Tüm alıştırma soruları

8734 soru

Soru 261Soru

Aşağıda verilen bölgesel çatışma alanları ile bu alanlardaki gerginliklerin temel nedenlerini doğru şekilde eşleştiriniz.

Soldaki öğeye tıklayın, sonra eşleşen sağdaki öğeye tıklayın

Öğeler

Güney Çin Denizi
Nil Nehri Havzası
Hazar Havzası
Doğu Ukrayna ve Kırım

Eşleşmeler

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap

Güney Çin Denizi ile yapay adalar inşası ve deniz ticareti kontrolü mücadelesi; Nil Nehri Havzası ile baraj projeleri kaynaklı sınır aşan su sorunu; Hazar Havzası ile hukuki statü tartışmaları ve hidrokarbon paylaşımı; Doğu Ukrayna ve Kırım ile Karadeniz havzasındaki jeopolitik nüfuz ve sınır uyuşmazlığı eşleşmektedir.
Doğru eşleştirmeler jeopolitik çatışma alanlarının gerçek nedenlerine dayanır: Güney Çin Denizi, adalar üzerindeki egemenlik iddiaları ve deniz ticareti kontrolü ile; Nil Nehri, baraj projelerinin su akışını etkilemesi kaynaklı su krizi ile; Hazar Havzası, havzanın hukuki statüsü ve enerji kaynaklarının paylaşımı ile; Doğu Ukrayna ve Kırım ise sınır anlaşmazlıkları ve küresel güçlerin nüfuz mücadeleleriyle doğrudan ilişkilidir.

Adım Adım Çözüm

1
Güney Çin Denizi'nin jeopolitik önemini ve çatışma nedenlerini analiz etmek
Güney Çin Denizi; Çin, Filipinler, Vietnam gibi ülkelerin yapay adalar kurma ve deniz sınırları üzerindeki egemenlik iddiaları nedeniyle bir gerilim alanıdır. Bu durum yapay adalar inşası ve zengin kaynakların kontrolünü içeren seçenekle eşleşir.
Bölgedeki çatışmaların temel sebebinin deniz ticaret yolları ve ada egemenlikleri olduğunu belirlemek için.
2
Nil Nehri Havzası'ndaki çatışmanın doğasını incelemek
Nil Nehri, Mısır, Sudan ve Etiyopya arasında Hedasi Barajı gibi projeler nedeniyle yaşanan sınır aşan su krizini temsil eder. Bu durum baraj projeleri ve su yetersizliği endişesiyle eşleşir.
Nil Nehri üzerindeki hakların tatlı su kaynakları paylaşımıyla doğrudan ilgili olduğunu ortaya koymak için.
3
Hazar Havzası'ndaki uyuşmazlıkların kökenini değerlendirmek
Hazar'ın hukuki statüsü (deniz veya göl olma durumu) kıyıdaş ülkelerin petrol ve doğal gaz paylaşımını etkilemektedir. Bu durum kıyıdaş ülkelerin statü tartışmaları ve hidrokarbon paylaşımıyla eşleşir.
Hazar Havzası'ndaki temel sorunun enerji kaynakları ve paylaşım sınırları olduğunu doğrulamak için.
4
Doğu Ukrayna ve Kırım'daki gerilimin sebeplerini tespit etmek
Doğu Ukrayna ve Kırım, Karadeniz havzasındaki hâkimiyet ve NATO ile Rusya arasındaki nüfuz mücadelesinin odağıdır. Bu durum sınır bütünlüğü ihlalleri ve küresel güç rekabetiyle eşleşir.
Bölgedeki çatışmanın Doğu Avrupa ve Karadeniz jeopolitiği üzerindeki etkilerini eşleştirmek için.

Anahtar Kavram

Bölgesel Çatışma Alanları ve Nedenleri
Soru 262Soru

Bir devlet hastanesinde genel cerrah olarak çalışan ve ameliyatlarındaki başarısıyla bilinen Canan Hanım, aynı zamanda Tabipler Odası yönetim kurulu üyesidir. Hastanedeki yoğun nöbet programı nedeniyle Tabipler Odası toplantılarına katılmakta zorlanan Canan Hanım, her iki sorumluluğu aynı anda yerine getirmekte güçlük yaşamaktadır. Buna karşın, cerrahlık mesleğindeki klinik tecrübesi, Tabipler Odasındaki sağlık politikaları üzerine yürüttüğü çalışmalarda daha isabetli kararlar almasını kolaylaştırmaktadır. Canan Hanım'ın mesleğindeki bu yüksek performansı ve hastalarıyla kurduğu olumlu iletişim, meslektaşları ve hastaları nezdinde ona büyük bir itibar kazandırmaktadır.

Bu parçadan hareketle Canan Hanım'ın sosyolojik durumuyla ilgili aşağıdakilerden hangisi doğrudur?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Hastaları ve meslektaşları tarafından Canan Hanım'a duyulan itibar toplumsal saygınlığı; iki görevin beklentileri arasında sıkışması ise rol çatışmasını örneklendirir.

Cevap

Hastaları ve meslektaşları tarafından Canan Hanım'a duyulan itibar toplumsal saygınlığı; iki görevin beklentileri arasında sıkışması ise rol çatışmasını örneklendirir.
Hastaları ve meslektaşları tarafından Canan Hanım'a duyulan itibar, toplumun onun statüsünü yerine getirme biçimine verdiği değeri yansıttığı için toplumsal saygınlığı (prestij) ifade eder. Aynı zamanda hastanedeki cerrahlık görevi ile Tabipler Odası yönetim kurulu üyeliği rollerinin zaman ve enerji açısından çelişmesi ve bu durumun onda yarattığı sıkışmışlık hissi rol çatışmasıdır. Dolayısıyla toplumsal saygınlık ve rol çatışması kavramlarını doğru tanımlayan ifade doğrudur.

Adım Adım Çözüm

1
Paragraftaki Canan Hanım'ın sahip olduğu konumları ve bu konumların doğasını belirleyin.
Canan Hanım'ın 'genel cerrah' ve 'Tabipler Odası yönetim kurulu üyesi' olmak üzere iki temel konumu vardır. Bu konumlar çaba ile elde edildiği için 'kazanılmış statü'd��r.
Statülerin edinilmiş (doğuştan gelen) mi yoksa kazanılmış (çabayla elde edilen) mı olduğunu belirlemek sosyolojik analiz için ilk adımdır.
2
Canan Hanım'ın bu statüler doğrultusunda yaşadığı rol ilişkilerini ve etkileşimleri analiz edin.
Nöbet yoğunluğu nedeniyle iki görevi bir arada yürütmekte zorlanması 'rol çatışması'nı; cerrahlık deneyiminin oda çalışmalarını kolaylaştırması ise 'rol pekişmesi'ni gösterir.
Roller arasındaki etkileşimin (çelişme veya kolaylaştırma) hangi sosyolojik kavrama karşılık geldiğini saptamak gerekir.
3
Canan Hanım'a yönelik toplumsal değerlendirmeyi belirleyin.
Meslektaşları ve hastaları tarafından gösterilen itibar ve duyulan minnet, onun toplumdaki 'toplumsal saygınlığını' (prestij) ifade eder.
Toplumun bireyin rolünü yerine getirme kalitesine verdiği değeri (saygınlık) statü kavramından ayırt etmek önemlidir.
4
Elde edilen sosyolojik bulguları seçeneklerle karşılaştırarak doğru yargıyı bulun.
Seçenekler incelendiğinde, toplumsal saygınlık ve rol çatışması kavramlarını doğru şekilde eşleştiren ifadenin doğru olduğu görülür.
Sosyolojik tanımlarla parçadaki durumların doğru eşleştirildiği tek seçeneği tespit etmek soruyu çözüme ulaştırır.

Anahtar Kavram

Toplumsal İlişki, Statü, Rol ve Saygınlık
Tahmini Süre:2m 0s
Soru 263Soru

Şahin Efendi, mektebe başladığı ilk günlerde yalnız kendi işiyle meşgul oluyor; ders saatlerinden sonra odasına çekilerek kitap okuyordu. Fakat yava�� yavaş etrafındaki havada kendisini sıkan, nefes almasını zorlaştıran bir ağırlık hissetmeye başladı. Sarıova’da her şey, yenilik adına yapılan en küçük teşebbüse bile gizli bir düşmanlıkla karşı koyuyordu. Şahin Efendi, Anadolu’nun bu kasabasında cehaletin ne kadar organize bir güç olduğunu ve kişisel çıkarların bu cehaleti nasıl beslediğini her geçen gün daha acı bir şekilde fark ediyordu.

Reşat Nuri Güntekin’in *Yeşil Gece* romanından alınan bu parçadan ve dönemin edebi yöneliminden hareketle, eserdeki çatışma ve Şahin karakterinin üstlendiği misyonla ilgili aşağıdakilerden hangisi söylenebilir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Anadolu coğrafyasına yönelen yazar, cehaletle mücadele eden idealist aydın tipini Şahin karakteri üzerinden somutlaştırarak toplumsal bir aydınlanma mücadelesini ele almıştır.

Cevap

Anadolu coğrafyasına yönelen yazar, cehaletle mücadele eden idealist aydın tipini Şahin karakteri üzerinden somutlaştırarak toplumsal bir aydınlanma mücadelesini ele almıştır.
Parçada geçen Şahin Efendi karakteri, Reşat Nuri Güntekin'in Yeşil Gece romanının başkahramanıdır. Eserde, Anadolu'ya giden idealist bir öğretmenin cehaletle ve gerici çevrelerle mücadelesi anlatılır. Bu durum, Anadolu coğrafyasına yönelen Milli Edebiyat romanlarında idealist aydın tipinin toplumsal aydınlanma mücadelesini somutlaştırmasına örnek teşkil eder.

Adım Adım Çözüm

1
Metindeki Şahin Efendi karakterinin Sarıova kasabasındaki durumunu ve hislerini incelemek.
Şahin Efendi'nin cehaletle mücadele eden, yenilik getirmek isteyen ancak kasabadaki dirençle ve çıkar gruplarıyla karşılaşan idealist bir figür olduğu belirlenir.
Karakterin işlevini ve eserin ana çatışmasını saptamak için.
2
Metnin dil, üslup ve içerik yönünden hangi esere ait olduğunu saptamak.
Bu alıntı Reşat Nuri Güntekin'in idealist bir öğretmenin Anadolu'daki cehaletle mücadelesini anlatan Yeşil Gece adlı romanına aittir.
Eserin edebi bağlamını ve yazarın iletisini doğru konumlandırmak için.
3
Milli Edebiyat romanlarının diğer yaygın temalarını eleyerek doğru seçeneğe ulaşmak.
Yeşil Gece'nin ve Şahin Efendi'nin toplumsal aydınlanma ve cehaletle mücadele misyonunu en doğru yansıtan seçeneğin Anadolu coğrafyasındaki idealist aydın tipini vurgulayan yargı olduğu görülür.
Çeldirici seçenekleri eleyerek doğru cevabı belirlemek için.

Anahtar Kavram

Milli Edebiyat Dönemi Romanlarında Tema ve Karakter Analizi
Tahmini Süre:2m 0s
Soru 264Soru

Aşağıdaki çevresel planlama ve sürdürülebilirlik kavramlarını, bu kavramlara ait doğru açıklamalarla eşleştiriniz.

Soldaki öğeye tıklayın, sonra eşleşen sağdaki öğeye tıklayın

Öğeler

Ekolojik Ayak İzi
Çevresel Etki Değerlendirmesi (ÇED)
Taşıma Kapasitesi
Geri Dönüşüm

Eşleşmeler

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap

Ekolojik Ayak İzi kavramı doğada kaplanan verimli alan açıklamasıyla; Çevresel Etki Değerlendirmesi faaliyetlerin çevreye etkilerinin proje aşamasında belirlenmesiyle; Taşıma Kapasitesi ekosistemin kaldırabileceği maksimum nüfus ve kullanım düzeyiyle; Geri Dönüşüm ise atıkların yeniden üretime kazandırılması açıklamasıyla eşleşir.
Eşleştirmedeki tüm terimler çevre coğrafyası ve sürdürülebilirlik kapsamında tanımlanmıştır: Ekolojik ayak izi biyolojik üretken alanı, ÇED proje öncesi analiz sürecini, taşıma kapasitesi maksimum yük sınırını, geri dönüşüm ise atıkların ikincil ham maddeye dönüştürülmesini doğru şekilde ifade eder.

Adım Adım Çözüm

1
Kavramları tek tek inceleyerek tanımlarıyla karşılaştırın.
İlk olarak 'Ekolojik Ayak İzi' kavramının, tüketilen kaynakların üretimi ve atıkların bertarafı için gereken karasal/sucul alan olduğunu belirleyip ilgili açıklamayla eşleştirin.
Ekolojik ayak izi, insan tüketiminin ekosistem üzerindeki talebini alan ölçüsüyle hesaplar.
2
Planlanan projelerin çevresel etki analiz sürecini bulun.
'Çevresel Etki Değerlendirmesi (ÇED)' kavramının, projelerin yapım öncesi olası çevresel etkilerini belirleme süreci olduğunu tespit edip eşleştirin.
ÇED, sürdürülebilir kalkınmanın proje bazlı yasal ve teknik planlama aracıdır.
3
Bir alanın çevre bozulmadan kaldırabileceği maksimum yük sınırını belirleyin.
'Taşıma Kapasitesi' kavramının, çevre kalitesi bozulmadan taşınabilecek maksimum nüfus açıklamasıyla eşleştiğini görün.
Taşıma kapasitesinin aşılması, çevre kirliliği ve ekolojik bozulmaya yol açar.
4
Atıkların tekrar ekonomiye kazandırılmasıyla ilgili kavramı eşleştirin.
'Geri Dönüşüm' kavramının, atık malzemelerin ham madde olarak üretime yeniden katılması açıklamasıyla eşleştiğini bulun.
Geri dönüşüm, atık yönetiminde kaynak tasarrufu sağlayan temel sürdürülebilirlik uygulamasıdır.

Anahtar Kavram

Çevresel Planlama, Sürdürülebilirlik ve Geri Dönüşüm Kavramları
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 265Soru

Servet-i Fünun şiirinin iki zirve ismi Tevfik Fikret ve Cenap Şahabettin, Türk şiirinin Batılılaşma sürecinde önemli roller üstlenmişlerdir. Her iki şair de dil ve biçim titizliğinde birleşse de sanatın işlevi ve şiirin konusu noktasında birbirlerinden farklı yollar izlemişlerdir.

Bu iki şairin sanat anlayışları ve edebi yönelimleri dikkate alındığında, aşağıdakilerden hangisi doğrudur?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Tevfik Fikret, sanatsal kariyerinin ilk yıllarında Servet-i Fünun dergisi çevresinde bireysel temalı şiirler yazmış, ancak topluluğun dağılmasından sonra parnasyen biçim kusursuzluğunu kaybetmeden sosyal ve siyasi eleştiriye yönelmiştir; Cenap Şahabettin ise sembolist ve parnasyen ögeleri bir arada kullanarak hayatı boyunca yalnızca bireysel ve estetik kaygılarla şiir üretmiştir.

Cevap

Tevfik Fikret, Servet-i Fünun döneminde bireysel temalara yönelmiş olsa da daha sonra biçim kusursuzluğunu koruyarak toplumsal ve siyasi eleştiriye yönelmiştir. Cenap Şahabettin ise hayatı boyunca yalnızca bireysel ve estetik kaygılarla, sembolizm ve parnasizmin etkisi altında şiirler kaleme almıştır.
Tevfik Fikret, ilk dönemlerinde Servet-i Fünun'un bireysel ve melankolik dünyasına bağlı kalarak şiir yazmış, topluluğun dağılmasından sonra ise toplumsal meselelere yönelmiştir. Bunu yaparken parnasizmden gelen biçim ve ölçü titizliğini korumuştur. Cenap Şahabettin ise şiirlerinde toplumsal sorunlara hiç değinmemiş; sembolizm ve parnasizmin etkisiyle, yeni kelimeler ve ahenk unsurları kullanarak estetik amaçlı bireysel şiirler yazmıştır. Bu iki şairin sanat çizgilerini karşılaştıran ve bu bilgileri içeren seçenek doğrudur.

Adım Adım Çözüm

1
Tevfik Fikret'in şiir anlayışındaki değişimi ve edebi yönelimini değerlendirmek.
Tevfik Fikret, Servet-i Fünun dönemi boyunca bireysel konularda yazmış (Rübab-ı Şikeste), ancak 1901 sonrasında 'Tarih-i Kadim', 'Sis', 'Halûk'un Defteri' gibi eserlerinde toplumsal ve humanist temaları parnasizmin getirdiği biçimsel kusursuzlukla işlemiştir.
Şairin sanat çizgisi boyunca geçirdiği tematik değişimin ve benimsediği akımın etkisinin tespit edilmesi gerekir.
2
Cenap Şahabettin'in edebi kişiliğini ve sanatın işlevine bakışını belirlemek.
Cenap Şahabettin, 'sanat sanat içindir' ilkesine ömrü boyunca bağlı kalmış, şiirde musikiye ve yeni imgelere (sembolizm/parnasizm) önem vermiş, toplumsal konulara ve siyasi eleştirilere şiirlerinde asla yer vermemiştir.
İki şair arasındaki en belirgin fark olan toplumsal duyarlılık/bireysel estetik ayrımının ortaya konması amaçlanır.
3
Elde edilen verilerle seçenekleri karşılaştırmak.
Tevfik Fikret'in biçimsel titizlikten ödün vermeden toplumsal konulara yöneldiğini, Cenap Şahabettin'in ise sadece bireysel ve estetik çizgide kaldığını ifade eden seçeneğin doğru olduğu saptanır.
Doğru yargının belirlenmesi ve yanlış seçeneklerin elenmesi için analiz adımları birleştirilir.

Anahtar Kavram

Servet-i Fünun şiirinde Tevfik Fikret ve Cenap Şahabettin'in şiir anlayışları, temaları ve edebi akım etkileri yönünden karşılaştırılması.
Tahmini Süre:2m 0s
Soru 266Soru

Descartes, ilk olarak duyularından gelen tüm bilgileri, ardından rüyalarını ve hatta matematiksel doğruları bile sorgulayarak zihninde şüphe duyabileceği hiçbir şey kalmayana kadar ilerler. Ancak bu radikal şüphe sürecinin sonunda, şüphe etmekte olan kendisinin varlığından şüphe edemeyeceğini fark eder. Şüphe etmek bir düşünme biçimidir ve düşünen bir varlığın var olması zorunludur. Böylece ünlü 'Düşünüyorum, o halde varım' önermesine ulaşır. Bu yönüyle onun şüphesi, her türlü kesin bilgiyi reddeden Pyrrhoncu şüphecilikten tamamen ayrılır.

Buna göre Descartes'ın şüphe yönteminin Pyrrhoncu şüphecilikten ayrılan temel yönü aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Şüpheyi nihai bir amaç değil, sarsılmaz bir bilgi temeline ulaşmak için geçici bir araç olarak kullanması

Cevap

Şüpheyi nihai bir amaç değil, sarsılmaz bir bilgi temeline ulaşmak için geçici bir araç olarak kullanması
Descartes'ın yöntemi metodik şüphe olarak adlandırılır. Bu yöntemde şüphe, sarsılmaz ve kesin bir bilgi temeline ulaşmak amacıyla geçici bir araç (yöntem) olarak kullanılır. Pyrrhoncu şüphecilikte ise şüphe etmek nihai bir amaçtır ve hiçbir konuda kesin yargıya ulaşılamayacağı savunulur. Bu nedenle şüphenin araçsal kullanımı temel ayrım noktasıdır.

Adım Adım Çözüm

1
Descartes'ın metinde anlatılan şüphe sürecini ve ulaştığı sonucu analiz etmek.
Descartes'ın her şeyden şüphe ederek başladığı sürecin sonunda 'Düşünüyorum, o halde varım' önermesiyle kesin ve şüphe duyulamaz bir bilgiye ulaştığı görülür.
Descartes'ın şüpheyi hangi amaçla kullandığını tespit etmek.
2
Pyrrhoncu şüpheciliğin genel yaklaşımı ile Descartes'ın yaklaşımını karşılaştırmak.
Pyrrhoncu şüphecilikte şüphe etmek nihai bir amaçken ve doğru bilginin imkansız olduğu savunulurken, Descartes'ta şüphe kesin bilgiye ulaşmak için geçici bir araçtır.
İki şüphe anlayışı arasındaki temel farkı belirleyerek doğru seçeneğe ulaşmak.

Anahtar Kavram

Descartes'ın Metodik Şüphesi
Tahmini Süre:2m 0s
Soru 267Soru

Türkiye'de yürütülen bazı hayvancılık ve su ürünleri faaliyetleri ile bu faaliyetlerin coğrafi dağılışını ve gelişimini doğrudan etkileyen temel faktörler ve örnek yörelerin doğru şekilde eşleştirilmesi gerekmektedir.

Aşağıda verilen hayvancılık faaliyetleri ile bu faaliyetlerin dağılış özelliklerini gösteren açıklamaları eşleştiriniz.

Soldaki öğeye tıklayın, sonra eşleşen sağdaki öğeye tıklayın

Öğeler

Besi ve ahır hayvancılığı
Arıcılık
Kültür balıkçılığı
Kıl keçisi yetiştiriciliği

Eşleşmeler

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap

Besi ve ahır hayvancılığı pazar yakınlığı ile; arıcılık bitki örtüsü çeşitliliği ve engebeli yörelerle; kültür balıkçılığı Ege kıyılarındaki korunaklı koylar ve iç sularla; kıl keçisi yetiştiriciliği ise Teke ve Taşeli platolarındaki karstik ve makilik alanlarla eşleşir.
Doğru eşleştirmede besi ve ahır hayvancılığı pazar ve yem sanayisi imkânlarına bağlı olarak büyük şehirlerin etrafıyla; arıcılık engebeli ve zengin bitki çeşitliliğine sahip Muğla, Ordu ve Hakkari gibi alanlarla; kültür balıkçılığı kıyı Ege'deki korunaklı koylar ve iç sulardaki kafeslerle; kıl keçisi ise Teke ve Taşeli platolarındaki karstik/makilik alanlarla eşleşmektedir.

Adım Adım Çözüm

1
Besi ve ahır hayvancılığının lokasyon faktörlerini incelemek.
Bu faaliyetin doğal çevre koşullarından ziyade pazara yakınlık (nüfus) ve yem sanayisiyle ilişkili olarak büyük şehirlerin etrafında yoğunlaştığı tespit edilir. Bu durum birinci ifadeyle eşleşir.
Besi ve ahır hayvancılığı entansif (modern) yöntemlerle yürütülür.
2
Arıcılık faaliyetinin dağılış özelliklerini değerlendirmek.
Arıcılığın bitki örtüsü (flora) çeşitliliğine doğrudan bağlı olduğu ve Muğla (çam balı), Ordu ve Hakkari gibi dağlık/engebeli alanlarda yaygın olduğu görülür. Bu durum ikinci ifadeyle eşleşir.
Bitki çeşitliliği bal üretimi için temel coğrafi girdidir.
3
Kültür balıkçılığının Türkiye'deki yer seçimini analiz etmek.
Özellikle Ege kıyılarında yer alan korunaklı koylar ile baraj göllerindeki kafes balıkçılığı faaliyetleri bu kategoriye girer. Bu durum üçüncü ifadeyle eşleşir.
Dalga ve rüzgardan korunaklı koylar kafes üretimi için en uygun alanlardır.
4
Kıl keçisi yetiştiriciliğinin coğrafi dağılış alanlarını belirlemek.
Akdeniz'in dağlık alanları, Teke ve Taşeli platoları ile bu alanlardaki maki bitki örtüsünün kıl keçisi için uygun yaşam alanı sunduğu belirlenir. Bu durum dördüncü ifadeyle eşleşir.
Kıl keçileri karstik engebeli arazilerde tırmanma kabiliyetleri ve maki tüketimiyle bilinir.

Anahtar Kavram

Türkiye'de hayvancılık faaliyetlerinin coğrafi dağılışını ve lokasyon faktörlerini etkileyen doğal ve beşerî etmenler.
Tahmini Süre:2m 0s
Soru 268Soru

Ahlak felsefesinde fatalizm (kadercilik), bireyin eylemlerinin ve kararlarının tamamen doğal, toplumsal veya psikolojik neden-sonuç ilişkileriyle belirlendiğini savunurken; determinizm (belirlenimcilik), tüm olayların insan iradesinin ötesinde kozmik veya ilahi bir güç tarafından önceden belirlendiğini ve insanın bu yazgıyı hiçbir şekilde değiştiremeyeceğini ileri sürer.

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: False

Cevap

Verilen ifade yanlıştır çünkü determinizm ve fatalizm kavramlarının tanımları yer değiştirmiştir.
Doğru değerlendirme ifadenin 'yanlış' olmasıdır çünkü determinizm ile fatalizm kavramlarının açıklamaları karşılıklı olarak yanlış verilmiştir. Ahlaki iradenin sınırlarını açıklayan determinizm fiziksel/sosyal nedenlere dayanırken, fatalizm kader inancına dayanır.

Adım Adım Çözüm

1
Determinizm kavramının tanımını analiz etme
Determinizm, evrendeki her olayın fiziksel, psikolojik veya toplumsal nedenlerle belirlendiğini savunur.
İfadedeki determinizm tanımının doğruluğunu denetlemek.
2
Fatalizm kavramının tanımını analiz etme
Fatalizm (kadercilik), her şeyin doğaüstü bir güç tarafından önceden belirlendiğini ve insanın çabasının sonucu değiştiremeyeceğini savunur.
İfadedeki fatalizm tanımının doğruluğunu denetlemek.
3
İfadeyi karşılaştırarak doğruluk değerini belirleme
İfadede kavramların tanımlarının birbiriyle yer değiştirdiği, dolayısıyla önermenin yanlış olduğu tespit edilir.
Sorunun doğru cevabına ulaşmak.

Anahtar Kavram

İrade özgürlüğü probleminde determinizm ve fatalizm ayrımı
Soru 269Soru

Toplumsal yapı; maddi (fiziki) ve manevi (kültürel) olmak üzere iki temel boyuttan ve bu boyutları oluşturan çeşitli unsurlardan meydana gelen dinamik bir bütündür. Toplumsal yapının unsurlarını doğru kavramak, sosyolojik çözümlemelerin temelini oluşturur.

Aşağıda sol sütunda verilen toplumsal yapı unsurlarını, sağ sütunda yer alan en uygun açıklamalarıyla eşleştiriniz.

Soldaki öğeye tıklayın, sonra eşleşen sağdaki öğeye tıklayın

Öğeler

Maddi (Fiziki) Yapı
Toplumsal Değer
Toplumsal Norm
Toplumsal Kurum

Eşleşmeler

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap

Maddi (Fiziki) Yapı coğrafi çevre ve yerleşim biçimi açıklamasıyla; Toplumsal Değer genel ve soyut ortak inançlar açıklamasıyla; Toplumsal Norm yaptırımlı somut davranış kuralları açıklamasıyla; Toplumsal Kurum ise örgütlü kurallar ve ilişkiler bütünü açıklamasıyla eşleşmektedir.
Maddi yapı fiziki çevreyle, toplumsal değer soyut inançlarla, toplumsal norm somut kurallarla, toplumsal kurum ise örgütlü kurallar ve ilişkiler bütünüyle eşleştiğinde doğru sonuca ulaşılır.

Adım Adım Çözüm

1
Maddi (fiziki) yapıyı tanımlayan unsurları belirleme.
Coğrafi çevre, nüfus ve yerleşim biçimi gibi somut ve fiziki koşulların maddi yapıyı oluşturduğu tespit edildi.
Maddi yapı, toplumsal yaşamın dışsal ve fiziksel temellerini kapsar.
2
Toplumsal değerlerin özelliklerini analiz etme.
Dürüstlük, adalet gibi soyut ve genel ilkelerin değer tanımıyla uyumlu olduğu görüldü.
Değerler, toplumsal hayatı yönlendiren soyut ortak kabullerdir.
3
Toplumsal norm kavramını değerlerden ayırt etme.
Yaptırımı olan somut davranış kurallarının norm olduğu belirlendi.
Normlar, değerlerin hayata geçirilmesini sağlayan somut kurallardır.
4
Toplumsal kurum kavramını tanımlama.
Temel ihtiyaçları karşılayan örgütlü yapıların kurum olduğu anlaşıldı.
Kurumlar (aile, okul vb.) toplumsal ihtiyaçları karşılayan örgütlü bütündür.

Anahtar Kavram

Toplumsal Yapının Unsurları
Soru 270Soru

Aşağıdaki sol sütunda verilen günlük yaşam durumlarını, sağ sütunda verilen koşullanma kavram ve ilkeleriyle doğru şekilde eşleştiriniz.

Soldaki öğeye tıklayın, sonra eşleşen sağdaki öğeye tıklayın

Öğeler

Bir aşçının, tezgahta biriken çöplerin yaydığı kötü kokudan kurtulmak için her çalışma sonrasında tezgâhı hemen temizlemesi ve böylece temizleme davranışının sıklığının artması.
Köpeği yabancı misafirlere havladığında sahibinin ona yüksek sesle 'Hayır!' diyerek çıkışması sonucu köpeğin havlama davranışının zamanla azalması.
Ödevlerini zamanında teslim etmeyen bir öğrencinin, çok istediği hafta sonu gezisine katılım hakkının elinden alınması sonucu ödevlerini geciktirme davranışının azalması.
Fırtınalı bir günde parlayan şimşeğin ardından gelen gök gürültüsünden irkilen bir bebeğin, odada fotoğraf makinesinin flaşı patladığında herhangi bir korku veya irkilme tepkisi göstermemesi.

Eşleşmeler

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap

Sol sütunda verilen durumlar sırasıyla olumsuz pekiştirme, I. tip ceza, II. tip ceza ve ayırt etme kavramlarıyla eşleşmektedir.
Sol sütunda verilen durumlar sırasıyla incelendiğinde; kötü kokudan kurtulmak için temizlik yapmanın artması olumsuz pekiştirme; yüksek sesle çıkışarak havlamanın azaltılması I. tip ceza; gezi hakkı elinden alınarak ödev geciktirmenin azaltılması II. tip ceza; şimşek ile flaşın ayırt edilerek flaşa tepki verilmemesi ise ayırt etme ilkesiyle birebir ve doğru şekilde eşleşmektedir.

Adım Adım Çözüm

1
Aşçının temizlik yapma davranışının analiz edilmesi.
Aşçı temizlik yaparak ortamdaki kötü kokudan kurtulmaktadır ve temizlik yapma sıklığı artmaktadır. Bu durum, organizmayı rahatsız eden bir uyarıcı ortamdan çıktığında davranışın artmasını ifade eden olumsuz pekiştirme ile eşleşir.
Olumsuz pekiştirme, istenmeyen uyarıcının ortamdan çıkarılmasıyla istenen davranışın sıklığının artırılmasıdır.
2
Köpeğe yüksek sesle kızılması durumunun analiz edilmesi.
Köpeğin havlama davranışı, ortama itici bir uyarıcı (yüksek sesle kızma) eklenerek azaltılmaktadır. Bu durum I. tip ceza ile eşleşir.
I. Tip Ceza, davranışın sıklığını azaltmak için ortama hoşa gitmeyen bir uyarıcı verilmesidir.
3
Öğrencinin gezi hakkının elinden alınması durumunun analiz edilmesi.
Öğrencinin ödev geciktirme davranışı, ortamdan hoşa giden bir uyarıcı (gezi hakkı) çıkarılarak azaltılmaktadır. Bu durum II. tip ceza ile eşleşir.
II. Tip Ceza, davranışın sıklığını azaltmak için ortamdan hoşa giden pekiştirici bir uyarıcının alınmasıdır.
4
Bebeğin şimşek ile flaş uyarıcılarına verdiği tepkilerin analiz edilmesi.
Bebek, şimşek ile flaş arasındaki farkı ayırt edebilmiş ve flaşa korku tepkisi vermemiştir. Bu durum ayırt etme ilkesiyle eşleşir.
Ayırt etme, benzer uyarıcılar karşısında organizmanın bunları birbirinden ayırarak sadece koşullu uyarıcıya tepki vermesidir.

Anahtar Kavram

Klasik ve Edimsel Koşullanma İlkeleri (Olumsuz Pekiştirme, Ceza Türleri ve Ayırt Etme)
Tahmini Süre:2m 0s
Soru 271Soru

Anadolu Selçuklu Devleti'nin egemenlik sahasında meydana gelen ve merkezi otoritenin çöküşü ile sonuçlanan aşağıdaki tarihi gelişmelerin kronolojik olarak geçmişten günümüze doğru sıralanışı nasıl olmalıdır?

Öğeleri doğru sıraya koymak için sürükleyin

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap

Kronolojik sıralama Babailer İsyanı'nın bastırılması, Kösedağ Savaşı bozgunu, Üçlü ortak saltanat döneminin başlaması ve Sultan II. Gıyaseddin Mesud'un ölümüyle devletin sona ermesi şeklinde olmalıdır.
Gelişmelerin kronolojik sırası incelendiğinde; 1240 yılında yaşanan Babailer İsyanı devletin askeri gücünün zayıfladığını göstermiş, bu durumdan yararlanan Moğollar 1243 yılında Kösedağ Savaşı ile Selçukluları yenilgiye uğratmıştır. Savaş sonrasında yaşanan taht kavgalarını önlemek amacıyla 1249 yılında üçlü ortak saltanat kurulmuş, sürecin sonunda ise 1308 yılında II. Gıyaseddin Mesud'un ölümüyle Selçuklu Devleti tamamen yıkılmıştır.

Adım Adım Çözüm

1
Babailer İsyanı'nın (1240) tarihini tespit etmek.
Bu isyan, Selçuklu askeri gücünün yıprandığını Moğollara gösteren ve yıkılış sürecini başlatan ilk kronolojik olaydır.
Yıkılış sürecinin iç dinamiklerini ve dış müdahalelere zemin hazırlayan ilk basamağı belirlemek gerekir.
2
Kösedağ Savaşı'nın (1243) tarihini ve etkisini belirlemek.
Babailer İsyanı'nın hemen ardından Moğollar Anadolu'ya saldırmış ve Selçuklu ordusunu bozguna uğratmıştır.
Savaş, iç otorite boşluğunun doğrudan dış askeri müdahaleye dönüşme sırasını gösterir.
3
Savaş sonrası siyasi kriz kapsamında ortak saltanatın (1249) kurulmasını analiz etmek.
Kösedağ Savaşı'nın yarattığı otorite boşluğunda Selçuklu tahtına üç kardeş birden çıkarılarak ortak saltanat yönetimi benimsenmiştir.
Askeri yenilginin ardından ortaya çıkan yönetsel ve siyasi parçalanma aşamasını belirlemek gerekir.
4
Devletin fiilen yıkılış tarihi olan II. Gıyaseddin Mesud'un ölümünü (1308) belirlemek.
Bu olay, Selçuklu hanedanının ve devlet yapısının tamamen ortadan kalktığı son aşamadır.
Sürecin nihai son noktasını ve beyliklerin tam bağımsızlık dönemini tespit etmek için gereklidir.

Anahtar Kavram

Türkiye Selçuklu Devleti'nin zayıflama ve yıkılış sürecindeki siyasi gelişmelerin kronolojisi
Soru 272Soru

Emeviler Dönemi'nde Maveraünnehir bölgesinde Türgişler ile Müslüman Araplar arasında yaşanan şiddetli çatışmalar, Abbasilerin iktidara gelmesi ve 751 yılındaki Talas Savaşı ile yerini askeri ve siyasi bir iş birliğine bırakmıştır. Abbasiler, Emevilerin dışlayıcı tutumunun aksine Arap olmayan Müslümanları eşit kabul eden bir yaklaşım sergilemiş, devlet yönetiminde ve orduda farklı milletlerden unsurlara yer vermişlerdir.

Bu bilgilere göre, Türklerin İslamiyet'i kabul etmeye başlamasında ve Türk-Arap ilişkilerinin olumlu bir yöne evrilmesinde aşağıdakilerden hangisinin doğrudan etkili olduğu savunulabilir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: İslam devletinin yönetim politikasında hanedan değişikliğiyle beraber yaşanan zihniyet dönüşümünün

Cevap

İslam devletinin yönetim politikasında hanedan değişikliğiyle beraber yaşanan zihniyet dönüşümü
İslam devletinin yönetim politikasında hanedan değişikliğiyle beraber yaşanan zihniyet dönüşümü, yani Emevilerin Arap milliyetçiliğine dayalı dışlayıcı yönetim anlayışından Abbasilerin tüm Müslümanları eşit kabul eden ümmetçi anlayışına geçilmesi, Türklerin İslamiyet'e yönelik ön yargılarını kırarak dini benimsemelerini kolaylaştırmıştır. Bu durum Türk-Arap ilişkilerini çatışmadan iş birliğine taşımıştır.

Adım Adım Çözüm

1
Emevi ve Abbasi yönetim anlayışları arasındaki temel farkları analiz etmek.
Emevilerin Arap milliyetçiliğine dayalı dışlayıcı (mevali) politikasının yerini, Abbasiler Dönemi'nde tüm Müslümanları eşit kabul eden ümmetçi ve hoşgörülü bir yaklaşıma bıraktığı görülür.
Paragrafta hanedan değişikliği ve bu değişikliğin getirdiği eşitlikçi yaklaşımlar vurgulanmaktadır.
2
Bu yönetimsel/zihinsel değişimin Türkler üzerindeki etkisini değerlendirmek.
Devlet politikasındaki zihniyet dönüşümü, Türk boylarının İslamiyet'e ve Müslüman Araplara karşı olan ön yargılarını kırarak din değiştirme sürecini hızlandırmıştır.
Yönetimdeki zihniyet değişimi, Türk-Arap ilişkilerinin çatışmadan iş birliğine geçmesinin ve Türklerin İslamiyet'i kabul etmesinin doğrudan sebebidir.

Anahtar Kavram

Emevi mevali politikasından Abbasi ümmetçi/eşitlikçi politikasına geçişin Türk-İslam tarihindeki etkileri.
Tahmini Süre:2m 0s
Soru 273Soru

Bir araştırmada, deneklerin ani bir gürültü ve tehdit karşısında gösterdikleri fizyolojik tepkiler incelenmiştir. Araştırmacılar, bu süreçte böbrek üstü bezlerinden adrenalin salınımının arttığını, kalp atışlarının hızlandığını, göz bebeklerinin büyüdüğünü ve sindirim faaliyetlerinin yavaşladığını saptamıştır. Tehdit edici durum ortadan kalktıktan bir süre sonra ise kalp atışlarının yavaşladığı, tükürük salgısının arttığı ve vücudun normal dengesine (homeostasis) döndüğü gözlenmiştir. Buna göre, araştırmadaki bulgular ve davranışın biyolojik temelleri dikkate alındığında aşağıdaki yargılardan hangisi doğrudur?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Tehdit anında kalp atışının hızlanması ve sindirim sisteminin yavaşlaması otonom sinir sisteminin sempatik bölümünün aktivasyonuyla gerçekleşirken, tehdit sonrasındaki normalleşme süreci parasempatik bölümün denetimindedir.

Cevap

Tehdit anında kalp atışının hızlanması ve sindirim sisteminin yavaşlaması otonom sinir sisteminin sempatik bölümünün aktivasyonuyla gerçekle��irken, tehdit sonrasındaki normalleşme süreci parasempatik bölümün denetimindedir.
Vücudumuz ani stres, tehdit veya acil durumlar karşısında otonom sinir sisteminin sempatik bölümünü aktive eder. Bu süreçte organizma savaşa veya kaçmaya hazırlanır; kalp atışları hızlanır, göz bebekleri büyür ve sindirim gibi o an hayati olmayan sistemler yavaşlar. Tehdit geçtikten sonra ise parasempatik sinir sistemi devreye girerek organizmayı sakinleştirir, sindirimi yeniden başlatır ve vücudu normal denge durumuna (homeostasis) kavuşturur. Bu nedenle sempatik ve parasempatik sistemlerin işlevlerini doğru tanımlayan yargı doğrudur.

Adım Adım Çözüm

1
Paragraftaki fizyolojik değişimleri ve bunların sinir sistemindeki karşılıklarını analiz etmek.
Stres ve acil durum anında salgılanan adrenalin, kalp hızlanması ve sindirimin yavaşlaması sempatik sinir sisteminin aktivasyonunu; sonrasındaki sakinleşme ve normalleşme ise parasempatik sinir sisteminin aktivasyonunu göstermektedir.
Sempatik ve parasempatik sistemlerin otonom sinir sistemi içinde birbirine zıt çalışan iki mekanizma olduğunu saptamak.
2
Seçeneklerdeki kavramsal ve metodolojik açıklamaları değerlendirmek.
Sempatik ve parasempatik sistemlerin işlevlerinin bilimsel olarak doğru ifade edildiği seçeneğe ulaşmak; diğer seçeneklerdeki değişken, algı, ekol ve savunma mekanizması hatalarını elemek.
YKS AYT sınav formatındaki kavramsal doğruluk ve çeldirici analizini tamamlamak.

Anahtar Kavram

Otonom sinir sisteminin (sempatik ve parasempatik) organizmanın stresi yönetmesi ve homeostasis dengesini koruması üzerindeki etkileri
Tahmini Süre:2m 0s
Soru 274Soru

Orta Çağ'da hazırlanan hukuk metinlerinden Doğu Roma İmparatorluğu'na ait Justinianus Kanunları, eski Roma hukuk kurallarını Hristiyanlık dogmalarıyla harmanlayarak aile, miras ve mülkiyet haklarını yeniden düzenlemiş; imparatorun mutlak otoritesini pekiştirmiştir. Diğer taraftan Moğol İmparatorluğu'nda hazırlanan Cengiz Han Yasası (Büyük Yasa) ise bozkırın sözlü geleneklerini (töre) askeri ve sosyal hayatı disipline edecek şekilde yazılı kanunlar haline getirmiştir.

Bu bilgilere göre Orta Çağ hukuk sistemlerinin gelişim süreciyle ilgili aşağıdakilerden hangisine ulaşılabilir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Hukuk kurallarının oluşturulmasında toplumların inanç yapıları ve yaşam tarzları etkili olmuştur.

Cevap

Hukuk kurallarının oluşturulmasında toplumların inanç yapıları ve yaşam tarzları etkili olmuştur.
Toplumların sahip olduğu dini inançlar ve sosyal yaşam koşulları, onların oluşturduğu kanunları doğrudan etkiler. Doğu Roma İmparatorluğu'nda Hristiyanlık inancının, Moğol İmparatorluğu'nda ise göçebe yaşam tarzına ait bozkır geleneklerinin hukukun temelini oluşturması bu durumun en net göstergesidir.

Adım Adım Çözüm

1
Metinde verilen kanun derlemelerinin kaynaklarını ve dayanaklarını analiz etmek.
Justinianus Kanunları'nın Hristiyanlık esaslarına, Cengiz Han Yasası'nın ise bozkırın sözlü geleneklerine (yaşam tarzına) dayandığı belirlenir.
Toplumların hukuk kurallarını oluştururken hangi unsurlardan etkilendiğini tespit etmek amacıyla yapılır.
2
Elde edilen verileri seçeneklerle karşılaştırarak doğru yargıyı belirlemek.
Toplumların inançları (Hristiyanlık) ve yaşam tarzlarının (bozkır kültürü) hukuk kurallarını şekillendirdiği yargısına ulaşılır.
Metindeki bilgilerin genel bir tarihi yargıya dönüştürülmesini sağlamak amacıyla yapılır.

Anahtar Kavram

Orta Çağ'da hukuk kurallarının toplumsal yapı, inançlar ve yaşam tarzına göre şekillenmesi
Tahmini Süre:2m 0s
Soru 275Soru

Zonguldak, Bartın, Karabük Projesi (ZBKP); havzadaki mevcut ekonomik yapının yapısal sorunlarını çözmeyi, ekonomik faaliyetleri çeşitlendirmeyi ve bölgeyi kalkındırmayı amaçlamaktadır. Aşağıda bu projede yer alan bazı stratejik faaliyetler ve bu faaliyetlerin temel amaçları verilmiştir. Bu stratejik faaliyetleri ilgili temel amaçlarıyla doğru olacak şekilde eşleştiriniz.

Soldaki öğeye tıklayın, sonra eşleşen sağdaki öğeye tıklayın

Öğeler

Filyos Vadisi ve derin deniz liman projesinin hayata geçirilmesi
Türkiye Taşkömürü Kurumu (TTK) bünyesindeki tesislerin modernize edilmesi
Kırsal kesimde ormancılık, seracılık ve besi hayvancılığının teşvik edilmesi
Karabük ve Ereğli'deki demir-çelik işletmelerinde yeni teknolojilere geçilmesi

Eşleşmeler

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap

Filyos Limanı projesi lojistik üs ve yeni yatırımlarla; TTK'nin modernizasyonu verimlilik artışı ve kömür bağımlılığını azaltmakla; ormancılık ve seracılık alternatif kırsal iş kolları geliştirmekle; demir-çelik tesislerindeki teknoloji yenilenmesi ise ana metal sanayisinde katma değerli çelik üretimiyle eşleşir.
ZBKP hedeflerinin doğru eşleştirilmesiyle; Filyos Limanı lojistik ve dış ticaretle, TTK yatırımları kömür üretiminin verimliliğiyle, kırsal faaliyetler alternatif tarım-orman kollarıyla ve demir-çelik tesisleri ise yüksek katma değerli ana metal sanayisiyle örtüşmektedir.

Adım Adım Çözüm

1
Filyos Vadisi ve Liman projesinin temel işlevini analiz etme.
Liman projesi doğrudan deniz ulaşımı ve lojistik odaklıdır; bu nedenle bölgesel lojistik üs oluşturma hedefiyle eşleşir.
Lojistik altyapı, sanayinin dışa açılması için temel şarttır.
2
Türkiye Taşkömürü Kurumu (TTK) faaliyetlerinin amacını belirleme.
TTK taş kömürü çıkarımı yaptığı için kömür üretiminde verimlilik artışı ve madene olan tek yönlü bağımlılığın azaltılması hedefiyle eşleşir.
ZBKP'nin en önemli çıkış noktalarından biri kömür havzasındaki tek yönlü istihdam yapısını rehabilite etmektir.
3
Kırsal kalkınma unsurlarını (seracılık, ormancılık vb.) inceleme.
Bu faaliyetler kırsal alanda tarım, orman ve hayvancılık kaynaklı alternatif iş kolları yaratılması hedefiyle eşleşir.
Madencilik dışı sektörlerin geliştirilmesi bölgede ekonomik çeşitliliği sağlar.
4
Demir-çelik fabrikalarının modernizasyonu hedefini analiz etme.
Karabük ve Ereğli'deki ana metal sanayisinin katma değerli çelik üretimine yönelmesi ve rekabet gücü kazanması hedefiyle eşleşir.
Sanayinin teknolojik yenilenmesi, bölgenin sanayi kimliğini koruyarak güçlendirmesini sağlar.

Anahtar Kavram

Zonguldak, Bartın, Karabük Projesi'nin (ZBKP) bölgesel kalkınma, sektörel çeşitlendirme, lojistik ve sanayi modernizasyonu hedefleri

Alternatif Yöntem

Alternatif olarak, bölgenin illerinin ekonomik özelliklerine (Karabük'ün demir-çelik, Zonguldak'ın kömür ve liman, Bartın'ın tarım ve ormancılık odaklı yapısı) bakılarak da doğru amaçlara ulaşılabilir.
Tahmini Süre:2m 0s
Soru 276Soru

Türk edebiyatında Tanzimat'tan Milli Edebiyat'a uzanan süreçte dilde sadeleşme ve milli bir edebiyat dili olu��turma çabalarının tarihsel gelişim evreleri düşünüldüğünde, aşağıdaki gelişmelerin kronolojik olarak eskiden yeniye doğru sıralanışı nasıl olmalıdır?

Öğeleri doğru sıraya koymak için sürükleyin

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap

Doğru sıralama: Şinasi'nin Tercüman-ı Ahvâl Mukaddimesi'ndeki görüşleri, Servet-i Fünun şairlerinin ağır şiir dili oluşturması, Fecr-i Âti beyannamesiyle bu ağır dilin sürdürülmesi ve Genç Kalemler dergisindeki Yeni Lisan makalesiyle dilde sadeleşmenin kurallara bağlanması şeklindedir.
Türk edebiyatında dilde sadeleşme çabaları ilk olarak Tanzimat Dönemi'nde (1860, Tercüman-ı Ahvâl) teorik bir düşünce olarak başlamış; Servet-i Fünun (1896) ve Fecr-i Âti (1909) dönemlerinde bu düşünce terk edilerek ağır, sanatlı bir dil sürdürülmüş; nihayet 1911 yılında Yeni Lisan Hareketi ile bu çaba sistemli kurallara bağlanarak milli bir davaya dönüştürülmüştür.

Adım Adım Çözüm

1
Tanzimat Dönemi'nin başlangıç aşamasını belirlemek
Şinasi'nin 1860 yılındaki Tercüman-ı Ahvâl mukaddimesi ilk aşamadır.
Dilde sadeleşme çabalarının edebiyatımızdaki ilk kuramsal beyanı Tanzimat I. Dönem ile başlar.
2
Servet-i Fünun Dönemi dil anlayışını konumlandırmak
Servet-i Fünun sanatçılarının 1896'da kurduğu ağır şiir dili ikinci aşamadır.
Tanzimat'taki sadeleşme eğilimlerinin aksine, bu dönemde dil son derece ağırlaştırılmış ve yapay bir hal almıştır.
3
Fecr-i Âti topluluğunun dil politikasını belirlemek
1909 yılında Fecr-i Âti beyannamesinin yayımlanması üçüncü aşamadır.
Topluluk beyannamede dilin şahsi ve muhterem olduğunu savunarak Servet-i Fünun dilini devam ettirmiştir.
4
Yeni Lisan Hareketi'nin başlangıcını belirlemek
1911 yılında Genç Kalemler dergisindeki Yeni Lisan makalesi son aşamadır.
Bu makaleyle dil sadeleşmesi ilk kez kurallara ve milli bir temele oturtulmuştur.

Anahtar Kavram

Dilde sadeleşme hareketlerinin Tanzimat'tan Milli Edebiyat'a kronolojik seyri ve Yeni Lisan'ın tarihi konumu
Soru 277Soru

Bir eğitim psikoloğu, cep telefonu bildirim sıklığının lise öğrencilerinin okuduğunu anlama performansı üzerindeki etkisini incelemek amacıyla deneysel bir araştırma tasarlar. Araştırmada yaş, cinsiyet ve okuma becerileri açısından denk iki grup oluşturulur. Her iki gruba da 30 dakikalık aynı bilimsel makale okutulur. İlk gruba (Deney Grubu) okuma esnasında her 3 dakikada bir telefon bildirimi gönderilirken, ikinci gruba (Kontrol Grubu) hiç bildirim gönderilmez. Süre sonunda öğrencilere okudukları metinle ilgili çoktan seçmeli bir anlama testi uygulanır ve grupların başarı puanları karşılaştırılır.

Buna göre araştırmanın bağımsız ve bağımlı değişkenleri aşağıdakilerin hangisinde sırasıyla doğru verilmiştir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Cep telefonu bildirim sıklığı – Okuduğunu anlama testi başarısı

Cevap

Cep telefonu bildirim sıklığı – Okuduğunu anlama testi başarısı
Deneysel bir araştırmada araştırmacının etkisini incelemek istediği, değiştirdiği değişken 'bağımsız değişken' (neden); bu etkiden etkilenerek değişen sonuç ise 'bağımlı değişken' (sonuç) olarak adlandırılır. Senaryoda araştırmacı, cep telefonu bildirim sıklığının etkisini incelediği için bildirim sıklığı bağımsız değişkendir. Bu durumun sonucunda etkilenmesi beklenen okuduğunu anlama testi başarısı ise bağımlı değişkendir.

Adım Adım Çözüm

1
Araştırmada etkisi incelenen ve araştırmacı tarafından değiştirilen (neden konumundaki) faktörü belirlemek.
Bağımsız değişken: Cep telefonu bildirim sıklığı
İlk gruba belirli aralıklarla bildirim verilip ikinci gruba hiç bildirim verilmemesi, araştırmacının doğrudan manipüle ettiği değişkendir.
2
Bağımsız değişkenin etkisiyle değişmesi beklenen (sonuç konumundaki) ölçümü tespit etmek.
Bağımlı değişken: Okuduğunu anlama testi başarısı
Bildirim sıklığının etkisiyle öğrencilerin okuduklarını anlama düzeylerindeki değişim, süreç sonunda uygulanan test puanları ile ölçülmektedir.
3
Elde edilen bağımsız ve bağımlı değişkenleri sırasıyla eşleştirmek.
Cep telefonu bildirim sıklığı – Okuduğunu anlama testi başarısı
Soru kökünde değişkenlerin sırasıyla bağımsız ve bağımlı olarak verilmesi istendiğinden eşleştirme bu sırada olmalıdır.

Anahtar Kavram

Deneysel yöntemde bağımsız değişken (neden) ve bağımlı değişken (sonuç) arasındaki farkın analiz edilmesi.
Soru 278Soru

Aşağıda Millî Edebiyat Dönemi'nin bağımsız sanatçıları Mehmet Âkif Ersoy ve Yahya Kemal Beyatlı'ya ait bazı edebî açıklamalar ve bu açıklamaların temsil ettiği kavramlar verilmiştir. Sol sütundaki edebî açıklamalar sağ sütundaki doğru kavramlarla eşleştirildiğinde doğru eşleşme çiftleri nasıl olmalıdır?

Soldaki öğeye tıklayın, sonra eşleşen sağdaki öğeye tıklayın

Öğeler

Mehmet Âkif'in şiirde süse, yapaylığa ve hayalciliğe karşı çıkarak dış dünyadaki gözlemlerini olduğu gibi aktarma gayesini ifade eden poetik ilkesi.
Yahya Kemal'in şiiri bir musiki ve ahenk sanatı olarak görüp kelimelerin ses değerlerine, yerli yerinde kullanımına ve biçim kusursuzluğuna verdiği önem.
Mehmet Âkif'in halkın yaşamını, sokaktaki dramı, yoksulluğu ve cehaleti konuşma dilinin doğallığıyla şiir formunda aktardığı tür.
Yahya Kemal'in Osmanlı-Türk tarihinin kültürel birikimini ve eski şiir zevkini modern bir estetikle harmanladığı akım çizgisi.

Eşleşmeler

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap

Mehmet Âkif'in dış dünyadaki gözlemlerini olduğu gibi aktarma gayesi manzum realizmle; Yahya Kemal'in kelimelerin ses değerlerine ve biçim kusursuzluğuna verdiği önem deruni ahenkle; Mehmet Âkif'in halkın yaşamını şiir formunda aktardığı tür manzum hikâyeyle; Yahya Kemal'in eski şiir zevkini modern estetikle harmanlaması ise neo-klasisizmle eşleşmektedir.
Sol sütundaki edebî özellikler ile sağ sütundaki kavramlar, Mehmet Âkif Ersoy ve Yahya Kemal Beyatlı'nın edebî yönelimleri dikkate alınarak eşleştirilmiştir. Mehmet Âkif'in şiirde gerçeklikten sapmama ilkesi manzum realizmi; halkın yaşamını şiir diliyle aktarması manzum hikâyeyi yansıtır. Yahya Kemal'in ses ve biçim mükemmelliği arayışı deruni ahengi; Divan şiirini modernleştirmesi ise neo-klasisizmi yansıtır.

Adım Adım Çözüm

1
Sol sütundaki birinci açıklamada yer alan süsten uzak durarak dış dünyadaki gözlemleri olduğu gibi aktarma gayesini değerlendirin.
Bu açıklama Mehmet Âkif Ersoy'un sanat görüşünün temelini oluşturan manzum realizm ilkesidir, dolayısıyla birinci açıklama manzum realizm kavramıyla eşleşir.
Şairin şiiri hayalden uzaklaştırıp gerçeğe yaklaştırma çabası bu kavramın tanımıdır.
2
İkinci açıklamada belirtilen ses değerleri, kelimelerin yerli yerinde kullanımı ve biçim kusursuzluğu özelliklerini inceleyin.
Bu özellikler Yahya Kemal'in şiir anlayışında yer alan ve iç musiki olarak da adlandırılan deruni ahenk kavramını ifade eder, dolayısıyla ikinci açıklama deruni ahenk kavramıyla eşleşir.
Parnasizmden etkilenen Yahya Kemal'in ses kusursuzluğu arayışı bu kavramla doğrudan ilgilidir.
3
Üçüncü açıklamada geçen halkın yaşamını, sokaktaki insanı ve yoksulluğu konuşma diliyle aktaran şiir türünü tespit edin.
Bu edebî tür, Mehmet Âkif'in Safahat'ta sıkça kullandığı manzum hikâye türüdür, dolayısıyla üçüncü açıklama manzum hikâye kavramıyla eşleşir.
Manzum hikâyeler olay örgüsünü şiir biçiminde sunarak toplumsal gerçekleri anlatmada kullanılır.
4
Dördüncü açıklamada geçen Osmanlı-Türk tarihini ve eski şiir zevkini modern estetikle birleştirme çabasını değerlendirin.
Bu sanatsal eğilim Yahya Kemal'in edebiyatımızdaki en önemli temsilcisi olduğu neo-klasisizm akımını temsil eder, dolayısıyla dördüncü açıklama neo-klasisizm kavramıyla eşleşir.
Eskiye ait unsurların modern biçimlerle yeniden yorumlanması neo-klasik anlayışın özüdür.

Anahtar Kavram

Dönemin Bağımsız Sanatçıları (Mehmet Akif, Yahya Kemal)
Tahmini Süre:2m 0s
Soru 279Soru

20. yüzyıl felsefesinin kurucu akımlarının öncüsü olan aşağıdaki filozoflar ile onların felsefi sistemlerini yansıtan temel yaklaşımları doğru bir şekilde eşleştiriniz.

Soldaki öğeye tıklayın, sonra eşleşen sağdaki öğeye tıklayın

Öğeler

Edmund Husserl
Jean-Paul Sartre
Rudolf Carnap
Martin Heidegger

Eşleşmeler

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap

Edmund Husserl epokhe yöntemi ve öz araştırmasıyla; Jean-Paul Sartre varoluşun özden önce gelmesi ve özgürlük d��şüncesiyle; Rudolf Carnap metafiziğin mantıksal analiziyle elenmesi fikriyle; Martin Heidegger ise dünyada-var-olan anlamındaki Dasein kavramlaştırmasıyla eşleşir.
Doğru eşleştirmede Edmund Husserl epokhe yöntemiyle, Jean-Paul Sartre varoluşun özden önce gelmesi ve özgürlük düşüncesiyle, Rudolf Carnap metafiziğin mantıksal analiziyle elenmesi fikriyle, Martin Heidegger ise Dasein kavramıyla ilişkilendirilmiştir. Bu eşleştirmeler ilgili filozofların kurucu tezlerini tam olarak yansıtmaktadır.

Adım Adım Çözüm

1
Edmund Husserl'in fenomenolojisi incelenir.
Husserl'in nesnelerin özüne ulaşmayı hedefleyen yöntemi, dış dünyaya dair ön kabullerin paranteze alınması (epokhe) esasına dayanır. Bu durum birinci açıklama ile örtüşür.
Filozofun metodolojisini belirlemek.
2
Jean-Paul Sartre'ın varoluşçu felsefesi değerlendirilir.
Sartre, insanın kendi özünü kendisinin yarattığını ve varoluşun özden önce geldiğini öne sürer. Bu sav ikinci açıklama ile eşleşir.
Varoluşçu ahlak ve insan anlayışını tespit etmek.
3
Rudolf Carnap'ın mantıkçı pozitivist yaklaşımı analiz edilir.
Carnap, doğrulanabilir olmayan metafiziksel önermelerin anlamsız olduğunu ve felsefenin görevinin bilimsel dilin mantıksal analizi olması gerektiğini savunur. Bu yaklaşım üçüncü açıklama ile eşleşir.
Mantıkçı pozitivizmin sınırlarını ve amacını kavramak.
4
Martin Heidegger'in varoluşçu ontolojisi incelenir.
Heidegger, insan varoluşunu 'Dasein' kavramıyla temellendirir ve insanın dünyaya fırlatılmışlığına vurgu yapar. Bu görüş dördüncü açıklama ile eşleşir.
Varoluşçu ontolojinin temel kavramını belirlemek.

Anahtar Kavram

20. Yüzyıl felsefesinde fenomenoloji, varoluşçuluk ve mantıkçı pozitivizm akımlarının temel kavramları ve temsilcileri arasındaki ilişkiler.
Tahmini Süre:2m 0s
Soru 280Soru

Türkiye'de nadas yönteminin yaygın olduğu kurak ve yarı kurak bölgelerde sulama projelerinin (GAP, KOP gibi) hayata geçirilmesiyle tarımsal verimlilik artmış, ürün deseni çeşitlenmiş ve nadas alanları önemli ölçüde azalmıştır. Ancak sulama imkânların��n artırılması, her tarım ürününün her bölgede yetiştirilebilmesini sağlamaz. Çünkü bazı tarım ürünlerinin coğrafi dağılışı üzerinde sıcaklık istekleri, kış ılıklığı veya yaz kurakl��ğı gibi iklimsel sınırlandırıcılar doğrudan belirleyicidir.

Buna göre, haritada numaralandırılarak gösterilen alanların iklim koşulları dikkate alındığında, sulama imkânlarının geliştirilmesi durumunda bile aşağıdaki tarım ürünlerinden hangisinin belirtilen alanda yetiştirilmesi mümkün değildir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: I numaralı alanda pamuk yetiştirilmesi

Cevap

Doğu Karadeniz kıyı kuşağını gösteren I numaralı alanda, yaz kuraklığı isteyen pamuk bitkisinin sulama imkânları geliştirilse dahi yetişmesi mümkün değildir.
Doğu Karadeniz kıyı kuşağında (I numaralı alan) her mevsim yağışlı ve nemli bir iklim görülür. Pamuk bitkisi ise olgunlaşma döneminde kesin olarak yaz kuraklığı ve yüksek güneşlenme süresi ister. Bu alanda sulama imkânları geliştirilse bile, her mevsim yağışlı olan iklim şartları nedeniyle pamuğun olgunlaşması ve hasat edilmesi imkânsızdır. Dolayısıyla sulama projeleri buradaki sınırlılığı ortadan kaldıramaz.

Adım Adım Çözüm

1
Haritada işaretli alanların iklim özelliklerini belirlemek.
I numaralı alan Doğu Karadeniz kıyı kuşağında yer alır ve her mevsim yağışlı Karadeniz iklimine sahiptir. Diğer alanlar ise sırasıyla İç Anadolu (yarı kurak), Güneydoğu Anadolu (yazı sıcak ve kurak), Akdeniz kıyısı (kışları ılık, yazları sıcak) ve Ergene Havzası (karasallaşmış Akdeniz iklimi) özelliklerini taşır.
Tarım ürünlerinin doğal yetişme sınırlarını belirleyen en temel faktör iklim koşullarıdır.
2
Sulama projelerinin tarıma etkisini ve sınırlarını analiz etmek.
Sulama projeleri (GAP, KOP vb.) kurak bölgelerdeki su yetersizliğini çözerek ürün çeşitliliğini artırır ve nadası azaltır; fakat sıcaklık ve yağış rejimi gibi diğer iklim elemanlarının s��nırlandırıcı etkisini (örneğin yaz kuraklığı veya kış ılıklığı ihtiyacını) ortadan kaldıramaz.
Sulamayla toprak neme kavuşsa bile bitkinin olgunlaşması için gereken atmosferik koşulların (güneşlenme süresi, sıcaklık) sağlanması şarttır.
3
Eşleştirmeleri karşılaştırarak olumsuz sonuca ulaşmak.
Pamuk bitkisi olgunlaşma ve hasat döneminde mutlaka yaz sıcaklığı ve kuraklığına ihtiyaç duyar. I numaralı alan (Doğu Karadeniz) her mevsim yağışlı ve bulutlu olduğundan, sulama yapılsa dahi pamuk yetiştirilmesi biyolojik olarak mümkün değildir.
Doğu Karadeniz'deki her mevsim yağışlı rejimin pamuğun olgunlaşmasını engellemesi, sulama teknolojisiyle aşılamayacak bir iklim sınırıdır.

Anahtar Kavram

Türkiye'de Tarım Ürünlerinin Dağılışını Etkileyen İklim ve Sulama Faktörleri
Tahmini Süre:1m 30s
ÖncekiSayfa 14 / 437Sonraki