Gastroenteroloji

431 soru

Soru 261Soru

19 yaşında kadın hasta, acil servise son 3 gündür giderek artan sarılık, karın ağrısı ve uykuya meyillilik şikayetleriyle getiriliyor. Öyküsünde alkol veya ilaç kullanım öyküsü bulunmuyor. Fizik muayenede şuur bulanık, skleralar ikterik saptanıyor; hepatosplenomegali veya asit izlenmiyor. Kayser-Fleischer halkası gözlenmiyor. İstenen tetkik sonuçları aşağıdaki gibidir:

ParametreSonuçReferans
AST240 U/L240\ \text{U/L}<35< 35
ALT95 U/L95\ \text{U/L}<35< 35
ALP (Alkalen Fosfataz)28 U/L28\ \text{U/L}4013040-130
Total Bilirubin22 mg/dL22\ \text{mg/dL}<1.2< 1.2
Hemoglobin9.2 g/dL9.2\ \text{g/dL}121612-16
HaptoglobinDüşük
Direkt CoombsNegatif
INR2.42.40.81.20.8-1.2

Viral hepatit göstergeleri (HBsAg, Anti-HCV, Anti-HAV IgM) negatif bulunan hastada en olası tanı aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Wilson Hastalığı

Cevap

Wilson Hastalığı
Bu vaka, 'Fulminant Wilson Hastalığı'nın klasik prezentasyonudur. Tanıda anahtar bulgular şunlardır: 1) Genç hasta (<40 yaş) ve akut karaciğer yetmezliği tablosu. 2) Coombs negatif hemolitik anemi (Wilson hastalığında bakırın eritrosit membranına toksik etkisiyle oluşur). 3) Alkalen Fosfataz (ALP) düzeyinin bilirubin yüksekliğine oranla çok düşük olması (ALP < 40 U/L). 4) AST düzeyinin ALT düzeyinden belirgin yüksek olması (AST/ALT > 2.2). Kayser-Fleischer halkası fulminant vakaların %50'sinde görülmeyebilir, bu nedenle yokluğu tanıyı ekarte ettirmez.

Adım Adım Çözüm

1
Klinik tabloyu analiz et
Genç bir hastada akut karaciğer yetmezliği (INR > 1.5, ensefalopati/şuur bulanıklığı) tablosu mevcut.
Genç hastalarda açıklanamayan akut karaciğer yetmezliğinde metabolik nedenler öncelikli düşünülmelidir.
2
Laboratuvar bulgularındaki spesifik ipuçlarını değerlendir
AST/ALT oranı > 2, ALP (Alkalen Fosfataz) düzeyi belirgin düşük ve Coombs negatif hemolitik anemi (Düşük Hb, Düşük Haptoglobin, Negatif Coombs) var.
Bu üçlü bulgu (AST>ALT, Düşük ALP, Hemoliz) fulminant Wilson hastalığı için oldukça spesifiktir.
3
Ayırıcı tanıyı yap
Viral seroloji negatif, alkol öyküsü yok. Düşük ALP, kolestatik hastalıkları (PSK gibi) dışlar.
Akut viral hepatitlerde enzimler binli rakamlara çıkar ve ALT daha yüksektir. Alkolik hepatitte benzer enzim oranı olsa da öykü uymaz ve hemoliz beklenmez.

Anahtar Kavram

Fulminant Wilson Hastalığı Tanı Kriterleri

İpuçları

1
Hastadaki 'Coombs negatif hemolitik anemi' ve 'karaciğer yetmezliği' birlikteliğine dikkat ediniz.
2
ALP (Alkalen Fosfataz) değerinin referans aralığın altında olması ve AST/ALT oranının 2'den büyük olması spesifik bir metabolik hastalığı işaret eder.

Daha Fazla Pratik

Wilson hastalığının tedavisinde kullanılan şelasyon ajanları ve çinko tedavisinin etki mekanizmalarını gözden geçirin.
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 262Soru

5555 yaşında erkek hasta, 55 gündür devam eden sağ üst kadran ağrısı ve bulantı şikayetiyle acil servise başvuruyor. Özgeçmişinde bilinen bir ek hastalığı bulunmayan hastanın fizik muayenesinde sağ üst kadranda hassasiyet ve Murphy belirtisi pozitifliği saptanıyor; sarılık saptanmıyor. Laboratuvar incelemesinde; Lökosit: 19.500/mm319.500/mm^3, Total Bilirubin: 1,11,1 mg/dL, AST: 3535 U/L, ALT: 4040 U/L olarak bulunuyor. Abdominal ultrasonografide safra kesesi duvar kalınlığı 66 mm, kese çevresinde sıvı ve lümende 1515 mm çaplı taş izleniyor. Tokyo Kılavuzu 20182018'e (TG18) göre, bu hastanın yönetimi için en uygun yaklaşım aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Hasta evre II (orta) akut kolesistittir; ilk seçenek tedavi deneyimli merkezlerde erken laparoskopik kolesistektomidir.

Cevap

Hasta Tokyo Kılavuzu 2018 kriterlerine göre Evre II (orta) akut kolesistit olarak sınıflandırılır ve deneyimli merkezlerde erken laparoskopik kolesistektomi en uygun tedavi yaklaşımıdır.
Hastanın lökosit değerinin 19.500/mm319.500/mm^3 olması (kriter >18.000>18.000) ve semptom süresinin 55 gün olması (kriter >72>72 saat), Tokyo 2018 kılavuzuna göre hastayı Evre II (orta) akut kolesistit kategorisine sokar. Bu evrede, hastanın genel durumu iyi ve cerrahiyi tolere edebilecek durumdaysa (örnekteki gibi ek hastalığı yoksa), erken laparoskopik kolesistektomi en güncel ve önerilen yaklaşımdır.

Adım Adım Çözüm

1
Hastanın klinik ve laboratuvar bulgularına göre evreleme yapılması.
Lökosit sayısının 18.000/mm318.000/mm^3 üzerinde olması ve semptom süresinin 120120 saat (>72>72 saat) olması nedeniyle vaka Evre II (Orta Şiddetli) Akut Kolesistit olarak tanımlanır.
TG18 evreleme kriterleri, hastanın risk profilini ve cerrahi zamanlamasını belirlemek için kullanılır.
2
Organ disfonksiyonu varlığının kontrol edilmesi.
Bilirubin, kreatinin ve tansiyon değerleri normal olduğu için Evre III (Ağır) dışlanır.
Evre III vakalarda öncelikle organ desteği ve drenaj (kolesistostomi) düşünülmelidir.
3
TG18 yönetim algoritmasına göre tedavi seçeneğinin belirlenmesi.
Evre II vakalarda hasta cerrahiyi tolere edebilecek durumdaysa erken laparoskopik kolesistektomi ilk seçenektir.
Erken cerrahinin hastanede yatış süresini ve maliyeti azalttığı, komplikasyon oranlarını artırmadığı kanıtlanmıştır.

Anahtar Kavram

Tokyo Guidelines 2018 (TG18) Acute Cholecystitis Grading and Management

İpuçları

1
Tokyo 2018 kılavuzunda lökosit sayısı ve semptom süresinin evreleme üzerindeki etkisini hatırlayın.

Daha Fazla Pratik

Akut kolanjit için Reynolds pentadı bileşenlerini ve TG18 kolanjit evrelemesini gözden geçirin.
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 263Soru

2727 yaşında erkek hasta, son 66 aydır devam eden günde 454-5 kez kanlı-mukuslu dışkılama ve sol alt kadran ağrısı şikayetleriyle başvuruyor. Yapılan kolonoskopide rektumdan itibaren başlayan ve inen kolona kadar devam eden diffüz mukoza ödemi, vasküler silinme ve temasla kanama izleniyor. Hastanın fizik muayenesinde her iki bacak ön yüzünde ağrılı, eritemli nodüller saptanıyor. Bu hasta için aşağıdakilerden hangisi doğrudur?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Saptanan deri lezyonlarının klinik seyri, altta yatan bağırsak hastalığının aktivitesi ile paralellik gösterir.

Cevap

Saptanan deri lezyonlarının (eritema nodozum) klinik seyri, altta yatan bağırsak hastalığının aktivitesi ile paralellik gösterir.
Vakada tarif edilen rektum tutulumlu ve sürekli mukoza inflamasyonu bulguları ülseratif koliti; pretibial ağrılı nodüller ise eritema nodozumu işaret eder. Eritema nodozum, bağırsak hastalığının aktivite dönemlerinde ortaya çıkar ve hastalık remisyona girdiğinde düzelme gösterir.

Adım Adım Çözüm

1
Klinik bulguları analiz et
Kanlı ishal, tenesmus ve kolonoskopide saptanan rektumdan başlayan sürekli mukoza inflamasyonu Ülseratif Kolit (ÜK) tanısını koydurur.
ÜK rektumu her zaman tutan ve proksimale doğru sürekli yayılan bir hastalıktır.
2
Deri bulgusunu tanımla
Pretibial bölgedeki ağrılı, eritemli nodüller 'Eritema Nodozum' (EN) olarak tanımlanır.
EN, inflamatuar bağırsak hastalıklarının en sık görülen ekstraintestinal deri bulgusudur.
3
Bağırsak dışı bulgu ile hastalık aktivitesini ilişkilendir
Eritema nodozum, pioderma gangrenozumun aksine bağırsak aktivitesi ile paralel seyreder.
Bağırsak inflamasyonu kontrol altına alındığında EN lezyonları da iyileşme eğilimindedir.

Anahtar Kavram

Ülseratif Kolit ve Crohn Hastalığının Ayırıcı Tanısı ve Ekstraintestinal Bulguları

İpuçları

1
Hastanın bağırsak tutulumunun sürekli olması ve rektumdan başlaması hangi tanıya daha yakındır?
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 264Soru

68 yaşında erkek hasta, son 4 aydır devam eden iştahsızlık, 8 kg istemsiz kilo kaybı ve sırta yayılan müphem karın ağrısı şikayetleriyle poliklinliğe başvuruyor. Özgeçmişinde alkol kullanımı olmadığı, ancak 3 ay önce tip 2 diyabet tanısı aldığı ve aile öyküsünde diyabet bulunmadığı öğreniliyor. Fizik muayenede ikter saptanmıyor ve karın muayenesi doğal izleniyor. Laboratuvar tetkiklerinde karaciğer fonksiyon testleri, amilaz ve lipaz düzeyleri normal sınırlarda bulunuyor. Bu hasta için en olası ön tanı ve planlanması gereken en uygun tanısal yaklaşım aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Olası tanı pankreas adenokarsinomudur; evreleme ve tanı için pankreas protokolü ile çok fazlı bilgisayarlı tomografi çekilmelidir

Cevap

İleri yaşta yeni ortaya çıkan diyabet ve kilo kaybı pankreas kanseri açısından 'kırmızı bayrak' bulgusudur; en uygun yaklaşım pankreas protokolü ile çekilen BT'dir.
Pankreas kanseri, özellikle ileri yaşta atipik semptomlarla ortaya çıkabilir. 50 yaş üzeri bireylerde yeni gelişen Diabetes Mellitus, pankreas kanserinin erken bir belirtisi olabilir (%1 oranında). Eşlik eden kilo kaybı ve sırta vuran ağrı (retroperitoneal tutulum şüphesi) tanıyı güçlendirir. Bu hastalarda pankreasın detaylı görüntülenmesi, vasküler invazyonun değerlendirilmesi ve evreleme yapılması gerekir. Bu amaçla kullanılan en uygun yöntem 'pankreas protokolü' (arteriyel ve portal fazları içeren) ile çekilen çok kesitli Bilgisayarlı Tomografi'dir (BT).

Adım Adım Çözüm

1
Hastanın risk faktörlerini ve semptomlarını analiz et
68 yaş, istemsiz kilo kaybı, sırta vuran ağrı ve yeni tanı diyabet (aile öyküsü yok).
Bu bulgular (özellikle yaşlı hastada yeni diyabet), pankreas adenokarsinomu için yüksek şüphe oluşturur.
2
Ayırıcı tanıda görüntüleme yöntemlerini değerlendir
Ultrasonografi pankreas gövde ve kuyruğunu göstermede yetersiz kalabilir (gaz nedeniyle).
Pankreas kanseri şüphesinde tanı ve evreleme (damar invazyonu, metastaz) için en duyarlı yöntem çok fazlı ince kesit BT'dir.
3
Tümör belirteçlerinin rolünü hatırla
CA 19-9 tanısal değildir.
Tümör belirteçleri tarama veya birincil tanı için değil, takipte kullanılır.

Anahtar Kavram

İleri yaşta (>50) yeni tanı konulan diyabet hastalarında, eşlik eden kilo kaybı veya karın ağrısı varsa pankreas kanseri ekarte edilmelidir. Altın standart görüntüleme yöntemi pankreas protokolü BT'dir.
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 265Soru

5555 yaşında erkek hasta, son iki gündür devam eden siyah renkli dışkılama (melenamelena) şikayetiyle acil servise başvuruyor. Fizik muayenesinde hemodinamik olarak stabil (KB:120/80KB: 120/80 mmHgmmHg, nabız: 78/dk78/dk) saptanan hastanın yapılan üst gastrointestinal sistem endoskopisinde; duodenal bulbus arka duvarda 11 cmcm çaplı bir ülser ve ülser tabanında ForrestForrest IIcIIc (düz, pigmente spot) ile uyumlu görünüm saptanıyor. Bu hasta için en uygun yönetim aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Endoskopik tedavi uygulanmadan oral PPIPPI tedavisi başlanması ve erken taburculuk düşünülmesi

Cevap

Endoskopik tedavi uygulanmadan oral PPIPPI tedavisi başlanması ve erken taburculuk düşünülmesi
Üst gastrointestinal sistem kanamalarında ForrestForrest sınıflaması prognozu ve tedaviyi belirler. ForrestForrest IIcIIc (düz pigmente spot) ve ForrestForrest IIIIII (temiz tabanlı ülser) 'düşük riskli' lezyonlar olarak kabul edilir. Bu lezyonların yeniden kanama riski çok düşüktür (%5\%5-1010 ve <%5<\%5). Bu nedenle, bu bulgulara sahip hemodinamik olarak stabil hastalar endoskopik tedaviye gerek duyulmadan oral PPIPPI tedavisi ile erken taburcu edilebilirler.

Adım Adım Çözüm

1
Endoskopik bulguları ForrestForrest sınıflamasına göre değerlendiriniz.
Düz pigmente spotlar ForrestForrest IIcIIc olarak sınıflandırılır.
Yönetim planı ülser tabanındaki bulguların yeniden kanama riskine göre belirlenir.
2
Lezyonun yeniden kanama riskini belirleyiniz.
ForrestForrest IIcIIc için risk yaklaşık %5\%5-1010 düzeyindedir.
Düşük riskli lezyonlarda (IIc ve III) invaziv girişimlerden kaçınılır.
3
Hastanın klinik durumunu ve tedavi gereksinimini analiz ediniz.
Hemodinamik stabilite ve düşük riskli endoskopi bulgusu oral tedavi için yeterlidir.
Bu hastalarda erken taburculuk güvenlidir ve maliyet etkin bir yaklaşımdır.

Anahtar Kavram

Peptik ülser kanamalarında ForrestForrest sınıflamasına göre düşük riskli lezyonların (IIcIIc, IIIIII) yönetimi.
Soru 266Soru

2828 yaşında erkek hasta, bir haftadır devam eden halsizlik, bulantı, iştahsızlık ve idrar renginde koyulaşma şikayetleriyle acil servise başvuruyor. Fizik muayenesinde sklera ve mukozalarda belirgin ikter saptanıyor. Laboratuvar incelemesinde AST:1450AST: 1450 U/L, ALT:1820ALT: 1820 U/L, Total Bilirubin:7,2Total \ Bilirubin: 7,2 mg/dL ve Direkt Bilirubin:5,1Direkt \ Bilirubin: 5,1 mg/dL olarak bulunuyor. Yapılan viral hepatit belirteçleri sonucunda HBsAgHBsAg negatif, AntiHBsAnti-HBs negatif ve AntiHBc IgMAnti-HBc \ IgM pozitif olarak saptanıyor.

Bu hastadaki en olası klinik tablo aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Akut Hepatit B (Pencere dönemi)

Cevap

Verilen klinik ve laboratuvar bulguları ışığında, hastada saptanan serolojik profil (HBsAg negatif, Anti-HBs negatif, Anti-HBc IgM pozitif) tipik olarak Akut Hepatit B'nin 'Pencere Dönemi'ni (Window Period) tanımlamaktadır.
Akut Hepatit B enfeksiyonunda, yüzey antijeni (HBsAgHBsAg) kandan temizlendikten sonra koruyucu yüzey antikoru (AntiHBsAnti-HBs) oluşana kadar geçen sürede her iki belirteç de negatif saptanabilir. Bu sürece 'pencere dönemi' denir. Bu dönemde akut enfeksiyonun varlığını kanıtlayan tek serolojik belirteç AntiHBc IgMAnti-HBc \ IgM pozitifliğidir.

Adım Adım Çözüm

1
Klinik ve laboratuvar bulgularının değerlendirilmesi
Belirgin transaminaz yüksekliği (>1000>1000 U/L) ve ikter, akut viral hepatit tablosunu destekler.
Hastanın başvuru şikayetleri ve enzim düzeyleri karaciğer hasarının akut evrede olduğunu gösterir.
2
Serolojik belirteçlerin analizi
HBsAgHBsAg ve AntiHBsAnti-HBs negatifliği saptandı.
Yüzey antijeninin kaybolması ancak koruyucu antikorun henüz oluşmaması bu aralığın araştırılmasını gerektirir.
3
AntiHBc IgMAnti-HBc \ IgM pozitifliğinin yorumlanması
Bu belirteç akut enfeksiyonun en güvenilir göstergesidir.
HBsAg'nin negatifleştiği ancak Anti-HBs'nin henüz titre vermediği pencere döneminde tanı koydurucu tek belirteçtir.

Anahtar Kavram

Hepatit B pencere dönemi serolojisi
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 267Soru

52 yaşında, bilinen alkolik siroz tanısı olan erkek hasta, masif hematemez şikayeti ile acil servise başvuruyor. Yapılan fizik muayenesinde kan basıncı 85/5585/55 mmHg, nabız 120/dk120/dk ve konjonktivalar soluk saptanıyor. Hastaya hızlı sıvı resüsitasyonu ve hava yolu güvenliği sağlandıktan sonra üst gastrointestinal sistem endoskopisi planlanıyor.

Bu hastada endoskopi öncesi dönemde, portal basıncı düşürerek kanama kontrolünü kolaylaştırmak ve mortaliteyi azaltmak amacıyla başlanması gereken en uygun farmakolojik tedavi aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Terlipressin

Cevap

Sirozlu bir hastada akut üst GİS kanaması yönetiminde vazoaktif tedavi olarak Terlipressin en uygun seçenektir.
Sirozlu hastalarda akut üst gastrointestinal kanama vakalarında, varis kanaması şüphesi çok yüksektir. Terlipressin, splanknik vazokonstrüksiyon yaparak portal basıncı düşüren sentetik bir vazopressin analoğudur. Akut varis kanamalarında hem kanamanın durdurulmasında hem de 7 günlük mortalitenin azaltılmasında kanıta dayalı etkinliği en yüksek ilaçtır.

Adım Adım Çözüm

1
Hastanın klinik tablosunu ve özgeçmişini değerlendir.
Siroz tanısı olan hastada masif üst GİS kanaması (hematemez) ve hipovolemik şok bulguları mevcut.
Sirozlu hastalarda üst GİS kanamalarının yaklaşık %70-80'i özofagus veya mide varislerinden kaynaklanır ve mortalitesi yüksektir.
2
Hemodinamik stabilizasyon sonrası farmakolojik önceliği belirle.
Vazoaktif ajanlar (Terlipressin, Somatostatin, Oktreotid) endoskopi öncesi başlanmalıdır.
Bu ilaçlar splanknik vazokonstrüksiyon yaparak portal ven akımını ve basıncını düşürür, böylece kanamayı durdurmaya yardımcı olur.
3
Profilaksi ile akut tedavi farkını ayırt et.
Propranolol gibi beta-blokerler profilakside kullanılırken, Terlipressin akut kanama tedavisinde kullanılır.
Akut kanama sırasında beta-bloker kullanımı refleks taşikardi yanıtını baskılayarak hemodinamik çöküşe neden olabilir.

Anahtar Kavram

Akut varis kanamasında vazoaktif ilaçlar (Terlipressin vb.) endoskopiden önce başlanmalı ve mortaliteyi azalttığı bilinmelidir.

İpuçları

1
Sirozlu bir hastada hematemez aksi ispatlanana kadar varis kanamasıdır.
2
Tedavide amaç portal basıncı acilen düşürmek olmalıdır; ancak bu amaçla kullanılan bazı ilaçlar sadece profilaksi içindir.
3
Vazoaktif ajanlar (Terlipressin gibi) splanknik yatağı daraltarak portal kan akımını azaltır.

Daha Fazla Pratik

Varis kanaması yönetiminde antibiyotik profilaksisinin (örneğin Seftriakson) sağkalım üzerindeki etkisini inceleyebilirsiniz.
Tahmini Süre:1m 15s
Soru 268Soru

5555 yaşında erkek hasta, son birkaç haftadır fark ettiği halsizlik ve ağrısız sarılık şikayetleriyle polikliniğe başvuruyor. Yapılan fizik muayenesinde skleralar ikterik saptanıyor ancak karın hassasiyeti saptanmıyor. Çekilen batın BT'de pankreasta diffüz ödematöz şişlik, karakteristik "sosis pankreas" (sausage-shaped) görünümü ve bezin çevresinde hipodens bir kapsül (halo) izleniyor. Laboratuvar tetkiklerinde total bilirubin yüksekliği ve belirgin hipergamaglobulinemi saptanan bu hasta için en olası tanıyı doğrulamada yardımcı olacak en spesifik laboratuvar parametresi aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Serum IgG4 düzeyi

Cevap

Otoimmün pankreatit Tip 1 tanısını doğrulamada en spesifik laboratuvar parametresi serum IgG4 düzeyidir.
Vakadaki ağrısız sarılık, hipergamaglobulinemi ve batın BT'deki 'sosis pankreas' görünümü Tip 1 Otoimmün Pankreatit (AİP) için klasiktir. Tip 1 AİP, 'IgG4 ilişkili hastalık' spektrumunda yer alır ve hastaların çoğunda serum IgG4 düzeyleri belirgin şekilde yüksek saptanır (>135> 135 mg/dL veya normalin 22 katı).

Adım Adım Çözüm

1
Klinik ve radyolojik bulguları analiz et
Ağrısız sarılık, hipergamaglobulinemi ve BT'de 'sosis pankreas' görünümü saptandı.
Bu bulgular otoimmün pankreatit (AİP) için karakteristiktir.
2
AİP tipleri arasında ayırıcı tanı yap
Tip 1 AİP (sistemik tutulumlu) ve Tip 2 AİP (pancreas sınırlı) arasında ayrım yapıldı.
Hasta yaşı (5555) ve sistemik bulgular (hipergamaglobulinemi) Tip 1'i destekler.
3
Tanıyı doğrulayacak spesifik testi belirle
Tip 1 AİP, IgG4 ilişkili sistemik hastalığın bir parçası olduğu için serum IgG4 düzeyi istenir.
Serum IgG4 düzeyinin normalin 2 katından fazla olması tanıyı güçlü bir şekilde destekler.

Anahtar Kavram

Otoimmün Pankreatit (AİP) Tip 1 ve IgG4 İlişkisi

İpuçları

1
Görüntülemedeki 'sosis pankreas' ve 'halo' bulgusu otoimmün bir süreci işaret eder.

Daha Fazla Pratik

Otoimmün pankreatit Tip 1 ve Tip 2 arasındaki histopatolojik farkları (LPSP vs IDUS) gözden geçirin.
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 269Soru

6565 yaşında erkek hasta, son 33 aydır artan halsizlik, iştahsızlık ve 1010 kg kilo kaybı şikayetleri ile başvuruyor. Şikayetlerine son 22 haftadır eklenen, ağrı eşlik etmeyen sarılık ve idrar renginde koyulaşma mevcut. Fizik muayenede skleralar ikterik saptanıyor; batın muayenesinde sağ üst kadranda ağrısız, gergin ve düzgün sınırlı bir kitle palpe ediliyor. Laboratuvar tetkiklerinde ASTAST: 6565 U/L, ALTALT: 7070 U/L, ALPALP: 540540 U/L, GGTGGT: 320320 U/L, Total Bilirubin: 1616 mg/dL ve Direkt Bilirubin: 1313 mg/dL saptanıyor. Bu klinik tabloya göre en olası ön tanı aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Pankreas başı adenokarsinomu

Cevap

Pankreas başı adenokarsinomu
Hastanın klinik tablosunda yer alan ağrısız sarılık, belirgin kilo kaybı ve fizik muayenede saptanan ağrısız gergin safra kesesi (Courvoisier belirtisi), koledok kanalına dıştan bası yapan pankreas başı adenokarsinomu için en karakteristik bulgulardır.

Adım Adım Çözüm

1
Klinik semptomların analizi
Hastada ağrısız sarılık ve belirgin kilo kaybı (malignite lehine) saptanmıştır.
Malignite durumlarında ağrı genellikle geç dönemde ortaya çıkar veya hiç olmayabilir.
2
Fizik muayene bulgularının değerlendirilmesi
Sağ üst kadranda ağrısız, gergin kese (Courvoisier belirtisi) mevcuttur.
Courvoisier yasasına göre, sarılıklı bir hastada safra kesesi ağrısız palpe ediliyorsa, tıkanıklık nedeni taş değil, genellikle ana safra kanalına dıştan bası yapan bir tümördür.
3
Laboratuvar verilerinin yorumlanması
ALP, GGT ve Direkt Bilirubin yüksekliği tıkanma sarılığını (kolestaz) doğrulamaktadır.
Kolestatik enzimlerin baskın yüksekliği ekstrahepatik bir obstrüksiyona işaret eder.

Anahtar Kavram

Courvoisier Yasası ve Pankreas Kanseri

Daha Fazla Pratik

Pankreas başı kanserinde en hassas tanı yöntemi olan Endoskopik Ultrasonografi (EUS) ve tümör belirteci olan CA 19-9 düzeylerini gözden geçirebilirsiniz.
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 270Soru

7272 yaşında erkek hasta, acil servise masif taze kanlı dışkılama (hematokezihematokezi) ve halsizlik şikayetiyle getiriliyor. Fizik muayenesinde konfüzyon mevcut olup kan basıncı 80/5080/50 mmHgmmHg, nabız 124/dk124/dk ve cilt soğuk-nemli olarak saptanıyor. Özgeçmişinde kronik osteoartrit nedeniyle uzun süreli NSAI˙I˙NSAİİ kullanımı öyküsü bulunmaktadır. Nazogastrik tüp aspirasyonunda berrak sıvı geldiği ve kan saptanmadığı görülüyor. Hızlı sıvı resüsitasyonu sonrası kan basıncı 105/70105/70 mmHgmmHg düzeyine yükselen hastada, kanama odağının saptanması amacıyla yapılması gereken en uygun ilk tanısal işlem aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Üst gastrointestinal endoskopi

Cevap

Üst gastrointestinal endoskopi
Üst gastrointestinal endoskopi doğru cevaptır. TUS ve klinik pratikte masif hematokezi (taze kanlı dışkılama) ile başvuran ve hemodinamik olarak anstabil (şokta) olan hastaların %1015\%10-15'inde kanama odağı üst gastrointestinal sistemdir. Özellikle masif seyreden duodenum ülseri kanamaları bu tabloya neden olabilir. Nazogastrik aspiratın berrak gelmesi, pilor spazmı veya kanamanın duodenum distalinde olması nedeniyle üst GİS odağını kesin olarak dışlamaz. Bu nedenle resüsitasyon sonrası yapılacak ilk tanısal işlem üst GİS endoskopisidir.

Adım Adım Çözüm

1
Hastanın hemodinamik durumunun değerlendirilmesi ve stabilizasyonu.
Kan basıncı 80/5080/50 mmHgmmHg ve nabız 124/dk124/dk olan hastanın şok tablosunda olduğu belirlenerek sıvı resüsitasyonu başlanır.
Tanısal işlemlerden önce vital bulguların güvenli sınırlara çekilmesi önceliklidir.
2
Hematokeziye rağmen üst GİS kanaması olasılığının değerlendirilmesi.
Nazogastrik aspiratın berrak olması, özellikle duodenumdan kaynaklanan masif bir üst GİS kanamasını dışlamaz.
Masif üst GİS kanamaları, hızlı bağırsak geçişi nedeniyle melena yerine hematokezi ile prezante olabilir.
3
İlk tanısal işlemin seçilmesi.
Şok tablosundaki masif hematokezi vakalarında odağın %1015\%10-15 oranında üst GİS (örneğin duodenum ülseri) olduğu bilinerek üst GİS endoskopisi yapılır.
Üst GİS endoskopisi, kolonoskopiye göre daha hızlı uygulanabilir ve hayatı tehdit eden kanama odaklarını (ülser, varis) saptayıp tedavi edebilir.

Anahtar Kavram

İnstabil Hematokezide Üst GİS Kanaması Olasılığı

İpuçları

1
Hastanın hemodinamik olarak instabil (şokta) olması, kanamanın çok hızlı ve masif olduğunu gösterir.
2
Taze kanlı dışkılama (hematokezi) her zaman kalın bağırsak kaynaklı mıdır? Üst GİS kanamaları hangi durumda hematokezi yapar?
3
Nazogastrik aspirasyonun temiz gelmesi, duodenum ülserinden kaynaklanan masif bir kanamayı %100 dışlar mı?

Daha Fazla Pratik

Forrest sınıflamasına göre yüksek riskli peptik ülser kanamalarında endoskopik tedavi yöntemlerini gözden geçirin.
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 271Soru

3434 yaşında erkek hasta, 66 yıldır Ülseratif Kolit tanısı ile takip edilmektedir. Son 22 aydır giderek artan halsizlik ve yaygın vücut kaşıntısı şikayetiyle polikliniğe başvuruyor. Fizik muayenede skleralarda hafif ikter dışında patolojik bulgu saptanmıyor. Ateşi 36,8C36,8^\circ C ölçülüyor. Laboratuvar tetkiklerinde; ALP: 520520 U/L (N: 4013040-130), GGT: 145145 U/L (N: 107110-71), AST: 4545 U/L, ALT: 5050 U/L, Total Bilirubin: 2,12,1 mg/dL saptanıyor. Viral hepatit serolojisi negatif bulunuyor. Manyetik Rezonans Kolanjiyopankreatografi (MRCP) incelemesinde intrahepatik ve ekstrahepatik safra yollarında çok sayıda kısa segment darlıklar ve aralarında genişlemeler ('tesbih tanesi' görünümü) izleniyor. Bu hasta için en olası tanı aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Primer Sklerozan Kolanjit

Cevap

Primer Sklerozan Kolanjit
Hastanın genç erkek olması, eşlik eden Ülseratif Kolit öyküsü, kolestatik enzim yüksekliği (ALP, GGT) ve MRCP'de intrahepatik/ekstrahepatik safra yollarında multifokal darlık ve genişlemelerin (tesbih tanesi görünümü) saptanması Primer Sklerozan Kolanjit (PSK) tanısı için klasiktir. PSK hastalarının yaklaşık %70'inde eşlik eden İnflamatuar Bağırsak Hastalığı (özellikle Ülseratif Kolit) bulunur.

Adım Adım Çözüm

1
Hastanın demografik özelliklerini ve mevcut hastalık öyküsünü analiz et.
3434 yaşında erkek hasta, bilinen Ülseratif Kolit tanısı var.
Ülseratif Kolit hastalarında hepatobiliyer hastalık riski artmıştır.
2
Klinik ve laboratuvar bulgularını değerlendir.
Kaşıntı, ALP ve GGT yüksekliği (kolestatik tablo), bilirubinde hafif yükseklik.
Bu bulgular safra yolları patolojisine işaret eder.
3
Görüntüleme bulgularını yorumla.
MRCP'de intrahepatik ve ekstrahepatik safra yollarında darlık ve genişlemeler ('tesbih tanesi' görünümü).
Bu görüntüleme bulgusu Primer Sklerozan Kolanjit (PSK) için tipiktir.
4
Ayırıcı tanıyı yap.
Erkek cinsiyet, Ülseratif Kolit birlikteliği ve MRCP bulguları Primer Biliyer Kolanjit (daha çok kadın, AMA pozitif) ve diğer nedenleri dışlar.
PSK tanısı en uyumlu seçenektir.

Anahtar Kavram

Ülseratif Kolit hastalarında gelişen kolestaz (ALP/GGT yüksekliği) ve kaşıntı varlığında, MRCP'de safra yollarında darlık-genişleme (tesbih tanesi) görülmesi Primer Sklerozan Kolanjit (PSK) tanısını koydurur.

İpuçları

1
Hastanın mevcut bağırsak hastalığı (Ülseratif Kolit) ile safra yolları arasındaki ilişkiyi düşünün.
2
Laboratuvar sonuçları karaciğer hücresi hasarından (AST/ALT) ziyade safra yolları tıkanıklığına (ALP/GGT) işaret ediyor.
3
MRCP'deki 'tesbih tanesi' görünümü ve erkek cinsiyet, orta yaş kadınlarda görülen AMA pozitif hastalıkla değil, fibrozis yapan diğer hastalıkla uyumludur.

Daha Fazla Pratik

Primer Sklerozan Kolanjit hastalarında gelişebilecek maligniteler (Kolanjiyokarsinom) ve takip protokolleri üzerine çalışılması önerilir.
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 272Soru

5252 yaşında erkek hasta, son 11 yıldır giderek artan halsizlik, eklem ağrıları ve libido kaybı şikayetleriyle polikliniğe başvuruyor. Fizik muayenesinde ciltte grimsi-bronz renk değişikliği, her iki el 2.2. ve 3.3. metakarpofalangeal (MKF) eklemlerde hassasiyet ve kanca benzeri osteofitler ile uyumlu şişlik, ayrıca palpasyonla 33 cm hepatomegali saptanıyor. Laboratuvar bulguları tabloda sunulmuştur.

TetkikSonuçReferans Aralığı
AST6464 U/L<40<40
ALT7272 U/L<40<40
Total Bilirubin1.41.4 mg/dL0.31.20.3 - 1.2
Açlık Kan Şekeri145145 mg/dL7010070 - 100
Serum Ferritin14501450 ng/mL2025020 - 250
Transferrin Saturasyonu%75\%75%15%45\%15 - \%45

Hastaya yapılan genetik incelemede HFEHFE geninde C282YC282Y homozigot mutasyonu saptanıyor. Bu hastanın klinik yönetimiyle ilgili aşağıdakilerden hangisi en doğrudur?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Karaciğerde siroz varlığını değerlendirmek ve prognozu belirlemek amacıyla karaciğer biyopsisi yapılması endikedir.

Cevap

Karaciğerde siroz varlığını değerlendirmek ve prognozu belirlemek amacıyla karaciğer biyopsisi yapılması endikedir.
Herediter hemokromatozisli hastalarda C282YC282Y homozigot mutasyonu saptanması tanıyı kesinleştirir; ancak eş zamanlı olarak serum ferritin düzeyinin 10001000 ng/mL'den yüksek olması veya karaciğer enzimlerinin (AST/ALT) yüksek seyretmesi, karaciğerde ileri evre fibrozis veya siroz gelişme riskinin çok yüksek olduğunu gösterir. Bu durumda prognozu belirlemek ve hepatosellüler karsinom tarama stratejisini netleştirmek için karaciğer biyopsisi yapılması klinik kılavuzlarca önerilen standart yaklaşımdır.

Adım Adım Çözüm

1
Klinik ve laboratuvar verilerini analiz et.
Bronz diyabet, artropati, hepatomegali ve yüksek ferritin/transferrin saturasyonu ile Herediter Hemokromatozis (HH) ön tanısı konur.
HH'nin tipik klinik prezentasyonu bu bulguları içerir.
2
Genetik test sonucunu yorumla.
C282YC282Y homozigotluğu HH tanısını doğrular.
Bu mutasyon HH vakalarının büyük çoğunluğundan sorumludur.
3
Kılavuzlara göre bir sonraki adımı belirle.
Serum ferritini >1000> 1000 ng/mL ve karaciğer enzimlerinde yükseklik saptandığı için karaciğer biyopsisi planlanır.
AASLD ve EASL kılavuzlarına göre, bu eşik değerlerin üzerindeki homozigot hastalarda siroz ve fibrozis evrelemesi için biyopsi gereklidir.

Anahtar Kavram

Herediter Hemokromatoziste Karaciğer Biyopsisi Endikasyonları

Daha Fazla Pratik

HFE-dışı hemokromatozis tiplerini ve jüvenil hemokromatozis (hemosidin mutasyonu) klinik seyrini gözden geçirebilirsiniz.
Tahmini Süre:2m 30s
Soru 273Soru

5454 yaşında kadın hasta, son 22 gündür devam eden halsizlik ve siyah renkli, yapışkan karakterde dışkılama (melenamelena) şikayetiyle başvuruyor. Özgeçmişinde uzun süreli aspirin kullanımı öyküsü mevcut olan hastanın fizik muayenesinde epigastrik bölgede hafif hassasiyet saptanıyor. Bu hastanın kliniği ve yönetimi ile ilgili aşağıdaki ifadelerden hangisi doğrudur?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Melena varlığı, kanama odağının anatomik olarak Treitz ligamanının proksimalinde yer aldığını düşündürür.

Cevap

Melena varlığı, kanama odağının anatomik olarak Treitz ligamanının proksimalinde yer aldığını gösterir.
Melena, midedeki asit ve intestinal floranın etkisiyle hemoglobinin hematine dönüşmesi sonucu oluşan siyah, katranımsı dışkıdır. Bu klinik bulgu, kanamanın %90'ın üzerinde bir ihtimalle Treitz ligamanının (duodenojejunal fleksura) proksimalinden (üst GİS) kaynaklandığını gösterir.

Adım Adım Çözüm

1
Klinik bulgunun tanımlanması
Hastada saptanan melena (siyah, katranımsı dışkı), hemoglobinin mide asidi ve bakteriler tarafından parçalanmasıyla oluşur.
Kanamanın anatomik kökenini belirlemek için klinik prezantasyon ilk adımdır.
2
Anatomik sınırın belirlenmesi
Üst ve alt GİS kanaması ayrımı için anatomik sınır Treitz ligamanıdır (duodenojejunal birleşim).
Melena genellikle bu sınırın proksimalinden kaynaklanan kanamalarda görülür.
3
Yanlış seçeneklerin elenmesi
Akut tedavide beta bloker kullanımı yanlıştır, Forrest III düşük risklidir ve tanı için hematemez şart değildir.
Ayırıcı tanı ve yönetim algoritmalarındaki hataların elenmesi doğru cevaba ulaştırır.

Anahtar Kavram

Üst ve Alt Gastrointestinal Sistem Kanaması Ayrımı ve Anatomik Sınır (Treitz Ligamanı)

Daha Fazla Pratik

Üst GİS kanaması ile başvuran bir hastada, Forrest sınıflamasını ve buna bağlı olarak hangi hastaların eve gönderilebileceğini (Forrest IIc ve III) tekrar ediniz.
Tahmini Süre:45s
Soru 274Soru

5252 yaşında kadın hasta, 55 yıl önce Çölyak hastalığı tanısı almış ve o tarihten bu yana sıkı bir glutensiz diyet (GD) uygulamaktadır. Son 66 aydır, diyetine tam uyum sağlamasına rağmen günde 686-8 kez olan sulu ishal, belirgin halsizlik ve 77 kg kilo kaybı şikayetleriyle başvuruyor. Laboratuvar incelemesinde hemoglobin 9.89.8 g/dL, albümin 2.62.6 g/dL saptanıyor. Yapılan üst gastrointestinal sistem endoskopisinde duodenumda 'scalloping' ve mozaik görünümün devam ettiği izleniyor. İnce bağırsak biyopsisi Marsh 3c (total villöz atrofi) olarak raporlanıyor. Bu hastada Refrakter Çölyak Hastalığı Tip 2 (RÇH-2) tanısını en güçlü destekleyen laboratuvar bulgusu aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Akım sitometrisinde intraepitelyal lenfositlerin (İEL) %40'tan fazlasının yüzey CD3 ve CD8 negatif, ancak intrasitoplazmik CD3 pozitif olduğunun saptanması

Cevap

Akım sitometrisinde intraepitelyal lenfositlerin (İEL) %40'tan fazlasının yüzey CD3 ve CD8 negatif, ancak intrasitoplazmik CD3 pozitif (aberran fenotip) olduğunun saptanması.
Refrakter Çölyak Hastalığı (RÇH), çölyak hastalarının küçük bir kısmında görülen, glutensiz diyete rağmen villöz atrofini ve malabsorpsiyonun devam ettiği bir durumdur. RÇH Tip 2'de, intraepitelyal lenfositler (İEL) yüzeydeki CD3, CD4 ve CD8 belirteçlerini kaybederken, sitoplazma içinde CD3 (iCD3) ekspresyonunu korurlar. Akım sitometrisinde bu aberran hücrelerin %20-40'ın üzerinde olması Tip 2 tanısını koydurur ve bu durum yüksek oranda Enteropati İlişkili T Hücreli Lenfoma (EATL) gelişimi ile ilişkilidir.

Adım Adım Çözüm

1
Hastanın klinik durumunu değerlendir
Diyete tam uyuma rağmen semptomların ve histolojik atrofini devam ettiği saptandı.
Refrakter Çölyak Hastalığı tanısı için en az 6-12 ay sıkı diyete rağmen düzelme olmaması gerekir.
2
Refrakter Çölyak Hastalığı (RÇH) tiplerini ayırt et
RÇH Tip 1 ve Tip 2 ayrımı intraepitelyal lenfositlerin (İEL) fenotipine göre yapılır.
Tip 2, yüksek malignite (EATL) riski nedeniyle ayırıcı tanıda kritiktir.
3
Tip 2'ye özgü laboratuvar belirtecini tanımla
İEL'lerde yüzey CD3, CD4 ve CD8 kaybı (aberran fenotip) ve klonal TCR rearanjmanı saptanması.
Bu hücresel değişiklikler, hastalığın progresyonunu ve lenfomaya dönüşüm riskini belirleyen temel patolojik süreçtir.

Anahtar Kavram

Refrakter Çölyak Hastalığı Tip 2'nin tanısında aberran İEL fenotipinin (sCD3-, sCD8-, iCD3+) gösterilmesi en spesifik tanı yöntemidir.
Tahmini Süre:2m 0s
Soru 275Soru

3232 yaşında kadın hasta, iş başvurusu için yapılan rutin sağlık taraması sonuçlarını göstermek üzere polikliniğe başvuruyor. Özgeçmişinde çocukluk döneminde sarılık geçirme öyküsü dışında özellik saptanmayan hastanın laboratuvar bulguları aşağıdadır:

ParametreSonuçReferans
ASTAST22U/L22 U/L0400-40
ALTALT20U/L20 U/L0400-40
TotalBilirubinTotal Bilirubin0,7mg/dL0,7 mg/dL0,31,20,3-1,2

Hepatit Serolojisi:
- HBsAgHBsAg: Negatif
- AntiHBsAnti-HBs: Pozitif (150mIU/mL150 mIU/mL)
- AntiHBcIgGAnti-HBc IgG: Pozitif
- AntiHBcIgMAnti-HBc IgM: Negatif

Bu serolojik tabloya göre, hastanın durumuyla ilgili aşağıdakilerden hangisi söylenebilir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Doğal enfeksiyon yoluyla bağışıklık kazanmıştır.

Cevap

Hastanın serolojik profili, hepatit B enfeksiyonunu doğal yollarla geçirdiğini ve buna bağlı koruyucu bağışıklık kazandığını göstermektedir.
Laboratuvar sonuçlarında HBsAgHBsAg negatif ve AntiHBsAnti-HBs pozitif olması, hastanın hepatit B'ye karşı bağışıklığı olduğunu (korundug˘unukorunduğunu) gösterir. Bu tabloya AntiHBcIgGAnti-HBc IgG pozitifliğinin eşlik etmesi, bağışıklığın virüsün kendisiyle karşılaşma (doğal enfeksiyon) sonucu geliştiğini kanıtlar. Karaciğer enzimlerinin normal olması bu sürecin sağlıklı bir şekilde tamamlandığını destekler.

Adım Adım Çözüm

1
Serolojik göstergeleri analiz et
HBsAgHBsAg negatif, AntiHBsAnti-HBs pozitif.
Hepatit B yüzey antijeninin negatif olması aktif bir enfeksiyon olmadığını, yüzey antikorunun pozitif olması ise kişinin virüse karşı bağışıklığı olduğunu gösterir.
2
Bağışıklığın kaynağını sorgula
AntiHBcIgGAnti-HBc IgG pozitif.
Vücut virüsün çekirdek (corecore) antijeniyle sadece gerçek virüsle karşılaştığında (dog˘alenfeksiyondoğal enfeksiyon) antikor üretir; hepatit B aşısında sadece yüzey antijeni bulunduğu için aşı sonrası Anti-HBc IgG oluşmaz.
3
Klinik evreyi doğrula
AST,ALT,BilirubinAST, ALT, Bilirubin ve AntiHBcIgMAnti-HBc IgM normal/negatif.
Aktif karaciğer hasarı veya akut/pencere dönemi enfeksiyonu bulgusu olmaması, durumun geçmişte kalmış ve bağışıklıkla sonuçlanmış bir enfeksiyon olduğunu kanıtlar.

Anahtar Kavram

Hepatit B serolojisinde doğal bağışıklık ile aşıya bağlı bağışıklığın ayrımı Anti-HBc IgG varlığına dayanır.
Tahmini Süre:45s
Soru 276Soru

2525 yaşında erkek hasta, son 22 haftadır devam eden kanlı ishal ve dışkılama sonrası tam boşalamama (tenesmus) hissi ile başvuruyor. Kolonoskopide rektumdan başlayıp sigmoid kolona kadar uzanan, devamlılık gösteren mukoza ödemi ve frajilite saptanıyor. Biyopside inflamasyonun mukoza ve submukoza ile sınırlı olduğu görülüyor. Bu hasta için aşağıdaki ifadelerden hangisi doğrudur?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Total proktokolektomi yapılması hastalık için küratiftir.

Cevap

Ülseratif kolit kolona sınırlı bir hastalık olduğu için total proktokolektomi küratiftir.
Vakadaki klinik (kanlı ishal, tenesmus) ve endoskopik (rektumdan başlayan, devamlı mukoza tutulumu) bulgular Ülseratif Kolit (ÜK) tanısıyla uyumludur. ÜK anatomik olarak sadece kolona sınırlı bir hastalık olduğu için, tüm kolonun cerrahi olarak çıkarılması (total proktokolektomi) bağırsaktaki hastalık sürecini tamamen sonlandırır ve kür sağlar.

Adım Adım Çözüm

1
Klinik ve endoskopik bulguları değerlendir.
Rektumdan başlayan, devamlılık gösteren ve mukoza ile sınırlı inflamasyon Ülseratif Kolit tanısını koydurur.
Hastalığın başlangıç yeri ve tutulum derinliği ayırıcı tanıda kritiktir.
2
Hastalığın anatomik sınırlarını hatırla.
Ülseratif kolit sadece kalın bağırsak (kolon ve rektum) ile sınırlıdır.
Bu durum, organın çıkarılmasının sonucu nasıl etkileyeceğini belirler.
3
Cerrahi tedavinin sonucunu belirle.
Bağırsağın etkilenen tek bölümü çıkarıldığında hastalık tekrarlamaz, yani cerrahi küratiftir.
Crohn hastalığının aksine, ülseratif kolit cerrahi sonrası nüks etmez.

Anahtar Kavram

Ülseratif Kolit ve Crohn Hastalığı Ayırıcı Tanısı

Alternatif Yöntem

Ülseratif kolit ve Crohn ayrımını yaparken 'R' harfini (Rektum, Rektal kanama, Rekürrens yok -cerrahi sonrası-) Ülseratif Kolit için kodlayabilirsiniz.
Tahmini Süre:45s
Soru 277Soru

Elleri soğukta moraran ve beyazlaşan (RaynaudRaynaud fenomeni) 4242 yaşındaki kadın hasta, son 11 yıldır artan yutma güçlüğü ve şiddetli göğüs yanması (pirozispirozis) şikayetleriyle başvuruyor. Fizik muayenede parmak derisinde kalınlaşma ve gerginlik (sklerodaktili) izleniyor. Çekilen özofagus manometrisinde; özofagusun distal 2/32/3'lük kısmında peristaltizm kaybı (aperistalsis) ve alt özofagus sfinkter (AÖS) basıncının belirgin düşük (<6<6 mmHg) olduğu saptanıyor.

Buna göre, bu hasta için en olası tanı aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Sistemik skleroz (Skleroderma) özofagusu

Cevap

Sistemik skleroz (Skleroderma) özofagusu
Sistemik skleroz (Skleroderma), özofagusun düz kas tabakasını (distal 2/32/3) tutarak atrofi ve fibrozise neden olur. Bu durum manometride distal özofagusta peristaltizm kaybı (aperistalsis) ve alt özofagus sfinkter (AÖS) basıncında düşüklük ile karakterizedir. Düşük AÖS basıncı şiddetli gastroözofageal reflüye (pirozis) yol açar. Hastadaki Raynaud fenomeni ve sklerodaktili de tanıyı destekleyen sistemik bulgulardır.

Adım Adım Çözüm

1
Klinik bulguları analiz et
Raynaud fenomeni ve sklerodaktili, altta yatan bir bağ dokusu hastalığını (Sistemik Skleroz) işaret etmektedir.
Hastanın sistemik bulguları tanının anahtarıdır.
2
Gastrointestinal semptomları değerlendir
Disfaji (yutma güçlüğü) ve pirozis (reflü/yanma) birlikteliği mevcuttur.
Pirozis varlığı, reflüye zemin hazırlayan bir patolojiyi (gevşek sfinkter) düşündürür.
3
Manometri bulgularını yorumla
Distal 2/3 aperistalsis (düz kas tutulumu) ve hipotansif AÖS (<6 mmHg) kombinasyonu Skleroderma için tipiktir.
Düz kas atrofisi ve fibrozis, hem peristaltizmi bozar hem de sfinkterin kapanmasını engelleyerek şiddetli reflüye neden olur.

Anahtar Kavram

Sistemik sklerozda özofagus tutulumu: Distal 2/3 aperistalsis + Hipotansif AÖS

İpuçları

1
Hastanın ellerindeki bulgular (Raynaud ve deri kalınlaşması) sistemik bir hastalığı işaret ediyor.
2
Manometride alt özofagus sfinkter basıncının çok düşük olması, Akalazya'nın tam tersi bir durumdur.
3
Skleroderma (CREST sendromu), özofagusun düz kaslarını tutarak 'açık kalmış bir kapı' (hipotansif sfinkter) ve hareketsiz bir boru (aperistalsis) yaratır.

Daha Fazla Pratik

Skleroderma özofagusu olan hastalarda reflüye bağlı gelişebilecek uzun dönem komplikasyonları (Barrett özofagusu vb.) araştıran bir soru çözülmesi önerilir.
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 278Soru

3232 yaşında kadın hasta, son 66 aydır devam eden karın ağrısı, şişkinlik, kronik ishal ve halsizlik şikayetleriyle başvuruyor. Hastanın fizik muayenesinde her iki diz ve dirsek bölgesinde simetrik yerleşimli, eritemli zemin üzerinde yoğun kaşıntılı veziküler lezyonlar saptanıyor. Laboratuvar tetkiklerinde hemoglobin 10.5 g/dL10.5 \text{ g/dL} ve ferritin 8 ng/mL8 \text{ ng/mL} olarak bulunuyor. Bu hastada klinik tablodan sorumlu temel hastalığın tanısını doğrulamak için yapılması gereken en duyarlı ve özgül serolojik test aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Anti-doku transglutaminaz (Anti-tTG) IgA

Cevap

Klinik tablo (ishal, malabsorpsiyon ve dermatitis herpetiformis) ile uyumlu olarak Çölyak hastalığı tanısında en güvenilir serolojik test Anti-tTG IgA'dır.
Hastada görülen kronik ishal, malabsorpsiyon (demir eksikliği anemisi) ve kaşıntılı veziküler döküntüler (Dermatitis herpetiformis) tipik bir Çölyak hastalığı sunumudur. Bu tabloda tanıyı doğrulamak için ilk basamakta istenmesi gereken en duyarlı ve özgül test Anti-doku transglutaminaz (Anti-tTG) IgA antikorlarıdır.

Adım Adım Çözüm

1
Klinik semptomların analizi
Kronik ishal, halsizlik ve demir eksikliği anemisi (düşük ferritin) bir malabsorpsiyon sendromunu düşündürür.
Hastanın klinik tablosu ince bağırsak tutulumunu işaret etmektedir.
2
Ekstrapulmoner bulguların değerlendirilmesi
Diz ve dirseklerdeki kaşıntılı veziküler döküntüler tipik 'Dermatitis herpetiformis' tablosudur.
Dermatitis herpetiformis, Çölyak hastalığının en spesifik deri bulgusudur ve glutene duyarlı enteropati ile doğrudan ilişkilidir.
3
Tanısal testin seçimi
Anti-doku transglutaminaz (Anti-tTG) IgA testi istenir.
Anti-tTG IgA, Çölyak hastalığı taramasında ve tanısında en yüksek duyarlılık ve özgüllüğe sahip testtir.

Anahtar Kavram

Dermatitis herpetiformis ve Çölyak hastalığı birlikteliği ve serolojik tanısı.
Soru 279Soru

3232 yaşında erkek hasta, son 22 yıldır giderek artan hem katı hem de sıvı gıdalara karşı yutma güçlüğü (disfajidisfaji) ve göğüs arkasında dolgunluk hissi şikayetleriyle polikliniğe başvuruyor. Hasta, yemeklerden sonra ağzına sindirilmemiş gıdaların geldiğini ve bazen bu durumun gece öksürüğüne neden olduğunu belirtiyor. Yapılan özofagus manometrisinde yutma sonrası alt özofagus sfinkterinde (AO¨SAÖS) tam olmayan gevşeme ve özofagus gövdesinde eş zamanlı, düşük amplitüdlü kontraksiyonlar (aperistaltizmaperistaltizm) izleniyor. Bu klinik tabloya neden olan temel patofizyolojik mekanizma aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Myenterik (Auerbach) pleksustaki inhibitör nitrerjik nöronların kaybı

Cevap

Akalazyanın temelinde yatan mekanizma, myenterik (Auerbach) pleksustaki inhibitör nitrerjik (nitrik oksit salgılayan) nöronların kaybıdır.
Akalazya, özofagusun distalinde yer alan myenterik (Auerbach) pleksustaki inhibitör nöronların (nitrik oksit ve vazoaktif intestinal peptid salgılayan) kaybı sonucu gelişir. Bu kayıp, alt özofagus sfinkterinin yutma sonrası gevşeyememesine ve özofagus gövdesindeki peristaltik hareketlerin kaybolmasına (aperistaltizm) yol açar.

Adım Adım Çözüm

1
Klinik semptomların analizi
Hem katı hem sıvı gıdalara disfaji ve sindirilmemiş gıda regürjitasyonu saptandı.
Bu bulgular motor tipte bir disfajiye (özellikle akalazya) işaret eder.
2
Manometrik verilerin yorumlanması
AÖS gevşeme kusuru ve gövdede aperistaltizm saptandı.
Bu iki bulgu akalazya tanısı için patognomoniktir.
3
Patofizyolojik korelasyonun kurulması
Auerbach pleksusundaki inhibitör nöronların kaybı belirlendi.
Sfinkterin gevşemesi için gerekli olan nitrik oksit ve VIP salgılayan nöronların yokluğu klinik tabloyu açıklar.

Anahtar Kavram

Akalazyada inhibitör nöron kaybı (Nitrerjik/VIPerjik)

İpuçları

1
Disfajinin hem katı hem de sıvı gıdalara karşı olması, sorunun mekanik bir darlıktan ziyade motor bir bozukluk olduğunu düşündürür.

Daha Fazla Pratik

Akalazya tanısı konulan bir hastada, tanıyı kesinleştirmek için kullanılan 'altın standart' testin manometri olduğunu ve baryumlu grafideki 'kuş gagası' görünümünün tipik bir bulgu olduğunu unutmayın.
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 280Soru

3838 yaşında erkek hasta, 66 yıldır ülseratif kolit tanısıyla takip edilmektedir. Son 33 gündür kanlı ishalinde belirgin artış (günde 1515 kez), 39C39^{\circ}C ateş ve şiddetli karın ağrısı şikayetleriyle acil servise başvuruyor. Fizik muayenesinde genel durumu düşkün, batın distandü ve yaygın rebound hassasiyeti saptanıyor. Nabız 120/dak120/dak ve lökosit sayısı 21.000/mm321.000/mm^3 ölçülüyor. Ayakta direkt batın grafisinde transvers kolon çapı 8.58.5 cm olarak bulunuyor. Toksik megakolon tanısı konulan bu hastanın yönetimi ve klinik özellikleri ile ilgili aşağıdakilerden hangisi yanlıştır?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Hastalığın mukozal yaygınlığını ve aktivitesini belirlemek amacıyla acilen tam kolonoskopi ve biyopsi yapılmalıdır.

Cevap

Hastalığın yaygınlığını belirlemek amacıyla tam kolonoskopi ve biyopsi yapılması önerisi yanlıştır; bu girişim perforasyon riski nedeniyle kontrendikedir.
Toksik megakolon, inflamatuar bağırsak hastalıklarının (en sık ülseratif kolit) hayatı tehdit eden bir komplikasyonudur. Bu tabloda kolon duvarı aşırı derecede incelmiş ve frajilleşmiştir. Tam kolonoskopi sırasında yapılan hava insüflasyonu veya biyopsi girişimi, zaten gergin olan kolonda perforasyona yol açabileceği için kontrendikedir. Tanı, direkt batın grafisinde transvers kolon çapının >6>6 cm saptanması ve eşlik eden toksisite bulguları (ateş, taşikardi, lökositoz) ile konur.

Adım Adım Çözüm

1
Klinik tablonun analiz edilmesi
İBH öyküsü, yüksek ateş, taşikardi, lökositoz ve 8.58.5 cm kolonik dilatasyon varlığı 'Toksik Megakolon' tanısını doğrular.
Jalan kriterlerine göre kolon çapının 66 cm üzerinde olması ve sistemik toksisite bulguları tanı koydurucudur.
2
Kontrendikasyonların değerlendirilmesi
Hava insüflasyonu gerektiren kolonoskopi veya baryum gibi maddelerin kullanımı incelmiş kolon duvarında perforasyona neden olur.
İnflamasyonun transmural boyuta ulaştığı bu tabloda mekanik stres perforasyon riskini maksimize eder.
3
Yönetim stratejisinin belirlenmesi
Agresif sıvı replasmanı, geniş spektrumlu antibiyotik ve İV steroid tedavisi ile yakın radyolojik izlem gereklidir.
Medikal tedaviye yanıtsızlık durumunda cerrahi geciktirilmemelidir.

Anahtar Kavram

Toksik megakolon yönetiminde tam kolonoskopi ve baryumlu kolon grafisi perforasyon riski nedeniyle kontrendikedir.
Tahmini Süre:1m 30s
ÖncekiSayfa 14 / 22Sonraki
Gastroenteroloji — TUS - Tıpta Uzmanlık Sınavı — Sayfa 14 | Examkin