Tüm alıştırma soruları

8734 soru

Soru 5141Soru

Bir klasik mantık dersinde öğretmen tahtaya şu tanımları yazmıştır:

I. *Devlet; bireylerin güvenlik ihtiyaçlarını karşılayan ve adalet dağıtan egemen bir monarşidir.*
II. *Düşünme; zihnin kavramlar arasında kurduğu mantıksal bağlantıların entelektüel yansımalarından yoksun olmamasıdır.*
III. *Hukuk; yasama organı tarafından yürürlüğe konan yasal kurallar bütünüdür.*
IV. *Sanat; yaratıcı hayal gücünün sonsuzluk okyanusunda yankılanan sessiz çığlığıdır.*

Buna göre, verilen tanımlarda sırasıyla hangi tanım koşullarının ihlal edildiği söylenebilir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: I. Tanımın tam olması (ne dar ne geniş olması), II. Tanımın olumlu olması, III. Tanımda kısır döngü bulunmaması, IV. Tanımın açık ve net olması

Cevap

I. Tanımın tam olması (ne dar ne geniş olması), II. Tanımın olumlu olması, III. Tanımda kısır döngü bulunmaması, IV. Tanımın açık ve net olması
Verilen öncüllerde devlet tanımında egemen monarşi ifadesiyle dar tanımlama yapılmış (tam olma kuralı ihlali); düşünme tanımında 'yoksun olmamasıdır' ifadesiyle olumsuz tanımlama yapılmış (olumlu olma kuralı ihlali); hukuk tanımında 'yasal kurallar' ifadesiyle dairesel tanımlama yapılmış (kısır döngü bulunmaması kuralı ihlali); sanat tanımında ise mecazi ifadelerle kapalı tanımlama yapılmıştır (açık ve net olma kuralı ihlali). Bu sıralama sırasıyla tam olma, olumlu olma, kısır döngü bulunmaması ve açık/net olma kurallarının ihlal edildiğini gösteren seçenekle uyuşmaktadır.

Adım Adım Çözüm

1
Devlet tanımının analizi
Devletin yalnızca monarşi biçimiyle sınırlandırıld��ğı görülür. Bu durum cumhuriyet gibi diğer devlet biçimlerini dışarıda bıraktığı için tanım dardır. Tanımın tam olması (ne dar ne geniş olması) kuralı ihlal edilmiştir.
Kavramın kaplamına giren tüm bireylerin tanım kapsamına alınması gereklidir.
2
Düşünme tanımının analizi
Tanımda 'yoksun olmamasıdır' ifadesiyle olumsuz bir anlatım tercih edilmiştir. Tanım, kavramın ne olmadığını değil ne olduğunu bildirmelidir. Tanımın olumlu olması kuralı ihlal edilmiştir.
Bir kavramın mahiyeti olumsuz ifadelerle açık kılınamaz.
3
Hukuk tanımının analizi
Hukuk kavramı, yine hukuka bağlı olan 'yasal' kelimesiyle tanımlanmıştır. Bu durum daireselliğe (kısır döngü) yol açmıştır. Tanımda kısır döngü bulunmaması kuralı ihlal edilmiştir.
Tanımlanan kavram, kendisinden daha az bilinen veya kendisiyle doğrudan ilişkili bir başka kavramla açıklanmamalıdır.
4
Sanat tanımının analizi
Sanat kavramı için 'sonsuzluk okyanusundaki sessiz çığlık' gibi mecazi ve edebi ifadeler kullanılmıştır. Tanımın açık ve net olması kuralı ihlal edilmiştir.
Mantıksal tanımlar nesnel, belirgin ve anlaşılır olmalı; sanatsal ve öznel mecazlar içermemelidir.

Anahtar Kavram

Klasik mantıkta tanımlama kuralları (tamlık, olumluluk, kısır döngü barındırmama ve açıklık) ve bu kuralların ihlalleri.
Tahmini Süre:3m 0s
Soru 5142Soru

Sürtünmelerin ve diğer gök cisimlerinin kütle çekim etkilerinin ihmal edildiği bir ortamda, Dünya etrafındaki dairesel yörüngesinde dolanan bir yapay uydu, kütle merkezinden geçen eksene göre katlanmı�� olan güneş panellerini iç motorları yardımıyla dışa doğru simetrik olarak açtığında; uydunun kendi kütle merkezine göre eylemsizlik momenti artacağından kendi ekseni etrafındaki dönme açısal hızı azalır, ancak Dünya'nın merkezine göre tanımlanan toplam açısal momentumunun büyüklüğü değişmez.

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: True

Cevap

İfade doğrudur. Uydunun panellerini açması eylemsizlik momentini artırarak kendi ekseni etrafındaki dönme hızını azaltır, fakat sisteme etki eden net tork sıfır olduğundan Dünya'nın merkezine göre toplam açısal momentum korunur.
Uydunun panellerini açması eylemsizlik momentini artırarak kendi ekseni etrafındaki dönme hızını azaltır, fakat sisteme etki eden net dış tork sıfır olduğundan Dünya'nın merkezine göre toplam açısal momentum korunur.

Adım Adım Çözüm

1
Uydunun güneş panellerini açma işleminin eylemsizlik momentine etkisini analiz etmek.
Panellerin dışa doğru açılması, uydunun kütle dağılımını dönme ekseninden uzaklaştırır. Bu durum uydunun kendi kütle merkezine göre eylemsizlik momentini (II) artırır.
Eylemsizlik momenti, kütle elemanlarının dönme eksenine olan uzaklıklarının karesiyle orantılıdır (I=miri2I = \sum m_i r_i^2).
2
Uydunun kendi kütle merkezine göre açısal hızının değişimini belirlemek.
Panellerin açılması işlemi iç motorlar (iç kuvvetler) tarafından gerçekleştirildiğinden, uydunun kendi kütle merkezine göre net dış tork sıfırdır. Açısal momentum (Ldo¨nme=IωL_{\text{dönme}} = I\omega) korunur. Eylemsizlik momenti (II) arttığı için kendi ekseni etrafındaki dönme açısal hızı (ω\omega) azalır.
Net dış tork sıfır olduğunda sisteme ait açısal momentum korunur.
3
Dünya'nın merkezine göre tanımlanan toplam açısal momentumun korunup korunmadığını incelemek.
Dünya'nın uyduya uyguladığı kütle çekim kuvveti, Dünya'nın merkezine doğru yönelmiştir. Bu kuvvetin Dünya'nın merkezine göre oluşturduğu tork sıfırdır (τ=r×F=0\vec{\tau} = \vec{r} \times \vec{F} = 0). Dolayısıyla uydunun Dünya'nın merkezine göre toplam açısal momentumu korunur.
Uygulanan kuvvetin doğrultusu dönme merkezinden geçiyorsa (merkezil kuvvet ise), bu kuvvetin torku sıfır olur ve açısal momentumun korunmasını sağlar.

Anahtar Kavram

Dış tork sıfır olduğunda açısal momentum korunur; merkezil kuvvetlerin torku sıfırdır.
Soru 5143Soru

Sosyolojide toplumsal yapı, bireylerin işgal ettiği konumlar, üstlendiği roller ve bu rollerin dinamikleri üzerinden şekillenir. Günlük yaşamda bu dinamiklerin her biri farklı sosyal çıktılara ve davranış kalıplarına yol açar.

Buna göre, sol sütunda verilen sosyolojik kavramları sağ sütunda verilen günlük yaşam senaryoları ile en uygun şekilde eşleştiriniz.

Soldaki öğeye tıklayın, sonra eşleşen sağdaki öğeye tıklayın

Öğeler

Rol Çatışması
Rol Pekişmesi
Anahtar Statü
Toplumsal Saygınlık

Eşleşmeler

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap

Rol Çatışması kavramı mahkeme başkanının tarafsızlık ve yakınlık bağı arasındaki sıkışmasıyla; Rol Pekişmesi kavramı anaokulu öğretmeninin ebeveynlik deneyiminin öğretmenliğini kolaylaştırmasıyla; Anahtar Statü kavramı fizik profesörünün tüm ortamlarda bilim insanı kimliğiyle öne çıkmasıyla; Toplumsal Saygınlık kavramı ise esnafın dürüstlüğü sayesinde gördüğü hürmetle eşleşir.
Doğru eşleştirmede: Mahkeme başkanının mesleki tarafsızlığı ile yakınlık koruması arasındaki açmaz rol çatışmasını; öğretmenin ebeveynlik deneyiminin iş hayatını kolaylaştırması rol pekişmesini; fizik profesörünün girdiği ortamlarda öncelikle bilim insanı kimliğiyle tanınması anahtar statüyü; esnafın dürüstlüğü nedeniyle hürmet görmesi ise toplumsal saygınlığı açıklar.

Adım Adım Çözüm

1
Rol Çatışması kavramının tanımı ve senaryolar içindeki karşılığı belirlenir.
Rol çatışması, iki farklı rolün beklentilerinin çelişmesini gerektirir. Mahkeme başkanının hâkimlik rolü ile yakınlık bağı rolünün çeliştiği senaryo bu kavramla eşleşir.
Bireyin aynı anda iki çelişkili beklenti altında kalması durumunu saptamak.
2
Rol Pekişmesi kavramının tanımı ve senaryolar içindeki karşılığı analiz edilir.
Rol pekişmesi, bir rolün diğerini desteklemesini/kolaylaştırmasını ifade eder. Öğretmenin ebeveynlik rolündeki deneyimlerinin öğretmenlik rolünü kolaylaştırdığı senaryo bu durumla eşleşir.
Birbirini olumlu yönde destekleyen roller arası ilişkiyi ayırt etmek.
3
Anahtar Statü kavramının tanımı ve senaryolar içindeki karşılığı tespit edilir.
Anahtar statü, bireyin kimliğini belirleyen baskın statüdür. Fizik profesörünün diğer tüm statülerini gölgede bırakan ve onu tanımlayan bilim insanı kimliği bu kavrama karşılık gelir.
Bireyin en belirgin ve diğerlerini gölgeleyen statüsünü ayırt etmek.
4
Toplumsal Saygınlık kavramının tanımı ve senaryolar içindeki karşılığı değerlendirilir.
Toplumsal saygınlık, bireyin konumu veya rolünü icra etme biçimine bağlı olarak toplumdan gördüğü hürmettir. Esnafın dürüstlüğü ve yardımseverliği nedeniyle hürmet görmesi bu kavrama karşılık gelir.
Statünün kendisinden bağımsız olarak, bireysel eylemler ve ahlaki duruşla kazanılan takdiri saptamak.

Anahtar Kavram

Toplumsal İlişki, Statü, Rol ve Saygınlık dinamiklerinin analizi ve bu kavramların günlük yaşam durumlarıyla doğru ilişkilendirilmesi.
Soru 5144Soru

18. ve 19. yüzyıl felsefesinde aydınlanma düşüncesi; bilgi problemi, varlığın yapısı ve birey-devlet ilişkisi üzerine köklü tartışmaları beraberinde getirmiştir. Dönemin filozofları, bu tartışmalara yön veren özgün kavramlar ve kuramlar geliştirmişlerdir.

Buna göre, sol sütunda verilen 18-19. yüzyıl felsefesine ait kavramsal yaklaşımları, sağ sütundaki açıklamalarla doğru bir şekilde eşleştiriniz.

Soldaki öğeye tıklayın, sonra eşleşen sağdaki öğeye tıklayın

Öğeler

Kant'ın Transandantal Epistemolojisi
Hegel'in Spekülatif İdealizmi
Locke'un Duyumcu Epistemolojisi
Rousseau'nun Siyaset Felsefesi

Eşleşmeler

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap

Kant'ın Transandantal Epistemolojisi zihnin deney verilerini a priori kategorilerle işlemesini savunan açıklamayla; Hegel'in Spekülatif İdealizmi diyalektik süreçle Geist'ın kendini gerçekleştirmesini ele alan açıklamayla; Locke'un Duyumcu Epistemolojisi nesnelerin birincil ve ikincil niteliklerini ayıran açıklamayla; Rousseau'nun Siyaset Felsefesi ise genel iradeye tabi olma üzerinden devlet-birey ilişkisini açıklayan ifadeyle eşleşmelidir.
Doğru eşleştirme; Kant'ın transandantal epistemolojisini zihnin a priori formları ile deney verilerini sentezlemesine, Hegel'in spekülatif idealizmini Geist'ın diyalektik gelişimine, Locke'un duyumculuğunu birincil ve ikincil nitelik ayrımına, Rousseau'nun siyaset felsefesini ise genel irade kavramına dayandıran açıklamalardır.

Adım Adım Çözüm

1
Kant'ın epistemolojisindeki 'transandantal' ve kurucu zihin vurgusu analiz edilir.
Duyusal verilerin zihnin a priori (deney öncesi) form ve kategorileri ile sentezlendiğini belirten açıklama (right_kant) ile Kant eşleştirilir.
Kant'ın kritisizm akımı, a priori zihinsel yapılar ile a posteriori deneysel verilerin sentezinden oluşur.
2
Hegel'in varlık ve bilgi felsefesinin temelini oluşturan mutlak akıl (Geist) ve diyalektik süreç incelenir.
Tinin (Geist) tez-antitez-sentez süreçleri üzerinden kendi öz-bilincine ulaştığını iddia eden açıklama (right_hegel) ile Hegel eşleştirilir.
Hegel'in spekülatif idealizminde gerçeklik, diyalektik olarak gelişen mutlak zihindir (Geist).
3
Locke'un empirizm temelli duyumcu yaklaşımı ve nitelikler ayrımı incelenir.
Nesnelerin birincil (nesnel) ve ikincil (öznel/duyusal) niteliklerini ayırarak bilginin kaynağını deneyime dayandıran açıklama (right_locke) ile Locke eşleştirilir.
Locke, insan zihninin doğuştan boş olduğunu ve bilginin dış dünyadaki niteliklerin zihindeki yansımasıyla oluştuğunu savunur.
4
Rousseau'nun birey-devlet ilişkisine dair toplumsal sözleşme modeli ele alınır.
Bireysel çıkarların üstünde yer alan ve kamusal ortak aklı temsil eden 'genel iradeye' itaat yoluyla özgürleşmeyi açıklayan ifade (right_rousseau) ile Rousseau eşleştirilir.
Rousseau'nun siyaset teorisinde genel irade (volonté générale), toplumsal sözleşmenin meşruiyet zeminidir.

Anahtar Kavram

18. Yüzyıl - 19. Yüzyıl Felsefesinin Temel Epistemolojik ve Siyasi Yaklaşımları
Tahmini Süre:3m 0s
Soru 5145Soru

İslam hukuk tarihinde Hicaz (Medine) ekolünün öncüsü kabul edilen İmam Malik, Hz. Peygamber’in sünnetinin kesintisiz bir biçimde aktarıldığı Medine halkının uygulamalarını (amel-i ehl-i Medine) dinî hükümlerin tespitinde en güvenilir kaynaklardan biri saymıştır. Buna karşılık, Irak (Kûfe) ekolünün kurucu figürü olan Ebu Hanife, farklı kültürlerin bir arada yaşadığı, ticaret yollarının kesiştiği ve yeni toplumsal meselelerin hızla baş gösterdiği Kûfe’de akla, kıyas ve istihsan gibi rasyonel yöntemlere daha fazla müracaat etmiştir.

Buna göre, mezhep imamlarının içtihat ve yorum yöntemlerindeki bu metodolojik farklılığın ortaya çıkmasında;

I. Coğrafi ve toplumsal çevrelerin sosyal dinamiklerinin farklı olması,
II. Nassların (ayet ve hadislerin) dilsel ve yapısal özelliklerinden kaynaklanan müteşabihlik durumu,
III. Bölgesel örf, adet ve yaşam pratiklerinin dinî yorum ve uygulamalar üzerindeki etkisi

durumlarından hangileri doğrudan etkili olmuştur?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: I ve III

Cevap

İçtihat yöntemlerindeki farklılıkta coğrafi-toplumsal çevrelerin sosyal dinamiklerinin farklı olması ile bölgesel örf, adet ve yaşam pratiklerinin etkisi doğrudan belirleyici olmuştur. Bu durum 'I ve III' ifadesinde yer almaktadır.
İmam Malik'in Medine'deki yerleşik uygulamaları (amel-i ehl-i Medine) hukukî bir delil olarak kullanması bölgesel örf ve yaşam pratiklerinin dinî yorumlardaki etkisini gösterir. Ebu Hanife'nin Kûfe'nin kozmopolit ve dinamik yapısı gereği rasyonel yöntemleri öne çıkarması ise coğrafi ve toplumsal çevrelerin sosyal dinamiklerinin farklı olmasının bir sonucudur. Metinde nassların dilsel yapısından kaynaklanan müteşabihlik durumuna yönelik bir yorum ayrılığı bulunmamaktadır.

Adım Adım Çözüm

1
İmam Malik'in Medine'deki yöntemini analiz etme
Medine halkının uygulamalarını (amel-i ehl-i Medine) esas almasının oranın yerel toplumsal pratiklerine ve kültürel sürekliliğine dayandığı tespit edilir.
Bölgesel örf ve adetlerin dinî yorum üzerindeki etkisini belirlemek için.
2
Ebu Hanife'nin Kûfe'deki yöntemini analiz etme
Kûfe'nin kozmopolit yapısı ve yeni meseleler nedeniyle kıyas ve istihsan gibi akılcı yöntemlere başvurulduğu görülür.
Coğrafi ve sosyal çevrenin içtihat metodolojisindeki rolünü anlamak için.
3
Nassların yapısıyla ilgili öncülü (II) değerlendirme
Metinde ayet ve hadislerin dilsel yapısından (muhkem-müteşabih) kaynaklanan bir ihtilaftan bahsedilmediği, tamamen fıkhi metot farkı anlatıldığı saptanır.
İlgisiz öncülleri eleyerek doğru sonuca ulaşmak için.

Anahtar Kavram

Dinî yorum farklılıklarının coğrafi, toplumsal ve kültürel sebepleri
Tahmini Süre:2m 30s
Soru 5146Soru

İman ile İslam kavramlarının ilişkisi, İslam dü��ünce tarihinde kelamcılar arasında geniş tartışmalara yol açmıştır. İman, kalbin tasdiki (doğrulaması) ve dilin ikrarı ile tanımlanırken; İslam, boyun eğmek, itaat etmek ve teslim olmak gibi daha çok ameli ve zahiri eylemleri kapsamaktadır. Hucurât Suresi 14. ayetinde bedevilerin durumu üzerinden yapılan ayrım da bu iki kavramın birebir özdeş olmadığını göstermektedir. Buna göre, iman ile İslam arasındaki ilişki ve bu kavramların kapsamı hakkında aşağıdakilerden hangisi doğrudur?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: İslam, dinin emirlerine zahiren boyun eğerek teslimiyeti ifade eden daha geniş bir pratik daireyken; iman, bu teslimiyetin kalbi bir tasdik ve samimiyetle içselleştirilmesidir; bu sebeple kalben inanmadığı hâlde dış görünüşte Müslüman olan biri mümin kabul edilmez.

Cevap

İslam, dinin emirlerine zahiren boyun eğerek teslimiyeti ifade eden daha geniş bir pratik daireyken; iman, bu teslimiyetin kalbi bir tasdik ve samimiyetle içselleştirilmesidir; bu sebeple kalben inanmadığı hâlde dış görünüşte Müslüman olan biri mümin kabul edilmez.
İslam, bireyin dış dünyada boyun eğmesini ve kurallara uymasını ifade eden zahiri bir teslimiyetken; iman, kalbin tam bir teslimiyetle hakikati onaylaması olan batıni bir tasdiktir. Dolayısıyla kalbi tasdiki gerçekleştirmemiş bir kimse Müslüman görünse de mümin sayılmaz.

Adım Adım Çözüm

1
İman ve İslam terimlerinin kelime ve ıstılah anlamlarını ayrıştırın.
İman kalbin tasdikine (içsel onay) dayanırken, İslam dış organların teslimiyetine (zahiri boyun eğme) dayanmaktadır.
Kavramsal farkı netleştirmek.
2
Hucurât Suresi 14. ayetindeki bedevi örneğini analiz edin.
Bedevilerin teslim olmaları (Müslüman olmaları) onların kalplerine imanın girdiğini göstermez; dolayısıyla dış teslimiyet ile iç inanç farklıdır.
Ayetin kelami delil olarak değerini belirlemek.
3
Amel-iman ilişkisini ve taklidi iman konusundaki Ehl-i Sünnet görüşlerini değerlendirin.
Amel imanın bir cüzü değildir ve taklidi iman geçerlidir.
Hatalı mezhebi ve bilgi teorisi yorumlarını elemek.
4
Seçenekleri analiz ederek doğru ilişkiyi kuran seçeneği belirleyin.
Kalbi tasdik olmadan zahiri teslimiyetin kişiyi mümin yapmayacağını belirten yargı doğrudur.
Sorunun doğru cevabına ulaşmak.

Anahtar Kavram

İslam ile İman arasındaki kavramsal farklar ve kalbi tasdikin önemi
Tahmini Süre:2m 30s
Soru 5147Soru

Aşağıdaki haritada Güneydoğu Anadolu Projesi (GAP) kapsamındaki iller renklendirilerek gösterilmiştir.

[Harita]

Bu bölgede uygulanan Güneydoğu Anadolu Projesi (GAP) kapsamında gerçekleştirilen yatırımların coğrafi, ekonomik ve ekolojik etkileriyle ilgili olarak;

I. Sulama kanallarının devreye girmesiyle Şanlıurfa ve Mardin gibi ovalarda nadas tarımı azalmış; pamuk ekim alanları hızla genişlerken kırmızı mercimeğin ekim nöbetindeki oransal payı düşmüştür.
II. Fırat ve Dicle nehirleri üzerinde inşa edilen Atatürk, Karakaya ve Ilısu gibi barajlarla enerji üretimi artırılmı��; akış rejiminin kontrol altına alınması sınır aşan sular bağlamında kıyıdaş ülkelerle olan su paylaşımı anlaşmazlıklarını tamamen sonlandırmıştır.
III. Projenin hayata geçirilmesiyle birlikte tarım dışı sektörler de gelişmiş; Gaziantep başta olmak üzere bölge genelinde tarıma dayalı sanayi kollarının payı artmış ve bölge dışına olan mevsimlik tarım işçisi göçü tamamen durmuştur.
IV. Güneydoğu Anadolu Bölgesi'nin güneyindeki düzlüklerde sulu tarımla birlikte aşırı ve yanlış sulama yöntemlerinin tercih edilmesi, taban suyunun yükselmesine ve buharlaşmanın da etkisiyle toprakta tuz birikimine (tuzlanma) yol açmıştır.

yargılarından hangileri doğrudur?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: I ve IV

Cevap

I ve IV
Güneydoğu Anadolu Projesi (GAP) ile birlikte sulama olanaklarının artması nadas alanlarını azaltmış, pamuk gibi endüstri bitkilerinin üretimini artırırken mercimek gibi kuru tarım ürünlerinin payını azaltmıştır. Aynı zamanda bilinçsiz sulama ovalarda taban suyunu yükseltip tuzlanmaya neden olmuştur. Bu doğrultuda I ve IV numaralı öncüller doğrudur.

Adım Adım Çözüm

1
GAP'ın bölgedeki tarımsal ürün desenine ve nadas alanlarına etkisini değerlendirmek.
Sulamayla Şanlıurfa ve Mardin ovalarında nadas alanları azalmış, pamuk ekimi artmış ve mercimek ekimi oransal olarak azalmıştır. Dolayısıyla I. öncül doğrudur.
Sulama olanaklarının artması, kurak bölgelerde nadası azaltırken suya ihtiya�� duyan sanayi bitkilerinin tarımını teşvik eder.
2
Baraj yapımının jeopolitik etkilerini analiz etmek.
Fırat ve Dicle üzerindeki barajlar enerji üretimine katkı sağlasa da sınır aşan sular sorunu komşu ülkelerle tamamen çözülememiş, jeopolitik gerginlikler devam etmiştir. Dolayısıyla II. öncül yanlıştır.
Türkiye'nin su akışını kontrol etme kapasitesi, alt kıyıdaş ülkeler olan Suriye ve Irak ile ilişkilerde hassas bir konu olmaya devam etmektedir.
3
Sosyo-ekonomik gelişmeleri ve göç hareketlerini incelemek.
Projeyle bölgede tarıma dayalı sanayi gelişmiş, göç hızı azalmıştır ancak bölgeden mevsimlik tarım işçisi göçü tamamen durmamıştır. Dolayısıyla III. öncül yanlıştır.
Sosyal projeler ve ekonomik canlanma göçü hafifletir ancak yapısal işgücü dinamikleri nedeniyle mevsimlik göç tamamen sonlanmamıştır.
4
Sulu tarımın ekolojik sonuçlarını değerlendirmek.
Aşırı ve bilinçsiz sulama, düzlük ovalarda taban suyunun yükselmesine ve şiddetli buharlaşmayla toprakta tuz birikimine yol açarak erozyon ve çoraklaşma gibi sorunlara neden olmuştur. Dolayısıyla IV. öncül doğrudur.
Drenaj yetersizliği ve yanlış sulama teknikleri, kurak ve yarı kurak bölgelerdeki sulu tarım alanlarında tuzlanma riskini artırır.

Anahtar Kavram

Güneydoğu Anadolu Projesi'nin (GAP) fiziki, ekonomik ve sosyal çevreye etkileri
Soru 5148Soru

Klasik mantıkta akıl ilkelerinden çelişmezlik ilkesi, çelişik iki önermenin aynı anda doğru olamayacağını (yani en az birinin yanlış olması gerektiğini) ortaya koyarken; üçüncü halin imkânsızlığı ilkesi, bu iki önermenin aynı anda yanlış olamayacağını (yani en az birinin doğru olması gerektiğini ve üçüncü bir seçeneğin bulunmadığını) düzenler.

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: True

Cevap

Verilen ifade doğrudur. Çelişmezlik ilkesi çelişik iki önermenin aynı anda doğru olmasını (en az birinin yanlış olması gerektiğini) engellerken, üçüncü halin imkânsızlığı ilkesi aynı anda yanlış olmalarını (en az birinin doğru olması gerektiğini) engeller.
Doğru seçeneğin kabul edilmesinin nedeni, çelişmezlik ilkesinin iki çelişik önermenin aynı anda doğru olmasını dışlaması, üçüncü halin imkânsızlığı ilkesinin ise bu iki önermenin aynı anda yanlış olmasını dışlayarak en az birinin doğru olmasını zorunlu kılmasıdır.

Adım Adım Çözüm

1
Çelişmezlik ilkesinin önermeler mantığındaki karşılığını ve doğruluk değeri ilişkisini analiz etme.
Çelişmezlik ilkesi (pp)\sim(p \land \sim p) sembolüyle gösterilir. Bu ifadeye göre pp ve p\sim p önermeleri aynı anda doğru (11) olamaz. Dolayısıyla bu iki önermeden en az biri yanlış (00) olmalıdır.
İlkenin çelişik önermelerin doğruluk değerlerine getirdiği sınırlamayı netleştirmek için.
2
Üçüncü halin imkânsızlığı ilkesinin önermeler mantığındaki karşılığını ve doğruluk değeri ilişkisini analiz etme.
Üçüncü halin imkânsızlığı ilkesi ppp \lor \sim p sembolüyle gösterilir. Bu ifadeye göre pp ve p\sim p önermeleri aynı anda yanlış (00) olamaz. Dolayısıyla bu iki önermeden en az biri doğru (11) olmalıdır ve üçüncü bir olasılık yoktur.
İkinci ilkenin çelişik önermeler arasındaki doğruluk değeri dağılımına etkisini belirlemek için.
3
İki ilkenin işlevlerini karşılaştırarak öncüldeki yargıyla kıyaslama.
Öncülde belirtilen 'çelişmezlik ilkesinin en az bir yanlış olmasını gerektirdiği' ve 'üçüncü halin imkânsızlığının en az bir doğru olmasını gerektirdiği' tespiti, ilkelerin mantıksal tanımlarıyla tam olarak örtüşmektedir.
Önermenin genel doğruluk değerine ulaşmak için.

Anahtar Kavram

Çelişmezlik ve Üçüncü Halin İmkânsızlığı İlkelerinin Doğruluk Değerleri Açısından Farkı
Soru 5149Soru

Aşağıda sol sütunda Tanrı-evren ilişkisine dair bazı felsefi-teolojik iddialar, sağ sütunda ise bu iddialarla ilişkili inanç biçimleri verilmiştir. Sol sütundaki ifadeleri sağ sütundaki inanç biçimleriyle en uygun şekilde eşleştiriniz.

Soldaki öğeye tıklayın, sonra eşleşen sağdaki öğeye tıklayın

Öğeler

Tanrı evreni mükemmel bir mekanizma olarak tasarlayıp hareketi başlatmış, ancak işleyişe doğrudan müdahale edecek aşkın bir irade sergilememiştir.
Tanrı, evrenin ve içindeki tüm varlıkların toplamıdır; doğanın dışında veya ötesinde aşkın bir yaratıcı mevcut değildir.
Tanrı evreni yoktan yaratmış olup, peygamberler ve kutsal kitaplar aracılığıyla beşerî alana aktif olarak müdahale etmeye devam etmektedir.
Metafiziksel iddiaların ve Tanrı'nın varlığına dair rasyonel kanıtların doğruluğunu veya yanlışlığını ispatlamak insan aklı için imkansızdır.

Eşleşmeler

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap

Sol sütundaki Tanrı'nın müdahalesizliğini savunan ifade Deizm ile; Tanrı-evren özdeşliğini savunan ifade Panteizm ile; aktif yaratıcı ve vahiy inancını savunan ifade Teizm ile; Tanrı'nın bilinemezliğini savunan ifade ise Agnostisizm ile eşleşmelidir.
Doğru eşleştirmede ilk ifade, evrene müdahale etmeyen bir Tanrı'yı kabul ettiği için Deizm ile eşleşir. İkinci ifade, Tanrı ile evreni bir tuttuğu için Panteizm ile eşleşir. Üçüncü ifade, vahiy ve peygamberlik aracılığıyla müdahil bir Tanrı'yı savunduğu için Teizm ile eşleşir. Dördüncü ifade ise Tanrı'nın varlığının insan aklıyla bilinemeyeceğini iddia ettiği için Agnostisizm ile eşleşir.

Adım Adım Çözüm

1
İlk ifadedeki Tanrı'nın evreni yarattıktan sonra müdahale etmediği yönündeki iddiayı incelemek.
Bu yaklaşımın deist saatçi Tanrı analojisine dayandığı tespit edilir.
Deizm, Tanrı'nın aşkınlığını kabul ederken dinsel müdahaleyi (vahiy, mucize) reddeder.
2
İkinci ifadedeki Tanrı ve doğanın/evrenin bir bütün olduğu, aşkın bir yaratıcının olmadığı iddiasını incelemek.
Bu tezin panteist (kamutanrıcı) dünya görüşüne ait olduğu belirlenir.
Panteizm, Tanrı'yı evrenin kendisi olarak tanımlar ve içkin bir Tanrı modelini benimser.
3
Üçüncü ifadedeki evrenin yaratıcısı olan Tanrı'nın peygamberler ve vahiy vasıtasıyla müdahale ettiği iddiasını incelemek.
Bu iddianın teist ilahi dinler inancına ait olduğu belirlenir.
Teizm, vahiy ve nübüvvet gibi unsurlarla insanın yaratılış amacına rehberlik eden müdahil bir Tanrı'yı savunur.
4
Dördüncü ifadedeki Tanrı'nın varlığına dair kanıtların insan aklı için ulaşılamaz olduğu iddiasını incelemek.
Bu tezin agnostik (bilinemezci) yaklaşımla eşleştiği saptanır.
Agnostisizm, Tanrı'nın varlığı ya da yokluğu hakkında rasyonel bilgi üretilemeyeceğini savunur.

Anahtar Kavram

Deizm'in Tanrı-evren ilişkisi bağlamında diğer felsefi ve teolojik akımlardan ayrışan yönleri
Tahmini Süre:2m 0s
Soru 5150Soru

Eğer bilginin tek kaynağı deneyim olsaydı, her yeni deneyimin kendisinden önceki deneyimlerden bağımsız olarak doğrulanması ya da yanlışlanması gerekirdi. Oysa insan zihni, henüz karşılaşmadığı olgular hakkında da genelgeçer yasalar öne sürebilmekte ve doğanın düzenliliğine yönelik zorunlu kabuller yapabilmektedir. Bu durum, basit bir alışkanlıktan veya zihnin geçmiş algıları birbiriyle ilişkilendirme eğiliminden ibaret olsaydı, elde ettiğimiz bilimsel veya felsefi bilgi hiçbir zaman mantıksal bir zorunluluk taşıyamazdı. Dolayısıyla, deneyimin bize sunduğu tikel verileri aşan, onları düzenleyip anlamlı kılan ve onlara tümellik ile zorunluluk kazandıran apriori (deney öncesi) bir zihinsel ilkenin veya aklın varlığı kaçınılmazdır.

Bu parçada öne sürülen argümanlar dikkate alındığında, yazarın aşağıdaki yaklaşımlardan hangisini eleştirmeyi ve hangisini temellendirmeyi amaçladığı söylenebilir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Locke'un empirizmini eleştirmeyi, Descartes'ın rasyonalizmini temellendirmeyi

Cevap

Locke'un empirizmini eleştirmeyi, Descartes'ın rasyonalizmini temellendirmeyi hedefleyen seçenek doğrudur.
Parçada, bilginin tek kaynağının deneyim olduğunu savunan görüşün (Locke'un empirizmi) tümel ve zorunlu bilgilere (örneğin doğa yasalarına) ulaşmayı açıklayamayacağı belirtilerek bu yaklaşım eleştirilmektedir. Buna karşın, deneyimden gelen verileri düzenleyen ve bilgiye zorunluluk kazandıran deney öncesi (apriori) zihinsel ilkelerin veya aklın rolü savunularak rasyonalist yaklaşım (Descartes'ın rasyonalizmi) temellendirilmektedir. Dolayısıyla doğru yanıt, empirizmin eleştirilip rasyonalizmin temellendirildiğini belirten seçenektir.

Adım Adım Çözüm

1
Paragraftaki temel iddiayı ç��zümleme
Metinde, bilginin kaynağını yalnızca duyusal deneyime dayandıran görüşün (empirizm), bilginin sahip olduğu 'mantıksal zorunluluk ve tümellik' niteliğini açıklamakta yetersiz kaldığı savunulmaktadır.
Yazarın eleştiri oklarını hangi epistemolojik yaklaşıma yönelttiğini tespit etmek için.
2
Savunulan alternatif epistemolojik konumu belirleme
Yazar, deneyimden gelen verileri düzenleyen ve onlara zorunluluk kazandıran deney öncesi (apriori) zihinsel/akılsal ilkelerin varlığının zorunlu olduğunu öne sürmektedir.
Yazarın hangi felsefi yaklaşımı (rasyonalizm) temellendirmeye çalıştığını bulmak için.
3
Seçeneklerdeki filozof-akım eşleşmelerini değerlendirme
Locke bilginin kaynağını tamamen deneyimde (empirizm) görürken, Descartes doğuştan gelen (apriori) akılsal ilkeleri ve rasyonalizmi savunur. Bu durum metindeki 'empirizmi eleştirip rasyonalizmi temellendirme' amacıyla birebir örtüşmektedir.
Doğru felsefi akım ve filozof eşleşmesini seçenekler arasından süzmek için.

Anahtar Kavram

Bilginin Kaynağı ve Sınırları Problemi (Rasyonalizm ve Empirizm Karşıtlığı)
Soru 5151Soru

Sürtünmesiz yatay düzlemde basit harmonik hareket yapan bir yay sarkacı için;

I. Sarkacın salınım periyodu, sarkacın bulunduğu ortamın yerçekimi ivmesine bağlıdır.
II. Cisim maksimum uzanım (genlik) noktasındayken ivmesi sıfır, hızı ise maksimum büyüklüktedir.
III. Sarkacın ucundaki cismin kütlesi değiştirilmeden yay boyu kısaltılırsa, sarkacın salınım periyodu azalır.

yargılarından hangileri doğrudur?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Yalnız III

Cevap

Yalnız III
Yalnız üçüncü öncül doğrudur. Çünkü yay sarkacının periyodu yerçekimi ivmesine bağlı değildir ve maksimum uzanımda hız sıfır olup ivme maksimumdur. Yayın boyu kısaltıldığında ise yay sabiti arttığı için periyot kısalır.

Adım Adım Çözüm

1
Birinci öncül için yay sarkacının periyot formülü incelenir.
Yay sarkacının salınım periyodu T=2πmkT = 2\pi \sqrt{\frac{m}{k}} formülüyle hesaplanır. Formülde yerçekimi ivmesi (gg) yer almadığı için periyot ortamın yerçekimi ivmesine bağlı değildir. Dolayısıyla birinci öncül yanlıştır.
Periyodun yerçekimine bağlı olup olmadığını belirlemek.
2
İkinci öncül için maksimum uzanım noktasındaki hız ve ivme durumları analiz edilir.
Cisim maksimum uzanım (genlik) noktasındayken anlık olarak durur, yani h��zı sıfırdır. Bu noktada geri çağırıcı kuvvet (F=kRF = -kR) maksimum büyüklükte olduğundan ivme de maksimumdur. Dolayısıyla ikinci öncül yanlıştır.
Genlik noktasındaki kinetik ve dinamik özellikleri belirlemek.
3
Üçüncü öncül için yayın boyunun kısaltılmasının yay sabiti ve periyot üzerindeki etkisi incelenir.
Bir yayın yay sabiti boyu ile ters orantılıdır (kL=sabitk \cdot L = \text{sabit}). Yay boyu kısaltıldığında yay sabiti (kk) artar. T=2πmkT = 2\pi \sqrt{\frac{m}{k}} formülüne göre kütle sabitken kk'nin artması periyodu (TT) azaltır. Dolayısıyla üçüncü öncül doğrudur.
Yay boyunun periyot üzerindeki etkisini hesaplamak.

Anahtar Kavram

Yay sarkacının periyodunun kütle ve yay sabitine bağlılığı ile yayın boyu kısaltıldığında yay sabitinin değişimi
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 5152Soru

Aşağıda verilen küresel ve bölgesel ölçekteki örgütleri, bu örgütlerin kuruluş süreçleri ve Türkiye ile olan ilişkilerini içeren doğru açıklamalarıyla eşleştiriniz.

Soldaki öğeye tıklayın, sonra eşleşen sağdaki öğeye tıklayın

Öğeler

Kuzey Atlantik Antlaşması Örgütü (NATO)
Karadeniz Ekonomik İşbirliği Teşkilatı (KEİ)
Avrupa Birliği (AB)
İslam İşbirliği Teşkilatı (İİT)

Eşleşmeler

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap

Kuzey Atlantik Antlaşması Örgütü (NATO) -> Washington Antlaşması ile kurulan ve Türkiye'nin 1952'de üye olduğu askeri örgüt; Karadeniz Ekonomik İşbirliği Teşkilatı (KEİ) -> Türkiye'nin kurucu lideri olduğu ve merkezi İstanbul'da bulunan bölgesel ekonomik örgüt; Avrupa Birliği (AB) -> Roma ve Paris antlaşmalarıyla temelleri atılan ve Türkiye'nin tam üye olmadığı bölgesel siyasi/ekonomik örgüt; İslam İşbirliği Teşkilatı (İİT) -> 1969 Rabat zirvesinde el-Aksa Camii'nin kundaklanması üzerine kurulan küresel siyasi örgüt.
Kuzey Atlantik Antlaşması Örgütü (NATO) Washington Antlaşması ile kurulan küresel askeri örgüt olup, Türkiye 1952'de üye olmuştur. Karadeniz Ekonomik İşbirliği Teşkilatı (KEİ) Türkiye öncülüğünde kurulan bölgesel ekonomik örgüt olup merkezi İstanbul'dadır. Avrupa Birliği (AB) Paris ve Roma antlaşmalarına dayanan bölgesel siyasi/ekonomik örgüt olup Türkiye aday ülkedir. İslam İşbirliği Teşkilatı (İİT) ise 1969 Rabat Zirvesi ile Mescid-i Aksa saldırısı sonrası kurulan küresel siyasi örgüttür. Bu nedenle tüm eşleşmeler tarihsel anlaşmalar, işlevler ve Türkiye'nin konumuna göre tam uyumludur.

Adım Adım Çözüm

1
Askeri nitelikteki örgütleri ve Türkiye'nin üyelik sürecini analiz etmek.
Kuzey Atlantik Antlaşması Örgütü'nün (NATO) II. Dünya Savaşı sonrasında askeri amaçla kurulduğu, Türkiye'nin 1952'de üye olduğu belirlenir. Bu tanım birinci açıklamayla eşleşir.
Soruda yer alan askeri nitelikteki tek örgüt NATO'dur.
2
Karadeniz havzasındaki bölgesel ekonomik iş birliği girişimlerini değerlendirmek.
Karadeniz Ekonomik İşbirliği Teşkilatı'nın (KEİ) bölgesel ölçekli olduğu, kurucusunun Türkiye olduğu ve merkezinin İstanbul'da bulunduğu ikinci açıklama ile eşleşir.
Teşkilatın merkezi ve kurucu ülkeleri coğrafi olarak Karadeniz çevresinde yoğunlaşmıştır.
3
Avrupa bütünleşme hareketinin tarihsel ve hukuki temellerini incelemek.
Avrupa Birliği'nin (AB) Paris ve Roma antlaşmalarıyla kurulduğu, Türkiye'nin aday ülke statüsünde bulunduğu bilgisi üçüncü açıklamayla eşleşir.
AB, gümrük birliği ve ortak para birimiyle en ileri düzeyde ekonomik ve siyasi entegrasyonu sağlayan bölgesel örgüttür.
4
İslam dünyasını temsil eden küresel ölçekli siyasi örgütü tespit etmek.
İslam İşbirliği Teşkilatı'nın (İİT) 1969'da Mescid-i Aksa saldırısı sonrası Rabat'ta kurulduğu bilgisi dördüncü açıklamayla eşleşir.
İİT, BM'den sonra üye ülke sayısı bakımından en büyük ikinci küresel siyasi teşkilattır.

Anahtar Kavram

Küresel ve Bölgesel Ölçekteki Örgütlerin Kuruluş Amaçları, İşlevleri ve Türkiye'nin Üyelik Durumları
Soru 5153Soru

Bir akarsu havzasında kurulması planlanan hidroelektrik santralinin (HES) çevresel planlama ve sürdürülebilirlik ilkeleri doğrultusunda tabi tutulacağı Çevresel Etki Değerlendirmesi (ÇED) sürecinin aşamaları aşağıda karmaş��k bir sırayla verilmiştir:

Buna göre, bu çevresel planlama sürecinin aşamalarının ilk adımdan son adıma doğru sıralanışı aşağıdakilerden hangisidir?

Öğeleri doğru sıraya koymak için sürükleyin

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap

Sürecin doğru kronolojik sıralaması: ÇED Başvuru Dosyası'nın sunulması (ilk adım), yerel halkın katılımı ile kapsamın belirlenmesi (ikinci adım), uzmanlarca arazi çalışması yapılarak taslak raporun hazırlanması (üçüncü adım), komisyonun raporu değerlendirerek karara bağlaması (dördüncü adım) ve tesis işletilmeye başlandıktan sonra sahadaki etkilerin izlenip denetlenmesi (beşinci adım) şeklindedir.
ÇED süreci, projenin başvuru dosyasının sunulmasıyla başlar. Ardından yerel halkın katılımıyla kapsam belirlenir. Bu kapsam çerçevesinde saha çalışmaları yapılarak taslak rapor hazırlanır. İnceleme ve Değerlendirme Komisyonunun incelemesi sonucunda verilen nihai kararın ardından, projenin hayata geçmesiyle birlikte izleme ve denetim çalışmaları yürütülür.

Adım Adım Çözüm

1
Resmi sürecin başlangıç noktasını belirlemek.
Sürecin ÇED Başvuru Dosyası'nın sunulmasıyla başladığı tespit edilir.
Yasal olarak ÇED süreci, projenin planlandığı alana dair temel bilgileri içeren bir başvuru dosyasıyla ilgili bakanlığa başvurulmasıyla resmiyet kazanır.
2
Rapor sınırlarının ve halkın katılımının yerini analiz etmek.
Halkın katılımı toplantısı ve kapsam belirlemenin ikinci adım olduğu belirlenir.
Başvuru sonrasında halkın görüşleri alınır ve etki analizlerinin hangi konu başlıklarında derinleşeceği (kapsamlaştırma) kararlaştırılır.
3
Bilimsel araştırmaların ve rapor yazımının konumunu belirlemek.
Saha araştırmalarının yürütülmesi ve taslak raporun hazırlanmasının üçüncü adım olduğu bulunur.
Kapsam dosyasına uygun olarak sahada detaylı ekolojik, jeolojik, hidrolojik ve sosyoekonomik analizler yapılır ve etki azaltıcı önlemler raporlaştırılır.
4
Bakanlık incelemesi ve onay mekanizmasını yerleştirmek.
Komisyonun raporu inceleyip karara bağlamasının dördüncü adım olduğu netleşir.
Hazırlanan nihai rapor, İnceleme ve Değerlendirme Komisyonu tarafından değerlendirilerek ÇED Olumlu ya da Olumsuz kararı verilir.
5
Projenin hayata geçirilmesinden sonraki sürdürülebilirlik kontrolünü saptamak.
İşletme aşamasındaki izleme ve denetleme faaliyetinin beşinci ve son adım olduğu tespit edilir.
Karar verildikten ve yatırım hayata geçtikten sonra, planda verilen taahhütlerin sahada uygulanıp uygulanmadığı izleme süreciyle denetlenir.

Anahtar Kavram

Çevresel Etki Değerlendirmesi (ÇED) Aşamaları
Soru 5154Soru

Hristiyanlığın erken döneminde, dinin Yahudi şeriatına (Tevrat yasalarına) bağlı kalması gerektiğini savunan Kudüs merkezli Havariler topluluğu ile şeriatın bağlayıcılığının sona erdiğini ve dinin pagan (putperest) topluluklara da açılması gerektiğini savunan Pavlus arasında ciddi görüş ayrılıkları yaşanmıştır. Pavlus'un geliştirdiği teolojik çerçeve, Hz. İsa'nın çarmıhtaki ölümünü ve dirilişini insanlığın kurtuluşu için merkezî bir kozmik olay olarak konumlandırmış; bu durum zamanla Hristiyan inanç esaslarının temelini oluşturmuştur. Din tarihsel süreçte kurumsallaşırken inanç esasları da çeşitli konsiller vasıtasıyla resmiyet kazanmıştır.

Bu tarihsel ve teolojik gelişmeler dikkate alındığında, Hristiyanlık inanç esasları ve tarihçesi ile ilgili aşağıdaki yargılardan hangisine ulaşılamaz?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: İznik Konsili (325325), Hristiyanlıkta Tanrı'nın mutlak birliğini ve Hz. İsa'nın yalnızca insani/peygamberlik yönünü teyit ederek Pavlusçu ilahiyatın dogmalarını tamamen reddetmiştir.

Cevap

İznik Konsili'nin Hristiyanlıkta Tanrı'nın mutlak birliğini ve Hz. İsa'nın yalnızca insani/peygamberlik yönünü teyit ederek Pavlusçu ilahiyatı reddettiği yargısı yanlıştır.
İznik Konsili (325325), Hz. İsa'nın sadece insani veya peygamberlik yönünü teyit etmemiş, aksine onun Tanrı ile aynı özden (homoousios) olduğunu karara bağlayarak Teslis inancını resmi doktrin haline getirmiştir. Konsil, İsa'nın yaratılmış bir insan olduğunu savunan Ariusçu görüşü aforoz etmiş ve Pavlus'un mektuplarında temelleri atılan İsa'nın uluhiyeti doktrinini resmi kilise inancı olarak kurumsallaştırmıştır. Bu nedenle, konsilin Pavlusçu ilahiyatı reddettiği iddiası tamamen yanlıştır.

Adım Adım Çözüm

1
Tarihsel ve teolojik gelişmeleri içeren öncüldeki anahtar kavramları (Havariler, Pavlus, kurtuluş teolojisi, konsiller) tespit etmek.
Pavlus'un Hristiyanlığı Yahudi şeriatından ayırma ve kurtuluş teolojisini İsa odaklı kurma çabası ile konsillerin rolü belirlendi.
Soru kökündeki bağlamı doğru kurgulamak için tarihsel sürecin adımlarını ayrıştırmak gerekir.
2
Seçeneklerde yer alan asli günah, kurtuluş ve enkarnasyon gibi teolojik dogmaların tanımlarını doğrulamak.
Asli günahın kefaret doktriniyle, enkarnasyonun ise Logos'un bedenleşmesiyle ilişkili olduğu ve Pavlus'un lütuf merkezli dindarlık anlayışı doğrulandı.
Hristiyan inanç esaslarının içeriğini doğru yorumlayarak yanlış ifadeleri elemek hedeflenir.
3
Hristiyanlık tarihindeki kurumsallaşma adımlarını (Kudüs Konsili ve İznik Konsili kararları) incelemek.
Kudüs Konsili'nin (4949) şeriat kurallarını esnettiği, İznik Konsili'nin (325325) ise Teslis inancını (İsa'nın uluhiyetini) resmileştirdiği görüldü.
Konsillerin teolojik sonuçlarını netleştirerek tarihsel hataları saptamak gerekir.
4
İznik Konsili'nin (325325) kararları ile Pavlusçu ilahiyatın ilişkisini kurarak çelişen yargıyı tespit etmek.
İznik Konsili'nin Arius'un 'İsa sadece yaratılmış bir insandır' tezini reddettiği ve İsa'nın uluhiyetini (Pavlusçu çizgi) onayladığı için, konsilin Pavlusçu ilahiyatı reddettiği iddiasının yanlış olduğu sonucuna varıldı.
Yanlış olan teolojik ve tarihsel yargı kesin olarak saptanmış oldu.

Anahtar Kavram

Hristiyanlık inanç esaslarının ve kurumsal tarihinin (özellikle İznik Konsili kararları ve Pavlusçu teoloji) gelişimi.
Tahmini Süre:2m 30s
Soru 5155Soru

Bir sanayi tesisindeki çalışma koşullarının işçiler üzerindeki etkilerini araştırmak amacıyla yürütülen bir projede şu üç çalışma gerçekleştirilmiştir:

* Çalışanların vardiyalı çalışma saatlerine bağlı olarak değişen uyku düzenlerinin, melatonin hormonu salgısı ve sinir iletim hızları üzerindeki etkileri laboratuvar ortamında incelenmiştir.
* İş yerindeki bireylerin akran grupları içerisindeki konumları, diğer çalışanların tutumlarını nasıl benimsedikleri ve grup baskısının bireysel kararlar üzerindeki etkisi araştırılmıştır.
* ��retim sürecinde kullanılan yeni bir makine tasarımının, çalışanların işe bağlı stres, tükenmişlik ve örgütsel bağlılık düzeyleri üzerindeki yansımaları değerlendirilmiştir.

Bu projede gerçekleştirilen çalışmaların analiz edilmesinde sırasıyla aşağıdaki disiplinlerin veya psikolojinin alt dallarının hangilerinden doğrudan yararlanılmıştır?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Fizyoloji - Sosyal Psikoloji - Endüstri ve Örgüt Psikolojisi

Cevap

Fizyoloji - Sosyal Psikoloji - Endüstri ve Örgüt Psikolojisi
Araştırmada yer alan ilk çalışma vücut sistemlerini ve hormonal salgıları incelediği için fizyolojiyle; ikinci çalışma bireyin grup içindeki davranışlarını ve etkileşimini konu edindiği için sosyal psikolojiyle; üçüncü çalışma ise iş hayatındaki performans, verimlilik ve bağlılığı ele aldığı için endüstri ve örgüt psikolojisiyle doğrudan ilişkilidir. Dolayısıyla sırasıyla fizyoloji, sosyal psikoloji ve endüstri ve örgüt psikolojisi disiplinlerinden yararlanılmıştır.

Adım Adım Çözüm

1
İlk çalışmanın konusunu analiz etmek.
Çalışanların melatonin hormonu salgısı ve sinir iletim hızlarının incelenmesi doğrudan vücut fonksiyonları ve sinir sistemiyle ilgilidir. Bu durum ilişkili bilimlerden Fizyoloji alanına girer.
Hormonlar ve sinirsel iletim mekanizmaları fizyolojinin çalışma konusudur.
2
İkinci çalışmanın konusunu analiz etmek.
Bireyin grup içindeki konumu, grup baskısı ve tutum edinme süreçleri, bireyin sosyal çevreyle olan etkileşimini konu edinir. Bu durum psikolojinin alt dallarından Sosyal Psikoloji alanına girer.
Bireyin grup içindeki davranışlarını ve sosyal etkileri inceleyen dal sosyal psikolojidir.
3
Üçüncü çalışmanın konusunu analiz etmek.
Çalışanların işe bağlı stres, tükenmişlik ve örgütsel bağlılık düzeylerinin incelenmesi doğrudan iş ortamındaki insan davranışlarını ve verimliliği konu edinir. Bu durum Endüstri ve Örgüt Psikolojisi alanına girer.
İş ortamındaki verimlilik ve çalışan psikolojisini inceleyen dal endüstri ve örgüt psikolojisidir.
4
Elde edilen alanları sırasıyla birleştirmek.
Belirlenen disiplinler sırasıyla Fizyoloji, Sosyal Psikoloji ve Endüstri ve Örgüt Psikolojisi olarak sıralanmaktadır.
Araştırmanın üç farklı boyutunda bu disiplinlerin yöntem ve bulgularından doğrudan yararlanılmıştır.

Anahtar Kavram

Psikolojinin alt dalları ve ilişkili olduğu diğer bilim dalları
Tahmini Süre:2m 0s
Soru 5156Soru

Almanca öğrenmeye yeni başlayan Alper, öğrendiği kelimeleri hafızasında tutmak için evindeki eşyaları temel alan 'yerleşim (loci) yöntemi'ni kullanmaya karar verir. Yatak odasındaki yatağı 'das Bett', çalışma masasındaki lambayı ise 'die Lampe' sözcüğüyle zihninde eşleştirir. Bir süre sonra Almanca derslerine ara verip yoğun bir şekilde İngilizce öğrenmeye başlar. İngilizce çalışırken yatak için 'bed', lamba için ise 'lamp' sözcüklerini öğrenir. Aradan birkaç hafta geçtikten sonra girdiği bir sınavda Almanca 'das Bett' kelimesinin Türkçe karşılığı sorulduğunda, zihnine sürekli yeni ��ğrendiği İngilizce 'bed' kelimesi geldiği için Almanca karşılığını bir türlü hatırlayamaz. Aynı şekilde, odasındaki çalışma masasına ve lambaya baktığında zihninde 'die Lampe' yerine sürekli 'lamp' kelimesi canlanır. Bunun yanı sıra Alper, çocukken odasında yaşadığı ve kendisinde derin bir kaygı ve korku uyandıran deprem anına dair detayları, o dönem deprem sırasında odasında bulunan nesneleri görmesine rağmen hiçbir şekilde hatırlayamamaktadır.

Bu parçaya göre Alper'in yaşadığı bellek ve unutma süreçleriyle ilgili aşağıdaki çıkarımlardan hangisi doğrudur?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Almanca kelimelerin hatırlanamaması, yeni edinilen bilgilerin eski bilgileri gölgelemesiyle ortaya çıkan geriye ket vurma durumudur; travmatik deprem anısının hatırlanamaması ise güdülenmiş unutma (bastırma) mekanizmasıyla ilişkilidir.

Cevap

Almanca kelimelerin hatırlanamamasının yeni bilginin eskiyi engellemesi olan geriye ket vurma, travmatik deprem anısının hatırlanamamasının ise güdülenmiş unutma (bastırma) olduğunu ifade eden seçenek doğrudur.
Almanca kelimelerin hatırlanamaması, sonradan öğrenilen İngilizce kelimelerin eski bilgiyi gölgelemesinden ötürü 'geriye ket vurma'dır. Travmatik deprem anısının zihne getirilememesi ise, bireyin kendisinde derin kaygı uyandıran yaşantıları bilinçdışına iterek koruma sağladığı 'güdülenmiş unutma (bastırma)' sürecidir.

Adım Adım Çözüm

1
Alper'in Almanca ve İngilizce kelimeleri öğrenme sırasını ve hatırlama güçlüğünü analiz etmek.
Alper önce Almanca, ardından İngilizce kelimeleri öğrenmiştir. Sınavda Almanca kelimeleri hatırlamaya çalışırken aklına yeni öğrendiği İngilizce kelimeler gelmektedir. Bu durum, yeni öğrenilen bilginin eski bilgiyi engellemesi/unutturması olan 'geriye ket vurma' (retroactive interference) sürecidir.
Kelimelerin hatırlanamama nedenini bilimsel bellek kuramlarıyla açıklamak amacıyla bu analiz gereklidir.
2
Alper'in çocukluk dönemindeki deprem anısını hatırlayamama durumunu ve koşullarını incelemek.
Alper, deprem sırasında odada bulunan eşyaları (yani geri getirme ipuçlarını) görmesine rağmen, yüksek düzeyde kaygı ve korku uyandıran bu travmatik anıyı hatırlayamamaktadır. Bu durum, rahatsız edici anıların bilinçaltına itilerek bastırılması olan 'güdülenmiş unutma' (bastırma) mekanizması ile açıklanır.
Travmatik geçmiş yaşantıların bellek düzeyindeki karşılığını belirlemek için bu inceleme gereklidir.
3
Bellek teknikleri ve alternatif unutma nedenlerini eleyerek doğru seçeneği belirlemek.
Bulgular birleştirildiğinde, Almanca kelimelerin hatırlanamamasının geriye ket vurma, deprem anısının hatırlanamamasının ise bastırma olduğu tespit edilir ve bu çıkarımı içeren seçenek doğru cevap olarak belirlenir.
Soru kökündeki çıkarımın doğruluğunu diğer seçeneklerle karşılaştırarak teyit etmek için bu adım uygulanır.

Anahtar Kavram

Ket vurma türleri ve güdülenmiş unutma (bastırma)
Soru 5157Soru

Klasik mantıkta önermeler yapıları bakımından basit ve bileşik olmak üzere ikiye ayrılır. Basit önermeler tek bir yargı bildirirken, bileşik önermeler birden fazla yargı içerir. Dilbilgisel açıdan bağlaç içeren bazı cümleler bileşik gibi görünse de özneler arasındaki bölünemez bir ilişkiyi ifade ettiklerinde mantıksal olarak basit (ilişkili) önerme kabul edilirler. Ayrıca önermeler nitelik, nicelik ve kiplik yönünden de sınıflandırılır.

Bir felsefe öğretmeni derste tahtaya şu dört önermeyi yazmıştır:
I. Platon ve Aristoteles, felsefe tarihinde hoca-öğrenci ilişkisine sahip iki filozoftur.
II. Her filozof sorgulayıcıdır veya bazı düşünürler dogmatiktir.
III. Hiçbir insan ölümsüz değildir.
IV. Hava bulutlu ise yağmur yağması zorunludur.

Buna göre, bu önermelerle ilgili aşağıdaki analizlerden hangisi doğrudur?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: I. önerme, gramer yapısındaki bağlaca rağmen bağımsız yargılara bölünemeyen ilişkili bir basit önermedir; IV. önerme ise koşul eklemi içeren bileşik bir önermedir.

Cevap

Birinci önermenin ilişkili bir basit önerme olduğunu, dördüncü önermenin ise koşul eklemi içeren bileşik bir önerme olduğunu belirten seçenek doğrudur.
Birinci önerme iki özne arasındaki bölünemez bir ilişkiyi tek bir yargıyla bildiren ilişkili bir basit önermedir. Dördüncü önerme ise koşul eklemi taşıyan koşullu bileşik bir önermedir. Bu analizi içeren seçenek doğrudur.

Adım Adım Çözüm

1
Önerme I'in yapısını analiz etme
Basit (İlişkili) Önerme
'Platon ve Aristoteles, hoca-ö��renci ilişkisine sahiptir' ifadesindeki 've' bağlacı iki bağımsız yargıyı birbirine bağlamaz; iki terim arasındaki bölünemez bir ilişkiyi tek bir yargı halinde ifade eder.
2
Önerme II'nin yapısını analiz etme
Bileşik Önerme
'Her filozof sorgulayıcıdır' (Tümel olumlu) ve 'bazı düşünürler dogmatiktir' (Tikel olumlu) yargıları 'veya' eklemiyle bağlandığı için bileşiktir.
3
Önerme III'ün yapısını analiz etme
Tümel Olumsuz Önerme
'Hiçbir insan ölümsüz değildir' ifadesi nicelik yönünden konunun bütününü kapsadığı için tümel, nitelik yönünden olumsuzlama içerdiği için olumsuzdur.
4
Önerme IV'ün yapısını ve kipliğini analiz etme
Koşullu Bileşik / Zorunlu (Apodiktik) Önerme
'ise' eklemi koşullu yapıyı kurarken, 'zorunludur' ifadesi kiplik yönünden önermenin zorunlu (apodiktik) olduğunu gösterir.

Anahtar Kavram

Basit ve bileşik önermeler ile kategorik ve kipli önerme çeşitlerinin yapısal analizi
Soru 5158Soru

Derin uzayda, dış etkilerden uzak ve başlangıçta kendi ekseni etrafında serbestçe dönebilen silindir biçimindeki bir uzay istasyonunun iç çeperinde bulunan astronotlar, istasyonun merkezine doğru yönelmiş merdivenleri tırmanarak merkeze doğru hareket etmektedir.

Buna göre, astronotlar merkeze doğru tırmanırken;

I. Sistemin dönme eksenine göre eylemsizlik momenti azalır.
II. Uzay istasyonunun dönme periyodu azalır.
III. Sistemin dönme eksenine göre açısal momentumunun büyüklüğü değişmez.

yargılarından hangileri doğrudur?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: I, II ve III

Cevap

I, II ve III ifadelerinin tamamı doğrudur.
Sisteme etki eden herhangi bir dış tork bulunmadığı için sistemin toplam açısal momentumunun büyüklüğü korunur ve değişmez. Astronotlar merkeze doğru tırmandıkça, dönme eksenine olan mesafeleri (rr) azalır. Eylemsizlik momenti I=mr2I = \sum m r^2 formülüyle ilişkili olduğundan, kütlenin merkeze yaklaşması sistemin toplam eylemsizlik momentini azaltır. Açısal momentum L=IωL = I \omega bağıntısına göre korunur. Eylemsizlik momenti (II) azaldığı için açısal hız (ω\omega) artar. Dönme periyodu T=2πωT = \frac{2\pi}{\omega} olduğundan, artan açısal hız ile birlikte uzay istasyonunun dönme periyodu azalır. Dolayısıyla, tüm ifadeler doğru olup doğru yanıt 'I, II ve III' ifadesini içeren seçenektir.

Adım Adım Çözüm

1
Dış tork ve açısal momentum korunumu ilişkisini analiz edin.
Sistem derin uzayda olup üzerine etki eden dış tork sıfırdır (τs¸=0\tau_{\text{dış}} = 0). Bu nedenle sistemin toplam açısal momentumu korunur (L=sabitL = \text{sabit}), yani büyüklüğü değişmez.
Açısal momentumun korunup korunmadığını belirlemek için dış tork varlığı incelenmelidir.
2
Astronotların merkeze doğru tırmanmasının eylemsizlik momentine etkisini belirleyin.
Astronotlar merkeze yaklaştıkça dönme eksenine olan dik mesafeleri (rr) azalır. Sistemin toplam eylemsizlik momenti I=Iistasyon+mr2I = I_{\text{istasyon}} + \sum m r^2 bağıntısına göre azalır.
Kütle dağılımının dönme eksenine yaklaşması eylemsizlik momentini doğrudan azaltan bir etkidir.
3
Eylemsizlik momentindeki değişimin açısal hız ve periyot üzerindeki etkisini hesaplayın.
L=IωL = I \omega korunduğu için II azaldığında açısal hız (ω\omega) artar. Dönme periyodu T=2πωT = \frac{2\pi}{\omega} olduğundan, açısal h��zın artması periyodu (TT) azaltır.
Açısal momentumun korunumu ilkesi gereği eylemsizlik momenti ile açısal hız ters orantılıdır.

Anahtar Kavram

Dış torkun sıfır olduğu durumlarda sistemin toplam açısal momentumu korunur (L=IωL = I\omega).
Tahmini Süre:2m 0s
Soru 5159Soru

Yerçekimi ivmesinin gg olduğu Dünya yüzeyinde, yay sabiti kk olan bir yaya mm kütleli bir cisim asılarak oluşturulan yay sarkacının periyodu TT olarak ölçülüyor.

Bu sarkaç, yerçekimi ivmesinin g4\frac{g}{4} olduğu Ay yüzeyine götürülerek aynı genlikle salınım yaptırıldığında sarkacın periyodu kaç TT olur?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: 11

Cevap

Yay sarkacının periyodu yerçekimi ivmesine bağlı olmadı��ından Ay'daki periyodu da 1 T1\ T olur.
Yay sarkacının basit harmonik hareket periyodu T=2πmkT = 2\pi \sqrt{\frac{m}{k}} formülü ile hesaplanır. Bu formülden de anlaşılacağı üzere, yay sarkacının periyodu sarkacın bulunduğu ortamın yerçekimi ivmesine (gg) bağlı değildir. Dolayısıyla, sarkaç çekim ivmesi daha küçük olan Ay yüzeyine götürüldüğünde kütle (mm) ve yay sabiti (kk) değişmediği için periyodu değişmez ve yine 11 olur.

Adım Adım Çözüm

1
Yay sarkacının periyodunu veren genel bağıntı yazılır.
T=2πmkT = 2\pi \sqrt{\frac{m}{k}} formülü elde edilir.
Sarkacın periyodunu belirleyen değişkenleri analiz etmek için.
2
Dünya ve Ay ortamları için formüldeki değişkenler karşılaştırılır.
Dünya'dan Ay'a götürüldüğünde cismin kütlesi (mm) ve yayın yay sabiti (kk) değişmez. Çekim ivmesi (gg) ise g4\frac{g}{4} olur.
Çekim ivmesinin periyot formülünde yer alıp almadığını tespit etmek için.
3
Formül incelenerek periyodun değişip değişmeyeceği yorumlanır.
T=2πmkT = 2\pi \sqrt{\frac{m}{k}} ifadesinde çekim ivmesi (gg) yer almadığı için periyot çekim ivmesinin değişiminden etkilenmez. Bu nedenle Ay'daki periyot da TT (yani 11 katı) olur.
Sarkacın son periyodunu belirlemek için.

Anahtar Kavram

Yay sarkacının periyodu sadece sarkacın kütlesine ve yayın yay sabitine bağlıdır; yerçekimi ivmesine bağlı değildir.

Alternatif Yöntem

Formül doğrudan kullanılarak TDu¨nya=2πmkT_{\text{Dünya}} = 2\pi \sqrt{\frac{m}{k}} ve TAy=2πmkT_{\text{Ay}} = 2\pi \sqrt{\frac{m}{k}} yazılır. Taraf tarafa oranlandığında TDu¨nyaTAy=1\frac{T_{\text{Dünya}}}{T_{\text{Ay}}} = 1 olduğu doğrudan görülür.
Tahmini Süre:1m 0s
Soru 5160Soru

Aşağıda sol sütunda kişilik kuramcıları, sağ sütunda ise bu kuramcıların kişilik gelişimini ve yapısını açıklarken temel aldıkları temel dinamikler verilmiştir.

Buna göre, kuramcılar ile bu açıklamaların doğru eşleştirmesi nasıl olmalıdır?

Soldaki öğeye tıklayın, sonra eşleşen sağdaki öğeye tıklayın

Öğeler

Carl Jung (Analitik Kuram)
Alfred Adler (Bireysel Psikoloji)
Karen Horney (Bireylerarası İlişkiler Kuramı)
Albert Bandura (Sosyal Bilişsel Kuram)

Eşleşmeler

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap

Carl Jung -> Kolektif bilinçdışı ve arketipler; Alfred Adler -> Yetersizlik hislerinin telafisi ve yaşam tarzı; Karen Horney -> Temel kaygı ve nevrotik yönelimler; Albert Bandura -> Karşılıklı belirleyicilik ve özyeterlilik.
Doğru eşleştirmede Carl Jung analitik kuramın temel taşı olan kolektif bilinçdışı ve arketiplerle; Alfred Adler bireysel psikolojinin çekirdeği olan yetersizlik hissi ve telafi mekanizmasıyla; Karen Horney nevrotik kişilik gelişimine temel oluşturan temel kaygı ve insanlara yönelim stratejileriyle; Albert Bandura ise bilişsel ve çevresel faktörlerin dinamik etkileşimini savunan karşılıklı belirleyicilik ilkesiyle eşleştirilmiştir.

Adım Adım Çözüm

1
Carl Jung'un kişilik kuramındaki ayırt edici kavramları tespit etmek.
Jung'un bireysel yaşantıların ötesindeki insanlık mirasını vurgulayan 'kolektif bilinçdışı' ve 'arketipler' kavramları ile eşleştiği görülür.
Jung, analitik psikolojisinde kişiliği açıklamada arketipleri merkeze alır.
2
Alfred Adler'in kişilik gelişimine yönelik bakış açısını belirlemek.
Adler'in aşağılık (yetersizlik) duygusu, bunu telafi etme çabası ve toplumsal ilgi kavramlarını içeren açıklamayla eşleştiği bulunur.
Adler'in bireysel psikolojisinde temel motivasyon kaynağı yetersizliklerin telafisi ve üstünlük çabasıdır.
3
Karen Horney'nin kuramındaki temel mekanizmayı analiz etmek.
Horney'nin çocukluktaki güvensizlikten kaynaklanan 'temel kaygı' ve nevrotik başa çıkma stratejileri ('insanlara yönelme', 'karşı koyma', 'uzaklaşma') ile eşleştiği saptanır.
Horney, psikanalitik geleneği sosyal ilişkiler bağlamında yeniden yorumlayarak temel kaygıya odaklanmıştır.
4
Albert Bandura'nın sosyal bilişsel kişilik modelini incelemek.
Bandura'nın bilişsel faktörler (özyeterlilik), davranış ve çevre etkileşimini içeren 'karşılıklı belirleyicilik' açıklamasıyla eşleştiği doğrulanır.
Bandura, davranışçı yaklaşıma bilişsel ögeleri ekleyerek kişiliği karşılıklı belirleyicilik çerçevesinde açıklar.

Anahtar Kavram

Kişilik Kuramları
ÖncekiSayfa 258 / 437Sonraki
Tüm alıştırma soruları — YKS AYT (Alan Yeterlilik Testi) | Examkin