Kıymetli Evrakta Defiler

24 soru

Soru 1Soru

Kıymetli evrak hukukunda yer alan "defiler" (savunma araçları) ile bu defilerin iyiniyetli hamile karşı ileri sürülme imkânları düşünüldüğünde, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu hükümleri uyarınca aşağıdaki ifadelerden hangisi doğrudur?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Kambiyo senetlerinde imzaların bağımsızlığı ilkesi uyarınca; senet üzerindeki bir imzanın sahteliği diğer imzaların geçerliliğini haleldar etmese de, imzası taklit edilen kişi bu durumu mutlak bir defi olarak iyiniyetli hamile karşı dahi ileri sürebilir.

Cevap

Kambiyo senetlerinde imzaların bağımsızlığı ilkesi gereği, bir imzanın sahteliği diğer imzaların geçerliliğini etkilemezken; imzası sahte olan kişi bu durumu mutlak bir defi olarak iyiniyetli hamile karşı dahi ileri sürebilir.
Doğru ifade, kambiyo hukukunun iki temel direğini birleştirir: Mutlak defiler ve imzaların bağımsızlığı. Sahtelik definin mutlak olması, imzası taklit edilen kişiyi iyiniyetli hamile karşı dahi korurken; imzaların bağımsızlığı ilkesi, bu sahteliğin senedin genel geçerliliğini ve diğer dürüst imzacıların sorumluluğunu yok etmesini engeller. Bu denge, hem borçluyu (iradesi dışında borçlanmasını önleyerek) hem de piyasayı (senedin tedavülünü sürdürerek) korur.

Adım Adım Çözüm

1
Defilerin tasnifini analiz et.
Kıymetli evrakta defiler; mutlak defiler (herkese karşı) ve nispi defiler (sadece belirli kişilere karşı) olarak ikiye ayrılır.
Hukuki uyuşmazlığın çözümünde definin kime karşı ileri sürülebileceğini belirlemek esastır.
2
Sahtelik ve ehliyetsizlik durumlarını değerlendir.
Sahtelik ve ehliyetsizlik, senedin geçersizliğine ilişkin mutlak defilerdir.
İmza atanın iradesi sakat veya yoksa, bu durum senedin tedavül güvenliğinden üstün tutularak mutlak koruma sağlar.
3
İmzaların bağımsızlığı (istiklali) ilkesini uygula.
Bir imzanın sahte olması senedin kambiyo vasfını düşürmez; diğer imzalar sahiplerini bağlamaya devam eder (TTK 677).
Kıymetli evrakın tedavül kabiliyetini ve hamili korumak için her imza birbirinden bağımsız bir borç taahhüdü olarak kabul edilir.
4
Nispi defilerde kötüniyet şartını kontrol et.
Borçlu, önceki hamillere karşı olan defilerini mevcut hamile karşı ancak hamil 'bile bile borçlunun zararına' hareket etmişse ileri sürebilir (TTK 687).
İyiniyetli hamilin, temel ilişkideki sakatlıklardan etkilenmemesi kıymetli evrak hukukunun temel taşıdır.

Anahtar Kavram

Mutlak Defiler ve İmzaların Bağımsızlığı İlkesi

Daha Fazla Pratik

İmzaların bağımsızlığı ilkesinin tahrifat (TTK 748) ile olan ilişkisini inceleyerek, tahrifattan önce ve sonra imza atanların sorumluluk farklarını çalışınız.
Tahmini Süre:2m 0s
Soru 2Soru

Düzenleyen (A)(A), lehtar (B)(B) lehine düzenlediği bononun üzerine "emre yazılı değildir" ibaresini ekleyerek senedi (B)(B)'ye teslim etmiştir. (B)(B) ise bu bonoyu alacağın temliki hükümleri çerçevesinde (C)(C)'ye devretmiştir. (A)(A), temel ilişkideki edimin yerine getirilmediği (bedelsizlik) gerekçesiyle (C)(C)'ye ödeme yapmaktan kaçınmaktadır.

Türk Ticaret Kanunu hükümleri uyarınca, bu hukuki durumla ilgili aşağıdakilerden hangisi doğrudur?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Senet üzerine konulan ciro yasağı kaydı nedeniyle senet nama yazılı nitelik kazanmış olup; (A)(A), lehtar (B)(B)'ye karşı ileri sürebileceği bedelsizlik defini (C)(C)'ye karşı da ileri sürebilir.

Cevap

Senet üzerine konulan ciro yasağı kaydı nedeniyle senet nama yazılı nitelik kazanmış olup; borçlu, lehtara karşı sahip olduğu şahsi defileri yeni hamile karşı da ileri sürebilir.
Düzenleyen tarafından bonoya konulan "emre yazılı değildir" (men) kaydı, senedin kanunen emre yazılı olan niteliğini nama yazılıya dönüştürür. Bu tür senetler ancak alacağın temliki yoluyla devredilebilir. Alacağın temlikinde ise borçlu, devredene (lehtar) karşı sahip olduğu her türlü şahsi defiyi (bedelsizlik, takas vb.), devralana karşı da ileri sürme hakkına sahiptir. Bu nedenle bedelsizlik defini yeni hamile karşı ileri sürmek mümkündür.

Adım Adım Çözüm

1
Senedin türünü ve devir usulünü belirlemek.
Bononun üzerine "emre yazılı değildir" kaydının konulması, senedi kanunen emre yazılı halden rızai nama yazılı senet haline getirir.
Türk Ticaret Kanunu uyarınca düzenleyen, senede ciro yasağı koyarak senedin sadece alacağın temliki yoluyla devredilmesini sağlayabilir.
2
Devir yönteminin defiler üzerindeki etkisini analiz etmek.
Alacağın temliki yoluyla yapılan devirlerde, Türk Borçlar Kanunu madde 188 uyarınca borçlu, devri öğrendiği sırada devredene karşı sahip olduğu defileri devralana karşı da ileri sürebilir.
Nama yazılı senetlerde şahsi defiler, alacağın temliki kuralları gereği yeni alacaklıya karşı korunur; yani şahsi defilerde hamile karşı defi ileri sürme imkanı genişler.

Anahtar Kavram

Nama Yazılı Senetlerde Defilerin İleri Sürülmesi ve Alacağın Temliki İlişkisi

Daha Fazla Pratik

Ciro yasağı kaydının lehtar tarafından konulması durumunda (sorumsuzluk kaydı ile benzerliği) defilerin durumunu inceleyiniz.
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 3Soru

Kıymetli evrak hukukunda borçluya tanınan savunma imkanlarını ifade eden defiler; senedin geçersizliğine, senedin içeriğine veya borçlu ile hamil arasındaki kişisel ilişkilere dayanabilir. Borçlunun, senedi iktisap eden iyiniyetli hamilin şahsına karşı ileri süremeyeceği, yalnızca senedin belirli bir hamili ile arasındaki doğrudan hukuki ilişkiye dayanan savunmalara 'nispi (kişisel) defiler' denir.

Buna göre, aşağıdakilerden hangisi bir nispi defi örneğidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Senedin düzenlenmesine temel teşkil eden malın teslim edilmemiş olması nedeniyle oluşan bedelsizlik iddiası

Cevap

Senedin düzenlenmesine temel teşkil eden malın teslim edilmemiş olması nedeniyle oluşan bedelsizlik iddiası
Doğru cevap olan bedelsizlik iddiası, senedin düzenlenmesine yol açan temel ilişkiden (örneğin satış sözleşmesi) kaynaklanır. Kıymetli evrak hukukundaki 'defilerin şahsiliği' ilkesi gereği, borçlu temel ilişkiden kaynaklanan bu tür nispi defileri sadece o ilişkinin tarafı olan lehtara karşı ileri sürebilir; senedi devralan ve borçlunun zararına bilerek hareket ettiği ispatlanamayan iyiniyetli üçüncü kişilere (hamillere) karşı ileri süremez.

Adım Adım Çözüm

1
Kıymetli evrakta defi türlerini ve bu defilerin etkilerini belirlemek.
Mutlak defiler herkese karşı (iyiniyetli hamiller dahil) ileri sürülebilir; nispi defiler ise sadece senedin tarafları arasındaki özel ilişkiye dayanır.
Defilerin hukuki niteliği, senedin tedavül kabiliyetini ve hamillerin haklarını doğrudan etkiler.
2
Seçeneklerdeki durumları 'senet metni', 'hükümsüzlük' ve 'temel ilişki' bazında analiz etmek.
Bedelsizlik iddiası temel ilişkiden kaynaklanan bir nispi defi iken; imza sahteliği, ehliyetsizlik ve şekil eksikliği mutlak defi kategorisindedir.
Temel ilişkiden kaynaklanan savunmalar, senedin soyutluğu (mücerretliği) ilkesi gereği kural olarak senedi devralan iyiniyetli üçüncü kişilere karşı ileri sürülemez.

Anahtar Kavram

Kıymetli evrakta defilerin tasnifi (Mutlak ve Nispi defiler)
Tahmini Süre:1m 0s
Soru 4Soru

Tacir (A), (B)'den satın aldığı ticari malların bedeli için bir bono düzenleyerek (B)'ye vermiş; (B) bu bonoyu (C)'ye ciro etmiştir. (C), bonoyu tam ehliyetsiz olduğu bilinen (D)'ye ciro ve teslim etmiş; (D) ise bonoyu iyiniyetli (E)'ye ciro ederek devretmiştir. Bononun vadesinde ödenmemesi üzerine (E) tarafından tüm borçlulara karşı başlatılan hukuki takipte ileri sürülebilecek defilerle ilgili aşağıdaki ifadelerden hangisi doğrudur?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: İmzaların bağımsızlığı ilkesi gereği (D)’nin ehliyetsizliği nedeniyle imzasının geçersiz olması, senet üzerindeki diğer geçerli imzaların sahiplerini sorumluluktan kurtarmaz; ancak (D) bu mutlak defiyi hamilin iyiniyetli olup olmadığına bakılmaksızın (E)’ye karşı ileri sürebilir.

Cevap

İmzaların bağımsızlığı ilkesi gereği (D)’nin imzasının geçersizliği diğer borçluları sorumluluktan kurtarmazken, ehliyetsizlik mutlak bir defi olduğu için (D) tarafından herkese karşı ileri sürülebilir.
Kıymetli evrak hukukunda tam ehliyetsizlik, senet metninden anlaşılamayan mutlak defiler arasında yer alır. Bu nedenle (D), kendi imzasının geçersizliğini senedi iyiniyetle devralan (E)'ye karşı dahi ileri sürebilir. Ancak Türk Ticaret Kanunu'nun 'İmzaların İstiklali' (Bağımsızlığı) ilkesi gereği, senette yer alan bir imzanın geçersizliği (ehliyetsizlik, sahtecilik vb. nedenlerle), senetteki diğer imzaların geçerliliğini ve bu imzaların sahiplerinin hamile karşı olan sorumluluğunu etkilemez. Dolayısıyla (A), (B) ve (C) hamile karşı sorumlu kalmaya devam eder.

Adım Adım Çözüm

1
Definin türünü belirle
Ehliyetsizlik (tam ehliyetsizlik), kıymetli evrak hukukunda mutlak defiler kategorisindedir.
Mutlak defiler, senedin iyiniyetli hamili dahil olmak üzere herkese karşı ileri sürülebilir.
2
İmzaların bağımsızlığı (istiklali) ilkesini uygula
Bir borçlunun imzasının geçersiz olması (örneğin ehliyetsizlik nedeniyle), senetteki diğer imzaların geçerliliğini etkilemez.
TTK madde 677 uyarınca, poliçede (ve bono/çekte) imza atanlardan birinin ehliyetsiz olması, diğer imza sahiplerinin sorumluluğunu ortadan kaldırmaz.
3
Sonuçları birleştir
(D) ödemeden kurtulur ancak (A), (B) ve (C) sorumlu kalmaya devam eder.
Ehliyetsizlik mutlak bir hak sağlarken, imzaların istiklali senedin tedavül güvenliğini korur.

Anahtar Kavram

İmzaların İstiklali ve Mutlak Defiler

Daha Fazla Pratik

Kıymetli evrakta 'sahtecilik' definin imzaların bağımsızlığı ilkesiyle etkileşimini inceleyiniz.
Tahmini Süre:3m 0s
Soru 5Soru

6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'na göre, kıymetli evrak borçlusunun senedin devredildiği iyiniyetli üçüncü kişiler de dâhil olmak üzere herkese karşı ileri sürebileceği 'mutlak defi' aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Senedin kanunen taşıması gereken zorunlu şekil şartlarından birini içermemesi

Cevap

Senedin kanunen taşıması gereken zorunlu şekil şartlarından birini içermemesi
Senedin kanunen taşıması gereken zorunlu şekil şartlarından (örneğin poliçede 'poliçe' kelimesi veya 'kayıtsız şartsız bedel ödeme vaadi') birinin eksik olması, senedin kıymetli evrak niteliğini kaybetmesine yol açar. Bu eksiklik senedin üzerinden doğrudan anlaşıldığı için borçlu, senedi elinde bulunduran herkese karşı bu eksikliği bir 'mutlak defi' olarak ileri sürebilir.

Adım Adım Çözüm

1
Mutlak defi kavramının kapsamını belirle.
Mutlak defiler; senedin metninden anlaşılan veya senedin hükümsüzlüğüne (geçersizliğine) ilişkin olan, herkese karşı ileri sürülebilen savunmalardır.
Soruda iyiniyetli üçüncü kişilere karşı dahi ileri sürülebilen savunma türü sorulmaktadır.
2
Seçeneklerdeki savunma türlerini nitelendir.
Zorunlu şekil eksikliği senedin metninden anlaşılan bir mutlak defidir; ödeme, takas, temel ilişki ve hatır senedi iddiaları ise sadece taraflar arasında ileri sürülebilen nispi (şahsi) defilerdir.
Kıymetli evrakın soyutluk ilkesi gereği şahsi defiler iyiniyetli hamillere karşı ileri sürülemez.

Anahtar Kavram

Kıymetli evrakta mutlak ve nispi (şahsi) defilerin ayrımı

Daha Fazla Pratik

İyiniyetli hamile karşı ileri sürülemeyen diğer şahsi defileri ve 'defilerin dermiyanı' kuralını inceleyiniz.
Tahmini Süre:45s
Soru 6Soru

AA, bir mal alım satım sözleşmesine dayanarak BB lehtarına bir bono düzenleyip teslim etmiştir. Ancak sözleşme konusu mallar AA’ya hiç teslim edilmediği için borçlu AA, lehtar BB’ye karşı bedelsizlik defini ileri sürebilecek durumdadır. BB, söz konusu bu bedelsizlik durumunu bilen ancak AA’ya zarar verme kastı gütmeyen CC’ye bonoyu ciro etmiş; CC de bonoyu durumu bilmeyen iyiniyetli DD’ye ciro yoluyla devretmiştir. Bononun vadesi geldiğinde ödenmemesi üzerine hamil DD, borçlu AA’ya karşı takip başlatmıştır.

Buna göre, borçlu AA’nın hamile karşı ileri sürebileceği savunmalarla ilgili aşağıdaki ifadelerden hangisi doğrudur?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Bedelsizlik defisi temel ilişkiden kaynaklanan nispi bir defi niteliğinde olduğundan; AA, bu savunmayı senedi devralırken kötüniyetli olduğu ispatlanamayan hamil DD’ye karşı ileri süremez.

Cevap

Bedelsizlik defisi nispi bir defi olduğu için iyiniyetli hamil olan son alacaklıya karşı ileri sürülemez.
Kıymetli evrakta bedelsizlik, borcun doğumuna engel olan veya borcu sona erdiren şahsi (nispi) bir defidir. TTK m. 687 uyarınca, kambiyo senetlerinden dolayı kendisine başvurulan kişi, düzenleyen veya önceki hamillerden biriyle kendi arasında doğrudan doğruya var olan ilişkilere dayanan defileri hamile karşı ileri süremez. Bunun tek istisnası, hamilin senedi iktisap ederken bile bile borçlunun zararına hareket etmiş olmasıdır. Olayda son hamil olan kişinin iyiniyetli olduğu belirtildiğinden, borçlunun bu savunmayı ona karşı ileri sürmesi hukuken mümkün değildir.

Adım Adım Çözüm

1
Olaydaki defin türünü tespit etme.
Bedelsizlik, temel borç ilişkisinden (malın teslim edilmemesi) kaynaklandığı için 'nispi (şahsi) defi' kategorisindedir.
Senedin kendisinden veya imza geçersizliğinden değil, taraflar arasındaki özel anlaşmazlıktan kaynaklanmaktadır.
2
Defilerin kesilmesi ilkesini uygulama.
Türk Ticaret Kanunu m. 687/1 uyarınca, borçlu şahsi defileri ancak senedi iktisap ederken 'bile bile borçlunun zararına hareket eden' hamile karşı ileri sürebilir.
İyiniyetli hamillerin senede olan güvenini korumak kıymetli evrak hukukunun temel amacıdır.
3
Hamillerin hukuki durumunu analiz etme.
CC durumu bildiği için defi ona karşı ileri sürülebilir; ancak DD iyiniyetli olduğu için defi DD karşısında 'kesilir'.
DD’nin iktisabı sırasında borçlunun zararına hareket ettiğine dair bir veri bulunmamaktadır.

Anahtar Kavram

Kıymetli Evrakta Şahsi (Nispi) Defiler ve Defilerin Kesilmesi İlkesi
Tahmini Süre:2m 0s
Soru 7Soru

Kıymetli evrak hukukunda, senedin kanunen taşıması gereken zorunlu şekil şartlarından birinin eksik olması durumunda borçlu tarafından ileri sürülen savunma aracı, niteliği bakımından aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Mutlak defi

Cevap

Şekil eksikliği nedeniyle ileri sürülen savunma bir mutlak defidir.
Mutlak defiler, kıymetli evrak borçlusunun senedin hamili kim olursa olsun herkese karşı ileri sürebileceği defilerdir. Senedin metninden anlaşılan defiler (vadenin gelmediği, şekil eksikliği, senet metni ile ödeme şartının birbirine uymaması gibi) bu grubun en temel örneğidir. Senedin kanunen taşıması gereken zorunlu unsurlardan birinin eksik olması durumu da senedin metninden doğrudan anlaşıldığı için mutlak defi olarak nitelendirilir.

Adım Adım Çözüm

1
Savunmanın kaynağını tespit et
Savunma, senedin kanuni şekil şartlarındaki eksiklikten (senet metninden) kaynaklanmaktadır.
Defilerin tasnifi, savunmanın senedin metninden mi yoksa taraflar arasındaki ilişkiden mi kaynaklandığına göre yapılır.
2
İleri sürülebilecek kişileri belirle
Senedin metninden anlaşılan eksiklikler, senedi elinde bulunduran hamillere (iyiniyetli olsalar dahi) karşı ileri sürülebilir.
Kıymetli evrakın kamu güvenine mazhariyeti, senedin içeriğinin herkes için bağlayıcı olmasını gerektirir.

Anahtar Kavram

Kıymetli evrakta mutlak defiler, senedin metninden anlaşılan veya senedin geçersizliğine yol açan ve herkese karşı ileri sürülebilen savunma araçlarıdır.
Tahmini Süre:45s
Soru 8Soru

Ayırt etme gücüne sahip sınırlı ehliyetsiz (A)(A), yasal temsilcisinin rızasını almadan (B)(B) lehine bir bono düzenlemiş; ancak (B)(B) temel ilişkideki edimini yerine getirmemiştir. (B)(B), bu bonoyu durumdan habersiz iyiniyetli (C)(C)’ye ciro etmiş; (C)(C) ise bonoyu (A)(A) ile (B)(B) arasındaki bedelsizliği ve (A)(A)’nın ehliyet durumunu bilen (D)(D)’ye tahsil cirosu ile devretmiştir. (D)(D), ödeme için (A)(A)’ya başvurduğunda (A)(A), hem ehliyetsizlik hem de bedelsizlik defilerini ileri sürmüştür.

6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu uyarınca, (A)(A)’nın ileri sürdüğü defilerle ilgili aşağıdakilerden hangisi doğrudur?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Ehliyetsizlik mutlak bir defi olduğundan (D)(D)’ye karşı ileri sürülebilir; ancak bedelsizlik nispi bir defi olup (C)(C) iyiniyetli olduğu için (D)(D)’ye karşı ileri sürülemez.

Cevap

Sınırlı ehliyetsizlikten kaynaklanan mutlak defi herkese karşı ileri sürülebilirken, bedelsizlik nispi bir defi olduğu ve (C)(C) iyiniyetli olduğu için tahsil cirosuyla senedi alan (D)(D)'ye karşı ileri sürülemez.
Doğru yanıt, kıymetli evrak hukukundaki defilerin tasnifi ve tahsil cirosunun özelliklerini doğru birleştirir. Sınırlı ehliyetsizlerin yasal temsilci rızası olmadan düzenledikleri senetlerdeki ehliyetsizlik defisi mutlak bir defi olup, senedi devralan kişinin iyiniyetinden bağımsız olarak herkese karşı ileri sürülebilir. Bedelsizlik ise nispi bir defi olup, senet iyiniyetli bir hamile (CC) geçtiğinde bu hamile karşı ileri sürülemez. TTK 688 uyarınca tahsil cirosu ile senedi alan kişi (DD), cirantanın (CC) temsilcisi olduğundan, borçlu ancak cirantaya karşı ileri sürebileceği defileri temsilciye karşı ileri sürebilir. (A)(A), (C)(C)'ye karşı bedelsizlik defini ileri süremediği için, (D)(D) durumu bilse dahi bu defi ona karşı da ileri sürülemez.

Adım Adım Çözüm

1
Ehliyetsizlik definin niteliğini belirle.
Ayırt etme gücüne sahip sınırlı ehliyetsizin rızasız attığı imza, TTK 670 uyarınca kendisini bağlamaz; bu mutlak (şahsi mutlak) bir defidir.
Geçerli bir irade beyanı bulunmadığı için borç hiç doğmamıştır ve bu durum herkese karşı ileri sürülebilir.
2
Bedelsizlik definin niteliğini ve hamillere etkisini analiz et.
Bedelsizlik, temel ilişkiden doğan nispi bir defidir ve TTK 687 uyarınca iyiniyetli hamillere karşı ileri sürülemez.
Kıymetli evrakın tedavül kabiliyetini korumak için iyiniyetli üçüncü kişiler temel ilişkideki sakatlıklardan korunur.
3
Tahsil cirosunun defiler üzerindeki etkisini değerlendir.
TTK 688 uyarınca, tahsil cirosunda borçlu ancak cirantaya (C) karşı ileri sürebileceği defileri hamile (D) karşı ileri sürebilir.
(D)(D) sadece bir temsilci (vekil) olduğu için (C)(C)'nin sahip olmadığı bir hakka (veya (C)(C)'ye karşı mevcut olmayan bir defiye) tabi kılınamaz.
4
Somut olaya uygula.
Ehliyetsizlik mutlak olduğundan (D)(D)'ye karşı ileri sürülür. Bedelsizlik (C)(C)'ye karşı ileri sürülemediği için (D)(D)'ye karşı da ileri sürülemez.
(C)(C) iyiniyetli olduğu için temizlenen defi, tahsil cirosuyla temsilciye geçen hakta da kapalı kalmaya devam eder.

Anahtar Kavram

Mutlak ve Nispi Defilerin Tahsil Cirosu ile Etkileşimi

Daha Fazla Pratik

Kıymetli evrakta 'vadeden sonra ciro' (TTK 690) ile 'tahsil cirosu' (TTK 688) arasındaki defi ileri sürme farklarını inceleyiniz.
Tahmini Süre:3m 0s
Soru 9Soru

Kıymetli evrak hukukunda mutlak defiler, borçlunun senedin metninden veya senedin geçersizliğinden kaynaklanan ve iyiniyetli üçüncü kişiler de dâhil olmak üzere senedi elinde bulunduran herkese karşı ileri sürebileceği savunma araçlarıdır. Buna göre, aşağıdakilerden hangisi senedin metninden anlaşılan ve borçlu tarafından her hamile karşı ileri sürülebilen bir mutlak defidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Senede göre vadenin henüz gelmemiş olması

Cevap

Senede göre vadenin henüz gelmemiş olması, senedin metninden anlaşılan mutlak bir defidir.
Senedin metninden anlaşılan defiler, borçlu tarafından senedi elinde bulunduran herkese karşı ileri sürülebilir. Vadenin henüz gelmemiş olması senet üzerinde açıkça görülebildiği için bu durumu her hamil bilebilir ve borçlu ödemeden kaçınma hakkını herkese karşı kullanabilir.

Adım Adım Çözüm

1
Defi türlerini sınıflandırın.
Defiler mutlak (herkese karşı) ve nispi (şahsi) olarak ayrılır.
Borçlunun kime karşı hangi savunmayı yapabileceğini belirlemek için bu ayrım temeldir.
2
Senedin metninden anlaşılan unsurları değerlendirin.
Senet üzerindeki vade, miktar veya şekil şartları metinden anlaşılan unsurlardır.
Senedi eline alan her hamil bu bilgileri görebileceği için bu defiler mutlaktır.
3
Seçeneklerdeki durumların kaynağını inceleyin.
Vade senet üzerindedir (mutlak); hatır, ayıp, ödeme ve ibra ise temel ilişki veya şahsi durumlarla ilgilidir (nispi).
Doğru sınıflandırma ile mutlak olan seçenek belirlenir.

Anahtar Kavram

Kıymetli evrakta mutlak ve nispi defi ayrımı
Tahmini Süre:45s
Soru 10Soru

Düzenleyen (A)(A), lehtar (B)(B) lehine bir bono düzenlemiştir. (B)(B), bu bonoyu ciro yoluyla (C)(C)'ye, (C)(C) ise (D)(D)'ye devretmiştir. (A)(A) ile (B)(B) arasındaki temel ilişki olan satış sözleşmesi, (B)(B)'nin edimini hiç yerine getirmemesi sebebiyle (A)(A) tarafından haklı nedenle feshedilmiştir. Mevcut hamil (D)(D), senedi (C)(C)'den devralırken (A)(A)'nın (B)(B)'ye karşı sahip olduğu bedelsizlik defisini ileri sürmesini engellemek amacıyla, bu durumu bilerek senedi iktisap etmiştir.

Buna göre, hamil (D)(D) tarafından başlatılan takibe karşı borçlu (A)(A)'nın ileri sürebileceği savunmalarla ilgili 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu hükümleri uyarınca aşağıdakilerden hangisi doğrudur?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Bedelsizlik savunması şahsi bir defi olup, kural olarak sadece doğrudan taraflar arasında ileri sürülebilirse de; hamil (D)(D) senedi iktisap ederken bilerek borçlu (A)(A)'nın zararına hareket ettiği için (A)(A), bu defiyi (D)(D)'ye karşı ileri sürebilir.

Cevap

Düzenleyen, bedelsizlik savunmasını (şahsi defi), hamilin senedi devralırken bilerek borçlunun zararına hareket ettiğini ispatlaması şartıyla üçüncü kişi hamile karşı ileri sürebilir.
Kıymetli evrak hukukunda, temel ilişkideki edimlerin yerine getirilmemesi (bedelsizlik) şahsi bir defi niteliğindedir. Türk Ticaret Kanunu'nun 687. maddesine göre, kambiyo senedi borçlusu, lehtar ile arasındaki kişisel ilişkilerden kaynaklanan defileri hamile karşı ileri süremez. Ancak bu kuralın istisnası, hamilin senedi iktisap ederken borçlunun zararına hareket ettiğinin (kötüniyetli olduğunun) ispatlanmasıdır. Olayda hamilin bu durumu bilerek ve borçlunun savunma hakkını engellemek amacıyla senedi devraldığı belirtildiğinden, şahsi defi olan bedelsizlik iddiası bu hamile karşı ileri sürülebilir.

Adım Adım Çözüm

1
Savunmanın (definin) niteliğini belirle.
Temel ilişkideki sözleşmenin feshinden kaynaklanan bedelsizlik iddiası 'şahsi (nispi) defi' niteliğindedir.
Bu savunma senedin metninden veya senedin kendisindeki bir geçersizlikten değil, taraflar arasındaki hukuki ilişkiden kaynaklanmaktadır.
2
TTK m. 687/1 uyarınca şahsi defilerin devir yasağını değerlendir.
Kambiyo senetlerinde şahsi defiler, kural olarak senedin devredildiği üçüncü kişilere karşı ileri sürülemez.
Ticari hayatın güvenliği ve kıymetli evrakın tedavül kabiliyeti, iyiniyetli üçüncü kişilerin korunmasını gerektirir.
3
Olaydaki hamilin (D) durumunu kanuni istisna kapsamında analiz et.
Hamil (D), senedi devralırken bilerek borçlu (A)'nın zararına hareket etmiştir.
Hamilin sadece defiyi bilmesi yetmez; borçlunun bu defiyi lehtara karşı ileri sürme imkanını ortadan kaldırmak amacıyla senedi devralması (kötüniyet) gerekir.
4
İstisna kuralını sonuca uygula.
Borçlu (A), kötüniyetli olan (D)'ye karşı bedelsizlik defisini ileri sürebilir.
TTK 687/1 uyarınca 'hamil senedi iktisap ederken bile bile borçlunun zararına hareket etmişse' şahsi defiler hamile karşı da ileri sürülebilir.

Anahtar Kavram

Şahsi Defiler ve Kötüniyetli Hamil İstisnası (TTK 687)

Daha Fazla Pratik

Mutlak ve nispi defiler arasındaki ayrımı pekiştirmek için 'imza sahteliği' ve 'ehliyetsizlik' gibi mutlak defilerin iyiniyetli hamile karşı etkisini inceleyen sorular çözebilirsiniz.
Tahmini Süre:2m 0s
Soru 11Soru

Düzenleyen (A)(A), 5.0005.000 TL bedelli bir bonoyu lehtar (B)(B) lehine düzenlemiş; (B)(B) bu bonoyu (C)(C)’ye ciro etmiştir. (C)(C), bononun bedelini tahrifat yaparak 50.00050.000 TL’ye yükseltmiş ve (D)(D)’ye, (D)(D) ise iyiniyetli (E)(E)’ye ciro etmiştir. Bononun vadesinde ödenmemesi üzerine hamil (E)(E)'nin başvurusu ile ilgili kıymetli evrak hukuku hükümleri uyarınca aşağıdakilerden hangisi doğrudur?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: (A)(A) ve (B)(B), tahrifattan önce imza attıkları için senetteki değişikliği herkese karşı ileri sürebilir ve sadece 5.0005.000 TL’den sorumlu olurlar.

Cevap

(A)(A) ve (B)(B)'nin tahrifattan önce imza atmış olmaları nedeniyle değişikliği herkese karşı ileri sürebilecekleri ve sadece orijinal bedel olan 5.0005.000 TL'den sorumlu olacakları ifadesi doğrudur.
Doğru cevap, tahrifattan önce imza atanların senedin orijinal metniyle bağlı olduklarını belirten seçenektir. Türk Ticaret Kanunu'nun 748. maddesine göre, bir poliçe (veya bono) metni tahrif edildiği takdirde, tahrifattan sonra imza atanlar değişmiş metne göre, tahrifattan önce imza atanlar ise eski metne göre sorumlu olurlar. Tahrifat, senedin metninden anlaşılan mutlak bir defi olduğu için iyiniyetli üçüncü kişilere karşı da ileri sürülebilir.

Adım Adım Çözüm

1
Olaydaki tahrifatın hukuki niteliğini belirle.
Senet bedelinin 5.0005.000 TL'den 50.00050.000 TL'ye çıkarılması bir tahrifattır ve bu, senedin metninden anlaşılan mutlak bir defidir.
Türk Ticaret Kanunu (TTK) m. 748 uyarınca tahrifat, senedin geçerliliğini etkilemez ancak sorumluluğun kapsamını değiştirir.
2
İmza atanların tahrifat anına göre konumlarını tespit et.
(A)(A) ve (B)(B) tahrifattan önce, (C)(C) ve (D)(D) ise tahrifattan sonra imza atmıştır.
TTK m. 748'e göre tahrifattan önce imza atanlar eski metinden, sonra imza atanlar ise yeni metinden sorumludur.
3
Definin iyiniyetli hamile karşı ileri sürülüp sürülemeyeceğini değerlendir.
Tahrifat mutlak bir defi olduğu için iyiniyetli hamil (E)(E)'ye karşı da ileri sürülebilir.
Mutlak defiler, senedin devrinden etkilenmez ve hamili iyiniyetli olsa dahi borçlu tarafından savunma olarak kullanılabilir.

Anahtar Kavram

Kıymetli evrakta tahrifat durumunda imza atanların sorumluluğu ve mutlak defiler.
Soru 12Soru

Düzenleyen, bir mal alım satımı için lehtar lehine bir bono düzenlemiş ancak söz konusu mal teslim edilmediği için senet "bedelsiz" kalmıştır. Lehtar, borçlunun bu durumu ileri sürerek ödemeden kaçınacağını bilen ve sırf borçluyu zor durumda bırakmak amacıyla senedi devralan bir üçüncü kişiye senedi ciro etmiştir.

Buna göre, senedi devralan bu üçüncü kişiye karşı borçlunun "bedelsizlik" iddiasını ileri sürebilmesiyle ilgili aşağıdakilerden hangisi doğrudur?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Bedelsizlik nispi bir defi olsa da hamil senedi iktisap ederken bile bile borçlunun zararına hareket ettiği için bu defi hamile karşı ileri sürülebilir.

Cevap

Bedelsizlik nispi bir defi olsa da hamil senedi iktisap ederken bile bile borçlunun zararına hareket ettiği için bu defi hamile karşı ileri sürülebilir.
Doğru yanıt, bedelsizliğin nispi bir defi olduğunu ve hamilin kötüniyetli (borçlunun zararına hareket eden) olması durumunda bu definin ona karşı ileri sürülebileceğini belirtmektedir. Türk Ticaret Kanunu madde 687 uyarınca, borçlu lehtar ile arasındaki doğrudan ilişkilerden doğan defileri (şahsi defiler), hamil senedi devralırken bile bile borçlunun zararına hareket etmişse hamile karşı ileri sürebilir.

Adım Adım Çözüm

1
Definin türünü belirlemek
Temel borç ilişkisindeki malın teslim edilmemesi (bedelsizlik), sadece o ilişkinin tarafları arasında ileri sürülebilen bir 'nispi (şahsi) defi'dir.
Kıymetli evrakta defiler, kaynağına ve ileri sürülebileceği kişilere göre mutlak ve nispi olarak ikiye ayrılır.
2
Üçüncü kişilere karşı ileri sürülme kuralını uygulamak
Türk Ticaret Kanunu uyarınca, nispi defiler kural olarak iyiniyetli üçüncü kişilere karşı ileri sürülemez.
Bu kural, kıymetli evrakın tedavül kabiliyetini ve hamillerin güvenini korumak için getirilmiştir.
3
Kötüniyet istisnasını değerlendirmek
Hamil, senedi iktisap ederken 'bile bile borçlunun zararına hareket etmişse' (kötüniyetli ise), borçlu nispi defileri bu hamile karşı da ileri sürebilir.
Kanun, borçluyu mağdur etmek amacıyla senedi devralan kişiyi korumaz (TTK 687/1).

Anahtar Kavram

Şahsi Defilerin Kötüniyetli Hamile Karşı İleri Sürülmesi
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 13Soru

AA, BB lehine bir bono düzenlemiştir. Bu bono; BB tarafından CC’ye, CC tarafından da iyiniyetli hamil DD’ye ciro ve teslim yoluyla devredilmiştir. DD'nin ödeme talebiyle karşılaşan düzenleyen AA, ödeme yapmaktan kaçınmak için çeşitli savunmalar ileri sürmektedir.

Buna göre AA, aşağıdaki savunmalardan hangisini hamil DD’ye karşı bir 'nispi (şahsi) defi' niteliğinde olduğu için ileri süremez?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: AA ile lehtar BB arasındaki temel ilişkiden kaynaklanan bir alacakla borcun takas edilmesi

Cevap

Düzenleyen ile lehtar arasındaki temel ilişkiden kaynaklanan takas savunması, nispi (şahsi) bir defi olduğu için iyiniyetli hamile karşı ileri sürülemez.
Temel ilişkideki borcun takas yoluyla sona erdirilmesi, senedin düzenlenmesine yol açan taraflar arasındaki özel bir ilişkidir. Bu tür savunmalar 'nispi defi' niteliğindedir. Türk Ticaret Kanunu'na göre, hamil senedi iktisap ederken bile bile borçlunun zararına hareket etmedikçe (iyiniyetliyse), borçlu bu şahsi savunmalarını hamile karşı ileri süremez.

Adım Adım Çözüm

1
Defi türlerini sınıflandırın.
Defiler; mutlak (herkese karşı) ve nispi (sadece ilgili kişiye karşı) olarak ikiye ayrılır.
Soruda iyiniyetli hamile karşı ileri sürülemeyecek olan savunmanın tespiti istenmektedir.
2
Seçeneklerdeki savunmaların hukuki niteliğini analiz edin.
Şekil eksikliği, vade (metinden anlaşılan), ehliyetsizlik ve imza sahteliği mutlak defilerdir. Takas ise temel ilişkiye dayanan nispi bir defidir.
Türk Ticaret Kanunu uyarınca, borçlu ile önceki hamiller arasındaki kişisel ilişkiler iyiniyetli hamile karşı savunma olarak kullanılamaz.

Anahtar Kavram

Kıymetli evrakta nispi (şahsi) defiler, sadece temel ilişkinin tarafları arasında ileri sürülebilir ve kural olarak iyiniyetli üçüncü kişilere karşı etkili değildir.
Soru 14Soru

Düzenleyen (A)(A), lehtar (B)(B) lehine 25.00025.000 TL bedelli bir bono düzenlemiştir. Ancak temel ilişkideki malın teslim edilmemesi nedeniyle senet bedelsiz kalmıştır. (B)(B), bu bonoyu vadesinden önce "tahsil içindir" kaydıyla (C)(C)’ye ciro ederek teslim etmiştir. (C)(C), vadesi gelen senedi (A)(A)’ya ibraz ederek ödeme talep etmiştir.

Buna göre, (A)(A)’nın bedelsizlik defisini (C)(C)’ye karşı ileri sürüp süremeyeceği ile ilgili aşağıdaki ifadelerden hangisi doğrudur?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: (A)(A), (B)(B)'ye karşı sahip olduğu bedelsizlik defisini (C)(C)'ye karşı da ileri sürebilir.

Cevap

Borçlu düzenleyen, lehtara karşı sahip olduğu bedelsizlik defisini, senedi tahsil cirosuyla devralan hamile karşı da ileri sürebilir.
Türk Ticaret Kanunu'nun 688. maddesine göre, tahsil cirosu yapılan hallerde hamil, senedi ciro edenin temsilcisi konumundadır. Borçlu, cirantaya (lehtara) karşı sahip olduğu şahsi defileri, temsilci sıfatıyla hareket eden hamile karşı da ileri sürebilir. Olayda senet bedelsiz kaldığı için borçlu düzenleyen, bu savunmasını senedi tahsil amacıyla elinde bulunduran hamile karşı başarıyla kullanabilir.

Adım Adım Çözüm

1
Ciro türünün ve hukuki sonuçlarının belirlenmesi
Senedin üzerindeki "tahsil içindir" kaydı, bunun bir tahsil cirosu olduğunu gösterir. TTK m. 688 uyarınca, tahsil cirosu ile senedi devralan hamil (C), senedi ciro edenin (B) temsilcisi sıfatını kazanır.
Tahsil cirosunda mülkiyet devredilmez, sadece senedin tahsil edilmesi için temsil yetkisi verilir.
2
Defi türünün ve ileri sürülebilirlik kuralının uygulanması
Bedelsizlik, taraflar arasındaki temel ilişkiden doğan nispi bir defidir. Temsil kuralı gereği, borçlu (A), asıl hak sahibine (B) karşı sahip olduğu tüm savunmaları onun temsilcisine (C) karşı da kullanabilir.
Borçlunun temsilciye karşı defi ileri sürebilmesi için hamilin kötü niyetli olması gerekmez; temsilci asıl hak sahibinin haklarını kullandığı için onun sahip olduğu kısıtlamalara da tabidir.

Anahtar Kavram

Tahsil cirosunda şahsi defilerin ileri sürülmesi

Alternatif Yöntem

Soruyu çözerken 'Tahsil cirosu = Temsil ilişkisi' formülünü kullanmak, şahsi defilerin temsilciye karşı neden ileri sürülebildiğini anlamayı kolaylaştırır.
Tahmini Süre:1m 15s
Soru 15Soru

Düzenleyen (A)(A), bir ticari alışveriş kapsamında lehtar (B)(B) lehine bir bono düzenlemiştir. Ancak söz konusu alışverişe konu olan malların hiç teslim edilmemesi sebebiyle (A)(A) ile (B)(B) arasında "bedelsizlik" uyuşmazlığı doğmuştur. Lehtar (B)(B), bu bonoyu vadesinden önce (C)(C)’ye "bedeli tahsil içindir" şerhini düşerek ciro etmiş ve teslim etmiştir. Vade geldiğinde (C)(C), senet bedelini tahsil etmek amacıyla (A)(A)’ya başvurduğunda (A)(A)'nın hukuki durumu ile ilgili aşağıdakilerden hangisi doğrudur?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: (A)(A), (B)(B)’ye karşı sahip olduğu bedelsizlik defini (C)(C)’ye karşı da ileri sürebilir; çünkü tahsil cirosu ile senedi alan kişi cirantanın temsilcisi sayılır.

Cevap

Borçlu, lehtara karşı sahip olduğu şahsi (nispi) defileri, senedi tahsil cirosu ile devralan hamile karşı da ileri sürebilir; çünkü tahsil hamili senedi kendi adına değil, ciranta adına tahsil etmektedir.
Türk Ticaret Kanunu m. 688 uyarınca, tahsil cirosu ile senedi elinde bulunduran hamil, cirantanın temsilcisi sayılır. Bu sebeple borçlu, senedi ciro edene (lehtara) karşı ileri sürebileceği bedelsizlik gibi tüm şahsi defileri, senedi tahsil amacıyla elinde tutan kişiye karşı da ileri sürebilir. Burada hamilin iyiniyetli olup olmamasının bir önemi yoktur çünkü hamil senedin maliki değildir.

Adım Adım Çözüm

Definin niteliğini belirle.
Temel ilişkideki malın teslim edilmemesi (bedelsizlik), nispi (şahsi) bir defidir.
Bu defi senedin metninden anlaşılamaz ve senedin geçersizliğine değil, taraflar arasındaki borcun doğmadığına ilişkindir.
Ciro türünü analiz et.
"Bedeli tahsil içindir" şerhi, Türk Ticaret Kanunu uyarınca bir 'tahsil cirosu'dur.
Tahsil cirosu senedin mülkiyetini hamile devretmez, ona sadece senedi tahsil etme ve gereken hukuki işlemleri yapma yetkisi verir.
Tahsil cirosunda defilerin ileri sürülme kuralını uygula.
Borçlu, cirantaya karşı sahip olduğu defileri tahsil hamiline karşı ileri sürebilir (TTK m. 688).
Tahsil hamili cirantanın temsilcisi/vekilidir. Ciranta (lehtar) kendisi gelseydi defi ileri sürülebileceğine göre, onun adına gelen kişiye karşı da ileri sürülebilir.

Anahtar Kavram

Tahsil Cirosunda Defiler ve Temsil İlkesi

Daha Fazla Pratik

Tahsil cirosunun aksine, 'rehin cirosu' (bedeli rehindir şerhi) ile senedin devredilmesi durumunda defilerin ileri sürülme şartlarını inceleyiniz.
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 16Soru

Düzenleyen (A)(A), lehtar (B)(B) lehine bir bono düzenlemiştir. (B)(B), bu bonoyu (C)(C)'ye; (C)(C) ise üzerine "ciro yasaktır" kaydını düşerek (D)(D)'ye ciro ve teslim etmiştir. (D)(D) de senedi (E)(E)'ye ciro etmiştir. Vadeden sonra senedin ödenmemesi üzerine hamil (E)(E), müracaat borçlusu sıfatıyla (C)(C)'ye başvurduğunda, (C)(C)'nin bu kayda dayanarak ödemeyi reddetmesinin hukuksal niteliği aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Senet metninden anlaşılan mutlak bir defidir.

Cevap

Cirantanın senet üzerine koyduğu ciro yasağı kaydı, senet metninden anlaşılan mutlak bir defi niteliğindedir.
Türk Ticaret Kanunu uyarınca, senet üzerine konulan ve senedin içeriğinden (metninden) açıkça anlaşılan tüm kayıtlar 'senet metninden anlaşılan defiler' kategorisindedir. Bu defiler, hamilin iyiniyetli olup olmadığına bakılmaksızın herkese karşı ileri sürülebildiği için mutlak defi niteliği taşır. Ciranta tarafından düşülen ciro yasağı kaydı da bu türden bir kayıt olup, kendisinden sonra senedi devralan herkese karşı ileri sürülebilir.

Adım Adım Çözüm

1
Ciranta tarafından konulan 'ciro yasağı' kaydının tespiti.
Senet üzerine ciranta tarafından eklenen bu kayıt, Türk Ticaret Kanunu (TTK) madde 685/2 uyarınca hüküm doğurur.
Mevzuatın cirantaya tanıdığı sorumluluğu sınırlama yetkisinin kullanımını saptamak.
2
Kaydın hukuki sonucunun değerlendirilmesi.
TTK m. 685/2'ye göre, ciroyu yasaklayan ciranta, senedin sonradan ciro edildiği kişilere (örnekte E) karşı sorumlu olmaz.
Söz konusu kaydın kimlere karşı ve ne ölçüde sorumluluktan kurtardığını belirlemek.
3
Definin niteliğinin sınıflandırılması.
Kayıt senet metninde açıkça yer aldığı için 'senet metninden anlaşılan' ve herkese karşı ileri sürülebildiği için 'mutlak' defi olarak sınıflandırılır.
Defi türlerini kaynağı ve etkisi bakımından ayırt etmek.

Anahtar Kavram

Kıymetli evrakta mutlak defiler kapsamında yer alan 'senet metninden anlaşılan defiler', senedi inceleyen her hamile karşı ileri sürülebilen, iyiniyetin korunmadığı defilerdir.

Daha Fazla Pratik

Düzenleyen tarafından konulan 'emre yazılı değildir' kaydının senedin devir usulüne ve defi rejimine etkisini inceleyiniz.
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 17Soru

Bir ticari satım sözleşmesi kapsamında (A) Anonim Şirketi, satın aldığı hammaddelerin bedeline karşılık olmak üzere satıcı (B) Limited Şirketi emrine bir bono düzenleyerek teslim etmiştir. Ancak (B) Limited Şirketi, sözleşmede kararlaştırılan tarihte malları teslim etmemiştir. Bu arada (B) Limited Şirketi, söz konusu bonoyu aralarındaki kredi ilişkisine istinaden (C) Bankası'na ciro ve teslim yoluyla devretmiştir. Vadesi geldiğinde (C) Bankası, bononun ödenmesi için (A) Anonim Şirketi'ne başvurmuştur. (A) Anonim Şirketi ise malların teslim edilmediğini belirterek ödeme yapmaktan kaçınmak istemektedir.

Türk Ticaret Kanunu hükümlerine göre, (A) Anonim Şirketi'nin malların teslim edilmediğine ilişkin bedelsizlik defini (C) Bankası'na karşı ileri sürebilmesi aşağıdakilerden hangisine bağlıdır?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: (C) Bankası'nın bonoyu iktisap ederken bilerek (A) Anonim Şirketi'nin zararına hareket etmiş olmasına

Cevap

Bedelsizlik definin üçüncü kişi hamile karşı ileri sürülebilmesi için hamilin bonoyu iktisap ederken bilerek borçlunun zararına hareket etmiş olması gerekir.
Kambiyo senetlerinde bedelsizlik (malın teslim edilmemesi) bir nispi defidir. Türk Ticaret Kanunu (m. 687) uyarınca, poliçe veya bonodan dolayı kendisine başvurulan kişi, önceki hamillerle kendisi arasındaki temel ilişkiye dayanan defileri başvuran hamile karşı ileri süremez. Bu emredici kuralın tek istisnası, hamilin senedi iktisap ederken 'bilerek borçlunun zararına hareket etmiş' olmasıdır. Dolayısıyla, borçlunun bu defini üçüncü kişi hamile karşı ileri sürebilmesi için hamilin borçluyu zarara uğratma (savunmasız bırakma) kastıyla hareket etmiş olması şarttır.

Adım Adım Çözüm

1
Olaydaki defi türünü tespit etme
Malların teslim edilmemesi (bedelsizlik) temel ilişkiden kaynaklandığı için 'nispi defi' niteliğindedir.
Sadece senedin tarafları (düzenleyen ile lehtar) arasındaki alt ilişkiden doğan defiler nispi defilerdir.
2
Nispi defilerin üçüncü kişilere karşı ileri sürülme kuralını uygulama
Kural olarak nispi defiler, senedi devralan üçüncü kişi hamillere (olayda (C) Bankası'na) karşı ileri sürülemez.
Kıymetli evrak hukukunda, tedavül güvenliğini sağlamak amacıyla soyutluk (mücerretlik) ilkesi geçerlidir.
3
Kuralın istisnasını (TTK m. 687) değerlendirme
Nispi definin üçüncü kişiye karşı ileri sürülebilmesi ancak hamilin senedi iktisap ederken 'bilerek borçlunun zararına hareket etmiş' olması şartına bağlıdır.
Kanun koyucu, hamilin temel ilişkideki sorunu sadece bilmesini yeterli görmemiş, borçluyu savunmasız bırakma kastıyla hareket etmesini şart koşmuştur.

Anahtar Kavram

Kıymetli evrakta nispi defilerin (bedelsizlik vb.) iyiniyetli üçüncü kişilere karşı ileri sürülememesi kuralı ve 'bilerek borçlunun zararına hareket etme' istisnası
Soru 18Soru

Tacir Kemal, tedarikçisi Lale'ye olan borcuna karşılık bir poliçe düzenleyip vermiş, Lale de bu poliçeyi ticari ilişkisi bulunan Murat'a ciro etmiştir. Vadesi geldiğinde Murat, ödeme için Kemal'e başvurmuştur.

Türk Ticaret Kanunu hükümlerine göre, Kemal'in Murat'a karşı ileri sürebileceği aşağıdaki savunmalardan hangisi, Murat'ın senedi devralırken taşıdığı niyetten (iyiniyetli veya kötüniyetli olmasından) tamamen bağımsız olarak dinlenir ve ödemeden kaçınma hakkı verir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Poliçe metninde, kanunun aradığı zorunlu şekil şartlarından olan "poliçe" kelimesinin hiçbir şekilde yer almaması

Cevap

Poliçe metninde, kanunun aradığı zorunlu şekil şartlarından olan "poliçe" kelimesinin hiçbir şekilde yer almaması.
Kıymetli evrakta senet metninden anlaşılan def'iler (örneğin zorunlu şekil şartlarının eksikliği), mutlak def'i niteliğindedir. Poliçe kelimesinin senet metninde yer alması TTK uyarınca zorunlu bir şekil şartıdır. Bu kelimenin eksikliği senedin kambiyo senedi vasfını baştan ortadan kaldıracağından, hamilin iyiniyetli olup olmadığına bakılmaksızın herkese karşı (mutlak olarak) ileri sürülebilir ve borçluya ödemeden kaçınma hakkı verir.

Adım Adım Çözüm

1
Soru kökünden, hamilin niyetinden bağımsız olarak ileri sürülebilen savunma türünü belirlemek.
Sorunun, herkese karşı ileri sürülebilen 'mutlak def'i' hallerinden birini aradığı tespit edilir.
Kişisel (nispi) def'iler kural olarak iyiniyetli üçüncü kişilere karşı ileri sürülemezken, mutlak def'iler hamilin iyiniyetli olup olmadığına bakılmaksızın herkese karşı ileri sürülebilir.
2
Seçeneklerdeki savunmaların hukuki niteliğini (mutlak def'i mi, nispi def'i mi olduklarını) analiz etmek.
Sözleşmenin feshi (bedelsizlik), inanca aykırı ciro, takas ve hile savunmalarının temel ilişkiden veya irade sakatlıklarından doğan nispi def'iler olduğu; poliçe kelimesinin eksikliğinin ise senet metninden anlaşılan şekil eksikliği olduğu görülür.
Def'ilerin sınıflandırılmasının doğru yapılması sorunun çözümü için şarttır.
3
Şekil eksikliğinin etkisini değerlendirmek.
Senette kanuni zorunlu şekil şartlarının bulunmaması (poliçe kelimesinin olmaması gibi) senedin kambiyo vasfını geçersiz kılar ve bu durum mutlak def'i olarak herkese karşı ileri sürülebilir.
Senet metninden açıkça anlaşılan geçersizlik halleri senedi devralan herkes tarafından görülebileceğinden korunan bir iyiniyetten söz edilemez.

Anahtar Kavram

Kıymetli Evrakta Def'ilerin Sınıflandırılması (Mutlak ve Nispi Def'iler)
Soru 19Soru

Mimar Aslı, ofisinin tadilatı için Müteahhit Burak ile anlaşmış ve avans olarak Burak'ın emrine bir bono düzenleyip vermiştir. Burak ise bu bonoyu, inşaat malzemeleri aldığı tedarikçisi Cemil'e temlik cirosu ile devretmiştir. Ancak Burak, tadilat işine hiç başlamamış ve sözleşmeyi ihlal etmiştir. Vadesi geldiğinde Cemil, bononun ödenmesi için Aslı'ya başvurmuştur.

Türk Ticaret Kanunu hükümlerine göre, Aslı'nın 'tadilat işinin yapılmadığı' yönündeki defini hamil Cemil'e karşı ileri sürebilmesi aşağıdakilerden hangisine bağlıdır?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Cemil'in bonoyu iktisap ederken bilerek borçlu Aslı'nın zararına hareket etmiş olmasına

Cevap

Aslı'nın kişisel defini ileri sürebilmesi, Cemil'in bonoyu iktisap ederken bilerek borçlu Aslı'nın zararına hareket etmiş olmasına bağlıdır.
Doğru seçenek, hamilin bilerek borçlunun zararına hareket etmiş olmasını şart koşan seçenektir. Türk Ticaret Kanunu madde 687'ye göre, poliçe (ve yollama gereği bono) borçlusu, keşideci veya önceki hamillerden biriyle kendi arasında doğrudan doğruya var olan ilişkilere dayanan defileri hamile karşı ileri süremez. Ancak hamil senedi iktisap ederken bilerek borçlunun zararına hareket etmişse, borçlu bu kişisel (nispi) defini ona karşı da kullanabilir. Olayda 'tadilat işinin yapılmaması' bir nispi defi olduğundan, Aslı'nın bu itirazı Cemil'e yöneltebilmesinin yegane yasal şartı budur.

Adım Adım Çözüm

1
Olaydaki defi türünü tespit et
Tadilat işinin yapılmaması (sözleşmenin ifa edilmemesi / bedelsizlik), senedin metninden anlaşılamayan ve sadece tarafları bağlayan bir kişisel (nispi) defidir.
Definin niteliği, kime karşı ileri sürülebileceğini belirlemek için temel kuraldır.
2
Kişisel defilerin üçüncü kişilere (hamile) karşı ileri sürülme kuralını uygula
Türk Ticaret Kanunu m. 687 gereği, poliçe/bono borçlusu önceki hamillerle arasındaki kişisel defileri yeni hamile karşı kural olarak ileri süremez.
Kıymetli evrakın tedavül (dolaşım) güvenliği ve soyutluk ilkesi bunu gerektirir.
3
Kuralın yasal istisnasını değerlendir
Hamil (Cemil) senedi iktisap ederken bilerek borçlunun (Aslı) zararına hareket etmişse, borçlu bu kişisel defini ona karşı da ileri sürebilir.
Kanun koyucu, kötü niyetin özel bir türü olan 'bilerek borçlunun zararına hareket etme' (exceptio doli) durumunda hamilin korunmasını hakkaniyete aykırı bulmuştur.

Anahtar Kavram

Kıymetli evrakta mutlak ve nispi defi ayrımı ile nispi defilerin hamile karşı ileri sürülebilme şartı (bilerek borçlunun zararına hareket)
Soru 20Soru

Kozmetik üreticisi Ceyda, hammadde tedarikçisi Deniz'den aldığı ürünlerin bedeline karşılık olarak Deniz emrine 100.000 TL bedelli bir bono düzenleyip teslim etmiştir. Deniz, bu bonoyu vadesi gelmeden önce kendi ticari borcuna karşılık nakliyeci Engin'e ciro ve teslim etmiştir. Daha sonra Ceyda, Deniz'in teslim ettiği hammaddelerin sözleşmede kararlaştırılan nitelikleri taşımadığını (ayıplı olduğunu) fark etmiştir. Vade geldiğinde hamil Engin, ödeme talebiyle düzenleyen Ceyda'ya başvurmuştur.

Türk Ticaret Kanunu hükümlerine göre, Ceyda'nın temel ilişkiden (satım sözleşmesinden) doğan "ayıplı mal" defini üçüncü kişi konumundaki hamil Engin'e karşı ileri sürebilmesi aşağıdakilerden hangisine bağlıdır?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Engin'in bonoyu iktisap ederken bilerek borçlu Ceyda'nın zararına hareket etmiş olmasına

Cevap

Hamilin senedi devralırken bilerek borçlunun zararına hareket etmiş olması şartı aranır.
Doğru yanıt, hamilin senedi iktisap ederken bilerek borçlunun zararına hareket etmiş olmasını ifade eden seçenektir. Türk Ticaret Kanunu'na göre (m.687), temel borç ilişkisinden doğan ayıplı mal gibi nispi defiler kural olarak sadece işlemin tarafına (olayda Deniz'e) karşı ileri sürülebilir. Ciro ile senedi devralan üçüncü bir kişiye (Engin'e) karşı bu definin ileri sürülebilmesinin yegane hukuki dayanağı, hamilin senedi devralırken durumu bilmesi ve bilerek borçlu Ceyda'nın zararına hareket etmiş olmasıdır.

Adım Adım Çözüm

1
Olaydaki defi türünü tespit etme
Ayıplı mal itirazı temel ilişkiden doğduğu için bu bir nispi (kişisel) defidir.
Senedin metninden anlaşılmayan, sadece işlemi yapan taraflar arasındaki sözleşmeye dayanan hukuki aykırılıklar kişisel defiler sınıfına girer.
2
Nispi defilerin üçüncü kişilere karşı ileri sürülme kuralını uygulama
TTK m. 687 uyarınca, poliçeden (ve bonodan) dolayı kendisine başvurulan kişi, düzenleyen veya önceki hamillerden biriyle kendi arasında doğrudan doğruya var olan ilişkilere dayanan defileri başvuran hamile karşı ileri süremez.
Kıymetli evrakta soyutluk ilkesi ve tedavül güvenliği, iyi niyetli üçüncü kişilerin korunmasını gerektirir.
3
Kuralın istisnasını belirleme
Eğer hamil, senedi iktisap ederken bilerek borçlunun zararına hareket etmişse (kötü niyetliyse), borçlu alt ilişkiden doğan bu kişisel defileri ona karşı da ileri sürebilir.
Kanun, borçlunun zarar görmesi kastıyla hareket eden ve durumu bilerek senedi devralan kötü niyetli hamili korumaz.

Anahtar Kavram

Kıymetli Evrakta Nispi (Kişisel) Defilerin İleri Sürülmesi ve Bilerek Borçlunun Zararına Hareket Etme İstisnası
Sayfa 1 / 2Sonraki