Tüm alıştırma soruları

8734 soru

Soru 4741Soru

İlk Türk-İslam devletlerinin kuruluş ve kurumsallaşma süreçlerinde yaşanan aşağıdaki gelişmeleri en erken tarihten en geç tarihe doğru kronolojik olarak sıralayınız.

Öğeleri doğru sıraya koymak için sürükleyin

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap

İlk Türk-İslam devletlerine ait gelişmelerin en erken tarihten en geç tarihe doğru doğru sıralaması: Tolunoğulları Devleti'nin kurulması (868), Karahanlılar'ın İslamiyet'i resmi din kabul etmesi (932), Gazneliler Devleti'nin kurulması (963) ve Dandanakan Savaşı (1040) şeklindedir.
Doğru kronolojik sıralama en erken olay olan Tolunoğulları'nın kurulması (868) ile başlar, Karahanlılar'ın İslamiyet'i resmi din olarak benimsemesi (932) ve Gazneliler'in kurulması (963) ile devam edip en son gerçekleşen Dandanakan Savaşı (1040) ile son bulur.

Adım Adım Çözüm

1
İlk Türk-İslam devletlerinin kuruluş ve önemli dönüm noktalarının tarihleri belirlenir.
Tolunoğulları'nın kuruluşu 868, Karahanlılar'ın İslamiyet'i resmi din kabulü 932, Gazneliler'ın kuruluşu 963 ve Dandanakan Savaşı 1040 yılındadır.
Olayların kronolojik sırasını belirlemek için kesin tarihsel aralıkların bilinmesi gerekir.
2
Tespit edilen tarihler en eskiden en yeniye doğru sıralanır.
868 < 932 < 963 < 1040
En erken tarihten en geç tarihe doğru bir sıralama istendiği için matematiksel karşılaştırma yapılır.
3
Olay kimlikleri sıralamaya göre dizilir.
tolunogullari_kurulus, karahanlilar_islamiyet, gazneliler_kurulus, dandanakan_savasi
Doğru kronolojik dizilim elde edilir.

Anahtar Kavram

İlk Türk-İslam Devletlerinin kuruluşu ve siyasi tarih kronolojisi
Tahmini Süre:2m 0s
Soru 4742Soru

Salonun ortasında öylece durup duvardaki saate baktım. "Her şey bitti mi yani?" diye geçirdim içimden. Annemin o son bakışı hiç gitmiyordu gözümün önünden. Ama şimdi bunları düşünmenin sırası değildi. Bir karar vermem gerekiyordu. Buradan hemen uzaklaşmalı mıydım?

Bu parçada kullanılan anlatım tekniği aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: İç konuşma

Cevap

Metinde karakterin iç dünyasını düzenli cümlelerle kendi kendine yansıttığı anlatım tekniği iç konuşmadır.
Verilen parçada kahraman anlatıcı, zihninden geçenleri ve kendi kendine sorduğu soruları belirli bir mantık silsilesi ve düzenli cümlelerle aktarmaktadır. Karakterin iç dünyasının, sanki bir başkasıyla konuşuyormuş gibi ancak kendi kendine yansıtılmasına 'iç konuşma' tekniği denir.

Adım Adım Çözüm

1
Metindeki anlatıcı türünü belirle.
Birinci şahıs (kahraman) anlatıcı kullanılmaktadır.
Anlatıcı kendi yaşadığı durumu ve duyguları aktarmaktadır.
2
Düşüncelerin aktarılma biçimini incele.
Karakterin zihninden geçen sorular ve çıkarımlar, mantıklı bir dil yapısı ve dil bilgisi kurallarına uygun şekilde sunulmaktadır.
Bu durum, bilinç akışı tekniği ile iç konuşma tekniği arasındaki temel farkı oluşturur.
3
Anlatım tekniğini saptayarak seçeneği belirle.
Kendi kendine konuşma ve iç sesi yansıtma durumu 'iç konuşma' tekniğine karşılık gelmektedir.
Karakterin iç diyaloğu doğrudan okuyucuya aktarılmaktadır.

Anahtar Kavram

İç Konuşma Tekniği
Tahmini Süre:45s
Soru 4743Soru

Aşağıdaki tiyatro terimlerini yanlarında verilen doğru tanımlarıyla eşleştiriniz.

Soldaki öğeye tıklayın, sonra eşleşen sağdaki öğeye tıklayın

Öğeler

Tirat
Suflör
Pandomim
Monolog

Eşleşmeler

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap

Tirat: Uzun konuşma, Suflör: Hatırlatıcı görevli, Pandomim: Sözsüz oyun, Monolog: Kendi kendine konuşma.
Tiyatro terimleri tanımlarıyla birebir örtüşmektedir: Tirat uzun ve kesintisiz nutukları, suflör hatırlatıcı personeli, pandomim sözsüz sanatı, monolog ise kişinin kendi kendine yaptığı konuşmayı temsil eder.

Adım Adım Çözüm

1
Tirat teriminin işlevini belirlemek.
Tiratın karakterin uzun ve kesintisiz konuşması olduğu saptandı.
Tiyatroda uzun nutuklara tirat denir.
2
Suflörün görevini tanımlamak.
Suflörün fısıldayarak hatırlatma yapan kişi olduğu belirlendi.
Suflör, oyuncu repliği unuttuğunda devreye giren teknik elemandır.
3
Pandomim kavramını analiz etmek.
Pandomimin söz içermeyen hareket sanatı olduğu saptandı.
Pandomim tamamen jest ve mimiklere dayanır.
4
Monolog terimini netleştirmek.
Monoloğun kişinin kendi kendine konuşması olduğu doğrulandı.
Tek kişilik konuşma türü olan monolog, iç dökme tekniğidir.

Anahtar Kavram

Tiyatro Terimleri ve Tanımları

Daha Fazla Pratik

Pandomim ile bale veya dans arasındaki benzerlikleri ve tiyatro içindeki farklarını araştırabilirsiniz.
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 4744Soru

İslamiyet öncesi Türk edebiyatına ait bir metinden alınan şu dörtlüğü inceleyiniz:

*Alp Er Tunga öldi mü?*
*Isız ajun kaldı mu?*
*Ödlek öçin aldı mu?*
*Emdi yürek yırtılur.*

Bu dörtlüğün nazım türü ve bu türün Halk edebiyatındaki karşılığı aşağıdakilerin hangisinde doğru verilmiştir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Sagu - Ağıt

Cevap

Dörtlüğün nazım türü sagu, Halk edebiyatındaki karşılığı ise ağıttır.
Verilen metin, Türk edebiyatının en ünlü sagu örneği olan Alp Er Tunga Sagusu'ndan bir bölümdür. İslamiyet öncesi dönemde 'yuğ' adı verilen cenaze törenlerinde söylenen bu şiirlere 'sagu' denir. Bu türün yüzyıllar sonra Halk edebiyatındaki devamı ve karşılığı ise 'ağıt'tır.

Adım Adım Çözüm

1
Metnin içeriğini analiz etme
Dörtlükte 'öldi mü' ve 'yürek yırtılur' ifadeleri geçmektedir, bu da metnin bir ölüm şiiri olduğunu gösterir.
Nazım türünü belirlemek için metnin temasına (ölüm) bakılmalıdır.
2
İslamiyet öncesi terimi belirleme
Ölen bir kişinin ardından söylenen bu tür şiirlere İslamiyet öncesi sözlü dönemde 'sagu' denir.
Sözlü dönem ürünlerinin temel tanımları bu ayrımı gerektirir.
3
Edebi dönemler arası karşılaştırma yapma
Sagunun Halk edebiyatındaki ismi 'ağıt', Divan edebiyatındaki ismi ise 'mersiye'dir.
Soruda özellikle Halk edebiyatındaki karşılığı istendiği için doğru eşleştirme 'ağıt' olmalıdır.

Anahtar Kavram

Sözlü Dönem Nazım Türleri ve Dönemsel Karşılıkları

Daha Fazla Pratik

İslamiyet öncesi şiirlerin nazım birimi (dörtlük), ölçüsü (hece) ve kafiye düzeni (aaab) gibi biçimsel özelliklerini tekrar etmeniz konuyu pekiştirmenize yardımcı olacaktır.
Tahmini Süre:45s
Soru 4745Soru

Aşağıda verilen İslamiyet öncesi Türk edebiyatı sözlü dönem ürünlerini, bu ürünlerin temel özelliklerini yansıtan tanımlarıyla doğru bir şekilde eşleştiriniz.

Soldaki öğeye tıklayın, sonra eşleşen sağdaki öğeye tıklayın

Öğeler

Sav
Sagu
Koşuk

Eşleşmeler

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap

İslamiyet öncesi Türk edebiyatında sav, özlü sözleri; sagu, yas şiirlerini; koşuk ise doğa ve aşk konulu lirik şiirleri temsil eder.
Sav kavramı yaşam tecrübesine dayanan özlü sözlerle, sagu yuğ törenlerindeki ölüm şiirleriyle, koşuk ise doğa ve aşk temalı lirik şiirlerle tam olarak örtüşmektedir.

Adım Adım Çözüm

1
Sav kavramının işlevini belirlemek.
Sav, tecrübeleri aktaran özlü sözlerdir.
Kelime anlamı ve tarihsel kullanımı günümüz atasözü ile örtüşmektedir.
2
Sagu teriminin hangi törenlerde söylendiğini saptamak.
Sagu, yuğ törenlerinde söylenen yas şiiridir.
Ölüm temalı olması onu diğer türlerden ayırır.
3
Koşuk türünün konusunu ve bağlamını analiz etmek.
Koşuk, doğa ve aşk konulu tören şiiridir.
Sığır ve şölen gibi sosyal etkinliklerde kopuzla söylenmesi temel özelliğidir.

Anahtar Kavram

İslamiyet Öncesi Sözlü Dönem Nazım Türleri

Daha Fazla Pratik

Bu türlerin Halk ve Divan edebiyatındaki karşılıklarını (Koşuk-Koşma-Gazel / Sagu-Ağıt-Mersiye) tekrar ederek türler arası devamlılığı inceleyebilirsiniz.
Tahmini Süre:45s
Soru 4746Soru

Fuzûlî’nin ünlü "Su Kasidesi"nden alınan aşağıdaki beyitler karışık olarak verilmiştir:

I. *Saçma ey göz eşkten gönlümdeki odlara su*
*Kim bu denli dutuşan odlara kılmaz çâre su*

II. *Suya virsün bağbân gülzârı zahmet çekmes��n*
*Bir gül açılmaz yüzün tek virse bin gülzâra su*

III. *Yümn-i na'tünden güher olmış Fuzûlî sözleri*
*Ebr-i nîsândan dönen tek lü'lü-i şeh-vâra su*

Bu beyitlerin yapısal ve tematik özellikleri dikkate alındığında aşağıdakilerden hangisi yanlıştır?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: III. beyit, şairin mahlasını barındırdığı için bu kasidenin hem taç beytidir hem de şiiri sonlandıran makta beytidir.

Cevap

Şairin mahlasının yer aldığı beytin kasidenin hem taç hem de makta (son) beyti olduğunu iddia eden seçenek yanlıştır.
Şairin mahlasının geçtiği beyit kasidelerde 'taç beyit' olarak adlandırılır. Ancak kasidelerde taç beyit ile son beyit (makta) aynı değildir; çünkü kasidenin sonunda şairin dilek ve dualarının yer aldığı bir dua bölümü bulunur. Su Kasidesi'nin son beyti olan 32. beyit dua içerirken, şairin mahlası 30. beyitte geçmektedir. Dolayısıyla, mahlasın geçtiği beytin aynı zamanda makta (son) beyit olduğunu iddia eden yargı yanlıştır.

Adım Adım Çözüm

1
Verilen beyitlerin kafiye şemalarını ve yapısal özelliklerini belirlemek.
I. beyit 'odlara su' / 'çâre su' bitişleriyle kendi arasında kafiyelidir (aaa-a), bu durum onun matla beyti olduğunu gösterir. Diğer beyitler ise xax-a şemasına sahiptir.
Kasidelerin ilk beyti olan matla beytini tespit etmek, şiirin başlangıç noktasını belirlemek için gereklidir.
2
Beyitlerin içeriklerini ve zikredilen kavramları (mazmunları) incelemek.
II. beyitte gül ve gül bahçesi (gülzâr) kavramları kullanılarak Hz. Peygamber övülmektedir, bu da beytin naat/medhiye bölümüne ait olduğunu kanıtlar. III. beyitte ise şair kendi şiirini (Fuzûlî sözleri) övmektedir, bu da fahriye bölümünü gösterir.
Kaside bölümlerinin tematik sınırlarını ayırt ederek beyitlerin ait olduğu bölümleri doğru saptamak.
3
Şairin mahlasının geçtiği beytin (taç beyit) kasidedeki konumunu analiz etmek.
III. beyitte 'Fuzûlî' mahlası geçmektedir ve bu beyit taç beyittir. Ancak kasidelerde dua bölümü en sonda yer aldığı için, mahlasın geçtiği taç beyit şiirin son beyti (makta) değildir. Su Kasidesi 32 beyittir ve son beyti dua içerir, mahlas ise daha önceki 30. beyitte geçmektedir.
Gazel ile kaside nazım şekillerinin yapısal farklarını (özellikle makta ve taç beyit ilişkisini) doğru değerlendirmek.

Anahtar Kavram

Divan edebiyatı kaside yapısı, kaside bölümleri, matla, makta ve taç beyit kavramları
Tahmini Süre:2m 0s
Soru 4747Soru

"Bence edebiyat, her şeyden önce insanın kendisini keşfetme yolculuğudur. Kim ne derse desin, bir yazar önce kendi ruhunun derinliklerine inmeli, oradaki fırtınaları kâğıda dökmelidir. Bilimsel gerçekler, ispatlar veya toplumu bir şeye ikna etme çabası benim kalemime göre değil. Ben sadece kendi doğrularımı, kendi dünyamdan seslenerek, samimi bir dille anlatıyorum."

Bu parçanın dil, anlatım ve içerik özellikleri dikkate alındığında aşağıdaki öğretici metin türlerinin hangisinden alındığı söylenebilir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Deneme

Cevap

Metin, yazarın kişisel görüşlerini samimi bir dille ve kanıtlama amacı gütmeden anlattığı bir 'deneme' örneğidir.
Doğru cevap olan seçenek, parçadaki 'bence' ifadesi, 'ispat veya ikna çabası gütmeme' vurgusu ve 'samimi bir dille kendi doğrularını anlatma' özellikleri nedeniyle 'deneme' türünü temsil etmektedir. Denemede yazar kendisiyle konuşuyormuş gibi bir üslup takınır.

Adım Adım Çözüm

1
Metindeki anahtar ifadeleri ve yazarın tutumunu incelemek.
Metinde 'bence', 'benim kalemime göre değil', 'kendi doğrularım' gibi öznel ifadeler ile 'ispat çabası yok' vurgusu belirlenmiştir.
Öğretici metin türlerini birbirinden ayıran en temel özellik, yazarın konuyu ele alış biçimi ve hedeflediği anlatım tonudur.
2
Belirlenen özelliklerin hangi metin türünün tanımıyla örtüştüğünü tespit etmek.
Kanıtlama amacı gütmeyen, öznelliğin ve samimiyetin esas olduğu türün 'deneme' olduğu sonucuna varılmıştır.
Deneme, yazarın 'ben' ülkesinde yaptığı bir yolculuk olarak tanımlanır ve diğer öğretici türlerden bu serbestliği ile ayrılır.

Anahtar Kavram

Deneme Türünün Ayırt Edici Özellikleri
Tahmini Süre:45s
Soru 4748Soru

Aşağıda verilen edebi akımları, bu akımların temel dayanağını oluşturan anahtar kavramlarla eşleştiriniz.

Soldaki öğeye tıklayın, sonra eşleşen sağdaki öğeye tıklayın

Öğeler

Klasisizm
Romantizm
Realizm
Sembolizm

Eşleşmeler

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap

Klasisizm 'akıl ve sağduyu' ile, Romantizm 'duygu ve hayaller' ile, Realizm 'gözlem ve gerçeklik' ile, Sembolizm ise 'musiki ve anlam kapalılığı' ile eşleşmelidir.
Verilen eşleştirmeler, edebiyat tarihindeki dört ana akımın en ayırt edici niteliklerini doğru bir şekilde yansıtmaktadır: Klasisizmde akıl, Romantizmde duygu, Realizmde gözlem ve Sembolizmde musiki esastır.

Adım Adım Çözüm

1
Klasisizm akımının anahtar kavramını belirleme.
Klasisizm = Akıl ve sağduyu.
Bu akım rasyonalizm felsefesine dayanır ve duygular yerine aklı merkeze alır.
2
Romantizm akımının anahtar kavramını belirleme.
Romantizm = Duygu ve hayaller.
Klasisizme tepki olarak doğan bu akım, insan kalbinin derinliklerini ve coşkuyu önemser.
3
Realizm akımının anahtar kavramını belirleme.
Realizm = Gözlem ve gerçeklik.
Pozitivizmin etkisiyle dış dünyayı belgelere ve nesnel gözleme dayanarak anlatmayı hedefler.
4
Sembolizm akımının anahtar kavramını belirleme.
Sembolizm = Musiki ve anlam kapalılığı.
Anlamın açıkça söylenmesi yerine sezdirilmesi ve şiirin musikiden ibaret görülmesi temel ilkedir.

Anahtar Kavram

Batı edebiyatındaki temel edebi akımların felsefi ve estetik dayanakları.
Soru 4749Soru

İslamiyet öncesi Türk edebiyatı geleneği içinde yer alan ve Türklerin bir kurttan türediğini ya da bir demir dağı eriterek özgürlüğüne kavuştuğunu anlatan Bozkurt ve Ergenekon destanları, aşağıdaki Türk devletlerinden hangisine aittir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Göktürkler

Cevap

Bozkurt ve Ergenekon destanları Göktürkler topluluğuna aittir.
Bozkurt ve Ergenekon destanları, Göktürklerin (Köktürkler) tarihî ve mitolojik geçmişini yansıtan temel eserlerdir. Bozkurt destanı türeyişi, Ergenekon destanı ise bir mağaraya sığınıp çoğalma ve demir dağı eriterek oradan çıkış sürecini anlatır.

Adım Adım Çözüm

1
Destanların adlarını belirle.
Soru kökünde Bozkurt ve Ergenekon destanları verilmiştir.
Sorunun odaklandığı eserleri netleştirmek gerekir.
2
Bu destanların hangi Türk boyuna ait olduğunu hatırla.
Bozkurt (türeyiş motifi) ve Ergenekon (demir dağı eritme motifi) destanları Göktürklere aittir.
Destan-devlet eşleştirmesi İslamiyet öncesi edebiyatın temel bilgi alanıdır.

Anahtar Kavram

İslamiyet Öncesi Türk Destanları ve Ait Oldukları Devletler

Daha Fazla Pratik

Uygur destanları olan Türeyiş ve Göç arasındaki farkları inceleyerek devlet-destan bağını pekiştirebilirsiniz.
Tahmini Süre:45s
Soru 4750Soru

Aşağıdaki İslamiyet öncesi Türk destanlarını, ait oldukları toplulukların tarih sahnesine çıkış dönemlerini (eskiden yeniye) dikkate alarak kronolojik olarak sıralayınız.

Öğeleri doğru sıraya koymak için sürükleyin

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap

Sıralama; Alp Er Tunga Destanı (Saka), Oğuz Kağan Destanı (Hun), Ergenekon Destanı (Göktürk) ve Türeyiş Destanı (Uygur) şeklinde olmalıdır.
Türk destanları, ait oldukları devletlerin tarihsel sıralamasına uygun olarak gelişir. En eski dönem Sakalar (Alp Er Tunga), ardından Hunlar (Oğuz Kağan), sonrasında Göktürkler (Ergenekon) ve İslamiyet öncesinin son büyük devleti Uygurlar (Türeyiş) gelir.

Adım Adım Çözüm

1
Destanların ait olduğu toplulukları belirleyiniz.
Alp Er Tunga: Saka, Oğuz Kağan: Hun, Ergenekon: Göktürk, Türeyiş: Uygur.
Kronolojik sıralama yapabilmek için destan-topluluk eşleşmesinin doğru yapılması gerekir.
2
Tespit edilen toplulukları tarihsel gelişim sırasına koyunuz.
Saka -> Hun -> Göktürk -> Uygur.
İslamiyet öncesi Türk tarihi bu toplulukların egemenlik dönemlerine göre evreleşir.
3
Topluluk sırasına göre destanları diziniz.
Alp Er Tunga (Saka) > Oğuz Kağan (Hun) > Ergenekon (Göktürk) > Türeyiş (Uygur).
Soruda istenen kronolojik (eskiden yeniye) sıralama bu şekilde tamamlanır.

Anahtar Kavram

İslamiyet Öncesi Türk Destanlarının Tasnifi ve Kronolojisi
Tahmini Süre:45s
Soru 4751Soru

Türk edebiyatının ve tarihinin ilk yazılı belgeleri sayılan Orhun (Göktürk) Yazıtları ile ilgili aşağıda verilen bilgilerden hangisi yanlıştır?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Yerleşik hayata geçişi özendirmek ve Maniheizm dininin esaslarını halka öğretmek amacıyla Uygur alfabesiyle yazılmışlardır.

Cevap

Yerleşik hayata geçişi özendirme, Maniheizm dininin esaslarını öğretme ve Uygur alfabesini kullanma özellikleri Orhun Yazıtları'na değil, daha sonraki bir dönem olan Uygur metinlerine aittir.
Yerleşik hayata geçiş, Maniheizm dininin benimsenmesi ve Uygur alfabesinin kullanımı Türk edebiyatının 'Uygur Dönemi'ne ait karakteristik özelliklerdir. Orhun Yazıtları ise bozkır (göçebe) kültürünü, Gök Tanrı inancını ve devlet yönetimini konu edinir; 38 harfli Göktürk alfabesiyle yazılmıştır.

Adım Adım Çözüm

1
Orhun Yazıtları'nın ait olduğu dönemi ve temel özelliklerini belirle.
Bu yazıtlar 8. yüzyılda Göktürk Devleti döneminde dikilmiştir ve Göktürk (Köktürk) alfabesi kullanılmıştır.
Yazılı dönemin ilk aşamasını ikinci aşamadan ayırmak gerekir.
2
Seçeneklerde verilen dini ve kültürel içerikleri dönemsel olarak karşılaştır.
Maniheizm ve Budizm gibi dinlerin benimsenmesi ve yerleşik hayata geçiş unsurları Uygur Dönemi'ne aittir.
Uygur metinleri ile Göktürk metinleri arasındaki en belirgin fark din ve yaşam tarzı değişikliğidir.
3
Yazıtların yapısal özelliklerini kontrol et.
Yazıtlar üç büyük isim (Kül Tigin, Bilge Kağan, Tonyukuk) adına dikilmiş ve Thomsen tarafından okunmuştur.
Soru kökündeki yanlış bilgiyi teyit etmek için doğru bilgileri elemek gerekir.

Anahtar Kavram

Orhun Yazıtları ile Uygur Metinleri Arasındaki Farklar
Soru 4752Soru

Yusuf Has Hacib tarafından kaleme alınan Kutadgu Bilig, alegorik (sembolik) bir eserdir. Eserdeki dört ana karakter, belirli kavramları temsil etmektedir. Aşağıdaki karakterleri temsil ettikleri kavramlarla eşleştiriniz.

Soldaki öğeye tıklayın, sonra eşleşen sağdaki öğeye tıklayın

Öğeler

Kün Togdı
Ay Togdı
Ögdülmiş
Odgurmış

Eşleşmeler

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap

Eşleşme şu şekilde olmalıdır: Kün Togdı - Adalet, Ay Togdı - Saadet ve Devlet, Ögdülmiş - Akıl, Odgurmış - Akıbet ve Kanaat.
Kutadgu Bilig'de Kün Togdı adaleti, Ay Togdı saadeti, Ögdülmiş aklı ve Odgurmış ise hayatın sonunu (akıbeti) temsil eden dört ana semboldür. Bu yapı, eserin bir siyasetname niteliği taşımasını sağlar.

Adım Adım Çözüm

1
Kutadgu Bilig'deki şahıs kadrosunu hatırla.
Dört ana karakter vardır: Hükümdar, Vezir, Vezirin Oğlu ve Vezirin Kardeşi.
Eserin alegorik yapısı bu dört kişi üzerine kuruludur.
2
Her bir karakterin sembolize ettiği kavramı belirle.
Hükümdar adaleti, vezir saadeti, oğul aklı ve derviş akıbeti temsil eder.
Yusuf Has Hacib, ideal devlet yönetimini bu kavramlar arasındaki diyaloglarla anlatır.
3
Karakter isimlerini bu kavramlarla eşleştir.
Eşleşme tamamlandı.
İsimlerin anlamları (Örneğin: Kün Togdı - Gün Doğdu/Adalet gibi) bu eşleşmeyi doğrular.

Anahtar Kavram

Kutadgu Bilig'in Alegorik Karakterleri ve Temsil Ettikleri Kavramlar
Soru 4753Soru

Yusuf Has Hacib tarafından 11. yüzyılda kaleme alınan *Kutadgu Bilig*, alegorik (sembolik) bir eserdir. Eserdeki dört ana karakterden biri olan ----, "akıl ve bilgiyi" temsil eder; aynı zamanda vezir Ay Togdı'nın oğludur.

Bu parçada boş bırakılan yere aşağıdakilerden hangisi getirilmelidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Ögdülmiş

Cevap

Eserde akıl ve bilgiyi temsil eden karakter Ögdülmiş'tir.
Kutadgu Bilig'de dört ana karakter sembolik değerler üzerine kurgulanmıştır. Vezir Ay Togdı'nın oğlu olan Ögdülmiş, akıl ve anlayışı temsil eden karakterdir.

Adım Adım Çözüm

1
Eserdeki sembolik karakterleri ve temsil ettikleri kavramları hatırla.
Kün Togdı (Adalet), Ay Togdı (Devlet), Ögdülmiş (Akıl), Odgurmış (Akıbet).
Soruda istenen 'akıl' kavramının karşılığını bulmak için bu eşleştirme gereklidir.
2
Karakterlerin ailevi ve sosyal konumlarını değerlendir.
Ögdülmiş, vezir Ay Togdı'nın oğlu olarak tanımlanır.
Soruda verilen 'vezirin oğlu' ipucu doğru karakteri teyit etmemizi sağlar.

Anahtar Kavram

Kutadgu Bilig Alegorik Karakterleri

Daha Fazla Pratik

Kutadgu Bilig'in edebiyatımızdaki ilk mesnevi ve ilk siyasetname olma özelliklerini de tekrar ediniz.
Tahmini Süre:45s
Soru 4754Soru

Kaşgarlı Mahmut tarafından 11. yüzyılda kaleme alınan Divânu Lugâti't-Türk eseriyle ilgili aşağıda verilen unsurları, bu unsurların eserdeki işlevleri veya özellikleri ile eşleştiriniz.

Soldaki öğeye tıklayın, sonra eşleşen sağdaki öğeye tıklayın

Öğeler

Kaşgarlı Mahmut
Araplara Türkçe öğretmek
Sav, sagu ve koşuklar
Türk Dünyası Haritası

Eşleşmeler

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap

Kaşgarlı Mahmut - Eserin yazarı; Araplara Türkçe öğretmek - Eserin yazılış amacı; Sav, sagu ve koşuklar - Eserdeki sözlü edebiyat ürünleri; Türk Dünyası Haritası - Eserin sonundaki coğrafi görsel.
Divânu Lugâti't-Türk, 11. yüzyılda Kaşgarlı Mahmut tarafından Araplara Türkçe öğretmek gayesiyle yazılmış ilk Türk sözlüğüdür. Eserde Türk boylarını gösteren bir harita bulunması ve İslamiyet öncesi sözlü ürünlerin (sav, sagu, koşuk) derlenmiş olması eserin ansiklopedik ve antolojik değerini kanıtlar.

Adım Adım Çözüm

1
Eserin yazarını belirlemek.
Eserin müellifi Kaşgarlı Mahmut'tur.
Edebiyat tarihinde bu eser Kaşgarlı Mahmut ile özdeşleşmiştir.
2
Eserin yazılış amacını saptamak.
Temel gaye Araplara Türkçe öğretmektir.
Yazar, eserini Abbasi halifesine Türkçenin Arapça ile at başı gittiğini kanıtlamak için sunmuştur.
3
Eserin içeriğini analiz etmek.
Sözlü dönem ürünleri olan sav, sagu ve koşukların ilk örnekleri burada bulunur.
Eser sadece bir sözlük değil, aynı zamanda bir antolojidir.
4
Eserdeki görsel materyali tanımlamak.
Eserde Türk Dünyası Haritası bulunmaktadır.
Bu harita Türk boylarının yerleşim yerlerini göstermesi bakımından tarihî önem taşır.

Anahtar Kavram

Divânu Lugâti't-Türk'ün temel özellikleri ve yazar-eser ilişkisi.
Soru 4755Soru

Bir tarih araştırmacısı, insanlık tarihinin farklı dönemlerine ait şu iki çalışma konusunu incelemektedir:

* I. Çalışma: Diyarbakır yakınlarında yer alan ve tarıma geçiş evresinin görüldüğü, neolitik döneme ait Çayönü yerleşkesindeki sosyo-ekonomik yapının tespiti.
* II. Çalışma: Hititler ile Mısır arasında MÖ 1280 civarında imzalanan ve tarihin ilk yazılı antlaşması olarak bilinen Kadeş Barış Antlaşması'nın diplomatik sonuçlarının analizi.

Buna göre, araştırmacının yürüttüğü çalışmalarda sergilediği aşağıdaki tutumlardan hangisi tarih biliminin tanımı, konusu, özellikleri ve yöntemi açısından tamamen doğrudur?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Kadeş Antlaşması'nin maddelerini analiz ederken, antlaşmanın yapıldığı dönemin Yakın Doğu güç dengelerini, kralların siyasi beklentilerini ve inanç sistemlerini dikkate alarak nesnel bir değerlendirme yapması

Cevap

Kadeş Antlaşması'nın maddelerini analiz ederken, antlaşmanın yapıldığı dönemin Yakın Doğu güç dengelerini, kralların siyasi beklentilerini ve inanç sistemlerini dikkate alarak nesnel bir değerlendirme yapması
Tarihi olayların incelenmesinde en temel kural, olayın gerçekleştiği dönemin şartlarının ve zihniyetinin göz önünde bulundurulmasıdır. Kadeş Antlaşması'nı incelerken o dönemin Yakın Doğu dengelerini ve inanç dünyasını dikkate alarak yapılan analiz, tarih biliminin nesnellik ve dönemsel şartlara uygunluk ilkelerine tam olarak uyar.

Adım Adım Çözüm

1
Çalışmalara konu olan Çayönü yerleşkesi ve Kadeş Antlaşması'nın kronolojik konumlarını ve ait oldukları çağları belirleme.
Çayönü yerleşkesinin neolitik (tarih öncesi/yazısız) döneme, Kadeş Antlaşması'nın ise tarihi (yazılı) dönemlere ait olduğu belirlenir.
Tarih araştırmalarında yöntem hatası yapmamak için öncelikle incelenen dönemin yazılı kültür düzeyini ve temel özelliklerini bilmek gerekir.
2
Tarih öncesi dönemi inceleyen I. Çalışma için önerilen yöntemlerin (paleografi, diplomatik ve yazılı anlaşmalar) uygunluğunu denetleme.
Tarih öncesi dönemlerde yazı olmadığı için paleografi, diplomatik ve yazılı belgelerin kullanılamayacağı, bu yöndeki yaklaşımların yöntemsel hata olduğu tespit edilir.
Yazının icadından önceki dönemlerin aydınlatılmasında sadece yazısız (arkeolojik) kaynaklardan yararlanılabilir.
3
Tarihi dönemleri inceleyen II. Çalışmadaki siyasi/idari analizlerin ve diplomatik değerlendirmelerin yöntemsel geçerliliğini inceleme.
Kadeş Antlaşması'nı veya Pankuş Meclisi'ni günümüzün uluslararası hukuk kuralları ve demokratik yapılarıyla değerlendirmenin anakronizm hatası doğuracağı görülür.
Tarihçi, olayları incelerken bugünün değer yargılarını geçmişe dayatmamalı, olayları kendi döneminin koşullarıyla nesnel olarak açıklamalıdır.
4
Tarih biliminin temel ilkeleri çerçevesinde en doğru bilimsel tutumu saptama.
Kadeş Antlaşması'nın kendi dönemi içindeki güç dengeleri ve inanç sistemleriyle nesnel olarak açıklanmasının tarih metodolojisine tamamen uygun olduğu sonucuna varılır.
Tarih biliminin tanım ve özelliklerine göre olaylar; yer-zaman belirtilerek, belgelere dayalı ve dönemin şartlarına uygun olarak nesnel biçimde incelenmelidir.

Anahtar Kavram

Tarihi olayları kendi döneminin koşullarıyla değerlendirme (nesnellik) ve tarih öncesi/tarihi dönemlerin kaynak farklarını gözetme.
Soru 4756Soru

"Türk dillerini toplayan sözlük" anlamına gelen bu eser, Türk kültür ve dil tarihinin en önemli kaynaklarından biridir. Kaşgarlı Mahmut tarafından yazılan eserde sadece kelime anlamları verilmemiş; aynı zamanda o döneme ait sav, sagu ve koşuk örneklerine de yer verilmiştir. Türk dünyasını gösteren ilk haritayı da bünyesinde barındıran bu eser, Araplara Türkçenin gücünü göstermek ve bu dili onlara öğretmek amacıyla kaleme alınmıştır.

Bu parçada sözü edilen eser aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Divânu Lugâti't-Türk

Cevap

Metinde özellikleri sıralanan, Kaşgarlı Mahmut tarafından kaleme alınmış ilk Türk sözlüğü Divânu Lugâti't-Türk eseridir.
Divânu Lugâti't-Türk, Kaşgarlı Mahmut tarafından 1072-1074 yılları arasında Araplara Türkçeyi öğretmek ve Türkçenin Arapça kadar zengin bir dil olduğunu kanıtlamak amacıyla yazılmıştır. Eser, ilk Türk dünyası haritasını, sözlü dönem ürünlerini (sav, sagu, koşuk) içermesi ve ilk Türk dili sözlüğü olması bakımından eşsizdir.

Adım Adım Çözüm

1
Metindeki anahtar ipuçlarını tespit et.
Yazar: Kaşgarlı Mahmut, Tür: Sözlük ve ansiklopedi, Amaç: Araplara Türkçeyi öğretmek, İçerik: Sav, sagu, koşuk örnekleri ve Türk dünyası haritası.
Sorunun cevabı olan eseri diğer Geçiş Dönemi eserlerinden ayırmak için bu özellikler kritiktir.
2
Tespit edilen özellikleri Geçiş Dönemi eserleriyle eşleştir.
Bu özelliklerin tamamı 11. yüzyılda yazılan Divânu Lugâti't-Türk eserine aittir.
Diğer eserler (Kutadgu Bilig, Atabetü'l-Hakayık vb.) sözlük türünde değildir ve farklı yazarlara aittir.

Anahtar Kavram

Divânu Lugâti't-Türk'ün yazarı, yazılış amacı ve temel özellikleri.

Alternatif Yöntem

Eserdeki 'harita' ve 'ilk sözlük' vurgularını yakalamak doğrudan sonuca götürür.
Tahmini Süre:45s
Soru 4757Soru

Servet-i Fünun Dönemi romanlarında "hayal-hakikat çatışması" ve "marazi iç dünyalar" bireysel temalar��n odağını oluşturur. Dönemin iki büyük romancısı Halit Ziya Uşaklıgil ve Mehmet Rauf, bu temaları farklı anlatım teknikleri ve kurgusal derinliklerle işlemişlerdir.

Bu iki yazarın roman dünyaları ve yapıtları hakkında verilen;

I. Halit Ziya Uşaklıgil, *Mai ve Siyah* romanında Ahmet Cemil'in şahsında Servet-i Fünun neslinin hayalleri ile gerçekler arasındaki çatışmayı sosyal çevre ve basın hayatıyla ilişkilendirerek ele alırken; Mehmet Rauf *Eylül* romanında sosyal çevreyi neredeyse tamamen dışarıda bırakarak Necip, Suat ve Süreyya arasındaki aşkı bireylerin iç dünyalarındaki dalgalanmalarla sınırlandırır.
II. Halit Ziya'nın *Aşk-ı Memnu*’daki Bihter’i ile Mehmet Rauf'un *Eylül*’deki Suat’ı, yasak bir aşka sürüklenme yönüyle benzerlik gösterseler de Suat bu durumu ahlaki bir sorgulama ve toplumsal normların baskısıyla içsel bir azaba dönüştürürken, Bihter’in trajedisi daha çok tutku, kıskançlık ve sınıfsal konumunu koruma kaygısından beslenir.
III. Mehmet Rauf, romanlarında *Ferda-yı Garam* ve *Genç Kız Kalbi* gibi eserlerde de görüleceği üzere Halit Ziya’ya kıyasla daha süslü, Arapça-Farsça tamlamalarla yüklü ve Türkçenin dil bilgisi kurallarını zorlayan, kelime kadrosu daha geniş bir üslup tercih etmiştir.

yargılarından hangileri doğrudur?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: I ve II

Cevap

I ve II numaralı yargılar doğrudur.
I ve II numaralı yargılar doğrudur. Mai ve Siyah'ta Ahmet Cemil'in hayal-hakikat çatışması sosyal çevreyle (basın dünyası) verilirken, Eylül'de olaylar tamamen iç dünyalara odaklanır. Bihter ve Suat karşılaştırması da karakterlerin psikolojik motivasyonlarını doğru yansıtmaktadır. Mehmet Rauf'un dili ise Halit Ziya'dan daha sadedir, bu yüzden üçüncü yargı yanlıştır.

Adım Adım Çözüm

1
Birinci öncülün doğruluğunu analiz etmek.
Mai ve Siyah romanında Ahmet Cemil'in Babıali basın hayatı ve sosyal çevreyle ilişkisi verilirken, Eylül romanında Necip, Suat ve Süreyya üçgenindeki olayların tamamen iç dünyalara ve dar bir çevreye sıkıştırıldığı tespit edilir. Bu nedenle birinci öncül doğrudur.
İki eserin sosyal çevre ve mekân kullanımı açısından farklılıklarını belirlemek amacıyla bu adım gerçekleştirilmiştir.
2
İkinci öncülün doğruluğunu analiz etmek.
Aşk-ı Memnu'daki Bihter ile Eylül'deki Suat'ın yasak aşk karşısındaki tutumları karşılaştırılır. Bihter'in daha ihtiraslı, kıskanç ve sınıfsal prestij kaygısı güden bir yapıda olduğu, Suat'ın ise ahlaki değerler ve vicdani azapla boğuştuğu görülür. Bu nedenle ikinci öncül doğrudur.
Karakterlerin psikolojik derinliklerini ve edebi portrelerini çözümlemek için bu adım gerçekleştirilmiştir.
3
Üçüncü öncülün doğruluğunu analiz etmek.
Mehmet Rauf'un üslubunun, Halit Ziya'ya kıyasla daha sade, dil bilgisi kurallarına daha uygun ve daha az karmaşık olduğu bilinmektedir. Halit Ziya, Türkçenin sentaks yapısını bozarak alışılmadık tamlamalar kullanırken, Mehmet Rauf daha yalın bir dil tercih etmiştir. Dolayısıyla üçüncü öncül yanlıştır.
Yazarların üslup ve dil özelliklerini karşılaştırmak için bu adım gerçekleştirilmiştir.

Anahtar Kavram

Servet-i Fünun romancılarının (Halit Ziya Uşaklıgil ve Mehmet Rauf) eserlerindeki tema, karakter, kurgu ve üslup farklılıkları.
Tahmini Süre:2m 0s
Soru 4758Soru

Aşağıda sol sütunda Divan edebiyatından alınan bazı beyitler, sağ sütunda ise bu beyitlerin ait olduğu nazım türleri verilmiştir. Bu beyitleri ait oldukları nazım türleriyle doğru şekilde eşleştiriniz.

Soldaki öğeye tıklayın, sonra eşleşen sağdaki öğeye tıklayın

Öğeler

Gitti o şâh-ı cihan bî-kes ü tenhâ kaldık / Rûzigâr-ı siyehi başımıza dökdü felek
Tûtî-i mucize-gûyem ne desem lâf değil / Çarh ile söyleşemem âyinesi sâf değil
Sâye-i memdûd-ı lutfun dâfi'-i nâr-ı cahîm / Hâk-i pâk-i dergehin kuhl-i basar yâ Mustafa
Şehr-i Edirne'nin ol dil-ber-i zîbâları var / Her biri bir fitne-i akl u belâ-yı dil ü cân

Eşleşmeler

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap

Gitti o şâh-ı cihan... beyiti mersiye, Tûtî-i mucize-gûyem... beyiti fahriye, Sâye-i memdûd-ı lutfun... beyiti naat, Şehr-i Edirne'nin... beyiti ise şehrengiz ile eşleşmektedir.
Verilen beyitlerdeki anahtar kelimeler ve edebi yönelimler incelendiğinde; padişahın vefatını konu edinen beyit mersiye ile, şairin kendi edebi yeteneğini övdüğü beyit fahriye ile, Hz. Peygamber'e hitap eden beyit naat ile ve Edirne şehrinin güzellerini konu edinen beyit ise şehrengiz ile doğru şekilde eşleşmektedir.

Adım Adım Çözüm

1
İlk beyitteki temel imgelerin çözümlenmesi
'Gitti o şâh-ı cihan' (dünya padişahı gitti/öldü) ve 'bî-kes ü tenhâ kaldık' (kimsesiz ve yalnız kaldık) ifadeleri belirlendi.
Bu ifadeler bir ölümün ardından duyulan acıyı ve yası yansıttığı için şiirin mersiye olduğunu g��sterir.
2
İkinci beyitteki özne ve anlatım yönünün incelenmesi
Şairin kendi sözünü mucizevi olarak nitelendirdiği 'Tûtî-i mucize-gûyem' (mucize söyleyen papağanım) ifadesi belirlendi.
Şairin kendi şairlik yeteneğini ve edebi gücünü övdüğü bu tür beyitler fahriye kapsamına girer.
3
Üçüncü beyitteki hitap ifadesinin tespiti
Cehennem ateşini engelleyen lütuf ('dâfi'-i nâr-ı cahîm') ve doğrudan Peygamber'e seslenen 'yâ Mustafa' hitabı tespit edildi.
Hz. Peygamber'e yöneltilen övgü ve şefaat talepleri naat türünün en belirgin özelliğidir.
4
Dördüncü beyitteki mekân ve konu odaklı kelimelerin incelenmesi
'Şehr-i Edirne' ifadesi ve şehrin güzellerinden ('dil-ber-i zîbâları') bahsedildiği belirlendi.
Belirli bir şehrin güzelliklerini ve o şehrin insanlarını öven eserler şehrengiz olarak adlandırılır.

Anahtar Kavram

Divan Edebiyatı Nazım Türleri ve Konuları
Soru 4759Soru

Aşağıda verilen öğretici metin alıntılarını, üslup ve içerik özelliklerine göre temsil ettikleri öğretici metin türleriyle eşleştiriniz.

Soldaki öğeye tıklayın, sonra eşleşen sağdaki öğeye tıklayın

Öğeler

"Kendi kendimle konuşuyormuşum gibi yazıyorum ama aslında bu, insanın kendi derinliklerine yaptığı bir yolculuktan başka bir şey değildir. Ben merkezli bu arayışta, kesin kurallara veya başkalarını ikna etme çabasına yer yoktur. Önemli olan, ruhumun o anki dalgalanmalarını kağıda dökebilmektir."
"Bilirsiniz ki dostlar, hayatta her şeyin başı tatlı dildir. Siz hiç güler yüzlü bir insanın çevresine mutsuzluk saçtığını gördünüz mü? Şöyle bir düşünün, en zor anlarınızda imdadınıza yetişen o samimi sohbetler değil midir içimizi ferahlatan?"
"Bugünkü meclis görüşmelerini ve sokaktaki vatandaşın nabzını tuttuğumuzda, ekonomik beklentilerin siyasi polemiklerin gölgesinde kaldığını açıkça görüyoruz. Bu gidişatın nereye varacağını kestirmek için kâhin olmaya gerek yok; yarınki sandık bunu gösterecektir."
"Aradan kırk yıl geçmesine rağmen, o soğuk Ankara sabahında Şinasi Sahnesi'nin önünde beklerken hissettiğim o ürpertiyi dün gibi hatırlarım. Yanımda merhum Yahya Kemal vardı ve bana dönüp edebiyatın uzun yolculuğundan bahsetmişti."

Eşleşmeler

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap

Birinci metin deneme, ikinci metin söyleşi (sohbet), üçüncü metin fıkra (köşe yazısı), dördüncü metin ise anı (hatıra) ile eşleşmektedir.
Eşleştirmelerin tamamı, metinlerin ayırt edici üslup özellikleri dikkate alınarak yapılmıştır. İç konuşmaya dayalı 'ben' dili denemeyi; okuyucuya hitap eden 'siz' dili söyleşiyi; güncel konulu günübirlik dil fıkrayı; geçmişi hatırlatan zaman ifadesi ise anıyı göstermektedir.

Adım Adım Çözüm

1
İlk metindeki üslup ve bakış açısını analiz ediniz.
Metinde yazarın 'kendi kendisiyle didişmesi', 'ben' vurgusu ve okuyucuya bir fikir dayatma amacının olmaması deneme türünü işaret eder.
Deneme türünde yazar kendi kendisiyle konuşur ve iç dünyasını serbestçe açar.
2
İkinci metindeki hitap ve anlatım biçimini inceleyiniz.
Metindeki 'Hiç düşündünüz mü?', 'Siz de benim gibi mi düşünüyorsunuz?' gibi doğrudan okuyucuya yöneltilen sorular söyleşi (sohbet) türünü gösterir.
Söyleşi türünün en ayırt edici özelliği, okuyucuyla karşılıklı konuşma havası içinde yazılmasıdır.
3
Üçüncü metnin konusunu ve yazılış amacını belirleyiniz.
Güncel meclis görüşmelerini ve sokak nabzını ele alan, günübirlik bir gazete yazısı üslubu taşıyan bu metin fıkra (köşe yazısı) türüne uygundur.
Fıkra, güncel siyasi veya toplumsal konuları derinlemesine kanıtlama amacı gütmeden günübirlik işleyen köşe yazısıdır.
4
Dördüncü metindeki zaman algısını ve içeriği değerlendiriniz.
'Aradan kırk yıl geçmesine rağmen' ifadesi ve geçmişte Yahya Kemal ile yaşanan bir anın aktarılması anı (hatıra) türünü doğrular.
Anı türü, geçmişte yaşanmış veya şahit olunmuş olayları üzerinden zaman geçtikten sonra anlatan öğretici metinlerdir.

Anahtar Kavram

Öğretici metin türlerinin (deneme, söyleşi, fıkra, anı) üslup, anlatıcı tutumu, konu seçimi ve hedef kitle yönünden birbirlerinden ayrılan temel nitelikleri
Soru 4760Soru

Dede Korkut Hikâyeleri'nde yer alan aşağıdaki anlatıları, bu anlatıların merkezinde yer alan tematik/motifsel özellikler ve kültürel arka planlarıyla eşleştiriniz.

Soldaki öğeye tıklayın, sonra eşleşen sağdaki öğeye tıklayın

Öğeler

Kam Büre Beg Oğlu Bamsı Beyrek
Duha Koca Oğlu Deli Dumrul
Kanlı Koca Oğlu Kanturalı
Salur Kazan'ın Evi Yağmalandığı Boy

Eşleşmeler

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap

Kam Büre Beg Oğlu Bamsı Beyrek hikâyesi destandan halk hikâyesine geçiş özellikleri ve düğün günü dönme motifiyle; Duha Koca Oğlu Deli Dumrul hikâyesi İslamiyet öncesi ölüm algısı ile Azrail inancının birleşimiyle; Kanlı Koca Oğlu Kanturalı hikâyesi alp kız tipolojisi ve Trabzon Tekurluğu sınırındaki mücadelelerle; Salur Kazan'ın Evi Yağmalandığı Boy ise tabu ihlali ve doğa unsurlarıyla konuşma motifleriyle eşleşmelidir.
Doğru eşleştirmede: Bamsı Beyrek hikâyesi destandan halk hikâyesine geçiş ve düğün günü dönme motifiyle; Deli Dumrul hikâyesi İslamiyet öncesi ölüm/kader algısı ile İslami Azrail inancının birleşimiyle; Kanturalı hikâyesi alp kız tipolojisi ve Trabzon Tekurluğu sınırındaki mücadelelerle; Salur Kazan'ın Evi Yağmalandığı Boy ise tabu ihlali ve doğa unsurlarıyla lirik konuşma motifleriyle örtüşmektedir.

Adım Adım Çözüm

1
Bamsı Beyrek hikâyesinin olay örgüsü ve yapısal özellikleri analiz edilir.
Bu hikâyede kahramanın on altı yıl esir kalması, nişanlısının başkasıyla evlendirileceği gün geri dönmesi gibi motifler yer alır. Bu yönüyle destandan halk hikâyesine geçişin en somut örneğiyle eşleştirilir.
Eserin edebi türler arası geçiş karakterini ve olay örgüsünü tespit etmek doğru eşleştirmeyi sağlar.
2
Deli Dumrul hikâyesinin tematik altyapısı ve dinsel ögeleri incelenir.
Hikâyede Deli Dumrul'un Azrail ile can pazarlığına girmesi, eski Türk inançları ile İslami ögelerin sentezlendiği senkretik yapıyı gösterir.
Hikâyedeki dinî-mitolojik geçiş unsurlarını saptamak doğru tanıma ulaşmayı sağlar.
3
Kanturalı hikâyesinin karakter analizi ve coğrafi arka planı değerlendirilir.
Trabzon Tekuru'nun kızı Selcan Hatun'u almak için canavarlarla savaşan Kanturalı ve onunla omuz omuza savaşan Selcan Hatun, Oğuzlardaki 'alp kız' tipi olan Selcan Hatun ile eşleştirilir.
Karakterlerin sosyal rolleri ve coğrafi mekân ipuçları doğru eşleşmeyi belirler.
4
Salur Kazan'ın Evi Yağmalandığı Boy'un anlatım teknikleri ve şamanistik arka planı incelenir.
Salur Kazan'ın tabu olan ava çıkması sonucu evinin yağmalanması ve yurduna dönerken su, kurt gibi doğa unsurlarıyla konuşması kişileştirme ve lirik ögeleri yansıtır.
Doğa unsurlarıyla dertleşme ve tabu ihlali motifleri bu hikâyenin ayırt edici özelliğidir.

Anahtar Kavram

Dede Korkut Hikâyeleri'nin tematik, yapısal, kültürel özellikleri ve geçiş dönemi nitelikleri.
ÖncekiSayfa 238 / 437Sonraki
Tüm alıştırma soruları — YKS AYT (Alan Yeterlilik Testi) | Examkin