Gastroenteroloji ve Hepatoloji

311 soru

Soru 161Soru

2222 aylık bir erkek çocuk, 33 gündür devam eden şiddetli sulu ishal ve son 66 saattir ağızdan beslenememe şikayetiyle acil servise getiriliyor. Fizik muayenesinde; hastanın letarjik olduğu, göz kürelerinin belirgin çöktüğü, mukoza ve dilin kuru olduğu saptanıyor. Nabız 175/dakika175/\text{dakika} (ipliksi), kan basıncı 60/40 mmHg60/40\text{ mmHg}, kapiller dolum zamanı 55 saniyedir. Bu hasta için en uygun ilk yaklaşım aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: %0,9 NaCl\%0,9\text{ NaCl} (izotonik salin) solüsyonundan 20 ml/kg20\text{ ml/kg} intravenöz bolus uygulaması

Cevap

Ağır dehidratasyon ve şok bulguları olan bu hastada ilk yaklaşım, %0,9 NaCl\%0,9\text{ NaCl} (izotonik salin) solüsyonundan 20 ml/kg20\text{ ml/kg} dozunda intravenöz bolus uygulamasıdır.
Hastada letarji, hipotansiyon, ipliksi nabız ve belirgin kapiller dolum zamanı uzaması gibi dekompanse şok bulguları mevcuttur. Dünya Sağlık Örgütü (WHO) ve güncel pediatrik acil kılavuzlarına göre, şok tablosundaki bir çocukta ilk öncelik dolaşım hacminin hızla yerine konmasıdır. Bu amaçla en uygun yaklaşım, izotonik bir kristaloid olan %0,9 NaCl\%0,9\text{ NaCl}'den 20 ml/kg20\text{ ml/kg} dozunda hızlı (bolus) intravenöz uygulama yapmaktır.

Adım Adım Çözüm

1
Klinik durumun değerlendirilmesi
Ağır dehidratasyon ve dekompanse şok (hipotansiyon, ipliksi nabız, letarji, uzamış kapiller dolum).
Tedavi protokolünü (Plan A, B veya C) belirlemek için hastanın hemodinamik stabilitesi değerlendirilmelidir.
2
Uygun tedavi planının (Plan C) seçilmesi
İntravenöz sıvı resüsitasyonu kararı.
Şok bulguları varlığında oral rehidratasyon yetersizdir ve acil intravenöz müdahale gerektirir.
3
Sıvı tipi ve dozunun belirlenmesi
20 ml/kg20\text{ ml/kg} %0,9 NaCl\%0,9\text{ NaCl} bolus.
Damar içi hacmi hızla artırmak için izotonik kristaloidler kullanılmalıdır. Potasyum veya hipotonik sıvılar bu aşamada verilmez.

Anahtar Kavram

Pediatrik popülasyonda dekompanse şok ile seyreden ağır dehidratasyon yönetimi (Plan C).

Daha Fazla Pratik

Dehidratasyon derecesini belirleyen klinik bulguların (Plan A, B, C ayrımı) tablo halinde tekrar edilmesi faydalı olacaktır.
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 162Soru

22 aylık bir erkek bebek, doğumun 33. haftasında başlayan ve giderek artan sarılık, idrar renginde koyulaşma ve dışkı renginde açılma şikayetleriyle polikliniğe getiriliyor. Fizik muayenesinde hepatomegali saptanıyor. Laboratuvar incelemesinde direkt hiperbilirubinemi, serum transaminazlarında ve gama-glutamil transferaz (GGT) düzeyinde belirgin yükseklik saptanıyor. Yapılan karaciğer biyopsisinde periportal hepatositlerin sitoplazmasında PAS (+)(+) boyanan ve diastaz direnişli globüller izleniyor. Bu hasta için en olası tanı aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: α1\alpha-1 antitiripsin eksikliği

Cevap

α1\alpha-1 antitiripsin eksikliği
Doğru seçenek olan hastalıkta, karaciğer biyopsisinde periportal hepatositlerin içinde PAS (+)(+) boyanan ve diastaza dirençli globüllerin görülmesi tanı koydurucudur. Bu tablo, neonatal kolestazın en yaygın genetik nedenidir ve serumda düşük α1\alpha-1 antitiripsin düzeyi ile doğrulanır.

Adım Adım Çözüm

1
Klinik ve laboratuvar bulgularını değerlendir
Hastada direkt hiperbilirubinemi, hepatomegali ve yüksek GGT ile karakterize neonatal kolestaz tablosu mevcuttur.
Tanısal süreci daraltmak için kolestazın varlığını ve tipini belirlemek gerekir.
2
Patognomonik biyopsi bulgusunu analiz et
Periportal hepatositlerde PAS (+)(+) boyanan ve diastaz enzimi ile sindirilemeyen (dirençli) globüller saptanmıştır.
Bu spesifik histopatolojik bulgu, karaciğerde hatalı katlanmış protein birikimini gösterir.
3
Ayırıcı tanıyı tamamla
Bu bulgu, neonatal kolestazın en sık genetik nedeni olan α1\alpha-1 antitiripsin eksikliğine özgüdür.
Diğer kolestatik hastalıklarda (Biliyer atrezi, Alagille vb.) farklı histopatolojik özellikler görülür.

Anahtar Kavram

α1\alpha-1 antitiripsin eksikliğinde karaciğer tutulumu, mutant ZZ proteininin hepatosit endoplazmik retikulumunda birikmesi sonucu oluşur ve bu birikim biyopside PAS (+)(+) diastaz dirençli globüller olarak izlenir.
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 163Soru

2929 günlük bir erkek bebek, son bir haftadır giderek artan şiddette, her beslenme sonrası ortaya çıkan safrasız ve fışkırır tarzda kusma şikayeti ile polikliniğe getiriliyor. Fizik muayenesinde epigastrik bölgede yaklaşık 22 cm çapında, hareketli, zeytin tanesine benzer sert bir kitle palpe ediliyor. Bebeğin tartı alımının durduğu, dehidratasyon bulgularının olduğu ve skleralarda hafif ikterin başladığı gözleniyor. Bu hasta için en olası tanı ve klinik gidişat ile ilgili aşağıdaki ifadelerden hangisi doğrudur?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Eşlik eden sarılığın en olası nedeni, karaciğerdeki glukuronil transferaz enzim aktivitesindeki geçici azalmadır ve cerrahi tedavi sonrası düzelmesi beklenir.

Cevap

İkterin nedeni glukuronil transferaz enzim aktivitesindeki azalmadır ve cerrahi sonrası tablo düzelir.
Hipertrofik pilor stenozunda hastaların küçük bir kısmında görülen sarılık (iktero-pilorik sendrom), karaciğerde konjugasyonu sağlayan glukuronil transferaz enziminin aktivitesindeki geçici azalmaya bağlıdır. Bu durum cerrahi olarak pilor tıkanıklığı düzeltildikten sonra hızla normale döner.

Adım Adım Çözüm

1
Klinik tabloyu analiz etme
2-6 haftalık bebek, safrasız fışkırır tarzda kusma ve palpabl kitle hipertrofik pilor stenozunu (HPS) işaret eder.
HPS'nin klasik klinik triadını tanımlamak tanının ilk basamağıdır.
2
Eşlik eden bulguları (ikter) değerlendirme
HPS'de görülen sarılık (iktero-pilorik sendrom), glukuronil transferaz enzim yetersizliğine bağlı indirekt hiperbilirubinemidir.
Nadir fakat karakteristik bir klinik ilişkiyi tanımlamak ayırıcı tanı için önemlidir.
3
Metabolik ve renal yanıtı değerlendirme
Hipokloremik, hipokalemik metabolik alkaloz ve paradoksal asidüri saptanır.
Vücudun dehidratasyon ve elektrolit kaybına verdiği renal yanıtı (sodyum koruma çabası) anlamak tedaviyi şekillendirir.

Anahtar Kavram

İktero-pilorik Sendrom ve Paradoksal Asidüri Mekanizması
Soru 164Soru

Özofagus atrezisi ve distal trakeoözofageal fistül (Tip C) tanısı ile yenidoğan yoğun bakım ünitesinde izlenen 11 günlük bebekte, belirginleşen solunum yetmezliği nedeniyle entübasyon ve pozitif basınçlı ventilasyon (PBV) uygulanmaya başlanıyor. Ventilasyonun başlamasını takip eden dakikalar içinde hastanın batın distansiyonunun dramatik şekilde arttığı, tidal hacimlerin düştüğü ve ventilatörle uyumun bozulduğu gözleniyor.

Bu hastada gelişen tablonun patofizyolojisi göz önüne alındığında, mide perforasyonunu önlemek ve etkin ventilasyon sağlamak için yapılması gereken en uygun yaklaşım aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Acil şartlarda cerrahi fistül ligasyonu ve mide dekompresyonu planlamak

Cevap

Acil şartlarda cerrahi fistül ligasyonu ve mide dekompresyonu planlamak
Tip C özofagus atrezisinde trakea ile mide arasında bir fistül bulunur. Hastaya pozitif basınçlı ventilasyon uygulandığında, hava direncin daha az olduğu fistül yoluyla mideye dolar. Bu durum mideyi hızla şişirerek diyaframa bası yapar ve akciğerlerin genişlemesini engelleyerek ventilasyonun yetersiz kalmasına yol açar. Bu kısırdöngüyü kırmanın tek yolu fistülün cerrahi olarak bağlanmasıdır.

Adım Adım Çözüm

1
Klinik durumun analizi
Pozitif basınçlı ventilasyonun (PBV) distal fistül üzerinden mideye hava kaçırdığının saptanması.
Tip C atrezide trakea ile distal özofagus segmenti arasında bir bağlantı vardır.
2
Patofizyolojik etkilerin değerlendirilmesi
Hızlı mide distansiyonuna bağlı diyafram elevasyonu ve akciğer kompliyansının düşmesi.
Mideye dolan hava diyaframı yukarı iterek tidal hacimleri kısıtlar ve ventilasyonu imkansız hale getirir.
3
Yanlış müdahalenin dışlanması
Basınç artırımı veya sonda denemelerinin reddedilmesi.
Basınç artışı fistül akımını artırır, nazogastrik sonda ise atrezi nedeniyle mideye ulaşamaz.
4
Kesin çözümün belirlenmesi
Fistül ligasyonu veya acil gastrostomi.
Hava geçişini durdurmak için trakea ile mide arasındaki mekanik bağlantı kesilmelidir.

Anahtar Kavram

Özofagus atrezisi ve distal trakeoözofageal fistül varlığında pozitif basınçlı ventilasyonun (PBV) yarattığı mekanik komplikasyonlar.

Daha Fazla Pratik

İzole özofagus atrezisinde (Tip A) batın grafisindeki 'gazsız abdomen' bulgusunu ve uzun segment (long-gap) yönetimini gözden geçirin.
Tahmini Süre:3m 0s
Soru 165Soru

İnfantil hipertrofik pilor stenozu olan bir bebekte, tekrarlayan ve şiddetli safrasız kusmalar neticesinde gelişmesi beklenen karakteristik metabolik tablo aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Hipokloremik, hipokalemik, metabolik alkaloz

Cevap

İnfantil hipertrofik pilor stenozunda görülen karakteristik metabolik tablo hipokloremik, hipokalemik, metabolik alkaloztur.
İnfantil hipertrofik pilor stenozunda, mide içeriğinin safrasız kusulmasıyla vücuttan önemli miktarda H+H^+ ve ClCl^- kaybedilir. Bu durum hipokloremik metabolik alkaloza yol açar. Beraberinde gelişen dehidratasyon, böbreklerden sodyum tutulmasını tetiklerken potasyum atılımını (aldosteron etkisiyle) artırarak hipokalemiye neden olur. Bu üçlü bulgu (hipokloremi, hipokalemi ve alkaloz) hastalığın klasik laboratuvar yansımasıdır.

Adım Adım Çözüm

1
Kusma içeriğinin analiz edilmesi
H+H^+ ve ClCl^- kaybı
Mide suyunun temel bileşenleri hidroklorik asittir.
2
Asit-baz durumunun değerlendirilmesi
Metabolik alkaloz
Hidrojen iyonlarının (H+H^+) kaybı serum pH değerini yükseltir.
3
Böbreklerin hacim kaybına yanıtının incelenmesi
Hipokalemi
Dehidratasyon nedeniyle aktive olan aldosteron, sodyum geri emilimi karşılığında idrarla potasyum atılımını artırır.

Anahtar Kavram

İHPS'de metabolik tablonun patofizyolojisi

Daha Fazla Pratik

Bu hastalarda ileri dönemde görülebilen paradoksal asidüri mekanizmasını inceleyin.
Tahmini Süre:45s
Soru 166Soru

1818 saatlik bir yenidoğan, bir kez olan taze kanlı kusma nedeniyle değerlendiriliyor. Bebeğin vital bulguları normal, fizik muayenesi doğal saptanıyor ve bebek sadece anne sütü ile besleniyor. Kanlı materyalden yapılan Apt-Downey testinde, sodyum hidroksit (NaOHNaOH) ilavesinden sonra karışımın sarı-kahverengi renge dönüştüğü gözleniyor. Bu klinik tabloya göre en olası durum aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Anne kanının yutulması

Cevap

Apt-Downey testinde sarı-kahverengi renk değişimi saptanan bu hastada en olası durum anne kanının yutulmasıdır.
Apt-Downey testi, yenidoğandan gelen kanlı materyalin bebek kaynaklı mı yoksa yutulmuş anne kanı mı olduğunu ayırt etmek için kullanılır. Erişkinlerde bulunan hemoglobin A (HbA), alkali bir çözelti olan sodyum hidroksit (NaOHNaOH) ile karşılaştığında hızla denatüre olur ve rengi sarı-kahverengiye döner. Yenidoğanda baskın olan fetal hemoglobin (HbF) ise alkaliye dirençli olduğu için pembe rengini korur. Bu vakada sarı-kahverengi renk değişimi izlenmesi, kanın anneye ait olduğunu gösterir.

Adım Adım Çözüm

1
Klinik durumun değerlendirilmesi
1818 saatlik, stabil bir yenidoğanda hematemez saptanması.
Yenidoğanda üst gastrointestinal kanama varlığında ilk ayrım kanın kaynağı (bebek vs. anne) üzerine olmalıdır.
2
Apt-Downey test sonucunun yorumlanması
NaOHNaOH (alkali) ilavesi sonrası sarı-kahverengi renk değişimi.
Erişkin hemoglobini (HbA) alkaliye dayanıksızdır ve denatüre olarak kahverengiye döner; fetal hemoglobin (HbF) ise alkaliye dirençlidir ve pembe kalır.
3
Tanının konulması
Kanın kaynağı erişkin hemoglobini (anne kanı) olarak belirlendi.
Doğum sırasında veya emzirme sırasında meme başı çatlaklarından yutulan anne kanı yenidoğanda hematemeze yol açabilir.

Anahtar Kavram

Apt-Downey (Alkali Denatürasyon) Testi

Daha Fazla Pratik

Apt-Downey testinin sadece taze kanlı materyalde (melena veya kahve telvesi olmayan) güvenilir olduğunu unutmayın.
Tahmini Süre:1m 15s
Soru 167Soru

2.52.5 aylık bir erkek bebek, doğumdan sonraki 33. haftada başlayan sarılık ve son 22 haftadır belirginleşen açık renkli dışkılama şikayetiyle polikliniğe getiriliyor. Fizik muayenede hepatomegali saptanıyor; ancak kardiyak üfürüm, dismorfik yüz görünümü veya vertebral anomali saptanmıyor. Laboratuvar incelemesinde total bilirubin: 13.513.5 mg/dL, direkt bilirubin: 9.29.2 mg/dL, ALT: 185185 U/L, AST: 210210 U/L, GGT: 1818 U/L (Normal: 1010-150150 U/L) ve serum total safra asitleri belirgin derecede yüksek bulunuyor. Bu klinik ve laboratuvar bulgularına göre, hastada en olası tanı aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Progresif familyal intrahepatik kolestaz (PFIC) Tip 2

Cevap

Progresif familyal intrahepatik kolestaz (PFIC) Tip 2
Hastada direkt bilirubin yüksekliği (kolestaz) olmasına rağmen GGT seviyesinin normal olması, ayırıcı tanıda biliyer atrezi ve Alagille sendromu gibi yüksek GGT ile seyreden hastalıkları dışlar. Serum safra asitlerinin yüksek olması, safra asitlerinin sentezlendiğini ancak karaciğerden safraya atılamadığını (transport kusuru) gösterir. Bu tablo (Normal GGT + Yüksek Safra Asidi) PFIC Tip 1 ve Tip 2 için karakteristiktir. Tip 2'de BSEP protein defekti mevcuttur ve karaciğer hasarı Tip 1'e göre daha şiddetlidir.

Adım Adım Çözüm

1
Kolestaz varlığını doğrula
Direkt bilirubin seviyesinin 9.29.2 mg/dL olmasıyla konjuge hiperbilirubinemi (kolestaz) tanısı konur.
Yenidoğanda direkt bilirubinin total bilirubinin %20\%20'sinden fazla olması kolestazın göstergesidir.
2
GGT seviyesini yorumla
GGT seviyesi 1818 U/L ile normal sınırlar içindedir.
Düşük veya normal GGT ile seyreden kolestaz, ayırıcı tanıda PFIC Tip 1, Tip 2 veya safra asidi sentez kusurlarını ön plana çıkarır.
3
Serum safra asitlerini değerlendir
Serum safra asitlerinin belirgin yüksek olması safra asidi sentez kusurunu dışlar.
Sentez kusurlarında prekürsörler artarken, son ürün olan total safra asitleri kanda düşüktür.
4
Eşlik eden bulgularla PFIC alt tipini belirle
Ciddi hepatomegali ve yüksek transaminazlar ile birlikte PFIC Tip 2 tanısına ulaşılır.
PFIC Tip 2 (BSEP defekti), PFIC Tip 1'e göre daha ağır klinik seyir gösterir ve genellikle erken dönemde karaciğer yetmezliğine ilerler.

Anahtar Kavram

Normal GGT ile seyreden neonatal kolestaz ayırıcı tanısı

Alternatif Yöntem

GGT seviyesi üzerinden eleme yöntemi kullanılabilir. TUS'ta 'kolestaz + normal GGT' dendiğinde akla ilk gelmesi gereken üçlü PFIC-1, PFIC-2 ve Safra asidi sentez kusurudur.
Tahmini Süre:3m 0s
Soru 168Soru

Yenidoğan döneminde uzamış sarılığı olan bir bebekte, kolestaz tanısı koymak için laboratuvar incelemesinde saptanması gereken temel bulgu aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Konjuge (direkt) bilirubin düzeyinin artmış olması

Cevap

Konjuge (direkt) bilirubin düzeyinin artmış olması
Konjuge (direkt) bilirubin düzeyinin artmış olması, kolestazın temel laboratuvar kriteridir. Kolestaz, karaciğerde konjuge edilen bilirubinin safra yolları aracılığıyla bağırsağa atılamayıp kana geri sızması durumudur. Bu nedenle kanda direkt bilirubin seviyesi yükselir.

Adım Adım Çözüm

1
Bilirubin fraksiyonlarını belirle
Bilirubin konjuge (direkt) ve ankonjuge (indirekt) olarak ikiye ayrılır.
Kolestaz ayrımını yapmak için hangi bilirubin tipinin yüksek olduğunu anlamak gerekir.
2
Kolestaz tanımını uygula
Kolestaz, direkt bilirubin düzeyinin 1.0 mg/dL1.0 \text{ mg/dL} üzerinde olması (veya total bilirubinin %20\%20'sini geçmesi) olarak tanımlanır.
Yenidoğan döneminde patolojik sarılıkların en önemli alt grubu kolestatik olanlardır.
3
Diğer klinik bulgularla birleştir
Konjuge hiperbilirubinemi saptandığında akolik dışkı ve koyu renkli idrar gibi klinik ipuçları kolestaz tanısını destekler.
Laboratuvar bulgusu olan direkt bilirubin yüksekliği kolestazın temel tanı kriteridir.

Anahtar Kavram

Kolestazın laboratuvar tanımı direkt (konjuge) hiperbilirubinemi saptanmasına dayanır.

İpuçları

1
Sarılığın tipini (direkt vs indirekt) belirlemek kolestaz tanısında ilk adımdır.
2
Kolestaz, safranın akışının bozulmasıdır; bu durumda karaciğerde işlenmiş bilirubin kana geçer.

Daha Fazla Pratik

Konjuge hiperbilirubinemi saptanan bir bebekte biliyer atrezi ve neonatal hepatit ayrımı için GGT düzeylerine bakılmalıdır.
Tahmini Süre:45s
Soru 169Soru

1212 yaşında erkek hasta, son 11 yıldır devam eden boy kısalığı, kilo alamama ve halsizlik nedeniyle getiriliyor. Öyküsünde son 66 aydır günde 343-4 kez olan, kan içermeyen, cıvık dışkılama ve aralıklı periumbilikal karın ağrısı olduğu belirtiliyor. Fizik muayenesinde boy ve kilosu yaşa göre 3.3. persentil altında, Tanner evresi 11 (prepubertal) saptanıyor. Perianal bölge incelemesinde ağrısız, hipertrofik deri katlantıları (skin tags) ve derin bir fissür gözleniyor. Laboratuvar tetkiklerinde Hb:10,2 g/dLHb: 10,2 \text{ g/dL}, Albumin:2,7 g/dLAlbumin: 2,7 \text{ g/dL} ve ESR:58 mm/saatESR: 58 \text{ mm/saat} saptanıyor. Üst ve alt gastrointestinal sistem endoskopisinde; mide ve terminal ileumda yama tarzında (atlamalı) tutulum, derin lineer ülserler ve "kaldırım taşı" (cobblestone) görünümü saptanırken, rektumun makroskopik olarak tamamen normal olduğu görülüyor. Bu hastada en olası tanı düşünüldüğünde, aşağıdakilerden hangisi beklenen bir özellik değildir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Serolojik incelemede p-ANCA (perinükleer antinötrofil sitoplazmik antikor) pozitifliği görülme olasılığının ASCA pozitifliğinden daha yüksek olması

Cevap

Serolojik incelemede p-ANCA pozitifliği görülme olasılığının ASCA pozitifliğinden daha yüksek olması bu tablo için beklenen bir durum değildir.
Verilen vaka; büyüme geriliği, puberte gecikmesi, perianal tutulum (skin tags), rektal korunma ve terminal ileumdaki atlamalı lezyonlar ile tipik bir Crohn Hastalığı (CHCH) tablosudur. CHCH'da serolojik olarak ASCA (anti-Saccharomyces cerevisiae) pozitifliği %60-70 oranında görülürken, p-ANCA pozitifliği sadece %10-20 vakada saptanır. Dolayısıyla p-ANCA'nın ASCA'dan daha olası olması ifadesi yanlıştır ve beklenen bir durum değildir.

Adım Adım Çözüm

1
Klinik bulguların değerlendirilmesi
Hastada büyüme geriliği, puberte gecikmesi, perianal hastalık (skin tag, fissür) ve kansız diyare saptanmıştır.
Bu bulgular pediatrik yaş grubunda Crohn hastalığını, Ülseratif kolite göre daha güçlü destekler.
2
Endoskopik verilerin analizi
Rektal korunma, terminal ileum tutulumu ve atlamalı (yama tarzı) lezyonlar saptanmıştır.
Rektal korunma ve terminal ileumun seçici tutulumu Crohn hastalığı için patognomoniktir; Ülseratif kolitte tutulum rektumdan başlar ve süreklidir.
3
Serolojik belirteçlerin karşılaştırılması
Crohn hastalığında ASCA (anti-Saccharomyces cerevisiae) pozitifliği ön plandayken, Ülseratif kolitte p-ANCA pozitifliği baskındır.
Soruda p-ANCA'nın ASCA'dan daha olası olduğu ifadesi Crohn hastalığı tanısıyla çelişmektedir.

Anahtar Kavram

Crohn hastalığı ile Ülseratif kolit arasındaki klinik, endoskopik ve serolojik ayırıcı özellikler.

Daha Fazla Pratik

İnflamatuar bağırsak hastalıklarında görülen ekstraintestinal bulguların (eriterya nodosum, pyoderma gangrenosum, üveit, PSC) hastalık aktivitesi ile ilişkisini gözden geçirin.
Tahmini Süre:2m 30s
Soru 170Soru

Doğumdan sonraki ilk saatlerde ağızda bol köpüklü salya ve beslenme girişimi sırasında ani siyanoz gelişen 11 günlük bir yenidoğanın fizik muayenesinde batın skafoid (çökük) görünümde saptanıyor. Orogastrik kateterin yaklaşık 88 cm ilerletilebildiği ve sonrasında tıkandığı görülüyor. Çekilen direkt batın grafisinde diyafram altında veya bağırsak anslarında hava saptanmıyor (gazsız batın). Bu klinik tabloya göre en olası tanı aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: İzole özofagus atrezisi (Tip A)

Cevap

İzole özofagus atrezisi (Tip A)
Klinik tabloda sunulan 'bol köpüklü salya' ve 'orogastrik sondanın ilerletilememesi' bulguları özofagus atrezisini tanımlar. Batının 'skafoid' (çökük) olması ve grafide 'gaz saptanmaması' (gazsız batın), hava yolundan mideye hava geçişini sağlayan bir distal trakeoözofageal fistülün olmadığını kesinleştirir. Bu durum klasik olarak izole özofagus atrezisinde (Tip A) görülür. Tip B'de de (proksimal fistüllü atrezi) batın gazsız olabilir ancak Tip A klinik olarak çok daha sık karşılaşılan gazsız tiptir.

Adım Adım Çözüm

1
Klinik bulguları analiz et.
Bol salya, beslenirken siyanoz ve sondanın geçmemesi özofagus atrezisini (EA) doğrular.
Özofagus bütünlüğünün kesintiye uğraması salyanın yutulmasını engeller ve sondanın tıkanmasına yol açar.
2
Batın muayenesi ve radyolojik bulguyu yorumla.
Skafoid batın ve gazsız direkt grafi, trakeobronşiyal ağaçtan gastrointestinal sisteme hava girişinin olmadığını gösterir.
Hava girişi ancak trakea ile distal özofagus segmenti arasında bir fistül varsa mümkündür.
3
Atrezi tiplerini karşılaştır.
Hava içermeyen atrezi tipleri Tip A (izole) ve Tip B'dir (proksimal fistül).
Tip A, gazsız batın ile seyreden en sık görülen özofagus anomalisi tipidir.

Anahtar Kavram

Özofagus atrezisinde batın gaz varlığı, distal trakeoözofageal fistülün (TEF) varlığını belirleyen en kritik radyolojik bulgudur.
Tahmini Süre:1m 15s
Soru 171Soru

55 yaşında, 20 kg20\text{ kg} ağırlığında bir erkek çocuk; 33 gündür devam eden, günde 101510-15 kez bol sulu dışkılama şikayeti ile acil servise getiriliyor. Fizik muayenesinde çocuk uyanmakta güçlük çekiyor (letarjik), göz küreleri belirgin çökmüş ve karın cildinde deri turgoru çok yavaş (>2>2 saniye) düzeliyor. Nabızları zayıf ve hızlı saptanan hastada kapiller dolum zamanı 44 saniyedir. Bu hasta için en uygun ilk yaklaşım aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: 20 ml/kg20\text{ ml/kg} \%0,9 NaCl solüsyonunun IV bolus olarak verilmesi

Cevap

Ağır dehidratasyon ve şok bulguları sergileyen hastada ilk adım 20 ml/kg %0,9 NaCl solüsyonunun IV bolus olarak verilmesidir.
Dünya Sağlık Örgütü (WHO) sınıflamasına göre letarji, çökmüş gözler ve deri turgorunun çok yavaş düzelmesi 'Ağır Dehidratasyon' tanısı koydurur. Ek olarak zayıf nabız ve 4 saniyelik kapiller dolum zamanı şok tablosuna işaret eder. Bu durumdaki hastalarda acil IV sıvı resüsitasyonu (Plan C) endikedir ve ilk adım 20 ml/kg izotonik kristaloid bolusudur.

Adım Adım Çözüm

1
Klinik bulguların değerlendirilmesi
Letarji, çok çökmüş gözler, çok yavaş düzelen deri turgoru ve uzamış kapiller dolum (44 sn).
Hastanın dehidratasyon derecesini (Hafif, Orta, Ağır) belirlemek için Dünya Sağlık Örgütü (WHO) kriterleri kullanılır.
2
Dehidratasyonun sınıflandırılması
Ağır Dehidratasyon (Plan C) ve eşlik eden şok tablosu.
Letarji ve zayıf nabız/uzamış kapiller dolum varlığı hastayı doğrudan ağır dehidratasyon ve resüsitasyon ihtiyacı grubuna sokar.
3
Tedavi protokolünün seçilmesi
20 ml/kg20\text{ ml/kg} izotonik kristaloid (%0,9 NaCl veya Ringer Laktat) IV bolus.
Şoktaki hastada dolaşım hacmini hızla artırmak için damar içinde kalan izotonik sıvılar kullanılmalıdır.

Anahtar Kavram

Ağır dehidratasyon (Plan C) kriterleri ve acil IV resüsitasyon yönetimi
Soru 172Soru

22 aylık bir erkek bebek, doğumdan itibaren devam eden sarılık ve son günlerde fark edilen şiddetli kaşıntı şikayeti ile polikliniğe getirilmiştir. Fizik muayenesinde belirgin alın, geniş aralıklı gözler ve sivri çene yapısı (üçgen yüz görünümü) dikkati çekmektedir. Kardiyak oskültasyonda 2/62/6 dereceden sistolik ejeksiyon üfürümü duyulmaktadır. Laboratuvar incelemesinde direkt bilirubin ve GGT (Gama-glutamil transferaz) seviyeleri yüksek saptanmıştır.

Bu klinik tabloyla başvuran hastada en olası tanı aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Alagille sendromu

Cevap

Alagille sendromu
Alagille sendromu (arteriohepatik displazi), intrahepatik safra yollarının azlığı (paucity) ile karakterize, otozomal dominant geçişli bir hastalıktır. En tipik klinik özellikleri; kolestaz, belirgin alın, çökük gözler ve sivri çeneden oluşan 'üçgen yüz' görünümü, periferik pulmoner stenoz (sistolik üfürüm), omurgada kelebek vertebra ve gözde posterior embriyotokson saptanmasıdır. Hastada kolestazla birlikte sunulan tipik yüz ve kalp bulguları doğrudan bu tanıyı işaret eder.

Adım Adım Çözüm

1
Laboratuvar verilerini değerlendir.
Direkt bilirubin ve GGT yüksekliği saptandı (Kolestaz varlığı doğrulandı).
Sarılık ve kaşıntının hepatobiliyer kökenini belirlemek için gereklidir.
2
Ekstrahepatik fizik muayene bulgularını analiz et.
Üçgen yüz görünümü ve sistolik üfürüm (periferik pulmoner stenoz olasılığı) saptandı.
Sendromik kolestaz nedenlerini ayırt etmek için kritik ipuçları sağlar.
3
Bulguları birleştirerek tanıya ulaş.
Kolestaz + Üçgen yüz + Kardiyak üfürüm = Alagille Sendromu.
Bu üçlü kombinasyon Alagille sendromunun klasik klinik sunumudur.

Anahtar Kavram

Alagille Sendromu (Arteriohepatik Displazi) Klinik Tanısı

İpuçları

1
Bebeğin yüz görünümü ve kalp üfürümü arasındaki ilişkiyi düşünün.

Daha Fazla Pratik

Alagille sendromu olan bir hastada iskelet sisteminde görülebilecek en tipik radyolojik bulguyu (kelebek vertebra) gözden geçirin.
Tahmini Süre:45s
Soru 173Soru

Henüz 99 aylık olan 8 kg8\text{ kg} ağırlığındaki bir erkek bebek; 44 gündür devam eden, günde 121512-15 kez bol sulu dışkılama, kusma ve belirgin huzursuzluk şikayetiyle acil servise getiriliyor. Fizik muayenesinde; letarji ile irritabilite arasında gidip gelen bir bilinç durumu, fontanelde belirgin çöküklük ve mukoza kuruluğu saptanıyor. Cilt muayenesinde turgor azalmış olmasına rağmen palpasyonla ciltte "hamur kıvamı" (doughy skin) hissi alınıyor. Kalp hızı 178/dk178/\text{dk}, kan basıncı 62/38 mmHg62/38\text{ mmHg} ve kapiller dolum zamanı 44 saniye olarak ölçülüyor. Laboratuvar incelemesinde serum sodyumu 168 mEq/L168\text{ mEq/L}, potasyumu 3,1 mEq/L3,1\text{ mEq/L}, kloru 132 mEq/L132\text{ mEq/L} ve HCO3HCO_3^- değeri 10 mEq/L10\text{ mEq/L} bulunuyor. Bu hasta için en uygun ilk basamak tedavi ve izlem stratejisi aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: 20 ml/kg20\text{ ml/kg} \%0,9 NaCl ile hızlı intravenöz bolus yapılması; ardından serum sodyum düşüş hızının günde 12 mEq/L12\text{ mEq/L}'yi aşmayacak şekilde yavaşça düzeltilmesi.

Cevap

Şok bulguları olan hipernatremik dehidratasyon hastasında ilk yaklaşım 20 ml/kg20\text{ ml/kg} \%0,9 NaCl bolusu ile vasküler hacmi desteklemek, ardından sodyumu günde 1012 mEq/L10-12\text{ mEq/L}'den (saatte 0,5 mEq/L0,5\text{ mEq/L}) daha hızlı düşürmeyecek şekilde yavaş sıvı tedavisi planlamaktır.
Doğru yaklaşım, hastanın şok tablosunu düzeltmek için derhal izotonik salin (20 ml/kg20\text{ ml/kg}) bolusu uygulamak ve ardından hipernatremik durumun risklerini (beyin ödemi) göz önüne alarak sodyum düşüş hızını günlük 1012 mEq/L10-12\text{ mEq/L} ile sınırlı tutacak şekilde sıvı replasmanını 487248-72 saate yaymaktır.

Adım Adım Çözüm

1
Hemodinamik durumun değerlendirilmesi
Düşük kan basıncı (62/38 mmHg62/38\text{ mmHg}), taşikardi (178/dk178/\text{dk}) ve uzamış kapiller dolum (4 sn4\text{ sn}) hastanın dekompanse şokta olduğunu gösterir.
Dehidratasyonun derecesini ve aciliyetini belirlemek için hayati bulgular önceliklidir.
2
Hipernatremik dehidratasyonun tanınması
Sodyumun 168 mEq/L168\text{ mEq/L} olması ve ciltteki "hamur kıvamı" bulgusu hipernatremik tabloyu doğrular.
Hipernatremide hücre içi sıvı hücre dışına çıktığı için intravasküler hacim görece korunur; bu hastada şok olması sıvı kaybının %15\%15'in üzerinde olduğunu gösterir.
3
İlk sıvı resüsitasyonu
20 ml/kg20\text{ ml/kg} \%0,9 NaCl (izotonik) bolus verilmelidir.
Şok durumunda sodyum değerinden bağımsız olarak vasküler volümü geri kazanmak için izotonik kristaloidler şarttır.
4
Defisit ve idame tedavisinin planlanması
Sodyum düşüş hızı saatte 0,5 mEq/L0,5\text{ mEq/L} veya günde 12 mEq/L12\text{ mEq/L}'yi geçmeyecek şekilde 487248-72 saate yayılan bir tedavi uygulanır.
Hızlı sodyum düşüşü, beyin hücrelerinde biriken idiyojenik ozmoller nedeniyle suyun hücre içine kaçmasına ve fatal serebral ödeme yol açar.

Anahtar Kavram

Hipernatremik dehidratasyonda şok yönetimi ve serebral ödemden kaçınmak için yavaş sodyum düzeltme stratejisi.

Daha Fazla Pratik

Hipernatremik dehidratasyonun tedavisinde kullanılan sıvıların glukoz ve sodyum konsantrasyonlarının hesaplanması üzerine pratik yapılması önerilir.
Tahmini Süre:3m 0s
Soru 174Soru

Beş haftalık bir erkek bebek, on gündür devam eden, giderek şiddetlenen ve safrasız nitelikteki fışkırır tarzda kusma nedeniyle acil servise başvuruyor. Yapılan fizik muayenede dehidratasyon bulguları saptanıyor ve epigastriumda 'zeytin tanesi' benzeri kitle palpe ediliyor. Laboratuvar tetkiklerinde pH: 7.547.54, HCO3HCO_3^-: 40 mEq/L40 \text{ mEq/L}, Na+Na^+: 132 mEq/L132 \text{ mEq/L}, K+K^+: 2.9 mEq/L2.9 \text{ mEq/L} ve ClCl^-: 75 mEq/L75 \text{ mEq/L} saptanıyor. Hastanın başlangıçtaki idrar pH değeri 5.05.0 iken, %0.9 NaCl\%0.9 \text{ NaCl} ve K+K^+ replasmanı içeren uygun intravenöz mayi tedavisi başlandıktan on sekiz saat sonra idrar pH değerinin 7.67.6'ya yükseldiği görülüyor.

Bu hastada idrar pH'ının asidikten alkaliye dönmesini sağlayan temel mekanizma aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Efektif arteriyel hacmin restorasyonu ve klor replasmanı ile böbrekteki bikarbonat geri emiliminin azalması

Cevap

Efektif arteriyel hacmin restorasyonu ve klor replasmanı ile böbrekteki bikarbonat geri emiliminin azalması
Doğru yanıt olan seçenek, paradoksal asidürinin çözüm mekanizmasını tam olarak açıklar. Hipertrofik pilor stenozunda mide asidi (HClHCl) kaybı alkalozu başlatırken, eşlik eden hacim kaybı (dehidratasyon) ve klor eksikliği alkalozun böbrek tarafından sürdürülmesine neden olur. Böbrek, azalan efektif arteriyel hacmi korumak için sodyumu geri emmek zorundadır. Ancak klor eksik olduğu için sodyum, lümene hidrojen (H+H^+) salınarak geri emilir. Bu durum, plazma alkali olmasına rağmen idrarın asidik kalmasına (paradoksal asidüri) yol açar. Tedavide verilen izotonik klorür çözeltisi hem hacmi genişletir hem de klor sağlar; böylece böbrek bikarbonatı idrarla atabilir hale gelir ve idrar pH'ı alkaliye döner.

Adım Adım Çözüm

1
Klinik tablonun ve laboratuvarın analizi
Bebekte Hipertrofik Pilor Stenozu (HPS) ve buna ikincil hipokloremik hipokalemik metabolik alkaloz mevcuttur.
Fışkırır tarzda safrasız kusma ve 'zeytin tanesi' kitle HPS için patognomoniktir.
2
Paradoksal asidüri mekanizmasını değerlendirme
Vücut alkali durumda olmasına rağmen idrarın asidik (pH 5.0) olması 'paradoksal asidüri'dir.
Hacim kaybı nedeniyle sodyum geri emilimi artar; klor eksik olduğu için sodyum hidrojen ile değişim yaparak emilir, bu da idrarı asidikleştirmesine rağmen alkalozu sürdürür.
3
Tedavinin etkisini yorumlama
İzotonik sodyum klorür (%0.9 \text{ NaCl}) verilmesi hacmi ve kloru yerine koyar.
Klor seviyesi düzelince böbrek bikarbonat atımına engel olan kısıtlılığı aşar ve 'alkali dalga' (alkaline tide) başlar.
4
İdrar pH değişimini açıklama
İdrar pH'ı 7.6'ya çıkar.
Hacim restorasyonu ile RAAS aktivitesi azalır ve bikarbonat atımı serbest kalır.

Anahtar Kavram

HPS'de paradoksal asidürinin klor ve hacim replasmanı ile geri döndürülmesi (Klor duyarlı metabolik alkaloz).

Daha Fazla Pratik

İdrar pH'ındaki bu değişikliğin (paradoksal asidürinin düzelmesi) cerrahi zamanlaması ve postoperatif apne riski üzerindeki etkisini inceleyiniz.
Tahmini Süre:2m 0s
Soru 175Soru

4545 günlük bir kız bebek, yaşamın ilk haftasından itibaren fark edilen sarılık ve dışkı renginde tam olmayan açılma şikayetleriyle getiriliyor. Fizik muayenesinde ikterik görünüm, 33 cm hepatomegali ve sol üst sternal sınırda 2/62/6 şiddetinde sistolik üfürüm saptanıyor. Laboratuvar tetkiklerinde; Total bilirubin: 1111 mg/dL, Direkt bilirubin: 7.57.5 mg/dL, ALT: 9090 U/L, AST: 115115 U/L, GGT: 820820 U/L (N: <60) olarak ölçülüyor. Karaciğer iğne biyopsisinde belirgin portal fibrozis ve safra duktus proliferasyonu saptanıyor. Bu hasta için en olası tanı ve izlenmesi gereken yaklaşımla ilgili aşağıdakilerden hangisi doğrudur?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Alagille sendromunda yaşamın ilk aylarında biyopsilerde tipik duktopeni yerine duktus proliferasyonu görülebileceği unutulmamalı; posterior embriyotokson ve kelebek vertebra varlığı araştırılmalıdır.

Cevap

Alagille sendromu vakalarında yaşamın ilk aylarında yapılan biyopsilerde duktopeni yerine duktus proliferasyonu görülebileceği bilinmeli, hastada saptanan üfürüm (periferik pulmoner stenoz) eşliğinde posterior embriyotokson ve kelebek vertebra gibi diğer sistemik bulgular araştırılmalıdır.
Alagille sendromu olan hastalarda tanısal olan 'duktopeni' bulgusu genellikle yaşamın 3. ayından sonra belirginleşir. Erken dönemde yapılan biyopsilerde bilier atrezi ile karışabilen duktus proliferasyonu görülebilir. Hastada saptanan sol üst sternal sınırdaki üfürüm (periferik pulmoner stenoz) tanıyı Alagille sendromuna kaydıran en önemli klinik bulgudur. Bu nedenle cerrahi öncesi kelebek vertebra ve posterior embriyotokson gibi diğer kriterlerin taranması en uygun yaklaşımdır.

Adım Adım Çözüm

1
Hastadaki sarılık tipinin ve kolestaz varlığının belirlenmesi.
Direkt bilirubin 7.57.5 mg/dL saptandı.
Direkt bilirubinin 22 mg/dL üzerinde olması veya toplam bilirubinin %20\%20’sini aşması kolestatik karaciğer hastalığını gösterir.
2
GGT (Gama-glutamil transferaz) düzeyinin değerlendirilmesi.
GGT 820820 U/L (belirgin yüksek) bulundu.
Yüksek GGT değerleri kolestaz varlığında öncelikle Bilier Atrezi ve Alagille Sendromu'nu akla getirir (PFIC 1 ve 2'de GGT normaldir).
3
Kardiyak muayene bulgusunun (üfürüm) yorumlanması.
Sol üst sternal sınırda sistolik üfürüm Alagille sendromu için ipucudur.
Alagille sendromunda en sık görülen kardiyak anomali periferik pulmoner stenozdur ve bu lokalizasyonda üfürüme neden olur.
4
Biyopsi bulgusunun klinik tablo ile sentezlenmesi.
Duktus proliferasyonu saptandı; ancak bu bulgu erken dönemde Alagille vakalarında da görülebilir.
Alagille sendromu olan bebeklerde yaşamın ilk 6-12 haftasında yapılan biyopsiler, safra yollarının henüz kaybolmaması ve reaksiyon gelişmesi nedeniyle bilier atreziyi taklit edebilir.

Anahtar Kavram

Neonatal kolestaz ayırıcı tanısında, Alagille sendromunun erken süt çocukluğu döneminde histopatolojik olarak bilier atreziyi (duktal proliferasyon ile) taklit edebileceği ve tanı için ek sistemik bulguların (fasiyes, vertebra, göz, kalp) kritik önem taşıdığı unutulmamalıdır.

Daha Fazla Pratik

Bilier atrezi tanısında 'triangular cord sign' ve 'gallbladder ghost triad' ultrasonografi bulgularını gözden geçirin.
Tahmini Süre:2m 0s
Soru 176Soru

Otuz sekiz haftalık doğan bir yenidoğanın antenatal ultrasonografisinde polihidramnios saptanmıştır. Doğumdan hemen sonra ağzında aşırı tükürük ve köpüklü sekresyon birikimi olan bebeğin ilk beslenme denemesinde şiddetli öksürük, boğulma hissi ve siyanöz gelişmiştir. Bebeğe orogastrik sonda takılmaya çalışılmış, ancak sonda ilerletilememiş ve dirençle karşılaşılmıştır. Çekilen torakoabdominal röntgende, radyoopak sondanın üst mediastende kıvrıldığı ve mide ile bağırsak luplarında belirgin gaz dağılımı olduğu görülmüştür. Bu hastanın klinik ve radyolojik bulgularını açıklayan en olası anatomik patoloji aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Proksimal özofagusun kör sonlanması, distal özofagusun trakea ile iştirakli olması

Cevap

Proksimal özofagusun kör sonlanması, distal özofagusun trakea ile iştirakli olması durumu (Tip C trakeoözofageal fistül).
Hastada orogastrik sondanın üst mediastende kıvrılması özofagus atrezisi olduğunu gösterir. Buna rağmen röntgende mide ve bağırsaklarda hava gazı saptanması, atrezi seviyesinin distalinde solunum yolları ile gastrointestinal sistem arasında bir iştirak (fistül) bulunduğunu kanıtlar. Solunan hava trakeadan distal fistüle, oradan da mideye geçer. Proksimali kör sonlanan ve distalinde trakeoözofageal fistül bulunan bu durum (Tip C), özofagus anomalilerinin en sık görülen formudur (%85).

Adım Adım Çözüm

1
Klinik bulguları (polihidramnios, aşırı sekresyon, beslenirken boğulma) analiz et.
Gastrointestinal sistemin üst kısmında (özofagus seviyesinde) tam bir tıkanıklık olduğu saptanır.
Yutulamayan amniyon sıvısı polihidramnios yapar; tükürük ve anne sütü akciğere kaçarak öksürük ve siyanöze neden olur.
2
Orogastrik sondanın durumunu değerlendir.
Sondanın üst mediastende kıvrılması özofagus atrezisi (kör kese) tanısını kesinleştirir.
Özofagus lümeni devam etmediği için sonda mideye ulaşamaz ve kör kesede katlanarak kıvrılır.
3
Röntgen bulgularını (mide ve bağırsaklarda gaz varlığı) klinik tablo ile sentezle.
Midede gaz olması, solunum yolları ile distal gastrointestinal sistem arasında bir fistül bağlantısı olduğunu kanıtlar.
Özofagus proksimalden tıkalı olduğu halde midede hava bulunması, havanın ancak trakea üzerinden distal bir fistül ile mideye geçtiğini gösterir.

Anahtar Kavram

Özofagus Atrezisi ve Trakeoözofageal Fistül Tiplendirmesi
Soru 177Soru

Sekiz yaşında bir çocuk; yaklaşık dört aydır devam eden, günde 4-5 kez tekrarlayan kanlı-mukuslu dışkılama, kramp tarzında karın ağrısı ve tenesmus şikayetleriyle getirilmiştir. Fizik muayenesinde büyüme parametreleri yaşına göre normal sınırlarda saptanmıştır. Yapılan kolonoskopik incelemede; rektumdan başlayıp proksimale doğru kesintisiz (kontinu¨kontin\ddot{u}) şekilde uzanan, granüler görünümde, frajil ve yaygın yüzeysel ülserlerin bulunduğu mukoza izlenmiştir.

Bu hasta için en olası tanı ve bu tabloya eşlik etmesi beklenen bulgu aşağıdakilerin hangisinde doğru verilmiştir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Ülseratif kolit – Perinükleer antinötrofil sitoplazmik antikor (pANCApANCA) pozitifliği

Cevap

Ülseratif kolit tanısı ile uyumlu olan rektumdan başlayan kesintisiz tutulum ve buna eşlik eden pANCA pozitifliği doğru ifadedir.
Doğru yanıt olan seçenek, ülseratif kolit için karakteristik olan rektal başlangıçlı kesintisiz tutulumu ve özgül serolojik belirteç olan pANCApANCA pozitifliğini içermektedir. Ülseratif kolitte inflamasyon Crohn hastalığının aksine transmural değil, mukoza ve submukoza ile sınırlıdır.

Adım Adım Çözüm

1
Hastanın klinik bulgularını (kanlı dışkılama, tenesmus) ve kolonoskopik verilerini (rektal başlangıçlı kontinü mukoza hasarı) analiz et.
Bu bulgular tipik olarak ülseratif kolit (ÜK) tanısını işaret etmektedir.
ÜK'de rektum her zaman tutulur ve inflamasyon proksimale doğru kesintisiz ilerler.
2
Tanıya özgü laboratuvar ve serolojik belirteçleri değerlendir.
Ülseratif kolitli hastaların büyük çoğunluğunda perinükleer antinötrofil sitoplazmik antikor (pANCApANCA) pozitif saptanır.
Serolojik belirteçler Crohn hastalığı (ASCAASCA) ve ülseratif kolit (pANCApANCA) ayrımında yardımcıdır.
3
Diğer seçeneklerdeki kavramsal ve sistemsel hataları ayıkla.
Seçeneklerdeki aşı kontrendikasyonları, anemi parametreleri ve metabolik tablo verileri tıbbi gerçeklerle uyuşmamaktadır.
Yanlış seçenekler pediatride sık yapılan kavramsal hataları içermektedir.

Anahtar Kavram

Ülseratif kolit ve Crohn hastalığının klinik, endoskopik ve serolojik ayrımı.
Tahmini Süre:1m 15s
Soru 178Soru

Otuz beş günlük bir erkek bebek, son 1010 gündür her beslenme sonrası ortaya çıkan ve fışkırır tarzda olan safrasız kusma şikayetiyle polikliniğe getiriliyor. Yapılan fizik muayenesinde bebek dehidratasyon bulguları göstermekte olup epigastrik bölgede derin palpasyonla yaklaşık 22 cm boyutunda hareketli, sert kitle saptanıyor. Bu hastanın laboratuvar incelemesinde aşağıdaki metabolik ve elektrolit bulgularından hangisinin saptanması en olasıdır?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Hipokloremik, hipokalemik, metabolik alkaloz

Cevap

Hastada saptanması beklenen tipik laboratuvar bulgusu hipokloremik, hipokalemik ve metabolik alkalozdur.
Doğru seçenek olan hipokloremik, hipokalemik ve metabolik alkaloz tablosu, pilor stenozundaki tekrarlayan kusmalar nedeniyle mide içeriğindeki hidroklorik asidin (HClHCl) ve suyun kaybıyla açıklanır. Kaybedilen klor yerine bikarbonat artışı olur (alkalozalkaloz) ve dehidratasyona yanıt olarak aktive olan aldosteron, sodyum geri emilimi karşılığında potasyum atılımını artırarak hipokalemiye yol açar.

Adım Adım Çözüm

1
Klinik bulguları değerlendir
Bebek 33-66 haftalık, safrasız fışkırır tarzda kusma ve palpabl 'zeytin' kitle mevcuttur.
Bu bulgular hipertrofik pilor stenozu (HPS) tanısı için tipiktir.
2
Kusma içeriğinin metabolik etkisini analiz et
Mide sıvısı bol miktarda H+H^+ ve ClCl^- içerir. Bu iyonların kaybı hipokloremi ve metabolik alkaloz ile sonuçlanır.
Vücut, mide çıkışındaki obstrüksiyon nedeniyle asidik mide içeriğini dışarı atar.
3
Böbreklerin dehidratasyona yanıtını belirle
Hacim kaybı sonucu aldosteron artar, böbrek sodyum tutarken potasyumu idrarla atar (hipokalemi).
Hücre dışı sıvı hacmini korumak için sodyum geri emilimi öncelik kazanır.

Anahtar Kavram

Hipertrofik pilor stenozunda mide asidi (HCl) kaybı hipokloremik metabolik alkaloza, sekonder renal kompanzasyon ise hipokalemiye yol açar.
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 179Soru

Dört haftalık bir erkek süt çocuğu, son iki haftadır beslenmeyi takiben artış gösteren, fışkırır tarzda safrasız kusma şikayetiyle polikliniğe getiriliyor. Fizik muayenesinde dehidratasyon bulguları ve sağ üst kadranda zeytin tanesi benzeri kitle saptanıyor. Laboratuvar incelemesinde kan pH:7.56pH: 7.56, HCO3:36 mmol/LHCO_3: 36 \text{ mmol/L}, Cl:82 mEq/LCl: 82 \text{ mEq/L} ve K:2.9 mEq/LK: 2.9 \text{ mEq/L} olarak ölçülüyor. Bu hastada gelişen paradoksik asidüri (idrarın asidik olması) tablosunun temel patofizyolojik mekanizması aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Volüm deplesyonu ve hipokalemi nedeniyle distal tübülde sodyumun potasyum yerine hidrojen iyonu ile yer değiştirerek geri emilmesi

Cevap

Paradoksik asidürinin temel nedeni, volüm deplesyonu ve hipokalemi varlığında distal tübülde sodyumun korunması için hidrojen iyonlarının sekrete edilmesidir.
Doğru olan seçenek, volüm deplesyonu ve hipokalemi varlığında distal tübülde sodyum geri emilimi sırasında hidrojen iyonlarının sekrete edilmesidir. Normal şartlarda vücut sistemik alkalozu düzeltmek için idrarla bikarbonat atarak alkalen idrar çıkarmalıdır. Ancak pilor stenozunda kusmaya bağlı gelişen sıvı kaybı (dehidratasyon) aldosteron sistemini uyarır. Aldosteron distal tübülde sodyumu geri emerken karşılığında bir katyon (K+K^+ veya H+H^+) atmak zorundadır. Hastada kusma ile gelişen derin hipokalemi nedeniyle potasyum atılamaz ve hücreler sodyum karşılığında hidrojen iyonlarını idrara atar. Bu da sistemik alkaloz olmasına rağmen idrarın paradoksik olarak asidik (pH<7pH < 7) kalmasına neden olur.

Adım Adım Çözüm

1
Klinik tabloyu tanımla
4 haftalık bebekte fışkırır tarzda safrasız kusma ve zeytin kitle varlığı Hipertrofik Pilor Stenozu (HPS) tanısını koydurur.
HPS'de tipik olarak 3-6. haftalarda ilerleyici safrasız kusma görülür.
2
Metabolik tabloyu analiz et
Kusma ile mide asidi (HClHCl) ve potasyum (KClKCl) kaybı sonucu 'hipokloremik hipokalemik metabolik alkaloz' gelişir.
Mide içeriğinin kaybı doğrudan hidrojen ve klor kaybına yol açar.
3
Böbreklerin yanıtını değerlendir
Sıvı kaybı sonucu gelişen ikincil hiperaldosteronizm, sodyumu geri emmeye çalışır.
Renin-anjiyotensin-aldosteron sistemi (RAAS) volüm kaybına yanıt olarak aktive olur.
4
İyon değişim mekanizmasını açıkla
Distal tübülde sodyum geri emilirken potasyum eksikliği (hipokalemi) nedeniyle potasyum atılamaz, yerine hidrojen (H+H^+) atılır. Bu da sistemik alkaloza rağmen asidik idrar (paradoksik asidüri) oluşturur.
Vücut hipokalemi nedeniyle potasyumu korumayı, hidrojen kaybına tercih eder.

Anahtar Kavram

Hipertrofik pilor stenozunda paradoksik asidürinin nedeni, dehidratasyon ve hipokalemi varlığında böbreğin sodyum korumak için hidrojen atmasıdır.

Daha Fazla Pratik

Pilor stenozu olan bir bebekte cerrahi öncesi ilk yapılması gerekenin 'sıvı ve elektrolit stabilizasyonu' (özellikle klorlu sıvılar) olduğunu hatırlayınız.
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 180Soru

1313 yaşında bir erkek çocuk; tekrarlayan ağız içi aftöz ülserler, karın ağrısı ve perianal bölgede fistül şikayetleriyle getirilmiştir. Yapılan kolonoskopik incelemede rektumun tamamen normal olduğu, ancak terminal ileumda "atlayan lezyonlar" (skip lesions) ve derin doğrusal ülserlerin bulunduğu saptanıyor. Bu klinik tabloya göre, tanıyı desteklemek amacıyla istenmesi en uygun olan serolojik test aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: ASCA (Anti-Saccharomyces cerevisiae antikoru)

Cevap

ASCA (Anti-Saccharomyces cerevisiae antikoru)
Verilen vakada ağız içi ülserler, perianal hastalık (fistül) ve endoskopide saptanan süreksiz (atlayan) lezyonlar ile rektumun korunması tipik olarak Crohn hastalığını işaret etmektedir. Crohn hastalığında tanıyı desteklemek amacıyla kullanılan en özgün serolojik belirteç Anti-Saccharomyces cerevisiae antikorudur (ASCA).

Adım Adım Çözüm

1
Klinik bulguları analiz etme
Hastada ağız içi aftöz ülserler, perianal fistül ve kolonoskopide rektumun korunması (rektal sparing) ile terminal ileumda atlayan lezyonlar saptandı.
Bu bulgular, inflamasyonun transmural ve süreksiz olduğu Crohn hastalığını güçlü bir şekilde destekler.
2
Ayırıcı tanı yapma
Ülseratif kolitte rektum her zaman tutulur ve lezyonlar süreklidir; oysa bu hastada rektum normaldir.
Crohn hastalığı ve Ülseratif kolit ayrımı, tedavi ve prognoz açısından kritiktir.
3
Spesifik tanısal testi belirleme
Crohn hastalığı tanısını serolojik olarak desteklemek için en uygun test ASCA'dır.
ASCA Crohn hastalığında %60-70 oranında pozitifken, pANCA daha çok ülseratif kolitte görülür.

Anahtar Kavram

Crohn Hastalığı ve Ülseratif Kolit Ayırıcı Tanısı
Tahmini Süre:1m 30s
ÖncekiSayfa 9 / 16Sonraki
Gastroenteroloji ve Hepatoloji — TUS - Tıpta Uzmanlık Sınavı — Sayfa 9 | Examkin