Onkoloji

351 questions

Question 141Question

Moleküler karsinogenez sürecinde, hücre içi sinyal iletim yolaklarında görev alan RASRAS protein ailesi (K-RASRAS, N-RASRAS, H-RASRAS), insan kanserlerinde en sık mutasyona uğrayan onkojen grubu olarak bilinir. Normal fizyolojik koşullarda bir 'moleküler şalter' gibi çalışan bu proteinlerin onkojenik aktivasyonuna yol açan temel mekanizma aşağıdakilerden hangisidir?

Show answer & explanation

Answer: GTP'nin GDP'ye hidrolizini sağlayan intrinsik GTPaz aktivitesinin kaybı sonucu proteinin sürekli aktif formda kalması

Answer

Onkojenik RAS mutasyonları, proteinin intrinsik GTPaz aktivitesini azaltarak GTP'nin GDP'ye hidrolizini bozar ve proteinin sürekli aktif (GTP-bağlı) formda kalmasına neden olur.
RAS proteinleri normalde hücre dışı büyüme faktörü sinyallerine yanıt olarak GTPGTP bağlar ve aktifleşir. Sinyal iletimi tamamlandığında, kendi yapısında bulunan GTPGTP az aktivitesi sayesinde GTPGTP'yi GDPGDP'ye hidrolize ederek inaktif hale döner. Ancak onkojenik mutasyonlar bu hidroliz basamağını bozar. Sonuç olarak RAS proteini sürekli GTPGTP bağlı (aktif) formda kalarak hücre çekirdeğine durmaksızın proliferasyon ve sağkalım sinyalleri gönderir.

Step-by-Step Solution

1
RAS proteininin normal çalışma döngüsünü değerlendir.
RAS, GTPGTP bağlıyken 'aktif', GDPGDP bağlıyken 'inaktif' haldedir.
Hücre içi sinyal iletimi bu geçişler sayesinde kontrol edilir.
2
Mutasyonun bu döngü üzerindeki etkisini analiz et.
Onkojenik mutasyonlar (genellikle 12., 13. veya 61. kodonlarda), proteinin GTPGTP'yi GDPGDP'ye parçalama (hidroliz) yeteneğini bozar.
GTPGTP hidroliz edilemediği için RAS proteini sürekli aktif kalarak hücreye kesintisiz çoğalma sinyali gönderir.

Key Concept

RAS onkojen aktivasyonu, proteinin GTPaz aktivitesinin kaybı ve sürekli GTP-bağlı (aktif) konfomasyonda kilitli kalmasıyla gerçekleşir.

Alternative Method

Onkojen (gaz pedalı) ile tümör baskılayıcı (fren) ayrımını yaparak seçenekleri eleyebilirsiniz. RAS bir onkojendir ve fonksiyon kazanımı (GTPaz kaybı = aktif kalma) ile kansere yol açar.
Estimated Time:1m 15s
Question 142Question

5555 yaşında kadın hasta, son 22 aydır artan nefes darlığı ve karın şişliği şikayetleriyle başvuruyor. Yapılan torakoabdominal bilgisayarlı tomografide yaygın plevral kalınlaşma, plevral efüzyon ve peritoneal karsinomatozis izleniyor; ancak herhangi bir organ yerleşimli primer kitle saptanmıyor. Plevral nodül biyopsisinde papiller yapıda adenokarsinom infiltrasyonu izleniyor. İmmünohistokimyasal (İHK) incelemede; Sitokeratin 77 (CK7) (+), Sitokeratin 2020 (CK20) (-), WT-1 (+) ve PAX-8 (+) boyanma saptanıyor. Bu klinik ve patolojik bulgular ışığında, hastadaki primer odağın aşağıdakilerden hangisi olma olasılığı en yüksektir?

Show answer & explanation

Answer: Over

Answer

Over (Overin seröz karsinomu)
Verilen klinik tabloda peritoneal karsinomatozis ve plevral tutulumla seyreden, papiller yapıdaki adenokarsinomda CK7 (+), CK20 (-), WT-1 (+) ve PAX-8 (+) pozitifliği saptanmıştır. WT-1 pozitifliği seröz over karsinomları için karakteristik bir bulgudur. PAX-8 ise Müllerian kanal türevleri (over, tuba, endometriyum), böbrek ve tiroid tümörlerinde pozitif saptanır. Bu iki belirtecin bir arada bulunması, özellikle asit ve peritoneal yayılımı olan bir kadın hastada primer odağın over (seröz karsinom) olduğunu güçlü bir şekilde destekler.

Step-by-Step Solution

1
Klinik sunumun analiz edilmesi
Kadın hastada asit (peritoneal karsinomatozis) ve plevral efüzyon varlığı, ancak görüntülemede primer kitle yokluğu 'Bilinmeyen Primerli Tümör' (CUP) tablosunu düşündürür.
Tanısal algoritmada ilk adım klinik yayılım paternini belirlemektir.
2
Patolojik morfoloji ve temel İHK profiline bakılması
Papiller adenokarsinom ve CK7 (+)/CK20 (-) profili; over, akciğer, meme ve üst GİS kaynaklı tümörleri ön plana çıkarır.
CK7 ve CK20 kombinasyonu, CUP olgularında ayırıcı tanıyı daraltan en temel araçtır.
3
Spesifik İHK belirteçlerinin (WT-1 ve PAX-8) yorumlanması
WT-1 ve PAX-8 pozitifliği, özellikle kadın hastada papiller morfoloji ile birleştiğinde yüksek dereceli seröz over karsinomu için oldukça spesifiktir.
WT-1 (Wilms Tumor-1) seröz over karsinomu ve mezotelyomada pozitiftir; PAX-8 ise over, böbrek ve tiroid kaynaklı tümörlerde saptanır.
4
Final tanının konulması
Primer odağı saptanamayan ancak plevra ve peritona yayılmış seröz/papiller adenokarsinomlarda, görüntüleme normal olsa dahi primer odak 'Gizli (Okkült) Over Kanseri' olarak kabul edilir.
Klinik, morfolojik ve İHK bulgularının sentezi bu tanıyı doğrular.

Key Concept

Bilinmeyen primerli adenokarsinomlarda spesifik İHK profillerine (WT-1/PAX-8) göre primer odak tayini.

Practice More

Diğer CK7/CK20 varyasyonlarını ve PAX-8'in böbrek/tiroid ayırıcı tanısındaki rolünü gözden geçirin.
Estimated Time:2m 30s
Question 143Question

6262 yaşında evre IV akciğer adenokarsinomu tanılı erkek hasta, kemoterapisinin 1212. gününde 39.2C39.2^\circ C ateş ile acil servise başvuruyor. Fizik muayenesinde sağ subklavyen bölgede port kateteri mevcut olup, kateter giriş yerinde hafif eritem ve hassasiyet saptanıyor. Kan basıncı: 105/65105/65 mmHg, Nabız: 105105/dk, Solunum sayısı: 1818/dk. Akciğer oskültasyonunda patolojik ses duyulmuyor. Laboratuvar tetkiklerinde mutlak nötrofil sayısı (ANS) 120120/mm 3^3 olarak bulunuyor. Ampirik olarak intravenöz (IVIV) piperasilin-tazobaktam başlanan hastada, tedaviye aşağıdakilerden hangisinin eklenmesi bu aşamada en uygundur?

Show answer & explanation

Answer: Vankomisin

Answer

Vankomisin eklenmesi, hastada kateter giriş yerinde saptanan lokal enfeksiyon bulguları nedeniyle en uygun yaklaşımdır.
Febril nötropenik bir hastada ampirik tedaviye vankomisin eklenmesi için tanımlanmış spesifik durumlar mevcuttur. Bunlar: Hemodinamik instabilite (septik şok), radyolojik olarak kanıtlanmış pnömoni, klinik olarak şüphelenilen ciddi kateter ilişkili enfeksiyon (eritem, hassasiyet), cilt veya yumuşak doku enfeksiyonu, bilinen MRSA kolonizasyonu ve şiddetli mukozittir. Bu vakada port kateter giriş yerindeki eritem ve hassasiyet, Gram pozitif kapsama (vankomisin) eklenmesini zorunlu kılar.

Step-by-Step Solution

1
Hastanın febril nötropeni kriterlerini karşıladığının doğrulanması.
Ateş 38.3C38.3^\circ C üzeri ve ANS < 500500/mm 3^3 olduğu için febril nötropeni tanısı konur.
Acil ampirik antibiyotik tedavisi başlanması gereken onkolojik bir acildir.
2
Ampirik tedavi rejiminin ve ek kapsama gerekliliğinin değerlendirilmesi.
Başlangıçta anti-psödomonal bir beta-laktam (piperasilin-tazobaktam) yeterlidir ancak bazı durumlarda Gram pozitif kapsama gerekir.
Vankomisin her hastaya rutin başlanmaz, spesifik endikasyonlar varlığında eklenir.
3
Vankomisin ekleme endikasyonlarının vakaya uygulanması.
Hastada kateter giriş yerinde eritem ve hassasiyet saptanması vankomisin için doğrudan bir endikasyondur.
Stafilokoklar gibi cilt florası kaynaklı kateter enfeksiyonları febril nötropenide sık görülür ve mortaliteyi etkileyebilir.

Key Concept

Febril nötropenide başlangıç ampirik tedavisine vankomisin ekleme endikasyonları.
Estimated Time:2m 0s
Question 144Question

3434 yaşında kadın hasta, 22 yıl önce Ülseratif Kolit (pankolit) ve Primer Sklerozan Kolanjit (PSK) tanıları almıştır. Hastanın kolit semptomları tıbbi tedavi ile tam remisyondadır. Bu hastada kolorektal kanser taraması ve sürveyansı ile ilgili en uygun yaklaşım aşağıdakilerden hangisidir?

Show answer & explanation

Answer: Hastalık süresine bakılmaksızın tanı anından itibaren her yıl kolonoskopi ile sürveyans yapılmalıdır.

Answer

Ülseratif kolit ve Primer Sklerozan Kolanjit (PSK) birlikteliğinde, hastalık süresine bakılmaksızın tanı anından itibaren yıllık kolonoskopik sürveyans yapılmalıdır.
Doğru yaklaşım, hastalığın süresine bakılmaksızın tanı anından itibaren yıllık kolonoskopik sürveyans yapılmasıdır. Ülseratif kolit (özellikle pankolit) hastalarında kolorektal kanser (KRK) riski artmıştır ve genellikle tarama tanıdan 88-1010 yıl sonra başlar. Ancak, Primer Sklerozan Kolanjit (PSK) varlığı KRK riskini dramatik olarak artırır ve süreci hızlandırır. Bu nedenle, PSK eşlik eden İBH hastalarında sürveyans tanı konulduğu andan itibaren yıllık olarak yapılmalıdır.

Step-by-Step Solution

1
Hastanın risk profilini belirle.
Hasta hem Ülseratif Kolit (pankolit) hem de PSK tanısına sahiptir.
İnflamatuar bağırsak hastalıklarında (İBH) kolorektal kanser riski, PSK varlığında katlanarak artar.
2
Standart ve özel tarama kriterlerini karşılaştır.
Standart pankolitte tarama 88-1010. yılda başlarken, PSK eşliğinde bekleme süresi ortadan kalkar.
Güncel onkoloji ve gastroenteroloji kılavuzları PSK'yı bağımsız ve güçlü bir risk faktörü olarak tanımlar.
3
Tümör belirteçlerinin yerini değerlendir.
CEA ve CACA 1919-99 gibi belirteçler tarama testi olarak kullanılamaz.
Bu belirteçlerin duyarlılığı ve özgüllüğü erken evre kanser taraması için yetersizdir.

Key Concept

İnflamatuar bağırsak hastalığı olan bir hastada Primer Sklerozan Kolanjit (PSK) tanısı varsa, kolorektal kanser taraması (sürveyans) tanı anından itibaren başlar ve yıllık kolonoskopi ile devam eder.

Practice More

Primer Sklerozan Kolanjit hastalarında sadece kolorektal kanser değil, kolanjiyokarsinom riskinin de arttığını ve bu amaçla yıllık görüntüleme (MRG/MRKP) ve CA 19-9 takibi yapıldığını hatırlayınız.
Estimated Time:1m 30s
Question 145Question

4545 yaşında bir erkek hasta, boynun sol tarafında eline gelen şişlik şikayetiyle başvuruyor. Yapılan fizik muayenede sol supraklaviküler bölgede 22 cm çapında, ağrısız ve fikse bir lenfadenopati (Virchow nodu) saptanıyor. Bu hastada metastazın en olası primer kaynağı aşağıdakilerden hangisidir?

Show answer & explanation

Answer: Mide

Answer

Sol supraklaviküler bölgedeki lenf nodu metastazı (Virchow nodu) en sık mide kanseri kaynaklıdır.
Mide kanseri, Virchow nodu metastazının en klasik ve sık nedenidir. Abdominal organlardan gelen lenf, duktus torasikus aracılığıyla sol subklavyen ven ve internal juguler venin birleştiği noktaya dökülür; bu yol üzerindeki sol supraklaviküler lenf nodunun tutulumu primer bir abdominal maligniteyi düşündürür.

Step-by-Step Solution

1
Klinik bulguyu tanımla
Sol supraklaviküler lenfadenopati, Virchow nodu (Troisier işareti) olarak adlandırılır.
Bu bölge, abdominal lenfatikleri taşıyan duktus torasikusun venöz sisteme döküldüğü kritik bir noktadır.
2
Anatomik yolak ile ilişkilendir
Karın içindeki organlardan gelen kanser hücreleri duktus torasikus yoluyla bu bölgeye ulaşır.
Mide kanseri, bu lenfatik yolun en sık kaynaklandığı primer odaktır.

Key Concept

Virchow nodu, özellikle abdominal organların (başta mide olmak üzere) malignitelerinin sol supraklaviküler bölgeye metastaz yapmasıdır.
Estimated Time:45s
Question 146Question

Kolon kanseri patogenezinde tanımlanan adenom-karsinom dizilimi (Vogelstein modeli) kapsamında; normal kolon epitelyal hücrelerinin proliferasyon yeteneği kazanarak küçük adenomlara dönüşmesinden sorumlu olan, Wnt sinyal yolağında görevli proteinin yıkım kompleksini (destruction complex) bozarak β\beta-katenin birikimine yol açan temel genetik değişiklik aşağıdakilerden hangisidir?

Show answer & explanation

Answer: APCAPC geninin biallelik inaktivasyonu

Answer

APCAPC geninin biallelik inaktivasyonu, adenom-karsinom dizilimindeki ilk ve 'gatekeeper' mutasyondur.
Vogelstein modeline göre, kolonda karsinogenez süreci APCAPC (Adenomatous Polyposis Coli) geninin biallelik inaktivasyonu ile başlar. APC proteini, sitoplazmadaki β\beta-katenin seviyesini kontrol eden yıkım kompleksinin (GSK3 β\beta ve Axin ile birlikte) temel bileşenidir. APC mutasyonu olduğunda β\beta-katenin yıkılamaz, nükleusa geçer ve hücre proliferasyonunu uyaran genleri aktive eder. Bu nedenle APCAPC genine 'gatekeeper' (kapı bekçisi) denir.

Step-by-Step Solution

1
Vogelstein modelinin başlangıç evresini analiz etme
Kolon kanseri gelişimindeki ilk adımın normal mukozanın adenoma dönüşmesi olduğu saptandı.
Moleküler karsinogenezde mutasyonların belirli bir sırayla gerçekleştiği bilinmektedir.
2
Wnt sinyal yolağı ve APC proteininin fonksiyonunu değerlendirme
Normalde APC proteininin, β\beta-katenin'i yıkan 'yıkım kompleksi'nin bir parçası olduğu hatırlandı.
Wnt sinyalinin kapalı olduğu durumlarda β\beta-katenin sürekli yıkılarak hücre içi seviyesi düşük tutulur.
3
Genetik mutasyonun etkisini belirleme
APC mutasyonu sonucu yıkım kompleksinin bozulduğu ve β\beta-katenin'in nukleusa geçerek proliferasyon genlerini (MYCMYC, CyclinD1Cyclin D1) aktive ettiği sonucuna varıldı.
Gatekeeper mutasyonlar hücre büyümesini doğrudan kontrol eden yolları bozarak karsinogenezi başlatır.

Key Concept

Vogelstein Adenom-Karsinom Dizilimi ve Gatekeeper Mutasyonlar
Question 147Question

Kanser tedavisinde kullanılan immün kontrol noktası inhibitörleri (I˙KNI˙İKNİ) ve hedefe yönelik ajanların biyolojik özellikleri ile klinik kullanım prensipleri dikkate alındığında, aşağıdakilerden hangisi doğrudur?

Show answer & explanation

Answer: PD1PD-1 ve PDL1PD-L1 inhibitörleri, T-hücre aktivasyonunun efektör fazında, esas olarak periferik dokularda ve tümör mikroçevresinde antitümör yanıtı regüle ederler.

Answer

PD1PD-1 ve PDL1PD-L1 inhibitörlerinin efektör fazda ve tümör mikroçevresinde etki gösterdiğini belirten seçenek doğrudur.
İmmün kontrol noktası inhibitörlerinden PD1PD-1 (Pembrolizumab, Nivolumab) ve PDL1PD-L1 (Atezolizumab, Durvalumab) inhibitörleri, T-hücrelerinin tümör hücreleri tarafından baskılanmasını önler. Bu etkileşim esas olarak antitümör yanıtın efektör fazında, yani tümör dokusunun bulunduğu periferik bölgelerde gerçekleşir.

Step-by-Step Solution

1
I˙KNI˙İKNİ etki mekanizmalarını faz ve yer açısından karşılaştırın.
CTLA4CTLA-4 lenf nodunda erken (priming) fazda, PD1/PDL1PD-1/PD-L1 ise periferde efektör fazda çalışır.
İmmün yanıtın hangi aşamada modüle edildiğini anlamak klinik etkileri ve toksisiteyi açıklar.
2
Ajanların farmakolojik yapısını (mAbmAb vs TKITKI) değerlendirin.
Monoklonal antikorlar (mAbmAb) büyük moleküllü ve parenteraldir; TKITKI'lar küçük moleküllü ve genellikle oraldir.
Uygulama yolu ve hedef lokalizasyonu (hücre dışı vs hücre içi) bu farka bağlıdır.
3
Yan etki (irAEirAE) yönetim prensiplerini gözden geçirin.
Toksisite derecesine (Grade) göre tedaviye ara verme ve steroid dozu belirlenir.
Grade 2'de genellikle ilaç kesilip düşük doz/lokal steroid düşünülürken, Grade 3-4'te kalıcı kesilme ve yüksek doz steroid gerekir.

Key Concept

I˙KNI˙İKNİ ajanlarının etki mekanizması (priming vs efektör faz) ve toksisite yönetimi.
Question 148Question

Hepatoseleüler karsinom (HCC) gelişiminde viral hepatitlerin yanı sıra çevresel karsinojenler de önemli rol oynamaktadır. Özellikle nemli ortamlarda saklanan tahıl ve kuruyemişlerde üreyen *Aspergillus flavus* mantarının ürettiği Aflatoksin B1, güçlü bir hepatokarsinojendir. Aflatoksin B1 maruziyeti, karaciğer hücrelerinde spesifik bir genetik hasar oluşturarak karsinogenezi başlatır.

Buna göre, Aflatoksin B1 maruziyeti ile ilişkili HCC vakalarında en sık saptanan ve 'moleküler parmak izi' olarak kabul edilen karakteristik genetik bozukluk aşağıdakilerden hangisidir?

Show answer & explanation

Answer: TP53 tümör baskılayıcı geninde spesifik G:C \rightarrow T:A transversiyonu

Answer

TP53 tümör baskılayıcı geninde spesifik G:C \rightarrow T:A transversiyonu
Aflatoksin B1, diyetle alındıktan sonra karaciğerde Sitokrom P450 enzimleri tarafından metabolize edilerek aktif epoksit formuna dönüşür. Bu aktif form, DNA guanin bazlarına bağlanarak DNA adductları oluşturur. Bu hasar tamir edilemezse, *TP53* tümör baskılayıcı geninin 249. kodonunda G:C çiftinin T:A çiftine dönüşmesiyle (transversiyon) sonuçlanan nokta mutasyonuna yol açar. Bu mutasyon, p53 proteininin fonksiyonunu bozarak kontrolsüz hücre çoğalmasına ve Hepatoselüler Karsinom gelişimine neden olur. Bu spesifik mutasyon, Aflatoksin maruziyetinin moleküler parmak izi olarak kabul edilir.

Step-by-Step Solution

1
Karsinojen ajanı tanımla
Aflatoksin B1, *Aspergillus flavus* kaynaklı bir mikotoksindir.
Soruda verilen maruziyet (nemli tahıl/kuruyemiş) bu ajanı işaret eder.
2
Hedef organ ve tümörü belirle
Karaciğer ve Hepatoselüler Karsinom (HCC).
Aflatoksin karaciğerde metabolize edilir ve buradaki DNA'ya bağlanır.
3
Moleküler mekanizmayı eşleştir
*TP53* geni mutasyonu (G:C \rightarrow T:A).
Aflatoksin B1, karaciğerde CYP450 enzimleri ile aktiflendikten sonra DNA'ya bağlanarak *TP53* geninin 249. kodonunda spesifik bir nokta mutasyonuna (transversiyon) neden olur.

Key Concept

Kimyasal Karsinogenez ve Mutasyonel İmzalar

Hints

1
Soruda bahsedilen toksin (Aflatoksin), en sık karaciğer kanserine neden olur ve bilinen en güçlü kimyasal karsinojenlerden biridir.
2
Bu karsinojen, hücre döngüsünün en önemli kontrol noktası olan ve 'genomun bekçisi' olarak bilinen genin fonksiyonunu bozar.
3
Cevap, Li-Fraumeni sendromunda da mutasyona uğrayan *TP53* genindeki spesifik bir baz değişimidir.

Practice More

Kimyasal karsinojenlerin (örneğin Vinil Klorür) neden olduğu diğer spesifik tümör tiplerini (Anjiosarkom) gözden geçirin.
Estimated Time:1m 0s
Question 149Question

6262 yaşında metastatik kolorektal kanser tanılı erkek hastaya 5Florourasil5-Florourasil, lökovorin ve oksaliplatin (FOLFOXFOLFOX) rejimi başlanmıştır. Tedavi infüzyonu sırasında soğuk su içen hastada ağız çevresinde uyuşma, ellerde karıncalanma ve boğazında nefes almasını zorlaştıran bir kasılma hissi gelişmiştir. Bu klinik tabloya neden olan kemoterapötik ajan aşağıdakilerden hangisidir?

Show answer & explanation

Answer: OksaliplatinOksaliplatin

Answer

Soğukla tetiklenen akut parestezi ve laringospazm tablosuna neden olan ajan Oksaliplatin'dir.
Doğru yanıt olan ajan, platin türevleri arasında kendine has bir yan etki profiline sahiptir. İnfüzyon sırasında veya hemen sonrasında gelişen, soğuk içecekler, soğuk hava veya soğuk objelerle temasla tetiklenen paresteziler (ağız çevresi, eller) ve geçici laringospazm hissi bu ilacın karakteristiğidir. Bu durumun voltaj kapılı sodyum kanallarındaki fonksiyon bozukluğundan kaynaklandığı düşünülmektedir.

Step-by-Step Solution

1
Klinik semptomların (soğukla tetiklenen uyuşma ve boğazda kasılma) analizi
Belirtilerin spesifik bir tetikleyici (soğuk) ile ilişkili olduğu saptandı.
Oksaliplatin'in kendine has akut nörotoksisite paternini tanımak için tetikleyicinin bilinmesi gerekir.
2
Kemoterapötik ajanlar ile yan etki eşleştirmesi
Oksaliplatin'in voltaj kapılı sodyum kanalları üzerindeki etkisiyle bu tabloya yol açtığı belirlendi.
Diğer platin türevlerinden (sisplatin, karboplatin) farklı olarak oksaliplatin bu spesifik yan etkiyi gösterir.

Key Concept

Oksaliplatin'e özgü soğukla tetiklenen akut nörotoksisite (disestezi ve laringospazm).
Estimated Time:1m 30s
Question 150Question

Metastatik evre küçük hücreli akciğer kanseri nedeniyle irinotekan monoterapisi alan 62 yaşındaki erkek hastada, ilk kür sonrası grade 4 nötropenik ateş ve şiddetli diyare gelişmiştir. Hastanın özgeçmişinde bilirubin düzeylerinin stresle hafif yükseldiği ve Gilbert sendromu tanısı olduğu öğrenilmiştir. Bu hastada gözlenen hayatı tehdit edici toksisitenin temel nedeni olan ve aktif metabolit SN38SN-38'in glukuronidasyon yoluyla inaktivasyonunu bozan genetik varyasyon aşağıdakilerden hangisidir?

Show answer & explanation

Answer: UGT1A128UGT1A1*28 polimorfizmi

Answer

İrinotekan toksisitesinden sorumlu olan genetik varyasyon UGT1A128UGT1A1*28 polimorfizmidir.
İrinotekan, vücutta karboksilesterazlar aracılığıyla aktif metaboliti olan SN38SN-38'e dönüşür. SN38SN-38, topoizomeraz-I enzimini inhibe ederek sitotoksik etki gösterir. Bu aktif metabolit, karaciğerde UGT1A1UGT1A1 enzimi tarafından glukuronidasyona uğratılarak (inaktif SN38GSN-38G) safra yoluyla atılır. Gilbert sendromu (veya Crigler-Najjar), UGT1A1UGT1A1 enziminin promoter bölgesindeki UGT1A128UGT1A1*28 polimorfizmi (ekstra TA tekrarı) nedeniyle enzim aktivitesinin azaldığı bir durumdur. Bu hastalarda SN38SN-38 düzeyi artarak şiddetli gastrointestinal ve hematolojik toksisiteye neden olur.

Step-by-Step Solution

1
Klinik tabloyu ve ilaç ilişkisini belirlemek.
Hastada irinotekan tedavisi sonrası gelişen nötropeni ve diyare, ilacın tipik doz kısıtlayıcı toksisitesidir.
Toksisite mekanizmasını anlamak için sorumlu ilacı tanımlamak gerekir.
2
Gilbert sendromu ile metabolik yolak arasındaki bağlantıyı kurmak.
Gilbert sendromu, UGT1A1UGT1A1 enzim aktivitesinin azalmasıyla karakterizedir.
Hastanın özgeçmişindeki genetik ipucu, spesifik enzim eksikliğine yönlendirir.
3
İrinotekan metabolizmasını hatırlamak.
İrinotekanın aktif metaboliti SN38SN-38'dir ve bu metabolit UGT1A1UGT1A1 aracılığıyla glukuronidasyona uğrar.
Enzim eksikliği durumunda SN38SN-38 birikerek nötropeni ve diyareye yol açar.

Key Concept

İrinotekan toksisitesi ve UGT1A1UGT1A1 genetik polimorfizmi arasındaki ilişki.
Estimated Time:2m 0s
Question 151Question

Kanser epidemiyolojisi ve tarama stratejileri kapsamında, tümör belirteçlerinin (tumor markers) klinik kullanımı ve etkinliği ile ilgili aşağıdaki ifadelerden hangisi doğrudur?

Show answer & explanation

Answer: Siroz zemininde gelişebilecek hepatosellüler karsinomun erken saptanması amacıyla, yüksek riskli gruplarda Alfa-Fetoprotein (AFP) ve ultrasonografi ile periyodik tarama önerilir

Answer

Siroz zemininde gelişebilecek hepatosellüler karsinomun erken saptanması amacıyla, yüksek riskli gruplarda Alfa-Fetoprotein (AFP) ve ultrasonografi ile periyodik tarama önerilir
Doğru seçenek, kanser epidemiyolojisinde 'yüksek risk grubu taraması' kavramına mükemmel bir örnektir. Hepatosellüler karsinom (HCC) riski sirozlu hastalarda yıllık %1-4 civarındadır. Bu nedenle, genel popülasyona önerilmese de, sirozlu hastalarda (ve bazı kronik HBV taşıyıcılarında) 6 ayda bir AFP ve Ultrasonografi ile tarama yapılması, tümörün erken (küratif tedavi edilebilir) aşamada yakalanmasını sağlar ve önerilen standart yaklaşımdır.

Step-by-Step Solution

1
Tümör belirteçlerinin (tumor markers) temel kullanım alanlarını hatırla.
Çoğu tümör belirteci (CEA, CA-125, CA 19-9) düşük özgüllükleri nedeniyle genel popülasyon taramasında DEĞİL, tedavi yanıtı takibinde veya nüks izleminde kullanılır.
Tarama testlerinin yüksek duyarlılık ve özgüllüğe sahip olması ve mortaliteyi azalttığının kanıtlanması gerekir.
2
Yüksek riskli gruplar için istisnaları değerlendir.
Sirozlu hastalar hepatosellüler karsinom (HCC) için çok yüksek risk altındadır.
Bu grupta abdominal USG ile birlikte AFP bakılması, HCC'nin erken evrede yakalanmasını sağlayarak sürvi avantajı sunabilir.
3
Diğer seçeneklerdeki yaygın yanlış bilgileri (misconceptions) ele.
CEA, CA-125 ve CA 19-9 tarama testi değildir. PSA ise kansere özgü değildir.
Bu belirteçlerin yanlış kullanımı gereksiz invaziv işlemlere ve anksiyeteye yol açar.

Key Concept

Tümör belirteçleri genellikle 'tarama' (screening) için değil, 'takip' (monitoring) için kullanılır. Ancak AFP, yüksek riskli siroz hastalarında tarama amaçlı kullanılan istisnai bir örnektir.

Hints

1
Tümör belirteçlerinin (Marker) çoğu 'tanı' veya 'tarama' için değil, tedaviye yanıtın izlenmesi (takip) için daha değerlidir.
2
Genel popülasyon taraması ile 'yüksek risk grubu' taramasını ayırt etmelisin. Sirozlu bir hasta karaciğer kanseri için 'yüksek risk' grubundadır.

Practice More

Meme kanseri tarama yöntemlerini (Mamografi, MRI, USG) ve yaş gruplerına göre önerileri inceleyiniz.
Estimated Time:2m 0s
Question 152Question

Moleküler karsinogenez süreçlerinde, hücre döngüsü kontrolü ve genomik stabiliteyi sağlamada merkezi rol oynayan 9p219p21 lokusundaki CDKN2ACDKN2A gen bölgesi, alternatif okuma çerçeveleri (alternative reading frames) kullanarak p16INK4ap16^{INK4a} ve p14ARFp14^{ARF} olmak üzere iki farklı tümör baskılayıcı protein sentezlemektedir. Bu lokus ve ürettiği proteinlerin fonksiyonel özellikleri ile ilgili aşağıdaki ifadelerden hangisi doğrudur?

Show answer & explanation

Answer: Bu lokustaki germ-hattı mutasyonları, ailesel melanom vakalarının yaklaşık %25-40'ından sorumlu olup bu bireylerde pankreas karsinomu riski de belirgin şekilde artmıştır.

Answer

Germ-hattı mutasyonlarının ailesel melanom ve pankreas kanseri riski ile ilişkili olduğunu belirten seçenek doğrudur.
Doğru olan seçenek, CDKN2ACDKN2A lokusundaki germ-hattı mutasyonlarının ailesel melanom vakalarının önemli bir kısmından sorumlu olduğunu ve pankreas kanseri riskini artırdığını ifade etmektedir. CDKN2ACDKN2A geni, tek bir genetik bölgeden iki farklı protein (p16p16 ve p14p14) üreterek hem RBRB hem de p53p53 gibi iki ana tümör baskılayıcı yolağı aynı anda kontrol ettiği için karsinogenezde kilit bir öneme sahiptir.

Step-by-Step Solution

1
CDKN2ACDKN2A lokusunun yapısını analiz et.
9p219p21 lokusu, aynı DNA bölgesinden farklı okuma çerçeveleri ile p16INK4ap16^{INK4a} ve p14ARFp14^{ARF} adlı iki farklı tümör baskılayıcı protein üretir.
Bu genin benzersiz yapısı, tek bir mutasyonun iki kritik yolağı (RB ve p53) birden etkilemesine neden olur.
2
p16INK4ap16^{INK4a} ve p14ARFp14^{ARF} proteinlerinin biyokimyasal yollarını ayırt et.
p16p16, CDK4/6CDK4/6 inhibitörüdür (RB yolu); p14p14, MDM2MDM2 inhibitörüdür (p53 yolu).
Seçeneklerdeki protein-fonksiyon eşleşmelerinin doğruluğunu kontrol etmek için bu ayrım kritiktir.
3
Klinik ilişkileri ve epigenetik mekanizmaları değerlendir.
CDKN2ACDKN2A mutasyonları ailesel melanom ve pankreas kanseri ile ilişkilidir. Ayrıca bu lokus sıklıkla hipermetilasyon ile susturulur.
TUS sınavında bu genin klinik korelasyonları ve susturulma mekanizmaları sıklıkla sorgulanır.

Key Concept

CDKN2ACDKN2A Locus (p16/p14) Dual Functionality
Question 153Question

Kanser immünoterapisinde kullanılan immün kontrol noktası inhibitörleri, bağışıklık sisteminin "fren" mekanizmalarını bloke ederek antitümör yanıtın güçlenmesini sağlar. Buna göre, aşağıdakilerden hangisi **CTLA4CTLA-4** (CytotoxicCytotoxic TLymphocyteT-Lymphocyte AssociatedAssociated ProteinProtein 44) molekülünü hedef alan bir immün kontrol noktası inhibitörüdür?

Show answer & explanation

Answer: Ipilimumab

Answer

İpilimumab
İpilimumab, T-hücrelerinin yüzeyinde bulunan ve bağışıklık yanıtını baskılayan bir kontrol noktası olan CTLA4CTLA-4 molekülünü bloke ederek antitümör aktiviteyi sağlar.

Step-by-Step Solution

1
İmmün kontrol noktası inhibitörlerinin hedeflerini sınıflandırın.
Bu gruptaki ilaçlar temel olarak CTLA4CTLA-4, PD1PD-1 ve PDL1PD-L1 moleküllerini hedef alır.
Doğru ajanı bulmak için hedeflerin netleştirilmesi gerekir.
2
CTLA4CTLA-4 spesifik inhibitörünü belirleyin.
İpilimumab, CTLA4CTLA-4 reseptörünü hedefleyen temel ajandır.
TUS onkoloji farmakolojisi kapsamında bu eşleşme temel bir bilgidir.
3
Diğer seçeneklerdeki ilaçların hedeflerini kontrol ederek eleyin.
Nivolumab ve Pembrolizumab PD1PD-1, Atezolizumab ve Durvalumab ise PDL1PD-L1 inhibitörleridir.
Ayırıcı tanı yapılarak yanlış seçeneklerin elenmesi sağlanır.

Key Concept

İmmün kontrol noktası inhibitörleri ve spesifik hedefleri
Estimated Time:30s
Question 154Question

5252 yaşında erkek hasta, non-Hodgkin lenfoma nedeniyle kemoterapi almaktadır. Tedavinin 1010. gününde ateşi 38.438.4 C^{\circ}C olan hastanın yapılan fizik muayenesinde hemodinamisi stabil seyretmektedir ve belirgin bir enfeksiyon odağı saptanmamıştır. Laboratuvar incelemesinde mutlak nötrofil sayısı (ANSANS) 350/mm3350/mm^3 olarak saptanmıştır. Hastanın MASCCMASCC (MultinationalMultinational AssociationAssociation forfor SupportiveSupportive CareCare inin CancerCancer) skoru 2222 olarak hesaplanmıştır.

Bu hasta için en uygun yönetim aşağıdakilerden hangisidir?

Show answer & explanation

Answer: Oral siprofloksasin ve amoksisilin-klavulanat ile ayaktan tedavi

Answer

Düşük riskli febril nötropeni hastası olduğu için oral siprofloksasin ve amoksisilin-klavulanat ile ayaktan tedavi edilmesi en uygun yaklaşımdır.
Febril nötropenik hastalarda yönetim stratejisi risk sınıflamasına dayanır. MASCC skoru 2121 ve üzerinde olan hastalar 'düşük riskli' olarak tanımlanır. Bu hastalar hemodinamik olarak stabilse, ciddi bir komorbiditeleri yoksa ve yakın takip imkanı varsa, ampirik olarak oral siprofloksasin ve amoksisilin-klavulanat kombinasyonu ile ayaktan tedavi edilebilirler.

Step-by-Step Solution

1
Hastanın febril nötropeni tanısını doğrula.
Ateş > 38.338.3 C^{\circ}C ve ANSANS < 500/mm3500/mm^3 olduğu için febril nötropeni tanısı konur.
Tanısal kriterlerin karşılanması acil tedavi gerekliliğini belirler.
2
Risk sınıflaması yap (MASCC skoru).
MASCC skoru 2222 olarak verilmiştir (21\geq 21).
Tedavi yerini (yatarak/ayaktan) ve yolunu (IV/oral) belirlemek için risk analizi gereklidir.
3
Uygun antibiyotik ve izlem planını seç.
Düşük riskli, stabil hastada oral kombine antibiyoterapi başlanır.
Düşük riskli hastaların ayaktan tedavisi güvenli ve etkindir.

Key Concept

Febril nötropenide MASCC skoru ile risk sınıflaması ve düşük riskli hastalarda ayaktan oral tedavi yaklaşımı.
Question 155Question

Aşağıdaki kemoterapi ilaçlarından hangisinin kullanımı sırasında, asetilkolinesteraz inhibisyonuna bağlı olarak gelişen 'akut kolinerjik sendrom' (diyare, terleme, abdominal kramplar) görülmesi beklenir?

Show answer & explanation

Answer: İrinotekan

Answer

İrinotekan, akut kolinerjik yan etkilerden sorumlu olan ajandır.
İrinotekan, uygulama sırasında asetilkolinesteraz enzimini inhibe ederek erken dönemde (ilk 24 saatte) 'akut kolinerjik sendrom'a yol açar. Bu tablo diyare, abdominal kramplar, terleme, hipersalivasyon ve lakrimasyon ile karakterizedir. Tedavisinde atropin kullanılır. Geç dönem diyare ise (24 saatten sonra) mekanizması farklı olan (genellikle mukoza hasarı) ve loperamid ile tedavi edilen bir durumdur.

Step-by-Step Solution

1
Diyare, terleme ve abdominal kramplardan oluşan klinik tablo değerlendirilir.
Bu bulguların asetilkolin artışına bağlı 'akut kolinerjik sendrom' olduğu saptanır.
Semptomların otonomik sinir sistemi aktivasyonu ile uyumlu olması.
2
Asetilkolinesteraz inhibisyonu yapan kemoterapötik ajan belirlenir.
İrinotekan'ın bu mekanizma ile yan etki oluşturduğu tespit edilir.
İrinotekan'ın farmakolojik profilindeki spesifik özelliktir.

Key Concept

İrinotekan'ın kolinerjik toksisite mekanizması.
Question 156Question

5757 yaşında, 3535 paket-yıl sigara öyküsü olan erkek hasta; öksürük, halsizlik ve son iki haftadır belirginleşen kabızlık şikayetleriyle başvuruyor. Toraks bilgisayarlı tomografisinde (BT) sağ hiler bölgede 44 cm çaplı, santral yerleşimli bir kitle saptanıyor. Laboratuvar tetkiklerinde serum kalsiyum düzeyi 13.813.8 mg/dL ve PTH düzeyi 66 pg/mL (normal aralık: 156515-65 pg/mL) olarak bulunuyor. Bu hastadaki hiperkalseminin kemik metastazlarından ziyade hümoral (paraneoplastik) kaynaklı olduğunu en güçlü şekilde destekleyen ek laboratuvar bulgusu aşağıdakilerden hangisidir?

Show answer & explanation

Answer: Serum fosfor düzeyinin düşük saptanması

Answer

Hümoral (paraneoplastik) hiperkalsemiyi kemik metastazlarından ayıran en önemli biyokimyasal bulgu serum fosfor düzeyinin düşük saptanmasıdır.
Serum fosfor düzeyinin düşük saptanması hümoral hiperkalsemi için karakteristiktir. Skuamöz hücreli akciğer kanserinden salınan PTHrP, böbrek tübüllerinde PTH reseptörlerini uyararak idrarla fosfor atılımını artırır ve kan fosfor düzeyini düşürür. Kemik metastazlarında ise bu etki görülmediğinden fosfor genellikle normal veya yüksektir.

Step-by-Step Solution

1
Klinik tabloyu analiz et
Ağır sigara öyküsü ve santral kitle, hiperkalsemi ile birleştiğinde Skuamöz hücreli akciğer kanserini düşündürür.
Skuamöz hücreli karsinom, PTHrP (Paratiroid Hormon ilişkili Peptid) salgılayarak en sık paraneoplastik hiperkalsemiye yol açan akciğer kanseridir.
2
Biyokimyasal parametreleri karşılaştır
PTHrP, böbreklerdeki PTH reseptörlerine bağlanarak proksimal tübülde fosfor geri emilimini azaltır (fosfatüri).
Hümoral hiperkalsemide PTH benzeri bu etki nedeniyle fosfor düşerken, lokal osteolitik kemik metastazlarında fosfor genellikle normal veya yüksektir.
3
Ayırıcı tanıyı doğrula
Hipofosfatemi varlığı, sürecin hümoral (sistemik) bir PTHrP etkisi olduğunu kanıtlar.
PTHrP salınımı kemik sintigrafisi normal olsa bile yaygın hiperkalsemi ve hipofosfatemi yapabilen bir 'uzak etkidir'.

Key Concept

Hümoral Hiperkalsemi Mekanizması (PTHrP)
Question 157Question

6262 yaşında kadın hasta, son 1010 yıldır düzenli sağlık kontrollerini yaptırmadığını belirterek genel bir "kanser taraması" yaptırmak amacıyla polikliniğe başvuruyor. Öz geçmişinde sigara öyküsü olmayan, bilinen herhangi bir kronik hastalığı veya ailesinde erken yaşta kanser öyküsü bulunmayan hastanın fizik muayenesi tamamen doğal saptanıyor.

Güncel onkoloji tarama rehberlerine göre, bu hastada tarama amacıyla yapılması en uygun tetkik hangisidir?

Show answer & explanation

Answer: Mamografi

Answer

Güncel rehberlere göre bu yaştaki ortalama riskli bir kadın hastada mamografi ile meme kanseri taraması yapılması en uygun yaklaşımdır.
Mamografi, meme kanserinin erken teşhisinde ve mortalitenin azaltılmasında etkinliği kanıtlanmış, 406940-69 yaş arası kadınlara rutin olarak önerilen temel tarama yöntemidir.

Step-by-Step Solution

1
Hastanın risk profilini belirle.
Hasta 6262 yaşında, asemptomatik ve aile öyküsü olmayan "ortalama risk" grubundadır.
Tarama yöntemleri yaş, cinsiyet ve risk faktörlerine göre seçilir.
2
Yaş ve cinsiyete uygun tarama seçeneklerini değerlendir.
Meme kanseri (406940-69 yaş), kolorektal kanser (457545-75 yaş) ve serviks kanseri (306530-65 yaş) taramaları bu hasta için endikedir.
Mortaliteyi azalttığı kanıtlanmış tarama programları önceliklidir.
3
Seçeneklerdeki tetkiklerin kullanım amacını karşılaştır.
Mamografi geçerli bir tarama testi iken, serum tümör belirteçleri (CEA, CA-125, CA 15-3, CA 19-9) tarama testi değildir.
Tümör belirteçlerinin çoğu düşük duyarlılık ve özgüllük nedeniyle tarama amacıyla kullanılmaz.

Key Concept

Tümör belirteçleri (CEA, CA-125 vb.) genellikle tarama amaçlı değil, tedavi yanıtı ve nüks takibinde kullanılır; asemptomatik bireylerde mamografi gibi kanıta dayalı yöntemler tercih edilmelidir.
Question 158Question

62 yaşında metastatik küçük hücreli dışı akciğer kanseri (KHDAKKHDAK) tanısıyla immün kontrol noktası inhibitörü (I˙KNI˙İKNİ) tedavisi başlanan bir hastada, tedavinin 4. haftasında çekilen kontrol BT'de hedef lezyonlarda %100'den fazla büyüme ve yeni lezyonların ortaya çıktığı saptanıyor. Hastanın ECOGECOG performans skorunun 1'den 3'e gerilediği ve semptomlarının hızla kötüleştiği gözleniyor. Bu klinik tablo "hiperprogresif hastalık" (HPDHPD) olarak tanımlandığına göre, aşağıdaki genomik değişikliklerden hangisinin varlığı bu fenotipin gelişme riskini en belirgin şekilde artırır?

Show answer & explanation

Answer: MDM2/MDM4MDM2/MDM4 gen amplifikasyonu

Answer

Hiperprogresif hastalık (HPD) riskini en çok artıran genomik değişiklik MDM2/MDM4 gen amplifikasyonudur.
İmmün kontrol noktası inhibitörleri (İKNİ) alan hastaların bir kısmında görülen hiperprogresif hastalık (HPD), tedavinin ilk 2 ayında tümör yükünün en az 2 kat artması ve klinik durumun hızla bozulması ile karakterizedir. MDM2/MDM4 gen amplifikasyonları, bu durumun en spesifik genomik belirtecidir (EGFR mutasyonları ile birlikte).

Step-by-Step Solution

1
Klinik tablonun analiz edilmesi
Hastada tedavi sonrası tümör yükünde aşırı artış (%100+) ve klinik kötüleşme saptanmıştır; bu tablo 'psödoprogresyon' değil, 'hiperprogresyon' (HPD) lehinedir.
Psödoprogresyonda tümör geçici olarak büyük görünse de hasta klinik olarak stabildir veya iyileşir.
2
Biyobelirteçler ile fenotip eşleştirilmesi
HPD fenotipi ile en güçlü ilişkisi gösterilmiş moleküler bozukluk MDM2/MDM4 amplifikasyonudur.
MDM2 artışı p53 yolunu inhibe ederek ve T-hücre aracılı immünitede paradoksal bir baskılanmaya yol açarak tümör büyümesini hızlandırabilir.

Key Concept

İmmün kontrol noktası inhibitörlerine bağlı hiperprogresyon ve ilişkili genetik faktörler.
Estimated Time:1m 30s
Question 159Question

6464 yaşında, 4040 paket-yıl sigara öyküsü olan erkek hasta; son iki haftadır belirginleşen halsizlik, iştahsızlık ve zaman zaman olan konsantrasyon güçlüğü şikayetleriyle başvuruyor. Fizik muayenesinde kan basıncı 120/80 mmHg120/80 \text{ mmHg}, kalp hızı 75/dk75/\text{dk} olup, hidrasyon durumu euvolemik (ödem yok, turgor doğal, juguler venöz dolgunluk normal) olarak değerlendiriliyor. Laboratuvar incelemesinde serum sodyum düzeyi 124 mEq/L124 \text{ mEq/L}, serum osmolalitesi 255 mOsm/kg255 \text{ mOsm/kg}, idrar osmolalitesi 480 mOsm/kg480 \text{ mOsm/kg} ve idrar sodyumu 45 mEq/L45 \text{ mEq/L} saptanıyor. Bu klinik ve laboratuvar bulgularına en sık neden olan akciğer kanseri tipi aşağıdakilerden hangisidir?

Show answer & explanation

Answer: Küçük hücreli karsinom

Answer

Küçük hücreli karsinom
Hastadaki euvolemik hiponatremi, düşük serum osmolalitesi ve konsantre idrar (yüksek idrar osmolalitesi ve sodyumu) bulguları Uygunsuz ADH Sendromu (SIADH) için klasiktir. Küçük hücreli akciğer karsinomu, tüm akciğer kanserleri arasında SIADH gelişiminden en sık sorumlu olan ve ektopik ADH salınımı yapan tiptir.

Step-by-Step Solution

1
Klinik ve laboratuvar verilerinin analizi
Hastada hiponatremi (<135 mEq/L<135 \text{ mEq/L}), düşük serum osmolalitesi (<280 mOsm/kg<280 \text{ mOsm/kg}), yüksek idrar osmolalitesi (>100 mOsm/kg>100 \text{ mOsm/kg}) ve yüksek idrar sodyumu (>40 mEq/L>40 \text{ mEq/L}) saptanmıştır.
Bu bulgular, hastanın klinik olarak euvolemik olmasıyla birleştiğinde Uygunsuz ADH Sendromu (SIADH) tanısını doğrular.
2
Paraneoplastik ilişkilendirme
SIADH, ektopik ADH salınımı yapan tümörlerle ilişkilidir.
Akciğer kanserleri arasında küçük hücreli karsinom, nöroendokrin kökenli olması nedeniyle SIADH'ın en sık nedenidir.

Key Concept

Uygunsuz ADH Sendromu (SIADH) ve Küçük Hücreli Akciğer Kanseri İlişkisi
Estimated Time:1m 15s
Question 160Question

2424 yaşında erkek hasta, evre IIII Hodgkin lenfoma tanısıyla adriamisin, bleomisin, vinblastin ve dakarbazin (ABVDABVD) kemoterapisi almaktadır. Tedavinin 44. küründen sonra hastada giderek artan kuru öksürük ve efor dispnesi gelişiyor. Fizik muayenede her iki akciğer bazalinde inspiratuar ince raller (velcro raller) saptanıyor. Akciğer grafisinde bilateral bazallerde interstisyel gölgelenmeler izleniyor. Bu hastadaki klinik tablodan sorumlu olması en muhtemel ilaç ve gelişen toksisite aşağıdakilerden hangisidir?

Show answer & explanation

Answer: Bleomisin - Pulmoner fibrozis

Answer

Bleomisin kullanımı sonucunda gelişen pulmoner fibrozis
Bleomisin, progresif pulmoner fibrozis riski taşıyan bir ajandır. Kümülatif dozu 400450400-450 üniteyi geçtiğinde risk belirgin artar. Hastada görülen kuru öksürük, dispne ve velcro raller bu tablonun patognomonik klinik bulgularıdır.

Step-by-Step Solution

1
Hastanın klinik ve fizik muayene bulgularını analiz et.
Kuru öksürük, progresif dispne ve fizik muayenedeki velcro raller interstisyel akciğer hastalığına işaret etmektedir.
Kemoterapi alan bir hastada yeni gelişen parankimal akciğer bulguları ilaç toksisitesini öncelikli hale getirir.
2
ABVDABVD protokolündeki ilaçların yan etki profillerini karşılaştır.
Bleomisin bu protokoldeki akciğer toksisitesi (pulmoner fibrozis) riski taşıyan temel ajandır.
Tanı, klinik tablo ile spesifik ilaç yan etkisinin eşleştirilmesine dayanır.

Key Concept

Kemoterapi ilaçlarından bleomisin kümülatif doza bağlı pulmoner fibrozis yapar; fizik muayenede tipik velcro raller duyulur.
Estimated Time:1m 0s
PreviousPage 8 / 18Next
Onkoloji — TUS - Tıpta Uzmanlık Sınavı — Page 8 | Examkin