Tüm alıştırma soruları

6755 soru

Soru 1021Soru

Kentleşmenin hız kazanmasıyla birlikte ortaya çıkan kentsel ısı adası etkisi, modern şehirlerin en belirgin çevresel sorunlarından biridir. Beton ve asfalt gibi yapay yüzeylerin güneş ışınlarını yüksek oranda soğurması, yeşil alanların yetersizliğiyle birleştiğinde şehir merkezlerinin kırsal çevreye göre çok daha sıcak olmasına yol açar. Bu sıcaklık farkı, enerji tüketimini artırırken hava kalitesini de olumsuz etkiler. Şehirlerdeki yüksek sıcaklığı düşürmek amacıyla klima kullanımının yaygınlaşması, atmosfere salınan sıcak havayı artırarak kısır bir döngü oluşturur. Sorunun çözümü için binalarda yansıtıcı malzemelerin tercih edilmesi, çatı bahçelerinin yaygınlaştırılması ve rüzgâr koridorlarının planlanması gibi akıllı mimari yaklaşımlar büyük önem taşımaktadır.

Bu parçadan kentsel ısı adası etkisiyle ilgili olarak aşağıdakilerden hangisine ulaşılamaz?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Kentsel ısı adası etkisinin ortaya çıkmasında sanayi tesislerinden salınan atık ısıların birincil derecede rol oynadığına

Cevap

Kentsel ısı adası etkisinin ortaya çıkmasında sanayi tesislerinden salınan atık ısıların birincil derecede rol oynadığına
Sanayi tesislerinden salınan atık ısıların birincil derecede rol oynadığına yönelik ifade parçada geçmemektedir. Parçada kentsel ısı adasının temel nedenleri olarak beton ve asfalt gibi yapay yüzeylerin güneş ışınlarını soğurması ve yeşil alanların yetersizliği gösterilmiştir. Bu nedenle sanayi tesisleriyle ilgili yargıya ulaşılamaz.

Adım Adım Çözüm

1
Paragrafı dikkatlice okuyarak kentsel ısı adası etkisinin nedenlerini, sonuçlarını ve çözüm yollarını belirlemek.
Kentsel ısı adası etkisinin yapay yüzeylerin güneş ışınlarını soğurması, yeşil alan yetersizliği ve klima kullanımı gibi faktörlerden kaynaklandığı; enerji tüketimini artırdığı; akıllı mimari yöntemlerle önlenebileceği belirlenir.
Seçeneklerdeki yardımcı düşünceleri metinle karşılaştırabilmek için öncelikle metindeki bilgileri analiz etmek gerekir.
2
Seçeneklerde verilen ifadeleri paragraftaki cümlelerle tek tek karşılaştırarak eşleştirmek.
Yapay malzemelerin sıcaklık birikimine yol açtığı, enerji tüketimini etkilediği, klimaların kısır döngü yarattığı ve mimari çözümlerin önemi metindeki ifadelerle eşleşir. Ancak sanayi tesislerinin atık ısılarına dair bir bilgi bulunamaz.
Parçadan ulaşılabilecek yardımcı düşünceleri eleyerek ulaşılamayacak olan seçeneği belirlemek.
3
Ulaşılamayan seçeneği doğru cevap olarak belirlemek.
Sanayi tesislerinin etkisinden bahseden seçeneğin metinde yer almadığı belirlenir ve doğru yanıt olarak seçilir.
Soru kökündeki olumsuz ifadeye uygun olarak metinde değinilmeyen yargıyı bulmak.

Anahtar Kavram

Paragrafta Yardımcı Düşünceler
Tahmini Süre:2m 0s
Soru 1022Soru

Bilinmez bir hüzün çöker çevremizde (I) her akşam,
Dallarındaki yeşil yapraklar birden sarardı (II) yine.
Kadere boyun eğenlerin alnındaki bu yazısı (III),
Bize hatırlatır geçmiş günlerin o soluk resmini.
Biz ise bu kavurucu yazı (IV) sessizce geride bıraktık;
Oysa o, hayalleriyle yaşayan eski bir yöneticiydi (V).

Bu dizelerde numaralanmış sözcüklerden hangisi hem yapım hem de çekim eki almamıştır?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: IV

Cevap

Dizelerdeki numaralanmış sözcüklerden 'kavurucu yazı' tamlamasında geçen 'yazı' sözcüğü, mevsim bildiren 'yaz' isim köküne sadece belirtme durumu (hâl) çekim eki alarak oluşmuştur ve yapım eki içermemektedir.
Kavurucu yazı ifadesindeki 'yazı' sözcüğü, mevsim bildiren 'yaz' isim köküne belirtme durum eki olan '-ı' getirilerek oluşturulmuştur. Bu sözcükte herhangi bir yapım eki bulunmamaktadır. Dolayısıyla sözcük yalnızca çekim eki almıştır.

Adım Adım Çözüm

1
I numaralı sözcüğü çözümleme
çevir- (fiil kökü) + -e (fiilden isim yapım eki; ünlü düşmesiyle 'çevre' olur) + -miz (iyelik eki) + -de (durum eki). Hem yapım hem çekim eki almıştır.
Sözcüğün kökü ve aldığı eklerin işlevleri belirlenerek yapım-çekim birlikteliği test edilir.
2
II numaralı sözcüğü çözümleme
sarı (isim kökü) + -ar (isimden fiil yapım eki; ünlü düşmesiyle 'sarar-' olur) + -dı (geçmiş zaman eki). Hem yapım hem çekim eki almıştır.
Ünlü düşmesine uğrayan kökün tespiti ve eklerin işlevinin belirlenmesi gerekir.
3
III numaralı sözcüğü çözümleme
yaz- (fiil kökü) + -ı (fiilden isim yapım eki; 'yazı' kelimesi kaderi yazmak anlamındad��r) + -sı (iyelik eki). Hem yapım hem çekim eki almıştır.
Bağlamdan hareketle sözcüğün 'yazmak' eylemiyle ilişkili olduğu saptanır.
4
IV numaralı sözcüğü çözümleme
yaz (isim kökü; mevsim anlamında) + -ı (belirtme durumu eki; çekim ekidir). Yapım eki yoktur.
'Kavurucu yazı' ifadesinde mevsim kastedildiği için kök isimdir, üzerine gelen ek çekim ekidir.
5
V numaralı sözcüğü çözümleme
yön (isim kökü) + -et- (isimden fiil yapım eki) + -ici (fiilden isim yapım eki) + -ydi (ek-fiil). Hem yapım hem çekim eki almıştır.
Çoklu türetim gösteren sözcüğün ek analizi tamamlanır.

Anahtar Kavram

Sözcük yapısında sesteş köklerin ve homofon eklerin bağlama göre ayırt edilmesi
Tahmini Süre:2m 0s
Soru 1023Soru

Sıfatların ya da zarfların anlamını miktar yönünden pekiştirerek derecelendiren zarflara derecelendirme zarfı denir. Buna göre, aşağıdaki cümlelerin hangisinde derecelendirme zarfı bir s��fatı etkilemiştir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Bu yazarın en sürükleyici romanını henüz okumadım.

Cevap

Bu yazarın en sürükleyici romanını henüz okumadım.
Doğru cevap olan cümlede geçen 'en' sözcüğü bir derecelendirme zarfıdır. Bu zarf, 'roman' ismini niteleyen 'sürükleyici' sıfatının önüne gelerek bu sıfatın anlamını derece yönünden etkilemiştir. Dolayısıyla derecelendirme zarfı bir sıfatı etkileme göreviyle kullanılmıştır.

Adım Adım Çözüm

1
Cümlelerdeki derecelendirme (miktar) belirten sözcükleri tespit edin.
Cümlelerde geçen 'en', 'daha', 'oldukça' ve 'çok' sözcükleri miktar ve derece belirten sözcüklerdir.
Derecelendirme işlevinin hangi sözcüklerle sağlandığını belirlemek için bu adım gereklidir.
2
Derecelendirme sözcüklerinin cümle içinde hangi sözcük türünü etkilediğini analiz edin.
Doğru seçenekteki 'en' sözcüğü, 'sürükleyici' niteleme sıfatını etkilemiştir. Diğer cümlelerdeki derecelendirme sözcükleri ise ya doğrudan isimleri etkileyerek sıfat olmuştur ya da durum zarflarını etkilemiştir.
Derecelendirme zarfının bir sıfatı mı yoksa başka bir zarfı mı etkilediğini ayırt etmek için bu adım gereklidir.

Anahtar Kavram

Derecelendirme zarflarının sıfatları veya zarfları etkileme görevi
Tahmini Süre:50s
Soru 1024Soru

(I) Camaltı resim sanatı, cam levhanın arka yüzeyine boyalarla tersten çizim yapılması esasına dayanan özgün bir görsel sanat dalıdır. (II) Sanatçı, eserin ön yüzünden görülecek ayrıntıları ilk önce boyayıp ardından arka planı renklendirmek zorunda olduğu için bu teknikte hataya yer yoktur. (III) Osmanlı dönemi halk kültüründe geniş yer bulan bu sanatta; şahmeran figürleri, dinsel motifler ve günlük yaşamdan sahneler camın şeffaflığıyla buluşur. (IV) Sanatsal değerinin yanı sıra camın fiziksel özellikleri, bu eserlerin korunması ve depolanması sürecinde ciddi zorlukları beraberinde getirir. (V) Havadaki nem oranının değişmesi ve ani sıcaklık farkları, camın arkasındaki boya tabakasının çatlayıp dökülmesine yol açar. (VI) Bu nedenle müzeler ve koleksiyonerler, camaltı resimlerini sergilerken ışık ve nem kontrolü sağlayan özel iklimlendirme sistemleri kullanmaktadır.

Bu parça iki paragrafa bölünmek istense ikinci paragraf numaralanmış cümlelerin hangisiyle başlar?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: IV

Cevap

Bu parça iki paragrafa bölünmek istense ikinci paragraf IV numaralı cümleyle başlar.
Metnin ilk üç cümlesinde camaltı resim sanatının tanımı, yapılış yöntemi ve Osmanlı dönemindeki tematik zenginliği ele alınmıştır. Ancak IV numaralı cümleden itibaren konu değişerek bu eserlerin cam malzemeden ötürü korunma zorlukları ve sergilenme aşamasındaki iklimlendirme ihtiyaçları işlenmeye başlanmıştır. Bu nedenle ikinci paragraf IV numaralı cümleyle başlamalıdır.

Adım Adım Çözüm

1
Paragraftaki her cümlenin konusunu ve odak noktasını belirleyin.
İlk üç cümle camaltı sanatının tanımı, tekniği ve geleneksel temalarını ele alırken, son üç cümle bu eserlerin fiziksel olarak korunması ve müze ortamındaki iklimlendirme gereksinimlerini anlatmaktadır.
Metindeki düşünce akışının hangi cümlede yeni bir konuya veya bakış açısına kaydığını saptamak gerekir.
2
Giriş cümlesi olmaya uygun, kendinden önceki ifadelere bağımlı olmayan ilk cümleyi bulun.
IV numaralı cümle, 'Sanatsal değerinin yanı sıra...' ifadesiyle başlasa da 'camın fiziksel özellikleri' ve 'korunma zorlukları' şeklinde tamamen yeni bir konunun sınırlarını çizmekte ve bu yönüyle bağımsız bir paragraf girişi niteliği taşımaktadır.
İkinci paragrafın ilk cümlesi, kendinden önceki paragrafa dil bilgisel bağlaçlar veya doğrudan anlamsal bağımlılıklarla sıkı sıkıya bağlı olmamalı, yeni bir konuyu başlatmalıdır.
3
Bulunan bölünme noktasından sonraki cümlelerin birbiriyle uyumunu ve akışını kontrol edin.
IV, V ve VI numaralı cümleler kendi aralarında bir bütünlük oluşturarak camaltı resimlerinin fiziksel korunması konusunu işlemektedir.
Bölünen ikinci kısmın kendi içinde tutarlı bir paragraf oluşturduğundan emin olunmalıdır.

Anahtar Kavram

Paragrafı İki Paragrafa Bölme
Soru 1025Soru

35 - 36. soruları aşağıdaki parçaya göre cevaplayınız.

Moderniteyle birlikte hayatımıza giren ve her geçen gün etkisini artıran 'hız' kavramı, yalnızca gündelik pratiklerimizi değil, zihinsel süreçlerimizi ve bu süreçlerin en somut dışavurumu olan sanatsal üretimlerimizi de kökten dönüştürmüştür. Klasik anlatı geleneğinde zaman, genişleyen ve derinleşen bir nehir gibi kendi mecrasında akarken modern ve post-modern edebiyatta anlık parçalanmalara uğrar. Bu durum, bireyin zaman algısının giderek daralması ve zihinsel dikkatin sürekli olarak yeni dijital uyaranlara bölünmesiyle doğrudan ilişkilidir. Geleneksel romanın sunduğu geniş zaman dilimleri ve çok boyutlu karakter analizleri, yerini hızla tüketilen ve anlık izlenimleri aktaran kısa, fragmanter metinlere bırakmaktadır. Ancak bu dönüşüm, edebiyat sosyolojisinde sadece bir teknik veya biçim değişikliği olarak okunmamal��dır; zira anlatının bu denli kısalması ve hızlanması, insanın geçmişle kurduğu köklü bağları zedelemekte ve belleği edilgen bir arşivleyiciye dönüştürmektedir. Çağımız insanı için artık hatırlamak, geçmiş deneyimler üzerine derinlemesine düşünmek değil; durmaksızın akan veri akışı içinde kaybolmamak adına yapılan geçici bir tutunma çabasından ibarettir. Edebiyat da bu yeni bellek biçiminin hem bir aynası hem de en sadık kaydedicisi olarak varlığını sürdürmeye çalışmaktadır.

35. Bu parçada vurgulanmak istenen temel düşünce a��ağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Modern yaşamın getirdiği hız ve bunun edebiyattaki yansıması olan parçalı anlatılar, sadece biçimsel birer değişim olmayıp insanın geçmişle kurduğu ilişkiyi ve bellek yapısını kökten dönüştürmektedir.

Cevap

Modern yaşamın getirdiği hız ve bunun edebiyattaki yansıması olan parçalı anlatıların, sadece biçimsel birer değişim olmayıp insanın geçmişle kurduğu ilişkiyi ve bellek yapısını kökten dönüştürdüğünü belirten seçenektir.
Bu parçada yazar, moderniteyle gelen hız kavramının ve bunun edebiyattaki yansıması olan parçalı (fragmanter) metinlerin sadece biçimsel bir yenilik olmadığını, aynı zamanda insan zihninin zaman algısını, belleğin işleyişini ve geçmişle kurduğu bağı derinden etkilediğini savunmaktadır. Dolayısıyla hızın ve parçalı anlatıların, insanın geçmişle kurduğu ilişkiyi ve bellek yapısını dönüştürdüğünü belirten yargı parçanın ana düşüncesidir.

Adım Adım Çözüm

1
Paragrafın genelinde neyden söz edildiğini ve yazarın asıl amacını belirlemek.
Yazarın, modern çağdaki hız kavramının edebiyattaki yansıması (kısa ve parçalı anlatılar) üzerinden insan zihnini, zaman algısını ve belleğini nasıl dönüştürdüğünü tartıştığı görülmüştür.
Ana düşünceyi belirlemek için öncelikle metnin bütününde işlenen ana konunun doğru saptanması gerekir.
2
Metindeki anahtar kelimeleri ve yargıları seçeneklerle karşılaştırmak.
Hızın ve fragmanter metinlerin sadece biçimsel bir değişiklik olmadığı, belleği edilgenleştirdiği ve geçmişle olan bağı zedelediği ifadeleriyle örtüşen yargı tespit edilmiştir.
Yazarın 'ancak bu dönüşüm sadece bir biçim değişikliği olarak okunmamalıdır' ifadesinden yola çıkarak asıl iletilmek istenen mesaja odaklanılması gerekir.
3
Yanlış seçenekleri gerekçelendirerek elemek.
Yardımcı düşünce içeren, neden-sonuç bağını ters kuran veya parçada yer almayan aşırı öznel yargılar barındıran seçenekler elenmiştir.
Seçeneklerin çeldiricilik yönlerini ortaya koymak, doğru cevabın kesinliğini doğrulamayı sağlar.

Anahtar Kavram

Çoklu Paragraf Sorularında Ana Düşünceyi Bulma
Tahmini Süre:2m 0s
Soru 1026Soru

(I) Koku duyusu, insan beyninde duygusal hafıza ve anıların işlendiği amigdala ile hipokampus bölgelerine doğrudan bağlı tek duyudur. (II) Bu doğrudan bağlantı sayesinde, yıllar önce karşılaştığımız bir koku bizi aniden çocukluğumuzun geçtiği o odaya veya eski bir anımıza götürebilir. (III) Edebi metinlerde de kokuların karakterlerin iç dünyasını yansıtmak amacıyla sıkça kullanıldığı görülür. (IV) Bilimde "Proust Etkisi" olarak adlandırılan bu durum, kokuların geçmişe dair anıları diğer duyulara göre daha canlı ve hızlı tetiklemesini açıklar. (V) Yapılan nörolojik araştırmalar da kokuların uyandırdığı anıların görsel veya işitsel uyaranlara kıyasla çok daha güçlü duygusal tepkiler yarattığını doğrulamaktadır.

Bu parçadaki numaralanmış cümlelerden hangisi düşüncenin akışını bozmaktadır?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: III

Cevap

Üçüncü cümle (III) parçanın anlam akışını bozmaktadır.
Paragrafın genelinde koku duyusunun insan belleği üzerindeki nörolojik ve psikolojik etkileri bilimsel bir dille açıklanmaktadır. Birinci, ikinci, dördüncü ve beşinci cümleler bu bilimsel temayı geliştirerek birbirini takip etmektedir. Üçüncü cümle ise koku duyusunun edebi metinlerdeki kullanımına değinerek paragrafın genel odağını ve bilimsel akışını bozmuştur.

Adım Adım Çözüm

1
Paragrafın genelinde işlenen ana konunun sınırlarını belirlemek amacıyla cümleleri sırasıyla okuyun.
Paragrafın genel olarak koku duyusunun hafıza ve anılar üzerindeki nörolojik, psikolojik etkilerini (Proust Etkisi) ele aldığı belirlenir.
Paragrafın ortak düşünce eksenini saptayarak bu eksenin dışına taşan cümleyi bulmak.
2
Cümleler arasındaki köprü ifadeleri ve anlam bağlarını analiz edin.
Birinci cümledeki beyin bağlantısının, ikinci cümledeki "Bu doğrudan bağlantı sayesinde" ifadesiyle; ikinci cümledeki anı tetikleme durumunun ise dördüncü cümledeki "bu durum" ifadesiyle birbirine bağlandığı görülür. Beşinci cümle de bu bilimsel konuyu desteklemektedir. Ancak üçüncü cümlenin edebiyat ve karakter analizi alanına geçiş yaptığı belirlenir.
Anlam akışını kesintiye uğratan bağımsız düşünceyi tespit etmek.
3
Akışı bozan cümleyi seçeneklerle eşleştirerek doğru cevaba ulaşın.
Edebi metinlerden bahseden üçüncü cümlenin parçanın genel anlam çerçevesine uymadığı ve akışı bozduğu kesinleştirilir.
Sorunun çözümünü tamamlamak.

Anahtar Kavram

Paragrafta akışı bozan cümleyi bulma
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 1027Soru

Gazeteci:
(I) ----

Mimar:
— Geleneksel mimari, sadece geçmişin biçimsel bir tekrarı değildir; o dönemin yaşam kültürünün, iklimle kurduğu bağın ve malzeme bilgisinin somutlaşmış halidir. Ben tasarımlarımda eski yapıları taklit etmek yerine, onların doğayla kurduğu dostane ilişkiyi ve mekânsal sıcaklığı günümüzün teknolojisiyle harmanlamayı tercih ediyorum.

Gazeteci:
(II) ----

Mimar:
— Kesinlikle hayır. Bir kentin kimliği, onun tarihsel katmanlarının korunmasıyla doğrudan ilişkilidir. Eski binaları tamamen yıkıp yerlerine cam ve çelikten gökdelenler diktiğinizde, o şehrin hafızasını da silmiş olursunuz. Modernleşme, geçmişi yok ederek değil, onun üzerine yeni değerler ekleyerek gerçekleştirilmelidir.

Bu diyalogda boş bırakılan yerlere sırasıyla aşağıdakilerden hangisi getirilmelidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: I. Projelerinizde geleneksel mimari unsurlardan yararlanırken nasıl bir yöntem izliyorsunuz?
II. Bir kentin modernleşme sürecinde tarihi yapıların yıkılarak yenilenmesini destekliyor musunuz?

Cevap

Projelerinizde geleneksel mimari unsurlardan yararlanırken nasıl bir yöntem izliyorsunuz? ve Bir kentin modernleşme sürecinde tarihi yapıların yıkılarak yenilenmesini destekliyor musunuz? sorularını içeren seçenektir.
Mimarın ilk cevabında tasarımlarında eski yapıları taklit etmek yerine, onların doğayla ilişkisini günümüz teknolojisiyle harmanladığını belirtmesi, geleneksel mimari unsurlardan nasıl yararlandığı sorusuna karşılık gelir. İkinci cevabında ise 'Kesinlikle hayır' diyerek eski binaların yıkılmasının kentin hafızasını sileceğini savunması, tarihi yapıların yıkılarak yenilenmesini destekleyip desteklemediği sorusuna doğrudan bir cevaptır. Bu nedenle, mimarın tasarımlarında izlediği yöntemi ve tarihi yapıların yıkılması konusundaki görüşlerini soran seçenek doğrudur.

Adım Adım Çözüm

1
Mimarın birinci cevabını analiz etmek.
Mimar, geleneksel mimarinin geçmişin kopyası olmadığını belirtip kendi tasarımlarında eski yapıların doğayla kurduğu ilişkiyi günümüz teknolojisiyle harmanladığını ifade etmektedir.
Bu açıklama, mimarın projelerinde geleneksel ögeleri kullanırken izlediği yöntemi ve yaklaşımı ortaya koymaktadır.
2
Mimarın ikinci cevabını analiz etmek.
Mimar söze doğrudan 'Kesinlikle hayır' diyerek başlamakta, eski binaların yıkılmasının şehrin hafızasını sileceğini ve modernleşmenin geçmişi yok etmeden yapılması gerektiğini savunmaktadır.
Bu karşı duruş, tarihi yapıların modernleşme adına yıkılması konusundaki fikrini soran bir soruya cevap niteliğindedir.
3
Cevapları seçeneklerdeki soru çiftleriyle karşılaştırarak eşleştirmek.
İlk boşluğa mimarın tasarım yöntemini soran sorunun, ikinci boşluğa ise tarihi binaların yıkılmasına onay verip vermediğini soran sorunun gelmesi gerektiği görülür.
Metnin ana düşüncesi, akışı ve konuşmacının üslubuyla tam uyum sağlayan tek bir soru çifti bulunmaktadır.

Anahtar Kavram

Paragrafta soru ile cevap arasındaki anlam bağını kurma ve konuşmanın akışını tamamlama.
Tahmini Süre:2m 0s
Soru 1028Soru

(I) Yazar, edebiyat yolculuğunda her zaman dilin saflığını korumaya özen göstermiştir. (II) Romanlarında olay örgüsünü derinleştirirken okurun ilgisini her zaman canlı kılmayı başarır. (III) Karakterlerin iç dünyasını tahlil ederken insan psikolojisinin bilinmeyen yönlerine ışık düşürür. (IV) Her yapıtın, okurun zihninde yeni bir dünyanın kapısını aralayacağına inanırdı. (V) Toplumun her kesiminden insanın kendi yaşamından izler bulabileceği sıcak hikâyeler kaleme almıştır.

Bu parçada numaralanmış cümlelerin hangisinde hem ünsüz yumuşamasına uğramış bir sözcük hem de bu kurala ayk��rılık gösteren bir sözcük birlikte kullanılmıştır?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: IV

Cevap

Dördüncü cümle (IV)
Dördüncü cümlede ünsüz yumuşamasının hem kuralı hem de istisnası (aykırılığı) örneklendirilmiştir. 'aralayacağına' sözcüğünün kökünde yer alan gelecek zaman eki olan '-acak' eki, ünlüyle başlayan iyelik eki aldığında sonundaki 'k' sesi 'ğ' sesine dönüşerek yumuşamıştır. Diğer taraftan, aynı cümledeki 'yapıtın' sözcüğü sert ünsüzle bitip ünlüyle başlayan ek almasına rağmen yumuşamamıştır ve kurala aykırı bir kullanım sergilemiştir.

Adım Adım Çözüm

1
Cümlelerdeki ünsüz yumuşamasına (p, ç, t, k seslerinin ünlüyle başlayan ek aldığında b, c, d, g/ğ seslerine dönüşmesi) uğramış sözcükleri tespit etmek.
Birinci cümlede 'yolculuk -> yolculuğunda' ve 'saflık -> saflığını', üçüncü c��mlede 'et- -> ederken', dördüncü cümlede 'aralayacak -> aralayacağına', beşinci cümlede 'bulabilecek -> bulabileceği' sözcüklerinde ünsüz yumuşaması gerçekleşmiştir.
Soruda istenen ilk şartı sağlayan cümleleri filtrelemek gerekir.
2
Cümlelerde ünsüz yumuşaması kuralına aykırılık gösteren (sert ünsüzle bitmesine ve ünlüyle başlayan ek almasına rağmen yumuşamayan) sözcükleri aramak.
Dördüncü cümlede yer alan 'yapıt' kelimesi türemiş bir sözcüktür ve 't' sert ünsüzüyle biter. Ünlüyle başlayan '-ın' ilgi ekini almasına rağmen 'yapıdın' şeklinde yumuşamayarak 'yapıtın' olarak kalmıştır. Bu durum ünsüz yumuşamasına aykırılıktır.
Soruda istenen ikinci şartın hangi cümlede sağlandığını belirlemek gerekir.
3
Her iki durumun da (yumuşama ve aykırılık) bir arada yer aldığı cümleyi seçmek.
Dördüncü cümlede hem 'yapıtın' (aykırılık) hem de 'aralayacağına' (yumuşama) sözcükleri bir arada yer almaktadır.
Cevabın kesinleşmesini ve doğru seçeneğin bulunmasını sağlar.

Anahtar Kavram

Ünsüz Yumuşaması ve İstisnaları (Aykırılık)
Tahmini Süre:2m 0s
Soru 1029Soru

Türkçede hem isim hem de fiil olarak kullanılabildiği hâlde aralarında hiçbir anlam ilişkisi bulunmayan köklere sesteş kök denir. Hem isim hem de fiil olarak kullanılabilen ve aralarında anlam ilişkisi bulunan kökler ise ortak (kökteş) kök olarak adlandırılır.

Buna göre, aşağıdaki cümlelerin hangisinde kalın harflerle belirtilmiş sözcüğün kökü, sesteş veya ortak kök olma yönüyle diğerlerinden farklıdır?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Ustanın titizlikle duvara sürdüğü boya odanın havasını tamamen değiştirdi.

Cevap

Ustanın titizlikle duvara sürdüğü boya sözcüğünün kökü olan 'boya', isim ve fiil kullanımı arasında anlam ilişkisi barındırdığı için ortak (kökteş) köktür. Diğer seçeneklerdeki kalın harfli sözcüklerin kökleri ise sesteş kök grubuna girmektedir.
Duvara sürdüğü boya ifadesindeki 'boya' sözcüğü hem isim (boya maddesi) hem de fiil (boyamak) olarak kullanılabilir ve bu iki kullanım arasında doğrudan bir anlam ilişkisi vardır. Bu durumdaki köklere ortak (kökteş) kök denir. Diğer seçeneklerde yer alan 'yaz', 'dal-', 'yol-' ve 'gül-' köklerinin isim ve fiil şekilleri arasında hiçbir anlam ilişkisi bulunmadığı için bunlar sesteş köktür.

Adım Adım Çözüm

1
Seçeneklerdeki kalın harflerle belirtilmiş sözcüklerin köklerini tespit etmek.
yaz (isim), daldı (dal- fiili), yoldu (yol- fiili), boya (isim), güldü (gül- fiili) olarak kökler bulunur.
Sözcük kökünün türünü doğru belirlemek sorunun ilk adımıdır.
2
Köklerin hem isim hem de fiil olarak kullanılıp kullanılamayacağını ve aralarındaki anlam ilişkisini kontrol etmek.
'yaz' (mevsim / yazmak), 'dal' (ağacın dalı / dalmak), 'yol' (geçilen yer / yolmak) ve 'gül' (çiçek / gülmek) arasında anlam ilişkisi yoktur. 'boya' (renklendirici madde / boyamak) arasında ise doğrudan anlam ilişkisi vardır.
Sesteş ve ortak kök ayrımı anlam ilişkisine dayanır.
3
Ortak kök olan tek seçeneği saptayarak doğru cevaba ulaşmak.
'boya' ortak kökken diğerleri sesteş kök olduğu için farklı olan belirlenmiş olur.
Tanımlara uygun olarak farklı olan kök yapısını ayırt etmek gerekir.

Anahtar Kavram

Kök ve Kök Türleri (Ortak Kök ile Sesteş Kök Farkı)
Soru 1030Soru

Gazeteci:
(I) ----

Kentsel Antropolog:
— Şehirler sadece taş ve betondan oluşan yapılar değildir; onlar toplumsal hafızanın, ortak yaşanmışlıkların somutlaştığı mekânlardır. Bir kentin sokak dokusu, meydanlarının yerleşimi ve hatta yıkılan eski bir sinema salonunun boşluğu bile orada yaşayan insanların kimlik inşasında doğrudan rol oynar. Bu yüzden mekân��n değişimi, bireyin kendi geçmişiyle kurduğu bağı kopararak onda bir tür aidiyetsizlik ve yabancılaşma hissi yaratır. Kentleşmeyi sadece ekonomik ya da mimari bir büyüme olarak görmek, insan-mekân ilişkisindeki bu görünmez psikolojik kırılmaları ıskalamak anlamına gelir.

Gazeteci:
(II) ----

Kentsel Antropolog:
— Aslında bu durum kaçınılmaz bir çelişkiyi barındırıyor. Bir yanda geçmişin nostaljisine sığınarak kenti bir açık hava müzesine dönüştürme riski var, diğer yanda ise işlevsellik adına her şeyi tek tipleştiren aşırı bir pragmatizm. Çözüm, geçmişi dondurmakta değil; onun kültürel ve tarihsel katmanlarını yeni ihtiyaçlarla harmanlayan sürdürülebilir bir koruma bilincinde yatıyor. Yani eskiyi yok etmeden, onun ruhunu modern yaşamın dinamizmine entegre edebilen tasarımlar geliştirmeliyiz. Aksi takdirde hafızasını kaybetmiş, ruhsuz yapay yerleşimlerden öteye geçemeyiz.

Bu diyalogda boş bırakılan yerlere sırasıyla aşağıdakilerden hangisi getirilmelidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Fiziksel çevredeki değişimlerin insan psikolojisi ve kentsel kimlik üzerindeki yansımalarını nasıl yorumluyorsunuz? / Kentlerin geçmişini koruma arzusu ile modern hayatın işlevsel gereksinimleri arasında nasıl bir uzlaşı sağlanabilir?

Cevap

Fiziksel çevredeki değişimlerin insan psikolojisi ve kentsel kimlik üzerindeki yansımalarını nasıl yorumluyorsunuz? / Kentlerin geçmişini koruma arzusu ile modern hayatın işlevsel gereksinimleri arasında nasıl bir uzlaşı sağlanabilir?
Fiziksel çevredeki değişimlerin insan psikolojisi ve kentsel kimlik üzerindeki yansımalarını sorgulayan ilk soru, antropoloğun mekânın değişmesinin bireyde yarattığı aidiyetsizlik, yabancılaşma ve psikolojik kırılmaları anlattığı ilk konuşmayla doğrudan örtüşmektedir. Kentlerin geçmişini koruma arzusu ile modern hayatın işlevsel gereksinimleri arasındaki uzlaşıyı arayan ikinci soru ise, antropoloğun kenti açık hava müzesi yapmak ile aşırı pragmatizm arasındaki çelişkiyi ve eskiyle yeninin nasıl entegre edilmesi gerektiğini tartıştığı ikinci konuşmanın temelini oluşturmaktadır. Bu nedenle bu soru çiftini barındıran seçenek doğrudur.

Adım Adım Çözüm

1
Birinci paragraftaki anahtar kelimeleri ve konuyu belirleme.
Antropoloğun ilk konuşmasında mekân değişimi, aidiyetsizlik, yabancılaşma, kimlik inşası ve psikolojik kırılmalar kavramları öne çıkmaktadır. Bu konuşmanın fiziksel çevrenin insan ruhsal yapısı ve kentsel kimlik üzerindeki etkilerini sorgulayan bir soruya karşılık verildiği anlaşılır.
Konuşmacının ilk cevabının hangi temel sorunun etrafında şekillendiğini saptamak.
2
İkinci paragraftaki anahtar kelimeleri ve konuyu belirleme.
Antropoloğun ikinci konuşmasında kenti açık hava müzesine dönüştürme (geçmişi koruma arzusu) ile aşırı pragmatizm ve işlevsellik (modern gereksinimler) arasındaki çelişkiden bahsedilmekte ve çözümün bu iki durumun uzlaştırılması olduğu vurgulanmaktadır.
İkinci cevabın odağındaki temel sorunu tespit etmek.
3
Seçenekleri analiz ederek doğru eşleşmeyi bulma.
Fiziksel çevredeki değişimlerin insan psikolojisi ve kentsel kimlik üzerindeki yansımalarını sorgulayan soru ile kentlerin geçmişini koruma arzusu ile modern hayatın işlevsel gereksinimleri arasındaki uzlaşıyı sorgulayan soru sadece bir seçenekte bir arada verilmiştir. Bu seçenekteki sorular metnin bütünüyle anlamca ve üslupça tam uyum sağlamaktadır.
Her iki paragrafa da tam uyum sağlayan soru çiftini bulmak.

Anahtar Kavram

Paragrafta soru-cevap ilişkisini kurarken metnin ana düşüncesini, konuşmacının odaklandığı anahtar kavramları ve üslup bütünlüğünü dikkate alma.
Tahmini Süre:2m 0s
Soru 1031Soru

Aşağıdaki sol sütunda bir eserin veya yazarın anlatım özelliklerine dair yapılan değerlendirmeler, sağ sütunda ise bu değerlendirmelerin doğrudan ilişkili olduğu anlatım ilkeleri yer almaktadır. Sol sütundaki açıklamaları sağ sütundaki uygun anlatım ilkeleriyle eşleştiriniz.

Soldaki öğeye tıklayın, sonra eşleşen sağdaki öğeye tıklayın

Öğeler

I. Anlatı boyunca hiçbir sözcük sanatına, mecazlı söyleyişe veya süslü betimlemeye yer verilmemiş; zihni yormayan, günlük dilin sadeliğinde bir üslup tercih edilmiştir.
II. Eserdeki cümlelerin her biri, arkasında ciltler dolusu anlam barındıran, okuru derin çağrışımlarla uzun uzun düşünmeye sevk eden bir yoğunluk taşımaktadır.
III. Metinde telaffuzu güç sözcüklere, ses uyumunu bozan ifadelere yer verilmemiş; cümleler hiçbir dil pürüzüne takılmadan su gibi akıp gitmektedir.
IV. Yazarın metin boyunca ileri sürdüğü düşünceler arasında mantıksal bir çatışma bulunmamakta, başından sonuna kadar birbiriyle uyumlu ve kararlı bir tutum sergilenmektedir.

Eşleşmeler

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap

Birinci açıklama yalınlık, ikinci açıklama özlülük, üçüncü açıklama akıcılık, dördüncü açıklama ise tutarlılık ilkesiyle eşleşmelidir.
Verilen açıklamaların tamamı anlatım ilkelerinin tanımlarıyla tam bir uyum içindedir. Süsten uzak durulması yalınlığı, derinlik barındırması özlülüğü, pürüzsüz okunması akıcılığı ve mantıksal uyum ise tutarlılığı yansıtır.

Adım Adım Çözüm

1
Birinci ifadedeki 'sözcük sanatına ve süslü betimlemelere yer verilmemesi' özelliğini analiz ediniz.
Bu özellik, dilin sadeliğine ve süssüzlüğüne işaret ettiği için yalınlık ilkesiyle örtüşmektedir.
Yalınlık, anlatımın süsten, sanattan ve özentiden uzak olması durumudur.
2
İkinci ifadedeki 'ciltler dolusu anlam barındırma' ve 'derin çağrışımlar' vurgularını inceleyiniz.
Bu nitelik, az sözle çok şey anlatıldığını (yoğunluk/derinlik) gösterdiği için özlülük kavramını tanımlar.
Özlülük, metnin anlamsal derinliği ve yoğunluğu ile ilgilidir.
3
Üçüncü ifadedeki 'telaffuzu güç sözcüklere yer verilmemesi' ve 'dilin pürüzsüz akıp gitmesi' ifadelerini değerlendiriniz.
Bu durum okuma kolaylığını ve ses engellerinin bulunmadığını belirttiği için akıcılık ilkesine karşılık gelir.
Akıcılık, metnin ses ve ahenk yönünden pürüzsüzce okunabilmesi durumudur.
4
Dördüncü ifadedeki 'düşünceler arasında mantıksal bir çatışma olmaması' ifadesini yorumlayınız.
Düşüncelerin çelişmemesi ve uyumlu bir çizgi izlemesi tutarlılık ilkesini ifade eder.
Tutarlılık, anlatımdaki düşüncelerin birbirini yalanlamaması ve çelişki barındırmamasıdır.

Anahtar Kavram

Paragrafta Anlatım İlkeleri ve Nitelikleri
Tahmini Süre:2m 0s
Soru 1032Soru

Gazeteci:
(I) ----

Eko-eleştirmen:
— Aslında bu yönelim, doğayı sadece insan etkinliklerinin dekoru ya da pasif bir fonu olarak görmeyi bıraktığım��z an başladı. Klasik gerçekçilikte nehirler, ormanlar veya dağlar kahramanın iç dünyasını yansıtmak için kullanılan simgelerden ibaretti. Bugün ise çevre sorunlarının yıkıcı boyutlara ulaşmasıyla birlikte edebiyat, doğayı kendi hakları ve anlatısı olan kurucu bir özne olarak ele alıyor. Yani insanı merkeze alan anlatılardan, insanın da bir parçası olduğu ekolojik ağın anlatısına doğru köklü bir paradigma değişimi yaşanıyor.

Gazeteci:
(II) ----

Eko-eleştirmen:
— Kesinlikle hayır. Eko-eleştirel okuma, bir metinde açıkça çevre kirliliğinden ya da küresel ısınmadan bahsedilmesini şart koşmaz. Aksine, bir eserde doğanın nasıl konumlandırıldığına, insanın çevreyle kurduğu sömürü odaklı veya uyumlu ilişkiye bakar. Örneğin yüz yıl önce yazılmış, hiçbir çevre felaketinden bahsetmeyen bir romanda bile karakterlerin mekânı nasıl algıladığı, doğayı nasıl konumlandırdığı eko-eleştirinin inceleme alanına girer. Dolayısıyla bu yöntem, metinlerin ekolojik bilinç düzeyini ve doğa-insan dengesini sorgulamamıza yarayan bir zihinsel gözlüktür.

Bu diyalogda boş bırakılan yerlere sırasıyla aşağıdakilerden hangisi getirilmelidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: I. Edebiyat dünyasının doğayı pasif bir arka plan olmaktan çıkarıp etkin bir özne olarak konumlandırma eğilimini neye bağlıyorsunuz?
II. Bir edebi metnin eko-eleştirel bir yaklaşımla ele alınabilmesi için doğrudan güncel çevre krizlerini ele alması mı gerekir?

Cevap

Edebiyat dünyasının doğayı pasif bir arka plan olmaktan çıkarıp etkin bir özne olarak konumlandırma eğilimini neye bağlıyorsunuz? / Bir edebi metnin eko-eleştirel bir yaklaşımla ele alınabilmesi için doğrudan güncel çevre krizlerini ele alması mı gerekir?
Doğru yanıt olan seçenekteki ilk soru, konuşmacının doğayı kurucu bir özne olarak ele alma yöneliminin kaynağını sorgularken; ikinci soru ise eko-eleştirel okuma için çevre krizlerinin doğrudan işlenmesi şartının aranıp aranmadığını sorgulamaktadır. Konuşmacının 'Aslında bu yönelim...' ve 'Kesinlikle hayır...' şeklindeki ifadeleri bu sorulara verilmiş en tutarlı yanıtlardır.

Adım Adım Çözüm

1
İlk diyalogdaki konuşmacının yanıtı analiz edilir.
Konuşmacı, edebiyatta doğanın pasif bir dekor olmaktan çıkıp kurucu bir özneye dönüşmesini çevre sorunlarının yıkıcı boyutlara ulaşmasına bağlar ve bu dönüşümü bir paradigma değişimi olarak açıklar.
Sorulacak ilk sorunun, doğanın konumundaki bu yönelimi ve paradigma değişimini sorgulaması gerekir.
2
İkinci diyalogdaki konuşmacının yanıtı analiz edilir.
Eko-eleştirmen 'Kesinlikle hayır' diyerek söze başlar ve eko-eleştirel okumanın metinde çevre kirliliği veya küresel ısınmadan bahsedilmesini şart koşmadığını, eski metinlerin de doğayı konumlandırma biçimi üzerinden incelenebileceğini savunur.
Gazetecinin ikinci sorusu, eko-eleştirinin çevre krizlerini doğrudan konu alma zorunluluğu üzerine bir yargıyı sorgulamalıdır.
3
Seçenekler değerlendirilir.
Birinci boşluğa doğayı özne yapma eğiliminin kaynağını soran, ikinci boşluğa ise ekolojik krizlerin doğrudan işlenmesi şartını sorgulayan sorular getirilmelidir. Bu doğrultuda en uygun çift üçüncü seçenekte yer almaktadır.
Diğer seçeneklerdeki sorular ya konunun odağını kaydırmakta ya da cevaptaki savunmayı tam karşılamamaktadır.

Anahtar Kavram

Diyalog tamamlama sorularında konuşmacının yönelttiği yanıtların ilk cümlelerindeki ipuçlarına, üsluba (onaylama/reddetme ifadeleri) ve konunun sınırlarına göre uygun soruları belirleme.
Tahmini Süre:2m 0s
Soru 1033Soru

(I) Tarihî belgeleri incelerken olayları kendi döneminin koşullarına göre değerlendirmek gerekir.
(II) Yazar, bu romanında toplumsal sorunları gerçekçi bir bakış açısıyla ele alıyor.
(III) Başarılı mimar, projesinde gayet sade motifler kullanarak ferah bir ortam oluşturmuş.
(IV) Genç araştırmacı, kütüphanedeki eski el yazmalarını büyük bir titizlikle tasnif etti.
(V) Edebiyat dergileri, yeni yazarların tanınmasında ve seslerini duyurmasında önemli bir rol üstlenir.

Yukarıdaki numaralanmış cümlelerin hangisinde bir sıfatın anlamını derece yönüyle etkileyen bir zarf kullanılmıştır?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: III

Cevap

Üçüncü cümlede geçen 'gayet' sözcüğü, niteleme sıfatı olan 'sade' sözcüğünün anlamını derece yönüyle etkileyen bir derecelendirme zarfıdır.
Üçüncü cümlede geçen 'gayet' sözcüğü bir miktar (derecelendirme) zarfıdır ve kendisinden sonra gelen 'sade' niteleme sıfatının anlamını derece yönüyle etkilemiştir.

Adım Adım Çözüm

1
Numaralanmış cümlelerde yer alan sıfat ve zarf soylu sözcükleri tespit etmek.
Cümlelerdeki sıfatlar ve zarflar belirlenir.
Sıfatı derecelendiren zarfı bulmak için önce bu sözcüklerin tespiti gerekir.
2
Zarfların hangi sözcükleri etkilediğini incelemek.
Üçüncü cümledeki 'gayet' zarfının 'sade' sıfatını etkilediği görülür.
Derecelendirme zarfları sıfatların veya zarfların önüne gelerek onların anlamını pekiştirir veya derecelendirir.
3
Diğer cümlelerdeki durumları değerlendirerek doğru seçeneğe ulaşmak.
Diğer cümlelerde sıfatı derecelendiren bir zarf olmadığı kesinleşir.
Yanlış seçenekleri eleyerek doğru sonuca ulaşmak.

Anahtar Kavram

Derecelendirme zarfları, sıfatların ya da diğer zarfların önüne gelerek onların anlamını derece ve miktar yönünden etkiler.
Soru 1034Soru

Sert ünsüzle (p, ç, t, k) biten sözcüklerin ünlüyle başlayan bir ek aldığında yumuşaması kuralına ünsüz değişimi (yumuşaması) denir.

Buna göre, aşağıdaki cümlelerin hangisinde bu kuralı örneklendiren bir sözcük vardır?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Kütüphaneden yeni bir kitap aldı ve o kitabı hemen okumaya başladı.

Cevap

Kitap kelimesinin ünlüyle başlayan ek alarak kitabı şekline dönüşmesini içeren cümle doğru cevaptır.
Ünsüz yumuşaması kuralına uyan örnek, 'kitap' sözcüğünün belirtme eki alarak 'kitabı' şekline girmesidir. Sert ünsüz olan 'p', ünlü ek alarak 'b'ye dönüşmüştür.

Adım Adım Çözüm

1
Cümlelerde yer alan ve ünlüyle başlayan ek alan sözcükler incelenir.
Diğer seçeneklerde geçen 'hukuku', 'sepeti', 'kartı' ve 'sütü' kelimeleri ünlüyle başlayan ek almıştır ancak ünsüz yumuşaması gerçekleşmemiştir.
Tek heceli veya yabancı kökenli bazı sözcüklerin ünsüz yumuşaması kuralına aykırı olduğunu bilmek gerekir.
2
Kurala uygun olarak yumuşayan sözcük belirlenir.
Doğru seçenekte geçen 'kitabı' kelimesinin kökü 'kitap' olup ünlüyle başlayan ek aldığında sondaki 'p' ünsüzünün 'b'ye dönüştüğü tespit edilir.
Bu değişim ünsüz değişimi (yumuşaması) kuralının doğrudan ve basit bir örneğidir.

Anahtar Kavram

Ünsüz yumuşaması ve bu kuralın istisnaları (aykırılıkları)
Tahmini Süre:1m 0s
Soru 1035Soru

(I) Ebru, geleneksel Türk el sanatlarının en köklü ve görsel açıdan en zengin olanlarından biridir. (II) Kitre adı verilen kıvamlı bir suyun üzerine serpilen boyaların kağıda aktarılmasıyla bu eşsiz desenler elde edilir. (III) Bu sanatta kullanılan boyalar tamamen doğal malzemelerden ve topraktan elde edilir. (IV) Geleneksel el sanatlarımız son yıllarda genç nesiller arasında hak ettiği ilgiyi görmeye başlamıştır. (V) Su üzerindeki boyalara biz adı verilen aletlerle şekil verilmesi, ebru yapımındaki en kritik aşamadır.

Bu parçadaki numaralanmış cümlelerden hangisi düşüncenin akışını bozmaktadır?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: IV

Cevap

Dördüncü cümle (IV) paragrafın akışını bozmaktadır çünkü Ebru sanatının yapım aşamalarından ve teknik özelliklerinden bahseden paragrafta, geleneksel el sanatlarının genel durumuna ve gençlerin ilgisine değinerek konuyu değiştirmiştir.
Dördüncü cümle, Ebru sanatının yapım sürecini ve teknik özelliklerini anlatan paragrafın bütününe kıyasla, genel olarak geleneksel sanatların genç nesiller üzerindeki etkisinden bahsettiği için konuyu değiştirmekte ve akışı bozmaktadır.

Adım Adım Çözüm

1
Paragraftaki tüm cümlelerin ortak konusunu ve temasını belirleyin.
Paragrafın genel olarak Ebru sanatının yapım aşamaları ve kullanılan malzemelerle ilgili olduğu belirlenir.
Paragrafın ana konusunu saptamak, akışı bozan cümleyi kolayca bulmak için ilk adımdır.
2
Cümleler arasındaki bağlantıları ve anlamsal ilişkileri inceleyin.
Birinci, ikinci, üçüncü ve beşinci cümlelerin birbirini tamamlayan teknik ve pratik bilgiler içerdiği görülür.
Anlamsal geçişlerin sürekliliğini kontrol etmek, kopukluğu tespit etmeyi sağlar.
3
Konunun dışına çıkan veya farklı bir bakış açısı sunan cümleyi tespit edin.
Dördüncü cümlenin Ebru sanatının tekniğinden saparak genel el sanatlarına ve gençlerin ilgisine değindiği görülür.
Bu cümle Ebru sanatının yapım sürecindeki akışı bölerek konuyu dağıtmaktadır.

Anahtar Kavram

Paragrafta akışı bozan cümleyi bulurken cümleler arasındaki anlamsal köprüler ve konu bütünlüğü incelenmelidir. Ortak konudan sapan veya konuyu farklı bir boyuta taşıyan cümle akışı bozar.
Soru 1036Soru

Aşağıdaki cümlelerde koyu harflerle belirtilen sözcüklerdeki isim çekim eklerini, sağda verilen işlevsel açıklamalarıyla eşleştiriniz.

Soldaki öğeye tıklayın, sonra eşleşen sağdaki öğeye tıklayın

Öğeler

Toplumun refahı için insanca bir düzenin kurulması gerektiğine inanıyordu.
Kardeşinin dün akşam kaybolan kalemi çalışma masasının altından çıktı.
Okulun bahçesindeki büyük çınarı fırtınada devrilmesin diye desteklediler.
Üyelerden biri, oylama sırasında çekimser kalacağını açıkladı.

Eşleşmeler

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap

Doğru eşleşme şu şekildedir: 'insanca' kelimesi durum veya benzerlik anlamı katan eşitlik ekiyle; 'kalemi' kelimesi aitlik bildiren iyelik ekiyle; 'çınarı' kelimesi belirtme durum ekiyle; 'Üyelerden' kelimesi ise ilgi durum eki yerine kullanılan ayrılma durum ekiyle eşleşmelidir.
Doğru eşleşmede; 'insanca' sözcüğü durum anlamı katan eşitlik ekiyle, 'kalemi' sözcüğü aitlik bildiren iyelik ekiyle, 'çınarı' sözcüğü belirtme durum ekiyle, 'Üyelerden' sözcüğü ise ilgi (tamlayan) eki yerine kullanılan ayrılma durum ekiyle doğru şekilde eşleştirilmiştir.

Adım Adım Çözüm

1
'insanca' sözcüğündeki eki analiz etme.
'insan' ismine gelen '-ca' ekinin eşitlik eki olduğu ve cümleye durum/benzerlik anlamı kattığı görülür.
Eşitlik ekinin cümledeki işlevini doğru tespit etmek.
2
'kalemi' sözcüğündeki eki analiz etme.
'Kardeşinin kalemi' tamlamasında tamlanan konumundaki bu sözcüğün sonundaki '-i' ekinin aitlik (iyelik) eki olduğu anlaşılır.
İsim tamlamasında tamlananın aldığı ekin iyelik eki olduğunu ayırt etmek.
3
'çınarı' sözcüğündeki eki analiz etme.
'çınarı desteklediler' öbeğinde eylemden doğrudan etkilenen çınar sözcüğünün aldığı '-ı' ekinin belirtme durum eki olduğu belirlenir.
Yükleme bağlanan ve belirtili nesne yapan durum ekini tanımak.
4
'Üyelerden biri' öbeğindeki eki analiz etme.
'Üyelerden' sözcüğündeki '-den' ekinin, tamlayan eki olan '-in' yerine geçerek parçadan bütüne giden bir ilgi ilişkisi kurduğu saptanır.
Ayrılma durum ekinin bazı durumlarda tamlayan eki görevi üstlenebildiği istisnai kuralı uygulamak.

Anahtar Kavram

İsim çekim eklerinin (hal ekleri, iyelik ekleri, eşitlik ekleri ve bunların özel işlevleri) tespiti ve ayırt edilmesi.
Soru 1037Soru

(I) Lale, yüzyıllar boyunca Doğu ve Batı kültürlerinde derin izler bırakmış, zarafetin ve estetiğin sembolü olmuş bir çiçektir. (II) Orta Asya kökenli olan bu çiçek, Anadolu üzerinden Avrupa'ya taşınarak burada büyük bir hayranlık uyandırmıştır. (III) Özellikle Osmanlı İmparatorluğu döneminde saray bahçelerini süslemiş ve bir döneme adını verecek kadar önem kazanmıştır. (IV) Günümüzde lale yetiştiriciliğinde en gelişmiş yöntemler kullanılarak binlerce farklı tür elde edilmektedir. (V) Seralarda ısı ve ışık kontrolüyle gerçekleştirilen bu üretim, çiçeğin mevsimden bağımsız olarak pazara sunulmasını sağlar. (VI) Modern tarım teknolojileri sayesinde laleler, hem dayanıklılık hem de renk çeşitliliği bakımından geçmişe göre çok daha ��stün niteliklere sahiptir.

Bu parça iki paragrafa bölünmek istense ikinci paragraf numaralanmış cümlelerin hangisiyle başlar?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: IV

Cevap

Dördüncü cümle
Dördüncü cümle ile birlikte lalenin tarihsel ve kültürel geçmişinden tamamen uzaklaşılmış; günümüzdeki modern üretim yöntemlerine geçilmiştir. Bu cümle anlamsal olarak yeni bir konuyu başlatmakta ve yapısal olarak kendisinden önceki cümlelere doğrudan bağımlı olmayan yeni bir giriş cümlesi niteliği taşımaktadır. Bu nedenle paragraf bu noktadan ikiye bölünmelidir.

Adım Adım Çözüm

1
Metindeki tüm cümleleri okuyarak konunun gelişimini incelemek
Metinde lale çiçeğinin ele alındığı görülür. İlk üç cümlede lalenin tarihi ve kültürel geçmişi (Orta Asya, Anadolu, Osmanlı Dönemi) işlenmiştir. Dördüncü cümleden itibaren ise günümüzdeki modern lale üretimi ve tarım teknolojileri anlatılmaya başlanmıştır.
Paragrafı ikiye bölmek için konunun veya bakış açısının değiştiği geçiş cümlesini bulmak gerekir.
2
Cümleler arasındaki yapısal ve anlamsal bağları kontrol etmek
İkinci cümledeki 'bu çiçek' ifadesi ilk cümleye bağ kurar. Üçüncü cümle lalenin tarihsel yayılımının devamıdır. Dördüncü cümle ise 'Günümüzde' ifadesiyle yeni bir zaman dilimine ve üretim konusuna geçiş yapar. Beşinci cümledeki 'bu üretim' ifadesi dördüncü cümleye bağlıdır. Altıncı cümle de bu modern üretimin özelliklerini sürdürür.
Yeni paragrafın ilk cümlesi bağımsız bir giriş cümlesi niteliğinde olmalı, kendinden önceki cümleye yapısal olarak bağlı olmamalıdır.
3
Konunun değiştiği ilk cümleyi belirlemek
Metinde konunun yönünün değiştiği ve yeni bir düşünce halkasının başladığı dördüncü cümle, ikinci paragrafın giriş cümlesidir.
Düşünce akışında meydana gelen konu değişikliği yeni bir paragraf açılmasını gerektirir.

Anahtar Kavram

Paragrafı İki Paragrafa Bölme
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 1038Soru

(I) Dilbilimsel görelilik kuramı, bir toplumun konuştuğu dilin yapısının o toplumun düşünme biçimini ve dünyayı algılayışını şekillendirdiğini öne sürer. (II) Bu kurama göre, dil bilgisel yapılar ve kelime haznesi, bireyin zihninde dış d��nyaya dair bilişsel bir şablon oluşturur. (III) Örneğin, renk adlandırmalarındaki çeşitlilik veya zamanın ifade ediliş biçimi, o dili konuşanların bu kavramları nasıl deneyimleyeceğini doğrudan etkiler. (IV) Dilin kültürel aktarımdaki rolü, onun sadece bir iletişim aracı değil, aynı zamanda kolektif hafızanın taşıyıcısı olduğunu gösterir. (V) Dolayısıyla farklı dilleri konuşan insanların dünyayı deneyimleme tarzlarının da birbirinden farklı olması kaçınılmaz hale gelir.

Bu parçadaki numaralanmış cümlelerden hangisi düşüncenin akışını bozmaktadır?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: IV

Cevap

Dördüncü cümle parçada ele alınan dilbilimsel görelilik kavramından saparak dilin kültürel aktarımdaki rolüne odaklanmıştır.
Dördüncü cümlede dilin kültürel aktarım ve kolektif hafıza taşıyıcısı olmasından bahsedilmektedir. Oysa paragrafın diğer tüm cümleleri (I, II, III ve V) dilin yapısının bireyin bilişsel algısı ve dünyayı deneyimleme biçimi üzerindeki etkisini (dilbilimsel görelilik kuramını) açıklamaktadır. Dolayısıyla dördüncü cümle akışı bozmaktadır.

Adım Adım Çözüm

1
Paragrafın ana konusunu belirleme
Paragrafta genel olarak dilin yapısı ile bireyin düşünme ve dünyayı algılama biçimi arasındaki ilişki (dilbilimsel görelilik kuramı) ele alınmaktadır.
Akışı bozan cümleyi bulabilmek için öncelikle metnin genelinde hangi konunun işlendiğini anlamak gerekir.
2
Cümleler arasındaki anlamsal ve yapısal bağlantıları inceleme
I, II, III ve V. cümlelerin dilin bilişsel süreçleri, algıyı ve dünyayı deneyimleme tarzını nasıl şekillendirdiği üzerinde durduğu görülür. Bu cümleler birbirini mantıksal olarak takip eder.
Cümlelerin ardışık olarak birbirini takip edip etmediğini ve düşünsel zincirin halkaları olup olmadığını tespit etmek gerekir.
3
Konu dışına sapan veya farklı bir yönü ele alan cümleyi tespit etme
IV. cümle, dilin bilişsel/algısal boyutundan tamamen uzaklaşarak kültürel aktarım ve kolektif hafıza gibi toplumsal işlevlerine geçiş yapmıştır. Bu durum paragrafın odağını dağıtmaktadır.
Paragrafın genel akışına uymayan, konuyu farklı bir boyuta taşıyan cümleyi belirlemek akışı bozan cümleyi bulmayı sağlar.

Anahtar Kavram

Paragrafta Akışı Bozan Cümle
Tahmini Süre:2m 0s
Soru 1039Soru

Aşağıda verilen ünsüz benzeşmesi (sertleşmesi) açıklamaları ile bu açıklamalara örnek oluşturan sözcükleri doğru biçimde eşleştiriniz.

Soldaki öğeye tıklayın, sonra eşleşen sağdaki öğeye tıklayın

Öğeler

Sert ünsüzle biten bir isme gelen bulunma durumu ekinin (-da / -de) benzeşerek sertleşmesi
Sert ünsüzle biten bir isme gelen isimden isim yapım ekinin (-cı / -ci) benzeşerek sertleşmesi
Sert ünsüzle biten bir fiile gelen görülen geçmiş zaman ekinin (-dı / -di) benzeşerek sertleşmesi
Sert ünsüzle biten bir fiile gelen fiilden isim yapım ekinin (-gı / -gi) benzeşerek sertleşmesi

Eşleşmeler

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap

Sert ünsüzle biten bir isme gelen bulunma durumu ekinin benzeşerek sertleşmesi ifadesi 'dolap-ta' sözcüğüyle; sert ünsüzle biten bir isme gelen isimden isim yapım ekinin benzeşerek sertleşmesi ifadesi 'balık-çı' sözcüğüyle; sert ünsüzle biten bir fiile gelen görülen geçmiş zaman ekinin benzeşerek sertleşmesi ifadesi 'git-ti' sözcüğüyle; sert ünsüzle biten bir fiile gelen fiilden isim yapım ekinin benzeşerek sertleşmesi ifadesi ise 'seç-ki' sözcüğüyle eşleşmektedir.
Verilen sözcüklerin kök/gövde sonundaki sert ünsüzler (p, k, t, ç), eklerin başındaki yumuşak ünsüzleri (d, c, g) kendilerine benzeterek sertleştirmiştir. Dolap (isim) + -da (bulunma eki) birleşerek 'dolap-ta' olmuş; balık (isim) + -cı (isimden isim yapım eki) birleşerek 'balık-çı' olmuş; git- (fiil) + -di (görülen geçmiş zaman eki) birleşerek 'git-ti' olmuş; seç- (fiil) + -gi (fiilden isim yapım eki) birleşerek 'seç-ki' olmuştur. Bu durumlar açıklamalardaki dil bilgisi kategorileriyle birebir eşleşmektedir.

Adım Adım Çözüm

1
Sözcüklerin kök veya gövdelerinin son harflerini tespit etmek.
"dolap" (p), "balık" (k), "git-" (t) ve "seç-" (ç) sözcüklerinin tamamı Türkçedeki sert ünsüzlerden (f, s, t, k, ç, ş, h, p) biriyle bitmektedir.
Ünsüz benzeşmesinin gerçekleşebilmesi için temel şart, sözcüğün sert ünsüzle bitmesidir.
2
Sözcüklere getirilen eklerin orijinal biçimlerini ve uğradıkları değişimi belirlemek.
Sözcüklere sırasıyla "-da", "-cı", "-di" ve "-gi" ekleri getirilmiş; bu eklerin başındaki yumuşak ünsüzler (d, c, g) sırasıyla sertleşerek t, ç ve k seslerine dönüşmüştür.
Sert ünsüzle biten sözcüğün ardından yumuşak ünsüzle (c, d, g) başlayan bir ek geldiğinde, ekin başındaki ünsüzün sertleşmesi Türkçenin asli ses kurallarındandır.
3
Kelimelerin türlerine (isim/fiil) ve eklerin işlevlerine göre doğru açıklamalarla eşleştirme yapmak.
Dolap ve balık kelimelerinin isim; git- ve seç- kelimelerinin fiil olduğu belirlenir. Eklerin yapım eki, çekim eki (bulunma ve geçmiş zaman) işlevleri dikkate alınarak eşleştirme tamamlanır.
Açıklamalardaki dil bilgisi terimlerinin (isim, fiil, yapım eki, çekim eki) hedef sözcüklerle birebir uyuşması gerekmektedir.

Anahtar Kavram

Ünsüz Benzeşmesi (Sertleşmesi)
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 1040Soru

(I) Taş plaklar, 19. yüzyılın sonlarından itibaren ses kaydı ve müzik dinleme kültürünün en önemli taşıyıcı araçları olmuştur. (II) Doğal bir reçine olan gomalak ile kömür tozunun birleşiminden üretilen bu plaklar, darbelere karşı oldukça hassas ve kırılgan bir yapıya sahipti. (III) Üzerlerine özel iğnelerle kazınan yivler, ses dalgalarının fiziksel izlerini plak yüzeyinde kalıcı hâle getirirdi. (IV) Gramofon, plaklar üzerindeki bu yivleri takip eden bir iğne ve titreşimleri yükselten geniş bir borudan oluşan mekanik bir oynatıcıdır. (V) Cihaz, elektrik enerjisine ihtiyaç duymadan, yalnızca kurulma yayı ve dişli çarklar yardımıyla dönen bir tabla sistemiyle çalışırdı. (VI) Üretim maliyetlerinin düşmesiyle birlikte evlere giren bu estetik araç, kitlelerin müzikle kurduğu ilişkiyi bireyselleştirerek yeni bir dinleme kültürü yaratmıştır.

Bu parça iki paragrafa bölünmek istense ikinci paragraf numaralanmış cümlelerin hangisiyle başlar?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: IV; iv; 4; IV. Cümle; IV.; Dört; dört

Cevap

İkinci paragraf, gramofon cihazının tanımının yapıldığı ve bu cihazın özelliklerinin anlatılmaya başlandığı IV numaralı cümleyle başlamalıdır.
Paragrafta I, II ve III numaralı cümlelerde genel olarak ses depolama aracı olan taş plakların yapısı, hassasiyeti ve teknik özellikleri üzerinde durulmuştur. IV numaralı cümleden itibaren ise bu plakların oynatılmasını sağlayan gramofon cihazı tanıtılmış, V ve VI numaralı cümlelerde de gramofonun özellikleri ile toplumsal etkisi anlatılmıştır. Dolayısıyla konu yön değiştirerek taş plaklardan gramofona geçtiği için ikinci paragraf IV numaralı cümleyle başlamalıdır.

Adım Adım Çözüm

1
Parçadaki cümlelerin konularını ve odak noktalarını belirleme
I, II ve III numaralı cümlelerde ses kayıt mecrası olan 'taş plakların' tarihi, malzemesi ve üzerindeki yivlerin işlevi anlatılmaktadır. IV, V ve VI numaralı cümlelerde ise plaklardaki sesi oynatan cihaz olan 'gramofon'un tanımı, çalışma mekanizması ve toplumsal yaygınlaşması ele alınmaktadır.
Paragrafı ikiye bölmek için konunun yön değiştirdiği ya da yeni bir konuya/kavrama geçiş yapılan ilk cümleyi tespit etmek gerekir.
2
Geçiş cümlesini (yeni paragrafın ilk cümlesini) saptama
IV numaralı cümlede 'Gramofon...' denilerek doğrudan yeni bir araç tanımlanmış ve konu taş plaklardan bu plağı çalan gramofon cihazına kaymıştır.
Bir paragrafta birden fazla düşünce veya ana odak bulunamaz; yeni odağın başladığı cümle ikinci paragrafın giriş cümlesi olur.

Anahtar Kavram

Paragrafta anlam akışına göre konunun değiştiği yeri bulup paragrafı ikiye bölme.
ÖncekiSayfa 52 / 338Sonraki