Uluslararası Hukukun Kaynakları

430 soru

Soru 401Soru

19691969 Viyana Antlaşmalar Hukuku Sözleşmesi'nin 31.31. ve 32.32. maddeleri, antlaşmaların yorumlanmasına ilişkin temel kuralları düzenlemektedir. Buna göre, Sözleşme'nin 31.31. maddesinde yer alan "genel yorum kuralı" çerçevesinde başvurulan asli unsurlardan biri olmayan, yalnızca bu kuralların uygulanmasıyla ulaşılan anlamı teyit etmek veya anlamın belirsiz/saçma kaldığı durumlarda başvurulan "tamamlayıcı yorum aracı" aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Antlaşmanın hazırlık çalışmaları (travaux préparatoires) ve yapılış koşulları

Cevap

Antlaşmanın hazırlık çalışmaları (travaux préparatoires) ve yapılış koşulları
Doğru yanıt olan 'hazırlık çalışmaları ve yapılış koşulları', Viyana Antlaşmalar Hukuku Sözleşmesi'nin 32.32. maddesinde açıkça 'tamamlayıcı yorum araçları' (supplementary means of interpretation) olarak sınıflandırılmıştır. Bu araçlar, 31.31. maddedeki genel kuralın uygulanmasıyla ulaşılan sonucu teyit etmek veya anlamın hala muğlak olduğu durumlarda başvurulan ikincil nitelikteki kaynaklardır.

Adım Adım Çözüm

1
19691969 Viyana Antlaşmalar Hukuku Sözleşmesi'nin yorum kurallarını analiz et.
Sözleşme'nin 31.31. maddesi asli (genel) kuralları, 32.32. maddesi ise tamamlayıcı araçları tanımlar.
Yorum sürecinde hiyerarşik bir yaklaşım benimsenmiştir; önce asli unsurlara bakılır.
2
Asli unsurları (Madde 3131) gruplandır.
Metin (olağan anlam), bağlam (context), konu ve amaç (object and purpose) ile sonraki uygulama/anlaşmalar asli unsurlardır.
Bu unsurlar yorumun dürüstlük kuralı çerçevesinde yapılması için zorunludur.
3
Tamamlayıcı araçları (Madde 3232) belirle.
Hazırlık çalışmaları (hazırlık belgeleri) ve antlaşmanın yapılış koşulları tamamlayıcı araçlar olarak sınıflanır.
Bu araçlara ancak asli kurallar anlamı belirlemeye yetmediğinde veya anlam saçma olduğunda başvurulur.

Anahtar Kavram

Antlaşmaların Yorumlanmasında Normlar Hiyerarşisi (Asli vs. Tamamlayıcı)

İpuçları

1
Yorum kurallarında 'metin önceliği' (textualism) ilkesini hatırlayın.
2
Antlaşmanın imzalanmasından ÖNCEKİ belgelerin mi yoksa SONRAKİ uygulamaların mı asli olduğunu düşünün.
3
Madde 3131 asli unsurları, Madde 3232 ise 'ikincil' nitelikteki hazırlık belgelerini kapsar.

Daha Fazla Pratik

Viyana Sözleşmesi'nin 33.33. maddesinde düzenlenen 'birden çok dilde onaylanmış antlaşmaların yorumu' konusuna göz atabilirsiniz.
Tahmini Süre:1m 15s
Soru 402Soru

1969 Viyana Antlaşmalar Hukuku Sözleşmesi'nin 53. maddesi çerçevesinde, bir antlaşmanın yapıldığı sırada uluslararası hukukun emredici bir kuralına (jusjus cogenscogens) aykırı olması durumunda ortaya çıkan hukuki akıbet ve bu kuralların değiştirilme usulüyle ilgili aşağıdakilerden hangisi doğrudur?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Antlaşma başlangıçtan itibaren (voidvoid abab initioinitio) bütünüyle batıldır ve emredici bir kural ancak aynı nitelikteki daha sonraki bir normla değiştirilebilir.

Cevap

Antlaşmanın başlangıçtan itibaren bütünüyle batıl olması ve emredici kuralın ancak aynı nitelikteki bir normla değiştirilebilmesi
Doğru ifade, emredici kuralların normlar hiyerarşisindeki en üstün konumunu ve buna aykırı işlemlerin 'mutlak butlan' ile sakatlanacağını belirtir. 1969 Viyana Sözleşmesi m. 53'e göre, bu kurallar ancak aynı ağırlıkta (emredici karakterde) yeni bir norm ile değiştirilebilir ve bu kurallara aykırı antlaşmalar yapıldıkları andan itibaren (voidvoid abab initioinitio) geçersizdir.

Adım Adım Çözüm

1
Emredici kuralın (jusjus cogenscogens) tanımını ve 1969 Viyana Sözleşmesi m. 53 kapsamındaki etkisini belirleme
Emredici kurallar, uluslararası toplumun bütünü tarafından kabul edilen ve kendisinden sapılmasına izin verilmeyen kurallardır.
Bu kuralların temel özelliği, diğer hukuk kuralları üzerindeki mutlak üstünlüğüdür.
2
Aykırı bir antlaşmanın hukuki sonucunu (geçersizlik türünü) analiz etme
Bu tür bir antlaşma başlangıçtan itibaren batıldır (voidvoid abab initioinitio).
Hiyerarşik olarak en üstte yer alan kurala aykırı bir işlem hukuki varlık kazanamaz.
3
Değiştirilme ve bölünebilirlik şartlarını kontrol etme
Kural ancak aynı nitelikte bir kural ile değiştirilebilir ve antlaşmanın maddeleri birbirinden ayrılamaz.
VCLT m. 44/5 ve m. 53'ün açık hükümleri bu katı rejimi öngörmektedir.

Anahtar Kavram

Jus Cogens ve Mutlak Butlan
Soru 403Soru

Devletlerin tek başına hareket ederek uluslararası alanda hukukî hak veya yükümlülük yaratabildikleri 'tek taraflı işlemler' (unilateral acts), Uluslararası Adalet Divanı (UAD) içtihatlarıyla da bir hukuk kaynağı olarak tescil edilmiştir. Bu işlemlerin geçerlilik şartları ve sınıflandırılmasına ilişkin aşağıdaki ifadelerden hangisi yanlıştır?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Tek taraflı bir işlemin hukukî olarak bağlayıcı sonuç doğurabilmesi için mutlaka yazılı bir metne dökülmüş olması ve Birleşmiş Milletler Şartı'nın 102102. maddesi uyarınca tescil edilmesi zorunludur.

Cevap

Tek taraflı işlemlerin geçerli olması için yazılı olma veya tescil edilme zorunluluğu bulunduğunu belirten ifade yanlıştır.
Doğru cevap, tek taraflı işlemlerin mutlaka yazılı ve tescilli olması gerektiğini iddia eden seçenektir. Uluslararası hukukta, özellikle Uluslararası Adalet Divanı'nın 19741974 yılındaki Nükleer Denemeler Davası kararında vurgulandığı üzere, devletlerin niyetleri (animus) net olduğu sürece yapılan sözlü açıklamalar dahi hukukî sonuç doğurur. Ayrıca, Birleşmiş Milletler Şartı'ndaki tescil zorunluluğu sadece antlaşmaları kapsar; tek taraflı bir irade beyanı bu kapsamda değerlendirilmez.

Adım Adım Çözüm

1
Adım 1: Tek taraflı işlemin şekil şartlarını analiz et.
Sonuç: Uluslararası hukukta tek taraflı işlemler için 'şekil serbestisi' ilkesi geçerlidir.
Neden: Uluslararası Adalet Divanı, 19741974 Nükleer Denemeler Davası'nda sözlü beyanların da bağlayıcı olabileceğini hükme bağlamıştır.
2
Adım 2: Birleşmiş Milletler (BM) tescil kuralını değerlendir.
Sonuç: BM Şartı madde 102102 sadece antlaşmaları (treaties) kapsar.
Neden: Tek taraflı işlemler birer 'sözleşme' olmadıkları için Sekreterliğe tescil edilme zorunluluğuna tabi değildirler.
3
Adım 3: Diğer seçeneklerdeki işlem tanımlarını (protesto, feragat vb.) doğrula.
Sonuç: Diğer tanımlar uluslararası hukuk doktrini ve uygulamasına tam olarak uygundur.
Neden: Protesto, feragat, tebliğ ve tanıma; devletlerin irade beyanlarıyla yarattıkları klasik tek taraflı hukukî sonuçlardır.

Anahtar Kavram

Tek taraflı işlemlerde şekil serbestisi ve tescil muafiyeti

Alternatif Yöntem

Soruyu çözerken, antlaşmalar hukuku ile tek taraflı işlemler arasındaki temel fark olan 'şekil serbestisi' ilkesini hatırlamak en hızlı yöntemdir.
Tahmini Süre:1m 15s
Soru 404Soru

Uluslararası Adalet Divanı (UAD) Statüsü'nün 38. maddesinde uluslararası hukukun asli kaynakları arasında sayılan "hukukun genel ilkeleri"nin (general principles of law) temel kaynağına ve niteliğine ilişkin aşağıdakilerden hangisi doğrudur?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Bu ilkeler, esasen ulusal hukuk sistemlerinde ortak olarak bulunan ve uluslararası hukukun doğasına uygun olduğu ölçüde bu alana aktarılan kurallardır.

Cevap

Hukukun genel ilkeleri, ulusal hukuk sistemlerinde ortak olarak bulunan ve uluslararası hukuk sistemine aktarılan kurallardır.
Uluslararası hukukta 'hukukun genel ilkeleri', ulusal hukuk sistemlerinde (medeni hukuk, borçlar hukuku vb.) kabul görmüş ve uluslararası hukukun doğasına uygun olduğu ölçüde uluslararası alana taşınmış temel hukuk prensipleridir. Bu ilkeler, uyuşmazlıkların çözümünde antlaşma veya teamül kuralı bulunmadığında ortaya çıkan hukuki boşlukları doldurma işlevine sahiptir.

Adım Adım Çözüm

1
UAD Statüsü Madde 38'deki kaynak sınıflandırmasını incele.
Antlaşmalar, teamüller ve hukukun genel ilkeleri asli kaynak; yargı kararları ve doktrin yardımcı kaynaktır.
Hukukun genel ilkelerinin hiyerarşik konumunu belirlemek için gereklidir.
2
Genel ilkelerin ortaya çıkış mantığını analiz et.
Bu ilkeler, devletlerin iç hukuklarındaki ortak hukuk mantığının (örneğin: 'hiç kimse kendi davasının yargıcı olamaz') uluslararası uyuşmazlıklara uyarlanmasıdır.
Kaynağın nereden geldiğini anlamak sorunun doğru cevabına ulaşmayı sağlar.

Anahtar Kavram

Hukukun Genel İlkelerinin Ulusal Hukuk Kökeni
Soru 405Soru

Çok taraflı bir antlaşmaya taraf olmak isteyen A Devleti, antlaşmanın belirli bir hükmünün kendisine uygulanmamasını sağlamak amacıyla bir çekince (rezervasyon) ileri sürmüştür. Bu çekinceye B Devleti açıkça muvafakat etmiş, C Devleti ise çekinceye itiraz ettiğini ancak bu durumun antlaşmanın A Devleti ile kendisi arasında yürürlüğe girmesine engel teşkil etmediğini bildirmiştir.

19691969 Viyana Antlaşmalar Hukuku Sözleşmesi hükümleri dikkate alındığında, A ve C devletleri arasındaki hukuki ilişki bakımından aşağıdakilerden hangisi doğrudur?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Çekinceye konu olan hükümler, çekincenin kapsamı ölçüsünde A ve C devletleri arasında uygulanmaz.

Cevap

Çekinceye konu olan hükümlerin, çekincenin kapsamı ölçüsünde A ve C devletleri arasında uygulanmayacağını belirten ifade doğrudur.
Çekinceye itiraz edilmesine rağmen antlaşmanın yürürlüğe girmesinin engellenmediği durumda, Viyana Antlaşmalar Hukuku Sözleşmesi'nin 21/321/3. maddesi uyarınca çekince konusu hükümler taraflar arasında çekincenin sınırları dahilinde uygulanmaz. Bu durum, itiraz eden devletin çekinceyi kabul etmemesi ile antlaşmanın bütünlüğünü koruma arasındaki dengeyi sağlar.

Adım Adım Çözüm

1
A Devletinin çekincesine karşı C Devletinin tepkisini analiz et.
C Devleti itiraz etmiş ancak antlaşmanın yürürlüğe girmesine engel olmadığını (basit itiraz) beyan etmiştir.
Çekinceye karşı gösterilen tepki, taraflar arasındaki ikili ilişkinin hukukunu belirler.
2
19691969 Viyana Antlaşmalar Hukuku Sözleşmesi'nin 21/321/3. maddesini (Madde 2121, fıkra 33) uygula.
İlgili maddeye göre; itiraz eden devlet antlaşmanın yürürlüğünü reddetmemişse, çekince konusu hükümler çekincenin kapsamı ölçüsünde bu iki devlet arasında uygulanmaz.
Bu kural, itirazın çekinceyi 'etkisiz' kılmak yerine, ilgili hükmün 'karşılıklı olarak dışlanması' sonucunu doğurmasını sağlar.
3
Sonucu seçeneklerle karşılaştır.
Hükümlerin uygulanmayacağını belirten seçenek hukuki durumla tam uyumludur.
Bu durum 'dışlama etkisi' (excludingexcluding effecteffect) olarak adlandırılan hukuki sonuçtur.

Anahtar Kavram

Çekincelere Yapılan İtirazın Hukuki Etkisi (VCLT Madde 21/3)
Tahmini Süre:2m 0s
Soru 406Soru

Uluslararası bir uyuşmazlıkta yargı yetkisini kullanan bir mahkeme, uyuşmazlığın çözümünde uygulanacak mevcut pozitif hukuk kurallarının taraflar arasındaki menfaat dengesini tam olarak yansıtmadığını ve somut olayda adaletsiz bir sonuç doğuracağını saptamıştır. Mahkeme, bu durumu düzeltmek amacıyla uyuşmazlığı 'hakkaniyet ve nisfet' (exex aequoaequo etet bonobono) çerçevesinde çözmeyi değerlendirmektedir. Ancak taraflardan biri, mahkemenin pozitif hukuk kurallarını bir kenara bırakarak karar vermesine rıza göstermemiştir.

Uluslararası hukuk kuralları ve yargılama usulleri dikkate alındığında, mahkemenin bu durumda izlemesi gereken hukuki yaklaşım aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Mahkeme, tarafların açık rızası bulunmadığı için pozitif hukuk kurallarını uygulamak zorundadır; ancak hakkaniyeti hukukun genel ilkeleri çerçevesinde bir yorum aracı olarak kullanabilir.

Cevap

Mahkeme tarafların ortak rızası olmadığı için pozitif hukuk kurallarına bağlı kalmak zorundadır, ancak hakkaniyeti bir yorum aracı olarak kullanabilir.
Doğru seçenek, mahkemenin tarafların açık rızası olmadan pozitif hukuk kurallarını bir kenara bırakamayacağını ancak bu kuralları uygularken hakkaniyeti bir yorum yöntemi olarak kullanabileceğini ifade etmektedir. Uluslararası Adalet Divanı Statüsü Madde 38/2 uyarınca, bir davanın 'hakkaniyet ve nisfet' (exex aequoaequo etet bonobono) temelinde çözülmesi için tarafların mutlak rızası gerekir. Rıza yoksa mahkeme pozitif hukuk kurallarını (lexlex latalata) uygular, fakat bu uygulama sırasında 'hukukun genel ilkeleri' arasında yer alan hakkaniyetten bir yorum aracı olarak faydalanabilir (equityequity infrainfra legemlegem).

Adım Adım Çözüm

1
Uluslararası Adalet Divanı (UADUAD) Statüsü'nün 38/2. maddesinin incelenmesi.
ExEx aequoaequo etet bonobono yetkisinin kullanılabilmesi için tarafların bu konuda mahkemeye açıkça yetki vermesi (açık rıza) gerektiği saptanır.
Uluslararası hukukta yargı organları kural olarak hukuk kurallarını (lexlex latalata) uygulamakla görevlidir; bu kuralların dışına çıkılması tarafların iradesine bağlı bir istisnadır.
2
Hakkaniyetin farklı işlevlerinin (equityequity infrainfra legemlegem vs. exex aequoaequo etet bonobono) ayırt edilmesi.
Hakkaniyetin, tarafların rızası olmasa bile 'hukukun genel ilkeleri' kapsamında bir yorum aracı (infrainfra legemlegem) olarak kullanılabileceği ancak kuralları devre dışı bırakan bir yöntem (contracontra legemlegem) olarak kullanılamayacağı sonucuna varılır.
Mahkemeler uyuşmazlıkları çözerken adaleti sağlamak için hukuk kurallarını hakkaniyete uygun şekilde yorumlama (interpretatio) yetkisine her zaman sahiptir.

Anahtar Kavram

Hakkaniyet ve Nisfet Yetkisinin Rıza Şartı ve Hukukun Genel İlkeleriyle İlişkisi

İpuçları

1
Uluslararası Adalet Divanı Statüsü'nün 38. maddesinin 2. fıkrasına odaklanın.
2
Hakkaniyetin 'hukuk içinde' (yorum olarak) kullanımı ile 'hukuk dışında/üstünde' (exex aequoaequo etet bonobono) kullanımı arasındaki rıza farkını düşünün.
3
ExEx aequoaequo etet bonobono yetkisi mahkemeye pozitif hukuku bir kenara bırakma hakkı verir, ancak bu ancak tarafların 'açık rızası' ile mümkündür.

Daha Fazla Pratik

Uluslararası Adalet Divanı'nın Kuzey Denizi Kıta Sahanlığı Davası'nda hakkaniyet ilkelerini nasıl kullandığını inceleyebilirsiniz.
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 407Soru

Uluslararası hukukta bir antlaşmanın, yapıldığı sırada mevcut olan emredici bir hukuk kuralına (jusjus cogenscogens) aykırı olması durumunda, 19691969 Viyana Antlaşmalar Hukuku Sözleşmesi uyarınca öngörülen hukuki sonuç aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Antlaşma başlangıcından itibaren bütünüyle batıldır (geçersizdir).

Cevap

Antlaşmanın başlangıcından itibaren bütünüyle batıl (geçersiz) olması
1969 Viyana Antlaşmalar Hukuku Sözleşmesi'nin 53. maddesine göre, bir antlaşma yapıldığı sırada uluslararası hukukun genel bir emredici kuralına aykırı ise batıldır. Bu durum mutlak bir geçersizlik teşkil eder ve antlaşma başlangıcından itibaren hiçbir hukuki sonuç doğurmaz.

Adım Adım Çözüm

1
Antlaşma hükmü ile emredici kural arasındaki çatışmayı tespit et.
Antlaşmanın yapıldığı sırada mevcut bir emredici kurala (jusjus cogenscogens) aykırı olduğu belirlenmiştir.
Viyana Antlaşmalar Hukuku Sözleşmesi'nin 53. maddesi bu durumu düzenlemektedir.
2
Geçersizlik türünü belirle.
Mutlak butlan (void ab initio).
Uluslararası toplumun temel çıkarlarını koruyan emredici kurallar hiyerarşik olarak en üsttedir.
3
Antlaşmanın bütünü üzerindeki etkiyi değerlendir.
Antlaşma bütünüyle geçersizdir.
VCLT Madde 44/5 uyarınca, emredici kurallara aykırılık durumunda antlaşma maddeleri birbirinden ayrılamaz.

Anahtar Kavram

Mutlak Geçersizlik (Butlan) ve Jus Cogens
Tahmini Süre:45s
Soru 408Soru

1969 Viyana Antlaşmalar Hukuku Sözleşmesi hükümleri uyarınca, aşağıdakilerden hangisi bir devletin bir antlaşmayla bağlanma rızasını (consent to be bound) uluslararası düzeyde açıklama yöntemleri arasında yer almaz?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Parafe (Initialing)

Cevap

Parafe işlemi, uluslararası hukukta bir antlaşmanın metninin saptanması (authentication) aşamasında kullanılır ve devletin antlaşmayla bağlanma rızasını temsil etmez.
Parafe (initialing), antlaşma metninin yetkili temsilciler tarafından baş harflerle işaretlenmesidir. Bu işlem sadece metnin kimliğini saptar (authentication) ve metnin değişmez olduğunu teyit eder. Devletin antlaşmanın hükümleriyle bağlandığını ifade eden bir irade beyanı değildir.

Adım Adım Çözüm

1
Viyana Antlaşmalar Hukuku Sözleşmesi'nin 11. maddesinin incelenmesi.
Sözleşmenin 11. maddesi; imza, antlaşmayı teşkil eden belgelerin teatisi, onaylama, kabul, uygun bulma veya katılma gibi yöntemleri bağlanma rızası olarak sayar.
Hangi işlemlerin devleti uluslararası düzeyde bağladığını belirlemek.
2
Metnin saptanması (authentication) ile bağlanma rızasının (consent to be bound) ayırt edilmesi.
Parafe ve bazen imza, sadece metnin değişmez bir biçimde saptandığını (Madde 10) gösterirken; onaylama ve katılma devleti antlaşmanın hükümleriyle bağlar.
İşlemlerin hukuki nitelikleri arasındaki farkı ortaya koymak.

Anahtar Kavram

Bağlanma Rızasının Açıklanması Yöntemleri

Daha Fazla Pratik

Antlaşmaların iç hukukta uygun bulunması ile uluslararası düzeyde onaylanması arasındaki farkları inceleyin.
Tahmini Süre:45s
Soru 409Soru

1969 Viyana Antlaşmalar Hukuku Sözleşmesi'nin 53. maddesinde yer alan tanım uyarınca, uluslararası hukuk düzeninde "emredici kural" (jusjus cogenscogens) niteliğine sahip bir normun hukuken değiştirilebilmesi ancak hangi şartla mümkündür?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Bu kuralın, ancak aynı nitelikte olan ve daha sonra ortaya çıkan genel bir uluslararası hukuk normu ile değiştirilmesiyle

Cevap

Mevcut bir emredici kuralın (jus cogens) değiştirilmesi, ancak aynı nitelikteki yeni bir emredici kuralın ortaya çıkmasıyla mümkündür.
1969 Viyana Antlaşmalar Hukuku Sözleşmesi'nin 53. maddesine göre, bir emredici kural (jus cogens), kendisinden hiçbir şekilde sapmaya (derogasyon) izin verilmeyen ve ancak aynı nitelikteki (peremptory) yeni bir kural ile değiştirilebilen bir kuraldır. Bu durum, normlar hiyerarşisinin doğal bir sonucudur.

Adım Adım Çözüm

1
1969 Viyana Antlaşmalar Hukuku Sözleşmesi'nin 53. maddesindeki tanımın incelenmesi.
Emredici kuralın (jus cogens), uluslararası toplumun bütünü tarafından kabul edilen ve hiçbir şekilde sapmaya izin verilmeyen bir kural olduğu belirlenir.
Uluslararası hukukta emredici kuralların hukuki statüsü ve tanımı bu sözleşme ile uluslararası hukuk metnine dökülmüştür.
2
Kuralın değiştirilme usulünün tespiti.
Maddenin son cümlesinde belirtildiği üzere, bu kuralların ancak aynı nitelikteki (jus cogens karakterindeki) yeni bir kural ile değiştirilebileceği sonucuna varılır.
Normlar hiyerarşisinin en üstünde yer alan bir kuralın, kendisinden daha alt seviyedeki antlaşma veya teamül kurallarıyla değiştirilmesi hukuken mümkün değildir.

Anahtar Kavram

Emredici Kuralların (Jus Cogens) Değiştirilemezliği ve Hiyerarşik Üstünlüğü
Tahmini Süre:45s
Soru 410Soru

Uluslararası teâmül (yapılageliş) hukukunda, bir kuralın oluşum sürecinde bu kurala karşı olduğunu açıkça ve istikrarlı bir şekilde beyan eden devletlerin 'sürekli itirazcı' (persistent objector) statüsünden yararlanarak kuralın kendileri üzerinde bağlayıcı olmasını engelleyebilecekleri kabul edilmektedir.

Buna göre, 'sürekli itirazcı' statüsünün geçerlilik şartları ve hukuki sınırları ile ilgili aşağıdaki ifadelerden hangisi doğrudur?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: İtirazın kuralın oluşum (nascent) aşamasında başlaması, açıkça ifade edilmesi ve kural yerleştikten sonra da istikrarlı şekilde sürdürülmesi gerekir; ancak bu statü, kuralın emredici bir norm (jus cogens) niteliği kazanması durumunda devleti bağlayıcılıktan kurtarmaz.

Cevap

İtirazın kuralın oluşum aşamasında başlaması, açıkça yapılması ve istikrarlı sürdürülmesi gerekir; ancak kural 'jus cogens' haline gelirse bağlayıcılık engellenemez.
Uluslararası teâmül hukukunda bir devletin genel bir kuralın bağlayıcılığından muaf tutulabilmesi için 'sürekli itirazcı' statüsünü kazanması gerekir. Bunun için üç temel şart vardır: İtiraz kural henüz oluşurken başlamalı, açıkça beyan edilmeli ve istikrarlı bir şekilde sürdürülmelidir. Ancak, bu doktrin sınırsız değildir; eğer ilgili kural uluslararası toplumun bütünü tarafından kabul edilen bir 'jus cogens' (emredici kural) normu niteliğine kavuşursa, o devletin önceki itirazları artık hukuki bir sonuç doğurmaz ve devlet bu kurala uymak zorunda kalır.

Adım Adım Çözüm

1
Sürekli itirazcı statüsünün zamanlama şartını analiz et.
İtirazın kural henüz 'nascent' (oluşum) aşamasındayken başlaması gerektiği belirlendi.
Kural yerleştikten sonra yapılan itirazlar geçersizdir.
2
İtirazın niteliğini ve devamlılığını değerlendir.
İtirazın açıkça (protesto yoluyla) yapılması ve kural yerleştikten sonra da tutarlı şekilde sürdürülmesi gerektiği anlaşıldı.
Sürekli itirazcı statüsü, pasif bir sessizlik değil aktif bir muhalefet gerektirir.
3
Emredici kuralların (jus cogens) etkisini kontrol et.
Jus cogens normlarının tüm devletler için mutlak bağlayıcı olduğu ve rıza aranmadığı tespit edildi.
Normlar hiyerarşisinde jus cogens, iradi teâmül kurallarının üzerindedir.

Anahtar Kavram

Sürekli İtirazcı (Persistent Objector) Doktrini ve Jus Cogens İstisnası

Daha Fazla Pratik

Uluslararası Adalet Divanı'nın Anglo-Norwegian Fisheries davasındaki sürekli itirazcı kararlarını inceleyiniz.
Tahmini Süre:2m 30s
Soru 411Soru

Uluslararası Adalet Divanı'nın (UAD) kararlarında da vurgulandığı üzere, devletlerin tek taraflı irade beyanları belirli şartlar altında hukuki sonuç doğurabilmektedir. Buna göre bir devletin; başka bir devletin işlemini veya ortaya çıkan yeni bir durumu kabul etmediğini bildirerek, sessiz kalmasının "zımni rıza" (akiesansakiesans) olarak yorumlanmasını engellemek ve haklarını saklı tutmak amacıyla yaptığı işleme ne ad verilir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Protesto

Cevap

Protesto
Doğru yanıt olan protesto, bir devletin başka bir devletin eylemine veya bir hukuki duruma itiraz ettiğini, bunu meşru kabul etmediğini ve sessiz kalarak zımnen onaylamış (akiesansakiesans) sayılmak istemediğini gösteren resmî irade beyanıdır. Bu işlem, devletin mevcut haklarını saklı tutmasını sağlar.

Adım Adım Çözüm

1
İşlemin niteliğini analiz etme
Soru kökünde, bir devletin başka bir durumu kabul etmediği ve sessiz kalarak rıza göstermiş sayılmayı engellemeye çalıştığı belirtilmektedir.
Uluslararası hukukta devletlerin sessiz kalması (sükut ikrar), rıza gösterme anlamına gelebilir; bu yüzden itiraz mekanizması önemlidir.
2
Kavramsal eşleştirme yapma
Hakları saklı tutma ve itiraz etme amacını taşıyan tek taraflı işlem "protesto"dur.
Protesto, devletlerin egemenlik haklarını korumak için kullandıkları en temel hukuki araçlardan biridir.

Anahtar Kavram

Devletlerin Tek Taraflı İşlemleri ve Akiesans (Zımni Rıza)

Daha Fazla Pratik

Devletlerin tek taraflı işlemlerinin bağlayıcılığına dair 1974 Nükleer Denemeler Davası'nı inceleyerek 'söz verme' (taahhüt) kavramını pekiştirebilirsiniz.
Tahmini Süre:45s
Soru 412Soru

1969 Viyana Antlaşmalar Hukuku Sözleşmesi uyarınca, bir devletin bir antlaşma metnini kabul etmesi (adoption) amacıyla "tam yetki belgesi" (full powers) sunması zorunlu olmayan, makamları gereği devletlerini temsil yetkisine sahip sayılan kişiler arasında aşağıdakilerden hangisi yer almaz?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Antlaşmanın konusuyla ilgili olan icracı Bakan (örneğin Ticaret Bakanı)

Cevap

Antlaşmanın konusuyla ilgili olan icracı Bakan (örneğin Ticaret Bakanı), 1969 Viyana Antlaşmalar Hukuku Sözleşmesi'ne göre makamı gereği doğrudan yetkili sayılan kişiler arasında yer almaz.
Doğru yanıt olan seçenek, teknik veya icracı bakanların (Ticaret, Ulaştırma, Adalet vb.) antlaşma metnini kabul etmek veya imzalamak için devletin yetkili makamlarından (genellikle Devlet Başkanı veya Dışişleri Bakanı) onaylı bir 'tam yetki belgesi' almak zorunda olduğunu belirtmektedir. Bu kişiler, Devlet Başkanı, Hükümet Başkanı veya Dışişleri Bakanı gibi makamı gereği her türlü işlemde kendiliğinden yetkili sayılmazlar.

Adım Adım Çözüm

1
Viyana Sözleşmesi'nin 7. maddesini (Tam Yetki) incele.
Madde 7(2), bazı makam sahiplerinin belge sunmadan yetkili sayıldığını belirtir.
Makamları gereği temsil yetkisine sahip olanların kapsamını belirlemek gerekir.
2
İstisna tutulan görevlileri sınıflandır.
Tüm işlemler için Devlet Başkanı, Hükümet Başkanı ve Dışişleri Bakanı; metin kabulü için misyon şefleri ve akredite temsilciler muaftır.
Soruda sorulan 'metin kabulü' için kimlerin muaf olduğunu netleştirmek gerekir.
3
Seçenekleri bu liste ile karşılaştır.
Ticaret Bakanı veya diğer icracı bakanların bu listede yer almadığı görülür.
Dışişleri Bakanı dışındaki bakanların genel yetkili olmadığını tespit etmek soruyu çözdürür.

Anahtar Kavram

Tam Yetki Belgesi (Full Powers) ve Ex Officio Temsil Yetkisi

İpuçları

1
Viyana Sözleşmesi'nin 7. maddesine göre, devletin 'büyük üçlüsü' olarak bilinen makamları düşünün.
2
Bir büyükelçi sadece akredite olduğu ülkede antlaşma metnini kabul ederken yetki belgesi sunmaz. Peki ya diğer bakanlar?

Daha Fazla Pratik

Uluslararası antlaşmaların yürürlüğe girmesi için gereken 'onay' (ratification) süreci ile metnin kabulü (adoption) arasındaki farkları inceleyin.
Tahmini Süre:50s
Soru 413Soru

19691969 Viyana Antlaşmalar Hukuku Sözleşmesi'nin 6262. maddesinde düzenlenen "koşullarda esaslı değişiklik" (rebus sic stantibus) ilkesinin bir antlaşmayı sona erdirme gerekçesi olarak ileri sürülmesini engelleyen durumlardan biri aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Antlaşmanın, bir devlet sınırını belirleyen bir antlaşma niteliğinde olması

Cevap

Antlaşmanın bir devlet sınırını belirleyen bir antlaşma niteliğinde olması, bu ilkenin uygulanmasını engelleyen yasal bir istisnadır.
Uluslararası hukukta sınırların istikrarı ilkesi gereği, 19691969 Viyana Antlaşmalar Hukuku Sözleşmesi'nin 62/262/2-a maddesi uyarınca, sınır belirleyen antlaşmalar için 'koşullarda esaslı değişiklik' ilkesine dayanılarak antlaşmanın sona erdirilmesi veya antlaşmadan çekilme talebinde bulunulamaz. Bu durum, ilkenin mutlak bir istisnasıdır.

Adım Adım Çözüm

1
Rebus sic stantibus ilkesinin tanımını hatırla.
İlke, antlaşmanın yapıldığı sırada mevcut olan koşullarda meydana gelen esaslı ve öngörülemez bir değişikliğin, antlaşmanın sona erdirilmesine imkan tanımasını ifade eder.
Hukuki çerçevenin belirlenmesi için başlangıç adımıdır.
2
Viyana Antlaşmalar Hukuku Sözleşmesi Madde 6262 kapsamındaki uygulama şartlarını kontrol et.
Şartlar: Değişikliğin öngörülemez olması, rızanın esaslı temelini oluşturması ve yükümlülükleri köklü değiştirmesidir.
Seçeneklerdeki olumlu şartları eleyerek engeli bulmak için gereklidir.
3
Madde 62/262/2 fıkrasındaki istisnaları analiz et.
İstisnalar: Sınır belirleyen antlaşmalar ve değişikliğin ilgili devletin yükümlülük ihlalinden kaynaklanmasıdır.
Soruda sorulan 'engelleyen durum' doğrudan bu fıkrada düzenlenmiştir.

Anahtar Kavram

Koşullarda Esaslı Değişiklik (Rebus Sic Stantibus) İstisnaları
Tahmini Süre:1m 15s
Soru 414Soru

Uluslararası Adalet Divanı (UAD) Statüsü’nün 38. maddesi uyarınca yargı kararları, hukuk kurallarının saptanmasında yardımcı bir araç olarak kabul edilmektedir. Aynı Statü'nün 59. maddesi ise Divan kararlarının yalnızca davanın tarafları ve o dava için bağlayıcı olduğunu öngörmektedir.

Bu hükümler birlikte değerlendirildiğinde, uluslararası yargı kararlarının (içtihatların) hukuki mahiyetine ilişkin aşağıdaki ifadelerden hangisi doğrudur?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Yargı kararları, mevcut hukuk kurallarını yorumlayıp somutlaştırma ve var olan kuralları tespit etme işlevine sahip olup kendiliğinden yeni bir genel hukuk kuralı oluşturmazlar.

Cevap

Yargı kararlarının mevcut hukuk kurallarını yorumlama ve tespit etme işlevine sahip olduğu, ancak yeni bir genel hukuk kuralı yaratmadığı ifadesi doğrudur.
Uluslararası hukukta yargı kararları, bağımsız birer kural koyucu (yasama benzeri) işlem değildir. Divan kararları, mevcut olan uluslararası antlaşma veya teamül kurallarının somut olayda nasıl anlaşılması gerektiğini 'tespit eder' ve yorumlar. Bu nedenle, kuralın kendisini yaratmaz, var olan kuralı belirginleştirir.

Adım Adım Çözüm

1
UAD Statüsü 38. madde hükmünü analiz et.
Yargı kararlarının 'yardımcı kaynak' (subsidiary means) olduğu ve asli kaynakların (antlaşma, teamül, genel ilkeler) uygulanmasında bir araç olduğu saptanır.
Kaynağın normlar hiyerarşisindeki yerini ve işlevini belirlemek için.
2
UAD Statüsü 59. madde hükmünü değerlendir.
Kararların yalnızca davanın tarafları için bağlayıcı olduğu, yani 'stare decisis' (emsal karara bağlılık) ilkesinin uluslararası hukukta geçerli olmadığı sonucuna varılır.
Kararın bağlayıcılık kapsamını ve genel bir hukuk kuralı oluşturup oluşturmadığını anlamak için.
3
Yardımcı kaynak kavramının hukuki niteliğini sentezle.
Yargı kararlarının 'hukuk ihdas edici' (law-making) değil, 'hukuku tespit edici' (law-determining) mahiyette olduğu görülür.
Kararların uluslararası hukuk sistemindeki rolünü doğru tanımlamak için.

Anahtar Kavram

Hukuku Tespit Edici İşlev (Law-determining vs Law-making)
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 415Soru

Uluslararası hukuk uyuşmazlıklarında sıklıkla başvurulan ve bir tarafın kendi beyan veya eylemleriyle karşı tarafta yarattığı haklı güvenin aksine hareket ederek uyuşmazlık sürecinde haksız avantaj elde etmesini engelleyen "itirazın men'i" (estoppel) ilkesi, Uluslararası Adalet Divanı (UAD) Statüsü’nün 38. maddesine göre aşağıdaki hukuk kaynaklarından hangisinin kapsamında yer almaktadır?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Hukukun genel ilkeleri

Cevap

Estoppel (itirazın men'i) ilkesi, ulusal hukuk sistemlerinde ortak olarak bulunan ve uluslararası hukuk alanına aktarılan bir kural olduğu için "Hukukun genel ilkeleri" kapsamında değerlendirilir.
Doğru cevap olan seçenek, estoppel ilkesinin mahiyetini tam olarak yansıtmaktadır. Estoppel (itirazın men'i), ulusal hukuk sistemlerinde yer alan dürüstlük ve iyiniyet kurallarının uluslararası hukuka yansımış bir hali olup, UAD Statüsü'nün 38/1-c maddesinde düzenlenen 'uygar uluslarca kabul edilen hukukun genel ilkeleri' kategorisinde yer alır.

Adım Adım Çözüm

1
Kavramın tanımını ve kökenini analiz etme
Estoppel, bir kişinin (veya devletin) kendi önceki tutumuyla çelişerek başkasını zarara uğratmasını engelleyen bir ilkedir ve modern hukuk sistemlerinin çoğunda (Venedik kuralı, dürüstlük kuralının bir yansıması olarak) mevcuttur.
UAD Statüsü madde 38/1-c'de yer alan "uygar uluslarca kabul edilen hukukun genel ilkeleri", ulusal hukuktan uluslararası hukuka geçen kuralları ifade eder.
2
Kaynak hiyerarşisi içindeki yerini belirleme
Estoppel, antlaşmalar veya teamül kuralları tarafından düzenlenmeyen durumlarda uyuşmazlığın çözümünde başvurulan asli bir hukuk kaynağıdır.
Hukukun genel ilkeleri, antlaşmalar ve teamül ile birlikte uluslararası hukukun üç asli kaynağından biridir.

Anahtar Kavram

Hukukun genel ilkeleri, ulusal hukuk sistemlerinden türetilen ve uluslararası hukukta boşlukları doldurmak amacıyla kullanılan asli bir kaynaktır.

Daha Fazla Pratik

UAD Statüsü madde 38'de sayılan asli ve yardımcı kaynaklar arasındaki hiyerarşiyi ve hakkaniyet ve nisfetin bu yapıdaki özel konumunu gözden geçirebilirsiniz.
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 416Soru

Uluslararası hukuk sisteminde yargı kararlarının (içtihatların) "hukuk kurallarının saptanmasında yardımcı bir araç" (subsidiary means) olarak tanımlanması, bu kaynağın hukuki niteliğine ilişkin aşağıdaki özelliklerden hangisini ifade etmektedir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Mevcut hukuk kurallarını kanıtlamak veya yorumlamak için kullanılmaları ancak tek başlarına yeni bir hukuk kuralı yaratmamaları

Cevap

Mevcut hukuk kurallarını kanıtlamak veya yorumlamak için kullanılmaları ancak tek başlarına yeni bir hukuk kuralı yaratmamaları
Uluslararası Adalet Divanı Statüsü'nün 38(1)(d) maddesi uyarınca yargı kararları, uluslararası hukukun asli kaynakları olan antlaşmaların, teamülün veya hukukun genel ilkelerinin içeriğini belirlemek, kanıtlamak ve yorumlamak için kullanılan bir araçtır. Bu durum, yargı kararlarının yeni bir kural 'yaratmadığı' (hukuk ihdas etmediği), ancak mevcut olan kuralı 'tespit ettiği' anlamına gelir.

Adım Adım Çözüm

1
Uluslararası Adalet Divanı (UAD) Statüsü'nün 38. maddesini inceleyin.
Bu maddede yargı kararları 'hukuk kurallarının saptanmasında yardımcı araç' olarak sınıflandırılmıştır.
Kaynağın uluslararası hukuk hiyerarşisindeki yerini belirlemek için Statü temel referanstır.
2
Yardımcı kaynak (subsidiary) ile asli kaynak (primary) arasındaki farkı analiz edin.
Asli kaynaklar (antlaşma, teamül) kural yaratırken, yardımcı kaynaklar mevcut kuralı bulmaya (tespit etmeye) yarar.
İçtihatların hukuk ihdas edici (law-making) bir yetkisinin olmadığını anlamak gerekir.
3
UAD Statüsü madde 59'u (kararların göreliliği) dikkate alın.
Kararların sadece davanın tarafları için bağlayıcı olduğu, genel bir hukuk kuralı oluşturmadığı sonucuna varılır.
Uluslararası hukukta emsal karara uyma zorunluluğunun (stare decisis) bulunmadığını teyit etmek için gereklidir.

Anahtar Kavram

Hukuku Saptayıcı (Law-determining) İşlev
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 417Soru

Uluslararası Adalet Divanı (UAD) Statüsü’nün 38. maddesinin birinci fıkrasının (c) bendinde düzenlenen "medeni milletlerce kabul edilmiş hukukun genel ilkeleri", uluslararası hukukun asli kaynakları arasında sayılmaktadır. Bu kaynağın temel amacı, antlaşma veya teamül kurallarının eksikliği nedeniyle ortaya çıkabilecek bir "hukuk boşluğunu" (nonliquetnon-liquet) doldurmaktır.

Buna göre, hukukun genel ilkelerinin niteliği ve uygulanabilirliği ile ilgili aşağıdaki ifadelerden hangisi doğrudur?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Bu ilkeler, ulusal hukuk sistemlerinin çoğunda ortak olarak bulunan ve uluslararası alana aktarılmaya müsait olan temel hukuk kurallarıdır.

Cevap

Hukukun genel ilkeleri, ulusal hukuk sistemlerinde ortak olarak bulunan ve uluslararası hukuka aktarılan asli kurallardır.
Uluslararası hukukun genel ilkeleri, devletlerin iç hukuklarında (beşeri hukuk sistemlerinde) kabul edilmiş olan ve uluslararası uyuşmazlıklara da uygulanabilen temel prensiplerdir. Bu kaynak, uyuşmazlığı çözecek bir antlaşma veya teamül kuralı bulunmadığında hâkimin karar vermekten kaçınmasını (nonliquetnon-liquet) önlemek için kullanılan asli bir kaynaktır.

Adım Adım Çözüm

1
UAD Statüsü 38. maddeyi analiz et.
Hukukun genel ilkeleri (38/1-c) asli bir kaynaktır.
Uluslararası hukukun hangi kaynaklara dayandığını tespit etmek gerekir.
2
Kaynağın kökenini belirle.
İç hukuk sistemlerinde ortak olan prensiplerin (örneğin: kimse kendi davasının hâkimi olamaz) uluslararası düzeye taşınmasıdır.
Hukukun genel ilkelerini teamül hukukundan ayıran en temel fark budur.
3
Hakkaniyet ve nisfet (38/2) ile karşılaştır.
Hukukun genel ilkeleri için tarafların rızası gerekmezken, hakkaniyet için rıza şarttır.
Sıklıkla karıştırılan rıza şartını netleştirmek doğru cevaba ulaştırır.

Anahtar Kavram

Hukukun Genel İlkelerinin Asli Kaynak Niteliği ve Kökeni

İpuçları

1
UAD Statüsü'nün 38. maddesindeki sıralamada ilk üç kaynak 'asli' kaynaklardır.
2
Hukukun genel ilkeleri, devletlerin kendi mahkemelerinde uyguladıkları 'ahde vefa' veya 'kesin hüküm' gibi kuralların uluslararası alana taşınmasıdır.
3
Taraf rızası (consent) sadece Divan'ın hukuk kuralları yerine 'hakkaniyet' temelinde karar vermesi istendiğinde aranır.

Daha Fazla Pratik

Uluslararası teamül hukukunun 'maddi' ve 'psikolojik' unsurlarını inceleyerek genel ilkelerle farkını pekiştiriniz.
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 418Soru

Uluslararası hukukta bir yapılageliş (teâmül) kuralının oluşabilmesi için devletlerin belirli bir yöndeki genel uygulaması (maddi unsur) ile bu uygulamanın hukuki bir zorunluluk olduğu bilinci (psikolojik unsur - opinio juris) gereklidir. Bazı durumlarda devletlerin bir eylemi yapmaları değil, belirli bir davranıştan kaçınmaları (menfi/pasif uygulama) da bir teâmül kuralının doğmasına zemin hazırlayabilir.

Uluslararası yargı içtihatları (özellikle 1927 tarihli Lotus Davası) dikkate alındığında, devletlerin bir eylemden kaçınmalarının bir yapılageliş kuralı oluşturabilmesi için aranan temel şart aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Devletlerin bu eylemden kaçınırken, bunu hukuki bir ödev veya yükümlülük altında oldukları bilinciyle (opinio juris) yapmış olmaları

Cevap

Devletlerin söz konusu eylemden kaçınırken, bunu hukuki bir ödev veya yükümlülük bilinciyle yapmış olmaları teâmülün oluşması için temel şarttır.
Uluslararası Adalet Divanı ve onun öncüsü olan Sürekli Uluslararası Adalet Divanı (Lotus Davası, 1927), devletlerin belirli bir eylemden kaçınmalarının bir teâmül kuralı oluşturabilmesi için bu kaçınmanın salt bir alışkanlık veya nezaket gereği değil, bir 'hukuki yükümlülük' bilinciyle yapılmış olması gerektiğini vurgulamıştır. Yani opinio juris unsuru, pasif uygulamalarda kuralın bağlayıcılığını belirleyen temel ölçüttür.

Adım Adım Çözüm

1
Teâmülün unsurlarını hatırla
Maddi unsur (devlet uygulaması) ve psikolojik unsur (opinio juris).
Bir kuralın yapılageliş sayılması için hem bir eylem/kaçınma hem de hukuki inanç gereklidir.
2
Menfi (pasif) uygulamayı analiz et
Devletlerin bir şeyi yapmaması da bir uygulama türüdür.
Uluslararası hukukta sessiz kalma veya bir eylemden kaçınma, belirli şartlar altında hukuk kuralı doğurabilir.
3
Lotus Davası prensibini uygula
Kaçınma fiili, ancak devletlerin bu kaçınmayı hukuki bir 'görev' olarak gördüğü durumda teâmül oluşturur.
Sadece nezaket veya siyasi tercih gereği yapılmayan eylemler (opinio juris yoksa) hukuki teâmül oluşturmaz.

Anahtar Kavram

Uluslararası Hukukta Menfi Yapılageliş ve Opinio Juris

İpuçları

1
Teâmülün iki ana unsuru olduğunu hatırlayın: Maddi (uygulama) ve psikolojik (bilinç).
2
Bir devletin bir şeyi yapmaması, her zaman o şeyi yapmasının yasak olduğu anlamına gelmez.
3
Lotus Davası'nda Türkiye ve Fransa arasındaki uyuşmazlıkta, kaçınmanın ancak bir 'hukuki ödev' inancıyla yapılması durumunda bağlayıcı olacağı belirtilmiştir.

Daha Fazla Pratik

Uluslararası nezaket (comity) ile teâmül arasındaki temel farkı opinio juris kavramı üzerinden tekrar gözden geçirebilirsiniz.
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 419Soru

Uluslararası Adalet Divanı'nın (UAD) 19741974 tarihli Nükleer Denemeler Davası kararı ve Birleşmiş Milletler Uluslararası Hukuk Komisyonu'nun (UHK) 20062006 yılında benimsediği "Devletlerin Tek Taraflı Beyanlarına İlişkin Rehber İlkeler" ışığında, bir devletin tek taraflı işleminin (unilateral act) hukuki bağlayıcılık kazanabilmesi için aşağıdakilerden hangisi gerekli bir şart değildir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: İşlemin muhatabı olan diğer devletlerin bu irade beyanını açıkça kabul etmiş olması

Cevap

Diğer devletlerin açık kabulünün gerekmemesi
Uluslararası hukukta bir devletin tek taraflı bir beyanla (vaat, feragat vb.) kendini bağlayabilmesi için karşı tarafın (diğer devletlerin) bu beyanı kabul etmesi veya onaylaması zorunlu değildir. Eğer karşı tarafın kabulü gerekseydi, bu işlem 'tek taraflı işlem' değil, bir 'uluslararası antlaşma' (multilateral/bilateral agreement) olurdu. Nükleer Denemeler Davası'nda Fransa'nın yaptığı açıklama, diğer devletlerin kabulüne bakılmaksızın bağlayıcı sayılmıştır.

Adım Adım Çözüm

1
Tek taraflı işlemin tanımını analiz etme
Tek taraflı işlem, bir devletin başka bir iradeyle birleşmeksizin, tek başına hukuki sonuç yaratma yeteneğidir.
Bu işlemin otonom (bağımsız) karakterini anlamak çözümün temelidir.
2
UAD ve UHK kriterlerini gözden geçirme
Hukuki bağlayıcılık için; yetkili makam, bağlama niyeti (animus obligandi), aleniyet ve içerik netliği gereklidir.
Nükleer Denemeler Davası (19741974) bu kriterleri uluslararası hukuk içtihadına kazandırmıştır.
3
Antlaşmalar hukuku ile karşılaştırma yapma
Antlaşmalar karşılıklı rıza (consensus) gerektirirken, tek taraflı işlemlerde muhatabın rızası veya kabulü aranmaz.
Kabul şartı aranması durumunda işlem 'tek taraflı' olmaktan çıkar ve bir antlaşma niteliğine bürünür.

Anahtar Kavram

Tek Taraflı İşlemlerin Otonom Yapısı

İpuçları

1
Bir işlemin 'tek taraflı' olması, o işlemin geçerliliğinin başkalarının iradesine bağlı olup olmadığını düşünün.
2
Antlaşmalar ile tek taraflı işlemler arasındaki en temel fark, 'karşılıklı rıza' (consensus) unsurunun gerekliliğidir.

Daha Fazla Pratik

Bu konuyu pekiştirmek için Uluslararası Adalet Divanı'nın Nükleer Denemeler Davası'ndaki (Fransa v. Yeni Zelanda/Avustralya) gerekçelerini inceleyebilirsiniz.
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 420Soru

Uluslararası Adalet Divanı (UAD) Statüsü’nün 38. maddesinde "hukuk kurallarının saptanmasında yardımcı araçlar" (subsidiary means for the determination of rules of law) arasında sayılan öğretinin (doktrin) uluslararası hukuktaki konumu ve işleviyle ilgili aşağıdakilerden hangisi doğrudur?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Öğreti, yeni bir uluslararası hukuk kuralı yaratma gücüne sahip olmayıp mevcut kuralların içeriğini ve varlığını belirlemeye yarayan bir kanıt niteliğindedir.

Cevap

Öğretinin uluslararası hukukta yeni bir kural yaratma (asli kaynak) gücü yoktur; temel işlevi mevcut kuralların varlığını ve kapsamını saptamaya yardımcı olmaktır.
Uluslararası hukukta öğreti (doktrin), tek başına bir hukuk kuralı yaratma gücüne sahip değildir. Uluslararası Adalet Divanı Statüsü’nün 38/1-d maddesi uyarınca, öğretinin görevi mevcut hukuk kurallarının (antlaşma, teamül veya genel ilkeler) varlığını, kapsamını ve içeriğini saptamaktır. Bu nedenle öğreti bir 'kanıtlama aracı' veya 'yardımcı kaynak' olarak nitelendirilir.

Adım Adım Çözüm

1
UAD Statüsü Md. 38'in incelenmesi
Maddede kaynaklar asli (antlaşmalar, teamül, genel ilkeler) ve yardımcı (yargı kararları, öğreti) olarak ikiye ayrılmıştır.
Öğretinin hiyerarşik konumunu belirlemek için temel hukuki dayanağın saptanması gerekir.
2
Yardımcı kaynak (subsidiary means) kavramının analizi
Öğretinin kural koyucu değil, mevcut kuralları saptayıcı bir araç olduğu anlaşılır.
Yardımcı kaynakların kural yaratma (legislative) değil, kuralı kanıtlama (evidentiary) işlevi olduğunu ayırt etmek gerekir.
3
Öğretinin pratik işlevinin belirlenmesi
Özellikle teamül hukukunun içeriğinin belirsiz olduğu durumlarda hukukçuların görüşlerinin bu kuralların sınırlarını çizmekte kullanıldığı görülür.
Doğru seçeneğin 'kuralların içeriğini belirleme' ve 'kanıt niteliği' vurgusunu doğrulamak içindir.

Anahtar Kavram

Uluslararası Hukukun Yardımcı Kaynakları ve Öğretinin Delil Niteliği

İpuçları

1
UAD Statüsü Md. 38'de kaynakların nasıl gruplandırıldığına ve öğretinin hangi grupta yer aldığına odaklanın.
2
Öğretinin kuralı mı yarattığına yoksa mevcut bir kuralın anlaşılmasına mı hizmet ettiğine karar verin.
3
Öğretinin 'yardımcı bir araç' olması, onun asli kaynaklardan (antlaşma, teamül) hiyerarşik olarak daha aşağıda ve saptayıcı bir rolde olduğunu gösterir.

Daha Fazla Pratik

Uluslararası yargı kararlarının (içtihatların) yardımcı kaynak olma özelliği ile öğretinin işlevini karşılaştıran bir soru çözebilirsiniz.
Tahmini Süre:1m 30s
ÖncekiSayfa 21 / 22Sonraki
Uluslararası Hukukun Kaynakları Alıştırma Soruları — KPSS Uluslararası İlişkiler — Sayfa 21 | Examkin