Uluslararası Hukukun Kaynakları
430 soru
Kıtalararası balistik füze denemeleri nedeniyle komşusuyla gerilim yaşayan X Devleti, sınırlandırma ve güvenlik ihlali iddialarıyla konuyu Uluslararası Adalet Divanına (UAD) taşımıştır. X Devleti, iddialarını temellendirirken Divan'ın yirmi yıl önce benzer bir krizde başka iki devlet arasında verdiği karara atıf yapmış ve 'Divan'ın bu kararının uluslararası hukukta doğrudan bir kural yarattığını, bu sebeple normlar hiyerarşisinde asli bir bağlayıcılığa sahip olan bu emsalin (stare decisis) mevcut uyuşmazlığa aynen tatbik edilmesi gerektiğini' öne sürmüştür. Y Devleti ise bu iddiayı reddetmiştir.
Uluslararası Adalet Divanı Statüsü'nün ilgili maddeleri ile uluslararası hukukun kaynakları bağlamında, X Devleti'nin iddiasına ilişkin aşağıdaki hukuki değerlendirmelerden hangisi doğrudur?
Uluslararası bir insan hakları rejiminin güncellenmesi amacıyla toplanan diplomatik konferansta, katılımcı devletlerce yeni bir çok taraflı sözleşme metni kabul edilmiştir. Konferansa katılan bir ülkenin Dışişleri Bakanı sözleşmeyi törenle imzalamış, ancak anayasası gereği meclis onayını henüz almadığı için onaylama (ratifikasyon) belgesini tevdi etmemiştir. Aynı süreçte, uluslararası hukukun önde gelen bilginleri (doktrin) sözleşmenin içerdiği acil koruma tedbirlerinin gecikmeksizin uygulanması gerektiği yönünde mütalaalar yayımlamıştır. Öte yandan, sözleşmede yer alan bir maddenin, uluslararası toplumun bütünü tarafından kabul edilen ve hiçbir surette sapılmasına izin verilmeyen emredici bir kural (jus cogens) ile açıkça çatıştığı ileri sürülmektedir.
Uluslararası antlaşmalar hukuku kuralları dikkate alındığında, bu durumun hukuki niteliği ve doğuracağı sonuçlar hakkında aşağıdaki değerlendirmelerden hangisi doğrudur?
Sirius ve Vega devletleri arasında kapsamlı bir ekonomik işbirliği antlaşması akdedilmiştir. Sirius Devleti'nin anayasasına göre bu tür antlaşmaların uluslararası bağlayıcılık kazanması (onaylama/ratifikasyon) münhasıran parlamentonun yetkisindedir. Ancak Sirius Dışişleri Bakanı, parlamentonun yetkisini gasp ederek antlaşmayı uluslararası düzeyde doğrudan onaylamıştır. Vega Devleti'nin bu anayasal işleyişten haberdar olması beklenemeyecek durumdadır ve yetki ihlali objektif olarak aşikâr nitelikte değildir.
Antlaşma sorunsuz bir şekilde yürürlüğe girip üç yıl uygulandıktan sonra, uluslararası toplumun bütünü tarafından kabul edilen ve kendisinden hiçbir sapmaya izin verilmeyen yeni bir emredici kural (jus cogens) ortaya çıkmış; antlaşmanın temel maddelerinden biri bu yeni kuralla tamamen çatışır hâle gelmiştir.
1969 Viyana Antlaşmalar Hukuku Sözleşmesi hükümleri dikkate alındığında, bu antlaşmanın hukuki durumuyla ilgili aşağıdakilerden hangisi doğrudur?
Birleşmiş Milletler Genel Kurulunda ezici bir çoğunlukla kabul edilen, ancak henüz çok taraflı bir antlaşma metnine dönüşmemiş olan uluslararası çevre koruma standartlarına ilişkin bir ilke kararı (rezolüsyon), iki devlet arasındaki bir uyuşmazlıkta iddia makamı tarafından temel hukuki dayanak olarak öne sürülmüştür. Davalı devlet ise bu kararın Uluslararası Adalet Divanı (UAD) Statüsü'nün kaynakları düzenleyen ilgili maddesinde sayılan asli vasıtalar arasında yer almadığını belirterek hukuki geçerliliğini reddetmiştir.
Bu uyuşmazlık senaryosu ve uluslararası örgüt kararlarının hukuki etkileri dikkate alındığında, söz konusu ilke kararı hakkında aşağıdakilerden hangisi doğrudur?
K ve L devletleri, uluslararası hukukun temel prensiplerinden olan kuvvet kullanma yasağını ihlal ederek üçüncü bir devletin topraklarını fiilen paylaşmak ve bölgedeki yerel halkı asimile etmek amacıyla gizli bir bölgesel pakt kurmuşlardır. Bu pakt, yapılışı anında uluslararası toplumun bütünü tarafından kabul edilmiş ve kendisinden sapılmasına hiçbir şekilde izin verilmeyen üstün nitelikli kurallarla açıkça çatışmaktadır. İlerleyen dönemde L devleti, bu fiillerin sadece ikili bir mutabakat olduğunu ve üçüncü devletleri ilgilendirmediğini savunurken; K devleti ise paktın ahde vefa ilkesi gereği hukuken bağlayıcılığını ileri sürmektedir.
1969 Viyana Antlaşmalar Hukuku Sözleşmesi'nin 53. ve 64. maddeleri bağlamında normlar hiyerarşisi ve 'erga omnes' (herkese karşı) yükümlülükler dikkate alındığında, bu durumun hukuki değerlendirmesi aşağıdakilerden hangisidir?
Zephyria ve Elysium Cumhuriyetleri, açık denize kıyısı olmayan bir üçüncü devletin topraklarından geçecek devasa bir enerji nakil hattının inşası ve işletilmesi için yetkili temsilcileri vasıtasıyla çok kapsamlı bir antlaşma imzalamış ve ulusal meclislerinden geçirerek onay belgelerini teatî etmişlerdir. Antlaşmanın 12. maddesi, hattın inşası sırasında maliyetleri düşürmek amacıyla, bölgedeki yerel halkın "zorunlu ve ücretsiz kamu çalışması" adı altında kölelik koşullarında çalıştırılmasına açıkça cevaz vermektedir. Aynı zamanda Zephyria temsilcisi, antlaşmayı onaylarken Zephyria Anayasası'nda yer alan "egemenlik haklarını kısıtlayan antlaşmalar halkoylamasına sunulur" şeklindeki temel ve açık bir kuralı Elysium'un bilmesine rağmen ihlal etmiştir. Bir süre sonra Zephyria'da hükümet değişmiş; yeni hükümet, hem anayasal kuralın ihlali nedeniyle antlaşmaya verilen rızanın sakat olduğunu hem de 12. maddenin uluslararası hukukun emredici kurallarına (jus cogens) aykırı olduğunu belirterek antlaşmanın tamamen geçersiz olduğunu ilan etmiştir. Elysium ise anayasal kural ihlalinin Zephyria'nın bir iç sorunu olduğunu ve 12. madde geçersiz sayılsa bile antlaşmanın geri kalan hükümlerinin uygulanması gerektiğini savunmuştur.
1969 Viyana Antlaşmalar Hukuku Sözleşmesi hükümleri dikkate alındığında, bu uyuşmazlığın hukuki analizi bağlamında aşağıdakilerden hangisi en doğrudur?
Meridyen ve Paralel adlı iki egemen devlet, aralarındaki ekonomik ilişkileri derinleştirmek amacıyla kapsamlı bir 'Bölgesel Kalkınma ve Ticaret Antlaşması' müzakere ederek imzalayıp onaylamışlardır. Antlaşma, genel olarak gümrük vergilerinin kaldırılmasını ve sınır ticaretinin kolaylaştırılmasını düzenlemektedir. Ancak, onaylanarak yürürlüğe giren bu antlaşmanın gizli bir maddesinde, sınır ötesi güvenlik risklerini bertaraf etmek gerekçesiyle, belirli bir azınlık grubuna mensup sivillerin sistematik olarak işkenceye tabi tutulması ve zorla yerlerinden edilmesi konusunda iki devletin güvenlik güçlerinin ortak operasyonlar yürüteceği kararlaştırılmıştır.
1969 Viyana Antlaşmalar Hukuku Sözleşmesi hükümleri dikkate alındığında, yürürlüğe giren bu antlaşmanın hukuki sonucu hakkında aşağıdakilerden hangisi kesinlikle doğrudur?
İki devlet arasında siber alanda yaşanan ve spesifik bir ikili veya çok taraflı antlaşma ile düzenlenmemiş olan karmaşık bir uyuşmazlıkta, görevlendirilen uluslararası tahkim heyeti kararını gerekçelendirirken Uluslararası Hukuk Komisyonu'nun (UHK) hazırladığı raporlara ve uluslararası alanda yetkinliği kabul edilmiş hukuk derneklerinin (örneğin Uluslararası Hukuk Enstitüsü) yayımladığı taslak metinlere sıkça atıf yapmıştır. Tahkim heyeti, bu belgeleri bağımsız bir yükümlülük doğuran zemin olarak değil, devletlerin bu alandaki mevcut teamül kurallarını ne şekilde anladığını ve sınırlarını nasıl çizdiğini teyit eden bir vasıta olarak kullanmıştır.
Bu olaydaki uluslararası tahkim heyetinin yaklaşımı dikkate alındığında, atıf yapılan hukuki metinlerin uluslararası hukuktaki yeri ve niteliğine ilişkin aşağıdaki ifadelerden hangisi doğrudur?
Uluslararası hukuk sisteminde, kaynaklar arasında mutlak ve katı bir hiyerarşi olmamakla birlikte, bazı kuralların niteliği gereği üstünlüğü tartışmasızdır. A ve B devletleri, yeraltı kaynaklarının işletilmesi amacıyla akdettikleri güncel bir antlaşmada; hedeflenen bölgedeki belirli bir azınlık grubunun sistematik olarak köleleştirilmesine ve zorla çalıştırılmasına cevaz veren bağlayıcı hükümler düzenlemişlerdir.
1969 Viyana Antlaşmalar Hukuku Sözleşmesi hükümleri ve normlar hiyerarşisi dikkate alındığında, bu antlaşmanın hukuki statüsü hakkında aşağıdakilerden hangisi doğrudur?
Alpina ve Rutenya devletleri; sınır aşan su kaynaklarının yönetimi, karşılıklı gümrük indirimleri ve ortak savunma stratejilerini kapsayan üç ana bölümden oluşan geniş çaplı bir antlaşma akdetmiştir. Antlaşmanın ortak savunma stratejilerini düzenleyen üçüncü bölümünde, siyasi kriz yaşadıkları komşu Lirya devletine karşı, Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi yetkilendirmesi veya gerçekleşmiş bir silahlı saldırı olmaksızın ortaklaşa önleyici askeri operasyon düzenlenmesini öngören gizli bir madde yer almaktadır. Antlaşma yürürlüğe girdikten sonra Rutenya, bu gizli maddenin uluslararası hukukun emredici kurallarına (jus cogens) aykırı olduğunu belirterek antlaşmanın geçersizliğini ileri sürmüştür. Alpina devleti ise su kaynakları ve gümrük indirimlerini düzenleyen ilk iki bölümün silahlı operasyon maddesinden tamamen bağımsız olduğunu, bu nedenle 'bölünebilirlik ilkesi' uyarınca sözleşmenin yalnızca üçüncü bölümünün iptal edilip diğer hükümlerinin ayakta kalması gerektiğini savunmuştur.
1969 Viyana Antlaşmalar Hukuku Sözleşmesi hükümleri uyarınca, taraflar arasındaki bu uyuşmazlığın hukuki boyutuyla ilgili aşağıdaki ifadelerden hangisi doğrudur?
Bir kıyı devleti ile denize kıyısı olmayan komşusu, aralarındaki ticari ilişkileri düzenlemek üzere bir transit geçiş ve ekonomik işbirliği antlaşması akdetmişlerdir. Antlaşmanın müzakereleri sırasında, kıyı devletinin başmüzakerecisine komşu devlet tarafından gizlice yüksek miktarda maddi menfaat sağlanarak tarife indirimleri kabul ettirilmiştir. Ayrıca, nihai antlaşma metninde "transit koridorunun mutlak güvenliğinin sağlanması" gerekçesiyle, söz konusu güzergâhta yaşayan belirli bir etnik grubun vatandaşlıktan çıkarılarak zorla sınır dışı edilmesi ve mallarına el konulması hüküm altına alınmıştır. Yıllar sonra kıyı devletinde yönetime gelen yeni hükümet, bu antlaşmanın hukuki bağlayıcılıktan yoksun olduğunu iddia etmiştir.
1969 Viyana Antlaşmalar Hukuku Sözleşmesi kuralları dikkate alındığında, bu antlaşmanın hukuki durumu ile ilgili aşağıdaki ifadelerden hangisi doğrudur?
Küresel iklim değişikliğiyle mücadele kapsamında, devletlerin büyük bir çoğunluğu deniz seviyesindeki yükselmelere karşı yapay adaların inşasını sınırlayan belirli bir uygulamayı istikrarlı biçimde sürdürmekte ve bu uygulamaya hukuki bir zorunluluk inancıyla (opinio juris) uymaktadır. Ancak Delta Devleti, kuralın oluşum sürecinin en başından itibaren bu uygulamaya açıkça, tutarlı ve kesintisiz olarak karşı çıkmıştır.
Uluslararası teâmül (yapılageliş) hukuku bağlamında, bu durumla ilgili aşağıdaki ifadelerden hangisi doğrudur?
Orion ve Lyra devletlerinin dışişleri bakanları, deniz aşırı bir bölgede bulunan bağımsız ve egemen komşu devlet Nova'yı ortaklaşa işgal ederek topraklarını kendi aralarında paylaşmayı öngören gizli bir 'Stratejik Bölüşüm Antlaşması' hazırlamış ve metni usulüne uygun olarak imzalamışlardır. İki devletin anayasasına göre de uluslararası antlaşmaların bağlayıcılık kazanabilmesi için yetkili yasama organlarının onayı (ratifikasyon) şarttır. Orion devleti antlaşmayı kendi parlamentosunda derhal onaylamış, ancak Lyra parlamentosu henüz onay sürecini sonuçlandırmamıştır.
1969 Viyana Antlaşmalar Hukuku Sözleşmesi'nin kuralları dikkate alındığında, bu antlaşmanın hukuki durumu ile ilgili olarak aşağıdakilerden hangisi doğrudur?
Bir uluslararası tahkim mahkemesi, önüne gelen sınır aşan bir çevre kirliliği uyuşmazlığında, taraflar arasında uyuşmazlığa uygulanabilecek geçerli bir uluslararası antlaşma hükmü veya bağlayıcı bir uluslararası teâmül (yapılageliş) kuralı tespit edememiştir. Davacı devlet, mahkemenin uyuşmazlığı çözümsüz bırakamayacağını (*non-liquet* yasağı) belirterek, uygar milletlerce iç hukuk sistemlerinde ortaklaşa kabul edilen 'hakkın kötüye kullanılması yasağı' kuralının doğrudan uyuşmazlığa uygulanmasını talep etmiştir. Davalı devlet ise, bu kuralın antlaşma veya teâmül kuralı olmadığını, dolayısıyla uyuşmazlığa uygulanmasının ancak tarafların açık rızasıyla hakkaniyet ve nisfet (*ex aequo et bono*) çerçevesinde mümkün olabileceğini ileri sürmüştür.
Uluslararası Adalet Divanı Statüsü'nün 38. maddesi ve uluslararası hukukun kaynakları hiyerarşisi dikkate alındığında, mahkemenin bu iddialar karşısında hukuken izlemesi gereken yol aşağıdakilerden hangisinde en doğru şekilde ifade edilmiştir?
Birleşmiş Milletler Uluslararası Hukuk Komisyonu tarafından hazırlanan ve 1969 yılında kabul edilen Viyana Antlaşmalar Hukuku Sözleşmesi, emredici normların (jus cogens) antlaşmalar üzerindeki etkisini ayrıntılı olarak düzenler. Sözleşme'nin 64. maddesi, uluslararası hukukun dinamik yapısını yansıtacak şekilde, emredici kurallardaki değişimin yürürlükteki antlaşmalara etkisine odaklanır.
Buna göre, başlangıçta hukuka uygun olarak akdedilmiş ve yürürlüğe girmiş bir uluslararası antlaşmanın, sonradan şekillenen ve ortaya çıkan yeni bir emredici genel uluslararası hukuk kuralı (jus cogens superveniens) ile çatışması durumunda antlaşmanın hukuki akıbeti hakkında aşağıdakilerden hangisi doğrudur?
K ve L devletleri, sınır aşan organize suçlarla mücadele amacıyla kapsamlı bir "Suçluların İadesi ve Adli İşbirliği Antlaşması" müzakere etmiş ve metin iki devletin tam yetkili temsilcileri tarafından imzalanmıştır. Antlaşmanın ekindeki gizli bir protokolde, "şüphelilerden acil istihbarat elde edilmesi amacıyla bedensel ve ruhsal bütünlüğü kalıcı olarak zedeleyici olağandışı sorgulama yöntemlerinin kullanılabileceği" düzenlenmiştir. K devletinin anayasal sistemine göre antlaşmaların bağlayıcılık kazanması için parlamentonun onaylaması (ratifikasyon) gerekmekte olup, bu işlem henüz gerçekleşmemiştir. Buna rağmen L devleti, atılan imzanın antlaşmayı en azından geçici olarak yürürlüğe koyduğunu iddia ederek protokolün derhal uygulanmasını talep etmektedir.
1969 Viyana Antlaşmalar Hukuku Sözleşmesi bağlamında, bu duruma ilişkin aşağıdaki hukuki değerlendirmelerden hangisi doğrudur?
X ve Y devletleri arasında karşılıklı yatırımların teşvik edilmesini amaçlayan ikili bir antlaşma imzalanmış ve yürürlüğe girmiştir. Bir süre sonra X devleti, antlaşmayı müzakere edip imzalayan temsilcisinin, anayasalarında yer alan 'antlaşmaların yürürlüğe girmesi için parlamentodan onay alınması' şartını ihlal ettiğini belirterek antlaşmayla bağlı olmadığını iddia etmiştir. Y devleti ise X devletinin iç hukukundaki bu usulden haberdar olmadığını ve yetki aşımının dışarıdan bakıldığında olağan uygulamalara aykırı görünmediğini savunmuştur.
1969 Viyana Antlaşmalar Hukuku Sözleşmesi dikkate alındığında, X devletinin iddiası ve antlaşmanın hukuki durumu hakkında aşağıdakilerden hangisi doğrudur?
İki devlet, aralarındaki sınır aşan su kaynaklarının kullanımı konusundaki bir uyuşmazlığı uluslararası yargıya taşımıştır. Davacı devlet, aralarındaki mevcut antlaşmanın lafzına sıkı sıkıya bağlı kalınmasının kendi halkı için ağır ve haksız sonuçlar doğuracağını iddia ederek, mahkemenin pozitif uluslararası hukuk kurallarını bir kenara bırakıp doğrudan "hakkaniyet ve nisfet" (ex aequo et bono) temelinde karar vermesini talep etmiştir.
Uluslararası Adalet Divanı Statüsü ve genel uluslararası hukuk kuralları dikkate alındığında, mahkemenin davacı devletin bu talebine uyarak karar verebilmesinin temel hukuki şartı aşağıdakilerden hangisidir?
Uluslararası toplumun bütününü ilgilendiren *erga omnes* (herkese karşı ileri sürülebilen) yükümlülükler ile hiçbir surette ihlal edilemeyen *jus cogens* (emredici) normlar arasındaki hiyerarşik ilişki, uluslararası hukukun temel uygulama alanlarından biridir. İki ada devleti, aralarındaki ticari ilişkileri geliştirmek amacıyla imzaladıkları kapsamlı bir ekonomik işbirliği antlaşmasına, belirli bir azınlık gruba mensup mültecilerin açık denizlerde alıkonularak sistematik zorla çalıştırmaya (kölelik benzeri uygulamalara) tabi tutulmasını meşru kılan gizli bir hüküm dercetmişlerdir.
1969 Viyana Antlaşmalar Hukuku Sözleşmesi'nin emredici kurallara ilişkin 53. ve 64. maddeleri ışığında, bu antlaşmanın hukuki durumu ile ilgili aşağıdaki değerlendirmelerden hangisi doğrudur?
1969 Viyana Antlaşmalar Hukuku Sözleşmesi'nin 53. maddesi uyarınca, bir antlaşmanın yapıldığı sırada uluslararası hukukun emredici bir kuralı ( ) ile çatışması durumunda, söz konusu antlaşmanın hukuki akıbeti aşağıdakilerden hangisidir?