Devletin Yetkisi ve Bağışıklıkları

298 soru

Soru 21Soru

A Ülkesi topraklarında bulunan bir kişi, sınırın hemen diğer tarafında yer alan B Ülkesi'ndeki bir hidroelektrik santralinin fiziksel kontrol mekanizmalarına sınırın ötesinden müdahale ederek santralde büyük bir arızaya ve sonucunda B Ülkesi topraklarında geniş çaplı su baskınlarına yol açmıştır. B Ülkesi'nin, suçun icra hareketleri kendi dışında başlamış olsa da meydana gelen neticenin kendi ülkesinde gerçekleşmiş olmasına dayanarak bu kişi üzerinde yargı yetkisi kullanması, uluslararası hukukta aşağıdakilerden hangisi ile ifade edilir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Nesnel (Objektif) Mülkilik İlkesi

Cevap

Nesnel (Objektif) Mülkilik İlkesi, bir suçun icra hareketlerinin bir devletin ülkesinde başlayıp, neticesinin veya etkilerinin başka bir devletin ülkesinde gerçekleşmesi durumunda, neticenin gerçekleştiği devletin yargı yetkisini kullanmasını sağlayan mülkilik türüdür.
Nesnel (objektif) mülkilik ilkesi, suçun bir ülkede planlanıp/başlayıp (icra hareketleri) etkisinin veya neticesinin bir başka devletin ülkesinde (B Ülkesi) ortaya çıkması durumunda, neticenin gerçekleştiği devletin yargı yetkisine sahip olmasını öngörür. Bu durum uluslararası teamül hukukunda (Lotus Davası'nda da vurgulandığı üzere) kabul görmüş bir yetki kuralıdır.

Adım Adım Çözüm

1
Olayın mekanını ve yetki talebinin dayanağını analiz edin.
Fiil A Ülkesi'nde başlamış, ancak yıkıcı netice B Ülkesi'nde meydana gelmiştir.
Uluslararası hukukta ülkesel yetki, suçun unsurlarından en az birinin (icra veya netice) ülke topraklarında gerçekleşmesine dayanır.
2
Mülkilik ilkesinin türlerini ayırt edin.
Fiilin başladığı yer 'Öznel Mülkilik', neticenin gerçekleştiği yer 'Nesnel Mülkilik' kapsamında yetkilidir.
B Ülkesi neticeye dayanarak yetki kullandığı için bu durum nesnel mülkilik (objective territoriality) olarak adlandırılır.

Anahtar Kavram

Ülkesel Yetki ve Nesnel Mülkilik Ayrımı

İpuçları

1
Suçun icra hareketleri ve neticesi farklı ülkelerdeyse mülkilik ilkesinin iki farklı görünümünden biri söz konusudur.

Daha Fazla Pratik

Lotus Davası'nın nesnel mülkilik ilkesi üzerindeki etkilerini incelemek konuyu pekiştirmenize yardımcı olacaktır.
Tahmini Süre:1m 15s
Soru 22Soru

Devletlerin cezai yargı yetkisi belirlenirken kullanılan 'koruma ilkesi', devletin güvenliğini, para birimini veya resmi belgelerinin bütünlüğünü korumaya odaklanırken; başka bir ilke, suçun tüm uluslararası toplumun ortak değerlerini hedef alması nedeniyle her devlete yargılama yetkisi tanımaktadır. Bu çerçevede, 'insanlığın ortak düşmanı' (hostishostis humanihumani generisgeneris) olarak kabul edilen bir failin yargılanmasında kullanılan yetki dayanağına uygun düşen suç aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Açık denizlerde, herhangi bir devletin yargı alanı dışında gerçekleştirilen deniz haydutluğu eylemleri

Cevap

Açık denizlerde gerçekleştirilen deniz haydutluğu eylemleri, tüm insanlığın ortak menfaatini zedelediği için evrensel yetki ilkesi kapsamındadır.
Açık denizlerde gerçekleştirilen deniz haydutluğu eylemleri seçeneği doğrudur çünkü deniz haydutluğu, uluslararası hukukta evrensel yetki ilkesinin en klasik örneğidir. Bu suçları işleyenler 'hostis humani generis' olarak kabul edilir ve eylemin nerede yapıldığına veya failin kimliğine bakılmaksızın yakalayan her devlet tarafından yargılanabilirler.

Adım Adım Çözüm

1
Yargı yetkisi ilkelerinin amacını belirleyin.
Koruma ilkesi devletin spesifik hayati çıkarlarını (güvenlik, para, mühür), evrensel yetki ise tüm insanlığın ortak vicdanını hedef alan ağır suçları (deniz haydutluğu, soykırım vb.) esas alır.
Suçun hangi menfaati zedelediğini anlamak, yetki dayanağını doğru sınıflandırmak için gereklidir.
2
Seçeneklerdeki suçların hedef aldığı menfaati analiz edin.
Para sahteciliği, casusluk ve elçilik saldırıları devlete özel zararlar verirken; deniz haydutluğu açık denizlerdeki seyrüsefer güvenliğini ve uluslararası düzeni sarsar.
Evrensel yetki sadece sınırlı sayıda ve uluslararası toplumun tamamını ilgilendiren suçlarda geçerlidir.
3
Hostis humani generis kavramı ile eşleştirme yapın.
Deniz haydutları, tarihsel olarak hiçbir devlete bağlı olmaksızın herkese saldırdıkları için 'insanlığın ortak düşmanı' kabul edilmiş ve evrensel yetkinin ilk örneğini oluşturmuşlardır.
Doğru seçeneğe ulaşmak için kavramsal tanım ile örnek olay arasındaki bağ kurulmalıdır.

Anahtar Kavram

Evrensel Yetki İlkesi (Universal Jurisdiction)

İpuçları

1
Suçun hedefinin bir devletin çıkarları mı yoksa tüm insanlığın ortak değerleri mi olduğunu düşünün.
2
Para sahteciliği ve casusluk gibi eylemler bir devleti mağdur ederken, deniz haydutluğu uluslararası toplumun tamamını hedef alır.
3
'Hostis humani generis' kavramı tarihsel olarak ilk defa açık denizlerdeki korsanlar (deniz haydutları) için kullanılmıştır.

Daha Fazla Pratik

Uluslararası Ceza Mahkemesi'nin (UCM) yargı yetkisi ile devletlerin evrensel yetki kullanımı arasındaki farkları gözden geçirebilirsiniz.
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 23Soru

Yabancı bir ülkenin vatandaşı olan ve Türkiye Cumhuriyeti ile herhangi bir uyrukluk bağı bulunmayan bir şahsın, ikamet ettiği ülkede kurduğu bir matbaada gerçeğe aykırı 'Türkiye Cumhuriyeti Diplomatik Pasaportu' ve 'E-Vize Onay Barkodları' üreterek üçüncü şahıslara sattığı tespit edilmiştir. Uluslararası hukukta devletin yetkisini düzenleyen esaslar dikkate alındığında, suçun işlendiği yer ve failin milliyeti gözetilmeksizin Türkiye'nin bu şahıs üzerinde yargı yetkisi kullanabilmesini sağlayan hukuki dayanak aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Koruma İlkesi

Cevap

Türkiye'nin bu şahıs üzerinde yargı yetkisi kullanabilmesini sağlayan temel hukuki dayanak Koruma İlkesidir.
Koruma ilkesi, bir devletin kendi güvenliğini, siyasi bağımsızlığını, hayati ekonomik menfaatlerini (para basımı gibi) veya resmi belgelerinin (pasaport, mühür vb.) bütünlüğünü korumak amacıyla, bu değerlere karşı yurt dışında yabancılar tarafından işlenen suçlar üzerinde yargı yetkisi kullanabilmesidir. Olayda diplomatik pasaport ve vize gibi devletin egemenlik yetkisini doğrudan temsil eden belgelerin sahtelenmesi söz konusu olduğu için doğru cevap budur.

Adım Adım Çözüm

1
Olayın unsurlarını analiz etme
Failin yabancı uyruklu olduğu, eylemin Türkiye dışında gerçekleştiği ve hedef alınan değerlerin Türkiye Cumhuriyeti'ne ait resmi belgeler (pasaport, vize) olduğu belirlenmiştir.
Uluslararası hukukta hangi yetki ilkesinin uygulanacağını belirlemek için fail, mağdur, mekan ve suçun niteliği tespit edilmelidir.
2
Yetki ilkelerini karşılaştırma
Fail Türk olmadığı için 'Aktif Şahsilik', mağdur bir Türk vatandaşı değil devletin tüzel kişiliği olduğu için 'Pasif Şahsilik', suç Türkiye sınırları dışında işlendiği için 'Mülkilik' ilkeleri doğrudan uygulanmaz.
Her yetki ilkesinin kendine özgü bir uygulanma şartı (bağlanma noktası) bulunmaktadır.
3
Koruma ilkesinin şartlarını kontrol etme
Devletin güvenliği, para basımı, resmi mühür ve pasaport sahteciliği gibi 'hayati menfaatlerini' koruma amacı güden durumlarda failin veya yerin önemi olmaksızın 'Koruma İlkesi' geçerli olur.
Koruma ilkesi, devletin varlığını ve işleyişini doğrudan tehdit eden dış saldırılara karşı bir hukuki savunma mekanizmasıdır.

Anahtar Kavram

Koruma İlkesi (Protection Principle)

İpuçları

1
Failin kim olduğu veya suçun nerede işlendiğinden ziyade, suçun hangi değerleri hedef aldığına odaklanın.
2
Resmi mühürler, para birimi ve pasaportlar bir devletin 'hayati menfaatleri' arasında sayılır.
3
Uluslararası hukukta devletin kendi varlığını ve resmi evraklarını yurt dışındaki saldırılardan korumasına imkan tanıyan yetki türünü düşünün.

Daha Fazla Pratik

Devletin yabancı bir ülkede kendi vatandaşına karşı işlenen bir suç dolayısıyla yargı yetkisi kullanmasını sağlayan 'Pasif Şahsilik' ilkesinin şartlarını inceleyebilirsiniz.
Tahmini Süre:1m 15s
Soru 24Soru

A ülkesi vatandaşı olan X, A ülkesi topraklarındayken sınırın hemen diğer tarafında bulunan B ülkesi vatandaşı Y'ye ateş etmiş ve Y, vurularak B ülkesi topraklarında hayatını kaybetmiştir. Olayın ardından B ülkesi yetkili makamları, suç teşkil eden fiilin neticesinin kendi egemenlik alanında (B ülkesinde) gerçekleştiğini ileri sürerek X hakkında ceza yargılaması yapmak üzere harekete geçmiştir.

Buna göre, B ülkesinin yargı yetkisini kullanma talebi uluslararası hukukta yer alan aşağıdaki yetki ilkelerinden hangisine dayanmaktadır?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Objektif mülkilik ilkesi

Cevap

B ülkesinin yargı yetkisi talebi objektif mülkilik ilkesine dayanmaktadır.
Doğru yanıt olan objektif mülkilik ilkesi, sınır aşan bir suçta neticenin meydana geldiği devletin yargı yetkisine sahip olmasını ifade eder. Olayda ateş etme eylemi A ülkesinde başlamış olsa da, ölüm neticesi B ülkesinde gerçekleşmiştir. B ülkesi de tam olarak bu toprak bağına (neticenin ülkesinde doğmasına) dayanarak yetki talep etmiştir.

Adım Adım Çözüm

1
Olaydaki devletin yargı yetkisi talebinin temel gerekçesini tespit etmek.
B ülkesi, yargı yetkisini mağdurun vatandaşı olmasına değil, açıkça 'fiilin neticesinin kendi egemenlik alanında gerçekleşmesi' koşuluna bağlamıştır.
Soru kökündeki spesifik gerekçe, hangi yetki kuralının uygulandığını belirler.
2
Netice unsuruna dayanan mülkilik ilkesi alt türünü belirlemek.
Sınır aşan suçlarda eylemin (hareketin) başladığı yer sübjektif mülkilik, suçun tamamlandığı veya neticenin doğduğu yer ise objektif mülkilik ilkesi kapsamında yetkilidir.
Mülkilik ilkesi, sınır aşan (mütemadi) suçlar söz konusu olduğunda objektif ve sübjektif olmak üzere iki boyutta incelenir.

Anahtar Kavram

Ülkesel Yetkinin Kapsamı ve Objektif/Sübjektif Mülkilik Ayrımı
Tahmini Süre:1m 15s
Soru 25Soru

A Devleti vatandaşı olan (X), sürekli ikamet ettiği B Devleti sınırları içerisinde bulunduğu sırada, C Devleti merkezli özel bir ticari işletmenin bilişim sistemlerine sızarak haksız menfaat temin etmiştir. Söz konusu siber suç eyleminin ardından A Devleti'ne dönen (X) hakkında, suçun işlendiği yerin kendi ülkesi olmamasına, mağdurun kendi vatandaşı bulunmamasına ve eylemin devletin siyasi, ekonomik veya askeri güvenliğini doğrudan hedef almamasına rağmen, A Devleti adli makamlarınca ceza soruşturması başlatılmıştır.

Uluslararası hukuk bağlamında, A Devleti'nin olayla hiçbir yersel (mülki) bağı bulunmamasına rağmen yargı yetkisini kullanmasının hukuki dayanağı aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Aktif şahsilik ilkesi

Cevap

Aktif şahsilik ilkesi
Soruda verilen olayda, A Devleti adli makamlarının yargılama yetkisini kullanabilmesinin yegane sebebi failin (X) kendi vatandaşı olmasıdır. Uluslararası hukukta devletlerin, ülkeleri dışında suç işleyen kendi vatandaşlarını yargılama yetkisine sahip olmalarına 'aktif şahsilik ilkesi' adı verilmektedir.

Adım Adım Çözüm

1
Olaydaki suçun işlendiği yeri ve tarafların uyrukluk bağlarını analiz etmek
Fail A Devleti vatandaşıdır, eylem B Devleti'nde gerçekleşmiştir, mağdur ise C Devleti tabiyetindedir.
Uluslararası ceza hukukunda yargı yetkisinin belirlenmesi için fail, mağdur ve suç yeri unsurlarının tespit edilmesi gerekir.
2
A Devleti'nin yargı yetkisini hangi bağa dayanarak kurduğunu değerlendirmek
A Devleti, suçun kendi topraklarında işlenmemesine (mülkilik yok) ve mağdurun kendi vatandaşı olmamasına (pasif şahsilik yok) rağmen yargılama yapmaktadır.
Yargı yetkisinin dayanağı yersel veya mağduriyet temelli değildir.
3
İstisnai yargı yetkisi hallerini (koruma ve evrensellik) elemeye tabi tutmak
Suç, devletin güvenliğine yönelik değildir (koruma ilkesi elenir) ve evrensel suç niteliği taşımaz (evrensellik ilkesi elenir).
Olay kurgusunda suçun nitelikli dolandırıcılık/siber suç olduğu ve devletin temel çıkarlarını hedef almadığı özel olarak vurgulanmıştır.
4
Geriye kalan tek hukuki bağı tespit etmek
A Devleti'nin yargı yetkisini kullanabilmesinin yegane temeli, failin kendi vatandaşı olmasıdır.
Bir devletin kendi vatandaşının ülke dışında işlediği bir suçtan dolayı onu yargılayabilmesi aktif şahsilik ilkesinin bir sonucudur.

Anahtar Kavram

Aktif Şahsilik İlkesi (Failin Uyrukluğuna Dayalı Yetki)
Soru 26Soru

A devleti vatandaşı olan bir milis lideri, B devleti sınırları içerisinde gerçekleşen bir silahlı çatışma sırasında sivil halka yönelik geniş çaplı ve sistematik katliamlar gerçekleştirmiştir. Yıllar sonra bu kişi, turist olarak gittiği C devletinde yakalanmıştır. C devleti mahkemeleri, suçun işlendiği yer ile kendi ülkesi arasında veya fail ile mağdurların uyrukluğu bağlamında hiçbir hukuki bağı (mülki veya şahsi) bulunmamasına rağmen, fiillerin soykırım ve insanlığa karşı suçlar kapsamında olması nedeniyle bu kişiyi yargılamaya başlamıştır.

Buna göre, C devletinin bu yargılamayı yaparken dayandığı uluslararası hukuk yetki kuralı aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Evrensel yetki ilkesi

Cevap

Evrensel yetki ilkesi
Doğru yanıt olan seçenek, uluslararası hukukta devletlerin, suçun nerede işlendiğine (mülkilik) veya failin/mağdurun uyrukluğuna (şahsilik) bakılmaksızın yargılama yapabilmesini ifade eder. Deniz haydutluğu, soykırım, savaş suçları ve insanlığa karşı suçlar uluslararası hukukun emredici kurallarını (jus cogens) ihlal eden ve herkese karşı (erga omnes) yükümlülük doğuran suçlardır. Bu suçların cezasız kalmaması amacıyla uluslararası hukuk, her devlete bu suçları kendi iç hukukunda yargılama yetkisi tanır. C devletinin olayla hiçbir bağı olmamasına rağmen yargılama yapabilmesinin yegâne hukuki dayanağı evrensellik ilkesidir.

Adım Adım Çözüm

1
Olaydaki devletler ve uyrukluk bağlarını analiz etmek
Suçun işlendiği yer B devleti, fail A devleti vatandaşı, mağdurlar B devleti halkı, yargılayan ise C devletidir.
Yargı yetkisinin mülkilik (ülkesellik) veya şahsilik (vatandaşlık) bağlarına dayanıp dayanmadığını tespit etmek.
2
Yargılamayı yapan C devletinin olayla bağını değerlendirmek
C devletinin olayla hiçbir mülki veya şahsi bağı bulunmamaktadır.
Bağlantı noktası yokluğunda istisnai yetki kurallarının uygulanabilirliğini sorgulamak.
3
Suçun niteliğini uluslararası hukuk bağlamında sınıflandırmak
İşlenen suçlar soykırım ve insanlığa karşı suçlardır (erga omnes ve jus cogens nitelikli suçlar).
Uluslararası toplumun tamamına karşı işlenen suçlarda geçerli olan yetki kuralını belirlemek.
4
Tespiti yetki kurallarıyla eşleştirmek
Hiçbir bağ bulunmaksızın, salt suçun tüm insanlığa karşı işlenmiş olması (erga omnes) nedeniyle kullanılan yargı yetkisi 'Evrensel yetki ilkesi'dir.
Hukuki kavramın tanımına ulaşmak.

Anahtar Kavram

Evrensel Yetki (Evrensellik İlkesi)
Soru 27Soru

X Devleti'nin görevdeki Dışişleri Bakanı hakkında, daha önceki bir görevi sırasında ve özel kapasitesiyle uluslararası suçlar işlediği iddiasıyla Y Devleti mahkemeleri tarafından tutuklama emri çıkarılarak yargılanmak istenmektedir. Uluslararası Adalet Divanının 2002 tarihli Tutuklama Emri (Yerodia) kararı ve uluslararası hukukta devlet görevlilerinin bağışıklık rejimleri dikkate alındığında, bu duruma ilişkin aşağıdakilerden hangisi doğrudur?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Görevdeki Bakan, görev süresince özel veya resmi tüm fiilleri için kişisel bağışıklıktan (ratione personae) yararlandığından Y Devleti'nde yargılanamaz; ancak görevden ayrıldığında bu mutlak koruma kalkar ve yabancı mahkemelere karşı yalnızca resmi devlet işlemi niteliğindeki fiilleri için işlevsel bağışıklığı (ratione materiae) devam eder.

Cevap

Görevdeki Bakanın kişisel bağışıklıktan yararlanarak yargılanamaması, ancak görevden ayrıldıktan sonra bu mutlak korumanın kalkıp sadece resmi eylemleri için işlevsel bağışıklığının devam etmesi yönündeki ifadedir.
Doğru seçenek, 'ratione personae' ve 'ratione materiae' bağışıklıkları arasındaki temel farkları kusursuz şekilde özetlemektedir. Görevdeki Dışişleri Bakanı, görev süresince mutlak bir kişisel bağışıklıktan yararlanır ve yabancı ulusal mahkemelerde yargılanamaz. Bu kural, uluslararası suç isnatlarında bile geçerlidir (Yerodia Kararı). Ancak kişi görevden ayrıldığı andan itibaren bu kişisel bağışıklık kalkanı ortadan kalkar; kişi özel fiillerinden ötürü yargılanabilir hale gelir. Bununla birlikte, kişi görevi sırasında 'devlet adına' gerçekleştirdiği resmi fiilleri bakımından devleti temsil ettiğinden, bu fiilleri için işlevsel bağışıklık (ratione materiae) korunmaya devam eder.

Adım Adım Çözüm

1
Uyuşmazlık konusu kişinin statüsünü ve sahip olduğu bağışıklık türünü belirlemek.
Kişi görevde olan bir Dışişleri Bakanı'dır. Devlet Başkanı ve Hükümet Başkanı ile birlikte (Troyka) 'kişisel bağışıklık' (ratione personae) sahibidir.
Uluslararası hukukta üst düzey devlet temsilcilerinin dış ilişkileri serbestçe yürütebilmeleri için bu statüdeki kişiler mutlak bir yargı muafiyetine tabi tutulur.
2
UAD'nin 2002 Tutuklama Emri (Yerodia) kararındaki ilgili ilkeleri uygulamak.
Görevdeki Dışişleri Bakanı, ağır uluslararası suçlarla itham edilse dahi yabancı mahkemelerde yargılanamaz. Ancak bu durum 'cezasızlık' demek değildir; görev bitiminde kişisel bağışıklık kalkar.
UAD, bağışıklık (immunity) ile cezasızlık (impunity) kavramlarını birbirinden kesin çizgilerle ayırmıştır.
3
Görevden ayrıldıktan sonraki statüyü değerlendirmek.
Kişi görevden ayrıldığında özel fiillerinden dolayı yargılanabilir. Görevi sırasındaki resmi fiilleri ise devlete atfedildiği için 'işlevsel bağışıklık' (ratione materiae) kapsamında korunmaya devam eder.
Ratione materiae, kişinin statüsüne değil fiilin niteliğine (devlet eylemi olmasına) dayandığı için görev süresi sonrasında da varlığını sürdürür.

Anahtar Kavram

Devlet görevlilerinin kişisel (ratione personae) ve işlevsel (ratione materiae) bağışıklıkları ile UAD'nin Yerodia Kararı
Soru 28Soru

Yabancı uyruklu bir şahıs, kendi ülkesinde kurduğu gizli bir tesiste gerçeğe aykırı olarak yüksek miktarda sahte Türk Lirası basmış ve bu paraları uluslararası piyasaya sürerek Türkiye Cumhuriyeti'nin mali yapısını ve ekonomisini çökertmeyi amaçlamıştır. Bu şahıs, bir süre sonra turistik amaçla Türkiye'ye giriş yaptığı sırada havalimanında kolluk kuvvetleri tarafından yakalanmıştır.

Yukarıdaki senaryoda, Türkiye'nin kendi sınırları dışında ve yabancı bir kimse tarafından işlenen bu suç dolayısıyla yargı yetkisini kullanması, uluslararası ceza hukukundaki hangi ilkeye dayanmaktadır?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Koruma ilkesi

Cevap

Doğru cevap, yabancıların yurt dışında devletin hayati menfaatlerine (milli para vb.) karşı işlediği suçlarda yetki veren koruma ilkesidir.
Devletin yargı yetkisini kullanabilmesi için aranan koruma ilkesi; failin uyrukluğuna veya suçun işlendiği yere bakılmaksızın, devletin kendi güvenliği, resmi evrakları, mühürleri veya milli parası gibi yaşamsal menfaatlerine karşı işlenen suçları kapsar. Olayda sahte Türk Lirası basılması doğrudan devletin mali egemenliğini hedef aldığından yargı yetkisi bu ilkeye dayanır.

Adım Adım Çözüm

1
Suçun işlendiği yeri belirle
Suç, Türkiye sınırları dışında (failin kendi ülkesinde) işlenmiştir.
Mülkilik ilkesinin uygulanamayacağını kesinleştirmek için.
2
Failin uyrukluğunu tespit et
Fail yabancı uyrukludur.
Aktif şahsilik ilkesinin elenmesi için.
3
Suçun niteliğini ve hedefini analiz et
Suç, sahte Türk Lirası basımı olup doğrudan Türkiye Cumhuriyeti'nin mali yapısını ve devlet menfaatini hedef almaktadır.
Uluslararası suçlar (evrensellik) ile devleti hedef alan suçlar (koruma) veya vatandaşı hedef alan suçlar (pasif şahsilik) arasındaki ayrımı yapmak için.
4
Uygun yetki kuralını eşleştir
Yurt dışında yabancı tarafından devletin temel menfaatine (para) karşı işlenen suçlar koruma ilkesi kapsamına girer.
Uluslararası ceza hukuku ilkelerini somut olaya doğru şekilde uygulamak için.

Anahtar Kavram

Koruma Yetkisi (Koruma İlkesi)
Soru 29Soru

Omega Devleti'nin Başbakanı, uzun yıllar süren görev süresinin bitiminden sonra kişisel bir ziyaret için gittiği Delta Devleti'nde, kendi iktidarı döneminde sivil nüfusa karşı sistematik bir biçimde uluslararası suçlar işlediği iddiasıyla gözaltına alınmıştır. Uluslararası Adalet Divanının devletin en üst düzey yetkililerinden oluşan 'Üçlü' (Devlet Başkanı, Başbakan, Dışişleri Bakanı) yapının bağışıklıklarına dair tutuklama müzekkerelerine ilişkin emsal içtihatları dikkate alındığında, eski makam sahibinin hukuki statüsü ve yargılanabilirliği bağlamında aşağıdakilerden hangisi doğrudur?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Eski Başbakanın görevden ayrılmasıyla beraber mutlak nitelikteki kişisel bağışıklığı (ratione personae) sona erer, ancak görev dönemindeki resmi fiilleri için işlevsel bağışıklığı (ratione materiae) kural olarak devam eder; bununla birlikte bağışıklığın usuli bir engel olması hukuken cezasızlık (impunity) anlamına gelmediğinden, kendi devletinin feragati veya yetkili uluslararası mahkemelerde yargılanması mümkündür.

Cevap

Doğru seçenek, görevden ayrılan Başbakanın kişisel bağışıklığının sona erdiğini, resmi fiiller için işlevsel bağışıklığının sürdüğünü, ancak bağışıklığın mutlak bir cezasızlık yaratmayarak devletin feragati veya uluslararası mahkemelerde yargılanabilme ihtimalini barındırdığını ifade eden seçenektir.
Doğru olan seçenekte UAD'nin Yerodia (Tutuklama Müzekkeresi) davasında ortaya koyduğu temel prensipler eksiksiz özetlenmiştir. Görevi sona eren bir Başbakanın mutlak nitelikli kişisel bağışıklığı (ratione personae) kalkar. Görevde bulunduğu süre zarfındaki 'resmi fiilleri' için işlevsel bağışıklığı (ratione materiae) kural olarak varlığını korur. Ancak Divan, bağışıklığın (immunity) bir cezasızlık (impunity) yaratmadığının altını çizmiş; kişinin kendi ulusal mahkemelerinde, devletinin bağışıklıktan feragat etmesi durumunda yabancı mahkemelerde veya yargı yetkisine sahip uluslararası mahkemelerde pekâlâ yargılanabileceğini hükme bağlamıştır.

Adım Adım Çözüm

1
Uluslararası Adalet Divanının 'Üçlü' (Troika) makamlara yönelik bağışıklık kurallarını Yerodia kararı çerçevesinde analiz et.
Bu makamlardaki kişiler (Devlet Başkanı, Başbakan, Dışişleri Bakanı) görevdeyken hem resmi hem özel fiilleri için mutlak kişisel bağışıklığa (ratione personae) sahiptir.
Olayda kişinin görev süresinin bittiği vurgulandığı için zaman boyutundaki değişimi tespit etmek gereklidir.
2
Kişinin görevden ayrıldıktan sonraki bağışıklık durumunu (ratione materiae) belirle.
Kişi makamından ayrıldığında kişisel bağışıklığı düşer. Artık sadece görevdeyken 'resmi sıfatıyla' yaptığı eylemler için işlevsel bağışıklıktan (ratione materiae) yararlanır.
Eski görevlilerin yabancı mahkemelerdeki yargı muafiyetinin sınırlarını saptamak hedeflenmektedir.
3
Bağışıklık (immunity) ve cezasızlık (impunity) arasındaki hukuki farkı değerlendir.
Bağışıklık sadece usuli bir engeldir, kişinin cezai sorumluluğunu tamamen silmez. Kendi devleti feragat edebilir, kendi ulusal mahkemelerinde yargılanabilir veya uluslararası ceza mahkemelerinde hâkim karşısına çıkabilir.
Soru kökündeki uluslararası suçlar iddiasının mutlak cezasızlık doğurmadığını kanıtlamak için bu ayrım şarttır.

Anahtar Kavram

Devlet Görevlilerinin Bağışıklıkları (Kişisel ve İşlevsel) ile Cezasızlık Ayrımı
Tahmini Süre:2m 0s
Soru 30Soru

Alfa devleti vatandaşı olan bir kişi, Beta devleti topraklarında gerçekleşen silahlı bir çatışma bağlamında sivil halka karşı sistematik işkence eylemlerini organize etmiş ve yönetmiştir. Bu eylemlerde hayatını kaybedenlerin tamamı Beta ve Gama devleti vatandaşlarıdır. Söz konusu kişi olaylardan yıllar sonra, turistik amaçla giriş yaptığı Delta devleti sınır kapısında rutin bir pasaport kontrolü sırasında tespit edilerek yakalanmıştır. Delta devleti savcılığı, kişinin kendi vatandaşlarına veya devletin temel güvenlik çıkarlarına yönelik herhangi bir eylemi bulunmamasına rağmen, insanlığa karşı suç teşkil eden bu fiillerinden dolayı şüpheliyi kendi ulusal mahkemelerinde yargılamaya karar vermiştir.

Uluslararası hukuk kuralları çerçevesinde, Delta devletinin bu olayda yargı yetkisini kullanmasının hukuki dayanağı aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Evrensellik ilkesi

Cevap

Delta devletinin yargı yetkisini kullanması Evrensellik ilkesine dayanmaktadır.
Doğru yanıt olan ilke, jus cogens (emredici) normları ihlal eden soykırım, insanlığa karşı suçlar, işkence ve deniz haydutluğu gibi tüm uluslararası toplumu ilgilendiren ağır suçlarda uygulanır. Bu ilke uyarınca, suçun nerede işlendiğine veya failin/mağdurun uyrukluğuna bakılmaksızın, şüpheliyi kendi egemenlik alanında ele geçiren her devlet yargılama yetkisine sahip olur. Olayda Delta devletinin suçla hiçbir yersel veya kişisel bağı olmamasına rağmen, suçun insanlığa karşı suç niteliği taşıması nedeniyle yargı yetkisi kullanması tam olarak bu ilkenin sonucudur.

Adım Adım Çözüm

1
Olaydaki devletler ile suç arasındaki bağlama noktalarını (uyrukluk ve yer) analiz et.
Fail Alfa vatandaşı, mağdurlar Beta ve Gama vatandaşı, suç Beta ülkesinde işlenmiştir. Yargılamayı yapan Delta devleti ile hiçbir klasik bağ (mülkilik, şahsilik) yoktur.
Yargı yetkisinin temelini bulmak için öncelikle yersel ve kişisel bağların varlığı kontrol edilmelidir.
2
Delta devletinin menfaatlerinin doğrudan ihlal edilip edilmediğini incele.
Olay örgüsünde Delta devletinin güvenliğine veya kurumlarına yönelik bir saldırı olmadığı açıkça belirtilmiştir. Bu nedenle koruma yetkisi elenir.
Devletler ülkeleri dışında işlense bile kendi hayati çıkarlarını hedef alan suçlarda koruma ilkesini işletebilirler.
3
Suçun niteliğini uluslararası hukuk bağlamında değerlendir.
Sistematik işkence ve insanlığa karşı suçlar, tüm uluslararası toplumun ortak menfaatini ilgilendiren jus cogens (emredici) nitelikte suçlardır (erga omnes).
Bazı ağır suçların niteliği, bağlama noktası gerektirmeyen istisnai bir yargı yetkisi doğurur.
4
Hiçbir bağ olmamasına rağmen yargı yetkisi veren hukuki temeli belirle.
Faili sadece kendi sınırları içinde ele geçirmiş olmaya (judex deprehensionis) dayanarak insanlığa karşı suçlarda kullanılan yetki evrensellik ilkesidir.
Uluslararası hukukta cezasızlığı önlemek amacıyla ağır suçlar için evrensel yargı yetkisi kabul edilmiştir.

Anahtar Kavram

Evrensel Yetki (Evrensellik İlkesi)
Soru 31Soru

Günümüzde siber ağlar üzerinden organize olarak uluslararası ölçekte köle ticareti ve sistematik insan kaçakçılığı faaliyetleri yürüten bir örgütün yöneticisi, hiçbir resmi sıfatı bulunmaksızın aktarmalı bir uçuş için bulunduğu 'Zümrüt Cumhuriyeti' havalimanında tesadüfen gözaltına alınmıştır.

Zümrüt Cumhuriyeti adli makamları yürüttükleri ön soruşturmada; söz konusu suç eylemlerinin hiçbir aşamasının kendi ülkelerinde gerçekleşmediğini, tespit edilebilen fail veya mağdurlardan hiçbirinin kendi vatandaşları olmadığını ve devletin milli güvenliğini, mali yapısını veya siyasi bağımsızlığını doğrudan hedef alan bir unsur bulunmadığını saptamıştır. Buna rağmen, söz konusu suçların uluslararası hukuk çerçevesinde taşıdığı ağırlık gerekçe gösterilerek fail hakkında Zümrüt Cumhuriyeti ulusal mahkemelerinde yargılama süreci başlatılmıştır.

Zümrüt Cumhuriyeti'nin bu davada yargı yetkisini tesis etmesinin hukuki dayanağı ve kullandığı yetki kuralı aşağıdakilerden hangisinde en doğru şekilde ifade edilmiştir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: İlgili eylemlerin tüm uluslararası toplumun ortak menfaatlerine karşı işlenmiş suçlar (delicta juris gentium) kategorisinde yer alması ve emredici normlara (jus cogens) aykırılığı sebebiyle başvurulan evrensel yetki ilkesi

Cevap

Doğru yanıt, Zümrüt Cumhuriyeti'nin işlenen suçların jus cogens niteliğinden dolayı evrensel yetki ilkesine dayanarak yargılama yaptığını belirten seçenektir.
Verilen senaryoda devletin suçla ülkesel (mülkilik), kişisel (şahsilik) veya ulusal güvenlik (koruma) açısından hiçbir bağı bulunmamaktadır. Köle ticareti ve insanlığa karşı suçlar, uluslararası hukukta 'jus cogens' (emredici norm) olarak kabul edilen ve tüm devletlere karşı ileri sürülebilen 'erga omnes' yükümlülükler doğuran eylemlerdir (delicta juris gentium). Bu tür istisnai derecede ağır suçlarda, failin bulunduğu herhangi bir devlet, aralarında hiçbir illiyet bağı olmasa dahi evrensel yetki ilkesine dayanarak kendi iç hukukunda yargılama yapma hakkına sahiptir.

Adım Adım Çözüm

1
Olaydaki suçun niteliğinin belirlenmesi
Suçun köle ticareti ve sistematik insan kaçakçılığı (insanlığa karşı suç) olduğu tespit edilmiştir.
Uluslararası hukukta hangi yargı yetkisinin kullanılabileceği, öncelikle suçun türüne bağlıdır.
2
Ülkesel ve şahsi bağların analiz edilmesi
Suç Zümrüt Cumhuriyeti'nde işlenmemiş (mülkilik yok), fail veya mağdurlar vatandaş değil (aktif/pasif şahsilik yok).
Klasik yetki kurallarının (ülkesellik, şahsilik) somut olayda uygulanabilir olup olmadığını dışlamak için.
3
Devletin temel menfaatlerine yönelik tehdidin değerlendirilmesi
Devletin güvenliğine veya mali yapısına doğrudan bir saldırı bulunmamaktadır, bu nedenle koruma (reel) ilkesi uygulanamaz.
Koruma ilkesi ile evrensellik ilkesi arasındaki temel hukuki ayrımı netleştirmek için.
4
Yargı yetkisinin temelinin uluslararası hukuktaki istisnai kurallarla eşleştirilmesi
Suçun türünün erga omnes ve jus cogens nitelikte olması nedeniyle, hiçbir illiyet bağı aranmaksızın evrensel yetki (evrensellik ilkesi) kurallarının devreye girdiği sonucuna varılır.
Tüm uluslararası toplumu ilgilendiren ağır suçlarda faillerin cezasız kalmamasını sağlayan hukuki mekanizmanın tespit edilmesi.

Anahtar Kavram

Evrensel Yetki (Evrensellik İlkesi) ve Jus Cogens Bağlantısı
Tahmini Süre:2m 0s
Soru 32Soru

Vega Devleti'nin görev süresi sona ermiş olan eski Dışişleri Bakanı, tatil amacıyla bulunduğu komşu bir ülkede gözaltına alınmıştır. İlgili şahsın, hem bakanlığı döneminde tamamen özel kapasitesiyle yürüttüğü şahsi ticari faaliyetlerinden kaynaklanan yolsuzluk iddiaları hem de görevdeyken resmi sıfatıyla verdiği bazı talimatların uluslararası hukuku ihlal ettiği gerekçesiyle yerel makamlarca yargılanması talep edilmektedir.

Buna göre, Uluslararası Adalet Divanının 2002 tarihli Tutuklama Emri (Yerodia) Davası'nda ortaya koyduğu ilkeler çerçevesinde, söz konusu eski Dışişleri Bakanının bağışıklık statüsüne ilişkin aşağıdaki ifadelerden hangisi doğrudur?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Görevden ayrılmasıyla birlikte kişisel bağışıklığı (ratione personae) sona erdiğinden, bakanlığı döneminde tamamen özel kapasitesiyle gerçekleştirdiği eylemlerden ötürü bulunduğu ülkenin ulusal mahkemelerinde yargılanabilir.

Cevap

Eski Dışişleri Bakanının görevden ayrılmasıyla kişisel bağışıklığının sona erdiğini ve görev döneminde tamamen özel kapasitesiyle işlediği iddia edilen fiillerden dolayı yabancı mahkemelerde yargılanabileceğini belirten seçenektir.
Uluslararası Adalet Divanı 2002 tarihli Yerodia (Tutuklama Emri) Davası kararında, görev süresi sona ermiş bir Dışişleri Bakanının kişisel bağışıklığını (ratione personae) kaybettiğini açıkça belirtmiştir. Bu aşamadan sonra kişi sadece görevdeyken resmi sıfatıyla gerçekleştirdiği eylemler için işlevsel bağışıklıktan (ratione materiae) yararlanmaya devam eder. Görev süresi içinde dahi olsa tamamen özel kapasitesiyle gerçekleştirdiği eylemler (örneğin şahsi ticari işlemler veya tatil amaçlı fiiller) bu korumanın dışındadır ve kişi bu fiillerinden dolayı yabancı ulusal mahkemelerde yargılanabilir.

Adım Adım Çözüm

1
Uluslararası Adalet Divanının Yerodia (Tutuklama Emri) Davası ilkeleri incelenir.
Görevdeki Dışişleri Bakanlarının yabancı mahkemeler önünde mutlak bir kişisel bağışıklığa (ratione personae) sahip olduğu, ancak bunun 'cezasızlık' anlamına gelmediği tespit edilir.
Olaydaki bağışıklığın sınırlarını ve hukuki doğasını anlamak için.
2
Görev süresi sona ermiş bir bakanın bağışıklık durumu değerlendirilir.
Kişisel bağışıklığın (ratione personae) görev bitimiyle tamamen ortadan kalktığı, geriye sadece görevdeyken devlet adına resmi kapasitede yapılan işlemler için işlevsel bağışıklığın (ratione materiae) kaldığı saptanır.
Eski bakanın hangi fiillerden dolayı yargılanıp yargılanamayacağını ayırmak için.
3
Olaydaki suç iddialarının mahiyeti analiz edilir.
Eski bakanın görevdeyken verdiği resmi talimatlar işlevsel bağışıklık kapsamında değerlendirilebilirken; tamamen özel kapasitesiyle yürüttüğü ticari faaliyetlerin hiçbir bağışıklık zırhına girmediği sonucuna ulaşılır.
Doğru seçeneği kesinleştirmek için.

Anahtar Kavram

Kişisel ve İşlevsel Bağışıklık (Ratione Personae / Ratione Materiae)
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 33Soru

Turistik amaçla X ülkesinde bulunan Y ülkesi vatandaşı bir şahıs, burada karıştığı bir hırsızlık suçunun ardından vatandaşı olduğu Y ülkesine kaçmıştır. X ülkesinin suçlunun iadesi yönündeki talebini 'kendi vatandaşını iade etmeme' kuralı gereğince reddeden Y ülkesi yetkili makamları, şahsı kendi mahkemelerinde yargılamaya karar vermiştir.

Buna göre, Y ülkesinin yurt dışında suç işleyen kendi vatandaşı üzerinde yargı yetkisi kullanması uluslararası hukuktaki yetki ilkelerinden hangisine dayanmaktadır?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Aktif şahsilik ilkesi

Cevap

Doğru yanıt, yargı yetkisinin suçun failinin vatandaşlığına dayandığını belirten aktif şahsilik ilkesidir.
Soruda verilen olayda Y ülkesi yargı yetkisini suçun kendi ülkesinde işlenmiş olmasına (mülkilik) dayanarak değil, suçu işleyen kişinin (failin) kendi vatandaşı olmasına dayanarak kullanmaktadır. Uluslararası hukukta devletin yurt dışında suç işleyen kendi vatandaşlarını yargılama yetkisi, failin vatandaşlığı (aktif süje olması) ilkesinden hareketle 'aktif şahsilik ilkesi' olarak adlandırılır.

Adım Adım Çözüm

1
Olaydaki suçun nerede ve kim tarafından işlendiğini belirle.
Suç X ülkesinde (yurt dışında), Y ülkesi vatandaşı (fail) tarafından işlenmiştir.
Yetki ilkesinin tespit edilebilmesi için suçun işlendiği yer, failin uyruğu ve mağdurun durumu gibi unsurların bilinmesi gerekir.
2
Yargı yetkisini kullanan Y ülkesinin hangi bağla bu yetkiyi iddia ettiğini incele.
Y ülkesi, suç kendi sınırlarında işlenmemesine rağmen failin kendi vatandaşı olması nedeniyle yargılama yapmaktadır.
Yargı yetkisinin dayanağını tespit etmek için devletle suç/suçlu arasındaki kurulan hukuki bağa bakılır.
3
Failin uyrukluğuna dayalı yetki ilkesini uluslararası hukuk terminolojisiyle eşleştir.
Failin uyrukluğu temel alınarak kurulan yetki aktif şahsilik ilkesidir.
Uluslararası hukukta failin vatandaşlığı aktif şahsilik, mağdurun vatandaşlığı ise pasif şahsilik olarak tanımlanır.

Anahtar Kavram

Kişisel Yetki (Aktif Şahsilik İlkesi)
Tahmini Süre:45s
Soru 34Soru

P devleti siciline kayıtlı bir araştırma gemisinde görevli uzman Y, açık denizlerde seyir halindeyken geminin atık sistemine müdahale ederek yüksek oranda zehirli endüstriyel kimyasalları kasıtlı olarak denize boşaltmıştır. Okyanus akıntılarıyla taşınan bu toksik maddeler, haftalar sonra R devletinin karasularına girerek R devletinin kıyı şeridinde telafisi imkânsız bir çevre felaketine ve yerel balıkçılık endüstrisinin çökmesine neden olmuştur. R devleti adli makamları, eylemin icra edildiği yer kendi egemenlik sahası dışında kalsa da, suçun tamamlayıcı unsurunun ve asıl yıkıcı neticesinin kendi ülkesinde meydana geldiğini karara bağlayarak Y hakkında yakalama kararı çıkarmıştır.

Uluslararası hukukta devletlerin yargı yetkisinin sınırlandırılması bağlamında, R devletinin bu olayda yargı yetkisini temellendirdiği ana kural aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Objektif mülkilik yetkisi

Cevap

R devletinin yargı yetkisi talebinin temelini oluşturan doktrin Objektif mülkilik yetkisidir.
Devletin ülkesel yargı yetkisi (mülkilik ilkesi), kendi sınırları içinde işlenen suçları cezalandırma yetkisidir. Bu kuralın esnemesiyle ortaya çıkan objektif mülkilik (nesnel yersellik) doktrinine göre; fiilin hareket unsuru devletin ülkesi dışında (örneğin devlete ait olmayan bir gemide açık denizlerde) gerçekleşmiş olsa dahi, eğer suçun kanuni neticesi veya tamamlayıcı esaslı unsuru o devletin ülkesinde (karasuları devletin mülki alanına dâhildir) doğuyorsa, o devlet mülkilik ilkesine dayanarak yargı yetkisi iddia edebilir. Olayda R devleti, kıyılarında ve karasularında (ülkesinde) doğan neticeye binaen bu yetkiyi kullanmaktadır.

Adım Adım Çözüm

1
Eylemin icra edildiği yer ile sonucunun doğduğu yeri tespit et.
İcra hareketi açık denizde (P devleti gemisi), zararlı sonuç ise R devletinin egemenliğindeki karasuları ve kıyı şeridinde meydana gelmiştir.
Yargı yetkisi kurallarının uygulanabilmesi için suçun unsurlarının hangi devletin yetki sahasında gerçekleştiğinin belirlenmesi zorunludur.
2
R devletinin yetki talebinin hukuki dayanağını analiz et.
R devleti, failin uyrukluğuna veya mağdurun kimliğine değil, 'asıl yıkıcı neticesinin kendi ülkesinde meydana geldiği' olgusuna dayanmıştır.
Devletin yargı yetkisi iddiaları, hukuki dayanaklarına göre sınıflandırılır.
3
Neticeye dayalı yetki kuralını ilgili uluslararası hukuk terimiyle eşleştir.
Hareketin dışarıda yapılıp sonucun ülkede doğması hali, uluslararası hukukta objektif (nesnel) mülkilik kuralı olarak tanımlanır.
Uluslararası hukuk doktrininde Lotus davasından bu yana sonucun doğduğu yer, mülkilik ilkesinin kurucu bir unsuru olarak kabul edilir.

Anahtar Kavram

Objektif Mülkilik İlkesi
Soru 35Soru

Vega Cumhuriyeti uyruklu bir gazeteci, resmi bir organizasyonu takip etmek üzere görevli olarak bulunduğu Sirius Devleti sınırları içerisinde karıştığı bir trafik kazasında, taksirle bir yerel vatandaşın ölümüne sebebiyet vermiştir. Kazanın hemen ardından, hakkında herhangi bir adli işlem veya tutuklama kararı çıkarılmadan kendi ülkesi olan Vega Cumhuriyeti'ne dönen gazeteci hakkında, Vega makamları tarafından söz konusu eylem nedeniyle ceza davası açılmıştır.

Vega Cumhuriyeti'nin, suçun yurt dışında işlenmiş olmasına ve mağdurun yabancı uyruklu olmasına bakılmaksızın, sırf failin kendi vatandaşı olması gerekçesiyle ceza yargı yetkisini kullanması, uluslararası hukukta yer alan aşağıdaki ilkelerden hangisinin bir sonucudur?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Aktif şahsilik ilkesi

Cevap

Doğru cevap aktif şahsilik ilkesidir.
Devletlerin, sınırları dışında gerçekleşmiş olsa dahi, kendi vatandaşları tarafından işlenen suçlara ilişkin yargı yetkisi iddiasında bulunması aktif şahsilik (kişisel yetki) ilkesine dayanmaktadır. Senaryoda Vega Cumhuriyeti'nin, vatandaşlık bağını esas alarak gazeteciyi yargılaması bu ilkenin doğrudan bir yansımasıdır.

Adım Adım Çözüm

1
Olaydaki yargı yetkisini kullanan devleti ve yetki iddiasının dayanağını tespit etmek.
Vega Cumhuriyeti, suç başka bir ülkede (Sirius) işlenmesine rağmen yargılamayı başlatmış ve bu durumu failin kendi vatandaşı olması (uyrukluk bağı) ile gerekçelendirmiştir.
Uluslararası hukukta yargı yetkisinin belirlenebilmesi için devletin hangi bağa dayanarak hareket ettiğinin bilinmesi şarttır.
2
Tespit edilen yetki dayanağını (failin uyrukluğu) uluslararası ceza hukuku ilkeleriyle eşleştirmek.
Failin uyrukluğunu merkeze alarak yargı yetkisi tanıyan temel uluslararası kural aktif şahsilik ilkesidir.
Yargı yetkisi kuralları fail (aktif), mağdur (pasif), koruma alanı (devletin güvenliği) veya yer (mülkilik) ekseninde şekillenir.

Anahtar Kavram

Kişisel Yetki (Aktif Şahsilik İlkesi)
Soru 36Soru

Delta Cumhuriyeti, silahlı kuvvetlerinin lojistik ve altyapı modernizasyonu kapsamında ihtiyaç duyduğu özel üretim çelik zırh plakalarını tedarik etmek amacıyla, komşusu Omega Cumhuriyeti'nde faaliyet gösteren özel bir çelik döküm firmasıyla uluslararası bir alım satım sözleşmesi imzalamıştır. Sözleşme şartlarına uyulmaması ve ödemelerin aksaması nedeniyle ilgili firma, Omega Cumhuriyeti'nin yerel mahkemelerinde Delta Cumhuriyeti aleyhine alacak ve tazminat davası açmıştır. Davaya katılan Delta Cumhuriyeti temsilcileri, yapılan alımın münhasıran ordunun donatılması ve milli güvenlik gibi üstün bir devlet yetkisine dayandığını, bu nedenle yerel mahkemenin yargı yetkisinin bulunmadığını iddia etmiştir.

Modern uluslararası hukukta genel kabul gören 'sınırlı (kısıtlı) yargı bağışıklığı' teorisi ve ilgili uluslararası sözleşmeler dikkate alındığında, bu uyuşmazlığın hukuki nitelendirmesi ve yargı yetkisi hakkında aşağıdaki ifadelerden hangisi doğrudur?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Sözleşmenin silahlı kuvvetlerin donatılması amacıyla yapılmış olması işlemin hukuki doğasını değiştirmez; standart bir özel hukuk sözleşmesi (acta jure gestionis) niteliğinde olduğundan devlet bu davada yargı bağışıklığından yararlanamaz.

Cevap

Sözleşmenin silahlı kuvvetlerin donatılması amacıyla yapılmış olması işlemin hukuki doğasını değiştirmez; standart bir özel hukuk sözleşmesi (acta jure gestionis) niteliğinde olduğundan devlet bu davada yargı bağışıklığından yararlanamaz.
Modern uluslararası hukukta kabul gören sınırlı (kısıtlı) yargı bağışıklığı teorisine göre, devletlerin ancak kamu gücü kullanarak yaptıkları egemenlik tasarrufları (acta jure imperii) yargı muafiyetinden yararlanır. Devletin tıpkı özel hukuk kişileri gibi hareket ederek imzaladığı ticari ve ekonomik amaçlı sözleşmeler (acta jure gestionis) ise bağışıklık kapsamında değildir. Uygulamada ve BM 'Devletlerin ve Mallarının Yargı Bağışıklığı Sözleşmesi'nde bir işlemin ticari olup olmadığı belirlenirken öncelikle işlemin hukuki 'niteliğine' (doğasına) bakılır. Ordunun ihtiyacı için erzak, kıyafet veya teçhizat alınması kamu amacı (milli güvenlik) taşısa dahi, niteliği itibarıyla standart bir ticari alım satım sözleşmesidir. Bu sebeple devlet bu tür işlemlerde yabancı mahkemenin yargı yetkisine tabidir.

Adım Adım Çözüm

1
Olaydaki devlet faaliyetinin 'Sınırlı Yargı Bağışıklığı' teorisi kapsamında hangi kategoriye girdiğini analiz et.
Olayda Delta Cumhuriyeti'nin işlemi, bir malın (çelik zırh) tedariki için yapılan özel hukuk sözleşmesidir.
Sınırlı bağışıklık teorisinde devlet işlemleri egemenlik tasarrufu (acta jure imperii) ve özel hukuk/ticari tasarrufu (acta jure gestionis) olarak ikiye ayrılır.
2
İşlemin niteliği ile amacı arasındaki farkı değerlendir.
İşlemin amacı 'milli güvenlik ve orduyu donatmak' olsa da, işlemin niteliği herhangi bir özel kişinin de yapabileceği 'ticari alım-satım sözleşmesi'dir.
Modern uluslararası hukukta (BM 2004 Sözleşmesi dahil) yargı bağışıklığının istisnası olan ticari işlemler belirlenirken, işlemin amacından ziyade öncelikle hukuki niteliğine (doğasına) bakılır.
3
Ticari işlemlerde yargı bağışıklığının uygulanıp uygulanmayacağına karar ver.
İşlem 'acta jure gestionis' (ticari nitelikli işlem) olduğundan, Delta Cumhuriyeti Omega Cumhuriyeti mahkemelerinde yargı bağışıklığı iddiasında bulunamaz.
Sınırlı yargı bağışıklığı teorisinin temel kuralı, devletlerin ticari faaliyetlerinden dolayı diğer devlet mahkemelerinde yargılanabileceğini kabul etmesidir.

Anahtar Kavram

Sınırlı yargı bağışıklığı teorisinde 'Nitelik-Amaç' testi ve Acta Jure Gestionis kavramı
Soru 37Soru

Lapisya Cumhuriyeti'nin Başbakanı, mevkidaşıyla görüşmelerde bulunmak üzere Zümrüt Federasyonu'na resmi bir ziyarette bulunmuştur. Zümrüt Federasyonu'ndaki yerel bir savcı, Başbakan'ın hem kendi ülkesinde görevdeyken şahsi menfaati için gerçekleştirdiği iddia edilen ulusötesi bir dolandırıcılık eyleminden, hem de resmi politikaları kapsamında insanlığa karşı suç teşkil ettiği öne sürülen bazı talimatlarından dolayı hakkında yakalama emri talep etmiştir.

Uluslararası Adalet Divanı'nın Tutuklama Emri (Arrest Warrant) Kararı'nda ortaya konan ilkeler ve güncel uluslararası hukuk kuralları göz önüne alındığında, söz konusu Başbakan'ın durumu hakkında aşağıdaki değerlendirmelerden hangisi doğrudur?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Başbakan, makamında bulunduğu müddetçe kişi yönünden bağışıklıktan (ratione personae) yararlandığından yabancı ulusal mahkemelerde yargılanamaz; ancak görev süresi dolduktan sonra, görevdeyken şahsi kapasitesiyle işlediği fiillerden dolayı yargılanması hukuken mümkündür.

Cevap

Başbakan, makamında bulunduğu müddetçe kişi yönünden bağışıklıktan (ratione personae) yararlandığından yabancı ulusal mahkemelerde yargılanamaz; ancak görev süresi dolduktan sonra, görevdeyken şahsi kapasitesiyle işlediği fiillerden dolayı yargılanması hukuken mümkündür.
Uluslararası Adalet Divanı'nın Tutuklama Emri kararında açıkça belirtildiği üzere, en üst düzey devlet yetkilileri görevde oldukları sürece yabancı devletlerin cezai yargı yetkisinden tam olarak muaftır (ratione personae). Ancak bağışıklık, cezasızlık (impunity) demek değildir. Kişinin görev süresi sona erdiğinde kişi yönünden bağışıklığı biter. Eski görevli, sadece resmi kapasiteyle yaptığı eylemler için işlevsel bağışıklıktan (ratione materiae) yararlanmaya devam ederken; göreve gelmeden önce veya görevdeyken şahsi kapasitesiyle işlediği eylemlerden dolayı yabancı mahkemelerde yargılanabilir.

Adım Adım Çözüm

1
Görevdeki üst düzey yöneticilerin (Troyka) bağışıklık türünün tespit edilmesi.
Lapisya Başbakanı, uluslararası hukukta devletin en üst düzey üç yöneticisi içinde yer aldığı için görev süresi boyunca mutlak nitelikli kişi yönünden bağışıklıktan (ratione personae) yararlanır.
Başbakanların yurt dışında devletlerini temsil edebilmeleri için tam bir hareket serbestisine sahip olmaları uluslararası teamül hukukunun gereğidir.
2
Uluslararası Adalet Divanı'nın Tutuklama Emri (Yerodia) Kararı'nın somut olaya uygulanması.
Divan içtihadına göre, görevdeki bir başbakan, işlediği iddia edilen suçların ağırlığı ne olursa olsun (insanlığa karşı suçlar dahi olsa) yabancı ulusal mahkemelerde yargılanamaz ve tutuklanamaz.
Ağır uluslararası suçların varlığının ulusal mahkemeler önündeki kişi yönünden bağışıklığı otomatik olarak kaldıracağına dair bir kural bulunmamaktadır.
3
Bağışıklığın cezasızlık (impunity) anlamına gelmediğinin ve görev sonrası durumun analiz edilmesi.
Bağışıklık kişiyi cezai sorumluluktan tamamen kurtarmaz. Görev süresi bittikten sonra kişi yönünden bağışıklık kalkar. Eski yetkili, görevdeyken 'şahsi kapasitesiyle' işlediği fiiller (örneğin dolandırıcılık) ile göreve gelmeden önceki eylemlerinden dolayı yabancı mahkemelerde yargılanabilir.
Konu yönünden bağışıklık (ratione materiae) yalnızca resmi kapasiteyle işlenen fiiller için devam eder; şahsi fiiller görev bitiminde koruma şemsiyesinden çıkar.

Anahtar Kavram

Devlet Görevlilerinin Bağışıklıkları ve Cezasızlık (Impunity) Ayrımı
Soru 38Soru

X Devleti vatandaşı olan (A), Y Devleti'nin başkentindeki bir alışveriş merkezinde çıkan tartışma sonucunda Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı (B)'yi kasten ağır şekilde yaralamış ve ardından ülkesine (X Devleti'ne) kaçmıştır. Türk Ceza Kanunu hükümleri çerçevesinde Türkiye, mağdur (B)'nin kendi vatandaşı olması hususunu temel gerekçe göstererek fail (A) hakkında soruşturma başlatmış ve X Devleti'nden failin iadesini talep etmiştir. Yapılan hukuki incelemede; suçun Türkiye Cumhuriyeti'nin siyasi, askeri veya ekonomik şahsiyetine ve bağımsızlığına yönelik doğrudan bir tehdit oluşturmadığı ve uluslararası toplumun tamamına karşı işlenen, jus cogens (emredici kural) niteliğindeki suçlar kategorisinde yer almadığı belirlenmiştir.

Bu olayda Türkiye'nin ceza yargı yetkisi iddia etmesinin uluslararası hukuktaki dayanağı ve ilgili ilkenin nitelendirilmesi konusunda aşağıdaki ifadelerden hangisi doğrudur?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Mağdurun Türk vatandaşı olması temel alınarak yargı yetkisi iddia edilmesi, doğrudan Pasif Şahsilik (Kişisel) İlkesi'nin bir uygulamasıdır.

Cevap

Türkiye'nin yargı yetkisi iddia etmesi, mağdurun uyrukluğuna dayandığı için Pasif Şahsilik (Kişisel) İlkesi'nin bir uygulamasıdır.
Verilen senaryoda suç, Türkiye sınırları dışında (Y Devleti'nde) ve yabancı uyruklu bir fail (A) tarafından işlenmiştir. Bu durumda Mülkilik ve Aktif Şahsilik ilkeleri uygulanamaz. Suçun devletin doğrudan güvenliğine, parasına veya resmi damgasına karşı işlenmemiş olması Koruma ilkesini; soykırım veya insanlığa karşı suç niteliğinde olmaması ise Evrensellik ilkesini devre dışı bırakır. Türkiye'nin yetki iddia etmesindeki tek bağlama noktası, kasten yaralama suçunun mağdurunun kendi vatandaşı olmasıdır. Ceza yargı yetkisinin 'mağdurun uyrukluğuna' dayandırılarak kullanılması, uluslararası hukukta doğrudan Pasif Şahsilik (Pasif Kişisel Yetki) İlkesi olarak adlandırılır.

Adım Adım Çözüm

1
Olaydaki failin ve mağdurun uyrukluk durumunu analiz et.
Fail (A) X Devleti vatandaşı (yabancı), mağdur (B) ise Türkiye Cumhuriyeti vatandaşıdır.
Kişisel yetki ilkelerinin (aktif ve pasif) ayrımını yapabilmek için fail ve mağdurun uyrukluklarının netleştirilmesi gerekir.
2
Suçun işlendiği yeri (suç mahallini) belirle.
Suç, Türkiye'nin egemenlik alanı dışında olan Y Devleti'nde işlenmiştir.
Mülkilik (ülkesellik) ilkesinin uygulanıp uygulanamayacağını tespit etmek içindir.
3
Suçun niteliğini ve kime/neye karşı işlendiğini değerlendir.
Suç (kasten yaralama) doğrudan devletin güvenliğine veya mali sistemine değil, bir bireye karşı işlenmiş adi bir suçtur. Ayrıca insanlığa karşı suç boyutunda değildir.
Koruma ve Evrensellik ilkelerinin devreye girip girmeyeceğini elemek içindir.
4
Türkiye'nin yargı yetkisi talebinin hukuki dayanağını tespit et.
Suçun yabancı ülkede, yabancı fail tarafından sadece 'kendi vatandaşına' karşı işlenmiş olması nedeniyle yetkinin dayanağı mağdurun uyrukluğudur.
Mağdurun vatandaşlığına dayalı yetki kuralı uluslararası hukukta Pasif Şahsilik (Kişisel) İlkesi olarak adlandırılır.

Anahtar Kavram

Pasif Şahsilik (Kişisel) İlkesi
Soru 39Soru

Sirius Cumhuriyeti, ülkesinde yaşanan şiddetli kuraklık nedeniyle halkın temel gıda ihtiyacını karşılamak amacıyla (kamusal amaç) uluslararası piyasadan tonlarca buğday satın almış ve bu buğdayın taşınması için Vega Devleti'nde mukim özel bir denizcilik firmasıyla standart bir navlun (taşıma) sözleşmesi akdetmiştir. Taşıma ücretinin ödenmemesi üzerine Vega firması, Sirius Cumhuriyeti aleyhine Vega mahkemelerinde alacak davası açmıştır. Sirius Cumhuriyeti, sözleşmenin nihai amacının ulusal gıda güvenliğini sağlamak ve hayati bir kamu hizmetini ifa etmek olduğunu belirterek davada 'yargı bağışıklığı' (jurisdictional immunity) ilk itirazında bulunmuştur.

Günümüz uluslararası hukukunda kural olarak benimsenen 'sınırlı (dar) yargı bağışıklığı' teorisine göre, Vega mahkemesinin bu itiraza karşı vereceği karar ve temel gerekçesi aşağıdakilerden hangisi olmalıdır?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: İtiraz reddedilmelidir; sözleşmenin yapılma amacı kamu hizmeti olsa da, işlemin hukuki niteliği ticari bir özel hukuk sözleşmesine (acta jure gestionis) dayandığından yargı bağışıklığı ileri sürülemez.

Cevap

Mahkeme itirazı reddetmelidir. Çünkü sınırlı bağışıklık teorisinde işlemin amacına değil, niteliğine bakılır ve olaydaki taşıma sözleşmesi ticari bir özel hukuk işlemi (acta jure gestionis) olduğundan devletin yargı bağışıklığı yoktur.
Doğru yanıt, itirazın reddedilmesini ve bunun gerekçesi olarak işlemin niteliği testini öne süren seçenektir. Sınırlı (dar) yargı bağışıklığı teorisi uyarınca, devletlerin yabancı mahkemelerdeki yargı bağışıklığı mutlak değildir. Eylemler ikiye ayrılır: Devletin egemenlik gücünü kullanarak yaptığı işlemler (Acta Jure Imperii) yargı bağışıklığından yararlanırken; devletin tıpkı bir özel hukuk kişisi (tacir) gibi davrandığı ticari nitelikli işlemler (Acta Jure Gestionis) yargı bağışıklığı kapsamı dışındadır. İşlemin niteliğinin belirlenmesinde devletin eylemi gerçekleştirme 'amacı' (gıda krizi, güvenlik vb.) değil, eylemin hukuki 'niteliği' (bir deniz taşıma sözleşmesi olması) dikkate alınır. Bu sebeple mahkeme yetkilidir ve itiraz reddedilmelidir.

Adım Adım Çözüm

1
Uyuşmazlığa konu olan hukuki ilişkinin tespit edilmesi.
Olayda Sirius Cumhuriyeti ile özel bir firma arasında imzalanan standart bir 'navlun (taşıma) sözleşmesi' bulunmaktadır.
Devletin yaptığı işlemin niteliğini (özel hukuk mu, kamu hukuku mu) anlamak için ilişkinin kökenine inmek gerekir.
2
Sınırlı (dar) yargı bağışıklığı teorisinin kriterlerinin uygulanması.
Teoriye göre egemenlik tasarruflarında (acta jure imperii) bağışıklık devam ederken, ticari ve özel hukuk işlemlerinde (acta jure gestionis) bağışıklık kalkar.
Uluslararası ticari ilişkilerin gelişmesiyle devletlerin tacir sıfatıyla yaptığı eylemlerden sorumlu tutulması zorunluluğu doğmuştur.
3
İşlemin niteliği (nature) ile amacı (purpose) ayrımının yapılması.
Buğdayın alınma amacı kamusal (ulusal güvenlik, gıda temini) olsa dahi, işlemin hukuki niteliği sıradan bir 'özel hukuk ticari sözleşmesi'dir.
Modern hukuk, işlemin yapılış amacına bakılırsa her devlet eyleminin kamusal amaçlı sayılabileceği gerekçesiyle 'nitelik (nature)' testini esas almaktadır.
4
Mahkemenin vereceği kararın belirlenmesi.
İşlem ticari nitelikte (acta jure gestionis) olduğu için mahkemenin yargı yetkisi vardır ve bağışıklık itirazı reddedilmelidir.
Devlet, ticari faaliyette bulunurken egemenlik sıfatından sıyrılarak diğer özel hukuk kişileriyle eşit statüde muamele görür.

Anahtar Kavram

Sınırlı Yargı Bağışıklığında Nitelik-Amaç Kriteri (Acta Jure Imperii / Acta Jure Gestionis)
Soru 40Soru

Japonya'nın başkenti Tokyo'da meydana gelen bir olayda, Arjantin vatandaşı bir şahıs, orada bir inşaat projesinde çalışmakta olan Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı bir mühendisi darbederek değerli eşyalarını çalmıştır. Gerçekleşen bu eylem, deniz haydutluğu, soykırım veya insanlığa karşı suçlar gibi tüm uluslararası toplumu ilgilendiren evrensel bir nitelik taşımamaktadır. Buna rağmen Türk adli makamlarının, suçun mağdurunun Türk vatandaşı olmasını gerekçe göstererek yabancı fail hakkında yargı yetkisi kullanabilmesi, uluslararası hukuktaki aşağıdaki yetki ilkelerinden hangisine dayanır?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Pasif Şahsilik İlkesi

Cevap

Pasif Şahsilik İlkesi
Türkiye'nin, toprakları dışında yabancı bir kimse tarafından kendi vatandaşına karşı işlenen bir suçta, sırf mağdurun kendi uyruğunda olması nedeniyle yargı yetkisi kullanması uluslararası hukukta Pasif Şahsilik (Pasif Kişisel Yetki) İlkesi olarak adlandırılır.

Adım Adım Çözüm

1
Suçun nerede ve kimler arasında işlendiğini tespit et.
Suç Japonya'da, Arjantin vatandaşı fail tarafından Türk vatandaşı mağdura karşı işlenmiştir.
Yargı yetkisinin kuralını belirlemek için olay yeri ve kişilerin uyrukları analiz edilmelidir.
2
Türkiye'nin yargı yetkisini hangi bağ üzerinden iddia ettiğini incele.
Türkiye, suç kendi ülkesinde işlenmediği (mülkilik yok) ve fail Türk olmadığı (aktif şahsilik yok) halde, sadece mağdurun Türk olması nedeniyle yetki iddia etmektedir.
Bağlantı noktasının mağdurun uyrukluğu olduğu netleştirilmelidir.
3
Mağdurun uyrukluğuna dayanan uluslararası hukuk yetki kuralını belirle.
Devletin, yurt dışında kendi vatandaşına karşı suç işleyen yabancıları yargılama yetkisi Pasif Şahsilik İlkesi ile açıklanır.
Bu ilke, devletin kendi vatandaşlarını, yani eylemin pasif süjelerini koruma iradesine dayanır.

Anahtar Kavram

Pasif Kişisel Yetki (Pasif Şahsilik İlkesi)
ÖncekiSayfa 2 / 15Sonraki