Travma ve Yanıklar

308 soru

Soru 81Soru →

4848 yaşında erkek hasta, araç dışı yüksek enerjili trafik kazası sonrası acil servise getiriliyor. Birincil bakısında kan basıncı 80/50 mmHg80/50 \text{ mmHg}, nabız 135/dakika135\text{/dakika} ve solunum sayısı 28/dakika28\text{/dakika} olarak saptanıyor. Fizik muayenede abdominal duvarda yaygın cilt altı amfizemi ve pelvik instabilite tespit ediliyor. Akciğer grafisi normal sınırlarda olan hastanın pelvik grafisinde "open-book" tipi fraktür izleniyor. Hemodinamik instabilite nedeniyle yapılan FASTFAST (Focused Assessment with Sonography for Trauma) incelemesi, cilt altı amfizemi nedeniyle "non-diyagnostik" olarak raporlanıyor. Pelvik kuşak uygulanan hastanın kristaloid resüsitasyonuna rağmen kan basıncı 85/55 mmHg85/55 \text{ mmHg} seyretmeye devam ediyor. Bu aşamada, batın içi kanamayı dışlamak amacıyla yapılması gereken en uygun bir sonraki adım hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Supraumbilikal açık teknikle Diagnostik Peritoneal Lavaj (DPLDPL)

Cevap

Pelvis kırığı olan instabil bir hastada non-diyagnostik FASTFAST varlığında en uygun adım supraumbilikal teknikle DPLDPL yapılmasıdır.
Hemodinamik olarak instabil olan travma hastalarında öncelik kanama odağının saptanmasıdır. FASTFAST incelemesinin cilt altı amfizemi gibi teknik engellerle yapılamadığı durumlarda DPLDPL devreye girer. Ancak bu hastada mevcut olan pelvik fraktür, mesane arkasında ve karın ön duvarı arkasında büyük bir preperitoneal hematom riski oluşturur. İnfraumbilikal (göbek altı) yapılacak bir girişim bu hematoma girilmesine ve batın içinde kanama olmasa bile testin pozitif gelmesine (yalancı pozitiflik) neden olur. Bu nedenle ATLSATLS kılavuzları, pelvik kırığı olanlarda DPLDPL'nin mutlaka supraumbilikal (göbek üstü) açık teknikle yapılmasını önerir.

Adım Adım Çözüm

1
Hastanın hemodinamik durumunu değerlendir
Hasta hemodinamik olarak instabil/yanıtsızdır (85/55 mmHg85/55 \text{ mmHg}).
Yönetim algoritması hastanın stabilite durumuna göre belirlenir.
2
İlk tarama testi sonucunu analiz et
FASTFAST cilt altı amfizemi nedeniyle non-diyagnostiktir.
FASTFAST yapılamadığında batın içi kanamayı değerlendirecek alternatif bir invaziv test gereklidir.
3
Eşlik eden yaralanmaları ve riskleri belirle
Pelvik instabilite ve open-book fraktürü mevcut.
Pelvis kırıkları büyük preperitoneal hematomlara neden olur; bu durum DPLDPL tekniğini etkiler.
4
Uygun tanısal yöntemi seç
Supraumbilikal açık teknikle DPLDPL planlanır.
DPLDPL, instabil hastada batın içi kanamayı belirlemek için altın standarttır; supraumbilikal yaklaşım pelvik hematomdan kaçınmayı sağlar.

Anahtar Kavram

İnstabil pelvik fraktürü olan hastada batın içi kanama değerlendirmesi

Alternatif Yöntem

Diagnostik Peritoneal Aspirasyon (DPADPA) da supraumbilikal yapılarak hızlıca kan gelip gelmediği kontrol edilebilir; eğer aspirasyon negatifse lavaja (DPLDPL) geçilir.
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 82Soru →

3838 yaşında kadın hasta, boyun sağ Zon II bölgesinden penetran cam kesisi yaralanması sonrası acil servise getiriliyor. Platizmanın geçildiği saptanan hastanın yapılan ilk değerlendirmesinde bilinci açık, vital bulguları stabil (TA:115/75TA: 115/75 mmHgmmHg, Nabız:88/dkNabız: 88/dk) ölçülüyor. Aşağıdaki fizik muayene bulgularından hangisinin varlığı, bu hastada BT anjiyografi veya endoskopi gibi ileri bir tetkik yapılmaksızın doğrudan acil cerrahi eksplorasyon endikasyonudur?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Yaralanma bölgesinden dışarı doğru üfürür tarzda hava kabarcıklarının çıkması

Cevap

Yaralanma bölgesinden dışarı doğru üfürür tarzda hava kabarcıklarının çıkması, majör laringotrakeal yaralanmayı gösteren bir 'sert bulgu'dur ve acil cerrahi eksplorasyon gerektirir.
Doğru yanıt olan yaradan hava kabarcığı gelmesi (üfürür tarzda yara), laringotrakeal sistemde majör bir yaralanmanın kesin göstergesidir. Bu durum, vasküler 'hard sign'lar (aktif fışkırır kanama, genişleyen hematom, tril, şok) gibi, stabil hastalarda bile ileri tetkik yapılmaksızın acil ameliyat endikasyonudur.

Adım Adım Çözüm

1
Yaralanma bölgesinin ve hemodinamik stabilitenin değerlendirilmesi.
Hasta Zon II'den yaralanmış ve hemodinamik olarak stabildir (TA:115/75TA: 115/75 mmHgmmHg).
Stabilite, tanısal yaklaşımın (görüntüleme vs. doğrudan cerrahi) belirlenmesinde kritik rol oynar.
2
Fizik muayene bulgularının 'sert' (hard) ve 'yumuşak' (soft) olarak sınıflandırılması.
Üfürür tarzda boyun yarası 'sert'; krepitasyon, disfoni, Horner sendromu ve stabil hematom ise 'yumuşak' bulgulardır.
Sert bulgular doğrudan cerrahi, yumuşak bulgular ise ileri tetkik (BT anjiyografi, endoskopi vb.) endikasyonudur.
3
Uygun yönetim stratejisinin seçilmesi.
Sert bulgu (üfürür tarzda yara) varlığında vakit kaybetmeden cerrahi eksplorasyona geçilir.
Majör havayolu yaralanmaları hayatı tehdit edici olduğundan doğrudan cerrahi onarım gerektirir.

Anahtar Kavram

Penetran boyun travmalarında 'Sert Bulgular' (Hard Signs) varlığında doğrudan cerrahiye gidilir; aksi halde seçici yönetim (BT anjiyografi) uygulanır.
Soru 83Soru →

2828 yaşında erkek hasta, boyun ön yüzüne (ZonZon IIII) delici alet yaralanması sonrası acil servise getiriliyor. Yapılan ilk değerlendirmede hastanın hemodinamisi stabil (Kan basıncı: 115/75115/75 mmHgmmHg, Nabız: 88/dk88/dk) olarak saptanıyor. Fizik muayenesinde ses kısıklığı ve boyun bölgesinde palpasyonla krepitasyon (subkutan amfizem) belirlenen hastada platizmanın geçildiği gözleniyor. Bu hasta için en uygun bir sonraki adım aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Çok kesitli bilgisayarlı tomografi anjiyografi (MDCTA)

Cevap

Hemodinamik olarak stabil olan ve fışkırır tarzda kanama gibi kesin cerrahi endikasyonu (hard sign) bulunmayan hastada en uygun yaklaşım çok kesitli bilgisayarlı tomografi anjiyografidir (MDCTA).
Hemodinamik olarak stabil olan ve 'hard sign' (fışkırır tarzda kanama, pulsatif veya büyüyen hematom, hava yolu obstrüksiyonu, yaradan hava çıkışı, büyük hemoptizi/hematemez) bulunmayan penetran boyun travmalarında güncel yaklaşım, çok kesitli bilgisayarlı tomografi anjiyografi (MDCTA) ile tarama yapmaktır. Bu yöntem vasküler yaralanmalar için %99-100 duyarlılığa sahiptir ve aerodigestif yaralanmalar hakkında da önemli ipuçları verir.

Adım Adım Çözüm

1
Hastanın hemodinamik stabilitesini ve cerrahi endikasyonlarını (Hard Signs) değerlendir.
Hasta stabil (115/75115/75 mmHgmmHg) ve fışkırır tarzda kanama, ekspansil hematom gibi 'hard sign' bulguları yok. Ancak ses kısıklığı ve krepitasyon gibi 'soft sign' bulguları mevcut.
Hard sign varlığında doğrudan ameliyata gidilirken, stabil hastalarda tanısal görüntüleme yapılır.
2
Platizma bütünlüğünü kontrol et.
Platizma geçilmiş.
Platizmanın geçilmediği yüzeysel yaralanmalarda ileri tetkike gerek duyulmazken, geçildiği durumlarda derin doku yaralanması riski nedeniyle çalışma gerekir.
3
En uygun tanısal testi seç.
MDCTA seçilir.
Modern travma protokollerinde stabil hastalarda MDCTA, hem vasküler hem de aerodigestif yaralanmaları tarayan yüksek duyarlılıklı ilk basamak testtir.

Anahtar Kavram

Penetran boyun travmalarında 'Hard Signs' (Ameliyat) ve 'Soft Signs' (Görüntüleme) ayrımı ve MDCTA'nın yeri.
Tahmini Süre:1m 0s
Soru 84Soru →

4040 yaşında erkek hasta, sol böğür (flank) bölgesinden kesici delici aletle yaralanma sonrası acil servise getiriliyor. Birincil bakısında bilinci açık, koopere ve oryantedir. Vital bulguları; kan basıncı 125/80 mmHg125/80 \text{ mmHg}, nabız 82/dakika82/\text{dakika} ve solunum sayısı 16/dakika16/\text{dakika} olarak saptanıyor. Fizik muayenesinde sol böğür bölgesinde yaklaşık 3 cm3 \text{ cm}'lik penetran yaralanma izleniyor; batın muayenesinde hassasiyet, defans veya rebound saptanmıyor. Bu hasta için yönetimin bir sonraki adımında en uygun yaklaşım hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Üçlü kontrastlı (oral, intravenöz ve rektal) abdominal bilgisayarlı tomografi

Cevap

Hemodinamik olarak stabil böğür (flank) penetran yaralanmalarında en uygun yaklaşım üçlü kontrastlı abdominal bilgisayarlı tomografidir.
Hemodinamik olarak stabil olan ve peritonit bulgusu bulunmayan böğür (flank) veya sırt penetran yaralanmalarında, intravenöz, oral ve rektal kontrast verilerek çekilen abdominal BT (üçlü kontrastlı BT), retroperitoneal yaralanmaları dışlamak için altın standarttır.

Adım Adım Çözüm

1
Hastanın hemodinamik stabilitesini ve fizik muayene bulgularını değerlendir.
Kan basıncı 125/80 mmHg125/80 \text{ mmHg} ve nabız 82/dakika82/\text{dakika} olup hasta stabildir; peritonit bulgusu yoktur.
Müdahale önceliğini ve tetkik seçimini belirlemek için hemodinamik stabilite kritiktir.
2
Yaralanmanın anatomik bölgesine göre tanısal strateji belirle.
Yaralanma sol böğür (flank) bölgesindedir (anterior aksiller hat ile posterior aksiller hat arası).
Böğür ve sırt yaralanmaları, anterior batın yaralanmalarından farklı olarak retroperitoneal organları (asendan/desendan kolon, böbrekler, duedonum vb.) etkileyebilir.
3
Bölgeye özgü en duyarlı tetkiki seç.
Üçlü kontrastlı (IV, oral ve rektal) bilgisayarlı tomografi planlanmalıdır.
Üçlü kontrast, özellikle retroperitoneal kolon yaralanmalarını saptamada yüksek duyarlılığa sahiptir.

Anahtar Kavram

Penetran karın travmalarında yönetim, yaralanmanın anatomik bölgesi (anterior batın, böğür, sırt) ve hastanın hemodinamik stabilitesine göre değişir.

Daha Fazla Pratik

Anterior abdominal duvar penetran yaralanmalarında lokal yara eksplorasyonu sonrası fasya normalse hastanın taburcu edilip edilemeyeceğini gözden geçirin.
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 85Soru →

Yanık yaralanmasını takip eden ilk 24−4824-48 saat içinde doku hasarının dinamik bir süreç izlediği ve "yanık yarasının konversiyonu" (derinleşmesi) olarak bilinen tablonun gelişebildiği bilinmektedir. Jackson'ın yanık zonları ve yanığın sistemik patofizyolojisi dikkate alındığında, bu süreçle ilgili aşağıdaki ifadelerden hangisi doğrudur?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Staz zonunun (zone of stasis) koagülasyon nekrozuna ilerlemesinde, lokal doku perfüzyonunun bozulması, mikrovasküler tromboz ve artmış Tromboksan A2A_2 (TXA2TXA_2) seviyeleri temel rol oynar.

Cevap

Staz zonunun (zone of stasis) koagülasyon nekrozuna ilerlemesinde, lokal doku perfüzyonunun bozulması, mikrovasküler tromboz ve artmış Tromboksan A2A_2 (TXA2TXA_2) seviyeleri temel rol oynar.
Yanık yaralanmasında Jackson'ın staz zonu, canlılığını yitirmemiş ancak risk altında olan bölgedir. Bu bölgedeki progresif iskemi, lokal ödem, hipovolemi ve özellikle Tromboksan A2A_2 gibi vazoaktif mediyatörlerin neden olduğu mikrovasküler trombozlar sonucunda doku ölümü gerçekleşerek yanık derinleşir (konversiyon). Bu sürecin önlenmesi yanık tedavisinin temel amaçlarından biridir.

Adım Adım Çözüm

1
Jackson'ın yanık zonlarını ve özelliklerini tanımla.
Merkezde koagülasyon (nekroz), ortada staz (riskli), dışta hiperemi (iyileşen) zonları bulunur.
Yanık derinliğinin progresyonunu anlamak için başlangıç zonlarının bilinmesi gerekir.
2
Yanık yarasının konversiyon (derinleşme) mekanizmasını analiz et.
Staz zonundaki dokuların hipoperfüzyon, ödem ve inflamatuar mediyatörlerle nekroza gitmesi konversiyondur.
Konversiyon süreci genellikle yaralanmadan sonraki ilk 48 saatte gerçekleşir.
3
Staz zonundaki mikrovasküler olayları belirle.
Tromboksan A2A_2 artışı vazokonstriksiyon ve trombosit agregasyonuna yol açarak mikrotrombozu tetikler.
Bu biyokimyasal süreç, doku canlılığının yitirilmesindeki anahtar basamaktır.

Anahtar Kavram

Jackson'ın Staz Zonu ve Yanık Yarası Konversiyonu

İpuçları

1
Jackson'ın zonlarından hangisinin 'kurtarılabilir' ama 'hassas' olduğunu hatırlayın.
2
Yanık derinleşmesine (konversiyon) neden olan mikrovasküler tıkanıklıklarda hangi pıhtılaştırıcı mediyatörün rol oynadığını düşünün.

Daha Fazla Pratik

İkinci derece yüzeyel ve derin yanıkların epitelizasyon kapasitelerini ve iyileşme sürelerini karşılaştırın.
Tahmini Süre:2m 0s
Soru 86Soru →

3232 yaşında erkek hasta, araç dışı trafik kazası sonrası acil servise getiriliyor. Fizik muayenede pelviste instabilite saptanan ve 'açık kitap' (open-book) tarzı fraktür şüphesiyle pelvik kuşak uygulanan hastanın ilk değerlendirmesinde; kan basıncı 70/4070/40 mmHg, nabız 142/dk142/dk, solunum sayısı 30/dk30/dk olarak ölçülüyor. FAST (Odaklanmış Travma Sonografisi) incelemesinde batın içi serbest sıvı saptanması üzerine hasta acil laparotomiye alınıyor. Batın açıldığında yaklaşık 22 litre hemoperitonyum boşaltılıyor ve grade IV karaciğer laserasyonu paketlenerek kontrol altına alınıyor. Retroperitoneal eksplorasyonda; supramezokolik bölgede genişlemeyen zon 11 hematom, sol parakolik bölgede hızlı genişleyen zon 22 hematom ve pelvik bölgede batın içine rüptüre olmamış, pelvik kuşakla stabilize edilmiş büyük bir zon 33 hematom saptanıyor.

Bu hastada retroperitoneal hematomların cerrahi yönetimi ile ilgili en uygun yaklaşım aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Zon 1 ve zon 2 hematomların eksplore edilmesi; zon 3 hematomun ise eksplore edilmemesi

Cevap

Zon 1 ve zon 2 hematomların eksplore edilmesi, zon 3 hematomun ise eksplore edilmeden bırakılması en uygun yaklaşımdır.
Doğru yaklaşım, künt travmada zonlara özgü yönetim kurallarının sentezlenmesini gerektirir. Zon 1 (supramezokolik/santral) hematomlar künt travmada majör vasküler yaralanma riski nedeniyle mutlaka açılır. Zon 2 (parakolik/lateral) hematomlar bu vakada olduğu gibi genişliyorlarsa eksplore edilir. Zon 3 (pelvik) hematomlar ise cerrahi olarak açıldığında pelvik venöz pleksus kanamasının tamponadını bozarak eksanguinasyona (kan kaybından ölüme) neden olabileceği için eksplore edilmez.

Adım Adım Çözüm

1
Künt travma mekanizmasında zon 1 hematom kuralını uygula.
Zon 1 (santral-midline) hematomlar, künt travmada genişlemese bile aort, vena kava veya pankreatikoduodenal yaralanma riski nedeniyle eksplore edilmelidir.
Vasküler yaralanmaların gözden kaçması fatal sonuçlar doğurabilir.
2
Zon 2 (lateral/pararenal) hematom kuralını uygula.
Zon 2 hematomlar künt travmada sadece genişliyorlarsa veya pulse ediyorlarsa eksplore edilirler. Vakada genişlediği belirtilmiştir.
Sabit ve genişlemeyen zon 2 hematomlarda konservatif kalmak renal fonksiyonu koruyabilir, ancak genişleme aktif vasküler yaralanmayı gösterir.
3
Zon 3 (pelvik) hematom kuralını uygula.
Zon 3 hematomlar künt travmada asla (genişlese dahi) cerrahi olarak açılmamalıdır. Tamponadın bozulması venöz pleksus kanamasını durdurulamaz hale getirir.
Bu bölgedeki kanamalar cerrahi olarak kontrolü en zor olanlardır; pelvik kuşak ve anjiyografi/embolizasyon tercih edilir.

Anahtar Kavram

Retroperitoneal Hematomlarda Cerrahi Eksplorasyon Endikasyonları

Daha Fazla Pratik

Pelvis kırıklarında mortalitenin en sık nedeni olan vasküler yaralanmaların arteryel ve venöz ayrımını tekrar gözden geçirin.

Alternatif Yöntem

Pelvik instabilitesi devam eden hastalarda 'Preperitoneal Pelvik Paketleme' (PPP), zon 3 eksplorasyonu yerine tercih edilen çok daha güvenli bir cerrahi tekniktir.
Tahmini Süre:2m 30s
Soru 87Soru →

Kesici delici aletle sağ böğür (flank) bölgesinden yaralanan 3838 yaşında erkek hasta acil servise getiriliyor. Hastanın fizik muayenesinde sağ böğürde penetran yaralanma izleniyor. Kan basıncı 75/50 mmHg75/50 \text{ mmHg}, nabız 135/dakika135/\text{dakika} olarak ölçülüyor. 2 L2 \text{ L} kristaloid resüsitasyonuna rağmen hemodinamik parametrelerinde düzelme izlenmeyen hastada en uygun yaklaşım hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Acil tanısal laparotomi

Cevap

Hemodinamik instabilitesi devam eden penetran böğür yaralanmalı hastada en uygun yaklaşım acil tanısal laparotomidir.
Karın veya böğür bölgesine yönelik penetran yaralanmalarda, hastada hipotansiyon, şok bulguları veya periton irritasyon bulguları varsa ileri tetkik yapılmadan doğrudan acil laparotomiye geçilir. Bu vakada hastanın sıvı resüsitasyonuna yanıt vermemesi, aktif ve kontrol altına alınması gereken bir kanama olduğunu gösterir.

Adım Adım Çözüm

1
Hastanın hemodinamik durumu ve yaralanma mekanizması değerlendirilir.
Hasta şok tablosunda (75/50 mmHg75/50 \text{ mmHg}) ve penetran böğür yaralanması mevcut.
Müdahale önceliğini belirlemek için ATLS protokolü uygulanmalıdır.
2
Sıvı resüsitasyonuna yanıt değerlendirilir.
Hasta resüsitasyona yanıtsız (non-responder).
Aktif ve masif kanama varlığını gösterir, tanısal tetkiklerle zaman kaybedilmemelidir.
3
Cerrahi endikasyon kontrol edilir.
Penetran travma + hemodinamik instabilite = Laparotomi.
İntraabdominal veya retroperitoneal organ/damar yaralanması şüphesiyle kanama kontrolü hayat kurtarıcıdır.

Anahtar Kavram

Penetran abdominal ve retroperitoneal yaralanmalarda hemodinamik instabilite varlığı mutlak laparotomi endikasyonudur.
Soru 88Soru →

2525 yaşında kadın hasta, bisikletten düşme sonrası karın ağrısı şikayetiyle acil servise başvuruyor. Yapılan ilk değerlendirmede kan basıncı 115/75 mmHg115/75 \text{ mmHg}, nabız 82/dk82/\text{dk} ve solunum sayısı 16/dk16/\text{dk} olarak ölçülüyor. Batın muayenesinde sol üst kadranda hafif hassasiyet dışında ek bulgu saptanmıyor. Hemodinamik olarak stabil seyreden bu hastada, batın içi solid organ yaralanmalarını değerlendirmede ve evrelemede en yüksek duyarlılığa sahip tanısal yöntem aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Kontrastlı batın bilgisayarlı tomografi (BT)

Cevap

Kontrastlı batın bilgisayarlı tomografi (BT), hemodinamik stabilitesi olan künt karın travmalı hastalarda solid organ yaralanmalarını en hassas şekilde değerlendiren yöntemdir.
Künt abdominal travma sonrası hemodinamik olarak stabil olan hastalarda, parankimal organ yaralanmalarını saptamak, kanamanın miktarını belirlemek ve yaralanmayı evrelemek için en uygun ve duyarlı yöntem kontrastlı batın bilgisayarlı tomografidir (BT).

Adım Adım Çözüm

1
Hastanın hemodinamik stabilitesini değerlendir.
Kan basıncı 115/75 mmHg115/75 \text{ mmHg} ve nabız 82/dk82/\text{dk} olması hastanın hemodinamik olarak stabil olduğunu gösterir.
Tanısal algoritma hastanın stabilitesine göre şekillenir.
2
Stabil hasta için en yüksek duyarlılığa sahip görüntüleme yöntemini seç.
BT, parankimal organlar, retroperitoneal alan ve vasküler yapıları en iyi gösteren tetkiktir.
FAST ve DPL genellikle anstabil hastalarda hızlı karar vermek için kullanılır; BT ise detaylı anatomik bilgi sağlar.

Anahtar Kavram

Hemodinamik olarak stabil olan künt karın travmalı hastada en duyarlı tanısal görüntüleme yöntemi kontrastlı bilgisayarlı tomografidir.
Tahmini Süre:45s
Soru 89Soru →

Majör yanık yaralanmaları sonrası gelişen sistemik yanıtta, metabolik süreçler "ebb" (şok) ve "flow" (akış) olmak üzere iki evrede incelenir. Buna göre, yaralanmayı takip eden erken dönemdeki ebb fazının ardından başlayan "akış fazı" (flowflow phasephase) ile ilgili aşağıdaki ifadelerden hangisi doğrudur?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Katekolamin ve glukagon seviyelerinde artışın eşlik ettiği, bazal metabolizma hızının iki katına çıkabildiği hipermetabolik bir dönemdir.

Cevap

Akış fazı, katekolamin ve glukagon gibi stres hormonlarının artışıyla karakterize, bazal metabolizma hızının dramatik şekilde yükseldiği hipermetabolik bir evredir.
Akış fazı (flow phase), yanık resüsitasyonundan sonra başlayan ve aylarca sürebilen hipermetabolik bir süreçtir. Bu evrede katekolaminler, kortizol ve glukagon gibi karşı-düzenleyici hormonların etkisiyle bazal metabolizma hızı normalin iki katına kadar çıkabilir. Hiperdinamik bir dolaşım (artmış kalp hızı ve debisi), hipertermi, oksijen tüketiminde artış, insülin direnci ve yoğun kas protein yıkımı (negatif nitrojen dengesi) bu evrenin temel özellikleridir.

Adım Adım Çözüm

1
Yanık sonrası metabolik fazların zamanlamasını belirle.
Ebb fazı ilk 24−4824-48 saattir (şok), akış fazı ise resüsitasyon sonrası başlayan uzun süreli hipermetabolik evredir.
Soruda sorulan akış fazının özelliklerini ebb fazından ayırmak gerekir.
2
Hormonal ve metabolik parametreleri analiz et.
Akış fazında katekolaminler, kortizol ve glukagon artar; bu da hiperglisemi, protein katabolizması ve bazal metabolizma hızında artışa yol açar.
Katabolik yanıtın şiddeti, yanık yüzey alanı ile doğrudan ilişkilidir.

Anahtar Kavram

Yanık sonrası metabolik yanıtın ebb (hipodinamik) ve flow (hiperdinamik/hipermetabolik) fazları arasındaki farklar.
Soru 90Soru →

4444 yaşında erkek hasta, araç dışı trafik kazası sonrası acil servise getiriliyor. İlk bakıda sol toraks duvarında inspiryumda içe çökme, ekspiryumda ise dışa itilme şeklinde paradoksal hareket izleniyor. Hastanın başlangıç vital bulguları aşağıdaki tabloda verilmiştir:

ParametreDeğer
Kan Basıncı75/40 mmHg75/40\ mmHg
Nabız135/dk135/dk
Solunum Sayısı32/dk32/dk

Fizik muayenede sol hemitoraksta solunum sesleri alınamıyor ve perküsyonla matite saptanıyor. Hastaya derhal sol tüp torakostomi uygulanıyor ve anında 1600 ml1600\ ml taze kan drene oluyor. Agresif kristaloid ve kan resüsitasyonuna rağmen hastanın kan basıncı 80/55 mmHg80/55\ mmHg seyrediyor. Bu hasta için en uygun sonraki adım hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Kanamaya yönelik acil torakotomi uygulanması

Cevap

Masif hemotoraks kriterlerini karşılayan ve hemodinamik olarak anstabil seyreden hastada yapılması gereken en uygun adım acil torakotomidir.
Hastada saptanan 1600 ml1600\ ml ilk drenaj miktarı, masif hemotoraksın klasik cerrahi endikasyon eşiği olan 1500 ml1500\ ml değerinin üzerindedir. Ayrıca agresif resüsitasyona rağmen kan basıncının düzelmemesi (80/55 mmHg80/55\ mmHg), aktif kanamanın devam ettiğini ve hastanın ameliyathaneye (torakotomiye) alınması gerektiğini gösterir.

Adım Adım Çözüm

1
Hemodinamik instabilite ve solunum seslerinin kaybı değerlendirilir.
Hastada şok tablosu ve tek taraflı ses kaybı mevcut.
Tansiyon pnömotoraks ve masif hemotoraks ayrımı yapılmalıdır.
2
Perküsyon bulgusu yorumlanır.
Matite saptanması masif hemotoraks lehinedir (Hiperrezonans pnömotoraks düşündürürdü).
Ayırıcı tanıda perküsyon bulgusu kritiktir.
3
Tüp torakostomi sonrası drenaj miktarı ve hasta yanıtı analiz edilir.
1600 ml1600\ ml drenaj ve düzelmeyen hipotansiyon saptanmıştır.
ATLS protokolüne göre masif hemotoraks cerrahi endikasyonları karşılanmaktadır.
4
Cerrahi müdahale kararı verilir.
Acil torakotomiye geçilir.
Hemorajik şokun cerrahi kontrolü önceliklidir.

Anahtar Kavram

Masif Hemotoraks ve Acil Torakotomi Endikasyonları
Soru 91Soru →

3636 yaşında erkek hasta, yüksekten düşme sonrası gelişen batın içi kanama şüphesiyle acil laparotomiye alınıyor. Hastanın ilk değerlendirmesinde kan basıncı 85/5585/55 mmHg, nabız 125/dk125/dk ve solunum sayısı 22/dk22/dk olarak saptanmıştır. Operasyon sırasında pankreas ve duodenum komşuluğundaki santral bölgede (Zon I) ve pelvik fraktür hattı üzerindeki pelvik bölgede (Zon III) iki ayrı retroperitoneal hematom saptanıyor. Her iki hematomun da stabil olduğu ve genişlemediği gözleniyor. Bu hastada saptanan hematomların yönetimiyle ilgili en uygun yaklaşım hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Zon I hematom mutlaka eksplore edilmeli, Zon III hematom ise pelvik tamponad etkisini korumak için açılmamalıdır.

Cevap

Zon I hematom eksplore edilmeli, Zon III hematom ise açılmadan bırakılmalıdır.
Künt batın travmalarında retroperitoneal hematomların yönetimi zonlara göre değişir. Zon I (santral-midline) hematomlar, içerdikleri major vasküler yapılar (aorta, vena cava) ve organlar (pankreas, duodenum) nedeniyle, stabil olsalar bile künt travmada mutlaka eksplore edilmelidir. Buna karşın, pelvik fraktürlerle ilişkili Zon III hematomlar, stabil oldukları sürece açılmamalıdır; çünkü bu hematomlar venöz pleksus kanamasını baskılayan bir tamponat görevi görür ve açılmaları durumunda tamponat etkisi kaybolarak kontrol edilemeyen kanamalara yol açabilir.

Adım Adım Çözüm

1
Retroperitoneal hematom bölgelerini (Zonlar) tanımla.
Zon I (Santral/Midline), Zon II (Lateral/Flank) ve Zon III (Pelvik) olarak üç bölge belirlenir.
Her bölgenin künt ve penetran travmalardaki yönetim algoritması farklıdır.
2
Travma mekanizmasını ve Zon I kuralını uygula.
Künt travmada Zon I hematomlar; aorta, vena cava, pankreas veya duodenum yaralanması riski nedeniyle stabil olsalar dahi eksplore edilir.
Bu bölgedeki gizli yaralanmalar cerrahi onarım gerektirir ve atlanması mortaliteyi artırır.
3
Künt travmada Zon III (Pelvik) hematom kuralını uygula.
Künt travma sonucu gelişen stabil pelvik hematomlar (Zon III) açılmaz.
Hematomun açılması, pelvik kemik kırıklarından kaynaklanan venöz pleksus kanamasının sağladığı tamponat etkisini bozarak durdurulamaz bir kanamaya yol açar.

Anahtar Kavram

Künt travmada retroperitoneal hematom yönetimi: Zon I her zaman eksplore edilir, Zon III stabilse gözlenir.
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 92Soru →

Yüksek enerjili bir araç içi trafik kazası sonrası acil servise getirilen 4545 yaşındaki erkek hastanın birincil bakısında; kan basıncı 75/4575/45 mmHg, nabız 135135 vuru/dakika ve solunum sayısı 2626/dakika olarak saptanıyor. Agresif kristaloid resüsitasyonuna rağmen hemodinamik parametreleri düzelmeyen hastanın yapılan odaklanmış abdominal sonografisinde (FAST) intraperitoneal serbest sıvı saptanmıyor. Akciğer grafisi ve pelvik grafisi normal olan bu hastada, bir sonraki aşamada yapılması en uygun tetkik veya girişim aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Diagnostik Peritoneal Lavaj (DPL)

Cevap

Diagnostik Peritoneal Lavaj (DPL), hemodinamik olarak instabil olan ancak FAST incelemesinde serbest sıvı saptanmayan hastalarda batın içi kanamayı doğrulamak için yapılması gereken bir sonraki adımdır.
Hemodinamik olarak instabil olan (hipotansif ve taşikardik) künt karın travmalı hastalarda, FAST incelemesi serbest sıvı saptayamadığında ancak şokun kaynağı başka bir yerde (toraks, pelvis, ekstremite) bulunamadığında, batın içi kanamayı dışlamak veya doğrulamak için Diagnostik Peritoneal Lavaj (DPL) endikedir. DPL, FAST'a göre intraabdominal kanama saptanmasında daha duyarlı bir yöntemdir.

Adım Adım Çözüm

1
Hastanın hemodinamik durumunun değerlendirilmesi
Hasta belirgin şekilde instabil (75/4575/45 mmHg) ve sıvı tedavisine yanıtsız.
Yanıtsız şok tablosunda hızlı tanı ve müdahale hayati önem taşır.
2
FAST ve radyolojik tarama sonuçlarının analizi
FAST negatif, akciğer ve pelvik grafiler normal.
Şokun kaynağı batın dışı (toraks veya pelvis) olarak saptanamamıştır.
3
Karın içi kanama şüphesinin ileri tetkikle değerlendirilmesi
DPL endikasyonu doğar.
FAST'ın yalancı negatiflik payı (özellikle retroperitoneal veya az miktarda kanamalarda) instabil hastada DPL ile kompanse edilmelidir.

Anahtar Kavram

Hemodinamik instabilitede FAST negatifliği durumunda algoritma yönetimi.
Tahmini Süre:2m 0s
Soru 93Soru →

28 yaşında erkek hasta, araç içi trafik kazası sonrası acil servise getiriliyor. Fizik muayenesinde hastanın ajite ve nefes darlığı içinde olduğu gözleniyor. Vital bulguları; kan basıncı 85/55 mmHg85/55\ mmHg, nabız 125/dk125/dk, solunum sayısı 34/dk34/dk ve oksijen saturasyonu %86\%86 olarak ölçülüyor. Fizik muayenede boyun venlerinde dolgunluk saptanıyor; sağ hemitoraksta solunum sesleri alınamıyor ve perküsyonda hipersonorite saptanıyor. Trakeanın sola deviye olduğu gözlenen bu hastada en öncelikli yapılması gereken müdahale aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Sağ hemitoraksa acil iğne torakostomi uygulanması

Cevap

En öncelikli müdahale sağ hemitoraksa acil iğne torakostomi uygulanmasıdır.
Vakada tanımlanan hipotansiyon, boyun venöz dolgunluğu, tek taraflı solunum sesi kaybı ve hipersonorite klasik tansiyon pnömotoraks tablosudur. Bu durumda en hızlı ve hayat kurtarıcı adım plevral boşluktaki basıncı azaltmak için acil iğne torakostomi uygulanmasıdır.

Adım Adım Çözüm

1
Hastanın havayolu, solunum ve dolaşım (ABC) değerlendirmesi yapılır.
Hipotansiyon (85/55 mmHg85/55\ mmHg) ve hipoksi (%86\%86) saptanarak hastanın instabil olduğu belirlenir.
Müdahale önceliğini belirlemek için vital bulguların analizi şarttır.
2
Göğüs muayene bulguları (solunum sesi kaybı, hipersonorite) ve venöz dolgunluk/trakeal deviasyon birleştirilir.
Klinik olarak tansiyon pnömotoraks tanısı konur.
Tansiyon pnömotoraks, havanın plevral boşluğa girip çıkamaması sonucu mediasteni ittiği ve venöz dönüşü engellediği acil bir durumdur.
3
İğne dekompresyonu (iğne torakostomi) uygulanır.
Plevral boşluktaki basınç düşürülerek mediastinal bası kaldırılır ve hemodinami düzelmeye başlar.
Bu işlem, daha sonra takılacak olan tüp torakostomi için zaman kazandıran en hızlı hayat kurtarıcı manevradır.

Anahtar Kavram

Tansiyon pnömotoraks klinik bir tanıdır ve tedavisi (iğne dekompresyonu) radyolojik tetkik beklenmeden derhal uygulanmalıdır.

Daha Fazla Pratik

Bundan sonraki adım olarak tüp torakostomi takılmasını ve hastanın akciğer ekspanse olduktan sonraki akciğer grafisini inceleyebilirsiniz.

Alternatif Yöntem

Modern ATLS v10 protokolüne göre, iğne dekompresyonu için 4. veya 5. interkostal aralık (orta koltuk altı hattı) artık 2. interkostal aralığa göre tercih edilebilmektedir. Ancak TUS gibi sınavlarda 2. interkostal aralık bilgisi halen geçerli bir seçenek olarak sorulabilir.
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 94Soru →

6262 yaşında erkek hasta, iş kazasında üzerine ağır bir metal bloğun devrilmesi sonucu acil servise getiriliyor. İlk muayenesinde kan basıncı 75/4575/45 mmHg, nabzı 138/dk138/dk, solunum sayısı 26/dk26/dk olarak ölçülüyor. Pelvis muayenesinde belirgin instabilite saptanan hastaya hemen pelvik kuşak (binder) uygulanıyor. Yapılan yatak başı FAST (Focused Assessment with Sonography for Trauma) incelemesinde batın içi serbest sıvı saptanmıyor. Agresif kristaloid ve 22 ünite eritrosit süspansiyonu replasmanına rağmen hastanın kan basıncı 82/5482/54 mmHg seyretmeye devam ediyor. Bu aşamada hasta için en uygun sonraki yönetim adımı hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Olası arteriyel kanamayı kontrol etmek amacıyla acil pelvik anjiyografi ve embolizasyon yapılması

Cevap

Pelvik arteriyel kanamayı kontrol etmek amacıyla acil pelvik anjiyografi ve embolizasyon yapılması en uygun adımdır.
Pelvis kırığı olan ve FAST incelemesi negatif saptanan ancak resüsitasyona rağmen hemodinamik stabilitesi sağlanamayan hastalarda ana kanama kaynağı retroperitoneal bölgedir. Bu kanamaların çoğu venöz pleksus kaynaklı olsa da, instabil seyreden vakaların önemli bir kısmında internal iliak arter dallarından (özellikle superior gluteal veya pudendal arter) kaynaklanan arteriyel kanama mevcuttur. Bu durumda en uygun yaklaşım anjiyografi ve embolizasyondur. Eğer anjiyografi imkanı yoksa veya hasta 'ölümcül üçlü' (asidoz, koagülopati, hipotermi) tablosundaysa pre-peritoneal pelvik paketleme (PPP) bir alternatif olabilir.

Adım Adım Çözüm

1
Hemodinamik durumun ve pelvik instabilitenin değerlendirilmesi
Hastanın ağır şokta (BP:75/45BP: 75/45 mmHg) olduğu ve pelvik binder ihtiyacı olduğu belirlendi.
Pelvik 'open-book' kırıkları pelvik hacmi artırarak masif kanamaya yol açar; binder hacmi daraltarak tamponad etkisi sağlar.
2
FAST incelemesi ile batın içi kanamanın ekarte edilmesi
FAST negatif; yani şokun nedeni intraperitoneal bir kanama (dalak, karaciğer vb.) değil.
Resüsitasyona yanıt vermeyen şokta kanama kaynağının batın içi mi yoksa pelvis mi olduğunu ayırt etmek tedavi algoritmasını belirler.
3
Retroperitoneal arteriyel kanama kontrolü için girişim planlanması
Anjiyografi ve embolizasyon kararı verildi.
FAST negatif ve pelvis kırığı olan unstabil hastada kaynak %90 retroperitonealdir; arteriyel kanama (genellikle internal iliak arter dalları) anjiyo ile kontrol edilir.

Anahtar Kavram

Pelvis kırıklarında hemodinamik instabilite algoritması

İpuçları

1
Hastanın FAST incelemesinin negatif olması, kanamanın karın boşluğu dışında (muhtemelen retroperitonda) olduğunu gösterir.
2
Pelvik binder takılmasına rağmen tansiyonun düzelmemesi, venöz kanamanın ötesinde bir arteriyel kanama olabileceğini düşündürür.
3
ATLS algoritmalarına göre, pelvis kırığı + negatif FAST + instabilite varlığında bir sonraki adım anjiyografi veya pelvik paketlemedir.

Daha Fazla Pratik

Retroperitoneal hematomların Zone 1 (Vasküler/Santral), Zone 2 (Perinefrik) ve Zone 3 (Pelvik) ayrımını ve künt vs penetran travmadaki eksplorasyon endikasyonlarını tekrar edin.

Alternatif Yöntem

Bazı travma merkezlerinde 'Pre-peritoneal Pelvik Paketleme (PPP)', anjiyografiye ulaşımın zor olduğu veya hastanın çok hızlı kan kaybettiği durumlarda ilk seçenek olarak uygulanabilir. Ancak sınav formatında FAST negatifse anjiyo önceliklidir.
Tahmini Süre:2m 0s
Soru 95Soru →

4545 yaşında erkek hasta, inşaatta yaklaşık 55 metre yükseklikten düşme sonrası acil servise getiriliyor. Birincil bakıda; havayolu açık, solunum sesleri bilateral eşit ve doğal, solunum sayısı 24/dk24/dk olarak saptanıyor. Hastanın kan basıncı 80/50mmHg80/50 mmHg, nabzı 135/dk135/dk ve GCSGCS skoru 1313 ölçülüyor. Yapılan FASTFAST (travmada odaklanmış sonografi) incelemesinde batın içinde serbest sıvı saptanmıyor. Pelvisin ilk değerlendirmesinde manuel olarak instabilite şüphesi uyanıyor. Bu hastanın yönetiminde bir sonraki en uygun adım hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Pelvik kuşak (binder) uygulanması ve pelvis grafisi çekilmesi

Cevap

Pelvik kuşak uygulanması ve radyolojik görüntüleme
Doğru yaklaşım, hemodinamik instabilitesi olan ve pelvis instabilitesinden şüphelenilen hastada pelvis hacmini küçülterek kanamayı tamponlamak amacıyla pelvik kuşak (binder) uygulanmasıdır. Bu uygulama, ATLS birincil bakının 'Dolaşım' (C) basamağında kanama kontrolü stratejisinin bir parçasıdır. Pelvis grafisi ise instabilitenin tipini belirlemede ilk adımdır.

Adım Adım Çözüm

1
Havayolu ve solunumun (A-B) güvenli olduğunu teyit et.
Hastanın havayolu açık ve solunum sesleri bilateral doğal, müdahale gerekmiyor.
ATLS protokolünde öncelik her zaman havayolu ve solunumdur.
2
Dolaşım (C) basamağında hipovolemik şok tablosunu ve olası kaynağı değerlendir.
Hipotansiyon, taşikardi, negatif FAST ve klinik olarak instabil pelvis.
FAST negatifliği batın içini elerken, pelvis instabilitesi retroperitoneal kanama odağını işaret eder.
3
Pelvis stabilizasyonunu sağla ve radyolojik kanıt elde et.
Pelvik kuşak uygulaması ve pelvis grafisi çekilmesi.
Tekrarlayan fizik muayeneden kaçınılmalı ve pelvik hacim daraltılarak kanama kontrolü sağlanmalıdır.

Anahtar Kavram

ATLS Birincil Bakıda Pelvis Travmasına Yaklaşım
Soru 96Soru →

Boyun bölgesine penetran (platizmayı geçen) yaralanma alan bir hastada, ilk değerlendirme sırasında saptanan aşağıdaki klinik bulgulardan hangisi vakit kaybetmeden acil cerrahi eksplorasyon (ameliyat) yapılmasını gerektiren kesin bir endikasyondur?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Aktif, pulsatil (fışkırır tarzda) kanama

Cevap

Aktif, pulsatil (fışkırır tarzda) kanama bulgusu, penetran boyun travmalarında vasküler bir majör hasarı gösterir ve hastanın doğrudan ameliyata alınmasını gerektirir.
Doğru seçenek olan 'Aktif, pulsatil (fışkırır tarzda) kanama', penetran boyun travmalarında vasküler yaralanmanın kesin ve majör (hard) bir belirtisidir. Majör bulgular (pulsatil kanama, fışkırır tarzda kanama, şok tablosu, genişleyen hematom, tril/üfürüm, hava yolu tıkanıklığı) varlığında hasta stabilizasyonu sağlanır sağlanmaz tetkik için zaman kaybedilmeden ameliyathaneye alınmalıdır.

Adım Adım Çözüm

1
Hastanın penetran travma sonrası klinik bulgularını sınıflandır.
Bulgular 'Majör (Hard)' ve 'Minör (Soft)' olarak ikiye ayrılır.
Yönetim algoritması bu iki grubun ayrımına dayanır.
2
Seçeneklerdeki bulguları majör/minör ayrımına göre değerlendir.
Aktif pulsatil kanama majördür; cilt altı amfizem, disfoni, disfaji ve stabil hematom minördür.
Majör bulgular hayati risk taşıyan vasküler veya havayolu hasarını kesinleştirir.
3
Majör bulgu varlığında uygun yönetim basamağını seç.
Acil cerrahi eksplorasyon kararı verilir.
Majör bulgu varlığında tetkiklerle zaman kaybetmek mortaliteyi artırır.

Anahtar Kavram

Penetran boyun travmalarında 'Hard Signs' (Majör Bulgular) varlığı, ileri görüntüleme yapılmaksızın doğrudan ameliyata gidiş endikasyonudur.

İpuçları

1
Boyun travmalarında bulguları 'Majör (Hard)' ve 'Minör (Soft)' olarak ayırmayı deneyin.
2
Majör bulgular vasküler veya solunum sisteminde acil müdahale gerektiren ağır hasarı işaret eder.
3
Hangi bulgu bir arterden aktif ve basınçlı bir kanama olduğunu gösterir?
Tahmini Süre:45s
Soru 97Soru →

34 yaşında erkek hasta, araç dışı trafik kazası sonrası acil servise getiriliyor. Belirgin hemodinamik instabilitesi (TA:70/40 mmHgTA: 70/40\ mmHg, Nabız:140/dkNabız: 140/dk) ve yaygın peritoneal irritasyon bulguları nedeniyle acil laparotomiye alınıyor. Operasyonda yaygın hemoperitonyum, karaciğer sağ lobda aktif kanayan Grade IV laserasyon ve ince bağırsakta yaklaşık 30 cm’lik bir segmentte çok sayıda perforasyon saptanıyor. Hastanın intraoperatif ölçümlerinde pH:7.12pH: 7.12, vücut sıcaklığı: 33.5∘C33.5^\circ C ve laktat düzeyi: 8 mmol/L8\ mmol/L olarak bulunuyor. Karaciğerdeki kanama perihepatik paketleme (packing) ile kontrol altına alınıyor.

Bu aşamada hastanın fizyolojik durumu göz önüne alındığında, ince bağırsak yaralanmasına yönelik en uygun cerrahi yaklaşım aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Yaralanan segmentin lineer stapler ile rezeke edilip bağırsak uçlarının batın içinde bırakılması

Cevap

Hasar kontrol cerrahisinin ilk aşamasında amaç, kanama ve kontaminasyonun en hızlı şekilde kontrol altına alınmasıdır. Bu hastada 'öldürücü triad' (asidoz, hipotermi, koagülopati) bulguları mevcuttur. Bu nedenle yaralanan ince bağırsak segmenti stapler ile hızlıca rezeke edilmeli ve anastomoz veya stoma gibi zaman alıcı işlemlerden kaçınılarak bağırsak uçları batın içinde bırakılmalıdır (discontinuity).
Doğru yaklaşım, kontaminasyonu en hızlı şekilde durdurmak ve hastayı fizyolojik restorasyon için yoğun bakıma transfer etmektir. Yaralanan segmentin lineer stapler ile rezeke edilip uçların batın içinde bırakılması (discontinüite), stoma veya anastomoza göre çok daha hızlıdır.

Adım Adım Çözüm

1
Hastanın fizyolojik durumunu değerlendir (pH, sıcaklık, laktat).
pH:7.12pH: 7.12 ve Sıcaklık:33.5∘CSıcaklık: 33.5^\circ C değerleri hastanın 'öldürücü triad' içinde olduğunu gösterir.
Hasar kontrol cerrahisi endikasyonunu belirlemek için fizyolojik rezervin değerlendirilmesi gerekir.
2
Ameliyatın amacını belirle (Aşama 1).
Definitif onarım yerine 'kısaltılmış laparotomi' (abbreviated laparotomy) uygulanmalıdır.
Zamanla yarışılan bu aşamada amaç sadece hayat kurtarıcı manevralardır.
3
Kontaminasyon kontrolü için en hızlı yöntemi seç.
Rezeksiyon sonrası bağırsak uçlarının kapatılarak batında bırakılması (discontinüite) tercih edilir.
Anastomoz veya stoma gibi işlemler hastanın hipotermi ve asidozunu derinleştirecek kadar uzun sürer.

Anahtar Kavram

Hasar Kontrol Cerrahisi 1. Aşama: Kontaminasyon Kontrolü
Soru 98Soru →

2424 yaşında erkek hasta, karın ön duvarı sağ üst kadrandan ateşli silahla yaralanma (ASİY) sonrası acil servise getiriliyor. Birincil bakısında bilinci açık olan hastanın kan basıncı 115/75115/75 mmHg, nabzı 8585/dakika ve solunum sayısı 1818/dakikadır. Fizik muayenesinde sağ subkostal bölgede mermi giriş deliği saptanmış olup çıkış deliği bulunmamaktadır. Karın muayenesinde hafif hassasiyet mevcuttur ancak defans veya rebound saptanmamıştır. Bu hastada yönetimin bir sonraki aşamasında en uygun yaklaşım hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Acil eksploratif laparotomi

Cevap

Karın ön duvarı yerleşimli ateşli silah yaralanmalarında, hemodinamik durumdan bağımsız olarak acil eksploratif laparotomi uygulanmalıdır.
Karın ön duvarı ateşli silah yaralanmalarında intraabdominal yaralanma oranı %90\%90 üzerindedir. Fizik muayene bulguları (peritonit yokluğu gibi) veya hemodinamik stabilite organ hasarı olmadığını garanti etmez. Bu nedenle, merminin karın boşluğuna girdiği düşünülen vakalarda standart yaklaşım laparotomidir.

Adım Adım Çözüm

1
Yaralanma mekanizmasını ve anatomik bölgeyi değerlendir.
Mekanizma ateşli silah (yüksek enerjili), bölge ise karın ön duvarıdır.
Ateşli silahların intraabdominal yaralanma potansiyeli kesici aletlere göre çok daha yüksektir.
2
Hemodinamik stabiliteyi ve fizik muayene bulgularını kontrol et.
Hasta hemodinamik olarak stabildir ve peritoniit bulgusu yoktur.
Stabilite, künt travmada tetkik yolunu değiştirse de penetran ateşli silah yaralanmasında eksplorasyon kararını değiştirmez.
3
Yönetim protokolünü uygula.
Karın ön duvarı ASİY vakalarında cerrahi eksplorasyon (laparotomi) planlanır.
Bu tip yaralanmalarda organ hasarı olasılığının yüksekliği nedeniyle laparotomi 'altın standart'tır.

Anahtar Kavram

Penetran karın travmalarında ateşli silah yaralanmaları (ASİY), merminin yüksek kinetik enerjisi ve öngörülemeyen seyri nedeniyle stabil hastalarda bile eksploratif laparotomi gerektirir.
Tahmini Süre:1m 15s
Soru 99Soru →

4040 yaşında erkek hasta, sol üst kadrandan kesici delici aletle yaralanma sonrası gelişen karın ağrısı ve hassasiyet nedeniyle acil operasyona alınıyor. Laparotomide, dalakta grade IIII laserasyon saptanarak splenorafi uygulanıyor. Eksplorasyonun devamında, sol böbrek lojunda (Zon 22) ekspansiyon göstermeyen ve pulsatil olmayan bir hematom saptanıyor. Üreter ve renal damarların görsel olarak intakt olduğu gözleniyor. Bu hastada saptanan Zon 22 hematomu için en uygun yaklaşım hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Hematomun açılması ve eksplore edilmesi

Cevap

Doğru yaklaşım hematomun açılması ve eksplore edilmesidir.
Kesici delici aletle (delici travma) yaralanan hastalarda intraoperatif saptanan Zon 22 (böbrek loju) hematomları, pulsatil veya ekspansif olmasalar bile eksplore edilmelidir. Bu kural, delici travmalarda altta yatan renal parankim, vasküler yapılar veya toplayıcı sistem yaralanmalarını atlamamak için geçerlidir.

Adım Adım Çözüm

1
Yaralanma mekanizmasını ve hematomun konumunu belirle.
Yaralanma delici (kesici delici alet) ve hematom Zon 22 (perinefrik) yerleşimli.
Yönetim stratejisi travmanın mekanizmasına (künt/delici) ve retroperitoneal zonlara göre değişir.
2
Delici abdominal travmalarda retroperitoneal hematom (RPH) yönetim ilkelerini uygula.
Delici travmalarda Zon 11 ve Zon 22 hematomlarının, stabil (ekspansif olmayan/pulsatil olmayan) olsalar dahi cerrahi olarak açılması gerekir.
Delici yaralanmalarda vasküler veya üreterik yaralanma riski yüksektir ve bu yaralanmalar hematom stabil görünse bile mevcut olabilir.
3
Künt travma ile ayırıcı tanıyı yap.
Künt travmada Zon 22 hematomları sadece genişliyorsa veya pulsatilse açılır, ancak delici travmada bu kısıtlama yoktur.
Doğru kararı vermek için travma mekanizmasının ayrımı kritiktir.

Anahtar Kavram

Delici abdominal travmalarda intraoperatif saptanan Zon 11 ve Zon 22 retroperitoneal hematomlar, stabil olsalar dahi eksplore edilmelidir; Zon 33 için ise yönetim daha seçicidir.
Tahmini Süre:2m 0s
Soru 100Soru →

2929 yaşında erkek hasta, boyun bölgesine delici alet yaralanması sonrası acil servise getiriliyor. Bilinci açık, hemodinamik parametreleri stabil (120/80120/80 mmHgmmHg, 8282/dakika) olan bu hastada, aşağıdakilerden hangisinin varlığı tanısal bir görüntüleme tetkiki yapılmadan doğrudan acil cerrahi eksplorasyon gerektiren 'sert bulgulardan' (hard signs) biri değildir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Fizik muayenede odinofaji (yutkunma sırasında ağrı) saptanması

Cevap

Fizik muayenede odinofaji (yutkunma sırasında ağrı) saptanması
Yutkunma sırasında ağrı (odinofaji) veya yutma güçlüğü (disfaji), özofagus yaralanması açısından şüphe uyandıran ancak 'yumuşak bulgu' (soft sign) kategorisinde yer alan bir bulgudur. Bu bulgunun varlığı, hastada ileri tetkik (MDCTA, özofagografi veya özofagoskopi) yapılmasını gerektirir, ancak doğrudan cerrahi eksplorasyona gitmeyi zorunlu kılmaz.

Adım Adım Çözüm

1
Hastanın hemodinamik stabilitesini ve havayolu güvenliğini kontrol et.
Hasta stabil, acil resüsitasyon gerekmiyor.
Müdahale önceliğini belirlemek için ATLS protokolü uygulanmalıdır.
2
Boyun bölgesindeki yaralanmanın platisma kasını geçip geçmediğini değerlendir.
Platisma geçilmişse ileri değerlendirme (eksplorasyon veya tetkik) gereklidir.
Platismayı geçmeyen yaralanmalar yüzeysel kabul edilir.
3
Sert bulguları (Hard Signs) tara.
Üfürüm, trill, hava kabarcığı, genişleyen hematom, masif kanama, nörolojik defisit ve havayolu tıkanıklığı sert bulgulardır.
Sert bulgu varlığında stabil hastalarda bile ek tetkik yapılmadan doğrudan ameliyata gidilir.
4
Yumuşak bulguları (Soft Signs) değerlendir.
Odinofaji, ses kısıklığı, hafif hemoptizi ve stabil hematom yumuşak bulgulardır.
Yumuşak bulgu varlığında veya stabil penetran yaralanmalarda Çok Kesitli BT Anjiyografi (MDCTA) ilk tercih edilecek tetkiktir.

Anahtar Kavram

Boyun penetran yaralanmalarında 'sert bulgu' varlığı acil cerrahi eksplorasyon endikasyonudur.

Daha Fazla Pratik

Boyun travmalarında anatomik bölgeler (Zon I, II, III) ve her zon için tercih edilen cerrahi yaklaşımları gözden geçirebilirsiniz.
Tahmini Süre:1m 0s
ÖncekiSayfa 5 / 16Sonraki
Travma ve Yanıklar Alıştırma Soruları — TUS - Tıpta Uzmanlık Sınavı — Sayfa 5 | Examkin