Tüm alıştırma soruları

8734 soru

Soru 4921Soru

Aşağıda, 19. ve 20. yüzyıl Batı edebiyatına yön veren bazı sanatçılar ile bu sanatçıların yapıtlarının belirleyici estetik, tematik ve teknik özellikleri verilmiştir. Numaralanmış yazarlar ile harflendirilmiş özellikleri doğru biçimde eşleştiriniz.

Soldaki öğeye tıklayın, sonra eşleşen sağdaki öğeye tıklayın

Öğeler

Marcel Proust
Albert Camus
James Joyce
Emile Zola

Eşleşmeler

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap

Marcel Proust nehir roman estetiği ve istemsiz bellek ile; Albert Camus saçma felsefesi ve toplumsal yabancılaşma ile; James Joyce bilinç akışı tekniği ve mitolojik uyarlama ile; Emile Zola ise deneysel roman ve soyaçekim teorisiyle eşleşir.
Eşleştirmede; Marcel Proust nehir roman estetiği ve istemsiz bellek (dördüncü açıklama) ile; Albert Camus saçma felsefesi ve toplumsal yabancılaşma (ikinci açıklama) ile; James Joyce bilinç akışı ve klasik mitin Dublin'e uyarlanışı (birinci açıklama) ile; Emile Zola ise deneysel roman kuramı ve soyaçekim ilkeleri (üçüncü açıklama) ile eşleşmektedir. Bu eşleştirme yazarların edebi kimlikleri ve eserlerinin yapısal özellikleriyle doğrudan uyuşmaktadır.

Adım Adım Çözüm

1
Marcel Proust'un edebi yöntemini ve zaman algısını analiz etmek.
Proust'un yapıtlarında geçmiş zamanı duyusal ça��rışımlar ve istemsiz bellek yoluyla nehir roman formatında aradığı belirlenir ve bu durum son açıklamada yer alan estetikle eşleşir.
Yazarın estetik dünyasının merkezinde yer alan zaman-hafıza ilişkisini tespit etmek.
2
Albert Camus'nün varoluşçu felsefedeki yeri ve eserlerinin izleklerini incelemek.
Camus'nün saçma (absürd) kavramı ve topluma yabancılaşmış, kayıtsız bireyin dünyası üzerine kurulu edebi yapısı ikinci açıklama ile örtüşür.
Yazarın 'Yabancı' başta olmak üzere eserlerindeki temel felsefi yönelimi tanımlamak.
3
James Joyce'un anlatım tekniklerini ve kurgusal coğrafyasını çözümlemek.
Bilinç akışı tekniğini Dublin mekanı ve klasik mitolojik altyapıyla birleştiren yazarın modern anlatı tarzı birinci açıklama ile eşleşir.
Yazarın biçimsel yeniliklerini ve 'Ulysses' adlı eseriyle getirdiği devrimci yapıyı saptamak.
4
Emile Zola'nın natüralist metodolojisini değerlendirmek.
İnsanı soyaçekim, çevre ve determinizm odağında deneysel bir yaklaşımla ele alan ve yazarı bir bilim insanı gibi konumlandıran kuramın üçüncü açıklama olduğu görülür.
Natüralist akımın kurucusunun ortaya koyduğu deneysel roman teorisini doğrulamak.

Anahtar Kavram

19. ve 20. Yüzyıl Batı Edebiyatı akımlarının temsilcileri, estetik ilkeleri ve yapıtlarındaki anlatım teknikleri.
Soru 4922Soru

İlk ve Orta Çağlarda Türk dünyasına dair araştırmalarda karşılaşılan en temel tartışmalardan biri 'Türk' adının etimolojik kökeni ve bu kelimeye farklı kaynak ile araştırmacılar tarafından yüklenen anlamlardır. Aşağıda sol sütunda yer alan tarihi kaynak ve modern araştırmacıları, sağ sütunda verilen kavramsal tanımlamalar ve gerekçeleriyle doğru olacak şekilde eşleştiriniz.

Soldaki öğeye tıklayın, sonra eşleşen sağdaki öğeye tıklayın

Öğeler

Ziya Gökalp'in sosyolojik tezleri ve kültürel analizleri
Kaşgarlı Mahmud'un XI. yüzyılda kaleme aldığı Dîvânu Lugâti't-Türk adlı eseri
Çin yıllıklarında yer alan en eski askeri ve coğrafi kayıtlar
Arminius Vambery'nin Altay dilleri üzerine yürüttüğü filolojik çalışmalar
Gerhard Doerfer'in Türk dilinin en eski tabakalarına dair etimolojik tahlilleri

Eşleşmeler

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap

Ziya Gökalp'in sosyolojik tezleri 'töre/nizam sahibi' (right_1) ile; Kaşgarlı Mahmud'un eseri 'olgunluk çağı' (right_3) ile; Çin yıllıkları 'miğfer' (right_2) ile; Arminius Vambery'nin çalışmaları 'türemek/çoğalmak' (right_4) ile; Gerhard Doerfer'in tahlilleri ise 'devlete bağlı halk' (right_5) anlamı ile eşleşmektedir.
Yapılan eşleştirmede her kaynak veya araştırmacı, savunduğu veya kaydettiği tarihsel tez ile tam olarak örtüşmektedir. Ziya Gökalp yasaları ve töreyi temel alırken, Kaşgarlı Mahmud toplumsal olgunluğu vurgulamış, Çin kaynakları askeri teçhizata (miğfer) odaklanmış, Vambery filolojik olarak türemek eylemini işaret etmiş, Doerfer ise siyasi aidiyeti (devlete bağlı halk) öne çıkarmıştır.

Adım Adım Çözüm

1
Ziya Gökalp'in sosyolojik teorileri incelenir.
Gökalp, Türk adını 'töreli' kelimesine bağlar. Bu durum, topluluğun yasalara ve nizama bağlılığını ön plana çıkaran açıklamayla (right_1) doğrudan örtüşür.
Ziya Gökalp'in kültür sosyolojisi alanındaki etimolojik analizini tespit etmek.
2
Kaşgarlı Mahmud'un Dîvânu Lugâti't-Türk'teki ifadeleri değerlendirilir.
Kaşgarlı Mahmud, Türk adının karşılığını 'olgunluk çağı' olarak verir. Bu da gelişimini tamamlamış evreyi nitelendiren açıklamayla (right_3) eşleşir.
Divânu Lugâti't-Türk'te yer alan klasik tanımı doğru şekilde belirlemek.
3
Erken dönem Çin kaynaklarındaki kayıtlar analiz edilir.
Çin yıllıklarında Türk adının miğfer anlamına geldiği belirtilir. Bu bilgi, Altay Dağları'nın şekli ve askeri teçhizat vurgusu yapan açıklamayla (right_2) eşleşir.
Çin kaynaklarının Türk adına dair sunduğu en eski yazılı tanımı saptamak.
4
Arminius Vambery'nin dilbilimsel çalışmaları gözden geçirilir.
Vambery, Türk kelimesinin türemek kökünden geldiğini savunur. Bu tez, çoğalmak ve yaratılmak eylemlerine dayanan açıklamayla (right_4) eşleşir.
Batılı Türkologların filolojik köken teorilerini doğru eşleştirmek.
5
Gerhard Doerfer'in etimolojik yaklaşımları analiz edilir.
Doerfer, kelimenin kökeninde siyasi ve idari bir birliktelik arayarak bunu devlete bağlı halk şeklinde açıklar. Bu yaklaşım son açıklamayla (right_5) eşleşir.
Modern dönem Türkologlarının devlete bağlılık ve otonom halk tezi üzerine görüşünü belirlemek.

Anahtar Kavram

Türk adının tarihi kaynaklarda ve farklı araştırmacılarda geçen etimolojik, sosyolojik ve siyasi anlamları.
Tahmini Süre:2m 30s
Soru 4923Soru

Osmanlı Devleti’nin demokratikleşme sürecinde ilan edilen iki önemli belgeye ait şu hükümler verilmiştir:

* I. Belge: "Şer'i şerif kanunlarına aykırı olarak tebaadan hiç kimsenin yargılanmadan cezalandırılmaması, tebaanın can, ırz, namus ve malının güvende olması ve verginin herkesin gelirine göre adilce toplanması esastır."
* II. Belge: "Hristiyan ve diğer gayrimüslim tebaanın ibadet, din ve mezhep özgürlükleri tam olarak korunacaktır. Devlet hizmetlerine, askerî okullara kabul edilmelerinde ve vergi yükümlülüklerinde Müslüman tebaayla eşit haklara sahip olacaklardır."

Bu hükümler ve ilan edildikleri dönemlerin koşulları dikkate alındığında, aşağıdakilerden hangisi bu belgelerin Osmanlı demokratikleşme tarihindeki yerini ve aralarındaki temel farkları en doğru şekilde ortaya koymaktadır?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: I. Belge (Tanzimat Fermanı), din ve mezhep farkı gözetmeksizin tüm tebaayı kapsayan genel bir hukuk devleti beyannamesiyken; II. Belge (Islahat Fermanı), gayrimüslim tebaaya özel haklar ve muafiyetler sağlayarak yabancı devletlerin iç işlerine müdahale etmesini önleme amacı taşıyan bir reform belgesidir.

Cevap

I. Belge (Tanzimat Fermanı), din ve mezhep farkı gözetmeksizin tüm tebaayı kapsayan genel bir hukuk devleti beyannamesiyken; II. Belge (Islahat Fermanı), gayrimüslim tebaaya özel haklar ve muafiyetler sağlayarak yabancı devletlerin iç işlerine müdahale etmesini önleme amacı taşıyan bir reform belgesidir.
Doğru yargı, I. Belge'nin (Tanzimat Fermanı) Müslüman ve gayrimüslim ayrımı yapmaksızın tüm Osmanlı tebaasını eşit kabul ettiğini ve kanun üstünlüğünü getirdiğini belirtirken; II. Belge'nin (Islahat Fermanı) ise Avrupalı devletlerin baskısıyla sadece gayrimüslim tebaaya yeni haklar ve ayrıcalıklar tanıdığını ve bu durumun toplumsal dengeleri sarstığını doğru bir şekilde analiz etmektedir.

Adım Adım Çözüm

1
Verilen iki belge metninin kapsamını ve hitap ettiği kitleleri belirleme.
I. Belge'nin 'tebaadan hiç kimsenin' ifadesiyle tüm Osmanlı halkını eşit olarak hedeflediği, II. Belge'nin ise doğrudan 'Hristiyan ve diğer gayrimüslim tebaanın' haklarına odaklandığı tespit edilir.
Belgelerin kimleri kapsadığını ve temel felsefelerini ayırt etmek.
2
Belgelerin hangi padişah döneminde ve hangi amaçlarla ilan edildiğini analiz etme.
Hem Tanzimat (1839) hem de Islahat (1856) fermanlarının Sultan Abdülmecid döneminde ilan edildiği; Tanzimat'ın iç dinamiklerle kanun üstünlüğünü getirdiği, Islahat'ın ise Kırım Savaşı sonrasında dış devletlerin azınlıkları bahane ederek iç işlerine karışmasını önlemek amacıyla ilan edildiği belirlenir.
Padişah dönemi eşleştirmelerini kontrol etmek ve tarihi anachronizmleri engellemek.
3
Seçeneklerdeki kavramsal ve kronolojik hataları eleme.
Tanzimat ve Islahat'ın Sultan Abdülaziz, II. Abdülhamid veya II. Mahmud dönemlerine atfedildiği seçenekler ile parlamenter sistem, meclis hükümeti gibi anachronistik ifadeler içeren seçenekler elenir.
Çeldiricilerdeki anachronizm ve padişah/dönem hatalarını saptamak.
4
Tanzimat'ın ortak vatandaşlık (Osmanlıcılık) ve Islahat'ın gayrimüslimlere imtiyaz verme karakterini doğrulama.
Doğru yargının yer aldığı seçenek seçilir.
Tanzimat ve Islahat fermanları arasındaki temel niteliksel farkı ortaya koymak.

Anahtar Kavram

Tanzimat ve Islahat Fermanlarının Kapsam, Padişah ve Hedef Kitle Bakımından Karşılaştırılması
Tahmini Süre:3m 0s
Soru 4924Soru

Ankara Savaşı'ndan (1402) sonra Osmanlı Devleti'nde başlayan Fetret Devri (1402-1413), Yıldırım Bayezid'in oğulları arasında taht kavgalarına sahne olmuş ve her bir şehzade farklı coğrafyalarda kendi meşruiyetini kabul ettirmeye çalışmıştır.

Buna göre; Fetret Devri'ndeki taht mücadeleleri, şehzadelerin egemenlik sahaları ve yürüttükleri siyasi faaliyetler dikkate alındığında, sol sütunda verilen şehzadeleri sağ sütunda yer alan açıklamalarla doğru şekilde nasıl eşleştirirsiniz?

Soldaki öğeye tıklayın, sonra eşleşen sağdaki öğeye tıklayın

Öğeler

Süleyman Çelebi
Musa Çelebi
İsa Çelebi
Çelebi Mehmed

Eşleşmeler

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap

Süleyman Çelebi Gelibolu Antlaşması ve Rumeli hâkimiyetiyle; Musa Çelebi Bizans karşıtı sert politikalar ve İstanbul kuşatmasıyla; İsa Çelebi Bursa-Karesi bölgesi mücadelesi ve beyliklere sığınmasıyla; Çelebi Mehmed ise Amasya merkezli olarak taht kavgalarını bitirip birliği sağlamasıyla eşleşmelidir.
Şehzadelerin egemenlik kurdukları bölgeler ve siyasi hedefleri tarihsel verilerle birebir uyuşmaktadır. Süleyman Çelebi batıda Gelibolu Antlaşması ile tavizkar bir yol izlerken; Musa Çelebi sert Bizans karşıtlığı ve İstanbul kuşatmasıyla öne çıkmış; İsa Çelebi Anadolu'nun batısında erken dönemde tasfiye edilmiş; Çelebi Mehmed ise merkezî Anadolu'dan başlayarak birliği sağlamıştır.

Adım Adım Çözüm

1
Fetret Devri şehzadelerinin egemenlik alanlarını ve dış politikadaki yönelimlerini belirleyin.
Süleyman Çelebi'nin batı odaklı uzlaşmacı siyaset izlediği, Musa Çelebi'nin Rumeli'de Bizans karşıtı sert siyasetle İstanbul'u kuşattığı, İsa Çelebi'nin Anadolu'nun batısında tutunmaya çalıştığı, Çelebi Mehmed'in ise Amasya merkezli olarak ulema desteğiyle hareket ettiği tespit edilir.
Şehzadelerin coğrafi konumları ve ittifak kurdukları güçler, taht kavgalarının seyrini doğrudan etkilemiştir.
2
Şehzadelerin Bizans ve Balkan güçleriyle olan ilişkilerini karşılaştırın.
Bizans'a taviz veren şehzadenin Süleyman Çelebi, Bizans'ı kuşatarak baskı altına alan şehzadenin ise Musa Çelebi olduğu eşleştirilir.
Bizans'ın Fetret Devri boyunca şehzadeleri birbirine kışkırtma politikasında bu iki farklı tutum belirleyici olmuştur.
3
Anadolu'da yenilip elenen ve nihai olarak birliği sağlayan şehzadeleri ayırt edin.
Çelebi Mehmed ile yaptığı savaşı kaybedip beyliklere sığınan şehzadenin İsa Çelebi olduğu, ulema ve Türkmen beylerinin desteğiyle tüm rakiplerini bertaraf ederek devleti yeniden derleyen şehzadenin ise Çelebi Mehmed olduğu bulunur.
Çelebi Mehmed'in Anadolu birliği ve meşruiyet stratejisi, Osmanlı Devleti'nin dağılmasını önlemiştir.

Anahtar Kavram

Fetret Devri taht kavgaları, şehzadelerin siyasi ve askeri politikaları, egemenlik havzaları ve Osmanlı Devleti'nin yeniden teşkilatlanması.

Alternatif Yöntem

Şehzadelerin mücadele coğrafyalarını zihinde canlandırarak eşleştirme yapılabilir: Batı odaklı olanlar (Gelibolu Antlaşması, İstanbul kuşatması) Rumeli'de faaliyet gösteren Süleyman ve Musa Çelebi; doğu/merkez odaklı olanlar ise Anadolu'da faaliyet gösteren İsa ve Çelebi Mehmed'dir.
Tahmini Süre:3m 0s
Soru 4925Soru

İlk Çağ'da Mısır ve Doğu Akdeniz havzasında meydana gelen aşağıdaki kültürel ve siyasi gelişmelerin kronolojik olarak geçmişten günümüze doğru sıralanışını belirleyiniz.

Öğeleri doğru sıraya koymak için sürükleyin

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap

Doğru kronolojik sıralama: Mısır'da nom adı verilen şehir devletlerinin birleştirilmesi (MÖ 3000 dolayları) -> Mısır ve Hititler arasında Kadeş Antlaşması'nın imzalanması (MÖ 1258) -> Fenikelilerin ilk harf alfabesini geliştirmesi (MÖ 1050 dolayları) -> Yahuda Devleti'nin yıkılması ve Babil Sürgünü'nün başlaması (MÖ 586).
Doğru kronolojik sıralama Mısır'da siyasi birliğin sağlanması (MÖ 3000 dolayları) ile başlar, Kadeş Antlaşması (MÖ 1258) ve Fenike alfabesinin icadı (MÖ 1050 dolayları) ile devam eder ve İbranilerin Babil'e sürgün edilmesiyle (MÖ 586) son bulur. Bu sıralama İlk Çağ uygarlıklarının gelişim evrelerine tam uyum gösterir.

Adım Adım Çözüm

1
Olayların meydana geldiği dönemleri tespit etme
Nomların birleştirilmesi MÖ 3000 dolaylarında, Kadeş Antlaşması MÖ 1258'de, Fenike Alfabesi MÖ 11. yüzyılda (yaklaşık MÖ 1050) ve Babil Sürgünü MÖ 586'da gerçekleşmiştir.
Kronolojik sıralama yapabilmek için her bir olayın tarihsel süreçteki yaklaşık döneminin veya yüzyılının bilinmesi gerekir.
2
Tarih Öncesi ve İlk Çağ MÖ (Milattan Önce) tarihlerinin sıralama mantığını uygulama
MÖ tarihler sıfıra yaklaştıkça günümüze yaklaşır. Dolayısıyla sayısal olarak en büyük olan MÖ 3000 en eski olaydır, sayısal olarak en küçük olan MÖ 586 ise en yeni olaydır.
Milattan Önceki tarihlerin kronolojik sıralamasında zamanın akış yönünü doğru tayin etmek hataları önler.
3
Olayları en eskiden en yeniye doğru dizme
Sıralama: Mısır'da siyasi birliğin kurulması (MÖ 3000) -> Kadeş Antlaşması (MÖ 1258) -> Fenike alfabesinin icadı (MÖ 1050) -> Babil Sürgünü (MÖ 586) şeklindedir.
Elde edilen tarihsel verileri geçmişten günümüze doğru mantıksal ve kronolojik bir sıraya koymak sorunun çözümünü tamamlar.

Anahtar Kavram

Mısır ve Doğu Akdeniz Medeniyetlerinin Siyasi ve Kültürel Gelişmeleri
Tahmini Süre:3m 0s
Soru 4926Soru

Lozan Barış Antlaşması'nın 42. maddesinde yer alan "Türkiye Hükümeti, Müslüman olmayan azınlıkların aile hukuku veya şahsi ahvalleriyle ilgili sorunların, bu azınlıkların kendi örf ve adetlerine göre çözümlenmesine izin vermeyi kabul eder." hükmüyle gayrimüslimlere kendi dini kurallarına göre yargılanma hakkı tanınmıştır. Ancak 1926 yılında İsviçre Medeni Kanunu esas alınarak hazırlanan Türk Medeni Kanunu'nun kabul edilmesinin ardından, azınlık cemaatlerinin temsilcileri Adalet Bakanlığına başvurarak Lozan Antlaşması'nın kendilerine tanıdığı bu özel haklardan feragat ettiklerini ve Türk Medeni Kanunu'na tabi olmak istediklerini beyan etmişlerdir.

Bu bilgilere göre Türk Medeni Kanunu'nun kabulü ve azınlıkların bu kararı ile ilgili;

I. Lozan Antlaşması'nın egemenlik haklarını kısıtlayıcı nitelikteki bazı hükümleri, iç hukukta yapılan çağdaşlaşma reformlarıyla aşılmıştır.
II. Kabul edilen kanunun laik ve seküler karakteri, toplumsal alanda hukuk birliğinin sağlanmasında kolaylaştırıcı bir rol oynamıştır.
III. Azınlıkların siyasi haklar bakımından Müslüman vatandaşlarla eşitlenmesi, ülkede çok hukuklu yapının sona ermesini sağlamıştır.

yargılarından hangilerine ulaşılabilir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: I ve II

Cevap

I ve II
Türk Medeni Kanunu'nun laik yapısı sayesinde gayrimüslim azınlıklar kendi dini hukuklarından feragat ederek ortak kanuna tabi olmuşlardır. Bu durum hem Lozan'dan kaynaklanan egemenlik sınırlandırmasını aşmış hem de laik karakteri sayesinde hukuk birliğini kolaylaştırmıştır. Bu nedenle birinci ve ikinci öncülleri içeren seçenek doğrudur.

Adım Adım Çözüm

1
Tarihsel metnin ve öncüllerin analiz edilmesi
Lozan Antlaşması'nın 42. maddesinin azınlıklara kendi dini kurallarına göre yargılanma hakkı vererek çok hukuklu bir yapı yarattığı ve bunun devletin yargı bağımsızlığını sınırlandırdığı tespit edilir.
Soru kökündeki bilgilerin egemenlik hakları üzerindeki etkisini değerlendirmek amacıyla bu adım atılmıştır.
2
Birinci öncülün değerlendirilmesi
Azınlıkların bu haklardan feragat edip Türk Medeni Kanunu'na tabi olmak istemeleri, Lozan'ın egemenliği kısıtlayan bu hükmünün iç hukuk reformuyla aşıldığını gösterir. Dolayısıyla birinci öncüle ulaşılır.
Lozan Antlaşması ile Türk Medeni Kanunu arasındaki egemenlik ilişkisini saptamak için.
3
İkinci öncülün değerlendirilmesi
Türk Medeni Kanunu'nun laik yapısı, gayrimüslimlerin de bu kanunu benimsemesini ve kendi dini kurallarından vazgeçmesini sağlamış, böylece hukuk birliği kolaylaşmıştır. Dolayısıyla ikinci öncüle de ulaşılır.
Laiklik ilkesinin hukuk birliğinin sağlanmasındaki pratik rolünü anlamak için.
4
Üçüncü öncülün değerlendirilmesi
1926 Türk Medeni Kanunu aile, miras ve eşya hukuku gibi medeni (sivil) alanları düzenlemiş olup seçme ve seçilme gibi siyasi hakları kapsamaz. Azınlıkların siyasi haklar bakımından eşitlenmesi söz konusu değildir. Dolayısıyla üçüncü öncüle ulaşılamaz.
Medeni haklar ile siyasi haklar arasındaki temel farkı ayırt etmek ve anachronism (tarihsel yanılgı) hatasını engellemek için.

Anahtar Kavram

Türk Medeni Kanunu'nun Laikleşme ve Egemenlik Hakları Açısından Önemi
Tahmini Süre:2m 0s
Soru 4927Soru

Cumhuriyet Dönemi T��rk edebiyatında toplumcu gerçekçi çizgide yazılan romanlar; ele aldıkları toplumsal sorunlar, çatışma alanları ve kurgulandıkları coğrafyalar bakımından belirgin ayrışmalara sahiptir.

Aşağıda sol sütunda toplumcu gerçekçi bazı romanların tematik ve kurgusal özellikleri, sağ sütunda ise yazar ve eser eşleştirmeleri verilmiştir.

Buna göre, sol sütunda yer alan roman özelliklerini sağ sütundaki doğru yazar ve eserlerle eşleştiriniz.

Soldaki öğeye tıklayın, sonra eşleşen sağdaki öğeye tıklayın

Öğeler

Çukurova'da borç batağındaki köylülerin sığındıkları hayal d��nyasını, kendi yarattıkları Taşbaşoğlu miti üzerinden kolektif bir batıl inanca ve kurtuluş ümidine dönüştürmesini mistik, lirik ve efsanevi bir üslupla ele alan eser
Eşkıyalık olgusunun halk arasındaki efsanevi algısının aksine, aslında ağalık ve feodal düzenin devamına hizmet eden bir sömürü aracı olduğunu savunan ve bu yönüyle romantik eşkıya anlatılarına gerçekçi bir eleştiri getiren eser
Sivas'ın köylerinden Çukurova'ya mevsimlik işçi olarak göç eden üç köylünün, fabrikalarda ve tarlalarda karşılaştığı ağır çalışma koşullarını, yabancılaşmayı ve kapitalist sömürü çarkı içinde yok oluşlarını anlatan eser
Bolu-Gerede yöresinde, Avrupa'dan ithal edilen ucuz tekstil ürünlerinin yerli el dokuma tezgahlarını işlevsiz bırakmasıyla başlayan ekonomik çöküşü ve buna karşı gelişen köylü/dokumacı ayaklanmasını sosyo-ekonomik tezlerle ele alan eser

Eşleşmeler

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap

Sol sütundaki Çukurova'daki batıl inanç ve mit yaratma konulu açıklama Yaşar Kemal'in Yer Demir Gök Bakır eseriyle; eşkıyalık kurumunun feodal sömürünün uzantısı olduğunu savunan eleştirel açıklama Kemal Tahir'in Rahmet Yolları Kesti eseriyle; Sivas'tan Çukurova'ya göç eden üç köylünün dramı Orhan Kemal'in Bereketli Topraklar Üzerinde eseriyle; yerli dokuma tezgahlarının kapanması ve Bolu-Gerede isyanı ise Sadri Ertem'in Çıkrıklar Durunca eseriyle eşleşir.
Doğru eşleşmeler; eserdeki özgün sosyo-ekonomik tezlerin, coğrafi mekânların ve karakter/mit yapılarının ait oldukları yazarların sanatsal anlayışları ve eser adlarıyla birebir eşleştirilmesiyle elde edilir: Taşbaşoğlu miti Yer Demir Gök Bakır ile; anti-romantik eşkıyalık tezi Rahmet Yolları Kesti ile; mevsimlik işçilerin dramı Bereketli Topraklar Üzerinde ile; ithal malların yerli dokumayı çökertmesi ve Bolu isyanı ise Çıkrıklar Durunca ile eşleşmektedir.

Adım Adım Çözüm

1
Birinci öncülde belirtilen 'Taşbaşoğlu miti' ve köylülerin batıl inançlara sığınarak kurtuluş araması kavramları analiz edilir.
Bu özelliklerin Yaşar Kemal'in Yer Demir Gök Bakır romanına ait olduğu belirlenir ve birinci eşleşme tamamlanır.
Yalak köyü insanlarının yoksulluk karşısında Taşbaş'ı mitolojik bir figüre dönüştürmesi bu eserin ana izleğidir.
2
İkinci öncülde vurgulanan 'eşkıyalığın feodal sömürü aracı olduğu' tezi ve romantik eşkıya anlatısı eleştirisi incelenir.
Bu yaklaşımın Kemal Tahir'in Rahmet Yolları Kesti romanının merkezinde yer aldığı tespit edilir ve ikinci eşleşme yapılır.
Kemal Tahir, edebiyattaki genel kabulün aksine eşkıyalığı halk kahramanlığı değil, sömürünün bir parçası olarak görür.
3
Üçüncü öncüldeki 'Sivas'tan Çukurova'ya mevsimlik işçi göçü' ve kapitalist sömürü çarkındaki yok oluş teması sorgulanır.
Bu trajik olay örgüsünün Orhan Kemal'in Bereketli Topraklar Üzerinde romanıyla örtüştüğü saptanarak üçüncü eşleşme sağlanır.
Köse Hasan, Pehlivan Ali ve Yusuf'un dramı işçi sınıfının ve mevsimlik tarım işçilerinin sömürüsünü en somut yansıtan kurgudur.
4
Dördüncü öncülde yer alan 'Bolu-Gerede yöresi', 'yerli el dokuma tezgahlarının çöküşü' ve 'köylü isyanı' unsurları değerlendirilir.
Bu ekonomik ve toplumsal çöküş konusunun Sadri Ertem'in Çıkrıklar Durunca romanına ait olduğu netleştirilerek son eşleşme gerçekleştirilir.
Eser, Osmanlı'nın son dönemindeki ekonomik bağımsızlık kaybının ve yerli sanayinin çöküşünün sosyolojik bir analizidir.

Anahtar Kavram

Cumhuriyet Dönemi toplumcu gerçekçi romanlarında tematik, bölgesel ve ideolojik farklılıklar ile yazar-eser ilişkisi.
Tahmini Süre:2m 30s
Soru 4928Soru

Klasik Dönem Osmanlı Devleti'nin Balkanlar'daki hâkimiyetini kalıcı kılmak amacıyla uyguladığı temel idari, askeri, sosyal ve hukuki politikalar ile bu politikaların hedefleri ve işlevleri aşağıda karışık olarak verilmiştir.

Buna göre, sol sütundaki kavram ve stratejileri, sağ sütundaki en uygun açıklamalarıyla doğru bir şekilde eşleştiriniz.

Soldaki öğeye tıklayın, sonra eşleşen sağdaki öğeye tıklayın

Öğeler

İstimalet Uygulamaları
İskan (Şenlendirme) Yöntemi
Tımar ve Tahrir Düzeni
Sosyal Çatışmaları Yönetme (Sürgün) Stratejisi

Eşleşmeler

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap

Eşleşmeler şu şekildedir: İstimalet Uygulamaları ile gayrimüslim tebaanın haklarını koruyarak vergi adaleti sağlayan açıklama; İskan Yöntemi ile Anadolu'dan getirilen nüfusun yerleştirilmesini içeren açıklama; Tımar ve Tahrir Düzeni ile tarımsal gelirleri askeri hizmete dönüştüren açıklama; Sosyal Çatışmaları Yönetme Stratejisi ile Anadolu'da aralarında husumet bulunan ailelerin göç ettirilmesini içeren açıklama eşleşir.
Doğru eşleştirmede; istimalet uygulaması gayrimüslimlerin haklarının korunması ve vergi kolaylığı sağlanması ile; iskan yöntemi Anadolu'daki Türk nüfusun Balkanlar'daki topraklara yerleştirilerek tarımsal üretimin canlandırılması ile; tımar ve tahrir düzeni tarımsal gelirlerin askeri güce ve taşra güvenliğine dönüştürülmesi ile; sosyal çatışmaları yönetme stratejisi ise Anadolu'daki sorunlu ailelerin göç ettirilerek hem kaynak hem de hedef bölgede düzenin kurulması ile eşleşmektedir. Bu uyum Osmanlı'nın Balkanlar'da kalıcı olmasının temelini oluşturmuştur.

Adım Adım Çözüm

1
İstimalet kavramının tanımını ve amacını analiz etmek.
İstimalet; hoşgörü, adalet ve gayrimüslim halkın haklarını koruma politikası olduğu için, feodal angaryaların kaldırılması ve vergi adaleti ile yerel halkın rızasının kazanılması açıklamasıyla eşleşir.
Osmanlı Devleti'nin gayrimüslim tebaaya din ve ibadet hürriyeti tanıması ile vergilerde kolaylık sağlaması bu politikanın doğrudan bir gereğidir.
2
İskan (şenlendirme) politikasının temel hedefini belirlemek.
İskan; fethedilen bölgelerin nüfus yapısını düzenlemek ve Türk-İslam kültürünü yerleştirmek olduğu için, Anadolu'dan getirilen nüfus gruplarının tarımsal üretime ve yerleşik hayata geçirilmesi açıklamasıyla eşleşir.
Boş ve sahipsiz toprakların tarıma açılması ve bölgenin güvenliğinin Türk nüfusla pekiştirilmesi amaçlanmıştır.
3
Tımar ve tahrir sisteminin askeri-ekonomik entegrasyon işlevini incelemek.
Tımar sistemi, toprağın tahrir defterlerine kaydedilerek dirlik sahiplerine verilmesi ve bu dirliklerden sipahiler yetiştirilmesi esasına dayandığı için, tarımsal gelirlerin askeri hizmete dönüştürülmesi açıklamasıyla eşleşir.
Merkezi hazineye yük olmadan eyalet askerlerinin beslenmesi ve taşrada güvenliğin tesis edilmesi bu sistemle sağlanmıştır.
4
İskan politikasında uygulanan sürgün yönteminin sosyal kontrol boyutunu analiz etmek.
Anadolu'da aralarında husumet olan ailelerin seçilerek Balkanlar'a yerleştirilmesi, hem asayişin korunması hem de göç edenlerin geri dönüşünün engellenmesi amacını taşıdığı için sosyal çatışmaları yönetme açıklamasıyla eşleşir.
Osmanlı Devleti, göç politikasını sadece bir nüfus hareketi olarak değil, aynı zamanda toplumsal barışı ve düzeni koruma aracı olarak da kullanmıştır.

Anahtar Kavram

Osmanlı Devleti'nin Balkanlar'daki fetihleri kalıcı kılmak amacıyla uyguladığı iskan, istimalet ve tımar sistemlerinin amaç ve işlevsel farklılıkları.
Soru 4929Soru

Cumhuriyet Dönemi toplumcu gerçekçi Türk romanında köy ve taşra gerçeği tek bir düzlemde ele alınmamış; yazarların estetik yönelimleri ve odaklandıkları coğrafyaya göre farklılık göstermiştir. Örneğin, Orta Anadolu köy düzenini tarihsel bir arka plan ve sosyolojik tezler çerçevesinde ele alan I, ağalık kurumunu ve eşkıyalık olgusunu sınıfsal/destansı bir yaklaşımdan ziyade devlet otoritesinin boşluğuyla açıklayan II adlı eserinde bu bakış açısını somutlaştırır. Çukurova’daki mevsimlik tarım işçilerinin sömürülüşünü ve fabrikalardaki zorlu çalışma koşullarını gözleme dayalı, şiveden yararlanan yalın ve hızlı akan diyaloglarla aktaran III ise köyden kente göçün ve sanayileşmenin yarattığı trajediyi IV romanında ifşa eder. Menderes Ovası köylülerinin makineleşmeyle değişen yaşamlarını, toprak ağaları karşısındaki direnişlerini ve mülkiyet kavgalarını Ege coğrafyasının özgün koşullarıyla kurgulayan V de bu çizgiyi VI adlı eseriyle temsil eder.

Bu parçada numaralanmış boşluklara sırasıyla aşağıdakilerden hangisi getirilmelidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: I: Kemal Tahir, II: Rahmet Yolları Kesti, III: Orhan Kemal, IV: Bereketli Topraklar Üzerinde, V: Samim Kocagöz, VI: Bir Karış Toprak

Cevap

Boş bırakılan yerlere sırasıyla Kemal Tahir, Rahmet Yolları Kesti, Orhan Kemal, Bereketli Topraklar Üzerinde, Samim Kocagöz ve Bir Karış Toprak getirilmelidir.
Kemal Tahir, toplumcu gerçekçi çizgide Orta Anadolu'yu sosyolojik ve tarihsel tezlerle ele almış; eşkıyalığı romantize eden anlayışa karşı çıkarak Rahmet Yolları Kesti romanını yazmıştır. Orhan Kemal, Adana/Çukurova'daki tarım ve fabrika işçilerinin dramını yalın diyaloglarla Bereketli Topraklar Üzerinde eserinde aktarmıştır. Samim Kocagöz ise Menderes Ovası'ndaki köylülerin sorunlarını Bir Karış Toprak romanında Ege fonunda kurgulamıştır. Bu durum parçadaki tüm boşlukları doğru biçimde tamamlar.

Adım Adım Çözüm

1
Birinci ve ikinci boşluk grubunu incelemek
Orta Anadolu köy düzenini tarihsel/sosyolojik tezlerle ele alan ve eşkıyalığı devlet otoritesinin boşluğu üzerinden değerlendiren yazar Kemal Tahir'dir. Bu tezi somutlaştırdığı eser ise Rahmet Yolları Kesti'dir.
Toplumcu gerçekçi edebiyatta eşkıyalık olgusuna ideolojik ve estetik yaklaşımların farkını tespit etmek gerekir.
2
Üçüncü ve dördüncü boşluk grubunu incelemek
Çukurova'daki mevsimlik işçileri ve fabrika koşullarını şiveli ve diyalog ağırlıklı yalın bir dille anlatan yazar Orhan Kemal'dir. Bu temayı en belirgin şekilde işleyen eseri Bereketli Topraklar Üzerinde romanıdır.
Yazarların üslup özelliklerini ve eser-mekan-konu eşleştirmesini yapmak gerekir.
3
Beşinci ve altıncı boşluk grubunu incelemek
Menderes Ovası'nda (Ege bölgesi) makineleşmenin tarım toplumundaki etkilerini ve toprak mücadelelerini işleyen yazar Samim Kocagöz'dür. Bu konudaki en önemli yapıtı ise Bir Karış Toprak romanıdır.
Toplumcu gerçekçi romanların geçtiği coğrafyaları ve yazarların bu coğrafyaya dair eserlerini ayırt etmek gerekir.
4
Elde edilen verileri seçeneklerle karşılaştırmak
Tüm boşlukları doğru ve sıralı şekilde dolduran seçeneğin ilk sıradaki grup olduğu görülür.
Bilgilerin doğruluğunu seçenekler üzerinden teyit ederek kesin sonuca ulaşmak.

Anahtar Kavram

Cumhuriyet Dönemi Toplumcu Gerçekçi Romanında Yazar-Eser-Mekan ve Tema Eşleştirmesi
Soru 4930Soru

Avrupa Hun Devleti ile Doğu Roma İmparatorluğu (Bizans) arasında imzalanan Margus (434) ve Anatolius (447) barış antlaşmalarının maddeleri incelendiğinde; Doğu Roma'nın ödeyeceği yıllık verginin artırılması ve sınır kasabalarında serbest ticaret yapılması gibi ekonomik hükümlerin yanı sıra, "Hun imparatorluğundan kaçan sığınmacıların ve esirlerin (özellikle Hun hanedanına mensup kişilerin ve boy beylerinin) iade edilmesi, Doğu Roma'nın bu kişileri kabul etmemesi ve Hunlara karşı diğer kavimlerle ittifak kurmaması" gibi maddelerin üzerinde önemle durulduğu görülmektedir.

Buna göre, Avrupa Hun Devleti'nin Doğu Roma ile yaptığı antlaşmalarda sığınmacıların iadesi konusunu diplomatik bir öncelik hâline getirmesinin temel amacı aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Geleneksel Türk veraset sisteminden kaynaklanan taht hakkı nedeniyle, kaçan hanedan üyelerinin Doğu Roma tarafından kışkırtılarak Hun devleti içinde taht kavgalarına ve merkezi otoritenin zayıflamasına yol açmasını engellemek

Cevap

Geleneksel Türk veraset sisteminden kaynaklanan taht hakkı nedeniyle, kaçan hanedan üyelerinin Doğu Roma tarafından kışkırtılarak Hun devleti içinde taht kavgalarına ve merkezi otoritenin zayıflamasına yol açmasını engellemek
Doğu Roma İmparatorluğu'na sığınan Hun hanedan üyeleri ve boy beyleri, ilk Türk devletlerindeki veraset sistemi gereği taht üzerinde meşru hak iddia edebilecek konumdaydılar. Doğu Roma, bu kişileri barındırarak ve kışkırtarak Hun Devleti içerisinde iç savaşlar çıkarmayı ve Hun birliğini bölmeyi hedefliyordu. Hun hükümdarları, Margus ve Anatolius antlaşmalarında bu kişilerin iadesini şart koşarak Bizans'ın bu bölücü politikasını engellemeyi ve merkezi otoriteyi korumayı amaçlamışlardır.

Adım Adım Çözüm

1
Margus ve Anatolius antlaşmalarının ilgili maddesini ve hedeflenen kitleyi analiz etmek
Antlaşmada iadesi istenen sığınmacıların sıradan kişiler değil, özellikle Hun hanedan mensupları ve boy beyleri olduğu tespit edilir.
Hükmün doğrudan devletin üst düzey siyasi figürlerine ve potansiyel lider adaylarına yönelik olduğunu anlamak için.
2
İlk Türk devletlerindeki veraset sisteminin ve kut anlayışının özelliklerini hatırlamak
İlk Türk devletlerinde ülkenin hanedanın ortak malı sayıldığı ve hanedanın her erkek üyesinin hükümdar olma hakkına (kut) sahip olduğu bilgisine ulaşılır.
Kaçan hanedan mensuplarının Hun devleti için neden büyük bir tehdit oluşturduğunu veraset hukukuyla ilişkilendirmek için.
3
Doğu Roma'nın (Bizans) geleneksel dış politika stratejisini değerlendirmek
Doğu Roma'nın, sınır komşusu olan göçebe devletleri zayıflatmak için hanedan üyeleri arasındaki taht kavgalarını kışkırttığı ve sığınmacı prensleri koz olarak kullandığı belirlenir.
Hunların neden bu kişilerin iadesini diplomatik bir öncelik ve ön şart hâline getirdiğini kavramak için.
4
Elde edilen verileri birleştirerek temel amacı sentezlemek
Hun devletinin, Doğu Roma'nın elindeki bu kozu elinden alarak taht kavgalarını önlemeyi ve merkezi otoriteyi korumayı amaçladığı sonucuna varılır.
Siyasi istikrarı ve devletin bütünlüğünü koruma hedefini ortaya koymak için.

Anahtar Kavram

Avrupa Hun Devleti Diplomasisi ve İlk Türk Devletlerinde Veraset Sistemi İlişkisi
Soru 4931Soru

Türkiye'de Cumhuriyet'in ilanından günümüze kadar geçen süreçte farklı ekonomi politikaları uygulanmış ve bu politikaların coğrafi mekanda belirgin yansımaları olmuştur. Aşağıda bu dönemlerden bazılarının temel yaklaşımları ve mekansal/sektörel sonuçları verilmiştir:

* 1923 - 1929 Dönemi: İzmir İktisat Kongresi kararları doğrultusunda özel teşebbüs teşvik edilmiş, tarımda aşar vergisi kaldırılarak köylünün üretim kapasitesi artırılmaya çalışılmıştır.
* 1930 - 1950 Dönemi: Dünya Ekonomik Bunalımı'nın etkisiyle devletçi ekonomi modeline geçilmiş, sanayi planları hazırlanarak kamu eliyle şeker, tekstil ve demir-çelik fabrikaları kurulmuştur.
* 1950 - 1960 Dönemi: Özel sektör yatırımları yeniden ön plana çıkmış, tarımda makineleşme hız kazanmış ve karayolu altyapısına büyük önem verilmiştir.
* 1960 - 1980 Dönemi: Devlet Planlama Teşkilatı (DPT) kurularak beş yıllık kalkınma planları uygulanmış, yurt içi üretimi korumak amacıyla ithal ikameci sanayi modeli benimsenmiştir.

Bu bilgilere ve Türkiye'nin ekonomi tarihine göre, uygulanan ekonomi politikalarının mekansal ve sektörel etkileriyle ilgili yapılan aşağıdaki değerlendirmelerden hangisi doğrudur?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Planlı kalkınma döneminde (1960-1980) uygulanan ithal ikameci sanayi modeli, iç pazara yönelik montaj sanayisinin tüketim merkezlerine yakın alanlarda (özellikle Marmara Bölgesi) kümelenmesine yol açmış ve bu durum kırdan kente göçü hızlandırmıştır.

Cevap

Planlı kalkınma döneminde (1960-1980) uygulanan ithal ikameci sanayi modelinin, tüketim merkezlerine yakınlığı nedeniyle Marmara Bölgesi'nde sanayileşmeyi ve buna bağlı olarak iç göçü artırdığı yönündeki değerlendirme doğrudur.
Planlı kalkınma ve ithal ikameci sanayileşme modelinde, yurt içinde üretilen tüketim mallarının pazara kolayca ulaştırılabilmesi amacıyla fabrikalar İstanbul, Bursa, Kocaeli gibi büyük tüketim merkezlerinin çevresinde kümelenmiştir. Bu durum kırsal nüfus için büyük bir çekim gücü oluşturmuş, kırdan kente göç hareketlerini hızlandırmış ve sanayinin mekansal dağılışındaki dengesizliği daha da derinleştirmiştir.

Adım Adım Çözüm

1
Soru kökündeki dönemleri ve bu dönemlerde uygulanan ekonomi politikalarının temel özelliklerini analiz etmek.
Dönemlerin temel felsefesi (1923-1929 liberal, 1930-1950 devletçi, 1950-1960 liberal/altyapı odaklı, 1960-1980 planlı/ithal ikameci) netleştirildi.
Tarihsel süreçlerin doğru eşleştirilmesi, yanlış seçeneklerdeki anakronizmleri (zaman aşımı ve karıştırma hatalarını) yakalamak için gereklidir.
2
Politikaların mekansal (coğrafi) sonuçlarını değerlendirmek.
1950'lerdeki tarımda makineleşmenin kırsalda işsizliğe (itici güç) ve kentlere göçe yol açtığı; 1960-1980 arasındaki ithal ikameci modelin ise sanayiyi büyük pazarlara (çekici güç olarak Marmara'ya) yönlendirdiği belirlendi.
Ekonomik kararların coğrafi alanda yarattığı nüfus hareketleri ve sanayi dağılışı ilişkisini kurmak.
3
Seçenekleri analiz ederek yanlış iddiaları elemek.
İlk dönemde devletçilik yapıldığı iddiası, devletçi dönemde demiryolunun ihmal edildiği iddiası, makineleşmenin tersine göç başlattığı iddiası ve 1980 sonrasında tüm sanayinin Doğu Anadolu'ya kaydırıldığı iddiası elendi.
Tarihsel ve coğrafi gerçeklerle çelişen seçeneklerin tespit edilmesi.
4
Doğru seçeneği onaylamak.
İthal ikameci modelin iç pazara hitap eden montaj sanayisini tüketim merkezlerinin çevresinde topladığı ve bunun da Marmara Bölgesi'ne göçü hızlandırdığı doğrulandı.
Tarihsel gelişim ile mekansal yansımanın tam uyum gösterdiği doğru cevaba ulaşmak.

Anahtar Kavram

Türkiye Cumhuriyeti'nin tarihsel ekonomi politikaları ve bu politikaların mekansal yansımaları
Tahmini Süre:2m 30s
Soru 4932Soru

Milli Mücadele Dönemi Batı Cephesi Savaşları ile bu savaşların ardından ortaya çıkan iç siyasi ve uluslararası diplomatik gelişmeleri doğru şekilde eşleştiriniz.

Soldaki öğeye tıklayın, sonra eşleşen sağdaki öğeye tıklayın

Öğeler

I. İnönü Muharebesi
Kütahya-Eskişehir Muharebeleri
Sakarya Meydan Muharebesi
Büy��k Taarruz

Eşleşmeler

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap

I. İnönü Muharebesi - Moskova Antlaşması ve Misak-ı Milli'den ilk taviz; Kütahya-Eskişehir Muharebeleri - Başkomutanlık Kanunu ve Tekalif-i Milliye Emirleri; Sakarya Meydan Muharebesi - Fransa ile Ankara Antlaşması ve Paris Mukarraratı; Büyük Taarruz - Mudanya Ateşkes Antlaşması ve Doğu Trakya, İstanbul ile Boğazlar'ın savaşsız kurtarılması
I. İnönü Muharebesi sonrasında Sovyet Rusya ile Moskova Antlaşması imzalanmış ve Batum Gürcistan'a bırakılarak Misak-ı Milli'den ilk taviz verilmiştir. Kütahya-Eskişehir Muharebeleri'ndeki geri çekilme sonrası ordu ihtiyaçları için Başkomutan Mustafa Kemal Paşa tarafından Tekalif-i Milliye Emirleri yayımlanmıştır. Sakarya Meydan Muharebesi'nin ardından Fransa ile Ankara Antlaşması imzalanarak Güney Cephesi kapanmış ve İtilaf Devletleri Mart 1922'de Paris Mukarraratı barış teklifini sunmuştur. Büyük Taarruz sonrasındaki askeri başarı ise Mudanya Ateşkes Antlaşması'nı getirmiş, Doğu Trakya, İstanbul ve Boğazlar savaşılmadan teslim alınmıştır.

Adım Adım Çözüm

1
I. İnönü Muharebesi'nin ulusal ve uluslararası sonuçlarını analiz etmek
Askeri zaferin ardından dış politikada Moskova Dostluk Antlaşması imzalanmış ve Batum tavizi verilmiştir.
Zaferin getirdiği diplomatik prestijin Sovyet Rusya ile ilişkilere etkisini belirlemek.
2
Kütahya-Eskişehir Muharebeleri'nin iç politikadaki ve askeri örgütlenmedeki yansımalarını incelemek
Alınan yenilgi üzerine TBMM'nin yetkileri Mustafa Kemal Paşa'ya verilmiş ve Tekalif-i Milliye Emirleri yayımlanmıştır.
Cephedeki kriz durumunun Meclis yönetimine ve ordu lojistiğine olan etkisini ortaya koymak.
3
Sakarya Meydan Muharebesi'nin diplomatik kazanımlarını değerlendirmek
Fransa ile Ankara Antlaşması imzalanarak Güney Cephesi kapanmış ve İtilaf Devletleri barış teklifi hazırlamıştır.
Savunma savaşının zaferle bitmesinin uluslararası dengeleri ve diplomatik teklifleri nasıl şekillendirdiğini belirlemek.
4
Büyük Taarruz'un nihai askeri ve diplomatik neticelerini belirlemek
Mudanya Ateşkesi ile Doğu Trakya, İstanbul ve Boğazlar savaşılmadan kurtarılmıştır.
Taarruz harekatının ateşkes sürecini ve savaşsız toprak kazanımlarını nasıl getirdiğini saptamak.

Anahtar Kavram

Kurtuluş Savaşı Batı Cephesi Savaşları'nin askeri gelişmeler ile iç ve dış siyasi olaylar üzerindeki sebep-sonuç ilişkileri
Soru 4933Soru

Uluslararası çevre politikalarının tarihsel gelişiminde, küresel ölçekli çevre sorunlarının önlenmesi ve doğal kaynakların korunması amacıyla birçok çok taraflı sözleşme imzalanmıştır. Bu sözleşmeler; odaklandıkları çevre sorununun niteliği, taraf ülkelere getirdikleri yükümlülükler ve karar alma mekanizmaları bakımından farklılıklar göstermektedir.

Buna göre, uluslararası çevre sözleşmelerinin kapsamı, işleyişi ve küresel çevre politikalarındaki yeri ile ilgili aşağıdaki yargılardan hangisi yanlıştır?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Kyoto Protokolü, küresel iklim değişikliği ile mücadelede ortak fakat farklılaştırılmış sorumluluklar ilkesini reddederek, sera gazı salınımını azaltma yükümlülüğünü gelişmiş ve gelişmekte olan tüm ülkelere eşit ve yasal olarak bağlayıcı kotalarla yüklemiştir.

Cevap

Kyoto Protokolü'nün tüm ülkelere eşit sorumluluk yüklediğini ve ortak fakat farklılaştırılmış sorumluluklar ilkesini reddettiğini savunan ifade yanlıştır.
Kyoto Protokolü, iklim değişikliği ile mücadelede 'ortak fakat farklılaştırılmış sorumluluklar' ilkesini esas alır. Bu ilke gereğince, atmosfere tarihsel olarak en çok sera gazı salan gelişmiş ülkelere yasal olarak bağlayıcı azaltım hedefleri konulurken, gelişmekte olan ülkelere bu aşamada zorunlu kısıtlamalar getirilmemiştir. Dolayısıyla, protokolün tüm ülkelere eşit yükümlülükler getirdiğini savunan ifade yanlıştır ve bu nedenle aranan seçenektir.

Adım Adım Çözüm

1
Seçeneklerdeki uluslararası sözleşmelerin (Montreal, Ramsar, Paris, CITES) amaçlarını ve temel ilkelerini tek tek analiz etmek.
Montreal, Ramsar, Paris ve CITES sözleşmelerinin amaçlarının ve temel ilkelerinin doğru açıklandığı görülür.
Sözleşmelerin içerik ve kapsam kontrolünün yapılması yanlış olan ifadeyi belirlemeyi kolaylaştırır.
2
Kyoto Protokolü'nün taraf ülkelere getirdiği yükümlülükleri ve temel felsefesini değerlendirmek.
Kyoto Protokolü'nün gelişmiş ve gelişmekte olan ülkelere eşit sorumluluk yüklemediği, 'ortak fakat farklılaştırılmış sorumluluklar' ilkesini esas aldığı tespit edilir.
Kyoto Protokolü'nün yasal bağlayıcılığının ve sorumluluk dağılımının kurgusunu anlamak, seçenekteki hatayı ortaya çıkarır.

Anahtar Kavram

Kyoto Protokolü'nün 'ortak fakat farklılaştırılmış sorumluluklar' ilkesi ve gelişmiş/gelişmekte olan ülke gruplarına yönelik farklı yükümlülük yapısı.
Tahmini Süre:2m 30s
Soru 4934Soru

Tarihçi Fernand Braudel, tarihsel zamanı farklı derinlik katmanlarına ayırarak inceler. Kısa süreli zaman (olay/hadise), insan eylemlerinin anlık ve doğrudan ürünü olan, belirli bir yer ve zamanda gerçekleşen tekil gelişmeleri ifade eder. Uzun süreli zaman (olgu/durum) ise coğrafya, sosyo-ekonomik yapılar ve zihniyetler gibi yavaş değişen, bireysel iradeyi aşan ve geniş bir zamana yayılan süreçleri kapsar.

Bir tarih araşt��rmacısının Osmanlı Devleti'nin erken dönemine dair incelediği;

I. Bizans İmparatorluğu ile 1302 yılında Koyunhisar Savaşı'nın yapılması
II. Fethedilen bölgelerin sosyo-kültürel yapısını dönüştüren sistemli bir iskân politikasının uygulanması
III. Balkan coğrafyasındaki gayrimüslim tebaanın devlete bağlılığını sağlayan istimalet prensibinin kurumsallaşması
IV. Karacahisar'ın fethinden sonra Dursun Fakih'in ilk Osmanlı kadısı olarak atanması

gelişmelerinden hangileri Fernand Braudel'in 'uzun süreli zaman' (olgu) kategorisine dahil edilebilirken, hangileri 'kısa süreli zaman' (olay) kapsamında değerlendirilmelidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Olay: I ve IV; Olgu: II ve III

Cevap

Olay olan gelişmeler Koyunhisar Savaşı (I) ve Dursun Fakih'in kadı olarak atanması (IV) iken; olgu olan gelişmeler iskân politikasının uygulanması (II) ve istimalet prensibinin kurumsallaşmasıdır (III).
Koyunhisar Savaşı (I) ve kadı atanması (IV) belirli zaman dilimlerinde gerçekleşen tekil, somut ve kısa süreli gelişmelerdir (olay). İskân politikası (II) ve istimalet prensibi (III) ise başlangıç ve bitiş tarihleri net olmayan, uzun vadede Osmanlı toplum ve yönetim yapısını şekillendiren genel süreçlerdir (olgu).

Adım Adım Çözüm

1
Tarihsel olay ve olgu tanımları Fernand Braudel'in zaman kuramı üzerinden çözümlenir.
Olay kavramının kısa süreli ve tekil gelişmelere, olgu kavramının ise uzun süreli ve yapısal süreçlere karşılık geldiği belirlenir.
Öncüllerde verilen tarihsel gelişmeleri doğru katmanlara ayırabilmek için kuramsal altyapı netleştirilmelidir.
2
Birinci öncül analiz edilir.
1302 yılındaki Koyunhisar Savaşı, başlangıcı ve bitişi belirli bir zamana ve yere dayanan kısa süreli bir gelişme olduğundan 'olay' sınıfına dahil edilir.
Savaşlar belirli bir yer ve zamanda gerçekleşen tekil olaylardır.
3
İkinci öncül analiz edilir.
İskân politikasının uygulanması, anlık bir karar olmayıp yüzyıllar boyunca demografik ve kültürel yapıyı dönüştüren uzun vadeli bir süreç olduğundan 'olgu' sınıfına dahil edilir.
Toplumsal ve demografik değişim süreçleri tarihsel olgu niteliğindedir.
4
Üçüncü öncül analiz edilir.
İstimalet prensibinin kurumsallaşması, devletin hoşgörü politikasının zamanla sistemleşmesi ve kalıcı bir zihniyet yapısı haline gelmesi sürecini ifade ettiğinden 'olgu' sınıfına dahil edilir.
Zihniyet ve yönetim mekanizmalarının kurumsallaşması uzun vadeli yapısal süreçlerdir.
5
Dördüncü öncül analiz edilir.
Dursun Fakih'in ilk Osmanlı kadısı olarak atanması, belirli bir tarihsel kesitte gerçekleşen tekil ve somut bir idari işlem olduğundan 'olay' sınıfına dahil edilir.
Bireysel atamalar ve somut idari kararlar kısa süreli eylemlerdir.

Anahtar Kavram

Fernand Braudel'in kısa ve uzun süreli zaman ayrımları çerçevesinde tarihsel olay ile tarihsel olgu farkının ayırt edilmesi
Tahmini Süre:2m 0s
Soru 4935Soru

Osmanlı klasik dönem eyalet yönetimi ve toprak sistemine dair aşağıda verilen kavramları, bu kavramların kurumsal ve yapısal özelliklerini gösteren açıklamalarla doğru şekilde eşleştiriniz.

Soldaki öğeye tıklayın, sonra eşleşen sağdaki öğeye tıklayın

Öğeler

Salyanesiz Eyaletler
Salyaneli Eyaletler
Yurtluk ve Ocaklık Arazi
Mukataa Topraklar

Eşleşmeler

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap

Salyanesiz Eyaletler, vergi gelirlerinin dirlik olarak dağıtıldığı eyaletlerle; Salyaneli Eyaletler, yöneticilerine yıllık maaş ödenen ve iltizam uygulanan eyaletlerle; Yurtluk ve Ocaklık Arazi, sınır boylarındaki muhafızlara veya yerel hanedanlara bırakılan topraklarla; Mukataa Topraklar ise doğrudan hazineye nakit sağlamak için iltizam usulüyle işletilen arazilerle eşleşir.
Yapılan eşleştirmede her kavram kendi kurumsal işlevine uygun açıklamayla doğru şekilde bir araya getirilmiştir: Salyanesiz eyaletler dirlik sisteminin uygulandığı alanları; salyaneli eyaletler yöneticilerine yıllık ödenen ve iltizam uygulanan uzak bölgeleri; yurtluk ve ocaklık sınır boylarındaki muhafızlara veya yerel hanedan mensuplarına bırakılan miri arazileri; mukataa ise doğrudan devlet hazinesine nakit akışı sağlayan iltizama tabi arazileri ifade eder.

Adım Adım Çözüm

1
Adım 1: Salyanesiz eyaletlerin tanımını analiz etme
Sonuç: Salyanesiz eyaletlerde memurlara maaş verilmez, dirlik (has, zeamet, tımar) sistemi uygulanır. Bu özellik vergi gelirlerinin dirlik olarak dağıtıldığını belirten açıklamayla eşleşir.
Neden: Salyanesiz eyaletlerin temel yapısal özelliğini belirlemek.
2
Adım 2: Salyaneli eyaletlerin vergi ve yönetim yapısını inceleme
Sonuç: Salyaneli (yıllıklı) eyaletlerde iltizam sistemi uygulanır ve yöneticilere yıllık maaş verilir. Bu özellik doğrudan yıllık maaş ve iltizam vurgusu yapılan açıklamayla eşleşir.
Neden: Uzak eyaletlerin yönetim biçimini ayırt etmek.
3
Adım 3: Yurtluk ve ocaklık arazilerin kullanım amacını saptama
Sonuç: Bu araziler sınır boylarındaki kale muhafızlarına veya yerel hanedanlara, görevleri karşılığında babadan oğula geçecek şekilde tahsis edilir. Bu açıklama yurtluk ve ocaklık kavramıyla eşleşir.
Neden: Özel statülü miri arazilerin işlevini belirlemek.
4
Adım 4: Mukataa toprakların hazineyle olan ilişkisini analiz etme
Sonuç: Mukataa araziler, geliri dirlik sistemine dahil edilmeden doğrudan hazineye nakit olarak aktarılan arazilerdir ve iltizama verilir. Bu açıklama mukataa tanımıyla eşleşir.
Neden: Hazineye doğrudan nakit sağlayan arazi türünü netleştirmek.

Anahtar Kavram

Osmanlı eyalet yönetimi (salyaneli/salyanesiz eyaletler) ile miri arazi türlerinin (mukataa, yurtluk-ocaklık) idari ve mali özellikleri.
Soru 4936Soru

Osmanlı Devleti’nin klasik dönem askeri teşkilatlanmasında, Kapıkulu askerleri ile Eyalet askerleri (Tımarlı Sipahiler) birbirini dengeleyen iki temel direk olarak tasarlanmıştır. Bu çift yönlü askeri yapı, devletin siyasi, ekonomik ve idari mekanizmalarıyla doğrudan bütünleşik bir biçimde yürütülmüştür.

Bu askeri sınıfların özellikleri ve Osmanlı devlet yapısına etkileriyle ilgili;

I. Kapıkulu ordusunun doğrudan hazineden ulufe alması, merkezî otoritenin taşradaki yerel hanedan ve güç odaklarına karşı en önemli güvencesi olmasını sağlamıştır.
II. Tımarlı Sipahilerin taşrada güvenliği sa��layıp vergi toplaması, toprak mülkiyetinin dirlik sahibine devredilmesi yoluyla taşrada Avrupa tarzı feodal yapıların oluşmasını yasal zemine oturtmuştur.
III. Devşirme sisteminin Kapıkulu Ocağı'na insan kaynağı sağlaması, merkezî bürokrasi ve orduda padişahın otoritesine rakip olabilecek, soyluluğa dayalı bağımsız bir aristokratik sınıfın oluşmasını engellemiştir.

yargılarından hangileri doğrudur?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: I ve III

Cevap

Birinci ve üçüncü yargıları içeren seçenek
Birinci yargıda belirtilen Kapıkulu Ocağı'nın merkezî güvence olma niteliği doğrudur çünkü ulufe alan daimi ordu padişahın en sadık askeri gücüdür. Üçüncü yargıda belirtilen devşirme kökenli devlet adamlarının aristokratik sınıf oluşmasını engellemesi doğrudur çünkü bu kişilerin ailevi kökenleri ve miras bırakacak toprakları yoktur, tamamen padişaha bağlıdırlar. Bu nedenle birinci ve üçüncü yargıları içeren seçenek doğrudur.

Adım Adım Çözüm

1
Birinci yargı analiz edilir.
Kapıkulu askerlerinin merkezî hazineden maaş (ulufe) almasının, padişahın taşradaki yerel güçlere karşı mutlak gücünü koruduğu sonucuna varılır.
Kapıkulu askerleri padişahın şahsına bağlı daimi ordu olarak merkezî otoritenin en büyük güvencesidir.
2
İkinci yargı analiz edilir.
Tımar sisteminde toprak mülkiyetinin devlete (miri arazi) ait olduğu, dirlik sahiplerinin toprak üzerinde feodal bir egemenlik kurmasının yasaklandığı belirlenir.
Osmanlı Devleti, Avrupa'dakine benzer bağımsız feodal yapıların oluşmasını engellemek için mülkiyeti kendinde tutmuştur.
3
Üçüncü yargı analiz edilir.
Devşirme sisteminde aile bağı olmayan köle-askerlerin kullanılmasının, devlet içinde babadan oğula geçen bağımsız bir soylu/aristokrat sınıfı engellediği anlaşılır.
Bu sayede bürokraside ve orduda sadece padişaha sadık, köksüz yöneticiler yer almış ve hanedan otoritesi korunmuştur.
4
Doğru yargılar bir araya getirilir.
Birinci ve üçüncü yargıların doğru, ikinci yargının ise yanlış olduğu tespit edilerek doğru seçeneğe ulaşılır.
Soru kökündeki bilgilerin tarihsel gerçeklerle uyuşma durumu bu şekilde tamamlanmış olur.

Anahtar Kavram

Osmanlı askeri teşkilatının merkez-taşra dengesi, Kapıkulu ve Tımar sistemlerinin işleyişi ve bu sistemlerin merkezî otoriteyi korumadaki rolleri.
Tahmini Süre:3m 0s
Soru 4937Soru

Türkiye'de elektrik enerjisi üretiminde kullanılan kaynakların toplam üretim içerisindeki payları dönemsel, iklimsel ve yapısal faktörlere göre değişiklik göstermektedir.

Buna göre, Türkiye'nin elektrik enerjisi üretiminde yararlanılan aşağıdaki kaynakları, toplam elektrik üretimi içindeki paylarına göre en yüksek olandan en düşük olana doğru sıralayınız.

Öğeleri doğru sıraya koymak için sürükleyin

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap

Doğalgaz, Linyit, Rüzgar, Jeotermal
Türkiye'de elektrik enerjisi üretiminde doğalgaz en yüksek paya sahiptir. Ardından Türkiye genelinde geniş linyit havzalarına dayanan termik santraller (linyit) gelir. Yenilenebilir kaynaklardan rüzgar enerjisi elektrik üretiminde üçüncü sırada yer alırken, jeotermal enerji coğrafi yayılışının sınırlı olması nedeniyle bu dört kaynak arasında en düşük paya sahiptir.

Adım Adım Çözüm

1
Türkiye'nin elektrik üretiminde kullanılan enerji kaynaklarının güncel üretim oranlarını analiz etmek.
Doğalgaz: ~%20-23, Linyit: ~%12-14, Rüzgar: ~%10-11, Jeotermal: ~%3-4 değerleri tespit edilir.
Kaynakların güncel üretim paylarını doğru belirlemek sıralamanın temelidir.
2
Yenilenebilir ve fosil kaynakların üretim karakteristiklerini karşılaştırmak.
Doğalgaz ve linyit baz yük santralleri olarak kesintisiz çalışabilirken rüzgar ve jeotermalin coğrafi/iklimsel sınırları nedeniyle payları daha düşüktür.
Kurulu güç ile fiili üretim miktarı arasındaki farkı ayırt etmek hatayı önler.
3
Belirlenen oranlara göre en yüksek paya sahip kaynaktan en düşüğe doğru sıralama yapmak.
Doğalgaz en yüksek payla birinci, linyit ikinci, rüzgar üçüncü ve jeotermal ise dördüncü sıraya yerleştirilir.
İstenen yönelime (en yüksekten en düşüğe) göre sıralamayı tamamlamak.

Anahtar Kavram

Türkiye'de enerji kaynaklarının elektrik üretimine katkı oranları ve üretim hiyerarşisi.
Tahmini Süre:2m 0s
Soru 4938Soru

I. Dünya Savaşı sırasında imzalanan gizli antlaşmalar, savaş sonrasında toplanan Paris Barış Konferansı kararları ve Mondros Ateşkes Antlaşması'nın hükümleri ile uygulanış biçimleri bir bütün olarak analiz edildiğinde, aşağıdaki yargılardan hangisine ulaşılabilir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Gizli antlaşmalarla İtalya'ya vadedilen İzmir ve çevresinin Paris Barış Konferansı'nda İngiltere'nin desteğiyle Yunanistan'a bırakılması, İtilaf Devletleri blokunda ilk ciddi görüş ayrılığını ortaya çıkarmış ve savaş dönemi tasarılarının değişen güç dengelerine göre yeniden şekillendirildiğini göstermiştir.

Cevap

Gizli antlaşmalarla İtalya'ya vadedilen İzmir ve çevresinin Paris Barış Konferansı'nda İngiltere'nin desteğiyle Yunanistan'a bırakılması, İtilaf Devletleri blokunda ilk ciddi görüş ayrılığını ortaya çıkarmış ve savaş dönemi tasarılarının değişen güç dengelerine göre yeniden şekillendirildiğini göstermiştir.
Gizli antlaşmalarla İtalya'ya bırakılması kararlaştırılan İzmir ve çevresinin, Paris Barış Konferansı'nda İngiltere'nin Akdeniz'deki kendi çıkarlarını korumak amacıyla Yunanistan'a verilmesini sağlaması, İtilaf Devletleri arasındaki ilk resmi görüş ayrılığını oluşturur. Bu durum, paylaşım planlarının sabit kalmayıp dönemin güç dengelerine göre değiştiğini gösterir.

Adım Adım Çözüm

1
I. Dünya Savaşı sırasında İtilaf Devletleri arasında yapılan gizli Saint-Jean de Maurienne Antlaşması incelenir.
Bu antlaşmayla İzmir ve çevresinin İtalya'ya vadedildiği belirlenir.
Savaş dönemi paylaşım planlarının ilk halini anlamak için bu tespit gereklidir.
2
Paris Barış Konferansı'ndaki gelişmeler ve İngiltere'nin tutumu analiz edilir.
İngiltere'nin, Akdeniz'de güçlü bir İtalya yerine zayıf ve kontrol edilebilir bir Yunanistan'ı tercih etmesi nedeniyle İzmir'i Yunanistan'a verdirdiği görülür.
İtilaf Devletleri arasındaki ilk açık çıkar çatışmasının ve görüş ayrılığının nedenini saptamak için bu analiz önemlidir.
3
Mondros Ateşkes Antlaşması'nın işgallere zemin hazırlayan 7. ve 24. maddeleri karşılaştırılır.
7. maddenin genel işgal yetkisi, 24. maddenin ise Doğu Anadolu'da Ermeni devleti kurma amacı taşıdığı ayırt edilir.
Distraktörlerin elenmesi ve doğru yargıya ulaşılması sağlanır.

Anahtar Kavram

Gizli Antlaşmaların Paris Barış Konferansı'nda Revize Edilmesi ve Mondros Ateşkesi Maddelerinin Analizi
Tahmini Süre:2m 30s
Soru 4939Soru

Aşağıda verilen uluslararası çevre sözleşmelerini, hedefledikleri temel çevre sorunları veya koruma alanları ile eşleştiriniz.

Soldaki öğeye tıklayın, sonra eşleşen sağdaki öğeye tıklayın

Öğeler

Ramsar Sözleşmesi
Basel Sözleşmesi
Montreal Protokolü
Kyoto Protokolü

Eşleşmeler

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap

Ramsar Sözleşmesi sulak alanların korunmasıyla; Basel Sözleşmesi tehlikeli atıkların sınır ötesi taşınımının önlenmesiyle; Montreal Protokolü ozon tabakasını incelten maddelerin azaltılmasıyla; Kyoto Protokolü ise sera gazı emisyonlarının sınırlandırılması ve karbon ticareti mekanizmalarıyla eşleşmektedir.
Yapılan eşleştirmede Ramsar Sözleşmesi sulak alanların korunması ve akılcı kullanımı ilkesiyle; Basel Sözleşmesi tehlikeli atıkların sınır ötesi taşınımı ve kontrolüyle; Montreal Protokolü ozon tabakasına zarar veren kimyasalların azaltılmasıyla; Kyoto Protokolü ise sera gazı emisyonlarının azaltılmasına yönelik yasal yükümlülükler ve karbon piyasalarıyla doğru bir şekilde ilişkilendirilmiştir.

Adım Adım Çözüm

1
Ramsar Sözleşmesi'nin kapsamını belirleme.
Bu sözleşme sulak alanların korunması ve akılcı kullanımı üzerine odaklanır; bu nedenle su kuşlarının yaşama ortamı ifadesiyle eşleşir.
1971 yılında İran'ın Ramsar kentinde imzalanan bu sözleşmenin birincil odağı sulak alan ekosistemleridir.
2
Basel Sözleşmesi'nin kapsamını belirleme.
Bu sözleşme tehlikeli atıkların ülkeler arası sınır ötesi taşınmasını ve bertarafını düzenler; bu nedenle tehlikeli atık ticareti ifadesiyle eşleşir.
Gelişmiş ülkelerin zararlı atıklarını gelişmekte olan ülkelere boşaltmasını önlemek amacıyla 1989 yılında imzalanmıştır.
3
Montreal Protokolü'nün kapsamını belirleme.
Bu protokol ozon tabakasını korumaya yöneliktir; bu nedenle kloroflorokarbon (CFC) emisyonlarının azaltılması ifadesiyle eşleşir.
1987'de imzalanan protokol, küresel iş birliğinin en başarılı örneklerinden biri kabul edilerek stratosferik ozon tabakasının korunmasını sağlamıştır.
4
Kyoto Protokolü'nün kapsamını belirleme.
Bu protokol sera gazı emisyonlarının azaltılmasını ve karbon ticaretini içerir; bu nedenle sera gazı salımları ve esneklik mekanizmaları ifadesiyle eşleşir.
İklim değişikliğiyle mücadelede ülkelerin sera gazı salımlarını azaltmasını zorunlu kılan ilk yasal bağlayıcılığı olan ek protokoldür.

Anahtar Kavram

Küreselleşen çevre sorunlarına karşı geliştirilen uluslararası sözleşmeler ve çevre politikalarının temel amaçları.
Soru 4940Soru

Türkiye'de gerçekleştirilen hayvancılık, ormancılık ve su ürünleri faaliyetlerinin coğrafi dağılış özelliklerini ve bu özelliklerin ortaya çıkmasında belirleyici olan temel coğrafi gerekçeleri eşleştiriniz.

Soldaki öğeye tıklayın, sonra eşleşen sağdaki öğeye tıklayın

Öğeler

Diyarbakır ve çevresinin, Bursa gibi geleneksel merkezleri geride bırakarak Türkiye yaş koza (ipek böcekçiliği) üretiminde lider konuma gelmesi
Muğla'nın Ege kıyılarında yer alan korunaklı koy ve körfezlerinde çipura ve levrek yetiştiriciliği yapılan kültür balıkçılığı tesislerinin yoğunlaşması
Bolu, Sakarya ve Balıkesir gibi Marmara ile Batı Karadeniz geçiş alanlarındaki illerde entansif kümes hayvancılığı faaliyetlerinin büyük ölçekli entegre tesislere dönüşmesi
Akdeniz ve Ege bölgelerindeki ormanlık alanların, Karadeniz ormanlarına kıyasla endüstriyel odun ve tomruk üretim miktarında daha yüksek paya sahip olması

Eşleşmeler

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap

Diyarbakır'da yaş koza üretiminin gelişimi suni ipek sanayisinin etkisi ve bölgesel teşviklerle; Muğla'da kültür balıkçılığı koy ve körfezlerin sunduğu doğal korunaklılıkla; Bolu, Sakarya ve Balıkesir'de kümes hayvancılığı tüketim merkezlerine yakınlıkla; Akdeniz ve Ege'de orman endüstrisinin yüksek payı ise vejetasyon süresinin uzunluğu ve topografik nakliye kolaylığıyla eşleşmektedir.
Türkiye'de hayvancılık, kültür balıkçılığı ve ormancılık faaliyetlerinin coğrafi dağılışında fiziki koşullar (vejetasyon süresi, kıyı şekilleri) ve beşeri kararlar (pazara yakınlık, bölgesel kalkınma projeleri) birlikte rol oynar. Doğru eşleştirme yapıldığında; Diyarbakır yaş koza teşvikleriyle, Muğla ria tipi korunaklı koylarıyla, Bolu pazara yakınlığıyla, Toroslar ise hızlı vejetasyon ve daha elverişli nakliye koşullarıyla doğrudan ilişkili coğrafi gerekçelere sahip olur.

Adım Adım Çözüm

1
Yaş koza üretimi ve ipek böcekçiliği faaliyetlerinin Türkiye'deki coğrafi değişimini analiz ediniz.
Diyarbakır ve çevresinin birinci sıraya yükselmesinin ardında yatan bölgesel kalkınma projeleri ve Bursa gibi geleneksel alanların suni ipek üretimine geçmesiyle gerilemesi gerçeğini tespit ediniz.
Yaş koza üretimindeki tarihsel coğrafi değişimin nedenlerini açıklamak.
2
Kültür balıkçılığının Muğla çevresinde yoğunlaşmasının fiziki coğrafya koşullarını değerlendiriniz.
Kıyı jeomorfolojisinin (koy, körfez ve doğal liman zenginliği) kafes balıkçılığı için sunduğu korunaklı ortam avantajını belirleyiniz.
Kültür balıkçılığının yer seçiminde jeomorfolojik ve hidrolojik etkenleri kavramak.
3
Bolu ve Sakarya'da kümes hayvancılığının gelişme nedenini inceleyiniz.
Kümes hayvancılığının iklimden bağımsız modern bir faaliyet olduğunu ve İstanbul-Ankara gibi devasa tüketici nüfusa sahip pazarlara yakın konumlandığını tespit ediniz.
Entansif hayvancılık faaliyetlerinin yer seçimindeki beşeri ve ekonomik faktörleri ayırt etmek.
4
Akdeniz ve Ege bölgelerindeki orman işletmeciliğinin verimliliğini Karadeniz ile kıyaslayınız.
Orman varlığının çokluğuna rağmen Karadeniz'deki engebenin nakliyeyi zorlaştırdığını, Akdeniz ve Ege'de ise vejetasyon süresinin uzunluğu ile topografik elverişliliğin tomruk üretimini artırdığını belirleyiniz.
Orman alanlarının varlığı ile orman ürünleri üretim miktarı arasındaki farkı ortaya koyan fiziki ve beşeri etkenleri ilişkilendirmek.

Anahtar Kavram

Türkiye'de hayvancılık, ormancılık ve kültür balıkçılığı faaliyetlerinin coğrafi dağılışını etkileyen fiziki (iklim, jeomorfoloji, bitki örtüsü) ve beşeri (pazar, teknoloji, projeler) faktörlerin analizi
Tahmini Süre:3m 0s
ÖncekiSayfa 247 / 437Sonraki
Tüm alıştırma soruları — YKS AYT (Alan Yeterlilik Testi) | Examkin