Tüm alıştırma soruları

8734 soru

Soru 5121Soru

Basit harmonik hareket yapan bir cisim, şekildeki gibi uzanımının maksimum olduğu genlik noktasından (+R+R) geçmektedir. Buna göre, cismin bu andaki hızı (vv) ve ivmesi (aa) ile ilgili aşağıdakilerden hangisi doğrudur?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Hızı sıfır, ivmesi ise maksimum büyüklüktedir.

Cevap

Hızı sıfır, ivmesi ise maksimum büyüklüktedir.
Cisim genlik noktasında (maksimum uzanımda) anlık olarak durur ve geri döner, bu nedenle hızı sıfırdır. Bu noktada cisme etki eden geri çağırıcı kuvvet maksimum değerini aldığından, Newton'ın ikinci hareket yasası (F=maF=ma) gereği cismin ivmesinin büyüklüğü de maksimum olur.

Adım Adım Çözüm

1
Cismin genlik noktasındaki hızını belirleme.
Hız sıfırdır (v=0v = 0).
Genlik noktası dönüş noktasıdır. Cisim yön değiştirmek için bu noktada anlık olarak durmak zorundadır.
2
Cismin genlik noktasındaki ivmesini belirleme.
İvme maksimum büyüklüktedir (a=amaksa = a_{\text{maks}}).
Uzanım (xx) maksimum büyüklükte (RR) olduğu için geri çağırıcı kuvvet ve dolayısıyla ivme de maksimum büyüklüğe ulaşır.

Anahtar Kavram

Basit harmonik harekette genlik noktalarında (maksimum uzanım) hız sıfır iken geri çağırıcı kuvvet ve ivme maksimum büyüklüktedir.
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 5122Soru

Bir lisede yürütülen sosyal sorumluluk projesi kapsamında, 12. sınıf öğrencisi Defne, görme engelli bireyler için sesli kitap kaydı yapan üst sınıflardaki arkadaşı Can'ı kütüphanede ��alışırken birkaç kez izlemiştir. İzleme esnasında Can'ın kayıt cihazını nasıl kullandığını, ses tonunu nasıl ayarladığını ve vurguları nerede yaptığını dikkatle takip etmiştir. Defne o an bu konuda herhangi bir uygulama yapmamış ve kendi derslerine odaklanmıştır. Aylar sonra okulda benzer bir seslendirme kulübü kurulduğunda Defne de bu kulübe katılmış ve ilk denemesinde, Can'dan doğrudan hiçbir yönlendirme almamış olmasına rağmen, onun tekniklerini başarılı bir şekilde taklit ederek ilk ses kaydını tamamlamıştır. Kulüp danı��man öğretmeni Defne'nin bu performansını çok beğenmiş ve kulüpteki diğer öğrencilere onu örnek göstermiştir. Bu takdirin ardından Defne, kulüp çalışmalarına daha aktif katılım göstermeye başlamıştır.

Bu parçada anlatılan durumla ilgili olarak aşağıdaki değerlendirmelerden hangisi doğrudur?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Defne'nin Can'�� izlerken edindiği bilgileri aylarca davranışa dönüştürmeden zihninde saklaması ve kulüp kurulduğunda bunları başarıyla uygulaması, gözlem yoluyla öğrenmenin 'hatırda tutma' ve 'davran��şı meydana getirme' süreçlerinin gerçekleştiğini gösterir.

Cevap

Defne'nin gözlemlediği davranışları aylar boyunca saklayıp ardından uygulamaya dökmesi, gözlem yoluyla öğrenmenin hatırda tutma ve davranışı meydana getirme süreçleriyle uyuşmaktad��r.
Gözlem yoluyla öğrenme sürecinde birey, modelin davranışlarını önce dikkatle izler, ardından bu gözlemleri zihninde sembolik olarak kodlayıp saklar (hatırda tutma). İhtiyaç duyduğunda ise bu zihinsel kodları motor becerilere dönüştürerek dışa vurur (davranışı meydana getirme). Defne'nin Can'ı izleyip aylar sonra ilk denemesinde başarılı bir kayıt yapması bu aşamaları tam olarak göstermektedir.

Adım Adım Çözüm

1
Parçadaki gözlem sürecini ve sonrasındaki davranışsal değişimi analiz etmek.
Defne'nin Can'ın davranışlarını dikkatle izlediği, bu bilgileri hemen kullanmayıp aylarca zihninde sakladığı ve sonrasında taklit ederek başarıyla uyguladığı belirlendi.
Sosyal öğrenme ve bilişsel süreçlerin hangi aşamalarda devreye girdiğini netleştirmek.
2
Pekiştirme ve güdülenme süreçlerini kuramsal açıdan değerlendirmek.
Defne'nin öğretmen tarafından doğrudan övülmesinin edimsel koşullanmadaki doğrudan pekiştirmeye; diğer öğrencilerin bu durumu izlemesinin ise dolaylı pekiştirmeye karşılık geldiği görüldü.
Çeldiricilerdeki 'dolaylı pekiştirme' ve 'dolaylı ceza' gibi kavram hatalarını elemek.
3
Seçeneklerde sunulan açıklamaları kuramlarla karşılaştırarak doğruluğunu denetlemek.
Defne'nin gözlemlerini zihninde saklayıp aylarca sonra uygulaması 'hatırda tutma' ve 'davranışı meydana getirme' basamaklarını tam olarak karşıladığı için doğru cevaba ulaşıldı.
Yanlış seçeneklerdeki davranışçı yaklaşımlara (klasik koşullanma, deneme-yanılma) dair hatalı tanımlamaları ayırt etmek.

Anahtar Kavram

Sosyal Öğrenme Kuramı ve Gözlem Yoluyla Öğrenmenin Aşamaları
Tahmini Süre:2m 0s
Soru 5123Soru

Sürtünmesiz yatay düzlemde, merkezinden geçen düşey eksen etrafında serbestçe dönebilen kütlesi önemsiz bir çubuğa, kütleleri mm olan iki küçük bilezik geçirilmiştir. Bilezikler, gergin durumda olan özdeş yaylarla çubuğun ortasındaki dönme eksenine bağlıdır ve başlangıçta bir ip yardımıyla eksenden uzak bir konumda tutulurken çubuk ω\omega açısal hızıyla dönmektedir. İp kesildiğinde bilezikler yayların çekim kuvvetiyle içe doğru hareket ederek dönme eksenine yaklaşmaktadır.

Buna göre, bileziklerin içe doğru hareketi sürecinde;

I. Sisteme dönme ekseni etrafında etki eden net dış tork sıfır olduğundan sistemin açısal momentumu korunur.
II. Sistemin dönme eksenine göre eylemsizlik momenti azaldığı için çubuğun açısal hızı artar.
III. Bileziklere etki eden net kuvvet hareket doğrultusuna dik olduğundan sistemin dönme kinetik enerjisi korunur.

yargılarından hangileri doğrudur?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: I ve II

Cevap

Sisteme dışarıdan etki eden net tork sıfır olduğundan açısal momentum korunur. Bilezikler merkeze yaklaştıkça eylemsizlik momenti azalır, buna bağlı olarak açısal hız artar. Yaylar iş yaptığı için dönme kinetik enerjisi artar ve korunmaz. Bu nedenle doğru olan öncüller I ve II'dir.
Sisteme dışarıdan dönme ekseni doğrultusunda etki eden net tork sıfır olduğu için sistemin açısal momentumu korunur. Bilezikler dönme eksenine yaklaştıkça sistemin eylemsizlik momenti azalır, açısal momentumun korunabilmesi için çubuğun açısal hızı artar. Yaylar iç kuvvet olarak iş yaptığından dönme kinetik enerjisi artar ve korunmaz. Bu nedenle I ve II öncüllerini içeren seçenek doğrudur.

Adım Adım Çözüm

1
Dış tork analizinin yapılması
Sisteme etki eden dış kuvvetlerin (dönme eksenindeki milin tepki kuvveti ve yerçekimi gibi) dönme eksenine göre torku sıfırdır. Yay kuvvetleri ve çubuğun bileziklere uyguladığı kuvvetler sistem içi iç kuvvetlerdir.
Dış tork sıfır olduğundan, açısal momentum korunumu ilkesi gereği sistemin toplam açısal momentumu (LL) sabit kalır.
2
Eylemsizlik momentinin ve açısal hızın değişiminin incelenmesi
Bilezikler dönme eksenine yaklaştıkça sistemin eylemsizlik momenti (I=2mr2I = 2mr^2) azalır.
Açısal momentum L=IωL = I \cdot \omega bağıntısıyla verilir. LL sabitken II azaldığı için çubuğun açısal hızı (ω\omega) artar.
3
Dönme kinetik enerjisinin analiz edilmesi
Dönme kinetik enerjisi Ek=12Iω2=L22IE_k = \frac{1}{2}I\omega^2 = \frac{L^2}{2I} olarak ifade edilebilir. LL sabitken II azaldığı için kinetik enerji artar.
Bilezikler içeri hareket ederken yay kuvveti yönünde hareket ederler. Yayların yaptığı pozitif iş, sistemin dönme kinetik enerjisini artırır, dolayısıyla kinetik enerji korunmaz.

Anahtar Kavram

Bir sisteme etki eden net dış tork sıfır olduğunda sistemin açısal momentumu korunur; ancak iç kuvvetler iş yapıyorsa sistemin kinetik enerjisi değişebilir.
Tahmini Süre:2m 0s
Soru 5124Soru

İslam dininde mükelleflerin dini ve hukuki sorumluluklarını belirleyen kurallar "ef'al-i mükellefin" başlığı altında sınıflandırılmıştır. Bu kavramların delil değeri, inanç esaslarıyla ilişkisi ve pratik hayattaki yaptırımları açısından çeşitli dereceleri bulunmaktadır.

Buna göre ef'al-i mükellefin ile ilgili;

I. Yapılması dinen kesin ve bağlayıcı tarzda istenen ancak dayanağı zanni delil olan vacibin inkârı kişiyi dinden çıkarmaz; fakat mazeretsiz terk edilmesi günah ve cezayı gerektirir.
II. Hz. Peygamber’in ibadet amacıyla ara sıra yaptığı, terk edenlere kınama (itap) ve sitem yöneltilmeyen sünnet-i gayri müekked fiillerin yapılması dinen tavsiye edilmiş ve sevap kabul edilmiştir.
III. Farz-ı ayn niteliğindeki bir yükümlülüğün, mükelleflerin bir kısmı tarafından yerine getirilmesiyle diğer mükellefler üzerindeki dini sorumluluk ve borç ortadan kalkar.

ifadelerinden hangileri doğrudur?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: I ve II

Cevap

I ve II öncüllerini içeren seçenek doğrudur.
Birinci öncülde vacip kavramının tanımı fıkıh usulüne göre doğru verilmiştir. Vacip, yapılması kesin olarak istense de zanni (yoruma açık) delile dayandığı için inkârı küfür sayılmaz ancak terk edilmesi günah kabul edilir. İkinci öncülde sünnet-i gayri müekkedin tanımı doğru yapılmıştır; Hz. Peygamber'in bazen yapıp bazen terk ettiği davranışlar olup mazeretsiz terkinde kınama yapılmaz. Üçüncü öncülde ise farz-ı ayn kavramının tanımı yanlış verilmiş, farz-ı kifayenin tanımı yapılmıştır. Bu nedenle I ve II ifadelerini içeren seçenek doğrudur.

Adım Adım Çözüm

1
Birinci öncülde yer alan vacip tanımını analiz etme
Vacip kavramının zanni delile dayandığı, inkârının küfür sayılmadığı fakat terk edilmesinin günah olduğu belirlendi. Bu tanım fıkıh usulüne uygundur.
Öncüllerin doğruluğunu teyit etmek için fıkhi tanımları kontrol etmek gerekir.
2
İkinci öncülde yer alan sünnet-i gayri müekked tanımını analiz etme
Sünnet-i gayri müekkedin Hz. Peygamber tarafından ara sıra yapılan ve terkinde kınama olmayan davranışlar olduğu belirlendi. Bu tanım doğrudur.
Sünnet çeşitlerinin fıkhi sonuçlarını ayırt etmek gerekir.
3
Üçüncü öncülde yer alan farz-ı ayn tanımını analiz etme
Öncülde verilen tanımın 'farz-ı ayn' değil, 'farz-ı kifaye'ye ait olduğu tespit edildi. Farz-ı ayn bireysel yükümlülüktür.
Mükellefin bireysel ve toplumsal sorumluluklarını birbirinden ayırt etmek gerekir.
4
Doğru olan öncülleri birleştirerek sonuca ulaşma
Yalnızca I ve II numaralı öncüllerin doğru olduğu saptandı.
Hükümlerin doğruluk durumlarına göre doğru seçeneği belirlemek gerekir.

Anahtar Kavram

Ef'al-i Mükellefin (Mükellefin Davranışları) kavramlarının delil değeri, hüküm derecesi ve farz-ı ayn / farz-ı kifaye ayrımı.
Tahmini Süre:2m 0s
Soru 5125Soru

Klasik mantıkta iki kavramın kaplamları (içine aldıkları elemanlar) arasındaki ilişkiler; eşitlik, ayrıklık, tam girişimlik ve eksik girişimlik olmak üzere dört gruba ayrılır. Bu ilişkiler, kavramların birbirleriyle kurduğu tümel ve tikel önermelerin doğruluk değerleri üzerinden de çözümlenebilir.

Buna göre, sol sütundaki mantıksal önerme durumlarını sağ sütundaki kavramlar arası ilişki türleriyle doğru şekilde eşleştiriniz.

Soldaki öğeye tıklayın, sonra eşleşen sağdaki öğeye tıklayın

Öğeler

'Her XX, YY'dir.' önermesi doğruyken, 'Her YY, XX'tir.' önermesinin yanlış olması durumu
'Hiçbir XX, YY değildir.' önermesi doğruyken, 'Hiçbir YY, XX değildir.' önermesinin de doğru olması durumu
'Her XX, YY'dir.' önermesi doğruyken, 'Her YY, XX'tir.' önermesinin de doğru olması durumu
'Bazı XX'ler YY'dir.' ve 'Bazı XX'ler YY değildir.' önermeleri doğruyken, 'Her YY, XX'tir.' önermesinin yanlış olması durumu

Eşleşmeler

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap

Sol sütundaki birinci durum Tam Girişimlik (sağ sütundaki birinci terim) ile, ikinci durum Ayrıklık (sağ sütundaki ikinci terim) ile, üçüncü durum Eşitlik (sağ sütundaki üçüncü terim) ile ve dördüncü durum Eksik Girişimlik (sağ sütundaki dördüncü terim) ile eşleşir.
Mantıksal önermelerin doğruluk durumları, kavramların kaplamsal sınırlarını belirler. Çift yönlü tümel olumluluk eşitliği, çift yönlü tümel olumsuzluk ayrıklığı, tek yönlü tümel olumluluk tam girişimliği, karşılıklı tikel olumluluk ile fark önermelerinin doğruluğu ise eksik girişimliği ifade eder.

Adım Adım Çözüm

1
Önermelerin nitelik (olumlu/olumsuz) ve niceliklerini (tümel/tikel) belirleyerek küme kuramı cinsinden karşılıklarını yazmak.
Tümel olumlu önermeler alt küme ilişkisini (XYX \subseteq Y), tümel olumsuz önermeler kesişimsizliği (XY=X \cap Y = \emptyset), tikel önermeler ise kesişimin varlığını (XYX \cap Y \neq \emptyset) gösterir.
Klasik mantıktaki kavram ilişkilerini modern küme kuramı diliyle analiz etmek hatayı önler.
2
Koşulları tek tek inceleyerek kavramların kaplam sınırlarını karşılaştırmak.
Birinci durumda tek yönlü tümel kapsama, ikinci durumda tam kesişimsizlik, üçüncü durumda çift yönlü tam kapsama, dördüncü durumda ise kısmi kesişim ve farkların varlığı elde edilir.
Her bir önerme grubunun hangi özgün küme ilişkisini tanımladığını netleştirmek gerekir.
3
Elde edilen küme ilişkilerini klasik mantıkta tanımlanan eşitlik, ayrıklık, tam girişimlik ve eksik girişimlik terimleriyle eşleştirmek.
Çift yönlü kapsama eşitliğe, kesişimsizlik ayrıklığa, tek yönlü kapsama tam girişimliğe, kısmi kesişim ise eksik girişimliğe karşılık gelir.
Doğru mantıksal terimleri kaplam ilişkilerine göre atamak amacıyla bu adım uygulanır.

Anahtar Kavram

Kavramlar Arası İlişkiler
Tahmini Süre:3m 0s
Soru 5126Soru

Basit harmonik hareket yapan bir cismin uzanımı maksimum değerine ulaştığında, cisme etki eden geri çağırıcı kuvvetin büyüklüğü de maksimum değerine ulaşır ve bu kuvvetin yönü her zaman denge konumuna doğrudur.

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: True

Cevap

İfade doğrudur. Basit harmonik harekette geri çağırıcı kuvvetin büyüklüğü uzanım ile doğru orantılı olup uzanım maksimumken kuvvet de maksimumdur; kuvvetin yönü ise daima denge konumuna doğrudur.
Geri çağırıcı kuvvetin büyüklüğü F=kxF = -kx gereği uzanım ile doğru orantılıdır ve yönü daima denge konumuna doğrudur.

Adım Adım Çözüm

1
Kuvvet ve uzanım arasındaki matematiksel ilişkiyi yazma.
Basit harmonik harekette geri çağırıcı kuvvet F=kxF = -kx denklemi ile tanımlanır.
Büyüklük ve yön değişimlerini analiz edebilmek için temel fiziksel yasayı ortaya koymak gerekir.
2
Uzanımın maksimum olduğu durumdaki kuvvet büyüklüğünü analiz etme.
Uzanım maksimum (x=rx = r) olduğunda, kuvvet büyüklüğü de maksimum (F=krF = kr) olur.
Maksimum uzanım noktasındaki kuvvetin büyüklüğünü belirlemek amacıyla.
3
Kuvvetin yönünü belirleme.
Formüldeki eksi işareti, kuvvetin her zaman konum vektörüne zıt yönde, yani daima denge konumuna doğru yöneldiğini gösterir.
Kuvvetin yönelme kuralını doğrulamak için.

Anahtar Kavram

Geri çağırıcı kuvvetin büyüklüğü uzanımla doğru orantılıdır ve yönü her zaman denge konumuna doğrudur.
Soru 5127Soru

Hz. Muhammed’in peygamberlik yönü (risaleti) ile beşerî yönünün sınırlarını analiz eden bir derste öğretmen, tahtaya şu ayetleri yazmıştır:

I. 'De ki: Ben size, "Allah’ın hazineleri benim yanımdadır" demiyorum. Gaybı da bilmem. Size "Ben bir meleğim" de demiyorum. Ben ancak bana vahyolunana uyarım...' (En'âm suresi, 50. ayet)
II. 'Kendilerine indirileni insanlara açıklayasın diye sana bu Zikr'i (Kur'an'ı) indirdik...' (Nahl suresi, 44. ayet)
III. '...O, onlara iyiliği emreder, onları kötülükten alıkoyar. Onlara temiz şeyleri helal, pis şeyleri haram kılar...' (A'râf suresi, 157. ayet)

Öğretmen, öğrencilerinden bu ayetlerin temsil ettiği peygamberlik görevlerini ve yönlerini belirlemelerini istemiştir.

Buna göre, ayetlerin içerik ve işlev bakımından eşleştirilmesiyle ilgili aşağıdaki değerlendirmelerden hangisi doğrudur?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: I. ayet, Hz. Muhammed’in vahye dayalı bilgi kaynağına sahip olmakla birlikte ilahî sıfatlardan uzak olduğunu vurgulayarak beşerî sınırlarına; III. ayet ise onun dinde hüküm koyma yetkisine işaret etmektedir.

Cevap

Birinci ayetin Hz. Muhammed��in beşerî sınırlarına ve vahye tabi olmasına, üçüncü ayetin ise dinde hüküm koyma yetkisine işaret ettiğini belirten değerlendirme doğrudur.
Doğru seçenek olan değerlendirmede ifade edildiği üzere, birinci ayet Hz. Muhammed'in insanüstü özelliklere (ilahî niteliklere) sahip olmadığını belirterek onun beşerî sınırlarını çizer; ancak vahye uyması yönüyle de risalet görevini belirtir. Üçüncü ayet ise peygamberin dinde haram ve helal kılma yetkisini, yani dinî hüküm koyma işlevi olan teşri görevini açıklar.

Adım Adım Çözüm

1
Ayetlerin içeriklerini ve değindikleri temel konuları analiz etmek.
I. ayetin gaybı bilmeme ve meleklik iddiasında bulunmama vurgusuyla beşerî sınırlara ve vahye uymaya; II. ayetin açıklama vurgusuyla tebyin görevine; III. ayetin helal ve haram kılma vurgusuyla teşri görevine işaret ettiği tespit edilir.
Öncüllerde verilen ayetlerin Hz. Muhammed'in hangi yönlerine veya peygamberlik görevlerine karşılık geldiğini doğru belirlemek soruyu çözmenin ilk aşamasıdır.
2
Seçeneklerdeki değerlendirmeleri inceleyerek ayetlerin doğru tanımlandığı şıkkı bulmak.
Doğru değerlendirmede, I. ayetin beşerî sınırları çizdiği fakat vahye dayanmakla peygamberlik yönünü gösterdiği, III. ayetin ise helal/haram kılma ifadesiyle dinde hüküm koyma (teşri) yetkisini belirttiği doğru ifade edilmiştir.
Doğru seçeneğe ulaşmak için her bir şıktaki tanımlamalar ile ayetlerin gerçek işlevleri karşılaştırılmalıdır.
3
Çeldiricilerdeki kavram yanılgılarını belirleyerek yanlış seçenekleri elemek.
Diğer seçeneklerde geçen 'tebliğde tamamen beşerî yeteneklere dayanma', 'dini hükümleri açıklamayı temsil görevi olarak tanımlama' veya 'helal ve haram kılmayı beşerî isteklerle bağdaştırma' gibi iddiaların bilgi hataları içerdiği görülür.
Hz. Muhammed'in peygamberlik (vahiy/teşri/tebyin) ve insani yönünün sınırları arasındaki farkın tam olarak kavrandığından emin olunmalıdır.

Anahtar Kavram

Hz. Muhammed'in peygamberlik (risalet) yönü, beşerî yönünün sınırları ve risalet görevleri (tebliğ, tebyin, teşri, temsil) arasındaki farklar.
Soru 5128Soru

Skolastik düşünce, evreni Tanrı’nın iradesinin sürekli müdahale ettiği, her varlığın kendi doğal amacına (telos) doğru hareket ettiği hiyerarşik ve niteliksel bir düzen olarak tasarlıyordu. Bu düzende bilgi, ilahi otoriteye ve bu otoritenin onayladığı Aristotelesçi kozmolojiye tabiydi. 15-17. yüzyıl felsefesinde ise doğa, ereksel açıklamalardan arındırılarak niceliksel ve mekanik yasalara göre işleyen devasa bir makineye benzetildi. Descartes, bu mekanik evren tasarımını kartezyen düalizmle felsefi bir temele kavuşturdu: Maddeyi sadece yer kaplama niteliğine indirgeyerek aşkın müdahalelerden ve teolojik kabullerden temizledi, onu matematiksel fiziğin konusu yaptı; düşünen özneyi ise bu mekanik do��anın dışına yerleştirerek bilginin yegane kurucusu ve kesinlik merkezi kıldı.

Buna göre 15-17. yüzyıl felsefesinin ve yeni bilimsel yöntemin ortaya koyduğu bilgi anlayışı hakkında;

I. Doğruluk ve kesinliğin ölçütü, aşkın ilkelerden ve otoritelerden alınarak düşünen öznenin zihinsel apaçıklığına (cogito) devredilmiştir.
II. Doğanın ereksel nedenlerden arındırılması, onu ancak duyusal deneyim ve gözleme dayalı tümevarımsal genellemelerle kavranabilecek olgusal bir alana indirgemiştir.
III. Zihin ve madde arasında yapılan kartezyen ayrım, fiziksel dünyayı ilahi müdahalelerden bağımsız, rasyonel ve öngörülebilir mekanik bir düzende açıklamanın zeminini hazırlamıştır.

yargılarından hangileri doğrudur?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: I ve III

Cevap

Doğruluk ve kesinliğin ölçütünün düşünen öznenin zihinsel apaçıklığına devredildiğini ve kartezyen ayrımın fiziksel dünyayı mekanik bir düzende açıklamanın zeminini hazırladığını savunan yargıların birlikte yer aldığı ifadedir.
Doğruluk ve kesinliğin ölçütünün düşünen öznenin zihinsel apaçıklığına devredildiğini savunan birinci öncül ile kartezyen zihin-madde ayrımının fiziksel dünyayı mekanik yasalarla öngörülebilir kıldığını savunan üçüncü öncül doğrudur. Metin, öznenin bilgi kurucu rolünü ve doğanın mekanikleşerek matematiksel fiziğin konusu haline geldiğini açıkça belirtmektedir.

Adım Adım Çözüm

1
Paragraftaki skolastik bilgi anlayışı ile 15-17. yüzyıl felsefesinin bilgi anlayışını karşılaştırınız.
Skolastik dönemde bilgi aşkın ilkelere ve otoritelere dayanırken, yeni dönemde kesinlik ölçütünün özneye (cogito) geçtiği belirlenmiştir. Bu durum birinci öncülün doğru olduğunu gösterir.
Soruda istenen modern felsefenin getirdiği temel epistemolojik değişimi saptamak.
2
Descartes'ın doğa tasarımı ve bilimsel yönteme yaklaşımını rasyonalizm-empirizm bağlamında analiz ediniz.
Kartezyen doğa tasarımı matematiksel fiziğe dayanır; doğanın yalnızca duyusal deneyim ve tümevarımsal yöntemle kavranabileceğini iddia etmek empirist bir indirgemedir ve rasyonalist kartezyen felsefeyle çelişir. Bu durum ikinci öncülün yanlış olduğunu kanıtlar.
Doğanın mekanikleştirilmesi ile yöntemsel araçlar arasındaki bağı doğru kurarak yanılgıları ayıklamak.
3
Kartezyen düalizmin (zihin-madde ayrımının) ontolojik ve bilimsel sonuçlarını değerlendiriniz.
Zihnin maddeden ayrılması (düalizm), maddeyi (res extensa) niteliksel ve teolojik amaçlardan temizleyerek onu mekanik yasalarla öngörülebilir kılmıştır. Bu durum üçüncü öncülün doğru olduğunu gösterir.
Düalizmin doğa bilimlerine sağladığı kuramsal bağımsızlığı tespit etmek.
4
Elde edilen sonuçları birleştirerek doğru seçeneği belirleyiniz.
Birinci ve üçüncü öncüllerin doğru, ikinci öncülün ise yanlış olduğu saptanarak doğru cevaba ulaşılır.
Akıl yürütme adımlarını nihai sonuca bağlamak.

Anahtar Kavram

Kartezyen düalizmin ve cogito ilkesinin skolastik düşünceden kopuşu sağlaması ve modern bilimin mekanik doğa tasarımına zemin hazırlaması.
Soru 5129Soru

Bir hastanede başhekim olarak görev yapan Dr. Melih Bey, yoğun idari sorumluluklarına rağmen aktif hekimlik yapmaya, ameliyatlara girmeye ve tıp literatürünü yakından takip etmeye devam etmektedir. Mesleki bilgisi ve ameliyatlardaki başarısı, başhekimlik görevindeki kararlarını kolaylaştırmakta ve onun hastane yönetimindeki başarısını artırmaktadır. Ancak bu yoğun mesleki yaşamı nedeniyle ailesine yeterince zaman ayıramamakta, çocuklarının okul etkinliklerine katılamamaktadır. Son olarak, hastanede nöbetçi yönetici olduğu bir akşam, çocuğunun evde aniden rahatsızlandığı haberini almış ancak hastanedeki acil bir ameliyat vakasını bırakıp gidemeyerek hastanedeki görevini sürdürmüştür.

Buna göre Melih Bey'in toplumsal konum ve rolleriyle ilgili olarak aşağıdakilerden hangisi sosyolojik açıdan doğrudur?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Melih Bey'in mesleki uzmanlığının idari görevini kolaylaştırması rol pekişmesine, ailevi ve mesleki sorumluluklarının çelişmesi rol çatışmasına örnektir; kritik anda hastanede kalmayı seçmesi ise hekimliğin onun anahtar statüsü haline geldiğini gösterir.

Cevap

Melih Bey'in mesleki uzmanlığının idari görevini kolaylaştırması rol pekişmesine, ailevi ve mesleki sorumluluklarının çelişmesi rol çatışmasına örnektir; kritik anda hastanede kalmayı seçmesi ise hekimliğin onun anahtar statüsü haline geldiğini gösterir.
Doğru olan seçenekte parçadaki tüm sosyolojik olgular eksiksiz ve doğru kavramsallaştırılmıştır. Melih Bey'in aktif cerrahlık/hekimlik yapmasının başhekimlik kararlarını kolaylaştırması 'rol pekişmesi'dir; acil ameliyat vakası ile hasta çocuğunun yanına gitme beklentisi arasında kalması 'rol çatışması'dır; bu çatışma anında mesleki görevini seçmesi ise 'hekimlik/başhekimlik' statüsünün onun 'anahtar statüsü' olduğunu gösterir.

Adım Adım Çözüm

1
Parçada geçen meslek ve idari sorumluluk ilişkisini analiz etmek.
Melih Bey'in tıp literatürünü takip etmesi ve cerrahlık yapmasının başhekimlik kararlarını kolaylaştırması tespit edilir. Bir rolün diğerini kolaylaştırması sosyolojide 'rol pekişmesi' olarak tanımlanır.
Toplumsal roller arasındaki olumlu etkileşimi belirlemek.
2
Melih Bey'in ailesi ve mesleği arasında yaşadığı ikilemi analiz etmek.
Melih Bey'in nöbetçi olduğu akşam hastadaki acil ameliyat görevi ile hasta olan çocuğunun yanına gitme sorumluluğu arasında kalması tespit edilir. Farklı statülerin gerektirdiği rollerin çelişmesi sosyolojide 'rol çatışması' olarak adlandırılır.
Toplumsal roller arasındaki uyumsuzluğu ve beklenti çelişkilerini belirlemek.
3
Melih Bey'in kriz anında yaptığı seçimi değerlendirmek.
Melih Bey'in hastanede kalmayı tercih etmesi, onun sahip olduğu çok sayıdaki statü içinden 'hekimlik' statüsünü ön plana çıkardığını gösterir. Bireyin kimliğini belirleyen baskın statü 'anahtar statü' olarak tanımlanır.
Bireyin kimliğini ve davranışlarını en çok yönlendiren baskın statüyü (anahtar statü) tespit etmek.
4
Seçenekleri bu sosyolojik tespitler doğrultusunda karşılaştırmak.
Rol pekişmesi, rol çatışmesi ve anahtar statü kavramlarını doğru ve eksiksiz şekilde eşleştiren seçeneğin doğru cevap olduğu belirlenir.
Yanlış seçenekleri elerken doğru seçeneğe ulaşmak.

Anahtar Kavram

Toplumsal İlişki, Statü, Rol, Anahtar Statü, Rol Çatışması, Rol Pekişmesi ve Toplumsal Saygınlık arasındaki farklar ve ilişkiler.
Tahmini Süre:3m 0s
Soru 5130Soru

Aşağıda bilgi felsefesinin (epistemoloji) temel akımları ve bu akımların bilgi edinme sürecine yönelik kuramsal iddiaları verilmiştir. Sol sütunda yer alan felsefi akımları, sağ sütundaki uygun açıklamalarla eşleştiriniz.

Soldaki öğeye tıklayın, sonra eşleşen sağdaki öğeye tıklayın

Öğeler

Rasyonalizm
Empirizm
Kritizizm
Septisizm

Eşleşmeler

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap

Rasyonalizm akımı zihnin içsel ilkelerine ve tümdengelime dayanan açıklamayla; Empirizm zihnin doğuştan boş olduğunu ve bilginin dış dünyadaki izlenimlerden geldiğini savunan açıklamayla; Kritizizm deneyi ve a priori zihinsel kalıpları birleştiren açıklamayla; Septisizm ise bilgi aktlarının kesinlik taşımadığını söyleyip yargıyı askıya alan açıklamayla eşleşir.
Doğru eşleştirmede; Rasyonalizm zihnin içsel ilkelerine ve tümdengelime vurgu yapan dördüncü tanım ile; Empirizm zihni boş bir alıcı kabul edip deneyime dayanan ikinci tanım ile; Kritizizm deney ile a priori zihinsel kategorilerin sentezini savunan üçüncü tanım ile; Septisizm ise bilginin kesinliğini reddedip yargıdan kaçınmayı salık veren birinci tanım ile eşleşmektedir.

Adım Adım Çözüm

1
Sol sütundaki akımların temel epistemolojik savlarını belirleme.
Rasyonalizm akla; Empirizm duyu deneyimine; Kritizizm akıl ile deneyin sentezine; Septisizm ise şüpheye ve yargıdan kaçınmaya dayanır.
Her felsefi akımın bilgi konusundaki temel iddiasını kavramak, doğru eşleştirmenin ilk adımıdır.
2
Sağ sütundaki tanımlarda yer alan anahtar kavramları analiz etme.
İlk tanımda 'yargıyı askıya alma' (Septisizm), ikinci tanımda 'doğuştan gelen fikirleri reddetme ve dış dünyadan gelen izlenimler' (Empirizm), üçüncü tanımda 'a priori kurucu kalıplar ve duyusal veri sentezi' (Kritizizm), dördüncü tanımda ise 'tümdengelimsel inşa ve zihnin içsel ilkeleri' (Rasyonalizm) tespit edilmiştir.
Tanımlardaki teknik terminoloji, ilgili felsefi akımın ayırt edici niteliklerini ele verir.
3
Akımları uygun açıklamalarla eşleştirme.
Rasyonalizm dördüncü açıklama ile, Empirizm ikinci açıklama ile, Kritizizm üçüncü açıklama ile, Septisizm ise birinci açıklama ile eşleşir.
Kavramlar ve iddialar arasındaki mantıksal uyum, epistemolojinin temel kuramları çerçevesinde doğrulanır.

Anahtar Kavram

Bilgi felsefesinde (epistemoloji) bilginin kaynağı ve sınırlarına yönelik temel akımların ve argümanların ayırt edilmesi.
Soru 5131Soru

Yunus Emre'ye ait bir dörtlük şu şekildedir:

*Fena sırrına ermeyen âşık olamaz,*
*Beka mülküne konmayan diri kılınmaz.*
*Hakikat denizine dalıp gark olmayan,*
*Aşkın pazarında satılıp değer bulmaz.*

Bu dörtlükte geçen kavramlar, tasavvufi seyr-i süluk süreci ve tasavvufun kuramsal gelişimi düşünüldüğünde aşağıdakilerden hangisi söylenemez?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Seyr-i süluk sürecinde 'fena' ve 'beka' durumları, kulun kendi çabası olmaksızın kalbine aniden gelen ve geçici olan 'hal' niteliğindeki manevi durumlar olup, kulun iradi riyazetleriyle elde ettiği kalıcı 'makam' sınıfına dahil edilemez.

Cevap

Seyr-i süluk sürecinde fena ve beka durumlarının geçici birer 'hal' olduğunu ve kalıcı 'makam' sınıfına dahil edilemeyeceğini savunan yargı söylenemez.
Doğru cevap, fena ve beka durumlarının geçici birer 'hal' olduğunu iddia eden ifadedir. Çünkü tasavvufta 'hal' (ahval), kulun kendi çabası olmaksızın kalbine aniden gelen ve hızla kaybolan geçici manevi esintileri ifade ederken; 'makam', dervişin kendi iradesi, riyazeti ve mücahedesiyle kazandığı kalıcı manevi duraklardır. Fena (fenafillah) ve beka (bekabillah), seyr-i süluk sürecinin en üst aşamalarında ulaşılan kalıcı manevi makamlar olup geçici birer hal olarak nitelendirilemez.

Adım Adım Çözüm

1
Yunus Emre'nin dörtlüğündeki 'fena' ve 'beka' kavramlarının tasavvuf terminolojisindeki anlamları ve seyr-i süluk sürecindeki yerleri analiz edilir.
Fena (fenafillah) kulun iradesini ilahi iradede yok etmesi, beka (bekabillah) ise bu yok oluştan sonra ilahi ahlakla var olmasıdır.
Kavramların doğru tanımlanması hatalı yorumların önüne geçer.
2
Tasavvuf düşüncesinde 'hal' ve 'makam' arasındaki fark değerlendirilir.
'Hal' kulun iradesi dışında kalbe gelen geçici manevi durumları ifade ederken; 'makam' kulun kendi çabası ve riyazetiyle elde ettiği kalıcı durakları temsil eder.
Seyr-i süluktaki manevi aşamaların niteliğini doğru sınıflandırmak gerekir.
3
Fena ve beka kavramlarının hal veya makam sınıflarından hangisine ait olduğu belirlenir.
Fena ve beka, dervişin uzun soluklu riyazet ve mücahede süreci sonunda ulaştığı en üst düzey kalıcı manevi mertebeler (makamlar) olup geçici birer 'hal' değildir.
Seçeneklerdeki iddiaların doğruluğunu test etmek için kavramsal aidiyet netleştirilir.
4
Tarihsel süreçte zühd dönemindeki pratiklerin kurumsallaşma döneminde teorik kavramlarla sistemleştirildiği gerçeğiyle seçenekler karşılaştırılır.
Fena ve beka durumlarının geçici birer hal olduğunu savunan seçeneğin yanlış olduğu, diğer seçeneklerin ise doğru akademik bilgileri içerdiği tespit edilir.
YKS_AYT formatına uygun olarak söylenemez olan yanlış seçeneğe ulaşılır.

Anahtar Kavram

Tasavvufta hal ve makam arasındaki farklar ile fena ve beka kavramlarının seyr-i süluk sürecindeki kalıcı niteliği.
Tahmini Süre:2m 30s
Soru 5132Soru

Bir toplumda sanayileşme hız kazanmış, teknolojik altyapı güçlenmiş ve millî gelir düzeyinde belirgin bir artış kaydedilmiştir. Ancak bu ekonomik büyümeye karşın, toplumda gelir adaletsizliği derinleşmiş, hukuk sistemine olan güven sarsılmış ve demokratik katılım kanalları zayıflamıştır. Zamanla bireyler arasındaki ortak toplumsal bağlar gevşemiş, kuralsızlık (anomi) ve suç oranlarında ciddi bir artış gözlenmiştir.

Bu parçada betimlenen durum, sosyolojik açıdan aşağıdaki değerlendirmelerden hangisini destekler?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Niceliksel bir artış olan toplumsal büyüme, niteliksel iyileşmeleri içeren toplumsal gelişmeyi doğrudan sağlamaz; aksine kurumlar arası dengesizlik toplumsal çözülmeye yol açabilir.

Cevap

Niceliksel bir artış olan toplumsal büyümenin, niteliksel iyileşmeleri içeren toplumsal gelişmeyi doğrudan sağlamayacağı ve bu durumun toplumsal çözülmeye yol açabileceği yönündeki değerlendirme doğrudur.
Doğru olan seçenekteki yargı parçayı tam olarak özetlemektedir. Sanayileşme ve millî gelir artışı gibi niceliksel ilerlemeler (toplumsal büyüme) yaşanmasına rağmen, adalet, güven ve demokratik katılım gibi niteliksel süreçler (toplumsal gelişme) zedelendiğinde toplumsal bağlar zayıflamakta ve kuralsızlık (toplumsal çözülme) ortaya çıkmaktadır. Bu durum, ekonomik büyümenin tek başına toplumsal gelişmeyi ve dolayısıyla toplumsal bütünleşmeyi koruyamayacağını gösterir.

Adım Adım Çözüm

1
Parçadaki ekonomik ve sosyal değişimlerin niteliğini analiz etme
Sanayileşme ve millî gelir artışı niceliksel olup toplumsal büyümeye; gelir adaletsizliği, adalet ve demokratik zayıflık ise niteliksel olan toplumsal gelişme eksikliğine işaret eder.
Toplumsal büyüme (niceliksel) ile toplumsal gelişme (niteliksel) kavramları arasındaki ayrımı ortaya koymak gerekir.
2
Parçada belirtilen olumsuz sosyal sonuçları değerlendirme
Ortak bağların gevşemesi, anomi ve suç oranındaki artış gibi durumların toplumsal çözülmeyi (disintegration) gösterdiği saptanır.
Toplumsal normların ve kurumların işlevini yitirmesinin sosyolojik karşılığını belirlemek gerekir.
3
Büyüme, gelişme ve çözülme kavramları arasındaki nedensel ilişkiyi sentezleme
Niteliksel gelişme ile desteklenmeyen niceliksel büyümenin kurumsal dengesizlik yaratarak toplumsal çözülmeye yol açtığı sonucuna ulaşılır.
Seçenekler arasından parçada verilen durumla birebir örtüşen kuramsal tespiti seçmek amaçlanır.

Anahtar Kavram

Toplumsal Büyüme, Gelişme ve Çözülme İlişkisi
Soru 5133Soru

Küresel ve bölgesel örgütlerin kuruluş amaçları, üye sayıları ve etki alanları coğrafi sınırlarla yakından ilişkilidir. Ülkelerin bu örgütlerdeki üyelik statüsü ve kuruluş süreçlerindeki rolleri ise jeopolitik konumları ve dış politika önceliklerine göre şekillenir.

Buna g��re, uluslararası örgütler ve Türkiye'nin bu örgütlerdeki konumu ile ilgili aşağıdaki ifadelerden hangisi doğrudur?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Ekonomik İşbirliği ve Kalkınma Örgütü (OECD) ile İslam İşbirliği Teşkilatı (İİT) küresel ölçekli örgütler olup Türkiye her iki örgütün de kurucu üyeleri arasında yer alır.

Cevap

Ekonomik İşbirliği ve Kalkınma Örgütü (OECD) ile İslam İşbirliği Teşkilatı (İİT) küresel ölçekli örgütler olup Türkiye her iki örgütün de kurucu üyeleri arasında yer alır.
Ekonomik İşbirliği ve Kalkınma Örgütü (OECD) ile İslam İşbirliği Teşkilatı (İİT) küresel ölçekli örgütlerdir. Türkiye, 1961 yılında kurulan OECD'nin ve 1969 yılında kurulan İİT'nin (eski adıyla İslam Konferansı Örgütü) kurucu üyeleri arasında yer almaktadır. Bu nedenle bu ifade tamamen doğrudur.

Adım Adım Çözüm

1
Seçeneklerdeki örgütlerin küresel ve bölgesel ölçek sınıflandırmasını yapınız.
OECD, İİT, NATO, D-8 ve OPEC küresel ölçekli; KEİ ve AB ise bölgesel ölçekli örgütlerdir.
Örgütün ölçeği, üye ülkelerin coğrafi dağılışına ve etki alanının sınırlarına göre belirlenir.
2
Türkiye'nin bu örgütlerdeki kuruculuk ve üyelik statülerini belirleyiniz.
Türkiye; OECD, İİT, KEİ ve D-8'in kurucu üyesidir. NATO'ya 1952 yılında sonradan üye olmuştur. AB ve OPEC'e ise üye değildir.
Türkiye'nin jeopolitik konumuna ve tarihsel üyelik sürecine bağlı olarak statüsü değişmektedir.
3
Elde edilen verileri seçeneklerle karşılaştırarak doğru yargıyı tespit ediniz.
OECD ve İİT küresel ölçeklidir ve Türkiye her ikisinde de kurucu üyedir ifadesinin doğru olduğu görülür.
Çeldiricilerdeki ölçek ve üyelik hatalarını eleyerek doğru bilgiye ulaşmak hedeflenmiştir.

Anahtar Kavram

Küresel ve bölgesel örgütlerin ölçek ayrımı ile Türkiye'nin üyelik statüsü ilişkisi
Soru 5134Soru

Akdeniz havzasında yer alan bir ülkenin kıyı şeridinde; hem göçmen kuşların göç rotası üzerinde bulunan bir lagün ekosistemini barındıran hem de nesli tehlike altındaki endemik bitki türlerine ev sahipliği yapan bir sahada, yüksek karbon ve kükürt salınımına yol açacak kömür yakıtlı yeni bir termik santral kurulması planlanmaktadır.

Bu projenin çevresel etki değerlendirmesi (ÇED) raporu hazırlanırken;

I. Bern Sözleşmesi
II. Ramsar Sözleşmesi
III. Barselona Sözleşmesi
IV. Montreal Protokolü

uluslararası çevre sözleşmelerinden hangilerinin getirdiği yükümlülükler ve koruma esasları doğrudan dikkate alınmak zorundadır?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: I, II ve III

Cevap

Bern Sözleşmesi, Ramsar Sözleşmesi ve Barselona Sözleşmesi öncüllerini birlikte içeren seçenek doğrudur.
Doğru seçenek, Bern Sözleşmesi (yaban hayatı ve doğal yaşam ortamlarının korunması), Ramsar Sözleşmesi (sulak alanların korunması) ve Barselona Sözleşmesi (Akdeniz'in kirliliğe karşı korunması) öncüllerini birlikte barındıran seçenektir. Çünkü kurulması planlanan termik santral Akdeniz kıyısındaki bir lagünde yer alacak olup, endemik türler ile göçmen kuşların yaşam alanlarına zarar verme potansiyeline sahiptir. Montreal Protokolü ise sadece ozon tabakasını seyrelten kimyasalları kapsadığından bu projeyle doğrudan ilişkilendirilemez.

Adım Adım Çözüm

1
Projede belirtilen coğrafi konum ve ekolojik parametreleri analiz etmek.
Projenin Akdeniz havzasında bir kıyı şeridinde yer aldığı, lagün (sulak alan), göçmen kuşlar ve endemik bitki türlerini barındıran hassas bir ekosistemde kurulacağı belirlenir.
Hassas ekosistem özelliklerinin hangi uluslararası koruma statülerine girdiğini tespit etmek amacıyla bu analiz yapılır.
2
Bern Sözleşmesi'nin bu projedeki bağlayıcılığını değerlendirmek.
Bern Sözleşmesi, Avrupa'nın yaban hayatını ve yaşama ortamlarını korumayı taahhüt eder. Proje sahasındaki endemik bitki türleri ve göçmen kuşların yaşam alanları bu sözleşme kapsamında doğrudan koruma altındadır.
Yaban hayatı ve doğal yaşam ortamlarının korunması yükümlülüğünün sınırlarını belirlemek için Bern Sözleşmesi dikkate alınır.
3
Ramsar Sözleşmesi'nin bu projedeki bağlayıcılığını değerlendirmek.
Ramsar Sözleşmesi, özellikle su kuşlarının yaşama ortamı olan sulak alanların korunmasını amaçlar. Projedeki lagün ekosistemi doğrudan bu sözleşmenin koruma sınırları içerisine girer.
Sulak alanların tahrip edilmesini önleme taahhüdünün projeye etkisini incelemek için Ramsar Sözleşmesi esas alınır.
4
Barselona Sözleşmesi'nin bu projedeki bağlayıcılığını değerlendirmek.
Barselona Sözleşmesi, Akdeniz'in kirliliğe karşı korunması ve kıyı alanlarının yönetimi ile ilgilidir. Akdeniz kıyısında yapılacak bir termik santral yatırımı bu sözleşmenin getirdiği denizel ve kıyısal koruma standartlarına uymak zorundadır.
Deniz çevresi üzerindeki olası olumsuz etkilerin yasal sınırlarını çizmek için Barselona Sözleşmesi analize dahil edilir.
5
Montreal Protokolü'nün bu projedeki durumunu incelemek.
Montreal Protokolü, ozon tabakasını incelten kloroflorokarbon (CFC) gibi gazların azaltılmasını hedefler. Termik santrallerin salacağı karbondioksit (CO2) veya kükürtdioksit (SO2) gazları bu protokolün doğrudan kapsamına girmez.
Montreal Protokolü'nün bu proje için doğrudan bir hukuki veya ekolojik bağlayıcılığı bulunmadığını saptayıp elenmesini sağlamak.

Anahtar Kavram

Uluslararası Çevre Sözleşmelerinin Kapsam ve Amaçları

Alternatif Yöntem

Alternatif olarak, Montreal Protokolü'nün sadece ozon tabakasını incelten gazların (CFC, halonlar vb.) azaltılmasıyla ilgili spesifik bir anlaşma olduğu bilgisi kullanılarak eleme yapılabilir. Termik santrallerin sera gazı salınımı veya yerel ekosistem tahribatı Montreal Protokolü'nün kapsamı dışında kaldığından, dördüncü öncül içeren tüm seçenekler elendiğinde doğrudan doğru yanıta ulaşılır.
Tahmini Süre:2m 30s
Soru 5135Soru

Çekirdeğindeki nükleer yakıtı tükenen dev bir yıldız, dış katmanlarını uzaya fırlattıktan sonra geri kalan kütlesiyle kendi kütle çekiminin etkisi alt��nda içe doğru çökmeye başlar ve bir nötron yıldızına dönüşür. Bu çökme sürecinde yıldızın kütle kaybı olmadığı varsayılmaktadır.

Buna göre, yıldızın büzülerek yarıçapının küçüldüğü bu çökme süreci boyunca yıldızın dönme eksenine göre;

I. Eylemsizlik momenti azalır.
II. Açısal momentumunun büyüklüğü değişmez.
III. Kendi ekseni etrafındaki dönme periyodu azalır.

yargılarından hangileri doğrudur?
(Yıldıza dışarıdan etki eden herhangi bir tork bulunmamaktadır.)

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: I, II ve III

Cevap

Eylemsizlik momentinin azalması, açısal momentumun korunması ve dönme periyodunun azalması ifadelerinin tamamı doğrudur.
Çökme sürecinde yıldıza etki eden net dış tork sıfır olduğundan açısal momentum korunur. Yıldızın büzülerek yarıçapının küçülmesi, kütlesinin dönme eksenine yaklaşmasına neden olur ve eylemsizlik momentini azaltır. Açısal momentumun korunması için eylemsizlik momenti azalırken açısal hız artmalıdır. Açısal hızın artması ise kendi ekseni etrafındaki dönme periyodunun azalması anlamına gelir. Bu nedenle verilen üç yargı da doğrudur.

Adım Adım Çözüm

1
Eylemsizlik momentindeki değişimi belirlemek
Yıldızın yarıçapı (RR) küçüldüğü ve kütlesi (MM) sabit kaldığı için eylemsizlik momenti (IMR2I \propto M R^2) azalır.
Eylemsizlik momenti, kütlenin dönme eksenine olan uzaklığının karesiyle doğru orantılıdır.
2
Açısal momentumun korunup korunmadığını incelemek
Net dış tork sıfır (Tdıs\c=0T_{dış} = 0) olduğundan yıldızın açısal momentumu (LL) korunur ve büyüklüğü değişmez.
Bir sisteme etki eden net dış tork sıfır ise, sistemin açısal momentumu korunur.
3
Dönme periyodundaki değişimi hesaplamak
L=IωL = I \cdot \omega ilişkisine göre LL sabitken II azaldığı için açısal hız (ω\omega) artar. ω=2πT\omega = \frac{2\pi}{T} olduğundan periyot (TT) azalır.
Açısal momentumun korunumu gereği eylemsizlik momentinin azalması açısal hızı artırır, bu da bir tam dönüş süresini (periyodu) kısaltır.

Anahtar Kavram

Dış torkun sıfır olduğu durumlarda sistemin açısal momentumu korunur; eylemsizlik momentindeki değişim açısal hızı ve periyodu ters orantılı olarak etkiler.
Tahmini Süre:2m 0s
Soru 5136Soru

Gautama Buddha’nın öğretileri, Upanişadlar döneminin mistik Hint düşüncesine karşı radikal bir başkaldırı niteliğindedir. Buddha, acıdan kurtuluşun yollarını ararken geleneksel Hinduizmin kurtuluş (mokşa) anlayışını, toplumsal düzeni belirleyen kast sistemini ve bireysel varoluşun merkezinde yer alan ebedi benlik (atman) düşüncesini yeniden yorumlamış ya da tamamen reddetmiştir. Bu bağlamda Budizm, kendine has bir ahlak felsefesi ve kurtuluş yolu (nirvana) inşa etmiştir.

Buna göre, Budizm ile Hinduizm arasındaki doktrinel farklara ilişkin aşağıdaki değerlendirmelerden hangisi doğrudur?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Budizm, samsara çarkından kurtulup nirvanaya ulaşmayı hedeflerken, Hinduizmdeki ebedi ve değişmez ruh (atman) inancı yerine, kalıcı bir benliğin olmadığını savunan ruhsuzluk (anatta) doktrinini esas almıştır.

Cevap

Budizm, samsara çarkından kurtulup nirvanaya ulaşmayı hedeflerken, Hinduizmdeki ebedi ve değişmez ruh (atman) inancı yerine, kalıcı bir benliğin olmadığını savunan ruhsuzluk (anatta) doktrinini esas almıştır.
Budizm, Hinduizm'in aksine ebedi, sabit ve bağımsız bir ruhun (atman) varlığını kabul etmez. Bunun yerine, evrendeki her şeyin geçici olduğunu savunan 'anicca' ve kalıcı bir benliğin olmadığını öne süren 'anatta' doktrinlerini öğretir. Nihai kurtuluş olarak da Brahman ile bütünleşmek (mokşa) yerine, tüm arzu ve acıların sönümlendiği nirvana durumunu hedefler. Dolayısıyla bu iki din arasındaki temel doktrinel farkı en doğru yansıtan ifade budur.

Adım Adım Çözüm

1
Paragraftaki bilgileri analiz ederek Budizm ve Hinduizm'in temel ayrım noktalarını tespit etmek.
İki inanç sisteminin kast sistemi, ebedi ruh (atman) ve kurtuluş (mokşa/nirvana) konularında ayrıştığı belirlenir.
Soruda istenen doğru doktrinel değerlendirmeyi yapabilmek için her iki dinin temel kabullerini karşılaştırmak gerekir.
2
Budizm'in ruh anlayışını (anatta) ve Hinduizm'in ruh anlayışını (atman) incelemek.
Budizm'in ebedi ve değişmez bir benlik/ruh inancını reddettiği, bunun yerine her şeyin geçiciliği ve değişkenliği fikrini temel aldığı anlaşılır.
İki din arasındaki en temel teolojik ayrılık olan ruh kavramının anlaşılması seçeneği doğrulamak için kritiktir.
3
Budizm'in kast sistemi ve kutsal metinlere yönelik eleştirilerini değerlendirmek.
Budizm'in kast hiyerarşisini ve Vedaların otoritesini toptan reddettiği sonucuna ulaşılır.
Brahman sınıfının ayrıcalıklarını ve kurban törenlerini reddeden Budist öğretinin çeldiricilerdeki yanlış iddiaları elemesini sağlamak.
4
Seçeneklerdeki ifadelerin kavramsal doğruluğunu kontrol ederek doğru seçeneği belirlemek.
Budizm'in kalıcı benliği reddeden anatta öğretisini vurgulayan seçeneğin doğru olduğu görülür.
Kavramların doğru eşleştiği ve Budizm doktrinine tam uyum sağlayan tek yargı budur.

Anahtar Kavram

Budizm ve Hinduizm'in Doktrinel Karşılaştırması
Tahmini Süre:2m 30s
Soru 5137Soru

Aşağıda verilen günlük yaşam senaryolarını, bu senaryolarda ön plana çıkan bellek türleri veya işleyiş süreçleriyle eşleştiriniz.

Soldaki öğeye tıklayın, sonra eşleşen sağdaki öğeye tıklayın

Öğeler

Elif'in, bilgisayar ekranındaki bir hata kodunun gözünün önünde yalnızca saliseler boyunca belirdikten sonra kaybolmasına rağmen, kodun son hanelerini zihninde kalan anlık görsel iz sayesinde okuyabilmesi.
Ayhan'ın, yeni taşındığı evin adresini aklında tutmaya çalışırken, adresi oluşturan mahalle ve sokak isimlerini kendi geçmiş yaşantısındaki önemli tarih ve isimlerle ilişkilendirerek zihnine kaydetmesi.
Selin'in, yıllar sonra ilk kez eline aldığı kemanı çalarken, yay tutuş açısını ve parmak basış noktalarını bilinçli bir çaba harcamadan, motor becerileriyle hatasız uygulayabilmesi.
Kaan'ın, girdiği bir felsefe yarışmasında sorulan 'epistemoloji' kavramının sözlük tanımını ve felsefe tarihindeki yerini, bu bilgiyi ne zaman ve nerede öğrendiğini hatırlamadan doğrudan açıklayabilmesi.

Eşleşmeler

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap

Elif'in hata kodunu okuyabilmesi Duyusal Bellek (İkonik Bellek) ile; Ayhan'ın adresi geçmiş yaşantısıyla ilişkilendirmesi Kodlama Süreci ile; Selin'in keman çalması İşlemsel Bellek ile; Kaan'ın epistemoloji kavramını tanımlaması ise Anlamsal Bellek ile eşleşir.
Verilen eşleşmelerde; Elif'in durumu saliseler süren görsel iz tutumu olduğundan duyusal bellek (ikonik), Ayhan'ın durumu bilgiyi ilişkilendirerek zihne kaydetmesi olduğundan anlamlandırıcı kodlama, Selin'in keman çalma eylemi motor beceriye dayandığından işlemsel bellek, Kaan'ın epistemoloji kavramını tanımlaması ise olgusal ve genel bilgi içerdiğinden anlamsal bellek ile doğrudan eşleşir.

Adım Adım Çözüm

1
Elif'in durumunu analiz edin.
Görsel bilginin fiziksel uyarıcı kaybolduktan sonra saliseler düzeyinde korunması söz konusudur. Bu, ikonik bellek (duyusal bellek) kapsamındadır.
Duyusal bellek, çevreden gelen uyarıcıların duyusal kayıtçılarda çok kısa bir süre tutulmasını sağlar.
2
Ayhan'ın durumunu analiz edin.
Ayhan yeni adres bilgisini eski yaşantısındaki bilgilerle ilişkilendirmektedir. Bu bir kodlama stratejisidir.
Anlamlandırıcı tekrar/kodlama, bilginin uzun süreli belleğe daha kalıcı şekilde aktarılmasını sağlamak için kullanılan etkin bir işleme sürecidir.
3
Selin'in durumunu analiz edin.
Motor becerilerin (keman çalma) düşünmeden gerçekleştirilmesi durumu vardır. Bu işlemsel bellek kapsamındadır.
İşlemsel bellek, eylemlerin nasıl yapılacağına ilişkin motor ve bilişsel becerileri depolar ve genellikle bilinçsizce (otomatik olarak) geri çağrılır.
4
Kaan'ın durumunu analiz edin.
Kişisel bir zaman ve mekan yaşantısı olmaksızın kavramsal/sözlük bilgisi (epistemoloji tanımı) kullanılmaktadır. Bu anlamsal bellek kapsamındadır.
Anlamsal bellek, genel olgular, kurallar, kavramlar ve kelimelerin anlamları gibi genel dünya bilgilerini saklar.

Anahtar Kavram

Bellek türlerinin (duyusal, işlemsel, anlamsal) işlevsel özellikleri ve bilginin işlenmesi sürecindeki kodlama mekanizmaları.
Tahmini Süre:2m 0s
Soru 5138Soru

Hava direncinin ihmal edildiği bir ortamda, başlangı��ta hareketsiz duran bir helikopterin ana pervanesi üstten bakıldığında saat yönünde dönmeye başladığında, helikopterin gövdesi toplam açısal momentumun korunması amacıyla üstten bakıldığında saat yönünün tersi yönünde dönmeye başlar.

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: True

Cevap

Helikopter gövdesi, toplam açısal momentumun korunması amacıyla pervanenin dönüş yönünün tersine (saat yönünün tersi yönünde) dönmeye başlar.
İfadenin doğru olmasının nedeni, helikoptere etki eden net dış torkun sıfır olması sebebiyle toplam açısal momentumun korunmasıdır. Başlangıçta açısal momentum sıfır olduğundan, pervanenin saat yönündeki açısal momentumu ile gövdenin saat yönünün tersi yönündeki açısal momentumu birbirini sıfırlayarak korunum yasasını sağlar.

Adım Adım Çözüm

1
Helikopterin pervanesi ve gövdesinden oluşan sistemi tanımlayarak dış torkların varlığını analiz etmek.
Sisteme etki eden net dış tork sıfırdır (τs¸=0\tau_{\text{dış}} = 0).
Hava direnci ihmal edildiğinden ve sisteme dışarıdan dönme yönünde bir kuvvet etki etmediğinden net dış tork sıfırdır. Dış tork sıfır olduğunda sistemin toplam açısal momentumu korunur.
2
Sistemin başlangıçtaki toplam açısal momentumunu belirlemek.
Başlangıçta helikopter durgun olduğundan ilk açısal momentum sıfırdır (Lilk=0L_{\text{ilk}} = 0).
Korunumu uygulamak için ilk durumu ve toplam açısal momentum değerini tanımlamak gerekir.
3
Pervane dönmeye başladıktan sonraki açısal momentum korunumunu yazmak.
Lilk=Lson0=Lpervane+Lgo¨vdeL_{\text{ilk}} = L_{\text{son}} \Rightarrow 0 = L_{\text{pervane}} + L_{\text{gövde}}
Dış tork sıfır olduğu için toplam açısal momentumun son durumda da sıfır olması gerekir.
4
Açısal momentum vektörlerinin yön ilişkisinden gövdenin dönme yönünü belirlemek.
Lgo¨vde=LpervaneL_{\text{gövde}} = -L_{\text{pervane}} olduğundan gövde, pervanenin dönme yönünün tersine (saat yönünün tersi yönünde) döner.
Toplamın sıfır kalabilmesi için pervanenin açısal momentum vektörü ile gövdenin açısal momentum vektörü eşit büyüklükte ve zıt yönlü olmalıdır.

Anahtar Kavram

Dış torkun sıfır olduğu durumlarda açısal momentumun korunumu
Soru 5139Soru

Aşağıda verilen Türkiye Cumhuriyeti ekonomi politikası dönemlerini, bu dönemlerin ülkedeki mekânsal ve sektörel sonuçlarıyla doğru şekilde eşleştiriniz.

Soldaki öğeye tıklayın, sonra eşleşen sağdaki öğeye tıklayın

Öğeler

1930-1950 Dönemi (Devletçi Sanayileşme)
1950-1960 Dönemi (Tarımsal Dönüşüm ve Altyapı Hamlesi)
1960-1980 Dönemi (Planlı Kalkınma ve İthal İkameci Sanayi)
1980 Sonrası Dönem (Serbest Piyasa ve Dışa Açık Büyüme)

Eşleşmeler

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap

1930-1950 Dönemi (Devletçi Sanayileşme) -> Demir yolu odaklı iç sanayi yatırımları; 1950-1960 Dönemi (Tarımsal Dönüşüm ve Altyapı) -> Marshall Planı, tarımda makineleşme ve kara yolu önceliği; 1960-1980 Dönemi (Planlı Kalkınma ve İthal İkameci Sanayi) -> DPT, yüksek gümrük duvarları ve Marmara/Ege yığılması; 1980 Sonrası Dönem (Serbest Piyasa ve Dışa Açık Büyüme) -> İhracat odaklı üretim, Anadolu Kaplanları ve kıyı liman kentlerinin entegrasyonu.
Eşleştirmelerin tamamı dönemlerin ekonomi politikası karakteristiklerini ve bunların coğrafi yansımalarını doğru yansıtmaktadır. 1930-1950 dönemi demir yolları ve iç sanayi tesisleriyle; 1950-1960 dönemi traktörleşme, kara yolları ve göçle; 1960-1980 dönemi DPT ve Marmara/Ege merkezli korumacı sanayiyle; 1980 sonrası ise dışa açık büyüme ve ihracata dayalı yerel sanayi odaklarıyla doğru biçimde eşleşmektedir.

Adım Adım Çözüm

1
Türkiye ekonomi tarihindeki 1930-1950 devletçilik dönemi analiz edilir.
Bu dönemin en belirgin mekânsal sonucu demir yolu odaklı altyapı ile iç kesimlerde ham maddeye yakın kamu fabrikalarının kurulmasıdır.
1929 küresel krizinden sonra özel teşebbüs yetersiz kaldığı için yatırımları devlet üstlenmiştir.
2
1950-1960 dönemindeki tarımsal değişim ve altyapı yatırımları incelenir.
Tarımda traktör kullanımının yaygınlaşması, tarım alanlarının genişlemesi ve kara yolu yapımına geçilmesi bu döneme aittir.
Marshall Planı çerçevesinde alınan yardımlar tarımsal makineleşmeye ve ulaşımda kara yolu ağlarına yönlendirilmiştir.
3
1960-1980 planlı kalkınma ve ithal ikameci sanayileşme dönemi değerlendirilir.
DPT kontrolündeki beş yıllık planlar ve iç pazarı koruyan gümrük duvarları ile sanayinin Marmara ve Ege gibi nüfusun fazla olduğu tüketim merkezlerinde toplanması bu dönemin özelliğidir.
Dışa kapalı korumacı politikalar, iç pazara hitap eden montaj sanayisini nüfusun yoğun olduğu batı bölgelerine çekmiştir.
4
1980 sonrası serbest piyasa ve dışa açık büyüme dönemi incelenir.
İhracatın teşvikiyle Anadolu Kaplanları olarak bilinen Gaziantep, Denizli, Kayseri gibi yeni sanayi odaklarının oluşumu ve liman şehirlerinin önem kazanması bu dönemin sonucudur.
24 Ocak Kararları ile korumacı ithal ikameci model terk edilmiş, küresel pazarlarla bütünleşme hedeflenmiştir.

Anahtar Kavram

Türkiye Ekonomi Politikalarının Tarihsel Dönemleri ve Mekânsal Yansımaları
Tahmini Süre:3m 0s
Soru 5140Soru

Uzay boşluğunda, kütle merkezinden geçen sabit bir eksen etrafında ω\omega açısal hızıyla dönmekte olan silindirik bir uydunun gövdesine sarılı olan iki adet güneş paneli, dışarıya do��ru simetrik olarak açılmaktadır.

Panellerin açılması sürecinde uyduya dönme ekseni doğrultusunda etki eden net dış tork sıfır olduğuna göre;

I. Uydunun dönme eksenine göre açısal momentumunun büyüklüğü değişmez.
II. Uydunun açısal hızının büyüklüğü azalır.
III. Uydunun dönme kinetik enerjisi korunur.

yargılarından hangileri doğrudur?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: I ve II

Cevap

Açısal momentumun büyüklüğünün değişmediği ve açısal hızın büyüklüğünün azaldığı seçenektir.
Net dış tork sıfır olduğundan açısal momentum korunur. Panellerin açılmasıyla uydunun eylemsizlik momenti artar, bu da açısal hızının azalmasına neden olur. Dolayısıyla I ve II yargıları doğrudur.

Adım Adım Çözüm

1
Dış tork durumunu incelemek.
Sisteme etki eden net dış tork sıfırdır (τdıs\c=0\tau_{dış} = 0).
Açısal momentumun korunma şartı dış torkun sıfır olmasıdır. Net dış tork sıfır olduğundan uydunun açısal momentumu (LL) korunur.
2
Eylemsizlik momentindeki değişimi belirlemek.
Eylemsizlik momenti (II) artar.
Güneş panelleri dışarı doğru açıldığında kütle dönme ekseninden uzaklaşır, bu da eylemsizlik momentinin büyümesini sağlar.
3
Açısal hızın değişimini belirlemek.
Açısal hızın büyüklüğü (ω\omega) azalır.
Açısal momentum L=IωL = I \omega bağıntısı ile verilir. LL sabitken II arttığı için ω\omega azalmalıdır.
4
Dönme kinetik enerjisinin değişimini incelemek.
Dönme kinetik enerjisi (EkE_k) azalır.
Dönme kinetik enerjisi Ek=L22IE_k = \frac{L^2}{2I} bağıntısıyla ifade edilir. LL sabitken II değeri arttığı için dönme kinetik enerjisi azalır.

Anahtar Kavram

Dış tork etki etmeyen dönen sistemlerde açısal momentum korunur; ancak kütle dağılımının değişimi eylemsizlik momentini, açısal hızı ve dönme kinetik enerjisini değiştirir.
Tahmini Süre:2m 0s
ÖncekiSayfa 257 / 437Sonraki
Tüm alıştırma soruları — YKS AYT (Alan Yeterlilik Testi) | Examkin