cümlelerin anlam ilişkilerini incelemek.
I. cümlede amaç-sonuç, II. cümlede durum tespiti, III. cümlede koşul-sonuç, IV. cümlede neden-sonuç, V. cümlede ise öznel değerlendirme tespit edilmiştir.
Soruda istenen koşul-sonuç ilişkisini içeren cümleyi belirlemek için tüm seçeneklerin yapısını çözümlemek gerekir.
2
Koşul-sonuç ilişkisinin kurulduğu cümleyi saptamak.
III. cümlede yer alan "desteklendikçe" zarf-fiili, sürdürülebilir olmanın koşulunu ortaya koymaktadır.
Eylemin veya durumun gerçekleşmesinin hangi şarta bağlı olduğunu gösteren eki (-dikçe) ve anlam ilişkisini doğrulamak.

Anahtar Kavram

Cümlede Koşul-Sonuç İlişkisi
Soru 511Soru

Modern mimaride sürdürülebilirlik ilkelerinin benimsenmesi, sadece çevre dostu malzemelerin kullanımıyla sınırlı kalmayıp enerji tüketimini en aza indiren akıllı bina otomasyon sistemlerinin tasarıma entegre edilmesiyle ancak 21. yüzyılda küresel bir standart hâline gelebilmiştir.

Bu cümleden hareketle, sürdürülebilirlik ilkelerinin modern mimaride küresel düzeyde ortak bir ölçüt hâline gelmesi 21. yüzyıldan önce gerçekleşmemiştir.

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: True

Cevap

Verilen yargı doğrudur çünkü cümlede sürdürülebilirlik ilkelerinin küresel düzeyde bir standart hâline gelmesinin ancak 21. yüzyılda gerçekleşebildiği açıkça ifade edilmiştir.
Cümlede kullanılan 'ancak 21. yüzyılda küresel bir standart hâline gelebilmiştir' ifadesi, bu durumun 21. yüzyıldan önce gerçekleşmediğini kesin olarak doğrular.

Adım Adım Çözüm

1
Cümledeki sınırlandırıcı ifadeleri belirleme
Cümledeki 'ancak' edatı, sürdürülebilirlik ilkelerinin küresel bir standart hâline gelmesinin sadece 21. yüzyıl ve sonrasına ait bir durum olduğunu sınırlandırır.
Sınırlandırma bildiren kelimeler, cümleden çıkarılabilecek kesin yargıların kapsamını belirlemede temel anahtardır.
2
Önerilen yargı ile cümledeki sınırlandırmayı karşılaştırma
Değerlendirilen yargıda bu durumun 21. yüzyıldan önce gerçekleşmediği belirtilmektedir. Bu ifade, cümledeki 'ancak 21. yüzyılda küresel bir standart hâline gelebilmiştir' ifadesiyle tam olarak örtüşmektedir.
Yargının doğruluğunu doğrulamak için cümledeki zaman ve kapsam sınırları karşılaştırılmalıdır.

Anahtar Kavram

Cümleden Yargı Çıkarma ve Anlam Sınırlandırma
Soru 512Soru

Matematik dersinde öğretmen, tahtaya yazılı olan p(qr)p \Rightarrow (q \vee r) önermesinin karşıt tersini bulmalarını istemiştir. Buna göre, bu önermenin karşıt tersi aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: (qr)p(q' \wedge r') \Rightarrow p'

Cevap

(qr)p(q' \wedge r') \Rightarrow p' önermesidir.
Koşullu önermenin karşıt tersi bulunurken önermenin bileşenleri yer değiştirir ve değilleri alınır. Buradan elde edilen ifade De Morgan kurallarıyla sadeleştirildiğinde doğru sonuca ulaşılır.

Adım Adım Çözüm

1
Koşullu önermenin karşıt tersi kuralını belirleme.
Bir ABA \Rightarrow B önermesinin karşıt tersi BAB' \Rightarrow A' önermesidir. Bu durumda, p(qr)p \Rightarrow (q \vee r) önermesinin karşıt tersi (qr)p(q \vee r)' \Rightarrow p' olur.
Koşullu önermelerde karşıt ters, bileşenlerin yerlerinin değiştirilip değillerinin alınmasıyla elde edilir.
2
De Morgan kurallarını kullanarak (qr)(q \vee r)' ifadesini sadeleştirme.
(qr)qr(q \vee r)' \equiv q' \wedge r' denkliği elde edilir.
Veya bağlacının değilini alırken bileşenlerin değili alınır ve bağlaç 've' bağlacına dönüşür.
3
Elde edilen sonuçları birleştirerek karşıt ters önermesini yazma.
(qr)p(q' \wedge r') \Rightarrow p' önermesi bulunur.
İlk adımda bulduğumuz (qr)p(q \vee r)' \Rightarrow p' ifadesinde (qr)(q \vee r)' yerine eşdeğeri olan qrq' \wedge r' yazılır.

Anahtar Kavram

Koşullu önermenin karşıt tersi ve De Morgan kuralları
Soru 513Soru

Vezüv Yanardağı’nın MS 79 yılındaki patlamasıyla küller altında kalan Herculaneum kentinde, karbonlaşmış yüzlerce antik parşömen rulosu bulunmuştur. Kömürleşmiş olmaları nedeniyle dokunulduğu an ufalanıp yok olma riski taşıyan bu belgeler, yüzyıllar boyunca okunamamıştır. Ancak günümüzde geliştirilen yapay zekâ algoritmaları ve üç boyutlu tomografi taramaları sayesinde bu ruloları fiziksel olarak açmaya gerek kalmadan satır satır okumak mümkün hâle gelmiştir. Bilgisayarlı tomografiyle parşömenin katmanları taranmakta, ardından yapay zekâ yazılımları mürekkebin parşömen üzerindeki hafif kabartılarını ve doku değişikliklerini tespit ederek harfleri görünür kılmaktadır. Bu teknolojik ilerleme, antik dünyaya ait kayıp metinlerin gün yüz��ne çıkarılması konusunda arkeoloji dünyasında yeni bir çığır açmıştır.

Bu parçadan hareketle sözü edilen parşömenler ve onları okuma yöntemiyle ilgili olarak aşağıdakilerden hangisine ula��ılamaz?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Rulolardan elde edilen ilk bulguların, antik Roma toplumunun kültürel ve gündelik yaşamına dair bilinmeyenleri aydınlattığına

Cevap

Rulolardan elde edilen ilk bulguların, antik Roma toplumunun kültürel ve gündelik yaşamına dair bilinmeyenleri aydınlattığına
Rulolardan elde edilen ilk bulguların antik Roma toplumunun kültürel ve gündelik yaşamına dair bilinmeyenleri aydınlattığını belirten yargı paragraftan çıkarılamaz. Paragrafta antik dünyaya ait kayıp metinlerin okunabilmesinin arkeoloji dünyasında yeni bir çığır açtığı söylenmiş olsa da bu metinlerin içeriğinin ne olduğuna veya antik Roma'nın günlük yaşamını aydınlattığına dair bir bilgi verilmemiştir. Bu nedenle bu yargıya ulaşılması mümkün değildir.

Adım Adım Çözüm

1
Paragrafın genel konusunu ve yardımcı düşüncelerini belirleme
Paragrafta Herculaneum kentinde bulunan kömürleşmiş parşömenlerin yapay zekâ ve tomografi yardımıyla fiziksel olarak açılmadan okunabilmesi yöntemi ve bu yöntemin arkeolojideki önemi anlatılmaktadır.
Soruda yardımcı düşüncelere ulaşılamaz olanı bulmak için metindeki anahtar bilgileri belirlemek gerekir.
2
Seçenekleri paragraftaki cümlelerle eşleştirme
Parşömenlerin hassas yapısının okunmayı engellediği bilgisi ikinci cümleden; fiziksel olarak açılmadan okunabildiği bilgisi üçüncü cümleden; yapay zekanın yüzeydeki kabartı ve değişimleri algıladığı bilgisi dördüncü cümleden; arkeolojide çığır açtığı bilgisi ise son cümleden çıkarılır.
Yardımcı düşünce sorularında her seçeneğin metinde bir karşılığı olup olmadığını denetlemek gerekir.
3
Metinde doğrudan veya dolaylı olarak yer almayan seçeneği tespit etme
Parşömenlerin okunmaya başlandığı ve bunun bir çığır açtığı belirtilse de elde edilen metinlerin içeriğine, özellikle antik Roma'nın kültürel ve gündelik yaşamına dair bilinmeyenleri aydınlattığına dair bir bilgi veya bulgu parçada yer almamaktadır.
Parçadan ulaşılamayacak yargıyı doğru olarak belirlemek için metnin sınırları dışına çıkan öznel yorumları ayıklamak gerekir.

Anahtar Kavram

Paragrafta Yardımcı Düşünceler
Tahmini Süre:2m 0s
Soru 514Soru

İnka İmparatorluğu’nda yazının bulunmayışı, gelişmiş bir idari yapının kurulmasına engel olmamıştır. ��nkalar; sayısal verileri kaydetmek, nüfus sayımı yapmak, vergi kayıtlarını tutmak ve hatta takvimsel bilgileri arşivlemek için 'kipu' adı verilen karmaşık bir düğüm sistemi kullanmışlardır. Farklı renklerde, kalınlıklarda ve uzunluktaki pamuk veya yün iplerin ana bir ipe bağlanmasıyla oluşturulan kipular, üzerlerindeki düğümlerin türü ve konumuna göre anlam kazanıyordu. Her bir düğüm pozisyonu, ondalık sayı sistemindeki basamakları temsil ederken renkler ise kaydedilen nesnenin veya kavramın türünü gösteriyordu. Kipu okuyucuları olan 'kipukamoyoklar', bu sistem sayesinde imparatorluğun en ücra köşelerindeki ekonomik hareketliliği merkezden denetleyebiliyordu. Bu özgün veri depolama yöntemi, yazının işlevsel bir alternatifi olmanın ötesinde, İnkaların soyut düşünme yeteneğinin ve bürokratik dehasının somut bir kanıtıdır.

Bu parçada 'kipu' sistemiyle ilgili aşağıdakilerden hangisine değinilmemiştir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: İnka sınırları dışındaki komşu topluluklarca da ticari işlemlerde kullanıldığına

Cevap

Kipu sisteminin İnka İmparatorluğu sınırları dışındaki komşu topluluklar tarafından ticari amaçlarla kullanıldığına parçada değinilmemiştir.
Metinde kipu düğüm sisteminin İnka İmparatorluğu'nun kendi bürokratik, idari ve ekonomik ihtiyaçları için kullanıldığı belirtilmektedir. Ancak bu sistemin İnka sınırları dışındaki komşu topluluklar tarafından da ticari amaçlarla benimsenip kullanıldığına dair hiçbir bilgi bulunmamaktadır. Bu nedenle doğru cevap bu yargıyı içeren seçenektir.

Adım Adım Çözüm

1
Metindeki 'pamuk veya yün iplerin ana bir ipe bağlanmasıyla' ifadesi taranır.
Sistemin yapımında pamuk ve yün gibi ham maddelerin tercih edildiği, renk, kalınlık ve uzunluk gibi fiziksel ve yapısal özelliklerin bulunduğu belirlenir. Bu durum yapımında kullanılan araçların ham maddesine ve yapısal özelliklerine değinildiğini gösterir.
Metindeki malzeme ve yapı özelliklerinin seçeneklerdeki karşılığını tespit etmek.
2
Metindeki 'sayısal verileri kaydetmek, nüfus sayımı yapmak, vergi kayıtlarını tutmak ve hatta takvimsel bilgileri arşivlemek' ifadesi kontrol edilir.
Kipuların sayısal verilerin dışında nüfus ve vergi gibi idari alanlar ile takvim bilgilerini kaydetmede kullanıldığı görülür. Bu durum sayısal verilerin yanı sıra idari ve takvimsel bilgilerin kaydedilmesinde kullanıldığına değinildiğini gösterir.
Kullanım amaçlarının ve kapsamının metinle örtüşmesini doğrulamak.
3
Metindeki düğüm pozisyonlarının ondalık sistemi temsil etmesi ve renklerin nesne türünü göstermesiyle ilgili kısım tahlil edilir.
Düğümlerin konumu ve renklerin belirli kurallarla anlam kazandığı, yani mantıksal bir tasarıma göre kodlandığı anlaşılır. Bu durum üzerindeki ögelerin hangi mantıksal tasarıma göre anlamlandırıldığına değinildiğini gösterir.
Kipu sisteminin anlamlandırma mekanizmasını ve mantığını doğrulamak.
4
Metindeki 'en ücra köşelerdeki ekonomik hareketliliği merkezden denetleyebiliyordu' ifadesi incelenir.
Uzak coğrafi bölgelerdeki ekonomik faaliyetlerin merkezi yönetim tarafından izlenebildiği sonucuna ulaşılır. Bu durum uzak bölgelerdeki ekonomik faaliyetlerin merkezden izlenmesini sağladığına değinildiğini gösterir.
Sistemin coğrafi ve idari denetimdeki rolünü doğrulamak.
5
Metnin tamamında İnka İmparatorluğu dışındaki topluluklarla ticari bir etkileşim veya sistemin dışarıda kullanımı aranır.
Parçada kipu sisteminin başka uygarlıklarca veya komşu topluluklarca benimsendiğine dair hiçbir ifade bulunmadığı tespit edilir.
Metinde yer almayan seçeneği belirleyerek doğru cevaba ulaşmak.

Anahtar Kavram

Paragrafta Yardımcı Düşünceler
Soru 515Soru

Platon, Phaedrus diyalo��unda Sokrates’in ağzından yazının icadına yönelik ciddi bir eleştiri sunar. Mısır tanrısı Theuth’un kral Thamus’a yazıyı 'hafızanın ve bilgeliğin ilacı' olarak sunmasına karşın Thamus, yazının tam tersi bir etki yaratacağını savunur. Ona göre yazı, insan zihninde tembellik yaratacak ve ezberleme zahmetinden kaçınan bireylerin içsel belleklerini zayıflatacaktır. İnsanlar, bilgiyi kendi ruhlarında sindirmek yerine dışsal işaretlerin otoritesine güvenmeye başlayacak; böylece gerçekten bilgeleşmeden, yalnızca bilge görünerek derinlikten yoksun bir bilgi yığınına sahip olacaklardır. Yazı, canlı diyalogda var olan dinamik soru-cevap sürecinin yerine sabit, cevap veremeyen donuk bir temsili koyarak hakikatin keşfini zorlaştırır.

Bu parçaya göre yazının icadı ve etkileriyle ilgili olarak aşağıdakilerden hangisi söylenemez?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Tanrı Theuth ile Kral Thamus arasındaki uyuşmazlığın temelinde, yazının toplumsal hiyerarşiyi bozacağı endişesi yatmaktadır

Cevap

Tanrı Theuth ile Kral Thamus arasındaki uyuşmazlığın temelinde yazının toplumsal hiyerarşiyi bozacağı endişesinin yattığını öne süren seçenek
Doğru cevap, Tanrı Theuth ile Kral Thamus arasındaki uyuşmazlığın temelinde yazının toplumsal hiyerarşiyi bozacağı endişesinin yattığını belirten seçenektir. Metinde iki figür arasındaki fikir ayrılığı tamamen yazının bellek, bilgelik ve diyalog üzerindeki olumsuz psikolojik ve epistemolojik etkileri bağlamında ele alınmıştır. Toplumsal sınıf veya hiyerarşiyle ilgili herhangi bir değinme ya da ima metinde yer almamaktadır.

Adım Adım Çözüm

1
Paragrafın ana konusunu ve yazarın ele aldığı temel argümanları tespit etmek için metni analiz edin.
Metinde Platon'un Phaedrus diyaloğu üzerinden yazının insan belleği, bilgelik algısı ve canlı diyalog ortamı üzerindeki olumsuz psikolojik ve epistemolojik etkileri tartışılmaktadır.
Yardımcı düşünce sorularında metnin sınırları dışına çıkmamak ve yazarın odaklandığı kavramsal çerçeveyi belirlemek gerekir.
2
Seçeneklerdeki ifadeleri paragraftaki cümlelerle karşılaştırarak eşleştirme yapın.
Bilgiyi ruhsal olarak özümsemek yerine harici göstergelere güvenilmesi (A seçeneği), zihinsel pasifleşme ve ezberin zayıflaması (C seçeneği), yüzeysel bilgelik yanılsaması (D seçeneği) ve canlı diyalogdaki soru-cevap sürecinin eksikliği (E seçeneği) metindeki cümlelerden doğrudan çıkarılmaktadır.
Metinde doğrudan veya dolaylı olarak değinilen yardımcı düşünceleri eleyerek metinde yer almayan tek seçeneğe ulaşmak hedeflenir.
3
Kalan seçeneğin paragraftaki bilgilerle çelişip çelişmediğini veya paragrafta hiç bahsedilmemiş bir iddia içerip içermediğini doğrulayın.
Tanrı Theuth ile Kral Thamus arasındaki tartışmada 'toplumsal sınıf' veya 'hiyerarşinin bozulması' konusuna dair hiçbir bilgi veya ima yer almamaktadır.
Doğru yanıtın metin dışı bir çıkarım veya yoruma dayandığını kesinleştirmek.

Anahtar Kavram

Paragrafta Yardımcı Düşünceler
Tahmini Süre:2m 0s
Soru 516Soru

(I) Kentleşme; kırsal nüfusun şehirlerde toplanmasıyla başlayan, sanayi ve ticaretin gelişmesine bağlı olarak bu yerleşim alanlarının büyümesi ve toplumsal yapının şehirsel özellikler kazanması sürecidir. (II) Bireyin şehir hayatındaki yabancılaşma sorununu aşabilmesi amacıyla yerel yönetimlerce düzenlenecek sosyal ve kültürel etkinliklerin sayısı artırılmalıdır. (III) Şehir yaşamının sunduğu geniş iş olanakları ve kültürel çeşitlilik, kırsal yaşamın sakinliği ve doğallığına kıyasla genç nüfus için her zaman daha cazip bir çekim merkezi olmuştur. (IV) Sosyologlar, plansız büyümenin bu hızla devam etmesi durumunda, gelecek çeyrek asırda şehirlerde ciddi bir su ve gıda krizi yaşanacağını belirtmektedirler. (V) Yerel yönetimler, kentsel karbon ayak izini azaltmak amacıyla önümüzdeki beş yıllık süreçte toplu taşıma araçlarının tamamını elektrikli araçlarla yenilemeyi hedeflemektedir.

Bu parçadaki numaralanmış cümlelerin anlam özellikleri ile ilgili olarak aşağıdakilerden hangisi söylenemez?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: V. cümlede, gerçekleşmesi kesinleşmiş olan bir durumun aşama aşama gerçekleştiğini bildiren aşamalı bir durum söz konusudur.

Cevap

V. cümlede, gerçekleşmesi kesinleşmiş olan bir durumun aşama aşama gerçekleştiğini bildiren aşamalı bir durum söz konusudur.
Beşinci cümlede 'toplu taşıma araçlarının tamamını elektrikli araçlarla yenilemeyi hedeflemektedir' ifadesiyle yerel yönetimlerin geleceğe yönelik bir planı, yani tasarı dile getirilmiştir. Bu cümlede, gerçekleşmesi kesinleşmiş veya süreç içinde aşama aşama ilerleyen (aşamalı durum) bir durumdan söz edilmemiştir. Dolayısıyla bu cümle hakkında yapılan değerlendirme yanlıştır.

Adım Adım Çözüm

1
Metindeki I. cümleyi incelemek
I. cümlede kentleşmenin ne olduğu açıklanmış ve 'nedir?' sorusuna cevap veren bir tanım yapılmıştır.
Cümlenin tanım cümlesi olup olmadığını belirlemek.
2
Metindeki II. cümleyi incelemek
II. cümlede 'aşabilmesi amacıyla' ifadesiyle amaç ve 'artırılmalıdır' ile öneri tespit edilmiştir.
Cümlenin amaç-sonuç ve öneri ilişkisini doğrulamak.
3
Metindeki III. ve IV. cümleleri incelemek
III. cümlede karşılaştırma ('kıyasla'), IV. cümlede ise dolaylı anlatımla verilmiş bir tahmin bulunmuştur.
Diğer yargıların metindeki kavramlarla örtüşüp örtüşmediğini kontrol etmek.
4
Metindeki V. cümleyi incelemek
V. cümlede yerel yönetimlerin hedeflediği bir plan (tasarı) belirtilmiştir; aşamalı bir durum bulunmamaktadır.
Söylenemeyecek olan seçeneği belirlemek.

Anahtar Kavram

Cümlede Kavramlar (Tanım, Karşılaştırma, Tasarı, Aşamalı Durum)
Soru 517Soru

Cümle: 'Çevre sosyolojisi çalışmaları; sanayileşmiş toplumların doğayla kurduğu faydacı ilişkinin ancak 20. yüzyılın son çeyreğinde, küresel iklim krizinin somut etkilerinin hissedilmesiyle sorgulanmaya başladığını ortaya koymaktadır.'

Bu cümleden hareketle, 'Küresel iklim krizinin somut etkilerinin hissedilmeye başlaması, sanayileşmemiş toplumların da doğaya yönelik pragmatik yaklaşımlarını gözden geçirmelerine yol açmıştır.' yargısı kesin olarak çıkarılabilir.

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: False

Cevap

Bu cümleden hareketle verilen yargı kesin olarak çıkarılamaz, dolayısıyla ifade yanlıştır.
Verilen yargı yanlıştır çünkü cümlede yalnızca 'sanayileşmiş toplumlar'ın doğayla kurduğu faydacı ilişkinin sorgulanmaya başladığı belirtilmiştir. Cümlede 'sanayileşmemiş toplumlar' hakkında hiçbir ifade yer almadığından, bu toplumların da kendi yaklaşımlarını gözden geçirdiğine dair bir yargıya ulaşılamaz.

Adım Adım Çözüm

1
Cümledeki özneyi ve sınırlandırmayı tespit edin.
Cümlede ele alınan grup 'sanayileşmiş toplumlar' olarak sınırlandırılmıştır.
Doğru bir çıkarım için cümlenin kapsam sınırlarının netleştirilmesi gerekir.
2
İncelenen yargıdaki özneyi cümledekiyle karşılaştırın.
Yargıda 'sanayileşmemiş toplumlar' ifadesi geçmektedir.
Cümledeki özne ile yargıdaki özne arasındaki uyumu denetlemek gerekir.
3
Cümleden çıkarılabilecek sınırların dışına çıkılıp çıkılmadığını kontrol edin.
Cümle, sanayileşmemiş toplumların doğaya yaklaşımlarını gözden geçirip geçirmediklerine dair bir bilgi sunmamaktadır.
YKS Türkçe sınavlarında, metinde doğrudan veya dolaylı olarak yer almayan gruplar hakkında genelleme yapmak en yaygın çeldirici türüdür.

Anahtar Kavram

Cümlede Anlam Sınırlandırma ve Özne Kapsamı
Tahmini Süre:2m 0s
Soru 518Soru

"Bu zorlu görevi başarıyla tamamlamak her şeyden önce büyük bir yürek ister." cümlesinde geçen 'yürek' sözcüğünün, somut anlamlı bir sözcükken cümledeki kullanımıyla soyut bir anlamı (cesaret) karşılayacak biçimde kullanılarak 'soyutlama' örneği oluşturduğu yönündeki bilgi doğru mudur?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: True

Cevap

Cümledeki 'yürek' sözcüğünün soyutlama örneği olduğu bilgisi doğrudur.
Somut anlamlı 'yürek' sözcüğünün cümle bağlamında 'cesaret' gibi soyut bir kavramı karşılaması, dil bilgisindeki klasik soyutlama tanımına birebir uymaktadır.

Adım Adım Çözüm

1
Cümledeki hedef sözcüğü bulma ve bu sözcüğün temel anlamını belirleme
Cümledeki 'yürek' sözcüğü tespit edilir. Bu sözcüğün temel/sözlük anlamı biyolojik bir organ olup beş duyu organısıyla algılanabildiği için somuttur.
Anlam kaymasını tespit edebilmek için öncelikle sözcüğün ilk/temel anlamının somut mu yoksa soyut mu olduğunu belirlemek gerekir.
2
Sözcüğün cümledeki bağlamını ve kazandığı yeni anlamı inceleme
'Büyük bir yürek ister' ifadesinde 'yürek' sözcüğünün organ anlamından uzaklaşarak 'cesaret, yiğitlik' gibi soyut bir anlamı karşıladığı saptanır.
Sözcüklerin cümle içindeki kullanımı, onların somut veya soyut anlam özelliklerini doğrudan etkilediğinden bağlam analizi yapılmalıdır.
3
Gerçekleşen anlam olayını adlandırma ve değerlendirme
Somut anlamlı bir kelimenin soyut bir anlam kazanması 'soyutlama' terimiyle karşılanır. Dolayısıyla, cümledeki kullanımın soyutlama örneği olduğu yönündeki bilgi doğrudur.
Elde edilen dil bilgisisi analizini soruda verilen iddiayla karşılaştırıp doğruluk değerini kesinleştirmek için.

Anahtar Kavram

Somut bir sözcüğün cümledeki kullanımına bağlı olarak soyut bir anlam kazanmasına 'soyutlama' denir.
Soru 519Soru

Sadece kıyı bölgelerinde yetiştiği sanılan bu endemik bitki türüne, son araştırmalarla birlikte ilk kez iç bölgelerdeki yüksek platolarda da rastlanmıştır.

Bu cümleden kesin olarak çıkarılabilecek yargı aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Sözü edilen endemik bitki türünün yaşam alanı kıyı bölgeleriyle sınırlı değildir.

Cevap

Sözü edilen endemik bitki türünün yaşam alanı kıyı bölgeleriyle sınırlı değildir.
Cümlede bitkinin önceden yalnızca kıyı şeridinde yetiştiğinin sanıldığı ancak son çalışmalarla iç bölgelerdeki platolarda da bulunduğu belirtilmiştir. Bu durum, bitkinin yaşam alanının kıyı bölgeleri ile sınırlı olmadığını kesin olarak kanıtlar.

Adım Adım Çözüm

1
Cümledeki sınırlandırıcı ve yönlendirici ifadeleri (sadece, ilk kez, da) tespit etmek.
'Sadece kıyı bölgelerinde yetiştiği sanılan' ifadesi geçmişteki sınırlı bilgi algısını, 'iç bölgelerdeki yüksek platolarda da rastlanmıştır' ifadesi ise bu algının kırıldığını gösterir.
Anlam sınırlandırmasını ve bu sınırlandırmanın nasıl değiştiğini doğru analiz etmek için.
2
Seçenekleri analiz ederek doğrudan ve kesin çıkarımı belirlemek.
Bitkinin sadece kıyıda değil, iç bölgelerde de bulunması, onun yaşam alanının kıyı şeridiyle sınırlı kalmadığını kesin olarak ortaya koyar.
Öznel veya aşırı genelleme içeren yanlış yorumları eleyip kesin yargıya ulaşmak için.

Anahtar Kavram

Cümleden Yargı Çıkarma ve Anlam Sınırlandırma
Tahmini Süre:1m 0s
Soru 520Soru

Aşağıdaki cümlelerde koyu yazılmış sözcükleri, bu cümlelerdeki bağlamsal anlamlarını en iyi karşılayan yakın anlamlı karşılıklarıyla eşleştiriniz.

Soldaki öğeye tıklayın, sonra eşleşen sağdaki öğeye tıklayın

Öğeler

Toplumsal değişimin yönünü doğru okuyabilmek için öncelikle mevcut verileri nesnel bir şekilde saptamak gerekir.
Sanatçının, geleneksel motifleri kendi potasında eriterek özümsemesi ve eserlerine yansıtması onu taklitten kurtarmıştır.
Modern bireyin metropol hayatının getirdiği yoğun koşturmacayı ve gürültüyü kanıksaması, duyarsızlaşmanın ilk adımıdır.
Felsefi tartışmaları yalnızca dilsel kalıplara indirgemek, düşüncenin derinliğini ve zenginliğini göz ardı etmek anlamına gelir.

Eşleşmeler

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap

Saptamak sözcüğü belirlemek ile, özümsemek sözcüğü sindirmek ile, kanıksamak sözcüğü alışmak ile, indirgemek sözcüğü ise sınırlamak ile eşleşmektedir.
Cümlelerde geçen sözcükler bağlamlarına göre değerlendirildiğinde: 'saptamak' kelimesi verileri ortaya koymak, 'belirlemek' anlamındadır. 'Özümsemek' kelimesi geleneksel motifleri içselleştirmek, yani 'sindirmek' anlamında kullanılmıştır. 'Kanıksamak' kelimesi sürekli karşılaşılan duruma karşı duyarsızlaşmak, yani 'alışmak' anlamını taşır. 'İndirgemek' ise felsefi tartışmaları sadece bir yöne çekmek, yani 'sınırlamak' anlamındadır.

Adım Adım Çözüm

1
İlk cümledeki 'saptamak' sözcüğ��nün bağlamsal anlamını analiz edin.
'Saptamak' sözcüğü cümlede mevcut verilerin tespiti ve ortaya konması anlamında kullanıldığı için 'belirlemek' sözcüğü ile eşleşir.
Sözcüğün cümledeki kullanım amacı mevcut bir durumu somutlaştırmaktır.
2
İkinci cümledeki 'özümsemek' sözcüğünün bağlamsal anlamını analiz edin.
'Özümsemek' sözcüğü geleneksel motiflerin sanatçının kendi potasında eritilerek içselleştirilmesi anlamında kullanıldığı için 'sindirmek' sözcüğü ile eşleşir.
Sanatsal ögelerin benimsenerek kendi tarzına uydurulması kastedilmektedir.
3
Üçüncü cümledeki 'kanıksamak' sözcüğünün bağlamsal anlamını analiz edin.
'Kanıksamak' sözcüğü metropol hayatının gürültüsüne çok kez maruz kalmaktan dolayı artık şaşırmamak, etkilenmez olmak anlamında kullanıldığı için 'alışmak' sözcüğü ile eşleşir.
Duruma karşı gösterilen duyarsızlaşma ve kabullenme sürecini ifade eder.
4
Dördüncü cümledeki 'indirgemek' sözcüğünün bağlamsal anlamını analiz edin.
'İndirgemek' sözcüğü felsefi tartışmaların kapsamını daraltarak sadece dilsel kalıplarla sınırlı tutmak anlamında kullanıldığı için 'sınırlamak' sözcüğü ile eşleşir.
Geniş bir kavramın daha dar bir alana sıkıştırılması anlamı vardır.

Anahtar Kavram

Bağlama uygun eş ve yakın anlamlı sözcüklerin tespiti
ÖncekiSayfa 26 / 338Sonraki