Tüm alıştırma soruları

8734 soru

Soru 7881Soru

Hristiyanlıkta mezhepsel ayrışmaların kurumsallaşması ile ritüel ve sakrament teolojisinin şekillenmesi tarih boyunca aşamalı olarak gerçekleşmiştir. Buna göre, Hristiyanlık tarihindeki aşağıdaki gelişmelerin kronolojik olarak en eskiden en yeniye doğru sıralanışı nasıl olmalıdır?

Öğeleri doğru sıraya koymak için sürükleyin

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap

Doğru kronolojik sıralama; İznik Konsili'ndeki Paskalya ve amentü kararları, Katolik-Ortodoks bölünmesi, Martin Luther'in reform hareketi ve Katolik Kilisesi'nin Trent Konsili kararları şeklindedir.
Kronolojik olarak en eski gelişme M.S. 325 yılındaki İznik Konsili'dir. Ardından M.S. 1054 yılında Katolik ve Ortodoks kiliselerinin ritüel ve siyasi tartışmalarla ayrılması gelir. Üçüncü sırada 1517'de Martin Luther'in sakramentleri ve kilise otoritesini sorgulamasıyla Protestanlığın doğuşu yer alır. En son ise 1545-1563 yılları arasında Protestanlığa karşı Katolik sakrament ve ritüellerini korumak için toplanan Trent Konsili yer almaktadır.

Adım Adım Çözüm

1
İlk olarak Hristiyanlığın Roma İmparatorluğu dönemindeki erken dönem kurumsallaşma ve konsil süreçleri incelenir.
M.S. 325 yılındaki İznik Konsili'nde inanç esasları ve Paskalya bayramının tarihi gibi temel ritüel unsurlar netleştiği için bu adım ilk sıradadır.
Konsiller tarihi Hristiyanlığın ritüel ve inanç sisteminin resmîleştiği en erken dönemi oluşturur.
2
Ardından Orta Çağ'da meydana gelen büyük teolojik ve mezhepsel bölünme süreci değerlendirilir.
M.S. 1054 yılındaki Büyük Bölünme (Schism) ile Katolik ve Ortodoks kiliseleri ritüel (mayasız ekmek kullanımı vb.) ve otorite farklılıklarından ötürü ayrılmıştır. Bu gelişme ikinci sıradadır.
Orta Çağ'daki bu bölünme, Reformasyon döneminden yüzyıllar önce gerçekleşen ilk büyük mezhepsel ayrışmadır.
3
Yeni Çağ başlarında ortaya çıkan ve Katolik Kilisesi'nin sakrament yapısını kökten eleştiren hareket belirlenir.
1517 yılında Martin Luther'in başlattığı Protestan Reformu ile sakramentlerin sayısı tartışmaya açılmış ve yeni bir mezhepsel yapı doğmuştur. Bu gelişme üçüncü sıradadır.
Protestanlık, Katolik Kilisesi'nin geleneksel ritüel ve yetki tekelini sarsan Yeni Çağ'daki en büyük bölünmedir.
4
Son olarak Reform hareketine karşı Katolik Kilisesi'nin kendi ritüel ve kurumsal yapısını korumak amacıyla aldığı önlemler incelenir.
1545-1563 yılları arasında toplanan Trent Konsili ile Katolik Kilisesi kendi teolojisini ve yedi sakrament anlayışını Protestan eleştirilerine karşı dogmatikleştirmiştir. Bu gelişme son sıradadır.
Trent Konsili, Protestan Reformu'nun oluşturduğu teolojik ve kurumsal sarsıntıya cevap niteliğinde daha geç bir tarihte düzenlenmiştir.

Anahtar Kavram

Hristiyanlık mezheplerinin doğuşu, sakramentlerin tarihsel gelişimi ve ritüel farklılıklarının kurumsallaşma kronolojisi.
Tahmini Süre:2m 0s
Soru 7882Soru

Aşağıda sol sütunda verilen 13. ve 14. yüzyıl Divan edebiyatı şairleri ile sağ sütunda verilen ve bu şairlerin edebi kimliklerini ya da Türk edebiyatındaki kurucu rollerini belirleyen ifadeleri doğru şekilde eşleştiriniz.

Soldaki öğeye tıklayın, sonra eşleşen sağdaki öğeye tıklayın

Öğeler

Şeyyad Hamza
Sultan Veled
Gülşehrî
Ahmedî

Eşleşmeler

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap

Şeyyad Hamza - Anadolu sahasında kaleme alınan ilk Türkçe Yusuf u Züleyha mesnevisinin yazarı olması; Sultan Veled - Mevlevilik düşüncesini sistemleştirip İbtidânâme ve Rebâbnâme gibi mesnevilerle geniş kitlelere yayması; Gülşehrî - Feridüddin Attar'ın kuşların tasavvufi yolculuğunu anlatan alegorik eserini Türkçeye kazandırması; Ahmedî - Anadolu sahasında kaleme alınmış ilk kapsamlı İskendername mesnevisiyle tarih, coğrafya ve felsefe konularını işlemesi.
Şeyyad Hamza Anadolu sahasındaki ilk Yusuf u Züleyha mesnevisini yazmıştır. Sultan Veled, Mevlevilik tarikatını teşkilatlandırmış ve İbtidânâme ile Rebâbnâme eserlerini kaleme almıştır. Gülşehrî, Feridüddin Attar'ın Mantıku't-Tayr eserini Türkçe tercüme ve telif yoluyla yeniden yazmıştır. Ahmedî ise Büyük İskender'in hayatını anlatan ilk Türkçe İskendername mesnevisini kaleme almıştır. Bu eşleştirmeler sanatçıların edebi şahsiyetleri ve Türk edebiyatındaki kurucu rolleri ile doğrudan örtüşmektedir.

Adım Adım Çözüm

1
Şeyyad Hamza'nın Anadolu sahası Türk edebiyatındaki öncü rolünün tespit edilmesi
Şeyyad Hamza'nın Türk edebiyatı tarihindeki en önemli katkısının Anadolu sahasında yazılmış ilk Yusuf u Züleyha mesnevisine sahip olması olduğu belirlenir. Bu bilgiyle birinci eşleştirme tamamlanır.
Şeyyad Hamza'nın din dışı ve dini-tasavvufi şiirleri bulunmakla birlikte en özgün eseri Yusuf u Züleyha mesnevisidir.
2
Sultan Veled'in Mevlevilik tarikatı çerçevesindeki edebi ve teşkilatçı rolünün incelenmesi
Sultan Veled'in Mevlevilik düşüncesini sistemleştirmek amacıyla İbtidânâme, Rebâbnâme gibi mesneviler yazdığı bilgisiyle ikinci eşleştirme yapılır.
Sultan Veled, babasının tasavvufi mirasını teşkilatlandırarak tarikat haline getiren ve Türkçe beyitleriyle Anadolu'da Türk yazı dilinin kurulmasına öncülük eden isimdir.
3
Gülşehrî'nin Mantıku't-Tayr eseriyle gerçekleştirdiği çeviri-telif başarısının analiz edilmesi
Gülşehrî'nin, Feridüddin Attar'ın kuşların simgesel yolculuğu üzerinden tasavvuf mertebelerini anlatan Mantıku't-Tayr adlı eserini Türkçeye kazandırdığı bilgisiyle üçüncü eşleştirme kurulur.
Gülşehrî, Mantıku't-Tayr adlı serbest tercümesiyle hem tasavvufi düşünceyi anlatmış hem de Türkçeyi edebi bir dil olarak savunmuştur.
4
Ahmedî'nin klasik Divan şiirindeki yeri ve İskendername mesnevisinin incelenmesi
Ahmedî'nin, Büyük İskender'in yaşamını ve felsefi tartışmaları konu edinen ilk Türkçe İskendername mesnevisinin yazarı olduğu belirlenerek son eşleştirme tamamlanır.
Ahmedî, İskendername ve Cemşid ü Hurşid gibi mesnevileriyle Anadolu sahasında klasik Divan şiiri estetiğini kuran başlıca şairlerdendir.

Anahtar Kavram

13. ve 14. yüzyıl Anadolu sahası Türk edebiyatının kurucu şairleri, edebi kimlikleri ve başlıca eserleri.
Soru 7883Soru

Fuzûlî'ye ait bir gazelden alınan aşağ��daki beyitler karışık olarak verilmiştir:

I. *Şeb-i hicran yanar canım döker kan çeşm-i giryanım*
*Uyarır halkı efganım kara bahtım uyanmaz mı*

II. *Fuzûlî rind-i şeydâdır hemîşe halka rüsvâdır*
*Sorun kim bu ne sevdâdır bu sevdâdan usanmaz mı*

III. *Beni cândan usandırdı cefâdan yâr usanmaz mı*
*Felekler yandı âhımdan murâdım şem'i yanmaz mı*

Bu beyitlerle ilgili aşağ��daki yargılardan hangisi yanlıştır?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: III. beyitte dize sonlarındaki 'usanmaz mı' ve 'yanmaz mı' sözcüklerinde yer alan '-maz mı' ekleri zengin kafiye, 'usan' ve 'yan' sözcüklerindeki '-an' sesleri ise redif örneğidir.

Cevap

III. beyitte dize sonlarındaki 'usanmaz mı' ve 'yanmaz mı' sözcüklerinde yer alan '-maz mı' eklerinin zengin kafiye, 'usan' ve 'yan' sözcüklerindeki '-an' seslerinin ise redif olduğunu iddia eden yargı yanlıştır. Doğrusu; '-maz mı' yapısının redif, '-an' seslerinin ise tam kafiye olmasıdır.
Doğru cevap, dize sonlarındaki ses benzerliklerinin yanlış tasnif edildiği ifadedir. Şiirde dize sonlarında yer alan '-maz mı' ekleri, aynı görevde kullanılan olumsuzluk eki ve soru edatı oldukları için redif oluşturur. Kelime köklerindeki 'usan' ve 'yan' sözcüklerinde ortak olan '-an' sesleri ise iki ses benzerliğine dayandığı için tam kafiyedir. Seçenekte ise bu durumun tam tersi belirtilmiş, redif ile kafiye kavramları karıştırılmıştır.

Adım Adım Çözüm

1
Beyitlerin kafiye şemasını çıkararak gazeldeki yerlerini belirleme.
III. beyit kendi içinde kafiyeli (aaaa - matla), II. beyit mahlas içeriyor ve son beyit (caca - makta), I. beyit ise ara beyittir (baba).
Gazelde beyitlerin işlevlerini ve konumlarını saptamak için uyak örgüsü ve mahlas varlığı incelenmelidir.
2
Matla beytindeki (III. beyit) dize sonu ses benzerliklerini analiz etme.
'usan-maz mı' ve 'yan-maz mı' sözcüklerinde '-maz mı' ek/edat grubu aynı görev ve anlamda kullanıldığı için rediftir. Geriye kalan 'usan' ve 'yan' kelimelerindeki '-an' sesleri ise iki ses benzerliği içeren tam kafiyedir.
Kafiye ve redif ayrımını doğru yapabilmek için eklerin görevdaş olup olmadığı kontrol edilmeli ve köklerdeki ses benzerlikleri sayılmalıdır.
3
Şiirin türünü ve ara beyitlerin özelliklerini değerlendirme.
Şiir aşk temalı lirik bir gazeldir; I. beyit dize sonları kendi arasında kafiyeli olmayan bir ara beyittir.
Seçeneklerdeki diğer edebi ve yapısal yargıların doğruluğunu teyit etmek gerekir.

Anahtar Kavram

Divan Edebiyatı Nazım Şekilleri - Beyitlerle Kurulanlar (Gazel Yapısı, Kafiye ve Redif Analizi)
Tahmini Süre:2m 0s
Soru 7884Soru

Klasik mantıkta k��yas kuralları ve terimlerin dağıtılması ilkeleri uyarınca, öncüllerin herhangi birinde tikel (dağıtılmamış) olarak yer alan büyük ya da küçük terim, sonuç önermesinde dağıtılmış (tümel) bir konumda bulunabilir.

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: False

Cevap

Verilen ifade yanlıştır.
Klasik mantıkta geçerli bir kıyas yapabilmek için öncüllerde dağıtılmamış (yani tikel olarak alınmış) olan hiçbir terim sonuç önermesinde dağıtılamaz (tümel olarak alınamaz). Soru kökündeki ifade bunun aksini iddia ettiği için yanlıştır.

Adım Adım Çözüm

1
Kıyas kurallarında terimlerin dağılımı (dağıtılmışlık) ilkesini gözden geçirin.
Öncüllerde tikel (dağıtılmamış) olan bir terimin, sonuç önermesinde tümel (dağıtılmış) olarak yer alamayacağı kuralını tespit edin.
Geçerli bir çıkarımda sonuç önermesinin öncüllerin sınırlarını aşamayacağını doğrulamak.
2
Soru kökündeki iddiayı bu kural ile karşılaştırın.
İddia, öncülde tikel olan bir terimin sonuçta tümel (dağıtılmış) olabileceğini savunmaktadır.
İfadenin kıyas kurallarıyla çelişip çelişmediğini belirlemek.
3
İfadenin doğruluk değerini saptayın.
Bu iddia temel kıyas kuralını doğrudan ihlal ettiği için doğruluk değeri yanlıştır.
Kıyasın mantıksal geçerlilik durumuna göre kesin karara varmak.

Anahtar Kavram

Kıyasta Terimlerin Dağılımı Kuralı
Soru 7885Soru

İslam düşünce tarihinde akıl ile vahiy arasındaki ilişki, itikadi ekollerin şekillenmesinde en belirleyici tartışma alanlarından biri olmuştur. Özellikle dinin tebliğinden haberdar olmayan bir kimsenin (fetret ehli), sadece aklını kullanarak Allah’ın varlığını ve birliğini bulmakla yükümlü olup olmadığı konusunda farklı görüşler ileri sürülmüştür.

Buna göre;

I. İnsan, vahiy ulaşmasa dahi aklıyla yaratıcının varlığını ve birliğini bulmakla yükümlüdür; çünkü akıl bunu kavrayacak yetide yaratılmıştır.
II. İyilik ve kötülük (hüsün ve kubuh) akılla bilinebilirse de sorumluluk ancak vahiy ve şeriatla sabit olur. Dolayısıyla dinin tebliği ulaşmayan kimse inançtan sorumlu değildir.
III. Akıl, vahiyle desteklenmeksizin de hem Allah'ın varlığını hem de iyilik ve kötülüğü idrak edebilir; insan aklıyla idrak ettiği bu sorumlulukları yerine getirmekle yükümlüdür.

görüşlerini savunan itikadi ekoller aşağıdakilerin hangisinde sırasıyla doğru olarak verilmiştir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Maturidilik - Eş'arilik - Mu'tezile

Cevap

Maturidilik - Eş'arilik - Mu'tezile
Doğru sıralama 'Maturidilik - Eş'arilik - Mu'tezile' şeklindedir. Maturidilik ekolü, vahiy ulaşmasa dahi aklın Allah'ın varlığını bulabileceğini savunurken; Eş'arilik sorumluluğun ancak vahiyle başlayacağını kabul eder. Mu'tezile ise aklın vahiysiz hem yaratıcıyı hem de iyi ve kötüyü bulup bunlardan sorumlu olacağını ileri sürer.

Adım Adım Çözüm

1
Birinci öncülde yer alan 'insanın vahiy ulaşmasa dahi aklıyla yaratıcının varlığını bulmakla yükümlü olduğu' görüşü incelenir.
Bu görüşün Maturidilik mezhebine ait olduğu belirlenir; çünkü Maturîdî kelamında akıl, yaratıcının varlığını kavramada bağımsız bir yetkinliğe sahip kabul edilir.
İtikadi mezheplerin akıl-vahiy ilişkisine dair temel kabullerini ayırt etmek.
2
İkinci öncülde yer alan 'sorumluluğun ancak vahiy ve şeriatla sabit olduğu, vahiy ulaşmayan kimsenin sorumlu olmadığı' görüşü incelenir.
Bu görüşün Eş'arilik mezhebine ait olduğu belirlenir; çünkü Eş'arî kelamında iyi ve kötü (hüsün ve kubuh) ancak vahiyle bilinebilir ve yükümlülük vahiy geldikten sonra başlar.
Eş'arilik'in fetret ehli ve teklif konusundaki temel görüşünü tespit etmek.
3
Üçüncü öncülde yer alan 'aklın vahiysiz de Allah'ın varlığı ile iyilik ve kötülüğü idrak edebileceği ve bunlardan sorumlu olunduğu' görüşü incelenir.
Bu görüşün Mu'tezile mezhebine ait olduğu belirlenir; çünkü Mu'tezile'ye göre akıl, hüsün ve kubhu vahiysiz idrak eder ve insan bunlardan sorumludur.
Mu'tezile'nin adalet prensibi ve akılcılık anlayışını analiz etmek.
4
Öncüller sırasıyla birleştirilerek doğru sıralama bulunur.
Sıralamanın Maturidilik - Eş'arilik - Mu'tezile şeklinde olduğu görülür. Ayrıca seçeneklerde yer alan Hanefilik, Şafiilik, Malikilik, Hanbelilik ve Caferilik gibi ekollerin itikadi değil, ameli/fıkhi ekoller olduğu hatırlanarak elenir.
İtikadi ve ameli ekolleri ayırt ederek doğru seçeneğe ulaşmak.

Anahtar Kavram

İtikadi ekollerin akıl-vahiy ilişkisi, fetret ehlinin sorumluluğu ve hüsün-kubuh konularındaki görüş farklılıkları
Tahmini Süre:2m 0s
Soru 7886Soru

İslam medeniyetinde her dini ilim dalı kendi metodolojisini, kurallarını ve temel kaynaklarını üretmiştir. A��ağıdaki sol sütunda verilen dini ilim kavramlarını, sağ sütundaki akademik tanımlarıyla doğru şekilde eşleştiriniz.

Soldaki öğeye tıklayın, sonra eşleşen sağdaki öğeye tıklayın

Öğeler

Dirayet Tefsiri
Cerh ve Ta'dil
Kıyas
Kitâbü't-Tevhîd

Eşleşmeler

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap

Dirayet tefsiri kavramı aklî ve dilsel yöntemlerle yapılan tefsir tanımıyla; cerh ve ta'dil kavramı hadis ravilerinin güvenilirliğini ölçen metodolojiyle; kıyas kavramı fıkıhtaki illet birliğiyle hüküm çıkarma yöntemiyle; Kitâbü't-Tevhîd kavramı ise Mâtürîdî'nin kurucu kelam eseriyle eşleşmektedir.
Dini ilimlerin metodolojileri ve eserleri kendilerine has araştırma alanlarına göre ayrışır. Dirayet tefsiri akıl ve dil esaslı tefsiri; cerh ve ta'dil hadis ravilerinin denetimini; kıyas fıkıhta yeni hükümlere ulaşma yöntemini; Kitâbü't-Tevhîd ise kelam ilminin inanç esaslarını temellendiren kurucu eserini ifade eder.

Adım Adım Çözüm

1
Tefsir ilminin akıl ve dil merkezli yorumlama yöntemini tanımlamak
Dirayet Tefsiri, naklin yanı sıra dil, edebiyat ve akıl süzgecinden yararlanan yöntemdir, bu yüzden ilk tanım ile eşleşir.
Tefsir usulündeki dirayet yönteminin sınırlarını netleştirmek amacıyla yapılır.
2
Hadislerin sıhhatini denetlemede kullanılan ravi inceleme metodunu belirlemek
Cerh ve ta'dil, ravilerin adalet (ahlak) ve zabt (hafıza) yönünden değerlendirildiği yöntemdir, bu yüzden ikinci tanım ile eşleşir.
Hadis usulündeki en temel ravi tenkit mekanizmasını tespit etmek amacıyla yapılır.
3
Fıkıh ilminde naslarda bulunmayan yeni meselelere hüküm bulma yöntemini belirlemek
Kıyas, aralarındaki ortak illet nedeniyle hükmü bilinen bir olayı hükmü bilinmeyene benzetmektir, bu yüzden üçüncü tanım ile eşleşir.
Fıkıh usulünün dört aslından (edille-i şer'iyye) biri olan kıyasın işlevini anlamak amacıyla yapılır.
4
Kelam ilminde kurucu niteliğe sahip inanç temellendirme eserini belirlemek
Kitâbü't-Tevhîd, İmam Mâtürîdî'nin akıl-nakil dengesinde İslam inançlarını savunduğu temel eseridir, bu yüzden dördüncü tanım ile eşleşir.
Kelam tarihindeki en temel kurucu metinlerden birinin aidiyetini belirlemek amacıyla yapılır.

Anahtar Kavram

İslam Medeniyetinde Dini İlimler
Soru 7887Soru

Sembolik mantıkta bir önermenin geçerliliğini çözümleyici çizelge (semantik tablo) yöntemiyle denetlemek için öncelikle önermenin değillemesi alınarak çizelgeye yazılır. Yapılan çözümleme sonucunda oluşan tüm yollar kapanırsa (×\times) değillenen önerme tutarsız, dolayısıyla orijinal önerme geçerlidir. En az bir yol açık kalırsa değillenen önerme tutarlı, dolayısıyla orijinal önerme geçersizdir.

Bir öğrenci, (pq)p(p \land q) \rightarrow p önermesinin geçerliliğini denetlemek amacıyla şu adımları izlemiştir:
1. Adım: [(pq)p]\sim [ (p \land q) \rightarrow p ] (Önermenin değillemesi alınır.)
2. Adım: pqp \land q ve p\sim p (Birinci adımdaki önerme, alt alta yazma kuralına göre açılır.)
3. Adım: pp ve qq (İkinci adımdaki pqp \land q önermesi, alt alta yazma kuralına göre açılır.)
4. Adım: Aynı yol üzerinde pp ve p\sim p önermeleri bulunduğundan yol kapat��lır (×\times).

Bu denetleme adımları ve elde edilen sonuç göz önünde bulundurulduğunda, aşağıdakilerden hangisi doğrudur?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Değillenen önermenin çözümlemesinde tüm yollar kapandığı için orijinal önerme geçerlidir.

Cevap

Değillenen önermenin çözümlemesinde tüm yollar kapandığı için orijinal önerme geçerlidir.
Değillenen önermenin çözümlemesinde tüm yollar kapandığı için orijinal önerme geçerlidir ifadesi doğrudur. Çünkü çözümleyici çizelgede bir önermenin geçerliliğini denetlemek amacıyla önermenin değillemesi alınır. Değillenen önerme çözümlendiğinde tüm yollar kapanıyorsa (yani değillenen önerme tutarsız ise), orijinal önerme geçerlidir. Öğrencinin yaptığı tüm işlemler kurallara uygundur ve ulaştığı sonuç doğrudur.

Adım Adım Çözüm

1
Geçerliliği denetlenecek olan (pq)p(p \land q) \rightarrow p önermesinin değillemesi alınır.
[(pq)p]\sim [ (p \land q) \rightarrow p ] önermesi elde edilir ve çizelgenin başına yazılır.
Çözümleyici çizelgede geçerlilik denetimi, önermenin değillemesinin tutarsız olduğunu gösterme yöntemiyle yapılır.
2
Değillenmiş koşul önermesi kuralı uygulanır: (AB)\sim(A \rightarrow B) önermesi çözümlenirken ön bileşen AA ile art bileşenin değillemesi B\sim B alt alta yaz��lır.
pqp \land q ve p\sim p önermeleri alt alta listelenir.
Değillenmiş koşul ekleminin semantik çözümleme kuralı alt alta yazmayı gerektirir.
3
Tümel evetleme önermesi kuralı uygulanır: ABA \land B önermesi çözümlenirken bileşenler alt alta yazılır.
pqp \land q önermesi çözümlenerek pp ve qq alt alta yazılır.
Tümel evetleme ekleminin semantik çözümleme kuralı alt alta yazmayı gerektirir.
4
Çizelgedeki dikey yol üzerinde çelişen önermeler olup olmadığı denetlenir.
Yol üzerinde hem pp hem de p\sim p önermeleri bir arada bulunduğundan çelişki oluşur ve yol kapatılır (×\times).
Bir dikey yol üzerinde bir önerme ile değillemesi aynı anda bulunursa o yol tutarsızdır ve kapatılır.
5
Çizelgedeki tüm yolların kapalı olması durumu yorumlanır.
Çözümlemede açık yol kalmadığı için değillenen önerme tutarsızdır. Dolayısıyla orijinal önerme geçerlidir.
Değili tutarsız olan bir önerme mantıksal olarak geçerlidir.

Anahtar Kavram

Çözümleyici Çizelge ile Geçerlilik Denetleme
Tahmini Süre:2m 0s
Soru 7888Soru

Aşağıda sol sütunda verilen âşık edebiyatı temsilcilerini, sağ sütundaki kendilerine özgü belirleyici edebî nitelik ve eser bilgileriyle doğru bir şekilde eşleştiriniz.

Soldaki öğeye tıklayın, sonra eşleşen sağdaki öğeye tıklayın

Öğeler

Köroğlu
Karacaoğlan
Bayburtlu Zihni
Âşık Şenlik

Eşleşmeler

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap

Köroğlu - 16. yüzyılda Bolu Beyi ile mücadelesiyle bilinen koçaklama şairi; Karacaoğlan - 17. yüzyılda divan etkisi taşımayan Toroslar şairi; Bayburtlu Zihni - 19. yüzyılda Sergüzeştname ve Bayburt ağıtının sahibi; Âşık Şenlik - 19. yüzyılda 93 Koçaklaması ve halk hikâyeleri tasnifçisi.
Köroğlu, Bolu Beyi ile mücadelesi ve 16. yüzyıl koçaklamalarıyla; Karacaoğlan, divan etkisinden uzak 17. yüzyıl lirik söyleyişiyle; Bayburtlu Zihni, 19. yüzyıldaki 'Sergüzeştname' adlı eseri ve aruz-hece ortak kullanımıyla; Âşık Şenlik ise 19. yüzyılda Çıldırlı olması, halk hikâyeleri tasnif etmesi ve '93 Koçaklaması' ile doğru bir biçimde eşleşmektedir.

Adım Adım Çözüm

1
Sanatçıların yaşadıkları yüzyılları ve temel temalarını belirleme
Köroğlu 16. yüzyılda epik/koçaklama tarzında; Karacaoğlan 17. yüzyılda lirik/aşk tarzında; Bayburtlu Zihni ve Âşık Şenlik ise 19. yüzyılda eser vermiştir.
Yüzyıl bilgisi ve temel üslup özellikleri, doğru eşleştirme için ilk ve en önemli ayırt edici kriterdir.
2
Eser, olay ve yöre ipuçlarını kullanarak eşleştirmeyi tamamlama
Köroğlu Bolu Beyi mücadelesiyle, Karacaoğlan Toroslar ve arı Türkçesiyle, Bayburtlu Zihni 'Sergüzeştname' eseriyle, Âşık Şenlik ise Çıldır yöresi ve '93 Koçaklaması' ile eşleşir.
Âşık edebiyatında sanatçıları ayırt etmek için meşhur şiirleri, eserleri veya efsaneleştikleri tarihî olaylar en güvenilir verilerdir.

Anahtar Kavram

Âşık Edebiyatı Sanatçılarının Yüzyılları, Edebî Özellikleri ve Eserleri
Tahmini Süre:2m 0s
Soru 7889Soru

Aşağıdaki sol sütunda verilen İslamiyet Öncesi Türk Edebiyatı Yazılı Dönemi'ne ait eser ve yazıtları, sağ sütundaki belirleyici açıklamalarıyla doğru şekilde eşleştiriniz.

Soldaki öğeye tıklayın, sonra eşleşen sağdaki öğeye tıklayın

Öğeler

Tonyukuk Yazıtı
Altun Yaruk
Sekiz Yükmek
Irk Bitig

Eşleşmeler

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap

Eşleştirme şu şekildedir: Tonyukuk Yazıtı ile Türk edebiyatının ilk anı ve tarih yazarı kabul edilen devlet adamı tarafından diktirilen eser; Altun Yaruk ile Budizm'in esaslarını aktaran 'Altın Işık' anlamındaki metin; Sekiz Yükmek ile 'Sekiz Yığın' anlamına gelen ahlaki eser; Irk Bitig ile Köktürk alfabesiyle yazılan fal kitabı eşleşmelidir.
Eserlerin edebiyat tarihindeki yerleri, kelime anlamları ve içeriksel özellikleri eşleştirildiğinde tam bir uyum sağlanmaktadır. Tonyukuk Yazıtı anı niteliğindeki ilk eserdir, Altun Yaruk Altın Işık anlamına gelir, Sekiz Yükmek Sekiz Yığın anlamına gelir ve ahlaki öğütler içerir, Irk Bitig ise Köktürk alfabeli bir fal kitabıdır.

Adım Adım Çözüm

1
Eserlerin dönem ve ait oldukları inanç çevrelerini belirlemek.
Tonyukuk Yazıtı Göktürk Dönemi'ne; Altun Yaruk, Sekiz Yükmek ve Irk Bitig ise Uygur Dönemi'ne aittir.
Yazılı dönem ürünlerinin doğru gruplandırılabilmesi için ait oldukları tarihi-kültürel bağlamın bilinmesi gerekir.
2
Eser adlarının anlamları ile içeriklerini analiz etmek.
Altun Yaruk 'Altın Işık', Sekiz Yükmek ise 'Sekiz Yığın' anlamındadır. Irk Bitig fal kitabıdır. Tonyukuk ise anı ve söylev üsluplu ilk yazıttır.
Eserlerin kelime anlamları ve tematik özellikleri en belirleyici ayırt edici nitelikleridir.
3
Elde edilen veriler doğrultusunda birebir eşleştirmeyi gerçekleştirmek.
Tonyukuk Yazıtı ve anı/söylev açıklaması; Altun Yaruk ve 'Altın Işık' açıklaması; Sekiz Yükmek ve 'Sekiz Yığın' açıklaması; Irk Bitig ve fal kitabı açıklaması eşleştirilir.
Her eser kendi tanımlayıcı bilgisiyle eksiksiz örtüşmektedir.

Anahtar Kavram

İslamiyet Öncesi Türk Edebiyatı Yazılı Dönem Eserleri ve Özellikleri
Tahmini Süre:2m 0s
Soru 7890Soru

Kur'an-ı Kerim'de ibadetlerin yalnızca dış dünyada gerçekleşen şeklî uygulamalardan ibaret olmadığı, bu ibadetlerin özünü oluşturan ahlaki ve manevi bir boyutun bulunması gerektiği vurgulanır. Örneğin kurban ibadetiyle ilgili bir ayette, 'Onların ne etleri ne de kanları Allah'a ulaşır; fakat O'na sadece sizin takvanız ulaşır.' (Hac suresi, 37. ayet) buyrulmaktadır. Diğer yandan, ibadetlerin ve salih amellerin yalnızca Allah'ın rızasını kazanmak amacıyla, gösterişten uzak bir şekilde yerine getirilmesi gerektiği de İslam'ın temel ilkelerindendir.

Bu bilgilerden hareketle ihlas ve takva kavramlarının ibadetlerle ilişkisi hakkında aşağıdakilerden hangisi söylenebilir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: İbadetlerin dini ve manevi değeri, şekilsel mükemmellikten ziyade içsel bir samimiyet ve Allah’a karşı duyulan derin sorumluluk bilincine dayanır.

Cevap

İbadetlerin dini ve manevi değeri, şekilsel mükemmellikten ziyade içsel bir samimiyet ve Allah’a karşı duyulan derin sorumluluk bilincine dayanır.
İbadetlerin dini ve manevi değerinin, şekilsel mükemmellikten ziyade içsel bir samimiyet ve Allah’a karşı duyulan derin sorumluluk bilincine dayandığını belirten yargı doğrudur. Ayetteki 'O'na sadece sizin takvanız ulaşır' ifadesi ve salih amellerin yalnızca Allah rızası için yapılması gerektiği vurgusu, ibadetin özünün manevi niyet ve takvada yattığını doğrudan gösterir.

Adım Adım Çözüm

1
Metinde verilen bilgileri ve kurban ibadetiyle ilgili ayeti analiz etmek.
Ayette ibadetin ��ekli veya maddi boyutundan (et, kan) ziyade, ibadeti yapan kişinin takvasının (Allah'a karşı sorumluluk bilincinin) ön plana çıkarıldığı görülür.
Soruda ihlas ve takva kavramlarının ibadetlerle olan ilişkisini doğru tespit edebilmek için temel verileri anlamak gerekir.
2
İhlas ve takva kavramlarının tanımlarını hatırlayarak seçenekleri değerlendirmek.
İhlas samimiyeti, takva ise Allah'a karşı sorumluluk bilincini ifade eder. Bu doğrultuda ibadetlerin özünün manevi samimiyet ve sorumluluk bilincinde yattığı sonucuna ulaşılır.
Kavramsal bilgileri ayetteki mesajla birleştirerek doğru yargıyı bulmak.

Anahtar Kavram

İhlas ve takva kavramlarının ibadetlerin özü ve kabul şartları üzerindeki manevi etkisi.
Tahmini Süre:2m 0s
Soru 7891Soru

Fuzûlî'ye ait bir gazelden alınan aşağıdaki beyitlerin, gazeldeki yer alış sırasına göre (baştan sona) doğru sıralanışı nasıl olmalıdır?

Öğeleri doğru sıraya koymak için sürükleyin

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap

Beyitlerin doğru sıralanışı Matla (ilk beyit), Ara Beyit ve Makta (son beyit) şeklinde olmalıdır. Bu doğrultuda sıralama; 'Cânı kim cânânı içün...' ile başlayan matla beyti birinci, 'Her kimin var ise...' ile başlayan ara beyit ikinci, 'Ey Fuzûlî sehl sanma...' ile başlayan makta beyti ise üçüncü sırada yer alacak biçimde düzenlenmelidir.
Matla beyti kendi arasında kafiyeli (aa) olduğu için ilk sırada yer alır. Makta beyti şairin mahlasını (Fuzûlî) içerdiği için son sırada yer alır. Diğer beyit ise ara beyit olarak bu ikisinin arasında bulunur.

Adım Adım Çözüm

1
Beyitlerin kafiye şemasını (uyak düzenini) inceleyerek kendi arasında kafiyeli (musarra) olan matla beytini belirlemek.
'Cânı kim cânânı içün sevse cânânın sever / Cânı içün kim ki cânânın sever cânın sever' beytinin dizeleri kendi arasında kafiyeli olduğu için (aa uyak düzeni) bu beyit gazelin ilk beytidir (matla).
Gazellerin ve kasidelerin ilk beyti daima kendi arasında kafiyeli olur.
2
Beyitlerin içinde şairin mahlasının (takma adının) geçip geçmediğini kontrol ederek makta beytini belirlemek.
'Ey Fuzûlî sehl sanma aşk ile cân vermeyi / Kim ki bu yolda can virür ol ebedî cânın sever' beytinde 'Fuzûlî' mahlası geçtiği için bu beyit gazelin son beytidir (makta).
Divan şiirinde şairin mahlasının yer aldığı beyit taç beyit veya makta beyti olup gazelin sonunda yer alır.
3
Belirlenen ilk ve son beyitlerin dışında kalan beyti ara beyit olarak konumlandırıp sıralamayı tamamlamak.
'Her kimin var ise cânı cânı cânânı içün / Cânı yokdur her kimin kim sevmez ol cânânı sever' beyti, matla beytinin kafiyesine bağlı olarak 'ba' şeklinde kafiyelendiği ve mahlas içermediği için bu iki beytin arasında yer alır. Sonuç olarak sıralama 'matla_beyit -> ara_beyit -> makta_beyit' şeklindedir.
Gazelin yapısal bütünlüğünü sağlamak için kendi arasında kafiyeli beyit başa, mahlaslı beyit sona, diğer beyit ise araya yerleştirilmelidir.

Anahtar Kavram

Gazel nazım şeklinin yapısal özellikleri, matla ve makta beyitlerinin kafiye düzeni ve mahlas kullanımı yardımıyla tespit edilmesi.
Soru 7892Soru

Hristiyan mezheplerinin ritüel, sembol ve kurumsal yapıları arasındaki farklılıklar tarih boyunca çeşitlenmiştir. Mezheplerin inanç esaslarına ve uygulamalarına dair yapılan çalışmalar; Katoliklik, Ortodoksluk ve Protestanlık arasında hem benzerliklerin hem de belirgin ayrışmaların olduğunu ortaya koymaktadır.

Buna göre, Hristiyan mezhepleri ve ritüelleriyle ilgili aşağıda verilen bilgilerden hangisi doğrudur?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Protestanlık mezhebi, Katolik ve Ortodoks kiliselerinin kabul ettiği yedi sakramentin büyük kısmını reddederek dini ritüelleri temelde vaftiz ve evharistiya (kutsal ekmek-şarap) olmak üzere iki uygulamayla sınırlandırır.

Cevap

Protestanlık mezhebinin sakramentlerin çoğunu reddederek ritüelleri yalnızca vaftiz ve evharistiya ile sınırlandırdığını belirten ifade doğrudur.
Protestanlık mezhebi, Katolik ve Ortodoksların benimsediği yedi sakramentin büyük kısmını kutsal metinlerde doğrudan dayanağı olmadığı gerekçesiyle reddeder. Yalnızca İncil'de Hz. İsa'nın bizzat uyguladığı kabul edilen vaftiz ve evharistiya (kutsal ekmek-şarap) ritüellerini sakrament olarak kabul eder. Dolayısıyla bu mezhebin sakramentleri vaftiz ve evharistiya ile sınırlandırdığı bilgisi doğrudur.

Adım Adım Çözüm

1
Mezheplerin sakrament sayıları ve anlayışları karşılaştırılır.
Katolik ve Ortodoksluk yedi sakramenti kabul ederken, Protestanlık mezhebi sadece vaftiz ve evharistiyayı sakrament olarak kabul eder.
Hristiyan mezheplerinin ibadetler ve ritüeller üzerindeki temel teolojik ayrışmasını tespit etmek.
2
Seçeneklerde yer alan diğer dinlere ait kavramsal unsurlar elenir.
Şabat, Ağlama Duvarı, kipa ve menora Yahudilik dinine; samsara ve karma ise Doğu dinlerine aittir.
Hristiyanlığa ait olmayan kavramsal çeldiricileri belirleyerek doğru bilgiye ulaşmak.

Anahtar Kavram

Hristiyan mezheplerinin (Katolik, Ortoks, Protestan) ritüel (sakrament) ve kurumsal özellikleri ile diğer dinlerin kavramlarından ayrışması.
Tahmini Süre:2m 0s
Soru 7893Soru

Divan şairleri şiirlerini kurgularken hem dinî-tasavvufi kaynaklardan ve mitolojiden hem de içinde yaşadıkları sosyal hayattan geniş ölçüde beslenmişlerdir. Buna göre, sol sütunda verilen Divan edebiyatı kaynak ve eğilimlerini, sağ sütundaki edebî yansımalarıyla doğru şekilde nasıl eşleştirirsiniz?

Soldaki öğeye tıklayın, sonra eşleşen sağdaki öğeye tıklayın

Öğeler

İran Mitolojisi ve Destanları
Tasavvuf Düşüncesi ve Estetiği
Kısas-ı Enbiyâ ve Dinî Metinler
Mahallîleşme Akımı ve Günlük Hayat

Eşleşmeler

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap

İran Mitolojisi ve Destanları ile Cemşîd, Keyhusrev ve Rüstem-i Zâl'in mazmunlaştırılması; Tasavvuf Düşüncesi ve Estetiği ile vahdet-i vücud felsefesi; Kısas-ı Enbiyâ ve Dinî Metinler ile peygamber kıssaları ve mucizelerin telmihlerle hatırlatılması; Mahallîleşme Akımı ve Günlük Hayat ile somut çevre betimlemeleri ve halk söyleyişlerine yer verilmesi eşleşmelidir.
Divan edebiyatının kaynakları ve akımları ile şiirlerdeki yansımaları incelendiğinde; İran mitolojisine ait kahramanlar (Cemşîd vb.) İran mitolojisiyle, vahdet-i vücud felsefesi tasavvufla, peygamber kıssaları Kısas-ı Enbiyâ ile, somut İstanbul yaşamı ve halk söyleyişleri ise Mahallîleşme akımıyla eşleşmektedir. Bu doğrultuda yapılan eşleştirme tamamen doğrudur.

Adım Adım Çözüm

1
Destansı karakterleri belirleme
Cemşîd, Keyhusrev ve Rüstem-i Zâl gibi isimlerin İran destan geleneğine (Şehnâme) ait olduğu tespit edilir. Bu durum İran Mitolojisi ve Destanları ile eşleşir.
Mitolojik ve efsanevi kaynakların şiirdeki yansımasını belirlemek için.
2
Felsefi ve dinî kavramları ilişkilendirme
Vahdet-i vücud düşüncesinin tasavvuf edebiyatı çerçevesinde geliştiği belirlenir. Bu durum Tasavvuf Düşüncesi ve Estetiği ile eşleşir.
Tasavvufi kaynakların şiir diline olan etkisini anlamak için.
3
Dinî kıssaları tespit etme
Peygamber kıssaları ve mucizelerinin anlatılması (Kısas-ı Enbiyâ) dinî metinlerin kaynağını oluşturur. Bu durum Kısas-ı Enbiyâ ve Dinî Metinler ile eşleşir.
Kutsal metinlerin telmih sanatıyla olan ilişkisini kurmak için.
4
Yerel söyleyiş ve günlük yaşam unsurlarını analiz etme
İstanbul'un mesire yerleri, somut betimlemeler ve halk söyleyişleri mahallîleşme (yerlileşme) akımının sonucudur. Bu durum Mahallîleşme Akımı ve Günlük Hayat ile eşleşir.
Şiirdeki gerçekçi ve yerli eğilimleri kaynaklarıyla ilişkilendirmek için.

Anahtar Kavram

Divan edebiyatının dinî, tasavvufi, mitolojik ve sosyal kaynaklarının şiir geleneğindeki iz düşümleri.
Tahmini Süre:2m 0s
Soru 7894Soru

Bir önermenin mantıksal yapısını belirleyen temel ölçüt, dil bilgisi yapısından ziyade bildirdiği yargı sayısıdır. Dil bilgisindeki bağlaçların varlığı her zaman o önermenin bileşik (eklemli) olduğunu göstermez; çünkü bazı bağlaçlar yargıları değil, özneleri bağıntısal bir ilişki içinde birbirine bağlar ve tek bir yargı oluşturur.

Buna göre, aşağıdaki önermelerden hangisi bağlaç içermesine rağmen mantıksal yapısı bakımından 'basit önerme'ye örnek oluşturur?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: İzmir ile Manisa komşu şehirlerdir.

Cevap

İzmir ile Manisa komşu şehirlerdir.
Doğru yanıt olan önerme, İzmir ve Manisa kentleri arasındaki 'komşuluk' ilişkisini ifade eder. Bu ifade 'İzmir komşudur' ve 'Manisa komşudur' biçiminde iki ayrı yargıya bölünemez; tek bir ilişkiyi/yargıyı bildirdiğinden basit önermedir.

Adım Adım Çözüm

1
Önermelerin bildirdiği yargı sayısını ve bileşenlerine ayrılabilme durumunu analiz etmek.
Seçeneklerde yer alan önermelerin yapısal özellikleri incelenmiştir.
Bir önermenin basit mi yoksa bileşik mi olduğunu anlamak için kaç yargı bildirdiğini saptamak gerekir.
2
İzmir ile Manisa komşu şehirlerdir önermesini bağımsız bileşenlerine ayırmayı denemek.
İzmir komşudur ve Manisa komşudur şeklinde iki ayrı anlamlı yargı elde edilemez, çünkü komşuluk ilişkisi iki özneyi zorunlu olarak birbirine bağlar.
Mantıkta bağıntı bildiren bu tür önermeler, dil bilgisinde bağlaç içerse dahi tek bir yargı bildirdikleri için basit önerme kabul edilir.

Anahtar Kavram

Basit ve Bileşik Önerme Ayrımı ile Bağıntılı Önermelerin Basit Yapısı
Soru 7895Soru

İslam düşünce tarihinde inanç esaslarını akli temellere oturtma veya siyasi liderlik meselelerini çözme amacıyla ortaya çıkan ekoller, kendilerine özgü teolojik prensipler geliştirmişlerdir. Bu çerçevede savunulan bazı temel görüşler ile bu görüşleri sistemleştiren mezheplerin doğru eşleştirmesini yapınız.

Soldaki öğeye tıklayın, sonra eşleşen sağdaki öğeye tıklayın

Öğeler

Akıl, iyi ve kötüyü (hüsün ve kubuh) kendi başına bulamaz; bir şeyin iyi veya kötü olması ancak Allah'ın emir ve yasağıyla (vahiy) belirlenir.
Büyük günah işleyen kimse dinden çıkmıştır; bu kişi tövbe etmeden ölürse ahirette ebedi olarak cehennemde kalacaktır.
İmamet/liderlik meselesi inanç esaslarının (usulü'd-din) ayrılmaz bir parçasıdır ve devlet ba��kanı Hz. Peygamber'in nassı (vasiyeti) ile belirlenmiştir.
Allah'ın adalet (adl) sıfatı gereği, kul kendi fiillerinin yaratıcısıdır; aksi takdirde insanın cezalandırılması zulüm olurdu.

Eşleşmeler

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap

Eş'arilik mezhebi hüsün ve kubhun akılla bilinemeyeceği görüşüyle, Haricilik büyük günah işleyenin dinden çıkacağı iddiasıyla, Şia imametin nass ile belirlendiği inancıyla, Mu'tezile ise insanın kendi fiillerini yaratması ve adalet ilkesiyle eşleşmektedir.
Doğru eşleştirmede; hüsün ve kubhun akılla bilinemeyeceği ilkesi Eş'arilik ile, büyük günah sahibinin tekfir edilmesi Haricilik ile, imametin nassla belirlendiği iddiası Şia ile ve insan fiillerinin kul tarafından yaratıldığı görüşü Mu'tezile ile örtüşmektedir.

Adım Adım Çözüm

1
Birinci öncüldeki hüsün ve kubuh (iyi ve kötü) kavramlarının tespiti ve hangi mezhebin bu konudaki görüşü olduğunu belirleme.
İyi ve kötünün akılla değil, yalnızca vahiy yoluyla bilineceğini savunan ekol Eş'ariliktir. Dolayısıyla ilk ifade Eş'arilik ile eşleşir.
Maturidilik ve Mu'tezile'nin aksine Eş'ari kelamında aklın hüsün-kubuh tespiti yapamayacağı esası kabul edilir.
2
İkinci öncüldeki büyük günah işleyenin durumuna dair katı görüşü analiz etme.
Büyük günah işleyeni doğrudan tekfir eden ve ebedi cehennemlik sayan ekol Hariciliktir. Dolayısıyla ikinci ifade Haricilik ile eşleşir.
Hariciler, ameli imandan bir cüz sayarak günah işleyenleri din dışı ilan etmişlerdir.
3
Üçüncü öncüldeki liderlik/imamet anlayışını değerlendirme.
İmameti inanç esası sayıp nass ile tayin edildiğini savunan ekol Şia'dır. Dolayısıyla üçüncü ifade Şia ile eşleşir.
Siyasi liderliği itikadi bir rükün haline getiren yegane ana akım mezhep Şia'dır.
4
Dördüncü öncüldeki kulun fiillerinin yaratılması ve adalet ilkesi arasındaki bağı inceleme.
İnsanın kendi fiillerini kendisinin yarattığını ve Allah'ın adaleti gereği bu fiillerden sorumlu olduğunu savunan ekol Mu'tezile'dir. Dolayısıyla dördüncü ifade Mu'tezile ile eşleşir.
Mu'tezile'nin beş esasından biri olan 'adalet', insan iradesinin bağımsızlığı ve fiilin yaratılması esasına dayanır.

Anahtar Kavram

İslam Düşüncesinde İtikadi ve Siyasi Yorumların Temel Görüşleri
Tahmini Süre:2m 0s
Soru 7896Soru

İslam dininde, dinen yükümlü sayılan kimselerin (mükellef) yapması, kaçınması veya serbest bırakılması yönüyle dinî bir hükme bağlanan eylemlerine 'ef’al-i mükellefin' denir. Bu eylemler, hitabın bağlayıcılık derecesi ve mükellefin iradesine göre farklı başlıklar altında sınıflandırılır.

Buna göre, ef'al-i mükellefin kavramları ve bunlara dair yapılan aşağıdaki açıklamalardan hangisi yanlıştır?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Farz-ı kifaye; her mükellefin bizzat kendisinin yerine getirmesi gereken, beş vakit namaz kılmak veya Ramazan orucu tutmak gibi bireysel ibadetlerdir.

Cevap

Farz-ı kifayenin, her mükellefin bizzat yapması gereken bireysel ibadetler olarak tanımlanması yanlıştır; bu durum farz-ı aynın tanımıdır.
Farz-ı kifaye, Müslümanların genelinden istenen ancak bazı Müslümanların yerine getirmesiyle diğerlerinin üzerindeki dini borcun düştüğü yükümlülüklerdir (örneğin cenaze namazı kılmak, selam almak). Her mükellefin bizzat yerine getirmesi zorunlu olan ve başkalarının yapmasıyla üzerinden düşmeyen ibadetler ise farz-ı ayn olarak adlandırılır. Bu nedenle farz-ı kifaye eylemini her mükellefin bizzat yapması gereken ibadetler şeklinde tanımlayan açıklama yanlıştır.

Adım Adım Çözüm

1
Seçeneklerde yer alan ef'al-i mükellefe dair kavramlar ve tanımları karşılaştırılarak doğrulukları incelenir.
Mübah, müfsid, vacip ve mekruh tanımlarının fıkhi olarak doğru eşleştirildiği belirlenir.
Hatalı tanımı tespit edebilmek için doğru seçeneklerin elenmesi gerekir.
2
Bireysel olarak yapılması gereken ibadetlerin hangi farz türüne girdiğini belirlemek için farz-ı ayn ve farz-ı kifaye ayrımı analiz edilir.
Beş vakit namaz ve oruç gibi her bireyin bizzat yapması gereken ibadetlerin farz-ı ayn olduğu; farz-ı kifayenin ise cenaze namazı gibi toplumsal yükümlülükleri ifade ettiği tespit edilerek son açıklamanın yanlış olduğu sonucuna ulaşılır.
Mükellefin bireysel sorumluluğu ile toplumsal sorumluluğu arasındaki kavramsal ayrımı doğru şekilde tespit etmek amaçlanmıştır.

Anahtar Kavram

Ef'al-i Mükellefin Kavramları ve Özellikleri
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 7897Soru

Hz. Muhammed'in (s.a.v.) sünneti ve örnekliği ile ilgili sol sütundaki durum ve davranış örneklerini, sağ sütundaki ilgili oldukları kavramlarla eşleştiriniz.

Soldaki öğeye tıklayın, sonra eşleşen sağdaki öğeye tıklayın

Öğeler

Amr b. el-Âs’ın savaş esnasında soğuk bir gecede teyemmümle namaz kıldırmasını Hz. Peygamber’in duyunca tebessüm ederek onaylaması
Hz. Peygamber’in 'Beni namazı nasıl kılarken gördüyseniz siz de öyle kılın.' diyerek ibadetin şeklini bizzat uygulayarak öğretmesi
Hz. Peygamber’in 'Hiçbiriniz kendisi için istediğini kardeşi için de istemedikçe hakkıyla iman etmiş olmaz.' buyurması
Hz. Peygamber’in ahlakı ve yaşantısıyla Müslümanlar için takip edilmesi gereken en güzel, en ideal rehber ve örnek şahsiyet olması

Eşleşmeler

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap

Amr b. el-Âs’ın teyemmümle namaz kıldırmasının onaylanması Takrirî Sünnet ile; Hz. Peygamber’in namazı bizzat uygulamalı olarak göstermesi Fiilî Sünnet ile; 'Hiçbiriniz kendisi için istediğini...' hadisi Kavlî Sünnet ile; Hz. Peygamber’in Müslümanlar için en ideal örnek olması ise Üsve-i Hasene kavramı ile eşleşmektedir.
Hz. Peygamber'in sahabenin gerçekleştirdiği ve onayladığı davranışlar takrirî sünnet; bizzat sergilediği davranışlar fiilî sünnet; sözlü açıklamaları kavlî sünnet; Müslümanlar için en güzel ahlakî örnekliği oluşturması ise üsve-i hasene kavramıyla eşleşmektedir. Bu doğrultuda yapılan eşleştirmeler tamamen doğrudur.

Adım Adım Çözüm

1
Amr b. el-Âs’ın yaptığı bir uygulamayı Hz. Peygamber’in tebessümle karşılaması durumunu değerlendirme
Sahabenin yaptığı bir eylemin Hz. Peygamber tarafından sessiz kalınarak veya tebessüm edilerek onaylanması takrirî sünnete girer. Bu nedenle bu durum Takrirî Sünnet ile eşleşir.
Takrirî sünnetin tanımı gereği sahabe uygulamalarının onaylanmasını tespit etmek gerekir.
2
Hz. Peygamber’in namazı bizzat kılarak sahabeye öğretmesi durumunu değerlendirme
Hz. Peygamber’in ibadetleri veya günlük davranışları bizzat uygulayarak göstermesi fiilî sünnet kapsamındadır. Bu nedenle bu durum Fiilî Sünnet ile eşleşir.
Eyleme dökülmüş, uygulamalı örneklerin fiilî sünnet kapsamında olduğunu belirlemek gerekir.
3
Hz. Peygamber’in müminlerin ahlakı ve imanı hakkında söylediği sözü değerlendirme
Hz. Peygamber’in müminlere yol göstermek amacıyla söylediği sözler, tavsiyeler ve uyarılar kavlî sünnete dahildir. Bu nedenle bu hadis Kavlî Sünnet ile eşleşir.
Sözlü açıklamaların kavlî sünnet olduğunu ayırt etmek gerekir.
4
Hz. Peygamber’in Müslümanlar için en güzel örnek ve rehber olması durumunu değerlendirme
Kur'an-ı Kerim'de de belirtilen, Hz. Peygamber'in inanç, ahlak ve davranış alanında Müslümanlar için en ideal örnek olması durumu üsve-i hasene kavramı ile adlandırılır. Bu nedenle bu açıklama Üsve-i Hasene ile eşleşir.
Üsve-i hasene kavramının terim anlamını eşleştirmek gerekir.

Anahtar Kavram

Hz. Muhammed'in sünnet çeşitleri (kavlî, fiilî, takrirî) ve üsve-i hasene kavramı
Soru 7898Soru

İslam düşüncesinde kulun yaratıcısıyla olan ilişkisinin başlangıcı ve bu ilişkinin ulaştığı en üst ahlaki olgunluk derecesi belirli kavramlarla ifade edilir. Kulun, öncelikle Allah'ın gösterdiği doğru yolu benimseyerek batıldan uzaklaşması, ardından da bu yoldaki tüm eylemlerini O'nun kendisini her an izlediği bilinciyle, büyük bir titizlik ve samimiyet içinde en güzel şekilde yerine getirmesi beklenir.

Bu parçada belirtilen kulun doğru yolu benimseyip batıldan uzaklaşması ve eylemlerini Allah'ın kendisini izlediği bilinciyle en güzel şekilde yapması durumları sırasıyla aşağıdaki kavramlardan hangileriyle ifade edilir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Hidayet - İhsan

Cevap

Hidayet - İhsan seçeneği doğru cevaptır. İlk kavram doğru yolu bulmayı (hidayet), ikinci kavram ise Allah'ın huzurundaymış gibi davranmayı (ihsan) ifade eder.
Doğru yola yönelme ve batıldan uzaklaşma durumu hidayet kavramıyla; ibadetleri ve davranışları Allah'ın huzurundaymış gibi en güzel şekilde yapma bilinci ise ihsan kavramıyla ifade edilir. Parçada sırasıyla bu iki duruma değinilmiştir.

Adım Adım Çözüm

1
Parçadaki ilk durumu analiz etme.
Kulun Allah'ın gösterdiği doğru yolu benimsemesi ve batıldan uzaklaşması durumu tespit edilir. Bu durum İslam'da 'hidayet' olarak adlandırılır.
Hidayet, kelime anlamı olarak doğru yolu göstermek ve doğru yola ulaştırmak demektir; ıstılahta ise insanın ilahi rehberlikle doğru yolu bulmasıdır.
2
Parçadaki ikinci durumu analiz etme.
Kulun tüm eylemlerini Allah'ın kendisini her an izlediği bilinciyle ve en güzel şekilde yapması durumu tespit edilir. Bu durum 'ihsan' kavramıyla açıklanır.
İhsan, Cibril hadisinde de belirtildiği üzere, 'Allah'ı görüyormuş gibi ibadet etmek' ve işleri en güzel, en kaliteli şekilde yapmaktır.
3
Elde edilen kavramları sıraya koyarak doğru seçeneğe ulaşma.
Sırasıyla hidayet ve ihsan kavramlarının yer aldığı seçeneğin doğru cevap olduğu belirlenir.
Parçadaki anlatım sırasına göre hidayet ilk sırada, ihsan ise ikinci sırada yer almalıdır.

Anahtar Kavram

Hidayet ve İhsan Kavramları
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 7899Soru

Bir kütüphanenin nadir eserler bölümünde araştırma yapan bir filolog, 14. yüzyıla ait bir mesnevinin yazma nüshasını incelerken eserin mukaddime (önsöz) kısmında şu ifadelere rastlar:

'Kendi dilini bilmeyen veya küçümseyenlere inat, bu eseri kendi öz dilimizle kaleme aldık. Ta ki Türk diliyle de hakikatlerin, ince manaların ve tasavvuf yolunun sırlarının anlatılabileceği açıkça görülsün.'

İncelemeyi derinleştiren filolog; eserin ahlaki, tasavvufi ve didaktik nitelikte olduğunu, 'on bab (bölüm)' üzerine kurulduğunu ve her babın kendi içinde on alt başlığa ayrıldığını tespit eder.

Buna göre, filoloğun üzerinde çalıştığı bu yazma eser ve bu eserin müellifi aşağıdakilerden hangisinde doğru eşleştirilmiştir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Aşık Paşa - Garibnâme

Cevap

Aşık Paşa - Garibnâme
Aşık Paşa tarafından 14. yüzyılda kaleme alınan Garibnâme, ahlaki ve tasavvufi bir mesnevidir. Eser 'on bab' üzerine kurulmuştur ve her bab da kendi içinde on kısımdan oluşur. Müellif, eserin mukaddimesinde ve içinde Türkçenin edebi bir dil olarak değerini savunmuş, halkın tasavvufi bilgileri kendi diliyle öğrenmesi gerektiğini açıkça ifade etmiştir.

Adım Adım Çözüm

1
Metindeki ipuçlarını analiz etme
Eserin 14. yüzyıla ait olduğu, Türkçe yazıldığı, Türkçeyi savunduğu ve 'on bab' (bölüm) üzerine kurulduğu belirlenir.
Eserin ve yazarın kimliğini tespit etmek için ayırt edici özellikleri ortaya koymak gerekir.
2
Belirlenen özellikleri 13, 14 ve 15. yüzyıl şairlerinin eserleriyle karşılaştırma
On babdan oluşan ve Türkçe yazılmayı bilinçli bir dava edinen eserin Aşık Paşa'nın Garibnâme'si olduğu tespit edilir.
Doğru şair-eser eşleşmesini bulmak için seçeneklerdeki diğer eserlerin yapısal ve içeriksel özelliklerini elemek gerekir.

Anahtar Kavram

13. ve 14. Yüzyıl Divan Edebiyatı Şairleri ve Eserleri
Tahmini Süre:2m 0s
Soru 7900Soru

Hristiyanlık tarihi boyunca inancın aktarılmasında, cemaatin birliğinde ve teolojik öğretilerin somutlaştırılmasında çeşitli sakramentler ile semboller önemli bir rol oynamıştır. Aşağıdaki tabloda Hristiyanlık inancına ait bazı sembol ve sakramentler solda, bunlara dair teolojik açıklamalar ise sağda karışık olarak verilmiştir.

Buna göre, soldaki kavramları sağdaki doğru açıklamalarıyla eşleştiriniz.

Soldaki öğeye tıklayın, sonra eşleşen sağdaki öğeye tıklayın

Öğeler

Evharistiya
Vaftiz
Ichthys (Balık)
Güvercin

Eşleşmeler

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap

Evharistiya kavramının son akşam yemeğini anma ayiniyle, vaftiz kavramının suyla gerçekleştirilen arınma sakramentiyle, Ichthys sembolünün Grekçe baş harflerden oluşan parola ile ve güvercin sembolünün Kutsal Ruh ile eşleştirilmesi gerekir.
Evharistiya ritüeli cemaatle ekmek ve şarap paylaşımını ifade eder; vaftiz ise suyla arınma ve kiliseye giriş sakramentidir. Ichthys (balık) ilk Hristiyanların gizli parolası olup Grekçe baş harfleri 'İsa Mesih Tanrı'nın Oğlu Kurtarıcı' ifadesini oluşturur. Güvercin ise Kutsal Ruh'u ve barışı simgeler. Bu tanımlar birbiriyle tam olarak eşleşmektedir.

Adım Adım Çözüm

1
Evharistiya kavramının teolojik arka planını belirlemek
Evharistiya'nın Hz. İsa'nın son akşam yemeğindeki ekmek-şarap paylaşımını simgeleyen cemaat ayini olduğu tespit edilir.
Sakramentlerin temel uygulama ve anlamlarını ayırt etmek.
2
Vaftiz sakramentinin işlevini belirlemek
Vaftizin su kullanılarak asli günahtan arınma ve kiliseye kabul ritüeli olduğu belirlenir.
Hristiyanlığa giriş ritüelinin temel ögesini bulmak.
3
Ichthys sembolünün tarihsel ve dilsel kökenini incelemek
Grekçe baş harflerin 'İsa Mesih, Tanrı'nın Oğlu, Kurtarıcı' anlamına geldiği ve ilk dönem gizli Hristiyanlık simgesi olduğu tespit edilir.
İlk dönem sembollerinin anlam dünyasını çözümlemek.
4
Güvercin sembolünün teolojik anlamını belirlemek
Güvercinin Kutsal Ruh'u, barışı ve saflığı simgelediği belirlenir.
İncil anlatılarındaki Kutsal Ruh sembolizmini doğrulamak.

Anahtar Kavram

Hristiyanlıkta ritüel ve sembollerin teolojik anlamları
Tahmini Süre:1m 30s
ÖncekiSayfa 395 / 437Sonraki
Tüm alıştırma soruları — YKS AYT (Alan Yeterlilik Testi) | Examkin