Türkiye'nin Yer Şekilleri

848 soru

Soru 61Soru →

Jeomorfolojik süreçler kapsamında, litolojik özelliklerin dış kuvvetlerle girdiği etkileşim Türkiye'nin yer şekillerini şekillendirmektedir. Bu bağlamda, killi yapıya sahip arazilerde gözlemlenen erozyon ve heyelan riskleri üzerine hazırlanan bir teknik raporda, bu iki sürecin gelişim mekanizması karşılaştırılmıştır.

Buna göre; killi toprakların fiziksel özellikleri dikkate alındığında, bu arazilerde erozyon ve heyelan süreçlerinin oluşum mekanizmasıyla ilgili aşağıdaki analizlerden hangisi doğrudur?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Kilin geçirimsiz özelliği sayesinde yağış sularının yer altına sızmasını zorlaştırıp yüzey akışını artırarak erozyonu şiddetlendirmesi; aynı zamanda bünyesine su aldığında plastikleşerek tabaka üzerinde kaymayı kolaylaştırıp heyelana yol açması.

Cevap

Kilin geçirimsiz özelliği nedeniyle yüzey akışını artırarak erozyona, su tutup plastikleşerek ise heyelana neden olduğu analiz doğrudur.
Killi litolojinin iki temel özelliği (geçirimsizlik ve plastiklik) iki farklı afet riskini besler. Yüzeyde geçirimsizlik nedeniyle sızamayan suların yarattığı güçlü akış toprağı süpürür (erozyon). Derinde ise suyla doygunlaşan killi tabakalar kayganlaşarak büyük kütlelerin yer değiştirmesine (heyelan) zemin hazırlar.

Adım Adım Çözüm

1
Kilin geçirgenlik özelliğini analiz et.
Kil, küçük taneli ve sıkı yapısı nedeniyle geçirimsiz bir özelliğe sahiptir.
Geçirimsizlik, yağış sularının yer altına sızmasını engelleyerek yüzeyde birikmesine neden olur.
2
Yüzey akışının erozyonla ilişkisini kur.
Sızamayan sular yüzey akışına geçer ve toprağın en verimli üst kısmını süpürür.
Bu durum, killi arazilerde erozyonun neden şiddetli olduğunu açıklar.
3
Kilin su tutma ve plastiklik özelliğini heyelanla ilişkilendir.
Kil, suyla temas ettiğinde şişer, ağırlığı artar ve plastik (kaygan) bir hal alır.
Ağırlaşan kütle, eğim yönünde uzanan tabakalar üzerinde kayma yüzeyi oluşturarak heyelanı tetikler.

Anahtar Kavram

Litolojik Yapı-Dış Kuvvet Etkileşimi

İpuçları

1
Kilin suya karşı verdiği tepkiyi hatırlayın; suyu geçirir mi yoksa bünyesinde mi tutar?
2
Erozyonun bir yüzey süreci, heyelanın ise bir kütle süreci olduğunu düşünerek kilin her iki seviyedeki etkisini analiz edin.
3
Kilin yüzeyde suyu sızdırmaması akış hızını artırırken, derinlerde suyla doygun hale gelmesi kayganlığı artırır.

Daha Fazla Pratik

Türkiye'de heyelanların en çok ilkbaharda (kar erimeleriyle toprağın suyla doygunlaşması) görülme nedenini bu mekanizmayla ilişkilendirebilirsiniz.

Alternatif Yöntem

Olayı 'su-toprak etkileşimi' olarak basitleştirebilirsiniz: Sızmayan su yüzeyi (erozyon), sızan ama derinde hapsolan su zemini (heyelan) bozar.
Tahmini Süre:2m 0s
Soru 62Soru →

Türkiye'de akarsuların taşıdıkları alüvyonları denize döküldükleri kıyılarda biriktirmesi sonucunda oluşan düzlüklere 'delta ovası' adı verilir. Buna göre, aşağıda verilen ovalardan hangisi bu oluşum grubuna dahil edilebilir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Silifke Ovası

Cevap

Silifke Ovası, bir akarsu biriktirme şekli olan delta ovası grubuna girmektedir.
Silifke Ovası, Mersin ilimizde Göksu Nehri'nin taşıdığı alüvyonların deniz kıyısında birikmesiyle oluşmuş tipik bir delta ovasıdır. Delta ovalarının en temel özelliği akarsu biriktirme faaliyetine bağlı olarak kıyı çizgisinde denize doğru bir çıkıntı oluşturmasıdır.

Adım Adım Çözüm

1
Delta ovasının oluşum şartlarını tanımla.
Delta ovaları, akarsuların taşıdığı malzemeleri (alüvyon) gel-git olayının zayıf, kıta sahanlığının geniş olduğu kıyılarda biriktirmesiyle oluşur.
Soruda sorulan oluşum tipinin temel mekanizmasını belirlemek için gereklidir.
2
Seçeneklerdeki ovaları oluşum kökenlerine göre sınıflandır.
Silifke (Delta), Muş (Tektonik), Tefenni (Karstik), Erbaa (Tektonik), Konya (Tektonik).
Doğru eşleştirmeyi yapmak için her bir örneğin coğrafi karakterini bilmek gerekir.
3
Kıyı biriktirme şekli olan ovayı tespit et.
Göksu Nehri tarafından oluşturulan Silifke Ovası, tanıma tam olarak uymaktadır.
Silifke bir kıyı ovasıdır, diğerleri ise iç ovalardır.

Anahtar Kavram

Delta Ovalarının Oluşumu ve Dağılışı
Soru 63Soru →

Türkiye'nin yer şekilleri özellikleri dikkate alındığında, Orta Karadeniz Bölümü'nün; Doğu ve Batı Karadeniz kıyı kuşaklarına kıyasla kıyı ile iç kesimler arasındaki ulaşım maliyetlerinin daha düşük olması, yamaç (orografik) yağış miktarının daha az olması ve dağların doruklarında buzul (glasyal) şekillere rastlanma olasılığının oldukça düşük olması gibi farklılıklar gösterdiği görülür. Bu durumun temel nedeni, bölgedeki dağların aşağıdaki özelliklerinden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Dağların yükseltisinin az olması ve kıyı çizgisinin daha gerisinde konumlanması

Cevap

Doğru yanıt, bölgedeki dağların (Canik Dağları) yükseltisinin diğer bölümlere göre daha az olması ve kıyı çizgisinin daha gerisinden başlamasıdır.
Orta Karadeniz'de yer alan Canik Dağları, Doğu ve Batı Karadeniz'deki sıradağlara göre oldukça alçaktır. Bu durum, dağların doruklarında buzul şekillerinin oluşmasını imkansız hale getirirken, orografik yağışların etkisini de azaltır. Ayrıca bu dağların kıyının daha gerisinde uzanması, kıyı ile iç kesimler arasındaki geçişi kolaylaştırarak Samsun gibi limanların hinterlandının genişlemesini sağlamıştır.

Adım Adım Çözüm

1
Bölüm karşılaştırması yapılması
Doğu Karadeniz (Kaçkarlar) ve Batı Karadeniz (Küre) dağları yüksek ve kıyıya yakınken; Orta Karadeniz (Canik) dağları alçak ve geridedir.
Soruda belirtilen ulaşım, yağış ve buzul özelliklerinin tümü dağların morfometrik özellikleri ile ilişkilidir.
2
Fiziksel özelliklerin beşerî ve iklimsel sonuçlarla eşleştirilmesi
Alçak dağlar = Az yağış ve buzul yokluğu; Gerideki dağlar = Geniş hinterland ve kolay ulaşım.
Canik Dağları'nın ortalama 1500 metrelik yükseltisi, nemli hava kütlelerinin Doğu Karadeniz'deki kadar (Kaçkarlar 3900m+) yükselip yağış bırakmasını ve kalıcı kar sınırına ulaşılmasını engeller.

Anahtar Kavram

Dağların yükselti ve konumunun iklim ve ulaşım üzerindeki sentez etkisi

Daha Fazla Pratik

Samsun'un hinterland genişliğini, Trabzon ve Rize ile karşılaştıran bir liman sorusu çözerek bilgiyi pekiştirebilirsiniz.
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 64Soru →

Türkiye'nin kuzeydoğusunda geniş yer kaplayan Erzurum-Kars ve Ardahan platoları; lav örtülü yapıları, yaz yağışlarıyla yeşeren gür çayırları ve buna bağlı olarak gelişen büyükbaş mera hayvancılığı ile karakteristik bir coğrafi alandır.

Aşağıdaki platolardan hangisi, üzerinde yürütülen hâkim ekonomik faaliyetin türü bakımından Erzurum-Kars platoları ile benzerlik gösterse de, jeolojik-jeomorfolojik oluşum kökeni bakımından bu platolardan tamamen ayrılır?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Perşembe Platosu

Cevap

Perşembe Platosu, üzerinde yürütülen büyükbaş hayvancılık faaliyetiyle Erzurum-Kars platolarına benzese de, lav değil aşınım düzlüğü (peneplen) kökenli olmasıyla onlardan ayrılır.
Perşembe Platosu (Ordu), jeomorfolojik olarak bir aşınım düzlüğü (peneplen) olmasına rağmen, epirojenik yükselme sonucu ortalama 1500 metre civarında bir yüksekliğe sahip olmuştur. Bu yüksekliğe bağlı olarak gelişen yaz yağışları ve gür çayırlar, tıpkı Erzurum-Kars lav platolarında olduğu gibi büyükbaş mera hayvancılığının temel geçim kaynağı olmasını sağlamıştır. Bu durum, ekonomik faaliyetlerin bazen farklı jeolojik yapılar üzerinde benzer ekolojik şartlar altında aynı şekilde gelişebileceğini kanıtlar.

Adım Adım Çözüm

1
Erzurum-Kars platolarının özelliklerini belirle.
Oluşum: Lav (volkanik), Faaliyet: Büyükbaş mera hayvancılığı.
Soruda kıyaslanacak olan referans noktalarını netleştirmek gerekir.
2
Seçeneklerdeki platoların ekonomik faaliyetlerini analiz et.
Ardahan ve Perşembe platolarında büyükbaş hayvancılık hakimdir.
Benzer ekonomik faaliyete sahip olanları bularak seçenekleri daraltmak gerekir.
3
Ekonomik faaliyeti benzeyen platoların oluşum kökenlerini karşılaştır.
Ardahan lav örtülüdür (aynı), Perşembe ise aşınım düzlüğüdür (farklı).
Oluşum kökeni bakımından 'tamamen farklı' olan seçeneği belirlemek nihai hedeftir.

Anahtar Kavram

Platoların Oluşum Kökeni ve Ekonomik Uzmanlaşma İlişkisi

Daha Fazla Pratik

Diğer aşınım düzlüğü platosu olan Çatalca-Kocaeli ile Perşembe platosunun neden farklı ekonomik özelliklere sahip olduğunu 'epirojenik yükselme' ve 'iklim' kavramları üzerinden inceleyiniz.
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 65Soru →

Türkiye'de Kuzey Anadolu Fay Hattı (KAF) boyunca bir 'oluk' şeklinde uzanan çöküntü alanları, zamanla akarsu biriktirmesiyle dolmuş ve tektonik ovaları meydana getirmiştir. Bu kuşak üzerindeki ovaların suları genellikle Kuzey Anadolu Dağları'nı aşarak Karadeniz'e dökülen akarsular tarafından drene edilmektedir. Ancak bölgenin hidrografik yapısı ve havza ayrım çizgileri incelendiğinde, bu genel kuralın dışına çıkan örneklerin bulunduğu görülmektedir.

Buna göre, Kuzey Anadolu Fay Hattı üzerinde yer alan aşağıdaki ovalardan hangisi, sularını Karadeniz Havzası yerine Basra Körfezi havzasına gönderen bir akarsu tarafından drene edilmektedir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Erzincan Ovası

Cevap

Erzincan Ovası, Kuzey Anadolu Fay Hattı üzerinde yer almasına rağmen sularını Fırat Nehri'nin kolu olan Karasu aracılığıyla Basra Körfezi'ne ulaştırır.
Doğru seçenek olan Erzincan Ovası, jeolojik olarak Kuzey Anadolu Fay Hattı'nın (KAF) doğu kısmındaki bir çöküntü oluğu içinde yer almasına karşın, hidrografik olarak Fırat Havzası'na dahildir. Ovanın sularını boşaltan Karasu, Fırat Nehri'nin en önemli kollarından biridir ve bu nehir sistemi sularını Basra Körfezi'ne dökerek Karadeniz Havzası'ndan ayrılır.

Adım Adım Çözüm

1
Kuzey Anadolu Fay Hattı (KAF) üzerindeki ovaların belirlenmesi
Bolu, Tosya, Merzifon, Suluova, Erbaa, Niksar ve Erzincan gibi ovalar bu hat üzerindedir.
Soruda belirtilen coğrafi hattın sınırlarını netleştirmek gerekir.
2
Seçeneklerdeki ovaları drene eden akarsuların tespit edilmesi
Erbaa, Niksar ve Suluova'yı Yeşilırmak; Tosya'yı Kızılırmak; Erzincan'ı ise Karasu (Fırat) drene eder.
Ovaların hangi havzaya dahil olduğunu belirlemek için drenaj sistemine bakılır.
3
Akarsuların döküldüğü deniz havzalarının karşılaştırılması
Kızılırmak ve Yeşilırmak Karadeniz'e dökülürken, Fırat Nehri sularını Basra Körfezi'ne boşaltır.
Hangi ovanın Karadeniz Havzası dışında kaldığını bulmak için açık havzaların döküldüğü yerler analiz edilir.

Anahtar Kavram

Ovaların tektonik yerleşimi ile akarsu havzaları (drenaj) arasındaki ilişki.

İpuçları

1
Kuzey Anadolu Fay Hattı üzerindeki ovaların çoğu sularını Karadeniz'e gönderen akarsu havzalarındadır.
2
Fırat Nehri'nin ana kollarından biri olan Karasu'nun geçtiği şehri ve ovayı hatırlamaya çalışın.
3
Erzincan Ovası, KAF hattının doğusunda yer alsa da suları güneye yönelerek Basra Körfezi'ne ulaşan Fırat sistemine dahil olur.

Daha Fazla Pratik

Türkiye'deki diğer tektonik hatlar (DAF ve Batı Anadolu) üzerindeki ovaların drenaj yönlerini ve döküldükleri denizleri harita üzerinden inceleyiniz.
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 66Soru →

Türkiye'de İç Anadolu Bölgesi'nde yer alan Erciyes, Hasan Dağı, Melendiz ve Karadağ ile Doğu Anadolu'daki Nemrut, Süphan, Tendürek ve Ağrı dağlarının harita üzerinde belirli bir hat boyunca (kuzeydoğu-güneybatı) sıralandığı görülmektedir. Bu dağların yeryüzündeki dağılışında görülen bu doğrusal uzanışın temel nedeni aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Magmanın bir kırık hattı (fay) boyunca yüzeye çıkması

Cevap

Magmanın bir kırık hattı (fay) boyunca yüzeye çıkması
Volkanik faaliyetler, yerin derinliklerindeki magmanın yeryüzüne ulaşmasıyla gerçekleşir. Magma, yer kabuğunun en zayıf ve dirençsiz olduğu kırık (fay) hatlarını takip ederek yüzeye çıkar. İç Anadolu ve Doğu Anadolu'daki volkanik dağların bir hat üzerinde (doğrusal) sıralanması, bu bölgelerde yer alan derin fay hatlarının varlığını kanıtlamaktadır.

Adım Adım Çözüm

1
Volkanik dağların Türkiye haritası üzerindeki konumlarını gözlemlemek.
İç Anadolu ve Doğu Anadolu'daki volkanik dağların rastgele değil, düz bir hat üzerinde dizildiği fark edilir.
Mekansal dağılışın arkasındaki yapısal nedeni sorgulamak için ilk adımdır.
2
Volkanizmanın oluşum mekanizmasını hatırlamak.
Magmanın yüzeye çıkabilmesi için yer kabuğunun zayıf veya kırık olması gerekir.
Püskürmenin gerçekleştiği 'zayıf direnç alanları' bilgisini kullanmak gerekir.
3
Doğrusal dizilim ile jeolojik yapı arasındaki ilişkiyi kurmak.
Eğer dağlar bir doğru üzerinde sıralanmışsa, bu durum yerkabuğunda o doğrultuda uzanan bir fay (kırık) hattının varlığına işaret eder.
Dağılışın 'temel nedeni' olan yapısal faktörü belirlemek.

Anahtar Kavram

Volkanik Dağlar ve Fay Hattı İlişkisi
Tahmini Süre:1m 0s
Soru 67Soru →

Türkiye’de volkanik dağların dağılışı incelendiğinde, özellikle Doğu Anadolu Bölgesi’ndeki volkanik kütlelerin (Ağrı, Süphan, Tendürek, Nemrut) belirli bir hat boyunca, kuzeydog˘u-gu¨neybatı\text{kuzeydoğu-güneybatı} uzanışlı bir çizgisellik gösterdiği görülür. Bu dağların bu şekilde bir hat üzerinde dizilmesinin temel nedeni ile bu uzanış doğrultusunun bölge coğrafyası üzerindeki en belirgin etkisi aşağıdakilerden hangisinde doğru eşleştirilmiştir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Yer kabuğundaki derin fay hatlarının (kırıkların) varlığı — Akarsu havzalarının birbirinden ayrılması ve kapalı havzaların oluşumu

Cevap

Derin fay hatlarının varlığı ve akarsu havzalarının ayrılması
Doğu Anadolu'daki volkanik dağların (Nemrut, Süphan, Tendürek, Ağrı) kuzeydoğu-güneybatı yönünde bir hat üzerinde dizilmesinin ana sebebi, bölgedeki levha hareketleri sonucu oluşan derin fay hatlarıdır. Magma bu kırık hatlarını yol olarak kullanarak yüzeye çıkmıştır. Bu devasa kütleler aynı zamanda bölgenin hidrografik yapısını etkileyerek Van Gölü gibi kapalı havzaların oluşmasına veya akarsu havzalarının birbirinden ayrılmasına zemin hazırlamıştır.

Adım Adım Çözüm

1
Dağların dizilim biçimini analiz etme
Ağrı'dan Nemrut'a uzanan hattın bir doğru üzerinde olduğu saptandı.
Volkanik faaliyetlerin rastgele değil, yer kabuğundaki çatlakları (fayları) takip ettiğini anlamak için gereklidir.
2
Jeolojik neden ile eşleştirme
Bu çizgiselliğin temel nedeninin magmanın çıkış yolu olan fay hatları olduğu belirlendi.
Orojenez ve volkanizma arasındaki yapısal farkı ayırt etmek için gereklidir.
3
Coğrafi etkilerini değerlendirme
Yüksek volkanik kütlelerin bölgedeki drenaj ağını ve su bölümü çizgilerini belirlediği görüldü.
Dağların sadece birer yükselti değil, aynı zamanda hidrografik sınır olduğunu tespit etmek için gereklidir.

Anahtar Kavram

Volkanik Çizgisellik ve Fay Hattı İlişkisi

İpuçları

1
Magmanın yüzeye çıkmak için yer kabuğundaki hangi yapıları kullandığını düşünün.
2
Türkiye'deki volkanik dağlar genellikle tek tek kütleler halindedir ancak bazı bölgelerde fay hatlarını izleyerek dizilirler.
3
Bu dağlar arasında yer alan Van Gölü havzasının neden 'kapalı' olduğunu ve çevresindeki yüksek kütlelerin bu duruma etkisini hatırlayın.

Daha Fazla Pratik

İç Anadolu Bölgesi'ndeki volkanik dağların (Erciyes, Melendiz, Hasan vb.) uzanış doğrultusunu ve neden benzer bir çizgisellik gösterdiğini inceleyiniz.

Alternatif Yöntem

Harita üzerinde Van Gölü'nün kuzeyinden geçen hayali bir çizgi çizin; bu çizginin hem fay hatlarıyla hem de su bölümü çizgileriyle çakıştığını fark edeceksiniz.
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 68Soru →

Türkiye'nin jeolojik yapısı, farklı zaman dilimlerinde meydana gelen tektonik ve epirojenik hareketlerin bir sonucudur. Anadolu'nun bugünkü jeomorfolojik görünümünü kazanmasında özellikle III.III. ve IV.IV. jeolojik zamanlardaki olaylar belirleyici olmuştur.

Buna göre, aşağıda verilen jeolojik olaylardan hangisi Anadolu yarımadasının jeolojik geçmişinde diğerlerine göre daha yakın bir zamanda gerçekleşmiştir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Egeid karasının çökerek Ege Denizi'nin oluşması

Cevap

Egeid karasının çökerek Ege Denizi'nin oluşması
Türkiye'nin jeolojik gelişiminde en yakın dönem olan IV.IV. Zaman'da (Kuvaterner), Egeid karasının çökmesiyle bugünkü Ege Denizi oluşmuş, ardından İstanbul ve Çanakkale boğazları açılarak Karadeniz bir göl olmaktan çıkıp deniz haline gelmiştir. Bu olaylar Anadolu'nun bugünkü kıyı taslağını oluşturmuştur.

Adım Adım Çözüm

1
Olayların gerçekleştiği jeolojik zamanları belirle.
Taş kömürü: I.I. Zaman; Tethys tortulanması: II.II. Zaman; Dağ kuşakları ve linyit: III.III. Zaman; Ege Denizi ve boğazlar: IV.IV. Zaman.
Soruda istenen 'en yakın zaman' ifadesi kronolojik sıralama yapmayı gerektirir.
2
Jeolojik zamanları geçmişten günümüze sırala.
Sıralama I.<II.<III.<IV.I. < II. < III. < IV. şeklindedir.
Kronolojik olarak en büyük sayısal değer (modern sınıflamaya göre) günümüze en yakın olan Kuvaterner dönemini temsil eder.
3
Seçenekler arasından IV.IV. Jeolojik Zaman'a ait olanı seç.
Egeid karasının çöküşü IV.IV. Zaman olayıdır.
Anadolu'nun toptan yükselmesi ve Ege/boğazlar sistemi en son aşamada şekillenmiştir.

Anahtar Kavram

Türkiye'nin Jeolojik Zaman Çizelgesi
Tahmini Süre:55s
Soru 69Soru →

Türkiye'nin jeolojik geçmişi incelendiğinde, I. Jeolojik Zaman'da (Paleozoik) oluşmuş, 'Masif' olarak adlandırılan yaşlı ve sert kütlelerin varlığı görülmektedir. Yıldız Dağları, Menteşe, Kırşehir ve Mardin-Eşik masifleri bu alanlara örnek gösterilebilir. Buna göre, aşağıdakilerden hangisi Türkiye'deki masif arazilerin temel özelliklerinden biridir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Sertleşmiş kütlelerden oluştukları için tektonik hareketlere karşı daha dayanıklı olmaları

Cevap

Masif arazilerin temel özelliği, sertleşmiş ve yaşlı kütlelerden oluştukları için tektonik hareketlere karşı daha dayanıklı olmalarıdır.
Doğru yanıt olan seçenek, masiflerin 'yaşlı ve sert kütleler' olma tanımıyla doğrudan örtüşmektedir. Bu sert yapı, onları deprem ve diğer tektonik süreçlere karşı daha dirençli hale getirir.

Adım Adım Çözüm

1
Jeolojik Zamanları Belirleme
I. Jeolojik Zaman (Paleozoik), Türkiye'deki en eski arazilerin oluştuğu dönemdir.
Soruda bahsedilen Masif kavramı, I. Jeolojik Zaman'daki yaşlı kara kütlelerini ifade eder.
2
Masiflerin Yapısını Analiz Etme
Bu araziler uzun süre boyunca basınç ve sıcaklık altında kalarak sertleşmiştir.
Sertleşmiş yapılar, levha hareketlerinden kaynaklanan kırılma ve sarsıntılara karşı daha durağandır.
3
Maden ve Olay Eşleştirmesi Yapma
Linyit, petrol (III. Zaman) ve Ege Denizi oluşumu (IV. Zaman) gibi olaylar masiflerle ilişkilendirilemez.
I. Jeolojik Zaman'ın karakteristik madeni taş kömürüdür, linyit değildir.

Anahtar Kavram

Masif Arazilerin Özellikleri

İpuçları

1
Masif kelimesi coğrafyada 'eski, sertleşmiş, yerli kütle' anlamına gelir.
2
Türkiye'deki en eski yer şekilleri I. Jeolojik Zaman'da oluşmuştur; bu araziler genellikle taş kömürü yataklarıyla bilinir.
3
Sertleşmiş yapılar esnek olmadıkları için kolayca kıvrılmazlar, bu da onları tektonik olaylara karşı daha durağan yapar.

Daha Fazla Pratik

Türkiye'deki başlıca masiflerin (Bitlis, Mardin, Kırşehir, Yıldız Dağları) harita üzerindeki yerlerini çalışmak bu konuyu pekiştirmenize yardımcı olur.
Tahmini Süre:45s
Soru 70Soru →

Türkiye'de kurak ve yarı kurak bölgelerde rüzgârların doğrudan yer şekillendirici etkisi (aşınım ve birikim) diğer dış kuvvetlere oranla daha belirgindir. Ancak bu bölgelerde görülen bazı yer şekillerinin oluşumunda rüzgârlar "birincil" etken iken, bazılarında "ikincil" veya "dolaylı" bir rol üstlenir.

Buna göre, rüzgârların Türkiye'deki yer şekillendirme süreci ve ortaya çıkan morfolojik yapılarla ilgili aşağıdaki değerlendirmelerden hangisi doğrudur?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Mantar kaya (şahit kaya) oluşumunda, rüzgârın havalandırdığı kum tanelerinin çarparak aşındırma (korozyon) gücü, materyallerin ağırlığı nedeniyle zemine yakın seviyelerde daha yoğun gerçekleşir.

Cevap

Mantar kaya oluşumunda rüzgârın taşıdığı materyallerin zemine yakın kısımları daha fazla aşındırması (korozyon süreci) temel etkendir.
Mantar kaya (şahit kaya) oluşumu, rüzgârın taşıdığı taneciklerin yerden belirli bir yüksekliğe kadar (yaklaşık 11 metre) daha yoğun olmasından dolayı kayanın alt kısmını üst kısmına göre daha fazla aşındırması sonucunda gerçekleşir. Bu mekanik aşındırma sürecine 'korozyon' denir ve Türkiye'de İç Anadolu gibi kurak sahalarda karakteristik bir örnektir.

Adım Adım Çözüm

1
Rüzgâr aşındırma mekanizmasını analiz etme
Rüzgâr, korozyon (sandblasting) yoluyla kayaçları aşındırır.
Rüzgârın taşıdığı kum taneleri çarptıkları yüzeyi mekanik olarak aşındırır.
2
Vertical (dikey) aşınma farkını değerlendirme
Aşınma yer seviyesinde daha şiddetlidir.
Kum taneleri ağır olduğu için rüzgâr tarafından ancak yerden 11-1.51.5 metre yüksekliğe kadar yoğun şekilde taşınabilir.
3
Mantar kaya formunu açıklama
Kayanın alt kısmı üst kısmına göre daha ince kalır.
Zemine yakın yerdeki şiddetli korozyon, kayanın altını daha hızlı oyar.

Anahtar Kavram

Rüzgâr Korozyonu ve Dikey Limit
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 71Soru →

Türkiye'de karstik yer şekillerinin büyüklüğü, derinliği ve gelişim hızı; kayaç türünün saflığına, tabaka kalınlığına ve iklim koşullarına bağlı olarak bölgeler arasında farklılık gösterir. Batı Toroslar kuşağındaki karstik oluşumların (polye, obruk, mağara), İç Anadolu'nun güneyindeki oluşumlara (dolin, sığ obruklar) göre daha iri boyutlu ve dikey yönde daha derin olmasında;

I. Kireç taşı tabakalarının Toroslar'da daha kalın ve masif yapıda olması,
II. Karstlaşan arazinin deniz seviyesine göre yüksekliğinin ve eğiminin daha fazla olması,
III. Yıllık yağış miktarının kimyasal çözünmeyi şiddetlendirecek düzeyde daha yüksek olması,
IV. Arazinin rüzgar erozyonuna karşı dış kuvvetlerce daha fazla aşındırılmış olması

yukarıdaki faktörlerden hangileri doğrudan etkilidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: I, II ve III

Cevap

Batı Toroslar'daki karstik şekillerin daha büyük ve derin olmasında kireç taşı tabakalarının kalınlığı, arazinin yüksekliği (taban seviyesi farkı) ve yüksek yağış miktarı doğrudan etkilidir.
Doğru seçenek olan kireç taşı tabakalarının kalınlığı, arazinin yüksekliği ve yağış miktarını içeren öncüller, karstik şekillerin neden Toroslar'da 'makro' (iri) boyutlarda olduğunu tam olarak açıklar. Kalın tabakalar büyük boşluklara, yüksek eğim dikey derinliğe, bol yağış ise hızlı çözünmeye olanak sağlar.

Adım Adım Çözüm

1
Litolojik yapıyı analiz etme
Toroslar'daki kireç taşı (kalker) tabakaları İç Anadolu'dakilere göre çok daha kalın ve saftır. Bu durum devasa mağaraların ve geniş polyelerin oluşumuna imkan tanır.
Kayaç kalınlığı ve saflığı, çözünme kapasitesini ve şeklin maksimum boyutunu belirler.
2
Topoğrafik etkileri değerlendirme
Toroslar'ın yüksek yükseltisi, yeraltı suyunun dikey yönde daha derinlere sızmasına ve derin mağara sistemleri ile obrukların oluşmasına zemin hazırlar.
Yükselti farkı, suyun potansiyel enerjisini ve dikey aşındırma gücünü artırır.
3
Klimatolojik verileri karşılaştırma
Batı Toroslar, İç Anadolu'nun güneyine (Konya çevresi) göre çok daha fazla yağış alır.
Kimyasal çözünmenin temel kaynağı sudur; su miktarı arttıkça karstlaşma süreci hızlanır ve şiddetlenir.
4
Geçersiz faktörü eleme
Rüzgar erozyonu, karstik aşınım (kimyasal çözünme) süreçlerinde bir dış kuvvet olarak doğrudan bir rol oynamaz.
Karstlaşma temel olarak suyun kimyasal etkisiyle gerçekleşen bir olaydır.

Anahtar Kavram

Makro karst gelişimini etkileyen faktörler (Litoloji, Topoğrafya, İklim)

İpuçları

1
Karstik şekillerin oluşumu bir 'kimyasal çözünme' olayıdır. Bu süreci en çok neyin (su/nem) tetiklediğini düşünün.
2
Şekillerin derinliği için arazinin deniz seviyesinden ne kadar yukarıda olduğu (aşınım potansiyeli) önemlidir.
3
Rüzgar erozyonu gibi fiziksel aşındırma kuvvetlerinin bu kimyasal süreçteki etkisinin yok denecek kadar az olduğunu hatırlayın.

Daha Fazla Pratik

Karstik ovaların (polyelerin) neden yerleşim yeri olarak değil de tarım alanı olarak kullanıldığını araştırabilirsiniz.
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 72Soru →

Türkiye'de orojenik (dağ oluşumu) hareketler sonucunda yer kabuğunun esnekliğini yitirmiş olan sert kısımları, yan basınçların etkisiyle kıvrılamayıp kırılmaya uğrar. Bu kırılma hatları boyunca yükselen bloklara 'horst', çöken bloklara ise 'graben' adı verilir.

Buna göre, aşağıdaki dağlardan hangisi oluşum özellikleri bakımından bir 'horst' örneğidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Madra Dağları

Cevap

Madra Dağları, Türkiye'de kırılma sonucunda oluşmuş bir horst (kırıklı dağ) örneğidir.
Madra Dağları, Ege Bölgesi'nde yer alan ve yer kabuğunun sertleşmiş kısımlarının yan basınçlara uğrayarak kırılması (horst-graben sistemi) sonucunda oluşan bir yükseltidir (horst). Türkiye'deki kırıklı dağların en yoğun olduğu bölge Batı Anadolu'dur.

Adım Adım Çözüm

1
Dağ oluşum türlerini sınıflandırma
Türkiye'deki dağlar kıvrım, kırık (horst-graben) ve volkanik olmak üzere üç ana grupta incelenir.
Soruda istenen 'horst' yapısının hangi oluşum grubuna girdiğini belirlemek için gereklidir.
2
Horst yapısının özelliklerini hatırlama
Sertleşmiş tabakaların yan basınçlarla kırılması sonucu yükselen bloklara horst denir.
Horst yapısının temel tanımı, seçimi daraltmaya yardımcı olur.
3
Seçeneklerdeki dağların coğrafi ve jeolojik konumlarını analiz etme
Ege Bölgesi'ndeki dağlar (Kaz, Madra, Yunt, Bozdağlar, Aydın, Menteşe) çoğunlukla horst yapısındadır.
Bölgesel genellemeler üzerinden doğru örneğe ulaşmayı sağlar.
4
Doğru örneği belirleme
Madra Dağları, Ege Bölgesi'nde yer alan tipik bir horst örneğidir.
Diğer seçeneklerdeki dağlar (Bolkar, Küre, Allahuekber, Ilgaz) kıvrım dağlarıdır.

Anahtar Kavram

Orojenik hareketler sonucu sert tabakaların kırılmasıyla oluşan Horst-Graben sistemleri

İpuçları

1
Türkiye'de kırıklı dağlar (horst-graben sistemleri) en çok Ege Bölgesi'nde görülür.
2
Seçenekler arasında Ege Bölgesi'nde bulunan dağı tespit etmeye çalışın.
3
Kaz, Madra, Yunt, Bozdağlar ve Aydın dağları Batı Anadolu'nun en önemli horstlarıdır.

Daha Fazla Pratik

Ege Bölgesi'ndeki horstların arasında kalan 'graben' (çöküntü) ovalarını ve bu alanlardaki tarımsal faaliyetleri inceleyebilirsiniz.

Alternatif Yöntem

Bölge bazlı eleme yapabilirsiniz: Karadeniz ve Akdeniz'deki dağlar genellikle kıvrımlı iken, Ege'deki dağlar (Menteşe hariç uzanış yönüyle benzer olsa da) genellikle kırıklıdır.
Tahmini Süre:40s
Soru 73Soru →

Türkiye’de dış kuvvetlerin etkisiyle şekillenen yer yüzeyinde erozyon ve heyelan (kütle hareketleri) olayları, oluşum mekanizmaları ve önleme yöntemleri bakımından önemli farklılıklar göstermektedir.

Buna göre, erozyon ve heyelan olayları ile ilgili aşağıda verilen bilgilerden hangisi yanlıştır?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Heyelan riskinin yüksek olduğu dik yamaçlarda yoğun ağaçlandırma çalışmaları yapmak, derin tabakalarda meydana gelen kütle hareketlerini tamamen engelleyen en etkili yöntemdir.

Cevap

Heyelan riskinin yüksek olduğu yamaçlarda ağaçlandırma yapmanın kütle hareketlerini tamamen engelleyen en etkili yöntem olduğu bilgisi yanlıştır.
Doğru cevap olan ifade yanlıştır çünkü ağaçlandırma çalışmaları erozyonu (yüzey süpürülmesini) engellemede çok etkili olsa da, heyelan gibi ana kaya üzerindeki büyük kütlelerin derinlemesine kaymasını tamamen durduramaz. Heyelanları önlemek için drenaj (su tahliyesi) ve istinat duvarı gibi mühendislik önlemleri gereklidir.

Adım Adım Çözüm

1
Erozyon ve heyelan mekanizmalarını ayırt etme
Erozyon toprağın üst katmanının süpürülmesidir, heyelan ise ana kayanın üzerindeki tabakanın kütle halinde kaymasıdır.
Bu iki olayın derinliği ve etkilediği katmanlar farklıdır.
2
Bitki örtüsünün (ağaçlandırma) etkisini değerlendirme
Ağaç kökleri yüzey toprağını tutarak erozyonu önler ancak killi ve suyla doymuş derin tabakaların kaymasını (heyelanı) engelleyemez.
Heyelan, ağaç köklerinin ulaşamayacağı kadar derin seviyelerde gerçekleşen bir kütle hareketidir.
3
Heyelan önleme yöntemlerini hatırlama
Heyelan için teraslama, istinat duvarı, drenaj kanalları ve eğim dengesini koruma gibi mühendislik çözümleri daha etkilidir.
Sadece biyolojik yöntemler (ağaçlandırma) heyelanı durdurmakta yetersiz kalır.

Anahtar Kavram

Erozyon ve Heyelan Farkı ile Korunma Yöntemleri
Tahmini Süre:1m 0s
Soru 74Soru →

Türkiye'de Kuvaterner (Dördüncü Jeolojik Zaman) buzullaşmasına ait izlerin (sirk, buz yalağı, moren) görüldüğü alt sınır, bölgeler arasında belirgin farklılıklar sergiler. Örneğin; Doğu Karadeniz Dağları’nın (Kaçkarlar) denize bakan kuzey yamaçlarında buzul izlerine 2000−22002000-2200 metrelerde rastlanabilirken, benzer enlemlerdeki iç kesim dağlarında veya daha güneydeki Toroslar'da bu sınırın 2500−28002500-2800 metrenin altına pek inmediği gözlemlenmiştir. Doğu Karadeniz kıyı kuşağında buzul alt sınırının diğer bölgelere göre daha aşağıda (deniz seviyesine daha yakın) oluşmasının temel nedeni aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Nemlilik ve bol yağışın kalıcı kar (toklutaş) sınırını ve buzullaşma etkisini deniz seviyesine doğru yaklaştırması

Cevap

Nemlilik ve yağış miktarının fazla olması, kalıcı kar sınırını ve dolayısıyla geçmişteki buzul aşındırma sınırını aşağı çekmektedir.
Türkiye'de kalıcı kar ve buzul sınırını belirleyen iki temel faktör vardır: Enlem ve Nemlilik. Kuzeye doğru gidildikçe enlem etkisiyle buzul sınırı deniz seviyesine yaklaşır. Ancak Doğu Karadeniz'de bu sınırın diğer bölgelere göre ekstra bir düşüş göstermesi, bölgenin aşırı nemli olması ve bol yağış almasıyla (özel konum) açıklanır. Nem, karın birikmesini kolaylaştırır ve erimesini geciktirerek buzul şekillerinin daha alçak seviyelerde (2000−22002000-2200 m) oluşmasına imkan sağlar.

Adım Adım Çözüm

1
Türkiye'de buzul sınırını etkileyen faktörleri (enlem ve özel konum) analiz et.
Matematik konum (enlem) gereği buzulların kuzeye gidildikçe deniz seviyesine yaklaşması beklenir.
Kuzeye gidildikçe güneş ışınlarının geliş açısı daralır ve sıcaklık düşer.
2
Doğu Karadeniz ve Toroslar arasındaki 500−700500-700 metrelik sınır farkını karşılaştır.
Doğu Karadeniz'deki sınırın (21002100 m), Toroslar'daki sınırdan (27002700 m) çok daha aşağıda olduğu görülür.
Bu durum sadece enlemle açıklanamayacak kadar büyük bir farktır.
3
Özel konum faktörlerinden nemliliğin etkisini değerlendir.
Denizel ve nemli olan Doğu Karadeniz'de bol kar yağışı, kalıcı kar sınırını matematik konumun öngördüğünden daha aşağı çekmiştir.
Nemli bölgelerde kar birikimi daha fazla ve erime daha yavaştır, bu da buzullaşmanın daha alçak seviyelerde başlamasını sağlar.

Anahtar Kavram

Buzul Alt Sınırı ve Nem İlişkisi

İpuçları

1
Buzullaşma sınırını etkileyen temel faktörlerin enlem ve özel konum (nemlilik, yükselti) olduğunu hatırlayın.
2
Bir yer ne kadar çok yağış alıyorsa, kar birikimi o kadar fazla olur ve erime o kadar zorlaşır; bu da buzulların daha aşağılara inmesini sağlar.
3
Enlem etkisine göre kuzey soğuktur, ancak Doğu Karadeniz'de sınırın İç Anadolu'ya göre çok daha aşağıda olması 'denizellik ve nem' ile ilgilidir.

Daha Fazla Pratik

Buzul aşındırma şekilleri ile biriktirme şekillerini (moren, sander) ayırt etmeye yönelik soruları inceleyebilirsiniz.
Tahmini Süre:2m 0s
Soru 75Soru →

Kuvaterner başlarında yaşanan östatik deniz seviyesi yükselmeleri (transgresyon), Anadolu kıyı kuşağındaki mevcut yer şekillerinin deniz suları tarafından istila edilmesine ve farklı kıyı tiplerinin oluşmasına zemin hazırlamıştır. Bu morfolojik dönüşümde, sular altında kalan sahanın topografik uzanışı ve litolojik karakteri belirleyici rol oynamıştır.

Buna göre, aşağıda verilen kıyı bölgeleri ve bu alanların güncel kıyı tipini belirleyen fiziki gerekçeler eşleştirmelerinden hangisi yanlıştır?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Doğu Karadeniz kıyıları: Buzul aşınım vadilerinin Kuvaterner'deki deniz ilerlemesiyle sular altında kalarak Fiyort tipi kıyıları oluşturması

Cevap

Doğu Karadeniz kıyıları ile ilgili verilen 'buzul vadilerinin sular altında kalarak fiyort tipi kıyıları oluşturması' ifadesi yanlıştır.
Doğu Karadeniz kıyıları ile ilgili verilen ifade yanlıştır çünkü fiyort tipi kıyılar, dördüncü jeolojik zamanda buzullaşmaya uğramış yüksek enlem kıyılarında (Norveç, Kanada vb.) görülür. Türkiye, matematik konumu gereği bir orta kuşak ülkesi olduğundan buzullar deniz seviyesine kadar inememiş, dolayısıyla kıyılarımızda fiyort veya skayer tipi şekillenmeler meydana gelmemiştir.

Adım Adım Çözüm

1
Kıyı tiplerinin oluşum mekanizmalarını analiz etme
Ria, Dalmaçya ve Kalanklı kıyı tiplerinin transgresyon (deniz ilerlemesi) sonucu oluştuğu, ancak sular altında kalan yer şeklinin (vadi, dağ arası çukur veya karstik kanyon) farklı olduğu saptanır.
Her kıyı tipinin kendine has bir başlangıç topografyası vardır.
2
Türkiye'nin matematik konumunun kıyı tipleri üzerindeki etkisini değerlendirme
Türkiye'nin orta kuşakta (36∘−42∘36^{\circ} - 42^{\circ} Kuzey paralelleri) yer alması nedeniyle buzul etkisinin deniz seviyesine kadar inmediği sonucuna varılır.
Fiyort ve skayer tipi kıyılar yüksek enlemlerde (kutup kuşaklarında) görülür.
3
Verilen seçenekleri coğrafi gerçeklerle karşılaştırma
A, B, C ve D seçeneklerindeki eşleştirmelerin Türkiye'nin özel konumu ve jeomorfolojik yapısına uygun olduğu, E seçeneğinin ise matematik konum nedeniyle imkansız olduğu belirlenir.
Yanlış olan bilgiyi tespit etmek için hem yerel yer şekilleri hem de küresel konum kuralları kullanılır.

Anahtar Kavram

Türkiye kıyı tiplerinin oluşumunda matematik ve özel konumun sınırlandırıcı etkisi

İpuçları

1
Türkiye'de görülen ve görülmeyen kıyı tiplerini matematik ve özel konum şartlarına göre düşünün.
2
Buzul aşındırmasının kıyı şekillenmesindeki etkisi sadece çok soğuk ve kutuplara yakın iklim kuşaklarında deniz seviyesine kadar iner.
3
Türkiye'de ria, dalmaçya ve limanlı kıyılar yaygınken; fiyort, skayer ve haliçli kıyı tipi matematik konum veya gelgit azlığı nedeniyle görülmez.

Daha Fazla Pratik

Türkiye'de 'Haliçli kıyı tipi'nin neden görülmediğini (özel konum/gelgit) araştırarak kıyı tipleri konusundaki bilgilerinizi pekiştirebilirsiniz.
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 76Soru →

Türkiye'de yer alan ovalar; oluşum kökenleri, jeolojik yapıları ve bulundukları bölgenin iklim şartlarına göre farklı tarımsal potansiyellere sahiptir. Bazı ovalar doğal avantajlara sahipken, bazılarında çeşitli faktörler tarımsal verimliliği sınırlandırabilir.

Buna göre, aşağıda verilen ovalar ve bu ovalarda tarımsal faaliyetleri etkileyen temel özellik/sınırlayıcı eşleştirmelerinden hangisi yanlıştır?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Iğdır Ovası - Doğu Anadolu'daki konumu nedeniyle kış sıcaklıklarının aşırı düşük olması ve tarımsal ürün çeşitliliğinin kısıtlanması

Cevap

Iğdır Ovası hakkında verilen, kış sıcaklıklarının aşırı düşük olması ve tarımın kısıtlanması ifadesi yanlıştır.
Iğdır Ovası, Doğu Anadolu Bölgesi'nde yer almasına rağmen çevresindeki yüksek dağlara (Ağrı Dağı gibi) göre oldukça alçakta bir çanak (graben) içerisinde yer alır. Bu topoğrafik özellik ovada mikroklima oluşmasına neden olur. Mikroklima sayesinde kışlar bölge geneline göre çok daha ılık geçer ve normalde Doğu Anadolu'da yetişmesi beklenmeyen pamuk gibi sıcaklık isteyen tarım ürünleri yetiştirilebilir. Bu nedenle kış sıcaklıklarının tarımı kısıtladığı bilgisi hatalıdır.

Adım Adım Çözüm

1
Verilen ovaların coğrafi konumlarını ve oluşum tiplerini belirleyin.
Konya (Tektonik), Acıpayam (Karstik), Iğdır (Tektonik/Çöküntü), Çukurova (Delta), Ergene (Taban seviyesi/Tektonik).
Ovaların özelliklerini analiz etmek için konum ve oluşum türü temeldir.
2
Ovaların iklim ve toprak özelliklerinin tarıma etkisini değerlendirin.
İç Anadolu'da kuraklık, Akdeniz'de karstik yapı, Marmara'da kirlilik ve düzlük sorunları tespit edilir.
Sınırlayıcı faktörlerin doğruluğunu teyit etmek için bölgesel analiz gerekir.
3
Iğdır Ovası'nın özel konumunu (mikroklima) analiz edin.
Iğdır'ın Doğu Anadolu'nun genel soğuk karakterine uymadığını, çevresine göre alçakta olması nedeniyle kış ılıklığı yaşadığını fark edin.
Mikroklima alanları, genel bölgesel özelliklerin istisnasıdır.

Anahtar Kavram

Mikroklima ve Ovalarda Tarımsal Sınırlayıcılar

İpuçları

1
Türkiye'deki ovaların hepsi bulundukları bölgenin genel iklim özelliklerini yansıtmayabilir; topoğrafik çukurluklar özel durumlar yaratır.
2
Doğu Anadolu'da yer aldığı halde pamuk yetişebilen tek yer olan ovayı ve bunun nedenini düşünün.
3
Iğdır Ovası'nın deniz seviyesinden yüksekliği çevre illere göre çok düşüktür; bu da kış ılıklığı ve mikroklima demektir.

Daha Fazla Pratik

Türkiye'deki diğer mikroklima alanlarını (Rize'de turunçgil, Artvin'de zeytin gibi) ve bunların nedenlerini inceleyebilirsiniz.

Alternatif Yöntem

Soruya tersten yaklaşarak seçeneklerdeki ovaların oluşum kökenlerini (Karstik, Delta, Tektonik) eşleştirin. Karstik ve Delta ovalarının özelliklerinin doğru verildiğini görünce, tektonik ovalar içindeki 'mikroklima' istisnasını arayın.
Tahmini Süre:1m 15s
Soru 77Soru →

Türkiye'nin kıyı bölgelerinde dağların yükseltisi, uzanış doğrultusu ve kıyı çizgisine olan mesafesi; o bölgenin yağış miktarını ve ulaşım olanaklarını doğrudan etkilemektedir. Karadeniz kıyı kuşağında yer almasına rağmen, Samsun ve çevresinde yıllık yağış miktarının Doğu ve Batı Karadeniz bölümlerine göre daha az olması ve iç kesimlerle ulaşımın daha düşük maliyetle sağlanabilmesi aşağıdakilerden hangisiyle açıklanabilir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Canik Dağları'nın yükseltisinin az olması ve kıyı çizgisinin daha gerisinde yer alması

Cevap

Samsun çevresindeki bu durumun temel nedeni, gerisindeki Canik Dağları'nın yükseltisinin (yaklaşık 1500 m) diğer Karadeniz dağlarına göre az olması ve kıyıdan daha içeride başlamasıdır.
Samsun'un iklim ve ulaşım açısından Karadeniz'in geneline göre farklılık göstermesinin temel sebebi Canik Dağları'nın morfolojik özellikleridir. Dağların yükseltisinin az olması nemli hava kütlelerinin yamaç boyunca yükselip yoğunlaşmasını (orografik yağış) zorlaştırır, bu da yağış miktarını azaltır. Aynı zamanda bu düşük yükselti, iç kesimlerle bağlantı kuran kara ve demir yollarının daha az eğimli ve düşük maliyetli olmasını sağlar.

Adım Adım Çözüm

1
Bölgenin topoğrafik yapısını analiz et.
Samsun'un gerisinde Canik Dağları bulunur.
Yağış ve ulaşım doğrudan yer şekillerine bağlıdır.
2
Canik Dağları'nı Doğu ve Batı Karadeniz dağları ile kıyasla.
Kaçkar ve Küre dağları hem daha yüksek hem de kıyıya daha yakındır.
Yükselti arttıkça ve dağ kıyıya yaklaştıkça yamaç yağışı artar.
3
Ulaşım ve maliyet ilişkisini kur.
Yükseltinin az olması, yol yapım maliyetini düşürür ve doğal geçitlerin kullanımını kolaylaştırır.
Dağların uzanışı ve yükseltisi hinterland genişliğini belirler.

Anahtar Kavram

Dağların Yükselti ve Konumunun İklim ve Ulaşım Üzerindeki Etkisi

Daha Fazla Pratik

Antalya ve Adana (Çukurova) arasındaki benzer iklimsel ve ulaşım farklarını Toros Dağları'nın uzanışı üzerinden inceleyebilirsiniz.
Tahmini Süre:1m 15s
Soru 78Soru →

Farklı jeolojik süreçlerden geçen Türkiye'de, dağların uzanış yönü ve deniz seviyesi değişimleri kıyıların şekillenmesinde temel belirleyici olmuştur. Buna göre, Türkiye'nin kıyı tipleri ve özellikleri ile ilgili aşağıdaki ifadelerden hangisi doğrudur?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Türkiye'nin Akdeniz ve Karadeniz kıyılarında, dağların kıyı çizgisine paralel uzanması sonucunda boyuna kıyı tipi meydana gelmiştir.

Cevap

Türkiye'nin Akdeniz ve Karadeniz kıyılarında dağların uzanışına bağlı olarak boyuna kıyı tipi görülmesi doğrudur.
Türkiye'de dağların kıyı çizgisine paralel uzandığı Akdeniz ve Karadeniz bölgelerinde boyuna kıyı tipi görülür. Bu kıyı tipinde dağlar denize paralel bir duvar gibi uzandığı için kıyı çizgisi sadedir ve iç kesimlere ulaşım zordur.

Adım Adım Çözüm

1
Türkiye'deki dağların uzanış yönlerini belirlemek.
Dağlar Akdeniz ve Karadeniz'de kıyıya paralel, Ege'de ise denize dik uzanır.
Kıyı tipini belirleyen temel faktör dağların uzanış doğrultusudur.
2
Uzanış yönüne göre kıyı tiplerini eşleştirmek.
Paralel uzanış boyuna kıyı tipini (Akdeniz-Karadeniz), dik uzanış ise enine kıyı tipini (Ege) oluşturur.
Mekansal dağılımın doğruluğunu teyit etmek.
3
Ria ve Dalmaçya gibi özel kıyı tiplerinin konumlarını kontrol etmek.
Ria tipi Boğazlarda ve Menteşe kıyılarında, Dalmaçya tipi ise Kaş-Finike çevresindedir.
Diğer seçeneklerdeki yer tespiti hatalarını elemeye yardımcı olur.
4
Delta oluşum şartlarını değerlendirmek.
Delta için sığ kıyı (geniş şelf) gereklidir.
Bilimsel tanım hatalarını ayıklamak.

Anahtar Kavram

Dağların uzanış doğrultusunun kıyı tipleri (Boyuna ve Enine) üzerindeki belirleyici etkisi.
Tahmini Süre:45s
Soru 79Soru →

Bir jeomorfolog, Türkiye'deki Kaçkar Dağları'nın yüksek kesimlerinde yaptığı saha çalışmasında buzullaşma etkisiyle oluşmuş çeşitli yer şekillerini gözlemlemiştir.

Araştırmacının raporunda yer alan;
I. Sirk (Buz yalağı)
II. Moren (Buzultaş)
III. Hörgüt kaya

yer şekillerinden hangileri buzulların aşındırma süreçleri neticesinde ortaya çıkmıştır?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: I ve III

Cevap

Buzulların aşındırma faaliyetleri sonucunda sirk çukurları ve hörgüt kayalar oluşurken; morenler buzulların taşıdığı malzemeleri biriktirmesiyle oluşan şekillerdir.
Buzul aşındırması; hareket halindeki buzul kütlesinin zemini kazıması (sirk/buz yalağı), vadileri derinleştirmesi (tekne vadi) ve sert kaya kütlelerini törpüleyip cilalaması (hörgüt kaya) şeklinde gerçekleşir. Bu nedenle sirk ve hörgüt kaya ifadelerini içeren seçenek doğrudur.

Adım Adım Çözüm

1
Buzul aşındırma şekillerini belirlemek
Sirk (Buz yalağı) ve Hörgüt kaya aşındırma şekilleridir.
Buzulların zemini kazımasıyla sirkler, sert kayaları törpülemesiyle hörgüt kayalar oluşur.
2
Buzul biriktirme şekillerini belirlemek
Moren (Buzultaş) bir biriktirme şeklidir.
Buzullar eridiği yerlerde taşıdıkları materyalleri (tillit) üst üste yığarak moren setlerini oluşturur.
3
Verilen öncülleri gruplandırmak
I ve III numaralı öncüller aşındırma, II numaralı öncül biriktirme kategorisindedir.
Soruda sadece aşındırma süreçleri sorulduğu için doğru eşleştirme yapılır.

Anahtar Kavram

Buzul Yer Şekillerinin Sınıflandırılması
Tahmini Süre:1m 15s
Soru 80Soru →

Türkiye’nin yer şekillerinin gelişiminde litolojik yapı (kayaç özellikleri) belirleyici bir unsurdur. Özellikle çözünebilen (karstik) kayaçların bulunduğu alanlarda yer altı ve yer üstü sularının etkisiyle kendine özgü bir morfoloji oluşmuştur. Türkiye'nin karstik şekil özellikleri ve bunların bölgesel dağılışı hakkında verilen aşağıdaki bilgilerden hangisi yanlıştır?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Jips (alçı taşı) karstı, kimyasal yapısı nedeniyle kalker (kireç taşı) karstına göre daha dirençli olduğundan Sivas çevresinde oluşan karstik şekiller Akdeniz'dekilerden daha büyüktür.

Cevap

Jips (alçı taşı) karstının kalkerden daha dirençli olduğu ve Sivas'taki şekillerin Akdeniz'dekinden daha büyük olduğu bilgisi yanlıştır.
Doğru cevap olan seçenekteki bilgi yanlıştır çünkü jips (alçı taşı), kalker (kireç taşı) ile kıyaslandığında kimyasal olarak çok daha düşük bir dirence sahiptir ve suyla temas ettiğinde çok daha hızlı çözünür. Bu hızlı çözünme süreci, Sivas ve çevresindeki jips karstı sahalarında yer şekillerinin Akdeniz'deki devasa polye ovaları veya derin kanyonlar kadar büyük ve kalıcı olmasını engeller. Akdeniz Bölgesi'ndeki kireç taşı karstı, çok daha kalın tabakalarda ve daha geniş zaman dilimlerinde geliştiği için Türkiye'nin en büyük karstik yer şekillerine ev sahipliği yapar.

Adım Adım Çözüm

1
Litolojik özelliklerin karşılaştırılması
Jips (CaSO4⋅2H2OCaSO_4 \cdot 2H_2O) suya karşı kalkerden (CaCO3CaCO_3) çok daha hassastır ve çok daha hızlı çözünür.
Kayaçların kimyasal direnci, karstik şekillerin gelişim hızını ve boyutunu belirler.
2
Bölgesel ölçek analizi
Akdeniz'deki kireç taşı (kalker) tabakaları çok kalın ve masif olduğu için kilometrelerce karelik devasa polyeler oluşabilir.
Sivas çevresindeki jips karstında çözünme hızı çok yüksek olduğu için şekiller daha küçük kalır ve topografya daha hızlı değişir.
3
Yanlış bilginin tespiti
Seçenekte jipsin 'daha dirençli' olduğu ve şekillerin 'daha büyük' olduğu iddia edilmiştir; oysa gerçek tam tersidir.
Litoloji ve yer şekli büyüklüğü arasındaki ilişki yanlış kurulmuştur.

Anahtar Kavram

Karstik kayaçların (kalker, jips, kaya tuzu) çözünme hızları ve oluşturdukları yer şekillerinin ölçek farkları.

Alternatif Yöntem

Kayaçların çözünme hızını hatırlamak için 'Alçı (jips) tebeşir gibi kolay dağılır, mermer (kalker) ise daha serttir' benzetmesi yapılabilir. Daha hızlı eriyen kayaçta şekillerin daha 'geçici' ve genellikle daha küçük kalacağı mantığı yürütülebilir.
Tahmini Süre:2m 0s
ÖncekiSayfa 4 / 43Sonraki
Türkiye'nin Yer Şekilleri Alıştırma Soruları — KPSS Genel Yetenek - Genel Kültür — Sayfa 4 | Examkin