Özofagus ve Mide Hastalıkları

379 questions

Question 1Question

4242 yaşında erkek hasta, duodenal ülser nedeniyle 11 yıl önce distal gastrektomi ve BillrothBillroth IIII gastrojejunostomi ameliyatı geçirmiştir. Hasta, son birkaç aydır yemeklerden yaklaşık 306030-60 dakika sonra başlayan epigastrik dolgunluk ve kramp tarzında şiddetli ağrı şikayeti ile başvuruyor. Hasta, bu ağrının içinde gıda artığı bulunmayan, bol miktarda safra içeren fışkırır tarzda kusma ile aniden rahatladığını ifade etmektedir. Bu hasta için en olası tanı aşağıdakilerden hangisidir?

Show answer & explanation

Answer: Kronik afferent loop sendromu

Answer

Kronik afferent loop sendromu
Kronik afferent loop sendromunda, getirici kolun (afferent loop) gastrojejunostomi seviyesinde veya yakınında parsiyel bir tıkanıklığı mevcuttur. Yemekle birlikte salgılanan safra ve pankreas özsuyu bu kapalı segmentte birikerek intraluminal basıncı artırır ve kramp tarzında ağrıya neden olur. Biriken bu sıvı tıkanıklığı yenip mideye boşaldığında hasta aniden rahatlar ve içinde gıda bulunmayan (çünkü gıdalar efferent kola gider) bol miktarda safra kusar.

Step-by-Step Solution

1
Ameliyat tipini ve anatomiyi değerlendir
BillrothBillroth IIII rekonstrüksiyonu, hem afferent (getirici) hem de efferent (götürücü) loop sendromları için uygun anatomik zemini oluşturur.
Bu sendromlar tipik olarak gastrojejunostomi yapılan hastalarda görülür.
2
Ağrı ve kusma ilişkisini analiz et
Yemek sonrası artan ağrının kusma ile aniden geçmesi, kapalı bir segmentin (loop) boşalmasına işaret eder.
Alkalen reflü gastritte ağrı kusma ile geçmez; efferent loop sendromunda ise tablo mekanik obstrüksiyon gibidir.
3
Kusmuğun içeriğini kontrol et
Kusmuğun sadece safra içermesi ve gıda artığı bulundurmaması, afferent loop sendromu için patognomoniktir.
Efferent loop mideden çıkan yoldur; tıkanıklığında mide içeriği (gıda) de kusulur.

Key Concept

Afferent loop sendromunda ağrının safra kusmasıyla rahatlaması ve kusmukta gıda olmaması temel ayırıcı tanıdır.
Estimated Time:1m 15s
Question 2Question

Vücut kitle indeksi (VKI˙VKİ) 46kg/m246 kg/m^2 olan ve eşlik eden Tip 22 diyabet ile hipertansiyon nedeniyle cerrahi endikasyon konularak laparoskopik sleeve gastrektomi (LSGLSG) uygulanan 4242 yaşında kadın hastanın, postoperatif 1818. saatteki vizitinde kalp hızının 124/dk124/dk olduğu ve hastanın belirgin bir huzursuzluk hali tariflediği gözleniyor. Kan basıncı 115/70mmHg115/70 mmHg, solunum hızı 20/dk20/dk ve ateş 37.3°C37.3°C olarak ölçülen hastada hafif sol omuz ağrısı da mevcuttur. Bu klinik tabloda, aksi ispat edilene kadar öncelikle dışlanması gereken cerrahi komplikasyon aşağıdakilerinden hangisidir?

Show answer & explanation

Answer: Stapler hattı kaçağı

Answer

Laparoskopik sleeve gastrektomi sonrası erken dönemde gelişen ve huzursuzluğun eşlik ettiği taşikardi tablosunda öncelikle stapler hattı kaçağı düşünülmelidir.
Laparoskopik sleeve gastrektomi sonrası erken postoperatif dönemde gelişen taşikardi (>120/dk>120/dk), aksi ispat edilene kadar stapler hattı kaçağının en duyarlı klinik bulgusudur. Özellikle sol omuz ağrısının (Kehr belirtisi) eşlik etmesi, sızıntının diyaframı irrite ettiğini destekler.

Step-by-Step Solution

1
Klinik bulguları değerlendir
Taşikardi (124/dk124/dk), huzursuzluk ve sol omuz ağrısı saptandı.
Postoperatif erken dönemdeki (1818. saat) vital bulgu değişiklikleri komplikasyon habercisidir.
2
Bariatrik cerrahiye özgü komplikasyonları hatırla
Sleeve gastrektomi sonrası en korkulan erken komplikasyon kaçaktır.
Kaçak, diyafram irritasyonu yaparak sol omuz ağrısına (Kehr belirtisi) neden olabilir.
3
En hassas klinik belirtiyi belirle
Taşikardi, obezite cerrahisi sonrası kaçağın en erken ve en sensitif bulgusudur.
Ateş veya karın ağrısı gelişmeden önce sempatik aktivite artışına bağlı taşikardi görülür.

Key Concept

Bariatrik cerrahi sonrası stapler hattı veya anastomoz kaçağının en erken ve en duyarlı (sensitif) klinik göstergesi taşikardidir.
Question 3Question

7474 yaşında erkek hasta, son 33 ayda hızla ilerleyen hem katı hem de sıvı gıdalara karşı yutma güçlüğü, regürjitasyon ve 12 kg12 \text{ kg} zayıflama şikayetleri ile genel cerrahi polikliniğine başvuruyor. Çekilen baryumlu özofagus grafisinde distal özofagusta 'kuş gagası' görünümü saptanıyor. Özofagus manometrisinde bütünleşik gevşeme basıncı (IRP) 27 mmHg27 \text{ mmHg} (N<15N < 15) ve özofagus gövdesinde peristaltizm kaybı izleniyor. Üst GİS endoskopisinde özofagus dilate ve lümeninde gıda artıkları mevcut; skop kardiyadan hafif bir dirençle geçiyor ancak mukoza normal olarak değerlendiriliyor. Bu klinik verilere göre, hastada en olası tanı aşağıdakilerden hangisidir?

Show answer & explanation

Answer: Psödoakalazya (Mide kardia adenokarsinomu)

Answer

İleri yaş (>60>60), kısa semptom süresi (<6<6 ay) ve belirgin kilo kaybı (>10 kg>10 \text{ kg}) bulguları eşliğinde akalazya benzeri manometrik ve radyolojik tablo sergileyen hastada en olası tanı Psödoakalazya (ikincil akalazya)'dır.
Doğru cevap Psödoakalazya (Mide kardia adenokarsinomu) seçeneğidir. Akalazya tanısı konulan hastaların yaklaşık %5\%5'inde altta yatan bir malignite (en sık mide kardia kanseri) mevcuttur. Hastanın ileri yaşta olması, semptomlarının çok hızlı ilerlemesi ve ciddi kilo kaybı, idiyopatik akalazyadan ziyade psödoakalazyayı düşündüren klasik 'kırmızı bayrak' bulgularıdır. Endoskopide mukozanın normal olması maligniteyi dışlamaz; submukozal infiltrasyon kardia geçişinde direnç yaratarak bu tabloya yol açabilir.

Step-by-Step Solution

1
Klinik 'Kırmızı Bayrak' (Red Flag) bulgularını tanımla
Hastanın yaşının 7474 olması, şikayetlerinin sadece 33 aydır sürmesi ve 12 kg12 \text{ kg} kaybetmiş olması saptandı.
Bu bulgular primer motilite bozukluklarından ziyade altta yatan bir maligniteyi işaret eder.
2
Radyolojik ve manometrik bulguları yorumla
Kuş gagası görünümü ve yüksek IRP ile birlikte peristaltizm kaybı, 'Akalazya' paternini doğrular.
Tanısal testler akalazyayı gösterse de klinik seyir 'Psödoakalazya' ayrımını gerektirir.
3
Endoskopik bulguları analiz et
Kardiadan geçişte direnç hissedilmesi ancak mukozanın normal görünmesi not edildi.
Psödoakalazyada (özellikle mide kanseri infiltrasyonunda) mukoza normal görünebilir, bu durum tanıyı dışlamaz ve ileri görüntüleme (BT/EUS) gerektirir.
4
Ayırıcı tanıları dışla
Skleroderma düşük basınç nedeniyle, spazmlar ise manometrik patern uyumsuzluğu nedeniyle dışlandı.
En yüksek klinik şüphe maligniteye bağlı ikincil gelişen sürece (Psödoakalazya) yöneliktir.

Key Concept

Psödoakalazya Ayırıcı Tanısı

Practice More

Psödoakalazya şüphesi olan bir hastada endoskopi negatifse bir sonraki en uygun adımın Endoskopik Ultrasonografi (EUS) veya kontrastlı Bilgisayarlı Tomografi (BT) olduğunu unutmayın.
Estimated Time:2m 30s
Question 4Question

4747 yaşında kadın hasta, son 66 aydır özellikle yemekler sırasında göğüs ortasında hissedilen "ezici" tarzda ağrı ve hem katı hem de sıvı gıdalara karşı aralıklı yutma güçlüğü şikayetiyle başvuruyor. Kardiyak tetkikleri normal saptanan hastanın baryumlu özofagus grafisinde özofagus lümeni normal genişlikte ve geçiş olağan izleniyor. Yapılan yüksek çözünürlüklü manometride (HRM); İntegratif Relaksasyon Basıncı (IRP) 1212 mmHg (Normal < 1515 mmHg) olarak ölçülürken, yutmaların %3030'unda distal kontraktil integral (DCI) değerinin 95009500 mmHg.s.cm (Normal < 50005000 mmHg.s.cm) olduğu saptanıyor. Kontraksiyonların normal bir peristaltik sekansla ilerlediği görülüyor.

Bu klinik ve manometrik bulgular ışığında en olası tanı aşağıdakilerden hangisidir?

Show answer & explanation

Answer: Hiperkontraktil (Jackhammer) özofagus

Answer

Hiperkontraktil (Jackhammer) özofagus
Doğru seçenek olan Hiperkontraktil (Jackhammer) özofagus, manometrik olarak normal IRP (alt özofagus sfinkter gevşemesi) eşliğinde, özofagus distalinde çok yüksek enerjili (>8000>8000 mmHg.s.cm) ve genelde çoklu tepeciği olan peristaltik kontraksiyonlarla karakterizedir. Vakadaki 95009500 mmHg.s.cm DCI değeri ve normal IRP bu tanıyı kesinleştirir.

Step-by-Step Solution

1
Alt özofagus sfinkteri (AÖS) gevşemesini değerlendir
IRP 1212 mmHg (Normal < 1515 mmHg)
Akalazya grubunu dışlamak için AÖS gevşemesinin normal olduğunun teyit edilmesi gerekir.
2
Kontraksiyon gücünü (DCI) analiz et
DCI 95009500 mmHg.s.cm (Normal < 50005000 mmHg.s.cm)
Chicago Sınıflandırması v4.0'a göre 80008000 mmHg.s.cm üzerindeki değerler hiperkontraktiliteyi gösterir.
3
Kontraksiyon sekansını kontrol et
Peristaltik sekans normal
Kontraksiyonlar spastik/prematüre (kısa distal latanslı) değil, normal sıralı ise tanı Jackhammer özofagustur.

Key Concept

Chicago Sınıflandırması'na göre Hiperkontraktil (Jackhammer) Özofagus tanısı için normal LES gevşemesi (normal IRP) ve en az %2020 yutmadaki DCI değerinin 80008000 mmHg.s.cm'den büyük olması gerekir.
Estimated Time:1m 30s
Question 5Question

Yutma güçlüğü, ağızda belirgin kötü koku (halitozis) ve sindirilmemiş gıdaların ağza geri gelmesi şikayetleri olan bir hastada Zenker divertikülü tanısını kesinleştirmek için başvurulması gereken altın standart tanı yöntemi hangisidir?

Show answer & explanation

Answer: Baryumlu özofagus grafisi

Answer

Zenker divertikülü tanısında altın standart yöntem baryumlu özofagus grafisidir.
Baryumlu özofagus grafisi, Zenker divertikülünün yerini, boyutunu ve özofagus ile olan ilişkisini en net gösteren yöntemdir. Ayrıca endoskopiye göre çok daha güvenlidir çünkü poşun delinme riski yoktur.

Step-by-Step Solution

1
Hastanın klinik semptomlarını (disfaji, halitozis, regürjitasyon) analiz et.
Zenker divertikülü ön tanısı konur.
Bu semptom üçlüsü proksimal özofagusta yer alan bir poşun tipik bulgusudur.
2
Tanıyı kesinleştirmek için en duyarlı ve güvenli radyolojik yöntemi belirle.
Baryumlu özofagus grafisi istenir.
Kontrast madde poşu doldurarak hem boyutunu hem de anatomik ilişkisini net bir şekilde ortaya koyar.

Key Concept

Zenker divertikülü tanısında radyolojik altın standart baryumlu grafidir.
Question 6Question

6262 yaşında erkek hasta, son 33 haftadır yutma güçlüğü ve sırt ağrısı şikayeti ile başvuruyor. Özgeçmişinde uzun süreli sigara ve alkol kullanımı mevcut. Yapılan endoskopide kesici dişlerden 2525 cm mesafede (orta özofagus) lümeni daraltan vejetan kitle saptanıyor ve biyopsisi skuamöz hücreli karsinom olarak geliyor. Toraks bilgisayarlı tomografisinde (BT) kitlenin trakeaya temas ettiği ve trakeal lümeni hafifçe ittiği izleniyor. Rezektabilite kararını netleştirmek ve cerrahi planını oluşturmak için bu hastada yapılması gereken en öncelikli tetkik hangisidir?

Show answer & explanation

Answer: Bronkoskopi

Answer

Orta özofagus tümörlerinde trakeal invazyonu dışlamak için yapılması gereken en öncelikli tetkik bronkoskopidir.
Orta özofagus (203020-30 cm arası) tümörlerinde trakeobronşiyal ağaca invazyon riski yüksektir. Bilgisayarlı tomografide tümörün trakeaya temas etmesi veya lümeni itmesi invazyon açısından şüphelidir. Trakea veya bronş invazyonu (T4b) tümörü cerrahi olarak 'rezeke edilemez' kılar. Bu nedenle cerrahi planlanan her orta özofagus tümöründe hava yolu invazyonunu dışlamak için bronkoskopi yapılması standart ve öncelikli bir yaklaşımdır.

Step-by-Step Solution

1
Tümör lokalizasyonunun klinik önemini belirle.
Tümör orta özofagusta (2525 cm) yerleşmiş olup trakea ve sol ana bronş ile yakın komşuluktadır.
Bu bölgedeki tümörler çevre organlara (trakea, aorta) erken evrede invazyon yapabilir.
2
BT bulgularını yorumla ve rezektabilite kriterlerini değerlendir.
BT'de trakeaya temas ve itilme mevcuttur; bu durum T4b (rezeke edilemez tümör) şüphesi doğurur.
Hava yolu invazyonu cerrahiyi kontrendike kılan teknik bir engeldir.
3
Invazyonu doğrulamak için en duyarlı yöntemi seç.
Bronkoskopi yapılarak trakeal mukoza ve lümen doğrudan incelenir.
Endoskopik görüntüleme ve gerekirse fırça biyopsisi, invazyonu kanıtlamada BT'den daha üstündür.

Key Concept

Özofagus tümörlerinde rezektabilite değerlendirmesi ve trakeal invazyon
Question 7Question

Gastroözofageal reflü hastalığı (GÖRH) nedeniyle cerrahi tedavi planlanan 4242 yaşındaki kadın hastanın vücut kitle indeksi (VKİ) 4141 kg/m² saptanmıştır. Preoperatif yapılan endoskopide 33 cm'lik kayıcı tip hiatus hernisi ve Los Angeles Evre B özofajit; manometride ise normal özofagus motilitesi ve düşük alt özofagus sfinkter (AÖS) basıncı (66 mmHg) saptanmıştır.

Bu hasta için en uygun cerrahi tedavi yaklaşımı aşağıdakilerden hangisidir?

Show answer & explanation

Answer: Laparoskopik Roux-en-Y gastrik bypass

Answer

Morbid obezitesi olan reflü hastalarında en uygun cerrahi yaklaşım Laparoskopik Roux-en-Y gastrik bypass yöntemidir.
Morbid obez hastalarda (VKI˙40VKİ \geq 40 veya VKI˙35VKİ \geq 35 + ek hastalık), Nissen fundoplikasyonu gibi standart antireflü prosedürleri, yüksek abdominal basınç nedeniyle sık başarısızlığa uğrar. Roux-en-Y Gastrik Bypass (RYGB), gastrik poşu asit üreten fundustan ayırarak ve alkalen safra reflüsünü önleyerek reflü kontrolünde fundoplikasyondan daha etkilidir ve aynı zamanda hastanın obezitesini tedavi eder.

Step-by-Step Solution

1
Hastanın VKİ değerini ve eşlik eden hastalıklarını değerlendir.
Hasta VKI˙=41VKİ = 41 kg/m² ile morbid obez sınıfındadır ve semptomatik GÖRH'ü mevcuttur.
Obezite, antireflü cerrahisi seçiminde en kritik belirleyicilerden biridir.
2
Standart fundoplikasyon yöntemlerinin (Nissen, Toupet) morbid obezlerdeki başarısını analiz et.
Yüksek intraabdominal basınç nedeniyle obezlerde fundoplikasyon nüks ve komplikasyon riski yüksektir.
Mekanik zorlanma wrap'in yer değiştirmesine veya hiatal onarımın açılmasına neden olur.
3
Alternatif bariatrik ve antireflü prosedürleri karşılaştır.
Roux-en-Y gastrik bypass (RYGB), asit sekresyonunu azaltır ve biliyer reflüyü engellerken anlamlı kilo kaybı sağlar.
RYGB, hem obeziteyi hem de reflüyü aynı anda tedavi eden 'altın standart' yöntemdir.

Key Concept

Morbid obezitesi (VKI˙>35VKİ > 35 kg/m²) olan gastroözofageal reflü hastalarında fundoplikasyon yerine Roux-en-Y gastrik bypass tercih edilmelidir.
Estimated Time:1m 30s
Question 8Question

İlerleyici yutma güçlüğü ve son iki ayda yaklaşık 88 kg kilo kaybı nedeniyle tetkik edilen 5555 yaşındaki erkek hastada, üst gastrointestinal sistem endoskopisinde kesici dişlerden 2424 cm uzaklıkta, lümeni %60 oranında daraltan vejetan bir kitle saptanmış ve biyopsi sonucu 'yassı hücreli karsinom' olarak raporlanmıştır. Evreleme amacıyla çekilen toraks BT'de tümörün trakea posterior duvarı ve sol ana bronş ile yakın komşulukta olduğu, arada belirgin bir yağ planı seçilemediği izlenmiştir. Uzak metastazı saptanmayan bu hastada, cerrahi rezektabilite kararı (T4b ayrımı) vermek için yapılması gereken en öncelikli işlem aşağıdakilerden hangisidir?

Show answer & explanation

Answer: Bronkoskopi

Answer

Üst ve orta özofagus yerleşimli yassı hücreli karsinomlarda, radyolojik olarak havayolu komşuluğu saptandığında rezektabiliteyi (T4b durumunu) değerlendirmek için bronkoskopi yapılması en öncelikli ve zorunlu adımdır.
Üst ve orta özofagus tümörlerinde trakeobronşiyal ağaca invazyon sıktır. Bilgisayarlı Tomografide yağ planlarının silinmesi gibi invazyon şüphesi uyandıran durumlarda, mukoza invazyonunu (T4b) dışlamak ve tümörün rezektabil olup olmadığına karar vermek için bronkoskopi yapılması standart ve zorunlu bir uygulamadır. Eğer bronkoskopide mukozal invazyon saptanırsa, hastalık T4b olarak kabul edilir ve cerrahi yerine definitif kemoradyoterapi gibi alternatiflere yönelinir.

Step-by-Step Solution

1
Tümörün anatomik yerleşimini ve biyopsi türünü değerlendir.
Tümör orta özofagusta (2424 cm) ve yassı hücreli karsinomdur (SCC).
Orta ve üst özofagus tümörleri anatomik olarak trakeobronşiyal ağaca çok yakındır ve SCC bu bölgede daha sık invazyon yapar.
2
Radyolojik bulguları analiz et.
BT'de trakea ve sol ana bronş ile yağ planlarının silindiği saptandı.
Yağ planlarının silinmesi T4a (rezektabil) ile T4b (anrezektabil) ayrımını yapmakta yetersizdir.
3
Cerrahi karar için gereken kesin kanıtı belirle.
Trakeobronşiyal mukoza invazyonunun varlığı cerrahiyi kontrendike kılar.
T4b (havayolu, aorta veya omurga invazyonu) olan tümörler teknik olarak rezeke edilemez kabul edilir; bunu dışlamanın yolu havayolu içini doğrudan görmektir.
4
En uygun tanısal işlemi seç.
Bronkoskopi yapılmasına karar verilir.
Bronkoskopi, trakea posterior duvarında itilme, mukoza ödemi veya doğrudan tümör vejetasyonunu göstererek T4b ayrımını kesinleştirir.

Key Concept

Özofagus kanserinde havayolu invazyonunun (T4b) değerlendirilmesi
Question 9Question

3838 yaşında erkek hasta, aralıklı melena ve epigastrik ağrı şikayetiyle başvuruyor. Yapılan üst GİS endoskopisinde mide büyük kurvatur yerleşimli, santralinde ülserasyon izlenen, yaklaşık 55 cm çapında, düzgün sınırlı submukozal kitle saptanıyor. EUS eşliğinde yapılan biyopsinin immünohistokimyasal incelemesinde CD117 (c-kit) ve DOG-1 ekspresyonu pozitif olarak raporlanıyor.

Bu hasta için en olası tanı ve planlanması gereken en uygun tedavi yaklaşımı aşağıdakilerden hangisidir?

Show answer & explanation

Answer: Gastrointestinal stromal tümör; negatif cerrahi sınır sağlayacak şekilde kama (wedge) rezeksiyon

Answer

Gastrointestinal stromal tümör tanısıyla negatif cerrahi sınır sağlanarak yapılan kama (wedge) rezeksiyon
Vakada tanımlanan submukozal kitle ve CD117/DOG-1 pozitifliği Gastrointestinal Stromal Tümör (GIST) için spesifiktir. GIST'lerin tedavisinde biyolojik davranışları gereği lenfatik yayılım minimaldir, bu nedenle tümörün psödokapsülüne zarar vermeden, negatif cerrahi sınır (en az 11 cm önerilir) sağlanarak yapılan kama rezeksiyon altın standart cerrahi yaklaşımdır.

Step-by-Step Solution

1
Klinik ve endoskopik bulguları değerlendir
Submukozal yerleşimli ve santral ülserasyon (umbilikasyon) gösteren kitle, tipik bir mezenşimal tümör (özellikle GIST) görünümüdür.
GIST'ler mide duvarının muskularis propria tabakasından köken alır ve tipik submukozal kitle oluştururlar.
2
İmmünohistokimyasal belirteçleri analiz et
CD117 (c-kit) ve DOG-1 pozitifliği GIST için patognomoniktir.
Cajalin interstisyel hücrelerinden köken alan bu tümörlerde c-kit mutasyonu ve buna bağlı ekspresyon temel tanı kriteridir.
3
Cerrahi tedavi prensibini belirle
Lenf nodu disseksiyonu gerektirmeyen, negatif sınırlı kama (wedge) rezeksiyon.
GIST'ler lenfatik yolla yayılma eğilimi göstermezler (metastaz oranı %1'den azdır), bu nedenle R0R0 rezeksiyon (negatif sınır) yeterli cerrahi tedavidir.

Key Concept

Gastrointestinal stromal tümörlerde (GIST) tanısal IHC belirteçleri ve cerrahi yaklaşım
Estimated Time:2m 0s
Question 10Question

4545 yaşında erkek hasta, son 11 yıldır aralıklı gelen ve eforla ilgisi olmayan retrosternal göğüs ağrısı şikayetiyle başvuruyor. Yapılan kardiyak değerlendirmeleri normal saptanan hastanın özofagus manometrisinde; tüm yutumların peristaltik (koordine) olduğu, ancak distal özofagusta ortalama kontraksiyon amplitüdünün 230 mmHg230 \text{ mmHg} saptandığı belirtiliyor. Alt özofagus sfinkter (AÖS) istirahat basıncı ve gevşemesi normal sınırlarda izleniyor.

Bu hasta için en olası tanı aşağıdakilerden hangisidir?

Show answer & explanation

Answer: Fındıkkıran (Nutcracker) özofagus

Answer

Fındıkkıran (Nutcracker) özofagus
Fındıkkıran (Nutcracker) özofagus tanısı, manometride özofagus gövdesinde peristaltik dalgaların koordine (sıralı) bir şekilde ilerlemesi ancak kontraksiyon amplitüdlerinin normalin çok üzerinde (>180 mmHg>180 \text{ mmHg} veya kriterlere göre >220 mmHg>220 \text{ mmHg}) olmasıyla konur. Bu hastada peristalsisin korunmuş olması ve amplitüdün 230 mmHg230 \text{ mmHg} olması bu tanıyı doğrular.

Step-by-Step Solution

1
Klinik semptomun analizi
Hastada kardiyak olmayan göğüs ağrısı (non-cardiac chest pain) mevcuttur.
Özofagus motilite bozuklukları, göğüs ağrısının ayırıcı tanısında önemli bir yer tutar.
2
Manometri verilerinin yorumlanması
Peristalsis koordine ancak amplitüd 180 mmHg180 \text{ mmHg} (bazı kaynaklarda 220 mmHg220 \text{ mmHg}) üzerindedir.
Bu bulgular, motilite bozuklukları arasında fındıkkıran özofagusu karakterize eder.
3
Ayırıcı tanı yapılması
Diffüz özofageal spazm ve akalazya dışlanır.
Eş zamanlı dalgaların yokluğu spazmı, peristalsisin korunmuş olması ise akalazyayı eler.

Key Concept

Fındıkkıran özofagus, manometrik olarak normal koordine peristalsis ile birlikte yüksek amplitüdlü (>180-220 mmHg) dalgaların izlenmesidir.

Hints

1
Hastanın ağrısı kardiyak değilse, özofagusun yüksek basınçlı kontraksiyonlarını düşünün.
2
Manometride dalgaların 'koordine/peristaltik' olması ile 'eş zamanlı' olması arasındaki farka dikkat edin.
Estimated Time:1m 30s
Question 11Question

Kardia yerleşimli (Siewert Tip 2) mide adenokarsinomu tanısı konulan 58 yaşındaki erkek hastada tümöre bağlı tam obstrüksiyon mevcuttur. Evreleme sonucu lokal ileri hastalık (T3N1M0) saptanan hastaya neoadjuvant kemoterapi ve sonrasında küratif cerrahi planlanmıştır. Son 3 ayda %15 kilo kaybı olan ve ciddi malnütrisyon saptanan hastanın oral alımı mümkün değildir. Bu aşamada hastanın beslenme desteği için en uygun yaklaşım aşağıdakilerden hangisidir?

Show answer & explanation

Answer: Beslenme jejunostomisi

Answer

En uygun yaklaşım beslenme jejunostomisi uygulanmasıdır.
Hastada fonksiyonel bir gastrointestinal sistem bulunduğu için enteral beslenme tercih edilmelidir. Ancak küratif cerrahi planlanan obstrüktif mide kanserlerinde PEG (Perkütan Endoskopik Gastrostomi) uygulaması, %1-3 oranında karın duvarına tümör ekimi (seeding) riski taşır. Ayrıca neoadjuvant tedavi süreci uzun olduğundan nazogastrik tüp konforsuzdur. Bu nedenle obstrüksiyonun distaline, tercihen laparoskopik veya açık cerrahi ile uygulanan 'beslenme jejunostomisi' hem onkolojik açıdan güvenli hem de fizyolojik beslenmeyi sağlayan en uygun yöntemdir.

Step-by-Step Solution

1
Hastanın beslenme yolunu belirle (Enteral vs Parenteral)
Gastrointestinal sistem obstrüksiyonun distaline doğru açıktır ve fonksiyoneldir. 'Bağırsak çalışıyorsa kullan' prensibi gereği Enteral Beslenme, Parenteral Nutrisyona (TPN) tercih edilmelidir.
Enteral beslenme bağırsak mukoza bütünlüğünü korur, immüniteyi destekler ve septik komplikasyonları azaltır.
2
Enteral erişim yolunu seç (Tüp vs Ostomi)
Neoadjuvant kemoterapi süreci (aylar) uzun süreli beslenme gerektirir. Nazogastrik tüp uzun süre tolere edilemez ve aspirasyon riski yüksektir. Kalıcı bir erişim (ostomi) gereklidir.
4-6 haftadan uzun sürecek beslenme desteğinde tüp yerine ostomi tercih edilir.
3
Ostomi tipini seç (Gastrostomi vs Jejunostomi)
Küratif cerrahi adayı olan mide kanseri hastalarında PEG (Perkütan Endoskopik Gastrostomi) uygulanması, karın duvarına tümör ekimi (implantasyon metastazı) riski taşır ve mide ileride rekonstrüksiyon için kullanılacaksa bu alanı bozabilir. Bu nedenle Beslenme Jejunostomisi en güvenli seçenektir.
Onkolojik prensipler gereği küratif vakalarda tümör manipülasyonundan ve potansiyel ekim alanlarından kaçınılmalıdır.

Key Concept

Mide Kanserinde Preoperatif Beslenme

Hints

1
Gastrointestinal sistem (bağırsaklar) çalışıyorsa, damar yolunu (parenteral) değil, sindirim yolunu (enteral) kullanmak her zaman altın kuraldır.
2
Tedavi süreci uzun süreceği için burundan takılan tüpler (nazogastrik) hasta için konforsuz olacaktır. Kalıcı bir yol (ostomi) gerekir.
3
Mide kanseri ameliyatı olacak bir hastada, tümörün içinden geçerek karın duvarına bir tüp (PEG) yerleştirmek, tümör hücrelerini karın duvarına ekebilir.

Practice More

Mide kanserli hastalarda preoperatif evrelemede laparoskopinin rolünü araştıran bir soru çözülebilir.

Alternative Method

Bazı seçilmiş vakalarda (özellikle palyatif) 'Self-expanding metal stent' (SEMS) yerleştirilerek oral alım açılabilir, ancak küratif neoadjuvant tedavi alacak hastalarda stent migrasyonu ve tümör bütünlüğünün bozulması riski nedeniyle jejunostomi daha sık tercih edilir.
Estimated Time:1m 30s
Question 12Question

4242 yaşında erkek hasta, dirençli duodenal ülser nedeniyle 22 yıl önce trunkal vagotomi ve antrektomi operasyonu geçirmiştir. Ameliyattan 11 yıl sonra şiddetli ishal ve tekrarlayan epigastrik ağrı şikayetleri ile başvuran hastada yapılan endoskopide anastomozun jejunal tarafında çok sayıda marjinal ülser saptanıyor. Laboratuvar incelemesinde serum kalsiyumu 11,811,8 mg/dL, fosfor 2,22,2 mg/dL ve serum bazal gastrin düzeyi 450450 pg/mL (N: <100<100 pg/mL) ölçülüyor. Bu hastanın tedavi yönetiminde öncelikle aşağıdakilerden hangisi uygulanmalıdır?

Show answer & explanation

Answer: Paratiroidektomi

Answer

Paratiroidektomi uygulanmalıdır.
MEN 1 sendromunda primer hiperparatiroidizm ve gastrinoma birlikteliği sıktır. Hiperkalsemi, gastrin salınımını stimüle eden güçlü bir faktör olduğundan, bu hastalarda paratiroidektomi yapılarak kalsiyum düzeyinin normale çekilmesi gastrin seviyelerini düşürebilir ve ülser yönetimini kolaylaştırır. Bu nedenle cerrahi öncelik paratiroid bezleridir.

Step-by-Step Solution

1
Klinik ve laboratuvar verilerinin analizi
Hastada post-op nüks marjinal ülserler, hiperkalsemi (11,811,8 mg/dL) ve hipergastrinemi (450450 pg/mL) birlikteliği saptanmıştır.
Bu tablo Primer Hiperparatiroidizm ve Gastrinoma (Zollinger-Ellison Sendromu) birlikteliğini, dolayısıyla Multipl Endokrin Neoplazi Tip 1 (MEN 1) sendromunu düşündürür.
2
Tedavi önceliklerinin belirlenmesi
MEN 1 sendromunda hiperparatiroidizm tedavisi, gastrinoma tedavisinden önce gelmelidir.
Yüksek serum kalsiyum düzeyleri hem normal hem de tümöral G-hücrelerinden gastrin salınımını doğrudan stimüle eder; kalsiyum düzeltilmeden gastrinoma yönetimi güçleşir.
3
Cerrahi kararın verilmesi
Hastaya öncelikle paratiroidektomi uygulanması planlanır.
Paratiroidektomi sonrası kalsiyumun normale dönmesiyle bazal gastrin düzeylerinde belirgin düşüş izlenebilir ve peptik ülser semptomları kontrol altına alınabilir.

Key Concept

MEN 1 sendromlu hastalarda gastrinoma eşlik ediyorsa, hiperkalseminin gastrin üzerindeki stimülan etkisini kırmak için öncelikle paratiroidektomi yapılmalıdır.
Estimated Time:2m 0s
Question 13Question

5656 yaşında kadın hasta, son 33 aydır devam eden epigastrik ağrı ve hafif kilo kaybı şikayetiyle başvuruyor. Çekilen kontrastlı batın tomografisinde (BT) mide fundusunda 6 cm6\text{ cm} çapında, lümene doğru ekzofitik uzanım gösteren, heterojen kontrastlanan, düzgün sınırlı kitle saptanıyor. Endoskopik ultrasonografi eşliğinde yapılan ince iğne aspirasyon biyopsisi (EUS-İİAB) sonucunda iğsi hücreli (spindle cell) proliferasyon izleniyor. İmmünohistokimyasal (İHK) incelemede CD117 (c-kit) ve DOG-1 güçlü pozitif, S100 ve desmin ise negatif olarak raporlanıyor.

Bu hastada en olası tanı ve en uygun cerrahi tedavi yaklaşımı aşağıdakilerden hangisidir?

Show answer & explanation

Answer: Gastrointestinal stromal tümör (GİST); psödokapsül bütünlüğünü koruyarak negatif cerrahi sınırla kama (wedge) rezeksiyon

Answer

En olası tanı Gastrointestinal stromal tümör (GİST) olup, tedavi psödokapsül bütünlüğünü koruyarak negatif cerrahi sınırla kama (wedge) rezeksiyondur.
Gastrointestinal stromal tümör (GİST) tanısı, iğsi hücreli morfoloji ve özellikle CD117 (c-kit) ve DOG-1 pozitifliği ile konur. Bu tümörler muskularis propria tabakasındaki Cajal hücrelerinden köken alır. Cerrahi tedavide amaç, tümör bütünlüğünü (psödokapsülü) bozmadan, 12 cm1-2\text{ cm} gibi negatif bir cerrahi sınırla kitleyi çıkarmaktır. Lenfatik yayılım göstermedikleri için lenf nodu diseksiyonu endike değildir.

Step-by-Step Solution

1
Klinik ve radyolojik verilerin analizi
Mide fundusunda 6 cm6\text{ cm} boyutlu, submukozal ve ekzofitik kitle saptandı.
Kitlenin yerleşimi ve büyüme şekli mezenkimal kaynaklı tümörleri (GİST, Leiomyom, Schwannom) düşündürür.
2
İmmünohistokimyasal (İHK) belirteçlerin yorumlanması
CD117 (+) ve DOG-1 (+) olması GİST tanısını kesinleştirir.
CD117 (c-kit) GİST için en spesifik belirteçtir; S100 negatifliği Schwannom'u, desmin negatifliği ise Leiomyom'u ekarte ettirir.
3
Cerrahi stratejinin belirlenmesi
Negatif cerrahi sınır sağlayan kama (wedge) rezeksiyon planlandı.
GİST'ler lenfatik değil, hematojen ve peritoneal yayılım yaparlar. Bu nedenle D2 lenf nodu diseksiyonu gereksizdir; makroskobik temiz sınır yeterlidir.
4
Cerrahi teknik detayların vurgulanması
Psödokapsülün korunması sağlanmalıdır.
GİST'ler çok frajildir; tümör bütünlüğü bozulursa (psödokapsül rüptürü) peritoneal ekim ve nüks riski dramatik şekilde artar.

Key Concept

Mide GİST'lerinde İmmünohistokimyasal Tanı ve Cerrahi Prensipler
Estimated Time:2m 0s
Question 14Question

6464 yaşında erkek hasta, son 33 aydır giderek artan yutma güçlüğü ve 66 kg kilo kaybı şikayetiyle başvuruyor. Yapılan üst gastrointestinal sistem endoskopisinde kesici dişlerden 2828. cm'de lümeni yaklaşık %50\%50 oranında daraltan vejetan kitle görülüyor. Alınan biyopsi sonucu 'yassı hücreli karsinom' (SCC) olarak raporlanıyor. Endoskopik ultrasonografide (EUS) tümörün muskularis propriaya ulaşmadığı ancak submukozanın derin tabakalarına (sm3sm3) invaze olduğu, ancak bölgesel lenf nodu tutulumu saptanmadığı (cT1bN0cT1b N0) görülüyor. PET-BT incelemesinde uzak metastaz saptanmayan bu hasta için en uygun tedavi yaklaşımı aşağıdakilerden hangisidir?

Show answer & explanation

Answer: Doğrudan radikal özofajektomi ve lenf nodu diseksiyonu

Answer

Doğrudan radikal özofajektomi ve lenf nodu diseksiyonu uygulanması en uygun yaklaşımdır.
Özofagusun yassı hücreli karsinomlarında (SCC), tümör submukozaya ulaştığında (T1b), lenf nodu metastaz riski %30'un üzerine çıkar (bu risk adenokarsinoma göre daha yüksektir). Bu nedenle, sadece mukoza ile sınırlı (T1a) tümörlerde uygulanabilen endoskopik submukozal diseksiyon (ESD), T1b vakalarında küratif değildir. Hastanın evresi cT1b N0 M0 olduğu için, neoadjuvan tedaviye (genellikle T2 veya N+ vakalarda başlanır) gerek duyulmaksızın hastaya doğrudan radikal özofajektomi ve lenf nodu diseksiyonu yapılması standart küratif yaklaşımdır.

Step-by-Step Solution

1
Tümörün histolojisini ve yerleşimini değerlendir.
Orta torasik özofagusta (2828. cm) yerleşimli yassı hücreli karsinom (SCC).
Yerleşim yeri ve histoloji, cerrahi teknik ve biyolojik davranış hakkında bilgi verir.
2
EUS ve PET-BT ile TNM evrelemesini netleştir.
cT1bN0M0cT1b N0 M0 (Submukoza invazyonu var, lenf nodu veya uzak metastaz yok).
Tedavi stratejisi tümörün derinliğine (T) ve nodal durumuna (N) göre belirlenir.
3
Submukozal invazyonun (T1bT1b) SCC üzerindeki etkisini analiz et.
T1bT1b SCC'de lenf nodu metastaz riski %3045\%30-45 arasındadır.
SCC, adenokarsinoma göre submukozaya geçtiği anda daha agresif lenfatik yayılım gösterir.
4
Evreye uygun tedavi protokolünü seç.
Küratif amaçlı doğrudan radikal özofajektomi.
T1aT1a (mukoza) olsaydı endoskopik tedavi, T2T2 veya N+N+ olsaydı neoadjuvan tedavi düşünülürdü; T1bN0T1b N0 cerrahi sınırıdır.

Key Concept

Özofagus yassı hücreli karsinomunda (SCC) T1bT1b (submukozal) evredeki yüksek lenf nodu metastazı riski nedeniyle endoskopik tedavinin kontrendike olması ve doğrudan cerrahinin gerekliliği.
Question 15Question

6262 yaşında erkek hasta, son zamanlarda artan yemek sonrası dolgunluk, erken doyma ve zaman zaman epigastrik ağrı şikayetleriyle başvuruyor. Yapılan baryumlu özofagus grafisinde gastroözofageal bileşkenin (GEBGEB) normal anatomik yerleşiminde (diyafram düzeyinde) olduğu, ancak mide fundusunun özofagusun hemen yanından posterior mediastene doğru hernie olduğu saptanıyor. Bu hiatus hernisi tipi ve yönetimi ile ilgili aşağıdaki ifadelerden hangisi doğrudur?

Show answer & explanation

Answer: Bu durum Tip II (paraözofageal) hiatus hernisi olup, semptomatik hastalarda mide volvulusu riski nedeniyle cerrahi tedavi düşünülmelidir.

Answer

Paraözofageal (Tip II) hiatus hernisi olan bu hastada, mekanik komplikasyon riski nedeniyle cerrahi tedavi temel yaklaşımdır.
Vakada tarif edilen gastroözofageal bileşkenin normal yerinde olması ancak mide fundusunun özofagusun yanından toraksa girmesi, klasik bir Tip II (paraözofageal) hiatus hernisi tablosudur. Bu hastalarda reflüden ziyade yutma güçlüğü, erken doyma ve dolgunluk gibi mekanik semptomlar görülür. Tip II hernilerde gastrik volvulus ve strangülasyon riski yüksek olduğu için, semptomatik hastalarda cerrahi tedavi zorunludur.

Step-by-Step Solution

1
Anatomik veriyi analiz et.
Gastroözofageal bileşkenin yerinde olması fakat fundusun yukarıda olması Tip II (paraözofageal) herni tanısını koydurur.
Tip II'yi diğerlerinden ayıran en temel özellik GEBGEB'nin anatomik pozisyonunu korumasıdır.
2
Risk faktörlerini değerlendir.
Bu anatomik yapıda mide fundusu fıtık kesesi içinde dönebilir ve volvulus, inkarserasyon veya strangülasyon gelişebilir.
Paraözofageal herniler 'gerçek' fıtıklardır ve herniye olan organlarda rotasyon riski taşırlar.
3
Tedavi kararını ver.
Semptomatik olgularda veya büyük paraözofageal hernilerde potansiyel ölümcül komplikasyonları önlemek için cerrahi onarım (NissenNissen vb.) endikedir.
Mekanik tıkanıklık riski medikal tedavi ile ortadan kaldırılamaz.

Key Concept

Hiatus hernisi tiplerinin ayırımı ve Tip II herninin komplikasyon riski.

Practice More

Hiatus hernisi tiplerini şematik olarak gözden geçirmek, Tip I ile paraözofageal tipler arasındaki semptomatik farkları kavramanıza yardımcı olacaktır.
Estimated Time:1m 30s
Question 16Question

Mide korpusunda yerleşim gösteren, endoskopik olarak "linitis plastica" görünümü saptanan ve biyopsisinde diffüz tip adenokarsinom rapor edilen 5555 yaşındaki bir hastada, yapılan evreleme çalışmalarında uzak metastaz saptanmamıştır. Bu hasta için en uygun cerrahi tedavi yaklaşımı aşağıdakilerden hangisidir?

Show answer & explanation

Answer: Total gastrektomi ve D2D_2 lenfadenektomi

Answer

Total gastrektomi ve D2D_2 lenfadenektomi seçeneği en uygun yaklaşımdır.
Linitis plastica, midenin diffüz tip adenokarsinomunun tipik bir klinik ve endoskopik sunumudur. Bu tümörler submukozada yaygın infiltre oldukları için mide duvarında sertleşme yaparlar. Korpus yerleşimli olmaları ve geniş yayılım özellikleri nedeniyle güvenli cerrahi sınır ancak total gastrektomi ile sağlanabilir. Ayrıca TUS müfredatına göre standart küratif cerrahi lenfadenektomi kapsamı D2D_2 diseksiyondur.

Step-by-Step Solution

1
Tümörün yerleşim ve morfolojik tipinin belirlenmesi
Korpus yerleşimli, linitis plastica görünümünde diffüz tip mide adenokarsinomu saptanmıştır.
Lauren sınıflamasına göre diffüz tip tümörler, intestinal tipe göre daha invazif ve submukozal yayılımı daha geniştir.
2
Cerrahi sınır ve rezeksiyon genişliğinin belirlenmesi
Geniş submukozal yayılım riski nedeniyle total gastrektomi kararı verilmiştir.
Linitis plastica (deri şişe mide) tablosunda tüm mide duvarı tutulmuş olabilir, bu nedenle subtotal rezeksiyonlarda cerrahi sınırda tümör kalma riski çok yüksektir.
3
Lenfadenektomi kapsamının belirlenmesi
D2D_2 lenfadenektomi uygulanması planlanmıştır.
Güncel cerrahi standartlarda küratif mide kanseri cerrahisi için D2D_2 diseksiyonu önerilmektedir.

Key Concept

Mide kanserinde Lauren sınıflamasına göre diffüz tip/linitis plastica olgularında cerrahi sınır güvenliği için proksimal marjın daha geniş tutulması ve genellikle total gastrektomi gerekliliği.

Hints

1
Lauren sınıflamasına göre diffüz tip mide kanserlerinin yayılım özelliklerini düşünün.
2
"Linitis plastica" tablosunda midenin submukoza tabakasının boydan boya tutulma riski yüksektir.
3
Mide korpusundaki diffüz bir tümörde cerrahi sınır güvenliği için midenin tamamının çıkarılması gerektiğini hatırlayın.

Practice More

Mide kanserinde D1D_1 ve D2D_2 lenfadenektomi arasındaki istasyon farklarını ve hangi istasyonların D2D_2 kapsamına girdiğini gözden geçirebilirsiniz.
Estimated Time:1m 30s
Question 17Question

5858 yaşında erkek hastaya, pilorobulber obstrüksiyona neden olan duodenal ülser nedeniyle distal gastrektomi ve BillrothBillroth IIII gastrojejunostomi uygulanmıştır. Ameliyat sonrası 3.3. ayda hasta; yemeklerden yaklaşık 11 saat sonra başlayan epigastrik dolgunluk, kramp tarzı ağrı ve ardından gerçekleşen safralı ve gıdalı kusma şikayeti ile başvuruyor. Hasta, kusma sonrası ağrısının belirgin şekilde azaldığını ifade ediyor.

Bu hasta için en olası tanı aşağıdakilerden hangisidir?

Show answer & explanation

Answer: Efferent loop sendromu

Answer

Efferent loop sendromu
Efferent loop sendromu, gastrojejunostomi sonrası götürücü ansın (efferent limb) fıtıklaşma veya bükülme gibi nedenlerle mekanik olarak tıkanmasıdır. Bu durumda mide içeriği (gıda) ve afferent loop'tan gelen safra birleşerek anastomozun gerisinde birikir. Hastada yemek sonrası kramp tarzı ağrı ve şişkinlik gelişir; safralı ve gıdalı kusma ile mide boşaldığı için ağrı aniden geçer.

Step-by-Step Solution

1
Hastanın geçirdiği ameliyat tipini ve rekonstrüksiyonu analiz et.
BillrothBillroth IIII gastrojejunostomi yapıldığı belirlendi.
Post-gastrektomi sendromlarının çoğu anatomik rekonstrüksiyon tipine göre farklılık gösterir.
2
Semptomların zamanlamasını ve karakterini değerlendir.
Yemekten 11 saat sonra başlayan kramp tarzı ağrı ve rahatlatıcı kusma saptandı.
Mekanik tıkanıklıklarda mide boşalamadığı için gerginlik ağrısı olur ve kusma ile mide boşalınca ağrı geçer.
3
Kusmuğun içeriğini inceleyerek ayırıcı tanı yap.
Kusmuğun hem safra hem de gıda içermesi tıkanıklığın anastomozun ilerisinde (efferent loop) olduğunu gösterir.
Afferent loop sendromunda sadece safra birikirken, efferent loop sendromunda mide içeriği (gıda) de tıkanıklık gerisinde birikir.

Key Concept

Billroth II sonrası gelişen efferent loop sendromunda tıkanıklık anastomozun distalindedir ve gıdalı-safralı kusma ile karakterizedir.

Practice More

Afferent loop ve efferent loop sendromlarının ayırıcı tanısında kusmuk içeriği ve kusmanın ağrıya etkisini bir tablo halinde çalışınız.
Estimated Time:2m 0s
Question 18Question

Gebeliğinin 24.24. haftasında olan 3232 yaşındaki kadın hasta, ani başlayan kıvrandırıcı tarzda karın ağrısı, bulantı ve kusma şikayetleri ile acil servise başvuruyor. Hastanın tıbbi öyküsünden 33 yıl önce VKI˙:51kg/m2VKİ: 51 kg/m^2 ve Tip 22 Diabetes Mellitus tanıları ile laparoskopik Roux-en-Y gastrik bypass (RYGB) ameliyatı geçirdiği ve şu anki VKI˙VKİ değerinin 27kg/m227 kg/m^2 olduğu öğreniliyor. Fizik muayenede peritonit bulgusu saptanmıyor ancak hastanın ağrı şiddetinin muayene bulguları ile orantısız derecede fazla olduğu gözleniyor. Bu klinik tabloda en olası tanı aşağıdakilerden hangisidir?

Show answer & explanation

Answer: Petersen boşluğu hernisi

Answer

Petersen boşluğu hernisi
Doğru seçenek olan Petersen boşluğu hernisi, RYGB ameliyatı geçiren hastalarda görülen ciddi bir geç dönem komplikasyonudur. Özellikle gebelikte barsakların yer değiştirmesiyle bu risk artar. BT'de izlenen 'mesenteric swirl' işareti ve klinik olarak ağrının şiddetinin muayene ile uyumsuz olması tanıyı destekleyen en güçlü verilerdir.

Step-by-Step Solution

1
Klinik verilerin analizi
Hastada şiddetli karın ağrısı ve kusma mevcut olup, fizik muayene bulguları ile ağrı şiddeti arasında uyumsuzluk (pain out of proportion) saptanmıştır.
Bu bulgu, barsak anslarının mezenterik gerilimine veya iskemisine işaret eden internal herni için tipiktir.
2
Özgeçmiş ve tetikleyici faktör değerlendirmesi
Geçirilmiş RYGB öyküsü ve mevcut gebelik (24. hafta) internal herni riskini anlamlı ölçüde artırır.
Gebelik sırasında büyüyen uterusun barsak anslarını yukarı itmesi, daha önce oluşmuş mezenterik defektlerden herniasyonu tetikleyebilir.
3
Anatomik lokalizasyonun belirlenmesi
Laparoskopik antekolik RYGB sonrası en sık görülen internal herni bölgesi Petersen boşluğudur.
Petersen boşluğu, Roux bacağı mezenterinin arkası ile transvers mezokolon arasında kalan alandır.

Key Concept

Roux-en-Y gastrik bypass (RYGB) sonrası internal herniler ve Petersen boşluğu anatomisi.
Question 19Question

Peptik ülser nedeniyle 11 yıl önce subtotal gastrektomi ve Billroth II rekonstrüksiyonu uygulanan 5555 yaşındaki erkek hasta, son aylarda giderek artan epigastrik yanma, postprandiyal ağrı ve safra içeren kusma şikayetleriyle başvuruyor. Hasta, kusma eyleminin ağrısını dindirmediğini, aksine ağrının devam ettiğini belirtiyor. Yapılan üst GİS endoskopisinde mide poşunda yaygın ödem, frajilite ve yoğun safra göllenmesi izleniyor. Bu hasta için en olası tanı ve önerilmesi gereken en etkili cerrahi tedavi aşağıdakilerden hangisidir?

Show answer & explanation

Answer: Alkalen reflü gastrit - Roux-en-Y gastrojejunostomiye dönüştürme

Answer

Alkalen reflü gastrit tanısı konulmalı ve Roux-en-Y gastrojejunostomiye dönüştürme ameliyatı yapılmalıdır.
Vakada tanımlanan kusma ile geçmeyen sürekli epigastrik ağrı ve endoskopide izlenen yoğun safra reflüsü, Alkalen Reflü Gastrit tanısı için tipiktir. Billroth II rekonstrüksiyonu sonrası duodenal içeriğin mide poşuna doğrudan geri kaçması bu tabloya neden olur. Tedavide amaç, safra akışını mide anastomozundan en az 4040-6060 cm uzağa saptırmaktır; bu da en iyi Roux-en-Y gastrojejunostomiye dönüştürme ile sağlanır.

Step-by-Step Solution

1
Klinik semptomların analizi
Kusma ile geçmeyen epigastrik ağrı saptandı.
Afferent loop sendromunda kusma ağrıyı dindirirken, alkalen reflü gastritte dindirmez.
2
Endoskopik bulguların değerlendirilmesi
Midede safra reflüsü ve buna bağlı mukozal hasar (gastrit) izlendi.
Tanının alkalen reflü gastrit olduğunu doğrulamak için safranın mukozal hasar yaptığını görmek gerekir.
3
Tedavi planının oluşturulması
Roux-en-Y rekonstrüksiyonuna karar verildi.
Safranın mide poşundan tamamen uzaklaştırılmasını (divertiyon) sağlayan en etkili yöntemdir.

Key Concept

Alkalen reflü gastrit ile Afferent loop sendromu arasındaki en kritik klinik fark, kusmanın ağrıyı dindirip dindirmediğidir.
Question 20Question

68 yaşında kadın hasta, yıllardır devam eden epigastrik ağrı ve son bir haftadır her yemekten sonra tekrarlayan, safrasız kusma şikayetiyle acil servise başvuruyor. Fizik muayenesinde dehidratasyon bulguları, cilt turgor-tonusunda azalma ve üst kadranda "succussion splash" saptanıyor. Laboratuvar tetkiklerinde; serum Na+:132 mEq/LNa^+: 132 \text{ mEq/L}, K+:2.8 mEq/LK^+: 2.8 \text{ mEq/L}, Cl:82 mEq/LCl^-: 82 \text{ mEq/L}, HCO3:36 mEq/LHCO_3^-: 36 \text{ mEq/L} ve arter kan gazında pH:7.55pH: 7.55 ölçülüyor. İdrar tetkikinde idrar pHpH'ının 5.25.2 (asidik) olduğu saptanıyor.

Bu hastada saptanan idrar pHpH değerinin temel nedeni aşağıdakilerden hangisidir?

Show answer & explanation

Answer: Hipovolemiye bağlı artan aldosteron etkisiyle distal tübülde sodyum geri emilimi yapılırken, hipokalemi nedeniyle potasyum yerine hidrojen iyonlarının atılması

Answer

Hipovolemiye bağlı artan aldosteron etkisiyle distal tübülde sodyum geri emilimi yapılırken, potasyum eksikliği nedeniyle hidrojen iyonlarının sekrete edilmesi sonucunda asidik idrar oluşur.
Vakada görülen klinik tablo 'Hipokalemik Hipokloremik Metabolik Alkaloz'dur. Mide çıkış obstrüksiyonu (pilor stenozu) sonucu kusmalarla H+H^+ ve ClCl^- kaybedilir. Sıvı kaybı RAAS'ı uyararak aldosteronu artırır. Aldosteron sodyumu tutmak isterken karşılığında K+K^+ veya H+H^+ atmalıdır. Plazmada K+K^+ düşük olduğu için vücut K+K^+ saklar ve H+H^+ atar. Bu durum sistemik alkalozda beklenen alkali idrar yerine asidik idrar çıkışına (paradoksal asidüri) yol açar.

Step-by-Step Solution

1
Klinik tabloyu analiz et
Pilor stenozuna (gastric outlet obstruction) bağlı safrasız kusma saptandı.
Mide içeriğinin kaybı; hidrojen, klor, potasyum ve sıvı kaybına yol açarak hipokloremi, hipokalemi ve metabolik alkaloz tablosu oluşturur.
2
Renal yanıtı değerlendir
Dehidratasyon nedeniyle renin-anjiyotensin-aldosteron sistemi (RAAS) aktive olur.
Vücut, plazma hacmini korumak amacıyla distal tübülde aldosteron aracılığıyla sodyumu geri emmeye başlar.
3
Distal tübül iyon değişimini incele
Sodyum geri emilirken elektriksel dengeyi sağlamak için potasyum veya hidrojen atılması gerekir; ancak ağır hipokalemi nedeniyle potasyum korunur ve hidrojen atılır.
Hipokalemik hastalarda böbrek potasyumu saklamak zorunda kaldığı için, aldosteronun sodyum tutma isteğine hidrojen salgılayarak yanıt verir. Bu durum sistemik alkaloz olmasına rağmen idrarın asidik olmasına (paradoksal asidüri) neden olur.

Key Concept

Paradoksal Asidüri ve Metabolik Alkaloz Mekanizması
Page 1 / 19Next
Özofagus ve Mide Hastalıkları Practice Questions — TUS - Tıpta Uzmanlık Sınavı | Examkin