Türkiye'nin Yer Şekilleri

848 soru

Soru 41Soru →

Türkiye'deki platoların oluşum kökenleri; tabaka düzlüğü (yatay duruşlu), karstik, lav ve aşınım düzlüğü (peneplen) olarak gruplandırılmaktadır. Bu platoların yükseltileri, jeolojik yapıları ve iklim şartları, üzerlerinde yürütülen temel ekonomik faaliyetlerin şekillenmesinde belirleyici olmuştur.

NoPlatoOluşum KökeniTemel Ekonomik Faaliyet
IÇatalca-KocaeliAşınım DüzlüğüSanayi, Ticaret ve Ulaşım
IIPerşembeAşınım DüzlüğüArıcılık ve Yaylacılık
IIIObrukKarstikKüçükbaş Hayvancılık
IVUzunyaylaLav ÖrtüsüBüyükbaş Hayvancılık
VTekeKarstikKıl Keçisi Yetiştiriciliği

Yukarıdaki tabloda numaralandırılarak verilen plato ve özellik eşleştirmelerinden hangisinde bir yanlışlık yapılmıştır?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: IV numaralı eşleştirme

Cevap

IV numaralı eşleştirme (Uzunyayla)
Tablodaki IV numaralı eşleştirmede Uzunyayla platosunun oluşum kökeni 'Lav Örtüsü' olarak verilmiştir. Ancak Uzunyayla (Sivas-Kayseri çevresi), jeolojik olarak yatay duruşlu tortul tabakaların akarsularca parçalanmasıyla oluşan bir 'Tabaka Düzlüğü' platosudur. Türkiye'deki lav örtüsü platoları Erzurum, Kars ve Ardahan platolarıdır.

Adım Adım Çözüm

1
Tablodaki her platonun jeolojik oluşum kökenini kontrol et.
Çatalca-Kocaeli ve Perşembe aşınım düzlüğü; Obruk ve Teke karstik; Uzunyayla ise tabaka düzlüğü kökenlidir.
Platoların oluşum süreçleri (epirojenik hareketler, volkanizma, karstlaşma) coğrafi sınıflandırmanın temelidir.
2
Uzunyayla platosunun oluşum kökenini Erzurum-Kars-Ardahan platoları ile karşılaştır.
Erzurum-Kars ve Ardahan platoları volkanik (lav örtüsü) iken, Uzunyayla tabaka düzlüğü (yatay duruşlu) grubundadır.
Yüksek rakımlı platoların tamamı lav kökenli değildir; Uzunyayla İç Anadolu'nun doğusunda tabaka yapısının korunmasıyla oluşmuştur.
3
Hatalı eşleşen satırı saptayın.
IV numaralı satırda Uzunyayla platosu için 'Lav Örtüsü' ifadesi kullanılmıştır, ancak doğrusu 'Tabaka Düzlüğü' olmalıdır.
Yanlış bilimsel sınıflandırma içeren seçenek tespit edilmiştir.

Anahtar Kavram

Türkiye'deki platoların oluşum kökenleri ve bölgesel dağılımı.

Daha Fazla Pratik

İç Anadolu ve Doğu Anadolu platolarının yükselti-ekonomik faaliyet ilişkisini inceleyerek, yükseltinin tarım ve hayvancılık üzerindeki sınırlayıcı etkisini analiz ediniz.
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 42Soru →

Türkiye'de platoların ekonomik fonksiyonlarını ve uzmanlaşma alanlarını sınırlayan faktörler; yükselti, iklim özellikleri veya sahanın litolojik (taş yapısı) özelliklerine göre farklılık gösterir. Bazı sahalarda ekonomik faaliyetleri belirleyen temel unsur iklim şartlarıyken, bazı sahalarda ise doğrudan platonun oluşum kökeninden kaynaklanan yapısal özellikler ön plana çıkar.

Buna göre, aşağıdakilerin hangisinde platonun ekonomik uzmanlaşmasını belirleyen temel sınırlayıcı, doğrudan o sahanın jeolojik-litolojik oluşum kökeni ile ilgilidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Teke Platosu'nda tarımsal verimliliğin düşük olması ve temel geçim kaynağının yer altı sularının derinde olması nedeniyle kıl keçisi yetiştiriciliğine dayanması

Cevap

Teke Platosu'ndaki ekonomik uzmanlaşmayı belirleyen temel sınırlayıcı, platonun karstik kireçtaşı tabakalarından oluşan litolojik yapısıdır.
Teke Platosu, karstik (kireçtaşı) bir oluşumdur. Kireçtaşlarının yüksek geçirgenliği nedeniyle yağışlar hızla yer altına sızar ve yüzey suları bakımından fakir bir saha ortaya çıkar. Bu litolojik sınırlama, tarımı kısıtlayarak bölge insanını kurakçıl maki bitki örtüsüne uyum sağlamış olan kıl keçisi yetiştiriciliğine yöneltmiştir. Burada ekonomik tercihi belirleyen ana unsur doğrudan taşın cinsidir.

Adım Adım Çözüm

1
Platoların oluşum kökenlerini (litoloji) ve sınırlayıcı faktörleri analiz et.
Teke ve Taşeli karstik, Erzurum-Kars lav, Haymana-Bozok tabaka düzlüğü, Çatalca-Kocaeli aşınım düzlüğü kökenlidir.
Soruda ekonomik faaliyetin 'doğrudan litoloji' ile sınırlanması istenmektedir.
2
Seçeneklerdeki sınırlayıcı faktörlerin kaynağını ayırt et.
B, D ve E seçenekleri yükselti veya yanlış jeolojik bilgi içerirken; A seçeneği kireçtaşı-su sızdırma ilişkisine odaklanır.
Karstik kayaçların (kireçtaşı) en belirgin ekonomik etkisi, suyu yer altına sızdırarak yüzeyde su kıtlığı yaratmasıdır.
3
Teke Platosu'nun ekonomik uzmanlaşmasını değerlendir.
Yüzey suyu yetersizliği bitki örtüsünü (maki/çalı) ve hayvancılık türünü (kıl keçisi) doğrudan belirlemiştir.
Bu durum, platonun ikliminden ziyade taş yapısının (litoloji) bir sonucudur.

Anahtar Kavram

Plato Oluşum Kökeni ve Ekonomik Litoloji İlişkisi

İpuçları

1
Ekonomik faaliyeti sınırlayan şey 'soğuk' veya 'yükselti' ise bu iklimseldir; 'suyun yer altına sızması' veya 'taşın çözünmesi' ise litolojiktir.

Daha Fazla Pratik

Karstik platolar (Teke, Taşeli) ile Lav platoları (Erzurum, Kars, Ardahan) arasındaki hayvancılık türü farkının bitki örtüsüyle olan bağını tekrar ediniz.
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 43Soru →

Türkiye’nin karstik platolarında ve dağlık alanlarında görülen aşınım şekilleri, çözünmenin ilerlemesiyle zamanla birbirine eklenerek daha geniş çukurluklar oluştururlar. Bu gelişim evreleri, coğrafya literatüründe boyutsal bir hiyerarşi ile tanımlanmaktadır.

Buna göre, aşağıdaki seçeneklerin hangisinde karstik aşınım şekilleri en küçükten en büyüğe doğru sıralanmıştır?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Lapya - Dolin - Uvala - Polye

Cevap

Karstik aşınım şekillerinin küçükten büyüğe doğru hiyerarşik sıralaması Lapya - Dolin - Uvala - Polye şeklindedir.
Karstik aşınım süreci hiyerarşiktir; kayaç yüzeyindeki en küçük erime çukurları olan lapyalar (cm) birleşerek dolinleri (metre), dolinler birleşerek uvalaları ve uvalalar da birleşerek en geniş karstik aşınım şekli olan polyeleri (km) oluşturur.

Adım Adım Çözüm

1
Aşınım şekillerinin temel boyutlarını karşılaştır.
En küçük karstik aşınım şeklinin santimetrelerle ölçülen lapyalar olduğu belirlenir.
Çözünme sürecinin ilk ve en mikro aşaması yüzeydeki küçük oluklardır.
2
Orta ölçekli çukurlukları hiyerarşiye yerleştir.
Lapyaların birleşmesiyle oluşan tava şeklindeki dolinlerin uvalalardan daha küçük olduğu tespit edilir.
Uvalalar birden fazla dolinin birleşmesiyle meydana gelen daha geniş ve düzensiz çukurluklardır.
3
En geniş karstik birimi belirle.
Kilometrelerce karelik alan kaplayabilen polyelerin (karstik ovalar) listenin sonunda yer alması gerektiği anlaşılır.
Polyeler karstik aşınım sürecinin ulaştığı en ileri ve en geniş düzlük aşamasıdır.

Anahtar Kavram

Karstik aşınım şekillerinin boyutsal hiyerarşisi
Tahmini Süre:50s
Soru 44Soru →

Türkiye'nin dağları oluşum özelliklerine göre kıvrımlı, kırıklı ve volkanik dağlar olarak sınıflandırılır. Bu dağların kıyı çizgisine göre konumu ve uzanış doğrultusu; iklim, ulaşım ve yerleşme üzerinde belirleyici bir etkiye sahiptir.

Aşağıda verilen dağ kütlelerinden hangisinin oluşum kökeni ve uzanış doğrultusunun coğrafi sonuçları ile ilgili yapılan değerlendirme yanlıştır?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Menteşe Dağları: Ege Bölgesi'nde yer alan bir kıvrım dağıdır; denize dik uzanması sayesinde Muğla çevresinde yağış miktarının az olmasına neden olur.

Cevap

Menteşe Dağları ile ilgili yapılan değerlendirme yanlıştır; çünkü bu dağlar kıvrım değil kırıklı (horst) yapılıdır ve kıyıya paralel/eğik uzandıkları için Muğla çevresinin bol yağış almasını sağlarlar.
Menteşe Dağları ile ilgili yapılan değerlendirme yanlıştır. Hatalı olan noktalar şunlardır: Birincisi, Menteşe Dağları kıvrım değil, kırılma sonucu oluşmuş horst kütleleridir. İkincisi, bu dağlar Ege'deki diğer horstların aksine denize dik değil, kıyıya paralel veya eğik bir doğrultuda uzanır. Üçüncüsü, bu uzanış doğrultusu denizden gelen nemli rüzgarların yamaç boyu yükselmesine (orografik yağış) neden olduğu için Muğla çevresi az değil, aksine Türkiye'nin en çok yağış alan bölgelerinden biridir.

Adım Adım Çözüm

1
Dağların oluşum kökenlerini analiz et.
Menteşe Dağları, Ege horst-graben sistemi içerisinde yer alan kırıklı (faulted) bir yapıdadır, kıvrımlı değildir.
Ege Bölgesi'ndeki horstların yapısal özelliği kırılmadır.
2
Dağların kıyı çizgisine göre uzanışını kontrol et.
Menteşe Dağları, Muğla kıyı şeridinde denize dik değil, kıyı çizgisine paralel veya eğik bir doğrultuda uzanır.
Bu durum, Ege Bölgesi'ndeki genel 'dağlar denize dik uzanır' kuralının bir istisnasıdır.
3
Uzanış doğrultusunun iklimsel sonucunu değerlendir.
Paralel/eğik uzanış, nemli hava kütlelerinin yamaç boyunca yükselerek bol orografik yağış bırakmasına (Muğla Türkiye'nin en çok yağış alan yerlerinden biridir) neden olur.
Yağış miktarının az değil, yüksek olması coğrafi bir gerçektir.

Anahtar Kavram

Dağların Oluşum ve Uzanışının Coğrafi Sonuçları
Soru 45Soru →

Türkiye'nin batısında, özellikle Ege Bölgesi'nde yer alan sert yapıdaki tabakalar yan basınçlara maruz kaldığında kıvrılamayıp kırılmış ve bunun sonucunda "horst" adı verilen dağ sıraları meydana gelmiştir. Buna göre, aşağıdakilerden hangisi bu şekilde oluşan (kırıklı) dağlardan biri değildir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Yıldız Dağları

Cevap

Yıldız Dağları, kırılma sonucu değil kıvrılma sonucu oluşmuş bir dağ sırasıdır.
Yıldız Dağları (Istranca Dağları), Marmara Bölgesi'nde yer alan ve Alp Orojenezi sürecinde esnek tabakaların kıvrılmasıyla oluşmuş bir dağ sırasıdır. Türkiye'deki kırıklı dağların büyük çoğunluğu ise Ege Bölgesi'nde yoğunlaşmıştır.

Adım Adım Çözüm

1
Ege Bölgesi'ndeki dağların genel oluşum özelliklerini belirle.
Ege Bölgesi'ndeki dağlar (Madra, Yunt, Bozdağlar, Aydın, Menteşe) sert tabakaların kırılmasıyla oluşan horstlardır.
Bu bölgedeki jeolojik yapı yan basınçlar karşısında esneyemediği için kırılmıştır.
2
Seçeneklerdeki dağların yerlerini ve oluşum tiplerini karşılaştır.
Yıldız Dağları (Istranca), Marmara Bölgesi'nin kuzeyinde yer alır ve kıvrımlı yapıdadır.
Yıldız Dağları, Türkiye'nin ana kıvrım kuşakları içerisinde yer alan masif bir kütlenin parçasıdır.

Anahtar Kavram

Dağ Oluşum Tipleri (Kıvrımlı ve Kırıklı Dağlar)
Tahmini Süre:45s
Soru 46Soru →

Türkiye'deki ovalar oluşum süreçlerine göre; tektonik, karstik ve delta ovaları gibi çeşitli sınıflara ayrılır. Bu ovaların her birinin oluşum kökenine bağlı olarak toprak verimliliği, genişliği ve tarımsal kullanım özellikleri farklılık gösterebilir. Buna göre, aşağıda verilen ovalardan hangisi oluşum kökeni ve toprak yapısı bakımından diğerlerinden farklı bir grupta yer alır?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Acıpayam Ovası

Cevap

Acıpayam Ovası, oluşum kökeni bakımından karstik (polye) bir ovadır; diğer seçeneklerdeki ovalar ise akarsu biriktirmesiyle oluşan delta ovalarıdır.
Acıpayam Ovası, Denizli il sınırları içerisinde yer alan ve kalkerli (kireç taşlı) arazilerin çözünmesiyle oluşan 'polye' tipi karstik bir ovadır. Diğer seçeneklerde yer alan Silifke (Göksu), Menemen (Gediz), Çarşamba (Yeşilırmak) ve Selçuk (Küçük Menderes) ovaları ise akarsuların taşıdığı alüvyonları denize döküldükleri kıyıda biriktirmesiyle oluşan delta ovalarıdır.

Adım Adım Çözüm

1
Seçeneklerde verilen ovaların oluşum süreçlerini sınıflandırın.
Silifke, Menemen, Çarşamba ve Selçuk ovaları akarsu deltasıdır; Acıpayam ise karstik bir çöküntü alanıdır.
Ovaların coğrafi dağılışı ve oluşum kökenleri arasındaki farkı belirlemek için.
2
Toprak yapısı ve verimlilik özelliklerini karşılaştırın.
Deltalar alüvyal topraklardan oluşurken, karstik ovalar genellikle kireçli veya terra rossa toprak yapılarına sahiptir.
Soruda istenen 'farklı grubu' netleştirmek için.

Anahtar Kavram

Türkiye'deki ovaların oluşumlarına göre sınıflandırılması (Delta, Karstik, Tektonik)
Tahmini Süre:45s
Soru 47Soru →

Türkiye'deki sıradağların genel uzanış doğrultusu ve kıyı çizgisine göre konumu; bölgenin iklim, ulaşım ve ekonomik özelliklerini doğrudan etkiler. Orta Karadeniz bölümünde yer alan Canik Dağları'nın, Doğu ve Batı Karadeniz'deki dağlara oranla ortalama yükseltisinin daha az olması ve kıyı çizgisinden daha geride uzanmaya başlaması bazı sonuçlar doğurmuştur.

Buna göre, aşağıdakilerden hangisi Canik Dağları'nın bu özelliklerinin bölgeye kazandırdığı durumlardan biri değildir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Dağların yüksek kesimlerinde aktif buzul aşınım ve birikim şekillerine yaygın olarak rastlanması

Cevap

Dağların yüksek kesimlerinde aktif buzul aşınım ve birikim şekillerine yaygın olarak rastlanması seçeneği yanlıştır çünkü Canik Dağları buzul oluşumu için yeterli yükseltiye sahip değildir.
Doğru yanıt olan seçenek, dağların doruklarında aktif buzul şekillerine rastlandığını iddia etmektedir. Oysa bir dağda buzul şekillerinin (sirk, buzul vadisi vb.) görülebilmesi için o dağın yükseltisinin Türkiye şartlarında en az 25002500-30003000 metreleri bulması gerekir. Canik Dağları yaklaşık 15001500 metrelik zirveleriyle bu sınırın çok altında kalır.

Adım Adım Çözüm

1
Canik Dağları'nın yer şekli özelliklerini analiz etme
Canik Dağları, Doğu Karadeniz (Kaçkarlar) ve Batı Karadeniz (Küre) dağlarına göre daha alçaktır ve kıyıdan yaklaşık 5050-6060 km geride başlar.
Soruda verilen temel öncüllerin (alçaklık ve geride olma) coğrafi etkilerini anlamak için bu tespit gereklidir.
2
Ulaşım ve ekonomi üzerindeki etkileri değerlendirme
Dağların alçak olması sayesinde Samsun, Karadeniz'de iç kesimlerle demir yolu bağlantısı olan nadir illerden biri olmuş ve hinterlandı genişlemiştir.
Yer şekillerinin ulaşım projeleri üzerindeki doğrudan etkisini test etmek için.
3
İklim ve yağış üzerindeki etkileri inceleme
Dağların geride olması denizel etkinin içe sızmasını sağlar; alçak olması ise nemli havanın yamaç boyunca az yükselmesine, dolayısıyla orografik yağışın azalmasına neden olur.
Dağ-deniz ilişkisinin mikroklima ve makroklima üzerindeki etkisini ayırt etmek için.
4
Yükselti ve buzul ilişkisini sorgulama
Canik Dağları ortalama 15001500 m yükseltidedir. Türkiye'de dördüncü jeolojik zamanda dahi buzullaşmanın sınırı 20002000-22002200 metreden başladığı için bu dağlarda buzul izi görülmez.
Türkiye'nin dağlarındaki buzul sınırını ve Canik Dağları'nın bu sınırın altında kaldığını teyit etmek için.

Anahtar Kavram

Orta Karadeniz'de dağların yükseltisi ve kıyıya konumunun sonuçları

İpuçları

1
Karadeniz Bölgesi'nde her yerde dağlar aynı yükseklikte değildir; Samsun civarındaki dağların Rize civarındakilerle farkını düşünün.
2
Türkiye'de kalıcı karların ve buzul şekillerinin görülebilmesi için dağın ne kadar yüksek olması gerektiğini hatırlayın.
3
Canik Dağları yaklaşık 15001500 m, Kaçkar Dağları ise 39003900 m üzerindedir. Buzullar sadece çok yüksek dağlarda bulunur.

Daha Fazla Pratik

Türkiye'de buzul şekillerinin görüldüğü diğer dağları (Kaçkar, Erciyes, Ağrı, Cilo, Bolkar, Aladağlar) harita üzerinde inceleyiniz.
Tahmini Süre:1m 15s
Soru 48Soru →

Buzulların hareket halindeyken altındaki kayaları aşındırıp cilalaması ve dirençli kayalara deve hörgücüne benzer pürüzsüz şekiller vermesiyle oluşan yer şekillerine "hörgüç kaya" denir.

Türkiye'de bazı yüksek dağ kütlelerinde bu yer şekillerine rastlanması, aşağıdakilerden hangisini doğrudan kanıtlamaktadır?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Geçmiş jeolojik dönemlerde buzulların günümüze göre daha geniş alanlarda etkili olduğunu

Cevap

Geçmiş jeolojik dönemlerde buzulların günümüze göre daha geniş alanlarda etkili olduğunu gösterir.
Hörgüç kaya, buzulların hareket ederken altlarındaki sert kayaları törpülemesiyle oluşan bir aşınım şeklidir. Türkiye gibi orta kuşak ülkelerinde bu tür 'fosil' buzul şekillerine rastlanması, Kuvaterner (Dördüncü Zaman) döneminde yaşanan buzul çağlarında, buzulların etki alanının bugünkünden çok daha aşağılara (yaklaşık 22002200 metreye kadar) indiğini ve ülkenin yer şekillerini etkilediğini doğrudan kanıtlar.

Adım Adım Çözüm

1
Kavramın tanımlanması
Hörgüç kaya, buzul aşındırması sonucu oluşan pürüzsüz, oval kaya kütlesidir.
Soruda verilen yer şeklinin hangi dış kuvvet tarafından oluşturulduğunu netleştirmek gerekir.
2
Türkiye'nin coğrafi özellikleriyle ilişkilendirme
Türkiye orta kuşaktadır ve günümüzde buzullar sadece 3000−35003000-3500 metre üzerindeki çok yüksek zirvelerde (aktif olarak) etkilidir.
Mevcut iklim şartlarında buzulların etki alanının sınırlı olduğunu anlamak için.
3
Jeolojik zaman analizi yapma
Günümüzde buzul bulunmayan ancak geçmişte buzullaşmaya uğramış vadi ve dağlarda bu şekillere rastlanması, Kuvaterner'deki iklim değişimlerini kanıtlar.
Dış kuvvetlerin zaman içindeki etkisini ve geçmiş iklim koşullarını yorumlamak için.

Anahtar Kavram

Buzul Aşınım Şekilleri ve Geçmiş Buzullaşma Kanıtları

İpuçları

1
Hörgüç kaya kavramının hangi dış kuvvet (akarsu, rüzgar, buzul vb.) ile ilgili olduğunu hatırlayın.
2
Türkiye'nin orta kuşakta yer almasının buzulların etki alanı üzerindeki kısıtlayıcı etkisini düşünün.
3
Bugün buzul olmayan yerlerde buzul izlerine rastlanması, geçmişteki iklim şartlarının bugünkünden farklı (daha soğuk) olduğunu gösterir.

Daha Fazla Pratik

Buzul birikim şekilleri olan morenlerin günümüzdeki dağılımı ile kalıcı kar sınırı arasındaki ilişkiyi inceleyebilirsiniz.
Tahmini Süre:1m 15s
Soru 49Soru →

Türkiye’de karstik yer şekillerinin oluşumu ve dağılışı üzerinde kayaç yapısı (litoloji) birincil derecede etkilidir. Kalker (kireç taşı), jips (alçı taşı) ve kaya tuzu gibi çözünebilen kayaçların bulunduğu alanlarda bu şekillere rastlanmaktadır.

Buna göre, Türkiye’nin karstik özellikleri ile ilgili aşağıdakilerden hangisi doğrudur?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Erzincan ve Sivas çevresindeki sahalarda jips (alçı taşı) çözünmesine bağlı olarak karstik yer şekilleri gelişmiştir.

Cevap

Erzincan ve Sivas çevresindeki sahalarda jips (alçı taşı) çözünmesine bağlı olarak karstik yer şekillerinin geliştiği bilgisi doğrudur.
Sivas ve Erzincan çevresinde jips (alçı taşı) tabakaları yaygın olarak bulunur. Bu kayaçlar suya karşı çok dayanıksız ve çabuk eriyebilir özellikte olduğu için bu bölgelerde dolin, obruk ve mağara gibi karstik şekiller gelişmiştir.

Adım Adım Çözüm

1
Kayaç türlerini ve karstlaşma ilişkisini belirle.
Kireç taşı (kalker), alçı taşı (jips) ve kaya tuzu gibi eriyebilen kayaçlar karstik şekilleri oluşturur.
Karstlaşma, suyun kayaçları kimyasal olarak çözmesi sürecidir.
2
Türkiye'deki coğrafi dağılımı analiz et.
Kalker karstı en çok Toroslar'da (Akdeniz), jips karstı ise Sivas, Erzincan ve Çankırı çevresinde yoğunlaşır.
Litolojik yapı (taşın cinsi) bölgeden bölgeye farklılık gösterir.
3
Seçenekleri bu bilgilerle karşılaştır.
Jips karstının İç Anadolu'nun doğusunda (Sivas-Erzincan) görüldüğü bilgisi genel coğrafi dağılıma uygundur.
Kavramsal ve mekansal eşleşme doğrudur.

Anahtar Kavram

Karstik Aşınım ve Birikim Şekillerinin Litolojiye Bağlı Dağılımı
Soru 50Soru →

Türkiye'nin jeolojik geçmişinde etkili olan iç kuvvetlerden biri de volkanizmadır. Bu süreçte yerin derinliklerinden gelen mağmanın yeryüzüne çıkarak soğuyup birikmesi sonucunda volkanik dağlar meydana gelmiştir.

Buna göre, aşağıdaki dağ kütlelerinden hangisi bu oluşum sürecine (volkanizmaya) bağlı olarak ortaya çıkmıştır?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Hasandağı

Cevap

Hasandağı, İç Anadolu Bölgesi'nde yer alan volkanik oluşumlu bir dağdır.
Hasandağı, Türkiye'nin önemli sönmüş volkanlarından biridir ve İç Anadolu Bölgesi'nde (Aksaray-Niğde çevresi) yer alır. Bu dağ, mağmanın yeryüzüne çıkıp birikmesiyle oluştuğu için volkanik dağlar kategorisindedir.

Adım Adım Çözüm

1
Oluşum türlerini sınıflandırın.
Türkiye'deki dağlar; kıvrımlı (orojenez), kırıklı (orojenez) ve volkanik olarak üç ana gruba ayrılır.
Soruda sorulan volkanik oluşumun diğerlerinden ayırt edilmesi gerekir.
2
Seçeneklerdeki dağların oluşum süreçlerini değerlendirin.
Kaçkar, Bolkar ve Canik dağları kıvrımlı; Bozdağlar kırıklı (horst); Hasandağı ise volkaniktir.
Her bir dağın jeolojik kökenini belirlemek doğru cevaba ulaşmayı sağlar.

Anahtar Kavram

Türkiye'nin Volkanik Dağları

Alternatif Yöntem

Türkiye'nin volkanik dağlarını 'Güneydoğu-Kuzeydoğu' hattı (Doğu Anadolu) ve 'Tuz Gölü çevresi' (İç Anadolu) olarak iki ana hat üzerinde gruplayarak ezberlemek, bu tür soruların çözümünü kolaylaştırır.
Tahmini Süre:45s
Soru 51Soru →

Türkiye'de dağların uzanış doğrultusu ve engebeli yapısı karayolu ulaşımını kısıtlamakta, bu durumun aşılması için Zigana, Gülek ve Sertavul gibi önemli geçitler kullanılmaktadır. Bu geçitlerin üzerinde bulunduğu sıradağlar genel olarak orojenik hareketler (kıvrılma veya kırılma) sonucunda oluşmuştur.

Buna göre, aşağıdaki dağlardan hangisi oluşum kökeni bakımından bu orojenik kuşaklar dışında kalan volkanik bir dağdır?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Tendürek Dağı

Cevap

Tendürek Dağı volkanik bir oluşuma sahipken; Akdağlar, Ilgaz, Mercan ve Allahuekber dağları orojenik hareketlerle kıvrılarak oluşmuştur.
Türkiye'de dağlar oluşumlarına göre orojenik (kıvrım ve kırık) ve volkanik dağlar olarak ayrılır. Tendürek Dağı, yerin derinliklerinden gelen mağmanın yeryüzüne çıkıp soğumasıyla oluşan volkanik bir dağdır. Akdağlar, Ilgaz Dağları, Mercan Dağları ve Allahuekber Dağları ise Alp-Himalaya kıvrım kuşağının birer parçası olan orojenik dağlardır.

Adım Adım Çözüm

1
Seçeneklerde verilen dağların oluşum türlerini belirleyin.
Akdağlar (Kıvrım), Ilgaz (Kıvrım), Mercan (Kıvrım), Tendürek (Volkanik), Allahuekber (Kıvrım).
Türkiye'deki dağlar orojenez (kıvrılma-kırılma) veya volkanizma yoluyla oluşur.
2
Soruda istenen 'orojenik kuşak dışında kalan' kriterine göre volkanik olanı seçin.
Tendürek Dağı.
Tendürek, Doğu Anadolu'daki doğrusal hat üzerindeki volkanik dağlardan biridir.

Anahtar Kavram

Türkiye'deki Dağların Oluşum Kökenleri
Tahmini Süre:1m 15s
Soru 52Soru →

Türkiye'deki akarsu vadilerinin gelişim süreçleri incelendiğinde; birçok akarsuyun başlangıçta geniş tabanlı vadilerde menderesler çizerek akarken, zamanla bu menderesli yapısını koruyarak yatağını derine kazdığı ve "gömük menderes" karakteri kazandığı görülmektedir. Aşağıdakilerden hangisi, Türkiye'deki akarsuların bu şekilde "gençleşerek" yatağını tabana doğru gömmesinin temel nedenidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Anadolu levhasının yakın jeolojik zamanda (Pliyo-Kuvaterner) toptan epirojenik yükselmeye uğraması

Cevap

Anadolu levhasının yakın jeolojik zamanda (Pliyo-Kuvaterner) toptan epirojenik yükselmeye uğraması
Doğru seçenek, Türkiye'nin jeomorfolojik gelişiminin anahtarını sunar. Anadolu, Üçüncü Zaman'ın sonlarında deniz seviyesine yakın bir düzlük (peneplen) iken, Dördüncü Zaman'ın başlarında meydana gelen toptan yükselme (epirojenez) ile bu düzlükler yüksek platolara dönüşmüştür. Akarsular bu yükselmeye ayak uydurmak için menderesli yapılarını bozmadan yataklarını derine doğru kazmış, böylece menderesler vadi tabanına gömülerek 'gömük menderes' formunu almıştır. Bu durum Türkiye'nin genç ve dinamik bir yapıya sahip olduğunun kanıtıdır.

Adım Adım Çözüm

1
Akarsu yer şekli değişimi analizi
Geniş tabanlı vadiden (yana aşındırma) gömük menderese (derine aşındırma) geçiş saptanmıştır.
Menderes çizen bir akarsuyun yatağını derine kazması için enerjisinin yeniden artması gerekir.
2
Gençleşme (Rejuvenation) kavramının uygulanması
Akarsuyun kaide seviyesine olan mesafesinin artmasıyla aşındırma gücünün yeniden kazanılması süreci belirlenmiştir.
Türkiye genç oluşumlu bir ülke olduğu için dış kuvvetler epirojenik hareketlerle kesintiye uğrar.
3
Türkiye'nin jeolojik geçmişiyle ilişkilendirme
Anadolu'nun 3. zaman sonunda peneplenleşip 4. zamanda toptan yükselmesinin bu duruma yol açtığı sonucuna varılmıştır.
Toptan yükselme (epirojenez), Türkiye'deki akarsuların denge profilinden uzaklaşmasının ve vadilerin derinleşmesinin temel sebebidir.

Anahtar Kavram

Akarsu Gençleşmesi ve Epirojenez İlişkisi

İpuçları

1
Akarsuyun yatağını derine kazması (gençleşmesi) için enerjisinin artması gerekir.
2
Türkiye'nin ortalama yükseltisinin 1132 metre olması ve yüksek platoların varlığı hangi kuvvetle açıklanır?

Daha Fazla Pratik

Epirojenezin akarsu yer şekilleri üzerindeki diğer bir kanıtı olan 'Seki (Taraça)' oluşumunu inceleyiniz.
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 53Soru →

Türkiye'nin jeomorfolojik gelişim süreci dikkate alındığında, bir akarsu yatağında menderes oluşumları ile seki (taraça) basamaklarının aynı anda gözlemlenmesi, bu akarsu havzasında aşağıdakilerden hangisinin yaşandığına dair en güçlü kanıttır?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Havzanın epirojenik hareketlerle yükselmesi sonucu akarsuyun yeniden canlandığına

Cevap

Bölgenin epirojenik hareketlerle yükselmesi sonucu akarsuyun yeniden canlandığı seçeneği doğrudur.
Doğru seçenek, bölgenin epirojenik yükselmeye uğraması sonucu akarsuyun yeniden canlandığını ifade eder. Menderesler akarsuyun yanal aşındırma yaptığı olgunluk/yaşlılık dönemini simgelerken, bu yatağın çevresinde basamak şeklinde sekilerin (taraçaların) bulunması, akarsuyun bir dış etkiyle (yükselme) tekrar derine aşındırma yapmaya başladığını gösterir. Bu süreç coğrafyada 'akarsu gençleşmesi' olarak adlandırılır ve Türkiye'nin toptan yükseldiğinin en önemli kanıtlarından biridir.

Adım Adım Çözüm

1
Akarsu şekillerinin oluşum mantığını analiz etme.
Menderesler, yatak eğiminin azaldığı ve akarsuyun yanal aşındırma yaptığı 'yaşlılık' evresini temsil eder. Sekiler (taraçalar) ise akarsuyun eski alüvyon tabanını derine doğru kazmasıyla oluşan basamaklardır.
Bir akarsuyun hem menderes çizip hem de seki oluşturması, bir çelişki gibi görünse de 'gençleşme' olgusuyla açıklanır.
2
Türkiye'nin jeolojik geçmişiyle ilişkilendirme.
Türkiye, Üçüncü Zaman sonu ve Dördüncü Zaman başında (Kuvaterner) toptan yükselmeye (epirojenez) uğramıştır.
Toptan yükselme, akarsuyun deniz seviyesine göre konumunu değiştirir ve akarsu yatağını hızla derine doğru kazmaya başlar.
3
Sonucu sentezleme.
Menderesli bir vadide görülen sekiler, bölgenin yükseldiğinin ve akarsuyun aşındırma gücünün yeniden arttığının (rejuvenasyon) kanıtıdır.
Bu durum Türkiye akarsularının denge profilinden uzak olmasının da temel nedenidir.

Anahtar Kavram

Akarsu Gençleşmesi (Rejuvenasyon) ve Epirojenez İlişkisi

İpuçları

1
Menderesler yatak eğiminin azaldığı yerlerde oluşur, ancak sekiler akarsuyun yatağını dikey yönde kestiğini gösterir.
2
Türkiye'nin Kuvaterner döneminde toptan yükselmesi, akarsuların aşındırma güçlerini nasıl etkilemiş olabilir?
3
Bir akarsu hem menderes çiziyor hem de yamaçlarında basamaklı yapılar (taraça) barındırıyorsa, bu akarsu 'gençleşmiş' demektir.

Daha Fazla Pratik

Akarsu sekileri ile kıyı sekileri (taraçaları) arasındaki oluşum farklarını inceleyiniz.
Tahmini Süre:1m 45s
Soru 54Soru →

Türkiye'nin yer şekillerinin oluşum ve değişim sürecinde dış kuvvetlerin etkisi oldukça fazladır. Bu süreçte etkili olan kütle hareketleri (heyelan) ve toprak süpürülmesi (erozyon) olayları, hem doğal faktörler hem de insan müdahalesi ile şekillenmektedir.

Buna göre, Türkiye'deki erozyon ve heyelan süreçleri ile ilgili aşağıdaki ifadelerden hangisi yanlıştır?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Heyelan riskini tamamen ortadan kaldırmak için yapılan ağaçlandırma çalışmaları, killi tabakaların suya doyarak ağırlaşmasını ve kaymasını önlemede en kesin çözümdür.

Cevap

Heyelan riskini azaltmak için yapılan ağaçlandırma çalışmalarının en kesin çözüm olduğu ifadesi yanlıştır; çünkü heyelan derin kütle hareketidir ve ağaç kökleri bu derinliğe ulaşamaz.
Ağaçlandırma çalışmaları toprak erozyonunu önlemede hayati bir öneme sahip olsa da, heyelan (kütle hareketleri) konusunda aynı etkiye sahip değildir. Heyelanlar, toprağın derinliklerindeki killi tabakaların aşırı yağışla suya doygun hale gelip kayganlaşması sonucu oluşur. Ağaç kökleri bu kadar derinlere inip koca bir kütleyi yerinde tutamaz. Hatta ağaçların kendisi ek bir ağırlık yaparak veya suyu toprakta tutarak heyelan riskini bazı durumlarda tetikleyebilir.

Adım Adım Çözüm

1
Erozyon ve heyelan arasındaki temel farkları analiz edin.
Erozyon toprağın üst tabakasının süpürülmesidir, heyelan ise toprağın tabakalarla birlikte kütlece aşağı kaymasıdır.
Soruda her iki süreç hakkındaki ifadelerin doğruluğunu test etmek için bu ayrım gereklidir.
2
Ağaçlandırmanın heyelan üzerindeki etkisini değerlendirin.
Ağaçlandırma erozyon için (yüzey süpürülmesi) etkili bir çözümdür ancak derin tabakalardaki heyelanları durduramaz.
Heyelanlar genellikle killi tabakanın suya doyup kayganlaşmasıyla derinlerde oluşur; ağaç kökleri bu kütleyi tutacak derinliğe inemez.

Anahtar Kavram

Erozyon ve heyelan farkı ile ağaçlandırmanın sınırlı etkisi

İpuçları

1
Erozyon yüzeyseldir, heyelan ise kütlesel bir harekettir.
2
Ağaçlandırmanın hangi olayda (erozyon mu heyelan mı) daha etkili olduğunu düşünün.
3
Karadeniz'de gür ormanlar olmasına rağmen neden hala heyelan olduğunu sorgulayın.

Daha Fazla Pratik

Karadeniz Bölgesi'nde heyelanların neden en çok ilkbahar mevsiminde görüldüğünü araştırabilirsiniz (Kar erimeleri etkisi).
Tahmini Süre:50s
Soru 55Soru →

Türkiye'nin yer şekillerinin oluşumunda en etkili dış kuvvet olan akarsular, geçtikleri bölgeleri hem aşındırarak hem de taşıdıkları malzemeleri biriktirerek çeşitli yer şekilleri oluştururlar. Buna göre, aşağıdakilerden hangisi akarsuların aşındırma faaliyeti sonucunda oluşan yer şekillerinden biridir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Dev kazanı

Cevap

Akarsu aşındırması sonucunda oluşan yer şekli dev kazanıdır.
Dev kazanı, akarsuların yüksekten döküldüğü (çağlayan/şelale) alanlarda, suyun düştüğü yerdeki kayaları aşındırmasıyla oluşan çukurlardır. Türkiye'de özellikle Antalya (Düden, Kurşunlu) ve Erzurum (Tortum) gibi bölgelerdeki şelalelerin altında bu şekillere yaygın olarak rastlanır.

Adım Adım Çözüm

1
Dış kuvvet ve süreç ayrımı yapmak
Soru akarsu (dış kuvvet) ve aşındırma (süreç) bileşimini sormaktadır.
Yer şekillerini sınıflandırırken kuvvetin türü ve faaliyetin biçimi temel belirleyicidir.
2
Seçeneklerdeki akarsu biriktirme şekillerini elemek
Delta ovası ve birikinti yelpazesi biriktirme faaliyetine ait olduğu için elenir.
Bu şekiller akarsuyun taşıma gücünün azaldığı yerlerde malzeme yığmasıyla oluşur.
3
Diğer dış kuvvetlere ait şekilleri elemek
Moren (buzul) ve barkan (rüzgar) elenir.
Türkiye'de akarsu dışındaki kuvvetlerin de yer şekli oluşturduğu ancak bunların sorunun kapsamı dışında olduğu belirlenir.
4
Doğru aşındırma şeklini onaylamak
Dev kazanı, şelalelerin alt kısmında oluşan tipik bir akarsu aşınım şeklidir.
Şelaleden düşen suyun kinetik enerjisi çarptığı yüzeyi fiziksel olarak aşındırır.

Anahtar Kavram

Akarsu Aşınım Şekilleri

Daha Fazla Pratik

Akarsu aşınım şekillerinden olan 'Peri Bacaları'nın oluşumunda akarsu (sel suları) dışındaki yardımcı kuvvetin rüzgar olduğunu unutmayınız.
Tahmini Süre:45s
Soru 56Soru →

Türkiye arazisi jeolojik açıdan büyük oranda genç bir yapıya sahip olsa da, I.I. Jeolojik Zaman'da (Paleozoyik) oluşmuş "Masif" adı verilen yaşlı ve sert kütleler de yer yer yüzeylenmektedir. Bu kütleler, Türkiye'nin temel yapısını oluşturması bakımından büyük önem taşır.

Buna göre, Türkiye'deki masif araziler ile ilgili aşağıda verilen bilgilerden hangisi yanlıştır?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Bünyesinde linyit, bor ve petrol gibi zengin enerji kaynaklarını barındırması

Cevap

Linyit, bor ve petrol gibi enerji kaynaklarının masif arazilerde bulunduğu bilgisi yanlıştır çünkü bu kaynaklar genç arazilerde (III.III. Jeolojik Zaman) oluşmuştur.
Linyit, bor ve petrol gibi kaynakların masif kütlelerde bulunduğu ifadesi yanlıştır. Masifler I.I. Jeolojik Zaman (Paleozoyik) oluşumlarıdır ve bu arazilerle ilişkili en önemli yeraltı kaynağı Zonguldak çevresindeki taş kömürüdür. Linyit, petrol, doğal gaz ve bor mineralleri ise Türkiye'nin genç arazilerinde, yani III.III. Jeolojik Zaman'da (Tersiyer) birikmiş ve oluşmuş kaynaklardır.

Adım Adım Çözüm

1
Masif arazilerin oluşum zamanını belirleme
I.I. Jeolojik Zaman (Paleozoyik)
Masifler, Türkiye'nin en eski kara kütlelerini temsil eder.
2
Masiflerin fiziksel ve tektonik özelliklerini analiz etme
Sert yapı, düşük deprem riski ve metamorfik kayaç varlığı
Yaşlı kütleler esnekliğini kaybetmiş ve dengeye ulaşmış kütlelerdir.
3
Enerji kaynaklarını jeolojik zamanlarla eşleştirme
Linyit, petrol, bor →\rightarrow III.III. Zaman; Taş kömürü →\rightarrow I.I. Zaman
Madenlerin oluşum süreçleri ile arazinin jeolojik yaşı doğrudan ilişkilidir.

Anahtar Kavram

Türkiye'deki Masif Arazilerin Özellikleri

İpuçları

1
Türkiye arazisinin büyük bir kısmının genç (III. ve IV. Zaman) olduğunu, ancak masiflerin 'yaşlı' (I. Zaman) kütleler olduğunu unutmayın.
2
Enerji kaynaklarını düşünün: Hangi maden I. Zaman'da, hangileri III. Zaman'da oluşmuştur?
3
Zonguldak'taki taş kömürü I. Zaman ürünüdür, oysa linyit ve bor yatakları Türkiye'nin gençleşmesiyle (III. Zaman) ilişkilidir.

Daha Fazla Pratik

Türkiye'deki başlıca masifleri harita üzerinde inceleyerek, bu alanların neden fay hatlarıyla tam olarak örtüşmediğini analiz edin.
Tahmini Süre:1m 15s
Soru 57Soru →

Türkiye'de özellikle Batı Toroslar kuşağında ve Göller Yöresi çevresinde yoğunlaşan Tefenni, Acıpayam, Korkuteli ve Elmalı gibi ovaların oluşumunda, kalkerli arazilerin yer altı ve yer üstü suları tarafından kimyasal yollarla aşındırılması temel rol oynamıştır. Bu özelliklere sahip olan ovalar, oluşum kökenlerine göre aşağıdakilerden hangisi ile adlandırılır?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Karstik ovalar

Cevap

Karstik ovalar
Tefenni, Acıpayam, Korkuteli ve Elmalı ovaları, Batı Toroslar'daki kalkerli (kireç taşı) arazilerin sular tarafından kimyasal olarak aşındırılmasıyla oluşan 'polye' karakterli karstik ovalardır. Bu ovalar genellikle 'TAKKE' kısaltmasıyla kodlanır ve Türkiye'deki en geniş karstik düzlükleri temsil ederler.

Adım Adım Çözüm

1
Soruda verilen ovaların (Tefenni, Acıpayam, Korkuteli, Elmalı) konumunu ve arazi yapısını analiz et.
Bu ovalar Batı Toroslar kuşağında, kireç taşı (kalker) gibi kolay çözünebilen kayaçların yaygın olduğu bir bölgededir.
Oluşum kökenini belirlemek için kayaç yapısı ve bölge özellikleri temel veridir.
2
Metinde geçen 'kimyasal yollarla aşındırılma' ifadesini coğrafi süreçlerle eşleştir.
Kimyasal aşınma süreci, karstik şekillerin (özellikle polyelerin) oluşumunda belirleyicidir.
Karstik süreçler, suyun kayaçları eritmesi esasına dayanır.
3
Belirlenen süreci uygun ova türü ile sınıflandır.
Tefenni, Acıpayam, Korkuteli, Elmalı ve Kestel ovaları (TAKKE), Türkiye'nin en tipik karstik (polye) ovalarıdır.
Soru kökündeki tüm veriler karstik oluşumu işaret etmektedir.

Anahtar Kavram

Türkiye'de Karstik Ovalar (Polye)

İpuçları

1
Bu ovaların bulunduğu Batı Toroslar ve Göller Yöresi'nde kireç taşı (kalker) yaygındır.
2
Kimyasal çözünme ve erime süreçleriyle oluşan en geniş çanaklara 'polye' denir. Bu ovalar birer polyedir.
3
KPSS hazırlığında 'TAKKE' (Tefenni, Acıpayam, Korkuteli, Elmalı, Kestel) olarak kodlanan grup hangi oluşum türüne aittir?

Daha Fazla Pratik

Karstik ovaların toprak tipi olan Terra-Rossa ile tarımsal faaliyetler arasındaki ilişkiyi inceleyebilirsiniz.

Alternatif Yöntem

Ova isimlerini hatırlayamasanız bile, 'kimyasal aşınma' ve 'kalker' anahtar kelimelerinden doğrudan 'karstik' sonucuna ulaşabilirsiniz.
Tahmini Süre:45s
Soru 58Soru →

Ülkemizin jeomorfolojik yapısında buzulların payı, bulunduğu enlem dereceleri sebebiyle diğer dış kuvvetlere oranla oldukça düşüktür. Buna rağmen Kuvaterner (44. Jeolojik Zaman) boyunca yaşanan iklim değişimleri sonucunda kalıcı kar sınırı 22002200 metrelere kadar inmiş ve bu seviyeyi aşan yüksek kütlelerde sirk, buzul vadisi ve moren gibi şekiller meydana gelmiştir. Buna göre, aşağıdaki dağ kütlelerinden hangisinde belirtilen jeolojik süreçte oluşmuş buzul şekillerine rastlanması mümkündür?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Aladağlar

Cevap

Aladağlar, yükseltisinin 37003700 metreyi aşması nedeniyle Kuvaterner dönemindeki buzul sınırının üzerinde yer almış ve buzul şekilleri oluşmuştur.
Aladağlar, Orta Toroslar üzerinde yer alan ve zirveleri 37003700 metreyi aşan bir kütledir. Türkiye'de Kuvaterner (44. Jeolojik Zaman) döneminde buzulların etki sınırı 22002200 metrelere kadar inmiştir. Aladağlar bu sınırın çok üzerinde kaldığı için sirk gölleri ve moren gibi buzul şekilleri bu dağda yaygın olarak görülür.

Adım Adım Çözüm

1
Kuvaterner (44. Jeolojik Zaman) dönemindeki buzul etki sınırını belirleme.
Buzul etki sınırı Türkiye için yaklaşık 22002200 metredir.
Bir dağın buzul şekillerine sahip olabilmesi için o dönemdeki kalıcı kar sınırından yüksek olması gerekir.
2
Seçeneklerde verilen dağların yükselti değerlerini karşılaştırma.
Aladağlar (37563756 m), Kaz Dağları (17741774 m), Canik Dağları (~20002000 m), Yıldız Dağları (~10001000 m), Aydın Dağları (~18001800 m).
Dağların güncel zirve yükseltileri, buzul topoğrafyasının varlığını açıklayan en temel dikey ölçüttür.
3
Yükseltisi 22002200 metrenin üzerinde olan seçeneği işaretleme.
Sadece Aladağlar bu eşiğin belirgin şekilde üzerindedir.
Yeterli yükseltiye sahip olmayan dağlarda düşük sıcaklık şartları oluşmadığı için buzul aşındırması gerçekleşemez.

Anahtar Kavram

Buzul şekillerinin oluşumu mutlak konumdan ziyade özel konuma (yükseltiye) bağlıdır; Türkiye'de bu etki için 22002200 metre eşiği kritiktir.
Tahmini Süre:1m 15s
Soru 59Soru →

Türkiye’de yer şekillerinin oluşumunda buzulların etkisi, ülkenin orta kuşakta yer alması nedeniyle diğer dış kuvvetlere oranla oldukça sınırlıdır. Ancak Kuvaterner (44. Jeolojik Zaman) buzullaşma dönemlerinde iklimdeki soğumaya bağlı olarak kalıcı kar sınırı 22002200 metre seviyelerine kadar inmiş, bu durum bazı yüksek dağlarımızın zirvelerinde buzul aşınım ve birikim şekillerinin oluşmasına imkan tanımıştır.

Buna göre, Türkiye'nin buzul şekilleri ve bunların dağılışı ile ilgili aşağıda verilen ifadelerden hangisi yanlıştır?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Küre Dağları'nın zirvesini oluşturan Yaralıgöz Dağı (20192019 m), Türkiye'nin kuzeyinde yer alması ve nemliliğin etkisiyle Kuvaterner buzullaşmasına ait belirgin sirk göllerini barındırmaktadır.

Cevap

Küre Dağları içerisinde yer alan Yaralıgöz Dağı'nın nemlilik veya enlem etkisiyle buzul şekillerine sahip olduğu ifadesi yanlıştır.
Türkiye'de Kuvaterner (4. Jeolojik Zaman) döneminde buzullaşma sınırı en fazla 22002200 metre seviyelerine kadar inmiştir. Küre Dağları'nın en yüksek noktası olan Yaralıgöz Dağı yaklaşık 20192019 metre yükseltiye sahiptir. Dolayısıyla bu dağ, enlem olarak kuzeyde yer alsa ve nemli bir yapıda olsa dahi, yükseltisi buzul aşındırmasına izin verecek kritik eşiği aşamadığı için sirk gölü veya moren gibi şekilleri barındırmaz.

Adım Adım Çözüm

1
Türkiye'nin matematik konumunun buzullaşma üzerindeki etkisini analiz etme
Türkiye orta kuşakta yer aldığı için buzullar deniz seviyesine inemez, sadece yüksek dağlarda etkilidir.
Enlem etkisi nedeniyle sıcaklıklar kıyı kuşağında buzullaşmaya izin verecek kadar düşmemiştir.
2
Kuvaterner (Pleistosen) dönemindeki buzul sınırını belirleme
Kuvaterner döneminde Türkiye'de buzullaşma sınırı yaklaşık 22002200 metreye kadar inmiştir.
4. Jeolojik Zaman'daki küresel soğuma, kalıcı kar sınırını bugünkü seviyesinden (yaklaşık 3000−35003000-3500 m) aşağı çekmiştir.
3
Verilen dağların yükseltilerini bu sınırla karşılaştırma
Uludağ (25432543 m) ve Kaçkar (39373937 m) sınırın üstündeyken; Yaralıgöz (20192019 m) ve Yıldız (10311031 m) sınırın altındadır.
Yükseltisi 22002200 metreyi aşmayan dağlarda, kuzeyde olsalar bile Kuvaterner buzullaşma izlerine rastlanmaz.
4
Yanlış yargıyı tespit etme
Yaralıgöz Dağı'nda sirk göllerinin bulunduğu ifadesi hatalıdır.
Dağın yükseltisi, enlem avantajına rağmen buzul oluşumu için gereken kritik eşiğin altındadır.

Anahtar Kavram

Kuvaterner Buzullaşma Sınırı ve Yükselti İlişkisi

Daha Fazla Pratik

Türkiye'de güncel buzulların bulunduğu dağları (Cilo, Ağrı, Kaçkar, Erciyes, Süphan, Aladağlar, Bolkarlar) harita üzerinde inceleyiniz.
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 60Soru →

Türkiye'deki sıradağlar incelendiğinde; dağların oluşum mekanizması, kıyı çizgisine olan mesafesi ve ortalama yükselti değerlerinin bölgenin beşerî ve ekonomik coğrafyası üzerinde belirleyici olduğu görülür.

Buna göre;
I. Alp-Himalaya kıvrım kuşağında yer alması,
II. Kıyı çizgisinin belirgin şekilde gerisinde uzanması sayesinde liman hinterlandını genişletmesi,
III. Ortalama yükseltisinin az olması nedeniyle denizel hava kütlelerinin iç kesimlere diğer bölümlere oranla daha fazla sokulmasına imkan tanıması

özelliklerinin tamamına sahip olan dağ sırası aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Canik Dağları

Cevap

Canik Dağları; oluşum bakımından kıvrımlı yapıya sahip olması, Samsun Limanı'nın hinterlandını genişletecek şekilde kıyıdan geride uzanması ve düşük yükseltisiyle denizel etkinin iç kısımlara sızmasına izin vermesiyle tüm kriterleri karşılar.
Samsun ilinin hemen arkasında yükselen Canik Dağları, Kuzey Anadolu Dağları'nın bir parçası olarak Alp-Himalaya sistemi içinde kıvrılarak oluşmuştur. Ancak Doğu ve Batı Karadeniz'in aksine kıyının oldukça gerisinde başlar ve ortalama 1000-1200 metre civarındaki yükseltisiyle Karadeniz'in en alçak bölümünü oluşturur. Bu durum hem Samsun Limanı'nın Türkiye'nin en geniş hinterlandlarından birine sahip olmasını sağlamış hem de nemli havanın iç kesimlere sokulmasına izin vererek iklim farkını azaltmıştır.

Adım Adım Çözüm

1
Oluşum kökenini analiz etme
Nur ve Menteşe Dağları 'kırıklı' (horst) yapıda oldukları için 'kıvrım kuşağı' şartını sağlamazlar ve elenirler.
Türkiye'de Nur ve Menteşe Dağları tektonik kırılma ile oluşmuş istisnai kıyı dağlarıdır.
2
Kıyıya mesafe ve hinterland ilişkisini değerlendirme
Kaçkar Dağları kıyıya çok yakın ve yüksek olduğu için hinterlandı daraltırken; Canik Dağları geride olduğu için hinterlandı genişletir.
Dağların kıyıdan uzaklaşması, kıyı ile iç kesim arasındaki ulaşım maliyetini düşürür ve liman kapasitesini artırır.
3
Yükselti ve iklimsel etkiyi karşılaştırma
Canik Dağları (yaklaşık 1000-1500m), Doğu ve Batı Karadeniz'deki diğer sıradağlara göre çok daha alçaktır.
Düşük yükselti, denizel hava kütlelerinin bir bariyerle karşılaşmadan daha iç bölgelere (Yeşilırmak vadisi boyunca) süzülmesine imkan tanır.

Anahtar Kavram

Dağların Morfolojik Özelliklerinin Bölgesel Etkileri
Tahmini Süre:2m 0s
ÖncekiSayfa 3 / 43Sonraki
Türkiye'nin Yer Şekilleri Alıştırma Soruları — KPSS Genel Yetenek - Genel Kültür — Sayfa 3 | Examkin