Endokrinoloji ve Metabolizma

491 soru

Soru 381Soru

66 yaşında bir erkek çocuk, son 66 aydır pubik bölgede tüylenme, sesinde kalınlaşma ve hızlı boy uzaması şikayetleriyle polikliniğe getiriliyor. Fizik muayenesinde boyu yaşının 9797. persentilinde, pubik kıllanma Tanner evre 22, aksiller kıllanma Tanner evre 11 ve penis boyu yaş normallerinin üzerinde saptanıyor. Testis muayenesinde sağ testis hacmi 22 mL, sol testis hacmi ise 1212 mL olarak ölçülüyor. Laboratuvar incelemesinde kemik yaşı 99 yaş ile uyumlu, bazal LHLH düzeyi ise <0.1< 0.1 mIU/mL (prepubertal) olarak bulunuyor. Bu çocuk için en olası tanı aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Leydig hücreli tümör

Cevap

Tek taraflı (asimetrik) testis büyümesi ve prepubertal LH düzeyi ile prezente olan durum Leydig hücreli tümördür.
Hastada saptanan penis büyümesi, pubik tüylenme ve kemik yaşı ilerlemesi puberte prekoksu doğrular. Bazal LH düzeyinin prepubertal olması periferik (GnRH bağımsız) bir süreci işaret eder. Testis hacimlerinin asimetrik olması (sol 1212 mL, sağ 22 mL), androjen kaynağının büyük olan testisteki bir lezyon olduğunu gösterir ki bu klinik tablo Leydig hücreli tümör için klasiktir.

Adım Adım Çözüm

1
Klinik bulguların (pubik tüylenme, penis büyümesi, boy hızlanması) ve kemik yaşının değerlendirilmesi.
Hastada puberte prekoksun (erken ergenlik) klinik ve radyolojik kanıtları mevcuttur.
Tedavi ve tanı planı için öncelikle durumun gerçek bir puberte prekoks olup olmadığı doğrulanmalıdır.
2
Bazal LH düzeyinin kontrol edilmesi.
LH düzeyinin düşük (<0.1< 0.1 mIU/mL) olması, durumun GnRH'dan bağımsız (periferik) olduğunu gösterir.
Merkezi (hipotalamik) aktivasyon varlığında LH düzeyinin pubertal seviyede olması beklenirdi.
3
Testis hacimlerinin asimetrisinin yorumlanması.
Bir testisin 1212 mL (pubertal), diğerinin 22 mL (prepubertal) olması, androjen kaynağının büyük olan testiste yerleştiğini kanıtlar.
Adrenal kaynaklı androjen artışında her iki testis küçük kalırken, testis tümörlerinde asimetrik büyüme görülür.

Anahtar Kavram

Erkek çocukta asimetrik testis büyümesi ile giden periferik puberte prekoks vakalarında akla ilk gelmesi gereken tanı Leydig hücreli tümördür.

Daha Fazla Pratik

Periferik puberte prekoks tanısı alan erkek çocuklarda skrotal ultrasonografi ile tümör varlığı araştırılmalıdır.
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 382Soru

77 yaşında bir erkek çocuk, belirgin boy kısalığı ve yıllık uzama hızında azalma nedeniyle çocuk endokrinoloji polikliniğine getiriliyor. Yapılan fizik muayenede boyu 3.2-3.2 SDSD, kilosu ise 1.5-1.5 SDSD saptanıyor. Laboratuvar incelemelerinde serum IGF1IGF-1 ve IGFBP3IGFBP-3 düzeylerinin yaş ve cinsiyete göre düşük olduğu, kemik yaşının ise 4.54.5 yaş ile uyumlu olduğu görülüyor. Büyüme hormonu eksikliği ön tanısıyla uygulanan LDopaL-Dopa uyarı testinde en yüksek büyüme hormonu yanıtı 66 ng/mLng/mL (normal: >10>10 ng/mLng/mL) olarak ölçülüyor.

Bu hastada kesin tanı koyabilmek için yapılması gereken en uygun bir sonraki aşama aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: İkinci bir farmakolojik büyüme hormonu uyarı testi yapmak

Cevap

Büyüme hormonu eksikliği kesin tanısı için ikinci bir farmakolojik büyüme hormonu uyarı testi yapılmalıdır.
Büyüme hormonu (GHGH) pulsatif salınan bir hormondur. Bu nedenle rastgele ölçülen düşük bazal düzeyler anlamlı değildir. Patolojik boy kısalığı olan çocuklarda tanıyı kesinleştirmek için insülin, L-Dopa, arginin, klonidin veya glukagon gibi farmakolojik ajanlarla yapılan iki farklı uyarı testinde de GHGH yanıtının yetersiz (<10<10 ng/mLng/mL) olduğunun gösterilmesi gerekir.

Adım Adım Çözüm

1
Klinik ve laboratuvar verilerini değerlendir.
Belirgin boy kısalığı (3.2-3.2 SDSD), kemik yaşında gecikme ve düşük IGF1IGF-1 değerleri patolojik bir süreci işaret eder.
Tarama testlerinin düşük olması ileri inceleme endikasyonudur.
2
Uygulanan ilk uyarı testinin sonucunu analiz et.
LDopaL-Dopa testine verilen 66 ng/mLng/mL yanıtı yetersizdir.
Uyarı testlerinde genellikle 1010 ng/mLng/mL altı değerler eksiklik lehine kabul edilir.
3
Tanı kriterlerini uygula.
İkinci bir uyarı testi (insülin, arginin, klonidin vb.) gereklidir.
Hormonun salınım doğası gereği tek testle tanı konulamaz; iki farklı uyarıcıya yetersiz yanıt aranır.

Anahtar Kavram

Büyüme hormonu eksikliği tanısında iki farklı farmakolojik uyarı testinin gerekliliği
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 383Soru

6 yaşında bir kız çocuk, bebeklikten itibaren tekrarlayan ve tedaviye dirençli ağızda beyaz plaklar ile tırnaklarda kalınlaşma ve renk değişikliği şikayetleri nedeniyle izlenmektedir. Son bir aydır ellerinde ve ayaklarında uyuşma ve kasılma şikayetleri başlayan hastanın laboratuvar incelemesinde serum kalsiyumu düşük (7.1mg/dL7.1 \, mg/dL), fosforu yüksek (6.8mg/dL6.8 \, mg/dL) ve PTH düzeyi saptanabilir sınırın altında bulunmuştur. Bu hastada klinik gidişat sırasında aşağıdaki durumlardan hangisinin tabloya eklenmesi en olasıdır?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Adrenal yetmezlik

Cevap

Adrenal yetmezlik (Addison hastalığı)
Hastada görülen kronik mukokutanöz kandidiyazis ve primer hipoparatiroidi bulguları, AIRE geni mutasyonu sonucu gelişen Otoimmün Poliendokrin Sendrom Tip 1'i (APS-1) işaret eder. Bu sendromun klasik triadının tamamlanması için beklenen üçüncü ana bileşen adrenal yetmezliktir (Addison hastalığı).

Adım Adım Çözüm

1
Klinik bulguları analiz et
Kronik mukokutanöz kandidiyazis (CMC) ve tırnak distrofisi tespit edildi.
Hastanın bebeklikten beri süregelen mantar enfeksiyonları immünolojik bir zemin düşündürür.
2
Laboratuvar verilerini yorumla
Hipokalsemi, hiperfosfatemi ve düşük PTH; hipoparatiroidi tanısını koydurur.
Düşük PTH ile birlikte kalsiyum düşüklüğü ve fosfor yüksekliği primer hipoparatiroidi göstergesidir.
3
Sendromik tanı koy
Kandidiyazis ve hipoparatiroidi birlikteliği Otoimmün Poliendokrin Sendrom Tip 1 (APS-1 / APECED) tanısını koydurur.
AIRE geni mutasyonu ile karakterize bu sendromun klasik triadı kandidiyazis, hipoparatiroidi ve Addison hastalığıdır.
4
Eksik bileşeni belirle
Triadın üçüncü bileşeni olan Addison hastalığı (adrenal yetmezlik) en olası eklenecek tablodur.
APS-1 hastalarında bu üç bulgu genellikle çocukluk veya adolesan dönemde sırayla ortaya çıkar.

Anahtar Kavram

Otoimmün Poliandokrin Sendrom Tip 1 (APS-1) Triadı
Soru 384Soru

5 günlük bir yenidoğan bebek, jeneralize tonik-klonik nöbet geçirmesi üzerine acil servise getiriliyor. Fizik muayenesinde mikrognati, düşük kulak ve sol sternal kenarda 2/62/6 derecesinde sistolik üfürüm saptanıyor. Laboratuvar tetkiklerinde kalsiyum: 6.2 mg/dL6.2\text{ mg/dL}, fosfor: 9.4 mg/dL9.4\text{ mg/dL}, magnezyum: 1.9 mg/dL1.9\text{ mg/dL} ve paratiroid hormon (PTH): 4 pg/mL4\text{ pg/mL} (Normal: 106510-65) olarak bulunuyor. Akciğer grafisinde timus gölgesinin izlenmediği saptanıyor. Bu bebek için en olası tanı aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: DiGeorge sendromu

Cevap

DiGeorge sendromu
Hastada saptanan düşük kalsiyum, yüksek fosfor ve düşük PTH değerleri primer hipoparatiroidizm ile uyumludur. Fizik muayenedeki dismorfik bulgular (mikrognati, düşük kulak), kardiyak üfürüm ve radyolojik olarak timus gölgesinin yokluğu, 3. ve 4. faringeal ceplerin gelişimsel kusuru olan DiGeorge sendromunu (22q11.2 delesyonu) doğrulamaktadır.

Adım Adım Çözüm

1
Laboratuvar bulgularının analizi
Düşük kalsiyum, yüksek fosfor ve düşük PTH düzeyi primer hipoparatiroidizmi işaret eder.
Paratiroid bezinin yetersiz fonksiyonu kalsiyumun düşmesine ve fosforun yükselmesine neden olur.
2
Klinik ve radyolojik bulguların birleştirilmesi
Mikrognati, düşük kulak, kardiyak üfürüm ve timus yokluğu, 3. ve 4. faringeal ceplerin gelişimsel kusurunu gösterir.
Bu anatomik yapıların eksikliği DiGeorge sendromunun klasik prezentasyonudur.
3
Ayırıcı tanı ve kesinleşme
Hipoparatiroidizm + İmmün yetmezlik (timus yokluğu) + Dismorfizm = DiGeorge sendromu (22q11.2 delesyonu).
Kalsiyum metabolizması bozukluğu ile birlikte diğer sistemik bulguların varlığı spesifik sendromu tanımlar.

Anahtar Kavram

Neonatal hipoparatiroidizm ve DiGeorge sendromu klinik spektrumu
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 385Soru

Diyabetik ketoasidoz (DKADKA) tanısıyla intravenöz sıvı ve insülin infüzyonu tedavisi başlanan bir çocukta, kan şekeri düzeyi yaklaşık kaç mg/dLmg/dL’nin altına indiğinde, kan şekerindeki hızlı düşüşü engellemek ve hipoglisemiden korunmak için verilmekte olan infüzyon sıvısına dekstroz eklenmesi önerilir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: 250300250-300

Cevap

Diyabetik ketoasidoz tedavisinde kan şekeri 250300mg/dL250-300 mg/dL seviyesine gerilediğinde hidrasyon sıvısına dekstroz eklenmelidir.
Diyabetik ketoasidoz tedavisinde temel amaç sadece kan şekerini düşürmek değil, asidozu ve ketozisi düzeltmektir. Kan şekeri 250300mg/dL250-300 mg/dL düzeyine ulaştığında, insülin infüzyonu kesilmez (ketonlar kaybolana kadar devam eder); ancak hipoglisemiyi ve plazma ozmolaritesindeki ani düşüşü önlemek için sıvıya dekstroz eklenmesi kritik bir adımdır.

Adım Adım Çözüm

1
DKA tanısı alan hastada dehidratasyonu düzeltmek için izotonik sıvı ve ardından insülin infüzyonuna başlanır.
Kan şekeri seviyeleri saatlik olarak izlenir.
Tedavinin etkinliğini ve kan şekeri düşüş hızını kontrol etmek gerekir.
2
Kan şekeri seviyesinin 250300mg/dL250-300 mg/dL aralığına inmesi beklenir.
Bu noktada mevcut izotonik mayiye %5\%5 veya %10\%10 dekstroz eklenerek 'iki torba' (two-bag) veya uygun karışım yöntemine geçilir.
Hücre içi glikoz girişini devam ettirip ketozisi sonlandırırken, plazma ozmolaritesinin aniden düşmesini ve hipoglisemiyi önlemek hedeflenir.

Anahtar Kavram

DKA yönetiminde dekstroz ekleme eşiği
Soru 386Soru

Yaşamının ilk iki günü normal olan, 3. günde emmeme, kusma ve uyuklama hali nedeniyle acil servise getirilen erkek bebeğin fizik muayenesinde hipotoni, dehidratasyon ve taşipne saptanıyor. Laboratuvar incelemesinde; kan gazında pH: 7.217.21, pCO2:24mmHgpCO_2: 24 \, mmHg, HCO3:11mEq/LHCO_3: 11 \, mEq/L, sodyum: 139mEq/L139 \, mEq/L, klor: 100mEq/L100 \, mEq/L ölçülüyor. Plazma amonyak düzeyi 420μg/dL420 \, \mu g/dL (N<100N < 100) ve idrar incelemesinde keton (+++)(+++) bulunuyor.

Bu klinik ve laboratuvar bulgularına göre, en olası tanı aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Propiyonik asidemi

Cevap

Propiyonik asidemi
Vakada sunulan bebekte yaşamın ilk günlerinden sonra başlayan kusma ve letarji, metabolik bir hastalığı düşündürmektedir. Laboratuvardaki pH ve bikarbonat düşüklüğü ile birlikte hesaplanan anyon açığının yüksek olması (2828), hiperamonemi bulunması ve belirgin ketonüri saptanması klasik bir 'Organik Asidemi' (örneğin Propiyonik asidemi) tablosudur.

Adım Adım Çözüm

1
Asit-baz durumunu değerlendirin.
pH: 7.217.21 ve HCO3:11HCO_3: 11 değerleri hastada metabolik asidoz olduğunu gösterir.
Organik asidemilerde organik asit birikimine bağlı ağır metabolik asidoz gelişir.
2
Anyon açığını hesaplayın.
AnyonAc\cıg˘ı=Na(Cl+HCO3)=139(100+11)=28mEq/LAnyon Açığı = Na - (Cl + HCO_3) = 139 - (100 + 11) = 28 \, mEq/L.
Normal anyon açığı 12±212 \pm 2 olup, 2828 değeri 'yüksek anyon açıklı' bir asidozu doğrular.
3
Amonyak ve keton bulgularını yorumlayın.
Hiperamonemi (420μg/dL420 \, \mu g/dL) ve ketonüri (+++)(+++) saptanmıştır.
Yüksek anyon açıklı asidoz + Ketonüri + Hiperamonemi kombinasyonu, organik asidemileri (Propiyonik, Metilmalonik, İzovalerik) üre döngüsü bozukluklarından ayıran en önemli laboratuvar özelliğidir.

Anahtar Kavram

Organik asidemiler ile üre döngüsü bozukluklarının ayırıcı tanısında kan gazı (asidoz/alkaloz), anyon açığı ve ketonüri varlığı kritiktir.
Soru 387Soru

3 yaşındaki bir erkek çocuk, son iki aydır günde 4-5 litre su içme ve sık idrara çıkma yakınmalarıyla endokrinoloji polikliniğine getiriliyor. Özgeçmişinde son altı aydır tekrarlayan ve antibiyotik tedavisine yanıt vermeyen kulak akıntısı olduğu, ayrıca saçlı deride 'konak' benzeri döküntüler nedeniyle dermatoloji tarafından izlendiği öğreniliyor. Fizik muayenede karaciğerin kosta yayını 3 cm geçtiği, saçlı deride seboreik dermatit benzeri kabuklu lezyonlar ve dış kulak yolunda granülasyon dokusu olduğu saptanıyor. Laboratuvar incelemesinde idrar dansitesi 1.003, idrar osmolalitesi 150 mOsm/kg, serum sodyumu 147 mEq/L bulunuyor.

Bu hastada klinik tabloyu açıklayan kesin tanıyı koymak için en uygun yaklaşım aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Deri lezyonundan biyopsi yapılması

Cevap

Deri lezyonundan biyopsi yapılması
Hastada sunulan tablo (Diabetes İnsipidus, kronik otit/mastoidit, seboreik dermatit benzeri döküntü) Langerhans Hücreli Histiyositoz (LHH) için klasiktir. LHH, hipotalamo-hipofizer aksı infiltre ederek Santral Diabetes İnsipidus'a (CDİ) neden olan en sık sistemik hastalıklardan biridir. Kesin tanı, tutulan bir organdan (deri, kemik, lenf nodu) yapılan biyopside CD1a ve Langerin (CD207) pozitifliğinin gösterilmesi ile konur. Deri lezyonları erişimi en kolay ve en az invaziv tanı materyalidir.

Adım Adım Çözüm

1
Klinik bulguları birleştir
Poliüri/Polidipsi (Diabetes İnsipidus) + Tekrarlayan Kulak Akıntısı + Seboreik Deri Döküntüsü
Bu üçlü bulgu (Triad), klasik Langerhans Hücreli Histiyositoz (LHH) tutulumunu işaret eder.
2
Diabetes İnsipidus'un nedenini sorgula
Santral Diabetes İnsipidus
LHH'de histiyositlerin hipofiz sapını (infundibulum) infiltre etmesi sonucu arka hipofiz hormonu olan ADH salınımı bozulur.
3
Kesin tanı yöntemini belirle
Doku Biyopsisi
LHH tanısı, etkilenen dokunun (bu vakada en kolayı deri) immünohistokimyasal boyanması (CD1a ve Langerin/CD207 pozitifliği) ile kesinleşir.

Anahtar Kavram

Langerhans Hücreli Histiyositoz ve Endokrin Tutulum

İpuçları

1
Hastadaki bulguları üç ana başlıkta toplayın: 1. Endokrin (çok su içme), 2. Kulak (akıntı), 3. Deri (döküntü).
2
Tedaviye dirençli 'konak' (seboreik dermatit) ve 'kulak akıntısı' birlikteliği, çocukluk çağında histiyositik hastalıkları akla getirmelidir.
3
Diabetes İnsipidus'a neden olan ve cildi de tutan sistemik bir infiltrasyon hastalığı düşünün. Tanı için hücreleri mikroskopta görmeniz gerekir.

Daha Fazla Pratik

Langerhans Hücreli Histiyositoz'da kemik tutulumunun radyolojik görünümü (zımba deliği) ve prognoz kriterleri.
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 388Soru

1111 yaşında bir kız çocuk, son 22 yıldır boy uzamasının yavaşlaması ve okul başarısında belirgin azalma şikayetleriyle polikliniğe getiriliyor. Fizik muayenesinde boyu 3.3. persentilde (iki yıl önceki kayıtlarda 25.25. persentil), ağırlığı ise 75.75. persentilde saptanıyor. Cildi kuru ve kaba olan hastanın kalp hızı 62/dakika62/dakika, kan basıncı 105/70 mmHg105/70\text{ mmHg} ölçülüyor. Boyun muayenesinde diffüz, sert ve ağrısız bir guatr tespit ediliyor. Laboratuvar incelemesinde serbest T4T_4 düzeyi düşük, TSHTSH düzeyi ise belirgin yüksek saptanıyor.

Bu hasta için en olası tanı aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Hashimoto tiroiditi

Cevap

Hashimoto tiroiditi (Kronik lenfositik tiroidit), çocukluk çağında büyüme hızında yavaşlama ve ağrısız guatr ile başvuran hipotiroidili bir hastada en olası tanıdır.
Hashimoto tiroiditi, çocuk ve adolesanlarda akkiz hipotiroidinin en sık sebebidir. Klinik olarak büyüme hızında yavaşlama, kilo artışı, okul başarısında düşüş, bradikardi ve kuru cilt gibi hipotiroidi bulguları ile birlikte diffüz, ağrısız ve sert bir guatr ile karakterizedir. Laboratuvarda primer hipotiroidi (yüksek TSHTSH, düşük T4T_4) saptanması tanıyı destekler.

Adım Adım Çözüm

1
Klinik bulguları analiz et
Büyüme hızında yavaşlama (persentil kaybı), kilo artışı, kuru cilt ve bradikardi hipotiroidiyi işaret eder.
Hastanın son 2 yıldaki gelişimi ve fiziksel bulguları metabolik bir yavaşlamayı doğrular.
2
Laboratuvar ve fizik muayene bulgularını birleştir
Ağrısız sert guatr varlığı ve yüksek TSHTSH / düşük serbest T4T_4 seviyeleri primer akkiz hipotiroidiyi gösterir.
Primer hipotiroidi ile guatrın birlikteliği bezdeki inflamatuar veya kompanzatuar süreci yansıtır.
3
En olası etiyolojiyi belirle
Okul çağı çocuklarında akkiz primer hipotiroidinin en sık nedeni Hashimoto tiroiditidir.
Otoimmünite bu yaş grubundaki tiroid yetmezliklerinin baş sorumlusudur.

Anahtar Kavram

Hashimoto tiroiditi, çocuklarda akkiz hipotiroidinin en sık nedenidir ve boy uzama hızında düşüş (büyüme duraklaması) en duyarlı klinik bulgulardan biridir.
Tahmini Süre:1m 15s
Soru 389Soru

33 aylık bir kız bebek, annesinin bebeğin gözlerinde beyazlık fark etmesi üzerine polikliniğe getiriliyor. Öyküsünden bebeğin sadece anne sütüyle beslendiği ve büyüme basamaklarının normal olduğu öğreniliyor. Fizik muayenesinde bilateral katarakt saptanıyor; karaciğer ve dalak büyüklüğü saptanmıyor, sarılık veya kusma eşlik etmiyor. Laboratuvar incelemesinde idrarda indirgen madde pozitif bulunurken, idrar glukoz çubuğu (dipstick) negatif saptanıyor. Bu bebekte en olası tanı aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Galaktokinaz eksikliği

Cevap

İzole katarakt ve idrarda indirgen madde pozitifliği ile seyreden galaktokinaz eksikliği
Galaktokinaz eksikliği, galaktoz metabolizmasının ilk basamağındaki enzim eksikliğidir. Bu durumda galaktoz-1-fosfat birikmediği için karaciğer, böbrek ve beyin hasarı görülmez. Ancak biriken galaktoz, aldoz redüktaz enzimi ile lenste 'galaktitol'e dönüşür. Galaktitol osmotik bir ajan olduğu için lense su çeker ve erken yaşta katarakt oluşumuna yol açar. Hastada hepatomegali olmaması ve büyümenin normal olması tanıyı klasik galaktozemiden ayırır.

Adım Adım Çözüm

1
Klinik bulguları analiz et
Bebekte sadece bilateral katarakt var, sistemik bulgu yok.
Metabolik hastalıklarda organomegali ve genel durum bozukluğu ayırıcı tanıda kritiktir.
2
Laboratuvar verilerini yorumla
İdrarda indirgen madde (+), glukoz (-) ise bu madde galaktoz, fruktoz veya laktoz olabilir.
Glukoz dışı şekerlerin varlığı karbonhidrat metabolizma bozukluğunu gösterir.
3
Enzim eksikliği ile klinik tabloyu eşleştir
Galaktokinaz eksikliğinde galaktoz galaktitole dönüşerek lenste birikir ve izole katarakt yapar.
Klasik galaktozemiden (GALT eksikliği) farkı, toksik galaktoz-1-fosfat birikimi olmadığı için sistemik bulgu görülmemesidir.

Anahtar Kavram

İzole katarakt ile seyreden neonatal metabolik bozukluklarda galaktokinaz eksikliği öncelikle düşünülmelidir.

Daha Fazla Pratik

Galaktokinaz eksikliği olan bir bebekte katarakt gelişimini önlemek için diyetten hangi bileşenin çıkarılması gerektiğini inceleyiniz.
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 390Soru

88 yaşında bir erkek çocuk, belirgin boy kısalığı (yaşa göre boyu 3,2-3,2 SDS) nedeniyle değerlendiriliyor. Yıllık boy uzama hızı yaşına göre düşüktür. Fizik muayenesinde boyun yaşa göre çok kısa olduğu, ancak vücut oranlarının normal olduğu saptanıyor. Kemik yaşı 55 yaş ile uyumlu bulunuyor. Hastaya yapılan iki farklı büyüme hormonu uyarısı (stimülasyon) testi sonucunda doruk büyüme hormonu düzeyleri sırasıyla 55 ng/mL ve 77 ng/mL (Normal:>10Normal: >10 ng/mL) olarak saptanıyor. Bu klinik ve laboratuvar bulgularına göre en olası tanı aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: İzole büyüme hormonu eksikliği

Cevap

İzole büyüme hormonu eksikliği
İzole büyüme hormonu eksikliği; boyun 2-2 SDS'nin altında olması, kemik yaşının takvim yaşından en az 22 yıl geri olması ve farmakolojik uyarı testlerine (insülin, L-Dopa, glukagon vb.) doruk büyüme hormonu yanıtının 1010 ng/mL'nin altında kalması ile karakterizedir.

Adım Adım Çözüm

1
Büyüme verilerini değerlendir
Boyun 3,2-3,2 SDS olması ve düşük boy hızı patolojik boy kısalığını gösterir.
Normal sınırlarda olan yapısal durumlardan patolojik durumları ayırmak için ilk adımdır.
2
Kemik yaşını incele
Kemik yaşının (55 yaş), takvim yaşından (88 yaş) belirgin geri olduğu saptandı.
Kemik yaşındaki gecikme, endokrin eksiklikleri veya yapısal gecikme lehinedir; ailevi boy kısalığında kemik yaşı normaldir.
3
Büyüme hormonu uyarı testlerini yorumla
Her iki testte de doruk GH düzeyinin 1010 ng/mL'nin altında kalması GH eksikliğini tanımlar.
GH salınımı pulsatil olduğu için bazal ölçüm yerine uyarı testleri tanı koydurucudur.

Anahtar Kavram

Büyüme hormonu eksikliği tanısı; patolojik boy kısalığı, düşük boy hızı, kemik yaşı gecikmesi ve en az iki uyarı testine yetersiz GH yanıtı (<10<10 ng/mL) ile konur.
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 391Soru

On beş aylık bir erkek çocuk, yürümede gecikme ve bacaklarda içe doğru eğrilme şikayetleriyle getiriliyor. Öyküsünden sadece anne sütü ile beslendiği, ek gıdaya geç başladığı ve D vitamini desteği almadığı öğreniliyor. Fizik muayenesinde el bileklerinde belirgin genişleme ve göğüs kafesinde raşitik rozary (kostokondral genişleme) saptanıyor.

Laboratuvar bulguları:
- Serum kalsiyum: 8.28.2 mg/dL (N: 8.810.88.8-10.8)
- Serum fosfor: 2.42.4 mg/dL (N: 4.55.54.5-5.5)
- Serum alkalen fosfataz (ALP): 12501250 U/L (N: <400<400)

Bu hastadaki klinik tablo ve laboratuvar bulguları dikkate alındığında, saptanması en olası ek laboratuvar bulgusu aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Serum paratiroid hormon (PTH) düzeyinde artış

Cevap

D vitamini eksikliğine bağlı gelişen nutrisyonel raşitizm tablosunda, hipokalsemiye yanıt olarak serum paratiroid hormon (PTH) düzeyi artar ve sekonder hiperparatiroidizm gelişir.
Verilen vakada sadece anne sütü alan ve profilaksi almayan bir bebekte gelişen nutrisyonel raşitizm tablosu tarif edilmektedir. D vitamini eksikliği bağırsaklardan kalsiyum emilimini azaltır. Ortaya çıkan hipokalsemi, paratiroid bezini uyararak PTH salgısını artırır (sekonder hiperparatiroidizm). Bu hormonal yanıt kemikten kalsiyum çekilmesine ve böbrekten fosfor atılımının artmasına yol açar.

Adım Adım Çözüm

1
Klinik bulguların değerlendirilmesi
Yürümede gecikme, bilek genişlemesi ve raşitik rozary, mineralizasyon bozukluğunu (raşitizm) gösterir.
D vitamini eksikliği, büyüme plaklarında mineralize olmamış osteoid doku birikimine yol açarak bu karakteristik fiziksel bulguları oluşturur.
2
Biyokimyasal profilin yorumlanması
Düşük kalsiyum (8.28.2), düşük fosfor (2.42.4) ve yüksek ALP (12501250) düzeyleri, nutrisyonel raşitizmin tipik laboratuvar bulgularıdır.
ALP yüksekliği artmış osteoblastik aktiviteyi yansıtırken, düşük kalsiyum ve fosfor kemik mineralizasyonunun yetersizliğine neden olur.
3
Endokrin yanıtın belirlenmesi
Hipokalsemi, paratiroid bezindeki kalsiyum algılayıcı reseptörler aracılığıyla PTH sentez ve salınımını tetikler.
Sekonder hiperparatiroidizm, kalsiyum homeostazını sağlamak için kemik yıkımını artırır ve böbrekten fosfor atılımını hızlandırarak hipofosfatemiye neden olur.

Anahtar Kavram

Nutrisyonel Raşitizm ve Sekonder Hiperparatiroidizm
Tahmini Süre:1m 15s
Soru 392Soru

55 yaşında bir kız çocuk, altı ay önce memelerde büyüme ve boy uzamasında hızlanma şikayetiyle getirilmiştir. O dönem yapılan ilk değerlendirmede; meme gelişimi Tanner evre 33, kemik yaşı 7,57,5 yıl, bazal LH<0,1LH < 0,1 mUI/mL ve östradiol 6565 pg/mL olarak saptanmıştır. Pelvik ultrasonografide sağ overde 3,53,5 cm çapında basit bir kist izlenmiş ve kist cerrahi olarak eksize edilmiştir. Bu müdahaleden altı ay sonra yapılan kontrolde, hastanın meme gelişiminin Tanner evre 44'e ilerlediği, büyüme hızının 1010 cm/yıl olarak devam ettiği görülmüştür. Yeni yapılan laboratuvar incelemesinde; kemik yaşı 99 yıl, bazal LHLH 1,51,5 mUI/mL ve LHRHLHRH uyarım testinde pik LHLH 1414 mUI/mL olarak saptanmıştır. Bu çocuk için en olası tanı aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Sekonder santral puberte prekoks

Cevap

Sekonder santral puberte prekoks
Vakada başlangıçta düşük LH ve over kisti ile karakterize bir periferik puberte prekoks tablosu vardır. Ancak kist alındıktan sonra pubertal belirtilerin ilerlemesi ve yapılan uyarı testinde pik LH değerinin 1414 mUI/mL'ye çıkması, sürecin santral bir karakter kazandığını gösterir. Uzun süreli periferik östrojen maruziyeti, hipotalamik-hipofizer aksı 'priming' etkisiyle duyarlı hale getirerek vaktinden önce aktive edebilir ve bu tabloya 'Sekonder Santral Puberte Prekoks' adı verilir.

Adım Adım Çözüm

1
Başlangıç verilerini analiz et
Düşük LH (<0,1<0,1) ve over kisti varlığı periferik puberte prekoks (PPP) tanısını doğrular.
Gonadotropinlerin baskılı olması, östrojen kaynağının gonad dışı veya otonom over kaynaklı olduğunu gösterir.
2
Tedavi sonrası klinik seyri değerlendir
Kist eksizyonuna rağmen pubertenin ilerlemesi ve büyüme hızının artışı yeni bir patolojiyi düşündürür.
Periferik kaynak ortadan kalkmasına rağmen ilerleme olması aksın tetiklendiğine işarettir.
3
Güncel laboratuvar değerlerini yorumla
Bazal LH'nın yükselmesi (1,51,5) ve pik LH yanıtının pubertal düzeye (1414) çıkması santral aktivasyonu kanıtlar.
LHRH testinde pik LH değerinin 5105-10 mUI/mL üzerine çıkması santral puberte tanısı koydurur.
4
Tanıyı birleştir
PPP zemininde gelişen santral aktivasyon 'Sekonder Santral Puberte Prekoks' olarak tanımlanır.
Yüksek östrojen maruziyeti kemik yaşını ilerleterek GnRH jeneratörünü vaktinden önce aktive eder.

Anahtar Kavram

Periferik puberte prekoksun (PPP), kemik yaşını ilerleterek santral puberte prekoks (CPP) gelişimini tetiklemesi (Sekonder CPP).
Soru 393Soru

1616 yaşında bir erkek çocuk, her iki memede büyüme ve yaşıtlarına göre puberte bulgularının yetersiz olması şikayetiyle polikliniğe getiriliyor. Fizik muayenesinde boyunun 90.90. persentilde olduğu, her iki testis hacminin 33 mL ölçüldüğü ve testis kıvamının sert olduğu saptanıyor. Hastada ayrıca jinekomasti ve ekstremitelerin gövdeye oranla uzun olduğu (öunukoid yapı) dikkati çekiyor. Bu hastada en olası tanı aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Klinefelter sendromu

Cevap

Küçük ve sert testisler, jinekomasti ve uzun boy bulguları olan bu hastada en olası tanı Klinefelter sendromudur.
Doğru cevap olan Klinefelter sendromunda, puberte döneminde artan gonadotropinlere (FSH ve LH) rağmen testislerin bu uyarıya yanıt verememesi (hipergonadotropik hipogonadizm) söz konusudur. Seminifer tübül hyalinizasyonu nedeniyle testisler küçük ve serttir. Ayrıca inhibin düşüklüğü ve östrojen/testosteron oranının artması jinekomastiye neden olur.

Adım Adım Çözüm

1
Klinik bulguların analizi
Hastada puberte gecikmesi (16 yaş, 3 mL testis), uzun boy (90. persentil) ve jinekomasti saptanmıştır.
Tanıya gitmek için anahtar klinik ipuçlarını belirlemek gerekir.
2
Testis muayenesinin yorumlanması
Küçük (3 mL) ve sert kıvamlı testisler hipergonadotropik hipogonadizmi düşündürür.
Testislerin sert olması, seminifer tübüllerin fibrozisi ve hyalinizasyonu ile karakterize Klinefelter sendromu için spesifiktir.
3
Ayırıcı tanı yapılması
Hipogonadotropik durumlarda (Kallmann, CDGP) testisler yumuşaktır; Klinefelter'de ise serttir.
Boy uzunluğu ve eunukoid yapı (uzun ekstremiteler) Klinefelter tanısını kesinleştirir.

Anahtar Kavram

Klinefelter sendromu (47,XXY47, XXY), erkeklerde en sık görülen hipogonadizm nedenidir ve tipik olarak puberte döneminde küçük, sert testisler ve jinekomasti ile fark edilir.
Tahmini Süre:1m 15s
Soru 394Soru

44 yaşında bir kız çocuk, boy uzamasında yavaşlama ve son zamanlarda belirginleşen kilo alımı nedeniyle polikliniğe getiriliyor. Yapılan fizik muayenesinde boyu 9898 cm (102510-25. persentil), vücut ağırlığı 1818 kg (9090. persentil) saptanıyor. Dosya kayıtlarından bir yıl önceki boyunun 9494 cm olduğu öğreniliyor. Cilt kuruluğu ve soğuk intoleransı öyküsü olan hastanın kemik yaşı 22 yaş ile uyumlu bulunuyor. Bu klinik tabloya göre en olası tanı aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Hipotiroidi

Cevap

En olası tanı hipotiroididir; çünkü hastada patolojik düzeyde düşük büyüme hızı (44 cm/yıl), gecikmiş kemik yaşı ve boya göre artmış vücut ağırlığı mevcuttur.
Doğru seçenek olan hipotiroidi, çocukluk çağında büyüme hızında yavaşlama, kemik yaşında belirgin gecikme ve boya göre kilo artışının en yaygın nedenlerinden biridir. Vakadaki cilt kuruluğu ve soğuk intoleransı hipotiroidi tanısını klinik olarak desteklemektedir.

Adım Adım Çözüm

1
Büyüme hızının hesaplanması
Yıllık büyüme hızı: 9898 cm - 9494 cm = 44 cm/yıl
4 yaşındaki bir çocuk için normal büyüme hızı yıllık 575-7 cm olmalıdır; bu hastada büyüme hızı patolojiktir.
2
Boy ve ağırlık persentillerinin karşılaştırılması
Boy 102510-25. persentildeyken, ağırlığın 9090. persentilde olması
Büyüme duraksamasına eşlik eden kilo artışı (şişman kısa çocuk) endokrin nedenleri (hipotiroidi, GH eksikliği, Cushing) düşündürür.
3
Klinik bulguların sentezlenmesi
Cilt kuruluğu, soğuk intoleransı ve gecikmiş kemik yaşı
Bu ek bulgular endokrin nedenler arasında özellikle hipotiroidiyi doğrular.

Anahtar Kavram

Büyüme hızı yetersizliği ile birlikte vücut ağırlığının göreceli olarak korunması veya artması endokrinopatileri (özellikle hipotiroidi) işaret eder.
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 395Soru

Yirmi dört saatlik bir erkek yenidoğan, tekrarlayan ve dirençli hipoglisemi atakları ile uzamış sarılık nedeniyle yenidoğan yoğun bakım ünitesine yatırılıyor. Fizik muayenesinde vücut ağırlığı ve boyu normal sınırlarda saptanırken, mikropenis (1,51,5 cm) ve bilateral inmemiş testis dikkati çekiyor. Laboratuvar incelemesinde direkt hiperbilirubinemi ve kolestatik hepatit bulguları mevcuttur.

Bu bebekte klinik tabloyu en iyi açıklayan tanı aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Panhipopituitarizm

Cevap

Neonatal dönemde mikropenis, dirençli hipoglisemi ve kolestatik sarılık ile seyreden tablo Panhipopituitarizm'dir.
Panhipopituitarizm tanısı, hastadaki tüm klinik bulguları tek bir patofizyolojik süreçle açıklar. Neonatal dönemde büyüme hormonu ve ACTH (kortizol) eksikliği ağır ve dirençli hipoglisemiye neden olur. Gonadotropinlerin (LH/FSH) eksikliği erkek bebekte mikropenis ve inmemiş testise yol açarken; TSH ve büyüme hormonu eksikliği safra asidi sentezini ve akışını etkileyerek kolestatik hepatite (neonatal hepatit benzeri tablo) neden olur.

Adım Adım Çözüm

1
Klinik bulguları analiz etme
Hipoglisemi, mikropenis ve kolestatik sarılık bir arada saptandı.
Bu üçlü bulgu kümesi neonatal dönemde endokrin aksların gelişimsel eksikliğini sorgulatmalıdır.
2
Hormonal etkileri ilişkilendirme
Hipoglisemi (Büyüme Hormonu ve ACTH eksikliği), Mikropenis (LH, FSH ve Büyüme Hormonu eksikliği), Kolestaz (TSH ve Büyüme Hormonu eksikliği).
Büyüme hormonu ve kortizol glukoz homeostazı için, gonadotropinler genital gelişim için, tiroid hormonları ise safra akışı için kritiktir.
3
Tanıyı birleştirme
Multipl hipofiz hormon eksikliği (Panhipopituitarizm).
Birden fazla hipofizer aksın tutulumu konjenital panhipopituitarizm tanısını doğrular.

Anahtar Kavram

Neonatal hipopituitarizmde 'mikropenis + hipoglisemi + uzamış sarılık' triadı tanı koydurucudur.

İpuçları

1
Bebeğin genital bulguları ile kan şekeri düşüklüğü arasındaki ilişkiyi düşünün.
2
Neonatal dönemde hipoglisemiye karşı koruyucu olan insülin karşıtı hormonları hatırlayın (GH ve Kortizol).
3
Erkek bebekte mikropenis saptanması, fetal dönemde gonadotropin veya büyüme hormonu eksikliğine işaret eder.

Daha Fazla Pratik

Bu hastada kesin tanı için kranial MR görüntülemede hipofiz sapı kesintisi (pituitary stalk interruption) veya ektopik nörohipofiz araştırılmalıdır.
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 396Soru

Diyabetik ketoasidoz (DKADKA) tanısıyla yatırılarak intravenöz (I˙VİV) sıvı ve insülin infüzyonu (0.10.1 ünite/kg/saat) tedavisi başlanan 1212 yaşındaki kız hastanın izleminin 2424. saatinde genel durumu iyi, oral alımı açık ve aktiftir. Laboratuvar incelemesinde kan glukozu 180180 mg/dL, venöz pH:7.34pH: 7.34, HCO3:19HCO_3: 19 mEq/L saptanmış ve anyon açığı kapanmıştır. Bu hastada insülin tedavisi yönetimi ile ilgili en uygun yaklaşım aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: İlk doz SCSC hızlı etkili insülini yapmak ve İV insülin infüzyonunu 306030-60 dakika sonra kesmek

Cevap

Diyabetik ketoasidoz düzeldiğinde ve hasta oral gıda alabiliyorsa, ilk doz subkutan insülin yapıldıktan 30-60 dakika sonra intravenöz insülin infüzyonu kesilmelidir.
Diyabetik ketoasidozlu bir çocukta venöz pH>7.30pH > 7.30, serum bikarbonatı >1518> 15-18 mEq/L olduğunda ve anyon açığı kapandığında biyokimyasal olarak DKA çözülmüş kabul edilir. Hasta oral alımı tolere edebiliyorsa subkutan insülin tedavisine geçilebilir. İv insülinin yarı ömrü çok kısa olduğu için, subkutan insülin yapıldıktan sonra etki başlayana kadar (genellikle 30-60 dakika) intravenöz infüzyonun devam ettirilmesi (örtüşme sağlanması) ketozisin nüksünü önlemek için kritiktir.

Adım Adım Çözüm

1
DKA'nın biyokimyasal düzelme kriterlerini değerlendirmek.
Hastanın venöz pH>7.30pH > 7.30, HCO3>1518HCO_3 > 15-18 mEq/L olması ve anyon açığının kapanması DKA'nın çözüldüğünü gösterir.
Geçiş için öncelikle asidozun düzelmesi şarttır.
2
Klinik durumu ve oral alımı kontrol etmek.
Hastanın bilincinin açık ve oral gıdayı tolere edebilecek durumda olması SCSC geçişine izin verir.
İV insülin kesildiğinde hastanın beslenmesi ve bazal-bolus insülin düzenine girmesi gerekir.
3
İnsülin geçişinde 'overlap' (örtüşme) kuralını uygulamak.
İlk SCSC hızlı etkili insülin dozu yapılır; I˙VİV infüzyon 306030-60 dakika daha sürdürülüp sonra kesilir.
İV insülinin plazma yarı ömrü 5 dakikadan azdır. SC insülinin (hızlı etkili analoglar dahil) etki göstermesi için geçen sürede insülinsiz kalınması, keton üretiminin tekrar başlamasına yol açabilir.

Anahtar Kavram

DKA Tedavisinde İV'den SC İnsüline Geçiş Kriterleri ve Zamanlaması
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 397Soru

55 yaşında erkek çocuk, yaklaşık üç aydır devam eden aşırı su içme ve sık idrara çıkma yakınmaları ile getiriliyor. Öyküsünden tekrarlayan ve tedaviye dirençli kulak akıntısı ile saçlı deride iyileşmeyen döküntüleri olduğu öğreniliyor. Fizik muayenede saçlı deride seboroik dermatit benzeri ekzematöz papüler döküntüler ve sol dış kulak yolunda pürülan akıntı saptanıyor. Laboratuvar incelemesinde idrar dansitesi 1.0021.002, serum sodyumu 148 mEq/L148 \text{ mEq/L} ve idrar osmolalitesi 120 mOsm/kg120 \text{ mOsm/kg} olarak saptanıyor.

Bu hasta için en olası tanı aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Langerhans hücreli histiyositoz

Cevap

Langerhans hücreli histiyositoz tanısı, hastadaki santral diyabetes insipidus bulguları ile kronik kulak akıntısı ve tipik ekzematöz döküntülerin birlikteliği nedeniyle en olası tanıdır.
Langerhans hücreli histiyositoz tanısı doğrudur çünkü bu hastalık çocuklarda hipotalamo-hipofizer aksı infiltre ederek santral diyabetes insipidusa yol açan en yaygın hastalıklardan biridir. Hastada görülen düşük idrar dansitesi ve hipernatremi diyabetes insipidusu kanıtlarken, kronik kulak akıntısı (mastoid kemik tutulumu) ve seboroik döküntüler LCH için tipik klinik ipuçlarıdır.

Adım Adım Çözüm

1
Klinik semptomları ve laboratuvar verilerini analiz et.
Aşırı su içme, sık idrara çıkma, düşük idrar dansitesi (1.0021.002) ve hipernatremi (148 mEq/L148 \text{ mEq/L}) saptandı.
Bu bulgular hastada diyabetes insipidus (konsantrasyon defekti) olduğunu kesinleştirir.
2
Eşlik eden sistemik bulguları değerlendir.
Kronik otore (kulak akıntısı) ve saçlı deride seboroik dermatit benzeri döküntü saptandı.
Diyabetes insipidusa eşlik eden bu bulgular, kemik (mastoid) ve cilt tutulumu yapan Langerhans hücreli histiyositozu (özellikle Hand-Schüller-Christian triadı bileşenlerini) akla getirir.
3
Tanıyı patofizyolojik mekanizma ile birleştir.
Hipotalamo-hipofizer aksın Langerhans hücreleri tarafından infiltrasyonu.
LCH, çocuklarda santral diyabetes insipidusun en sık görülen infiltratif nedenidir.

Anahtar Kavram

Langerhans hücreli histiyositoz (LCH), çocuklarda santral diyabetes insipidusun en yaygın infiltratif nedenidir ve sıklıkla kronik otore ve ekzematöz cilt döküntüleri ile birliktelik gösterir.
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 398Soru

1010 aylık bir erkek bebek; desteksiz oturma yetisini kaybetme ve giderek artan karın şişliği şikayetleriyle polikliniğe getiriliyor. Öyküsünden son 22 aydır çevreye olan ilgisinin belirgin şekilde azaldığı öğreniliyor. Fizik muayenesinde tartı alımının yetersiz olduğu (<3< 3. persentil) ve batın muayenesinde karaciğerin 44 cm, dalağın ise 55 cm kot altından palpe edildiği saptanıyor. Oftalmolojik muayenede bilateral "kiraz kırmızısı leke" (cherry-red spot) görüldüğüne göre, bu hastada en olası tanı aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Niemann-Pick hastalığı Tip A

Cevap

Niemann-Pick hastalığı Tip A
Doğru yanıt olan hastalıkta, sfingomiyelinaz enzim eksikliği sonucu sfingomiyelin birikir. Bu durum hem santral sinir sisteminde yıkıma (nörolojik regresyon, kiraz kırmızısı leke) hem de retiküloendotelyal sistemde birikime (belirgin hepatosplenomegali) neden olur. Hastadaki tüm klinik bulgular bu tanıyla tam uyumludur.

Adım Adım Çözüm

1
Klinik bulguları analiz et
Hastada nörolojik regresyon (oturma yetisini kaybetme), büyüme geriliği, hepatosplenomegali ve makulada kiraz kırmızısı leke mevcut.
Bu bulgu kombinasyonu belirli lizozomal depo hastalıklarına işaret eder.
2
Ayırıcı tanı için organomegali varlığını sorgula
Tay-Sachs hastalığında kiraz kırmızısı leke görülmesine rağmen hepatosplenomegali yoktur.
Visseral tutulumun varlığı Tay-Sachs'ı dışlamada en kritik ipucudur.
3
En olası tanıyı belirle
Hem organomegali hem de kiraz kırmızısı lekenin eşlik ettiği nörodejeneratif tablo Niemann-Pick Tip A (sfingomiyelinaz eksikliği) tanısına yönlendirir.
Niemann-Pick Tip A, çocukluk çağında bu üçlü bulgunun en sık görüldüğü hastalıktır.

Anahtar Kavram

Makulada kiraz kırmızısı leke görülen hastalıklarda hepatosplenomegali varlığı, Niemann-Pick hastalığını Tay-Sachs hastalığından ayıran en önemli klinik özelliktir.
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 399Soru

Günde yaklaşık 77 litre su içme ve çok sık idrara çıkma yakınmasıyla getirilen 1212 yaşındaki bir erkek çocukta, yapılan su kısıtlama testi sonucunda idrar ozmolaritesinin artmadığı ve serum sodyumunun 148148 mEq/L'ye yükseldiği saptanmıştır. Diyabetes insipidus tanısı kesinleşen bu hastada, etiyolojinin santral veya nefrojenik olduğunu ayırt etmek için uygulanması gereken bir sonraki adım hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Desmopressin (dDAVP) verilerek idrar ozmolaritesindeki değişimin izlenmesi

Cevap

Diyabetes insipidus (DI) tanısı alan bir hastada santral ve nefrojenik ayrımı için ekzojen vazopressin analoğu olan desmopressin (dDAVP) yanıtına bakılmalıdır.
Desmopressin (dDAVP) uygulaması, santral ve nefrojenik diyabetes insipidusu ayırt etmek için kullanılan temel adımdır. Santral formda ADH eksikliği olduğu için dışarıdan verilen desmopressine idrar ozmolaritesinde belirgin bir artışla yanıt verilir. Nefrojenik formda ise böbreklerde ADH'ye karşı direnç olduğu için desmopressine yanıt alınamaz veya çok sınırlı bir yanıt alınır.

Adım Adım Çözüm

1
Diyabetes insipidus tanısı alan hastaya ekzojen vazopressin (desmopressin/dDAVP) uygulanır.
Vücuda dışarıdan ADH etkisi sağlanmış olur.
Sorunun ADH eksikliği mi (santral) yoksa ADH direnci mi (nefrojenik) olduğunu anlamak.
2
Uygulama sonrası idrar ozmolaritesi ve dansitesi ölçülür.
İdrar ozmolaritesinde %50\%50 ve üzerinde artış olması santral DI lehinedir.
Santral DI'da böbrekler ADH'ye yanıt verebilir, ancak ADH üretimi yoktur.
3
Yanıt alınamaması durumunda tanı nefrojenik DI olarak kabul edilir.
İdrar ozmolaritesi düşük kalmaya devam eder.
Nefrojenik DI'da sorun böbrekteki reseptör düzeyindedir, dışarıdan verilen hormona yanıt alınamaz.

Anahtar Kavram

Diyabetes insipidusun ayırıcı tanısında desmopressin testi kullanılır.

Daha Fazla Pratik

Nefrojenik diyabetes insipidusun en sık kalıtsal nedeninin V2 reseptör mutasyonu olduğunu hatırlayınız.
Tahmini Süre:45s
Soru 400Soru

9 yaşında bir kız çocuk, boy kısalığı ve öğrenme güçlüğü nedeniyle çocuk endokrinoloji polikliniğine getiriliyor. Fizik muayenesinde; boyunun 3. persentilin altında olduğu, yuvarlak yüz görünümü, el muayenesinde 4. ve 5. metakarplarda belirgin kısalık (brakidaktili) ve yumuşak dokuda palpe edilebilen subkütan kalsifikasyonlar saptanıyor. Hastanın laboratuvar inceleme sonuçları aşağıda verilmiştir:

ParametreSonuçReferans Aralığı
Serum kalsiyum7.27.2 mg/dL8.810.88.8 - 10.8
Serum fosfor6.86.8 mg/dL3.55.53.5 - 5.5
Serum PTH380380 pg/mL106510 - 65
25-hidroksi vitamin D3232 ng/mL>20>20

Bu klinik ve laboratuvar bulgularına göre, hasta için en olası tanı aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Psödohipoparatiroidizm Tip 1a

Cevap

Psödohipoparatiroidizm Tip 1a
Vakada tanımlanan boy kısalığı, yuvarlak yüz ve brakidaktili (özellikle 4. ve 5. metakarplarda kısalık) bulguları Albright'ın Herediter Osteodistrofisi (AHO) fenotipidir. Bu fenotipe eşlik eden hipokalsemi, hiperfosfatemi ve belirgin PTH yüksekliği, hedef organ düzeyinde PTH direnci olduğunu gösterir. Bu iki durumun (AHO + PTH direnci) bir arada bulunduğu tablo Psödohipoparatiroidizm Tip 1a'dır.

Adım Adım Çözüm

1
Klinik fenotipin değerlendirilmesi
Boy kısalığı, yuvarlak yüz, brakidaktili ve subkütan kalsifikasyonlar Albright'ın Herediter Osteodistrofisi (AHO) fenotipini işaret eder.
Tanıya gitmek için önce fiziksel bulguların hangi sendromik tabloyla uyumlu olduğu belirlenmelidir.
2
Laboratuvar bulgularının yorumlanması
Düşük kalsiyum ve yüksek fosfor ile birlikte PTH'nin çok yüksek olması, vücudun PTH'ye yanıt veremediğini (PTH direnci) gösterir.
Laboratuvar bulguları, organ düzeyindeki direnç ile primer eksiklik arasındaki farkı anlamamızı sağlar.
3
Fenotip ve biyokimyanın birleştirilmesi
AHO fenotipi + PTH direnci = Psödohipoparatiroidizm Tip 1a tanısına ulaşılır.
AHO fenotipi olup laboratuvarı normal olan hastalar psödopsödohipoparatiroidizm, laboratuvarı bozuk olup fenotipi normal olanlar ise Tip 1b olarak sınıflandırılır.

Anahtar Kavram

Psödohipoparatiroidizm (PHP) Tip 1a, GNAS1 genindeki maternal mutasyon sonucu gelişen, hem AHO fenotipinin hem de çoklu hormon direncinin (başta PTH ve TSH) görüldüğü bir tablodur.

Alternatif Yöntem

Laboratuvar değerlerine bakıldığında PTH yüksek, kalsiyum düşük ve fosfor yüksek ise bu 'PTH Direnci' demektir. Seçeneklerde PTH direnci ile giden tek hastalık grubu psödohipoparatiroidizmdir.
Tahmini Süre:1m 30s
ÖncekiSayfa 20 / 25Sonraki
Endokrinoloji ve Metabolizma — TUS - Tıpta Uzmanlık Sınavı — Sayfa 20 | Examkin