Yönetim Kuramları

154 soru

Soru 81Soru

Sistem Yaklaşımı’na göre, açık sistemlerin (örgütlerin) zamanla daha karmaşık yapılar haline gelmesi, bünyesindeki birimlerin özel görevleri yerine getirmek üzere birbirinden ayrışarak uzmanlaşması ve örgütsel rollerin daha heterojen bir nitelik kazanması süreci aşağıdakilerden hangisi ile ifade edilir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Farklılaşma

Cevap

Açık sistemlerin gelişim sürecinde yapısal karmaşıklığın artması ve rollerin uzmanlaşması 'Farklılaşma' (Differentiation) kavramı ile açıklanır.
Doğru cevap olan farklılaşma kavramı, açık sistemlerin zamanla daha karmaşık hale gelmesini ve genel fonksiyonların yerini daha spesifik, uzmanlaşmış alt fonksiyonların almasını ifade eder. Katz ve Kahn'a göre bu, açık sistemlerin entropiye karşı koyma ve hayatta kalma stratejilerinden biridir; çünkü daha karmaşık bir yapı, çevresel belirsizliklerle daha iyi başa çıkabilir.

Adım Adım Çözüm

1
Açık sistemlerin temel gelişim özelliklerini analiz edin.
Sistemlerin çevreyle etkileşime girdikçe büyüme ve karmaşıklaşma eğiliminde olduğu görülür.
Sistem teorisinde büyüme, basit yapıdan karmaşık yapıya geçişi zorunlu kılar.
2
Örgütsel rollerin çeşitlenmesi ve alt birimlerin uzmanlaşması sürecini tanımlayan terimi belirleyin.
Bu sürece yönetim literatüründe 'Farklılaşma' adı verilir.
Farklılaşma, sistemin dış çevreden gelen talepleri daha etkin karşılayabilmek için kendi içinde iş bölümü ve uzmanlaşmaya gitmesidir.

Anahtar Kavram

Farklılaşma (Differentiation)

Daha Fazla Pratik

Açık sistemlerin hayatta kalmak için dış çevreden enerji ithal etmesi sürecini (Negatif Entropi) tekrar gözden geçirebilirsiniz.
Tahmini Süre:1m 15s
Soru 82Soru

Henri Fayol, "Genel ve Sınai Yönetim" adlı eserinde yönetim faaliyetinin sadece üst düzey yöneticilere özgü olmadığını, organizasyonun en alt basamağından en üst basamağına kadar her kademede farklı oranlarda mevcut olduğunu savunmuştur. Fayol'un hiyerarşik kademeler ile ihtiyaç duyulan yetenekler arasındaki orantısal ilişkiye dair analizine göre aşağıdakilerden hangisi doğrudur?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Hiyerarşik basamaklarda yukarı çıkıldıkça teknik yeteneğe olan ihtiyaç nispi olarak azalırken, yönetim (idari) yeteneğine olan ihtiyaç ve bu yeteneğin faaliyetler içindeki ağırlığı artar.

Cevap

Hiyerarşik basamaklarda yukarı çıkıldıkça teknik yeteneğe olan ihtiyaç nispi olarak azalırken, yönetim (idari) yeteneğine olan ihtiyaç ve bu yeteneğin faaliyetler içindeki ağırlığı artar.
Doğru yanıt, Fayol'un 'Genel ve Sınai Yönetim' kitabında sunduğu ünlü tablolara dayanmaktadır. Bu analizde Fayol, bir personelin hiyerarşideki yeri yükseldikçe, yaptığı işler içinde idari (yönetim) fonksiyonlarının payının arttığını, teknik işlerin payının ise azaldığını ampirik olarak göstermiştir. Bu durum, üst düzey yöneticiliğin aslında bir 'yönetim uzmanlığı' gerektirdiğini kanıtlar.

Adım Adım Çözüm

1
Fayol'un yetenek sınıflandırmasını analiz et.
Fayol; teknik, ticari, mali, emniyet, muhasebe ve yönetim olmak üzere 6 faaliyet grubu tanımlamıştır.
Yetenek ihtiyacının hangi faaliyet alanlarına odaklandığını anlamak için gereklidir.
2
Hiyerarşi ve yetenek ağırlığı arasındaki ilişkiyi kur.
İşçi seviyesinde teknik yetenek ihtiyacı yaklaşık %85\%85 iken yönetim ihtiyacı %5\%5'tir; genel müdür seviyesinde ise yönetim ihtiyacı %50%60\%50-\%60'lara çıkarken teknik ihtiyaç %10\%10'un altına düşer.
Sorunun kökündeki orantısal artış ve azalış mantığını doğrulamak için gereklidir.
3
Yönetim faaliyetinin evrenselliğini değerlendir.
Yönetim yeteneği sadece üstte değil, her kademede mevcuttur; ancak kademe yükseldikçe önemi artar.
Yönetimin sadece üst kademeye özgü olduğu yönündeki yanlış seçenekleri elemek için gereklidir.

Anahtar Kavram

Yönetim Yeteneğinin Projeksiyonu ve Orantısallığı

Daha Fazla Pratik

Fayol'un 14 yönetim ilkesinden biri olan 'Kumanda Birliği' ile 'Yön Birliği' arasındaki farkı inceleyerek yapısal ve süreçsel ayrımı pekiştirebilirsiniz.
Tahmini Süre:1m 40s
Soru 83Soru

Hawthorne Araştırmaları'nın 'Seri Bağlama Gözlem Odası' (Bank Wiring Observation Room) evresinde, çalışanların rasyonel-ekonomik çıkar beklentilerinin aksine, grup içindeki statülerini korumak amacıyla üretimi belirli bir düzeyde sınırladıkları ve 'parça başı ücret' sisteminin sunduğu daha fazla kazanç imkânını reddettikleri saptanmıştır. Bu bulgu, klasik yönetim kuramının aşağıdaki varsayımlarından hangisinin yetersizliğini doğrudan ortaya koymuştur?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Çalışanların temel motivasyon kaynağının sadece maddi ödüller ve rasyonel-ekonomik çıkarlar olduğu düşüncesi

Cevap

Çalışanların sadece maddi ödüller ve rasyonel-ekonomik çıkarlar ile motive olduğu varsayımı
Doğru cevap, klasik yönetimin 'Ekonomik İnsan' varsayımının yetersizliğini gösterir. Seri Bağlama Gözlem Odası deneyinde işçiler, daha fazla üretip daha çok kazanabilecekken, 'hızlı çalışan' (rate-buster) olarak damgalanmamak ve grup dışına itilmemek için üretimi ortak bir düzeyde tutmuşlardır. Bu, sosyal ihtiyaçların ekonomik ihtiyaçlardan baskın gelebileceğini kanıtlamıştır.

Adım Adım Çözüm

1
Seri Bağlama Gözlem Odası deneyi bulgularını analiz et
İşçilerin daha fazla para kazanmak yerine grup normlarına uyarak üretimi kısıtladıkları (output restriction) görülmüştür.
Deneyin temel amacı olan 'ekonomik teşviklerin verimliliğe etkisi' hipotezinin doğruluğunu kontrol etmek için.
2
Bulguyu klasik yönetim kuramının temel insan modeliyle karşılaştır
Klasik kuramın 'Ekonomik İnsan' modelinin işçi davranışlarını açıklamada yetersiz kaldığı ortaya çıkmıştır.
İşçilerin sosyal kabul ve grup üyeliğini, bireysel ekonomik kazancın üstünde tuttuklarını saptamak için.

Anahtar Kavram

Sosyal İnsan (Social Man) ve İnformal Örgüt Normları
Tahmini Süre:1m 15s
Soru 84Soru

Modern yönetim paradigması örgütleri; bölümler arası duvarlarla (yatay), hiyerarşik kademelerle (dikey) ve kurum dışı çevreyle (dışsal) kesin sınırlarla ayrılmış yapılar olarak kurgular. Buna karşılık postmodern yaklaşım, bilgi akışını hızlandırmak ve esnekliği artırmak için bu sınırların şeffaflaşmasını ve ortadan kalkmasını savunur. Jack Welch tarafından kavramsallaştırılan ve postmodern örgütlerin esneklik, hiyerarşi karşıtlığı ve dış çevreyle bütünleşme gibi temel özelliklerini yansıtan bu örgüt modeli aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Sınırsız Örgüt

Cevap

Sınırsız Örgüt
Sınırsız örgüt yaklaşımı, postmodern yönetim felsefesinin bir yansıması olarak örgüt içindeki ve dışındaki dört temel engeli (dikey hiyerarşi, yatay bölümlendirme, dışsal paydaş mesafesi ve coğrafi uzaklık) ortadan kaldırmayı amaçlar. Bu model, bilginin ve yetkinliğin kurum içinde serbestçe dolaşmasını sağlayarak hızı ve adaptasyon yeteneğini artırır.

Adım Adım Çözüm

1
Modern ve postmodern örgüt yapıları arasındaki temel yapısal farkı analiz edin.
Modern yapıların katı sınırlar ve hiyerarşi, postmodern yapıların ise esneklik ve sınırların kaldırılması üzerine kurulu olduğu belirlenir.
Soruda vurgulanan 'sınırların ortadan kalkması' ifadesi postmodern bir dönüşüme işaret eder.
2
Tanımlanan modelin Jack Welch ile ilişkisini ve kapsamını değerlendirin.
Dikey, yatay, dışsal ve coğrafi sınırları yıkan yapının 'Sınırsız Örgüt' (Boundaryless Organization) olduğu tespit edilir.
Jack Welch, bu kavramı General Electric bünyesinde bilginin engelsiz akışını sağlamak için geliştirmiştir.

Anahtar Kavram

Sınırsız Örgüt (Boundaryless Organization)

Daha Fazla Pratik

Postmodern yönetimin 'türevsizleşme' (dedifferentiation) kavramının bu yapısal dönüşümdeki rolünü inceleyebilirsiniz.
Tahmini Süre:55s
Soru 85Soru

Henri Fayol tarafından geliştirilen Yönetim Süreci Yaklaşımı'nda (Fayolizm) yönetimin beş temel fonksiyonu (POCCC) tanımlanmıştır. Bir yöneticinin; personelini yakından tanıması, yetersiz olanları ayıklaması, kurum ile çalışanlar arasındaki anlaşmaları gözetmesi ve iş yerinde birlik, enerji ve bağlılık ruhunu yayması gibi görevleri söz konusu bu beş fonksiyondan hangisinin doğrudan kapsamına girmektedir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Yöneltme (Kumanda)

Cevap

Yöneltme (Kumanda) fonksiyonu, personeli yakından tanımayı ve verimi artırmak için personeli sevk ve idare etmeyi kapsar.
Yöneltme (Kumanda) fonksiyonu, Henri Fayol tarafından personelin tanınması, kuruma bağlılığın artırılması ve personelin en iyi şekilde çalıştırılması sanatı olarak tanımlanmıştır. Soruda belirtilen personeli yakından tanıma, yetersizleri ayıklama ve bağlılık ruhunu yayma görevleri doğrudan bu fonksiyonun karakteristik özellikleridir.

Adım Adım Çözüm

1
Yönetim fonksiyonları (POCCC) arasındaki ayrımı belirleyin.
Planlama (P), Örgütleme (O), Kumanda/Yöneltme (C), Koordinasyon (C) ve Denetim (C) fonksiyonlarının her birinin odak noktası farklıdır.
Sorudaki faaliyetlerin hangi aşamaya ait olduğunu saptamak için bu temel ayrım gereklidir.
2
Soruda verilen görevlerin niteliğini (personeli tanıma, verimsizleri ayıklama, bağlılık sağlama) analiz edin.
Bu görevlerin 'personeli harekete geçirme ve sevk etme' niteliğinde olduğu görülmektedir.
Henri Fayol'un kuramında personelin en verimli şekilde çalıştırılması 'Kumanda' (Yöneltme) işlevinin ana amacıdır.

Anahtar Kavram

Fayol'un Yöneltme (Kumanda) Fonksiyonu
Soru 86Soru

Hawthorne Araştırmaları'nın son evresi olan "Seri Bağlama Gözlem Odası" (Bank Wiring Observation Room) deneyinde, çalışanların grup tarafından belirlenen üretim standartlarına uymayan üyeleri (hızlı çalışanları veya yavaş çalışanları) sosyal baskı ve yaptırımlar yoluyla kontrol altında tutmaları, aşağıdakilerden hangisinin yönetim literatüründeki önemini ortaya koyan temel bulgudur?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: İnformel (kayıt dışı) örgüt yapısının ve grup normlarının bireysel davranışlar üzerindeki belirleyici etkisi

Cevap

İnformel (kayıt dışı) örgüt yapısının ve grup normlarının bireysel davranışlar üzerindeki belirleyici etkisi
İnformel örgüt yapısının önemini belirten ifade doğrudur çünkü Seri Bağlama Gözlem Odası deneyi, çalışanların yönetimden bağımsız olarak kendi aralarında zımni (örtük) bir üretim standardı belirlediklerini ve bu standardı korumak için grup üyelerine sosyal yaptırımlar uyguladıklarını ortaya koymuştur. Bu durum, örgütün sadece kağıt üzerindeki hiyerarşiden ibaret olmadığını, çalışanların sosyal ihtiyaçları ve grup normları doğrultusunda şekillenen 'kayıt dışı' bir örgütün varlığını kanıtlar.

Adım Adım Çözüm

1
Deney evresini analiz et
Seri Bağlama Gözlem Odası (Bank Wiring Observation Room) evresi, çalışanların doğal gruplar oluşturduğu bir ortamı incelemiştir.
Hangi spesifik bulgunun sorulduğunu belirlemek için deneyin bu aşamasındaki gözlemlere odaklanmak gerekir.
2
Gözlemlenen davranışı değerlendir
Çalışanların daha fazla kazanabilecekleri halde üretimi kısıtladıkları (restriction of output) ve grup standartlarına uymayanları dışladıkları tespit edilmiştir.
Bireysel rasyonalite ile grup rasyonalitesi arasındaki farkı anlamak sosyal sistem kavramına götürür.
3
Teorik çıkarım yap
İşletmenin sosyal bir sistem olduğu ve informel yapının formal yapı kadar (ve bazen daha fazla) önemli olduğu sonucuna varılır.
Hawthorne çalışmalarının Klasik Yönetim'den ayrıldığı en temel nokta 'İnsan İlişkileri' ve 'Sosyal İnsan' modelidir.

Anahtar Kavram

İnformel Örgüt ve Sosyal Normlar

Alternatif Yöntem

Klasik kuramın varsayımlarını (rasyonellik, fiziksel koşullar, hiyerarşi) eleyerek neoklasik dönemin getirdiği 'sosyal/psikolojik' faktörü bulma yöntemi kullanılabilir.
Tahmini Süre:50s
Soru 87Soru

Hawthorne Araştırmaları'nın "Seri Bağlama Gözlem Odası" (Bank Wiring Observation Room) aşamasında, işçilerin yönetim tarafından sunulan ekonomik teşviklere dayalı "parça başı ücret" sistemine rağmen, kendi aralarında belirledikleri bir üretim kotasının dışına çıkmadıkları gözlemlenmiştir. Bu süreçte, grubun belirlediği normun üzerinde üretim yapanlar "ayak kaydıran" (rate buster), normun altında kalanlar ise "kaytarıcı" (chiseler) olarak nitelendirilerek sosyal baskıya maruz bırakılmıştır. Araştırmacılar, çalışanların bireysel ekonomik çıkarlarından ziyade grup birliğini ve sosyal kabulü önemsediklerini saptamışlardır.

Bu deneyin sonuçları dikkate alındığında, İnsan İlişkileri Yaklaşımı'nın yönetim literatürüne kazandırdığı temel varsayım aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Örgüt, yalnızca teknik ve ekonomik bir yapı değil; informal normların ve sosyal ilişkilerin belirleyici olduğu bir sistemdir.

Cevap

Örgütün yalnızca teknik ve ekonomik bir yapı değil, aynı zamanda informal normların ve sosyal ilişkilerin belirleyici olduğu bir sistem olduğu varsayımıdır.
Doğru seçenek, örgütün sadece teknik/ekonomik değil, sosyal bir sistem olduğunu vurgular. Hawthorne Araştırmaları'nın en önemli katkısı, iş yerinde yönetim tarafından kurulan resmi (formel) yapının altında, çalışanların kendi aralarında oluşturdukları kayıt dışı (informal) bir yapının ve bu yapının verimlilik üzerinde hiyerarşiden daha etkili olan sosyal normlarının bulunduğunu keşfetmesidir.

Adım Adım Çözüm

1
Bank Wiring Observation Room deneyindeki verileri analiz et.
Çalışanların yönetimin maddi teşviklerini (ekonomik çıkar) reddederek grup normlarına (sosyal aidiyet) uydukları tespit edilir.
Bu durum, klasik kuramın varsaydığı 'ekonomik insan' modelinin geçersizliğini gösterir.
2
Grup içindeki sosyal yaptırımları (rate buster, chiseler) değerlendir.
İş yerinde yönetimden bağımsız, yazılı olmayan kurallara sahip 'informal bir örgüt' yapısının varlığı anlaşılır.
Sosyal dışlanma korkusunun, daha fazla para kazanma isteğinden daha güçlü bir motivasyon kaynağı olduğu saptanır.
3
Bulguları yönetim teorisiyle ilişkilendir.
Örgütün bir 'sosyal sistem' olduğu ve verimliliğin sadece teknik düzenlemelerle değil, sosyal dinamiklerle belirlendiği sonucuna varılır.
Bu, İnsan İlişkileri Yaklaşımı'nın (Neoklasik Kuram) temel paradigmasını oluşturur.

Anahtar Kavram

İnformal Örgüt ve Sosyal Sistem

Daha Fazla Pratik

Hawthorne etkisinin (deney grubunun gözlemlendiğini bilmesinin yarattığı verimlilik artışı) yöntem bilimsel eleştirilerini inceleyebilirsiniz.
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 88Soru

Rensis Likert'in örgütsel etkinliği artırmak amacıyla geliştirdiği 'Dörtlü Yönetim Sistemleri' modelinde; ideal yapı olarak tanımlanan 'Sistem 4' (Katılımcı Grup) içerisinde yer alan ve bir yöneticinin hem kendi üstünün grubu içerisinde bir üye, hem de kendi astlarının grubu içerisinde bir lider olarak görev yaparak hiyerarşik kademeler arasında eşgüdümü sağladığı temel mekanizma aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Bağlayıcı halka (Linking pin)

Cevap

Bağlayıcı halka (Linking pin) kavramı, hiyerarşideki her yöneticinin bir alt grubun lideri ve bir üst grubun üyesi olarak işlev görmesini sağlayarak örgütü bir iletişim ağları bütününe dönüştürür.
Rensis Likert'in Sistem 4 olarak adlandırdığı 'Katılımcı Grup' modelinin en ayırt edici yapısal özelliği 'Bağlayıcı Halka' (Linking Pin) kavramıdır. Bu modele göre, örgüt sadece bireylerin bir araya gelmesi değil, birbirine bağlı grupların birleşimidir. Her yönetici, kendi astlarından oluşan bir grubun lideri iken, aynı zamanda kendi üstünün de içinde bulunduğu bir üst grubun üyesidir. Bu çift taraflı üyelik, hiyerarşik kademeler arasında bir 'iletişim köprüsü' kurarak örgütsel bütünleşmeyi sağlar.

Adım Adım Çözüm

1
Likert'in Sistem 4 modelinin temel yapı taşını analiz etmek
Sistem 4, tam katılım ve her yöne doğru (yukarı-aşağı-yatay) akışkan bir iletişim gerektirir.
Klasik dikey hiyerarşinin aksine, Sistem 4 grupların birbirine entegrasyonuna dayanır.
2
Hiyerarşik kademeler arasındaki geçişkenliği sağlayan kavramı tanımlamak
Likert, yöneticileri grupları birbirine bağlayan 'bağlayıcı halkalar' olarak tanımlar.
Bu mekanizma sayesinde kararlar ve bilgiler hiyerarşinin her düzeyine etkin bir şekilde iletilir.
3
Seçeneklerdeki diğer davranışsal kavramları elemek
Mayo (gayriresmi grup), Herzberg (hijyen) ve Argyris (olgunlaşma) kavramları farklı davranışsal odaklara sahiptir.
Soruda sorulan yapısal/iletişimsel köprü işlevi yalnızca Likert'in bağlayıcı halka modeli ile örtüşür.

Anahtar Kavram

Bağlayıcı Halka (Linking Pin) Modeli
Soru 89Soru

Modernist yönetim düşüncesi örgütleri rasyonel, öngörülebilir ve doğrusal (lineer) sebep-sonuç ilişkileri içinde işleyen yapılar olarak kurgularken; postmodern yaklaşım örgütlerin karmaşıklığını, belirsizliğini ve düzenin ancak düzensizlik içinden doğabileceğini savunur. Bu bağlamda, sistemin başlangıç koşullarındaki çok küçük bir değişikliğin, sürecin sonunda öngörülemez ve büyük değişimlere yol açabileceğini ifade eden 'Kelebek Etkisi' (Butterfly Effect) kavramı aşağıdaki yönetim yaklaşımlarından hangisiyle doğrudan ilişkilidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Kaos Teorisi

Cevap

Kelebek Etkisi kavramı, postmodern yönetim anlayışının bir parçası olan Kaos Teorisi ile doğrudan ilişkilidir.
Doğru yanıt olan Kaos Teorisi, yönetim biliminde postmodern paradigmanın en önemli yansımalarından biridir. Modernizmin 'deterministik' (belirlenimci) ve 'doğrusal' dünyasına karşı; örgütlerin her an değişebilen, küçük bir etkiyle (Kelebek Etkisi) büyük dönüşümler yaşayabilen kaotik yapılar olduğunu savunur.

Adım Adım Çözüm

1
Modernist ve postmodernist paradigmaların farkını analiz etme.
Modernizm doğrusal ve rasyonel yapıyı, postmodernizm ise karmaşıklık ve belirsizliği savunur.
Soruda verilen 'lineer' ve 'gayri-lineer' ayrımını anlamak için gereklidir.
2
Kelebek Etkisi kavramının tanımını değerlendirme.
Kelebek Etkisi, küçük bir başlangıç değişiminin sistem genelinde yaratacağı devasa ve tahmin edilemez etkidir.
Bu tanım, kaos kuramının (non-linear dynamics) özünü oluşturur.
3
Seçeneklerdeki yaklaşımların temel önermeleriyle eşleştirme.
Sistem ve Durumsallık yaklaşımları 'modern' kategorisindedir; Kaos Teorisi ise 'postmodern' çerçevededir.
Postmodern yönetimin 'düzensizlikten doğan düzen' felsefesi Kaos Teorisi ile örtüşür.

Anahtar Kavram

Kaos Teorisi ve Postmodern Yönetim
Tahmini Süre:1m 5s
Soru 90Soru

Max Weber’in bürokrasi kuramında ele aldığı "yasal-rasyonel otorite" tipinde, astların üstlerine itaat etme zorunluluğunun temel meşruiyet kaynağı aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Akılcı bir süreçle oluşturulmuş, nesnel ve genel nitelikteki hukuk kuralları

Cevap

Akılcı bir süreçle oluşturulmuş, nesnel ve genel nitelikteki hukuk kuralları
Yasal-rasyonel otorite, Max Weber'e göre modern bürokrasinin en temel özelliğidir. Bu yapıda otorite, yöneticinin şahsından değil, işgal ettiği makamdan ve bu makamı çevreleyen hukuk kurallarından gelir. Astlar, üstün şahsına değil, hukuken belirlenmiş olan kurallar silsilesine ve bu kuralların temsil ettiği rasyonel düzene itaat ederler.

Adım Adım Çözüm

1
Weber'in üçlü otorite sınıflandırmasını (geleneksel, karizmatik, yasal-rasyonel) analiz edin.
Geleneksel otorite geçmişe, karizmatik otorite kişisel özelliklere, yasal-rasyonel otorite ise hukuka dayanır.
Otorite türlerinin meşruiyet kaynaklarını birbirinden ayırt etmek gerekir.
2
Modern bürokrasinin temelini oluşturan yasal-rasyonel otoritenin itaat mekanizmasını değerlendirin.
Bu otorite tipinde itaat, bir bireye değil, önceden belirlenmiş genel ve soyut hukuk kurallarına ve bu kuralların tanımladığı makama yapılır.
Yasal-rasyonel otoritenin 'yasallık' ve 'akılcılık' (rasyonellik) boyutlarını netleştirmek çözüm için kritiktir.

Anahtar Kavram

Yasal-Rasyonel Otorite (Meşru Otorite)
Tahmini Süre:50s
Soru 91Soru

Bir kamu kurumunda üst düzey yönetici olarak görev yapan Bay (A), her pazartesi sabahı daire başkanlarını bir araya getirerek farklı birimlerin haftalık çalışma programlarının birbirini aksatmayacak şekilde yürütülmesini ve kurum kaynaklarının kullanımında mükerrerliğin (tekrarların) önlenmesini sağlamaktadır. Bay (A) ayrıca, kurum sözleşmelerine aykırı davranan ve inisiyatif almaktan kaçınan bir şube müdürünü görevden alarak yerine daha yetkin bir personelin atanmasına karar vermiştir.

Henri Fayol'un Yönetim Süreci Yaklaşımı (Fayolizm) temel alındığında, Bay (A)'nın gerçekleştirdiği bu iki eylem sırasıyla hangi yönetim fonksiyonlarının doğrudan bir uygulamasıdır?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Koordinasyon - Kumanda (Yöneltme)

Cevap

Bay (A)'nın birimler arasındaki program uyumunu ve kaynak kullanımını senkronize etmesi 'Koordinasyon', yetersiz personeli tasfiye edip yetkin olanı görevlendirmesi ise 'Kumanda (Yöneltme)' fonksiyonudur.
Doğru yanıt olan seçenek, Fayol'un tanımladığı iki spesifik fonksiyonu senaryoya uygun şekilde eşleştirir. Birimlerin haftalık programlarının birbirini aksatmayacak şekilde 'harmonize' edilmesi koordinasyonun (eşgüdüm) en net tanımıdır. Diğer taraftan, yöneticinin personelin yetkinliğini denetlemesi, sözleşmelere uygunluğu gözetmesi ve yetersiz olanları tasfiye ederek personeli en yüksek verimle çalıştırması Fayol'un 'Kumanda' işlevi için belirlediği spesifik yönetici görevleri (Rule 2 ve 3) arasındadır.

Adım Adım Çözüm

1
Yöneticinin ilk eyleminin (birimler arası program uyumu ve israfın önlenmesi) amacını analiz etmek.
Bu eylemin, kurumun farklı parçalarını uyum içinde çalıştırmayı hedefleyen 'Koordinasyon' işlevi olduğu belirlenir.
Fayol'a göre koordinasyon, faaliyetleri birbirine bağlamak ve her birimin çalışma programını diğerleriyle uyumlu hale getirmektir.
2
Yöneticinin ikinci eyleminin (personel değişikliği ve sözleşme disiplini) niteliğini incelemek.
Bu eylemin, personeli harekete geçirme ve yetkinliği sağlama amacı taşıyan 'Kumanda' işlevi olduğu belirlenir.
Fayol, Kumanda işlevi için yöneticinin uyması gereken kurallar arasında 'yetersiz olanların ayıklanması' ve 'sözleşmelere hakimiyet' ilkelerini sayar.
3
Eylemleri sırasıyla eşleştirmek.
Koordinasyon - Kumanda sıralaması elde edilir.
Senaryodaki akış, önce birimler arası yatay ilişkiyi (koordinasyon), sonra dikey personel yönetimini (kumanda) içermektedir.

Anahtar Kavram

Fayol'un Yönetim Fonksiyonları (POCCC)
Soru 92Soru

Henri Fayol, Yönetim Süreci Yaklaşımı'nda (Fayolizm) "Kumanda (Yöneltme)" fonksiyonunu, örgütün kurulan yapısını harekete geçiren ve personelden en yüksek verimi almayı hedefleyen bir süreç olarak tanımlar. Fayol'a göre, etkili bir kumanda fonksiyonu icra eden bir yöneticinin yerine getirmesi gereken sekiz spesifik ödev bulunmaktadır.

Buna göre aşağıdakilerden hangisi, Fayol'un "Kumanda" fonksiyonu kapsamında bir yöneticiden beklediği görevlerden biridir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Personeline iyi bir örnek teşkil ederek onların bağlılığını ve enerjisini artırmak

Cevap

Personeline iyi bir örnek teşkil ederek onların bağlılığını ve enerjisini artırmak seçeneği doğrudur.
Henri Fayol, 'Genel ve Sınai Yönetim' adlı eserinde Kumanda (Yöneltme) fonksiyonunu icra eden bir yöneticinin sekiz ödevini sıralar. Bu ödevler arasında personel hakkında bilgi sahibi olmak, yetersiz olanları ayıklamak, kurum ile çalışanlar arasındaki sözleşmeleri iyi bilmek, iyi bir örnek teşkil etmek, örgütü periyodik denetlemek ve ayrıntılara boğulmamak gibi görevler bulunur. 'Personeline iyi bir örnek teşkil etmek' bu spesifik ödevlerden biridir ve örgüt içinde enerjiyi ve sadakati artırmayı hedefler.

Adım Adım Çözüm

1
Fayol'un yönetim fonksiyonlarının (POCCC) içeriklerini ayrıştırmak.
Kumanda fonksiyonunun, sadece emir vermekten ibaret olmayıp yöneticiye personeli sevk ve idare etme sorumluluğu yüklediği saptanır.
Yönetim fonksiyonları arasındaki farklar, her birinin odak noktasının (yapı kurma, plan yapma, harekete geçirme vb.) bilinmesini gerektirir.
2
Kumanda fonksiyonunun Fayol tarafından belirlenen spesifik ödevlerini incelemek.
Yöneticinin personelini tanıması, yetersizleri ayıklaması, örnek olması ve ayrıntılara boğulmaması gibi görevler kumanda kapsamında yer alır.
Fayol, üst düzey yöneticinin teknik detaylardan ziyade insani ve idari liderliğine odaklanır.

Anahtar Kavram

Fayol'un Kumanda (Yöneltme) Fonksiyonu Ödevleri

Daha Fazla Pratik

Fayol'un '6 Temel Faaliyet' sınıflandırması ile '5 Yönetim Fonksiyonu' arasındaki hiyerarşik ilişkiyi inceleyen soruları çözebilirsiniz.
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 93Soru

Kamu kurumlarında örgütsel performansı ve hizmet kalitesini artırmak amacıyla başvurulan çağdaş yönetim tekniklerinden Toplam Kalite Yönetimi (TKY) ile Değişim Mühendisliği (Reengineering) arasındaki temel farklara ilişkin aşağıdaki ifadelerden hangisi yanlıştır?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Toplam Kalite Yönetimi'nde bilgi teknolojileri (IT) radikal değişimin en temel kaldıracı ve 'olanak sağlayıcısı' olarak kabul edilirken; Değişim Mühendisliği'nde teknoloji, mevcut süreçlerin yalnızca hızlandırılmasına hizmet eden ikincil bir araçtır.

Cevap

Bilgi teknolojilerinin (IT) rollerini yanlış eşleştiren seçenek hatalıdır; çünkü Değişim Mühendisliği'nde BT, süreçlerin radikal tasarımı için temel bir 'olanak sağlayıcı' (enabler) iken, Toplam Kalite Yönetimi'nde insan ve süreç disiplini ön plandadır.
Bilgi teknolojilerinin (BT) her iki yaklaşımdaki rolünü tersine çevirerek sunan seçenek yanlıştır. Değişim Mühendisliği (Reengineering) yaklaşımında BT, geleneksel iş yapma biçimlerini ortadan kaldıran ve radikal tasarımı mümkün kılan en temel 'olanak sağlayıcı' (enabler) olarak görülür. Toplam Kalite Yönetimi'nde ise BT önemli bir destek aracıdır ancak sistemin ana kaldıracı olmaktan ziyade sürekli iyileştirme sürecinin bir parçasıdır.

Adım Adım Çözüm

1
Tekniklerin felsefesini karşılaştırın.
Toplam Kalite Yönetimi (TKY) 'sürekli iyileştirme' (kaizen), Değişim Mühendisliği ise 'radikal yeniden tasarım' odaklıdır.
Değişim derecesi, bu iki tekniği ayıran en temel kriterdir.
2
Yönetimsel yaklaşımı analiz edin.
TKY katılımı (aşağıdan yukarıya), Değişim Mühendisliği ise stratejik yönlendirmeyi (yukarıdan aşağıya) tercih eder.
Radikal değişimlerin riskli yapısı nedeniyle Değişim Mühendisliği güçlü bir üst yönetim desteği gerektirir.
3
Bilgi teknolojilerinin (BT) rolünü inceleyin.
Değişim Mühendisliği literatüründe BT, 'eskiyi yıkıp yeniyi kurmayı mümkün kılan ana faktör' (enabler) olarak tanımlanır.
TKY'de ise teknoloji, süreçlerin verimliliğini destekleyen bir araç olsa da sistemin kurucu unsuru BT değil, kalite felsefesidir.

Anahtar Kavram

Çağdaş Yönetim Tekniklerinin Karşılaştırılması (TKY vs. Değişim Mühendisliği)

Daha Fazla Pratik

TKY ve Değişim Mühendisliği arasındaki farkları bir tablo üzerinde çalışarak pekiştirebilirsiniz.
Tahmini Süre:2m 0s
Soru 94Soru

Hawthorne Araştırmaları'nın "Seri Bağlama Gözlem Odası" (Bank Wiring Observation Room) evresinde, yönetimin sunduğu grup bazlı akort ücret sistemine ve ekonomik teşviklere rağmen, çalışanların kendi aralarında örtük bir üretim standardı belirledikleri ve bu standardın ne altına ne de üzerine çıktıkları gözlemlenmiştir. "Üretimin kısıtlanması" (restriction of output) olarak adlandırılan bu davranışın temel nedeni, İnsan İlişkileri Yaklaşımı çerçevesinde aşağıdakilerden hangisi ile açıklanabilir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Çalışanların, grup üyeliğini koruma ve sosyal kabul görme ihtiyacının, ekonomik kazanç elde etme güdüsünün önüne geçmesi

Cevap

Çalışanların grup üyeliğini koruma ve sosyal kabul görme ihtiyacının, ekonomik kazanç elde etme güdüsünün önüne geçmesi
Doğru seçenek olan çalışanların grup üyeliğini koruma ihtiyacı, Hawthorne Araştırmaları'nın en önemli bulgularından biridir. Seri Bağlama Gözlem Odası aşamasında, işçilerin yönetim tarafından belirlenen resmi standartlar yerine, grubun kendi içinde oluşturduğu informal normlara uydukları saptanmıştır. Bu durum, bireyin bir gruba ait olma ve grup üyeleri tarafından kabul edilme arzusunun, bireysel ekonomik çıkarlarından daha üstün gelebileceğini göstermiştir.

Adım Adım Çözüm

1
Bank Wiring Observation Room (Seri Bağlama Gözlem Odası) deneyinin temel amacını belirle.
Grup içindeki sosyal ilişkilerin ve informal organizasyonun üretim üzerindeki etkisini incelemek.
Deneyin bu aşaması, bireylerin bir grup içindeyken nasıl davrandıklarını anlamak için tasarlanmıştır.
2
Gözlemlenen 'üretimin kısıtlanması' davranışının nedenlerini analiz et.
Çalışanların, 'iş bitirici' (rate-buster) veya 'aylak' (chiseler) olarak etiketlenmemek için grubun belirlediği ortalama üretim seviyesine uydukları görülmüştür.
Grup içi sosyal denetim, dışsal ekonomik ödüllerden daha güçlü bir motivasyon kaynağıdır.
3
İnsan İlişkileri Yaklaşımı'nın (Neoklasik) temel varsayımı ile sonuçları birleştir.
Birey sadece 'ekonomik' bir varlık değil, 'sosyal' bir varlıktır; dolayısıyla sosyal dışlanma korkusu ekonomik kayıptan daha caydırıcıdır.
Bu bulgu, Klasik Kuram'ın rasyonel-ekonomik insan modelini çürütmüştür.

Anahtar Kavram

Sosyal İnsan ve İnformel Örgüt

Daha Fazla Pratik

İnformel grubun yönetim üzerindeki etkisini daha iyi anlamak için Elton Mayo'nun 'Sosyal İnsan' (Social Man) kavramı ile Taylor'un 'Ekonomik İnsan' kavramını kıyaslayınız.
Tahmini Süre:2m 0s
Soru 95Soru

Frederick W. Taylor tarafından geliştirilen 'Değişken Parça Başı Ücret Sistemi' (Differential Piece-Rate System), işçiyi daha fazla çalışmaya teşvik etmek amacıyla tasarlanmış bir ekonomik teşvik aracıdır. Taylor, bu sistemin başarılı olabilmesi için 'adil bir günlük iş' (a fair day's work) kavramının yöneticilerin öznel yargılarından veya geleneksel tahminlerinden arındırılması gerektiğini vurgulamıştır. Buna göre, Taylor'ın değişken ücret sisteminin adil bir şekilde işlemesini sağlayan ve onu geleneksel parça başı sistemlerden ayıran temel yapısal dayanak aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Standart bir günlük iş miktarının zaman ve hareket etütleri yoluyla bilimsel olarak saptanmış olması

Cevap

Standart bir günlük iş miktarının zaman ve hareket etütleri yoluyla bilimsel olarak saptanmış olması doğru cevaptır.
Taylor'ın Değişken Parça Başı Ücret Sistemi, sadece bir ödeme yöntemi değil, bilimsel yönetimin uygulama aracıdır. Bu sistemin adil ve işleyebilir olmasının yegane şartı, işçiden beklenen 'standart iş' miktarının zaman ve hareket etütleri ile hatasız bir şekilde belirlenmiş olmasıdır. Eğer bu standart bilimsel değil de öznel (tahmini) belirlenseydi, işçiler yönetimin keyfi davranarak standartları sürekli yükselteceğinden (hızlandırma) endişe ederlerdi.

Adım Adım Çözüm

1
Taylorizm'in temel felsefesini analiz etme
Taylorizm, 'geleneksel yöntemlerin' (rule of thumb) yerine 'bilimsel yöntemlerin' getirilmesini savunur.
Ücret sisteminin adil olması için performans ölçütünün nesnel olması gerekir.
2
Değişken Parça Başı Ücret Sistemi'nin mekanizmasını inceleme
Sistem, belirlenen standart iş miktarının altında kalanlara düşük, üstüne çıkanlara yüksek birim ücret ödenmesini öngörür.
Bu iki kademeli yapı, işçiyi maksimum verime zorlar.
3
Sistemi geleneksel modellerden ayıran farkı saptama
Geleneksel modellerde hedefler tahmine dayanırken, Taylor'da zaman ve hareket etütleri ile saniyeler bazında hesaplanır.
Hassas ölçüm sayesinde 'kaytarma' engellenir ve 'adil iş' tanımlanır.

Anahtar Kavram

Bilimsel Standartlaştırma ve Ekonomik Teşvik İlişkisi

İpuçları

1
Taylor'ın temel amacı, 'deneme-yanılma' veya 'geleneksel' yöntemler yerine nesnel bir ölçüt getirmektir.

Daha Fazla Pratik

Taylor'ın bu ücret sistemine tepki olarak geliştirilen ve işçilerin grup normları nedeniyle verimliliği kasıtlı olarak sınırladığını gösteren Hawthorne araştırmalarındaki 'Banka Bağlama Gözlem Odası' çalışmasını inceleyebilirsiniz.
Tahmini Süre:2m 0s
Soru 96Soru

Frederick W. Taylor tarafından geliştirilen Bilimsel Yönetim Yaklaşımı'nın en ayırt edici özelliklerinden biri, işin "planlanması" (zihinsel süreç) ile "yürütülmesi" (fiziksel süreç) süreçlerinin birbirinden kesin hatlarla ayrılmasıdır. Taylor, bu ayrımı kurumsallaştırmak amacıyla uzmanlardan oluşan bir "Planlama Bölümü" kurulmasını ve geleneksel askeri tip yapı yerine "Fonksiyonel Ustabaşılık" sistemine geçilmesini savunmuştur.

Taylor'ın planlama ve yürütme süreçleri arasında kurduğu bu radikal ayrımın gerekçeleri ve örgütsel sonuçları dikkate alındığında, aşağıdaki ifadelerden hangisi bu yaklaşımın temel mantığıyla bağdaşmaz?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Çalışanların bireysel yaratıcılığını ve inisiyatif alma kapasitesini örgüt verimliliğinin temel kaynağı olarak görerek esnek bir çalışma ortamı kurgulamak

Cevap

Çalışanların bireysel yaratıcılığını ve inisiyatif alma kapasitesini verimlilik kaynağı olarak gören seçenek, Taylorizm'in katı standartlaşma ve mekanistik insan anlayışıyla çeliştiği için yanlış olan ifadedir.
Frederick W. Taylor'ın Bilimsel Yönetim Yaklaşımı mekanistik bir yapıya sahiptir. Taylor, işin en iyi yapılış şeklinin (the one best way) bilimsel yöntemlerle sadece uzmanlar tarafından belirlenebileceğine inanır. Bu nedenle işçinin yaratıcılığına, inisiyatifine veya esnekliğine yer yoktur; aksine işçinin bu inisiyatifinden arındırılıp belirlenen katı standartlara uyması beklenir. Yaratıcılık ve inisiyatifin verimlilik kaynağı olarak görülmesi, Taylorizm'den çok daha sonra ortaya çıkan İnsan İlişkileri Yaklaşımı veya Modern Yönetim teorilerine ait bir özelliktir.

Adım Adım Çözüm

1
Taylor'ın 'Planlama ve Yürütme Ayrımı' ilkesini analiz et.
Bu ilke, işin nasıl yapılacağına dair tüm zihinsel hazırlığın (planlama) uzman yöneticilere, sadece uygulamanın (yürütme) ise işçilere ait olduğunu söyler.
İşçinin kendi yöntemlerini (rule of thumb) kullanmasının verimsizlik yarattığı düşünülür.
2
Taylorizm'in 'insan'a bakış açısını değerlendir.
Taylorizm, insanı 'ekonomik insan' (homo economicus) olarak görür ve onu makinenin bir parçası gibi standart hareketlere zorlar.
Yaratıcılık ve inisiyatif, bilimsel olarak belirlenmiş standartlardan sapma riski taşıdığı için Taylor tarafından istenmez.
3
Örgütsel yapıdaki sonuçlarını (Fonksiyonel Ustabaşılık) gözden geçir.
Uzmanlaşma adına emir-komuta birliği ilkesi esnetilerek işçinin birden fazla (8 adet) ustabaşına bağlanması öngörülür.
Hiyerarşiden ziyade teknik uzmanlığın işleyişe hakim olması hedeflenir.
4
Seçenekleri bu verilerle karşılaştır.
Çalışanların yaratıcılığını ve esnekliği savunan ifade, Taylor'ın mekanistik yapısıyla taban tabana zıttır.
Esneklik ve yaratıcılık Neoklasik (İnsan İlişkileri) ve Modern yaklaşımların temel özellikleridir.

Anahtar Kavram

Planlama ve Yürütme Ayrımı (Separation of Planning and Execution)
Soru 97Soru

Bir kamu kurumunda çalışanların verimliliğini artırmak isteyen bir yönetici; çalışma ofislerini modernize etmiş, maaş ek ödemelerini düzenlemiş ve personelin iş güvencesini pekiştirmiştir. Ancak bir süre sonra yapılan değerlendirmelerde, çalışanların kurumdan duydukları şikayetlerin önemli ölçüde azaldığı görülse de işe karşı gerçek bir heyecan, yaratıcılık ve yüksek bir motivasyon artışı gözlemlenmemiştir.

Frederick Herzberg'in Çift Faktör Kuramı (Motivasyon-Hijyen) açısından değerlendirildiğinde, yöneticinin gerçekleştirdiği bu düzenlemeler ve sonuçları hakkında aşağıdakilerden hangisi söylenebilir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Yöneticinin iyileştirdiği unsurlar 'hijyen faktörleri' kapsamında olup bu unsurlar tatminsizliği engellese de çalışanlarda tek başına güdülenme yaratmaz.

Cevap

Yöneticinin iyileştirdiği unsurların 'hijyen faktörleri' niteliğinde olması, tatminsizliği engellemesine rağmen gerçek güdülenmeyi sağlamamıştır.
Herzberg'in Çift Faktör Kuramı'na göre çalışma koşulları, ücret ve güvenlik gibi unsurlar 'hijyen faktörleri'dir. Bu faktörler ortamda bulunmadığında çalışanlarda huzursuzluk ve tatminsizlik oluşur; ancak bu faktörlerin iyileştirilmesi sadece mevcut huzursuzluğu giderir, personelin işe karşı içsel bir tutkuyla bağlanmasını (motivasyon) sağlamaz. Senaryoda şikayetlerin azalması hijyen faktörlerinin sağlandığını, ancak heyecan ve yaratıcılığın artmaması motivasyonel faktörlerin (başarı, sorumluluk, işin kendisi) eksik olduğunu göstermektedir.

Adım Adım Çözüm

1
Senaryodaki değişkenleri belirleme
Yöneticinin yaptığı değişiklikler: Ofis modernizasyonu (çalışma koşulları), maaş düzenlemesi ve iş güvencesi.
Bu unsurların Herzberg'in kuramındaki yerini tespit etmek gerekir.
2
Herzberg'in Çift Faktör sınıflaması ile eşleştirme
Çalışma koşulları, maaş ve güvenlik 'Hijyen Faktörleri' (Dışsal Faktörler) grubuna girer.
Gerçek motivasyon için gerekli olan 'Motivasyonel Faktörler' (Başarı, tanınma, sorumluluk) senaryoda yer almamaktadır.
3
Kuramsal sonucu değerlendirme
Hijyen faktörleri iyileştirildiğinde çalışanlardaki 'tatminsizlik' (dissatisfaction) azalır ancak bu durum doğrudan 'tatmin' (motivation) ve yüksek verimlilik yaratmaz.
Herzberg'e göre tatmin ve tatminsizlik birbirinin zıttı değil, iki ayrı düzlemdir.

Anahtar Kavram

Herzberg'in Hijyen ve Motivasyon Faktörleri Ayrımı
Soru 98Soru

Bir kamu kurumu, bilgi işlem altyapısının işletilmesi ve siber güvenlik hizmetleri gibi teknik uzmanlık gerektiren faaliyetlerini, bu alanda küresel standartlarda hizmet sunan uzman bir teknoloji şirketinden satın almaya başlamıştır. Kurumun bu uygulamadaki temel amacı, asli görevleri dışındaki iş yükünü azaltarak maliyet tasarrufu sağlamak ve kendi kaynaklarını temel hizmet alanlarına yönlendirmektir.

Buna göre, parçada sözü edilen kamu kurumunun uyguladığı çağdaş yönetim tekniği aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Dış Kaynak Kullanımı (Outsourcing)

Cevap

Kurumun uzmanlık gerektiren faaliyetlerini dışarıdaki bir şirkete devretmesi ve asıl işine odaklanması 'Dış Kaynak Kullanımı (Outsourcing)' tekniğini ifade eder.
Senaryoda belirtilen uzmanlık gerektiren destek hizmetlerinin kurum dışından satın alınması ve kurumun kendi temel görevlerine odaklanması, yönetim biliminde 'Dış Kaynak Kullanımı' (Outsourcing) olarak tanımlanır. Bu teknik, kamu yönetiminde hantallığı önlemek ve uzmanlıktan faydalanmak amacıyla yaygın olarak kullanılmaktadır.

Adım Adım Çözüm

1
Senaryodaki temel yönetsel eylemi belirlemek
Teknik bir hizmetin (bilişim/güvenlik) kurum dışındaki uzman bir firmaya devredildiği saptanmıştır.
Sorunun hangi yönetim tekniğine vurgu yaptığını anlamak için temel işlem tanımlanmalıdır.
2
Uygulamanın amacını analiz etmek
Amacın 'asli görevlere odaklanma' ve 'uzmanlıktan yararlanma' olduğu görülmektedir.
Dış kaynak kullanımının en belirgin ayırt edici özelliği kurumun kendi öz yetkinliklerine (core competence) dönmesidir.
3
Tanımlanan özellikleri literatürdeki kavramlarla eşleştirmek
Hizmetin dışarıdan satın alınması ve asıl işe odaklanılması 'Outsourcing' kavramıyla birebir örtüşmektedir.
Diğer tekniklerin (Kıyaslama, TKY vb.) odak noktaları farklıdır (karşılaştırma, kalite süreçleri vb.).

Anahtar Kavram

Dış Kaynak Kullanımı (Outsourcing) ve Öz Yetkinlik (Core Competence)
Tahmini Süre:1m 15s
Soru 99Soru

Joan Woodward tarafından 1950’li yıllarda İngiltere’de gerçekleştirilen ve durumsallık yaklaşımının (contingency approach) yönetim literatüründeki en önemli öncü çalışmalarından biri kabul edilen araştırmada; başarılı örgütlerin yapısal özelliklerini (kontrol alanı, kademe sayısı, yetki devri vb.) belirleyen temel değişken aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Üretim sürecinde kullanılan teknolojinin karmaşıklık düzeyi

Cevap

Üretim sürecinde kullanılan teknolojinin karmaşıklık düzeyi
Doğru cevap olan ifade, Joan Woodward'ın araştırmasının temel sonucunu yansıtmaktadır. Woodward; birim üretimi (terzi işi), kitle üretimi (otomobil montaj hattı) ve süreç üretimi (petrol rafinerisi) olmak üzere üç temel üretim teknolojisi tanımlamıştır. Bu araştırmanın en çarpıcı bulgusu, teknolojik karmaşıklık arttıkça örgütsel kademe sayısının arttığı ve başarılı örgütlerin yapılarını sahip oldukları teknolojiye uydurduklarıdır. Bu durum, yönetimde 'en iyi tek bir yol' olmadığını, teknolojinin yapı üzerinde belirleyici olduğunu kanıtlamıştır.

Adım Adım Çözüm

1
Araştırmacıyı ve dönemi belirle
Joan Woodward'ın durumsallık yaklaşımı çerçevesindeki teknoloji-yapı araştırması.
Soruda durumsallık yaklaşımının öncüsü Woodward'ın spesifik bulgusu sorulmaktadır.
2
Bağımsız değişkeni saptat
Teknoloji (Birim, Kitle, Süreç üretimi).
Woodward, örgütlerin yapısal farklılıklarının temel nedenini üretim teknolojisindeki farklılıklara dayandırmıştır.
3
Doğru seçenekle eşleştir
Üretim teknolojisinin karmaşıklığı seçeneği en uygun cevaptır.
Woodward'a göre teknoloji değiştikçe (basitten karmaşığa) ideal yapısal özellikler de değişmektedir.

Anahtar Kavram

Woodward'ın Teknoloji ve Yapı İlişkisi
Tahmini Süre:1m 15s
Soru 100Soru

1924-1932 yılları arasında Elton Mayo ve arkadaşları tarafından gerçekleştirilen Hawthorne Araştırmaları; başlangıçta ışıklandırma ve mola süreleri gibi fiziksel koşulların verimlilik üzerindeki etkisini ölçmeyi amaçlamış, ancak sonuçlar çalışanların birer 'sosyal varlık' olduğu gerçeğini ortaya koymuştur. Bu bulgular, klasik yönetim kuramlarının temelini oluşturan aşağıdaki varsayımlardan hangisini doğrudan sarsmıştır?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: İnsanın yalnızca maddi ödüllerle ve rasyonel çıkarlarla motive olan 'ekonomik bir varlık' (homo economicus) olduğu varsayımı

Cevap

İnsanın yalnızca maddi ödüllerle ve rasyonel çıkarlarla motive olan 'ekonomik bir varlık' (homo economicus) olduğu varsayımı
Hawthorne Araştırmaları, yönetim tarihinde 'Ekonomik İnsan' (Homo Economicus) varsayımından 'Sosyal İnsan' varsayımına geçişi simgeler. Klasik kuramcılar, özellikle Taylor, işçinin sadece daha fazla ücret alarak verimliliğini artıracağını savunurken; Mayo, işçinin bir grubun parçası olma, değer görme ve sosyal etkileşim ihtiyacının verimlilik üzerinde daha baskın olduğunu kanıtlamıştır.

Adım Adım Çözüm

1
Hawthorne Araştırmaları'nın temel bulgusunu analiz etme
Araştırmalar, verimlilik artışının fiziksel koşullardan (ışık, ısı) veya maddi teşviklerden ziyade, çalışanlara gösterilen ilgi ve grup içindeki sosyal ilişkilerden kaynaklandığını göstermiştir.
Yönetim biliminde paradigma değişiminin nedenini anlamak.
2
Klasik yönetim kuramının insan modelini belirleme
Taylor, Fayol ve Weber gibi klasikçiler insanı 'rasyonel-ekonomik insan' (Homo Economicus) olarak görür ve sadece para/fiziksel koşullarla motive olacağını varsayar.
Klasik yaklaşımın hangi varsayımının hedef alındığını saptamak.
3
Bulguları varsayımlarla karşılaştırma
Hawthorne sonuçları (sosyal insan), klasik varsayımla (ekonomik insan) çelişmiş ve 'Davranışsal Yaklaşım'ın (İnsan İlişkileri) doğuşuna zemin hazırlamıştır.
Doğru teorik eşleşmeyi sağlamak.

Anahtar Kavram

İnsan İlişkileri Yaklaşımı ve Sosyal İnsan Modeli

İpuçları

1
Hawthorne Araştırmaları, verimlilikte fiziksel koşulların (ışık vb.) mı yoksa psikolojik faktörlerin mi daha etkili olduğunu sorgulamıştır.
2
Klasik kuramın öncüsü Taylor, işçinin 'parçabaşı ücret' ile yani sadece maddi kazançla motive olacağını savunuyordu.

Daha Fazla Pratik

Hawthorne bulgularının 'informel grup' (kayıtdışı grup) kavramının doğuşu üzerindeki etkisini inceleyebilirsiniz.
Tahmini Süre:1m 0s
ÖncekiSayfa 5 / 8Sonraki
Yönetim Kuramları Alıştırma Soruları — KPSS Kamu Yönetimi — Sayfa 5 | Examkin