Kardiyovasküler ve Solunum Sistemi Patolojisi

462 soru

Soru 141Soru

Otuz iki (3232) yaşında kadın hasta, ani başlayan ve hızla ilerleyen konjestif kalp yetmezliği tablosu ile acil servise başvuruyor. Yapılan tetkikler sonucunda kalp nakli listesine alınan hastanın endomiyokardiyal biyopsisinde; miyokard dokusunda yaygın miyosit nekrozu, lenfosit, makrofaj ve plazma hücrelerinden zengin infiltrasyon ile birlikte çok çekirdekli dev hücreler saptanıyor. Histopatolojik incelemede organize granülom yapısına rastlanmıyor. Bu tabloya yol açan en olası patolojik süreç aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Dev hücreli miyokardit

Cevap

Dev hücreli miyokardit
Dev hücreli miyokardit, genellikle genç-orta yaş erişkinlerde görülen, hızlı ilerleyen kalp yetmezliği veya ölümcül aritmilerle seyreden agresif bir tablodur. Morfolojik olarak miyokardda yaygın miyosit nekrozu ile birlikte lenfosit, makrofaj ve plazma hücrelerinden oluşan mikst bir infiltrasyon ve buna eşlik eden çok çekirdekli dev hücreler görülür. En kritik özelliği, bu dev hücrelerin sarkoidozdaki gibi organize granülomlar oluşturmamasıdır.

Adım Adım Çözüm

1
Klinik seyrin değerlendirilmesi
Hızlı ilerleyen (fulminan) kalp yetmezliği saptandı.
Miyokardit tiplerini ayırmak için kliniğin hızı (akut/kronik) önemli bir ipucudur.
2
Biyopsi bulgularının analizi
Miyosit nekrozu ve çok çekirdekli dev hücreler saptandı.
Dev hücre içeren miyokarditlerin ayırıcı tanısında nekroz varlığı belirleyicidir.
3
Ayırıcı tanı (Sarkoidoz vs Dev Hücreli Miyokardit)
Organize granülom yapısının olmaması nedeniyle Dev Hücreli Miyokardit tanısına ulaşıldı.
Sarkoidozda dev hücreler organize granülomlar içindeyken, dev hücreli miyokarditte nekroz sahasında dağınık haldedir.

Anahtar Kavram

Dev hücreli miyokardit ile sarkoidozun morfolojik ayırıcı tanısı (nekroz ve granülom varlığı).

Daha Fazla Pratik

Sarkoidoz ve dev hücreli miyokarditin klinik gidişat farklarını incelemek tanıyı pekiştirecektir.
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 142Soru

6868 yaşında, 5050 paket/yıl sigara içme öyküsü olan erkek hasta; öksürük ve kanlı balgam şikayetleriyle başvuruyor. Yapılan toraks bilgisayarlı tomografisinde sağ hiler bölgede (santral yerleşimli) kitle saptanıyor. Laboratuvar incelemesinde serum kalsiyum düzeyi 12.812.8 mg/dL (N: 8.510.58.5-10.5 mg/dL) olarak ölçülüyor. Bu klinik tabloya göre, hastada görülmesi en olası akciğer tümörü aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Yassı hücreli karsinom

Cevap

Sigara öyküsü olan yaşlı bir hastada santral (hiler) yerleşimli kitle ve paraneoplastik hiperkalsemi varlığı akciğerin yassı hücreli karsinomuna işaret eder.
Doğru seçenek yassı hücreli karsinomdur; çünkü bu tümör sigara ile güçlü ilişkilidir, santral (hiler) yerleşim gösterme eğilimindedir ve paratiroid hormon ilişkili peptid (PTHrP) üretimi yoluyla hiperkalsemiye neden olur. Histolojik olarak p40 veya p63 pozitifliği ile karakterizedir.

Adım Adım Çözüm

1
Klinik risk faktörlerini değerlendir.
İleri yaş ve ağır sigara öyküsü saptandı.
Sigara, özellikle santral yerleşimli akciğer tümörleri (yassı hücreli ve küçük hücreli) için en önemli risk faktörüdür.
2
Tümörün yerleşimini analiz et.
Hiler bölge (santral) yerleşimi belirlendi.
Akciğer tümörlerinin ayırıcı tanısında santral (hiler) veya periferik yerleşim çok önemli bir ipucudur.
3
Paraneoplastik bulguyu yorumla.
Hiperkalsemi saptandı.
Yassı hücreli karsinom, paratiroid hormon ilişkili peptid (PTHrP) salgılayarak hiperkalsemiye en sık neden olan akciğer tümörüdür.

Anahtar Kavram

Yassı hücreli karsinomun 'sigara-santral yerleşim-hiperkalsemi' üçlüsü.

İpuçları

1
Tümörün yerleşimi (santral) ve hastanın sigara öyküsü seçenekleri iki ana tipe daraltmanıza yardımcı olabilir.
2
Hiperkalsemi, paratiroid benzeri hormon (PTHrP) salgılanması sonucu gelişir ve bir tümör tipi için çok karakteristiktir.

Daha Fazla Pratik

Akciğer tümörlerinin santral ve periferik yerleşim özelliklerini ve en sık görülen paraneoplastik sendromlarını içeren bir özet tabloyu inceleyin.
Tahmini Süre:45s
Soru 143Soru

58 yaşında erkek hasta, son 2 yıldır giderek artan efor dispnesi ve kuru öksürük şikayetleriyle başvuruyor. Hastanın tıbbi öyküsünden gemi söküm ve izolasyon işlerinde 25 yıl çalıştığı öğreniliyor. Yapılan tetkiklerde solunum fonksiyon testleri (SFT) şu şekildedir:

ParametreHastanın DeğeriReferans Değeri
FVCFVC2.5 L4.0 L
FEV1/FVCFEV1/FVC%86%75-80

Akciğer tomografisinde alt loblarda belirgin interstisyel fibrozis ve diyafragmatik plevrada kalsifiye plaklar saptanıyor. Bu hastanın akciğer biyopsisinde görülmesi en olası bulgu aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Demir içeren protein kılıfı ile çevrili altın sarısı-kahverengi çubuksu yapılar

Cevap

Demir içeren protein kılıfı ile çevrili altın sarısı-kahverengi çubuksu yapılar (Asbest/Ferruginöz cisimcikleri)
Doğru seçenek olan 'demir içeren protein kılıfı ile çevrili altın sarısı-kahverengi çubuksu yapılar', asbestozis için patognomonik olan asbest (ferruginöz) cisimciklerini tanımlamaktadır. Hastanın gemi söküm tersanesi geçmişi, SFT'deki restriktif patern (FVCFVC düşük, FEV1/FVCFEV1/FVC yüksek) ve akciğer grafisindeki alt lob fibrozisi ile plevral plaklar bu tanıyı kesinleştirir.

Adım Adım Çözüm

1
Hastanın klinik öyküsünü değerlendir.
Gemi söküm ve izolasyon işi asbest maruziyeti için yüksek risklidir.
Mesleki maruziyet, pnömokonyoz tipini belirlemede en önemli ipucudur.
2
Solunum fonksiyon testlerini (SFT) analiz et.
Düşük FVCFVC ve yüksek/normal FEV1/FVCFEV1/FVC oranı restriktif akciğer hastalığını gösterir.
Asbestozis, akciğer parankiminde fibrozis yaparak restriksiyon oluşturur.
3
Radyolojik bulguları yorumla.
Alt loblarda fibrozis ve diyafragmatik plevral plaklar asbestozis için spesifiktir.
Silikozis ve kömür işçisi pnömokonyozu genellikle üst lobları tutarken, asbestozis alt lobları tercih eder.
4
Histopatolojik karşılığı belirle.
Asbest liflerinin demir ve proteinle kaplanması sonucu oluşan ferruginöz cisimcikler patognomoniktir.
Tanı, klinik öykü ve bu karakteristik cisimciklerin görülmesiyle doğrulanır.

Anahtar Kavram

Asbestozis, alt lob tutulumu ve diyafragmatik plevral plaklarla karakterize, histopatolojisinde ferruginöz (asbest) cisimciklerinin görüldüğü bir restriktif akciğer hastalığıdır.
Soru 144Soru

3838 yaşında erkek hasta; son 33 haftadır giderek artan nefes darlığı, halsizlik ve göğüste dolgunluk hissi şikayetleriyle başvuruyor. Fizik muayenesinde juguler venöz dolgunluk, kalp seslerinde derinden gelme ve inspiryum sırasında sistolik kan basıncında 15 mmHg15 \text{ mmHg}'lık patolojik düşüş (pulsus paradoksus) saptanıyor. Bilgisayarlı tomografide sağ atriyum serbest duvarından köken alan, perikard boşluğuna invaze olmuş, düzensiz sınırlı ve içerisinde geniş nekroz alanları barındıran kitle ile birlikte masif hemorajik efüzyon izleniyor. Biyopsi örneğinin immünohistokimyasal incelemesinde tümör hücrelerinin CD31CD31 ve ERGERG ile kuvvetli pozitif boyandığı saptanıyor.

Bu hasta için en olası tanı aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Anjiyosarkom

Cevap

Sunulan klinik ve histopatolojik veriler ışığında en olası tanı anjiyosarkomdur.
Anjiyosarkom, erişkinlerde kalbin en sık primer malign tümörüdür. Tipik olarak sağ atriyumda yerleşir ve hızla perikarda yayılarak hemorajik efüzyon ve tamponada yol açar. Histolojik olarak anastomozlaşan vasküler kanallar oluşturur ve CD31CD31, CD34CD34, ERGERG gibi vasküler belirteçleri eksprese eder.

Adım Adım Çözüm

1
Klinik bulguların değerlendirilmesi
Pulsus paradoksus ve hemorajik efüzyon varlığı bir kardiyak tamponadı ve olası bir maligniteyi düşündürür.
Malign tümörler perikard invazyonu yaparak kanlı sıvı birikimine ve hızlı tamponada yol açar.
2
Kitlenin yerleşim yerinin analizi
Sağ atriyum yerleşimi primer malign tümörler için tipiktir.
Miksoma gibi benign tümörler genellikle sol atriyumda izlenirken, anjiyosarkomlar sağ tarafı tercih eder.
3
İmmünohistokimyasal belirteçlerin yorumlanması
CD31CD31 ve ERGERG pozitifliği vasküler kökeni kanıtlar.
Bu belirteçler endotel hücrelerine spesifiktir ve vasküler bir malignite olan anjiyosarkomu doğrular.

Anahtar Kavram

Erişkinlerde sağ atriyum yerleşimli, invaziv karakterde ve hemorajik perikardiyal efüzyona neden olan primer malign kalp tümörü anjiyosarkomdur.
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 145Soru

2828 yaşında erkek hasta; çocukluğundan beri devam eden kronik öksürük, bol miktarda pis kokulu balgam çıkarma ve tekrarlayan sinüzit atakları nedeniyle başvuruyor. Fizik muayenede kalp seslerinin göğüs sağ yarısında daha belirgin duyulduğu (dekstrokardi) ve karaciğer matitesinin sol hipokondriumda olduğu saptanıyor. Yüksek çözünürlüklü bilgisayarlı tomografide (HRCTHRCT) her iki akciğer alt loblarında bronşiyal duvarlarda belirgin kalınlaşma ve lümenlerde kalıcı dilatasyonlar izleniyor.

Bu hastadaki klinik tablo ve akciğer bulgularının gelişiminden sorumlu olan temel patogenetik kusur aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Silier mikrotübüllerdeki dinein kollarının yapısal eksikliği

Cevap

Silier mikrotübüllerdeki dinein kollarının yapısal eksikliği
Vakada tanımlanan bronşektazi, sinüzit ve situs inversus (dekstrokardi) triadı Kartagener sendromu için patognomoniktir. Bu hastalıkta silier mikrotübüllerin hareketini sağlayan dinein kollarındaki yapısal eksiklik, mukosilier temizliğin bozulmasına ve sekresyonların birikerek kronik enfeksiyon ve bronşektazi geliştirmesine neden olur.

Adım Adım Çözüm

1
Klinik bulguları analiz et
Bronşektazi (kronik öksürük, pis kokulu balgam, HRCTHRCT bulguları), tekrarlayan sinüzit ve situs inversus (dekstrokardi) triadının varlığı saptandı.
Bu triad klasik Kartagener sendromunu işaret eder.
2
Hastalığın etiyolojisini belirle
Kartagener sendromu, Primer Silier Diskinezi'nin (PCD) bir alt tipidir.
Situs inversus, embriyonal dönemdeki silier aktivite bozukluğuna bağlı organ rotasyonu hatasıdır.
3
Patogenetik kusuru tanımla
Mikrotübüllerin 9+29+2 yapısındaki dinein kollarının (iç veya dış) yokluğu veya işlevsizliği temel kusurdur.
Dinein kolları, sillerin hareketini sağlayan ATPATP az aktivitesine sahip motor proteinlerdir.

Anahtar Kavram

Kartagener Sendromu ve Bronşektazi İlişkisi

İpuçları

1
Hastada saptanan situs inversus (kalbin sağda olması), embriyolojik dönemdeki silier hareket bozuklukları ile ilişkilidir.
2
Bronşektazi, sinüzit ve dekstrokardi triadı özel bir sendroma (Kartagener) işaret eder; bu sendrom primer silier diskinezi grubundadır.
3
Sillerin mikroskobik incelemesinde 9+29+2 mikrotübül dizilimindeki motor protein kollarının eksikliği aranmalıdır.

Daha Fazla Pratik

Kistik fibrozis ile Kartagener sendromu arasındaki klinik farkları (situs inversus varlığı gibi) karşılaştırınız.
Tahmini Süre:2m 0s
Soru 146Soru

5858 yaşında, kronik alkol kullanımı ve malnütrisyon öyküsü olan erkek hasta; ani başlayan yüksek ateş, titreme ve prodüktif öksürük şikayetleriyle acil servise başvuruyor. Fizik muayenede sağ üst lobda matite ve raller saptanıyor. Hastanın balgamının oldukça yapışkan, koyu kıvamlı ve "vişne jölesi" (currant jelly) görünümünde olduğu gözleniyor. Akciğer grafisinde sağ üst lobda konsolidasyon ve horizontal fissürün aşağı doğru yer değiştirdiği (bombelik yaptığı) izleniyor. Bu klinik tabloya neden olan en olası etken mikroorganizma aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Klebsiella pneumoniae

Cevap

Vişne jölesi görünümünde balgam ve fissürde bombelik bulguları ile karakterize olan etken Klebsiella pneumoniae'dir.
Doğru seçenek olan mikroorganizma, özellikle kronik alkolizm öyküsü olan bireylerde sık görülen, bol miktarda polisakkarit kapsül üreterek 'vişne jölesi' kıvamında balgama yol açan ve akciğer fissürlerini itecek kadar ağır bir eksüda oluşturan Klebsiella pneumoniae'dir.

Adım Adım Çözüm

1
Klinik risk faktörlerini analiz et.
Hastanın kronik alkolik ve malnütrisyonlu olması, gram negatif enterik bakterilere (özellikle Klebsiella) duyarlılığı artırır.
Zayıf konak savunması, orofaringeal kolonizasyonu ve aspirasyon riskini artırır.
2
Balgamın morfolojik özelliğini yorumla.
"Vişne jölesi" (currant jelly) balgam, mikroorganizmanın kalın polisakkarit kapsülü tarafından oluşturulan bol mukus üretimine işaret eder.
Klebsiella'nın en belirgin patojenite özelliği olan bu kapsül, balgamın yapışkan ve kırmızımsı görünmesini sağlar.
3
Radyolojik bulguyu (fissürde bombelik) değerlendir.
Horizontal fissürün aşağı doğru bombelik yapması (bulging fissure sign), lobar konsolidasyonun yoğun bir inflamatuar eksüda ile ağırlaştığını gösterir.
Ağır ve hacimli eksüda, anatomik sınırları zorlayarak fissürleri iter; bu durum Klebsiella pnömonisi için klasiktir.

Anahtar Kavram

Klebsiella pneumoniae pnömonisi, özellikle alkoliklerde görülen, kalın kapsülü nedeniyle vişne jölesi balgam ve fissürde bombelik bulgusu veren bir lobar pnömoni tipidir.

Daha Fazla Pratik

Farklı pnömoni etkenlerinin tipik balgam renklerini (pas rengi, vişne jölesi, pürülan) ve radyolojik görünümlerini (lobar, bronkopnömoni, interstisyel) karşılaştıran bir tablo hazırlayınız.
Tahmini Süre:1m 15s
Soru 147Soru

6464 yaşında erkek hasta, 44 hafta önce geçirdiği pnömokokal lobar pnömoni sonrası klinik olarak iyileşme göstermesine rağmen, çekilen kontrol akciğer grafisinde sağ alt lobdaki konsolidasyon alanının sebat etmesi üzerine değerlendiriliyor. Hastadan alınan biyopsi örneğinde; alveol boşluklarının rezolüsyona uğramamış eksüda yerine, fibroblast infiltrasyonu ve gevşek bağ dokusu tıkaçları ile dolduğu izleniyor.

Bu hastadaki histopatolojik tabloyu tanımlamak için kullanılan en uygun terim aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Karnifikasyon

Cevap

Lobar pnömoninin bir komplikasyonu olan ve eksüdanın bağ dokusuna dönüşümünü ifade eden süreç 'karnifikasyon' olarak adlandırılır.
Doğru seçenek olan terim, lobar pnömoninin dördüncü evresinde (rezolüsyon) eksüdanın enzimatik olarak sindirilememesi sonucunda alveol boşluklarının fibroblastlar ve kollajen ile dolması (organizasyon) durumunu ifade eder. Bu süreç akciğerin o bölgesinin radyolojik olarak yoğun kalmasına ve makroskobik olarak ete benzer bir kıvam almasına neden olur.

Adım Adım Çözüm

1
Klinik öykünün analizi
Lobar pnömoni sonrası düzelmeyen radyolojik opasite varlığı tespit edilir.
Zaman aşımına rağmen rezolüsyonun gerçekleşmediği bir komplikasyon düşünülmelidir.
2
Histopatolojik bulguların değerlendirilmesi
Alveol içinde fibroblastik proliferasyon ve bağ dokusu (organizasyon) saptanır.
Robbins patoloji standartlarına göre bu bulgu 'organizasyon aşaması' olarak tanımlanır.
3
Terminolojik eşleştirme
Bu organizasyon sürecine özel olarak verilen isim 'karnifikasyon'dur.
Akciğerin bu bölgesinin et görünümü (etleşme) alması nedeniyle bu terim kullanılır.

Anahtar Kavram

Lobar pnömonide rezolüsyonun başarısız olduğu durumlarda eksüdanın organizasyonu ve karnifikasyon gelişimi.

Daha Fazla Pratik

Lobar pnömoninin evrelerini (konjesyon, kırmızı hepatizasyon, gri hepatizasyon, rezolüsyon) ve bu evrelerdeki baskın hücre tiplerini tekrar ediniz.
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 148Soru

7272 yaşında, bilinen akciğer adenokarsinomu tanılı bir hasta; ani gelişen nefes darlığı, hipotansiyon ve boyun venlerinde belirginleşme şikayetleriyle acil servise başvuruyor. Fizik muayenede perikardiyal frotman ve inspiryumda sistolik kan basıncında 1515 mmHg'den fazla düşüş (pulsus paradoksus) saptanıyor. Yapılan perikardiyosentezde hemorajik karakterde sıvı aspire ediliyor ve sitolojik incelemede malign epitelyal hücre kümeleri izleniyor. Bu hastadaki klinik tabloya en sık neden olan tümör grubu ile ilgili aşağıdakilerden hangisi doğrudur?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Sekonder (metastatik) kalp tümörleri, tüm kalp neoplazileri içinde en sık görülen grubu oluştururlar.

Cevap

Kalbe metastaz yapan sekonder tümörler, primer kalp tümörlerine oranla çok daha sık izlenir ve kalbin en sık görülen tümörlerini oluşturur.
Vakadaki klinik bulgular ve tıbbi öykü, hastada gelişen perikardiyal efüzyonun ve tamponadın akciğer kanseri metastazına bağlı olduğunu göstermektedir. Patolojik bir gerçek olarak, kalbin en sık görülen tümörleri primer (kendi dokusundan köken alan) değil, sekonder (metastatik) tümörlerdir.

Adım Adım Çözüm

1
Klinik verilerin ve hasta öyküsünün değerlendirilmesi
Hastada tamponad bulguları (hipotansiyon, pulsus paradoksus) ve perikardit bulgusu (frotman) mevcuttur. Akciğer kanseri öyküsü ve malign hücrelerin varlığı metastatik süreci gösterir.
Primer bir malignite öyküsü olan yaşlı bir hastada gelişen kalp bulguları öncelikle metastazı düşündürmelidir.
2
Kalp tümörleri epidemiyolojisinin hatırlanması
Metastatik tümörlerin (akciğer, meme, melanoma, lösemi/lenfoma) primer kalp tümörlerinden yaklaşık 203020-30 kat daha sık görüldüğü belirlenir.
TUS sınavında 'en sık' soruları için primer ve sekonder ayrımı kritik bir bilgi basamağıdır.

Anahtar Kavram

Kalbin en sık görülen tümörleri metastatik (sekonder) tümörlerdir; bunlar primer tümörlerden belirgin şekilde daha yaygındır.

Daha Fazla Pratik

Kalbe en sık metastaz yapan tümörleri (akciğer, meme, melanom) ve kalbe en yüksek oranda metastaz yapma potansiyeli olan tümörü (melanom) gözden geçirin.
Tahmini Süre:1m 15s
Soru 149Soru

7272 yaşında erkek hasta, geçirdiği serebrovasküler olay sonrası yoğun bakım ünitesinde mekanik ventilatör desteği altında izlenmektedir. Yatışının 8.8. gününde ani gelişen ateş, plevretik göğüs ağrısı ve pürülan, yeşilimsi balgam şikayetleri ortaya çıkıyor. Akciğer grafisinde bilateral yama tarzında infiltrasyon odakları ve yer yer kavitasyonlar saptanıyor. Hastanın eksitusunu takiben yapılan otopside, akciğer kesitlerinde yaygın hemorajik nekroz alanları izleniyor. Mikroskobik incelemede, alveol duvarlarında yaygın destrüksiyonla birlikte, çok sayıda mikroorganizmanın küçük arter ve venlerin duvarlarına invaze olduğu (vaskülit) ve damar lümenlerinde yaygın trombozlar geliştiği gözleniyor. Bu klinik ve patolojik tabloya en sık neden olan patojen aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Pseudomonas aeruginosa

Cevap

Hastanede yatan ve ventilatör desteği alan hastalarda görülen, mikroskobik olarak damar duvarı invazyonu (vaskülit) ve makroskobik olarak hemorajik nekroz/enfarkt alanları ile karakterize pnömoni tablosunun en olası nedeni Pseudomonas aeruginosa'dır.
Pseudomonas aeruginosa pnömonisi, özellikle immün sistemi baskılanmış veya ventilatör desteğindeki hastalarda anjioinvazif bir seyir izler. Bakterilerin arter ve ven duvarlarına yerleşmesi (vaskülit), damar lümenlerinde tromboz gelişmesine ve sonuçta akciğer parankiminde yaygın hemorajik nekroz ve enfarkt alanlarına yol açar. Klinik olarak yeşilimsi pürülan balgam bu patojen için oldukça tipiktir.

Adım Adım Çözüm

1
Klinik ortamı ve balgam karakterini değerlendir.
Yoğun bakımda yatan, ventilatörle ilişkili pnömoni (VAP) geliştiren ve yeşilimsi balgam çıkaran bir hasta profili.
Pseudomonas aeruginosa, piyosiyanin pigmenti üretimi nedeniyle yeşilimsi balgam oluşturur ve VAP'ın en sık nedenlerinden biridir.
2
Morfolojik bulguları analiz et.
Hemorajik nekroz, damar duvarı invazyonu (vaskülit) ve damar içi trombozlar.
Bu bulgular Pseudomonas'ın damar duvarlarına karşı olan spesifik tropizmini (anjioinvazif karakter) ve buna bağlı doku enfarktını yansıtır.
3
Ayırıcı tanıyı doğrula.
Diğer bakteriyel pnömonilerde (S. aureus, Klebsiella) bu derece belirgin bir vasküler invazyon ve hemorajik nekroz tablosu görülmez.
Pseudomonas aeruginosa'yı morfolojik olarak diğer bakteriyel pnömonilerden ayıran en spesifik özellik damar duvarlarını tutan nekrotizan vaskülittir.

Anahtar Kavram

Pseudomonas aeruginosa pnömonisinin en karakteristik patolojik bulgusu, mikroorganizmaların kan damarı duvarlarını doğrudan invaze etmesi sonucu gelişen nekrotizan vaskülit ve sekonder hemorajik enfarkt alanlarıdır.
Tahmini Süre:2m 30s
Soru 150Soru

Yoğun bakım ünitesinde takip edilen ve yüksek konsantrasyonlu (100%100\%) oksijen tedavisi alan bir hastada, bronşiyal sekresyonlara bağlı gelişen tam hava yolu obstrüksiyonunu takiben akciğer kollapsının (atelektazi), oda havası soluyan bir hastaya göre dramatik olarak daha hızlı ve şiddetli gerçekleştiği saptanmıştır. Patogenezinde alveol içi nitrojenin yerini alan oksijenin kan akımıyla hızla emilmesinin (nitrojen washout) yattığı bu tablo, aşağıdaki atelektazi tiplerinden hangisi kapsamında değerlendirilir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Rezorpsiyon atelektazisi

Cevap

Hava yolu obstrüksiyonu ve gaz absorpsiyonu mekanizmasıyla karakterize olan rezorpsiyon atelektazisi
Rezorpsiyon atelektazisi, ana bronşlardan küçük bronşiyollere kadar herhangi bir seviyedeki tam tıkanıklık sonucu gelişir. Obstrüksiyonun distalindeki alveollerde kalan hava kan dolaşımına emilir ve alveoller söner. Normalde havada bulunan nitrojen bu emilimi yavaşlatarak alveol stabilitesini korur. Ancak hastaya yüksek konsantrasyonda oksijen verilmesi, nitrojenin yıkanmasına (washout) ve yerini hızla emilen oksijenin almasına neden olur. Bu spesifik fenomen 'absorpsiyon atelektazisi' olarak adlandırılır ve rezorpsiyon tipi atelektazinin bir alt formudur.

Adım Adım Çözüm

1
Klinik senaryodaki anahtar bulguları (tam obstrüksiyon ve yüksek oksijen kullanımı) analiz et.
Obstrüksiyonun distalindeki alveollerde hapsolan gazın akıbeti belirlenmelidir.
Atelektazi tipi, kollapsın nasıl tetiklendiğine göre sınıflandırılır.
2
Nitrojenin alveol stabilitesindeki rolünü değerlendir.
Nitrojen kanda düşük çözünürlüğe sahip olduğu için alveolleri açık tutar; %100 oksijen solunması bu 'payanda' etkisini yok eder.
Oksijen kanda hızla çözündüğü için, nitrojenin yerini aldığında alveol kollapsı hızlanır (absorpsiyon atelektazisi).
3
Bu spesifik süreci (absorpsiyon atelektazisi) temel sınıflandırmaya yerleştir.
Bu tablo, temel mekanizması obstrüksiyon olan rezorpsiyon atelektazisinin bir varyantıdır.
Rezorpsiyon atelektazisi, hava yolu tıkanıklığı sonrası distaldeki gazın emilmesi prensibine dayanır.

Anahtar Kavram

Rezorpsiyon atelektazisi, hava yolu obstrüksiyonu sonrası alveoler gazların (özellikle nitrojen kaybı durumunda daha hızlı) kan dolaşımına geri emilmesiyle oluşur ve mediasteni lezyon tarafına çeker.

Alternatif Yöntem

Mediastinal yer değiştirme yönüne odaklanmak: Rezorpsiyon ve kontraksiyon tiplerinde mediasten lezyon tarafına çekilirken, kompresyon tipinde karşı tarafa itilir.
Tahmini Süre:2m 0s
Soru 151Soru

62 yaşında erkek hasta, son 3 aydır giderek artan nefes darlığı ve plevral efüzyon şikayetiyle başvurmuştur. Yapılan plevral biyopside mezotelyal hücrelerde proliferasyon izlenmiş, ancak morfolojik olarak 'reaktif mezotelyal hiperplazi' ile 'epitelioid mezotelyoma' ayırıcı tanısı yapılamamıştır. Bu vakada, malign mezotelyoma tanısını doğrulamak amacıyla 9p219p21 lokusundaki homozigot delesyonu dolaylı olarak gösteren en güvenilir immünohistokimyasal belirteç aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: MTAP (Metiltioadenozin fosforilaz) kaybı

Cevap

MTAP (Metiltioadenozin fosforilaz) kaybının gösterilmesi, malign mezotelyoma tanısında 9p21 lokusundaki delesyonu kanıtlayan en güvenilir immünohistokimyasal yöntemdir.
Doğru yanıt olan MTAP kaybı, 9p219p21 lokusundaki homozigot delesyonu gösteren bir immünohistokimyasal belirteçtir. Plevral mezotelyoma tanısında morfolojinin yetersiz kaldığı durumlarda BAP1BAP1 kaybı ve MTAPMTAP kaybı (veya p16p16 FISH) maligniteyi reaktif süreçlerden ayıran en spesifik bulgulardır.

Adım Adım Çözüm

1
Mezotelyal proliferasyonun kökenini doğrula
Calretinin, WT1 ve Sitokeratin 5/65/6 pozitifliği hücrelerin mezotelyal olduğunu kanıtlar.
Tanıya başlamadan önce kitlenin bir mezotelyoma mı yoksa metastatik karsinom mu olduğu ayırt edilmelidir.
2
Malignite kriterlerini değerlendir
Morfoloji yetersizse genetik/moleküler belirteçlere başvurulur.
Reaktif mezotelyal hiperplazi bazen belirgin atipi sergileyerek mezotelyomayı taklit edebilir.
3
9p219p21 lokusundaki delesyonu analiz et
CDKN2ACDKN2A (p16p16) homozigot delesyonu saptanır.
Bu delesyon plevral mezotelyomaların yaklaşık %70\%70-80'inde görülür ve malignite için patognomoniktir.
4
İmmünohistokimyasal bir sürrogat (vekil) kullan
MTAP protein ekspresyonunun kaybı izlenir.
MTAPMTAP geni CDKN2ACDKN2A ile aynı lokusdadır ve delesyon sırasında birlikte kaybedilir; p16 antikoru delesyonu göstermede başarısız olduğu için MTAP kullanılır.

Anahtar Kavram

Malign mezotelyoma ile reaktif mezotelyal hiperplazi ayırımında 9p219p21 (CDKN2ACDKN2A) delesyonu ve bunun sürrogatı olan MTAP kaybı en güvenilir tanısal araçtır.
Tahmini Süre:3m 0s
Soru 152Soru

Konnektif doku hastalığı öyküsü olan genç bir hastada, mitral kapak yaprakçıklarının ileri derecede gevşek (floppy) olduğu ve sistol sırasında sol atriyuma doğru belirgin balonlaşma (prolapsus) gösterdiği saptanmıştır. Bu kapağın histopatolojik incelemesinde gözlenmesi beklenen temel değişiklik aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Lamina spongioza tabakasının asit mukopolisakkarit birikimi sonucu belirgin şekilde genişlemesi

Cevap

Lamina spongioza tabakasının asit mukopolisakkarit birikimi sonucu belirgin şekilde genişlemesi
Miksömatöz dejenerasyonun patognomonik bulgusu, kapakların orta tabakası olan lamina spongioza'da asit mukopolisakkaritlerin aşırı birikimidir. Bu durum kapağın yumuşamasına ve 'floppy' hale gelmesine neden olurken, kapağın ana iskeletini oluşturan lamina fibroza tabakasının zayıflamasına yol açar.

Adım Adım Çözüm

1
Klinik tabloyu analiz et
Genç hastada 'floppy' (gevşek) kapak ve prolapsus bulguları, miksömatöz dejenerasyonu (Mitral Valv Prolapsusu - MVP) işaret eder.
MVP, konnektif doku hastalıkları (Marfan, Ehlers-Danlos) ile sık ilişkilidir ve kapak yapısında yapısal bir zayıflığı temsil eder.
2
Kapak katmanlarını hatırla
Normal kalp kapağı; atrium tarafında Atrialis/Spongioza, ortada yapısal destek sağlayan Fibroza ve ventrikül tarafında Ventrikülaris tabakalarından oluşur.
Miksömatöz dejenerasyon bu tabakalardan birinin karakteristik olarak genişlemesiyle seyreder.
3
Histopatolojik değişikliği belirle
MVP'de temel olay, orta tabaka olan lamina spongioza'nın asit mukopolisakkarit birikimiyle (miksömatöz materyal) aşırı genişlemesi ve buna bağlı olarak lamina fibroza'nın incelip zayıflamasıdır.
Bu zayıflık, kapağın sistolik basınç altında sol atriyuma doğru balonlaşmasına ve kordaların incelip uzamasına neden olur.

Anahtar Kavram

Miksömatöz dejenerasyonda (MVP) temel patoloji, lamina spongioza tabakasındaki proteoglikan birikimi ve lamina fibroza tabakasının yapısal bütünlüğünün bozulmasıdır.
Soru 153Soru

Aşağıdakilerden hangisi; solunum fonksiyon testlerinde zorlu vital kapasite (FVCFVC) değerinde azalma ve FEV1/FVCFEV_1/FVC oranında korunma (normal veya artış) ile karakterize restriktif bir akciğer hastalığı olan sarkoidozun histopatolojik bulgularından biridir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Schaumann cisimcikleri

Cevap

Schaumann cisimcikleri; restriktif bir akciğer hastalığı olan sarkoidozun karakteristik histopatolojik bulgularından biridir.
Sarkoidoz, akciğerlerin parankimal genişlemesini kısıtlayan (FVCFVC azalmasıyla sonuçlanan) restriktif bir hastalıktır. Histopatolojik olarak kazeifiye olmayan granülomlar izlenir. Bu granülomların içerisinde kalsiyum ve proteinden zengin lamine yapılar olan Schaumann cisimcikleri ile yıldız şeklindeki asteroid cisimcikleri karakteristik bulgulardır.

Adım Adım Çözüm

1
Solunum fonksiyon testi (SFT) paternini analiz etme
FVCFVC azalması ve normal/artmış FEV1/FVCFEV_1/FVC oranı restriktif akciğer hastalığını gösterir.
Restriktif hastalıklarda akciğer genişlemesi kısıtlandığı için tüm volümler azalır ancak hava yolu obstrüksiyonu olmadığı için oran korunur.
2
Hastalık ve histopatolojik bulgu eşleştirmesi yapma
Sarkoidoz, restriktif bir hastalıktır ve non-kazeifiye granülomlarla karakterizedir.
Sarkoidoz granülomları içerisinde Schaumann cisimcikleri (kalsifiye yapılar) ve Asteroid cisimcikleri (yıldızsı inklüzyonlar) görülür.

Anahtar Kavram

Restriktif akciğer hastalıklarında SFT paterni (FVCFVC ↓, FEV1/FVCFEV_1/FVC N/↑) ve sarkoidozun histopatolojik özellikleri.

Daha Fazla Pratik

İdiyopatik pulmoner fibrozis (IPF) için karakteristik olan 'bal peteği akciğer' (honeycomb lung) görünümünü ve radyolojik/histolojik UIP paternini inceleyiniz.
Tahmini Süre:45s
Soru 154Soru

22 yaşında aktif spor yapan bir erkek hasta, basketbol antrenmanı sırasında ani kardiyak arrest nedeniyle kaybedilmiştir. Otopsi incelemesinde kalp ağırlığının 550 g550\ g olduğu (normal: <350 g<350\ g), sol ventrikül kavitesinin daraldığı ve ventriküler septumun serbest duvara göre belirgin derecede kalınlaştığı (asimetrik septal hipertrofi) gözlenmiştir. Mikroskobik incelemede miyositlerde belirgin hipertrofi ile birlikte "miyofibriller dizilim bozukluğu" (disarray) ve interstisyel fibrozis saptanmıştır. Bu tablo için en olası etiyolojik mekanizma aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Sarkomer proteinlerini kodlayan genlerde mutasyon

Cevap

Sarkomer proteinlerini kodlayan genlerde mutasyon
Vakada tanımlanan ani ölüm, asimetrik septal hipertrofi ve mikroskobik olarak saptanan 'miyofibriller dizilim bozukluğu' (myofiber disarray), Hipertrofik Kardiyomiyopati (HCM) tanısını koydurur. HCM, sarkomerik proteinleri (başta beta-miyozin ağır zinciri ve miyozin bağlayıcı protein C) kodlayan genlerdeki mutasyonlar nedeniyle gelişen otozomal dominant bir hastalıktır.

Adım Adım Çözüm

1
Klinik ve morfolojik bulguların analizi
Genç bir sporcuda ani ölüm, asimetrik septal hipertrofi ve mikroskobik olarak miyofibriller dizilim bozukluğu saptanması.
Bu bulgular hipertrofik kardiyomiyopati (HCM) için karakteristiktir.
2
Hastalığın etiyolojik kökeninin belirlenmesi
Hipertrofik kardiyomiyopati vakalarının neredeyse tamamı genetik geçişlidir.
HCM, otozomal dominant geçiş gösteren bir sarkomer hastalığıdır.
3
Spesifik genetik mutasyonun eşleştirilmesi
En sık beta-miyozin ağır zinciri (MYH7) ve miyozin bağlayıcı protein C mutasyonları görülür.
Sarkomerik proteinlerdeki mutasyonlar, miyositlerin düzensiz dizilmesine ve telafi edici masif hipertrofiye yol açar.

Anahtar Kavram

Hipertrofik kardiyomiyopati (HCM), gençlerde ani kardiyak ölümün en sık nedenidir ve sarkomerik proteinleri kodlayan genlerdeki mutasyonlar sonucu gelişir.
Soru 155Soru

Çocukluk çağında geçirilmiş romatizmal ateş öyküsü olan 5252 yaşındaki bir kadın hastada, nefes darlığı ve ortopne şikayetleri üzerine yapılan incelemelerde ileri derecede mitral darlık saptanmıştır. Bu hastadaki kapak lezyonunun gelişiminden ve darlık tablosundan sorumlu olan en karakteristik morfolojik değişiklik aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Kommissural füzyon ve korda tendinealarda kısalma/kalınlaşma

Cevap

Kronik romatizmal kalp hastalığına bağlı mitral darlığın gelişimindeki en temel morfolojik değişiklik kommissural füzyon ve korda tendinealardaki kısalma/kalınlaşmadır.
Kronik romatizmal kalp hastalığında mitral kapağın en karakteristik makroskobik bulgusu kommissural füzyondur. Bu sürece kapak yaprakçıklarının kalınlaşması ve korda tendineaların birbirine yapışarak kısalıp kalınlaşması eşlik eder. Bu morfolojik tablo sonucunda kapak açıklığı daralarak 'balık ağzı' (fish-mouth) veya 'düğme iliği' (buttonhole) stenozuna dönüşür.

Adım Adım Çözüm

1
Klinik öykünün değerlendirilmesi
Çocukluktaki romatizmal ateş öyküsü, hastadaki mitral darlığın etiyolojisinin 'Kronik Romatizmal Kalp Hastalığı' olduğunu gösterir.
Romatizmal ateş, kronikleştiğinde kapaklarda fibrozis ve distorsiyona neden olan en önemli edinsel kalp hastalığı nedenidir.
2
Kronik morfolojik değişikliklerin analizi
Kronik fazda inflamasyonun yerini alan fibrozis; kommissural füzyona, kapak yaprakçıklarında kalınlaşmaya ve korda tendinealarda birleşme/kısalmaya yol açar.
Bu değişiklikler kapak açıklığını daraltarak tipik 'balık ağzı' (fish-mouth) görünümünü oluşturur.

Anahtar Kavram

Kronik Romatizmal Kalp Hastalığı ve Mitral Darlık Morfolojisi
Tahmini Süre:1m 15s
Soru 156Soru

22 yaşında erkek hasta, çocukluğundan beri devam eden mevsimsel rinit ve tekrarlayan ekspiratuar hışıltı atakları ile başvuruyor. Atak sırasında alınan balgam örneğinin mikroskobik incelemesinde eozinofil proteinlerinden köken alan eozinofilik, çift kırıcılı iğne benzeri kristal yapılar izleniyor. Bu hastanın bronşiyal duvar biyopsisinde izlenmesi en olası histopatolojik değişiklik aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Subepitelyal bazal membran altında belirgin hyalin kalınlaşma ve eozinofil infiltrasyonu

Cevap

Astım tanısı konulan hastada bronşiyal duvarda bazal membran altında hyalin kalınlaşma ve eozinofilik inflamasyon görülmesi beklenir.
Hastanın kliniği ve balgamında görülen Charcot-Leyden kristalleri astım tanısını koydurur. Astımın histopatolojik incelemesinde 'remodeling' (yeniden yapılanma) bulguları olan subepitelyal bazal membran kalınlaşması (fibrozis), düz kas hipertrofisi ve eozinofil ağırlıklı inflamasyon en karakteristik bulgulardır.

Adım Adım Çözüm

1
Klinik bulguları analiz et
Genç yaşta başlayan rinit, tekrarlayan hışıltı atakları ve balgamda Charcot-Leyden kristalleri atopik astımı işaret eder.
Charcot-Leyden kristalleri eozinofillerin degranülasyonu sonucu oluşan galektin-10 proteininden köken alır ve astım için tipiktir.
2
Astımın morfolojik özelliklerini hatırla
Hava yolu yeniden yapılanması (remodeling) kapsamında bazal membran kalınlaşması, düz kas hipertrofisi, submukozal bezlerde büyüme ve eozinofil infiltrasyonu görülür.
Kronik inflamasyon doku hasarına ve ardından karakteristik fibrotik/hipertrofik değişikliklere yol açar.
3
Seçenekleri ayırıcı tanıya göre değerlendir
Bazal membran altında kalınlaşma seçeneği astım morfolojisi ile tam uyumludur.
Diğer seçenekler amfizem, kronik bronşit ve bronşektazi gibi diğer obstrüktif hastalıklara aittir.

Anahtar Kavram

Astım Morfolojisi (Hava Yolu Yeniden Yapılanması)
Tahmini Süre:1m 15s
Soru 157Soru

5555 yaşında kadın hasta; halsizlik, düşük derece ateş ve kilo kaybı şikayetleriyle başvuruyor. Fizik muayenesinde oskültasyonda "tümör vuruşu" (tumor plop) duyuluyor. Ekokardiyografik incelemede sol atriumda interatrial septum bölgesinden köken alan, pedinküllü ve hareketli bir kitle saptanıyor. Bu lezyonun histopatolojik incelemesiyle ilgili aşağıdakilerden hangisi doğrudur?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Asit mukopolisakkarit stroma içinde yıldızsı (stellate) hücreler ve "lepidik" dizilim gösteren yapılar izlenir.

Cevap

Asit mukopolisakkaritten zengin stroma içinde yıldızsı hücrelerin ve lepidik dizilimli yapıların görülmesi kardiyak miksoma için karakteristiktir.
Kardiyak miksomalar erişkinlerde kalbin en sık görülen primer tümörüdür. Histolojik olarak, asit mukopolisakkaritten zengin miksoid bir stroma içinde dağınık halde bulunan stellate (yıldızsı) veya multipolar iğsi hücreler karakteristiktir. Bu hücreler bazen damar benzeri yapılar veya bez benzeri oluşumlar meydana getirir ki buna 'lepidik' dizilim denir. Sol atrium yerleşimi ve 'tumor plop' sesi tipik klinik sunumdur.

Adım Adım Çözüm

1
Klinik bulguları analiz et.
Ateş, kilo kaybı ve 'tumor plop' sesi ile sol atriumda interatrial septuma tutunmuş kitle varlığı kardiyak miksomayı işaret eder.
Miksoma erişkinlerde en sık görülen primer kalp tümörüdür ve %75-80 oranında sol atrium yerleşimlidir.
2
Miksomanın histopatolojik özelliklerini hatırla.
Miksoid (asit mukopolisakkarit) zemin üzerinde stellate hücreler ve lepidik (damar benzeri) yapılar görülür.
Bu morfolojik yapı miksomanın ayırt edici patolojik özelliğidir.
3
Primer tümörü metastaz ve diğer patolojilerden ayırt et.
Belirtilen bulgular benign bir primer neoplazm olan miksoma ile uyumludur.
Metastatik tümörler kalpte primer tümörlerden daha sıktır ancak klinik tablo ve lokalizasyon burada primer bir odağı desteklemektedir.

Anahtar Kavram

Kardiyak Miksoma Morfolojisi

İpuçları

1
Hastadaki 'tumor plop' sesi ve sol atrium yerleşimi erişkinlerdeki en sık primer tümörü işaret eder.
2
Bu tümörün zemini miksoid (asit mukopolisakkarit) yapıdadır.
3
Histolojisinde yıldızsı (stellate) hücrelerin görülmesi tanı koydurucudur.

Daha Fazla Pratik

Rabdomyomların klinik birlikteliği (Tüberoz skleroz) vespider hücre morfolojisini incelemek konuyu pekiştirecektir.
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 158Soru

Solunum fonksiyon testlerinde zorlu vital kapasitenin (FVCFVC) azaldığı, ancak FEV1/FVCFEV_1/FVC oranının normal veya artmış (%8080 ve üzeri) saptandığı bir hastada, aşağıdaki tanılardan hangisi en olasıdır?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: İdiyopatik pulmoner fibrozis

Cevap

İdiyopatik pulmoner fibrozis, restriktif patern gösteren solunum fonksiyon testleri ile uyumlu olan seçenektir.
İdiyopatik pulmoner fibrozis, akciğerin interstisyel mesafesinde fibrozis ve kollajen birikimi ile seyreden, akciğer kompliyansını azaltan bir hastalıktır. Bu durum zorlu vital kapasitenin (FVCFVC) azalmasına neden olurken, hava yollarında obstrüksiyon olmadığı için FEV1/FVCFEV_1/FVC oranı normal sınırlarda kalır veya fibrotik çekintiler nedeniyle hava yolları daha açık tutulduğu için artar.

Adım Adım Çözüm

1
Solunum fonksiyon testi (SFTSFT) verilerini analiz et.
FVCFVC düşük ve FEV1/FVCFEV_1/FVC oranının normal olması, akciğer ekspansiyonunun kısıtlandığı 'restriktif' bir tabloyu işaret eder.
Restriktif hastalıklarda akciğer hacimleri azalır ancak hava yolları açık olduğu için orantısal olarak FEV1FEV_1 korunur.
2
Seçeneklerdeki hastalıkları fizyopatolojik olarak sınıflandır.
İdiyopatik pulmoner fibrozis restriktif; amfizem, astım ve bronşit ise obstrüktif hastalıklardır.
Restriktif hastalıklar interstisyel tutulum yaparken, obstrüktif hastalıklar hava yolu direncini artırır.

Anahtar Kavram

Restriktif akciğer hastalıklarında FVCFVC azalır, FEV1/FVCFEV_1/FVC oranı normal kalır veya artar.

Daha Fazla Pratik

Restriktif hastalıklarda radyolojik olarak görülen 'bal peteği akciğer' görünümünün patolojik karşılığını inceleyebilirsiniz.
Tahmini Süre:45s
Soru 159Soru

3838 yaşında erkek hasta, 22 gündür devam eden ani başlayan titreme, 39.5C39.5^\circ C ateş ve paslı (pürülan) balgam şikayetiyle acil servise başvuruyor. Fizik muayenesinde sağ alt lobda vibrasyon torasik artışı, raller ve perküsyonla matite saptanıyor. Akciğer grafisinde sağ alt lobda homojen konsolidasyon izleniyor. Hastanın akciğerindeki tutulan lobun makroskopik olarak kırmızı, sert ve havasız (karaciğer kıvamında) olduğu saptanmıştır. Bu evrede, mikroskobik incelemede aşağıdakilerden hangisinin saptanması en olasıdır?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Alveol lümenlerinde yoğun fibrin ağları içinde bol miktarda eritrosit ve nötrofil birikimi

Cevap

Alveol lümenlerinde yoğun fibrin ağları içinde bol miktarda eritrosit ve nötrofil birikimi
Vignette'de tarif edilen 'kırmızı, sert ve karaciğer kıvamındaki' akciğer görünümü klasik olarak lobar pnömoninin kırmızı hepatizasyon evresidir. Bu evrede histopatolojik olarak alveol lümenlerinde vasküler konjesyona eşlik eden yoğun fibrin ağları, çok sayıda nötrofil ve bol miktarda eritrosit birikimi izlenir.

Adım Adım Çözüm

1
Klinik bulguları analiz et.
Hasta akut başlangıçlı ateş, öksürük ve lober konsolidasyon bulguları (matite, raller) ile tipik bir bakteriyel pnömoni tablosundadır.
Lobar pnömoni genellikle Streptococcus pneumoniae tarafından oluşturulan ve belirli evrelerle ilerleyen bir tablodur.
2
Makroskopik tanımı yorumla.
Kırmızı, sert ve havasız (karaciğer kıvamında) görünüm 'kırmızı hepatizasyon' evresini tanımlar.
Kırmızı hepatizasyon evresi genellikle enfeksiyonun 2-4. günlerinde görülür.
3
Kırmızı hepatizasyonun mikroskobik karşılığını belirle.
Bu evrede alveoller eksüda (nötrofil, fibrin ve bol eritrosit) ile tamamen doludur.
Eritrositlerin varlığı dokuya kırmızı rengini verirken, fibrin ve hücreler dokunun sertleşmesine (hepatizasyon) neden olur.

Anahtar Kavram

Lobar pnömoninin evreleri ve kırmızı hepatizasyonun histopatolojik özellikleri.
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 160Soru

Normal üç yaprakçıklı aort kapağına sahip bireylerde senil kalsifik aort darlığı tipik olarak 7070 ile 8080 yaşları arasında klinik bulgu verirken; aort darlığının 5050 ile 6060 yaşları gibi daha erken dönemlerde ortaya çıkmasına en sık zemin hazırlayan konjenital anomali aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Biküspit aort kapağı

Cevap

Aort darlığının erken yaşlarda (5050-6060 yaş) ortaya çıkmasına en sık neden olan konjenital anomali biküspit aort kapağıdır.
Biküspit aort kapağı, aort kapağının üç yerine iki yaprakçıktan oluşmasıdır. Bu durum kapak üzerinde normalden daha fazla mekanik stres yaratarak distrofik kalsifikasyonu hızlandırır. Sonuç olarak, normalde 7070 yaşından sonra görülen senil kalsifik aort darlığı, bu bireylerde 1010-2020 yıl daha erken, yani 5050-6060 yaşlarında klinik verir.

Adım Adım Çözüm

1
Aort darlığı ve yaş ilişkisini değerlendir.
Normal kapaklarda kalsifik darlık 7070-8080 yaşlarında görülür.
Yaşla birlikte kapaklarda distrofik kalsifikasyon birikir.
2
Erken yaşta (5050-6060) darlığa neden olan faktörü saptanır.
Kapak yapısındaki bir anomalinin süreci hızlandırdığı anlaşılır.
Anormal kapak yapısı, mekanik aşınmayı ve kalsiyum birikimini artırır.
3
En yaygın konjenital kapak anomalisini hatırla.
Biküspit aort kapağı saptanır.
Biküspit aort kapağı toplumda yaklaşık %1\%1 oranında görülen en sık konjenital kapak anomalisidir.

Anahtar Kavram

Biküspit aort kapağının kalsifik aort darlığı gelişimini hızlandırması.

Alternatif Yöntem

Aort darlığı sorularında hastanın yaşına bakarak etiyoloji tahmini yapılabilir: 7070 yaş üstü ise senil kalsifikasyon, 5050-6060 yaş ise sıklıkla biküspit kapak, her yaşta olabilen ve komissüral füzyon içeren tip ise romatizmal darlıktır.
Tahmini Süre:45s
ÖncekiSayfa 8 / 24Sonraki
Kardiyovasküler ve Solunum Sistemi Patolojisi — TUS - Tıpta Uzmanlık Sınavı — Sayfa 8 | Examkin