Gastroenteroloji

431 soru

Soru 241Soru

Karaciğer sirozu tanısıyla takip edilen 5858 yaşında kadın hasta, son 2424 saattir artan karın ağrısı ve ateş şikayetiyle acil servise başvuruyor. Yapılan fizik muayenede batında yaygın hassasiyet ve rebound saptanıyor. Hastadan alınan asit sıvısının incelemesinde polimorf nüveli lökosit (PNL) sayısı 850/mm3850/mm^3 olarak bulunuyor. Asit biyokimyasında total protein: 3.23.2 g/dL, glukoz: 3535 mg/dL ve LDH: 500500 U/L (serum üst sınırının üzerinde) saptanıyor. Bu klinik ve laboratuvar bulgularına göre en olası tanı hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Sekonder peritonit

Cevap

Sunulan klinik tablo ve asit analiz bulguları doğrultusunda en olası tanı sekonder peritonittir.
Sekonder peritonit tanısı, asit sıvısında PNL sayısının artışına ek olarak Runyon kriterlerinin karşılanmasıyla konur. Bu kriterler; asit proteininin >1> 1 g/dL olması, asit glukozunun <50< 50 mg/dL olması ve asit LDH düzeyinin serum üst sınırının üzerinde olmasıdır. Hastada bu üç kriterin de pozitif olması, tabloyu spontan bakteriyel peritonitten ayırır ve cerrahi bir odağı düşündürür.

Adım Adım Çözüm

1
Asit sıvısındaki lökosit sayısını değerlendir
PNL sayısı 850/mm3850/mm^3 (>250/mm3> 250/mm^3) olduğu için bir peritonit tablosu mevcuttur.
Peritonit tanısı için eşik değer PNL >250/mm3> 250/mm^3 olmasıdır.
2
Asit biyokimyasal parametrelerini Runyon kriterlerine göre incele
Protein: 3.23.2 g/dL (>1> 1), Glukoz: 3535 mg/dL (<50< 50), LDH: 500500 U/L (>> serum üst sınırı).
Primer ve sekonder peritonit ayırımı için biyokimyasal kriterlerin kullanılması gerekir.
3
Tanıyı netleştir
Üç kriterden en az ikisinin varlığı sekonder peritoniti (organ perforasyonu vb.) işaret eder.
Sekonder peritonit, cerrahi müdahale gerektirebileceği için spontan bakteriyel peritonitten hızla ayırt edilmelidir.

Anahtar Kavram

Sirozda asit enfeksiyonlarında Runyon Kriterleri (Sekonder Peritonit göstergeleri)

Daha Fazla Pratik

Sekonder peritonit şüphesinde batın görüntülemesi (BT) ve asit kültüründe multipl mikroorganizma üremesinin tanısal önemi incelenebilir.
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 242Soru

5252 yaşında kadın hasta, yaklaşık 44 saat önce yağlı bir yemek sonrası başlayan, sağ üst kadranda sırta vuran ağrı ve bulantı şikayetiyle acil servise başvuruyor. İlk değerlendirmede ateşi 36.8C36.8^\circ C ölçülüyor, Murphy bulgusu saptanmıyor ve laboratuvar değerleri normal bulunuyor. Ancak hasta acil gözlem süresinin 88. saatinde ağrısının geçmediğini, aksine şiddetlendiğini ifade ediyor. Tekrar yapılan muayenede ateşin 38.3C38.3^\circ C'ye yükseldiği ve Murphy bulgusunun pozitifleştiği saptanıyor. Bu hastadaki klinik tablonun değişimi aşağıdakilerden hangisi ile en iyi açıklanır?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Biliyer kolik tablosunun akut kolesistite ilerlemesi

Cevap

Biliyer kolik tablosunun akut kolesistite ilerlemesi
Doğru yanıt olan biliyer kolikten kolesistite ilerleme durumu, hastanın ilk başvurusu ile takipteki bulguları arasındaki farkı tam olarak açıklar. Biliyer kolikte ağrı genellikle 66 saatten kısa sürer ve inflamasyon bulgusu (ateş, Murphy) yoktur. Tıkanıklık kalıcılaştığında ise akut kolesistit tablosu gelişir.

Adım Adım Çözüm

1
İlk klinik bulguları analiz et
44 saatlik ağrı, ateş yokluğu ve negatif Murphy bulgusu biliyer kolik tanısını destekler.
Safra kesesi taşının kistik kanalı geçici tıkanması inflamasyona yol açmadan ağrı (biliyer kolik) yapar.
2
Progresyon bulgularını değerlendir
Ağrının 66 saati aşması, ateşin çıkması ve Murphy bulgusunun pozitifleşmesi akut kolesistite işaret eder.
Tıkanıklık kalıcı hale geldiğinde safra kesesi duvarında iskemi ve inflamasyon (kolesistit) başlar.
3
Ayırıcı tanıyı netleştir
Hastada sarılık (ikter) veya konfüzyon gibi bulgular olmadığı için akut kolanjit veya Reynolds pentadı dışlanır.
Kolanjit tanısı için Charcot triadı (ağrı, ateş, sarılık) gereklidir.

Anahtar Kavram

Biliyer kolik ile akut kolesistit arasındaki en önemli klinik farklar ağrının süresi (>6>6 saat) ve sistemik inflamasyon (ateş, lökositoz) bulgularının varlığıdır.

İpuçları

1
Ağrı süresinin 66 saati geçip geçmediğine dikkat edin.

Daha Fazla Pratik

Tokyo Guidelines 2018'e göre akut kolesistit şiddet evrelemesini (Grade I-III) tekrar edin.
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 243Soru

5656 yaşında kadın hasta, HepatitBHepatit B'ye bağlı Child-Pugh B evre karaciğer sirozu nedeniyle takip edilmektedir. Son 22 gündür gelişen hafif ateş, sağ yan ağrısı ve nefes darlığında artış şikayetleri ile başvuruyor. Fizik muayenede sağ akciğer bazalinde matite ve solunum seslerinde azalma saptanıyor; batında yer değiştiren matite pozitif bulunuyor. Çekilen akciğer grafisinde sağda plevral efüzyon izleniyor, parankimal infiltrasyon saptanmıyor. Yapılan torasentez analizinde; plevral sıvı proteini 1,2 g/dL1,2\text{ g/dL}, LDHLDH 70 U/L70\text{ U/L} (eş zamanlı serum LDHLDH 210 U/L210\text{ U/L}), parçalı lökosit (PMNPMN) sayısı 620/mm3620\text{/mm}^3 olarak bulunuyor. Bu hasta için en uygun yaklaşım aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: İntravenöz sefotaksim tedavisi başlanması

Cevap

İntravenöz sefotaksim tedavisi başlanması en uygun yaklaşımdır.
Hastada saptanan bulgular Spontan Bakteriyel Plörit (SBPL) ile uyumludur. SBPL, sirotik hastalarda altta yatan bir parankimal akciğer enfeksiyonu olmaksızın plevral sıvının enfekte olmasıdır. Tanı için plevral sıvıda parçalı lökosit (PMNPMN) sayısının >250/mm3>250\text{/mm}^3 olması yeterlidir. Tedavisi, tıpkı Spontan Bakteriyel Peritonit'te olduğu gibi intravenöz 33. kuşak sefalosporinlerle yapılır.

Adım Adım Çözüm

1
Plevral sıvı analizinin Light kriterlerine göre değerlendirilmesi
Plevral sıvı/Serum LDH oranı 70/210=0,3370/210 = 0,33 (< 0,6) ve protein düşüklüğü sıvının transüda karakterinde olduğunu gösterir.
Siroza bağlı hepatik hidrotoraks tipik olarak transüda karakterindedir.
2
Enfeksiyon varlığının plevral sıvı nötrofil sayısına göre kontrol edilmesi
Plevral sıvı PMN sayısı 620/mm3620\text{/mm}^3 bulunmuştur.
Nötrofil sayısının 250/mm3250\text{/mm}^3 (bazı kaynaklara göre 500/mm3500\text{/mm}^3) üzerinde olması, altta yatan bir pnömoni yoksa Spontan Bakteriyel Plörit (SBPL) tanısını kesinleştirir.
3
Uygun tedavi yönteminin seçilmesi
İntravenöz 33. kuşak sefalosporin (sefotaksim gibi) başlanmalıdır.
SBPL yönetimi Spontan Bakteriyel Peritonit (SBP) ile aynıdır; drenaj (göğüs tüpü) mortaliteyi artırdığı için kaçınılmalıdır.

Anahtar Kavram

Spontan Bakteriyel Plörit (SBPL) tanısı ve yönetimi

Daha Fazla Pratik

SBPL ile SBP birliktelik oranlarını ve SBPL tanısında kültüre dayalı yaklaşımları gözden geçirebilirsiniz.
Tahmini Süre:2m 0s
Soru 244Soru

6262 yaşında erkek hasta, son 22 haftadır devam eden epigastrik ağrı ve son 66 saattir gelişen melena şikayetiyle acil servise başvuruyor. Özgeçmişinde osteoartrit nedeniyle yoğun non-steroid anti-inflamatuar ilaç (NSAİİ) kullanımı öyküsü mevcut. Fizik muayenesinde kan basıncı 105/65105/65 mmHg, nabız 9595/dk saptanıyor. Yapılan üst gastrointestinal sistem (GİS) endoskopisinde mide antrumunda 22 cm çapında ülser ve ülser tabanında kuvvetli irrigasyon ile yerinden ayrılmayan, koyu renkli, geniş bir yapışık pıhtı (Forrest IIb) izleniyor. Bu hasta için en uygun yönetim stratejisi aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Pıhtının endoskopik olarak nazikçe uzaklaştırılması ve alttaki vasküler odağın uygun yöntemle (enjeksiyon, termal veya mekanik) tedavi edilmesi

Cevap

Pıhtının endoskopik olarak nazikçe uzaklaştırılması ve alttaki vasküler odağın uygun yöntemle tedavi edilmesi en uygun yaklaşımdır.
Forrest IIb (yapışık pıhtı) lezyonlarda, güncel endoskopi kılavuzları pıhtının nazikçe uzaklaştırılmasını (soymayı/snare ile almayı) ve alttaki lezyonun (genellikle Forrest Ia veya IIa çıkar) doğrudan tedavi edilmesini önerir. Bu yaklaşım, sadece PPI tedavisine göre daha düşük yeniden kanama oranları ile ilişkilidir.

Adım Adım Çözüm

1
Endoskopik bulgunun (Forrest IIb) sınıflandırılması.
Yapışık pıhtı izlenen ülserlerde yeniden kanama riskinin yaklaşık %22\%22 olduğu belirlenir.
Yönetim stratejisi Forrest sınıflamasına göre belirlenir.
2
Pıhtı yönetimine karar verilmesi.
Vigorous irrigasyon ile ayrılmayan pıhtının snare veya aspirasyon ile uzaklaştırılması planlanır.
Pıhtı altında gizlenen aktif kanama veya görünür damar (Forrest Ia, IIa) odaklarını saptamak ve tedavi etmek gerekir.
3
Uzaklaştırma sonrası zeminin değerlendirilmesi ve tedavi uygulanması.
Eğer altta yüksek riskli bir stigmata (görünür damar gibi) çıkarsa kombine endoskopik tedavi uygulanır.
Endoskopik tedavi, Forrest IIb lezyonlarda yüksek doz PPI tedavisine eklendiğinde yeniden kanama ve cerrahi ihtiyacını azaltır.

Anahtar Kavram

Peptik ülser kanamalarında Forrest IIb (yapışık pıhtı) yönetimi

Daha Fazla Pratik

Forrest Ia ve IIa arasındaki endoskopik tedavi farklarını ve epinefrin enjeksiyonunun tek başına neden yetersiz olduğunu gözden geçirin.
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 245Soru

4949 yaşında kadın hasta, non-alkolik steatohepatit (NASHNASH) zemininde gelişen karaciğer sirozu ve asit nedeniyle poliklinikte takip edilmektedir. Hasta, son 22 haftadır düşük sodyumlu diyete (<2<2 g/gün) tam uyum gösterdiğini ve önerilen spironolakton 400400 mg/gün ile furosemid 160160 mg/gün dozlarını aksatmadan kullandığını belirtmektedir. Buna rağmen karın şişliğinde azalma olmadığını ve son 11 haftadır tartı takibinde vücut ağırlığının değişmediğini ifade etmektedir. Fizik muayenesinde batında yer değiştiren matite pozitif olup, belirgin distansiyon saptanmıştır. Laboratuvar incelemesinde serum kreatinin 0.90.9 mg/dL, sodyum 134134 mEq/L ve potasyum 4.64.6 mEq/L olarak saptanmıştır. Bu klinik tabloya göre en olası tanı ve bir sonraki basamakta uygulanması gereken en uygun tedavi yaklaşımı aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Refrakter asit - Tekrarlayan geniş hacimli parasentez ve albümin desteği

Cevap

Refrakter asit tanısı konularak tekrarlayan geniş hacimli parasentez ve beraberinde albümin desteği uygulanmalıdır.
Klinik vaka, diüretiğe dirençli refrakter asit tanımına tam olarak uymaktadır. Hasta hem sodyum kısıtlamasına uymakta hem de en üst düzey diüretik dozlarını almaktadır; buna karşın kilo kaybı durmuştur ve asit gergindir. Bu durumdaki hastalarda ilk seçenek tedavi, drenaj sonrası dolaşım bozukluğunu önlemek amacıyla intravenöz albümin desteği (55 litrenin üzerindeki her litre için 66-88 g) eşliğinde geniş hacimli parasentez yapılmasıdır.

Adım Adım Çözüm

1
Klinik verilerin değerlendirilmesi
Hastanın diyet uyumuna rağmen spironolakton 400400 mg/gün ve furosemid 160160 mg/gün (maksimum dozlar) altında kilo kaybı yaşamaması (<200<200 g/gün) teyit edildi.
Refrakter asit tanısı için International Club of Ascites (ICA) kriterlerinin karşılanıp karşılanmadığını belirlemek.
2
Tanının netleştirilmesi
Refrakter asit (Diüretiğe dirençli tip) tanısı konuldu.
Maksimum doz diüretik tedavisine rağmen asidin kontrol altına alınamaması bu tanıyı tanımlar.
3
Tedavi planının oluşturulması
Geniş hacimli parasentez (LVP) planlanması ve her litre asit drenajı için 66-88 g albümin verilmesi kararlaştırıldı.
LVP sonrası gelişebilecek dolaşımsal disfonksiyonu (PPCD) önlemek için albümin desteği şarttır.

Anahtar Kavram

Refrakter asit, diyet sodyum kısıtlaması ve maksimum doz diüretik tedavisine rağmen (spironolakton 400400 mg, furosemid 160160 mg) temizlenemeyen veya diüretik yan etkileri nedeniyle etkili dozun kullanılamadığı asit tablosudur.
Soru 246Soru

50 yaşında erkek hasta, bilinen karaciğer sirozu zemininde ani başlayan masif kan kusma (hematemez) şikayetiyle acil servise getiriliyor. Yapılan ilk muayenede hastanın konfüzyonel olduğu, kan basıncının 80/4080/40 mmHg ve nabzının 130/dakika130/dakika olduğu saptanıyor. Bu hastanın acil yönetiminde öncelikle yapılması gereken aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Hava yolu güvenliğinin sağlanması ve geniş lümenli damar yolu açılarak sıvı resüsitasyonuna başlanması

Cevap

Hava yolu güvenliğinin sağlanması ve sıvı resüsitasyonuna başlanması, hemodinamik şok tablosundaki bir hastada hayati öneme sahip olan ilk adımdır.
Masif kanama ile başvuran ve hemodinamisi bozulmuş (hipotansif, taşikardik) bir hastada tanısal işlemlerden (endoskopi vb.) veya spesifik ilaçlardan (terlipressin vb.) önce hayati fonksiyonların desteklenmesi (ABC) ve kaybolan hacmin yerine konulması (sıvı resüsitasyonu) gerekir.

Adım Adım Çözüm

1
Hastanın yaşamsal bulgularının (tansiyon, nabız) değerlendirilmesi.
Hipovolemik şok tablosunun saptanması (80/4080/40 mmHg, nabız 130130).
Müdahalenin önceliğini ve aciliyetini belirlemek için gereklidir.
2
Hava yolu açıklığının sağlanması ve gerekirse entübasyon hazırlığı yapılması.
Aspirasyon riskinin azaltılması ve oksijenasyonun korunması.
Masif hematemez durumunda hastanın kendi kanını aspire etme riski yüksektir.
3
Geniş lümenli iki adet intravenöz yolun açılması ve izotonik kristaloid sıvıların başlanması.
Damar içi hacmin yerine konulması ve doku perfüzyonunun sağlanması.
Şok tablosundaki hastada doku hasarını önlemek ve hemodinamik stabilizasyonu sağlamak için ilk yapılması gereken işlemdir.

Anahtar Kavram

Akut GİS Kanamalarında İlk Yaklaşım (ABC)
Tahmini Süre:45s
Soru 247Soru

24 yaşında kadın hasta, bir aydır devam eden müphem karın ağrısı ve dolgunluk hissi ile başvuruyor. Fizik muayenede sol üst kadranda ele gelen kitle saptanıyor. Batın BT ve MR incelemelerinde; pankreas kuyruk kesiminde yerleşimli, 8 cm çapında, iyi sınırlı, kalın bir fibroz kapsülle çevrili, içerisinde hemorajik ve kistik dejenerasyon alanları barındıran solid kitle izleniyor. Kitle içerisinde kalsifikasyon saptanmıyor. Yapılan EUS eşliğinde ince iğne aspirasyon biyopsisinde; fibrovasküler kor etrafında dizilmiş, psödopapiller yapılar oluşturan uniform hücreler görülüyor. İmmünohistokimyasal incelemede tümör hücreleri CD10, Vimentin ve Nükleer Beta-katen ile pozitif; Kromogranin A ve Sinaptofizin ile negatif boyanıyor.

Bu hasta için en olası tanı aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Solid psödopapiller neoplazi

Cevap

Solid psödopapiller neoplazi (Frantz Tümörü)
Soruda tarif edilen vaka 'Solid Psödopapiller Neoplazi' (SPN veya Frantz tümörü) için ders kitabı niteliğindedir. Tanıdaki anahtar noktalar şunlardır: 1) Demografi: Genç kadınlarda (20-30 yaş) en sık görülen pankreas tümörlerinden biridir. 2) Morfoloji: Kalın fibroz kapsül, içinde kanama ve kistik dejenerasyon alanları barındıran kitle tipiktir. 3) İmmünohistokimya: Nükleer Beta-katen pozitifliği (Wnt sinyal yolağı mutasyonu nedeniyle) bu tümör için tanı koydurucudur (patognomonik). Ayrıca CD10 ve Vimentin pozitifliği destekleyicidir. Kromogranin negatifliği, en önemli karışıklık nedeni olan Nöroendokrin tümörleri ekarte ettirir.

Adım Adım Çözüm

1
Klinik ve demografik verileri analiz et
24 yaşında kadın hasta. (SPN için tipik yaş ve cinsiyet: Genç kadın)
Pankreas kistik/solid lezyonlarında hastanın yaşı ve cinsiyeti en önemli ayırıcı tanı kriterlerinden biridir.
2
Radyolojik bulguları değerlendir
Pankreas kuyruğunda, kapsüllü, hemorajik ve kistik dejenerasyon içeren solid kitle.
Bu radyolojik görünüm (solid-kistik karışık, kapsüllü, kanamalı) Solid Psödopapiller Neoplazi için karakteristiktir.
3
İmmünohistokimyasal profili yorumla
Nükleer Beta-katen (+), CD10 (+), Kromogranin A (-).
Nükleer Beta-katen birikimi SPN için patognomoniktir. Kromogranin negatifliği Nöroendokrin tümörü dışlar.

Anahtar Kavram

Pankreasın Kistik ve Solid Tümörlerinin Ayırıcı Tanısı (İmmünohistokimya)

İpuçları

1
Hastanın yaşı (24) ve cinsiyeti (kadın) tanıda çok güçlü bir ipucudur. Bu tümöre bazen 'genç kız tümörü' de denir.
2
Kromogranin negatifliği, radyolojik olarak çok benzeyebilen Nöroendokrin Tümör seçeneğini elemenizi sağlar.
3
Nükleer Beta-katen pozitifliği, Wnt yolağı aktivasyonunu gösterir ve bu tümör (Solid Psödopapiller Neoplazi) için patognomoniktir.

Daha Fazla Pratik

Pankreatik kistik lezyonların sıvı analizi (CEA ve Amilaz düzeyleri) ile ayırıcı tanısı konusuna çalışınız.
Tahmini Süre:2m 0s
Soru 248Soru

42 yaşında bir erkek hasta, aşırı alkol alımı sonrası başlayan, sırtına yayılan şiddetli epigastrik ağrı ve tekrarlayan kusma şikayetiyle acil servise başvuruyor. Fizik muayenede karın üst kadranlarda hassasiyet ve bağırsak seslerinde azalma saptanıyor. Laboratuvar tetkiklerinde serum lipaz düzeyi normalin 55 katı olarak bulunuyor. Akut pankreatit tanısı konulan bu hastada, pankreatik nekrozun varlığını ve yaygınlığını en doğru şekilde değerlendirmek için yapılması gereken işlem aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Semptomların başlangıcından 7272-9696 saat sonra kontrastlı abdominal bilgisayarlı tomografi (BT) çekilmesi

Cevap

Semptomların başlangıcından 72-96 saat sonra çekilen kontrastlı abdominal BT, nekrozun değerlendirilmesinde en doğru yöntemdir.
Akut pankreatitte nekroz dinamik bir süreçtir. Pankreas parankimindeki perfüzyon bozukluğunun ve doku ölümünün bilgisayarlı tomografide net olarak ayırt edilebilmesi için genellikle semptomların başlamasından itibaren en az 7272 saatlik bir sürenin geçmesi gerekir. 7272-9696. saatlerde çekilen kontrastlı BT, nekrozun yaygınlığını belirlemede ve prognozu öngörmede en güvenilir yöntemdir.

Adım Adım Çözüm

1
Hastanın klinik ve laboratuvar bulgularına göre tanı konulması.
Tipik ağrı ve lipaz yüksekliği (>3>3 kat) ile akut pankreatit tanısı kesinleşir.
Akut pankreatit tanısı klinik, biyokimyasal ve radyolojik kriterlerden en az ikisinin varlığı ile konur.
2
Komplikasyon (nekroz) değerlendirmesi için radyolojik zamanlamanın belirlenmesi.
Nekrozun radyolojik olarak belirginleşmesi için en az 7272 saat beklenmesi gerektiği saptanır.
Erken dönemde çekilen BT, nekrozun gerçek boyutunu göstermez ve yanlış negatif sonuç verebilir.
3
Uygun görüntüleme yönteminin seçilmesi.
Kontrastlı abdominal BT'nin altın standart olduğu belirlenir.
BT, pankreastaki perfüzyon bozukluğunu (nekroz) göstermede en yüksek duyarlılığa sahiptir.

Anahtar Kavram

Akut pankreatitte nekrozun değerlendirilmesi için kontrastlı BT'nin zamanlaması (7272-9696. saatler).

İpuçları

1
Nekrozun BT'de görünür hale gelmesi için doku perfüzyonunun tamamen kesilip radyolojik kontrast farkının oluşması gerekir.
2
Hastalığın ilk 48 saatinde pankreas genellikle ödematöz görülür; nekrotik alanlar daha sonra netleşir.

Daha Fazla Pratik

Akut pankreatitte şiddeti belirleyen Ranson ve APACHE II skorlama sistemlerini tekrar edin.
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 249Soru

6262 yaşında erkek hasta, 1515 yıldır devam eden gastroözofageal reflü hastalığı (GÖRH) tanısıyla izlenmektedir. Hastaya yapılan kontrol üst gastrointestinal sistem endoskopisinde; skuamokolumnar bileşkenin (Z-hattı) gastroözofageal bileşkeden proksimale doğru 55 cm yer değiştirdiği (Prague C4M5C4M5) izleniyor. Bu segmentin distalinde, saat 44 hizasında yaklaşık 66 mm çapında, hafif kabarık nodüler bir alan saptanıyor. Biyopsi sonuçları aşağıdaki tabloda verilmiştir:

LokalizasyonEndoskopik GörünümPatoloji Sonucu
Barrett Segmenti (Genel)Somon rengi düz mukozaDüşük Dereceli Displazi
Distal Özofagus (Saat 4)66 mm çaplı nodülYüksek Dereceli Displazi

Bu klinik tabloya göre, hasta için en uygun bir sonraki yönetim adımı hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Nodüler alanın endoskopik mukozal rezeksiyonu (EMR)

Cevap

Barrett özofagusunda nodüler bir lezyon saptandığında, en uygun yaklaşım nodüler alanın endoskopik mukozal rezeksiyonu (EMR) ile çıkarılmasıdır.
Barrett özofagusunda saptanan nodüler lezyonlar, displazi veya kanser odakları barındırma ihtimali en yüksek olan alanlardır. Bu nodüllerin endoskopik mukozal rezeksiyon (EMR) ile çıkarılması, hem lezyonun derinliğinin (T evresi) kesin olarak belirlenmesini sağlar hem de küratif bir tedavi sunar. Eğer nodülde submukozal invazyon yoksa, Barrett segmentinin geri kalan düz kısımları daha sonra radyofrekans ablasyon (RFA) ile tedavi edilerek nüks riski azaltılır.

Adım Adım Çözüm

1
Endoskopik bulguların değerlendirilmesi
55 cm'lik (uzun segment) Barrett özofagusu ve şüpheli nodüler lezyonun tespiti.
Barrett özofagusunda nodüller, displazi veya erken evre kanser açısından en yüksek riskli alanlardır.
2
Patoloji sonuçlarının analizi
Nodüler alanda yüksek dereceli displazi (HGD) teyidi.
HGD, invaziv adenokarsinom riskinin yüksek olduğunu ve aktif girişim gerektiğini gösterir.
3
Yönetim stratejisinin belirlenmesi
Nodüler lezyonlarda evreleme ve tedavi amaçlı EMR kararı.
Güncel kılavuzlara göre, Barrett özofagusunda tüm görünür lezyonlar EMR ile çıkarılmalı; segmentin geri kalan düz alanlarındaki displazi ise RFA ile eradike edilmelidir.

Anahtar Kavram

Barrett Özofagusunda Nodüler Lezyon Yönetimi

Daha Fazla Pratik

Barrett özofagusunda displazi saptanmayan hastalar için endoskopik takip aralıklarını ve Prague sınıflamasının parametrelerini tekrar ediniz.
Tahmini Süre:2m 0s
Soru 250Soru

6060 yaşında erkek hasta, bilinen karaciğer sirozu tanısıyla takip edilirken ani başlayan masif hematemez şikayetiyle acil servise başvuruyor. Hemodinamik resüsitasyon ve stabilizasyon sağlandıktan sonra yapılan acil üst GİS endoskopisinde özofagus distalinde aktif kanayan varisler saptanıyor. Bu hastada kanama kontrolü için uygulanması gereken altın standart endoskopik tedavi yöntemi aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Endoskopik band ligasyonu

Cevap

Akut varis kanamasında altın standart endoskopik tedavi yöntemi endoskopik band ligasyonudur.
Endoskopik band ligasyonu, özofagus varis kanamalarında kanamayı durdurmada yüksek başarı oranına sahip olması ve skleroterapiye kıyasla daha az komplikasyon (özofagus ülseri, perforasyon, striktür) geliştirmesi nedeniyle güncel tıbbi uygulamalarda altın standart olarak kabul edilir.

Adım Adım Çözüm

1
Hastanın klinik tablosunu değerlendir
Siroz zemininde aktif varis kanaması tespit edildi.
Tedavi stratejisinin belirlenmesi için kanama kaynağının doğrulanması gerekir.
2
Endoskopik tedavi yöntemlerini karşılaştır
Band ligasyonunun skleroterapiye üstün olduğu belirlendi.
Literatürde band ligasyonunun daha düşük komplikasyon ve daha yüksek başarı oranına sahip olduğu kanıtlanmıştır.
3
Birinci basamak tedaviyi seç
Endoskopik band ligasyonu kararı verildi.
Güncel kılavuzlar akut varis kanamasında band ligasyonunu ilk seçenek olarak önermektedir.

Anahtar Kavram

Özofagus varis kanamalarında akut endoskopik yönetim.

Daha Fazla Pratik

Varis dışı üst GİS kanamalarında (örneğin peptik ülser) endoskopik tedavi yöntemlerini ve Forrest sınıflamasını gözden geçirebilirsiniz.
Tahmini Süre:45s
Soru 251Soru

5454 yaşında erkek hasta, yaklaşık 66 aydır devam eden epigastrik ağrı ve yemeklerden sonra dolgunluk şikayeti ile başvuruyor. Yapılan üst gastrointestinal sistem endoskopisinde antrumda ülsere, sınırları düzensiz bir lezyon izleniyor. Biyopsi sonucu "Düşük dereceli B hücreli MALT (mukoza ile ilişkili lenfoid doku) lenfoma" olarak raporlanıyor. Hastada *Helicobacter pylori* enfeksiyonu saptanıyor. Uygun eradikasyon tedavisi sonrası H.pyloriH. pylori'nin eradike edildiği üre-nefes testi ile doğrulanıyor. Ancak 66 ay sonra yapılan kontrol endoskopik biyopsilerinde lenfomanın histolojik olarak gerilemediği görülüyor. Bu hastada eradikasyon tedavisine yanıtsızlığı açıklayan en olası moleküler bozukluk aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: t(11;18)(API2MALT1)t(11;18) (API2-MALT1) translokasyonu

Cevap

t(11;18)(API2MALT1)t(11;18) (API2-MALT1) translokasyonu
Gastrik MALT lenfomada H.pyloriH. pylori eradikasyonu, özellikle Evre II hastalarda temel tedavidir. Ancak hastaların bir kısmında lenfoma gerilemez. t(11;18)(q21;q21)t(11;18)(q21;q21) translokasyonu (API2MALT1API2-MALT1 füzyonu), gastrik MALT lenfomalarda en sık görülen sitogenetik anomali olup, bu translokasyonu taşıyan tümörler H.pyloriH. pylori eradikasyonuna yanıt vermezler ve daha ileri evrelerle ilişkilidirler.

Adım Adım Çözüm

1
Tanıyı ve başlangıç durumunu değerlendir.
Hasta düşük dereceli gastrik MALT lenfoma ve H.pyloriH. pylori pozitiftir.
MALT lenfoma vakalarının çoğunda H.pyloriH. pylori etiyolojik faktördür.
2
İlk basamak tedavi yanıtını analiz et.
H.pyloriH. pylori eradike edilmesine rağmen lenfoma gerilememiştir.
Genellikle vakaların %7080\%70-80'i eradikasyonla iyileşir, ancak bir grup dirençlidir.
3
Dirençle ilişkili moleküler markeri belirle.
t(11;18)t(11;18) translokasyonu saptanması eradikasyon başarısızlığını açıklar.
Bu translokasyon NF-κB yolağını sürekli aktif tutarak lenfomayı H.pyloriH. pylori uyarısından bağımsız hale getirir.

Anahtar Kavram

Gastrik MALT lenfomada moleküler prognostik faktörler

Daha Fazla Pratik

MALT lenfomada eradikasyon tedavisine yanıt alınamayan hastalarda radyoterapi veya monoklonal antikor (Rituksimab) seçeneklerini gözden geçirin.
Tahmini Süre:2m 0s
Soru 252Soru

2828 yaşında erkek hasta, 66 yıldır Crohn hastalığı (ileokolik tutulum) tanısıyla takip edilmektedir. Hastanın son bir aydır her iki bacağında belirginleşen şişlik ve idrar miktarında azalma şikayeti mevcuttur. Fizik muayenesinde pretibial 2+2+ ödem saptanıyor. Laboratuvar tetkiklerinde; kreatinin 1.91.9 mg/dL, albümin 2.42.4 g/dL ve tam idrar tetkikinde 4+4+ proteinüri saptanıyor. Bu hastada mevcut klinik tablonun en olası nedeni aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Sekonder amiloidoz

Cevap

Sekonder amiloidoz
Sekonder amiloidoz (AA tipi), Crohn hastalığı gibi kronik süpüratif veya inflamatuar hastalıklarda görülen ciddi bir komplikasyondur. Serum amiloid A (SAA) proteininin aşırı üretimi ve böbreklerde birikimi sonucu masif proteinüri, nefrotik sendrom ve son dönem böbrek yetmezliğine gidiş görülür. Vakadaki 4+4+ proteinüri ve pretibial ödem bu tabloyu desteklemektedir.

Adım Adım Çözüm

1
Hastanın temel hastalığı ve yeni gelişen klinik bulguları analiz edilir.
Kronik bir inflamatuar bağırsak hastalığı (Crohn) zemininde nefrotik düzeyde proteinüri (4+4+), hipoalbüminemi (2.42.4 g/dL) ve böbrek fonksiyon kaybı saptandı.
Tanısal yaklaşım için primer hastalığın sistemik komplikasyonlarını değerlendirmek gerekir.
2
İnflamatuar bağırsak hastalıklarında görülen renal komplikasyonlar ayırıcı tanıya alınır.
Taş hastalığı (okzalat/ürik asit), fistüller, obstrüktif üropati ve amiloidoz değerlendirilir.
Crohn hastalığında böbrek tutulumu multifaktöriyel olabilir.
3
Klinik tabloyu en iyi açıklayan patoloji belirlenir.
Kronik inflamasyonun uyardığı AA tipi sekonder amiloidoz, nefrotik sendrom tablosuyla uyumludur.
AA amiloidoz, uzun süreli kontrolsüz inflamasyonun (IBH, FMF, RA) ciddi bir böbrek komplikasyonudur.

Anahtar Kavram

Crohn hastalığı gibi kronik inflamatuar süreçler, AA tipi sekonder amiloidoza yol açarak nefrotik sendrom ve progresif böbrek yetmezliği tablosuna neden olabilir.

İpuçları

1
Hastada nefrotik düzeyde proteinüri (4+4+) ve buna bağlı ödem olduğunu fark ettiniz mi?
2
Kronik inflamatuar hastalıklar dokularda hangi proteinin birikmesine yol açarak böbrek hasarı yapabilir?

Daha Fazla Pratik

İnflamatuar bağırsak hastalıklarında amiloidozun en sık Crohn hastalığında görüldüğünü, ülseratif kolitte ise nadir olduğunu unutmayın.
Tahmini Süre:1m 15s
Soru 253Soru

5656 yaşında erkek hasta, son 22 aydır giderek artan halsizlik, kaşıntı ve göz aklarında sararma şikayetiyle başvuruyor. Özgeçmişinde 11 yıl önce her iki submandibüler bezde ağrısız şişlik nedeniyle tetkik edildiği ve "non-spesifik siyaladenit" tanısı aldığı öğreniliyor. Laboratuvar incelemesinde; total bilirubin 7.27.2 mg/dL, direkt bilirubin 5.15.1 mg/dL, alkalen fosfataz (ALP) 920920 U/L ve GGT 480480 U/L olarak saptanıyor. Çekilen manyetik rezonans kolanjiyopankreatografide (MRCP) koledok distalinde uzun segmentli darlık ve intrahepatik safra yollarında hafif dilatasyon izleniyor. Abdominal BT'de pankreasın diffüz olarak genişlediği ve çevresinde "kapsül benzeri" hipodens bir halenin bulunduğu görülüyor. Bu hastada en olası tanıyı doğrulamak için yapılması gereken en uygun tetkik aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Serum IgG4 düzeyi ölçümü

Cevap

En olası tanı olan IgG4-ilişkili sklerozan kolanjiti (IgG4-SC) doğrulamak için serum IgG4 düzeyi ölçümü yapılmalıdır.
Hastanın kliniği, tıkanma sarılığı ile birlikte giden tükürük bezi tutulumu (Küttner tümörü) ve pankreastaki karakteristik 'kapsül benzeri hale' (otoimmün pankreatit) varlığı nedeniyle IgG4-ilişkili hastalığı işaret etmektedir. Biliyer tutulum (IgG4-SC), bu tablonun sık görülen bir bileşenidir ve serum IgG4 düzeyinin ölçülmesi tanısal doğruluğu en yüksek olan ilk adımdır.

Adım Adım Çözüm

1
Klinik bulguların analizi
Hastada tıkanma sarılığı (yüksek ALP, GGT, Bilirubin) ve ekstra-biliyer tutulum (submandibüler bez - Küttner tümörü) saptandı.
Çoklu organ tutulumu sistemik bir fibroenflamatuar süreci düşündürür.
2
Görüntüleme bulgularının değerlendirilmesi
BT'de pankreasta 'sausage pancreas' ve 'capsule-like rim' bulguları ile MRCP'de distal koledokta uzun segmentli darlık izlendi.
Bu radyolojik bulgular Tip 1 Otoimmün Pankreatit ve eşlik eden IgG4-ilişkili sklerozan kolanjit için karakteristiktir.
3
Tanısal testin belirlenmesi
Serum IgG4 düzeyinin 135135 mg/dL (veya normalin 22 katı) üzerinde olması tanıyı destekler.
IgG4 düzeyi bu hastalığın en önemli serolojik belirtecidir.

Anahtar Kavram

IgG4-İlişkili Sklerozan Kolanjit (IgG4-SC) ve Otoimmün Pankreatit (AIP) Birlikteliği

Daha Fazla Pratik

IgG4-ilişkili sklerozan kolanjitin primer sklerozan kolanjitten (PSC) en önemli farkı, steroid tedavisine mükemmel yanıt vermesidir.
Tahmini Süre:2m 30s
Soru 254Soru

4545 yaşında kadın hasta, kronik Hepatit B enfeksiyonuna bağlı siroz tanısıyla takip edilmektedir. Son zamanlarda artan nefes darlığı şikayeti olan hastanın yapılan fizik muayenesinde çomak parmak ve gövdede yaygın örümcek anjiyomlar saptanıyor. Hastanın yatar pozisyonda %96\%96 olan arteriyel oksijen satürasyonunun (SaO2SaO_2), oturur pozisyona geçtiğinde %91\%91 düzeyine gerilediği (ortodeoksi) gözleniyor. Bu hastada kesin tanıya yönelik yapılacak olan kontrastlı ekokardiyografide (kabarcık testi) aşağıdaki bulgulardan hangisinin saptanması en olasıdır?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Mikrokabarcıkların sağ atriumda görülmesinden 33 ila 66 vuru sonra sol atriumda izlenmesi

Cevap

Mikrokabarcıkların sağ atriumda görülmesinden 33 ila 66 vuru sonra sol atriumda izlenmesi (gecikmiş geçiş)
Klinik tabloda sunulan ortodeoksi (yatar pozisyondan dik pozisyona geçince oksijenlenmenin bozulması) ve çomak parmak bulguları sirozlu bir hastada Hepatopulmoner Sendrom'u (HPS) düşündürür. HPS tanısında kullanılan kontrastlı ekokardiyografide, ajite salin verilmesinden sonra mikrokabarcıkların sağ atriumda görülmesini takiben 33 ile 66 vuru sonra (gecikmiş olarak) sol atriumda izlenmesi, intrapulmoner vasküler dilatasyonların varlığını kanıtlar ve tanıyı koydurur.

Adım Adım Çözüm

1
Klinik ipuçlarını değerlendir
Siroz zemininde nefes darlığı, çomak parmak ve ortodeoksi (dik pozisyonda oksijen düşüşü) varlığı tespit edildi.
Bu klinik tablo, karaciğer hastalığına eşlik eden Hepatopulmoner Sendromu (HPS) işaret eder.
2
Tanısal testi ve mekanizmayı hatırla
Kontrastlı ekokardiyografi (kabarcık testi) altın standarttır ve intrapulmoner vasküler dilatasyonları (IPVD) gösterir.
HPS'de akciğer kapillerleri dilate olduğu için kabarcıklar akciğer yatağını geçerek sola ulaşır.
3
Zamanlamayı ayırt et
Kabarcıkların sol kalbe geçişi gecikmeli (363-6 vuru sonra) gerçekleşir.
Hemen geçiş (<3<3 vuru) intrakardiyak şantlarda görülürken, dilate pulmoner damarlardan geçiş zaman aldığı için gecikmiş geçiş HPS tanısını doğrular.

Anahtar Kavram

Hepatopulmoner Sendrom (HPS) Tanısı
Soru 255Soru

3232 yaşında erkek hasta, son 33 aydır devam eden, günde 88-1010 kez olan kanlı-mukuslu dışkılama ve tenesmus şikayetiyle başvuruyor. Fizik muayenesinde pretibial bölgede ağrılı, eritematöz nodüler lezyonlar saptanıyor. Laboratuvar incelemesinde sedimentasyon ve CRP yüksekliği dışında özellik saptanmıyor. Yapılan kolonoskopide rektumdan başlayıp transvers kolona kadar devam eden diffüz mukozal ödem, vaskülarite kaybı, frajilite ve multipl yüzeysel ülserler izleniyor. Biyopsilerde mukoza ve submukoza ile sınırlı kronik aktif inflamasyon, kript distorsiyonu ve goblet hücrelerinde azalma rapor ediliyor. Bu hasta için aşağıdakilerden hangisi doğrudur?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Hastanın öyküsünde sigarayı yeni bırakmış olması, mevcut klinik tablonun tetiklenmesinde veya alevlenmesinde rol oynamış olabilir.

Cevap

Ülseratif kolitli hastalarda sigara içilmesi koruyucu bir faktördür ve sigaranın bırakılması hastalığı tetikleyebilir.
Ülseratif kolit tanılı hastalarda sigara kullanımı hastalığın seyrini hafifletmekte ve atakları azaltmaktadır. Sigaranın yeni bırakılmış olması, hastalığın ilk atağını veya mevcut remisyonun bozulmasını tetikleyen en önemli çevresel faktörlerden biridir.

Adım Adım Çözüm

1
Klinik ve endoskopik bulguları değerlendir.
Rektumdan başlayan sürekli tutulum, mukoza-submukoza sınırlı inflamasyon ve goblet kaybı Ülseratif Kolit (ÜK) tanısını koydurur.
Ayırıcı tanıda Crohn hastalığından (transmural, skip lezyon, granülom) ayrım yapmak esastır.
2
Çevresel faktörlerin etkisini analiz et.
Sigara içiminin ÜK'de koruyucu olduğu, bırakılmasının ise alevlenmeye yol açtığı bilinmektedir.
Bu epidemiyolojik bilgi TUS'ta sıkça sorgulanan ve tanıya yardımcı olan bir veridir.
3
Ekstraintestinal ve komplikasyon yönetimini gözden geçir.
Eritema nodozum aktiviteyle paraleldir; PSK varlığında kanser taraması hemen başlar; sülfasalazin folat emilimini bozar.
Hastalığın bütüncül yönetimi için bu nüanslar kritik öneme sahiptir.

Anahtar Kavram

Ülseratif Kolit Ayırıcı Tanısı ve Risk Faktörleri
Soru 256Soru

5252 yaşında erkek hasta, son 66 aydır tekrarlayan, yaklaşık 152015-20 dakika süren yüz ve boyun bölgesinde kızarma (flushing), sulu ishal ve zaman zaman olan hırıltılı solunum (wheezing) şikayetleriyle başvuruyor. Fizik muayenesinde karaciğer normalden büyük (hepatomegali) saptanırken, kalp oskültasyonunda triküspit odakta pansistolik bir üfürüm duyuluyor. Laboratuvar incelemesinde 2424 saatlik idrarda 55-hidroksiindolasetik asit (55-HIAA) düzeyi belirgin olarak yüksek bulunuyor. Bu klinik tabloya göre en olası tanı aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Karsinoid sendrom

Cevap

Karsinoid sendrom
Karsinoid sendrom tanısı; ataklar halinde gelen yüz kızarması (flushing), sekretuvar ishal, bronkospazm (wheezing) ve sağ kalp kapaklarının (triküspit ve pulmoner) tutulumu ile konur. İdrarda serotoninin yıkım ürünü olan 55-HIAA düzeyinin yüksek saptanması bu tanıyı kesinleştirir. Gastrointestinal sistem kaynaklı karsinoid tümörlerin bu sendromu oluşturması için genellikle karaciğer metastazı yapmış olması gerekir (böylece vazoaktif maddeler karaciğerdeki ilk geçiş metabolizmasından kurtulup sistemik dolaşıma geçer).

Adım Adım Çözüm

1
Klinik semptomların (triad) değerlendirilmesi
Hastada flushing (kızarma), sulu ishal ve wheezing (hırıltılı solunum) saptandı.
Karsinoid sendromun en tipik klinik triadını bu semptomlar oluşturur.
2
Fizik muayene ve organ tutulumunun analizi
Hepatomegali ve triküspit odakta pansistolik üfürüm (triküspit yetmezliği) tespit edildi.
Gastrointestinal karsinoid tümörlerin sendrom oluşturması için genellikle karaciğer metastazı (portal dolaşımı aşması) gerekir; sağ kalp kapaklarında fibrozis ise serotonin etkisiyle oluşur.
3
Laboratuvar belirtecinin doğrulanması
İdrarda 55-HIAA düzeyinin yüksek olduğu görüldü.
55-HIAA, serotoninin temel metabolitidir ve karsinoid sendrom tanısında en duyarlı/özgül laboratuvar testidir.

Anahtar Kavram

Karsinoid sendrom, serotonin ve diğer vazoaktif maddelerin salınımıyla karakterize, karaciğer metastazı yapmış ince bağırsak (özellikle ileum) karsinoidlerinde görülen bir tablodur.
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 257Soru

Crohn hastalığı tanısıyla takip edilen ve 2 yıl önce 45 cm terminal ileum rezeksiyonu öyküsü bulunan 34 yaşındaki erkek hasta, şiddetli sol yan ağrısı ve hematüri şikayetiyle acil servise başvuruyor. Radyolojik incelemede sol böbrek toplayıcı sisteminde opasiteler izleniyor. Hastada bu komplikasyonun gelişiminde rol oynayan temel patofizyolojik mekanizma aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: İntestinal lümende kalsiyumun yağ asitlerine bağlanması

Cevap

İntestinal lümende kalsiyumun yağ asitlerine bağlanması (Seçenek B)
İleal rezeksiyonlu hastalarda safra asidi emilimi bozulur ve yağ malabsorpsiyonu gelişir. Lümen içinde emilemeyen yağ asitleri, kalsiyuma yüksek afinite ile bağlanarak 'kalsiyum sabunları' oluşturur. Normal fizyolojide diyetteki oksalatı bağlayarak atılmasını sağlayan kalsiyum, yağlar tarafından tutulunca oksalat serbest kalır. Serbest kalan oksalat kolona ulaşır, burada artmış geçirgenlik nedeniyle emilir ve idrarla atılırken kalsiyum oksalat taşlarına (Enterik Hiperoksalüri) neden olur.

Adım Adım Çözüm

1
Hastanın klinik tablosunu ve risk faktörlerini analiz et
Crohn hastalığı + İleal rezeksiyon + Yan ağrısı (Nefrolitiyazis). Bu üçlü 'Enterik Hiperoksalüri'ye işaret eder.
İleal hastalık veya rezeksiyon, safra tuzu emilimini bozarak yağ malabsorpsiyonuna neden olur.
2
Taş oluşum mekanizmasını belirle
Emilemeyen yağ asitleri lümendeki kalsiyumu bağlar (Sabunlaşma).
Normalde kalsiyum, diyetteki oksalatı bağlayıp atılmasını sağlar (Kalsiyum Oksalat şeklinde). Ancak kalsiyum yağlara bağlanınca, oksalat serbest kalır.
3
Sonucu değerlendir
Serbest kalan oksalat, kolona geçer ve buradan emilerek kana karışır, böbrekten atılırken kalsiyum oksalat taşlarına neden olur.
Bu mekanizmanın işlemesi için kolonun sağlam olması gerekir (oksalat emilimi buradan olur).

Anahtar Kavram

Enterik Hiperoksalüri ve Crohn Hastalığında Taş Oluşumu
Soru 258Soru

5656 yaşında erkek hasta, bilinen karaciğer sirozu tanısıyla izlenirken son bir haftadır belirginleşen nefes darlığı ile başvuruyor. Fizik muayenede batında asit saptanmıyor; ancak sağ akciğer bazalinde solunum sesleri alınmıyor ve perküsyonda matite saptanıyor. Çekilen akciğer grafisinde sağda plevral efüzyon izleniyor. Yapılan torasentez analizinde plevral sıvı/serum protein oranı 0,40,4, plevral sıvı LDHLDH değeri 110110 U/LU/L (serum LDHLDH üst sınırı: 240240 U/LU/L) olarak saptanıyor. Bu hastanın yönetimi için en uygun ilk adım aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Sodyum kısıtlaması ve diüretik tedavi başlanması

Cevap

Hepatik hidrotoraks tanısı konulan bu hastada en uygun ilk adım sodyum kısıtlaması ve diüretik tedavisidir.
Hepatik hidrotoraks, sirozlu hastaların yaklaşık %5-10'unda görülen ve genellikle sağ tarafta yerleşen transüda niteliğinde bir efüzyondur. Vakaların bir kısmında asit klinik olarak saptanmayabilir. Tedavide ilk adım, portal basıncı ve sıvı yükünü azaltmaya yönelik olan düşük sodyumlu diyet ve diüretik (furosemid ve spironolakton) kullanımıdır.

Adım Adım Çözüm

1
Klinik ve laboratuvar bulgularının analizi
Hepatik hidrotoraks tanısı
Sirozlu bir hastada, asit olmasa bile (vakaların %15'inde asit saptanmaz), Light kriterlerine göre transüda niteliğinde (protein oranı < 0,5 ve LDH < 2/3 üst sınır) sağ taraflı plevral efüzyon hepatik hidrotoraksı destekler.
2
Patofizyolojinin belirlenmesi
Diyafram defekti
Sıvı, diyaframdaki mikroskobik defektler aracılığıyla negatif göğüs içi basıncı etkisiyle peritondan plevral boşluğa geçer.
3
Tedavi stratejisinin seçilmesi
Medikal tedavi (Tuz kısıtlaması + Diüretik)
Tedavi prensipleri asit yönetimi ile aynıdır; sıvı birikimini azaltmak için sodyum kısıtlaması ve diüretikler ilk tercihtir.

Anahtar Kavram

Hepatik hidrotoraks yönetimi ve göğüs tüpü kontrendikasyonu.

Daha Fazla Pratik

Dirençli hepatik hidrotoraks durumunda TIPS (Transjuguler intrahepatik portosistemik şant) endikasyonlarını gözden geçirin.
Tahmini Süre:1m 15s
Soru 259Soru

2424 yaşında bir tıp fakültesi öğrencisinin hastane stajı öncesi yapılan rutin sağlık taramasında serolojik test sonuçları şu şekilde saptanmıştır:

- HBsAgHBsAg: Negatif
- AntiHBsAnti-HBs: Pozitif (160160 mIU/mLmIU/mL)
- AntiHBcAnti-HBc totaltotal: Negatif

Bu serolojik tabloya göre, bu öğrenci için aşağıdakilerden hangisi en olası durumdur?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Aşılanmış birey (başarılı bağışıklık yanıtı)

Cevap

Birey Hepatit B'ye karşı aşılanmıştır ve başarılı bir bağışıklık yanıtı (Anti-HBs > 10 mIU/mL) geliştirmiştir.
Kişide HBsAgHBsAg negatifliği aktif bir enfeksiyon olmadığını, AntiHBsAnti-HBs pozitifliği ise bağışıklık geliştiğini gösterir. AntiHBcAnti-HBc totaltotal sonucunun negatif olması, bireyin virüsün kendisiyle (core antijeniyle) hiç karşılaşmadığını, yani bağışıklığın sadece saflaştırılmış yüzey antijeni içeren aşı uygulaması sonucu geliştiğini kanıtlar.

Adım Adım Çözüm

1
Aktif enfeksiyon durumunu değerlendir
HBsAgHBsAg negatif olduğu için kişide aktif bir Hepatit B enfeksiyonu yoktur.
HBsAgHBsAg virüsün yüzey antijenidir ve enfeksiyon varlığında pozitif saptanır.
2
Bağışıklık durumunu kontrol et
AntiHBsAnti-HBs pozitif (160160 mIU/mLmIU/mL) olduğu için kişi virüse karşı korunmaktadır (bağışıktır).
AntiHBsAnti-HBs koruyucu antikordur; eşik değer genellikle 1010 mIU/mLmIU/mL kabul edilir.
3
Bağışıklığın kaynağını (doğal vs. yapay) belirle
AntiHBcAnti-HBc totaltotal negatif olduğu için bu bağışıklık aşı yoluyla kazanılmıştır.
Aşı sadece yüzey antijeni (HBsAgHBsAg) içerir; virüsün çekirdek antijeniyle (HBcAgHBcAg) temas sadece doğal enfeksiyonla mümkündür.

Anahtar Kavram

Hepatit B serolojisinde aşılama ve doğal bağışıklık ayrımı.
Tahmini Süre:45s
Soru 260Soru

Osteoartrit nedeniyle uzun süredir selektif olmayan non-steroid anti-inflamatuar ilaç (NSAİİ) kullanan 6262 yaşındaki kadın hasta, yaklaşık 66 aydır devam eden, günde 464-6 kez olan, kansız ve sulu ishal şikayetiyle başvuruyor. Hastanın uykudan uyandıran ishal (noktürnal diyare) tariflediği öğreniliyor. Fizik muayenesinde belirgin bir özellik saptanmayan hastaya yapılan kolonoskopide mukoza makroskobik olarak tamamen normal görülüyor. Alınan biyopsilerin histopatolojik incelemesinde yüzey epitelinde lenfositik infiltrasyon ile birlikte epitel altında 1010 μm\mu\text{m}'den kalın kollajen bandı saptanıyor. Bu hasta için en olası tanı aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Kollajenöz kolit

Cevap

Kollajenöz kolit
Kollajenöz kolit, tipik olarak orta-ileri yaş kadınlarda görülen, kronik sulu ishal ile seyreden ve kolonoskopide mukozanın normal görüldüğü bir hastalıktır. Kesin tanı biyopsi ile konur; yüzey epitelinde lenfosit artışı ile birlikte epitelin hemen altında 1010 μm\mu\text{m}'den (bazı kaynaklara göre 7107-10 μm\mu\text{m}) daha kalın bir kollajen bandı görülmesi tanı koydurucudur. NSAİİ kullanımı hastalıkla ilişkilendirilmiştir.

Adım Adım Çözüm

1
Klinik ipuçlarını değerlendir
Kronik sulu ishal ve noktürnal diyare organik bir patolojiyi destekler. NSAİİ kullanımı mikroskopik kolit riskini artırır.
Hastanın hikayesindeki risk faktörlerini ve diyare tipini belirlemek tanıyı daraltır.
2
Endoskopik bulguları yorumla
Makroskobik olarak tamamen normal bir kolonoskopik görünüm saptanmıştır.
Normal endoskopiye rağmen semptomatik olan hastalarda mikroskopik kolitler (kollajenöz ve lenfositik) ön plana çıkar.
3
Histopatolojik altın standardı uygula
Epitel altında 1010 μm\mu\text{m}'den kalın kollajen bandı saptanması spesifiktir.
Kollajenöz koliti lenfositik kolitten ayıran temel fark subepitelyal kollajen tabakasının kalınlaşmasıdır.

Anahtar Kavram

Mikroskopik kolitlerin ayırıcı tanısında histopatolojik kriterlerin kullanımı.
Tahmini Süre:1m 30s
ÖncekiSayfa 13 / 22Sonraki
Gastroenteroloji — TUS - Tıpta Uzmanlık Sınavı — Sayfa 13 | Examkin