Uluslararası Hukukun Kaynakları

430 soru

Soru 201Soru

Uluslararası hukuk sisteminde, mahkemeler tarafından verilen kararlar yeni bir hukuk kuralı oluşturmaktan ziyade, mevcut bir kuralın varlığını ve kapsamını tespit etmeye yarayan araçlar olarak kabul edilir. Bu temel işlevi nedeniyle yargı kararları, uluslararası hukukun kaynak hiyerarşisi içerisinde aşağıdaki kategorilerden hangisine girer?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Yardımcı kaynaklar

Cevap

Yargı kararları, uluslararası hukukun yardımcı kaynakları kategorisine girer.
Yardımcı kaynaklar seçeneği doğrudur çünkü Uluslararası Adalet Divanı Statüsü'nün 38. maddesinin 1/d fıkrası, yargı kararlarını hukuk kurallarının saptanmasında yardımcı bir araç olarak nitelendirir. Bu kararlar yeni bir norm ihdas etmez, mevcut normların içeriğini aydınlatır.

Adım Adım Çözüm

1
Uluslararası hukukun kaynaklarının temel tasnifini hatırlamak
Kaynaklar; asli (birincil) ve yardımcı (tali) olmak üzere iki ana gruba ayrılır.
Soruda istenen kategorizasyonun temelini bu ayrım oluşturur.
2
Yargı kararlarının işlevini analiz etmek
Yargı kararları kural koyucu (yasama benzeri) değil, kural tespit edici (kanıtlayıcı) bir işleve sahiptir.
Bu işlev, kaynağın hiyerarşideki yerini belirleyen en önemli unsurdur.
3
Uluslararası Adalet Divanı Statüsü Madde 38'e başvurmak
Statüde yargı kararları açıkça 'hukuk kurallarının belirlenmesinde yardımcı araç' olarak tanımlanmıştır.
Resmi tanım, 'yardımcı kaynaklar' cevabını kesinleştirir.

Anahtar Kavram

Yargı Kararlarının Yardımcı Kaynak Niteliği

İpuçları

1
Uluslararası hukukta kaynaklar asli ve yardımcı olmak üzere ikiye ayrılır.
2
Uluslararası Adalet Divanı Statüsü Madde 38, bu ayrımın yapıldığı temel metindir.
3
Yargı kararları kural koymaz, sadece kuralları bulup ortaya çıkarır; bu da onları ikincil hale getirir.

Daha Fazla Pratik

Uluslararası Adalet Divanı kararlarının bağlayıcılık kapsamını düzenleyen 59. maddeyi inceleyebilirsiniz.
Tahmini Süre:45s
Soru 202Soru

1969 Viyana Antlaşmalar Hukuku Sözleşmesi'nin 46. maddesi, bir devletin antlaşmaya taraf olma rızasını açıklarken iç hukukundaki antlaşma yapma yetkisine ilişkin bir kuralın ihlal edilmiş olmasını rızayı sakatlayan bir sebep olarak ileri sürebilmesine istisnai olarak izin vermektedir.

Buna göre, bir devletin kendi iç hukukunun ihlal edildiği gerekçesiyle antlaşma ile bağlanma rızasını geçersiz saydırabilmesi için gerekli olan şartlar aşağıdakilerden hangisinde birlikte verilmiştir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: İhlalin nesnel olarak apaçık olması ve iç hukukun temel önemdeki bir kuralına ilişkin olması

Cevap

Doğru cevap, ihlalin nesnel olarak apaçık olması ve iç hukukun temel önemdeki bir kuralına ilişkin olması gerektiğini belirten seçenektir.
Viyana Antlaşmalar Hukuku Sözleşmesi'nin 46. maddesine göre, bir devlet iç hukukunun antlaşma yapma yetkisine ilişkin bir hükmünün ihlalini rızayı sakatlayan bir sebep olarak ileri sürebilir; ancak bunun için ihlalin nesnel olarak apaçık olması ve iç hukukun temel önemdeki bir kuralına (genellikle anayasa gibi) ilişkin olması gerekir. Bu, dürüstlük kuralının (goodgood faithfaith) bir yansımasıdır.

Adım Adım Çözüm

1
Genel kuralın belirlenmesi
İç hukuk kuralları, bir antlaşmanın ifa edilmemesi için gerekçe gösterilemez (Madde 27).
Uluslararası hukukun iç hukuka üstünlüğü ilkesini teyit etmek için.
2
İstisnanın (Madde 46) kapsamının analizi
Sadece antlaşma yapma yetkisine (competencecompetence toto concludeconclude treatiestreaties) ilişkin iç hukuk kuralları rızayı sakatlayabilir.
Devletin rızasının gerçekliğini korumak ile antlaşmaların güvenliği arasındaki dengeyi kurmak için.
3
Geçerlilik şartlarının uygulanması
İhlal 'apaçık' (normal bir devletin fark edebileceği kadar net) ve kural 'temel önemde' (genellikle anayasal düzeyde) olmalıdır.
Madde 46'daki kümülatif şartların karşılanması zorunluluğu nedeniyle.

Anahtar Kavram

İç Hukukun Antlaşma Yapma Yetkisine İlişkin Hükümlerinin İhlali (Nisbi Butlan)
Soru 203Soru

Uluslararası bir uyuşmazlığın çözümü sırasında, mevcut hukuk kurallarının kapsamını ve içeriğini netleştirmek amacıyla başvurulan en yetkili müelliflerin görüşleri (doktrin), Uluslararası Adalet Divanı (UAD) Statüsü'nün 38. maddesindeki sınıflandırmaya göre aşağıdakilerden hangisi kapsamında yer alır?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Yardımcı kaynak

Cevap

Doktrin (öğreti), uluslararası hukukun kaynakları hiyerarşisinde 'yardımcı kaynak' olarak nitelendirilir.
Doğru cevap, doktrinin bir 'yardımcı kaynak' olduğudur. Uluslararası Adalet Divanı Statüsü'nün 38. maddesine göre, doktrin ve yargı kararları hukuk kurallarının içeriğinin belirlenmesinde başvurulan ikincil nitelikteki araçlardır.

Adım Adım Çözüm

1
Uluslararası Adalet Divanı (UAD) Statüsü'nün 38. maddesini inceleyin.
Bu madde uluslararası hukukun kaynaklarını asli ve yardımcı olarak iki ana gruba ayırır.
Kaynağın hukuki niteliğini saptamak için temel referans noktası bu maddedir.
2
Asli kaynakları belirleyin.
Antlaşmalar, uluslararası teamül (yapılageliş) ve hukukun genel ilkeleri asli kaynaklardır.
Bu kaynaklar doğrudan bağlayıcı hukuk kuralı yaratma özelliğine sahiptir.
3
Doktrinin maddedeki yerini bulun.
Doktrin (öğreti) ve yargı kararları, 38/1-d maddesinde yardımcı araçlar olarak sayılmıştır.
Doktrin kural koymaz, var olan kuralın içeriğini tespit etmeye yarar.

Anahtar Kavram

Uluslararası Hukukun Yardımcı Kaynakları

İpuçları

1
UAD Statüsü'nün 38. maddesindeki kaynaklar 'asli' ve 'yardımcı' olarak ayrılır.
2
Doktrin, yargı kararları ile birlikte aynı grupta yer alan bir tespit aracıdır.

Daha Fazla Pratik

Diğer yardımcı kaynak olan 'yargı kararlarının' (içtihatlar) bağlayıcılık düzeyini inceleyebilirsiniz.
Tahmini Süre:45s
Soru 204Soru

Uluslararası Adalet Divanı (UAD) Statüsü'nün 38/1-d maddesinde yargı kararlarının "hukuk kurallarının belirlenmesinde yardımcı bir araç" (subsidiary means) olarak tanımlanması ile 59. maddede yer alan "Divan'ın kararı, ancak davanın tarafları ve o dava bakımından bağlayıcıdır" hükmü arasındaki ilişki, uluslararası hukukun kaynaklar sistemi açısından merkezi bir tartışma konusudur. Buna göre, söz konusu maddeler ve Divan'ın yargısal uygulamaları birlikte değerlendirildiğinde, uluslararası yargı kararlarının hukuki niteliği hakkında yapılabilecek en isabetli analiz aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Yargı kararları kendiliğinden yeni bir hukuk kuralı yaratma gücüne sahip değildir; ancak mevcut teamül veya antlaşma kurallarının varlığını ve kapsamını saptayarak hukuk kuralının içeriğini somutlaştıran bir delil/ispat aracı işlevi görür.

Cevap

Yargı kararlarının yeni bir hukuk kuralı yaratmadığı, ancak mevcut kuralların içeriğini ve varlığını teyit eden, somutlaştıran bir ispat aracı işlevi gördüğünü belirten ifade doğrudur.
Uluslararası hukuk sisteminde mahkemeler kural koyucu (legislative) bir güce sahip değildir. UAD Statüsü'nün 38. maddesi uyarınca yargı kararları, antlaşma ve teamül gibi asli kaynaklardan farklı olarak, mevcut bir kuralın varlığını ispatlayan veya içeriğini netleştiren 'yardımcı' bir araçtır. 59. madde ise bu kararların emsal (precedent) olarak genel bağlayıcılığının olmadığını tescil ederek, kararların rolünün sadece o somut olayı çözmek ve genel hukuku 'saptamak' olduğunu doğrular.

Adım Adım Çözüm

1
UAD Statüsü Madde 38 ve 59'un incelenmesi
38. madde kararları 'yardımcı araç', 59. madde ise 'taraflarla sınırlı bağlayıcılık' olarak tanımlar.
Uluslararası hukukta yargı kararlarının normatif gücünün sınırlarını belirlemek için bu iki madde arasındaki dengeyi anlamak gerekir.
2
İhdas edici (Constitutive) ve Saptayıcı (Declaratory) ayrımının yapılması
Divan kararları kural koymaz, kuralı bulur ve ilan eder (law-determining agency).
Uluslararası sistemde yasama yetkisi devletlere aittir; mahkemelerin yetkisi ise hukuku uygulamak ve yorumlamakla sınırlıdır.
3
Fonksiyonel analizin tamamlanması
Yargı kararlarının teamülün 'kristalize' olmasındaki rolü ve delil niteliği teyit edilir.
Kararların genel bağlayıcılığı olmasa da, uluslararası toplumda hukuki kesinliği sağlamak adına yüksek ikna edici otoriteye sahip olduğu sonucuna varılır.

Anahtar Kavram

Uluslararası yargı kararlarının 'hukuk saptayıcı' (law-determining) işlevi

Daha Fazla Pratik

Uluslararası Adalet Divanı'nın Article 38(1)(d) altındaki yetkisi ile Article 38(2) altındaki 'Hakkaniyet ve Nisfet' (Ex Aequo et Bono) yetkisi arasındaki farkı incelemek, yargısal yetkinin sınırlarını anlamaya yardımcı olur.
Tahmini Süre:2m 0s
Soru 205Soru

Uluslararası Adalet Divanı'nın (UADUAD) bir uyuşmazlığı, yürürlükteki hukuk kuralları yerine "hakkaniyet ve nisfet" (exex aequoaequo etet bonobono) ilkesine dayanarak karara bağlayabilmesi için gereken temel hukuki ön şart aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Uyuşmazlığın taraflarının bu usulün uygulanması konusunda açık rızasının bulunması

Cevap

Uyuşmazlığın taraflarının bu usulün uygulanması konusunda açık rızasının bulunması
Doğru seçenek olan tarafların rızasının bulunması ifadesi, Uluslararası Adalet Divanı Statüsü'nün 38/2 maddesinde açıkça belirtilen yegane şarttır. Divan, taraflar üzerinde anlaşmadığı sürece, mevcut hukuk kurallarını (antlaşmalar, teamüller, genel ilkeler) bir kenara bırakarak sadece adalet ve hakkaniyet duygusuyla karar veremez.

Adım Adım Çözüm

1
Uluslararası Adalet Divanı (UADUAD) Statüsü Madde 38'in incelenmesi
Statü'nün 38/1 maddesinde asli ve yardımcı kaynaklar sayılmıştır.
Divan'ın hangi kurallara göre karar vereceğini anlamak için.
2
38. maddenin 2. fıkrasına (38/238/2) odaklanılması
Fıkrada "Bu hüküm, taraflar anlaştığı takdirde, Divan'ın hakkaniyet ve nisfet (exex aequoaequo etet bonobono) uyarınca karar verme yetkisini sınırlamaz" ifadesi görülür.
Hakkaniyet ve nisfet ilkesinin uygulanma şartını belirlemek için.
3
Uygulama şartının netleştirilmesi
İfadeden anlaşılacağı üzere Divan'ın hukuk kuralları dışına çıkabilmesi için tarafların üzerinde anlaştığı bir rıza (consent) beyanı gereklidir.
Doğru cevaba ulaşmak için.

Anahtar Kavram

Hakkaniyet ve Nisfet (Ex Aequo et Bono) ve Rıza Şartı

İpuçları

1
UAD Statüsü'nün 38. maddesinin son fıkrasını (38/238/2) hatırlayın.
2
Divan'ın yürürlükteki yasaları bir kenara bırakıp 'vicdani' bir karar verebilmesi için devletlerin egemenlikleri gereği neyi beyan etmeleri gerekir?

Daha Fazla Pratik

Hakkaniyetin 'hukuk kuralları içinde' (infra legem) yorum aracı olarak kullanılması ile 'hukuk dışı' (ex aequo et bono) karar verilmesi arasındaki farkı çalışın.
Tahmini Süre:45s
Soru 206Soru

Uluslararası uyuşmazlıkların yargısal çözümünde mahkemenin, uyuşmazlığı yürürlükteki hukuk kurallarına (lexlex latalata) göre değil, adaletin gereklerine göre saptayacağı "hakkaniyet ve nisfet" (exex aequoaequo etet bonobono) esasına göre karara bağlaması mümkündür.

Uluslararası Adalet Divanı (UADUAD) Statüsü madde 38/2'de düzenlenen bu yetkinin uygulanabilirliği ve niteliği ile ilgili aşağıdaki ifadelerden hangisi doğrudur?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Tarafların uyuşmazlığın çözümü için Divan'a bu konuda açıkça yetki vermeleri şartıyla, mahkeme pozitif hukuk kuralları ile bağlı kalmaksızın karar verebilir.

Cevap

Uluslararası Adalet Divanı'nın hakkaniyet ve nisfet (ex aequo et bono) esasına göre karar verebilmesi için tarafların bu konuda Divan'a açıkça yetki vermiş olmaları (rızaları) şarttır; bu yetki mahkemenin pozitif hukuk kurallarından bağımsız hareket etmesine olanak tanır.
Doğru ifade, hakkaniyet ve nisfet yetkisinin kullanılması için tarafların açık rızasının şart olduğunu ve bu yetkiyle mahkemenin pozitif hukuk kurallarının dışına çıkabileceğini belirtmektedir. Uluslararası Adalet Divanı Statüsü'nün 38. maddesinin 2. fıkrası, Divan'ın tarafların kabul etmesi halinde bir uyuşmazlığı 'ex aequo et bono' esasına göre çözme yetkisini saklı tutar.

Adım Adım Çözüm

1
Kavram analizi yapılması
Hakkaniyet ve nisfet (ex aequo et bono) kavramının Uluslararası Adalet Divanı Statüsü madde 38/2'de düzenlendiği belirlenir.
Sorunun yasal dayanağını tespit etmek için gereklidir.
2
Uygulama şartının kontrol edilmesi
Bu yöntemin uygulanabilmesi için Statü metninde açıkça belirtilen 'tarafların uyuşmuş olması' (rızası) şartının mevcudiyeti aranır.
Bu ilkeyi hukukun genel ilkelerinden ayıran en temel farkı belirlemek için gereklidir.
3
Hukuki niteliğin belirlenmesi
Hakkaniyet ve nisfetin pozitif hukukun (antlaşma ve teamül) ötesinde, tamamen adalet duygusuna dayalı bir karar verme yetkisi olduğu sonucuna varılır.
Doğru seçeneği diğer 'hukuk içi' hakkaniyet kullanımlarından ayırt etmek için gereklidir.

Anahtar Kavram

Hakkaniyet ve Nisfet Rıza Şartı

İpuçları

1
Uluslararası Adalet Divanı Statüsü'nün 38. maddesinin 2. fıkrasına odaklanın.
2
Mahkemenin hukuk kurallarını bir kenara bırakabilmesi için tarafların neyi beyan etmesi gerektiğini düşünün.

Daha Fazla Pratik

Uluslararası hukukta 'infra legem', 'praeter legem' ve 'contra legem' hakkaniyet türleri arasındaki farkları inceleyiniz.
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 207Soru

Uluslararası hukukta hukuk kurallarını doğrudan yaratan "asli kaynaklar" ile bu kuralların varlığını ve kapsamını saptamaya yarayan "yardımcı kaynaklar" arasında bir ayrım yapılmaktadır. Buna göre, aşağıdakilerden hangisi uluslararası hukukun yardımcı kaynaklarından biri olarak kabul edilir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Uluslararası yargı kararları

Cevap

Uluslararası yargı kararları
Uluslararası yargı kararları, Uluslararası Adalet Divanı Statüsü'nün 38. maddesi uyarınca, hukuk kurallarının belirlenmesinde başvurulan yardımcı bir araç (subsidiary means) olarak nitelendirilir. Bu kararlar taraflar dışındaki devletler için doğrudan bağlayıcı genel kurallar yaratmaz, ancak mevcut antlaşma veya teamül kurallarının içeriğinin saptanmasında ve yorumlanmasında kanıt teşkil eder.

Adım Adım Çözüm

1
Uluslararası Adalet Divanı Statüsü'nün 38. maddesindeki kaynaklar listesini sınıflandırmak.
Kaynaklar asli (antlaşmalar, teamül, genel ilkeler) ve yardımcı (yargı kararları, doktrin) olarak ikiye ayrılır.
Soruda yardımcı kaynak kategorisindeki seçeneğin bulunması istenmektedir.
2
Seçenekler arasında yardımcı kaynak niteliğinde olanı tespit etmek.
Uluslararası yargı kararları (içtihatlar), hukuk kuralı yaratmayıp mevcut olanı belirlediği için yardımcı kaynaktır.
Divan Statüsü 38/1-d maddesi yargı kararlarını açıkça yardımcı araç olarak tanımlar.

Anahtar Kavram

Uluslararası hukukun kaynakları arasındaki asli-yardımcı ayrımı ve yargı kararlarının bu ayrımdaki yeri.

Daha Fazla Pratik

Uluslararası Adalet Divanı Statüsü'nün 59. maddesindeki kararların sadece davanın tarafları için bağlayıcı olduğu kuralını gözden geçirebilirsiniz.
Tahmini Süre:45s
Soru 208Soru

Uluslararası hukukta antlaşmaların "koşullarda köklü değişiklik" (rebusrebus sicsic stantibusstantibus) gerekçesiyle sona erdirilmesi veya antlaşmadan çekilme hakkı, 19691969 Viyana Antlaşmalar Hukuku Sözleşmesi'nin 6262. maddesinde oldukça sıkı şartlara ve istisnalara bağlanmıştır.

Buna göre, söz konusu maddede belirtilen tüm objektif şartlar gerçekleşmiş olsa dahi, aşağıdaki durumların hangisinde bu değişikliğin bir antlaşmayı sona erdirme gerekçesi olarak ileri sürülmesi sözleşme uyarınca açıkça yasaklanmıştır?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Antlaşmanın bir sınırı tespit eden bir antlaşma olması

Cevap

Antlaşmanın bir sınırı tespit eden bir antlaşma olması durumunda koşullarda köklü değişiklik ilkesi ileri sürülemez.
Viyana Antlaşmalar Hukuku Sözleşmesi'nin 6262. maddesinin 22. fıkrasının (a) bendi, bir antlaşmanın sınırı belirlemesi durumunda koşullardaki değişikliğin antlaşmayı sona erdirmek için bir gerekçe olarak kullanılamayacağını açıkça hükme bağlamıştır. Bu düzenleme, uluslararası sınırların istikrarını korumayı amaçlar.

Adım Adım Çözüm

1
İlgili hukuki düzenlemeyi tespit et.
19691969 Viyana Antlaşmalar Hukuku Sözleşmesi Madde 6262 (RebusRebus SicSic StantibusStantibus).
Uluslararası antlaşmaların sona erme rejimini belirleyen temel kaynak budur.
2
İlkenin uygulanma şartlarını ve yasaklanan halleri analiz et.
Sözleşme'nin 62/262/2 fıkrası, ilkenin ileri sürülemeyeceği iki durumu sayar: Sınır antlaşmaları ve tarafın kendi yükümlülük ihlali.
Genel kuralın istisnalarını belirleyerek soruda istenen 'yasaklanan hali' bulmak gerekir.
3
Seçenekleri bu istisnalarla karşılaştır.
Sınır antlaşmaları (boundary treaties) mutlak yasak kapsamında yer alır.
Uluslararası istikrar ve sınırların değişmezliği ilkesi gereği bu antlaşmalarda rebus sic stantibus uygulanmaz.

Anahtar Kavram

Rebus Sic Stantibus (Koşullarda Köklü Değişiklik) İstisnaları

İpuçları

1
Uluslararası hukukta sınırların istikrarı ilkesini düşünün.
2
Viyana Sözleşmesi'nin 6262. maddesinin 22. fıkrasındaki 'ileri sürülemez' denilen durumlara odaklanın.
3
Hangi tür antlaşmaların sona erdirilmesi dünya barışını ve toprak bütünlüğünü en çok tehlikeye atar?

Daha Fazla Pratik

Antlaşmaların sona ermesi rejiminde 'Antlaşmanın Esaslı İhlali' (MaterialMaterial BreachBreach) konusunu inceleyebilirsiniz.
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 209Soru

Uluslararası hukukta çeşitli ülkelerin en yetkin hukukçuları tarafından ortaya konulan görüş ve çalışmalar, öğretinin (doktrin) kapsamını oluşturur. Bu görüşlerin uluslararası uyuşmazlıkların yargısal veya siyasi çözüm süreçlerindeki hukuki niteliğine ilişkin aşağıdaki ifadelerden hangisi doğrudur?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Yeni bir hukuk kuralı yaratmak yerine, mevcut kuralların varlığını, içeriğini ve sınırlarını kanıtlamaya hizmet eden bir vasıtadır.

Cevap

Yeni bir hukuk kuralı yaratmak yerine, mevcut kuralların varlığını, içeriğini ve sınırlarını kanıtlamaya hizmet eden bir vasıta olması ifadesi doğrudur.
Uluslararası hukukta doktrin (öğreti), Uluslararası Adalet Divanı Statüsü uyarınca hukuk kurallarının belirlenmesinde başvurulan yardımcı bir vasıtadır. Bu niteliği gereği, doktrin kendi başına yeni bir hukuk kuralı (norm) yaratmaz; aksine var olan antlaşma veya teamül kurallarının kapsamını, içeriğini ve sınırlarını netleştirmeye, yani bu kuralların varlığını kanıtlamaya yarar.

Adım Adım Çözüm

1
Öğretinin (doktrin) uluslararası hukuktaki tanımını hatırla.
En yetkin kamu hukukçularının görüşleri ve bilimsel çalışmalarıdır.
Kaynağın kimler tarafından oluşturulduğunu belirlemek için.
2
Uluslararası Adalet Divanı Statüsü Madde 38 çerçevesinde hiyerarşik konumunu değerlendir.
Doktrin ve yargı kararları 'yardımcı kaynaklar' (subsidiary means) grubunda yer alır.
Asli kaynaklardan farkını ayırt etmek için.
3
Öğretinin temel işlevini analiz et.
Hukuk kurallarının varlığını ve içeriğini tespit etmeye (belirlemeye) yarar.
Bu kaynağın neden kullanıldığını anlamak için.
4
Öğretinin bağlayıcılık ve kural koyma gücünü sorgula.
Doktrin doğrudan kural koymaz, ancak mevcut kuralların kanıtlanmasına (ispata) yardımcı olur.
Bağlayıcı olan asli kaynaklarla arasındaki temel farkı netleştirmek için.

Anahtar Kavram

Doktrinin Yardımcı Kaynak (Hukuk Kurallarını Belirleme Vasıtası) Niteliği

İpuçları

1
Öğretinin hukuk kurallarını 'yaratıp yaratmadığını' yoksa sadece 'tespit mi ettiğini' düşünün.
2
Uluslararası hukukta devletlerin rızasına dayanmayan bir kaynağın asli kaynak olup olamayacağını değerlendirin.
3
Doktrin, bir kuralın varlığını ispatlamak için kullanılan 'delil' niteliğinde bir yardımcı araçtır.

Daha Fazla Pratik

Uluslararası yargı kararlarının 'yardımcı kaynak' olarak doktrin ile benzerliklerini ve farklarını inceleyen bir soru çözebilirsiniz.
Tahmini Süre:1m 15s
Soru 210Soru

Uluslararası hukukun asli kaynaklarından biri olan uluslararası teâmülün (yapılageliş) bir hukuk kuralı olarak doğabilmesi için gerekli olan 'maddi unsur' ve 'psikolojik unsur' aşağıdakilerin hangisinde birlikte verilmiştir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Devlet uygulaması - Opinio juris (Hukuki zorunluluk inancı)

Cevap

Uluslararası teâmül hukukunun oluşumu için 'Devlet uygulaması' maddi unsuru ile 'Opinio juris (Hukuki zorunluluk inancı)' psikolojik unsurunun bir arada bulunması gerekir.
Uluslararası teâmül hukukunun varlığı için iki temel şartın birleşmesi gerekir: Birincisi, devletlerin genel ve sürekli uygulaması olan 'maddi unsur'; ikincisi ise bu uygulamanın bir hukuk kuralı olduğu inancına dayanan 'psikolojik unsur' (opinio juris) dur.

Adım Adım Çözüm

1
Uluslararası teâmülün hukuki tanımını analiz etme
Uluslararası Adalet Divanı Statüsü'nün 38/1-b maddesi uyarınca teâmül; hukuk olarak kabul edilmiş genel bir uygulamanın kanıtıdır.
Teâmülün asli kaynak olarak statüsünü belirlemek.
2
Maddi unsuru (State Practice) tanımlama
Devletlerin belirli bir konuda uzun süreli, genel, sürekli ve tutarlı davranış biçimleri maddi unsuru oluşturur.
Kuralın dış dünyadaki eylemsel temelini tespit etmek.
3
Psikolojik unsuru (Opinio Juris) tanımlama
Devletlerin bu uygulamayı sadece bir nezaket veya alışkanlık gereği değil, bir hukuk kuralının yüklediği zorunluluk inancıyla yapmalarıdır.
Uygulamayı sıradan bir alışkanlıktan ayırıp hukuk kuralına dönüştüren zihni unsuru belirlemek.
4
Sentez ve Doğrulama
Maddi unsur + Psikolojik unsur = Uluslararası Teâmül Hukuku Kuralı.
Doğru seçeneğe ulaşmak.

Anahtar Kavram

Uluslararası teâmülün kurucu iki unsuru: Maddi (Uygulama) ve Psikolojik (Opinio Juris).

İpuçları

1
Uluslararası teâmülün oluşması için hem somut bir davranış (uygulama) hem de bu davranışın arkasındaki zihniyet (zorunluluk inancı) gereklidir.
2
Uluslararası Adalet Divanı Statüsü 38. maddede teâmül, 'hukuk olarak kabul edilmiş genel bir uygulama' şeklinde tanımlanmıştır.

Daha Fazla Pratik

Teâmül kurallarına oluşum aşamasında karşı çıkan devletlerin durumunu incelemek için 'Sürekli İtirazcı' (Persistent Objector) ilkesine çalışabilirsiniz.
Tahmini Süre:45s
Soru 211Soru

Uluslararası hukuk sisteminde bir uluslararası örgütün organları tarafından alınan, üye devletlerin belirli bir doğrultuda hareket etmesini teşvik eden ancak kural olarak devletler üzerinde hukuken zorlayıcı bir yaptırım gücü doğurmayan kararlar genel olarak aşağıdakilerden hangisi ile tanımlanır?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Tavsiye kararları

Cevap

Uluslararası örgütlerin bağlayıcı olmayan ve yol gösterici nitelikteki kararları 'tavsiye kararları' olarak adlandırılır.
Doğru cevap, uluslararası örgüt organlarının üye devletlere yönelik aldığı ve hukuki zorunluluk yaratmayan kararların 'tavsiye kararı' niteliğinde olduğunu ifade etmektedir. Uluslararası hukukta devletlerin egemen eşitliği ilkesi gereği, bir örgüt organı ancak kendi kurucu antlaşmasında açıkça yetkilendirilmişse bağlayıcı karar alabilir (örneğin BM Güvenlik Konseyi'nin belirli kararları gibi). Bunun dışındaki genel nitelikli kararlar telkin edici bir özellik taşır.

Adım Adım Çözüm

1
Uluslararası örgüt kararlarının hukuki niteliğini analiz etme.
Bu kararların genellikle üye devletlerin rızasına dayalı antlaşmaların (kurucu belge) bir ürünü olduğu saptandı.
Örgüt kararlarının kaynağını ve gücünü nereden aldığını belirlemek gerekir.
2
Kararların devletler üzerindeki yaptırım gücünü değerlendirme.
Genel kural olarak, Birleşmiş Milletler Genel Kurulu kararlarında olduğu gibi, bu tür kararların yaptırım gücü taşımadığı görüldü.
Uluslararası hukukta devlet egemenliği esas olduğundan, devletlerin rızası olmadan alınan kararlar ancak tavsiye niteliğinde kalır.
3
Doğru hukuki terimi seçme.
Bağlayıcı olmayan ancak telkin edici bu tür işlemlere hukuk doktrininde 'tavsiye kararı' (recommendation) denildiği belirlendi.
Hukuki kavramın tanımlanan özelliklerle eşleştirilmesi sağlanır.

Anahtar Kavram

Uluslararası Örgüt Kararlarının Tavsiye Niteliği

İpuçları

1
Birleşmiş Milletler Genel Kurulu tarafından alınan kararların hukuki bağlayıcılığını düşünün.
2
Bu kararlar üye devletlere 'şöyle yapmalısınız' der ancak bunu yapmadıkları için doğrudan bir ambargo uygulanmaz.

Daha Fazla Pratik

Bu kararların 'yumuşak hukuk' (soft law) kavramı ile olan ilişkisini incelemek, konuyu daha derinlemesine kavramanıza yardımcı olabilir.
Tahmini Süre:45s
Soru 212Soru

1969 Viyana Antlaşmalar Hukuku Sözleşmesi (VAHS) hükümleri ve uluslararası hukuk doktrini çerçevesinde, bir antlaşmanın emredici bir normla (jusjus cogenscogens) çatışması durumunda ortaya çıkan hukuki sonuçlar ve "hükümlerin bölünebilirliği" (severabilityseverability) ilkesinin uygulanabilirliği ile ilgili aşağıdaki ifadelerden hangisi doğrudur?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Antlaşmanın yapıldığı sırada mevcut bir emredici norma aykırı olması durumunda antlaşma başlangıçtan itibaren (voidvoid abab initioinitio) geçersizdir ve VAHS Madde 44/5 uyarınca antlaşma hükümlerinin birbirinden ayrılmasına izin verilmez.

Cevap

Antlaşmanın yapıldığı sırada mevcut bir emredici norma aykırı olması durumunda antlaşma başlangıçtan itibaren (voidvoid abab initioinitio) geçersizdir ve hükümlerin bölünmesine izin verilmez.
Doğru ifade, 1969 Viyana Antlaşmalar Hukuku Sözleşmesi'nin 53. ve 44/5. maddelerini tam olarak yansıtmaktadır. Madde 53, yapıldığı sırada mevcut bir emredici norma aykırı antlaşmanın başlangıçtan itibaren geçersiz olduğunu belirtirken, Madde 44/5 bu tür bir geçersizlik halinde antlaşma hükümlerinin bölünemeyeceğini (bir kısmının kurtarılamayacağını) hükme bağlar.

Adım Adım Çözüm

1
Antlaşmanın yapıldığı andaki durumu analiz etme
VAHS Madde 53'e göre, yapıldığı sırada mevcut bir emredici kurala aykırı olan antlaşma 'batıl'dır (başlangıçtan itibaren hükümsüzdür).
Mevcut emredici kurala aykırılık mutlak butlan sonucunu doğurur.
2
Bölünebilirlik (severabilityseverability) kurallarını kontrol etme
VAHS Madde 44/5, Madde 53 kapsamındaki geçersizlik hallerinde antlaşma hükümlerinin birbirinden ayrılamayacağını açıkça belirtir.
Emredici kuralların önemi nedeniyle antlaşmanın bir kısmının kurtarılmasına izin verilmez; antlaşma bir bütün olarak çöker.
3
Sonradan ortaya çıkan norm (jusjus cogenscogens supervenienssuperveniens) ile karşılaştırma
Madde 64 uyarınca sonradan ortaya çıkan norm antlaşmayı sadece ileriye dönük olarak sona erdirir (terminatesterminates).
Hukuki güvenlik ilkesi gereği, yeni normun ortaya çıkışına kadar olan süreçte doğan haklar kural olarak korunur.

Anahtar Kavram

Jus Cogens ve Normlar Hiyerarşisi (VAHS 53, 64 ve 44/5)

Daha Fazla Pratik

VAHS Madde 71'deki emredici normlara aykırılık durumunda tarafların edimleri iade ve sonuçları ortadan kaldırma yükümlülüklerini inceleyiniz.
Tahmini Süre:2m 0s
Soru 213Soru

Uluslararası hukuk uyuşmazlıklarının çözümünde, yargı organının pozitif hukuk kurallarını (lexlex latalata) bir kenara bırakarak adaletin ve hakkaniyetin gereklerine göre karar vermesi "hakkaniyet ve nisfet" (exex aequoaequo etet bonobono) olarak adlandırılır.

Uluslararası Adalet Divanı (UADUAD) Statüsü çerçevesinde, Divan'ın bir uyuşmazlığı bu ilke doğrultusunda karara bağlayabilmesi için gereken temel ön koşul aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Uyuşmazlık taraflarının bu yönde açık ve ortak rızasının bulunması

Cevap

Uyuşmazlık taraflarının bu yönde açık ve ortak rızasının bulunması
UAD Statüsü'nün 38. maddesinin 2. fıkrası, Divan'ın tarafların kabul etmesi şartıyla uyuşmazlığı hakkaniyet ve nisfet (exex aequoaequo etet bonobono) ilkesine göre çözebileceğini açıkça belirtmektedir. Bu durum, pozitif hukukun (lexlex latalata) katı kurallarının adaleti sağlamada yetersiz kalabileceği düşüncesiyle taraflara tanınan bir imkandır ve devletlerin egemenlikleri gereği Divan'a bu yönde yetki vermeleri zorunludur.

Adım Adım Çözüm

1
Hakkaniyet ve nisfet (exex aequoaequo etet bonobono) kavramının uluslararası yargılamadaki niteliğini tanımlamak.
Bu kavram, mahkemenin yürürlükteki hukuk kurallarına bağlı kalmaksızın adalet duygusuna göre karar vermesidir.
Hangi durumlarda hukuk kurallarının dışına çıkılabileceğini anlamak için bu tanım gereklidir.
2
Uluslararası Adalet Divanı Statüsü'ndeki ilgili hükmü (Madde 38/2) incelemek.
İlgili madde, Divan'ın tarafların rızası olması halinde hakkaniyet ve nisfetle karar verebileceğini belirtir.
Yargı organının yetkisinin yasal dayanağını teyit etmek için Statü referans alınır.
3
Seçenekler arasında rıza şartını vurgulayan ifadeyi belirlemek.
Tarafların açık rızasının bulunması gerektiği sonucuna ulaşılır.
Uluslararası hukukta devlet egemenliği gereği, hukuk dışı bir yargılama ancak devletlerin iradesiyle mümkündür.

Anahtar Kavram

Hakkaniyet ve Nisfet (Ex Aequo et Bono) ve Rıza Şartı

İpuçları

1
UAD Statüsü'nün 38. maddesinin son fıkrasına (38/2) odaklanın.
2
Uluslararası mahkemelerin devletlerin iradesi dışında hukuk kurallarını bir kenara bırakıp bırakamayacağını düşünün.
3
Divan'ın adalet ve hakkaniyet temelinde karar verebilmesi için tarafların bu konuda 'mutabık' olması gerekir.

Daha Fazla Pratik

Hukukun genel ilkeleri ile hakkaniyet ve nisfet arasındaki temel farkları tablo halinde özetleyen sorulara çalışabilirsiniz.

Alternatif Yöntem

Hakkaniyetin üç türünü (infra legem, praeter legem, contra legem) düşünerek; bunlardan rıza gerektiren tek türün hukuk dışına çıkan (ex aequo et bono) tür olduğunu hatırlayarak sonuca gidebilirsiniz.
Tahmini Süre:45s
Soru 214Soru

Uluslararası hukukta emredici kuralların (jusjus cogenscogens) hukuki niteliği, oluşumu ve normlar hiyerarşisindeki konumu dikkate alındığında, aşağıdakilerden hangisi doğrudur?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: JusJus cogenscogens kuralları, uluslararası toplumun bütünü tarafından emredici olduğu kabul edilen, kendisinden hiçbir şekilde sapmaya izin verilmeyen ve ancak aynı nitelikteki bir kural ile değiştirilebilen normlardır.

Cevap

Emredici kurallar (jusjus cogenscogens), uluslararası toplumun bütünü tarafından kabul edilen, sapma yasağı bulunan ve ancak aynı nitelikteki bir normla değiştirilebilen üstün kurallardır.
Emredici kurallar (jusjus cogenscogens), uluslararası hukuk düzeninde en üst hiyerarşik seviyede bulunur. 19691969 Viyana Antlaşmalar Hukuku Sözleşmesi'nin 5353. maddesi uyarınca bu kurallar, uluslararası toplumun bütünü tarafından tanınmalı, hiçbir şekilde sapmaya izin vermemeli (derogation yasağı) ve sadece aynı ağırlıkta bir başka emredici kural ile değiştirilebilmelidir. Bu tanım, doğru cevapta tam olarak ifade edilmiştir.

Adım Adım Çözüm

1
Emredici kuralın (jusjus cogenscogens) temel tanımını hatırla.
19691969 Viyana Antlaşmalar Hukuku Sözleşmesi Madde 5353 uyarınca bu kurallar, devletler topluluğunun bütünü tarafından kabul edilen ve kendisinden sapılması yasak olan kurallardır.
Hukuki geçerlilik kriterlerini belirlemek için tanım esastır.
2
Emredici kuralların genel teâmül hukukundan farkını analiz et.
Genel teâmül hukukunda 'sürekli itirazcı' kuralı ile bağlayıcılıktan kurtulmak mümkünken, emredici kurallarda bu imkan bulunmamaktadır.
Normlar hiyerarşisindeki üstünlük derecesini anlamak için bu ayrım kritiktir.
3
Normlar hiyerarşisindeki yerini ve değişim usulünü kontrol et.
Bu kurallar sadece 'aynı nitelikteki bir kural' ile değiştirilebilir ve diğer tüm antlaşma veya teamül kurallarından üstündür.
Kuralın hukuki etkisinin sınırlarını belirlemek gerekir.

Anahtar Kavram

JusJus cogenscogens kuralları uluslararası toplumun temel değerlerini koruyan, rıza dışı (non-consensual) bağlayıcılığı olan ve normatif hiyerarşinin tepesinde yer alan kurallardır.

İpuçları

1
JusJus cogenscogens kuralları uluslararası hukukun 'anayasası' gibi düşünülmelidir; diğer kurallar onlara aykırı olamaz.
2
Bir kuralın emredici olması, devletlerin o kuraldan kendi aralarında bile feragat edemeyeceği anlamına gelir. Ayrıca sürekli itirazcı kuralının burada işlemediğini hatırlayın.

Daha Fazla Pratik

Emredici kurala aykırı olan antlaşmaların hukuki sonucunu (mutlak butlan) ve sonradan ortaya çıkan emredici kuralların (jusjus cogenscogens supervenienssuperveniens) etkilerini inceleyebilirsiniz.
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 215Soru

Uluslararası Adalet Divanı'nın (UAD) önüne gelen bir uyuşmazlıkta, mevcut antlaşma hükümleri ve teamül kuralları uyuşmazlığın çözümünde yetersiz kaldığında (hukuk boşluğu - lacunae), Divan'ın uyuşmazlığı karara bağlamaktan kaçınamayacağı (non-liquet yasağı) ilkesi çerçevesinde "hukukun genel ilkeleri"ne başvurulur.

Buna göre, Statü’nün 38/1-c maddesinde düzenlenen bu kaynağın yargısal süreçteki işleyişiyle ilgili aşağıdaki ifadelerden hangisi doğrudur?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Divan, bu kaynağı uyuşmazlığın esasına uygularken tarafların Statü'nün 38/2. maddesi kapsamında kendisine özel bir yetki vermesine ihtiyaç duymaz; zira bu ilkeler tarafların rızasından bağımsız olarak başvurulabilen asli bir hukuk kaynağıdır.

Cevap

Uluslararası Adalet Divanı'nın hukukun genel ilkelerini uygulamak için tarafların özel bir rızasına (Hakkaniyet ve Nisfet yetkisine) ihtiyaç duymadığını ve bu kaynağın asli bir hukuk kaynağı olduğunu belirten ifade doğrudur.
Doğru ifade, hukukun genel ilkelerinin asli bir kaynak olduğunu ve uygulanması için tarafların Divan'a özel bir yetki (Ex Aequo et Bono yetkisi gibi) vermesine gerek olmadığını belirtmektedir. Uluslararası hukukta mahkemeler, antlaşma veya teamül kuralı bulamadıklarında uyuşmazlığı çözümsüz bırakamazlar (non-liquet yasağı). Bu boşluğu doldurmak için kullanılan genel ilkeler, devletlerin rızasından bağımsız olarak yargı organı tarafından doğrudan dikkate alınır.

Adım Adım Çözüm

1
UAD Statüsü Madde 38'in yapısını analiz et.
Madde 38/1 (a, b, c) bentleri asli kaynakları (antlaşma, teamül, genel ilkeler); 38/1-d bendi yardımcı kaynakları; 38/2 ise tarafların rızasına bağlı olan Hakkaniyet ve Nisfet'i düzenler.
Kaynağın hukuki niteliğini ve hiyerarşideki yerini belirlemek için gereklidir.
2
Hukukun Genel İlkeleri ile Hakkaniyet ve Nisfet (Ex Aequo et Bono) arasındaki rıza farkını karşılaştır.
Genel ilkeler uyuşmazlığın çözümünde Divan tarafından doğrudan uygulanabilirken (asli kaynak), Hakkaniyet ve Nisfet için tarafların Divan'a bu konuda açıkça yetki vermesi şarttır.
En sık yapılan kavramsal hatayı (rıza gerekliliği) ayırt etmek için gereklidir.
3
Non-liquet yasağı ile kaynağın işlevini ilişkilendir.
Divan, hukukta bir boşluk olduğu gerekçesiyle karar vermekten kaçınamaz. Bu boşluğu doldurmak için kullandığı asli araç hukukun genel ilkeleridir.
Kaynağın neden 'asli' ve 'gerekli' olduğunu anlamak için gereklidir.

Anahtar Kavram

Hukukun Genel İlkelerinin Asli Kaynak Niteliği ve Rıza Şartı

Daha Fazla Pratik

UAD Statüsü Madde 38'deki asli ve yardımcı kaynaklar ayrımını bir tablo üzerinde inceleyerek rıza gerektiren 'Hakkaniyet' kavramıyla farklarını not ediniz.
Tahmini Süre:2m 0s
Soru 216Soru

Uluslararası teâmül (yapılageliş) hukukunun oluşum sürecinde bir devletin, söz konusu kuralın kendisi bakımından bağlayıcı olmasını engellemek amacıyla ileri sürdüğü "sürekli itirazcı" (persistent objector) doktrini ile ilgili aşağıdaki ifadelerden hangisi doğrudur?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Sürekli itirazcı statüsünün hukuki sonuç doğurabilmesi için itirazın kuralın oluşum aşamasından itibaren açık ve tutarlı bir şekilde sürdürülmesi gerekir; ancak kural emredici bir norm (jus cogens) niteliği kazanırsa bu itiraz geçerliliğini yitirir.

Cevap

Sürekli itirazcı statüsünün geçerli olması için itirazın kuralın oluşum aşamasından itibaren açık ve tutarlı olması şarttır; ancak kural emredici norm (jus cogens) haline gelirse bu statü bağlayıcılığı engelleyemez.
Sürekli itirazcı doktrini uyarınca bir devlet, genel bir teâmül kuralının kendisine karşı ileri sürülebilmesini ancak kural henüz oluşma aşamasındayken (in statu nascendi) itiraz etmeye başlarsa ve bu itirazını tutarlı bir şekilde devam ettirirse engelleyebilir. Bununla birlikte, uluslararası hukukun en temel normları olan ve tüm devletler için mutlak bağlayıcılık taşıyan emredici kurallar (jus cogens), bu doktrinin bir istisnasıdır; yani bir kural jus cogens niteliği kazandığında, o kurala sürekli itiraz eden devlet de dahil olmak üzere herkes kurala uymakla yükümlüdür.

Adım Adım Çözüm

1
Sürekli itirazcı (persistent objector) kavramının tanımı ve amacı analiz edilmelidir.
Bu doktrin, bir devletin rıza göstermediği bir teâmül kuralının kendisine karşı uygulanmasını engellemesine yarar.
Teâmül hukuku genel olarak tüm devletleri bağlasa da, oluşum sürecinde karşı çıkan devletler için bir istisna (muafiyet) tanınır.
2
Doktrinin usuli şartları (zamanlama ve yöntem) incelenmelidir.
İtirazın 'in statu nascendi' (oluşum aşamasında) başlaması, açık (explicit) ve tutarlı (consistent) bir şekilde sürdürülmesi gerektiği saptanır.
Kural oluştuktan sonra yapılan itirazlar 'sessiz kalma' (acquiescence) yoluyla kabul anlamına geleceğinden hukuken geçersizdir.
3
Doktrinin normlar hiyerarşisindeki sınırı değerlendirilmelidir.
Teâmül kuralının emredici kural (jus cogens) niteliği taşıyıp taşımadığı kontrol edilir.
Jus cogens normlar hiyerarşik olarak üstündür ve hiçbir devletin (sürekli itirazcı olsa dahi) bu kurallardan muaf tutulmasına izin vermez.

Anahtar Kavram

Sürekli İtirazcı (Persistent Objector) Doktrini

Daha Fazla Pratik

Anglo-Norwegian Fisheries (İngiltere - Norveç Balıkçılık) davasında UAD'nin sürekli itirazcı kavramına yaklaşımını inceleyiniz.
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 217Soru

Uluslararası hukukta, devletlerin kendi aralarında yapacakları antlaşmalarla dahi aksini kararlaştıramayacakları, uluslararası toplumun bütünü tarafından kabul edilen ve normlar hiyerarşisinde en üst sırada yer alan emredici kuralları ifade eden kavram aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: JusJus cogenscogens

Cevap

Uluslararası hukukta devletlerin aksini kararlaştıramayacağı emredici kuralları ifade eden kavram jusjus cogenscogens normlarıdır.
Doğru seçenek olan kavram, uluslararası toplumun ortak çıkarlarını koruyan, kendisinden hiçbir şekilde sapmaya izin verilmeyen ve normlar hiyerarşisinde en üstte yer alan kuralları tanımlar. Bir kuralın bu statüde olması, ona aykırı yapılan antlaşmaların geçersiz (batıl) olması sonucunu doğurur.

Adım Adım Çözüm

1
Soruda verilen özellikleri analiz etme
Aksini kararlaştıramama (emredici nitelik) ve hiyerarşik üstünlük kriterleri belirlendi.
Sorunun hangi temel kavramı tanımladığını anlamak için bu özellikler kritiktir.
2
Uluslararası hukuk terminolojisiyle eşleştirme
Bu özelliklerin jusjus cogenscogens kavramının tanımı olduğu tespit edildi.
Uluslararası hukukta hiyerarşik üstünlük ve 'sapma yasağı' sadece emredici kurallara hastır.

Anahtar Kavram

JusJus cogenscogens ve Normlar Hiyerarşisi

İpuçları

1
Bu kavram Latince 'emredici hukuk' anlamına gelmektedir.
2
1969 Viyana Antlaşmalar Hukuku Sözleşmesi'nin 53. maddesinde tanımlanmıştır.
3
Bir kuralın bu nitelikte olması, ondan sapma içeren her türlü antlaşmayı geçersiz kılar.

Daha Fazla Pratik

Emredici bir kurala aykırı antlaşmaların akıbetini (mutlak butlan) düzenleyen 1969 Viyana Sözleşmesi maddelerini inceleyebilirsiniz.
Tahmini Süre:45s
Soru 218Soru

Birleşmiş Milletler (BM) Genel Kurulu'nun yetkileri incelendiğinde, kural olarak bu organın aldığı kararların "tavsiye" niteliğinde olduğu ve devletleri dış ilişkilerinde doğrudan hukuken bağlamadığı görülür. Ancak doktrinde "örgüt içi hukuk" (internal law of the organization) olarak adlandırılan alanda Genel Kurul, üye devletler üzerinde kesin ve bağlayıcı hukuki sonuçlar doğuran kararlar alabilmektedir.

Buna göre, aşağıdakilerden hangisi BM Genel Kurulu'nun üye devletler için doğrudan hukuki bağlayıcılığı olan kararlarından biridir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Örgütün yıllık bütçesinin onaylanması ve üye devletlerin ödeyeceği katkı paylarının belirlenmesi

Cevap

BM bütçesinin onaylanması ve katkı paylarının belirlenmesi
Uluslararası örgütlerin kararları genellikle tavsiye niteliğinde olsa da, örgütün varlığını sürdürmesi için gerekli olan idari ve mali kararlar (bütçe onayı, katkı payı dağılımı, organlara üye seçimi gibi) üye devletler için hukuken bağlayıcıdır. BM Şartı Madde 1717, Genel Kurul'a bu konuda münhasır ve bağlayıcı bir yetki tanımıştır.

Adım Adım Çözüm

1
BM Genel Kurulu'nun genel karar alma yetkisini analiz et.
Genel Kurul kararları kural olarak tavsiye (recommendation) niteliğindedir.
BM Şartı'nın 101410-14. maddeleri Genel Kurul'a genel konularda sadece tavsiye yetkisi verir.
2
Örgütün iç işleyişine (idari/mali) yönelik özel hükümleri incele.
BM Şartı Madde 1717 uyarınca Genel Kurul bütçe konusunda kesin yetkilidir.
Örgütün hayatiyetini sürdürebilmesi için bütçe ve personel gibi iç meselelerde alınan kararların bağlayıcı olması zorunludur.
3
Üye devletlere yönelik hukuki yükümlülük doğurup doğurmadığını değerlendir.
Bütçe paylarının belirlenmesi, her üye devlet için ödeme yapma zorunluluğu doğurur.
Mali yükümlülükler, tavsiye sınırını aşan ve uluslararası örgüt hukukunda 'iç hukuk' olarak tanımlanan bağlayıcı işlemlerdir.

Anahtar Kavram

Örgüt İçi Kararların Bağlayıcılığı

İpuçları

1
BM Genel Kurulu kararları normalde devletlerin dış ilişkilerini bağlamaz, ancak örgütün 'cüzdanı' ile ilgili olanları düşünün.
2
Örgütün kendi personeline maaş ödeyebilmesi ve binalarını koruyabilmesi için üyelerden para isteme yetkisinin niteliğini hatırlayın.
3
BM Şartı Madde 1717, bütçe masraflarının Genel Kurul tarafından belirlenen oranlarda üyelerce karşılanacağını emreder.

Daha Fazla Pratik

Güvenlik Konseyi'nin 2525. madde çerçevesindeki bağlayıcı kararları ile Genel Kurul'un tavsiye yetkisini karşılaştıran soruları inceleyebilirsiniz.
Tahmini Süre:1m 15s
Soru 219Soru

Uluslararası hukukun asli kaynakları arasında yer alan "hukukun genel ilkeleri" (UADUAD Statüsü Madde 38/1c38/1-c), oluşum süreci ve dayandığı temel bakımından uluslararası teamül (yapılageliş) hukukundan farklı bir niteliğe sahiptir. Buna göre, hukukun genel ilkelerini uluslararası teamül hukukundan ayıran temel karakteristik özellik aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Dünyadaki farklı hukuk sistemlerinde (iç hukukta) ortak olarak kabul edilen prensiplerin uluslararası alana aktarılmasıyla oluşması

Cevap

Dünyadaki farklı hukuk sistemlerinde (iç hukukta) ortak olarak kabul edilen prensiplerin uluslararası alana aktarılmasıyla oluşması
Doğru seçenek, hukukun genel ilkelerinin özgün niteliğini vurgulamaktadır. Bu kaynak, uluslararası antlaşma veya teamülün uyuşmazlığı çözmekte yetersiz kaldığı durumlarda (lacuna), devletlerin iç hukuk sistemlerinde yer alan ve uluslararası hukuka uyarlanmaya müsait genel hukuk prensiplerinin yargıç tarafından kullanılmasını sağlar. Bu süreç, kuralların ulusal hukuktan uluslararası hukuka aktarılması (transpozisyon) esasına dayanır.

Adım Adım Çözüm

1
UAD Statüsü Madde 38/1c38/1-c kapsamını analiz et.
Bu madde, 'medeni milletlerce kabul edilen hukukun genel ilkeleri'ni asli bir kaynak olarak tanımlar.
Kaynağın tanımı ve uluslararası yargıdaki yerini anlamak için temel yasal dayanak budur.
2
Hukukun genel ilkelerinin kökenini incele.
Bu ilkeler, devletlerin kendi iç hukuk düzenlerinde yer alan (örneğin; iyi niyet, kesin hüküm, kimse kendi davasının yargıcı olamaz gibi) ortak esaslardır.
Bu kaynağı uluslararası teamülden ayıran en büyük fark 'ulusal hukuk kökenli' olmasıdır.
3
Uluslararası teamül ile karşılaştır.
Teamül, devletlerin 'uluslararası' alandaki uygulamalarından doğarken; genel ilkeler 'ulusal' alandaki ortaklıktan doğar.
İki kaynağın ayırt edici niteliğini belirlemek için oluşum süreçleri kıyaslanmalıdır.

Anahtar Kavram

Hukukun Genel İlkelerinin Kaynağı ve Transpozisyon (Aktarılabilirlik) İlkesi

İpuçları

1
Bu kaynağın isminde geçen 'genel' ifadesi, sadece devletlerarası değil, her türlü hukuk sisteminde geçerli olan kuralları çağrıştırır.
2
UAD Statüsü'ndeki 'medeni milletler' ifadesi, bu ilkelerin devletlerin kendi iç hukuk düzenlerindeki ortak paydadan geldiğine işaret eder.
3
Teamül kuralları 'uluslararası pratikten' doğarken, genel ilkeler 'ulusal hukuk mantığından' uluslararası hukuka ödünç alınır.

Daha Fazla Pratik

Uluslararası hukukta 'iyi niyet' (bona fides) ve 'kesin hüküm' (res judicata) gibi kavramların bu başlık altındaki uygulamalarını inceleyebilirsiniz.
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 220Soru

Devletlerin egemenlik yetkilerine dayanarak kendi aralarında yaptıkları antlaşmalarla uluslararası hukuk kuralları yaratma yetkisi, uluslararası toplumun genel menfaatlerini koruyan temel normlarla sınırlandırılmıştır. 1969 Viyana Antlaşmalar Hukuku Sözleşmesi'nin 53. maddesi uyarınca, akdedildiği sırada uluslararası hukukun emredici bir kuralı (jusjus cogenscogens) ile çatışan bir antlaşmanın hukuki akıbeti aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Başlangıçtan itibaren batıldır ve hiçbir hukuki sonuç doğurmaz.

Cevap

Uluslararası hukukun mevcut bir emredici kuralına aykırı olarak yapılan antlaşmalar, başlangıçtan itibaren batıl (geçersiz) sayılır.
1969 Viyana Antlaşmalar Hukuku Sözleşmesi'nin 53. maddesi, bir antlaşmanın yapıldığı sırada mevcut olan bir emredici kurala aykırı olması durumunda, antlaşmanın başlangıçtan itibaren batıl (voidvoid abab initioinitio) olacağını kesin bir dille belirtir. Bu durum, antlaşmanın hukuk aleminde hiçbir zaman geçerli bir sonuç doğurmadığı anlamına gelir.

Adım Adım Çözüm

1
Antlaşmanın yapıldığı tarihteki hukuk normlarını kontrol et.
Antlaşmanın akdedildiği sırada yürürlükte olan bir emredici kural (jusjus cogenscogens) tespit edilmiştir.
1969 Viyana Antlaşmalar Hukuku Sözleşmesi'nin (VAHS) 53. maddesi, mevcut kurallarla çatışmayı düzenler.
2
Çatışmanın hukuki sonucunu belirle.
Antlaşmanın 'batıl' (voidvoid) olduğu sonucuna ulaşılır.
Emredici kurallardan sapma mümkün değildir ve bu kurallara aykırı irade beyanları hukuken yok hükmündedir.
3
Hükümsüzlüğün kapsamını ve zamanını değerlendir.
Antlaşma başlangıçtan itibaren (abab initioinitio) ve bütünüyle geçersizdir.
VAHS 44/5 maddesi uyarınca jus cogens'e aykırı antlaşmalarda hükümlerin ayrılabilirliği ilkesi uygulanamaz.

Anahtar Kavram

Emredici Kuralların (Jus Cogens) Antlaşmaların Geçerliliğine Etkisi

Daha Fazla Pratik

Jus cogens kurallarının erga omnes (herkese karşı) yükümlülüklerle olan ilişkisini ve Barcelona Traction davasındaki atıfları inceleyebilirsiniz.
Tahmini Süre:1m 30s
ÖncekiSayfa 11 / 22Sonraki
Uluslararası Hukukun Kaynakları Alıştırma Soruları — KPSS Uluslararası İlişkiler — Sayfa 11 | Examkin