Tüm alıştırma soruları
6755 soru
Nicel anlamlı bir sözcük, cümledeki kullanımına bağlı olarak ölçülemeyen veya sayılamayan bir özelliği ifade edecek şekilde nitel anlam kazanabilir.
Buna göre, aşağıdaki cümlelerin hangisinde koyu yazılmış sözcük nicel anlamlıyken bağlamına göre nitel anlam kazanmıştır?
17. yüzyılda teleskobun gökyüzü gözlemlerinde ilk kez kullanılması, o güne dek sadece çıplak gözle sınırlı kalıp felsefi kabullerin gölgesinde yürütülen astronomi çalışmalarının nesnel bir bilimsel kimlik kazanma sürecini başlatmıştır.
Bu cümleden kesin olarak çıkarılabilecek yargı aşağıdakilerden hangisidir?
Gazeteci:
(I) ----
Yazar:
— Çocukluğumda dedemin anlattığı masallar ve evimizdeki zengin kitaplık, edebiyata yönelmemdeki en büyük etkendi. Onların dünyasında kaybolmak beni yazmaya özendirdi.
Gazeteci:
(II) ----
Yazar:
— Yazarken sessiz, dış dünyadan tamamen yalıtılmış bir ortam ararım. Genellikle sabahın erken saatlerinde, zihnim henüz günün yorgunluğuyla dolmamışken çalışmayı tercih ederim.
Bu diyalogda boş bırakılan yerlere sırasıyla aşağıdakilerden hangisi getirilmelidir?
II. Günün yorgunluğunu üzerinizden atmak için neler yaparsınız?
II. İnsanlardan uzak yaşamanın yazarlığa katkısı var mıdır?
II. Yazılarınızı kaleme alırken nasıl bir çalışma ortamı tercih edersiniz?
II. Sabah saatlerinde çalışmanın üretkenliği artırdığı bilimsel olarak kanıtlanmış mıdır?
II. Sessiz ortamlarda yazılan eserlerin daha başarılı olduğunu söyleyebilir miyiz?
Dilin sanatsal ve düşünsel işlevinde sözcükler, günlük hayattaki ilk anlamlarının dı��ına çıkarak soyut ve yeni kavramsal alanlar oluşturur.
Buna göre, aşağıdaki cümlelerin hangisinde altı çizili sözcük mecaz anlamıyla kullanılmıştır?
Aşağıda verilen numaralandırılmış cümleleri, taşıdıkları anlam özelliklerine göre harflerle gösterilen kavramlarla doğru şekilde eşleştiriniz.
Soldaki öğeye tıklayın, sonra eşleşen sağdaki öğeye tıklayın
Öğeler
Eşleşmeler
Modern teknolojik araçların yaşamın ritmini hızlandırması, bireyin şimdiki zamana sıkışmasına ve geçmiş ile gelecek arasındaki nedensel köprüleri yitirmesine yol açmaktadır. Teknolojinin sunduğu hız, insanı özgürleştirmek bir yana, onu kronolojik bir hapishaneye mahkûm eder. Anlık enformasyon akışı altında ezilen insan zihni, olayları tarihsel bir süreklilik içinde konumlandırmak yerine, onları birbirinden kopuk tekil uğraklar olarak deneyimler. Bu durum, hafızayı geçmişin dinamik bir yeniden inşası olmaktan çıkarıp durağan bir veri deposuna indirger. Bu hapishanede geçmiş, nostaljik bir tüketim nesnesine dönüşürken gelecek ise sadece belirsizliğin getirdiği bir kaygı kaynağı haline gelir. Tarihsel bilincin yitimi, toplumların kolektif gelecek tasavvurlarını da felce uğratır; çünkü geçmişin deneyim süzgecinden geçmeyen bir gelecek tahayyülü, şimdiki anın teknolojik imkanlarının doğrusal bir uzantısı olmaktan öteye gidemez. Sonuç olarak, zamanın parçalanması ve derinliğini kaybetmesi, insanı kendi ürettiği hızın pasif bir nesnesi haline getirerek onu tarihsel özne olma vasfından uzaklaştırır.
Bu parçadan hareketle, 'Teknolojik gelişimin getirdiği hız ve bilgi yoğunluğu, insanı geçmiş ve gelecek bağını kopararak şimdiki zamana hapsetmekte ve onu kendi tarihini yapma iradesinden yoksun bırakmaktadır.' yargısına ulaşılabilir.
Aşağıdaki cümlelerin hangisinde nicel anlamlı bir sözcük, cümledeki bağlamı sebebiyle nitel bir anlam kazanmıştır?
Aşağıdaki parçada numaralanmış cümleler ile bu cümlelerden çıkarılabilecek yardımcı düşünceler verilmiştir.
Metin:
(I) İtalyan nörobiyologlar tarafından makak maymunlarının beyin aktiviteleri incelenirken tesadüfen keşfedilen ayna nöronlar, bireyin hem bir eylemi kendisi gerçekleştirdiğinde hem de aynı eylemi yapan bir başkasını gözlemlediğinde ateşlenen özel beyin hücreleridir. (II) Bu nöronal sistem, insanlarda sadece motor becerilerin taklit edilerek öğrenilmesini kolaylaştırmakla kalmaz, aynı zamanda karşı tarafın hissettiği acı, neşe veya hüzün gibi karmaşık duygusal durumların da zihinde simüle edilmesini sağlar. (III) Bilişsel empatinin temel biyolojik mekanizması olarak kabul edilen bu hücreler sayesinde, bir başkasının yaşadığı deneyim doğrudan bizim duyusal haritamıza aktarılarak 'ötekinin' iç dünyasını anlamamızın fizyolojik yolu açılır. (IV) Ancak ayna nöronların varlığı tek başına tam bir empati gelişimini garantilemez; zira bu biyolojik altyapının işlevselliği, bireyin içinde büyüdüğü kültürel normlar, sosyal etkileşimler ve deneyim birikimiyle sürekli olarak şekillenir ve yönlendirilir.
Buna göre, parçadaki numaralanmış cümleler ile bu cümlelerden çıkarılabilecek yardımcı düşünceleri doğru bir şekilde eşleştiriniz.
Soldaki öğeye tıklayın, sonra eşleşen sağdaki öğeye tıklayın
Öğeler
Eşleşmeler
(I) Derin deniz ekosistemleri, güneş ışığının ulaşamadığı aşırı basınçlı ve karanlık ortamlarıyla Dünya'nın en az keşfedilmiş bölgeleridir. (II) Bu ekstrem koşullarda yaşayan canlılar, kemosentez yoluyla kendi enerjilerini üreterek benzersiz bir besin zinciri halkası oluştururlar. (III) Teknolojik yetersizlikler nedeniyle bu bölgelerdeki canlı türlerinin büyük bir kısmı henüz tam olarak sınıflandırılamamıştır. (IV) Araştırmacılar, okyanus tabanındaki hidrotermal bacaların çevresinde mikroorganizma çeşitliliğini haritalandırmak üzere yeni bir su altı robotu tasarlamışlardır. (V) Okyanus derinliklerindeki bu bakir habitatların ekolojik dengesi, insan kaynaklı kirliliğin bu bölgelere ulaşması önlenebildiği sürece korunabilecektir.
Bu parçadaki numaralanmış cümlelerin hangisinde eylemin gerçekleşmesi bir koşula bağlanmıştır?
(I) Uçurtmanın tarihi, günümüzden yaklaşık iki bin beş yüz yıl öncesine, antik Çin topraklarına kadar uzanır. (II) İlk zamanlarda askeri istihbarat ve sinyalleşme amacıyla kullanılan bu araç, zamanla tüm dünyaya yayılarak bir eğlence kültürüne dönüşmüştür. (III) Özellikle Asya ülkelerinde her yıl düzenlenen festivallerle uçurtma uçurmak, köklü bir geleneğin simgesi haline gelmiştir. (IV) Uçurtmanın gökyüzünde dengede kalabilmesi, aerodinamik prensiplerin doğru uygulanmasına bağlıdır. (V) Rüzgarın uçurtma yüzeyine yaptığı basınç, yer çekimi kuvvetini yenerek aracın yükselmesini sağlar. (VI) Kuyruk kısmı ise havada salınan uçurtmanın kendi ekseni etrafında dönmesini engelleyerek uçuşu kararlı hale getirir.
Bu parça iki paragrafa bölünmek istense ikinci paragraf numaralanmış cümlelerin hangisiyle başlar?
Aşağıdaki sol sütunda verilen numaralandırılmış cümleleri, sağ sütunda yer alan anlam özellikleriyle doğru biçimde eşleştiriniz.
Soldaki öğeye tıklayın, sonra eşleşen sağdaki öğeye tıklayın
Öğeler
Eşleşmeler
Modern kentleşme süreçleri, şehirlerin yalnızca mimari dokusunu ve görsel silüetini değiştirmekle kalmamı��; aynı zamanda o kentleri benzersiz kılan 'ses peyzajlarını' (soundscape) da tek tipleştirmiştir. Her kentin kendine has rüzgâr uğultusu, satıcı nidası, zanaat tıkırtısı veya meydan uğultusu, yerini motorlu taşıtların, havalandırma ünitelerinin ve endüstriyel cihazların mekanik uğultusuna bırakmıştır. Akustik ekoloji üzerine yapılan araştırmalar, seslerin de en az tarihi binalar kadar kolektif hafızanın ve kültürel kimliğin bir parçası olduğunu göstermektedir. Bir kentin ses mirasını korumak, sadece geçmişe yönelik nostaljik bir özlem değil, o kentin özgün kimliğini geleceğe taşıma kararlılığıdır. Dolayısıyla kentsel tasarım planlarında görsel estetiğin yanında işitsel boyutun da planlanması, kent kimliğinin korunması açısından hayati bir önem taşımaktadır.
Bu parçada yakınılan temel durum aşağıdakilerden hangisidir?
A��ağıdaki cümlelerde koyu yazılmış sözcükleri, cümledeki anlam özellikleriyle (gerçek anlam, yan anlam, mecaz anlam) doğru şekilde eşleştiriniz.
Soldaki öğeye tıklayın, sonra eşleşen sağdaki öğeye tıklayın
Öğeler
Eşleşmeler
Yapay ışık kaynaklarının kontrolsüz artışı, modern kentleri geceleri de görünür kılarken gökyüzünün binlerce yıllık karanlığını elimizden alıyor. Bugün insanlık, yıldızların kılavuzluğunda yön bulduğu, mitolojiler ürettiği ve evrendeki yerini sorguladığı o kozmik manzaradan yoksun büyüyor. Işık kirliliği yalnızca ekolojik dengeleri bozmakla kalmıyor, insan zihninin sonsuzlukla kurduğu bağı da koparıyor. Gökyüzüne baktığında sadece yapay bir parıltı gören modern birey, doğanın derin sessizliğinden ve evrenin büyüleyiciliğinden uzaklaşıyor. Bu durum, insan yaratıcılığının ve sanatsal ilhamın da sınırlandığı, gökyüzünün sıradan bir dekora dönüştüğü yeni bir kültürel yabancılaşma sürecini başlatıyor.
Bu parçada aşağıdakilerin hangisinden yakınılmaktadır?
Güneş Sistemi dışındaki gezegenlerin atmosfer bileşenlerini inceleyen ilk teleskop olan James Webb Uzay Teleskobu, sadece yörüngesindeki kızılötesi algılayıcıları kullanarak derin uzaydaki en sönük galaksilerin ışığını saptayabilmektedir.
Bu cümleden hareketle, 'James Webb Uzay Teleskobu'nun göreve başlamasından önce Güneş Sistemi dışındaki gezegenlerin atmosfer bileşenlerini inceleyen başka bir teleskobun olmadı��ı' yargısına kesin olarak ulaşılabilir mi?
Göz kırpmak, çoğunlukla gözü dış etkenlerden korumak ve göz yüzeyini nemli tutmak için yapılan refleksif bir hareket olarak bilinir. Ancak son araştırmalar, bu basit eylemin beyin için çok daha önemli bir işlevi olduğunu ortaya koymaktadır. Bilim insanlarına göre her göz kırptığımızda, beynimiz milisaniyeler süren çok kısa bir dinlenme moduna geçer. Bu anlık kesintiler sırasında beynin çevreye odaklanan bölgelerindeki aktivite azalır ve zihin bir nevi 'varsayılan ağ' durumuna geçerek kendini tazeler. Yani göz kırpmak, sadece gözümüzü korumakla kalmaz; aynı zamanda zihnimizin sürekli bilgi akışı arasında nefes almasına yardımcı olur.
Bu parçanın konusu aşağıdakilerden hangisidir?
Modern sosyolojinin kurucularından kabul edilen Émile Durkheim, intiharı bireysel bir psikopatoloji olarak gören geleneksel anlayışa karşı çıkarak bu olgu üzerine sosyoloji tarihindeki ilk ampirik araştırmayı yürütmüş ve intiharın ancak toplumsal bütünleşmeyle açıklanabileceğini savunmuştur.
Bu cümleden kesin olarak çıkarılabilecek yargı aşağıdakilerden hangisidir?
Aşağıda karışık olarak verilen söz gruplarını anlamlı ve kurallı bir cümle oluşturacak biçimde sıralayınız.
Öğeleri doğru sıraya koymak için sürükleyin
(I) Eko-ele��tiri, edebiyat yapıtlarını insan ile çevre arasındaki ilişkiler açısından ele alan ve doğanın metinlerde nasıl temsil edildiğini sorgulayan disiplinler arası bir yaklaşımdır. (II) Bu kuram çerçevesinde yazarlar, eserlerinde vahşi doğanın yok oluşunu ve endüstrileşmenin ekosistem üzerindeki yıkıcı etkilerini estetik bir dille ele alırlar. (III) Küresel ısınmanın son yarım yüzyılda ulaştığı boyutlar, çevre kirliliğini kontrol altına almayı hedefleyen uluslararası antlaşmaların daha sıkı uygulanmasını zorunlu kılmaktadır. (IV) Böylelikle edebi metinler, sadece sanatsal birer nesne olmanın ötesine geçerek okurda çevre bilincinin uyanmasını sağlayan toplumsal bir işlev kazanır. (V) Nitekim çevre merkezli bu okuma biçimi, insanın doğaya hükmeden değil, onunla uyum içinde var olan bir özne olarak yeniden tanımlanmasına katkı sunar.
Bu parçadaki numaralanmış cümlelerden hangisi düşüncenin akışını bozmaktadır?
Bir edebi eseri okumak, yazarın zihninde önceden biçimlenmiş ve metne mühürlenmiş sabit bir anlam paketini edilgen bir biçimde teslim almak değildir. Aksine okuma eylemi, metnin sunduğu dilsel işaretler ile okurun kendi tarihsel, kültürel ve varoluşsal ufkunun karşı karşıya geldiği, dinamik bir yeniden inşa sürecidir. Metin, içinde barındırdığı anlamsal boşluklar ve belirsizlik alanlarıyla okuru aktif bir ortak yapımcı olmaya davet eder. Her okur, kendi yönelimleri ve deneyim dünyasıyla bu boşlukları doldururken metne yeni bir soluk üfler. Dolayısıyla bir eserin nihai anlamı, ne tek başına yazarın niyetinde ne de sadece kelimelerin sözlük anlamlarında donup kalmıştır; o, yazar ile okur arasında kurulan bu zamansız diyalogda her seferinde yeniden doğar. Bu durum, metnin her çağda ve her zihinde farklı bir yankı bulmasını sağlayarak edebi yapıtın ömrünü sonsuz kılar.
Bu parçada vurgulanmak istenen asıl düşünce aşağıdakilerden hangisidir?