Tüm alıştırma soruları
6755 soru
“Onun bu konudaki keskin görüşleri, toplantıdaki herkesin fikrini değiştirmesine yetti.” cümlesindeki “keskin” sözcüğü, somut anlamlı bir sözcüğün soyut bir anlam kazanmasıyla oluşan 'somutlama' (somutlaştırma) olayına örnektir.
Belgisiz sözcükler, bir isimden önce gelerek onu belirsizlik yönüyle etkilediğinde belgisiz sıfat; bir ismin yerini tuttuğunda ise belgisiz zamir g��revini üstlenir.
Buna göre, aşağıdaki cümlelerin hangisinde belgisiz sözcük, diğerlerinden farklı bir görevde kullanılmıştır?
Japonya'da ortaya çıkan kintsugi sanatı, kırılan veya çatlayan seramik kapların altın, gümüş ya da platin tozuyla karıştırılmış özel bir reçine kullanılarak birleştirilmesi esasına dayanır. Bu geleneksel teknik, nesnenin hasar gören kısımlarını gizlemek yerine onları daha belirgin hâle getirerek ön plana çıkarır. Kintsugi felsefesi, kusurların ve yaşanmışlıkların gizlenmesi gereken birer ayıp değil, nesnenin tarihine değer katan benzersiz unsurlar olduğunu savunur. Böylece onarılan eşya, ilk hâlinden daha estetik ve kıymetli bir esere dönüşür. Bu sanat dalı, insan yaşamındaki zorlukların, hayal kırıklıklarının ve ruhsal yaraların da kişiyi çirkinleştirmediğini, aksine onu olgunlaştırıp güzelleştirdiğini simgeler.
Bu parçadan hareketle kintsugi sanatı ile ilgili aşağıdakilerden hangisine değinilmemiştir?
Likenler, algler ve mantarların bir araya gelmesiyle oluşan ortak yaşam (simbiyoz) formlarıdır. Kök ve iletim demetleri bulunmayan bu canlılar, gereksinim duydukları su ve mineral gibi maddeleri doğrudan atmosferden alırlar. Bu morfolojik yapıları nedeniyle ortamdaki hava kirliliğine, özellikle de kükürt dioksit oranına karşı son derece hassastırlar. Kirliliğin yoğun olduğu endüstriyel bölgelerde liken türlerinin hızla yok olması, temiz kırsal alanlarda ise çeşitliliklerinin artması, onları ekosistem sağlığını izlemede güvenilir birer biyoindikatör haline getirmiştir. Likenlerin bünyelerinde biriken ağır metallerin laboratuvar ortamında analiz edilmesi, yapay cihazlara kıyasla çok daha düşük maliyetli ve geniş alanlara yayılan kesintisiz bir çevresel izleme olanağı sunar. Dolayısıyla modern ekoloji, bu canlıları sadece doğanın bir parçası olarak değil, aynı zamanda çevre kirliliğini ölçen doğal birer denetim mekanizması olarak kabul etmektedir.
Bu parçada likenlerle ilgili olarak aşağıdakilerden hangisine değinilmemiştir?
Yeni projesiyle ilgili planlarını anlatırken içindeki heyecanı gözlerinden okumak (I) mümkündü. Ancak kurul üyelerinin konuya soğuk (II) yaklaşması, onun bütün hevesini kırdı (III). Yaşadığı bu hayal kırıklığıyla odasına çekilip masanın üzerindeki dağın��k (IV) evrakları çantasına yerleştirmeye başladı. O an, bu tıkanıklığı aşabilmek için daha aydınlık (V) fikirlere ihtiyacı olduğunu anladı.
Bu parçada numaralanmış sözcüklerden hangisi gerçek anlamıyla kullanılmıştır?
Sessizlik, sadece gürültünün yokluğu değil; beynin kendini yenileme ve yapılandırma sürecinin etkin bir bileşenidir. (I) Yapılan nörolojik araştırmalar, beynin herhangi bir dış uyarana maruz kalmadığı sessizlik anlarında 'varsayılan mod şebekesi' adı verilen sistemin devreye girdiğini göstermektedir. (II) Bu sistemin aktifleşmesi, bireyin kendi iç dünyasına yönelerek anılarını anlamlandırmasına ve empati yeteneğini geliştirmesine olanak tanır. (III) Ayrıca gün içinde maruz kalınan yüksek d��zeydeki seslerin hipokampusta yarattığı stres hasarı, düzenli sessizlik süreleriyle önemli ölçüde azaltılabilmektedir. (IV) Dahası, sessiz bir ortamda geçirilen zamanın beyinde yeni nöron oluşumunu (nörojenez) tetiklediği ve böylece öğrenme kapasitesini doğrudan artırdığı tespit edilmiştir.
Yukarıdaki metinde numaralanmış cümleler ile bu cümlelerden çıkarılabilecek yardımcı düşünceleri doğru şekilde eşleştiriniz.
Soldaki öğeye tıklayın, sonra eşleşen sağdaki öğeye tıklayın
Öğeler
Eşleşmeler
Somutlama; soyut bir kavramın, somut anlamlı bir sözcükle karşılanarak zihinde daha belirgin hale getirilmesidir. Soyutlama ise somut anlamlı bir sözcüğün anlam genişlemesi yoluyla soyut bir kavramı karşılayacak duruma gelmesidir.
Buna göre aşağıdaki cümlelerin hangisinde hem somutlama hem de soyutlama örneği bir arada kullanılmıştır?
Aşağıdaki cümlelerin hangisinde "beslemek" sözcüğü mecaz anlamıyla kullanılmıştır?
(I) Şiir, insan ruhunun derinliklerinde kalmış duyguları en rafine biçimde açığa çıkarma sanatıdır. (II) Şair bu yapıtında, ilk kitabına kıyasla daha yoğun bir imge dünyası kurmuştur. (III) Belki de bu şiirler gelecekte de aynı heyecanla okunacak ve değerini koruyacak. (IV) Eleştirmen, şairin bu yeni söyleyiş tarzıyla geleneksel şiir anlayışını yıktığını dile getirdi. (V) Sanat��ının özgün imgelere yönelmesinde, geleneksel şiir kalıplarından sıkılması etkili olmuştur.
Bu parçadaki numaralanmış cümlelerle ilgili olarak aşağıdakilerden hangisi söylenemez?
Aşağıdaki cümlelerin hangisinde koyu yazılmış sözcük hem yapım hem de çekim eki almıştır?
Bir sözcüğün temel anlamından tamamen uzaklaşmadan, şekilsel veya işlevsel benzerlikler yoluyla kazandığı yeni anlamlara yan anlam denir.
Buna göre, aşağıdaki metinde numaralanmış sözcüklerden hangisi yan anlamıyla kullanılmıştır?
Vadiyi ikiye bölen nehrin suları, baraj gölünü (I) besleyen en önemli kaynaktı. Yaz aylarında sıcaklığın artmasıyla nehrin yatağındaki taşlar güneşin altında iyice (II) ısınmıştı. Su miktarının azalması, bölgedeki tarım faaliyetlerine ağır bir (III) darbe vurdu. Çiftçiler, ekinlerinin susuzluktan (IV) kurumaması için yeni kuyular açmak gibi farklı bir (V) yola başvurdular.
Tarih yaz��mı, geçmişte meydana gelmiş olayların tarafsız bir dökümünü yapmaktan ibaret değildir; aksine, bugünün bakış açısıyla geçmişin yeniden kurgulanması sürecidir. Tarihçi, arşiv belgeleri arasından hangilerini seçeceğine karar verirken, kaçınılmaz olarak kendi çağının değer yargılarından, ideolojilerinden ve entelektüel eğilimlerinden etkilenir. Bu durum, geçmişin bilgisini mutlak bir nesnellikle elde etmenin imkânsızlığını gösterdiği gibi, tarihin sürekli değişen ve güncellenen bir anlatı olduğunu da ortaya koyar. Bir tarihsel olgu, farklı dönemlerde o dönemin siyasal ve toplumsal dinamiklerine göre yeniden yorumlanır ve anlamlandırılır. Dolayısıyla tarih, geçmişin donmuş bir fotoğrafı değil, bugünün geçmişle kurduğu dinamik ve sürekli değişen bir diyalogdur. Bu diyalogda asıl belirleyici olan, geçmişteki olayların kendisinden ziyade, bugünün araştırmacısının o olaylara yönelttiği sorular ve kurduğu anlam ilişkileridir. Nitekim geçmiş, tarihin pasif bir nesnesi olmaktan çıkıp araştırmacının zihninde yeniden canlanan aktif bir özneye dönüşür.
Bu parçadan hareketle, 'Tarih yazımı, geçmişin kendisini tarafsız bir şekilde yansıtmaktan ziyade, tarihçinin kendi döneminin etkisiyle geçmişi yeniden yapılandırdığı dinamik bir süreçtir.' ifadesi parçanın ana düşüncesi olarak değerlendirilebilir mi?
Sanat yapıtının biricikliği ve kalıcılığı, onun toplumsal ya da tarihsel koşullardan bütünüyle bağımsız, kendi içine kapalı bir estetik adacık oluşturmasından değil; tam aksine, bu koşulların karmaşık ağını kendi özgül ve özerk diliyle yeniden üretebilmesinden kaynaklanır. Bir resim ya da roman, yaratıldığı dönemin iktisadi, siyasi ya da kültürel çatışmalarını doğrudan rapor eden nesnel bir belge veya tarihsel bir vesika değildir; eğer yalnızca bu işlevi üstlenseydi, zamanın yıpratıcı etkisine direnemez, tarihsel faydacılığın dar sınırları içinde eriyip giderdi. Sanatın asıl gücü, dış dünyadaki nesnel gerçekliği aynen taklit etmekte değil, o gerçekliğin insan bilincinde yarattığı derin sarsıntıyı estetik biçimlerin sağladığı özgürlük alanı içinde görünür kılmasında yatar. Dolayısıyla, bir sanat eserini doğru anlamlandırma çabası, onu üreten dönemin toplumsal koşullarına kaba bir indirgemecilikle yaklaşmadan, bu koşulların eserin kendine has biçimsel yapısında nasıl sanatsal bir dönüşüme uğradığını deşifre etmeyi gerektirir. Eserin özerkliği, tarihsel bağlamdan tamamen kopuk bir soyutlanma değil, o bağlamın estetik bir süzgeçten geçirilerek evrensel ve kalıcı kılınmasıdır.
Bu parçadan hareketle, sanat eserinin kalıcılığının ve özgünlüğünün, toplumsal bağlamı estetik bir süzgeçten geçirip kendi biçimsel yapısı içinde dönüştürerek aktarmasında yattığı yargısı doğru mudur?
Yalnızca 20. yüzyılın başlarında yazılan eserlerde görülen bu anlatım tekniği, romancının toplumsal sorunları doğrudan aktarmak yerine karakterlerin iç dünyası aracılığıyla yansıtmayı amaçladığını gösterir.
Bu cümleden kesin olarak çıkarılabilecek yargı aşağıdakilerden hangisidir?
(I) Tarihî tabloların restorasyonunda kullanılan yöntemler, eserin özgün yapısına zarar vermeyecek ��ekilde titizlikle seçilir. (II) Uzmanlar, boya katmanlarının kimyasal analizini yapmak üzere modern spektroskopi cihazlarından yararlanırlar. (III) Eski vernik tabakasının temizlenmesi sırasında mikroskop altında çalışılır çünkü en küçük bir hata geri dönülemez kayıplara yol açabilir. (IV) Tablonun orijinal renkleri ancak yüzeydeki kir tabakası arındırıldıkça tüm canlılığıyla g��n yüzüne çıkacaktır. (V) Yapılan tüm müdahaleler belgelenerek gelecek nesillerin bu eserleri daha sağlıklı incelemesine olanak tanınır.
Bu parçadaki numaralanmış cümlelerin hangisinde eylemin gerçekleşmesi bir koşula bağlanmıştır?
Aşağıdaki sol sütunda verilen numaralandırılmış cümleleri, sağ sütunda yer alan ve taşıdıkları anlam özelliğini gösteren kavramlarla doğru bir şekilde eşleştiriniz.
Soldaki öğeye tıklayın, sonra eşleşen sağdaki öğeye tıklayın
Öğeler
Eşleşmeler
Nöromimariyi ele alan aşağıdaki metinde numaralanmış cümleler ile bu cümlelerden çıkarılabilecek yardımcı düşünceler eşleştirilmek istenmektedir.
Metin:
(I) Nöromimari, mekânsal tasarımın insan beyni ve biyolojik yapısı üzerindeki doğrudan etkilerini deneysel metotlarla inceleyen ve nörobilim ile mimariyi birleştiren disiplinler arası bir alandır. (II) Klasik mimarlık anlayışının estetik ve işlevsellik odaklı sınırlarını geride bırakarak bireyin bilişsel süreçlerini, karar mekanizmalarını ve duygusal tepkilerini mekân üzerinden anlamlandırmayı hedefler. (III) Sektörde yapılan son bilimsel araştırmalar; yüksek tavanlı odaların insan zihninde özgürlük hissi yaratarak soyut düşünceyi ve yaratıcılığı tetiklediğini, dar ve basık alanların ise odaklanmayı kolaylaştırırken aynı zamanda stres seviyesini yükselttiğini doğrulamaktadır. (IV) Buradan hareketle geleceğin tasarım felsefesi, yapıları sadece fiziksel barınaklar olarak görmekten vazgeçip insan fizyolojisiyle doğrudan uyumlu, sağlığı destekleyici yaşam alanları kurgulamayı kaçınılmaz bir sorumluluk olarak kabul edecektir.
Buna göre, numaralanmış cümleler ile sağda verilen yardımcı düşüncelerin doğru eşleştirmesi nasıl olmalıdır?
Soldaki öğeye tıklayın, sonra eşleşen sağdaki öğeye tıklayın
Öğeler
Eşleşmeler
Aşağıdaki sol sütunda yer alan numaralanmış cümleleri, sağ sütunda verilen ve anlamca onlara en yak��n olan harflendirilmiş cümlelerle eşleştiriniz.
Soldaki öğeye tıklayın, sonra eşleşen sağdaki öğeye tıklayın
Öğeler
Eşleşmeler
(I) Türk edebiyatında post-modern anlatının en özgün temsilcilerinden biri kabul edilen bu roman, yayımlandığı dönemde geniş okuyucu kitlelerine ulaşmıştır. (II) Eserin ilk üç bölümünde, kahramanın içsel dünyasındaki çelişkiler ve yabancılaşma süreci, yazarın derin gözlem yetene��ini yansıtan psikolojik tahlillerle aktarılmıştır. (III) Yazar; yapıtın olay örgüsünü alışılagelmişin dışındaki kurgusal yapısıyla okuyucuyu sürekli uyanık tutmaya çalışan geriye dönüş ve bilinç akışı gibi tekniklerle yapılandırmıştır. (IV) Romanın dilsel dokusu, yazarın kelime seçimindeki titizliğini ve üslubundaki lirik ahengi okura her satırda derinden hissettirmektedir. (V) Eser hakkında yayımlanan eleştiri yazılarının çoğunda, yazarın bu çalışmasıyla Türk romanında yeni bir çığır açtığı iddia edilmiştir.
Bu parçadaki numaralanmış cümlelerin hangisinde öznel bir değerlendirmeye yer verilmemiştir?
Cümle: 'Arkeologlar, bu antik kentteki kazı çalışmalarında sadece kraliyet ailesine ait mezarları değil, sıradan halkın gömüldüğü mezarlık alanlarını da ilk kez gün ışığına çıkardı.'
Yargı: Bu cümleden hareketle, söz konusu antik kentte daha önceki kazılarda halk mezarlarına rastlanmadığı kesin olarak çıkarılabilir.