Tüm alıştırma soruları
6755 soru
Davranışçı psikolojinin insan zihnini sadece dışsal uyarıcılara verilen tepkilerle sınırlayan indirgemeci tutumuna tepki olarak 20. yüzyılın ortalarında ortaya çıkan bilişsel devrim, zihinsel süreçlerin nesnel yöntemlerle incelenebileceğini kanıtlayarak psikolojideki egemen paradigma değişimini başlatan ilk geniş çaplı entelektüel hareket olmuştur.
Bu cümleden kesin olarak çıkarılabilecek yargı aşağıdakilerden hangisidir?
Aşağıdaki parçada numaralanmış cümleleri, bu cümlelerden çıkarılabilecek yardımcı düşüncelerle eşleştiriniz.
Metin:
(I) Henri Bergson, modern bilimin zamanı uzamsallaştırma eğilimini eleştirerek 'süre' (durée) kavramını ortaya atar. (II) Bilimsel zaman, saatin kadranındaki eşit aralıklar gibi parçalara bölünmüş, ölçülebilir ve homojen bir yapıya sahipken; gerçek süre, geçmişin şimdiki ana kesintisizce aktığı, bölünemez ve dinamik bir akıştır. (III) Bergson’a göre insan bilinci, zamanı mekansal dilimlere ayırarak değil, anların birbiri içinde eridiği bu heterojen akışla kavrar. (IV) Zira zihin, geçmiş yaşantıları bir kenara yığıp saklamaz; aksine, geçmiş, şimdiki anın inşasında sürekli bir kurucu güç olarak varlığını sürdürür. (V) Dolayısıyla, hayatı ve bilinci mekanik zamanın şablonlarıyla açıklamaya çalışmak, varoluşun kendisini statik bir yanılsamaya indirgemek demektir.
Soldaki öğeye tıklayın, sonra eşleşen sağdaki öğeye tıklayın
Öğeler
Eşleşmeler
Aşağıda verilen cümleleri, içerdikleri anlam özelliklerine göre en uygun kavramlarla nasıl eşleştirmelisiniz?
Soldaki öğeye tıklayın, sonra eşleşen sağdaki öğeye tıklayın
Öğeler
Eşleşmeler
35 - 36. soruları aşağıdaki parçaya göre cevaplayınız.
Byung-Chul Han, modern özneyi Foucault’nun 'disiplin toplumu' kavramsallaştırmasının ötesine geçerek bir 'başarı toplumu' sakini olarak tanımlar. Disiplin toplumu; hastaneler, tımarhaneler, hapishaneler ve fabrikalarla örülü, 'yapmalıs��n' ya da 'yasak' gibi negatif sınırlamalarla hareket eden itaatkâr bedenler üretmeye yönelik bir yapıdır. Buna karşın başarı toplumu; spor salonları, ofis kuleleri, bankalar ve büyük teknoloji şirketleriyle karakterize edilir ve mottosu 'yapabilirsin' şeklindeki pozitifliktir. Bu yeni düzende özne, dışsal bir tahakküm odağının zorlayıcı denetiminden kurtulduğunu düşünürken aslında kendi kendisinin girişimcisi haline gelir. Ancak bu özgürleşme illüzyonu, daha derin bir bağımlılık ve tahakküm ilişkisini beraberinde getirir. Çünkü birey, artık başka bir otoritenin değil, bizzat kendisinin söm��rücüsü olmuştur. Performans odaklı bu yapıda sömüren ile sömürülen aynı kişidir. 'Yapabilirlik' sınırı olmayan bu gönüllü öz-sömürü süreci, modern insanı kronik bir tükenmişli��e ve klinik depresyona sürükler. Han’a göre günümüzün tipik psikolojik rahatsızlıkları, dışsal engellerin veya yasakların değil, bireyin kendi üzerinde kurduğu bu sınırsız performans baskısın��n ve başarısızlık korkusunun birer sonucudur.
Bu parçaya göre 'başarı toplumu' ile ilgili aşağıdakilerden hangisi söylenemez?
Nicel anlam taşıyan bazı sözcükler, cümledeki kullanımına bağlı olarak ölçülemeyen ya da sayılamayan bir özelliği ifade edecek şekilde (nitel anlamlı olarak) kullanılabilir.
Buna göre, aşağıdaki cümlelerin hangisinde tırnak içinde verilen sözcük cümledeki kullanımıyla nitel anlam kazanmıştır?
Aşağıdaki cümlelerde koyu yazılmış sözcükleri, bu sözcüklerin kazandığı anlam özellikleriyle (gerçek, yan, mecaz) eşleştiriniz.
Soldaki öğeye tıklayın, sonra eşleşen sağdaki öğeye tıklayın
Öğeler
Eşleşmeler
Aşağıdaki cümlelerde koyu yazılmış sözcükleri, cümledeki anlam özellikleriyle (gerçek, yan, mecaz, terim) doğru şekilde eşleştiriniz.
Soldaki öğeye tıklayın, sonra eşleşen sağdaki öğeye tıklayın
Öğeler
Eşleşmeler
Neolitik Dönem'e ait Göbeklitepe yerleşkesi, yerleşik yaşama geçişin sadece tarımsal faaliyetlerin başlamasıyla tetiklendiği yönündeki klasik teorinin sorgulanmasına yol açan tek arkeolojik buluntu değildir.
Bu cümleden hareketle, "Göbeklitepe yerleşkesi dışında, yerleşik yaşama geçişin tarım dışındaki etkenlerle de başlamış olabileceğini düşündüren başka arkeolojik bulgular da mevcuttur." yargısına kesin olarak ulaşılabilir.
Aşağıdaki parçada boş bırakılan yerleri, parçanın anlam akışına uygun olarak doğru terimlerle tamamlayınız.
Aşağıdaki boşlukları doldurun
Çin’de Tang Hanedanlığı döneminde (618-907) ortaya çıkan ve 'uçan para' olarak adlandırılan ilk kâğıt paralar, başlangıçta bugünkü anlamda bir devlet parası değildi. Bu sistem, tüccarların ticari yolculuklarında büyük miktardaki ağır bakır sikkeleri taşımaktan kaçınmak için kullandıkları bir tür teminat belgesi niteliğindeydi. Değerli madenlerini güvenilir zenginlere veya kurumlara teslim eden tüccarlar, karşılığında aldıkları bu belgeleri alışverişlerinde maden yerine devrediyordu. Kolay taşınabilirliği nedeniyle ticareti büyük ölçüde kolaylaştıran bu belgeler, Song Hanedanlığı döneminde devlet eliyle resmiyet kazanarak dünyadaki ilk gerçek kâğıt para sisteminin kurulmasına öncülük etmiştir.
Bu parçadan 'uçan para' ile ilgili olarak aşağıdakilerden hangisine ulaşılamaz?
Bir sözcüğün zihinde uyandırdığı ilk ve temel çağrışım, o sözcüğün gerçek (temel) anlamıdır. Diğer anlamlar ise bu temel anlamdan yola çıkılarak zamanla kazanılan yan veya mecaz anlamlardır.
Buna göre, aşağıdaki cümlelerin hangisinde "çürümek" sözcüğü gerçek anlamıyla kullanılmıştır?
Edebiyatımızda duyguların doğru tespiti, metnin alt metnini kavramada önemli bir role sahiptir. Özellikle 'hayıflanma' ile 'yakınma' kavramları birbirine yakın görünse de 'hayıflanma'da kişinin kendi yapamadığı veya kaçırdığı bir fırsat karşısındaki üzüntüsü, 'yakınma'da ise bir durumdan duyulan memnuniyetsizliğin başkalarına dert yanılması söz konusudur.
Buna göre, aşağıdaki cümlelerin hangisinde sırasıyla 'hayıflanma' ve 'yakınma' duyguları belirgindir?
II. Sana olan tüm kırgınlığıma rağmen zor zamanında yine senin yanındaydım.
II. Bizimle aynı yolda yürüdüğünü söyleyip ilk zorlukta bizi yalnız bırakan yine o oldu.
II. Günden güne artan bu çevre kirliliğine karşı hiçbir yetkilinin somut bir adım atmaması çok üzücü.
II. Sınavda heyecandan ne söyleyeceğimi unutup kalakaldığım anı hayatım boyunca unutamam.
II. Senin bu vurdumduymaz tavırların yüzünden iş yerindeki huzurumuz tamamen kaçtı.
I. Felsefe tarihi boyunca bilginin kaynağ��na yönelik tartışmalar, insan zihninin sınırlarını anlama çabasıyla şekillenmiştir.
II. Rasyonalist düşünürler, duyu organlarının yanıltıcı doğasını aşmak adına aklın apriori ilkelerine sığınırlar.
III. Çünkü onlara göre zihin, deneyimden bağımsız olarak doğru bilgiye ulaşabilecek donanımla dünyaya gelmiştir.
IV. Ancak felsefi bir sorgulama, dogmatik kabullerden arındırılmış şüpheci bir süzgeçten geçirilmeden hakiki bir epistemolojik temele oturamaz.
V. Nitekim modern bilim de felsefenin bu eleştirel zemininden beslenerek kendi metodolojisini inşa etmiştir.
Bu parçada numaralanmış cümlelerin hangisinde yargının gerçekleşmesi bir koşula bağlanmıştır?
Geleneksel çocuk oyunları, yalnızca eğlenceli vakit geçirme aracı olmanın ötesinde, çocukların toplumsallaşma sürecinde çok önemli bir köprü görevi görür. Saklambaç, körebe veya birdirbir gibi sokak oyunları; çocukların akranlarıyla bir araya gelerek iş birliği yapmalarını, ortak kurallara uymayı benimsemelerini ve karşılaştıkları sorunlar karşısında birlikte çözümler üretmelerini sağlar. Bu oyunlar sırasında paylaşılan deneyimler, çocukların empati kurma becerisini geliştirirken onlara sağlıklı ve kalıcı dostluklar kurmanın yollarını da öğretir. Kısacası, geleneksel oyunlar çocuğun kendi bireysel dünyasından sıyrılarak toplumun uyumlu bir parçası olması yolunda attığı ilk ve en doğal adımlardır.
Bu parçanın konusu aşağıdakilerden hangisidir?
Biyo-sanat; canlı dokuları, organizmaları ve bakterileri doğrudan sanatsal bir mecra olarak kullanan, çağdaş sanatın sınır uçlarındaki bir akımdır. Klasik sanatın doğayı taklit ya da temsil etme (mimesis) kaygısının aksine biyo-sanat, canlılığın kendisini doğrudan sanatsal sürecin merkezine konumlandırır. Genetik mühendisliği tekniklerini kullanan öncüler, canlıların DNA dizilimlerine müdahale ederek yaratıcılık ile biyolojik mühendislik arasındaki ontolojik ayrımı flulaştırırlar. Bu müdahale, sanat eserinin 'biricikliği' ve 'sanatçının yaratıcı otoritesi' gibi geleneksel estetik kategorileri sarsarken, izleyiciyi de yeni bir etik konumlanmaya zorlar. Zira laboratuvar ortamında biçimlendirilen bu yapılar, yalnızca seyirlik birer estetik nesne olmaktan çıkıp ahlaki sorumluluk alanımıza dâhil olan yeni yaşam formlarına dönüşür.
Bu parçadan biyo-sanatla ilgili olarak aşağıdakilerden hangisine ulaşılamaz?
Başlangıçta sadece Mezopotamya'daki tarımsal ürünlerin miktarını kaydetmek gibi pratik ve ekonomik ihtiyaçlar doğrultusunda kullanılan Sümer çivi yazısı, ancak yüzyıllar süren bir gelişimden sonra edebi eserlerin ve toplumsal kanunların da kalıcı hâle getirilmesinde bir araç olabilmiştir.
Bu cümleden kesin olarak çıkarılabilecek yargı aşağıdakilerden hangisidir?
Metin:
(I) İnsan beyninde koku uyarılarını işleyen merkezler, duygusal tepkilerimizi ve uzun süreli anılarımızı kontrol eden amigdala ve hipokampus gibi yapılarla doğrudan ve yakın bir komşuluk içindedir. (II) Diğer tüm duyusal veriler önce talamus adı verilen bir aktarma istasyonunda filtrelenip sınıflandırıldıktan sonra bilince ulaşırken koku duyusu hiçbir aracıya uğramadan doğrudan bu bellek merkezlerine ulaşır. (III) Bu eşsiz nörolojik rota, çok uzun yıllar önce yaşanmış sıradan bir çocukluk anısının bile tanıdık bir kokuyla karşılaşıldığı anda tüm canlılığıyla zihnimizde yeniden uyanmasını sağlar. (IV) Dolayısıyla kokuların hayatımızdaki etkisi sadece geçici bir hoşnutluk yaratmakla sınırlı kalmayıp bireysel geçmişimizi saklayan güçlü birer anahtar görevi görür.
Soru:
Yukarıdaki metinde numaralanmış cümleler ile bu cümlelerden çıkarılabilecek yardımcı düşünceleri doğru şekilde eşleştiriniz.
Soldaki öğeye tıklayın, sonra eşleşen sağdaki öğeye tıklayın
Öğeler
Eşleşmeler
Çeviri, bir dilden başka bir dile yapılan mekanik bir aktarım süreci değil; kaynak metnin kendi tarihsel ve kültürel bağlamındaki suskunluklarını, dile getirilememiş boşluklarını hedef dilin estetik imkânlarıyla yeniden inşa etme eylemidir. Her çevirmen, yazarın kelimelerle ördüğü anlam şebekesini sökerken ister istemez kendi kültürel belleğinin ve dilsel evreninin prizmasından süzerek ona yeni bir biçim kazandırır. Bu süzme ve dönüştürme işlemi, ilk bakışta orijinal metne bir sadakatsizlik gibi görünse de aslında yapıtın zamanın yıkıcılığı karşısında donup kalmasını engeller ve ona dinamik bir yaşam alanı açar. Dolayısıyla başarılı bir çeviri yapıt, orijinalinin g��lgesinde yaşayan silik bir kopya olmaktan ziyade, o metnin kendi sınırlarını aşarak farklı bir kültürde yeniden doğmasını sağlayan bağımsız bir sanatsal varoluştur. Orijinal metin çeviriyle eksilmez; aksine, kendi dilinde henüz açığa çıkmamış potansiyel anlam katmanlarını başka bir dilin aynasında yansıtarak zenginleşir.
Bu parçada çeviriyle ilgili olarak asıl anlatılmak istenen aşağıdakilerden hangisidir?
Antik Çağ'da kütüphaneler, yalnızca parşömenlerin veya papirüs tomarı şeklindeki yazılı kaynakların korunduğu hareketsiz depolar değildi. Aksine bu yapılar; farklı coğrafyalardan gelen filozofların, bilim insanlarının ve edebiyatçıların bir araya gelerek tartıştığı, dersler verdiği ve fikir alışverişinde bulunduğu dinamik birer toplumsal etkileşim alanıydı. Örneğin Bergama Kütüphanesi, barındırdığı binlerce ciltlik zengin koleksiyonunun yanı sıra geniş sütunlu avlusu, okuma salonları ve derslikleriyle dönemin entelektüel hayatının merkezinde yer alıyordu. Kütüphanelerin bu çok boyutlu ve işlevsel yapısı, bilginin tek bir kişinin zihninde veya arşiv odalarında kapalı kalmasını önlemiş, onu toplumsal gelişimi hızlandıran canlı bir unsura dönüştürmüştür.
Bu parçadan Antik Çağ kütüphaneleriyle ilgili olarak aşağıdakilerin hangisine ulaşılamaz?
Aşağıdaki sol sütunda verilen cümleleri, sağ sütunda yer alan ve bu cümlelerin nesnellik-öznellik durumları ile yapısal özelliklerini açıklayan en uygun tanımlarla eşleştiriniz.
Soldaki öğeye tıklayın, sonra eşleşen sağdaki öğeye tıklayın
Öğeler
Eşleşmeler